Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Hoşgeldiniz. - Girebilir miyim?
Evet. Yağmur çok kötü yağıyor.
Biraz dinleneyim. - Evet.
Beş gündür yağıyor.
Aşağısı dolu.
O zaman ambarınızda kalabilir miyim?
Yukarıda kullanabileceğin küçük bir köşe var.
Olur mu? - Sağol...
Buraya gelirken zorlanmış olmalısın. Çok yağmur yağıyor!
Bu kadar yağmur yağması alışılmadık bir durum değil mi?
Elbette büyük bir sorun.
Acele edip içeri gelin!
Çabuk, çabuk! Çabuk, çabuk!
Ne var?
Efendim, yarın ne yapacaksın?
Hala fasulyemiz var.
Gittikçe daha fazla insan almaya devam ediyorsun!
Biz tüccarlar, fırsatımız varken para kazanmalıyız!
Onları sadece fasulyeyle beslersek bize para verirler mi?
Tabii, şu yağmura baksana!
Birini gönder de erzak getirt.
Senin işin emirlerimi dinlemek!
Tamam!
Çok açgözlüsün!
Üşüteceksiniz!
Şu kıyafetlere bak! Çok çamurlu!
Yemek zamanı.
Hey, Omatsu. - Evet.
Üst kattaki patrona servis yap. - Aşağıya inip diğerleriyle birlikte yemeli.
Sözlerine dikkat et!
Ondan nefret ediyorum!
Lütfen bir tane al.
Sadece birer tane mi?
Üzgünüm, herkes sadece bir tane alıyor.
Bir tane alın.
- Sağol. - Bir tane alın.
Sağol.
Bir tane alın.
- Tüm alacağımız bu mu? - Bu çok kötü.
Lütfen bizi idare edin. Bugün pirincimiz bitti.
Yarın ne olacak? - Bir şeyler düşünürüz.
Bana bir tane daha veremeyeceğine emin misin?
İşte, biraz param var.
Beklediğiniz için teşekkürler, efendim.
Her birimiz için sadece bir pirinç topu ve turşu mu?
Sen! - Hey!
Anne, biraz daha alabilir miyim?
Elimdekinin hepsi bu.
Efendim!
Size hakaret mi etti?
Hey, Usaburo. Bu handa konuklarınızı aç mı bırakıyorsunuz?
Neden sadece bir pirinç topu ve turşu var?
Bununla karnımız doymaz.
Herkes aynısını alıyor.
Bize meydan mı okuyorsun?
Asla!
Bu işler böyledir.
Otsuke! - Evet!
Bu karlı işi yürütmeniz neden mümkün olabilir?
Büyük patron yüzünden.
Patron Iwabushi benim de dostum.
Bu da krallar gibi muamele görmem gerekiyor demektir.
Evet, haklısınız.
Borçlu olduğun patronu utandıracak mısın?
Ne dediğini biliyorum.
Bunu bilerek yaptıysan bu büyük bir sorun.
Bize biraz saşimi ikram ederek borcunu ödeyebilirsin.
Ama görüyorsunuz ya...
Tüm bu konuklardan voliyi vurmuş olmalısın.
Evet... Yani, hayır!
Yağmur yağışı gibi kazanmadım.
Umarım öyle değildir!
İstediğini yapacağız!
Bu tavır da ne? Yaralanmak mı istiyorsun?
Görünüşe göre kötü adamlar her yerdeler.
Ichi-san! Uzun zaman oldu.
Evet!
Burada kalmak istiyorum.
Zaten doluyuz.
Fark ettim ama bu gecelik herhangi bir yerde kalayım.
Ama hiç yer yok...
Efendine sor lütfen.
Ona sorayım, bekle burada.
Çok teşekkürler.
Bana teşekkür etme.
Başkaları rahatsız olmadan önce onu sakinleştirmeyi başardık.
Adın Usaburo-san mıydı? - Evet.
Üç yıldır burada çalışıyorum.
Hala işimi çok iyi yapamıyorum.
Üç yıl mı oldu...
Kayıp köprüden düştüm ve tırnaklarım koptu.
Buranın yerlilerinden biri bana ilaç ve havlu verdi.
Afedersiniz. - O günü unutamıyorum.
Bir erkek bu odayı seninle paylaşabilir mi?
Sakıncası yok.
Teşekkür ederim. Lütfen bu taraftan gelin.
Rahatsız ettiğim için özür dilerim. - Tanıştığımıza memnun oldum.
Ben gideyim o zaman.
Çok soğuk bir adam.
İyi yırtmışsın.
Senin hakkında çok şey duydum.
Ben Sanzo. Bana ateş verir misin?
Polis misin?
Yakında bırakacağım.
Kapı açık.
Lütfen beni kayıkla götür. Param var!
Dediğin ücreti öderim!
Ne kadar istersen!
Lütfen beni kayıkla götür! Peşimde biri var!
Lütfen!
Bu copu iade etmeye gidiyorum.
Ichi-san, hikayemi dinle.
Yirmi beş yıldır polisim.
Buna veda etme zamanının geldiğini hissettim.
Sanırım yaşlılık.
