All language subtitles for The.Wait.2023.F.Javier.Gutierrez.1080p.WEB-DL.AAC2.0.x264

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish Download
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian Download
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian Download
pl Polish Download
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Bu film Kültür ve Spor Bakanlığı'ndan prodüksiyon desteği almamıştır.

Ve Rab, topraktan, göze hoş gelen...

...ve yemek için uygun olan her ağacı...

...bahçenin ortasındaki hayat ağacı ile...

...iyiyle kötüyü bilme ağacını yeşertti. Yaratılış 2.9

Yeryüzü bir ailedir.

Brocal'ın koruyucusu olmak aile olmaktır.

Ailene ihanet edersen yeryüzü seni lanetler.

Seni severim, Eladio....

Karın ve oğlun...

- Üçünüz çok yakınsınız. - Elbette öyleyiz, Don Francisco.

Onlar için canımı veririm.

Onlar benim her şeyim.

İçki ister misin?

Şu an istemiyorum.

Taşra hayatı zordur ve çiftlik ıssızdır.

Dağlarda çocuk yetiştirmek kolay değildir.

Bunu biliyoruz, Don Francisco.

Karımla bu konuyu konuştum ve hemfikiriz.

- Karın nereli? - Vegas Altaslı.

Büyük bir şehir.

Taşraya alışacaktır.

Tamam, o zaman daha fazla konuşmaya gerek yok.

Çok teşekkürler, Don Francisco.

Karım öldüğünden beri malikâneye gitmedim.

Dolayısıyla, köydeki eve de tabii...

- Bir şey olursa burada buluşabiliriz. - Nasıl isterseniz.

Motosikletim var, sorunsuz gelebilirim.

- Oğlun kaç yaşında? - 10.

- Avcı mı? - Üç yıl içinde atışa başlayacak.

Pekâlâ...

Kahven benden.

THE WAIT

Çeviri: Dikistutmaz X: iapetos | Letterboxd: moandor

3 YIL SONRA

Dipçiği omzunuza sıkıca oturt.

Oynamamalı.

Nefesini tut.

Şimdi tetiği çek.

- Neden artık avlanmıyorsun? - Av için çok yaşlıyım artık.

Hayır, hiç de yaşlı değilsin. Artık avlanmayı sevmiyor musun?

Annenle, av köpekleriyle avlanırken tanışmıştım.

Atış gözcülüğü yapan bir bekçiydim.

O zamanlar ben de senin gibi atış yapmayı severdim.

Sonra evlendik ve sen doğdun.

Şimdi başkalarının da avlanabilmesini sağlıyorum.

Bir av bekçisi ne iş yapar?

Geyik avının sınırlandırılmasını sağlar.

- Peki ya dişi geyikler? - Onları da.

- Gözcüleri kim seçer? - Baş av bekçisi.

Sen miydin?

Don Francisco sanmıştım.

Don Francisco avcılarla birlikte gözcü sayısını belirler.

Malikânede seçiyorum.

Niye soruyorsun? Av bekçisi mi olmak istiyorsun?

Hiç de bile. Veteriner olmak istiyorum.

Şehirde yaşayacağım.

Anasına çekmiş.

Döndünüz mü?

Çocuğun sağa sola ateş etmesinden hoşlanmadığımı biliyorsun.

Yaşı gereği hevesleniyor. Geçecektir.

- Omlet yapacağım. - Yapacağın her şey bana uyar.

Ben bahçeye geçiyorum.

Sabit dur.

Kımıldama, Floren.

Kahretsin, çok ağır!

Ormana götürelim.

Yalnız ava çıkacağın günü iple çekiyorum.

İyi iş çıkardı.

Çalıların arasından çıkmasını bekledi.

- Kaç boynuzu var? - 10.

Çok güzel bir hayvan, Eladio.

Boynuzları muhteşem.

Av bekçisi olacak.

Çömel.

Artık erkek oldun.

Sade kahve.

10 tane gözcü olacak.

La Cañada desteğinde yedi kişi.

Diğerleri de El Surco ve El Pilar arasında.

Her gözcüye iki avcı ve bir bekçi düşüyor.

13.

13 kişi olmalılar.

- Üç gözcü kulesi daha söz vermiştim. - Böyle anlaşmamıştık.

