Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Çocukluk sihri her zaman unutulur.
Ama bu, unutulmayan hikayelerden biri.
Günaydın.
İyi akşamlar. Merhaba.
Özür dilerim.
Sana biraz makarna sosu ayırdım.
- Merhaba. - Merhaba.
İyisin değil mi?
İşyerinde ne oldu?
Üzerinde çalıştığın buzdolabını mı iptal ettiler?
Hayır onayladılar.
Harika haber.
Hayır değil.
Neden? Harika bir şey. Çok işe yarıyor.
Beni benden daha iyi tanıyor.
Şu sıralar Timothy şarap seviyor.
Çok da iyi tanımıyor.
Hayır, seni tanıyor çünkü...
...insanların yeme içme alışkanlıklarını izin almadan izlemek için...
...buradaki panelin arkasına kamera koymuşlar.
Hayır!
Onlara bunu kaldıralım dedim ama reddettiler.
Bu yüzden bıraktım.
- İyi olmuş. Yani... - Hayır, iyi değil.
Bu kötü, Tim.
Bence... Bence pek kötü değil.
Şirket daireyi ve arabayı geri istiyor. Her şeyi.
Evsiz kaldık.
Tamam, kısmen kötü sayılır.
Anneme söylemem gerekecek.
Benim yüzümden hayal kırıklığına uğrayacak.
Kimse senin yüzünden hayal kırıklığına uğrayamaz.
- Sen uğramalısın. - Ne?
Ben çalışırım, sen de çocuklara bakarsın. Anlaşma buydu.
Çocuklarımızla son zamanlarda hiç konuştun mu?
Masada telefon yok.
Beth, gel artık.
Yemek hazır tatlım.
Hey, hey, hey, hey. Lütfen onu teleçantaya koy.
- Ne? - Telefon çantası.
Bunu kendim yaptım.
- Fırın eldivenlerindan devşirme. - Fırın eldiveni mi?
Gerçekten bir iş bulmalısın.
Beth bir... Bence o bir influencer olabilir.
Pekala, düşündüm de bu akşam yemekten sonra birlikte oyun oynayabiliriz.
- Gerçek hayat oyunları değil mi? - Evet, gerçek hayat oyunları.
Oyunlarla işim yok artık.
Tamam. Peki biraz dans etmek ister misin?
Hiçbirimiz dans sevmiyoruz.
Tamam. Ama önce Thompson usulü spagetti var.
Tam da annemin yaptığı gibi.
Annen İtalyan bile değil.
Hey, ben annemin öncesinden bahsediyorum.
Joe bir siberrobot.
Arkadaşlar, biz...
Öldür, öldür, öldür!
Hadi, mind blast, mind blast, mind blast!
Ve Fran, tatlı Frannie'nin en son ne zaman konuştuğunu hatırlamıyorum.
Onların çocuklukları...
Yani nasıl anlatsam...
Kayboluyor. Onlara karşı başarısız gibi hissediyorum.
Bu noktaya nasıl geldik?
- Çocuklarımız olmasaydı... - Hayır, öyle söyleme.
Hayır, sadece kaçabiliriz...
...ve yeni bir hayata başlarız.
Belki hep birlikte kaçabiliriz.
- Ne yapıyorsun? - Şarap ister misin?
Şimdi değil, Buzdolabı! Ah!
Hayal koleksiyonu.
Bu ciddi bir durum, Tim.
Polly, buna ihtiyacımız var.
Ve çocuklara bu lazım. Bu...
Çözümümsü.
On beş yıl önceki hayallerimizden biri?
Evet. Doğru.
...mümsü.
Hangisi?
Şu hayal.
Kırsal kesim mi?
Siz kafayı mı yediniz?
- Arkadaşlarım ne olacak? - Wi-Fi olacak mı?
İhtiyacımız yok. Bak, herkese kitap getirdim.
Kitap mı?
Evet.
Böyle konuşmasına izin verdiğine inanamıyorum anne.
İşte bu, ataerkil sistemin baskısıdır.
Beth, baban ve ben bu konuda hemfikiriz. Tamam mı?
Neden anneannemden para istemiyoruz?
Hayır, hayır. Biz şimdilik bundan...
...anneanneye bahsetmemeye karar verdik.
Çünkü babama "ezik" dediği için mi?
Anneannene göre herkes bir ezik.
Özellikle ben.
Tam bir felaket.
Zor olacak ama bize güvenmeniz gerekecek, tamam mı?
Ama gerçekten, Wi-Fi olacak mı?
Aslında şunu bana ver.
Bu büyük bir değişim.
Doğru. Haklısın.
Ama harika bir tecrübe olacakmış gibi hissediyorum.
Gittiğimiz yerde bir orman var...
...ve çok güzel büyük ağaçlarla dolu.
Harika. Ağaçlar.
Dünyanın en sıkıcı şeyleri.
5G kayboluyor!
Şimdi sadece 3G var!
2G'ye düştüm.
İki'den küçük ne var? Bir.
1G?
- Bir G? Bu ne ya? - Çok özür dilerim. Efendim.
- Buradan taksi geçiyor mu? - Hayır.
Her şey yolunda sevgilim. Ben hallederim.
Peki şimdi hiç taksi var mı?
Hayır.
Yani...
- Evet. - Tamam.
Yürüyeceğiz. Yürüyelim.
SİHİRLİ AĞAÇ
Çeviri: Positive
İyi seyirler!
Bacaklarımda garip bir his var.
Ağrı sızı ne ararsan.
Evet, bu... Buna egzersiz denir Joe.
Gel bir kayısı al, enerjini artırsın.
Hayır, hayır, hayır. İyi.
Sağlıksız bir tadı var.
Eğer sağlıksız tadı varsa sağlıklı demektir.
Dışkına hacim katacak.
Fran! Kayboldun sandık.
Hadi canım, yetiş.
Artık fakirsek, burayı nasıl satın alabiliriz ki?
Doğrusu, çiftçi bize yaz sonunda ödeyebileceğimizi söyledi.
O sırada biz...
Domates yetiştiririz.
İşte yine! Her şeye verdiğin cevap.
Buradaki mikro iklim, İtalya'nın kuzeyindeki ailemin yaşadığı...
...küçük kasabaya benziyor Beth.
Oralı değilsin.
Makarna sosumu yapacağız, sonra satacağız.
Sonra çiftçiye 20.000 sterlinini veriyoruz ve yer bizim oluyor.
20.000 sterline mal olan bir ev nasıl bir şeydir ki?
Eve hiç benzemeyen bir ev.
Vay, gerçekten sadece bir ahırmış.
Büyük bir potansiyele sahip.
Tamam.
İyi.
Buna bakın.
Burası rahat bir yer.
Rahat römork.
Ne?
- Ne? Ne? - Fare mi o?
Elektrik bile yok!
Beth.
Telefonumu nasıl şarj edeceğim?
Şuna bakın!
Bir sabit telefon.
Güvenilir eski usül telefon.
- Çalışmıyor. - Anlamıyorum.
Zamanda geriye mi gittik?
Elektrik işini halledeceğim.
- Tamam mı? - Tim?
Evet.
Burası mutfak mı?
Evet.
- Mutfak harika. - Ben de beğendim.
Ve burası, yemek yediğimiz alan.
- Evet. - Nefis, nefis!
Sonra orada oturma odası gibi bir şey.
- Evet. - İçeride neden traktör var?
İyi bir soru bu aslında.
Tanrım! Kim o?
Tamam. Sadece çiftçi.
Merhaba.
Merhaba.
Nasılsın? Sen Brian olmalısın.
Evet, nasıl gidiyor?
- Evet. Evet. - Tamam.
Şimdi yastık yorganlarınız var...
...ve fatura, makbuz ıvır zıvır tüm şeyler orada...
...biraz uyuyun falan filan.
Bundan sonra her şey sizde.
- Evet. - Ne dedi acaba?
Hiçbir fikrim yok.
Merhaba. Özür dilerim.
Kimmiş bu küçük adam?
Merhaba, küçük arkadaşım.
Sizde Wi-Fi var mı?
Wi-Fi.
Wi-Fi?
Evet, evet, evet.
Tabi ki Wi-Fi var.
- Harika. - Ben Wi-Fi'yi severim.
Evet, ben Wi-Fi getireyim.
Şimdi Wi-Fi'yi getireceğim. Tamam, tamam.
Gördün mü? Sana dedim, burası karanlık çağlarda değil.
Her şey yoluna girecek.
İşte karı-filan.*
Merhaba.
Ben Bella. Brian'ın karısı-filan.
Evet, telefonda konuştuk.
- Evet, Bella. Tabii ki. - Brian'ın karısı-filan...
- Karı! - Ha... şimdi anladım.
Size bırakıyoruz. Kendinize iyi bir...
...bir ortam hazırlayın, rahat olun.
Sadece unutmayın, geceleri pencereleri kapatın.
Ve yukarıdaki ormanda dolaşmayın.
Neden ki?
Bazı insanlar büyülü olduğunu söylüyor.
Garip yaratıklar, süzülen ışıklar...
...tuhaf sesler. Her zamanki şeyler.