Senin hakkında her türlü yerde dedikodular duydum ve...
...birçok yakuza patronunun hayatının peşinde olduğunu biliyorum.
Bunu her zaman siz yakuzaların arasındaki bir kan davası olarak düşündüm.
Pek de iyi açıklayamam...
...ama hayatım öldürme çabasına değmez.
Ama çoğunun gözü açgözlülükten körleşmiş.
Acımasız kötülüğümle tanınırım.
Övünüyormuş gibi görünmek istemem ama peşinden koştuğum...
...her adamı yakaladım.
Biri hariç hepsini...
Benim hatamdı ama çok engellenmiştim.
O zamandan beri deli gibi onu aradım.
Ama eğlenceli,...
...insanlar fikirlerini değiştiriyor.
Öyle mi? - Öyle.
Bu işte uzun yıllar çalışınca...
...bazılarının yakalanması...
...gerektiğini düşünmeye başlıyorsun...
....ama yakalamaman gereken başkaları da var.
Kafa karışıklığı olmalı...
Ya da belki de yaşlılık yüzünden iyi değilim.
Bence kelimenin...
...tam anlamıyla kanun adamı olmuşsun.
Tam olsun olmasın,...
...o adamı tutuklamayı tercih ederdim.
Başarılı bir son iş yapmak harika bir final olurdu!
Sana cesedimi sunayım mı?
Kötü bir şaka.
Ichi-san, seni tutuklamaya niyetim yok.
Sevindim.
En azından bu gece rahat edebilirim.
Patron. - Evet?
Ichi yan odada.
Sessiz ol. Onu ne zaman öldüreceğimizi size söyleyeceğim.
Niye kutlama yapmıyoruz?
Tamam, tamam. Git bize biraz daha sake getir.
Sıcak getireyim.
Patron, sana güveniyoruz. - Biliyorum!
Biraz daha sake alabilir miyiz? Bayan, biraz daha sake!
Emredersiniz!
Lütfen bir dakika bekleyin. - Tamam.
Seninle sonra ilgilenirim.
Buyurun. - Teşekkürler.
Çok içtikleri kesin!
Nereye gidiyorsun? - Tekneye.
Bir şişe sake ısıtayım mı?
Beni hatırladın mı, Usaburo?
Bu on yıl boyunca sayısız kez seni unutmaya çalıştım.
Buraya gel.
Beni gördükten sonra kaçtığını sandım.
Buradan tekneleri kontrol edişini izliyordum.
Beni tutukluyor musun?
Emekli olacağım.
Tebrikler.
Kutlamama yardım eder misin? - Evet.
Şu yağmura bak.
Bu yağmurun seninle karşılaşmama izin vereceğini düşünmek.
Yine kaçmak mı istiyorsun?
Bilmek için zor duruma düşmem gerek.
Varsayalım ki,...
...o adamla karşılaştım, sence ne olur, Ichi-san?
Takip edilmenin nasıl bir duygu olduğunu biliyorum...
...ama bir adamın peşinden gitmek nasıl bir duygu bilmiyorum.
Ama duygularına bakılırsa...
Hareketlerimi kestirebiliyor musun?
Bütün kin kaybolmuş gibi görünüyor...
...ve her şey nostaljik görünebilir.
Cevap olmadığına göre sanırım yanılmışım.
Sorun ne? - Yok bir şey.
Niye banyo yapmıyorsun?
Ne yapıyor o? - Kim?
Kapıyı kilitleyelim mi?
Sence kimse gelir mi?
Sen de yorgun olmalısın.
Masör Ichi-san hakkında ne düşünüyorsun?
Hey, kayıkçı! Bize bir tekne ödünç ver! - Tekne mi?
Hemen. Öğlene kadar kaleye dönmeliyiz.
Ancak yağmur yağıyor.
Vermeyeceğini mi söylüyorsun?
Reddetmek zorundayım. - Reddetmek mi?
Şiddetli yağışlar yüzünden bir kaza olursa...
...hayatıma ne olacak? - Bunu cevaplayamayız.
Sadece o teknede kürek çekmekle ilgilen.
Samurai-san, sizin hayatınızın güvenliğini de garanti edemem.
Sefil bir yer.
Biraz pahalı olacak.
Tamam. - Evet.
Rahatınıza bakın lütfen. - Tamam.
Afedersiniz.
Usa-san, bir içkiye ne dersin?
İstemem, sağol.
Beni merak etme. - Şimdi yatmaya gidiyorum.
Bize bir şişe sake ısıtabilir misin? - Emredersiniz.
İçine girdiğimiz bir durum var, Ichi-san.
Geceleri ayakta kalmaya alışığım.
Sanırım bütün gece içebiliriz.
Yine de içmeye yetecek kadar sakemiz olmayabilir.
Artık her şey hallolmuş gibi görünüyor.
Zamanı geri çeviremem.
Bu konuyu açmam garip olabilir...
...ama hayatta insanlar buluşur, sonra da ayrılırlar.
Sanırım bunu nehrin akışına benzetebilirsin.
Anlıyorum.
Şu kayıkçı Usaburo hakkında...
