All language subtitles for The.Protector.2018.S01E02.Episode.2.720p.NF.WEB-DL.DDP5.1.x264-MZABI_tur

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian Download
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian Download
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian Download
da Danish Download
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew Download
hmn Hmong
hu Hungarian Download
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian Download
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam Download
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian Download
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese Download
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

[Kemal] Fatih Sultan Mehmet,

Konstantiniyye'yi fethettikten kısa bir zaman sonra

şehrin içinde düşmanları olduğunu fark etti.

Kendilerini, İstanbul'u ve dünyayı yok etmeye adamış

tam yedi Ölümsüz.

Nereden ve ne zaman geldiklerini kimse bilmiyordu.

Ama bütün kıtlıklar, seller ve depremlerin ucu

onlara dayanıyordu.

Bir gece, Fatih bir rüya gördü.

Ve tıpkı senin benim gibi görünen bu Ölümsüzlerin

nasıl ayırt edilip öldürüleceği ona malum oldu.

Fatih, rüyasında üç nesne görmüştü.

İlki, Ölümsüz'e dokununca parlayan erdem yüzüğü.

İkincisi, Ölümsüz'ü öldürebilecek benzersiz bir hançer.

Ve üçüncüsü, bu ölümüne savaşta zırh görevi görecek bir gömlek.

Kutsal koruyucu dualarla dokunmuş tılsımlı gömleğin

bugün bile hâlâ gizemini koruyan sembolleri var.

Bildiğimiz tek şey,

gömleğin Muhafız'la arasında özel bir bağ olduğu.

Yani Fatih'in Ölümsüzleri öldürmek için yeteneklerinden, gücünden

ve saf kalbinden ötürü seçtiği adamla.

Sen, Hakan, Muhafızların sonuncusu sensin.

Gömleği ilk kez giymek bedenine ve zihnine ağır geldi.

Ama alışacaksın. İlk seferinde hep böyle olur.

Bitti mi?

Vallaha, aslında daha yeni başlıyor.

[Zeynep] Al, bir şeyler var içinde.

Arabayı sakladım.

Benim gidip arkadaşımı bulmam lazım.

Arkadaşını bulmana biz yardım edeceğiz.

Bak evlat, biri hâlâ bu gömleğin peşinde.

Bu, Nazat'ın yani Ölümsüz'ün kendi olabilir.

Bir adamı olabilir. Fırsatçının teki olabilir.

Buradan çıkmana izin veremeyiz.

[kekeleyerek] Ne yani? Zorla mı tutacaksınız beni burada?

Maalesef, evet.

Dün geceden sonra Ölümsüz'ün sana ulaşması an meselesi.

Evine bile gitmiş olabilirler.

Ölümsüzler, Muhafızlar!

[Hakan] Çok saçma, her şey çok saçma.

Hakan, sen hâlâ neye inanmıyorsun ya?

Gömleğin, üzerine nasıl işlediğini görmedin mi?

Sana ateş ettim az önce. Mermi alnından sekip yere düştü.

Neye inanmıyorsun?

[Hakan] Bilmiyorum.

Bilmiyorum.

Bilmiyorum.

-Belki ilaç verdiniz bana. -Ha!

Belki de ben baygınken bir şey içirdiniz bana. Nereden bileceğim?

Ben buna bu sefer gerçekten gömleksiz ateş edeceğim.

Zeynep.

Babam ne olacak?

Merak etme.

Onu huzurlu bir yere defnedeceğiz.

Beni biraz onunla yalnız bırakır mısınız?

Elbette.

[Tekin öksürür]

Ne oldu? Konuşmadı, değil mi?

[adam 1] He?

-Peki. -[Memo inler]

[Tekin] oğlum, bana bak lan.

Ben sana güzel dille insan gibi soruyorum.

Bak, yorma bizi.

Söyle, sen de kurtul. Ben de kurtulayım göt!

Dedim ya.

Anan dedim ya, bacın dedim. Teyzenin kızı falan filan.

Akrabaların falan herkes oradaydı.

Senin sülaleni sikmez miyim!

-Orospu çocuğu... -[adam 2] Amirim!

-Ne var lan? -[adam 2] Çocuğun evini bulduk.

Ev, o evmiş.

[Tekin] İyi. Siktir git bak amına koyayım.

