All language subtitles for Eyes.Of.A.Stranger.1981.720p.BluRay.x264.AAC-

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian Download
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam Download
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

BİR YABANCININ GÖZLERİ (1981)

" I LOVE YOU 80's "

Çeviri ve altyazı: ha46792...

Polis, cesedin bu sabah vahşi yaşam fotoğrafçısı Key Biscayne

tarafından Mangrov Bataklığının açıklarında bulunduğunu söyledi.

Kurbanın kıyafetleri parçalanmıştı, polis

maktulün saldırı kurbanı olabileceğine inanıyor.

Bu muhtemelen son haftalardaki 3. tecavüz cinayeti.

Ancak polis cinayetlerin bağlantılı olduğunu söylemek istemiyor.

- Jane. - Teşekkürler Mona.

Roger, böyle bir durumda, şehrimizde dolaşan deli bir katil

ihtimali ile en ufak bir şüphe bile polise bildirilmelidir.

Seninle aynı fikirdeyim Jane.

News Point'te sıradaki konu...

Bir kez daha Roger, insanların bu durumla ilgili

endişelerini göstermelerinin önemli olduğunu düşünüyorum.

Etrafta dolaşan bir psikopat var.

Her kadın olağandışı herhangi bir şeyi, herhangi

bir garip karşılaşmayı veya durumu bildirmelidir.

Evet, seninle tekrar aynı fikirdeyim Jane.

News Point sırada Dr. Bob ve hava durumu.

Bob, bugün bize ne söyleyeceksin?

Kayak sever misiniz? Bugün şanslısınız. Kar yağıyor.

2000 mil uzaklıktaki Aspen, Colorado'da!

Quasimodo, bu kadar yeter. Bu şey beyaz şeyler 10 santime ulaştı.

- Bu gece eve giderken dikkat etsen iyi olur Deb.- Merak etme, Al.

Eğer burayı idare edebiliyorsam, eve tek parça halinde gidebilirim.

Alo?

Orada biri mi var?

Sen misin Debbie?

Benimle dalga mı geçiyorsun?

Kim var lan orada?

Debbie?

Debbie?

Sutyen takmadığını biliyorum, Debbie.

Lanet olası pislik!

Seni becereceğim, Debbie.

Siktiğimin orospusu. Orospu.

Seni öldüreceğim Debbie...

4. bölge, Çavuş McGuire.

Evet, ben yalnız yaşıyorum.

Aramalara maruz kalıyorum.

- Müstehcen aramalar mı? - Evet, korkunç ve hastalıklı.

Televizyon haberlerini izledin, değil mi?

Bu, bu akşamın 6. şikayeti.

Cinayetler başladığından beri, kasabadaki her garip adam, buna atlıyor.

Şaka yapan erkek arkadaşlardan sertifikalı psikopatlara kadar herkes.

Bu doğru. O televizyoncular bize iyilik yapmıyor.

Ama bu gerçek. Sesini tanımıyorum, ama o beni tanıyordu.

Sanki beni görebiliyor gibiydi.

- Seni tehdit etti mi? - Evet, evet yaptı.

Bir şeyler söyleyip durdu.

Dediğim gibi bayan, bütün gece bunlar oluyor.

Dinle, seni daha iyi hissettirecekse yarın

resmi bir rapor alması için birini göndereceğim.

Böyle devam ederse telefonunu dinleme alırız, tamam mı?

Evet, tabi.

Şimdi, adın ne?

Walmsley, Debbie Walmsley, 1111 Marine Circle Sahili, daire 104.

Anladım. Sabah bizden haber alacaksınız.

İyi geceler.

Evet, teşekkürler.

- Kim o? - Benim, Jeff.

Jeff, Tanrıya şükür.

- Ne yapıyorsun? - Kafayı mı yedin?

Bu sadece bir şaka. Taksimde kalmıştı.

- Burada neler oluyor? - Bütün gece pisliğin biri beni aradı.

- Senin evinde kalabilir miyim? - Elbette bebeğim.

Teşekkürler, tatlım.

- 1 saniye bekle, tamam mı? - Evet evet.

1 dakika yalnız bırakmaya gelmiyorsun. Şimdi neyi devirdin?

Jeff?

