Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Aşk, laftan anlamaz.
Dikkat etsene be!
Allah'ım yarabbim ya!
Önüne baksana ya!
Kazı al!
Leyla Hanım, Leyla Hanım çabuk!
Bekleyin!
Bekleyin durun!
Murat... O niye burada?
Ben söylemiştim size, anladı her şeyi diye.
Arayıp karısı haber vermiş demek ki.
Ne Allah'ım delireceğim ya!
Biraz daha hızlı gidemez mi acaba şu asansör?
Acele edelim mi lütfen?
Yakalanacağız.
Hazal'ın o kadınla ilgisi ne biliyor musunuz?
Hazal, Leyla Hanım'ın hemşiresiydi.
Sadece hemşiresiydi yani?
Evet, Leyla Hanım ondan başka kimse istemiyordu.
Çok yakındılar.
Siz neden soruyorsunuz?
Leyla Hanım'la akraba alsa mısınız?
Hazal'ı nerede bulabildin mi?
Hazal'a ulaşabileceğim bir adrese ve telefon numarası alabilir miyim?
Kusura bakmayın beyefendi.
Çalışanlarımızın özel bildilerini veremiyoruz.
Yasak.
Başlarım şimdi yasanıza ben sizin.
O kız benim anneme götürdü.
Ne?
Annen mi?
Murat, sen ne diyorsun?
Hadi ne bakıyorsun Zümrüt?
Telefonu ederdiniz ve annemi götürdü diyorum.
Sakin olur musunuz lütfen?
Yoksa güvenliği çağırmak zorunda kalacağım.
Kim istersen çağır be.
İstersen başka kim çağır.
Bana hesap vermek zorundasınız.
O kızın annemle gitmesine nasıl izin verirseniz.
Hasta kendisi kabul etti.
İmza attı.
Biz ne yapabiliriz ki?
İyi işte.
O kız annemi kandırmış.
Eğer başına bir şey gelirse bundan siz sorulursunuz.
Haberiniz olsun.
Beyefendi, sakin olur musunuz lütfen?
Hazal, Leyla Hanım kötü bir şey yapmaz.
Alkol tedavisi boyunca yanındaydı.
Alkol mü?
Evet.
Hazal hemşiresiydi Leyla Hanım'ın.
Hatta Leyla Hanım'la kalıyordu.
Evinde de baktı ona.
Off!
Para için kaçırı demek ki?
Sana o parayı verme demiştim hayatım.
Bu işe karışmayacaktım.
Murat!
Kızma bana.
Kardeşin olduğu için verdim.
Kardeş mi olur bilsem ben vermez miydim sanıyorsun?
Niye kafana göre iş yapıyorsun hayatım?
Hem de böyle bir konuda.
O zaman niye anlatmadın bana?
Anlatmak bu kadar zor muydu ya?
Sana kaç kere sordum Hazal kim diye.
Çok iyi ya.
Gene ben suçlu oldum, öyle mi?
Elin dolanmışsına yüz elli bin lira kaptıran sen, annemin kaçmasına sebep olan sen.
..
...gene suçlu beni, öyle mi?
Gerçekten bravo hayatım.
Gerçekten sağ ol.
Nereye gidiyorsun?
Cehennemin dibine.
Gelecek misin?
İyi git.
Git.
Dönme bir daha.
Kal orada.
Hıh!
Aslı, acil durum.
Bana hiçbir şey sorma.
Şu aşağılık dolandırıcı Hazal'ı bulmamız lazım.
Ben şimdi Sartay'a gidiyorum.
Senin de şu arkadaşın var ya, onu ara.
Sartay'da buluşalım.
Gözlerin kadar güzel değiller... ...ama o kadar güzelini bulamadım.
Kim yazmış?
Kime yazmış?
Üstelik Sartay'dan yollamışlar.
Gözler...
...mavi...
...broş...
E sen Karadeniz havasına bakarsak...
...Haşmet Uzun, Azim Hanım almış bunu.
Ama niye Sartay'dan geldi onu bilemedim işte.
Baba nereden çıktı sen?
Mezarda.
Aman tövbe de olur mu öyle şey?
Kul yabanı körmüş gibi ne bakıyorsunuz yüzüme?
Ne oldu?
Bir şey olmadı baba.
Ne olacak ki?
Ne saklıyorsunuz benden?
Bir şey saklamıyoruz baba.
Ne saklayacağız aşk olsun?
Yok Haşmet amca.
Ne saklayacağız biz?
La çeliz mi o adamı?
Arkanıza sakladığınız ne?
Hangi nurda?
Verin bakalım onu.
Ne bu baba ha?
Kime bu?
O mu?
Onu yakında anan olacak hatuna aldım.
Anan mı?
Kim o?
Azim Hanım mı?
He, Azim he.
Yani baba bir de üstüne evleneceğim dedi tam olsun hani.
He lafı ağzımdan aldın.
Evleneceğim.
Keç bile kaldım.
Ya baba aman olur mu öyle şey?
Ne diyorsun sen?
Ya bu yaştan sonra hem de dünürünle Allah aşkına olur mu öyle şey ya?
Kurban olayım bir kendine gel ya.
Sen kendine gel, gelin.
Sana sordum mı?
Bu konu kafanmıştır.
Evleneceğim o kadar.
O kutuyu da sonra benim odama getir.
Evleneceğim dedi ya kız.
Buyurun.
Merhabalar, ben Leyla Hanım'a bakmıştım.
Ne yapacaksınız Leyla Hanım'la?
Kendisine görüşmem gerekiyor.
Kaçtı onlar.
Anahtarı da bakkala bırakmışlar.
Kaç aylık kirayı da taktılar bana.
Böyle bir şey görmedim hayatımda.
Neyse, onlara ulaşabileceğim bir numara, adres falan var mı?
Ya kardeşim, ulaşabilirsem ben kendi paramı alırım.
Hem siz nesi oluyorsunuz bu Leyla Hanım 'ın?
Önemli değil.
Siz bana bir hesap numarası verin.
Borcu ne kadar olduğunu söyleyin.
Biz hesaplaşalım.
Bir de numara bırakayım ben size.
Gelen giden biri olursa bana söylersiniz, olur mu?
Tamam.
Ben bir kağıt kanama alıp geliyorum.
Bir dakika hani.
Anlattıklarınızı toparlamaya çalışıyorum şu an.
Haberlerdeki gibi biz dolandırıldık mı yani?
Bu kadar saf olduğumuza inanamıyorum.
Yani çok öyle saflık demeyelim de Tuval Hanım.
Hayatın iyi niyeti diyelim.
Ama var ya, ben o kızı elime bir geçireyim.
Böyle derisini yiyeceğim onun derisine.
Nasıl bulacaksın acaba?
Hiçbir şey bilmiyoruz ki kızın hakkında.
Hülya da bir şey bulamadı.
Bir tek çalıştığı yeri biliyoruz.
Sanki hiç yaşamıyor.
Allah kahretsin ya.
Bir halt yedim.
Böyle elim kolum bağlı kaldım şu an.
Çağla'cığım, istersen geç otur.
Yani oradan çok iyi duymuyor olabilirsin.
Yok, şey kusura bakmayın.
Estağfurullah.
Hoşça kalın.
Hoşça kal.
Şimdi bırakalım kuru tehditleri.
Bu kız nasıl bulunacak?
Ne bileyim hangi cehennemin dibine gittilerse.
Cehennemin dibinden arıyorlar.
O kim?
Zebanim.
Olay ne?
Kavga etmişler.
Murat çok kızmış.
Demiş ki annemi senin yüzünden elimden kaçırdım.
Doğru demiş balın.
Neyse.
Biz kalkalım artık.
Aslı, ben çok geç kaldım çünkü işe.
Vallahi ben de.
Tuval Hanım, şu bizim proje işini de sürekli arada kaynıyor.
Çünkü ne zaman konuşabiliriz?
Halledeceğiz canım.
Şu akşam ki lansmanı bir atlatalım da.
Okey, görüşürüz.
Görüşürüz.
Efendim?
Odama gel.
Bağırma bana.
İhsan gibi söyleyince de anlayabiliyorum.
Bağırmıyorum zaten şu anda.
Basit bir şey istiyorum senden.
Odama gel.
Tamam, tamam geliyorum.
Çok özür dilerim ya.
Yandınız mı?
Vallahi yandım ama benim için büyük bir zevkti.
Pardon?
Ne demek istiyorsunuz?
Bir şey mi ima ediyorsunuz?
Ben anlamadım.
Tamam, sakin.
Biraz sinirliyiz galiba.
