All language subtitles for The.Walking.Dead.Dead.City.S03E05.720p.WEB.H264-JFF

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian Download
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German Download
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew Download
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish Download
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese Download
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Ölü Şehir'de daha önce...

Son üç haftada nüfusumuz ikiye katlandı. Yeni gelenler kaynaklara ortak olmaya devam derse...

- Marisol? - Eşim.

Anne babasını bulmaya gitti. Bir daha gelmedi.

Zemin sağlam değil. Herkes sokaktan çıksın.

- Kiler! - Gıdaları kurtarmamız gerek. Yürüyün!

- Hızlıca alabildiğiniz kadar alın! - Tamam. - Sonra da binaya geri dönün.

Bakın! Gıdada kota sadece birkaç ay sürer, tamam mı?

Ay mı? Ay?

Açtığınız tarım arazileri filizlenmeye başladı.

Ve Mason Dillard'ın rehberliğinde...

sokağın karşısında kendi kendine işleyen devasa bir besin zinciri oluşturuyoruz.

Evet, hindi popülasyonun artması zaman ala...

- Bizi buraya getirmeden önce başlamalıydınız ona. - Evet! - Aynen!

Belki de, belki de. Ama şu an durum bu, tamam mı?

Ayrıca bakın, Maggie'yle ben güvercin ve fare kapanı yapmanıza yardım edebiliriz.

Biz o ışığı fare yemek için takip etmedik!

Bir dakika, bir dakika. Yani haftada dört teneke konserve, bir paket makarna...

ve yakalayabildiğimiz kadar kemirgen, öyle mi?

Sen ne alıyorsun, ha?

Ben mutfağımı boşalttım, her şeyi bağışladım. Dağıtılan gıdalardan da almayacağım.

Millet! Hey! Dinleyin.

Kimsenin bunda suçu yok! Kimse böyle olsun istemedi!

Ve eminim ki hepimiz bu kadarını bile bulamadığımız haftalar geçirmişizdir.

Kimse açlıktan ölmeyecek! Söz veriyorum.

Sadece birlik olmamız gerek, tamam mı? Yapabiliriz bunu.

Siktir lan! Biz gıda istiyoruz!

Işığa bak, lütfen.

Bak, gözümle gördüm.

Barbunya konservesini ikizlerin arasına saklayarak çaldı.

Sonra da beni suçlamaya kalktı.

İkizler. Komikti ya.

Ne kayıplar verdiklerini bilmiyoruz. Daha fazlasını kaybetmekten korkuyorlar sadece.

Hepimiz o durumdayız şu anda.

Aynı acıyı bir daha yaşamamaya çalışıyoruz.

Haftaya gıda dağıtımından önce güvenliği dört katına çıkarırız.

O zamana kadar birbirlerini öldürmezlerse tabii.

Haklıydın.

Beni bu insanları buraya getirmeye ikna ettin çünkü biliyordun ki, nasıl birine dönüşmüş olsalar da...

her şeyin yeterince olduğunu, artık korkmaya gerek olmadığını bildiklerinde iyi insan olurlar. Oldular da.

- Ama şimdi yine korku içindeler. - Farkındayım.

Bu işi bir an önce çözmezsek her şey altüst olacak.

- Daha fazla gıda bulmalıyız onlara. - Gıdamız yok artık.

Hasata kadar yetecek şekilde yok.

Bir şey yapmalıyız.

Ne olursa.

Bir fikrim var.

Daha fazla gıda veremiyorsak, en azından o konuyu düşünmemelerini sağlayabiliriz.

Gece gündüz sürekli elektrik verebiliriz.

Ama onun için tankları dolu tutmamız gerek.

Solmari'yle konuştum.

Metro tünellerine kafesler kurup turnikeler yerleştirir. Böylece aylaklar girer ama çıkamaz.

Kafesleri doldurmak zaman alacak yalnız.

O zamana kadar kapalı bir alanda bolca aylak bulmamız lazım.

Onları yakalayıp tankları doldururuz.

İnsanları yatıştırmak için işe yarayabilir.

Anlıyorum. Anlıyorum ama biraz manipülatif.

Bilmiyorum, huzuru sağlayacaksa bence iyi liderlik budur.

Yüzlerce aylak vardır burada. Nasıl yapacağız ki?