Buna pek "her zamanki şey" demezdim.
Burası neden bu kadar ucuz sanıyordun?
Suratlara bak!
- Hadi baş baş. - Baş baş.
- Hoşçakal. - İyi geceler.
Böcek ısırmalarına dikkat.
Ki dikkat edersiniz.
- Hoşçakal. - Tamam.
Garip yerliler, ürkütücü orman, böcek möcek.
Evet.
Burası çok rahat değil mi?
Üşüyorum.
Merkezi ısıtmayı özlüyorum.
Şu an aklıma bir şey geldi.
Başka düşünen var mı bakalım?
Şu an çok uygun bir zaman.
- Aile Şarkısı söylüyoruz. - Hayır.
İstediğiniz gibi uyum sağlayın, dans edin...
...sadece kalbinizi dinleyin, tamam mı?
Tamam.
♪ Biz coşkulu neşeli bir aileyiz ♪
♪ Hep birlikte yuvayız ♪
Ben yatmaya gidiyorum.
Ve umarım asla uyanmam.
♪ Ailenle birlikteyken ♪
Ben de yatmaya gidiyorum.
♪ Asla yalnız değilsin ♪
♪ Biz beraberiz ♪
♪ Yağmur güneş fark etmez ♪
Bu odunlar ıslak galiba aşkım.
Fran'ı yatağa götüreceğim.
♪ Ellerini çırp ve şarkıya katıl ♪
Hadi.
♪ Hep birlikte aile şarkısı söyleyeceğiz ♪
♪ Ellerini çırp ve şarkıya katıl ♪
♪ Hep birlikte şarkı söyleyeceğiz ♪
♪ Aile şarkısı ♪
Tamam.
Uyku saati.
Hala konuşmayacaksın demek?
Küçükken ne çok konuşurdun.
Hatırlıyor musun?
Bana en iyi fikirleri hep sen verirdin biliyor muydun?
Sen verirdin.
Komik küçük çocuk beyni.
Dünyanın en muhteşem şeyi.
Saklama onu canım.
Tamam.
İyi geceler.
Bugün bir peri gördüm.
Gerçekten mi?
Sanırım Fran konuştu.
Ne dedi?
"Bugün bir peri gördüm."
Gel canım.
Beni buna ikna ettiğine inanamıyorum!
- O insan! - Evet, ama iyi bir insan.
O iyi biri. Çantamı geri verdi bana.
Ve teşekkürlerimizi hak ediyor.
Bu yüzden ona karşı nazik olmalıyız.
Şimdi, içeri gir.
Anlıyorum.
Bu küçük aralıktan geçirmek için küçük peri getir!
Bunda yanlış olan nedir?
Boyutçuluktur! Sorun bu!
Yani...
Sen bir perisin, değil mi?
Perilerin küçük olması ve bir kuş gibi uçmaları gerekmiyor mu?
Pixie biliyorsun, bu benim için hassas bir konu.
Yani ben acı çekeyim?
Ve Ay Yüzlü'nün öfkesine maruz kalayım?
Hayır, hayır, yok her şey yolunda.
O zaman o pop keklerden hiç istemiyordun değil mi?
Pop kekleri seviyorum.
Sadece bu seferlik İpeksi.
İçeri gir.
- Bana ne yapacağımı söyleme! - Tamam.
Üçten geriye sayıyorum, tamam mı?
Tamam.
Üç, iki, bir.
Korkmuyorum.
Korkmuyorum.
Biraz, biliyorsun...
Beşten sayalım. Daha az korkutucu.
Beş, dört, üç, iki...
Beni itiğine inanamıyorum.
İş başına.
- Hazır mısın? - İpeksi...
Hadi git. Yapman gereken bir iş var.
Bunun için çok fazla pop kek istiyorum.
Dikkatli ol. Sakin hareket et.
İşte bu. Sakin.
Biraz daha ileriye.
Neredeyse oldu. Biraz it.
Şu hale bak.
Harika plandı İpeksi!
Çok mu komik?
Ben gülmüyorum!
Tanrım, bu...
- O gürültü neydi? - Merhaba Beth.
Bu Roger. Doğanın alarmı.
Tamam.
Uyku modu.
Hey! Hayır!
Hiç hoş değil. Olmadı bu Beth.
İyi misin Rog?
İnsan çocuk
Çantamı geri verdiğin için teşekkür ederim.
Sihirli Ağaca gel ve çay ile kek için bize katıl.
Arkadaşın İpeksi'den.
Not: Ay Yüzlü'ye söyleme.
Bir hediye getir.
Frannie uyanmışsın, güzel.
Kahvaltıda bana yardım edebilirsin.
Kızarmış yumurta ama ocağı halletmem gerekiyor.
Tamam.
Ocakta bir tavuk var.
Neden burada bir tavuk var?
Kışt tavuk.
Kışt kışt. Kışt kışt.
Kahvaltı biraz gecikebilir tatlım.
Merhaba. Merhaba, merhaba.
Merhaba. Vay canına, çok fazla.
Gübre istediğini söylemiştin.
Evet, "biraz" gübre istedim. Bir kamyon dolusu değil.
Ne saçmalıyor bu adam?
Bilmem, ne bileyim?
- Tamam mısın, Frannie? - Devam et.
Evet.
Bu at ne kadar büyüktü?
İlk olarak ormana gir.
GİRİŞ YASAK UZAK DURUN
Sonra akarsuyu geç.
Ağacın altından geç.
Tabelaları görmezden gel.
Açık alana girdiğinde göreceksin.
Karşında Gizemli Ağaç.
Şimdi gözlerini kapat ve...
...üç kez "sihire inanıyorum" de.
Sihire inanıyorum. Sihire inanıyorum. Sihire inanıyorum.
Sakinim. Mutluyum. Mutluyum.
Mutluyum. Sakinim.
Rahatsız ettiysem kusura bakma.
Git buradan ve asla geri dönme!
Ay Yüzlü?
Tabii ki Adınedir'e acı tatlı hardal yeme dedim diye şimdi çok huzursuz.
Yazık gerçekten.
Aman Tanrım!
Bir hırsız! İzinsiz giriş!
Tencere Adam, git yardım çağır.
Sen...
Sen kimsin?
Ne istiyorsun?
Ben...
- O nedir? - "Yosun getir" dedin.*
Bana yardım çağır demiştim!
Ne yapıyorsun?
"Bana yosun fırlat" demiştin.
- Ulan! - Aman Tanrım.
Ne bağırıp çağırıyorsunuz?
Buraya geldiğimde bu minicik insanı karşımda buldum.
Üstelik kirli küçük parmaklarıyla değerli eşyalarıma dokunuyor.
Merhaba. Ben İpeksi.
İpeksi altın saçlarım nedeniyle adım böyle.
Senin adın ne küçük hanım?
Francesca.
Kısaca Fran.
Gördün mü, o bir yabancı değil.
Bu Francesca Kısacafran.
Ama o... ama o bir insan!
İnsanların Büyülü Orman'a girmesi kesinlikle yasaklanmıştır!
Evet, ama hediye getirmiş.
Ve hediye ile gelen insanlar Büyülü Orman'a girebilirler.
Son genel toplantıda anlaşmıştık.
- Unuttun mu? - Ne toplantısı?
Hani geçen... senin kaçırdığın toplantı.
Ona hediyeyi göster Kısacafran.
Çantamda.
Bu bir...
Şu şeylerden biri.
Eee...
O ne işe yarar göster bakalım.
Saçma bir şey gibi görünüyor.
Bak, bak şimdi ben... Ben...
Bu tuhaf alette anında uzman olacağım...
...çünkü ben her konuda en iyisiyim.
İşte başlıyoruz.
Sessiz ol Tencere! Dikkatimi dağıtıyorsun!
Hoppala. Sadece...
Gördün mü?
O Ay Yüzlü.
- Aman Tanrım! - Tahmin etmiştim zaten.
- Aptal alet! - Ve bu...
Bu Tencere Adam.
Tencere, bu Fran.
Merhaba Stan.
Tencerelerden dolayı biraz işitme problemi var.
Neden onları çıkarmıyor ki?
Çıkarmak mı? O zaman Tencere Adam olmazdım değil mi? Şapşik.
Aşağıdaki sinirli periyle tanıştın mı?
Sinirli? Ben öfkeliyim!
Onu kafana takma.
Hadi, diğerleriyle tanıştırayım seni.
Hadi Aycık.
Hepiniz bu ağacın içinde mi yaşıyorsunuz?
Evet. Daha iyi bir yer hayal edebilir misin?
Harika!
Evet, her şey yolunda.
Her şey yolunda demek hafif kalır.
Dikkat!
Kenara çekilsen iyi olur.
O Leydi Çokyıkar.
Sabah bu saatlerde kovasını boşaltıyor.
Merhaba.
Ve bu da Adınedir Bey.
İnsanların isimlerini unutmaktan nefret ediyorum.
Hayır, hayır. O adını hatırlayamaz.
Doğru. Eskiden çok şey biliyordum ama şimdi hiçbir şey bilmiyorum.
Yine de herkesin başına gelir sanırım.
Aslında, benim bildiğim kimseye böyle bir şey olmadı.