Yeter artık. Bu kadar şaka yeter.

Şimdi, dinle.

Jeff?

Aman Tanrım!

- Ne oldu? - Vakitin, bu kadar geç olduğunu fark etmedim.

- Büyük bir sorunu çözmeme yardım edebilirsin. - Neymiş?

Dolabımın sol tarafını ne yapacağımı bilmiyorum.

Çok fazla alan var.

Ve orayı açık uçlu bir seçenekle ve bağlayıcı maddeler olmadan alabilirsin.

Korkarım bunu ertelemek zorunda kalacağım, avukat.

Bence mahkemenin kararını etkilemeye çalışıyorsun.

Sana her an yasaklama emri verebilirim.

Tam da tartışmaya başlamak üzereydim.

Bunu daha sonra tartışmamız gerekecek çünkü gece mahkemesi ertelendi.

Deneme süremin sonundayım.

David, zaman çizelgesi olmayacağı konusunda anlaştığımızı sanıyordum.

Ve yaptık. Kız kardeşin hakkında konuşacağımız

konusunda da anlaştığımızı hatırlıyorum.

Şimdi olmaz.

Tamam.

Sonsuza kadar ertelemeye devam edemeyiz.

Tracy için bir yuva kurmamın ne kadar sürdüğü hakkında bir fikrin var mı?

Bunu öylece değiştiremem.

Bu onun için de bizim için de adil olmaz.

Bak, senden bunu yapmanı istemiyorum.

Senin hakkında ne hissettiğimi biliyorsun.

Ama mesele bu değil. Sana yük olur.

Ona kızmaya başlayacaksın ve sonra bana kızacaksın,

ve sonra her şey hepimiz için bitecek.

- Nereden biliyorsun? - Biliyorum.

İnan bana,

biliyorum.

İyi geceler.

Lanet olsun.

Ve daha da cesaret kırıcı haber Çalışma Bakanlığı, ulusal

işsizlik oranının son 4 aydır değişmeden kaldığını bildirdi.

Daha fazla dünya ve ulusal haber geliyor.

Gelecek yılın bütçesi için ön tahminler, Broward County'deki

ev sahipleri için olası bir %16 vergi artışı gösteriyor.

Komisyon Üyesi John Frankel, artışın iki ana faktörden kaynaklandığını söyledi.

Biri enflasyonun etkisi.

Diğeri ise 3 yıldır ilk kez nakit fazlasının olmaması.

- WXXI Haberler zamanı. - Hayır, disko.

Saat 8:42 ve yerel haberlere dönersek, polis

Miami'deki Boğucunun tekrar saldırdığını bildirdi.

South Beach'te bir garson olan Debbie Wamsley ve kimliği belirsiz bir erkek

arkadaşının cesetleri bu sabah erken

saatlerde South Beach'teki dairesinde bulundu.

Dade County müfettişleri, kesin ölüm saatini

belirlemek için adli tabip raporunu bekliyorlar.

Değil.

- Bu sabah Güney Florida... - Kapıda biri var.

Miami'de 30, sahilde 27 derece.

West State'de Tamiami havaalanında, oldukça sıcak 33...

- Sanırım orada biri seni istiyor. - Doğru.

- Ona burada olduğunu söyleyeceğim. - Hayır bekle.

- Yapabilir miyim? - Elbette.

David kahve ister mi?

Tabi.

Biliyor musun, onunla konuşabilmeyi gerçekten çok isterdim.

Bir gecede öğrenebileceğin bir şey değil. Onunla yaşamak zorundasın.

Artık mazeret yok, hatırladın mı?

Tamam.

O kadar da zor değildir, değil mi?

Dün gerçekten mahvettim.

Bu tecavüz olayı beni çok etkiliyor.

Bence kendine fazla yükleniyorsun.

Demek istediğim, her şeyi kafandan atmalısın.

Neden hiçbir şey yapamayacağın şey için zaman harcıyorsun?

- O sepetle nereye gidiyor? - Çamaşırhaneye.

- Tracy çamaşırları mı yıkıyor? - Diğer şeylerin yanı sıra.

Ward, hemen Jane'e yaklaş.

Polis, ikisinin en az 12 saattir ölü olduğunu söylüyor.

