Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Burası ne kadar büyük anneciğim.
Evet, bir tanem, çok büyük.
-Biz şimdi uçağa mı bineceğiz? -Evet.
Uçak nasıl bir şey anneciğim?
Bilmiyorum ki bir tanem. Ben de hiç binmedim.
(Gerilim müziği)
(Mesaj geldi)
(Mithat dış ses) Problem yok. İşlem tamam.
(Gerilim müziği)
Turgay geliyorlar, başlıyoruz.
Hazırım komiserim.
(Gerilim müziği)
Hadi peder, bir bakalım.
(Gerilim müziği)
(Anons kadın ses) Lütfen dikkat! 1951 sefer sayılı Amsterdam uçuşu için...
...303 numaralı kapıdan yolcu alımına başlanmıştır.
Lütfen biniş kartlarınızı hazırlayarak kapıya gidiniz. İyi yolculuklar.
(Gerilim müziği)
Beyler hoş geldiniz.
(Gerilim müziği)
Herkes tamamsa gidebiliriz.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Telefon titriyor)
(Müzik)
-Anne? -Efendim bir tanem?
Artık Disneyland'e gideceğiz, değil mi?
Gideceğiz.
Bunlarla gireceğiz.
Bunlarla gireceğiz.
(Telsiz Erman ses) Evet Turgay, seni dinliyoruz.
Gel dedin geldik.
Otur dedin oturduk.
Biz üstümüze düşeni yaptık.
Şimdi sıra sende.
Bellek nerede?
Ama belleğin bende olmadığını söyledim size beyler.
O sende değilse biz niye buradayız Turgay?
(Gerilim müziği)
Söyleyeceğim.
(Telefon titriyor)
(Telefon titriyor)
(Telefon titriyor)
(Telefon titriyor) Kim arıyor?
Kimse. Ee... Saate baktım da çok gerildim ya.
Vallahi inan ben de çok gerildim.
Hani bir an önce binip gidebilseydik, değil mi?
Ne zaman binecekmişiz biz?
Yarım saat rötar varmış.
-Ha, hay Allah! -Ben bir tuvalete gidiyorum.
Hemen geliyorum.
(Gerilim müziği)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
İzninizle.
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
Efendim?
Nereye?
Hangi havalimanı?
Ne zaman?
Tamam, geliyorum.
Ne oldu Alpay?
Bir şey yok.
-Benim bir çıkmam lazım. -Ne oldu dedim sana.
Yonca.
-O gidiyormuş. -Nereye?
-Ben halledeceğim, sen merak etme. -Alpay, nereye dedim sana.
(Gerilim müziği)
Turgay, ya şimdi konuşmaya başlarsın...
...ya ben seni konuşturmayı bilirim!
Bellek yoksa biz niye buradayız?
Buradasınız.
Hepiniz.
Kızlarımın güvenli bir şekilde gitmesi için.
Sattı lan herif bizi!
(Telsiz Erman ses) Ne diyorsun lan sen?
Birazdan uçakları havalanmış olacak.
Ve bir daha dönmemek üzere buradan ebediyen gitmiş olacaklar.
Yok, yok, yok. Acele etmene gerek yok.
Yetişemezsin.
Artık çok geç.
(Gerilim müziği)
Oğlum herif hepimizi oyuna getirdi lan!
(Gerilim müziği)
Onları asla bulamayacaksınız.
Nereye gidiyorlar?
Yetişemezsin.
Nereye gidiyorlar?
(Gerilim müziği)
Hangi havalimanı?
Ekrem, Yonca Sıdalı hemen sordur! Nereye gidiyorlarmış?
(Telsiz Behçet ses) Erman!
-İndir o silahı! -Sana hangi havalimanı dedim!
Bunu yapmayacağımı biliyorsun Erman.
-Erman, dur! -Sen karışma peder!
Doğa nereye gidiyor?
Bunu asla söylemeyeceğim.
Turgay, seni öldürürüm!
-Erman, indir o silahı! -Karışma peder!
Bana Doğa'nın nereye gittiğini söyleyeceksin!
Senin olmadığın bir yere.
Öyle mi?
-(Telsiz Erman ses) Öyle mi Turgay? -(Telsiz Behçet ses) Erman!
O yoksa sen olacağını mı zannediyorsun?
O yoksa sen olacağını mı zannediyorsun?
Erman, dur.
Peder, o da olmayacak!
Doğa yoksa sen de yoksun!
(Gerilim müziği)
Erman!
(Silah sesi)
(Telsiz polis ses) Silah sesi geldi komiserim, ne yapalım?
Turgay ses ver.
Turgay bir şey söyle.
(Ekrem) Turgay!
-İçeri giriyoruz,. -Hadi.
Rüzgâr!
Sen girmiyorsun! Bu sefer söz dinle!
(Gerilim müziği) (Siren çalıyor)
Aç, aç, aç! Aç lan!
-(Erman) Bırak peder, bırak! -Şimdi olmaz Erman!
Kimse kıpırdamasın!
At silahını, at!
At!
-At silahını! -Kimse kıpırdamasın!
At!
Bu da mı senin oyunundu Turgay?
Alın bunları.
Tam olarak niçin alındığımızı öğrenebilir miyiz Komiser Bey?
(Gerilim müziği)
(Anons kadın ses) 2345 sefer sayılı Lefkoşa uçağı için...
...yolcu alımı başlamıştır. Yolcularımızın 210 numaralı kapıya gelmeleri...
-Sonunda gidiyoruz. -Burcu daha gelmedi.
Gelir ya, gelir.
Siz durun, ben hızlıca bir bakıp geleyim.
-Doğa ablam nereye gitti anne? -Burcu ablana bakmaya gitti bir tanem.
(Konuşma anlaşılmıyor)
(Gerilim müziği)
-Ne oldu? -Yok.
-Nasıl ya? -Belki de başka bir tuvalete gitmiştir.
Yani koskoca havaalanı sonuçta.
En yakını bu, niye uzağa gitsin ki?
Aradım, cevap vermiyor.
Ara, ara, tekrar dene bakalım.
(Anons kadın ses) 2345 sefer sayılı Lefkoşa uçağı kalkış için hazırdır.
Yolcuların 214 numaralı kapıya gelmeleri önemle rica olunur.
-Ne oldu? -Yok, cevap vermiyor.
-Başına bir şey gelmiş olmasın kızın? -Ne gibi?
Ne bileyim ya, peşinde adam var dediniz. (Arama tonu)
Ya da düştü kaldı belki bir yerde.
Ben bir anons ettireyim.
Hay Allah!
Bakın, sizi anlıyorum ama biletiniz olmadan alamam sizi buraya.
Ne oluyor burada?
Memur Bey, ben Cumhuriyet Savcısı Alpay Tetik, bu da kartım.
-Buyurun savcım. -Şu anda kızımı kaçırmak üzereler uçakta.
(Anons kadın ses) Sayın Burcu Moran, 214 numaralı kapıdan bekleniyorsunuz.
Hâlâ çalıyor mu? (Arama tonu)
(Arama tonu)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
Aç şunu Burcu, aç şunu Burcu, aç, aç! (Arama tonu)
Doğa, gitmiş olmasın?
Nereye?
Yapmaz.
-Emin misin? -Eminim.
Beni bırakıp gitmez.
Yapmaz. (Arama tonu)
Aç şunu!
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
Şurada dursana.
(Telefon çalıyor)
Dur dedim! Bir dursana şurada!
Bakın, şu anda bir suç işleniyor.
Kızımı kaçırmak üzereler. Uçuşu durdurmanız gerek.
Anlıyorum savcım ama yapabileceğim bir şey yok, siz de beni anlayın.
Resmî belge olmadan bir şey yapamam.
Peki.
Peki.
Ne yaptın?
Ya gidiyor şu anda, kızımı kaçırıyor!
Sakin olamam! Nasıl sakin olayım? Alt tarafı bir karar çıkartacaksın!
Vaktim kalmadı!
Beni bırakıp gitmez, Yonca, yapmaz bunu.
Ama zamanımız kalmadı.
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor) Daha iyi misin?
(Telefon çalıyor)
Artık açman gerekiyor, bilmesi lazım. Yoksa uçağa o da binmez.
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
-(Burcu ses) Abla. -Burcu!
Neredesin?
Abla, ben yapamam.
(Burcu ses) Yurt dışına gidemem.
-Anlamadım? -Yapamam abla.
Burcu, hemen buraya geliyorsun!
Olmaz.
Burcu, sana hemen buraya geliyorsun dedim!
Abla, artık çok geç. Havalimanından çıktım bile.
(Burcu ses) Yapamazdım.
Babamın burada yapayalnız ölmesine izin veremezdim.
Ama senin gitmen lazım abla, o heriften kurtulman şart.
-Burcu, hemen buraya geliyorsun! -(Burcu ses) Abla...
...hadi, uçak kalkmak üzere.
Sen olmadan ben nasıl gideyim?
Hayır ya, yok öyle bir şey!
(Burcu ses) Erman senin peşinde, benim peşimde değil ki!
Hem Yonca'nın da sana ihtiyacı var.
Ben burada babamla beraber kalacağım. Babam beni korur.
Sen ne yaptın Burcu?
(Burcu ses) Yapmam gerekeni.
Birimiz orada ablamızla birimiz de burada babamızla.
(Burcu ses) Kardeşin büyüdü abla.
Kendi kararlarını alıyor artık.
Şimdi o kapıya ilerliyorsun...
...o uçağa biniyorsun...
...ve Erman (Bip) ebediyen kurtuluyorsun.
Tamam mı?
(Burcu ses) Sen bunu hak ediyorsun. Ben...
...babam...
Ondan sonra geleceğim.
Yanına geleceğim. Söz veriyorum.
-Burcu! -(Burcu ses) Seni çok seviyorum.
Gidiyorsun, tamam mı?
(Burcu ses) Hadi görüşürüz.
Haber ver bana.
Burcu! Burcu!
-Ne oldu? -Yapamazmış!
Babamı bırakamazmış!
Artık binmemiz gerek.
Doğa, gitmek zorundayız, vaktimiz kalmadı.