- Çoktan sattım bile. - Hayır...

Güvenli değil.

Gözcüler arasında boşluk olmalı.

Çapraz ateşte kalabilirler.

Kimsenin serseri bir kurşunla ölmesini istemiyorum.

Yerleşim düzenini değiştir o zaman.

Başka alanlar bulmaya çalış.

Serseri kurşun gelme ihtimali olmasın.

Don Francisco aynı fikirde değil. On dedi.

Don Francisco'nun bilmesine gerek yok.

Malikaneye hiç gelmez, biliyorsun.

Sana gözcü başına 50 avro daha veririm.

Üçü için 150 avro eder.

Serseri kurşun olmayacak, sen ve karın da daha fazla para kazanacaksınız.

Onu bir yere götürürsün ya da kendine bir şeyler alırsın.

Televizyon mesela?

Yani artık bara gelmene gerek kalmaz.

Bir düşün, tamam mı?

Her ne kadar çoktan düşünülmüş olsa bile, değil mi?

Yulen, buraya! Getir hadi!

Bırak!

Ödlek!

Aferin sana!

Bırak!

Anne! Babam geldi!

Ekmeği unutmuşsun.

Alabildiğim kadarını aldım.

- Doydum. - Yumurta yemeyecek misin?

Binici tişörtünü buldun mu?

Bul onu. Başka bir tane almayacağım.

Hâlâ iş tulumumu bulamadım.

Kalanını Yulen'e verebilir miyim?

Tabağı yalamasına izin verme, ondan yemek yiyeceksin.

Geliyorum, bahçeden domates alacağım.

Kuşlar domatesleri gagalıyor.

Birkaç tuz kartuşu alacağım.

Onları korkutmak için birkaç el ateş edeceğim.

Don Carlos uğradı.

Gözcülerden söz etti.

Ne yapacaksın?

Hiçbir şey.

Çok tehlikeli.

Ayrıca Don Francisco'nun kulağına gidebilir.

Don Francisco nereden öğrenecek? Buraya hiç gelmez.

Don Carlos avın parasını ödüyor ve bize de ödeme yapıyor.

Ona sadık olmalıyız.

Arazi Don Francisco'ya ait.

Korkağın tekisin.

Eladio, beni dinle.

150 Euro'dan bahsediyoruz.

- İhtiyacımız yok. - Tabii ki var! İhtiyacımız olmaz mı?

Don Carlos'un gelmesi için bir sebep yoktu.

Bize yardım etmek istiyor.

Bu yüzden geldi.

Ye!

Beyler!

13 tane gözcü var.

Av bekçilerinin talimatlarına uyun.

Unutmayın, gözcü başına iki geyik kotası var.

Dişilerse, istediğiniz kadar.

Yaban domuzları da aynı.

Av saat 14:00'te sona erecek.

Ama gözcüleri bırakmak için arabaları bekleyin.

Pekâlâ.

Dikkatli olun ve Tanrı sizi korusun.

Meryem Ana'ya bir “selam” verelim.

Selam sana, ey lütuf dolu Meryem.

Tanrı seninle.

Kadınlar arasında kutsanmış olansın ve rahminin meyvesi İsa da kutsanmıştır.

Kutsal Meryem, Tanrı'nın Annesi, biz zavallı günahkârlar için...

...şimdi ve ölüm saatimizde dua et. Amin.

Çok yaşa La Cabeza Bakiresi!

- Bol şans beyler. - Sağ ol!

Kota iki geyik.

Daha fazla öldürmelerine izin verme.

Yaban domuzlarına gelince, ne isterlerse yapsınlar.

Beklenenden fazla avlanırlarsa, bana söyle.

Yerinde kal, tamam mı?

Hareket etme ve ayağa kalkma.

Gözcü 12, gidelim!

Gidelim!

Sensiz gitmelerinden önce git. Git hadi!

Çok uzak. Ateş etme.

Siktir!

Lanet olası aptal mermi! Ucuz atlattık!

Evlat! O nereden geldi?

- Gözcü nerede? - Atış yapıyorlar.

Şuradan geliyor. Tepeden!

Tepeden geliyorlar.

Hâlâ avlanıyorlar.

Bitene kadar beklemeleri gerekiyordu.