Bu da Sihirli Ağacın tepesine ulaşan yeni diyarın sesi.
Gelip bir bakmak ister misin?
İyi eğlenceler. Tanıştığımıza memnun oldum.
- Her şey yolunda mı? - Ve bu Leydi Çokyıkar.
Yıkanacak bir şey var mı tatlım?
Hayır. Ben iyiyim, teşekkürler.
Leydi Çokyıkar, ağacın tepesine gelen diyarlar hakkında her şeyi bilir.
Abartma.
Bugün yukarıda ne var bir bakalım mı?
İyi fikir.
Bir bakalım.
Bugün Şekerler Diyarı'ndayız!
Küçük hanım, orada harika vakit geçireceksin.
Korkacak bir şey yok.
Ama diyar dönüşe geçmeden önce terk etmelisin!
Aksi takdirde sonsuza kadar orada mahsur kalırsın. Anladın mı?
O bunu hep yapar.
Çok eğleneceksin.
Fırlatma moduna geçelim mi?
Fırlatma modu nedir?
Bekle ve gör.
Başlatma modu biraz böyle işliyor.
Başlayalım.
Bunu seviyorum.
Birlikte yapabiliriz. Böyle başla.
Ve büyük bir dönüş.
Bu yöne gidelim.
Bunu çok severim.
İşte başlıyoruz.
Evet başla.
Dikkat!
Şekerler Diyarı'na hoş geldiniz.
Burada sadece bir kural var ve o da şu:
Açgözlü olma.
Şimdi sizi bırakayım da bol bol...
Herkes eğilsin, uçan daireler geliyor.
Uçan daireleri çok seviyorum.
Unutma, aç gözlülüğe yer yok.
Fran bak!
- Teşekkürler. Sağ ol. - Aç gözlülük yok.
İşkolik.
Tamam. Beni doldur.
Utanma.
Ekşi. Bayılıyorum.
Şunlara bakın!
Geçen yıla göre çok daha büyükler, değil mi?
Buna pop kek diyorlar.
- Neden pop kek? - Göreceksin.
Ne düşünüyorsun?
Dikkat! Çürüme! Dikkat!
- Çürüme! - Çılgınca.
- Dikkat! Çürüme! - Naş naş.
Şekerli şekerli meyve suyu?
Alabilirim tabii.
Evet.
Oldukça heyecan verici bir şey.
Tüm diyarların en lezzetli marşmelovu.
- Ne düşünüyorsun? - Vay canına, favorim.
Bir bakalım.
Marşmelov gibisi yok.
Devam et. Marşmelov al.
Kesinlikle.
- Ne yapıyorsun? - Hey!
Yani biliyorsun.
Eski eşofmanı giyip biraz harekete geçmek gibi bir şey.
Evet, bu bebeğe şarkı söyleteceğim.
Tim? Evet?
İş başvurularına başlamayı düşünüyorum.
- Hayır, hayır, hayır. - Evet.
Bence çocuklar hallerinden memnunlar.
Oyunum öldü.
Şimdi ne yapmalıyım?
Dışarı çık ve oyna Joe.
Ne ile?
Diğer insanlarla.
Kız kardeşlerinle oyna. Beth nerede?
Beth buranın sıkıcı bir travma tetiklediğini söylüyor.
Yapamıyorum.
Daha bir gün oldu be genç!
En azından Fran dışarıda iyi vakit geçiriyor.
Fran nerede? Onun seninle olduğunu sanıyordum.
Hayır, seninle beraber olmalıydı.
Hayır.
Gördüm onu. O...
Yukarıdaki ormanda...
...olduğunu düşünmüyorsundur değil mi?
Girmememiz gereken orman mıydı?
Evet, büyülü orman.
Sadece uçan daireler var, muz yok.
Ama muzları daha çok seviyorum.
Biraz sarmal şeker almak istiyorum. *
Merhaba. Sarmal şeker var mı?
Teşekkürler. Çok iyi.
Teşekkürler.
Dikkatli ol, küçük hanım.
O sepeti uzun süre taşıyamayacaksın.
- Neler oluyor? - Diyar dönmeye hazırlanıyor.
Hemen geçitten inmemiz lazım!
Hadi İpeksi, gel Fran!
Ama ben henüz marşmelov yememiştim.
Sıkıştım!
Tam bir hayal kırıklığı.
"Akıllı olun" demiştim.
- Adınızla başlayalım. - Gitmem gerekiyor!
Gideceğin tek yer...
...açgözlülük hapishanesi, küçük hanım.
Fran!
- Fran! - Fran!
Frannie!
- Fran! - Frannie!
- Ufaklık nerede? - Geri dönemeyiz.
Takılıp kalırız. Boşver onu.
Onu bırakıp gidemeyiz. Hadi!
Uçan daireme kimse dokunmasın!
- Fran! - Fran!
Fran? Onu görüyorum!
Onu görüyorum!
Tabi ki merşmelova takıldı.
Fran! Kusura bakma.
- Sıkıştım! - Çabuk yardım et! Sıkışmış.
Bir suçluya yardım ediyorsunuz!
Hepiniz tutuklandınız! İsimlerinizi alayım!
İsimlerimizi söylemeyeceğiz elbette memur bey.
- Yardım et bize, Ay Yüzlü! - Ay Yüzlü, tamam.
Çok teşekkürler, İpeksi!
- İpeksi, o da tamam! - Hadi, yardım et!
Tamam!
Açgözlülük hapishanesi için bir sürü açgözlü mahkum.
Görüyorsun değil mi?
Hepiniz tutuklus...
- Hadi! - Güzel hamle Tencere Adam.
Benim google çöreklerim.
Durumları iyiymiş aslında.
Başaramayacaklar.
Hadi! Yoldan çekilin! Çekilin!
Hadi acele edin!
Tutuklusunuz.
Durun! Durun!
Durun! Hey!
Geri döndüğünüzde bekliyor olacağım sizi açgözlü açgözler!
- Eee nasıl buldun? - Harikaydı.
En iyi kısmı henüz görmedin.
Kaygan kayak.
Kay... ne?
Endişelenme küçük hanım.
Kesinlikle korkacak hiçbir şey yok.
İyi misin?
Harika.
Beş, dört, üç, iki...
- ...bir? - Aycık.
- Aldım. - Tamam, harika.
Hemen bir arama ekibi kurmalıyız.
- Arama ekibi mi? - Evet. Kız kardeşin için.
O kayıp. Kardeşini hatırlıyor musun?
Eskiden onu önemserdin ve severdin ama o şimdi kayıp.
- Bu kısmen senin hatan. - Benim hatam mı?
- Evet. - Neden benim hatam oluyor?
Odanda oturup tavuklara ayakkabı fırlatmak yerine onunla oynayabilirdin.
Onunla oynamak mı?
Sekiz yaşında mıyım?
Bir suç varsa o da senindir.
Çünkü ormanın eğlence ve harikalarla dolu olduğunu...
...söyleyerek kafasını saçmalıkla doldurdun.
Ne zaman elektriğimiz olacak?
- Joe, hayır! - Bir dakika ver bana.
Her ikiniz de şımarık çocuklar gibi davranıyorsunuz!
Şımartılmış mı? Elektrik istemek yanlış bir şey mi?
Evet, öyle aslında!
Elektriğin nereden geldiğini, nasıl yapıldığını biliyor musun?
Fişlerden gelmiyor mu?
- Joe. - Evet, belki annemle senin...
...işiniz olsaydı o zaman taşınmak zorunda kalmazdık!
Beth!
Neden hepiniz tartışıyorsunuz?
- Frannie! - Fran!
Canım!
Ah Tanrım, çok endişelendim.
Nereye gittin sen, şapşal seni?
Üzgünüm.
- Zaman nasıl geçti unuttum. - Önemli değil.
- Önemli değil. - Hayır hayır, önemli.
Evet evet, önemli.
Nerelerdeydin Fran?
Ormandaydım ama hiç de korkunç değil.
Büyüleyici ve harika. Tam da senin dediğin gibi baba.
Gizemli Ağacın tepesine çıktım...
...ve Şekerler Diyarı'nda mahsur kaldım.
Ancak Tencere Adam ve İpeksi yardım etmeye geldi.
Ve Ay Yüzlü de, beni sevmiyor olsa bile.
- Sonunda tamamen kafayı yedi. - Hop Beth.
Konuşmayan Fran'ı tercih ederdim.
Kimse bana inanmıyor mu?
Tabii ki inanıyoruz canım. Elbette.
Senin iyi vakit geçirmene çok sevindik tatlım.
Ama büyülü ormana tekrar gideceksen...
...Joe ve Beth'le birlikte gitmen gerekecek. Anlaştık mı?
Joe ve Beth ile birlikte git. Evet.
- Tamam mı? - Tamam.
Sesini duymak çok güzel.
Günaydın. Günaydın çocuklar!
Uyanın bakalım.
Casa Thompson'da harika bir gün.
Merhaba. Merhaba çocuklar.
Ne durumdayız? İşte geliyor.
Ne?
Yok artık!
Çalışan musluğa selam ver.