Bak, baban kardeşin için bir yolunu bulacak, tamam mı?
-Hadi gidelim, lütfen. -Olmaz.
Yapamam Yonca, kardeşimi nasıl bırakayım?
Doğa, Erman'ı düşün!
Bundan sonra olacakları düşün, lütfen. Bak, bir yolunu bulacak baban, lütfen.
Yonca, babam, kardeşim burada, ben nasıl giderim?
Yaşamaya gidiyorsun.
Ya bak, geri döndükten sonra olacakları düşün.
Evet ama yok ben...
Bak, sen dedin. Senin Saren var.
Benim de Burcu'm.
-Yapamam. -Doğa.
Nasıl?
Çok özür dilerim.
Size bol şans.
Umarım kızınla mutlu olursun.
Doğa ablam da mı gelmiyor anne?
Ne demek ulaşamıyorum? Kızımı kaçırıyor diyorum!
(Filiz) Asma yüzünü, bu onların kararı, senin yapabileceğin hiçbir şey yok.
Hem sen bana ne demiştin? Biz üçümüz gideceğiz.
Bak işte üçümüzüz. Yani en başta istediğin gibi, değil mi?
Sare’yi düşün. Sen her şeyi onun için yapmıyor musun?
Bak, kurtuluş o kapının ardında.
O kapıdan geçeceğiz ve her şeyi geride bırakacağız.
(Filiz) Ne Alpay ne de başka bir şey. Her şey geride kalacak.
Kızın için.
Kızım için.
Her şey kızım için.
(Müzik)
Yonca, hadi canım.
(Müzik)
İyi yolculuklar.
Hadi geçin siz.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Komiserim...
Neden Turgay Bey?
Yapamazdım komiserim.
Beni tanıdığını söylemiştin.
İhanet etmeyeceğimi bilmek zorundaydın.
Erman'a bile mi?
Onu diğerlerinden ayıklayabilseydim…
-Yani seni vursaydı? -Evet.
Beni vursaydı, işte o zaman onu tutuklaman için bir sebebin olacaktı.
Kendini öldürtecektin, biz de onu cinayetten tutuklayacaktık.
Hem Erman’dan kurtulmuş olacaktın...
...hem de kimseye ihanet etmemiş olacaktın, öyle mi?
İhtimal dâhilindeydi.
-Ama olmadı. -Olmadı.
Kendini öldürtemedin ama silahı patlattın, ortalığı karıştırdın...
...ve kızlarının kaçması için bol bol vaktin kazandın.
İtiraf etmek gerekir çok zekice.
Teşekkür ederim komiserim.
Şimdi ne olacak peki?
Benim görevim bitti.
(Turgay) Benim için son.
Mazhar konusunu da umarım başarırsın.
Bunu gerçek bir temenni olarak kabul et komiserim.
Eğer özel olmazsa bir şey sorabilir miyim?
Şu an ne hissediyorsun?
Tamam bana öfkelisin ama...
...Yonca Sare'yle mutlu olacak diye hiç seviniyor musun komiserim?
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
-Erman, nereye? -Sindireceğim peder!
Önce bu geceyi bir sindireceğim! Sonra da...
Sonra da kimlerin kâbusu olmam gerekiyor ona bakacağım!
Belki ben yanacağım ama yanarken de onların canını acıtacağım!
(Gerilim müziği)
Polislere sen mi haber verdin?
Bir önemi var mı?
Turgay!
Sana silah doğrultmama çok az kaldı, biliyorsun değil mi?
Çok az kaldı Turgay!
Buna hiç gerek kalmayacak Behçet.
(Gerilim müziği)
Senin burada ne işin var?
Yani kabul edelim ki...
...oyunu çok iyi kurdu.
Hepimizi alt etti.
Şimdi ne olacak?
Pes etmeyeceğim.
Yeniden başlayacağım diyorsun.
Aynen öyle.
(Burcu) Şu anda havadalar, benden çok uzaktalar.
Onu çok özleyeceğim.
Kendimi bildim bileli her günüm ablamla geçti.
Ama alışacağım.
Çünkü büyümek böyle bir şey.
Gideceğiz yanına aşkım.
Sana söz.
Hem artık yanında ben varım.
Hep yanımda olacaksın, değil mi?
-Beni hiç yalnız bırakmayacaksın? -Hayır.
İnşallah yine yalan söylemiyorsundur.
Sana yalan söylediğimi mi düşünüyorsun?
Peki.
Ne?
-Ne yapıyorsun? -Sana yalan söylemediğimi kanıtlıyorum.
Benimle evlenir misin Burcu?
Bir dakika!
-Şu an bana evlenme teklifi mi ediyorsun? -Evet.
Bence tam zamanı.
Zamanı mı?
Kesinlikle aşkım. Yani böyle maceralı bir gün için bence şahane bir final.
Hem düşünsene, bugünü her zaman hatırlayacağız.
-Hatırlayacağız, değil mi? -Evet, asla unutmayacağız.
Ay! Bir dakika, ben çok heyecanlandım!
Ee, yüzük nerede?
Doğru, yüzük yok.
Böyle bir anda evlilik teklif etmek aklıma gelince...
Bir dakika! Evlilik teklif etmek aklında yoktu, değil mi?
Ben bunu anlıyorum. Bir anda çıktı ortaya.
-Hayır, hayır! -Sen bunu planlamadın, öyle mi?
Şu an için diyorum. Yoksa ben düşünmez olur muyum?
Hem yüzükte ne var? Yüzük en kolayı, onu alırız.
Bak, babanı düşün mesela.
Baban da mutlu olur, değil mi? Sonuçta kızı evleniyor.
Son günlerinde onu da mutlu etmeyelim mi?
-Mutlu olur, değil mi? -Olur bir tanem.
-O zaman... -Dur!
Madem bir şey yapıyoruz doğru düzgün yapalım, değil mi?
Hah.
Al şunu.
(Boğazlarını temizlediler)
(Okay) Getir şunu.
(Telefon çalıyor) Dur, telefon çalıyor!
Tamam, bekle, dur. (Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
Ablam arıyor.
(Telefon çalıyor)
Şu an havada olması gerekiyordu. (Telefon çalıyor)
Abla.
(Müzik)
(Müzik)
Doğa!
Buradasın!
Yaklaşma!
Uzak dur benden!
Gitmemişsin?
Nereye? Ben bir arkadaşıma gidiyordum.
Ben sana niye açıklama yapıyorum ya?
Benim ne yapıp, ne yapmadığım seni hiç ilgilendirmez.
Beni şu an o kadar mutlu ettin ki.
Ben sana bunu anlatamam.
Neden döndünüz aşkım?
Bana sakın aşkım deme!
Ayrıca ben bir yere gitmiyorum.
Anladım, peki, tamam. Gitmiyordun.
Zaten artık ne önemi var ki?
Sevgilim...
Sevgilim bak, görmüyor musun?
Yani artık anlaman gerek.
Biz ayrılamıyoruz.
Birbirimizden kopamıyoruz.
Ne kadar uzağa gidersek gidelim...
...yine bu ana geri dönüyoruz, bak.
Gözlerimizin birleştiği bu ana.
Çünkü bu an bizim kaderimiz.
Yalnızca ikimizin.
Senin...
...ve benim.
Bana bu akşam bahşettiğim mutluluk o kadar büyük ki.
İyi geceler sevgilim.
İyi geceler.
(Müzik)
Üf!
Ne oldu?
(Hüzünlü müzik)
Allah kahretsin!
(Hüzünlü müzik)
(Kapı vuruldu)
Nerede o?
Aradım, geliyordur herhâlde.
Gidecektiniz, bana söz vermiştiniz.
Evet, söz verdim ama Burcu bozdu. Onu bırakamazdım.
Ama kardeşine sahip çıkman gerekiyordu.
Sahip çıktım, geri geldim işte. Nereden bileyim kaçacağını? Bana bağırma.
Baba!
Abla, sen niye gitmedin?
Bu faydasızın burada ne işi var?
Benimle.
Sen bununla mı kaçtın, bunun yüzünden mi?
-Baba... -Evladım sen bizi bir yalnız bıraksana.
Ben Burcu'nun yanında kalmak istiyorum.
Sizin ailecek konuşacaklarınız var herhâlde, ben seni ararım.
İyi akşamlar.
Ne yaptın sen Burcu, ne yaptın?
Gidecektiniz. Bu akşam o uçağa binmek zorundaydın, biz bunu konuştuk.
Baba, yapamazdım.
-Seni bırakamazdım. -Sadece onu mu?
Baba, ne olur beni anla.
Benim her şeyim burada, bütün hayatım.
Hem ben söyledim.
Gelemem dedim, söyledim sana. Sen git dedim, niye gitmedin?
Niye mi gitmedim? Seni bırakamazdım da ondan.
(Burcu) Bıraksaydın!
Bıraksaydın ablacığım, büyüdüm artık ben, kendi kararlarımı kendim alabiliyorum.
Sana söyledim. Dedim ki sen Yonca'yla kalacaksın...
...ben de babamla kalacağım dedim.
Evet, söyledi. Uçağın kalkmasına beş dakika kala, kaçarken söyledi.
Denedim ama. Denedim gerçekten denedim.
Havaalanına gelmedim mi? Geldim. Ama sonra...
Hem ben size baştan beri söylüyorum. İstemiyorum diyorum.
Ah Burcu ah!
Off!
Ben bu akşam için çok uğraşmıştım.
Peki Yonca gitti mi?
Evet, gitmiş olmalı.
Biz gitmesek de o gidecekti zaten.
Mithat onları...
...buradan göndermemiz gerekiyor. -Ne? Yine mi?
Evet, yine.
Anlamıyor musun kızım, burada kalamazsınız. Hayatınız tehlikede.
Ne yapıp edip, Yonca’nın yanına gideceksiniz.
Bu sabi sübyan da kaldı böyle.
Her şey onun için dedik ama...
Ne yapacağız biz Yonca?
Bilmiyorum. Hiçbir şey bilmiyorum Filiz.
Ama...
...o ölürken...
...kızlarını bana emanet etmişken...