Niye bölüyorsun beni oğlum?

-Tamam. -Siktir git bak!

[Tekin] Oradan da merkeze geç.

[adam 1] Konuşsana lan!

-He? -Siz nasıl polissiniz lan?

Çok güzel polisiz biz!

-[adam 1] Koparayım mı kafanı? -[telefon çalar]

-[adam 1] Konuşacak mısın? -Orospu çocukları...

Alo?

Alo!

Sesimi alıyor musun abi?

Ya çekmiyor herhâlde. Bir saniye.

[vapur düdüğü]

[Tekin] Çocuk konuşmuyor Mazhar. Ya bir bok bilmiyor ya da dayak arsızı.

Gömlek kaybolmuş olabilir.

Tekin, sen benimle dalga mı geçiyorsun?

[Tekin] Estağfurullah abi. Ne dalgası ya? Biz... Söylüyorum işte.

Çocuğun anasını bile siktik ama konuşmuyor.

[vapur düdüğü]

Peki. Yapacak bir şey kalmadı, öyle mi?

Vallaha ne bileyim?

Daha ne yapalım bilmiyorum ki Mazhar? Yani...

Yani?

[Tekin] Ya şey diyeceğim Mazhar.

Ödemeyi diyorum, nasıl yapalım? Ben ofise mi geleyim? Yoksa...

Evden mi alayım, ha?

[Mazhar] Yani beceremediğin işler için para mı istiyorsun?

O adamın cesedi hâlâ bulunamadı, değil mi?

Suzan yoğun bakımda, hâlâ ölmemiş.

[Tekin] Ya Mazhar, bir bana güven ya. Allah aşkına abiciğim ya.

Ben halledeceğim diyorum bu işi.

[Tekin] Sen bana niye güvenmiyorsun?

Sen zahmet etme.

Çocuğun arkadaşını bul.

[Mazhar] Arayacağım ben seni.

Sikeceğim seni de gömleğini de yakasını da.

Amına koyduğumun çocuğu.

[varilden sesler gelir]

[vapur düdüğü]

[duygusal müzik]

[Hakan] Öyle demek istemedim. Biliyorsun, değil mi?

Ben senin oğlunum.

Zaten benim babamsın.

Bunu hep böyle bildim ben.

20 yıldan fazladır Muhafız'ın ortaya çıkmasını bekliyoruz.

Gelip yaşayan son Ölümsüz'ü yok etmesi için dualar ediyoruz.

Sonra bu geliyor.

Çocuğa biraz zaman tanı Zeynep.

Dünyası allak bullak oldu. Babası...

Yani en azından babası sandığı kişi daha yeni öldü.

Sen olsan ne hissederdin?

Ben umursamazdım.

Onun Ölümsüz'ü yok etmek gibi bir görevi var, bu kadar.

[nefes verir]

Ya bazen seni fazla iyi yetiştirdiğim için endişe ediyorum.

Bu çocuk çok zayıf. Eğitimsiz.

Onu sen eğiteceksin. Gömlek, hançer ve saklı olan yüzükle.

Ya hiçbir şey öğrenemezse...

İstanbul'un kaderi ve geleceği ona bağlı.

Baba, bunun için çok zaman lazım.

Eğer Ölümsüz, Muhafız'ın geri geldiğini öğrenirse

bu şehirde yaşayan herkesi yok etmek için bir an önce harekete geçecektir.

Yani...

Sahip olmadığımız tek şey zaman kızım.

Dua edelim de Hakan çabuk öğrenen biri çıksın.

[Kemal iç çeker]

Onların dediklerine inanmalı mıyım bilmiyorum.

Her şey çok saçma, çok saçma.

Ama bir o kadar da gerçek.

Eğer öyleyse neden bunları bana söylemedin?

Neden?

Koruyamadım seni.

Affet.

Ama aynı hatayı bir daha yapmayacağım.

Memo'yu bulmaya gidiyorum.

İyi hamle.

Ama bu daha iyi bir hamle.

Mazhar'ı görmedim bugün.

Tersanedeymiş sabah.

-Ya? Ne yapıyormuş orada? -Hı.

Yani, bilmiyorum. Zaten onun ne zaman ne yaptığını pek kimse bilmiyor.

Çocuğu buldun mu?