Böyle sinirlenince güzel oluyorsun diyeceğim de.
Zaten çok güzelsin.
Hı.
Montyu.
Bulunmaz bursa kumaşım gelmiş.
Emmam gelmiş.
What's up?
Nerede kaldın ya?
Kumaşların geldi.
Sen yoksun.
Geldik işte tabii.
Bu ne sakinlik?
Bu akşam lansmanımız var ve hiç konuşamadık.
Farkında mısın?
Tamam konuşacağız ya.
Sen de amma sabırsızsın.
Çünkü o kumaşların beni coşturdu.
Bu arada sana bir model göstereceğim.
Aklın uçacak.
Aklın uçsun.
Bu üstümdeki vah yani neden?
Çok önemli bir şey değil.
Küçük bir kaza.
O değil de burada hayat güzelmiş.
Hadi gel şu üstünü temizleyelim.
Ama üstünü çıkarmak zorunda kalacağız.
Anladın mı?
Neredesin seninki saattir?
Ayrı yıl daha bir dakika oldu.
Bir sunacak halim yoktu herhalde.
Neyse bulabildin mi anneni?
Bulamadım.
Sayende elimden kaçıp gittikleri için.
Giderken evlerine bile örece bırakmışlar.
Neyse hayat, şimdi anlat.
Hazar'la ne konuştunuz?
Bütün ayrıntılara ihtiyacım var.
Tamam.
İşte geldi senin kardeşin olduğunu.
Annenizin öldüğünü.
Ona çok borç kaldığını falan söyledi.
Neye başka?
Bu kadar.
Zaten çok üzgündü.
Hep ağladı.
Sen de ona yaptıklarını anlatınca.
Ben de dayanamadım.
İçim parçalandı.
Kendimden de bildiğimden.
Böyle bir durumda bile laf sokabiliyorsun hayat.
Pes.
Murat görmüyor musun?
Üzgünüm.
Ben daha ne yapayım?
Ben anlamadım.
Pardon.
Sizi bölüyorum.
Bu akşam kellansmanın ayrıntıları için Emre geldi.
Hep birlikte son kez üstünden geçelim diyecektim.
Tamam.
Geliyoruz.
Hayat bu son olsun.
Başka bir hata istemiyorum senden.
Emredersiniz Murat Bey.
Efendim Çağatay?
Tamam.
Bağla.
Murat Bey ne zaman gelecek?
Bak daha akşam hazırlanacağım, edeceğim.
Gelirler.
Merak etme.
Bekleyelim.
Ne diyorsun çözümlerime?
Sevdin mi?
Kadife kumaşlarla uygulayacağım bunları.
Kim yaptı bunları?
Bak tam arkanda.
Hayat, gel bebeğim.
Emre'ye tanışın.
Merhaba.
Ben onun yeteneğiyle az önce tanıştım.
O kadar güzel kahve döküyor ki.
O ne demek öyle?
Ha, okey.
Kusura bakmayın.
Ben biraz önce gerginim.
Önemli değil.
O zaman barış teklif ediyorum.
Emre ben.
Hayatın.
Her şeyi tatlı ile başlayalım.
Alır mısın?
Teşekkürler.
Gülünce hayat daha güzel oluyor.
Ben yemesem daha iyi aslında.
İtiraz yok.
Böyle her canın sıkıldığında, sinirlendiğinde...
...şuraya bir tane kamzeye şeker koyuyorsun.
Derdin kalmıyor.
Tuval, toplantı iptal et.
Acil bir işim çıktı.
What?
Aman, akşam... Sen halledersin.
Sen de o iş.
Hayat, benimle geliyorsun.
Tuvalye?
Yanlış bir şey mi yaptın?
Yok, sen... Yok.
Biz sonra konuşuruz.
Sen git akşama hazırlan.
Zor bir gece bekle bizi.
Ben seni az önce uyarmadım mı hayat?
Ne yapmışım acaba?
Yine hangi büyük suçu işlemişim?
Bundan sonra kış masada projesinde yoksun hayat.
Ne?
Anlamadım.
Murat, biraz önceki halin neydi öyle?
Bak geldi.
Tuval, hayat bundan sonra kış masada projesinde yer alınacak.
O işin azı devleti.
Ne demek olmayacakken?
Niye yokum?
Çünkü ben öyle istiyorum.
Hoşuna gitti mi?
Aşk onu seni tatmin etti mi?
Murat, ben o projeye emek verdim.
Benim çizimlerim kullanıyor.
Nasıl yokum?
Bu yüksek voltajla ya.
Biraz calm down.
Biri bana açıklama yapabilir mi?
Bizi yalnız bırakır mısın Tuval?
Pardon.
Tabii.
Akide şekeri yüzünden yapıyorsun bunlar değil mi?
Pardon ne akidesi?
Emre şeker verdi diye yapıyorsun.
Emre, ne kadar da çabuk sanmıyor musunuz?
Açık açık gelsene sen bana.
Açık açık konuşsana.
Ne demek istiyorsun?
Ben gayet açık konuşuyorum hayat.
Bundan sonra bu projede yoksun.
Bana öyle dönüp arkanda giremezsin.
Ben de bu şirketin ortağıyım.
Senden emin olmak zorunda değilim.
Bir dahakine kafana denk getireceğim.
Kafana.
Anladın mı?
Kafana atacağım.
Duydun mu beni?
Vallahi kız bunu bayağı bir dolandırmış.
Bizim saftörekle gitmiş 150 bin lirayı saymış eline.
Peki Murat'ın annesi neredeymiş şimdi?
Yani orasını anlayamadım.
Ama sanıyorum kızla beraber kaçmış.
Tamam.
Kulağını dört aç.
Yeni bir şey olursa da mutlaka beni haberdar et.
Derya Hanım, çayınızı hazırlamam ister misiniz?
Olur olur.
Dediğim gibi hazırla ama.
Tamam efendim.
Necad Bey nerede?
Çıktı efendim.
Valizini hazırlattı.
Bir süre yokmuş.
Valiz mi hazırladı?
Ne valizi?
Nereye gitti?
Bilmiyorum.
Bir şey söylemedi.
Tertip.
Ya bir aramıza dön sen.
Ben şimdi hazırlığın peşini niye bırakıyorum?
Anneni aramaktan vaz mı geçiyoruz?
Yani Tamer Bey'i arıyor zaten.
Olabileceğim bir şey yok yani.
Ya bence hayatta kızmayalım.
Beğen olsun hepimiz olabilir mi diye düşündük.
Kız bizi fena tongaya düşürdü.
Efendim anne.
Oğlum babanla konuştun mu bugün hiç?
Yo konuşmadım da neye sordun?
Bavulunu toplayıp gitmiş.
Nereye gitmiş?
Herhalde bilsem sana sormazdım Doruk.
Telefonu kapalı nereye gitti bu adam?
Tamam anneciğim.
Endişelenecek bir şey yok.
Yolda falandır.
Görünce arar seni mutlaka.
Peki Murat'ın annesinin bugün ortaya çıktığından haberin var mı senin?
Ve babanın tam da bugün ortadan kaybolması tesadüf mü yani sence?
Ya anne kapat şu telefonu da Allah aşkına ya.
İyice delirdin sen.
Doruk ne oluyor oğlum?
Aman boş ver abi ya.
Annemin paranoyaları işte.
Neyse.
Ben şu lansmanı zırtıklarına da bakayım.
Ya telefonu da kapalı.
Kızım benim ilacımı getirir misin?
Tamam efendim.
İlaç mı içiyorsunuz Azim hanım?
Yerinizde olsam bir de sakinleştirici alırdım.
Ne diyorsun sen Derya?
Yaptıkların yetmedi mi?
Biraz rahat bırak beni.
Ana oğul daha kötüsünü hak ediyorsunuz.
Doğru söylüyorsun.
Senin gibi bir kadını gelin diye eve soktuk.
En kötüsünü hak ediyoruz biz.
Benim gibi bir kadın ha?
Üzülmeyin Azim hanım.
Oğlunuz yine eski gelininizle beraber.
Leyla'yı alır oturtursunuz bu eve.
Beni de sonra mumla ararsınız.
Nereden çıktı şimdi bu?
Ne diyorsun sen?
Oğlunuz aklını kaybetmiş diyorum.
Üstelik tam da eski karısının ortaya çıktığı gün.
Evi terk etti.
Sizce de çok büyük bir tesadüf değil mi?
Leyla!
Burası ne kadar kötü bir oda.
Biz burada mı kalacağız?
Ne o?
Beğenemediniz mi Kontes hanım?
