Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Peki ya kız? Hala kayıp mı?
Sadece bir aylık ömrü kaldığını duydum.
Zavallı şey. - Sıradaki! Lütfen içeri gelin!
Kimi-chan.
Tedavin için bu parayı al.
Hayır, hayır. Alamam.
Beni öldürmek sana şans getirmez.
Çok teşekkürler. - Bundan sonra...
...kötü insanlarla takılma.
Binebilir miyim? - Atla bakalım.
Merhaba.
Merhaba.
Biraz almak ister misin?
Evet, bir tane alayım.
Seni takip edebilir miyim?
Seni çizmek istiyorum.
Ne? Hadi bakalım.
Bu benim ilk model oluşum.
Peki.
Lütfen rahat ol.
Kendi rahatlığımla çizerim.
Ne işe yaramaz bir kalabalığım var.
Kör bir adamı bile öldüremezken...
...nasıl yemek yiyebiliyorsunuz?
Bugünden itibaren hepinizi ailemden ayıracağım.
Gonta! Onu öldür!
Bana Zatoichi'nin kellesini getir!
Sana Kataga'nın bölgesini vereceğim.
Çok teşekkürler!
Seni asla hayal kırıklığına uğratmayacağım, Patron.
Buna kalıbımı basarım!
Okyanusun ne harika bir sesi var!
Bana kendimi o kadar mükemmel hissettiriyor ki.
Şey, bayan...
Ten, adım Ten.
Şey... Cennet için "ten" mi?
Ne güzel bir isim.
Sen bir meleksin (Ten-nyo).
Peki ya annen ve baban?
Martılar.
Nasıl da özgürce uçuyorlar.
Eskiden sadece evler ve ağaçlar çizerdim.
Ama bundan sonra seni çizebilir miyim, Ichi-san?
Evet, çizebilirsin.
O zaman buralarda kalıp biraz rahatlayabilirim!
Elim soğuk mu?
Soğuk ellerin olması güzel.
Ne oldu?
Ne oldu? - Düştüm.
Ichi-san.
Gün batımı güzel mi?
Nereden biliyorsun? - İçime doğdu.
Hayal mi ediyorsun?
Hayal edip etmediğimi söyleyemem.
Ama sesi hissediyorum.
Ses uzaktan geldi ve içimden geçip kayboldu.
Ve ayrıca koku. Anlaması senin için zor.
Peki ya sen? Hayallerin var mı?
Evet. - Ne tür hayaller?
Okyanusta yüzüyordum... ve...
Şey, o kadar çok değil...
Okyanusu çok seviyor olmalısın.
Çok lezzetli.
Ten-san?
Günaydın!
Günaydın!
Sen uyurken yüzünü çizdim.
Ne? Uyanık ya da uykulu olmam arasında hiçbir fark yok.
Sen de uyurken herkes gibisin.
Niye?
Çünkü...
...insanlar uyurken gözlerini kapatır.
Ichi-san!
Yalnız mısın? - Evet!
Beni nasıl buldun?
Seni tekrar görmeyi çok istedim. Bu yüzden her yere baktım.
Sonra bir balıkçıdan, sahilde bir kulübede yaşayan...
...kör bir masör olduğunu duydum.
Köyümde çiftçi olmaya karar verdim.
Harika bir haber. Artık yeryüzünde başı dik yürüyebilirsin.
Lütfen şunu ye.
Çok teşekkür ederim. Çok teşekkür ederim.
Klinikte yaralarım dikilirken...
...eski düşmanlık vücudumdan dışarı çıktı.
Senin sayende kurtuldum.
Çok teşekkür ederim. Teşekkürler.
Sorun değil. Sorun değil.
Aç mısın?
Vay canına! Ne harika bir okyanus!
Dağların derinliklerinde büyüdüm. Bunu ilk kez görüyorum!
Kocaman! Harika! Çok büyük!
Ressam mısın?
Beni de çizer misin?
Olmaz mı? - Kliniğe mi gittin?
Ne? - Klinik?
Evet, oraya gittim.
Adım Jinta.
Ten.
Ten.
Ten?
Klinikten kaçan sen misin?
Herkes seni arıyordu. Niye kaçtın?
Yatakta kalmayı sevmiyorum.
Öldüğümde yeterince uyuyacağım.
Bir aylık ömrün var, değil mi?
Bu doğru değil.
Özür dilerim.
Özür dilerim! Çok iyi görünüyorsun!
İnsanlar yalan söylüyor.
Üzgünüm.
Ichi ile nasıl tanıştınız?
Lütfen Ichi-san'a bundan bahsetme.
