Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Kusura bakmayın, sizi buraya kadar yorduk.
Ama malum öyle ulu orta karşınıza çıkmam...
...pek doğru olmazdı, değil mi?
Bir polis memuru...
...gerçi eski mi demem gerekiyor?
Tamam, tamam. Görevden uzaklaştırılmış diyelim...
...ve peşinde olduğu mafyanın bir adamı.
Ne oldu ya, konuşacak kimse kalmadı da...
...beni dertleşmeye mi çağırdınız buraya?
Açıkçası beni çok şaşırttınız komiserim.
Yonca’nın yanında kaldığı...
...güvendiğim dediği kişinin siz olmasını hiç beklemiyordum.
Yo, yo, yo! Düşündüğünüz gibi değil.
Yonca’nın bir şeyden haberi yok.
(Turgay) Onu takip ettim.
Bir baba olarak kızımın ne yaptığını...
...kiminle kaldığını öğrenmek istememden...
...daha doğal bir şey olamaz, değil mi?
(Turgay) Yani bunları öğrendiğinizi tahmin ediyorum.
Yanılmıyorum, değil mi?
Size anlattı. Onun kızım olduğunu biliyorsunuz.
Benim merak ettiğim...
...ona nasıl ulaştınız? Nasıl oldu bu?
Kızınız herhâlde bunu da anlatmıştır size.
Yapma komiserim. Sen de onu benim kadar tanıdın.
Sizin kadar, belki de sizden daha fazla kim bilir.
Artık girizgâhı geçip, sadede gelelim isterseniz.
Neden buradayım ve benden ne istiyorsunuz?
Yanlış soru komiserim.
Sen kızımdan ne istiyorsun?
Bir hapishane koğuşu.
İçinde sizin olduğunuz.
(Rüzgâr) Behçet ve Erman'ın da olduğu tabii.
Bir hapishane koğuşu, bu kadar.
-Onur konuğunu sona mı sakladın? -Olur mu öyle şey?
Ona özel bir yer lazım.
Mazhar Çıracı’ya da bu yakışır zaten değil mi?
Ama hâlâ bunun için yeterli kanıtın yok.
Şimdilik.
Peki, ben sana onur konuğunu vereceğimi söylesem?
Mazhar Çıracı’yı.
Eğer istiyorsan gideriz bankaya...
...ne kadar istiyorsan çekersin, ne yapacaksan yaparsın.
Yapman gereken tek şey...
...hakkın olan parayı almayı kabul ettiğini söylemek.
Ve bunun ne demek olduğunu biliyorsun, değil mi?
Yonca, ben o paraya dokunamam.
Dokunamazsın, dokunamazsın o paraya.
Çünkü eğer dokunursan babanın suçlarına...
...bugüne kadar reddettiğin her şeyine ortak olmuş olursun.
Ama eğer benden borç alırsan vicdanın rahat eder, değil mi?
Bana ablalık yapmaya mı kalkacaksın?
Benim bir kardeşe ihtiyacım yok Doğa.
Benim de bir ablaya.
(Gerilim müziği)
Şu Erman...
...benim de peşimde. -Ne?
Nasıl ya? Neden?
Uzun hikâye, anlatamam şimdi.
Sadece onlara ait olan bir şeyin bende olduğuna inanıyor.
-Ne? -Bilmiyorum, hiçbir fikrim yok.
Belki de sana yaşattıklarını bana da yaşatmak istiyor, bilmiyorum.
Yonca, sen neye bulaştın?
Neyse. Doğa bak, istediğin tek şeyin iki milyonu bulmak...
...hapse girmemek olmadığını biliyorum.
Neymiş benim asıl istediğim?
Babandan sonra olacaklar, başına gelecekler.
O kafanda dönüp duruyor, biliyorum. Korkuyorsun.
Eğer tek başına olsaydın halledebileceğini düşünüyorsun.
Ben de aynı şeyi düşünüyorum. Anlıyorum o yüzden.
Çünkü biz tek başımıza değiliz. Senin kardeşin var, benim kızım var.
Bu yüzden buradasın zaten.
Sen babamla çok vakit geçirmişsin.
Üf! Doğa, sen ne kadar kabul etmesen de...
...içten içe onu haklı bulduğunu biliyorum.
(Yonca) Korkuyorsun çünkü çok korkuyorsun.
Haklısın korkmakta da.
Ama hepimiz için bir umut var.
Bak biliyorum, biz seninle kardeş falan olamayız...
...değiliz, olmayacağız da. Tamam, biliyorum.
Ama birbirimize yol arkadaşlığı edebiliriz.
(Duygusal müzik)
-Sanırım ben cevabımı aldım. -(Yonca) Doğa, yapma!
Yapma! Kardeşini düşün, kendini düşün.
Benim neyi düşünüp düşünmeyeceğim seni hiç ilgilendirmez!
Doğa, o adam durmayacak. Durmayacak o adam.
(Yonca) Sen istesen de istemesen de bulaştın bir kere ona.
Bırak şu gururunu ya!
(Gerilim müziği)
Planın nedir?
Çok açık değil mi komiserim?
Kızlarıma rahat, güvenli bir şekilde parayı bırakabilmek.
Evet, tamam.
Kızlarını bu ülkeden çıkaracaksın.
Kimsenin ulaşamayacağı bir yere yollayacaksın onları, değil mi?
Öyle mi?
Takdir edersin ki planlarımdan sana bahsedemem.
Ama sana söyleyebileceğim tek şey, teklifim.
Bak komiserim...
...sen suyun bu tarafındasın, biz de bu taraftayız.
Ben sana bir köprü kurmayı öneriyorum.
İkimiz bir köprü kuracağız.
Sen, kızlarımın senin tarafına geçmesine izin vereceksin...
...ben de sana diğer taraftakileri vereceğim.
Yani ikimiz bir anlaşma yapacağız, öyle mi?
Siz ve ben, kendi aramızda.
Çocuklarını korumak isteyen iki baba olarak…
...beni iyi anlıyor olman lazım.
Aylarca izledim sizi aylarca, tek tek.
Hakkınızda her şeyi öğrendiğimi düşünüyordum...
...ama beni şaşırttınız. Özellikle bu Yonca meselesiyle.
Onu benden çok iyi saklamışsınız. Sadece benden de değil...
...çevrenizdeki herkesten.
Bu da şu demek oluyor.
Sizinle ilgili daha bilmediğim birçok şey olabilir.
Mesela neden birdenbire böyle bir karar verdiniz?
(Rüzgâr) Neden geçen sene değil, neden şimdi?
Ne oldu Turgay Bey?
Ne değişti?
(Boğazını temizledi)
Hayır.
Teklifinize cevabım hayır.
Sizin bu pisliğinizin bir parçası olmayacağım.
(Rüzgâr) O yüzden de sizinle bir anlaşma yapmayacağım.
Kendi başınızasınız.
Size önerim, elinizi çabuk tutmanız.
Çünkü çok yakında hepinizi tek tek içeri tıkacağım.
Peki, Yonca'yı?
(Turgay) Sonuçta o parayı kabul etti.
Onu da mı içeri atacaksın?
Bu pisliğe bulaşan her kim varsa hepsini.
(Mesaj geldi)
(Yonca dış ses) Doğa'yı ikna ettim, hep birlikte gidiyoruz.
Atacağım konuma gel.
Ben teklifimi yaptım komiserim.
İstediğin karşılığında...
...kızlarımın güvenceye alınması.
Bence adil bir teklif.
(Gerilim müziği)
(Turgay) Bu bana ulaşabileceğiniz bir numara.
Sakın bu numarayı takip ettirmeye falan çalışma.
Öyle takip ederek bulabileceğin bir telefon değil.
Kararını ver ve bana bildir.
Ama o arada kızımı koruyacağını düşünüyorum.
(Turgay) Çünkü amacın için ona ihtiyacın var.
Onun için içim rahat.
Mazhar Çıracı...
...yıllardır peşinde olduğun...
...çocuğunu elinden alan adam...
...Mazhar Çıracı.
Bence bunun için değer.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Televizyon açık)
(Kapı kapandı)
Mazhar Bey, hoş geldiniz.
Geleceğinizi bilmiyorduk.
Sizi görünce çok sevinecek.
Aşk olsun müdire.
Beni tanıyacak da mı sevinecek?
(Televizyon açık)
(Siren çalıyor)
(Siren çalıyor)
(Siren çalıyor)
(Kuşlar ötüyor) (Siren çalıyor)
Ee, nasıl geçiyor günlerin?
Tam tahmin ettiğim gibi.
Ben de öyle düşünmüştüm.
(Mazhar) Benim iyi, güzel.
Mutlu bir hayatım var yani.
İnanmayacaksın ama...
...güzel bir aile olduk. Evet.
Görmeni çok isterdim. Bak, sana ne getirdim.
Özlemişsindir.
(Mazhar) Tut böyle şurayı, tut.
Oğlunla torunun.
Ne kadar oldu görüşmeyeli?
(Mazhar) Çok oldu biliyorum.
Ya Edip Bey, bu işler böyle.
Alırsın, beslersin, bakarsın, büyütürsün...
...ama vakti geldiği zaman ardına bile bakmaz, çeker gider.
Sana sırtını döner.
Ama ben...
...ben öyle miyim?
Ben sana sırtımı dönmedim.
Değil mi? Ama bu oğlun Rüzgâr, hiç rahat durmuyor!
Yani böyle bazen onu...
Öyle bakma.
Sana verdiğim sözüm söz, ona karışmıyorum.
Zarar verdiğim yok.
Aşk olsun, gerçekten bak.
Yaşıyor işte burada. Ama öyle zamanlarda da...
...kendimi hatırlatmam gerekiyor.
Onun da kusuruna artık bakmayacaksın.
(Gerilim müziği)
Sana sevdiğin kuru üzümden getirdim.
Ben unutmam, müdirede.
Yine geleceğim yanına. Kendine iyi bak.
(Gerilim müziği)
("Wolfgang Amedeus Mozart- Türk Marşı" çalıyor)
("Wolfgang Amedeus Mozart- Türk Marşı" çalmaya devam ediyor)
("Wolfgang Amedeus Mozart- Türk Marşı" çalmaya devam ediyor)
(Geçiş sesi) Diz çök Erman!
("Wolfgang Amedeus Mozart- Türk Marşı" çalıyor)
(Geçiş sesi)
(Geçiş sesi) Bana değil...