Beş kızla bir fare deliğinde kaldığın günlerini çabuk unuttun.
İyi de artık paramız var.
Yani daha güzel bir yerde kalabiliriz.
Sen mi kazandın parayı?
Doğru.
Siz kazandınız.
Oğlunuzu dolandıran sizsiniz.
Kapa çeneni.
Hadi git bana içki al.
Ama öyle ucuz bir şey olmasın.
Ne de olsa artık zenginiz.
Ne içkisi ya?
Biz bu yüzden mi çıktık hastaneden?
Ben bir daha size yardım falan etmem.
Sana fikrini soran olmadı.
Hadi git bana içki al.
Ne kadar da çok babamın gençliğine benzemiş.
Gidiyor musun?
Beni beklemeyecek misin?
Gelmiyorsun ki.
Ben beş dakikaya hazırım.
Beş dakika bekle.
Geliyorum.
Ben Türkçe konuşmuyor muyum?
Sen anlamıyor musun?
Kış masalı projesinde yoksun Hayat.
O yüzden Nansman'a gelmene gerek yok.
Niye ya?
Şirkette herkes geliyor.
Ben niye gelemiyorum?
Çünkü ben öyle istiyorum.
Bu sence profesyonelce mi?
Değil.
Ama şu anda profesyonelik yapmak zorunda değilim.
Çünkü şirkete değiliz.
Evdeyiz.
Evde de koca alarak konuşuyorum.
Ha, evet.
Kağıt üstünde kocamsın.
Ama ben senin karın değilim.
Ya.
Öyle mi?
Yalan mı?
Değil.
İstersen kalıp bunu konuşabiliriz.
Nansman'a gitmek o kadar durumda değil.
Bırak beni.
Emin misin?
Eminim.
Peki.
O zaman ben kaçıyorum.
Bu arada davetlilere senin çok hasta olduğun gibi dinlendiğini söyleyeceğim.
O yüzden dinlen.
Sen kendini ne zannediyorsun ya?
Bana böyle emir verip gidiyorsun.
Ben senin kuklağın değilim, tamam mı?
Bu kadar kolay değil.
Beni parmağında oynatamayacaksın.
Aa, Muratcığım.
İyi akşamlar.
Derya bugün bir şeyler söyledi.
Çok acelem var babaanne.
Derya anne'nin problemine ilgili uğraşacak vaktim yok.
Ahretliğim.
Hocam.
Bak, Fadık dediydi dersin.
Senin bu kayınpeder tez zamanda gideceği.
Kız nasıl laf öyle?
Ağzından yel alsın, töbe töbe.
Töbe töbe de bu yaşa kadar ağzına içki sürmemiş adam...
bir gecede kulağı kesik alemcilere döndü.
Normal mi bu?
Doğru diyorsun kız, doğru diyorsun vallahi.
Ay bilmiyorum nereden çıktı bu içki muhabbeti?
Bu yaştan sonra Türk kahvesinden soğumalar.
Evleneceğim demeler.
Kız gerçekten kötü bir şey mi oluyor babama acaba, ha?
Dedem.
Senden hiç diyorlardı ki hiç.
İçmez diyorlardı, gençliğinde içmiş sonra bırakmış diyorlardı.
Niye?
Başladın sen yine.
Hayatı ayrı üzülüyorum.
Murat'ı ayrı üzülüyorum.
Azme'yle kendimi çok daha fazla üzülüyorum.
Kimseye de bir şey diyemiyorum.
Niye diyemiyorum be dedem?
De.
Hani bu dili çözüyordu.
Öyle mi diyorsun?
Bak o zaman sana bir şey diyeyim.
Kimseye etmem şikayet.
Ağlarım ben halime.
Kimseye etmem şikayet.
Ağlarım ben halime.
Titrerim mücrim gibi bak.
Türkçe istikbalime.
Titrerim mücrim gibi bak.
Türkçe istikbalime.
Perde izulme çekilmiş.
Korkarım ik balime.
Titrerim mücrim gibi bak.
Türkçe istikbalime.
Titrerim mücrim gibi bak.
Çok güzel söyledin be dedem.
Ben sana bir şey soracağım.
De bakayım senin dertin ne?
Sen şimdi Elma'yı seviyorsun diye Elma'nın adı.
Seni sevmesi gerekiyor mu?
Hiçbir şey anlamadım.
Şöyle anlatayım ki.
Ben Elma'yı seviyorum.
Elma beni seviyor.
Ama ben bu Elma'yı niye yemiyorum dedem?
Niye bu Elma benim uzaktan arkadaşım oluyor?
Şimdi anlattım.
Şimdi anlattım.
O zaman Elma'ya uzakta bakmayacaksın.
Elma'nın dalına pinip Elma'yı koparacaksın kızım.
Koparayım mı?
Ee kopar.
Gidip koparayım mı o zaman?
Nereye gidiyorsun kız?
Elma'yı almaya.
Ya sen otur içeride bak.
Alırım şimdi dur.
Hadi elmalardan getir anne.
Yok, yok.
Dur, dur, dur.
Bu Elma sizin bildiğiniz Elma değildir ya.
Bırak gitsin koparsın kız Elma'sını.
Aa!
Hayatta bırakmam.
Bu halde, bu saatte tövbe.
Otur.
Leme kızı bırak gitsin.
Bugün koparmasa hayatının sonuna kadar pişman olacak.
Evet pişman olacağım.
Gittim ben.
Hadi yolun açık olsun kızım.
Yürü.
Elmalar?
Gitti ya kız.
Gitti.
Ee?
Neredeler kızım?
Hayat der ya.
Hayat Hanım hazırlanıyordu.
Çıkacak herhalde.
Derya Hanım da yemeyecekmiş.
Hayırdır kızım?
Bizim lasmanız var ya şirkette.
Oraya gidiyorum Azmi Hanım.
Ee, Murat'la böyle ayrı gayrı mı gideceksiniz?
Onun, onun önceden gitmesi gerekiyordu.
Ben daha hazırlamamıştım.
Hah.
Tamam o zaman.
Hadi bir an önce yetiş kocana.
Yalnız bırakma onu.
Afiyet olsun.
Ee, Azmi Hanım.
Ne kadar herkesi bir araya toplamaya çalışırsan...
o kadar da ağlıyorlar işte.
Kaldın mı bir başına?
Bana bak.
Gözümün kapıda çıktığını koyarsan yemin ederim unfollow.
Zaten gerginim.
Tamam tamam.
Öbürünü koyuyorum.
Merak etme.
Hadi gel pozitif enerji.
Bekletme.
Her yere dol.
Ee, Kerem.
Hı?
Yani buraya kadar her şey çok romantikti.
Çok güzeldi.
İyi.
Yağmur başladı.
Evet.
Ne oldu?
Sevmez misin?
Yani severim canım yağmuru.
Çok severim.
De, sevdiğin şeylerin seni hasta etmesine izin vermemelisin değil mi?
Gel bir şey yapalım.
Kafede oturalım.
İyi peki.
Ama bu bizim ilk yağmurumuz.
Nasıl yani?
Kim bilir benden önce kaç kere yağmura yakalandın?
Kim bilir benden önce kaç defa sırılsıklam oldu?
Ben de öyle.
Ya bu bizim ilk yağmurumuz.
İlk ıslanışımız.
Bizim ilk yağmurumuz.
O zaman şöyle yapalım.
Bir anlamı olsun.
Şey yapalım.
Dilek tutalım.
Dilek?
Evet.
Tutuyorum.
Tamam tut.
Sen de tut.
Ben?
Ben şimdi...
Kapat.
Tamam.
Kerem.
Sen?
Tuttum.
Ne tuttun?
Seni tuttum.
Öyle değil yani işte.
Senden hiç ayrılmamayı diledim.
Sen?
Senin dileğinin kabul olmasını tuttum.
Oğlum ben seni seviyorum ha.
Anlamadım?
Anlasaydın canım.
On kere söyleyebilecek bir insan değilim ben.
Biliyorsun yani.
Allah Allah.
İpek, bir daha söyler misin?
Ben seni çok seviyorum ya.
Bayağı seviyorum hem de.
Evlenelim biz ya.
Ne dedin?
Evlenelim biz.
Evet, evet.
İpek, ben seni çok seviyorum.
Hani derler ya dünyada milyarlarca insan var.
Ama birini sevdiğin zaman dünyanın nüfusu bile düşer diye.
Dünyadaki tek sevdiğim şey sensin.
Aşığım sana ya.
İpek.
Benimle evlenir misin?
Bendeki etkiyi göstermedi sende değil mi?
