Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
İstenilen para karşılığında gazeteciyi teslim ettikten
birkaç dakika sonra saldırı gerçekleştiriliyor.
Alınan son haberlere göre gazeteci Noah Bader ile birlikte
bir Alman gazetecinin daha o bölgede öldürüldüğü düşünülüyor.
Şimdi bütün dünya bizim ne kadar ciddi olduğumuzu daha iyi anlayacak.
Alman Dışişleri Bakanı az önce yaptığı basın toplantısıyla
radikal örgütün yayınladığı son videoyu doğruladı.
Radikal örgütün yayınladığı videoda
Alman gazeteci Noah Bader ve radikal örgüt ile yapılan pazarlık sonucu
gazeteciyi almaya giden ekibin
uzun menzilli roketlerle vurularak öldürüldüğü görülüyor.
Hem gücümüzü gösterdik hem de paralarını aldık. Elhamdülillah.
Rahman, buna güzel montaj yap.
Altına böyle müzik falan koyarsın, ha?
Haydi, gidiyoruz.
Bismillah.
Hayırdır?
Daldın derinlere.
- Ne düşünüyorsun? - Öyle daldım işte.
Sen bana bak, bana. Sayende kıdemimiz arttı.
Yahu merak etme, ben sözümü tuttum.
Ha? Gel.
Bu ev senin kardeşim.
Şimdi sana şöyle uygun, güzel bir cariye de bulduk mu
tamamdır.
Sanırım Zeynep’i köle pazarında satıyor olabilirler.
- Köle pazarından mı? - He, köle pazarından. Nereden olacak?
E haydi yürü bakalım.
Rahman kardeş.
Gel, gel, buyur.
Ne oldu Nursev?
Hayır olsun inşallah.
Bir problemimiz var.
Bu yeni gelen kız sana layık değil.
Geri getirdiler mi?
Evet. Getirdiler, ama şeytan görsün yüzünü.
Sana bir şey yapacak diye korkuyorum. Gözlerinden belli.
İzin ver yollayayım.
Kendi ellerimle bırakayım köle pazarına.
Başkası uğraşsın.
Sana layık değil o.
Ben kendi ellerimle sana güzel bir körpe getireyim.
Günlerdir İlker’e ulaşamıyorum Canan.
"Urfa’ya kongreye gideceğim" dedi.
Buraya geldim, burada kongre falan yok.
İzini hiçbir şekilde bulamıyorum.
"Haberlerdeki gazeteciyle birlikte gittim" dedi.
İlker orada onlarla birlikte olabilir. Allah’ım delireceğim, delireceğim!
Bekle bir saniye, kapı çalıyor.
Merhaba Pelin Hanım.
Ben Serkan Gümüş. Askerî istihbarattan.
TSK SUBAY SERKAN GÜMÜŞ
Hayırdır, birine mi baktın?
Belki böyle güzel bir kadın görürüm diye bakmıştım.
Bak, bak.
Başka taraftan memnun olursan oraya da bakarız. Tamam?
- Selamünaleyküm. - Aleykümselam.
Fadıl komutanım, sen mi geldin?
Tamam, seni gördüm cennete gidişim garantilendi.
Bak işte bu yüzden seviyorum bu adamı.
İnsanı böyle, gazını getiriyor
ama sen ne dedi anlamadın.
Bak Rahman, senin çok acil Arapça öğenmen lazım. Çok acil.
- Kesinlikle. - Ha?
Komutan diyor bana, beni görmüş, cennete gidecekmiş.
Cemal?
- Efendim? - Bak.
Bu kardeşim Rahman, yeni geldi.
Zehir gibi. Ona güzel bir kadın istiyorum.
Başüstüne.
Şu arkadakiler Ezidi köyünden yeni geldi.
Bak, güzel kızlar var. Kumral, esmer, seç birini.
İsterseniz size güzel bir rakama bırakırım.
Haydi gidelim. Sonra yine geliriz, hı?
Koştur koştur getirdin beni buraya, şimdi diyorsun gidelim.
Biraz dikişlerim ağrıyor da,
hastaneye gideyim, ilaçlarımı alayım.
Oradan eve geçerim, sonra geliriz yine.
Ha, ben anladım. Sen Doktor Sarı'yı düşünüyorsun.
E haydi tamam, gidelim.
- Cemal? - Efendim?
Sonra geliriz.
- Selamünaleyküm. - Aleykümselam.
Bundan sonrası senin kendi şansın.
Seni ancak bu kadar kurtarabilirim.
Merak etme,
düzgün bir satıcıya verdireceğim seni,
"İyi birisi alsın" diyeceğim.