...Turgay'a.
(Geçiş sesi)
(Geçiş sesi)
-Özür dile. -Özür dilerim.
-Bağır! -Özür dilerim!
-Bağır! -Özür dilerim!
(Geçiş sesi)
(Geçiş sesi)
Bir daha benim sözümün üstüne bir şey yaparsan...
...seni yok ederim!
(Mazhar) Hiç olmamışsın gibi yok ederim!
(Geçiş sesi)
("Wolfgang Amedeus Mozart- Türk Marşı" çalıyor)
("Wolfgang Amedeus Mozart- Türk Marşı" çalmaya devam ediyor)
("Wolfgang Amedeus Mozart- Türk Marşı" çalmaya devam ediyor)
Behçet Bey.
(Sessizlik)
-Ne yaptın oğlum sen? -Kuru fasulye.
Hem de sucuklu. İster misin?
Erman, buranın hâli ne?
Lan neden oğlum, neden lan?
Yapma be peder.
Yani beni o hâlde görüp...
...yaşayacaklarını düşünmüyordun herhâlde, değil mi?
Erman Arsoy’u kimse diz çökmüş göremez!
(Gerilim müziği)
Ne yapacaksın Erman?
Orada olan herkesi tek tek öldürecek misin Erman?
Yani geriye üç kişi kaldı zaten.
Mazhar, Turgay...
...bir de sen.
Sen babalık kontenjanından yırtıyorsun, merak etme.
Diğerleri için de bir şeyler düşüneceğim.
(Gerilim müziği)
Ne diyeceğiz Erman?
Nasıl açıklayacağız oğlum, ne diyeceğiz lan?
Peder bey, bence bu kuru fasulyeyi kaçırmamalısın.
(Gerilim müziği)
Sucuklu mu dedin?
Kasap sucuklu, Kayseri’den.
Koyayım mı?
Koy lan, koy!
Hah şöyle ya, hah şöyle!
Vallahi biraz sakin ol peder bey, vallahi biraz sakin ol!
Ölüp gideceksin şuracıkta ya! Manyak edersin kendini böyle!
(Erman) İnsan kendine bunu yapar mı ya? Az biraz normalleş!
(Gerilim müziği)
Geldim.
Vallahi kıymetimi bil peder.
Vallahi bak...
...ellerimle besliyorum seni.
Ekmeği fazla yeme.
(Gerilim müziği)
-Bu ne lan? -Sunum yaptım.
Tamam mı? Hadi.
(Gerilim müziği)
Değil mi?
-Bayağı iyi. -Ne olacaktı?
Biliyoruz biz bu işi peder bey, biliyoruz!
(Gerilim müziği)
Bunlardan bir şekilde kurtulmamız lazım.
Hallederiz.
Gömsek mi?
-Nereye? -Bahçeye.
Yok ya, yok. Çok uğraş.
Bir de ben çamur falan hiç sevmiyorum. Biliyor musun?
Benim kafamda bir şeyler var, sen merak etme de...
...ben sana başka bir şey diyeceğim.
Şimdi ben düşündüm taşındım.
Bence bu Turgay'la Yonca arasında başka bir şey var.
-Nasıl, nasıl bir şey? -O kız öyle alelade biri değil.
Yani benim Doğacığımın kafesine böyle gidip gelebilecek kadar yakın biri.
Ama sen merak etme.
Ben o kızın kim olduğunu bulacağım.
Nasıl, nasıl bulacaksın?
Daha nerede olduğunu bile bilmiyoruz oğlum.
Yarın davası var, Yonca'nın.
Araştırıyoruz herhâlde, boş durmuyoruz.
Ben diyorum ki...
...acaba yarın gidip mahkemede bir ziyaret mi etsem?
Yani belki de bu Turgaycığım, bu kıza bir avukat tutmayı unutmuştur.
Yalnız başına kalmasın kızcağız, yazık.
Soğutuyorsun.
Soğutma.
Kayseri mi dedin?
-Has! -Has Kayseri, kasap?
Has Kayseri.
Bana, babası olduğunu söyledi.
Öyle.
Hamile olduğumu öğrenince, çekip gitti.
Sonra yıllar sonra çocuğumu geri ver diye çıktı karşıma.
Bir kızı olduğunu hatırlamış. Neden acaba?
İşte kabul etme sebebim bu.
Babamın haberi var mı?
(Derin nefes verdi)
-Ne yapacağız gidince? -Bilmiyorum ki.
Belki bir kafe açarsın.
-Sen? -Bilmem.
Belki bir garsona ihtiyacın olur.
Ama dünyanın en zengin garsonu sen olabilirsin.
O para benim değil ki. Sare'nin parası.
Çok şanslı.
Senin gibi bir anneye sahip olduğu için.
Öyle mi gerçekten sence?
Onun için çırpınıyorsun.
O, bunu görüyor gerçekten. Seni çok seviyor.
Ya bir gün annesinin onun için ne yaptığını öğrenirse?
Bu parayı nasıl kazandığımı öğrenirse?
O zaman da beni çok sever mi?
Ya da benden nefret mi eder?
-Bilmezse. -Sen öyle mi olmasını isterdin?
Babanın ne yaptığını bilmemeyi?
Böyle olması daha mı iyi hissettirirdi?
Ya da onu sevmeye devam eder miydin?
(Duygusal müzik)
Doğa, baban size ne yapmanız gerektiğini söyleyecektir.
Sen, ona yenilmedin.
Unutma bir savaşta değilsin.
Kendini bir savaşın içinde gibi hissediyorsan da...
...baban senin düşmanın değil dostun.
Doğru olanı yaptın sen.
O zaman yakında görüşürüz.
Sare, hadi gel anneciğim.
(Yonca) Yavaş, dikkat et.
(Kuşlar ötüyor)
Gidiyoruz artık.
-Doğa abla? -(Yonca) Onun başka işleri varmış.
-Görüşürüz Doğa abla. -Görüşürüz bir tanem.
-Görüşürüz. -Görüşürüz.
(Duygusal müzik)
Gel anneciğim.
(Duygusal müzik)
(Sessizlik)
Hâlâ kendini suçlu hissediyor.
(Duygusal müzik)
(Yonca) Ona veda etmelisin.
Onun gerçek bir vedaya ihtiyacı var.
Babasının onu gerçekten sevdiğini bilmeye ihtiyacı var.
(Duygusal müzik)
Kızın seni hiç sevmiyor.
Sare.
(Duygusal müzik)
Ona ne yaptın?
Benim de babam varmış ama...
...ben de sevmiyorum.
Değil mi anne? Sevmiyoruz.
Babalar kötü mü olur?
Ama Rüzgâr abi iyi, değil mi?
O da baba. Demek ki iyi baba olunabiliyormuş.
Sen neden iyi baba olamadın?
Sare, tamam bir tanem. Yeter ama artık.
Of, tamam!
(Duygusal müzik)
-Boğaz tellerine bakabilir miyim? -Sare!
Of, çok sıkıcısınız!
(Duygusal müzik)
Doğa abla, hoş geldin.
-Verdi mi? -Sen gelsene benimle bir aşağı!
(Doğa) Gel, hadi gel.
Bize biraz müsaade eder misin?
Şimdi bunun içinde iki milyon lira mı var?
Bir bakabilir miyim?
Hiç o kadar parayı bir arada görmedim de.
(Burcu) Bir baksam?
Oha!
Ne kadar çokmuş.
Şimdi sana bu parayı hiçbir şey söylemeden mi verdi?
Hayır.
Onunla yurt dışına gitmeyi kabul ettim.
-Ne? -Gidiyoruz.
-Babamın istediği oluyor. -Nereye?
Nereye gidiyoruz?
Ne önemi var? Gidiyoruz!
Sen bugün bu parayı teslim edeceksin, sonra gideceğiz.
Ne zaman?
-Birkaç güne herhâlde. -Birkaç gün mü?
Peki, burası ne olacak?
Ne önemi var artık Burcu?
Abla, sen burayı çok seviyordun.
(Burcu) Hayatımız, buradaki hayatımız ne olacak?
Her şeyi öylece bırakıp gidecek miyiz gerçekten?
Neyi zorluyorsun?
Sen değil miydin yurt dışında yaşamak isteyen?
Al sana işte, istediğin oldu!
Hayır, olmaz.
Öylece gidemeyiz, olmaz.
Bu belayı başımıza sen açtın, ben de çözüm buldum! Tamam mı?
İstiyorsan parayı geri verelim, hapse girelim!
Tamam da babam ne olacak?
Onu nasıl bırakacağız?
-Bunu o istedi. -Hayır.
Hayır.
Yok, hasta o. Hasta, ölüyor.
Ben yapamam abla.
Gerçekten ben yapamam.
Hayır. Olmaz, yapamam.
Burcu!
(Duygusal müzik)
Burcu!
Parayı geri vermesek ne diyebilir, ne yapabilir ki?
Vazgeçtik deriz, boynumuzun borcu deriz.
Çalışır öderiz abla, ne olacak?
-Olmaz Burcu! -Niye?
Neden olmaz ya? Neden olmaz, neden?
Korkuyorum, anlamıyor musun? Seni koruyamamaktan...
...senin başına bir şey gelir diye korkuyorum.
Babam haklı, haklı.
Ondan sonra bize huzur olmayacak.
Ama...
...babam ölecek. -Evet.
Ve biz onun yanında olmayacağız.
(Duygusal müzik)
Korkuyor musun?
Tek başına ölmekten korkuyor musun?
Herkes tek başına ölür Yonca.
Ölüm tek kişiliktir.
(Turgay) Ama yaşamaksa birlikte olur.
İşte bu yüzden sizi birbirinize emanet ediyorum.
Belki...
...şu an senin için kabullenmesi zor.
Ama onlar senin kardeşlerin.
(Turgay dış ses) Onların sana, senin de onlara ihtiyacın var.
(Burcu ağlıyor)
(Turgay) Birbirinize ihtiyacınız var.
Bir aile olmak zorundasınız.
Bunca yıl sakladım sizi birbirinizden.
(Turgay) Birbirinize kızmayın.
Sizin hiçbir suçunuz yok.
Tek suçlu benim.
Babanız. Benden nefret edin...
...bana beddua edin.
Bana olan öfkeniz sizi birbirinize bağlasın.
(Turgay) Bana rağmen bağlanın.
Senden tek istediğim bu.
Aile olun.
İşte o zaman tek...
...ama korkmadan ölürüm.