Ee yardım alacağız.

Bilmiyorum. Aşırı tehlikeli geldi bana. İnsan kaybetmeye değer mi?

Bak, doğru insanları getirirsek kimseyi kaybetmeyiz.

Hastir! Oha!

Buna dikkat etmemiz gerekecek.

YÜRÜYEN ÖLÜLER: ÖLÜ ŞEHİR "Hükmedenler"

Tamam, anladım ben sizi.

Kral Arthur'un bir zamanlar dediği gibi...

halkını kontrol etmek istiyorsan vereceksin ekmeği, vereceksin eğlenceyi.

Hepimiz biliyoruz ki ekmek verme konusunda sıkıntı yaşıyorsunuz. Vereceksiniz eğlenceyi tabi.

Çünkü insanlar video oynatıcıları ve vibratörleri çalışsın ister. Boş mideyi unutturur bunlar.

Kusura bakmayın ama vibratörler pille çalışır biliyordum ben. Öyle değil mi?

Yanlışın var, Dillard. Bazıları acayip enerji çeker.

Kademeleri nasıl? Bakire kız, ev hanımı ve porno yıldızı matkap gücü mü?

- Yok artık? Ciddi misiniz? - N'olur ya! Konuyu dağıtmasanız?

Bu arada geberiklerden almaya geldiyseniz Yarakello'dan uzak durursan sevinirim.

O şey için gelmedik.

Aradığınız şey cesetse bana bir isim listesi verin yeter.

Hayır, teşekkürler. Aylakları bulduk ama onları toplamak için yardım lazım.

Kendinizi kurtarmak için elimize mi düştünüz?

Çünkü adamım Dillard, gayet centilmence...

size hindiler için başlangıç paketi ayarladı zaten.

- Yani isteğiniz az buz şey değil. - Gulu gulu!

İstersen ödül olarak Maggie sana balıklı fırın makarna yapar.

Aslında balıklı fırın makarnası meşhurmuş diye duydum.

Tamam, seçiyor muyuz ekibi?

- Peki, kaç kişi lazım toplam? - 12, en az.

Güçlü olmalılar ama birbirini kollayacak kadar da çevik.

Ne biliyorsunuz yapacaklarını?

- Aidiyet duygusuyla diyebilmek isterdim ama iki kat erzak desek? - İki kat erzak.

Bakın, Dillard ve benim gibiler için aksiyon keyif vericidir. Bu grup insanlar içinse sadece başlangıç.

Pay verebilirsiniz onlara. Orada ne bulursak ilk onların olur.

İlk bulanın hakkı derler. Poseydon'a Dönüş filmindeki gibi. Evet, ondaki gibi.

Ayrıca onlara saygı göstermelisiniz. Yoksa size itibar etmezler.

Merak etme sen onu.

Ve bize Kelsey lazım.

- Aynen, Kelsey Bea. - Evet, Kelsey. Yeni Babil'in eskilerinden.

Cellat Kelsey derlermiş ona. Çünkü idamlarda gönüllü olurmuş.

Anlaşılan urgandan bıçağa sorunsuz geçiş yapmış. Ekleyin onu.

Tamam. Rahip Anthony peki?

Hayır, Anthony manyağın teki.

Ama bana tanrıyla çok güçlü bağım var dedi. İşimize yarayabilir.

- Amin. - Bennie.

- Yangıncı Bennie, adamım. - New York itfaiyesindenmiş.

İşinin ehli, şehri biliyor.

Yakın koruma söz konusu olursa biçilmiş kaftan, Maggie.

Mesing kesin olsun. Başının çaresine bakmayı bilen biri.

Aşçı mı?

Şef, sağ olasın.

Satırların efendisi.

"Ayı" peki?

Üç bacaklı Radomir.

Yapmayın ya, adamın umursadığı iki şey var. Bir kendisi bir de...

Adam sanatçı, millet. Kaba etin Fellini'si.

- Pornonun Picasso'su. - İnce işin Monet'si.

Radomir bir dursun şimdi, lütfen. Ben Fabian'a soracağım.

İsterim, gerçekten. Sadece şey...

Sadece fazla riskli geldi.

Bana bir şey olursa eşim ve çocuklar ne olacak?

- Yani... - Evet, anlıyorum.

Dur, dur!