Hayır, Faysal Bey.

-Ama açık konuşmam da gerekirse... -Lütfen.

Çocuğun yeterli donanımda olduğunu düşünmüyorum.

Sizinle çalışmak için yeterli değil.

Leyla, göreceğiz.

Onu bu akşam ofisimde görmek istiyorum.

Hakan.

Siktir!

Baba!

[kuşlar öter]

[uzaktan gelen sesler]

[adam 1] Siz bu mahallenin çocuğu musunuz?

[adam 3] Aynen. Yıllardır buralardayız. Herkesi de tanırız.

Herkes de bizi tanır.

[adam 1] Ee, nereye taşındı peki Memo?

[adam 3] Vallaha onu hiç bilemeyeceğim babuş.

Sen hayırdır? Alacak verecek davası falan mı?

-[telsiz konuşmaları] -Hadi işinize bakın.

[Kamuran] Hayırdır Hakan? Ne oluyor böyle?

Ay bir eltime gittim, mahalle dağılmış!

Sizi evden kovmuşlar, polis mahalleyi basmış.

Oğlum, neler oluyor? Söylesene.

Hakan, ne oluyor kuzum?

Memo'yu gördün mü Kamuran Teyze?

Görmedim oğlum. Konu komşuya sordum.

Dünden beri hiç buralara uğramamış.

Şu aşağıdaki at suratlı adam sizi sorup duruyor zaten.

Ne filmler çevirdiniz yine?

[Sıla] Kahve geldi, köpüklü oldu.

[güler]

Yok, ben almayayım. Sağ ol.

İç oğlum, yaptı kız işte.

Gitmem gerekiyor.

-Otur oğlum şurada. -Ben...

Hem sen nerede kalıyorsun bakayım?

Var kalacak yer Kamuran Teyze. Anlatırım sonra.

Hakan, bizde de kalabilirsin istersen. Biz de müsaitiz yani.

Tamam mı? Ne zaman istersen.

Hakan, seni hiç iyi görmedim ha!

[belirsiz konuşmalar]

[telefon çalar]

[hemşire] Ah!

İlk günler hep zordur.

Nefes almayı unutma.

-Böyle daha kolay alışırsın. -O kadar belli oluyor mu?

Yok, sizinle ilgili değil. O sadece benim öngörüm.

[bebek ağlamaları]

-Siz kimin için gelmiştiniz? -Suzan için.

Suzan Bayraktar.

Hangi odada kaldığını öğrenebilir miyim?

Tabii.

Suzan Bayraktar, 130 numaralı oda.

[Kemal nefes verir]

[telefon çalmaya devam eder]

[alarm çalar]

[bağrışmalar]

[yoğun bakım ünitesi sesi]

[ses hızlanır]

[iniltiler]

[bağrışmalar]

[uzaktan çocuk sesleri]

[ötüşen kuşlar]

Memo?

[ağlar]

[burnunu çeker]

Ce-ee! Yakaladım seni! Gel bakalım.

[Tekin] Yok ya.

Bundan bir şey çıkmayacak ki.

Başka bir şey düşünmemiz lazım.

Amirim.

Telefon.

-Onun mu? -Evet.

Böyle telefon mu kaldı lan? Amına koyayım.

İnsan akıllı bir şey alır.

Nasıl açılıyor bu amına koyayım?

[Mazhar] Senden haber bekliyorum. Teşekkür ederim.

[Leyla] Yoğun bir gün herhâlde?

-Öyle. -[Leyla] Sabah tersaneye uğramışsın.

-Denetleme yaptım. -Öyle bir görevin olduğunu bilmiyordum.

Bilmediğin birçok şey var küçük hanım.

Faysal Bey ile bizim ilişkimiz daha farklı.

Sen güzel beynini hiç yorma. Hadi kolay gelsin.

[telefon titrer]

Memo?

Oğlum, neredesin lan?

[telesekreter] Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor.

Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

[anahtar sesleri]

[silahı kurar]

Ne işin var burada?

Sana ne işin var burada dedim!

[Hakan bağırır]

Savunma Sanatı, Ders Bir:

Eğer elinde silah varsa mesafeyi kullan.

[Hakan güler] Bak.

Benim bu saçmalıkları dinleyecek vaktim yok.

Anlıyor musun? Gitmem lazım benim.