Sulama sistemi için bir fikir bulmuş olabilirim.
- Bu temel yapı. - Tamam. Burası mı?
Sanırım köşeleri belirleyip sonra doğru bir şekilde ölçmemiz gerekiyor.
Bir pencere buraya, ikincisi buraya.
Evet, o şeye dikkat et.
- Tamam. - Başardık.
Sevgili Anneanne...
...sana söylememeliyim biliyorum ama bilmen gerek.
Fakir düştük ve kırsala taşındık.
Babam her zamanki gibi kendini rezil ediyor.
Ve saçma domates yetiştirme planı...
...tüm aileyi etkiliyor. Annemi bile.
Annem ona gerçekten yardım ediyor.
Beyninin yıkanmış olmasından endişelenmeye başladım.
- Evet! Joe ciddi bir yoksunluk sorunu yaşıyor.
Sandığı alalım. Aptal kılıç.
Ve Fran'ın duyuları tamamen kaybolmuş.
Lütfen Büyülü Orman'a gel.
Buradaki çocuklarla arkadaş olmaya çalıştım...
...ama sohbetleri oldukça sıkıcı.
Bunlar sıradan çizmeler değil.
Ekstra kuruluk için Gore-Tex astarı var.
Sende Gore-Tex bot var mı?
Hayır.
Anneanne, lütfen bizi kurtar.
Buna sadece sen son verebilirsin...
...ve bizi gerçek dünyaya geri döndürebilirsin.
En iyi dileklerimle. Büyük torunun Beth.
Buckingham Sarayı'ndan da bir e-posta almışsınız.
Perşembe günü Kral ile çay içmek ister misiniz?
Kesinlikle hayır.
Onların merdiven halısına tahammülüm yok.
Ah özür dilerim, neredeyse unutuyordum.
Bir de bu var.
Bir mektup!
- Evet. - Onları hatırlıyorum.
Evet. Ne eğlenceli!
- Ama nasıl açılıyordu bu? - Özür dilerim. Tanrım.
Onu senin için açacağım.
Bu koku nedir?
Bence at gübresi hanımefendi.
At gübresi mi?
Iyy at gübresi.
Bu sefer ne yapıyorsun ya?
Gregorian ilahileri canım.
Bitkiler için iyidir. Bayılırlar!
Ve traktörü domates suyuyla çalıştırıyorum.
Hey!
Evet, süreç devam ediyor.
Ne istiyorsun?
Lütfen Büyülü Orman'a gel.
Aslında var ya, gidelim.
Her yer buradan daha iyidir.
Nihayet!
Ciddi misin?
Islandım!
Tanrım, saçlarıma bulaştı!
Alo? Şu anda ciddi uyarı tabelaları görüyorum.
Endişelenme. İnsanları korkutmak için oradalar.
- Biz de insanız zaten? - Sorun yok. Beni tanıyorlar.
- Kim onlar? - Unuttun mu Joe?
Peri dostu Fran.
Yorgunum.
Çocuklar hemen şurada.
Sadece bir ağaç.
Şimdi gözlerinizi kapatın.
Ve üç kez "Sihire inanıyorum" deyin.
Böyle bir şeyi asla söylemem.
- Sihire inanıyorum. - Sihire inanıyorum.
Gözlerinizi kapatın.
- Sihire inanıyorum. - Sihire inanıyorum.
Sihire inanıyorum.
Aman Tanrım Fran. Bir peri! Bak!
Çünkü sen söylemedin Beth.
Söyleyeceğim ve sonra ne saçma olduğu ortaya çıkacak.
Sihire inanıyorum.
Söyledim sana. Hadi!
Hadi!
İşte gidiyoruz.
- Atlayın. - Tamam.
Neden bunlara oturuyoruz?
Göreceksin.
Şimdi ne olacak?
- Yükseliyorlar. - Yukarı mı?
Yukarı.
Ay! Anneciğim!
Öpüşmeyi denemek ister misin?
Çok iyi öpüyorsun.
Hey!
Öfkeli peri burada yaşıyor.
Burası neresi?
Ve bu da Adınedir Bey.
Günaydın.
Joe, Tencere Adam. Tencere Adam, Joe.
Merhaba, Banjo.
Neden tencere tava ile kaplısın?
Neden herkes sürekli bana bunu soruyor?
İpucu isimde gizli.
Harika. Daha fazla insan.
Tutulmayan daha fazla sözlere hazır olun.
Ve bu da Ay Yüzlü.
İnsanlardan nefret ediyor.
Burada yetkili benim.
Ben tüm diyarların en bilge ve en zeki yaratığıyım.
Biraz kibirli.
Çok kırıcı.
Sadece biri fiziksel olarak farklı diye...
Peki ben kimim?
Merak ediyorsunuz belki. Merhaba Fran.
Ben İpeksi'yim.
İpeksi altın sarısı saçlarım için böyle adlandırıldım.
- Komik mi geldi? - Hayır, sadece...
...kendini tanımlama şeklin tuhaf değil mi?
Sarı saçlarından mı?
Hayır. Hayır. Ben pastalar yaparım ve güzel görünürüm.
O zaman feminizm buraya uğramamış sanırım?
Aksine, ben kadınsı olmayı seviyorum.
Senden hoşlandım. Umarım arkadaş olabiliriz.
Yeterince arkadaşım var, bacım.
Biz kız kardeş olamayız, şapşal.
Tabi eğer ebeveynleriniz Peri değilse.
Ne?
Dikkat!
Çabuk! Yoldan çekilin!
Neden?
Ne oluyor ya?
Tatlım.
Leydi Çokyıkar.
Doğum Günü Diyarı burada!
Doğum Günü Diyarı!
Koşun, ben size yetişirim.
- Haydi gidelim! - Hadi Beth, gel!
Bunu seveceksin Joe.
Diğer dünyalara giden bir merdiven.
Harika görünüyor.
Aklını mı kaçırdın?
Bulutların arasına giden sonsuz bir merdivene tırmanmana izin veremem.
Neden olmasın? Bir şey olmaz.
Endişelenme kız kardeş. Onlara bakacağız.
Islakmış.
- Lütfen Beth! - Hadi Beth.
Tamam. Beş dakika veriyorum.
- Evet! - Harika.
Üstünü yıkamak için yeterli bir zaman.
Buraya gel.
Sabun köpükleri içinde kalmışsın.
Ne geldi başına böyle?
- Bilmem ne oldu acaba? - Çıkar onu.
Tamam. Fırlatma moduna hazır mıyız?
Evet, evet.
Ve yukarıda kalın giyinmeyi unutmayın!
Neden?
Böyle kalın giyiniyoruz çünkü...
...burada buzlanma var!
Hadi. Geride kalmayın.
Hoş geldiniz.
Doğum Günü Diyarı'na hoş geldiniz!
Burada her gün doğum günün!
Ve tüm dileklerin gerçek olur.
Siz nesiniz? Peri mi?
Lütfen bize böyle hakaret etmeyin!
Biz elfiz.
Doğum günü elfleri demek daha doğru.
Haydi doğum günü kutlaması için bize katılın.
Hadi. Hadi.
- Jöleye bakın! - Vay canına!
Burger shake.
- Pizza benim favorim! - Bu favorim!
Gerçekleşmesini istediğin şey neyse şimdi bir dilek dile.
Çilek mi? Ne diyor bu ya? Çilek ne alaka?
Arkadaşım, sen hiçbir şey duymuyorsun.
Tencere tavalardan kurtulman gerek.
Tamam! Keşke tencere tavalarım olmasaydı.
O zaman neden onlara ihtiyacım olduğunu göreceksiniz.
Mutlu musun şimdi?
Korkunç görünüyorum!
Tamamen çıplak!
Video oyunlarını severim ama favori oyunum Mind Blast.
Keşke "Mind Blast" oyunumdaki karakter olabilseydim.
Harika bir şey!
Bayıldım! Bayıldım! Bayıldım!
İnanılmaz!
Olağanüstü!
Sırada ben varım.
Küçük olmak istiyorum, kanatlarım olsun istiyorum.
Tüm diyarların en güzel perisi olmak istiyorum.
İpeksi?
- İpeksi? - Neredesin?
Nereye gittin?
Küçük. Küçücük kanatlar.
Küçücük kanatlar!
Uçuyor.
Uçabiliyorum.
Ve şimdi sıra sende.
Sesimden nefret ediyorum.
Keşke...
Başka birinin sesine sahip olsaydım.
Merak ediyorum acaba işe yaradı mı?
Hayır! Daha öncekinden daha kötü.
Lütfen efendim, dileğimi değiştirebilir miyim?
Ben de. Pizzamı yiyemiyorum.
Maalesef hayır. Bir dilek dilenmişse...
...artık geri alınamaz.
- Ne zamana kadar? - Sonsuza dek.
Ne?
Buldum seni canım. Yıkandı.
Evet biraz küçülmüş.
Evet belki biraz.
Sonuçta sizin dünyada kullandığınız tamamen dandik yapay malzemeden.
Dünyam mı? Neden bahsediyorsun?
Biraz karışık değil mi?
Dünyalar, diyarlar. Ama aslında çok basit.