...bırakamazdım. Biliyorum, hata ettim.
-Ama yapamadım. -Kardeş işte.
Ne kadar inkâr etsen de...
...kan çekiyor tabii.
Tamam, üzülme.
Vardır bunda da bir hayır.
Gidemedik ama baban bir şeyler ayarlar herhâlde ha?
Aa, daha onun haberi yok.
Arayıp haber vermen lazım adama.
Kızacak şimdi. Kendi kızlarına kızsın o.
Sen insanlık yaptın da döndün.
Para sende, kaçabilirdin.
Ya şu kadarcık kalmıştı be.
Benim vicdanı güzel arkadaşım.
Sen ne yapacaksın peki şimdi? Bir otel falan ayarlayayım mı?
Ne oteli kız?
O kadar tanıdık var, biri alır herhâlde evine.
Ay sanki Parislerde uyandık da oteller de kalacağız.
Sen boş ver beni düşünme.
Bunun düşün esas.
(Filiz) Ay pek bir heveslendiydi.
Ne yapacaksın? Sen kendini nasıl affettireceksin Yonca?
Dur sen.
Pişt.
Küs müyüz?
Anneler verdiği sözü tutar.
-Evet, tutar. -Niye gitmedik o zaman?
Dolunay olunca dedin. Dolunay da vardı.
Yalancısın sen işte.
Sevmiyorum seni artık.
Hiç sevmiyorum.
-Yalancı. -Değilim.
Yalancısın.
En birinci anne kız da değiliz artık.
Ben sana yalan söylemedim.
Gittik işte havaalanına. Gitmedik mi?
Bunu da istemiyorum artık.
Çıkartacağım. Nasıl olsa gitmiyoruz.
-Takmayacağım. -Gideceğiz.
-Gitmeyeceğiz. -Gideceğiz bir tanem.
Gideceksek, neden geri döndük o zaman?
Çünkü bugün gidemezdik, söyledim sana anlattım.
Yalancı, kötü anne.
Doğa ablanla, Burcu ablanı bırakamazdık.
Hem biliyorsun Bilge amcan da çok hasta.
Onlar da üzüldüler babalarına, bırakamadılar.
O onların babası.
Biz neden kaldık? Bizim babamız değil ki.
Doğru, onların babası.
Ama bize de bir sürü iyilik yaptı.
Kötü adamlardan korudu bizi, unuttun mu?
Hem, onlar bu hâldeyken biz Disneyland’da gitsek, gezsek, eğlensek...
...olur mu hiç? Haksızlık olmaz mı onlara?
Bilge amca çok mu hasta?
Anneannem gibi mi?
Hıhı.
Hem kızgın amca da yalnız kalırdı.
Onun konuşacak kimsesi yok değil mi?
-Evet. -Düşünceli kuzum.
Biz artık en birinci anne kız değil miyiz?
Artık seni sevmiyorum dedim ya...
...üzüldün mü? -Üzüldüm.
Ben seni çok seviyorum.
Ben seni daha çok seviyorum.
Hayır ben.
En birinci anne kız.
En birinci anne kız.
Hah, inmiş olmalı.
Niye bu hattan arıyor ki?
Yonca?
Kızlarının vazgeçtiğini biliyorsun değil mi?
Evet biliyorum. Sen niye bu hattı kullanıyorsun?
-Ben de gitmedim çünkü. -Gitmedin mi?
Ben...
...yapamadım, bırakamadım onları.
Neredesin? Hemen buluşmamız lazım.
Yarın.
Bak, ikna et onları.
Buradan gitmemiz gerektiğini anlamaları lazım.
Ne yap ne et bizim buradan gitmemizi sağla.
Tamam konuşacağım.
(Gerilim müziği)
(Erman ıslık çalıyor)
Hayırlı akşamlar peder bey.
Sana en sevdiğin tatlıdan aldım.
Halka tatlı, alsana.
Al.
Hayırdır?
Ya peder bey bugün keyfim o kadar yerinde ki sana anlatamam.
Nasıl ama sıcacık değil mi?
Kazanın başında bekledim senin için.
Hımm.
Doğa’m gitmemiş.
Nasıl, nasıl gitmemiş?
Yani. Pek açıklama taraftarı değildi.
Ben de üstelemedim.
Nasıl ama çıtır değil mi?
Ha çıtır Erman. Çıtır, çıtır!
Yonca gitmiş mi?
Vallahi bilmiyorum. Ama istersen...
...bir tahminde bulunabilirim.
O zaman Turgay bunca şeyi niye yaptı?
Ne planladıysa elinde patladı peder.
-Bir daha deneyecek. -Kesin.
Bir daha deneyecek.
(Kapı kapandı)
Rüzgâr abim gelmiş midir?
Daha gelmemiş bir tanem.
Anneciğim konuştuklarımızı unutmadın değil mi?
Rüzgâr abine havalimanına gittiğimizi söylemeyeceğiz.
Evet anneciğim. Onu bıraktık diye çok üzülür.
Hediyesini ne yapacağız?
Onu daha başka şekilde vereceğiz.
-Anneciğim... -Efendim?
-Artık kötü bir şey olmayacak değil mi? -Olmayacak bir tanem.
Artık hiç kötü bir şey olmasın anneciğim.
Hep güzel şeyler olsun.
Bardağın dolu tarafından bakmalısın. Bence kazandığın bir şey var.
-Hadi ya? Neymiş o? -Beni.
Bundan sonra yanındayım. Yakalayacağız Mazhar’ı.
-İçime su serptin kardeşim. Sağ ol. -Arkadaşlar bunun içindir.
Ne kadar kabul etmesen de onlara alışmıştın be komiserim.
Yani evde bir çocuk sesi, evet özlemişim de.
Bence sadece çocuk sesi değil ama... Sen bilirsin.
Hadi oğlum hadi. Bana müsaade.
Olum bak tekrar söylüyorum, bana da gelebilirsin.
Yok, yok gideyim eve. Şimdi beni özlemiştir benim güzel yalnızlığım.
Gideyim onunla ilgileneyim.
Bana bak lan, benim evin ışığı yanıyor.
Ne diyorsun lan? Aa.
(Gerilim müziği)
Kapıda zorlama yok gibi görünüyor.
(Gerilim müziği)
Hii! Ayy!
Kusura bakmayın ben duymadım geldiğinizi.
Korktum böyle birden görünce.
Yok, yok biz sen ee...
...sen uyuyorsundur diye sessiz sakin girelim dedik.
Evet.
Ekrem. Arkadaşım Yonca. Ekrem. Ekrem, Yonca.
-Memnun oldum. -Ben de.
Sare uyumuştu zaten, ben onun yanına geçeyim.
Yok, yok. Zaten Ekrem kalmayacak, gidiyor.
-Yok, olur mu benim yüzümden? -Hayır, hayır ben zaten gidecektim.
(Korna çalıyor) Hah, bak beni çağırırlar.
Araba kapıda, yolun ortasında.
Sen bana, oğlum şeyi ver de ben gideyim.
-Oğlum şeyi verecektin ya... -Şey?
-Oğlum şeyi yani... -(Rüzgâr) Şey ee...
Ha, şeyi vereyim ben. Dur onu...
O zaman ben Sare'nin yanına geçeyim.
-İyi geceler. -İyi geceler.
Vay be. Ne işi var burada? Gitmiş olması gerekmiyor muydu?
Ne bileyim oğlum, ben anlamadım ki hiçbir şeyi.
Anlamadım.
Sen ne bekliyorsun? Hadi yürü git hadi.
-Merak ettik. -Hadi lan, neyi merak ettin? Yürü git.
-Bak bana olanları anlat ha. -Hadi abi hadi.
Hişt bana bak, seni bırakamadığı için dönmüş olmasın?
-Akşam akşam elimden kaza çıkar. -Haber ver bana.
Kaza çıkacak elimden akşam akşam.
(Müzik)
(Kapı kapandı)
Arkadaşın nerede?
O zaten anahtarını almaya gelmişti, gitti.
-Biz geldik diye mi? -Hayır ya sizinle ne alakası var?
-Ya olmuyor böyle bak. -(Rüzgâr) Yonca...
-Arkadaşın bile... -Yonca tamam.
Bunu bir daha, bir daha mı konuşacağız? Ben mutluyum siz burada olduğunuz için.
Ee...
Yemek yaptım, karnı yarık yer misin?
Karnı yarık mı? Yarın yaparım demiştin?
Ee, yarın yapacaktım da...
...böyle erken gelince yapayım dedim işte.
İyi yapmışsın.
-Şey, oturalım mı? -Oturalım mı?
-Evet. -Oturalım tabii.
Öyle niye ayakta kaldık ya? Gel oturalım tabii.
Saçma oldu.
-Ben... -Ha...
Söyle sen.
-Söyle. -Sen söyle.
Ya söyle. Bir şey diyecektin.
Şeyi soracaktım, baban...
...babanı görmeye gidecektin hastaneye. Ne yaptın, gittin mi?
Gittim.
-Çıkardılar. -Çıkardılar?
Ee, yani yapacak bir şey yokmuş.
Peki, kardeşlerin mi ilgilenecek, nedir?
Evet, ee...
Onlarda kalıyor.
Ben de işte arada bir gidip göreceğim, öyle.
Peki, ne yapmayı düşünüyorsun? Babanla ilgili planın?
Ee, arkadaşlarınla buluşacaktın bugün. Ne yaptın, buluştun mu?
Buluştuk, buluştuk. Böyle sohbet, muhabbet, işte Ekrem de onlardan biri.
Öyle takıldık.
Aa, çay yapayım mı?
Olur... Ben yapayım ya.
-Yok. -Ben yaparım, ben yaparım.
(Duygusal müzik)
-Ben hallediyorum. -Tamam, tamam.
Yarın Deniz’in doğum günü mü?
Evet.
Biz de ona hediye alalım mı anneciğim?
Olur bir tanem alalım tabii.
Ama o beni sevmemişti.
Benden hediye istemez ki.
Bak ne diyeceğim, şöyle yapalım istersen. Ben de zaten ne alacağımı bilmiyorum.