("Işın Karaca - Yetinmeyi Bilir misin?" çalıyor)
"Sana verdiği kadarıyla hayatın"
"Hoş, bilsen de bilmesen de"
"Yara bere içinde bu yollardan geçeceksin"
"Yetinmeyi bilir misin?
Anne!
"Hoş, bilsen de bilmesen de"
"Yara bere içinde bu yollardan geçeceksin"
"Kazanmayı isterdim, kaybetmeyi değil ama"
"Olmadı yâr"
"Kendini kayırıyor her insan önce bu yüzden"
"Aşka kıyar"
"Kazanmayı isterdim, kaybetmeyi değil ama"
"Olmadı yâr"
"Kendini kayırıyor her insan önce bu yüzden"
"Aşka kıyar"
"Giderim, alışığım gitmelere"
"Direndi bu can ne bitmelere"
"Giderim, alışığım gitmelere"
"Gerek yok isyan etmelere"
"Giderim, alışığım gitmelere"
"Direndi bu can ne bitmelere"
"Giderim, alışığım gitmelere"
"Gerek yok isyan etmelere"
(Turgay) Ben, senin babanım Yonca.
(Yonca dış ses) Başka bir şey daha var.
Başka bir şey daha var değil mi bana anlatmadığın?
(Turgay dış ses) Kardeşlerin var Yonca.
Tüm bu para üçünüzün.
Onları da alıp gideceksin.
-(Yonca dış ses) Kardeşlerim. -(Turgay dış ses) Evet.
İki kız kardeşin daha var.
"Kazanmayı isterdim, kaybetmeyi değil ama"
"Olmadı yâr"
"Kendini kayırıyor her insan önce bu yüzden"
"Aşka kıyar"
"Kazanmayı isterdim, kaybetmeyi değil ama"
"Olmadı yâr"
"Kendini kayırıyor her insan önce bu yüzden"
"Aşka kıyar"
"Giderim alışığım gitmelere"
"Direndi bu can ne bitmelere"
"Giderim alışığım gitmelere"
"Gerek yok isyan etmelere"
Bizim evimiz yok ki anne.
"Giderim alışığım gitmelere"
"Direndi bu can ne bitmelere"
Peki senin hikâyen ne?
Eski karım, çocuğumu da aldı gitti.
Sakın verme. Ne olursa olsun verme.
-(Yonca dış ses) Teşekkür ederim. -(Rüzgâr dış ses) Ne için?
Hiçbir şey sormadan bizi evine aldığın için.
(Yonca dış ses) Rüzgâr...
...Sare sana çok güveniyor.
Sen de bize ihanet etmezsin değil mi?
(Yonca dış ses) Ben alışkınım da o kaldıramaz, biliyorum.
-Baba olmayı anlatsana. -Baba olmayı mı?
(Yonca dış ses) Ben babasız büyüdüm.
(Yonca dış ses) Babasız büyüttüm.
Baba nasıl bir şey bilmiyorum. Bilmem de.
"Giderim, alışığım gitmelere"
"Direndi bu can ne bitmelere"
Sakın unutma, kimse bir şey bilmeyecek.
Evinde kaldığın arkadaşın bile.
Sakın! Sakın ona bir şey söyleme.
Asla ama asla ne yapacağını söylemeyeceksin.
Gitmekle ilgili hiçbir şey söylemeyeceksin.
Veda etmeyeceksin.
Ne bir bavul ne de başka bir şey. Öylece çıkacaksın evden.
(Turgay) Anladın mı beni?
Kızına da bir şey söyleme. Bilmesin.
Ağzından kaçabilir.
Öylece yok olacağız yani?
Hiç yaşamamış gibi.
Aynen öyle.
Yarından sonra buradan gitmiş olacaksınız.
-O kadar çabuk mu? -Evet.
Neden?
Burada seni tutan bir şey mi var?
Beni buraya bağlayan tek şey o.
Sadece...
...bir vedaya ihtiyacım var.
Anneme.
-Senden bir şey isteyebilir miyim? -Tabii.
Annemin mezarını yaptırır mısın?
Ama parasını ben vereceğim.
-Neden? -Hayattayken senin hiçbir şeyini almamış.
Öldüğünde de almasın.
(Duygusal müzik)
Bir de...
...sana söylemem gereken bir şey var.
Filiz.
-O da bizimle gelecek. -Hayır.
-Evet, gelecek. Söyledim bile. -Sen nasıl böyle bir şey yaparsın!
-Ben sana hiç kimse bilmeyecek... -Kimse değil o.
O da bu işin içinde. Kocası öldü. Erman onun da peşinde.
-Sana hayır dedim. -Ben de sana gelecek dedim.
Nasıl ya? İki gün sonra gidecek miyiz?
Ben şey yaptım şimdi... Bir panik oldum.
Biz dil bilmeyiz, bir şey bilmeyiz. Biz ne yapacağız orada?
'What's your name Yonca?'
Sen yoktun ya, ben evde CD ile kitaplar buldum...
...İngilizce öğrenmeye başladım.
Yonca senin bu kız kardeşlerin İngilizce biliyor mudur?
-Bilmem, biliyorlardır herhâlde. -Bir zahmet!
Yani o kadar okul okumuşlar.
Para senden, konuşması onlardan.
Peki yarına kadar karar çıkacak mı?
Yok, hayır.
Daha "Tanımın iptali" diye bir dava açıldı.
O kadın Sare'yi annesinin, dayısının üstüne mi ne yazdırmış, onun için.
Yarın anca DNA için gün vereceklermiş.
Ondan sonra asıl velayet davası başlayacak.
Tamam, ne güzel işte. Demek ki daha zamanınız var.
Hani demiştin ya durumu lehinize döndürmek için bir şey var.
Kadının yaptığı bir şey. İspatlanırsa falan diye.
Onun için diyorum. Yani bu süre zarfında ispatlarsınız belki.
Tek başına ispatlayabilmem pek mümkün değil Merve.
Polis, dedektif filan olmam lazım kanıtlayabilmek için.
Polis mi?
Canan bu kadın ne yapmış bu kadar?
Birini öldürmüş.
Yani öldürmüş olabilir ama salıvermişler işte.
Ne diyorsun ya sen?
Çocuk buna rağmen onun yanında mı?
Yaa. Hem de ölen adam...
...mafyaya filan bulaşmış serserinin biri.
Şimdi anlıyor musun niye deliriyorum, niye ödüm kopuyor!
Sare o kadının yanında kaldıkça başına bir iş gelecek diye.
Bu kadın nasıl insanlarla aynı ortamda böyle!
Yok, tabii bir çocuğun öyle bir ortamda yaşamaması lazım, evet.
Yaşamayacak zaten Merve.
Herkes vazgeç, yapma dese de ona asla izin vermeyeceğim.
Kız kardeşin olduklarını biliyor mu?
Yok, bilmiyor.
Babanı?
Ama bir yerde söylemen lazım kuzum. Onun da bilmesi gerek.
Of...
Filiz korkuyorum.
Bir şey olacak diye çok korkuyorum gerçekten.
Ama sen demedin mi baban her şeyi halletmiş...
...çok uzun zamandır bunu planlıyormuş diye?
Yahu orası öyle de...
...ne bileyim, bilmediğimiz yer.
Ne yapacağız, ne edeceğiz? Alışabilecek mi?
Ayol çocuk o! Onun alışmasından ne olacak!
Hem sen niye yapamayasın ki?
Senin burada kapı gibi arkadaşın var. Ben dil öğreniyorum.
Onu kaybetmekten çok korkuyorum.
Aşkım ama şimdi bu senin ettiğin laf sana yakıştı mı?
Sen neler neler yaşadın da onu kaybetmedin. Şimdi mi kaybedeceksin!
Tamam arkadaşım atıyoruz negatifliği.
Üzerimize pozitifliği topluyoruz. Derin derin nefesler alıyoruz.
Sen bana güven. Hiçbir şey olmayacak. Her şey yolunda gidecek.
Tamam, babanı sevmiyoruz...
...ama ona güveniyoruz.
Kız, yıllarca kendini senden saklamış! Seni de onlardan saklar herhâlde.
Hah şöyle be! Gülsün birazcık yüzün. Ay!
Yonca be nasıl söyleyeceğim bilemedim de kusura bakma.
Hazır gelmişsin bir bakıp yaptırıp şu saçının rengini mi bir değiştirsek be?
-Üf! Filiz hayır! -Aman be Yoncik, sen de her şeye hayır!
Zengin saçı mı bu şimdi?
Tamam be sustuk!
Filiz gel, bigudileri çıkartıyoruz.
Tamam, geliyorum. Patlamayalım Esmacığım.
Şey... Ben sana bir şey diyeceğim Yonca.
-Melek aradı. -Aa! Ben onun parasını getirdim.
Yok, dur. Ondan değil.
Şey... Yarınki duruşma için.
Of...
Bir de o vardı ya, unutmuşum.
Gidecek misin?
(İç çekti)
-Ne yapacaksın peki? -Ne gerekiyorsa onu.
Onu alacağım Merve. Sare o kadının yanına kalmayacak.
Annen ne diyor peki bu duruma Canan?
Yani...
...biliyorsun, onun derdi benimle.
Beni böyle çaresiz, aciz görmek.
Bütün hayatını bir çocuğa bağlamış bir kızı olsun istemiyor.
Canan bir çocuk istemekte hiçbir sakınca yok.
Evet, çok güzel ama herkesin de anneninki gibi...
...bir kariyeri olmak zorunda değil.
Ona göre zorunda.
Belki...
...benim bir çocuğum olsaydı işler farklı olurdu ama...
...şimdi hiç anlamıyor.
Çoğu insan da anlamaz zaten.
Ama sen anlıyorsun değil mi?
Çünkü...
...olan biteni görüyorsun.
Mazhar Bey'in Deniz'i ne kadar sevdiğini.
Belki de öz babasından daha fazla onun üzerine titrediğini.
En önemlisi de...
...belki de kendi babasından daha fazla ona iyi geldiğini.
Yoksa onunla evlenir miydin Merve?
Evlenmezdim tabii.
Ama...
...bizim durumumuz biraz farklı Canan.
Deniz'in babası...
...Deniz'in iyiliği için her şeyi yapar.
Tabii.
Yani ben öyle demek istemedim.
(Sessizlik)
(Geçiş sesi) Berk özür dileyecek Deniz'den.