İronik bir şekilde, cesetler dün gece gelen müstehcen telefon

görüşmelerinin şikayetini izleyen dedektifler tarafından keşfedildi.

Dade County Adli Tıp Kurumu tarafından şu anda

otopsi yapılıyor olsa da, bir ön rapor kadının cinsel

tacize uğradığını, ardından olay yerinde bulunan

bir kemerle boğularak öldürüldüğünü gösteriyor.

Görünüşe göre Metro polisi bu davaya tam zamanlı en az 15

dedektif görevlendirdi ve çok kısa bir sürede sonuç bekliyorlar.

- Haklı ola... - Ne yazık ki Roger, bir kurban daha için çok geç.

- İşte yine başladı. - Eminim polis ellerinden geleni yapıyor.

Hemen döneceğiz.

İyi misin?

Evet, iyiyim.

Hadi Tracy.

Hadi.

Tracy, sen burada kal.

Tracy, sen burada kal.

- Merhaba, Yönetim Ofisi, ben Jimmy. - Merhaba, Jimmy.

Dün gece garajda bir arabaya çarptım ve herhangi bir hasar

olduğunu düşünmüyorum, ama emin olmak için bir not bırakmak istedim.

23 nolu yer. Kim olduğunu söyler misin?

Nasıl isterseniz Bayan Harris. Bir bakalım.

21, 22, 23,

Bu Bay Stanley Herbert, Kuzey Kulesi'ndeki 1204 numaralı daire.

Alo Bayan Harris?

- 1204 mü? - Evet, 1204, neredeyse komşusunuz.

Birbirinizi görebilirsiniz.

Alo, Rogers, Richardson ve McGowan. Üzgünüm ama akşam için herkes evine gitti.

Kimse var mı?

Alo?

- Alo? - Sen misin Annette?

Bak, neden gidip onu kulağına sokup ve sonra gidip körfez'e atlamıyorsun.

İçine sokacağım Annette.

Bu bizim şarkımız Annette.

Neden beni rahat bırakmıyorsun?

İlgilenmiyorum. Duymak istemiyorum!

- Alo. - Susan, ölümüne korkuyorum.

- Biri beni arayıp duruyor. - Annette?

Adımı biliyor. Nerede çalıştığımı biliyor.

Sakin ol. İyi misin?

Bak, bu pisliğe daha fazla katlanamam.

Gerçekten bana yaklaşıyor. Müzik çalıyor.

- Müzik mi, ne tür müzik? - Bilmiyorum.

- Müzik kutusundan geliyor gibi. - Polisi aradın mı?

Hayır, sorun istemiyorum. Sadece buradan çıkmak istiyorum.

Beni deli ediyor.

Ne ile meşgulsün? Bu gece yalnız mısın?

- Evet, iyi bir kız gibi. - Gelmemin bir sakıncası var mı?

- Tabii, hadi. - Yoldayım.

Herbert, Stanley Herbert ve kemer takmıyordu.

3 parça takım elbise taşıyan ve kemer takmayan bir adam hayal edebiliyor musun?

David, beni dinliyor musun?

- Bunu nasıl yapıyor? - Ne?

Böyle dönmeyi.

Ayakkabılarını görmeden giymek gibi.

Mantıklı.

Evet, bir adam, dairesine gitmeden önce garajda kıyafetlerini değiştirmez.

- Hadi ama, belki bu adam, Hubert. - Herbert.

Pekâlâ, belki bu adam, Herbert.

Belki evli bir adamdır ve bilirsin, belki başka bir

kadınla ilişkisi vardır. Bu hiç aklına geldi mi?

Hadi ama bu, polisin o çiftin öldürüldüğünü ve kızın

kemerle boğulduğunu öğrenmesinden saatler sonra oldu.

Buna 2. dereceden kanıt denir.

Bak, eğer polis etrafta dolaşıp kemer takmayan

herkesi tutuklasaydı, bu iş bir an önce biterdi.

- Başka? - Gömleğinin üzerinde lekeler vardı.

- Belki de bir pasaklıdır. - David.

Bak, bu adamı savunuyor olsaydım, yargıç

tokmağı vurmadan onu hapisten çıkarabilirdim.