Beraber gidelim, sen de bana seçmemde yardımcı olursun ha?
Hem ikimizin hediyesi olur. Ben söylemem ona bir şey.
Olur.
Peki sen, Deniz'i görebilecek misin?
Yani eşinden dolayı.
O ne demek ya, göreceğim tabii ki. Oğlum o benim.
Doğum gününde göreceğim oğlumu. Ne demek o?
Evet küçük hanım, o zaman bugün...
...hediye almaya gidiyoruz beraber ha?
-Belki annen de gelir bizimle. -Ee, bugün...
...Filiz teyzesiyle görüşmemiz gerekiyor.
Ama eğer sana da uyarsa haberleşelim.
Biz de Deniz'e hediye almayı çok isteriz. Değil mi anneciğim?
Evet.
(Sare) Nereye gidiyoruz anneciğim?
Filiz teyzenle buluşacağız.
Tamam ama nereye? Evine mi gideceğiz?
Hayır anneciğim evine gitmeyeceğiz.
Arayacağız, o neredeyse oraya gideceğiz.
Tak bunu da.
-(Kadın) Daire çok güzeldi değil mi canım? -(Erkek) Evet hayatım.
Ama ev sahibi satılık diyor.
(Kadın) Bir daha konuşsak mı acaba? Kira için ikna edebilir miyiz?
(Emlakçı) Biraz zor ne yazık ki. Acil ihtiyacı olduğu için satmak istiyor.
Ne yapalım, başka yere bakacağız o zaman.
Ee, Aslan Kral heyecanlı mısın? Yarın doğum günün ha?
(Merve) Heyecanlı olmaz olur mu?
Daha kaç gün önceden konuşmaya başladık değil mi Deniz?
Bir şey söyleyeceğim.
Bu doğum gününü evde yapma konusunda ısrarcı mısınız hâlâ?
Başka bir yerde yapalım bence ya.
Yok sevgilim ya, ev güzel işte.
Hem bir sürü insana da haber verdik değil mi?
Peki, madem siz öyle mutlu olacaksınız tamam.
Ama o zaman...
...evi şöyle güzel bir ayarlamak lazım... -Mazhar lütfen.
Gerçekten ben hallederim. Onca işinin gücünün arasında bununla uğraşma sen.
Aşk olsun sevgilim ya.
Benim Deniz'den daha önemli ne işim olabilir?
Ha, olursa da erteleriz.
O kadar büyük bir şeye gerek yok.
Sen düşünme hiç, ben hallederim.
Ben çantamı hazırlayayım.
Nesi var yine?
Deniz!
Gel biraz konuşalım bakalım.
Babanı mı düşünüyorsun sen?
Gelmesini ister misin?
Ama o gelemez ki. Yasak ona.
Sen gelmesini ister ister misin onu söyle.
O kız hâlâ babamla birlikte mi?
Bilmiyorum Denizciğim.
Hem belki unutmuştur benim doğum günümü.
O kızın doğum gününü kutluyordur.
Deniz gel buraya!
Baban, senin hangi doğum gününü unuttu?
Hem o seni ne kadar çok seviyor biliyor musun sen?
O zaman o kızla kalmıyordu ama.
Gel, of.
Hadi.
Ee, nesi varmış?
Önemli bir şey değil.
Merve...
Nesi varmış aşkım söyle.
Babası.
Doğum gününde göremeyeceği için üzülüyor biraz.
(Gerilim müziği)
Anladım.
(Mazhar derin nefes verdi)
Anladım.
Akşam görüşürüz tatlım.
(Gerilim müziği)
-Ama baba... -Burcu konu kapandı.
Off!
Havalimanı çok riskli artık.
Kara yoluyla Batum’a gideceksiniz.
Mithat sizi götürecek.
Ve kapıdan girene kadar bekleyecek.
Yonca nerede?
Sare'yi Filiz'e bırakıp gelecekmiş.
Burcu telefonunu ver.
Ne? Niye? Hayır.
Burcu telefonunu ver.
-Niye ya? Çocuk muyum ben? -Keşke çocuk olsan.
-En azından söz dinlerdin. -Abla...
Burcu telefon.
(Gerilim müziği)
(Yonca) Sabaha kadar kâbus gördüm.
Sare'yi kaybediyordum.
Allah korusun. Ne kaybetmesi?
Adı üstünde kâbus o kızım.
Biz şimdi gidemedik ya, sen ondan öyle oldun.
Vallahi bak, içerledin. Korku da var tabii.
Baban ikna edecek onları, sen hiç merak etme.
Bak benim bavulum kapıda duruyor.
Biz bu akşam öyle ya da böyle buradan gideriz. Ben sana diyeyim.
Gitmek zorundayız zaten.
Şu DNA işi olmadan gitmemiz lazım.
Günaydın savcım. Bir şey ister misiniz?
İstemez! Çık dışarı, kapıyı da kapat, kimseyi içeri alma.
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
-Alpay Savcı'm? -Avukat Hanım.
Sizin bu müvekkiliniz ne yaptığını sanıyor?
Yine ne oldu acaba?
Yurt dışına kaçarak benden kurtulacağını mı zannediyor?
Nereye gitti? Dava sürerken nereye kaçtı?
Neden bahsediyorsunuz siz ben hiç anlamıyorum?
Yonca'dan bahsediyorum Avukat Hanım, Yonca'dan.
Ne hakla yapar ya bunu? Benim kızımı hangi hakla kaçırır?
Ama yeter artık Sayın Savcı'm. Bu yalan ithamlarınızdan vazgeçin artık.
Anlaşılan sizin daha hiçbir şeyden haberiniz yok.
Bakın Alpay Bey, ben şu Yonca'yla buluşmaya gidiyorum.
Yani bu yurt dışı olayı nereden çıktı?
Yonca'nın yanına mı?
Evet.
Ne işler çeviriyorsunuz siz?
Kız tövbe! Üzerime iyilik sağlık.
İnsan bir önce selam verir. Ne oldu?
Vallahi bilmiyorum ne olduğunu. Siz anlatacaksınız bana.
Anlamadım, ne oldu?
Yonca yurt dışı?
Dün olanlarla ilgili söylemek istediğin bir şey var mı bana?
Sen nereden biliyorsun ya?
Ha doğru yani? Bayağı gitmeye çalıştın sen?
Ve bunu bana söyleme gereği bile duymadın?
-Söyleyemezdim Melek. -Neden?
Söyleyemezdim diyorum, sorma işte.
Ay yeter! Dikildin başımıza cellat gibi.
Evet, gidecektik.
Tatil çekti canımız, ne var?
-Sen de mi gidiyordun? -Hee!
Ben tatil yapamaz mıyım anam?
Yarın DNA örneği verilecekti...
...ama sizin canınız tatil çekti öyle mi?
Alpay senin dün gece gitmeye çalıştığını öğrenmiş.
Ne?
Ama o tatil demiyor biliyor musun? O kaçmak diyor.
Yani öyle yurt dışına çıkmak...
...tatile gitmek gibi planların varsa unut artık Yonca.
Niye? Ne demek bu şimdi? Ne oldu?
Şu demek, Alpay yurt dışı yasağı çıkartmış.
Yani Sare'yi artık hiçbir yere götüremezsin.
Nasıl? Sen bana demedin mi? Hiçbir şey yapamaz, o senin kızın.
Dokunamaz Alpay.
Evet, şu an için doğru ama...
...sizin devam eden bir davanız var ve sen çocuğunu kaçırmaya çalıştın.
Bunu yapabilirdi ve yaptı da.
Bak yarın adli tıbba gideceğiz DNA örneği alacaklar.
Yani öyle kaçmak falan varsa kafanda, artık unut bunları.
Senin düşüneceğin tek şey şu anda Sare’ye iyi bir hayat vermek olmalı.
Yonca sen beni dinliyor musun?
(Melek) Yonca?
Ben bir kahve hazırlayayım. İster misiniz?
Bırak şu telefonu.
Yonca? (Kapı kapandı)
Ne oldu?
İstediğin oldu.
Ben? Ben ne istedim ki?
Gitmemeyi istedin!
Gitmeyelim diye kaçtın, bu yüzden buradayız!
-Yonca sakin ol. -Onun yüzünden buradayız.
Gitseydin. Ben mi dedim sana burada kal diye?
-Burcu... -Ne abla ne?
Yalan mı söylüyorum? Hadi biz gitmedik, sen niye gitmedin?
Söz verdim çünkü! Babanıza söz verdim!
Ve aptal gibi sözümü tutmaya çalıştım. Çünkü aile olduğumuza inandım!
Geride bırakmak istemedim sizi çünkü!
Ama Allah kahretsin ben hata ettim! Allah kahretsin!
Yonca tamam, tamam. Kızlar sakin, herkes bir sakin olsun.
-Henüz bir şey bitmedi. -Bitti.
-Bitmedi. -Bitti!
Bitti diyorum ya. Niye anlamak istemiyorsun? Bitti.
Belki kızların hâlâ gidebilirler. Ama benim öyle bir şansım yok.
O ne demek?
Alpay...
...yurt dışı yasağı çıkarmış, hiçbir yere gidemiyorum.
(Gerilim müziği)
Yalnız bırak beni anne.
Terapin yok muydu senin bugün?
İstersen sen gidebilirsin.
Kızın hakkında konuşursun biraz.
Canan!
Rahat bırak beni.
Peki kızım, peki tamam.
Sen kendini böyle hırpalamaya devam et.
-Diyecek hiçbir şeyim yok artık sana! -(Canan) Deme.
Kimse bana bir şey demesin. Rahat bırakın beni artık.
(Telefon çalıyor)
Hangi ülkeye gittiklerini öğrendiğini söyle bari.
Gitmemiş.
Ne?
Sare burada.
Ve yarın DNA testi için gelmek zorundalar.
(Kapı vuruldu)
Gel.
-Savcım? -Yakup kahve söyle.
Hatta iki tane söyle şurada karşılıklı beraber içelim.
Hemen savcım.
(Kapı kapandı)
Güzel.
-Verelim parayı. -Evet, baba ya.