Babasıyla konuştu. Hatasını anlamış.
Hatasını anlamış?
Sevgilim ilk önce Deniz vurmuş çocuğa. (Geçiş sesi)
(Kapı vuruldu)
(Kapı açıldı)
Deniz gel evladım. Berk sen de gel oğlum, bekleme.
Gelin çocuklar.
Ne oldu?
Bir şey yok Denizciğim.
Berk arkadaşın...
...sana söylemek istediği bir şey varmış. Öyle değil mi Berk?
-Berk, Deniz'den özür dileyeceksin. -Özür mi dileyeceğim? Niye?
Arkadaşına yumruk atmışsın. Bir de utanmadan niye diyorsun!
İnkâr etmeye kalkma sakın. Bütün arkadaşların görmüş vurduğunu.
-Önce o başlattı. -Berk uzatma! Özür dileyeceksin işte!
-Hayır. -Berk çabuk özür dile.
(Gerilim müziği)
Berk hadi!
-Özür dilerim. -Berk...
-Mazhar Bey kusura bakmayın. -Aşk olsun Ahmet Bey.
Aşk olsun. Bunlar çocuk. Olur böyle şeyler.
Ben bir bakayım.
(Gerilim müziği)
-Berk biraz alındı sanki değil mi? -Teşekkür ederim.
Ben bir şey yapmadım ki Aslan Kral.
Sakın bir daha hakkın olan bir şey için kimseye teşekkür etme. Tamam mı?
Güzel.
-Mazhar amca. -Efendim?
Babamı sana söylediğimi anneme söylemedin değil mi?
-Sen bana söyleme demedin mi? -Dedim.
Dedin. Ben de söylemedim.
Bu arada senin istediğin şey böyle bir şey miydi?
-Evet! -Evet!
Al bakalım o zaman.
Ama annem kızıyordu.
Sen söylemezsen haberi olmaz, öyle değil mi?
Bak...
...benim de sende bir sırrım var artık.
Böylelikle ne olur? İkimizin de artık birbirimizde sırrı var.
Kim olursa olsun, ne olursa olsun bunu kimseye söylemeyeceğiz.
-Anlaştık. -Anlaştık.
Bir düşün, Mazhar'ı alacaksın.
Yıllardır herkese ne olduğunu anlatmaya çalıştığın adamın...
...ipliğini pazara çıkaracaksın.
Görevine geri dönmeyi geçtim, efsane olacaksın lan!
-Yanlış düşünmüşsün be kardeşim. -Öyle mi?
Benim için doğru düşünür müsün Rüzgâr Amir'im?
Oğlum bu adam yıllardır mafyanın içinde çalışıyor.
Mazhar'ın bütün kirli parasını akladı bugüne kadar. Hem de sorunsuz bir şekilde.
Sonra bir sabah uyandı...
...dedi ki benim bir kızım vardı. Ben neden şu şanslı sayıları...
...ona çıkarmıyorum ki? Normal mi oğlum şimdi bu?
Tamam da normal olması için ne olması gerekiyordu?
Sen niye anlamıyorsun?
Neden bugün diyorum? Niye bugün? Neden dün değil, ondan önceki gün...
...neden şimdi? -Haklısın amirim.
Mesela bundan altı ay önce en doğru zamandı.
Hava sıcaktı, güneşliydi, ortam şahaneydi. Bu havada düşünülmez böyle şeyler.
İnşallah yerken boğazında kalır da şurada can çekişmeni izlerim senin.
O zaman sana kim yardım edecek? Yiyor musun bunu?
Rüzgâr böyle şeyler çok sık olur.
Yani insanlar mafyayla çalışır. Çıkarları ters düşer.
Sonra da muhbir olurlar. Sen de biliyorsun.
Yahu onu bırak. Sen şunu söyle bana.
Ben, Yonca'ya ulaşmasaydım o bana gelecek miydi?
-Hayır, gelmeyecekti. -Ee?
Kıza ulaştın, korkuttun. O da deşifre olmamak için sana geldi.
Bu kadar basit. Tamam, kabul etmedin.
O parayla adamın kızlarını kurtaracağına da eminsin.
Ne yapacaksın peki?
O planını uygulamadan onu yakalayacağım.
Kızlarını? Yonca'yı?
Yonca'yı gerçekten hapse attıracak mısın lan?
(Müzik)
(Kapı açıldı)
Rüzgâr abi gelmiş midir?
Anneciğim dur. Ayakkabıları çıkartacaksın. Buraya gel.
Hoş geldiniz.
-Hoş bulduk. -Rüzgâr abi bak, oje sürdüm.
Ay, ne güzel olmuş!
-Bak, buraya da yıldız yaptılar. -Evet.
-Çok güzel olmuş değil mi? -Evet, çok güzel olmuş.
-Yardım edeyim mi sana? -Hallettim ben.
Bak, gördün mü?
Rüzgâr abi annem hiç beğenmedi. Küçük kızlara yapılmazmış.
Annen söylediyse vardır bir bildiği.
Niye ki? Bütün kızlar yapıyor.
Niye zahmet ettin?
Ne zahmeti canım? İki, üç tane bir şey aldım zaten çöktük evine.
Çöktük?
Yani hep burada kalıyoruz ya, o anlamda.
Benim şikâyet eder gibi bir hâlim mi var? Öyle mi düşündün?
Yakında gideriz zaten.
-Yardım edeyim mi sana? -Gerek yok, ben hallederim.
Olmaz, ben edeyim dur.
Ben hallederim, şey yapma.
Ee, nereye gideceksin peki?
Yani başka bir yere gideceğim dedin ya, onun için soruyorum.
Yani ev filan tutacağım. Sonuçta hep burada kalacak hâlimiz yok.
Ondan bahsediyorum.
Onu anladım. Yani hangi semte? O anlamda soruyorum.
Benim tanıdığım emlakçılar var. Belki yardımcı olurlar.
Gerek yok. Ben daha düşünmedim onu. Karar vermedim.
Sonra bakarız. Sen işi ne yaptın?
Şey diyordun ya taksi bakacağım falan.
-Bakmadım. -Neden?
Ne bileyim bir iki gün daha böyle takılayım dedim. Acelem de yok.
İyi yapmışsın, dinlenirsin.
Sare'nin de kreşe yazılması lazım tabii, değil mi?
Bayağıdır gitmiyor çocuk. Arkadaşlık falan özlemiştir.
İstersen geçici olarak bu yakınlarda bir tane kreş var oraya yazdıralım.
Olur.
İyi, yarın yazdıralım o zaman.
Yok, yarın çok erken. Haftaya falan bakalım, olmaz mı?
Bu arada ben karnıyarık yapıyorum, sever misin?
Bayılırım.
Karnıyarık mı? Iy!
Anne karnıyarık mı yapacaksın?
Evet su kurbağası, ne olmuş beğenemedin mi?
Hayır, hiç güzel değil.
Hem adı da çok çirkin. Öyle isim mi olurmuş!
Ne varmış adında?
Karnı yarıp da içine koyuyormuşsun gibi.
-Öyle mi? -Evet.
-Olmaz mı? -Hayır, olmaz. Çok çirkin.
Peki...
...senin bu karnını yarsak... -Hayır.
Onun içine doldursak o zaman ne olur, ne dersin?
-Hayır, hayır. -Olmaz mı? Gel buraya.
Buraya böyle doldursak ne dersin Rüzgâr abisi?
Nefis olur, nefis. Hadi yapalım.
Çok güzel olmaz mı? Gel buraya.
Kaçma. Gel, gel.
-Küçük Hanım buraya gel. -Gelmeyeceğim.
Gelmeyeceğim. Gelmeyeceğim.
Yakaladım, yakaladım.
Seni ısıracağım. Senin bu karnını yiyeceğim.
(Müzik)
Sen git, gerek yok. Ben hallederim. Git otur.
Olsun canım, en azından şunları toplayayım.
(Müzik)
Ee...
Şey... Yani git, ben hallederim.
Bu benim özel tarifim ayrıca. Öğrenmeni istemiyorum, ondan.
Yonca bir şey soracağım sana.
Tabii.
250 milyon...
Böyle sorunca da bir tuhaf olacak.
Ben burada olmanızdan çok memnunum, gitmenizi falan da istemiyorum.
Onu doğru anlamanı isterim.
Ama sen sanki bu paraya hiç sahip olmamış gibi davranıyorsun?
Nasıl yani?
Nasıl anlatayım şimdi?
Evi arabayı geçtim tamam mı?
Ama üstüne bile bir şey olmadın. Yani...
...sanki bu parayı harcamak istemiyor gibisin.
O para benim değil çünkü. Sare'nin.
Ben dokunamam o paraya.
Yani...
...Sare için en iyisini bulana kadar dokunamam.
Hem ben üstüme başıma bir şey alsam ne olacak?
Bunlardan farklı olmayacak ki benim gözümde.
Peki ya baban?
Onun için bir şey düşünmüyor musun?
Kardeşlerin de vardı değil mi?
Sonuçta onlar da bu paradan isteyebilirler.
Babanın ortaya çıkmasının zamanlamasına bakacak olursak...
...ne bileyim?
Çok... Çok özür dilerim. Ben hiç üstüme vazife olmayan bir konuyu açtım galiba.
Oysa senin ailen, senin paran. Bana ne oluyor?
-Ben içeri gideyim. -Rüzgâr...
Ben sana bir şey söyleyeceğim.
Sen bugüne kadar bize hep dürüst davrandın.
Evini açtın...
...ama...
(Müzik)
(Polis sireni çalıyor)
Evet, sen?
Ben sana...
Anne!
Polis amcalar geldi. Yine mi seni alacaklar?
(Gerilim müziği)
Yine seni almaya geldiler değil mi?
Hayır anneciğim, niye beni alsınlar?
Kaçalım anneciğim. Hadi kaçalım.
Neden kaçalım bir tanem? Biz bir şey yapmadık ki.
Polis amcalar bizi almaya gelmedi, tamam.
(Kapı zili çalıyor) Geldiler işte, geldiler.
Rüzgâr abi ne olur verme annemi, lütfen verme.
Siz bekleyin, ben bakıp geleyim.
-Anneciğim ne olur bırakma beni. -Tamam, ben buradayım bir tanem.
(Müzik)
-Anne... -Hişt!
-Buyurun beyler. -Komiserim.
Evet?
Sizi rahatsız ediyoruz ama bizimle emniyete gelmeniz gerekiyor.