Dünkü konuşmanı dinledim. Hep beraber olalım diyordun. Yardım etmek isterim.

Hepiniz gidiyorsunuz, cephanelikte seve seve çift mesai yaparım.

Tamam.

- Olur, sağ ol. - Tamam.

- Solmari, yapmak zorunda değilsin bunu. - Tasarlayan benim. Yapacağım.

Tamam, peki. İnatçı karı!

Maggie, bu grupla çatışmaya gitmek istediğine emin misin?

Biliyorum bu insanlardan bazıları o ışığı yaktığımızda gelmesinden çekindiğin insanlar.

Ama bu iş için tam da ihtiyacımız olan kişiler.

Peki...

Tamam millet, dinleyin! Yapacak çok işimiz var!

Bu öyle basit bir aylak idaresi değil, tamam mı?

Yanlış tek bir hareket yapan ısırılır.

Çok fena birikmişler burada ve çıkmak için kuduruyorlar.

O yüzden direkt kapıları açmak söz konusu değil.

Burada sen devreye giriyorsun.

Oyalama çok önemli.

Onları kapıdan uzaklaştırıp aynı anda 5-6 tanesini idare edecek kadar yer açacağız.

Hep birden dışarı fırlamalarına izin vermeden.

Daha yavaş olacak ama emin olun böylesi daha güvenli.

Güm!

Ve ıslık gibi bir ses duyarsanız hemen saklanacak yer bulun.

Anlaşıldı mı?

Teşekkürler, Maggie Hanım.

Millet, Maggie Hanım'a kocaman bir alkış.

Görüyorsunuz, buna plan denir. İyi bir plan ve iyi planlar önemlidir.

Söylemiş olayım. Feci derecede iyi planların sıçıp batırdığı tarafta olmuşluğum var.

Ama iyi plandan daha önemli bir şey var.

Taşak.

Bazılarınız aksini düşünse de herkeste taşak vardır.

Tabii ben aletinizin altındaki torbadan bahsetmiyorum.

Hayır, yüreğinizdeki taşaktan bahsediyorum.

Cesaretten bahsediyorum.

Bir boku halletmenizi sağlayan cesaretten.

Cesaretiniz bir boku halledemeyecek kadar boktansa...

o bok aynı bok olarak kalır.

O yüzden otu boku bırakın...

dualarınızı edin, çocuklar.

Ve tepedeki büyük patronla aranız yoksa dualarınızı bana edin.

Çünkü tanrıyla benim aramda bir ortak nokta var.

Korkaklardan nefret ederiz!

Bu ilk kamikaze görevin değil galiba.

- Hayır, kesinlikle. - Benim de.

Yine de düşündürüyor beni.

Renata etkileyici biri, değil mi?

Zamanında çok delifişekle çalıştım ama o işleri gerçekten çok sıkı tutuyor.

- Öyle. - Evet.

Beni soruyor mu hiç sana?

Hayır.

Olsun.

Oraya.

Sıra sizde.

Hastir.

Çok mecbur kalmadıkça hiçbirini öldürmeyin.

Rezervler için mümkün olduğunca yürüyebilen toplamamız gerek.

Bennie, iyice gerdir.

Tamam, başlayalım.

- Rampa kimde? - Bekleme yapmak yasaktır!

Geçir başına. Yürü!

Haydi, devam! Devam!

Buyurun beyefendi.

Çocuk oyuncağı.

Hayır, hayır, hayır!

Eyvah! Eyvah, Solmari! Düşecek!

- Tuttum, Solmari! Tuttum! - Düşecek!

Bennie, kaldır! Kaldır! Çok gevşek!

- Koridor açmamız lazım. - Kayıyorum!

Eyvah, düşecek!

Bariyerleri açın! Kurtulamaz!

- Bariyerleri açın! - Açmayın!

- Açarsanız hepimiz ölürüz. - Ölüme terk edecek onu!

Devam et, Solmari! Tutuyorum!

Yaparsın!

Evet! İşte bu! Devam et!

Kurtulacak.

HASTANE GİRİŞİ

Ne diyormuş benim kızım?

- Kendisi yuvarlanıyor mu artık? - Evet, sürekli dönüyor.

Sırtüstü kendini ittiriyor.

Kollarını bacaklarını sallıyor, ben çevirene kadar. Sonra bir daha başlıyor.