Şey yapalım, biz zaten kendi payımızı almayız, hepsi onun olsun.
Anlamıyorsunuz, anlamıyorsunuz.
Behçet'le Erman bu işin peşini bırakmaz artık.
Deştikçe deşecekler.
Yonca'nın kızım olduğu öğrenilirse ne olur biliyor musunuz?
Patron kendisine ihanet ettiğimi düşünecek.
Bu bir kural.
Bu işin içinde olan hiç kimse kendi çevresini bu işe dâhil edemez.
Ederse ihanet sebebi.
Artık paranın hepsini vermişim, yarısını vermişim hiçbir önemi yok.
(Turgay derin nefes verdi)
Peki, ne olur?
Öğrenirlerse ne yapabilirler ki?
Parayı alıp...
...kızımla mutlu bir hayat yaşayacaktım ben değil mi?
Ee, şey yapalım baba. Yonca'yı kaçak gönderemez misin?
Ne kaçması ya?
Ne kaçmasından bahsediyorsun sen? Ben kaçarak mı büyüteceğim çocuğumu?
Kaçak mı büyüteceğim ya?
Tamam da niye bağırıyorsun?
-Çözüm düşünüyorum şurada. -Var mı bir çözümün babası?
Yok. Yolun sonuna geldik.
Hayır, hayır.
Tamam, halledeceğim. Ben çözeceğim bu işi.
Ne zaman?
Ne zaman çözeceksin?
O adam benim kızımın üzerinde hak sahibi olduğunda mı?
Ya da benim babamın bir mafya olduğunu öğrenip...
...çocuğumu benden aldıklarında mı? Ne zaman çözeceksin?
Sizin için hâlâ bir umut var ama benim için bitti.
O yüzden siz gidin.
Hiçbir yere gitmiyoruz.
Sen bizim için kaldın, biz de senin için burada kalıyoruz.
Aile olmak doğru kararlar aldırmıyor Doğa.
Bağlanmamak gerekiyor.
O yüzden hata etmeyin, gidin.
Kalıyoruz, gitmiyoruz değil mi baba?
(Duygusal müzik)
Ben böyle olmasını istemedim.
Çözümünü bulacağım.
Benden haber bekleyin.
(Duygusal müzik)
(İç çekiyor)
(Öksürüyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Şimdi değil, şimdi değil.
(Nefes verdi)
(Kapı açıldı)
Ne oldu, niye dönmüşler?
Benim yüzümden.
Çok iyi bir plandı, tıkır tıkır işleyecekti değil mi?
Ama tabii ölmek üzere olan bir babayı bırakıp gidemeyeceklerini...
...hayal edemediniz, değil mi Turgay Bey?
İyi, şimdi ne yapacaksınız?
Şu Şanslı Sayılar, sanırım...
...oradan gelen paranın büyük kısmı da Mazhar'a gidecek.
Zamanınız da azaldı. Bitti mi yoksa?
(Müzik)
Sanırım artık bana mecbursunuz.
Bunu bir düşünün bence.
Bana nasıl ulaşacağınızı biliyorsunuz.
Aramanızı bekliyorum.
(Gerilim müziği)
(Höpürdeterek içiyor)
Hâlâ mı korkuyorsun benden?
Bunu kocamın dosyalarının arasından aldım.
Yonca'yla ilgili ne varsa bunun içinde.
Bir şey sorabilir miyim?
O kızda ne var? Yani neden bu kadar çok istiyorsun?
Sonuçta senin bile değil.
Bu seni hiç ilgilendirmez.
Doğru.
Bundan ne bulacaksınız?
İnsanın en zayıf noktası geçmişidir Canan Hanım.
Neden biliyor musun? Çünkü her şey oradadır.
Asla değişmez.
Tozlanmış, üstleri örtülmüş bir hâlde gün yüzüne çıkmayı beklerler.
Ta ki biri gelip, onlara üfleyip tozlarını kaldırana kadar.
Yonca'nın tozuna üfleyecek kişi...
...ben olacağım.
Sare'yi alacağım, değil mi? Yani gerekenleri bana vereceksiniz.
Tabii ki. Sizinle bir anlaşma yaptık.
O küçük kızı sen alacaksın.
(Gerilim müziği)
(Çocukların bağrışmaları)
Kuzu.
Ne oldu?
Başaramayacağım.
Başaramayacağım, değil mi?
Sen hep başarırsın.
Sen pes etmezsin.
Bak şimdi paran da var. Karun kadar zenginsin Yonca.
O para bana uğursuzluktan başka hiçbir şey getirmedi.
Belki de hepsini vermeliydim.
Vereceksin de ne olacak? Baban bir faydası olmadığını söylemiş.
Benim bir babam vardı, değil mi? Bir babam vardı.
Annem üzgün.
Ona çiçek alalım mı? Sevinir.
(Vapur düdüğü çalıyor)
Kalk ayağa, kalk dedim ayağa. Bana bak.
Şu ağaçlara bak.
Şu gökyüzüne, şu insanlara bak.
Hâlâ yaşıyoruz. Hâlâ yaşıyorsun.
Hâlâ nefes alıyorsun. O zaman biten hiçbir şey yok.
Yoruldum.
Filiz, ben çok yoruldum. Niye anlamıyorsun? Ben çok yoruldum.
Ah be Yonca'm be.
(Kuşlar ötüyor)
-Buyur küçük hanım. -Annem üzgün.
Ona çiçek alırsam mutlu olur.
Ama param yok. Siz bana bir tane verin...
...ben size sonra parasını veririm, olur mu?
Sen anneni mutlu mu etmek istiyorsun?
Annem çiçekleri çok sever.
O zaman şunlardan birkaç tane saralım, götür annene ver.
-Mutlu olsun, olur mu? -Söz ama söz.
Sonra param olunca vereceğim, tamam mı?
Tamam, önemli değil. Annen mutlu olsun yeter.
Hadi bakalım. Bak şu kırmızılardan verelim.
Belki de onun için en doğrusu onu Alpay'a vermektir.
(Filiz) Ne saçmalıyorsun sen ya?
Yapamıyorum Filiz, onu koruyamıyorum.
O savcı, Filiz.
Sare onun evinde daha güvende olur. Onu korur.
Belki Sare için en doğrusu budur.
(Filiz) Gerçekten yapabilecek misin?
Onu, ona vermemek için yaptığın bunca şeyden sonra.
Gidip onu Alpay'a mı vereceksin?
Onu korumak için.
Onun için bir şey yapmam lazım.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
-Rüzgâr. -Dur bakalım.
Ne demek ya oğlumu göremezsin?
Rüzgâr, telefonda anlattım ya. Ne yapmamı bekliyorsun?
Oğlumu doğum gününde göreceğim! Siz de buna engel olmayacaksınız.
Engel falan olmaya çalışan yok.
Engel olmaya çalışsam burada ne işim var?
Kutlama evde yapılacak diyorum sana. Eve mi geleceksin?
Tamam, o zaman sen onu bana getirirsin.
-Rüzgâr. -Merve!
Bak ya oğlumu doğum gününde görürüm, onu bana getirirsin...
...ya da ben o eve gelirim tamam mı? Ve yaparım, biliyorsun.
Biliyorum! Bunu en iyi ben biliyorum hatta, biliyor musun?
Biliyorum sen kesin yaparsın!
On yıldır ben burnunun dikine giden Rüzgâr'ı yaşadım.
Rüzgâr isterse yapar, Rüzgâr gelirse gelir.
Rüzgâr hiçbir şeyi düşünmez. Karşısındaki ne hâlde düşünmez.
Oğlu ne düşünüyor, düşünmez.
Ben biliyorum, sen yaparsın tabii ki.
Bir kere, ya bir kere...
Sen niye hiç beni görmüyorsun Rüzgâr?
Ben çok yoruldum.
Arada kalmaktan çok yoruldum.
Ben Mazhar'a yalan söylemekten çok yoruldum.
Ben sen ne yaparsan yap...
...oğlun senden vazgeçmesin diye uğraşmaktan çok yoruldum.
Ben buradayım. Buradayım.
Sen niye beni hiç görmüyorsun?
Niye hiç beni anlamaya çalışmıyorsun?
Evlenmeseydin o zaman, tamam mı? Evlenmeseydin.
(Müzik)
Evlenmeseydim, değil mi?
(Gerilim müziği)
Merve.
Merve çok özür dilerim. Ben öyle demek istemedim zaten.
Yani ne bileyim belki biz...
...ne bileyim, eskisi gibi...
Biz eskisi gibi olamayız ki.
(Gerilim müziği)
İyi, tamam. Oğlumu göreyim bari.
Sen oğlunu görebiliyordun Rüzgâr, çok da rahat görebiliyordun.
Şu anda göremiyorsan senin suçun.
(Gerilim müziği)
(Hülya) Seni böyle mutlu görmek ne güzel.
-O kadar belli oluyor mu? -Evet.
Aynaya baksan sen de anlarsın ki görmemek mümkün değil.
Bu da demek oluyor ki hayatında güzel şeyler oluyor.
Peki anlatmak ister misin?
Geçen sefer gerçek mutlulukların çektiğin acılardan sonra...
...geldiğini söylemiştim ya. -Evet.
Sanırım benim için de mutluluk zamanı yaklaşıyor.
Yarın onu göreceğim, Sare'yi.
DNA için örnek alınacak.
Yani onu almaya bir adım daha yaklaşmış olacağız.
O kadın dün gece Sare'yi kaçırmaya çalıştı, biliyor musun?
(Hülya) Öyle mi?
Peki ne oldu?
Demin bahsettiğim şey.
Yeteri kadar acı çekmemişim ama dün çektim.
Kendimi Sare'nin odasına kapattım.
Ve Allah'a canımı alması için yalvardım.
Neden ölmek istedin?
Çünkü Sare gidiyordu.
Benim de yaşamak için bir nedenim kalmamıştı.
Canan, Sare senin hayatı...
Ama gidemediği haberini aldım ve bu sabah her şey değişti.
Ondan sonra da yapmam gerekenleri yapmaya başladım.
Yapman gerekenler ne?