Aradığını bulmak istiyorsan hayatta kalmaya çalış.
Söz dinle.
İlker, Mehmet abi ve Noah'la birlikte kongreye gitmişti.
Yani bana telefon açtığında söyledi.
Pelin Hanım, öncelikle sakin olmalısınız.
Bakın, biz çok uzun zamandır Noah’ı takip ediyoruz zaten
ama Mehmet ve İlker’i o bölgede ilk kez gördük.
- Hangi bölgede? - Urfa sınır bölgesinde.
Ne sınırı? Onlar buraya kongreye gelmişti.
Nişanlınız size yalan söylemiş.
Urfa üstünden Suriye’ye geçmişler.
Bakın, sizden tek ricam sakin kalmanız.
Biz konuyu araştırıyoruz.
Evinize dönün ve benden haber bekleyin. Ben size haber vereceğim.
İlker öldü, biliyor musun?
Noah’ı da öldürdüler.
Fotoğraflar da ondaydı.
Artık gösterecek hiçbir şey kalmadı.
Nereye?
Fadıl üç sokak ötede bir ev bulmuş. Oraya gideceğim.
Kimsin sen?
Benim gerçek adım Mehmet, ben savaş muhabiriyim.
Öldürülen Alman gazeteci arkadaşımdı.
İlker ve Zeynep diye iki Türk daha vardı.
İlker’i öldürdüler, Zeynep nerede bilmiyorum.
Buraya gelmeden önce bir köy baskınında yakalandılar. Ben saklandım, kurtuldum
ama bir an önce Zeynep’i bulup buradan gitmem lazım. Bana yardım et!
Yardım edin! Hain var aramızda, casus girdi!
Kimsin sen?
Anlamadım?
Rahman'ım.
Onu biliyorum
ama diğerlerinden değilsin sen. Geldiğinden beri...
Geldiğimden beri örgüte yardım etmeye çalışan bir fotoğrafçıyım ben.
Her şey için teşekkür ederim, gitmem lazım şimdi.
Ha.
Sen bir doktorsun. Yaşatmak için yemin ettin. Bunu sakın unutma.
Sen kimsin?
Ha?
Kimsin?
Kimsin?
Kardeşim, bu köleyi sana aldım. Ne istersen yapacak.
Senindir, istersen saçlarını sarıya boya.
Bunlar ne?
Hey, sen.
Bana bak.
Bana bak. Bana bak.
Sana diyorum, sana. Yemeyecek misin?
Ne diyorsun, anlamıyorum ki?
Yemeyeceksen kızıma vereyim.
Kızıma yedireceğim.
Allah razı olsun. Allah kurtarsın seni.
Adın ne?
Türkçe biliyor musun? Beni anlıyor musun? Ha?
Peki... Peki nasıl olacak böyle ha? Birbirimizi anlamadan.
Sen yemeyecek misin?
Gel otur, buyur.
Otur.
Haydi sen de iç çorba. Ha?
Otur, geç. Otur, otur.
Ha?
Hah, anladın.
Haydi afiyet olsun, haydi.
Mmm.
Güzel olmuş. Eline sağlık.
Güzel olmuş.
Seni...
beni kontrol etmek için mi koydu buraya?
- Eksik yok, değil mi? - Yok emîrim.
Geç otur şöyle.
Geçen sefer kahveni içmeden yola çıktın.
Ama bu defa içersin.
- Yemen'den özel geldi. - Sağ olun.
Bize iki tane sade Yemen kahvesi yapın, hemen.
Bu adamlar hakkında ne düşünüyorsun, fikrini alayım.
Güvenilir tiplere benziyorlar. Zeki oldukları kesin.
Örgüt için faydalı olacaklarına eminim.
Biliyorsun, sana güvenim sonsuz.
Dikkat et,
başımıza dert açmasınlar.
Her yer casus dolu.
Merak etmeyin.
Affedersiniz emîrim.
Erkek adamsın, uzun yoldan geldin, sorun değil.
Giderken olay çıkaran köle sandım. Ondan bir an dikkat kesildim.
İcabına bakıldı onun.
İçin rahat olsun.
E haydi, kahvenin tadına baksana.
Ne zorluklarla getirttim ben bunu.
Yaşıyor musun? Çok az zaman kaldı.
Az zaman kaldı.
Rahman abi! Rahman abi!
Herkes yaptığın plandan bahsediyor Rahman abi.
Bütün dünya haberlerindeyiz abi. Çekil, göstereyim sana.
Çekil abi, kalk, bak abi.
Video bir milyardan fazla izlenmiş. Bir günde izlenme rekoru kırmışız.