Sade kahve mi alırsın, Eladio?

Cin alayım.

Hâlâ burada uyumayı mı düşünüyorsun?

- Kimsenin suçu değil. - Tabii ki benim suçum.

Bunu sen de biliyorsun.

Tanrı bizi cezalandırıyor.

Oğlum.

Küçük oğlum...

Don Carlos buraya asla gelmemeliydi.

El Pilar'a gidiyoruz. Juli gidip tepeyi kontrol edecek.

Sağ ol, Saulo.

Onsuz geri dönmeyeceğiz.

- Fazla uzağa gitmiş olamaz, Saulo. - Saatler geçti.

Hiç durmadıysa, çitlere ulaşmış olabilir.

Bu domuzun burada ne işi var lan?

Yemek yiyormuş.

El Rubio'nun av grupları.

Sabahları El Mudejar'da avlanırlar.

- Avı kim yönetiyor? - Don Carlos.

Perşembeye kadar malikânede kalacak.

Televizyonu açmamı ister misin?

Şişesi ne kadar?

Eladio!

Burada ne arıyorsun?

Seni görmeye gelecektim ben de.

Oğlun ve Marcia için çok üzgünüm...

Kalk ayağa, seni şerefsiz!

Kalk!

Ye!

Ne oldu? Neyin var senin?

- Suratına ne oldu? - Tuz kartuşu patladı.

- Kuşlar geri döndü. - Her zamanki gibi.

Bir bira versene.

Nasılsın?

Bunu gerçekten soruyor musun?

Kasabaya daha sık gelmelisin.

Senin yerinde olsaydım, burada, yalnız, buna dayanamazdım.

Marcia'ya ve oğluna olanlardan sonra...

Ben olsam intihar etmiştim.

Bir yere gitmiyorum.

Bu iş benim her şeyim.

Eladio, Don Francisco'nun yanından geliyorum.

Bunu sana vermemi istedi.

Okuyamıyorum.

Gözcüleri saymak için sayıları öğrendim sadece.

Ne yazdığını okuyabilir misin?

“Eladio, başına gelenler için çok üzgünüm.

"Anlayacağın üzere, Don Carlos'la yaptığın anlaşma gözümden kaçmadı.

"On gözcü için anlaşmıştık, on üç değil.

"Bu anlaşmaya saygı göstermedin ve bu mülke ve ailene talihsizlik getirdin.

"Ay sonundan önce mülkten ayrılmanı istiyorum.

"Bu pazar öğlen barda buluşalım da maaşının kalanını vereyim.

"İmza: Don Francisco."

Pazar günü seni alırım.

Malikânede olacağım. Bana ihtiyacın olursa çekinme.

Eladio, son bir şey daha var.

Son zamanlarda kendisiyle görüşmedin sanırım ama Don Carlos'u arıyorlar.

Bugün ava gelmedi.

Ondan haber alırsan beni haberdar et.

Polisler soru soruyor.

SÖZLEŞME ...13 tüfeğe izin verilir.

- Nasılsın? - Çavuş.

Yeni mi uyandın?

Bu sabah horozun sesini duymadım.

- Yüzüne ne oldu? - Tuz kartuşu patladı.

Kuşlar hâlâ sebze bahçesini mahvediyor. Onlara ateş ettim.

- İçeri gelmek ister misiniz? - Hayır, sağ ol. Acelemiz var.

Köpek nereye gitti?

Yulen'di adı, değil mi?

Sabahları tasmasını çıkarıyorum.

Seni uyandırdığımızı sanıyordum.

Dün gece bağlamamıştım.

Don Carlos'u biliyor musun? Avcı.

- Saulo anlattı. - Birkaç gündür kayıp.

Son zamanlarda onu gördün mü?

Marcia kaybolduğundan beri görmedim.

Uzun zaman oldu.

Döndüğünden haberim yoktu.

El Mudejar'daki av işlerini yönetiyor.

Kasabaya en son ne zaman geldin, Eladio?

Bir hafta önce.

- Başına ne gelmiş olabilir ki? - Henüz bilmiyoruz.

Henüz çok erken.

Dağların kulakları var ve burada çok az kişiyiz.

Motosikletinle çitlerde devriye geziyor musun?