-Sare'yi almak için. -(Hülya) Ne onlar Canan?
-Sana söyleyemem. -Neden?
Çünkü beni anlamazsın, yargılarsın.
Sen yaptıklarından emin olmayabilir misin acaba?
Hayır, emimim.
(Hülya) Şüphelerin var gibi.
Hayır, yok.
Beni yine yargılamaya başladın Hülya.
-Ben bir şey demedim. -Susuyorsun ama bakışlarını görüyorum.
Yanlış yaptığımı düşünüyorsun.
Ne olduğunu bilmeden ben nasıl yanlış diyebilirim ki Canan?
Acaba sen kendi içinde yaptıklarının...
...yanlış olduğunu düşünüyor olabilir misin?
-Hayır, düşünmüyorum. -Canan.
Kendi vicdanınla savaşıyorsun şu an. Bunu görebiliyorsun değil mi?
Ben sadece Sare'yi almak için savaşıyorum Hülya.
Yasa dışı ya da değil, onu alacağım.
Anladın mı? Sare'yi alacağım.
Yasa dışı?
Bugünlük bu kadar yeter.
Senin bana iyi gelmen gerekiyor Hülya...
...buraya mutlu gelip sinirli çıkmam değil.
(Hülya) Hayır Canan.
Benim sana iç sesini duyurmam gerekiyor.
Bence bugün duydun, duydukların hoşuna gitmese de.
(Gerilim müziği)
(Radyodan gelen klasik müzik)
Sen olması gerekeni yapıyorsun.
Mafya olabilir...
...ama sana istediğini verecek.
Yonca'ya bir şey olmayacak. Sen de istediğini alacaksın.
Yonca'ya bir şey olmayacak.
(Derin nefes aldı)
-(Yonca) Rüzgâr. -Efendim?
Siz Sare'yle birlikte gidin hediye almaya. Olur mu?
Ne oldu?
Benim bir işim var da evde buluşalım.
İyi, tamam. Olur.
Sen nereye gidiyorsun anne?
Anneciğim hemen birini görüp geleceğim tamam mı? Hadi, gel.
Ne hediye alacağız şimdi?
-Selamlar dayı. -Aleykümselam evladım.
Bunlardan hâlâ satılıyor mu ya?
Ulan ne severdim çocukken.
Hâlâ çok satılıyor. En ucuzu o.
Bizim çocukluğumuz da ucuzdu.
Ulan namussuz o zaman da açıl...
Bunun tadı hâlâ kötü.
Hay Allah.
Neyse, şunları da alıyorum. Yolluk olsun.
-Ben sana bir şey soracağım. -Buyur.
Üstü kalsın da...
...buralarda Yonca diye bir kız oturuyormuş eskiden.
Sen hatırlıyor musun bu kızı?
(Gerilim müziği)
Kimseye bir şey demedin değil mi?
-Ben gerçekten çok çok üzgünüm. -Tamam Burcu. Olan oldu artık.
Ne? Bana kızmak için çağırmadın mı?
Hayır. Sende Erman'ın numarası var mı?
-Ne yapacaksın? -Var mı yok mu? Söyle.
-Ne yapacaksın Yonca? -Arayacağım...
...ve aradığı şeyin bende olmadığını söyleyeceğim.
-Saçmalama, babam... -Biliyorum.
Ne dediğini çok iyi biliyorum.
Ama başka bir çözümüm yok.
Kızım için yapabileceğim başka bir şey yok.
Gerekirse paranın hepsini geri veririz, kurtuluruz ondan.
Bir şey diyeceğim. Ben bunu yapamam.
Burcu bana bunu borçlusun, unutma. Sende numarası var değil mi?
Ver şu numarayı.
Tamam ama şey yap bari...
...gizliden ara, numaranı gizle, görmesin.
Al burada.
(Telefon çalıyor)
Ha?
Ben Yonca.
Yonca Hanım.
Sesinizi duymak ne güzel.
Konuşmamızın vakti geldi.
Memnuniyetle.
Nerede ne zaman istiyorsanız emrinizdeyim.
Kimseye bir şey demeyeceksin.
Acaba yalnız gitmesen mi?
Bir şey olmaz, merak etme. Öyle dokunabileceği bir yere gitmeyeceğim.
-Yonca... -Bak söz ver bana.
Hiç kimseye bir şey demeyeceksin. Özellikle de babana, sakın.
Burcu söz ver diyorum.
Bunu bana borçlusun, unutma.
Tamam.
Söylemeyeceğim.
(Erkek 1) Mallar limanda, yakında gelecek dediniz, hâlâ yok Mazhar Bey.
Size olan güvenimiz zedeleniyor.
Ayrıca yurt dışındaki ortaklarımız da bu durumdan hiç hoşnut değil.
(Erkek 1) Böyle giderse kendimize başka tedarikçi bulmak zorunda kalacağız.
(Geçiş sesi)
(Geçiş sesi)
(Erkek 2) Mazhar Bey.
Bizi duyuyor musunuz?
Evet.
Az önce beni tehdit ettiniz.
Yani siz öyle anlamak istiyorsanız öyle diyelim.
Ama bizi kaybetmek istemeyeceğinizi düşünüyoruz.
Aşk olsun.
Ben sizi hiç kaybetmek ister miyim?
(Erkek 1) Güzel. O zaman ben bir tuvalete gideyim.
Döndüğümde bu durumla ilgili önerinizi dinleyelim.
(Gerilim müziği)
Benim önerim bu.
Ah! Ah!
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Nefes verdi)
(Mazhar) Evet.
Nerede kalmıştık?
Hah. Öneri.
Benim size bir önerim olacak.
Hayatım.
Geldiğini duymadım.
Yeni geldim.
Doğum günü için her şey tamam mı?
Tamam.
Güzel.
Mazhar.
Benim sana bir şey söylemem gerekiyor.
Yani bilmen gerekir.
Söyle hayatım.
Biz bugün Rüzgâr'la görüştük.
Kızacaksın, çok da haklısın.
Ama sana söylemesem olmazdı.
Bizim ilişkimizde güven çok önemli.
Sen bana çok güveniyorsun ve ben bu güveni...
Mecburdum.
Mecbur derken?
Ben çok arada kalıyorum.
Deniz, o...
...onu çok özlüyor.
Tamam, Rüzgâr geçmişte çok hatalar yaptı ama...
...onun babası.
O da onu görmek istiyor. Deniz daha çok küçük.
Ona anlatmak çok zor. Sonra Rüz...
Sen bu kadar iyiyken benim böyle...
(İç çekiyor)
Doğum gününde oğlumu görmek istiyorum deyince...
...ben ne yapacağımı bilemedim.
Bana söyleyecektin Merve.
Nasıl söyleyecektim?
Şimdi nasıl söylediysen öyle.
Birbirimize karşı olan güvenden.
Sen neden arada kaldın Merve?
(Gerilim müziği)
Deniz.
-Deniz yüzünden sonra... -Sadece biz mi?
Başka ne olacak ki Mazhar?
Deniz onu görmek is...
Tamam.
Tamam, teşekkür ederim.
Bana karşı dürüst olduğun için teşekkür ederim.
Ama bir dahakine önceden söyle Merve, tamam mı?
Ben senin arada kalmanı istemem.
İlla üzüleceksen de beraber üzülürüz.
Ara. Ara gelsin.
Yarım saat görecek, gidecek.
-Buraya mı? -Evet, buraya.
Gözümün önüne gelecek.
Ben ne seni ne Deniz'i üzmem. Ara.
(Gerilim müziği)
Annen gelmemiş galiba daha.
Ne diyorsun, sence Deniz hediyesini beğenecek mi?
(Duygusal müzik)
Acıktın mı sen? Dışarıda da bir şey yemedin.
Köfte yapayım mı sana? Seversin.
Canım ne oldu, anlatmayacak mısın bana?
Ben şu köfteyi yine de yapayım. Annen gelince hep beraber yeriz.
Annem beni verecek.
-Ne? -Annem beni o adama verecek.
Kime, hangi adama?
O adama. Babama.
Beni istemiyor artık.
Sareciğim, annen öyle bir şey yapmaz.
Yapacak işte, duydum.
Annem beni sevmiyor artık.
Yok, olmaz öyle şey. Annen seni çok seviyor, biliyorsun bunu.
Sevmiyor. Sevse niye versin?
Canım benim, güzelim.
Rüzgâr abi, ben o adama gitmek istemiyorum.
Ben annemi çok seviyorum.
(Duygusal müzik)
Ah benim canım, sen anneni yanlış anlamışsındır.
Annen öyle bir şey yapmaz. Annen seni hayatta vermez kimseye.
(Telefon çalıyor) Galiba annen arıyor, dur.
Bakalım.
-Annem mi? -Hayır. Merve.
Efendim Merve?
Rüzgâr...
Yarın seni Deniz'in doğum gününe bekliyoruz.
Nereye?
Eve. Mazhar da davet ediyor.
-Mazhar? -(Merve ses) Evet.
Yarın bekliyoruz seni. Görüşürüz.
(Gerilim müziği)
Şimdi nasıl hissediyorsun?
İşte bu kadar.
Bundan sonra birbirimize karşı dürüst olacağız.
Tamam mı?
Ne olursa olsun dürüst olacağız.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Zincir gıcırtısı)
(Gerilim müziği)
Korkma.
Kızın için konuşacaksın sadece.
Sana hiçbir şey yapamaz, parktasın. Korkma.
(Telefon çalıyor)
(Gerilim müziği)
Yonca neredesin?
-Ben birazdan geleceğim. -Neredesin Yonca?
Rüzgâr söyledim sana, bir işim var, hemen geleceğim.
-Bak eğer o adam... -(Yonca ses) Rüzgâr.
Bana güzel bir şey söylesene.
-Yonca her ne yapıyorsan... -(Yonca ses) Rüzgâr.
Bana umutlu bir şey söyle. Çok ihtiyacım var.
-Bak, Sare... -Lütfen.
Ben...
Beni biraz önce Merve aradı...
...Deniz'in doğum gününe davet etmek için.
Ona hediye alırken onu görüp göremeyeceğimi bile bilmiyordum.