- Güzel. - Minnoş tavşanım benim.

Her şey yolunda.

Bebeğin sağlıklı, Yvette.

Her şey için teşekkürler.

Teşekkürler, amca!

Ne oldu?

Bebek iyi, değil mi?

Evet, tabii ki.

Bir sorun var ama.

Ben eşimi kaybettim.

Uzun zaman önceydi. Olaylar yaşandığında.

Düşünmemeye çalışıyordum. Veda edememiştim ona.

Annenin söylediği bazı şeyler iyi geldi ama...

artık gerçekten Marisol'un öldüğünü hissediyorum.

Ben de birini kaybettim.

Hiç tanımamıştım bile ama yine de onu kaybetmişim gibi hissediyorum.

- Baban mı? - Evet.

Annem onunla ilgili hikayeler anlatırdı bana.

O bilmez ama ben hâlâ düşünürüm babamı.

Ondan bahsetmek istemiyorum çünkü annemi üzmek istemiyorum.

İyi evlatsın sen.

Eşin aramızda aslında.

Aramızda çünkü onu hatırlıyorsun.

Bence babam da aramızda.

Yani öyleler ama...

Bizim bir parçamızlar.

Evet.

- Çok eğlendim! - Çok iyiydin. Efsanesin.

- Çok iyiydiniz. - Teşekkürler, teşekkürler.

İkiniz turneye çıkın bence.

Hey, Solmari! Gel kız buraya!

Bugün harika iş çıkardın.

24 saat elektrik olacağını söyleyince alkışladılar resmen.

Dennis, bir tane daha alabilir miyiz buna?

Bu görevi neden istemediğini anlıyorum. Patron olunca her sabah erken kalkman gerekiyor.

Bir yolunu bulacağız, tamam? Söz veriyorum.

Bu arada senin için bir tane daha içeceğim.

- İç bak! - İçerim.

Toplanın şöyle, ekip işi nasıl olurmuş anlatayım.

Evet, en iyilerin de iyileri...

- Ne? - Arkadaş! - Pardon.

Ne diyordum? Evet, şey diyordum, ben görevdeyken...

en iyilerimize, yani gizli görevdeki polislere Çözüm Mangası derlerdi.

Biz de kendimize Ölüm Mangası desek?

Kelime oyunları, ha?

Dillard'a ve Ölüm Mangası'na içelim!

- Hey, adamım. - Evet.

Senin kankalar nerede?

Onlar aşağıda ya, takılıyorlar.

Niye, bizi beğenmiyorlar mı?

Beğenmemekten değil aslında. Severler sizi.

Anlaşılan asıl parti o taraftaymış!

Dur, dur, dur! Tamam, tamam! Bekleyin!

Tamam, tamam, tamam. Bir saniye, bir saniye.

Burası benim özel mekanım.

Burada Yarakello var.

Kukubelli var.

Hey, kanka! Ne var ne yok? İyi gördüm seni!

Fazla ellemesen onu?

- Tamam, sana bir soru. - Biraz dikkatli ol.

- Pardon, bir sorum var. - Evet, nedir?

- Onları niye tutuyorsun burada? - Ben şey...

Ortamın havası bozulsun istemedim.

Biliyorum normal bir şey değil.

Normal mi? Ne diyorsun sen?

- Negan bana şey diyor... - Siktir et Negan'ı!

- Kardeşim Dillard. - Ha?

Kıyamet günlerinde yaşıyoruz.

Normal insanlar çoktan o trene bindi gitti. Ya cennete ya cehenneme.

Dünya kaçıklara ait.

- Kaçıklara. - Evet, kaçıklara!

- Aynen öyle! - Evet!

Evet, Margaret Hanım!

İşte sonunda bu gece, resmi olarak o yakarı tadacaksın.

YANDIM NEGAN BEŞ İLÇE YAKARI

Nereden buldun bunu?

- Depodaki patateslerin birazına yer değiştirtmiş olabilirim. - Negan!

Kıtlık meselesinden önceydi ya.

Psikopat değilim ben.

Bambaşka biri olacaksın.

Bugün için teşekkürler.

Sen olmadan kesinlikle yapamazdık.

Kendinle gurur duymalısın.

Gurur.

- Düşüşten hemen önce gelen şey değil mi o? - Hayır.