Öyle diyorum ben ya.
Evet, evlenelim.
Kerem nereye bakıyorsun?
Cevap vermeyi unuttum ya.
Evet.
Ne evet?
Evlenelim.
Evlenelim mi?
Evet, evet kabul ediyorum.
Evet yani evet evlenelim.
İpek.
Hadi hayat sarsılmaz.
Kim olduğunu göster Murat'a.
Hayat.
Sen de mi geç kaldın?
Öyle oldu biraz.
Niye tedirginsin bu kadar?
Hoşamadın galiba benden.
Yok, tedirgin falan değilim.
Harika, o zaman beraber geçebiliriz.
Abi ben bir hoş geldin deyip geliyorum.
Hoş geldin.
Abi ne dedi o ya?
Çok çaresiz görünüyor herhalde.
Evlenmek istiyorsan beni aradı diyor.
Parmağındaki yüzüğe rağmen kızı resmen yürüdü sana.
Plazman daralttı beni ya.
El alemin kumaşının lansmanını yapıyoruz.
Tuvalet gereksiz işleri.
Ay öyle deme işte ya.
Adam öyle oda kumaş veriyor.
Çevik biz de yararlanıyoruz bundan.
Hem sen açıkça karımı özledin desene bana.
Hayat yengem de geldi işte.
Murat'a resmen cinnet geliyor ya.
Tuval düşün, düşün, düşün.
Hey babe.
Geldin ne güzel.
Bak herkes kumaşlarını konuşuyor.
Bak kimler var burada gel.
Bir saniye Tuval.
Murat Bey.
Toplantıyı iptal eden.
Emre ben.
Yay tamam süper.
Tanıştık çok güzel.
Hadi bizi bekliyorlar.
Deli mi bu adam?
Asker aslında elimi kırıyordu.
Tuvalet kafanı kırmadı.
O niye?
Hayatın kocası o.
Bir dakika, bir dakika, bir dakika.
Hayat evli mi?
Evli diyorum.
Evli, mutlu, çocuksuz.
Sen de onlara bakmayı bırak.
Bana odaklan.
Bir de ben nereden bileyim kızın alnında evli mi yazıyor?
Kızın parmağında yüzüğü var.
Benim şaşkın panda berim.
Vallahi kızın yüzü o kadar güzel ki.
Bak parmağını falan görmüyorum bile.
Adam canlı bombaya dönüşüyor.
Hayata ayet her şeyi hafızandan siliyorsun.
Sparkless mind yani.
Çocuk bizi bakma.
Öyle bakma bana.
Benim hatam değildi, kapıda karşılaştık.
Susma, bir şey desene.
Ben bugün de bir şeyler dedim Hayat.
Ben sana sürekli bir şeyler söyleyeyim ama sen yapmıyorsun.
Ne diyeyim ben sana?
Buraya gelmek benim hakkımdı.
Kızmana hiç gerek yok.
Gelmen ne ki?
Gitme diyorum gidiyorsun, yapma diyorum yapıyorsun.
Gelme diyorum geliyorsun.
Daha hangi birine sayayım sana?
Bir şey sordum.
Beni görmüyor galiba.
Bakayım.
Boya güzel boya da.
Görmüyorsun galiba.
Pardon.
Hadi.
Tapul malı mı canım?
Evet, tapulu malı.
Bu da tapul.
Gidecek misin artık?
Deliye bak, fena yaparım seni.
Ciddi misin?
He.
Bak zaten sinirim tepemde.
Hayatım.
Sinirin birinden çıkarısın var.
Bence sen benim Karadeniz'i damarıma basma.
Giresin kösmünü bilir misin?
Yürü git.
Hayatım, Hayatım.
Ne yapıyorsun sen?
Sakin ol.
Görmüyor musun?
Hadsiz şey.
Demek öyle.
Haddini bitmeyenlere dalabiliyoruz yani.
Evet, yoluma hakkınız var.
Sen burada bekle o zaman.
Öyle değil o, öyle olmaz o.
Olma, alakalı bir şey değil o.
O herifle geldim buraya.
Kapıda karşılaştık dedim ya sana.
Benim karım başka bir herifle çıktı karşıma.
Biliğine sarıldı.
Sana dokundu.
Hiçbir şekilde öyle giremezsin hayatım.
Anladın mı?
Karşılaşsan da karşılaşmasan da hiç bir şekilde öyle giremezsin.
İşte o şekilde de değil mi Murat?
O şekilde de değil.
Bana bak, bana.
Ne yaptın sen?
Bu adam bir daha bu şirketin kapısından gelecek Tuvalet.
Plasman bitmiştir.
Yürü.
Hadi.
Müzik deneyemez misin?
Üzüldüğün zaman tam olarak şuraya bir tane şeker.
Yani herife bak ya.
Sen ne yaptığının farkında mısın?
Rezil olduk.
Sana bir şey söyleyeyim mi?
Yukarıda olan hiçbir şey umurumda değil benim.
Beni asıl kızdıran şey sana sürekli bağıran,
çağıran, kötü davranan adam durumuna düşmek.
İşte benim en çok canım yakan bu.
Yapma o zaman.
Mümkün mü hayatım?
Yani hata yapmadan duramıyorsun ki.
Bu konuda süper muhteşem bir yeteneğin var.
İstemeden oluyor.
Tamam, annen konusunda kızgınsın.
Ama her şeyi yakıp yıkmaya hakkın yok.
Öfkeni biraz durdur.
Ben yoruldum artık.
Öyle mi?
Ben de sürekli sevdiği kadını acı çektirmekten
zevkana adam durumuna düşmekten çok yoruldum.
Kötü adam olmaktan yorulmuş.
Bir kere bu benim lafım.
Önce ben söyledim, önce ben yoruldum.
Açılsana.
Kapı bile dengesiz sahibi gibi işte.
Açılmıyor.
Evet, evet.
Şirketimin kapısı da benim gibi.
Gecenin sonuna dengesizleşebiliyor.
Asıl sıkıntı ne biliyor musun?
Bütün mesele işte bu gamzeler.
Ne yapayım?
Gülünce çık.
Gülme o zaman.
Benden başkasını gülme.
İstersen ne zaman nefes alacağımı da söyle.
Hatta sabahki gibi emirler yağdır.
Bakın neydi?
Projede olmayacaksın.
Lans mala gelmeyeceksin.
Bir daha gülmeyeceksin.
Başka?
Başka Emreders?
Sana bir şey soracağım hayatım.
Bunlardan hangisini yaptın?
Yapmadım.
Yapmayacağım da.
Peki.
Biz de o zaman yorumlaya devam ederiz.
Alo.
Sevgili akolocam ve dostum.
Dur bakayım dur dur.
O şimdi kanındaki alkol ile alkolündeki kan biraz karıştı.
Ama sağ yukarıya aynıdır.
Biraz hareket et, ısınırsın.
Hıh.
Kızım be.
Senin tetoşun vahyan biraz sarhoş.
Seni çok merak ediyorum.
Hadi dön eve be.
Dön de gel hadi.
Dedem.
Olmaz o.
Olmaz.
Bu gece bu iş konuşulacak dedem.
Bak.
Yeter artık ha.
Etmiyor mu?
Benim hakkım değil mi mutlu olmak?
Hem sen dedin.
Kendi kendin dedin.
Dedoştuk dedin.
Demedin mi bana git diye?
Dedim dedim da.
Hı.
Hani... Hani ya bu geceydi ya bu gece söylüyordum.
Ya da sonra belki de bütün bir ömrüm boyunca da söyleyemezsin.
Hep pişman olursun dedin.
Hı?
Ne yapayım ben?
Yaşlı ve pişman mı olayım ben?
Hı?
Tamam tamam.
Yaşlı ve pişman olma tamam.
Çık karşısına konuş ulan.
Arkandayım.
Helal benim haşmet dedem.
Dedoş bak şimdi ben gideceğim.
Diyeceğim ki... ...o Duru Duru'un yanına gideceğim.
Uy diyeceğim.
Ula diyeceğim uşağım diyeceğim.
Kanka ne demek be?
Kanka ne be?
Manyak mısın?
Diyeceğim.
Tamam tamam kızım tamam.
Gazanen mübarek olsun tamam.
Dedem...
...gürmetler... ...dedem...
...saygılar olsun diye öpüşsene.
Ellerinizden öperim.
Gözlerinizden öperim.
Ben bundan sonrasında da tekim artık.
Ula haşmet...
...her kadar bepelere yol gösteriyorsun...
...kendin açık derdini diyemiyorsun.
Doruk sarsılmaz.
Of be.