Ama göreceksin.
Evet, göreceğim.
Yani umut hep var.
Hep var.
Biz ne yapıyorsak çocuklarımız için yapıyoruz, değil mi?
Onlar için yapıyoruz, evet.
Ne yapıyorsun sen?
-Gel buraya. Buraya gel! -(Yonca) Bırak.
(Yonca) Bırak beni, bırak!
Başka şansım yok!
Çözüm değil, sana söyledim.
Ne o zaman çözüm, ne?
(Bağırarak) Çözüm ne? Ne çözüm, ne?
Yoruldum, çok yoruldum!
(Yonca ağlıyor)
Ben çok yoruldum.
Ne yapacağımı bilmiyorum artık.
Çok korkuyorum, kızım için çok korkuyorum.
Yonca...
Sen bulaştırdın beni buna, sen bulaştırdın!
Yonca kızım.
Kızım deme bana, kızım deme!
Neden ya?
Neden?
Neden bana babalık yapmadın?
Onlara yaptın, bana niye yapmadın?
Sen beni hiç mi sevmedin?
-Hayır, hayır... -Biraz bile mi sevmedin?
-Hayır. Sana söyledim... -Evet, söyledin.
Korumak için, korumak için evet.
Bana sordun mu?
Bana sordun mu? Belki benim korunmaya değil...
...bir babaya ihtiyacım vardı.
Belki benim bir babaya ihtiyacım vardı.
Ben çok yoruldum baba, çok yoruldum.
Kızım.
Çok yoruldum.
Yapamıyorum artık, çok yoruldum.
Özür dilerim.
Çözeceğim.
Her şeyi çözeceğim.
Ölüyorsun.
Ölüyorsun sen.
Ölme. Ölme, ne olur.
Ne olur ölme, lütfen.
Ne olur baba, ne olur ölme.
(Yonca) Ölme ne olur, ölme.
Bırakma beni ne olur.
Bak, ölürsen seni hiç affetmem.
Tamam mı? Asla affetmem seni ölürsen.
Ölme, ne olur. Ölme.
(Yonca ağlıyor)
(Duygusal müzik)
Gelmiyoruz, hiç gelmiyoruz.
Ama gelmek lazım bak, ne güzel tesis.
Gelmiyoruz.
Gelmiyoruz.
Ne yaptı acaba, durdurabildi mi?
Arasak mı babamı?
Ne? Ne yapayım abla? En azından babama söyledim.
Aferin sana.
Tebrik mi bekliyorsun bir de?
Yaranamadım abla, sana gerçekten yaranamadım.
(Müzik)
-Burası mı? -Burası.
Yonca, çözeceğiz kızım.
Yarın yanında olmamı ister misin?
Hallederim ben.
-İyi geceler. -İyi geceler.
(Duygusal müzik)
(Arabayı çalıştırdı)
Merhaba.
İyi misin?
Sare?
Bence onunla konuşsan iyi olacak.
(İç çekiyor)
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Alma şunu.
Sare bana küsmüş mü?
(Yonca) Bilmem. Sor bakalım.
Suratı asık.
Aa! Ne olmuş ki?
Bilmem. Ona sor.
Küstün mü sen bana?
Yoksa benim kızım dilini mi yuttu?
Ben senin kızın değilim.
Aa kim demiş onu kim demiş?
Ne oldu bakayım sana? Ne oldu, söyle.
-Yapma! -Yaparım.
-Söyleyene kadar... -Yapma dedim!
Söyleyene kadar yaparım. Söyleyeceksin.
-Ne oldu? -(Bağırarak) Yapma dedim!
Ne oldu? Söyle.
Beni o adama vereceksin değil mi?
Hayır, vermeyeceğim.
Vereceksin, duydum seni.
-Vermeyeceğim. -Yalancısın.
-Sensin yalancı. -Duydum seni.
Ne duydun?
Filiz teyzeme beni o adama vereceğini söylerken duydum.
-Söylemedim. -Evet, söyledin.
Yani söyledim ama vermek için değil.
Akıllıca olan o olur diye söyledim ben.
Bir de ne var biliyor musun?
Ben hep burayı dinliyorum.
Burası da bana seni asla hiç kimseye vermemem gerektiğini söylüyor.
Anneler, hep buralarını dinler.
O yüzden ben seni hiç kimseye vermeyeceğim. Asla.
-Vermeyeceksin. -Evet.
(Duygusal müzik)
-Anneciğim. -Efendim?
Yarın ne olacak?
Yarın çok güzel bir gün olacak.
Canım acıyacak mı?
Ben senin yanında olacağım.
Ben senin yanındayken senin canın acır mı?
-Acımaz. -Değil mi?
Biz seninle yan yana olduğumuzda bize hiçbir şey olmaz.
(Duygusal müzik)
Ne yaptınız, nasıl geçti?
-Barıştık. -Sevindim.
Çay demlemiştim. Tekrar ısıtayım mı, içer misin?
Bugün ne oldu Yonca?
(İç çekiyor)
Bir fırtına oldu, savruldum biraz.
Sonra da ayakta kalmam gerektiğini anladım, diyelim.
Anlatmayacaksın yani.
Yok, aslında sana anlatmak istediğim, anlatmam gereken...
...o kadar çok şey var ki.
Ama şimdi değil.
Tamam. Ne zaman istersen.
Rüzgâr.
Kaçıncı kez söylüyorum, bilmiyorum ama...
...biz sana çok teşekkür ederiz.
Ne yaptım ki ben?
Hayatımıza girdin.
Bize iyi geldin.
İyi ki geldin.
Ben bir babanın ne olduğunu bilmiyorum...
...Sare de öyle.
Ama sen çok iyi bir babasın.
Öyle miyim gerçekten?
Aksini söyleyen olursa Sare'ye sorsun.
Ben onu senden uzaklaştırmak istemiyorum.
(Duygusal müzik)
Sare seni çok seviyor.
Ben de.
-Yani ben de derken... -Ben de.
(Duygusal müzik)
(Sinyal çalıyor)
Ben de insan olarak çok seviyorum seni.
Tabii canım. Ben zaten insan olarak...
-Anladım. Anladım zaten onu. -Çay ne oldu ya?
Çay koyayım.
Fincanda mı istersin küçük bardakta mı?
-Fincan. -Çay aslında fincanda çok daha...
Tabii.
Aa, sen doğum gününe davetlisin.
-Ya, doğum gününe gideceğim. -Ne güzel.
-(Yonca) Hediye aldınız mı? Ne aldınız? -Hediye...
...aldık, aldık. Hediye almaz olur muyuz?
Demli koyuyorum.
Ben demli ama açık da olur. Hepsi olur.
(Müzik)
(Vapur düdüğü çalıyor)
(Kuşlar ötüyor)
-Buraya niye geldik? -Çok sabırsızsın.
Biraz bekle, öğrenirsin.
Mazhar Bey hoş geldiniz. Buyurun.
Geç bakalım.
(Ata komut veriyor)
Bak şimdi.
Gel, gel, gel.
-Sevdin mi? -Çok güzel.
Beğenmene çok sevindim.
Çünkü bu at artık senin.
-Benim mi? -Evet.
Doğum günün kutlu olsun.
O da seninle beraber büyüyecek biliyor musun?
Güçlenecek.
O güçlendikçe sen de kendi içindeki gücü keşfedeceksin.
Ama ona nasıl bakacağım?
Eve mi götüreceğiz?
(Islık çaldı)
(Müzik)
Bu da benim atım. Adı ne biliyor musun?
Kral.
Senin atının babası.
Babayla oğul yani.
Babayla oğlu ayırmak istemeyiz değil mi?
O yüzden arada gelip burada bakacağız onlara.
Adını ne koyacağız peki?
Adını ne koyacağız...
Bilmem. Senin atın.
Bir düşün bakalım.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Mazhar'ın evine gireceksin. -Evet.
-Dinleme cihazı koyacaksın. -Aynen öyle.
Sen gerçekten o evin dışarıdan dinlenebileceğini düşünüyor musun?
Dışarıdan dinlenemeyeceğini ben de biliyorum.
Cihaz sadece kaydedecek.
-Bir daha girip alacaksın. -Yok lan. Bir daha nasıl gireyim?
-Benim yerime bir başkası. -Kim?
(Müzik)
(Konuşmalar duyulmuyor)
(Müzik devam ediyor)
(Ekrem dış ses) Merve mi? Sen kafayı yemişsin.
Bunu asla yapmaz.
-Sakın konuştum ve yapacak deme. -Hayır. Konuşur muyum hiç?
Ona bunu söylesem beni eve hayatta sokmaz.
Ben önce bir şunu yerleştireyim sonra söylerim.
Sonunda kafayı yiyeceğini biliyordum.
Temiz delirdin, tertemiz.
Öncesi ya da sonrası, Merve bunu asla yapmaz.
Başka şansım mı var benim?
Elimdeki bu işte.
Eğer bir şekilde ona bunu dinletebilirsem...
...o zaman her şey değişir belki.
(Kapı zili çalıyor)
Rüzgâr Bey.
-Buyurun. -Beni takip edin lütfen.
(Gerilim müziği)
-Burada bekleyin, Mazhar Bey gelecek. -Tamam.
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Üst üste konuşmalar)
Bu şekilde başarılı olma ihtimali yok...
-İzninizle. -Tabii.
(Gerilim müziği)
Kutlamayı burada mı yapıyoruz?
-Sen burada yapıyorsun. -Hmm, bana özel yani.
Kesinlikle sana özel.
Açıkçası davet etmeni bile beklemiyordum.
Ben de.
Ama işte eşim rica edince kıramadım.
Anlayışlı koca ayakları.
Aşk. Aşk, aşk.
İnsan çok sevince kıramıyor.
Neyse, bak şimdi.
Sen bu odada Deniz'i göreceksin.
Sonra da defolup gideceksin.
Ve bir daha benim karımın yanına yaklaşmayacaksın.
Uzak duracaksın.
Hadi ya. Yoksa ne yaparsın?
-Öldürtür müsün beni? -O nasıl laf ya?