Bak! Bak abi.
Hey maşallah.
Rahman abi?
- İyi misin abi? - İyiyim. Sen niye geldin?
Fotoğraf makinesi almaya geldim. Cennete koşanları çekeceğim, söz verdim.
- Cennete koşanlar kim? - Cidden bilmiyor musun abi?
- Yok. - Tamam abi, göstereyim ben sana.
Bu kamerayı falan alayım, birlikte gidelim olur mu?
Gösteririm abi.
Tamam.
Rıfat, kaldır kafanı kardeşim.
Maşallah.
Rahman abi görüyor musun kardeşlerin yüzündeki mutluluğu?
Çok yakında bunların hepsi cennete koşacaklar abi.
- Ne demek cennete koşacaklar? - Cennete koşacaklar abi.
Kalabalığın içinde kimse küçük çocuklardan şüphe etmez.
Sadece bomba değil, uyuşturucu, değerli taş, bunların hepsini taşıyorlar.
Ama hepsinin tek bir isteği var abi,
cennete gitmek.
Zübeyir?
Tamam.
Kardeşlerimin fotoğrafını çektim abi.
Hepsine basıp veririm.
Hah.
Düşmanlarımızın yanına gidecekler abi.
Ziyad Komutan ne zaman isterse o zaman yola çıkacaklar.
Amca, hepimizi yan yana çeker misin?
Tamam. Haydi.
Maşallah.
Buradan gitmem lazım.
Benim buradan gitmem lazım. Benim buradan gitmem lazım.
Rahman. Ben Hattat'tayım. Mesajlarım ulaşıyor mu?
Ölmek mi istiyorsun?
Aç kalırsan uzun sürer ölmen. Ben denedim.
Sen niye yemiyorsun?
Akşam gelen yemekler ağır oluyor.
Kendimi korumam lazım.
Kilo almak istemem.
Güzel kızsın.
Yarın pazara çıkar çıkmaz alırlar seni.
- Öyle mi dersin? - Öyle.
Yüzümü kesersem sence alırlar mı yine?
Rütbeli bir asker almıştı beni.
Hiç yanından ayırmazdı.
Sonra bir saldırıda yüzüm bu hâle geldi.
Günlerce hastanede kaldım. Bir daha eskisi gibi olmadı.
Sonra pazarda buldum kendimi.
Çok seviyor sanmıştım.
Aylar oldu,
ya bu avludayım
ya da pazarda kafesin içinde.
Kimse beni almak istemedi.
Bazen insan "Keşke biri beni alsa" diyor.
Kaçalım.
Anlamadım?
Kaçalım buradan.
Sence buradan kaçması kolay olsaydı
burası bu kadar dolu olur muydu?
Sen nasıl geldin buraya?
Kaçırdılar mı seni?
Ben buraya kendi isteğimle geldim.
Gazeteciyim ben.
Ezidi köyüne haber yapmaya geldik.
Orada esir düştüm.
Ama ben zaten buraya gelmeye çalışıyordum.
Buraya mı gelmeye çalışıyordun? Neden?
Benim ablam burada.
Ablan?
Onu bulmaya geldim.
Nerede olduğunu biliyor musun?
Hayır ama onu kimin aldığını çok iyi biliyorum.
Onu bulman çok zor.
Onu bulmadan hiçbir yere gitmeyeceğim.
Ne yapıyorsun? Elbiselerin nerede?
Giy şunu.
Otur şöyle, gel. Gel.
Giyin. Ha?
Üstünü giyin. Tamam?
Ha? Haydi.
Sen niye geldin buraya?
Aptalmışım.
Hollanda’da internetten tanıştığım biri söyledi bana burayı.
Ailemden uzaktım, yalnızdım,
çok da güzel konuştu ha.
"Burası cennet" dedi,
"Haberlerde gördükleriniz yalan, iyi insanlar" dedi.
Ben de inandım.
Sonra burada buldum kendimi.
Ben de kendimi akıllı sanırdım ha.
Çok güzel kızsın.
Elin yüzün düzgün.
Benim gibi bu avluda çürüme.
Kaçmaya kalkarsan seni "Keşke beni öldürselerdi" diyecek hâle getirirler.
Benim bir şekilde buradan çıkmam lazım.
Eğer iyi bir eve gidersen bir şansın olur.
- Selamünaleyküm. - Aleykümselam Rahman abi.
Her şeyi hazırladım.
- Neyi hazırladın yine? - Köy baskınına gideceğiz abi.
Artık sen çekeceksin görüntüleri
ama öyle ne bileyim ara ara verirsen ben de çekerim.