Yaptığın şeyle gurur duymak gururlu olmakla aynı şey değil.

Sen öyle diyorsan...

Bilmiyorum. Bilmiyorum, şey...

Bana çok uzun zamandır düşüşteyim gibi geliyor.

Öyle mi görüyorsun bunu?

Zarafetten düştüğünü?

Yere çakıldığını?

Renata sana bizim orada yer teklif ettiğini söyledi.

Niye geri çevirdin?

Margaret kardeş...

çünkü Renata senin gibi değil.

Bak, burayı önemsiyorum ben.

Bütün bu New York olayını, yaptıklarımızı.

Hâlâ beni tuzakla getirdiğini düşünsem de...

burayı evim gibi görmeye başladım.

Ana mesele şu...

ki önemli bir mesele...

bu sirkin başındaki kişi sen olmalısın ve haklı olduğumu bildiğine eminim.

Bunu içersem kör olur muyum?

Yüzde yüz.

Tamam, artık itiraf etmen gerek.

Ben olmadan yolunu kaybederdin.

Hiçbir şey itiraf etmiyorum.

Beklemezdim de zaten.

Negan! Negan!

Seni hiç böyle gevşemiş görmemiştim.

Bu senin... Bilmiyorum, bu senin...

Her şey bombok olmadan önceki halin böyle miydi?

Bence biz...

Bence biz arkadaş olabilirdik...

başka bir hayatta.

Ne dediğinin farkında mısın?

Başka bir hayatta dedim.

Hey!

Hey! Hey, nasıl gitti?

İyiler kazandı. Burası nasıldı?

Çeperlerin içinde aylak gördüm gibi geldi.

Rose ve Quint hemen ilgilendi. Sokak tabelasına poşetler dolanmış.

Bunlarda çözünürlük düşük malum.

Ben bir tekno markete uğrarım.

- Tamam. - Hey.

Çok uzun zaman mesai yaptın. Seni eve gönderelim.

Tamam.

Ne fark eder, değil mi?

Doğru diyorsun.

- Evet, benim daire. - Evet.

- İçeri gelmek istiyor gibisin. - İstiyorum.

Renata, ben evliyim.

Kucağına atlamak için içeri gelmeyeceğim!

Çaldığın erzakları geri almak için geleceğim.

Neden bahsediyorsun bilmiyorum.

Hepimiz uzaktayken cephanelik nöbetine gönüllü olmanın bir sebebi vardı.

- O poşetleri de bu sabah mı yoksa akşam mı yerleştirdin? -Bak...

Hayır, bak. Hırsızlığı boş ver, ya sen erzağı buraya getirirken çeperde bir gedik açılsaydı?

Ya biri cephaneliği boşaltsaydı?

Çocuklarına hırsızlığın yanlış olduğunu öğretiyorsundur eminim.

Onlar için yaptım.

Ailem için yaptım.

Diğer insanlar ailesini doyurmayı düşünmüyor mu sanıyorsun?

- Seninkiler daha özel mi sanıyorsun? - Benim için özeller.

Ve sadece binadan kurtardığım kadarını aldım, Renata.

Yani ben olmasam erzaklar zaten olmazdı.

Negan olmasa sen ölmüş olurdun.

Hershel olmasa Negan da ölmüş olurdu.

- Bir toplulukta yaşıyoruz, Fabian! - Bırak ya.

Herkesin fedakarlık yapması gerek, herkesin!

Herkes açlıktan da ölsün mü, Renata?

Kimse açlıktan ölmeyecek.

İşbirliği yaparsak, kota uygularsak, ekinler devreye girecek.

Hasatta ailenle birlikte burada olup paylaşmak istiyorsan yaptığın şeyin sonucuna katlanman gerek.

Peki Maggie, Renata? Onun yaptıkları ne olacak?

- Maggie'yle ne ilgisi var bunun? - Çok ilgisi var.

Ben buraya gelmeme yönünde oy kullandım.

Sonra Maggie eşimin aklına girdi ve ailem bana sırt çevirdi.

Renata, yılan o kadın.

Bricks'de kalmış olsaydık bunların hiçbiri yaşanmazdı.

Bana bak! En iyisi hiç konuşma.

Git erzağı getir. Sonuçlarını sabah konuşuruz.