Aşk olsun. Mafya mıyım ben?
Seni babana şikâyet ederim.
O sana ne yapar? Kızar.
Sana kızınca ne yapıyordu Rüzgâr?
-Bana anlatmıştı. Sana... -Seni var ya...
(Kapı açıldı)
Aa hayatım.
Deniz bak kim gelmiş.
Baban.
Yarım saatin var.
Sonra Deniz'in misafirleriyle olması gerekiyor Rüzgâr Bey.
Tabii, tabii.
(Gerilim müziği)
(Mazhar) Hayatım.
(Kapı kapandı)
Buradan dışarıya adımını bile atmayacak.
İçeride ne oldu?
Bir şey yok hayatım. Canını sıkmaya bile değmez.
(Gerilim müziği)
-Ne güzel olmuş makyajın ya. -Aslan oldum.
Aslan mı?
-Benim atım var, biliyor musun? -Öyle mi?
Evet. Mazhar amca doğum günüm için aldı.
Aa, ne güzel.
-Sevdin mi peki? -Evet, çok sevdim.
Adını da Aslan koydum.
Ne güzel bir isim koymuşsun.
Aramız nasıl oğlum? Hâlâ küs müsün bana?
-O kız hâlâ seninle mi kalıyor? -Deniz.
-O senin yeni ailen mi oldu? -Hayır oğlum.
Bunu nereden çıkartıyorsun sen?
O zaman neden seninle kalıyor?
Oğlum sana anlattım ya bunu.
Onların bir evi yoktu, gidecek yerleri yoktu ama şimdi var.
Çok yakında gidecekler.
-Gidecekler mi? -Evet.
O senin kızın olmayacak mı?
Oğlum o benim kızım falan değil, sen bunu nereden çıkarıyorsun?
Oluyor ama.
Mazhar amca, ona baba dememi istiyor.
Sen diyor musun?
Benim bir tane babam var.
Oh, benim de bir tane oğlum var, bir tane.
Ve ben onu çok seviyorum.
Çok özlüyorum onu.
Ben de.
Ama çok yakında biz tekrar birlikte olacağız, değil mi?
Hadi şu hediyeni aç bakalım.
(Duygusal müzik)
(Rüzgâr) Bak.
(Ağızdan çıkan ses)
-Maça mı gideceğiz? -Tabii gideceğiz.
Tabii ki gideceğiz. Oğlumla el ele tutuşacağız.
Ağaçlı yoldan yürüyeceğiz.
Takım da gol atacak. Bar bar bağıracağız statta.
-Şampiyon olacak mıyız? -Tabii ki olacağız.
(Melodik söylüyor) "Biz şampiyon olacağız"
"Kupaları alacağız"
Giy bakalım şunu.
Giy bakalım hah.
Ay, ay benim kartalıma bak be.
Hay, benim kartalım. Çok yakıştı be.
Hişt!
Bir, iki...
Üç!
"Lay lay lay"
"Oo Beşiktaş!"
"Lay lay lay"
"Oo Beşiktaş!"
Yonca bak, gelince sakın muhatap olma.
Bana bırak. Ne derse desin sus, tamam mı?
Tamam. Merak etme, hiçbir şey yapmayacağım. Söz.
Hayatım iyi misin?
İyiyim. Biraz heyecanlandım ama sorun yok.
Gidelim.
Alpay Bey!
Sen nasıl benim kızımı kaçırmaya yeltenirsin?
Gördüğünüz gibi Sare burada. Kızınızın bir yere gittiği yok.
Tabii. Dün gece kaçırmayı başarsaydı burada olmayacaklardı ama.
Nasıl cesaret edersin ya?
(Kulaklıklardan gelen müzik)
Görüyorsunuz değil mi?
Şimdi ben Sare'yi alınca da böyle dans edebilecek misin bakalım.
Evinde kendi kendine dans edersin tek başına.
("Sezen Aksu - Şarkı Söylemek Lazım" çalıyor)
"Çıkmaz sokaklarda soluksuz kalınca"
"Azalınca manadan"
"Seyyar sevdalarda parçalanınca"
"Dil yetmeyince"
"Göz görmeyince, gönül hissetmeyince"
"Kırılınca camdan kalp"
"Dönüp yalnızlığa kilitlenince"
"O zaman şarkı söylemek lazım avaz avaz"
(Konuşmalar duyulmuyor)
"O zaman şarkı söylemeli çığlık çığlığa"
"O zaman yüreğin yükü hafifler belki biraz"
"O zaman şarkı söylemek lazım avaz avaz"
("Sezen Aksu - Şarkı Söylemek Lazım" çalıyor)
(Konuşmalar duyulmuyor)
"Dert bitmeyince"
"Bildiğin çektiğine yetmeyince"
"Düşmanında kendini yakalayınca"
"Bir daha kin gütmeyince"
"Dil yetmeyince"
"Göz görmeyince, gönül hissetmeyince"
"Kırılınca camdan kalp" (Konuşmalar duyulmuyor)
"Dönüp yalnızlığa kilitlenince"
"O zaman şarkı söylemek lazım avaz avaz"
"O zaman şarkı söylemeli çığlık çığlığa"
"O zaman yüreğin yükü hafifler belki biraz"
"O zaman şarkı söylemek lazım avaz avaz"
(Konuşmalar duyulmuyor)
("Sezen Aksu - Şarkı Söylemek Lazım" çalıyor)
(Şarkı devam ediyor)
Eviniz çok büyükmüş.
-Evet, çok büyük. -Çok da güzel.
-Bizim evimiz de güzel. -Evet. Tabii ki güzel bizim evimiz.
Senin odan da büyük mü?
Göstermemi ister misin?
İsterim tabii ama şimdi izin almak falan gerekir.
Ben izin alırım.
(Kapı kapandı)
(Gerilim müziği)
(Üst üste konuşmalar)
Hop! Senin.
Şimdi bir tane kaldı. Buyur bakalım.
Mazhar Bey, doğum günü çocuğunu göremedim.
İşte ge...
(Gerilim müziği)
Bir şey söyleyebilir miyim?
Söyle bakalım.
(Deniz fısıldayarak) Mazhar amca. Babama odamı...
...gösterebilir miyim?
(Gerilim müziği)
Gezdirebilirsin.
(Ayak sesleri)
Gördün mü bak? Acımayacak demiştim, hiç acımadı.
-Hiç korkmadım anneciğim. -Aferin benim güzel kızım.
Artık babası olduğum kanıtlanacak...
...ve ondan sonrası daha kolay olacak, merak etme.
Haklısın.
Ben eve geçeyim, senin işlerin vardır.
-Akşama görüşürüz. -Tamam.
-Sen iyi misin? -İyiyim.
(Gerilim müziği)
(Telefon çalıyor)
Çıktık.
Ona bir zarar vermeyeceksin değil mi?
-Odamı beğendin mi? -Çok beğendim, çok güzelmiş.
-Bu evde ne kadar çok oda var. -Evet, çok oda var.
-Hizmetçiler için bile oda var. -Öyle mi?
Peki Mazhar amcanın bir çalışma odası yok mu? Nerede çalışıyor?
Var. Yukarıdaki onun odası.
Ya.
(Gerilim müziği)
-Rüzgâr Bey. -Buyur.
Artık gitme vaktiniz geldi.
Gidecek misin?
Evet, Denizciğim. Artık gitmem lazım.
(Müzik) (Üst üste konuşmalar)
(Müzik devam ediyor)
(Yaklaşan ayak sesi)
Rüzgâr.
Merve, ben...
(Müzik)
Bu böyle tepemizde dikilecek mi? Böyle duracak mı adam?
-Rüzgârcığım biliyorsun. -Tamam. Biliyorum.
Seninle konuşmak istiyordum da.
Ne oldu ya, Mazhar sana güvenmiyor mu?
Ne söyleyeceksen söyler misin lütfen artık?
Söyleyeceğim. Adam ağzımın içinde duruyor.
Ben nasıl söyleyeyim sana? İki dakika gitsin ya.
-Bize iki dakika müsaade eder misin? -Ama Merve Hanım...
Ya buradayım zaten. Ne yapacak? İki dakika lütfen ya.
Ne yapacağım beyefendi?
Ne?
-Birazcık daha kalayım be. -Rüzgâr ya!
Birazcık daha. Şu hani pasta üfleyene kadar.
-Rüzgârcığım şansını zorluyorsun. -Bak, geldim güzel güzel...
...gideyim şimdi güzel güzel. Ne dediyseniz yaptım.
Şurada oğlum pastayı üflerken bir göz göze geleyim, bir bakışalım.
Sonra gideceğim zaten.
-Rüzgâr sen beni çok zorluyorsun. -Hadi be.
-Tamam, bekle. Mazhar'a sorayım ben. -Lütfen. Çok teşekkür ederim.
Of ya of!
(Gerilim müziği)
Of!
(Gerilim müziği)
Hah!
Kuzucuğum.
Hiç korkmadım biliyor musun?
Aferin benim prensesime.
Nasıl geçti?
Oh...
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Merve.
-Merve... -Sen burada ne yapıyorsun?
Bir dakika, dinle. Bir dakika sakin ol.
(Gerilim müziği)
Mazhar Bey. (Parmak şıklattı)
Hişt, hişt. Lütfen.
Evet, şimdi ne yapıyoruz?
-Alışveriş! -Evet alışve...
(Gerilim müziği)
Yonca Hanım.
Şükür kavuşturana.
Yonca kaçmamız lazım.
-Hiçbir şey yapamaz, merak etme. -Yani.
Niye bir şey yapayım ki? Ben kötü adam mıyım?
Yalnızca dün yapamadığımız konuşma vardı ya, onu yapacağız.
Uzak dur bizden.
Ama olmaz ki. Bu kadar mesafeden konuşulur mu?
Kaçalım.
Sare!
(Gerilim müziği)
(Lastik kayma sesi)
Sare!
(Gerilim müziği)
Sare!
(Jenerik müziği)
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Hatice Başpınar - Özgür Türk...
...Büşra Taşcıoğlu
Editör: Ela Korgan
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği)
(Müzik)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.