- Her gün. - Bana bir iyilik yap.

Bir şey görürsen bana haber ver.

Görüşürüz, Eladio.

Sakin ol.

Sokayım!

Siktir!

- O kıyafetler olduğuna emin misin? - Benim iş tulumlarım.

Bir süredir onları arıyordum.

Marcia'yı suçladım.

Belki de haklıydın.

Marcia. Onları başka kim saklayabilirdi ki?

- Neden böyle bir şey yapsın ki? - Bilmiyorum.

İlgini çekmek için yapmış olabilir mi?

Artık pek konuşmadığınızı söylemiştin.

Peki ya yaban domuzu kalbi?

Ailen için her şeyi yapardı.

Sahip olduklarını kurtarmak için.

Floren için.

Dağ insanları değiştirir, Eladio.

Bizi sertleştirir, güçlendirir.

Bazen bunun farkına çok geç varırız.

Buraya gelmeyi hiç istememişti.

Onu buraya ben getirdim.

İşin maaşı iyiydi.

Ben de onu ikna ettim.

“Birkaç yıl para biriktirelim, sonra gideriz.”

Ona böyle söyledim.

Benim hatamdı.

Eğer böyle olmasaydı, hâlâ hayatta olurdu.

Yapma, Eladio.

Suçlu hissetmene gerek yok.

Korkak.

Onun imzası bu.

13 tüfek.

13 gözcü.

10 değil.

Don Francisco bunu biliyordu.

Don Francisco!

1967.

Sadece üç yıl kalmışlar.

Hepsi öyle.

Üç yıldan fazla kalan olmamış.

Eladio!

Üzgünüm oğlum, beni affet.

Seni kaybetmek istememiştim.

Yemin ederim.

Affet beni.

Senin yüzünden oldu, baba.

Annem biliyor.

Herkes biliyor.

Ve bunun bedelini ödeyeceksin.

Erkencisin. Güya ben seni alacaktım.

Fikrimi değiştirdim.

Ava mı gidiyorsun?

- Eve geçelim mi? - Sen gir, ben geliyorum.

Eladio, geldin demek.

Beni istemişsin, Don Francisco.

Pazar öğlen, ödeme için.

Hâlâ burada olmanı beklemiyordum.

Hiçbiri başarılı olamamıştı.

Bir insan için kendi işlediği günahtan daha büyük bir ceza yoktur.

İntihar ettiler, Eladio.

Hepsi.

- Neden bahsediyorsun sen? - Böyle olması gerekiyordu.

Biz müdahale edemeyiz.

Beklemeliyiz.

Biliyordun.

Sözleşmede imzanı gördüm.

Sözleşmede, 13 av tüfeği yazıyordu.

Eladio, Don Carlos'la 13 atış gözcülüğü için anlaşmıştım...

Çünkü arkamdan bu anlaşmayı kabul edeceğini biliyordum.

Şayet durum böyle olmasaydı, parayı reddetmiş olsaydın...

...karın ve oğlun hâlâ hayatta olacaktı.

Ve sen de özgür olurdun.

Başka bir alanda iş arardın.

Onları kurtarma şansın vardı.

Kendini de.

Ama bu asla olmaz.

Açgözlülük benim işime yarar.

Toprak seni lanetledi, Eladio.

Seni yozlaştırdı.

Ve seni yoldan çıkardıktan sonra, kanını talep etti.

Üç yıl içinde. Daha fazla değil.

Her zaman en zayıf olanla başlar ve...

Zaten biliyorsun.

Bütün bu aileler...

Bir yabancının hayatı kendi hayatımızdan hep daha güzel görünür, değil mi?

Beni öldürecek misin, Eladio?

Hepimizi mi öldüreceksin?

- Eğer böyle bitecekse... - Hayır.

Don Carlos'un arabasıyla gölün dibini boylaman gerekiyordu.

O gölden hiç çıkmaman gerekiyordu.

Suçlular cezalarını çekerken...

...incitilenler de intikamlarına doğru yol alırlar.

Ama sen bana ihanet ettin.

Ben suçsuzum.

Yanılıyorsun, Eladio.

Az ya da çok hepimiz suçluyuz.

Çeviri: Dikistutmaz X: iapetos | Letterboxd: moandor

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.