Ne?
Lütfen Ichi-San'a hastalığımdan bahsetme.
Olur.
Söz ver!
Söz.
Yanında genç bir kız mı var?
Evet, sonra genç bir adam katıldı.
Tek. Tek.
Bahisleriniz lütfen. - Çift!
Doğru! Sorun değil!
Peki... İşte!
Pekala!
Tek!
Hazır. - Rest!
Bay Masör! İşin bitince lütfen buraya gel!
Beni çağırdığınız için teşekkürler.
Eve hoşgeldin!
Eve hoşgeldin!
Burada değil. Lanet olsun!
Ichi-san, sen niye çizmiyorsun?
Şaka mı yapıyorsun?
Çizemem ben.
Neden olmasın? - Çünkü...
Yüzümü çiz.
Ne? Bu imkansız.
Yüzüme dokununca çizebilirsin.
Gördün mü?
Bakalım.
Bu da ne?
Dişlerim çok kötü. - Dişler mi?
Tamam, deneyim.
Vay canına! Ne büyük göz!
Harika, değil mi?
Bunu Ichi-san mı yaptı?
Ressam olmalıymışım.
Bu ne?
Harika! Bu, Ten!
Ichi-san, niye benimle memleketime gelmiyorsun?
Ne var? - Yok bir şey!
Lütfen benimle gel, lütfen.
Ne var?
Erkek muhabbeti.
Lütfen benimle gel, lütfen.
Öyleyse belki giderim.
Hoşçakal.
Hoşçakal.
Ichi-san!
Bunu unuttun.
Ne kadar? - Otuz.
Ten-chan!
Ten-chan!
Ten-chan! Ten-chan!
Ten-chan!
Lütfen! Buyurun! Buyurun!
Lütfen gözlerine koyun!
Göremediğiniz zaman hayatın boktanlaşır!
Buyurun! Buyurun!
Ten-chan!
Ten-chan!
Ten-chan!
Nereye gitti ki?
Ten-chan!
Ichi-san!
Onu hiçbir yerde bulamıyorum! Nereye gitti?
Bilmem... - Umarım iyidir.
Niye? - Sana söylemememi söyledi ama...
O da klinikteydi.
Doktor Ten-chan'ın bir aylık ömrü kaldığını söyledi.
Gerçekten mi? - Bana doktor söyledi.
Bunu ona sakın söyleme.
Evet, ona söylemeye niyetlendim ama...
Vay canına! Ten-chan! Nereye gittin?
Al! Pişmiş tatlı patates! - Teşekkürler.
Beni aradığınızı duydum ama... - Çok fenasın, Ten-chan!
Ten-chan...
Ten-chan! Ne oldu?
Ten-chan!
Ten-chan...
Hey, Ten-chan...
Ichi-san...
Biri düşmüş. - Dayan!
Ne?
Yine düştüm. - Anlıyorum.
Tamam, işte.
Hey, Jinta! Kalkmasına yardım et.
Tamam. - Hadi eve gidelim.
Vay canına, bu harika!
Sanki martılar gökyüzünde uçuyormuş gibi gerçek. Vay canına!
Çıplak bir adam çizmek istiyorum.
Onu buraya getir. - Tamam.
Acaba son zamanlarda kendini hasta mı hissediyor?
Yüzünün rengi...
Solgun mu?
Mesele ne?
İyi misin?
Dayan.
Ne oldu?
Yengeçler...
Yengeçler mi? Nerede?
Ichi-san...
Hey! Jinta. - Evet?
Yengeçler mi var?
Yengeçler mi? - Evet, yengeçler!
Nerede? - Dikkatli bak!
Nerede?
Şunun altından geldiler!
Buranın altından mı? Nerede? Nerede?
Vay canına!
Ne oldu?
Kıpırdama.
Ichi-san.
Gidip balık alacağım çünkü balıkçılar...
...festival olduğu için bize bedava balık vereceklerini söylediler.
Ten-chan, döndüğümde yiyelim.
Görüşmek üzere.
Yaptım...
Ichi-san...
Sen...
...bir nilüfer çiçeğinin... tepesindesin...
Bir nilüfer çiçeğinin tepesinde?
Gümüş bir bastonla...
Ten-chan...
Bak...
Bakayım.
Ne harika bir resim...
Görüyorum.
Çok iyi görebiliyorum.
Sen harika bir ressamsın.
Ten-chan...
Düştüm.
Ichi-san, sen uyurken normal insanlarla aynısın.
Dişlerim çok kötü.
Çeviri: Süt Kardeşler (Hakan & Orhan)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.