O merdivenin ucunda gelip giden diyarlar var.
Gel bak. Bu bize hangi diyarın geldiğini gösteriyor.
Çok var. Mesela Oyuncaklar Diyarı gibi.
Hayaller Diyarı. İyi bir seçim.
Ve evet, Devler Diyarı.
Yani, hepsi çok iyi aslında.
Hiç kötü bir yer yok.
Leydi Şaplak Diyarı hariç!
Pardon diyar mı dedim? Hapishane demek daha doğru!
Burada kalacaksın ve öğreneceksin.
Ve öğrenmek için seni kırmalıyım.
İşte böyle!
Tamam.
Ama bu Doğum Günü Diyarı değil mi?
Orada kötü bir şey olamaz.
Tabi, yani sadece aptalca bir şey dilemedilerse.
Ama öyle bir şey yapmazlar, değil mi?
Peki, bunu geri alabilirsin.
Emin misin istemediğine?
Orada üşütürsün.
Sen bilirsin.
Yukarı çıkıyorken...
...bunu doğum günü elflerine götürebilir misin?
Onların çamaşırları.
Teşekkürler canım.
Zamane gençliği.
Gerçekten çok nankör insanlar.
Tanrım.
Şahane, bizim çamaşırlar. Buraya gelmiş.
Doğum Günü Diyarı'na hoş geldiniz!
Burada her gün doğum günün...
- ...ve tüm dileklerin-- - Gerçek oluyor. Evet biliyorum.
Tamam. Umarım babamın saçma domates hayali başarısız olur...
...böylece hepimiz eve geri dönebiliriz.
Dilek için biraz erkendi ama olsun.
Harika. Peki şimdi kardeşlerim nerede?
Bu Beth!
Beth, bazı korkunç hatalar yaptık.
Bir tahminde bulunayım.
Hepiniz aptalca dilekler dilemişsiniz.
Keşke kendi sesimi geri alabilsem!
Pekala Beth, sanırım hepimizin...
...aptalca bir şey dilemediğini göreceksin.
Benimki oldukça etkileyici, eminim sen de katılırsın buna.
Eğer bir uçan kek olmak istediysen, harika.
Ve sen...
...artık benim kız kardeşim değilsin.
Giysileri alabilir miyiz artık?
- Giysiler mi? - Giysilerimin rengi soldu.
Giysiler lütfen.
Durun bakalım.
Dilekler geri çevrilene kadar giysi yok.
- Ne? - Ama imkansız.
Ama temiz giysilere ihtiyacımız var değil mi Jean?
Bu diyarın altındaki bodrumda yaşayan bir adam var.
Size o yardım edebilir.
Ama seni uyarıyoruz. O iyi biri değil.
Hayır.
Adı ne?
Bay UmBumBum.
Yedi kere vur diyor.
Üst üste.
Şaka yapıyorsun değil mi! Ne? Kim o?
Elfler gönderdi bizi.
Bize yardım edebilirmişsiniz?
Bay UmBumBum sadece kendisine yardım eder!
Merak ediyorum neden ona Bay UmBumBum diyorlar.
Çünkü sesim biraz yüksek.
Hatta çocukluğumdan beri!
Ne kabalık!
Lütfen Bay UmBumBum.
Sadece dileklerini tersine çevirin biz de gidelim.
Çok küçüksün.
Evet biliyorum.
Kimsin sen?
Ben İpeksi'yim.
Ve tüm diyarların en güzel perisiyim.
Dileğimin geri çevrilmesine ihtiyacım yok bu arada.
Bazı insanlar katılmasa da ben bundan çok memnunum!
Ama şimdi tekrar düşünüyorum da fikrimi değiştirdim.
- Size yardım edeceğim. - Gerçekten mi?
Yalan söylüyor gibi mi görünüyorum?
Şimdi beni takip edin.
Dağınıklık için özür dilerim.
Ziyaretçi beklemiyordum.
Burası genellikle randevu ile çalışıyor!
Hurdacı mısın sen?
Ben "sanat tüccarı" terimini tercih ederim.
Tüm diyarlardan değerli antika eşyalar toplarım!
Bak, bu Buz ve Kar Diyarı'ndan bir kardan adam!
Tamam.
Tabii ki eridi, ama sen...
Anladınız zaten! Tamam mı?
Büyülerim var.
Sihirler Diyarı'ndan aldığım büyüler var.
- Sihirler Diyarı mı? - Evet.
Dileklerimizi geri çevirebilecek biri var mı?
O kadar kolay mı o işler? Hayır!
Buna ihtiyacın var...
Bekle. Ne... ne...
Aha! İşte burada. Evet.
Bu kapıyı Ters Diyar'da bir adamla poker oynayarak kazandım.
Hiç hile yapmadan, dört asım vardı!
İçeri gir, dileğini tekrar söyle.
Tersine dönecek.
- Harika. - Hop hop hop.
Durun bakalım.
Bir tüccar olduğumu söylemiştim.
Yani oraya girmeden önce bir anlaşma yapmamız gerekiyor.
Tamam. Ne istiyorsun?
Periyi istiyorum.
- Kesinlikle hayır. - Hayır!
Asla.
Kendime değil, Noel Baba için!
Noel Baba mı? Ciddi misin?
Bu yılki Noel ağacı için en iyi periyi bulmam için bana para teklif etti.
Anlaşma budur.
Kabul edin ya da gidin.
Asla olmayacak bir şey bu.
Durun.
Kabul ediyorum.
- İpeksi? - Hayır.
Bunu yapmana izin veremeyiz.
Kötü olmayacaktır. "Büyük" Noel Baba ile birlikte olacağım.
Bir peri için daha eğlenceli ne olabilir ki?
Bunu yapmam gerekiyor...
...eğer siz eski arkadaşlarım için değilse bile...
...çocuklar...
...yeni arkadaşlarım için.
Güzel duygular. Teşekkürler peri.
Bunu bizim için yapar mıydın?
Tabii ki yapardım.
Seni yanlış yargılamışım İpeksi.
Ben de senin hakkında yanlış düşünmüşüm.
Ne zaman?
Ben... Ben... Bilmiyorum...
...sadece söylemek iyi olur gibi hissettim.
Sanırım arkadaş olabilirdik.
Hatta belki de kız kardeşler.
Ve ben de az önce kaba davrandım.
Harika görünüyorsun.
Sadece senin o şekilde çok havalı göründüğünü düşündüm.
Biraz hızlandırabilir miyiz lütfen?
Son sevkiyata yetişmem lazım!
O halde paketleme istasyonuna git peri, rica ediyorum.
Girmeden söyleyeyim, atıştırmalık da var.
Kendine dikkat et, eğer yapabilirsen.
Ya da buradaki deyişle, "et dikkat kendine".
- Et dikkat kendine? - Hoşçakal Joe.
- Hoşçakal Beth. Hoşçakal Fran. - Güle güle İpeksi.
Et dikkat kendine.
Kendine dikkat et.
Et dikkat kendine.
Kendine dikkat et.
Geri geri konuşmamız gerekiyor.
Aman Tanrım.
Keşke Mind Blast'taki karakterime dönüşsem.
Gir bakalım içeri.
İşte bu. Güvenli ve güzel.
Sıcak ve rahat.
Üzgünüm peri! Bu Noel Baba'ya gitmiyor!
Leydi Şaplak'a gidiyor!
Keşke başka birinin sesine sahip olsaydım.
Harika, işe yaradı!
Leydi Şaplak, uslu UmBum'dan çok memnun olacak.
Akıllı çocuk seni.
Leydi Şaplak mı?
İpeksi tehlikede.
Hey, ne yapıyorsun?
Kendi işine bak!
Onu Leydi Şaplak'a gönderiyorsun.
Leydi Şaplak mı?
Bu iş böyle yürümez!
Buraya gel!
Gel hemen buraya!
Ne çabuk geldik.
Vay canına, Kuzey Kutbu.
İyisin.
Noel Baba, sen tıpkı arkadaşım Beth'e benziyorsun.
Ben Beth'im.
UmBumBum seni Leydi Şaplak'a gönderecekti.
Beni kurtardın.
Sanırım.
Ellerini kaldır!
Bu bir karamel tabancası.
Görüyor musun?
Ve kullanmaktan da çekinmem!
Eğer periyi geri vermezsen...
...hepiniz--
İşte bu yüzden tencere tava giyiyorum.
Seni tekrar görmek güzel.
Diyar dönüşe geçiyor! Buradan çıkalım!
Bekle! İpeksi nerede?
- Merhaba. - Merhaba.
O kanatlar ve miniklik...
...gerçekten bana göre değilmiş.
Eski beni tercih ederim.
Tamam gidelim! Hadi!
- Hadi, hadi, hadi! - Bu tarafa gel!
Koş, koş!
Hadi, hadi, hadi, hadi, hadi!
Şu an çok mutsuzum!
Hadi, hadi, hadi!
Hadi aşağı inelim!
- Acele edin! - Yine bekleriz!
Kakao lütfen, anneciğim.
Merhaba Bay Adınedir.
Merhaba.
- Bana bir iyilik yapar mısın İpeksi? - Ne istersen.