Akıllı olmaya başlarsan hücreye düşmezsin.

Al işte.

Muhtemelen duymuşsunuzdur.

Evet, doğru.

Hırsızım ben.

Gıda çaldım.

Ve o gıdalar hepimize ait.

Yani kendimden çalmış oldum.

Biliyorum yanlıştı.

Özür dilerim. Özür dilerim.

Eğer izin verirseniz...

güveninizi geri kazanmaya çalışmak isterim.

Başarabilirsem.

Biliyorum. Biliyorum ama hepimiz için geçerli.

- Asmaktansa bu daha iyi. - Ben ikisini de tercih etmezdim.

Ama çok fazla dert etmeyiz bunu gibime geliyor.

Solmari bu sabah bitirmiş.

Çoktan onlarcası toplanmış bile. Bu kadar işe yarayacağını düşünmemiştim.

- Etkileyici. - Solmari işinde iyidir.

Beni düşündürttü.

İhtiyacımız kadar erzak olsaydı Fabian öyle yapmazdı.

Korkmuştu ve anlıyorum. Ama şimdi sorunun en azından yarısına çözüm bulduk.

Dün getirdiklerimiz ışıkları bir süre açık tutar.

Şimdi elimizde doğru grup da var. Negan ve diğerleri.

Bence bu kafesleri yıl boyu sürekli dolu tutarız.

Negan demişken, o iş görüyor, kapasitesi var. Kanıtladı bunu.

O düşündüğün gibi biri değil.

Bence tehlikeli, paranoyak, travmalı ve büyümek istemeyen bir adam.

Maggie, ya artık uslu durmak istemezse?

Onunla baş etmeyi bilmen gerek, tamam mı?

Anlayacağı dilden konuşup sana güvenmesini sağlamalısın, onun da güvenini kazanmalısın.

Hey, ders çalışıyorsun sanmıştım.

Sana bir şey göstermek istiyorum.

Gelsene.

Marisol.

- Sen mi yaptın? - Sürpriz olsun istedim.

Sağa sola sordum, Yvette'de eski bir fotoğraf varmış.

Umarım sorun değildir.

Tam tersi.

ARANIYOR

Yakardan ayarla bana, Negan.

Yakar, ha? Ne iş?

Cenazelik bir iş olacak gibi.

Cenaze? Siyah kravatım da yok.

Şanslı ceset kim?

Duruma bağlı.

Bir tabuta kaç kişi sığar?

Bak, dostum...

Söyleme öyle şeyler.

Kim bozdu seni böyle?

Haydi ama, Renata'nın bokları yüzünden deme.

Bir hafta geçmeden unuturlar, tamam?

Sen sadece şunu bil.

Sonuçta hepimiz bu bitmiş dünyada günü kurtarma peşinde olan mikrop herifleriz, değil mi?

Ben ayrılmak istemedim.

Pardon?

Bana kalsa Bricks'de kalırdım. Hepimiz kalmalıydık. İyiydik orada ya.

Bilemiyorum, ben öyle duymadım.

Yani kusursuz değildi sonuçta.

Ya burası?

İdare ediyorduk, idare ediyorduk.

Açlıktan ölmüyorduk, ölsek de adada kapana kısılmış değildik.

Bir şekilde devam ederdik.

Ama sonra Maggie...

iyilik meleği Maggie...

Maggie çıktı geldi, o parlak fikriyle.

Ve her şeyi sıçtı batırdı.

Şimdi herkesin beni nasıl gördüğünü biliyorum.

Bok herifin tekiyim.

Çünkü ailemi doyurmaya çalıştım.

Ailem bile yüzüme bakmıyor artık.

Merak ediyorum Maggie ne diyecek bu işe.

Şu kadarını diyeyim.

Maggie duygusuz karının teki bence.

Ama otu boku da birbirine karıştırma.

Seni öttüren Renata denen karı.

Hayır, hayır. Renata sadece sonuç, tamam mı? Asıl sebep Maggie.

Sen ne dersen de, salak karı her zaman her boku bildiğini zannediyor.

Hiç gitmemek lazımdı peşinden.

Bak şöyle diyeyim. Neye sevindim biliyor musun?

Aynı benim gibi düşünen biri olmasına.

Maggie beni sırtımdan hançerledi desem inanır mısın? Mecazen de söylemiyorum.