Estağfurullah da hayırdır, ne için?
Anne, gitme.
Anneciğim gitmiyorum bir yere, buradayım, tamam.
(Polis) Hakkınızda şikâyet var.
Biz de fazla bir şey bilmiyoruz. Emniyete götürmemiz emredildi.
Anladım. Tamam çocuklar, siz gidin ben gelirim hemen.
Tamam komiserim.
-Ne oldu, niye gelmişler? -Benim için gelmişler.
Senin için mi? Niye, ne oldu ki?
Bir şey yok.
-Anlatsana Rüzgâr ne oldu? -Önemli bir şey değil, tamam.
Güzelim, korkacak bir şey yok.
Polis amcalar çağırmış hemen gidip geleceğim.
Niye? Gitme Rüzgâr abi.
Bu taksiyle ilgili bir sorun var demiştim ya sana.
Onun için çağırmışlar. Gidip geleceğim.
-Yalan söylüyorsun. -Ben sana hiç yalan söyler miyim?
Sen uyumadan gelmiş olurum ben.
-Söz mü? -Söz.
Öp bakayım şuradan bir.
-Hemen gel olur mu? -Hemen geleceğim, hemen.
Hadi.
Ne oluyor?
Deniz'i görmeye gitmiştim.
O herif uzaklaştırmanın ihlali yüzünden şikâyetçi olmuş.
Bir gideyim hemen ifade vereyim geleyim.
Canım benim. Hemen geleceğim.
Hadi görüşürüz.
(Kapı kapandı)
(Müzik)
(Polis korna çaldı)
Anne neden hep polisler sevdiklerimi alıyor?
Ne oluyor? Siz bir şey karıştırıyorsunuz?
Ne?
Henüz bilmiyorum ama bir işler çeviriyorsunuz.
Deniz Allah aşkına anne ne diyor? Biz bir şey mi çeviriyoruz?
-Hayır. -Hayır.
Çıkar kokusu yakında.
Güldün. Gördüm işte. Ben bu gülüşü çok iyi bilirim.
-Bak bakayım bana. -Gülmedim.
-Gül... Gülmüyor Merve. -Oğlum güldün, gördüm işte.
Ay! Ben sana bir şey söyleyeyim mi?
Senin annen artık olmayan şeyleri görmeye başladı.
-Yapacak bir şey yok. -Mazhar.
-Evet, çok yalancı. -Ben mi yalancıyım?
Evet Merve, kesinlikle çok yalancısın.
(İkisi birden) "Yalancı, yalancı sana kimse inanmaz."
"Yalancı, yalancı sözüne kimse kanmaz"
"Yalancı, yalancı sana kimse inanmaz."
Kabul. Pes, pes! Tamam, pes ediyorum. Hiçbir şey görmedim ben.
"Yalancı, yalancı sözüne kimse kanmaz"
Yemeğini bitirdin mi? Bittiyse ders çalışmaya odana.
-Hayır. -Ne dersi?
Lütfen, hiç öyle bakma Merve. Rica ediyorum gerçekten.
Beraber film izleyecektik ya hani?
Film mi?
Evet, film partisi yapacaktık beraber.
Mazharcığım benim neden bundan haberim yok?
Eyvah! Annen olmayan şeyleri gördüğü yetmiyor...
...bir de duyduklarını unutmaya başlamış.
Annen için çok üzülüyorum Deniz, gerçekten.
Şuna bak, nasıl eğleniyor.
Hayatım merak etme, tıp çok ilerledi. Seni çok iyi doktorlara götüreceğim.
Hayır efendim, beni kandıramazsınız. Sen hemen odana gidip ders çalışıyorsun.
O zaman yapacak bir şey yok. Son iki, üç.
(İkisi birden) "Yalancı, yalancı sana kimse inanmaz."
"Yalancı, yalancı sözüne kimse kanmaz"
Tamam. Film izleyeceğiz.
Çabuk, çabuk. Fikrini değiştirecek, koş! Hızlı.
Hale. Hale! Mısır patlat hemen. Hadi.
Aşkım.
Çok mutlu.
Ben de mutluyum tabii.
Onunla böyle ilgilendiğin, bu kadar iyi anlaştığın için çok...
...teşekkür ederim.
Teşekkür ne için?
İşte ne bileyim bir sürü işinin gücünün arasında...
...ona zaman ayırıyorsun. Ne zaman istese onunla ilgileniyorsun.
-Çok güzel bir şey bu. -Siz benim ailemsiniz Merve.
Bunun için teşekkür edilir mi hiç!
Ben onunla çok mutluyum.
Ne iş ne başka bir şey zerre kadar umurumda değil, biliyor musun?
Benim için her şeyden önce sen ve Deniz, başka bir şey yok.
Sakın. Bunun için bir daha teşekkür etme.
(Telefon çalıyor)
Hemen buna bakıyorum ondan sonra yanınıza geliyorum.
Seni çok seviyorum.
(Gerilim müziği)
Evet avukat, seni dinliyorum.
Şu diğerine bak, diğerine.
Amirim?
Şaşırdın değil mi? Ben de.
Gece gece apar topar çağırdılar.
Mazhar Bey bütün teşkilatı ayağa kaldırmış.
-Allah Allah! Neymiş ki derdi? -Derdi mi neymiş?
Gel. Aç lan şunu.
Al, derdi ne.
Oğlum senin uzaklaştırman yok mu? Adam senden şikâyetçi olmuş.
İyi de amirim, karım... Eski karım çağırdı, o görüştürdü bizi.
Ne olacak şimdi? Dava açılacak lan sana.
Hapse kadar gider bunun sonu biliyor musun?
Hadi hapsi geçtim. Bir daha görevine dönemeyeceksin.
-Amirim benim bir suçum, günahım yok. -Aslında...
...Mazhar Bey şikâyetçi olmaktan vazgeçebileceğini söyledi.
Yani şikâyetinden vazgeçebilir ama bir şartı var.
Şartı varmış öyle mi? Neymiş şartı?
Eğer ayağına gidip özür dilerseniz sizi affedecekmiş.
Öyle dedi?
-Seni var ya! -Ulan ne yapıyorsun Rüzgâr!
Öldürürüm seni! Mafya bozuntusu patronuna da seni de gebertirim!
Bir dur, bir dur. Avukat Bey siz de bir sakin olun.
Tamam çocuklar, siz geçin yerinize. Gel benimle. Rüzgâr!
Gel şöyle, gel.
Gel.
Kapıyı kapat.
Bak oğlum anlıyorum seni. Oğlunla ilgili derdin var.
Öfkelisin, kızgınsın ama bu böyle olmaz.
Sen teşkilatın yüz akıydın ne oldu sana böyle?
-Bir takıntı yüzünden... -Takıntı değil amirim.
Takıntı bu işte, takıntı.
Bak oğlum sen bu meslekten atılmadıysan baban sayesinde.
-Bana öyle ağız burun yapma. -Pardon.
Başlatma senin babanla kavgana.
Sevsen de sevmesen de baban bu teşkilat için çok önemli biriydi.
Onun hatırına sadece uzaklaştırmayla yırttın.
Ama artık o bile kurtaramaz seni.
Senden şikâyetçi olursa o herif, hapse kadar yolu var oğlum bunun.
Ayrıca hapisle kalmaz bir daha görevine geri dönemezsin.
Şimdi içeri gidiyorsun ve özür diliyorsun.
Asla. Asla amirim özür falan dilemem o heriften.
Sana amirin olarak emrediyorum.
İçeri gidiyorsun ve özür dileyeceğini söylüyorsun.
Anlaştık mı Rüzgâr? Hadi.
Hadi.
(Müzik)
Tutun tutanağı.
Senin ne işin var lan bu saatte burada?
Akşam akşam eğlence var dediler, geldim.
-Ne oldu? Kavga falan yok mu? -Var, var.
Rüzgâr Bey.
-Kim bu? -Kim olacak (Bip)!
Söyle o sahibine çok az zamanı kaldı, tadını çıkarsın.
Memnuniyetle iletirim kendisine.
Bu arada Mazhar Bey babanızın selamını iletmemi istedi.
Kendisi gayet rahat ve afiyetteymiş ama çok üzülüyormuş.
Hayırsız oğlu ona uğramadığı için.
Neyse ki ben varım dedi Mazhar Bey. Ailenin her bir ferdiyle...
...yakından özenle ilgileniyormuş.
Beyler, iyi akşamlar.
Hadi. Hadi.
(Sessizlik)
Doğa.
Hoş geldin.
Sana zaferin için görkemli bir sofra hazırladım.
Son bir veda yemeği.
Oturmayacak mısın?
Bütün gün uğraştım.
(Müzik)
-Ben bir zafer kazanmadım. -Kazandın.
Sana muhtaç olmamı bekledin ve başardın.
O parayı aradığımı biliyordun. Yonca sana söyledi.
Mecbur kalacağımı biliyordun.
İstesen sorgusuz sualsiz o parayı verirdin.
Neden bana gelip istemedin?
Menüye geçelim mi?
(Turgay öksürüyor)
En sevdiğin, yaprak sarması.
(Doğa) Tek tek ellerimle sardım.
Her şey başladığında menüde bu vardı.
Bittiğinde de bu olsun istedim.
Tıpkı sevdiğin gibi. Bire bir aynısı vallahi.
Üstüne yoğurt.
Biraz pul biber.
Böyledi, değil mi baba?
Tam bunu yerken ne yapmam gerektiğini söylemiştin bana.
Doğa, bitmeyecek mi?
Ye onu.
Doğa.
Ye onu!
(Duygusal müzik)
Çok normalmiş gibi...
...sanki dün gördüğün bir arkadaşına anlatırmış gibi...
...o herifi koruyacağımızı tam o sarmayı yerken söyledin bana!
Doğa yapma.
Şunu yemeye devam et!
(Bip) polise vermeyeceksin dedin bana! O herif bana...
Ne yaptığını bildiğin hâlde...
-Seni defalarca uyardım. -Evet.
-Uyardın, dinlemedim. -Ama dinleyecektin.
Dinlemedim.
Hata yaptım.
Senin kızın hata yaptı ama bekledi.
Babası onu korusun diye bekledi.
Senin için dünyaları yakarım desin diye bekledi.
Babası onu korusun diye bekledi.
(Turgay öksürdü)
-Korudum. -Böyle mi?
O günden sonra yüzüne bakmayacağımı bilmiyor muydun?