Artık bu arkadaşların hiçbiri seni yönetmemeli.
Tamam.
Şimdi, sen de bana bir iyilik yap.
Tabii.
Bu güzel çiçeği saçına tak.
Tamam.
Hadi çocuklar! Acele edin!
Ne...
Öbür tarafta görüşürüz.
Bunu bana kimse yaptıramaz.
Asla olmaz.
Evet! Harika!
O ne?
Bu anneannemin helikopteri.
Anneanne?
Burada olduğumuzu nasıl bildi?
Bilmiyorum. Ben de bir helikopterim arkadaşlar.
Mesela ahlaki ilkeler gibi...
...aptalca sebeplerle işten ayrılmazsın.
Yani, kulüpte soran insanlara ne diyeceğim ben?
Şöyle mi demem gerekecek?
İşsiz!
Hayır! Komada olduğunu falan söyleyeceğim.
Frieda, kabak çekirdeği ister misin?
Hayır. Bir hamster gibi mi görünüyorum?
Ah çocuklar.
Dik dur, saçlarını kestir.
Tatlış Fran. Evet.
Beth. Akıllı kız.
Merhaba çocuklar.
- Merhaba. - Nerelerdeydiniz?
Beth ve Joe benimle Büyülü Orman'a geldiler.
Çok eğlenceliydi!
- Gerçekten mi? - Evet.
Peki bu Büyülü Orman'da ne öğrendiniz?
Öğrenmek mi?
- Bilmiyorum. - "Bilmiyorum".
Sorun yok. Oyun sonuçta.
Oynamak yeterlidir.
Çiftçiye parasını nasıl ödeyeceksin peki?
Babamın domates sosunu yapıyoruz...
Babanın domates sosu mu?
Büyük bir lansman olacak...
- Evet, evet. - Evet.
Hayır, ben... ben Timothy'nin geçmişini unuttum.
Aslında henüz İtalyanca konuşamıyorum.
Ama öğreniyorsun değil mi?
Hayır, hayır, hayır. Babam dedi ki, bir gün yani bir nevi...
...ilham gibi gelecektir. Biliyorsun doğru zamanda falan.
Tabii ki öyle olur. Peki üretim masraflarınızı...
...nasıl karşılayacaksınız?
Makineleriniz, ekipmanlarınız?
Ben hallediyorum.
- Sen mi? - Evet.
Kahkahalara boğuldum! Ho-ho-ho!
Polly gerçekten de lazım olacak her şeyi tasarladı ve yaptı.
Tim.
Otomatik bir sulama sistemi yaptı. Hem de sıfırdan.
Yağmurlama sistemi mi?
Hayır, ama sonra bunu buna ekliyorsunuz.
Çok kubbeli, sıcaklık kontrollü iklim çadırı.
Sera mı?
Bunlar zaten çoktan icat edildi biliyorsunuz değil mi?
Aslında mesele bu değil anne.
Peki o zaman neymiş mesele, Polly?
Sormamın mahsuru yoksa?
Frieda, biraz sakin olalım.
Beni çok hayal kırıklığına uğrattın Polly.
Öyle görünüyorsun.
Biraz geri vitese taksak mı artık?
Bip, bip, bip, bip...
Burada çarpışan araba oyunu oynamıyorum Timothy!
Sana garip gelebilir Frieda, ama biz burada mutluyuz.
Evet, eminim öylesiniz Timothy.
Peki senin durumun ne olacak, Beth?
Arkadaşlarını özlemiyor musun?
Şehirde olmak istemiyor musun?
- Eee, evet ama... - İşte çözüm belli.
Seni iyi bir okula yerleştireceğim ve bu esnada benimle kalabilirsin.
Anne!
Merak etmeyin, şimdilik sizi yalnız bırakıyorum.
Ya da aslında şu malum lansmanı ajandaya ekleyelim.
Evet, fiyaskoya tanık olmak için...
...burada olacağım.
Harika.
Ve tabii ki tüm bu kaostan sizi kurtaracağım.
Zahmet etmeyin.
Mektubun için teşekkürler Beth.
Ah canım.
Ee...
Güneş batıyor. Elektrikleri açayım en iyisi.
Elektrik var mı?
Ve Wi-Fi.
- O... O seni mi kastediyor? - Yok beni kastetmiyor. Hayır.
Gerçekten Wi-Fi'dan bahsediyor.
Merhaba! Geri döndüm!
Vay canına, özlemişiz seni!
Ben de sizi özledim.
İyi misin peki?
Tabii. Neden?
Saçında çiçek var güzelim.
Elektrikler kesildi. Alo?
Beth, işte buradasın.
Fran ve Joe'ya hayal koleksiyonumuzu gösterecektim.
Hayal koleksiyonu nedir?
Babanla benim öğrenciyken...
...yaptığımız bir şey.
Hayallerimizi saklamak için bir şey.
Yapmak istediğimiz şeyler, olmak istediğimiz kişiler.
Buraya gelmemizin bir sebebi de bu.
Gerçekten mi?
Evet. Biliyorsun baban burada büyüdü...
...sizin ormanın diğer tarafında aslında.
Ve onun babası da domates yetiştirirdi, bizim gibi.
Ne oldu?
Maaalesef babanız küçükken, büyükbabanız çok ani bir şekilde öldü...
...ve annesiyle birlikte işi devam ettirmeye çalıştılar...
...ama işler ikisi için çok fazlaydı.
Yani sonunda şehire taşındılar...
...ve baban sanat okuluna gitti.
İşte orada birlikte hayaller kurmaya başladık.
Çizimlere aldırmayın.
İşte başlıyoruz.
- Bu sensin. - Evet benim. Çok genç halim.
Babam rock yıldızı mı olmak istiyordu?
Evet, diğer şeylerin yanında o da vardı.
Neden olamadı?
Çünkü sizlerle ilgilenmekle meşguldü.
Böylece ben hayallerimin peşinde koşabildim.
Bir uzay istasyonu mu yaptın?
Hayır yapmadım.
Bir buzdolabı icat ettim.
Ama bir gün o da olur.
Bu anneannem mi?
O Evet.
İlginç, bunu çizdiğimi unutmuşum.
Yüzünü yanlış çizmişsin.
Evet, muhtemelen gülümsediğindendir.
Evet. Evet.
Yapmak istediğim tek şey...
...onu gururlandırmaktı.
Hayallerin en güzel yanı da bu değil mi?
Bazen bir türlü gerçekleşmezler...
...ne kadar güçlü dilesen de.
Şimdi, size bunu göstermek istiyorum.
Babanız ve ben bunu...
...daha hiçbiriniz doğmadan önce çizdik.
Çünkü hayallerimizden biri, şehirden uzak bir kırsalda...
...umarım, mutlu bir aile olarak yaşayabilmekti.
Sizinle yani.
İşte biz.
Ama ben neden kızım?
Evet. Yani dediğim gibi...
...her hayal tutmaz değil mi?
Buraya neden geldiğimizi bilmenizi istedim.
Bakın, biliyorum zor ve çılgınca oldu.
Ama babanızla ben birbirimizden uzaklaştığımızı...
...hissettik ve belki de böyle bir yer hepimizi tekrar...
...bir araya getirmeye yardımcı olur diye düşündük.
Belki işe yaramıştır.
Bunu en son ne zaman yaptığımızı hatırlıyor musunuz?
Sanırım daha önce hiç yapmadık.
Kimsede kavanoz var mı? Boş kavanoz?
Bekle.
İşte bu!
At ağzına.
Dünyanın en pis eldiveni bu.
Oh ne güzel, salyangoz dışkısına da bastım.
Arkadaşlar, bu İpeksi'den geliyor.
Bugün ağacın üstüne Hayaller Diyarı geldi.
Bugün mü? Tamam, hadi gidelim.
Joe, bunu bitirmemiz gerekiyor.
Bitecek. Ve gece Hayaller Diyarı'na gidiyoruz!
- Bu gece! Evet! - Haydi işe koyulalım.
Gidelim. Hadi başarabiliriz.
Hey!
En iyi makarna sosu bu baba!
Çünkü havasından, İtalya'daki gibi...
Hayır!
...atalarım toprağı çıplak elleriyle sürdüler.
Sen İtalyan değilsin bir kere!
İtalya'ya adım bile atmadık.
Neden benim makarna sosum bu kadar iyi?
Makarna yarışı, sen ve ben.
Üç, iki, bir!
- Ye ye ye! - Ye ye ye ye!
- Spagetti yarışı. - Devam ye ye ye!
Hadi Fran, onu yenmelisin.
Hayır! Yapma, hayır!
Neden geri dönmüyorlar?
Bizi sevdiklerini sanıyordum.
Endişelenmeyin millet. Tabii ki geri dönecekler.
Dönmeyecekler değil mi?
Size söyledim.
Büyüdüklerinde bizi hep unuturlar.
O zaman biz de onları unutalım en iyisi.
Hadi.
Baba, bugün DeCanio'dan biri lansmana geliyor.
- Ne? - Ne?
Dünyanın en büyük domates sosu şirketi.
Eğer sosu beğenirlerse anında buranın borcunu kapatabiliriz.