- Resmen domuza saplar gibi sapladı. - Şaşırmadım.

Ben çocukken en sevdiğim amcam, Motorcu Amca...

huzur içinde uyusun, Maggie gibi kadınlarda kullanmak için bana bir kelime öğretmişti.

Adım gibi eminim sen de biliyorsundur o kelimeyi.

Bilmez miyim, birader. Maggie denen karı tam bir...

Bok herifsin sen!

Sen köpeğin kendi bokunu yedikten sonra sıçtığı boktan daha bok herifsin!

Maggie'yi öldürmeyi mi düşünüyorsun sen?

Cevap ver! Doğruyu söyle!

Negan!

Negan, indir silahı.

Bu bok kafa Maggie'yi öldürecekmiş.

Ah! Seni de tabii.

- Doğru mu, Fabian? - Hayır! Yalan! Uyduruyor!

Bilemezsin.

- Ben katili tanırım. - Yemin ederim! - Tek kelime etme.

Ama katil olman gerekmiyor.

Hobim benim.

Epeydir hiç pratik yapmadığım.

- Negan, bunun şakası olmaz. - Hayır, şaka gibi olan sensin!

Hırvat manyağın tekiydi ama bir konuda haklıydı.

Sen ve seninkiler, hepiniz kedi boku kadar siliksiniz!

Son şans, Negan.

Biz işleri böyle götürmüyoruz.

Ben aynen böyle götürüyorum.

Biz öldürmüyoruz!

Benimle geliyorsun, Negan!

Tutuklusun!

Senin kafayı yemişsin.

Beni bir daha hücreye tıkmayı aklından bile geçireni vururum!

Bana kafa tutabileceğini sanıyorsun lan sen?

Sen zavallı, bitik bir adamsın.

Geri geleceğim.

Yanımda insan ve silahlarla. Ve sen bizimle geleceksin.

Hey, kedi boku.

Ordunla gel.

Çeviri: Takaya @TakayaSubs

Uyarıyorum!

GELECEK BÖLÜMDE

Bakmamı ister misin? Daha önce gelmişsin buraya.

Bunda değilse başka bir hayatta.

Maggie!

- Ben Negan. - Maggie.

Memnun oldum, Margaret.

Barımda olan ne?

- İyi ki sordun. - Peki. - Gel benimle.

Yürüyen Ölüler evreninde herkesin içip eğlendiği bir sahneyi hangi sıklıkta çekme şansın olur ki?

Parti sadece.

DILLARD'IN BARINDA PARTİ

Dillard'a ve Ölüm Mangası'na içelim!

Dans direğinde insanlar vardı.

Sahte içki içiliyordu.

Hep beraber kafayı buluyoruz. Favori sahnelerimden biri.

Negan? Negan?

Eskiden keyfine düşkün, eğlenmeyi seven bir genç kızdı.

Maggie'nin nasıl biri olabileceğiyle ilgili pek çok alternatif olduğunu böyle göstermek istedik.

Bence Maggie gülmeyi hak ediyor.

Ve kayıt!

Karaoke yapmışlardı, değil mi?

Karaokeyi çok severim. Şarkı söylemeyi severim.

Karaokeyi çok severim.

Karaoke şarkım da Madonna'dan "Like a Prayer."

Sesim yerindeyse "Starman" söylerim. Değilse "China Girl."

Prova yapmadık. Kayda girince de doğrudan söylemeye başladık.

Çok eğlenceliydi.

Bir sonraki adım Grup Ölü Şehir olur.

Raul bas çalar. Ben gitar çalıyorum.

Ben katılırdım. Bütün enstrümanları çalardım.

Enstrüman çalamam. Hayalden bahsediyorsak demek istedim.

Merak ediyorum Jeffrey bir şey çalıyor mu?

Muhteşem olurdu.

Üçgen zilci olurdum.

- Çok iyi. - Değil mi?

- Şey yapardım, SNL'deki Will Ferrell skeci gibi... - Evet, evet, evet.

Üçgen zil! Üçgen zil!

- Üçgen zil, evet. - İnek çıngırağı!

Bütün Ölü Şehir kadrosunun kendini salıp kutlama yapması açısından çok iyiydi.

Çok eğlendim!

Çeviri: Takaya @TakayaSubs

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.