Anlıyorum ama benim de seni götürmem lazım.

Babam, sarnıçta bizi bekliyor.

Bak, neyse ne!

Benim gidip Memo'yu bulmam lazım.

Anlıyor musun?

Bir şey soracağım.

Arkadaşını nasıl bulmayı düşünüyorsun?

Hı?

Mesaj attı.

Bak.

Sultanahmet Meydanı'nda buluşacağız bir saat sonra.

Tamam. Niye orası?

Ara, buralara bir yere gelsin.

Ya sen Sadık Olan değil misin ya?

Senin, Muhafız'ın her istediğini yerine getirmen gerekmiyor mu?

O işler öyle yürümüyor.

Nasıl yürüyor?

Nasıl yürüyor?

Ne yaparsan yap beni burada tutamazsın.

Gidiyorum ben.

Buraya da geleceklerini biliyorsun, değil mi?

Hı? Bak, haklısın. Anlıyorum.

Ama önce burayı temizlememiz gerekiyor. Sana ait ne varsa yok etmemiz lazım.

Sonra birlikte gideriz.

Neşet'i bulurlarsa seni de bulurlar.

Artık hayatında bu da var.

Alış.

["Still Dancing" çalar]

♪ Her şeyin düzelmesi gerek ♪

♪ Gökyüzünün bile Daha parlak göründüğünü sanmıştın ♪

[telefon çalar]

♪ Peki niye böyle oldu? ♪

Efendim?

[Leyla] Hakan Bey, merhaba. Ben Leyla Sancak.

Sonunda telefonlarımı açabildiniz.

[Leyla] Başvurunuzu başka bir pozisyon için değerlendirmek istiyoruz.

Nasıl yani?

[Leyla] Faysal Bey, sizde bir ışık gördüğünü söyledi.

O yüzden de güvenlik ekibinde iş teklif ediyor.

Faysal Bey mi?

[Leyla] Bakın Hakan Bey, ben sadece teklifi iletiyorum.

O yüzden sizi en yakın zamanda bekliyoruz.

Leyla Hanım, bakın.

Ben teklifiniz için çok teşekkür ederim ama ben artık iş aramıyorum.

[Leyla] Yani bakın, nasıl olur?

Daha dün bu işin sizin için ne kadar önemli olduğundan bahsediyordunuz.

Faysal Bey sizin için...

Yani, en büyük hayalinizdi.

Bazen hayaller değişir Leyla Hanım.

♪ Ama hâlâ aklım almıyor gibi ♪

♪ Peki niye böyle oldu? ♪

♪ Hiç renk yok Durmadan daireler çiziyorum ♪

♪ Neyin nasıl olması gerektiğini Bilmiyorum ♪

♪ Neden yanımda kimseyi istemediğimi Bilmiyorum ♪

Nerede olduğuna dair bir fikrin var mı?

Ona bakıyorum.

-İşte orada. -Bir dur! Dur, bekle!

Memo?

Memo!

Memo!

-Memo! -[ateş edilir]

[bağrışmalar]

-Hakan! -[ateş edilir]

-Memo! -Kalk! Koş!

[nefes nefese öksürür]

-[Hakan] Memo. -Hakan, iyi misin? Kalk hadi.

Hadi.

-İyi misin? Hakan! -Memo!

-Sessiz ol! -[Hakan mırıldanır]

-Sakin ol. -[Hakan ağlar]

[polis sirenleri]

Hadi, gel. Hadi.

Geç, gitmemiz lazım. Hadi.

[polis sirenleri]

[Zeynep] Her şey çok hızlı oldu baba.

Önce her şey çok sakindi, birden kaosa döndü.

Sen ne yaptın? Gidebildin mi hastaneye?

Gittim.

Maalesef, geç kaldım.

Suzan'ı öldürdüler.

Ne?

Ama bu işin peşini bırakmayacağım.

Güvenlik kameralarına mutlaka bir şeyler takılmıştır.

Ortalık fena karışacak kızım.

Her şeye hazırlıklı olmalıyız.

Ben hazırım da...

Onun hazır olduğunu pek sanmıyorum.

Murat kim?

Ha?

Murat.

Aa...

[boğazını temizler]

Biz bu fotoğrafı 1989 yılında

[Kemal] Ada'da çektirmiştik.