Beni babasız bırakacağını bilmiyor muydun?
Başka yolu yoktu. Bunu sen de biliyorsun.
Defalarca aynı şeyleri tekrarlayıp durma bana!
Neyse.
Şimdi onu yerken kapanışı yapacağız.
Bana gideceğimi söyleyeceksin.
Onu yerken yine hislerimi önemsemeyip bana ne yapmam gerektiğini söyleyeceksin.
Çünkü yine yapacağım.
Onu yerken söyle ki...
...en azından içimde sana karşı hiçbir vicdan kalmasın.
Hadi! Ne duruyorsun? Söylesene!
Ye ve söyle.
Yarından sonra buradan gidiyorsunuz.
Hayır. Yerken söyleyeceksin.
(Sessizlik)
Yarından sonra...
...akşam uçağınız var.
(Turgut) Önce Arnavutluk'a gideceksiniz.
Sonra Singapur.
Ondan sonra Avrupa.
Daha sonra izinizi kaybettirene kadar bir süre dolaşacaksınız.
Sen?
Öleceğim.
(Duygusal müzik)
Dolapta sarma var.
Yedikçe beni hatırlarsın.
Elveda baba.
Doğa.
Özür dilerim.
Sakın bana bunu yapma.
-Doğa, senden özür dilerim. -Sakın bana bunu yapma.
Yapma bana bunu. Bırak, bırak! Senden nefret edeyim, bırak!
(Duygusal müzik)
(Turgay öksürüyor)
(Duygusal müzik)
Baba.
(Duygusal müzik)
Ne yapacaksın?
Bitecek artık, bu gece bitecek. Ne varsa konuşacağım Yonca'yla.
Her şeyi, bütün gerçekleri olduğu gibi konuşacağım.
-Hadi görüşürüz. -Hadi bye bye.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Sessizlik)
Yonca.
-Rüzgâr. -İyi misin?
Ben dalmışım, geldiğini duymadım. Ne yaptın? Ne oldu?
Hiç. Yani gittim, ifade verdim. Bıraktılar zaten.
İyi.
Senin neyin var?
Ben...
...o, babam...
...hastanede. -Baban.
Rüzgâr, benim gitmem gerekiyor, değil mi?
Benim hastanede olmam gerekiyor.
-Hadi beraber gidelim. -Yok, olmaz.
Sen Sare'yle kal, o korkar şimdi beni göremezse.
Yok, ben seni yalnız başına bırakmam Yonca.
Rüzgâr lütfen. Beni göremezse korkar.
Baban neden hastanedeymiş?
(Gerilim müziği)
Burcu abla, bir şey ister misin?
Yok canım, teşekkür ederim. Sen çıkabilirsin artık.
Doğa abla gelmeyecek mi?
Ben buradayım tatlım, sen çık.
Okay!
(Okay) Burcu.
İyi akşamlar.
(Gerilim müziği)
Ne işin var burada?
-Seninle konuşmak için geldim. -Konuşulacak bir şey yok artık!
-Aşkım. -Aşkım deme bana!
Aşkım deme. Ayrıca parayı götürdük bugün.
Korkacağın bir şey kalmadı yani. Gelmene de gerek yoktu!
Biliyorum.
Babam söyledi.
Rahatladığın için geldin yani. Şu rahatlığa bak.
Hayır, ben parayı getirdim.
Biliyorum, hepsi değil ama anca bu kadar bulabildim.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ne kadar var bu çantanın içinde?
200 bin ama söz, hepsini tamamlayacağım.
Param yok demiştin.
Yoktu zaten.
Saatimi sattım.
Hangisini? Birlikte aldığımızı mı?
Ama onu çok isteyerek almıştın.
Evet ama seni daha çok istiyorum.
Hem zaten takmıyordum.
Okay, beni niye aldattın?
Ben seni aldatmadım.
Yalan söyleme. Fotoğraflarınızı gördüm. Kız hepsini koymuş.
Yani?
İşte o kız...
Arkadaşım. Söyledim sana, sadece arkadaşım.
-Doğru mu söylüyorsun? -Evet aşkım.
(Okay) İnan bana.
Neyse.
Artık bir önemi kalmadı.
Burcu, bize bir şans versen?
Bak biliyorum, kızgınsın. Bir hata yaptım ama...
...hatamı telafi edeceğim. Parayı yerine koyacağım.
-Okay, ben gidiyorum. -Nereye?
Uzaklara.
Nereye Burcu?
Bunu sana söyleyemem.
Yurt dışına gidiyorum.
Yalan söylüyorsun, değil mi?
Bana kızgın olduğun için şaka yapıyorsun.
Hayır Okay, gerçekten gideceğim.
Hayır, olmaz. Bırakmam seni, gitmene izin veremem.
Gerçekten bu kadar çok mu seviyorsun beni?
Evet.
Hem de çok. Kendimden bile çok.
Ama gitmek zorundayım.
Benden mi kaçıyorsun? Benim yüzümden mi gidiyorsun?
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
Abla.
(Burcu) Abla!
Abla ne oldu? Öldü mü?
Hayır, yaşıyor.
Ne olmuş peki?
Bilmiyorum, bilmiyorum.
Doktor Bey.
Vücudu çok güçsüz düştü.
Onu defalarca uyarmama rağmen beni dinlemedi.
Peki ne yapacağız? Ne yapılması lazım?
Bakın, sizinle açık konuşacağım. Babanızı alın, evinize götürün.
Son günlerini mutlu yaşamasını sağlayın.
(Doktor) Çünkü artık onun için yapılabilecek çok bir şey yok.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Sessizlik)
Şimdi ne olacak?
O içeride ölürken hâlâ gitmeyi mi planlıyorsunuz?
Bu bizim değil, babanın fikri.
Babanın.
-O senin de baban, farkında mısın? -Burcu!
Ne abla? Yalan mı?
Parayı alırken babası, şimdi bizim mi babamız oldu? Pardon?
Doktorun dediğini duydunuz.
(Burcu) Son günlerini mutlu geçirsin dedi.
Onu evine götürün dedi.
(Burcu) Birlikte olun dedi.
Birlikte.
Yalnız bırakın, ölsün demedi, tamam mı?
Sizi bilmem ama ben hiçbir yere gitmiyorum.
Babamla kalacağım.
(Burcu) Al, bunun içinde de para var.
Borcun kalanını sonra tamamlayacağım, tamam mı?
Sen nereden buldun bu parayı?
Nereden buldun bu parayı?
Buldum işte.
Bak, yine yanlış bir şey yapmadın, değil mi?
Hayır.
O zaman nereden buldun bunu?
Okay verdi.
Onunla mı görüştün?
Evet, onunla görüştüm.
(Burcu) Evet, bu parayı bana o verdi.
Abla, konumuz bu mu şu an?
Babam içeride ölüyor şu an. Farkındasın, değil mi?
(Duygusal müzik)
(Ortam sesi)
(Ortam sesi)
Sıcak çikolata.
Ha vanilyam?
(Doğa) Şeker?
Kilo yapıyor.
Arada bir insanın kendini şımartması lazım.
Ne dedi Okay?
Özür diledi.
Ama kabul etmedim.
Gerçekten.
(Doğa) Parayı almışsın ama.
(Burcu) Ben istemedim ki. O bıraktı.
Hem onun suçu değil mi? Çeksin cezasını.
Bence de.
Gitti mi o?
Yonca.
Onun bir suçu yok. Biliyorsun, değil mi?
O sadece kızı için çırpınıyor.
Of!
(Duygusal müzik)
Sen...
...sen onu bu hâlde bırakıp gidebilir miydin?
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Keşke bana senden geriye bir şey kalsaydı.
Küçücük bir şey.
Çocukluğuma dair bir anı.
Eve gelirken çikolata getireceğin kadar küçük bir şey.
Kızıma anlatabileceğim kadar.
(Duygusal müzik)
Ona seni neden anlatamıyorum biliyor musun?
Çünkü...
...çünkü ölümü anlatmak çok zor baba.
(Duygusal müzik)
(Ortam sesi)
(Ortam sesi)
Benim annem öleli üç ay kadar oldu.
Hastane köşelerinde aylarım geçti.
Nasıl olsa ölecek...
...artık elinden bir şey gelmez deseler de insan işte, elinden geleni düşünmüyor.
Onunla geçireceği her dakikayı hesaplıyor.
(Duygusal müzik)
Yarın bir davam var.
Kızımın.
Muhtemelen DNA raporu için gün verecekler. Yani avukat öyle söyledi.
Ve bir adam, benim kızımın üzerinde hak sahibi olacak.
Hem de bir gün bile ona bakmamışken.
Kanun böyle.
Yapacak bir şey yok.
Yapabileceğim hiçbir şey yok.
Ben gitmek zorundayım.
Eğer gitmezsem başka hiçbir şansım olmayabilir.
Ben sizi anlıyorum.
Lütfen siz de beni anlayın, olur mu?
(Duygusal müzik)
(Sessizlik)
(Kapı açıldı)
(Sessizlik)
(Sessizlik)
Babam ölüyor.
Artık her şey için çok geç.
Yaşamak için, anılar için.
Her şey için çok geç.
Benim ona kızmam için bile çok geç artık.
(Duygusal müzik)
Ben neden üzülüyorum Rüzgâr?
Benim neden canım yanıyor?
Hiçbir şey ifade etmemesi gerekmiyor muydu?
Neden ağlıyorum, niye üzülüyorum?
Hiçbir şey hissetmemem gerekmiyor muydu? Ben niye üzülüyorum?
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
İyi misin?
İyiyim kızım, iyiyim.
Zaten sen hep iyisin.
Burcu çok ağladı. Git, biraz hava al dedim.
Uyandığını duyunca sevinecek. Gideyim, çağırayım.
Doğa.
Onun bu hâlimi görmesi pek iyi olmadı.
Ne kadar saklayabilecektin ki?
En azından siz gidene kadar.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Doktor yarın çıkabileceğini söyledi.
Evinde son günlerini birlikte geçirebileceğimizi de.
Yapma Doğa. Sakın yapma.
Bana olan öfkeni hatırla.
Sakın ondan vazgeçme.
Ben yaparım.
Yaparım da Burcu?
Ben onunla konuşurum.
Ben onu çağırayım.
(Hastane ortam sesi)
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Komiserim.
Aramanızı bekliyordum, gelmenizi değil.
Sırlarla dolusun Turgay Bey.