Tebrik etsine kurban olduğum.
Neredesin?
Buradayım.
Hadi aşk kapası tabii benim.
Baksana ben her zaman çocuğu görüyorum.
Sen benim hayalimde daha mu yakışıklısın?
Yalnız Aslı'cığım ben hayal değilim.
O zaman... ...o zaman bir tüfeği ben bir varayım.
Doruk?
Evet.
Ne işin var senin benim etek odamda?
Yalnız şu anda senin değil benim etek odamdayız.
Oo.
Nasıl ya?
Oo.
Sen o zaman benim bütün o bahçede falan söylediklerimi...
...duydun mu?
Canım kankim benim ya.
Yerim ama senin kankini ya.
Ben de yerim.
Elma da yerim.
Sen de yerim.
Hayırdır Haşmet Bey?
Hayırdır Azim'im.
Azim'im sana bir şey diyeceğim.
Bu saatte geç değil mi?
Sabah deseydiniz.
Aşk beklemez Azim'im.
Tövbe tövbe.
Ne diyorsunuz siz Allah aşkına?
Azim'im bak ben seni çok seviyorum.
Elli senedir seviyorum.
Haşmet Bey sarhoş musunuz siz?
He sarhoşum.
Senin aşkından sarhoşum.
Haşmet Bey ben şimdi bu telefonu kapatıyorum.
Kapatma kapatma kurban olayım.
Ben senin elmanı yerim.
Sabah uyanınca bu yaptıklarınızdan çok utanacaksınız.
Ayvayı yedim.
Deli bu adam.
Ay ölüyorum.
Leyla Hanım.
Leyla Hanım iyi misiniz?
Çok kötüyüm.
Ama ben söyledim size içmeyin her şey tekrar nüks edecek diye.
Ay yazık vallahi bütün emiğimiz boşa gitti.
Tekrar baştan başlamak zorundayız.
Çok konuşma.
Hadi git bana bir ilaç al.
Allah'ım öldürecek bu mida bulantısı beni.
İyi de ben nereden bulacağım bu saatte ilaç?
Ne bileyim ben.
Nereden bulursam bul git bir nebetçe eczane bul bir şey yap.
Ay bir de bana soruyorsun hemşire olan ben miyim sen misin?
Son.
Vallahi son.
Bugünden sonra beni ancak rüyanda görürsün.
Yani şu halimize bak.
Kendi evimiz dururken başkasının evinde parmak ucunda yürüyoruz.
Babaannem iyileşti Hayat.
Yarın beraber eve dönüyoruz yeter.
Hayır babaanne bir söz verdik.
Ayrıca senin dediğin olmayacak.
Hayat bak gerginlik kotam doldu.
Hem senin gibi kösmü de vuramadığım için rahatlayamadın biliyorsun.
Sen geç dalgana.
Vuramamışmış adamı yere serdin.
Hayat şu şekerci herifin adını anma.
Bak bileniyorum ya.
Ya hâlâ emir kipiyle konuşuyorsun ya Murat.
Emre mi demeyecektik?
Tamam kes dalga geçmeyi.
Emredersiniz majesteleri.
Gel buraya gel buraya gel.
Benimle dalga geçmen bittiyse eğer dinle.
Bak aramızda ne yaşarsak yaşayalım.
Ne olmuş olursa olsun.
Ne hata yapmış olursan oldu.
Sen benim karımsın.
Anladın mı?
Kağıt üstünde.
Yine mi?
Ne istiyorsun?
Ne demek istiyorsun?
Açık açık söyler misin?
Tamam.
Açıkça söyleyeyim o zaman.
Böyle evlilik olmaz Murat.
Ben evliliği böyle hayal etmemiştim.
Sabahları birlikte uyanacaktık.
Kahvaltı hazırlayacaktım ben sana.
Sen eve gelirken bir şey lazım diye soracaktım.
Mutlu olacaktık biz biraz.
Şimdi biz birazcık bile mutlu olamıyoruz.
Bırak karı koca olmayı.
Anne yatakta bile uymuyoruz biz.
Bu karı kocalık değil.
Yani ben senin karın değilim.
Bu bu gece bunu ikinci söyleyeceğim.
Öyle mi?
Karım mı olmak istiyorsun?
Gel.
Gel karım ol.
İnanamıyorum ben sana ya.
Bugüne kadar ne yaparsan...
Ben kabul ettim.
Senden hiçbir şeyden nefret etmedim.
Bu yaptığını var ya...
Bu gece burada bana yaptığını...
Unutmayacağım.
Hayat!
Hayat!
Hayat!
Hayat!
Hele nispet gülüşüler...
Günü dolmuş vaatler...
Bana uymaz git yazık...
Seni sevmiyorum artık...
Çamura pasa bulaştık... Gözü dönmüş kavgalar... Boyu aşmış dalgalar...
Beni sarmaz git yazık...
Karım mı olmak istiyorsun?
Gel.
Hele bana boşuna yalvarışlar...
Canıma dokunmuyor ne söylesen zaten...
Hiç gözüme bakma yaramaz çırpınışlar...
Şimdiye kadar söylemekte geç kaldım aslan...
Seni sevmiyorum artık...
Yalana dolana battık... Hele nispet gülüşüler...
Günü dolmuş vaatler...
Bana uymaz git yazık... Seni sevmiyorum artık...
Çamura pasa bulaştık...
Gözü dönmüş kavgalar...
Boyu aşmış dalgalar...
Beni sarmaz git yazık...
Seni sevmiyorum artık... Çamura pasa bulaştık...
Bana uymaz git yazık... Seni sevmiyorum artık... Çamura pasa bulaştık...
Gözü dönmüş kavgalar... Boyu aşmış dalgalar... Beni sarmaz git yazık...
Seni sevmiyorum artık... Çamura pasa bulaştık...
Bana uymaz git yazık... Seni sevmiyorum artık...
Para yok.
Nerede lan para?
Ne bileyim ben aslamışsın sen ya.
Kim alacak lan o zaman?
Çattık ya.
Bütün manyaklar da bizi buluyor.
Ölsün müyim lan ben?
Al şu çantanı.
Hadi git defol.
Yürü, yürü git.
Defol git buradan, yürü.
Bir daha gözüm görmez seni buralarda.
Nereye gidiyoruz ablam?
İzmit'e gidiyorum ama sonra döneceğiz.
Olur ablam.
Ne o?
Gözlerim parladı hemen bakıyorum.
Taksimetre açmadan uygun bir fiyata gidersen giderim.
Yoksa şuracıkta inerim.
Olur ablam hallederiz.
İyi.
Murat Bey?
Burada mı uyudunuz efendim?
İyi misiniz?
İyi miyim?
Bana bir kıyafet, bir de kahve getirir misin?
Başüstüne efendim.
Terbiyesizler.
Terbiyesizler ya.
Her yeri sardılar.
Bütün evi ele geçirdiler.
Ne oluyor yine ya?
Ne işiniz var burada?
Anlamıyorum ki.
Ne oluyor yine burada?
Niye kıyamet kopuyor?
Bu kızın benim oğlumun odasında ne işi vardı?
Aslı, ne oluyor burada?
Evet, ben de onu soruyorum işte.
Anne bir sakin olur musun?
Bir sakin olursak ben aslında açıklayabilirim hepsini.
Biz dün akşam oturduk bizim evde işte Haşmet dedemle falan.
Sonra ben bir anda kendimi burada buldum.
Gelmişken de kalayım dedim.
Dalga mı geçiyorsun sen benimle?
Ya, estağfurullah.
Ben olanı anlatıyorum.
Gerçekleri anlatmaya çalışıyorum şu anda.
Aslı.
Efendim?
Sus.
Susuyorum.
Azime Hanım!
Azime Hanım!
Evde kıyamet kopuyor.
Siz uyuyun daha, uyuyun!
Boşuna bağırma anneciğim.
Evde yok babaannem.
Derya Hanım, gördüğünüz gibi ortada çok büyütülecek bir şey yok bence.
Ya, gerçekten hamam böcekleri gibisiniz.
Her yeri saran hamam böcekleri gibi.
Ve gittikçe çoğalıyorsunuz.
Yeter be!
Yeter!
Tamam.
Bir daha bu eve kimse gelmeyecek.
Anne, lütfen odana gider misin?
O kıza söyle, seninle ilgili hayaller falan kurmasın.
Ya anne, bir sus, bir git hadi Allah aşkına ya!
Nasıl ya?
Sen bakma Derya Hanım'a, boş ver.
Hayat, ben gerçekten dün gece... ...Tarık'la konuşmak için gelmiştim.