En yakın dostlarım.

Neşet ve Murat.

Aslında...

Her şeyi sana Neşet anlatacaktı.

Seninle konuşacaktı.

Yani öyle planlamıştık.

Ama tabii yıllar geçtikçe sana olan...

...sevgisi ağır bastı.

Seni kaybetmekten, tehlikeye atmaktan korktu.

Murat...

Senden önceki Muhafız.

Bir dakika.

Yani...

Babam mı?

Nasıl ya?

[soluk verir]

Ee...

[kekeleyerek] Bana anlatılan onca hikâye?

Yetimhane falan, hepsi yalan mıydı?

Kılıfına en uygun yalan.

Geçmişini kurcalamandan korktu.

Niye?

Niye bana söylemedi hiçbir şey?

Seni korumak için.

Bu fotoğrafı ilk defa görüyorum, biliyor musun?

Neşet Babam bir kutuda saklamış yıllarca.

Hiç bana göstermedi.

Hiç bahsetmedi de.

En doğrusu buydu.

Böyle olmasına gerek yoktu ki. Bana söyleyebilirdi, anlatabilirdi.

Bana anlatsaydı onu koruyabilirdim.

Onu kaybetmezdim, Memo'yu da kaybetmezdim.

Böyle yapayalnız kalmazdım.

Yapayalnız değilsin.

Asla olmadın.

Senin ailen biziz.

Bak Doktor.

Bu Nazat mıdır Ölümsüz müdür her ne boksa nasıl buluruz biz bunu?

Zamanı gelecek.

Şimdi ben kendimi övmeyi pek sevmiyorum ama...

[Tekin] 200 metreden gazoz kapağını vuran adamım ben ya.

Iska diye bir şey yok.

Gözümle gördüm. Dört kez kurşun adamdan sekti.

Yelek falan işi değil bu.

Yelek olsa yelekte kalır. Adamın yüzünden sekti Mazhar!

Vallaha ben sana soruyorum Mazhar.

Kim bu herif?

Neyin peşindeyiz?

Yalnız mıydı?

Yok, bir kız daha vardı yanında.

Ama kafası kapalıydı, göremedik.

Neci bunlar amına koyayım?

Yine elimizde bir şey yok, ha?

[Kemal] Ölümsüzler, yüzyıllar boyunca fark edilmeden

aramızda saklanmayı başardı.

Son Ölümsüz de şu an bu şehirde bir yerlerde.

Neye benzediğini bilmiyor muyuz?

Hayır.

Baban onu gören tek kişiydi.

O günden sonra Ölümsüz bir daha asla yüzünü göstermedi.

Belki de ölmüştür, he?

Pes etmiştir, olamaz mı?

Anlattıklarımızdan bu Ölümsüz'le ilgili kısmı sen pek dinlemedin herhâlde.

Ölümsüz ölmez, pes de etmez.

Onu yok edebilecek tek kişi sensin.

Gidelim bulalım o zaman neredeyse bu Ölümsüz.

İşte yüzük bize tam da bu yüzden lazım.

Yüzük olmadan Ölümsüz'ün kim olduğunu anlamamız mümkün değil.

Bir dakika. Bir dakika, yüzük sizde değil mi?

Bak Hakan.

Annenle baban öldükten sonra biz Sadık Olanlar,

seni ve tılsımlı eşyaları koruma görevini kendi aramızda paylaştık.

Amacımız Muhafız'ı korumaktı.

O yüzden hiç kimse yapbozun tüm parçalarına

tek başına sahip olmayacaktı.

Gidelim bulalım o zaman bu yüzük her neredeyse. Ne duruyoruz ya?

-Göreve hazırsın yani? -Muhafız saçmalığına mı?

-Pek değil. -Hakan...

Ama bu Ölümsüz müdür her ne boksa benden bütün sevdiklerimi aldı!

Onu gidip bulacağım. Hangi taşın altına saklandıysa gidip bulup

karşısına çıkacağım onun!

Ve yaptıklarının hepsinin hesabını fazlasıyla ödeteceğim ona!

Yüzüğü aramakla mı başlıyoruz baba?

Pekâlâ.

Hadi, ne bekliyoruz?

Hadi.

[jenerik müziği çalar]

Alt yazı çevirmeni: Burak Patan

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.