Öleceğini niye söylemedin?
Herkes ölecek komiserim.
Kim söylüyor ki?
Demek bunun içindi.
Kızlarına bir miras bırakmak için.
Bu bir hasta ziyareti mi...
...yoksa teklifimi kabul etmeye mi geldin?
Öbür gün kızlarım Arnavutluk'a gidecekler.
Her şey ayarlandı.
Eğer kabul ediyorsan...
...yarın sana Mazhar'ı vereceğim.
Erman'la Behçet'i kendime çekeceğim. Konuşacaklar.
Sen de istediğin her şeyi almış olacaksın.
Ertesi gün de bu bilgiyle ne yapacaksan yaparsın.
Ben onları yakalatırken ortalık karışacak.
Kızların da ülkeyi terk edecek.
Aynen komiserim.
Kızlarım gittikten sonra da beni alacaksın.
Ama benimle işin çok uzun sürmeyecek.
Malum.
Kızlarım birazdan gelir.
Cevabın ne komiserim?
Hadi bitirelim bu işi.
(Gerilim müziği)
(Sessizlik)
(Gerilim müziği)
Ne yapıyorsun? Direkt makinaya koysana.
Yok, birkaç parça bir şey zaten.
Tamam, ben de yardım edeyim sana.
Yok, ben hallederim. Hem kafamın dağılmasını sağlıyor, iyi oluyor.
Bugün hastaneye gidecek misin?
Evet.
Dünden sonra nasılsın peki?
Nasıl olayım?
Yani kabullenmekten başka yapacak bir şey yok.
-Doğru. -Sen ne yapacaksın?
Ne bileyim? Ben de çıkar, iş falan bakarım dedim.
-Dinleneceğim demiştim. -Öylesine, laf olsun diye.
Sen ne yapacaksın hastaneden sonra?
Eve gelirim.
Hani bu dün yapamadığım karnıyarık vardı ya, onu yaparım.
Öyle.
Ben de gece geç gelirim. Arkadaşlarla falan buluşacaktım.
Aslında şu karnıyarığı yarın yapsan ne güzel olurdu.
Öyle mi?
-Olur. -Gerçekten mi?
-Olur. -Tamam.
-Tamam. -Tamam, tamam.
Ee, ben...
Öyle, tamam.
-Tamam. -Tamam.
-Gece görüşürüz. -Görüşürüz.
(Gerilim müziği)
(Sare) Ama ben neden Filiz teyzemlere gidiyorum?
Konuşmuştuk bunu. Yoksa benim kızımda unutkanlık mı başladı?
Hayır. Ben seninle gelmek istiyorum.
-Olmaz. -Neden ama?
Çünkü benim kızım o kadar çok konuşuyor ki bırbır bırbır...
...ben de hastalar bayılmasın dedim. -Hiç komik değil.
Komik, gül biraz. Hadi yürü.
Yürü.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Gelmenize gerek yoktu. Telefonda da söyleyebilirdim.
Neden gelmemişler? Konuştun mu?
Babaları hastalanmış.
Babaları mı?
Geceyi hastanede geçirmişler.
Hangi hastane?
Bilmiyorum, sormadım. Bakın Behçet Bey, bu yaptığım...
Hemen şimdi arıyorsun, hangi hastane olduğunu öğreniyorsun.
Ama siz Doğa ablayı Erman'dan korumak için demiştiniz.
Ama bu?
-Bu nedir? -Ailenin ihtiyacı var, biliyorum.
Bakın Behçet Bey, ben bunu alamam. Lütfen.
Hemen şimdi arıyorsun, hangi hastane olduğunu öğreniyorsun.
Hemen!
(Gerilim müziği)
(Telefon çalıyor)
İnci.
Burcu abla, nasılsınız? Sizi merak ettim.
İyiyiz canım, sorun yok.
Peki babanız, yani nesi varmış?
İyi, sağ ol.
Burcu abla, siz hangi hastanedesiniz?
Ne oldu? Niye ki?
Hiç, merak ettim. Yani yapabileceğimiz bir şey olursa diye.
Anladım abla.
Tamamdır.
Hangi hastane?
(Gerilim müziği)
Tamam, anladım.
Çıkabilir miyiz artık?
Son birkaç test sonucu gelsin.
Sadece yarım saat. Çıkacaksın.
Bak Turgay.
Tamam, artık dinleneceğim.
(Kapı kapandı)
Yonca nerede?
Geliyor.
(Gerilim müziği)
Baba, doktor çıkabilirsin demedi daha.
Olsun.
Birazdan çıkacağız buradan.
Hah Yonca gel kızım.
Üçünüze söyleyeceklerim var.
-Eğer konu yine gitmekse… -Dinle kızım.
Bu akşam buradan gidiyorsunuz.
Bu akşam?
Evet, bu akşam.
-Kıbrıs’a uçuyorsunuz. -Bir dakika, bir dakika.
Ne Kıbrıs'ı? Ne oluyor?
Ben hiçbir yere gitmiyorum. Kıbrıs falan nereden çıktı ayrıca?
-Gideceksin. -Sen yarın demiştin, Arnavutluk demiştin?
Evet, öyle dedim. Çünkü son ana kadar...
...öyle bilmenizi istedim. -Neden?
Çünkü...
...babamız ağzımızdan kaçırırız diye bize bile güvenmedi.
Bu sizin iyiliğiniz için.
Hiçbir şeyi riske edemezdim.
Bu akşam ha?
Evet.
Bu akşam operasyonu başlatacağız, yarın da kızlarını gönderecek öyle mi?
Planı öyle ama bu gece önce ben ondan alacağımızı alacağım...
...sonra da Yonca'yı.
Nasıl?
Bak onun o parayla gitmesine izin veremem.
Uff! Bu Yonca’nın da hapse girmesi demek biliyorsun değil mi?
Onunla konuşacağım. Muhbirimiz olacağını söyleyeceğim.
Hapse girmemesini sağlayacağım.
Rüzgâr bu tek başımıza alabileceğimiz bir karar değil.
Eğer bir sıkıntı olursa ikimizin de başı yanar.
-İşte o yüzden ben tek yapacağım Ekrem. -Hayır.
Ben senden başka kimse bilmeyecek bu akşamı Ekrem.
Eğer işler karışırsa da kimse senin bildiğini öğrenmeyecek.
-Tek sorumlu ben olacağım. -Hayır dedim sana.
Ayrıca sen görevde bile değilsin lan.
Umurumda bile değil bu.
Bu akşam bu iş bitecek, o kadar.
-Kapatmam lazım. -(Ekrem ses) Rüzgâr beni dinle. Rüzgâr!
(Gerilim müziği)
Hop beyler tamam sakin. Sakin, sakin.
Sahibinizle konuşmaya geldim.
Açılın.
Rüzgâr Bey?
Hayırdır inşallah?
Ayağıma gelecek, özür dileyecek demişsin.
Ha, evet.
Özür dilerim.
(Gerilim müziği)
Bu biraz...
...şaşırtıcı oldu benim için.
Niye, istediğin bu değil miydi?
Geldim ayağına, özrümü diledim.
İstediğin oldu işte.
En büyük zaferin kutlu olsun Mazhar.
(Gerilim müziği)
Ben sana bir yere gitmem dedikçe baba...
Burcu yeter. Karar verildi.
Hiçbir şeye karar verilmedi baba. Bu senin kararın, benim değil!
Birkaç gün içinde Yonca’nın hesabındaki paranın örgüte geçmesi gerekiyor.
Bunu daha fazla geciktiremem.
Ayrıca davası var, size bahsetmiştir.
Yani senin anlayacağın hiç vaktimiz kalmadı.
Geçir o zaman baba parayı hesaplarına. Bana ne?
Erman, Yonca’nın peşinde.
Yarın sizin peşinize düşecek neden anlamıyorsun bunu kızım?
Baba asıl sen neden anlamıyorsun? Ben seni bu hâlde bırakmam!
Bırakamam ya, olmaz!
Benim için yapabileceğiniz bir şey yok kızım.
Bundan sonra önemli olan sizsiniz.
Siz.
(Kapı kapandı)
Hanımefendi şuna bir kere daha bakar mısınız lütfen?
Beyefendi iki defa baktım.
Turgay Moral adına yatan bir hastamız bulunmamakta.
-(Burcu) Şimdi ne olacak? -Hemen buradan gidiyoruz.
-Ya buraya gelirse? -Kendi adımla kalmıyorum, bulamaz.
Hadi, hadi. Acilden çıkalım, ana kapıdan değil.
(Gerilim müziği)
(Burcu) Geçeyim ben.
(Gerilim müziği)
Avukat Hanım, Yonca nerede?
-Bunun sizi ilgilendirdiğini sanmıyorum. -Kızımı nereye götürdü?
(Derin nefes verdi)
Henüz kızınız olduğu kesin değil Alpay Bey. Daha değil.
Dedim sana. Gelmeyecek dedim sana.
Filiz şimdi çıktım davadan. Yonca’ya söyle DNA için gün verildi.
Filiz ha? İyi.
-Canan bir sakin olur musun? -Nasıl?
Sorun yok. DNA için gün belirlendi.
Sare’nin benim kızım olduğu kanıtlanacak sonra da alacağız Sare'yi.
Bitti bu kadar.
Tabii milyonlarını kullanıp yurt dışına kaçırmadıysa onu.
Kaçıramaz, nereye kaçırıyor. Öyle kolay mı ya?
Yonca daha mahalleden bile dışarı çıkmamış hiç.
-Cesaret edemez. -Nereden biliyorsun?
Ya biliyorum, yapamaz. Bir güven artık kocana, güven.
Tabii doğru ya, nede olsa eski sevgilin.
Sen daha iyi biliyorsun nasıl davranıp davranmayacağını. Unutmuşum, affet.
Canan saçmalıyorsun ama. Durur musun?
İyi ya, madem saçmalıyorum...
...saçmalıklarımla daha fazla kafanı şişirmeyeyim ben, bırak.
Ya ne bırakması? Gidelim, konuşalım. Sakin ol biraz.
Alpay bırak. Yalnız kalmak istiyorum.
Canan...
(Gerilim müziği)
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
(Müzik)
Alo.
Ya sana bir işim düştü de.
Birini bulmanı istiyorum.
Tamam, tamam umurumda değil.
Sen vereceğim isimle ilgili bir şeyler bul, ne istiyorsan yaparız.
Yonca.