Ama seni de çok zor duruma düşürdüm.
Ne olur affet beni.
Saçmalama.
Şu an olanların hiçbir önemi yok.
Şimdi sen bekle, ben üstümü değişeyim.
Beraber gidelim, olur mu?
Tamam.
Tamam.
Ya sen annenin kusuruna bakma.
Çağatay, Hayat Hanım geldi mi?
Gelmedi Murat Bey, biraz rahatsızmış.
Öyle... Big, big problem Murat.
Başım çok ağrıyor Tuval.
Daha da ağrıyacak.
Emre kumaşları geri çekti.
Vermiyor yani, haklı olarak.
İsabet olmuş.
Ben de zaten iptal et diyecektim.
Peki, ne yapacağız?
Kış masalını iptal edeceğiz Tuval.
Bu sene de yılbaşı koleksiyonumuz olmayı versin.
Olanlarla iptal edelim.
Şaka.
Yaptım, de bana.
Gayet ciddiyim.
Şu Emre'yi başımıza bela ettiğin için sana bir şey demiyorum farkı neysen.
Şükret.
Sen, az önce, koleksiyonumu, emeğimi hiçe sayarak bana ders mi verdin?
Öyle bir şey yapmıyorum tabii ki Tuval.
Ben anladım.
Türkçe'ye düzgün konuşmuyor olabilirim.
Ama çok iyi anlıyorum.
Tuval, Tuval bana bakar mısın?
Tuval gel konuşalım.
Ne var Çağla?
Murat Bey, bir ziyaretçiniz var.
Kimseyi görmek istemiyorum.
Gönder gitsin.
Ama çok önemliymiş.
Hazal Hanım diye biri.
Sen ne yüzle... Çabuk güvenliğine.
Dur ne olursun.
Bak ben her şeyi doğrusu anlatacağım sana.
Annem nerede?
Ne yaptın ona?
Hiçbir şey.
Ben ona kötü hiçbir şey yapmadım.
Yapamam ki.
Ben sana o şansı bir kere verdim ama sen değerlendiremedin.
Çabuk ara gelsinler.
Dur ne olursun bak yalvarırım.
Hiç vaktimiz yok.
Annen çok hasta.
Eğer polisleri ararsan anneni bir daha göremezsin.
Sen var ya, sen çok iyi bir yalancısın ama ben düşündüğün aptal adam değilim.
Gerçi polisleri anlatırsın.
Ben sana yemin ediyorum her şeyin doğrusunu anlatacağım.
Oyun falan oynamıyorum ben.
Eğer öyle olsa kendi ayağımla gelir miydim?
Ne olur beni bir dinle.
Sonra istersen polisleri ararsın.
Sen burada bekle.
Evet.
İki dakikan var beni ilgilentmek için.
Anlat.
Tamam sana her şeyi anlatacağım.
Ama karşılanında senden bir şey istiyorum.
Sen pazarlık hakkını kaybettin.
Farkına değilsin galiba.
Şart falan yok.
Sadece azalmakta olan bir iki dakikan var.
Bak ben bütün bu oyunu para için yaptım.
Eğer bana istediğim parayı verirsen sana annenin nasıl biri olduğunu anlatacağım.
Sonra 45 saniye dinlemeye gerek duymuyorum.
Çünkü etkili bir giriş yapamadım.
Her şeyi annem planladı.
Ben bilemezdim senin hakkında onca şeyi.
Öyle değil mi?
Bir düşünsene.
Belki zorluğu öğrendin.
Sonra para koparmak için bana karşı kurdun.
Nereden bileceksin?
Hayır yanılıyorsun.
En sevdiğin tatlıya kadar annen söyledi.
Üstelik dediklerini yapmam karşılığında bana para verecekti.
Tamam yeter bu kadar saçmalık.
Hadi.
Bak beni de kandırdı.
Bana tek kuruş vermeden bütün parayı aldı kaçtı.
Eğer bana inanmıyorsan dün gece kaldığımız otele gidelim.
Sen ne olursun yalan söylemiyorum ben.
Bak çok fazla vaktimiz yok.
Ortalıktan kaybolacak.
Artık parası da var.
Onu bulmak istiyor musun?
Kulağı mı çekiyorsun?
Emine teyze kulağı mı çekmez misin lütfen?
Kız sen hiç utanmıyorsun mu?
Senin sarsılmazlarının evinde ne işin var?
Ne işin var de bakayım bana.
Emine teyzecim açıkladık ama bunları hep değil mi?
Aykol duvarını açmışız gidip çarpmışız falan diye böyle olabiliyor.
Böyle şeyler de büyütmemek lazım.
Gitti bitti kapandı mevzu.
Kulağı mı çekiyor?
Anne ne yapıyorsun sen?
Kaç yaşındaki kızın kulağını çekiyorsun?
Bak ben geldim bir hoş geldim bile demedin.
Kızım bizim bir hoş bir durumumuz var mı?
O ne kız?
Sizi özledim.
Bir iki gün kalacağım burada.
Murat'a da söyledim.
Kızım kocanla bir sorun falan yok değil mi?
Ne sorunu olacak anne?
Ben buraya gelemez miyim?
Kalamaz mıyım?
Özleyemez miyim?
İstemiyorsan giderim.
Ay kurban olurum.
Gelirsin tabi kalırsın.
Saçmalama nasıl söz öyle.
O zaman bir anne çayı olsa da içsek ha?
Demlerim ben sana.
Hadi siz geçin içeri.
Ay gerçekten hızlığına yetişemiyorum ben senin Aslı.
Borçla gibisin ya durduğun yerde durmuyorsun.
Kızım sen dün buralarda gamlı baykuş gibi takılıyordun.
Ne ara poliyanlı oldun?
Bilmiyor, bilmiyor ama.
O biliyor.
O biliyor.
O biliyor.
Kızım benim hayallerim gerçek oldu.
Biz Toruk'la sevgili olduk.
Hem de öpüştük.
Ol eve.
O zaman sıkı durun.
Ay şöyle oturalım.
Bakalım.
Ben momayı patlatıyorum o zaman.
Biz...
Kerem'le...
Evleniyoruz.
Ne?
Ya şaka.
Kızım siz ne ara karar verdiniz bunu?
Yani... Ciddi değil mi böyle ciddi ciddi evleniyorsunuz?
Ciddi ciddi evleniyoruz, ciddiyiz.
Ya böyle bir anda oluverdi bilmiyorum ki.
Ay Allah'ım.
Bu zaten evlendi.
Sen de evleniyorsun.
İnanamıyorum.
Allah'ım.
Allah'ım benden var ya.
Nişan evlenir miyim ki ben de?
Evlenirsin bence.
Toruk iyi çocuk.
Saygıyla bir kız.
Ama neyse.
Çocuğu hâlâ kanka demiyorsun inşallah.
Hı, kanka diyorum.
Evet.
Hayat.
Bunlar öpüşmüş ama bu hâlâ kanka diyor şu çocuğa değil mi?
Kızın çok acayip oldu zaten.
Tam bak öyle, öyle oldu yani çok acayip.
Anlatacağım sana.
Hayat.
Senin bu bizde kalma işin tam olarak ne?
Bizi anlatmadığı bir şey mi var?
Yok.
Bak.
Bak sabah Murat da yoktu evde zaten.
Hayat.
Eğer bir şey var da sen bizden saklıyorsan bak.
Yok.
Yok kızlar abartmayın ya.
Hani ben böyle çok aniye evlendim ya böyle pat diye.
Bir bekarlığa veda bile yapamadık.
O yüzden ben de geldim böyle bir iki gün burada kalacağım işte.
Aa, bakmayın öyle deli deli.
Yok öyle bir şey.
Yani evleniyorsun onu kutlayalım.
Ay hakikaten ya ben.
Ben evleniyorum.
Dur bakayım.
Uzat bakayım sen ellerini şöyle.
Hani bu ne?
Hani ay yüzük falan göremiyorum.
Ne yüzüğü canım?
Allah Allah.
Spontane gelişen bir şey sonuçta.
Daha yüzük müzik almadık.
Ver bakayım sen şu telefonu bana.
Ne yapacaksın telefonu?
Ver telefonu bana.
Ne yapacağım acaba?
Versen kızım.
Seviyorum ulan.
Evlenelim diye bağırdım ben de.
Vay sevindim tertip.
Hayırlı olsun.
Eyvallah.
Ya tertip.
Azime Hanım İpek'i ister mi bana yarın?
İster tabii.
Niye istemesin?
Konuşuruz.
Aa, bak yengen arıyor.