Peki bana lezzetli domates toplamak için kimler yardım eder?
Evet!
Tamam gidelim!
♪ Domates alalım ♪
- ♪ Domates alalım ♪ - ♪ Hey, hey! ♪
Joe, davul sesi duyalım!
Trompet sesi, Fran!
Hey!
Hayır. Hayır, hayır. Hayır.
Nasıl?
Anlamıyorum.
Dün iyilerdi.
Kurtçuklar.
- Hayır. - Mahvoldu. Hepsi mahvoldu.
Tamam.
Üzgünüm arkadaşlar.
Macera bitti.
Toplanmaya başlayalım en iyisi.
Köy halkına ve DeCanio'dan gelenlere...
...lansmanın iptal olduğunu söylemeliyim.
Bir dakika. Birkaç saat alabilir miyiz?
Neden?
Çiftçinin parasını ödersek burada kalabiliriz değil mi?
- Evet, ama... - Bethy, artık bitti tatlım.
Açıklayamam ama sadece bana güvenin.
Lütfen.
Tamam.
Hadi gidelim.
Beth, nereye gidiyorsun?
- Bu benim hatam. - Hayır değil.
Benim hatam.
Doğumgünü Diyarı'nda aptalca bir şey dilemiştim...
...domates işi başarısız olsun ki eve gidebilelim.
O zaman evet bu senin hatan.
Evet. Peki neden tersini dilemedin?
Keşke yapsaydım ama yapmadım.
Şimdi bunu düzeltmeliyim.
Geliyor musunuz?
- Evet. Geliyoruz. - Evet.
Bizi terk etmişken bir de bizden yardım mı bekliyorsunuz?
Teknik olarak sizi terk etmedik.
Anne babamıza yardım ediyorduk.
Onlara yardım edeceğiz, Ay Yüzlü.
Onlar bizim arkadaşlarımız.
Seni kim sorumlu yaptı?
Ben yaptım, Bay...
Adam... kafası!
- İyi miydi Beth? - Evet İpeksi.
Tamam.
Ne öneriyorsunuz?
UmBumBum, Sihirler Diyarı diye bir yer mi var demişti?
Evet, bir büyü işe yarardı.
Evet, domatesleri tekrar daha iyi hale getiren bir büyü.
İyi fikir. Tek sorun, Sihirler Diyarı aylarca uzakta.
Diyarları kendimiz geçebilir miyiz?
Kesinlikle imkansız.
Ya da...
Kesinlikle mümkün.
Bugün yukarıda Bilgeler Diyarı var.
Sihirler Diyarı'na nasıl gidileceğini bilen biri varsa o da onlardır.
Diyarları geçmek istiyorsun.
Sihirli bir büyü bulmak için.
Domatesleri kurtarmak için.
Ve böylece baban İtalyan sosunu yapabilir.
Ki bu da senin evini ve arazini...
...kötü niyetli anneannenden kurtaracak demek oluyor.
Ama diyarları geçmek çok zor.
Ve bu yüzden, bize geldiniz...
...her şeyi bilenlere, yardım için.
- Tüm bunları biliyoruz... - Çünkü...
- ...biz... - ...biz...
- ♪ Her şeyi biliriz ♪ - ♪ Her şeyi biliriz ♪
- ♪ Her şeyi biliriz ♪ - ♪ Her şeyi biliriz ♪
Hayır. Tüm bunları biliyorsunuz çünkü size şimdi söyledik.
Tamam, kızmaya gerek yok.
Yine de...
Bildiğimiz şeyler.
Bakın, acelemiz var.
Aceleniz var.
Anlıyorum.
Zamanın ağır eli omuzlarında hissediliyor.
Zaman su gibi akıyor, daha ne olsun.
Yine aynı şeyi yapıyorsunuz!
Şimdi sesin yükseliyor.
Bağırmak.
- Sinirlenmek. - Doğru mu?
- Evet! - İşte bu yüzden bize "Bilgeler" diyorlar.
- ♪ Her şeyi biliriz ♪ - ♪ Her şeyi biliriz ♪
♪ Her şeyi biliriz ♪
Diyarları geçmenin yolunu biliyor musunuz?
Tabii ki.
- Bu da soru mu! - Biliyoruz!
- Tabii ki biliyoruz. - Tamam.
Her şeyi biliyoruz.
O halde söyle bana.
- Biz... - Evet.
Yan odada bir diyar-gezer makinesi var.
Sonunda.
Hadi millet!
Tıpkı Mind Blast'taki uçak gibi.
- Mind Blast mı? - Gayet iyi durumdayız.
Kemerleri bağlayın.
Hayır!
Uçabilirim!
Oraya gitmiyoruz değil mi?
Bakın, diğerleri geliyor.
Belki onlar bir şey bulmuştur.
Hey arkadaşlar!
Büyülü bir bitki bulduk!
- Harika. - Evet, ama kötü haber şu ki...
...onu bize satmıyor.
Neden?
Bilmiyorum. Aptal sürekli bilmece gibi konuşuyor.
Ben maddi nesnelere inanmam, hepsi bu!
Bu büyü, benim kişisel favorimdir bu yüzden...
...alınıp satılamayan emsalsiz bir şey istiyorum.
Boşver gitsin. Hadi!
- Aycık, orada iyi bir tezgah var. - Evet.
- Bekleyin. - Ne?
Bir fikrim var.
Hayır, kesinlikle hayır.
Şaka yapıyorsun herhalde.
İyi madem.
O zaman ben yaparım.
Tamam.
♪ Biz coşkulu neşeli bir aileyiz ♪
♪ Hep birlikte yuvayız ♪
♪ Ailenle birlikteyken ♪
♪ Asla yalnız değilsin ♪
♪ Biz beraberiz ♪
♪ Yağmur güneş fark etmez ♪
♪ Ellerini çırp ve şarkıya katıl ♪
♪ Hep birlikte aile şarkısı söyleyeceğiz ♪
♪ Biz coşkulu neşeli bir aileyiz ♪
♪ Hep birlikte yuvayız ♪
♪ Ailenle birlikteyken ♪
♪ Asla yalnız değilsin ♪
♪ Biz beraberiz ♪
♪ Yağmur güneş fark etmez ♪
♪ Ellerini çırp ve şarkıya katıl ♪
♪ Hep birlikte aile şarkısı söyleyeceğiz ♪
♪ Aile şarkısını söyle ♪
♪ Biz coşkulu neşeli bir aileyiz ♪
♪ Hep birlikte yuvayız ♪
♪ Ve sen ailenle birlikteyken ♪
- ♪ Asla yalnız değilsin ♪ - ♪ Asla yalnız değilsin ♪
♪ Biz beraberiz ♪
- ♪ Yağmur güneş fark etmez ♪ - ♪ Yağmur güneş fark etmez ♪
♪ Yağmur güneş fark etmez ♪
♪ Ellerini çırp ve şarkıya katıl ♪
♪ Hep birlikte aile şarkısı söyleyeceğiz ♪
♪ Aile şarkısı ♪
♪ Ellerini çırp ve şarkıya katılm ♪
♪ Hep birlikte aile şarkısı söyleyeceğiz ♪
♪ Aile şarkısını söyleyeceğiz ♪
Evet, bu...
...güzeldi.
Teşekkürler.
Teşekkürler.
Ay Yüzlü, Sihirli Ağaca geri nasıl döneriz?
- Sağdan. - Sağdan!
Hayır, bekle. Ne?
- Sola dön. - Sola mı?
Hayır, bekle. Sağ tarafa dön.
Karar ver artık!
Hayır. Sol. Kesinlikle sol.
- Emin misin? - Bana güvenebilirsin ufak insan.
- Neler oluyor? - Güç kaybediyoruz.
Yakıtımız bitiyor olmalı.
Bu uçak yakıtla çalılmaz.
Bir havacılık uzmanı olarak uçağın yorgun olduğunu düşünüyorum.
Yorgun mu?
Onu fazla yormamalıyız.
Yoksa havada bir kriz çıkarır ve bu hiç iyi olmaz.
Bir saniye, o ses ne? Horlama.
Burada "uykuda" yazıyor.
Sadece biraz dinlenmeye ihtiyacı var.
Bir diyar görüyorum. İnişe geçiyoruz.
Bu diyar harika görünüyor.
Öyle diyorsan.
Burası ürkütücü.
Kötü diyar yok değil mi?
Bir tane var. Leydi Çokyıkar hapishaneye benzer bir yerden bahsetmişti bana.
Adı neydi oranın? Leydi...
...Şaplak Diyarı mı?
Yeni öğrenciler.
Hepiniz okuluma hoş geldiniz ve çok hevesli görünüyorsunuz.
Buraya gelmeniz için çabalamadım bile. Direkt içeri daldınız.
Tıpkı küçük sinekler gibi örümcek ağına takıldınız.
Zavallı sinek.
- Buna gerek yoktu. - Doğru.
Şu an oldukça müzik modundayım.
Ya siz?
Yürüyün bakalım.
Dur. Hayır! Bunun için vaktimiz yok!