Yonca Sıdalı.
-Ben... -Bir şey söylemene gerek yok kızım.
(Müzik)
Biz hep iyi olacağız.
Merak etme.
Sana güveniyorum Doğa.
Bu gidişin dönüşü yok, biliyorsun.
Dönmeniz için ne olursa olsun...
...ne kadar özlerseniz özleyin, yok.
Zaman geçtikçe onlar tehlike geçti zannedebilirler.
Ama geçmeyeceğini sen biliyorsun.
Burcu hadi kızım vakit tamam.
Şaka mı bu ya?
Gerçekten böyle mi vedalaşacağız baba?
Ah, kızım!
Baba...
(Turgay) Hadi ama.
Ya ben bunu yapmayı istemiyorum.
Gerçekten istemiyorum.
Her gün görüntülü arayacağım.
-Söz mü? -Söz.
-Her gün? -Her gün.
(Duygusal müzik)
Kendinize iyi bakın iyi mi?
Yonca size emanet.
Tamam.
Tamam.
Tamam.
(Duygusal müzik)
Biz dün vedalaşmıştık zaten.
Evet kızım.
Başka bir şey yoksa...
...elveda baba. -Elveda kızım.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Havalimanına kadar Doğa'yla Burcu’yu izle.
Gidince de bana haber ver.
Köşeme çekilip ölümü bekleyeceğimi düşünmüyordun değil mi?
Lan hadi, hadi asma yüzünü.
Bak, ha bir ay sonra, ha şimdi...
...elbet ölecektim.
Konuştuğumuz gibi.
Köyüne dönüyorsun...
...kayboluyorsun buralardan.
Bir sakıncası yoktu galiba?
Vardı.
Kalkar mısınız lütfen hemen? Bakın bir sürü boş masa var burada.
Vallahi var, doğru.
Bakın...
...ne tür bir manyaksın, kimsiniz, nesiniz bilmiyorum ama...
...şu an hiç uğraşamam sizinle.
Mafya.
Hani sormuştunuz ya, kimsiniz diye.
Şu Yonca'nın bulaştığı mafya.
Kalkmakta özgürsün tabii.
Sonuçta bir mafyayla oturmayı kimse istemez.
Size bir sır vereyim mi?
Ben de bazen kendimle oturmak istemiyorum.
Ama mukadderat. İnsan kendinden kaçamıyor.
Benim durumum bu.
Peki, şimdi siz ne yapacaksınız?
(Gerilim müziği)
Akıllıca.
Gerçi bir savcının eşinin...
...mafyayla görünmesi pek hoş olmayabilir.
Ne istiyorsun benden?
Yonca gelmedi değil mi davaya?
Ben de sizin gibi çok heyecanla bekliyordum gelmesini.
Ama ikimiz de elimiz boş döndük.
-Sen? -Ya...
...ben de oradaydım.
Ama tek bir farkla.
Siz, Sare için...
...ben Yonca için.
Ya bu arada kusura bakmayın ama...
...şu kocanızla olan ufak tartışmanıza kulak...
Bence siz haklısınız. Yani sonuçta...
...Yonca parayı alıp gidebilir değil mi?
Yani niye gitmesin ki ama?
Ha?
Kocanız...
...çok ağırdan alıyor, çok!
Bir şey mi biliyorsun? Gidecek mi?
-Yani. -Ne zaman?
Sakin.
Ben de onun gitmesini istemiyorum senin gibi?
O zaman ne işin var burada? Benden ne istiyorsun?
Bana yardım edeceksin.
Tabii ben de sana yardım edeceğim.
Nasıl?
Sana Yonca'nın bizimle olan bağlantısını vereceğim.
Böylece Sare’yi geri almak için Yonca’yı suçlayabileceğin kanıtların olacak.
Ama ilk önce sen bana yardım edeceksin.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Yonca iç ses) Biz gidiyoruz Rüzgâr.
Belki böyle bir vedayı hak etmedin.
Ama keşke sana her şeyi anlatabilseydim.
(Yonca dış ses) Sare seni çok sevdi.
Ben de. Biz seni çok sevdik.
Sen çok iyi bir adamsın Rüzgâr.
Hayatıma giren en dürüst insansın.
Ben sana yalan söyledim.
(Duygusal müzik)
Ama inan buna mecburdum, anlatamazdım.
İçine girdiğim bu şeye seni de ortak edemezdim.
Umarım beni anlarsın.
Elveda Sare’nin Rüzgâr abisi.
Her şey için teşekkürler.
Bu ne anneciğim?
Rüzgâr abinin hediyesi.
Niye, bugün doğum günü mü?
Hayır bir tanem.
Gidiyoruz anneciğim.
Nereye?
Gel.
(Sare) Buraya neden geldik anneciğim?
Bilmem. Bak bakalım etrafına.
Daha yukarılara bak.
-Dolunay! -Evet, dolunay.
Disneyland’a mı gideceğiz anneciğim?
-Evet anneciğim. -Gerçekten mi?
Çok mutluyum anneciğim. Şimdi mi gideceğiz?
Evet, bir tanem şimdi gideceğiz.
Ya Rüzgâr abim?
-O gelemez. -Neden?
Çünkü bu ikimizin yolculuğu.
Hem unuttun mu? Bizim bilekliklerimiz var.
Ona da alırız. O da gelsin, lütfen.
Olmaz bir tanem, gelemez.
Onun oğlu var.
Oğlunu bırakamaz. Hem ister misin bırakmasını?
Onu çok özleyeceğim.
Ben de çok özleyeceğim.
-Onu görmeden mi gideceğiz? -Evet.
Onu bekleyelim ne olur. Üzülür o, ben biliyorum.
Olmaz anneciğim, böyle bir vaktimiz yok.
Ne olur.
Ne işin var oğlum senin burada?
Seni yalnız bırakacağımı düşünmedin herhâlde?
Nasıl buldun beni?
-Sen beni mi takip ettiriyorsun lan? -Aynen.
Bizim ekipten arkadaşlar da dışarıda bekliyor.
Oho, bravo!
Ayrıca bütün övgüyü sana bırakacak değilim.
Ee, şimdi ne yapıyoruz?
Arabada kal, sakın inme.
(Gerilim müziği)
Arabada kal dedim ya sana.
Benimle beraber.
Nerede buluşacaksınız?
Biraz ileride bir depo var, oraya gelecekler.
Üstüne bir dinleme cihazı yerleştireceğiz.
Sakın bir numara falan yapmaya kalkma Turgay Bey.
Bir numara olmayacak komiserim.
Onlara her şeyi anlattıracaksın, biz de kayda alacağız.
Her şeyi?
Belleği verecek mi? Yoksa oyun mu oynuyor?
Bilmiyorum.
Ama o kolay teslim olacak bir adam değil.
Merak etme peder, peşlerindeyim.
Ya beni biliyorsun. Merak etme.
Biniyorum şimdi. Tamam, kuzum havaalanında görüşürüz.
Ah.
(Gerilim müziği)
Gidiyor, Erman abiyi arayalım mı?
Takip edin, gittiği yeri bulun dedi. Sür sen.
-Hayatım. -Ne yaptın?
Hangi konuda?
Ne demek hangi konuda? Yonca konusunda tabii ki.
Canan...
Alpay niye anlamıyorsun? Kadın yurt dışına kaçacak diyorum sana.
Bir yere gidemez diyorum. Elli kere söyledim.
Ya bunu anlamak bu kadar mı zor? Gidiyor, gidecek.
-Biliyorum. -Nereden biliyorsun Canan?
Biliyorum işte.
Canan sen bir şeyler mi çeviriyorsun?
Ben söyleyeceğimi söyledim Alpay.
Savcı olman bir işe yarasın.
O kadının yurt dışına gidişini engelle.
(Gerilim müziği)
İki aylık maaşlarınız.
Bu nereden çıktı Doğa abla?
Benim bir süre burayı kapatmam gerekiyor.
Neden? Bir şey mi oldu?
Babamla ilgili. Onunla kalmamız gerekiyor.
Yani kafeyle ilgilenemeyeceğim.
Geçici bir süre ama siz yine de...
...başka bir iş bakın olur mu?
Yok, yani biz bekleriz. Ne olacak ki?
Hem iki aylık maaşımızı peşin verdin Doğa abla.
Yok, şey yapmayın.
Beklemeyin.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Yeni bir hayata başlıyoruz.
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
O mu arıyor?
Gel buraya gel.
(Gerilim müziği)
Burası ne kadar büyük anneciğim.
Evet, bir tanem, çok büyük.
-Biz şimdi uçağa mı bineceğiz? -Evet.
Uçak nasıl bir şey anneciğim?
Bilmiyorum ki bir tanem. Ben de hiç binmedim.
(Havaalanı ortam sesi)
Anneciğim ya uçağa bindiğimizde korkarsam?
Şarkımızı söyleriz.
Onu söyleyince korkuyor muyduk?
-Hayır. -Değil mi?
Ohh!
Ben sana seni çok sevdiğimi...
...söylemiş miydim?
Bir düşüneyim... Hatırlayamıyorum.
Aa, ben nasıl unuturum böyle bir şeyi ya?
Ben seni çok seviyorum. Çok, çok, çok!
Ben de seni çok, çok, çok seviyorum!
En birinci anne, kız sözü mü?
En birinci anne, kız sözü.
(Derin nefes verdi)
(Gerilim müziği)
-Ne yapıyorsun lan? Yürüsene oğlum! -(Erkek) Bas git lan!
Şimdi.
-Oğlum çıksana lan! -Oğlum işimiz var zaten yürü lan!
(Gerilim müziği)
Lan bas git! Çık!
(Telefon çalıyor)
Tamamdır. Sorunsuz halledildi.
(Gerilim müziği)
(Mithat dış ses) Problem yok. İşlem tamam.
(Gerilim müziği)
Turgay geliyorlar, başlıyoruz.
Hazırım komiserim.
(Gerilim müziği)
Hadi peder, bir bakalım.
(Anons kadın ses) HSH 712 sefer sayılı uçağımızın yolcularının...
...85 numaralı kapıya gelmeleri önemle rica olunur.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Beyler hoş geldiniz.
(Gerilim müziği)
Herkes tamamsa gidebiliriz.
(Gerilim müziği)
(Jenerik müziği)
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Hatice Başpınar - Ece Naz Batmaz
...Gülay Yılmaz - Eylül Yılmaz
Editörler: Ela Korgan
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.