Söyle çiçeğim.
Enişte.
Vay Aslı sen miydin ya?
Evet.
Ama iki tane daha çiçek var yanımda.
Hayatman İpek de burada.
Çete toplanmış desene.
Evet.
Hem de hesap sorma çetesi.
Kerem.
Hani biz yüzük göremiyoruz.
Ya alacağım.
Vallahi alacağım.
En güzelini alacağım hatta yarın.
Bırak şimdi onu da Hayat.
Şu Murat'a bir şey söylesene.
Hastaneye götüreyim.
Bir götüremedim.
Önemli bir şey yok Hayat.
Kerem'ine bağırdılar işte.
Bizim şimdi işimiz var.
Sonra görüşürüz.
Hayat.
Hayırdır kuzum?
Bu ne gâtlarlık?
Yani kocana bir geçmiş olsun bile demedin.
Sen bize bir şey saklıyorsun ha?
Yok bir şey saklamıyorum.
Yok gâtlarlık falan Aslı.
O zaman niye konuşmadın kocanla?
Ee gördünüz işte.
Fırsat olmadı.
Çatıya kapattı.
Ne konuşayım o arada?
Aa kızlar yeter ama darlandım ben.
Darlamayın beni.
İki günlüğüne geldim.
Bak eşyamı toplarım ha.
Giderim.
Ay nereye gidiyorsun canım?
Dur tamam.
İnandık.
Hani öf!
Kalk kalk gitme.
Allah'ım!
Allah'ım ne kadar güzel her şey.
Ne kadar mutluyuz ya.
Değil mi?
Ne geçeceğiz acaba?
Ne geçeceğiz?
Ay dur bir.
Dur bir.
Bir şey diyeceğim.
Hı?
Güzel ele mi gelir?
Herhalde.
Herhalde.
Birader.
Buyurun.
Merhaba.
Şu adresi arıyoruz biz de.
Nerede?
Abi gelmiştiniz.
Burası zaten.
Eyvallah.
Eyvallah.
Burası olduğuna emin misin?
Kız burada kaldığını söyledi.
Başkan, sıkıntılı yerler buralar.
Niye burada kalmış ki?
Bilmiyorum ki.
Hayır parası yok diyeceğim.
Daha yeni çarptı sizi.
Kusura bakma.
Ben arada böyle konuşurum boş.
Bilirim.
Ee, ne yapacağız?
Ne yapacağız?
Gireceğiz, soracağız.
Hoş geldiniz.
Oda mı lazımdı?
Yok.
Biz birine bakıyorduk.
Leyla Yılmaz'da.
Leyla Yılmaz'da.
Yalnız müşterimiz hakkında bilgi veremiyoruz.
Oğluyum ben.
Madem oğlu var, kadın niye o haldeydi?
Açık konuşabilir misiniz?
Perişandı.
Hastaydı galiba.
Hatta odasından bir sürü şişe topladım getirdim.
Nereye gittiğini biliyor musun peki?
Nereden bileyim?
Gecenin bir vakti taksi istedi.
Yani kusura bakma da kadının da anasının gözüydü ya.
Ne biçim konuşuyorsun sen be?
Beraber geldiği kızı sapgül bıraktı burada.
Kızın parasını da mı almış?
Ne yapmışsa?
Kız perişandı.
Kafayı yedi.
Tamam.
Neyse.
Tamam.
Sen taksiyi duraktan mı çağırdın?
Yok.
Yabancıydı.
Yoldan çevirdim.
Hadi gidelim Kerem.
Eyvallah.
Ha bir dakika.
Belki burada bir şeyler olabilir.
Ne oldu?
Bir şey mi hatırladın?
Belki bir şeyler vardır.
Çıkmadığın önce benim telefondan bir yeri aradı.
İsterseniz bir bakın.
Bu numara mıydı?
Ha evet.
Bu numaraydı.
Abi ne oldu?
Numara tanıdık mı?
Babaannemi aramış.
Necdet sizi de aramadı mı hâlâ?
Daha kaç defa söyleyeceğim aramadı diye.
Kesin o Leyla denen kadınla.
Kesin.
Sen iyice delirdin.
Bu gidişle... ...sonun akıl hastanesi.
Azime Hanım, bana numara yapmayın.
Leyla denen o kadının hayattan para aldığını biliyorum.
Ve o ortaya çıkar çıkmaz Necdet de yok oldu.
Bırak kolumu.
Ne yapıyorsun sen?
Bırak Allah aşkına.
İzin vermeyeceğim.
Necdet bu eve geri dönecek.
Anlıyor musunuz?
Tıpış tıpış dönecek.
Ah.
Hey Allah'ım.
Nasıl zapt edeceğim ben bu kadını?
O ne kızım?
Bir de evlendin artık.
Öğren bunları.
He he.
Evlendi.
Kuru kuruya evlendi.
Ayol ne bir hürrem kaftanı gördük.
Ne bir gelin hamamına gittik.
Hayır bir şey değil.
Hiç değilse şöyle vitrine koyacak.
Bir tane nikâh şekerimiz olaydı ya.
Öyle deme anne ya.
Artık hevesimizi Azime'nin gelin hamamına saklayacaksın.
Ne münasebet?
Ben, İpek, gelenek, adet, görenek.
Hepsini tek tek yaşatacağım size inşallah.
Siz merak etmeyin.
O ne demek kızım?
Kınayı getir annem.
Parmağın batır annem.
Bu gece misafirim.
Oh, pek yakında.
Oh.
Kız İpek, ne demek istiyorsun sen anne?
Hayırdır?
Zaten kafamız yeterince karışık yani.
Emine teyzeciğim, yakında mürüvvetimi göreceksin.
Evleniyorum ben.
Kiminle?
Kerem'le.
Yani kendisi geldi, teklifini sundu.
Uygun buldum, kabul ettim.
Sonuçta mantıklıydı.
Elektriklerimizi çok iyi tutuyor.
Siz de uygun bulursanız.
Haşmet dedeciğimden yarın akşam istemeye gelecekler kendileri müsaadenizle.
Tabii müsaade ederiz etmesine kızım da maazallah çocuklarınız sakat doğar.
Niye?
Kızım, akraba evliliği olur mu?
Ya Emine teyze onlar akraba falan değil ya.
Biz size yalan söyledik.
Ne?
Allah seni bildiği gibi yapsın.
Aa, beni deli mantıyı cımcırcağın.
Hanımlar ne oluyor buraya?
Ne diyorsunuz bakayım?
Dede, hoş geldin.
Bak, ben de bir şey söyleyeyim mi?
Bak, mantı açıyoruz.
Sen çok seversin.
Uyduruyorsun, hiç sevmem.
Ters diye üstünde kızmız istenmez.
Kimden isteyecek?
Geçici görme kayıplarınız olabilir.
Pulanık görme, şiddetli baş ağrıları, baş dönmeleri yaşayabilirsiniz.
Sizin durumunuzda ameliyat bir seçenek.
Ancak ben bir hekim olarak yaşınızdan dolayı riskinin çok büyük olduğunu söylemedim.
Biraz daha süt ver kızım.
Murat çok sever bu çorbayı.
Babaanne!
Babaanne!
Ne oldu oğlum?
Telefonun nerede?
Anlamadım.
Telefonu nereye koydun?
Orada işte de... Ne yapacaksın telefonu?
Şuradan arama kayıtlarına girsene.
Nereden çıktı şimdi bu?
Ne oluyor oğlum?
Annem dün gece seni aradı mı?
Hayır.
Hem ben onun yaşayıp yaşamadığını bile bilmiyorum.
Bak, bu numarayı biliyor musun?
Dün akşam annemin kaldığı otelden aranmışsın.
Yemin ederim ben kimseyle konuşmadım.
Babaanne artık yalan söyleme, gözünü seveyim.
Her şeyi biliyorum.
Yalan söylemiyorum oğlum.
Hem nereden çıkardın böyle bir şeyi?
Annenin yaşadığını nereden biliyorsun?
Yani bir kız geldi.
Annemin hemşiresiymiş.
Ama kız dolandırıcı çıktı.
Ben de onu ararken anneme ulaştım.
Son dakika kaçırdım elimden.
İnanamıyorum.
Babaanne, benim annem hasta.
Kim bilir ne kadar ihtiyacı vardı?
Bak seni bile aramış.
Tamam mı?
Ne olursa olsun, ne yapmış olursa olsun.
İsterse dünyanın en kötü kadını olsun o benim annem.
Bir köşede yalnız başına ölmesine izin veremem.
O yüzden lütfen ne biliyorsan söyle.