♪ Bugün ormana gidersen ♪
♪ Emin ol büyük bir ♪
♪ Sürprizle karşılaşırsın ♪
♪ Bugün ormana gidersen ♪
♪ Kılık değiştirip gitsen iyi olur... ♪
Neler oluyor?
♪ Yaşamış her ayı için... ♪
Tam emin değilim.
♪ Orada kesinlikle toplanacaklar ♪
♪ Çünkü bugün o gün ♪
♪ Ayıcıklar piknik yapıyor ♪
Bana mı güldün?
- Hayır. - Bana mı...
Bir tokat...
Bir tokat ister misin?
Bu benim eski adımdı biliyorsun.
Leydi Şaplak!
Ama artık değil, çünkü müfettiş geldi ve...
...artık öğrencilere vurmanın yasak olduğunu söyledi.
Ama o artık bu okula gelmiyor, değil mi?
- Çocuklar da öyle. - Çocuklar da öyle.
- Çünkü kötü bir okul. - Çünkü kötü bir...
Hayır, kötü bir okul değil, değil mi? Hayır.
Kötü olan öğrenciler!
Ama siz bizi tanımıyorsunuz bile.
Peki o zaman, sizi daha yakından tanıyalım mı?
Sen.
Sakallı garabet, adın ne?
Bilmiyorum.
- Ne? - Affedersiniz, Bayan...
Adımı bilmiyorum.
Dalga mı geçiyorsun?
Ne dalgası, dışarıda deniz yok.*
Çıldırmak üzereyim.
- Ciddiyim! - Tamam.
Peki bir kez daha, adın nedir?
Dilimin ucunda. İs- İsmim S... Ç...
Hayır, bilmiyorum.
Üç gün gözaltı! Defol!
Gözaltı mı?
- Nereye gidiyor? - Peki.
Başka kimse var mı? Gözaltı?
Hayır mı?
Evet.
Çık dışarı!
Ne yapıyorsun?
Geri dönmeliyiz unuttun mu?
Gözaltındayken kaçma şansımız buradan daha fazla.
Kim attı onu?
Ben attım!
Tamam.
Hemen gözaltına!
Teşekkürler.
Dışarı! Dışarı! Dışarı!
- Hanımefendi? - Evet?
Bence siz evrendeki en iyi öğretmenlerden birisiniz.
Bir sorum var.
Biraz daha yaklaşın.
İğrenç.
Çık dışarı!
Ne oluyor? Dışarı çıkın!
Memnuniyetle.
Aycık.
Hanımefendi.
Bana mı öyle geliyor, yoksa burası gül mü kokuyor?
Sınıfımdan defol tas kafa!
Aç olan var mı?
Çünkü çürümüş sebzelerin üzerinde oturuyorum...
...ama yine de güzel olabilir.
Harika bir plandı Beth. Hapse girmek.
Sen başka bir plan düşün o halde?
Evet düşünürdüm.
Ben plan yapmada tüm diyarların en iyisiyim.
- Ama istemiyorum. - Neden?
Çünkü artık insanlara yardım etmiyorum.
İnsanları hayatımıza geri almamamız gerektiğini size söylemiştim.
Çocuk olarak geliyorlar...
..."Hadi tüm gün oynayalım böylece sizi hiç unutmayız."
Ama sonra büyürler ve tamamen unuturlar.
İşler böyle yürüyor Ay Yüzlü.
- O şekilde olması gerekiyor. - Doğru Aycık.
Sadece çocuklar sihire inanır.
Büyüyenler hep unutur.
Babamız unutmadı.
Yakınlarda yaşardı.
Ve ormanın periler ve cücelerle...
...dolu olduğunu söyledi
Ve haklıydı.
- Adı ne? - Tim. Tim Thompson.
Timmy?
- Onu tanıyor muydunuz? - Evet.
Evet, onu çok sevmiştik.
Özellikle Ay Yüzlü, ama bir gün gelmeyi bıraktı.
Biz... onun bizi unuttuğunu sanıyorduk.
Ama... o... unutmamış.
Geri döndü.
Sonunda geri döndü.
Pekala.
Plan şu. Oradaki en sert çürümüş sebze hangisi?
Bu patates.
İyi.
Joe, büyüyü rica edeyim lütfen.
- Hepsi olmaz - Endişelenme.
Bolca var. Güçlü bir şey.
Bunu bana bırak Aycık.
Tencereler böyle durumlarda mükemmel koruma sağlar.
Tamam. Peki meki.
- Patlamak üzere! - Hepiniz arkama geçin.
Plan yapmakta iyisin gerçekten.
Tabii ki. Uydurduğumu mu sanıyordun?
Hapisten çıkmak isteyen?
- Ben. - Hadi gidelim.
Güzel!
Daha hızlı! Acele et Fran.
Diyar-gezer makinesine koşun!
Olamaz.
Uyanma vakti geldi, kalk bakalım!
- Uyan uçak! - Uyan!
Uyandı! Onu uyandırdı!
Çalışıyor! Çalışıyor!
Hadi gidelim! Acele et!
Hayır, hayır, hayır!
Hadi, hadi, hadi!
- Kapıdan geçti! - Geliyor!
Hiç mutlu görünmüyor.
Hadi Joe!
Evet!
Pes etmeyeceğini biliyordum!
Hoşçakal Şaplakçı.
Tatlım ne bu kalabalık?
Hayır! Hayır, özür dilerim!
Özür dilerim, özür dilerim.
Büyük lansman iptal edildi.
Bugün domates sosu yok. Özür dilerim.
Bu... Tam bir karmaşa. Hepsi bozuk. Her şey mahvoldu.
Çocuklarım size haber vermeliydi.
Beth!
Dur!
Açıkçası...
Lütfen, lütfen!
Lütfen! Özür dilerim!
Çuvalladık! Bitkilerim mahvoldu!
Her şey berbat oldu. Üzgünüm!
Olma...
Ne çuvallaması ya?
Mis gibi kız!
Evet, şahane bunlar hacı.
Ne oluyor yahu?
Ne yaptığınızı anlamadım.
Teşekkürler.
Gerçekten bir şey yapmadık.
Buraya gel.
Aşkitom.
Sizce kalacaklar mı?
Eminim kalacaklar.
Benim adım sanki...
Arkadaşlar!
Adımı hatırladım!
Neymiş peki?
Adım... S...
S...
Hayır yine unuttum.
Bekle.
Ay Yüzlü nerede?
- Merhaba Beth. - Merhaba Beth.
Telefonlar teleçantaya lütfen.
Teleçanta. Telefon çantası.
Teleçanta...
Bayıldım buna. Çok kırsal.
Burada her şey harika görünüyor Beth.
Asıl ağacı görmen lazım.
Hadi, etrafı göstereyim.
Hoş geldin evine, Timmy.
Ay Yüzlü.
Çeviri: Positive - 06.07.2026 stoplazma@gmail.com
BİTMEDİ. İKİ SAHNE DAHA VAR.
♪ Biz coşkulu neşeli bir aileyiz ♪
♪ Hep birlikte yuvayız ♪
♪ Ailenle birlikteyken ♪
♪ Asla yalnız değilsin ♪
♪ Biz beraberiz ♪
♪ Yağmur güneş fark etmez ♪
♪ Yağmur güneş fark etmez evet doğru ♪
♪ Ellerini çırp ve şarkıya katıl ♪
♪ Hep birlikte aile şarkısı söyleyeceğiz ♪
Şimdi hep birlikte söyleyelim! Hep beraber söyleyin!
Ama henüz kazanmadı.
Yapacağım son şey olsa bile onları şehre geri götüreceğim
- Hoşçakalın aşklar. - Görüşürüz patatesler.
Geç kaldık zaten. Bir şey deme onlara!
Şehirlilerle kafa bulmak çok eğlenceli tatlım.
Her zaman çok eğlenceli.
Dans edelim mi?
Edelim tabii.
♪ Hep birlikte aile şarkısı söyleyeceğiz ♪
Bu aile şarkısını beğendim.
Sonra ne oldu?
♪ Gök mavi Güneş sıcak ♪
♪ Domatesler tencereye dolacak ♪
♪ İşte Aile Şarkısı ♪
Pekala!
♪ Beth yorgun, Fran ilham dolu ♪
♪ Joe ise deli dolu ♪
Deli! Evet o kesinlikle deli dolu!
♪ Çamurlu çizme ♪
♪ Bir geyik besle ♪
♪ Kolları salla ve gevşe ♪
♪ İşte Aile Şarkısı ♪
Sal kolları. Ben gevşedim bile.
♪ Biz coşkulu neşeli bir aileyiz ♪
♪ Anne, baba, Fran, Joe ve Beth ♪
♪ Düşünürsen eğer gerçekten en iyiyiz ♪
♪ Biz beraberiz ♪
♪ Yağmur güneş fark etmez ♪
Getirin onu eve Thompsonslar! Getirin onu eve!
♪ Ellerini çırp ve şarkıya katıl ♪
♪ Çünkü şimdi aile şarkımızı söyledik işte ♪
Hoppa! Oha! Bin ona kovboy!
Neredeyim ben?
SON SAHNE SON SANİYELERDE.
Biraz şarap ister misiniz?
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.