Bak, bunun için endişelenme. Her kimse bu psikopatı yakalayacaklar.

Bunun gibi adamlar her zaman hata yapar ve yaptıklarında...

Artık bir psikologsun.

Bak, kendine eziyet ettiğini görmem için öyle biri olmam gerekmiyor.

David, her ne olursa olsun bir daha Tracy'ye bir şey

olmasına izin vermeyeceğime dair kendime söz verdim.

Yasayı kendi eline almaya başlamadan önce 1 dakika düşün.

Yani, Tracy'nin durumu gayet iyi, binanız güvenli.

Hadi, ciddi olamazsın.

Kimse gerçekten güvende değildir. Bunu biliyorsun.

Ne oldu?

Şuradaki araba, beni gerçekten geriyor.

Unut gitsin.

Kahretsin, bu adama bütün gece dayanamam.

Gidip onu iteceğim.

Tamam, ama çabuk ol.

Evet, tamam. Hemen döneceğim.

Dostum, biraz itme iyi olur diye düşündüm.

Şimdi gelebilirsiniz.

Test, oküler sinirlerin normal olduğunu ve

kafada herhangi bir hasar olmadığını gösteriyor.

Anlamıyorum.

Onun neyi var?

Beynin hasar görmediğine dair kesin kanıtlarımız var.

- Tanrıya şükür. - O zaman neden göremiyor ya da duyamıyor?

Gerçekten emin değiliz.

O benim bebeğim doktor!

Bir şeyler yapmalısın!

Tracy!

- Alo? - Jane, ben Roger.

Az önce içeri girdim ve haber masasına baktım. Bir tane daha olmuş.

Bilmek isteyeceğini düşündüm.

Ne zaman?

Dün gece bir sekreter işten eve dönerken arabasından çıkarılmış.

Onu 5 mil ötede, çamurun içinde yüzü aşağı dönük çakıl çukurunda bulmuşlar.

Yakınlarda 2 cinayet daha işlendi.

Çamurda bulunduğunu mu söyledin?

- Evet neden? - Bir şey yok, sonra görüşürüz.

Size yardım edebilir miyim?

Evet, Bay Stanley Herbert'in numarasını alabilir miyim lütfen?

1 dakika. Stanley Herbert, H-e-r-b-e-r-t?

822-1076.

- Günaydın, Jimmy. - Merhaba, Bayan Harris.

- Lütfen otur. - Teşekkürler.

Cafecito ister misin?

Hayır teşekkür ederim, ama meyve suyu makinesi yine sıkıştı.

- Bana yardım edebilir misin? - Sorun değil.

- Senin için açacağım. - Teşekkürler.

Yine o lanet çocuklar. Hep o makineyi karıştırıyorlar.

Aynen böyle, meyve suyuyla geri döneceğim.

- Sakın bir yere gitme. - Peki.

Sadece 1 dakika sürecek.

Af edersiniz.

Seninle konuştuğunda üzgün müydü?

Evet, üzgündü, ama yakın bir tehlikede olduğunu hiç sanmıyordum.

Demek istediğim, hepimiz zaman zaman böyle çağrılar alırız.

Özellikle aramalar hakkında başka bir şey söyledi mi?

Söylediğini sanmıyorum.

Bekleyin biraz..

Bir şeyden bahsetti...

Biraz ürkütücü olduğunu söyledi.

Ne?

Arka planda müzik kutusuna ve ya buna benzer müzik olduğunu söylemişti.

Orada dur.

Bu çılgınca bir soru ama bir guguklu saat

müzik sesi mi çıkarır, yoksa sadece guguk mu?

Bilmiyorum. Neden olmasın.

Neden?

Özel bir nedeni yok. Şimdi 5 dakika ara verelim, tamam mı?

Jane, 20 dakika geciktin!

David, buna inanamayacaksın. David.

- David. - Ne?

Sana göstermek istediğim bir şey var.

Bu ne?

Bu onun ayakkabısı.

- Üzgünüm. - Kimin ayakkabısı?

Stanley Herbert'in.

- Bunu nasıl aldın? - Dairesinden aldım.

Bunu onun dairesinden mi aldın?

Doğru.

Ve David, bak ne kadar çamurlu.

Tanrım Jane, deli misin?