Yirmi beş yıllık polisliğim boyunca tutuklayamadığım...
...bir adam olduğunu söylemiştim.
O adam, işte o.
Böyle bir zamanda ortaya çıkacağını düşünmek.
Üzgünüm! Birkaç tabak kırdım!
Sorun ne?
Lütfen kaç!
Kaç!
Şu adam, Sanzo bir polis!
Biliyorum.
Geldiği andan beri biliyordum.
Seni tutuklamak istiyor!
Yine ne yaptın?
Kendince nedenlerin olmalı.
Bana bundan bahsetmek zorunda değilsin!
Buraya gelene kadar devamlı peşimdeydi.
Çok ısrarcıydı.
Tipik bir hikaye.
Kadının biri bana ihanet etti.
Onu bıçakladım ve adamı öldürdüm. Sonra da kaçtım.
Eskiden Kominato'da balıkçıydım.
Lütfen kaç.
Seni teslim edeceğim.
Senin ve benimle ilgili.
Üzücü bir durum...
...ama artık aşktan...
...söz edemem!
Seni aptal!
Bana para bırak!
Bütün erkekler aynı! Domuz! Seni domuz!
Paramı öde! Lanet rahip!
Ne oldu?
Kendine gel.
Bu çocuk ölecek!
Biri bana yardım etsin!
Sorun ne? - Bu çocuk...
Ne oldu? - Aniden...
Usa-san, yardım et bize!
Hasta bir çocuk var!
Neler oluyor?
Düzensiz nefes alıyor. Ne olduğunu biliyor olabilirsin.
Ichi-san, ayağına bak.
Çok şişmiş!
İçinde bir çeşit zehir varmış gibi görünüyor.
Olduğu gibi bırakırsan...
Hayatı için tehlikeli mi? - Lütfen onu kurtarın!
Burada doktor var mı? - Burada doktor olan var mı?
Nehrin diğer tarafına gitmelisiniz.
Lütfen bir şeyler yap.
Hey, küçük oğlan!
Usa, hayatı tehlikede.
Bu çocuğu nehrin karşısına götürür müsün?
Bize yeteneğini göster.
Tamam.
Gidemezsin.
Benden kaçmaya mı niyetlisin?
Bu çocuğun hayatı tehlikede! - Onu bahane etme!
Bu sefer kaçmana izin vermeyeceğim! - Çok acımasızsın, memur bey.
Bir daha asla yanlış yapmayacağına yemin etti.
Onun duygularını anlayabiliyorum.
Bu sefer onu tutuklamaya karar verdim!
Ichi-san, sen bu işe karışma! İşimin bir parçası!
Bunun farkındayım.
Ama tutuklanmayı hak ettiğini düşündüğün adamlar...
...ve tutuklamaman gereken başkaları olduğunu...
...söylediğini hatırlıyor musun?
Bunu kulağa güzel gelmesi için mi söyledin?
Bunu söylediğime eminim.
Onu ilk gördüğümde onu tutuklayıp tutuklamamak...
...konusunda kafam karıştı.
Ama gözümün önünden kaybolduğunu düşündüğümde bu beni...
...rahatsız ediyor.
Şef, Usa-san'la yollarınızı burada bağlayabilir misiniz?
Ona güvenmemi mi istiyorsun?
Ona çoktan güvendiğini sanıyordum.
Bence artık karar vermenin zamanı geldi.
Usaburo, çocuğu doktora teslim ettikten sonra...
...kıyının diğer tarafında ilk ağacın yanında bekle.
Ben gelene kadar orada bekle.
Tamam mı?
Evet. - Evet, dedi.
Tekneyle açılacaksan bizi de al.
Reddedersen seni çıkarmayız.
Samuray, siz gelirseniz tekne batar.
O zaman annesini arkada bırak!
Bunu yapamayız! - O zaman önce bizi taşı!
Reddediyorum. - Seni...
Samuray, sizi götürürsek diğer konukları da götürmeliyiz.
Susun!
Tekneyi çıkarın!
Samuray gururumuz üstüne bunu sana yaptıracağız!
O sadece bir çiftçinin oğlu.
Bu çok küstahça! Samuray olabilirsiniz ama çok ileri gidiyorsunuz.
Lütfen yolumdan çekilin.
Tekneyi çıkar!
Gidelim mi?
Ne güçlü bir rüzgar.
Sanzo-san.
Usa-san...
...sonuçta...
...kötü bir adam mı?
Ichi-san. - Evet.
Sanırım benim için büyük bir final olmayacak.
Doğru mu bu?
Gözlerimde senin için büyük bir final görebiliyorum.
Pekala, ben gidiyorum.
Ichi-san, seyahatlerin sırasında Usaburo'yu görürsen...
...ona copumu geri verdiğimi ve çiftçiliğe geri döndüğümü söyle.
Artık huzur içinde yaşayabilir.
Kesinlikle söylerim!
Kendine iyi bak.
Şef,...
...sen de kendine iyi bak.
Teşekkür ederim.
İnsanlar kalplerinde...
...yeniden doğarlar.
Çeviri: Süt Kardeşler (Hakan & Orhan)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.