- Fadıl mı söyledi gideceğimizi? - Ha. Sabahtan geldi.
Hatta sana bunu vermemi istedi. Buyur.
"O eski model şeyi artık kullanmasın" dedi.
Gidelim biz Rahman abi, bekletmeyelim kimseyi.
E, anlat bakalım, yol uzun.
Sana hediyemi beğendin mi?
Sağ ol, gerek yoktu.
Biliyorum, sen sarışın falan istiyordun ama kabul et, bu da çok güzel.
Nereye gidiyoruz?
Bak, Rahman kardeşim sen hemen konuyu değiştiriyorsun ama.
Ama iyi, tamam. Mahremin senin olsun.
Diclar.
Diclar tarafına gidiyoruz.
İşimize yarayanları alır, kalanını yok ederiz.
Uzun zamandır onlarla ilgili bir video çekmiyorduk.
Senin gelmen iyi oldu.
Al.
Bu silahı sana getirdim.
Gidince bir iki el de ateş ederiz.
Ah!
Ahmet, çektin mi?
- Çektim, çektim. - Güzel.
Rahman?
Haydi kardeşim, sıra sende.
Haydi.
Haydi, haydi!
Ohoo! Ama böyle olmaz. Böyle olmaz.
Tamam, anladım, kafa zehir gibi çalışıyor ama eller?
Ellerin idmana ihtiyacı var.
Hı?
Ölmedi onlar.
- Git, bitir işlerini kardeşim. - Gideyim mi?
E git tabii, haydi git.
Ya Rahman abi, ben adamları öldürürken beni çeker misin?
Çeker, çeker tabii ya, anısı olsun kâfirleri öldürürken ha? Şşt.
Meşhur olur belki.
Ha?
Gel, gel.
Yapma.
Sus.
Haydi Ahmet,
baban gurur duyacak seninle.
Haydi oğlum.
Her öldürdüğün kâfir seni cennete bir adım daha yaklaştıracak.
Sık oğlum. Hah.
Yapma.
Yapma mı dedin sen?
Yapma be, pili bitiyor!
Rahman bak, Allah adı vereyim, bazen beni çok korkutuyorsun gerçekten.
Diyorum bu kâfirleri seviyor da böyle yapıyor.
Tamam, haydi, haydi, değiş de çekelim haydi.
Tamam?
- Tamam. - Ahmet.
Vur kâfiri.
- Selamünaleyküm. - Aleykümselam.
- Hoş geldin Seyfi. - Hoş bulduk.
Niye Türkçe konuşuyorsun?
Bu adamlar Türkçe bilmiyor. Konuştuklarımız aramızda kalsın.
Emret, acil demişsin geldim.
Sen benim için çok değerlisin. Benim hayatımı kurtardın.
Birlikte savaştık, birlikte kurtulduk.
- Öğrenmek istediğim bir şey var senden. - Buyur.
Emîrin evinde bir kız vardı.
Yeni biri. Ama yollamışlar.
Onu bulmak istiyorum. Yabancı, adı Zeynep.
Biz onu, Nursev Hatun'la köle pazarına bıraktık.
Hangi tüccara?
Kardeşim, bilmiyorum.
Nursev Hatun emîrin adamlarından birine bıraktı onu.
Benim için öğrenebilirsin?
Hı hı. Bulurum.
Sağ ol Seyfi kardeşim.
- Allah'a emanet ol. - Allah'a emanet ol.
Bitti.
Ahmet yapınca uzun sürüyordu, sen hemen yaptın. Ha?
Zaten adam vurunca da korkuyor. Ha?
- Ona nasıl hızlı yapılacağını öğretirim. - Öğret, öğret.
Elhamdülillah, görüntüler cam gibi net.
Rahman, sen bu işi iyi yapıyorsun ha. Valla.
Ahmet? Yürü, seninle küçük bir işimiz var, tamam?
Rahman abin bunlardan güzel bir montaj yapsın, sonra bakarız.
Haydi.
Kim olduğunu biliyorum.
Mehmet.
Mehmet Yücel senin adın.
Benden sana zarar gelmez.
Gelmez mi?
Kim olduğumu biliyorsan bunu biliyor olmalısın. İndir silahı.
Si... Silahı indir.
Rahman Dehar.
Benimle geliyorsun.
Acil.
- Bir şey mi oldu? - Soru sorma.
Haydi.
Bir sorun mu var?
Emîrim "Git al" dedi.
Gidince öğrenirsin.
- Selamünaleyküm emîrim. - Aleyküm selam.
Otur.
Bay Robert, Rahman geldi.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.