David.

David, daha fazla kanıta ihtiyacım vardı,

bende bir şey aramak için dairesini aradım ve bunu buldum.

Ve şehir merkezinde çamur örneklerini karşılaştırıp

haklı olduğumu kanıtlayacak birini tanıyor olabilirsin.

- Gerçekten bunu polise götürmemi mi bekliyorsun? - Evet.

Bunu almanı nasıl açıklayacağım?

Bir şeyler düşünürsün.

Haneye tecavüz, hırsızlık, ve bunu açıklamam gerekiyor.

Bir ceza avukatı olarak gel de bunu polise açıkla.

David, bu konuda yardımına ihtiyacım var.

Artık Tracy çoğu gece evde yalnız ve bu şehirdeki tek savunmasız kadın o değil.

Bay Herbert'in masum olabileceğin hiç aklına geldi mi?

Hayır.

Biliyor musun, bunu yaptığına inanamıyorum.

Neden kendine, bana güvenecek avukat olmayı söylemiyorsun?

Neden bu kadar derine indiğini görecek kadar muhabirliği bırakmıyorsun.

Kendine zarar vereceksin.

Seni ikna etmek için o ayakkabıyı aldım!

İkna olduğum tek şey işin içine çok daldığın.

Bekle!

- Bak, üzgünüm, öyle demek istemedim. - David, genellikle çok açık sözlüsün.

Hadi, ne yapıyorsun?

1 dakika, Jane.

Evet?

Kimse yok mu?

Ne yaptığınızı...

ve siz olduğunuzu biliyorum, Bay Herbert.

- Kimsiniz? - Boşver.

Senin hakkında konuşalım, Bay Telefon Manyağı.

Sana geri dönmesi nasıl bir duygu?

Sanırım yanlış kişiyi yakaladın.

Eğer öyleyse, neden hâlâ telefonu kapatmadın?

Ne oldu?

- Kedi dilini mi kaptı? - Ne istiyorsun?

Teslim olmanı istiyorum.

Bak, neden bahsettiğini bilmiyorum.

Beni rahat bırak.

Lanet olsun, bu saçmalıktan bıktım artık! Beni bir daha arama!

Beni aramayı bırak!

Bay Herbert'i anlamıyorsunuz.

Karar vermek sana bağlı değil.

Beni en çok konuştuğum kurbanın ailesi etkiledi.

Bu insanların katlanması gereken acıyı ve kayıp

duygusunu aktarmamın bir yolu olduğunu sanmıyorum.

Ve sadece yarınki haberler bu trajedileri gölgede

bırakana kadar değil, hayatlarının sonuna kadar.

Bu bölüm sona erdi, ancak hikâye bitmedi ve bu katil yakalanana kadar da olmayacak.

Siz, ben, yetkililer, hepimiz birlikte çalışmalıyız.

Bu telefon manyağı tekrar saldırmadan önce, başka bir

masum kadın ava düşmeden önce çaba gösterilmesi gerekiyor.

Jane Harris bildirdi.

- Sana dönüyoruz Roger. - Bu harika bir sunumdu Jane.

Bu telefon manyağı tekrar saldırmadan önce...

Bu telefon manyağı tekrar saldırmadan önce... Bu telefon manyağı tekrar saldırmadan önce...

Jane Harris bildirdi.

Jane Harris bildirdi.

Yağmurlu değil, dışarısı çok güzel.

Bana inanmıyorsan, pencereni aç ve ne güzel olduğunu gör!

Sabah 6:00'da ve gece 23:30'da başlıyor.

Şimdi hava durumuna geçelim.

Merhaba, Jane Harris konuşuyor.

Üzgünüm şu anda evde değilim, ancak mesajınız elektronik olarak kaydediliyor.

Sinyalden sonra istediğiniz kadar konuşun.

Jane, David. Dinle, ayakkabının laboratuvar raporunu şimdi aldım.

Çamur örnekleri eşleşiyor.

Jane, lütfen. Ben gelene kadar hiçbir şey yapma.

Tracy!

Tracy! Tracy!

Tracy...

Jane!

Tracy.

Çeviri ve altyazı: ha46792...

BİR YABANCININ GÖZLERİ (1981)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.