Bilmiyorum bir şey yavrum.
Bilsem söylemez miyim?
Senin böyle üzülmene dayanamam.
Olaylara bak, annesi de yok, Necdet de yok ortada.
Hayat, sen hâlâ buraya mısın?
He baba, he.
Kızım beni özlemiş, gelmiş.
Bu gece kızımla, yavrumla koyun koyuna yatacağız.
Allah Allah!
Yavrum benim.
Bir sakatlık yok değil mi kızım?
Dede bari sen yapma.
Öyle geldim evime kalmaya.
Suç oldu.
O zaman çağır kocanı da gelsin, o da mantı yesin.
Yok o gelemez.
Şirkette işi varmış.
Geç buyur sen.
Hadi bakalım.
Geç buyur.
Bismillah.
Ben bakarım.
Hadi bak çocuğum.
Neden geldin?
Şimdi içeri gidiyorsun, eşyalarını topluyorsun.
Murat beni almaya geldi diyorsun.
Gidiyoruz.
Anlamadın galiba sen.
Ben seni terk ettim.
Niye sessiz konuşuyorsun o zaman?
İçeridekleri söylemedin galiba.
Bana yaptığın şeyi nasıl anlatacağımı bilmediğimden anlatamadım daha.
Kimmiş Hayat?
Aa oğlum sen mi geldin?
Hoş geldin.
Niye dikiliyorsun orada öyle?
Anne yok.
Giremez o.
Kapıdan geçerken uğramış işte.
Niye canım?
Olur mu öyle kapıdan dönmek?
Hem bak mis gibi mantı yaptım.
Gel, gel içeri.
Sana da şimdi bir tabak koyarım ben hemen.
Hadi gel, gel, gel.
Olmaz öyle.
Yemeğini yiyorsun.
Sonra hemen gidiyorsun buradan.
İyi akşamlar Haçmet Bey.
İyi akşamlar.
Daha sen sartede değil miydin?
Hayat demin öyle söyledi.
Sürpriz yaptım.
Darba dedim aslında.
Ha iyi yaptın.
Hoş geldin.
Yıka ellerini de gel sofraya buyur.
Emine bir tabak getir kızım.
Getirdim babacığım, getirdim.
Hoş geldin be.
Merhaba.
Hoş geldin.
Hoş geldiniz.
Muratsız bir yavan oldu be sanki.
Ya şimdi onun işi başından aşkındır.
Annesi mannesi.
İyi de abi ne yapalım şimdi?
Hayat işte bir taraftan akıyor yine.
Evet ya.
Aslında arayalım.
Gelsin hem kafa dağıtmış olur.
Arayalım değil mi?
Arayalım.
Evet, aramak lazım.
Arayalım.
Yaktın beni...
Emreticiyiz abi.
Başlatalım mı?
Baba, şu kız isteme mevzusu hakkında fikrini söylemedin.
Çocuk yarın gelsin mi İpek'i istemeye ha?
İstemezsin.
Bizim babasını daha niştesin.
Ben babamla görüşmüyorum dedeciğim.
Olur mu öyle şey?
İnsan babasına dar olur mu?
Hop elini barışın.
Dedeciğim, sen İpek'in üstüne gelmesene bu konularda.
Baba, kapat bu mevzuyu.
Ya bir büyüklük yapacaksın, sevap işleyeceksin.
Yani ben Aslı'nı aradım.
Onu söyleyecektim.
Ee?
Yani en azından evleniyorum diyecektim.
Dede... İstediğin parayı getirmeden gelme dedi.
Ay köpek pislesin onun.
Tövbe tövbe.
Böyle babalık mı olur?
İnsan evladından böyle mi söyler?
İnsan evladından paramı alır.
Tamam kızım.
Senin aslan gibi deden var buraya.
Yani kesinler, istesinler seni.
Çok teşekkür ederim.
Çok teşekkür ederim.
Erdoğan.
Efendim Kerem.
Tertip.
Hiç itiraz istemiyoruz.
Hemen atlayıp geliyorsun.
Bizim meyhanedeyiz.
Bu akşam olmaz.
Şu an Ahşmet Beyler'de yemekteyim.
Bu arada sana izin çıktı.
Hadi gözünü aydın.
Hadi ya.
İzin mi çıktı?
Oğlum dur heyecanlandım lan.
Ya keşke burada olsan.
Belki sonra.
Tamam.
Tamam.
Herkese selam söyle.
Özellikle de Haşmet Bey dedeye.
Tamam.
Söylerim.
Kerem selam var.
Ve aleyküm selam.
Nasıl?
Büyümüş değil mi?
Okuduğu bölümde birinci.
Nasıl zeki bir bilsen.
Anasına hiç çekmemiş.
Ama yeteneğini benden almış ha.
Öyle kısa filmler falan çekiyor arkadaşlarıyla.
Ha öyle dandik filmler değil ha.
Ödülleri falan var.
Oğlum Ali canım.
Maşallah ona.
Tek çocuktu değil mi senin?
Daha da kıymetli oluyor tabii.
Yeter be kızım.
Bitirdin kendini.
Ee, sen de rahat bırak beni be.
Hayat kahveler de bittiğine göre biz kalkalım mı artık?
Söyledim ya sana.
Ben burada kalacağım.
Söyledin de insanlara rahatsızlık vermeyelim şimdi.
O yüzden diyorum.
Aa!
O nasıl söz oğlum?
Sizin bize ne rahatsızlığınız olacakmış?
Zaten ilk defa geliyorsunuz.
Olmaz.
Seni de bırakmam ben bir yere.
Anneciğim, Murat burada rahat edemez.
Niye rahat edemeyecekmiş?
Eder, eder.
Değil mi oğlum?
Ha?
Al bakalım.
En sevdiğin kırmızı battaniye.
Artık kocanla sarılır ya tersiniz.
Ee, bu suskunluğunu şöyle yorumluyorum.
Bizim battaniyeye falan ihtiyacımız yok.
Zaten yeterinde sıcağız.
Ama nasıl ya?
Soracağım, soracağım.
Araya bir şey giriyor.
Senin yüzüğün nerede?
Takmayı unutmuşum.
Evde kaldı.
Aa!
Ama ha!
Beni bugün darladığınız kadar hiç darlamadınız.
Yok size artık açıklama falan.
Ben sana diyeyim.
Bunların araları iyi değil ha.
Yatmadınız mı kızım siz daha?
Kocan nerede?
Balkonu da hava almaya çıkmış dedeciğim.
Bu soğukta.
Yoksa siz yavaş yavaş benim dedeğime mi geliyorsunuz?
Ne dedi, ne dedi?
Hani bu usak seni yüzüğü mü de bana?
Yok.
Ben de yanına balkona çıkıyorum işte dedeciğim.
Ha.
Hadi bakalım.
İyi geceler.
Hadi bakalım.
Deden bizi izliyor.
Lütfen belli etme.
İyi o zaman.
Daha inandırıcı oynarız.
Ne yapıyorsun ya?
Öyle yapıyoruz.
Sana git demiştim.
Ne yapıyoruz biz?
Baksana deli gibi rüzgar da var.
Fark etmez.
Ben de seni almadan bir yere gitmeyeceğimi söylemiştim.
Bitti.
Sen anlamıyor musun?
O kadar kolay değil.
Senden nefret ediyorum ben artık.
Böylesi daha iyi.
Bu hâlâ beni sevdiğin anlamına gelir.
Benim gibi beş para etmez bir adamım.
Ah pardon.
Beş değil.
Ben de fiyatımı yeni öğrendim.
Yüz elli bin lira.
Annemin bana beştiği fiyat.
Annen elinden kaçırmama sebep olduğum için üzgünüm ben.
Artık sana bu konuda kızmıyorum.
Sayende fiyatımı öğrenmiştim.
Öyle söyleme.
Görmüyor musun?
Parayı aldım.
Geldiği gibi yok oldu.
Beş yaşında terk ettiği çocuğunu görmek bile istemedim.
En çok ne canım yok ki biliyor musun?
Ama hâlâ buramdan atamıyorum.
Ne yaparsa yapsın.
Ne yalan söylemiş olursa olsun.
Hâlâ o kadar görmek istiyorum ki onu.
Benim
büyük çaresizliğim yapmıştı.
Seni sevmeyen bir anneyi özlemek... çok büyük haksızlık değil mi hayatım?
Belki bilmediğiniz bir şeyler vardı.
Değil mi?
Belki o da beni arıyordur.
Özlemişti bile.
Neyse.
Saçmalıyorum.
Bir mucize bekliyorum kendimden.
Alo.
Alo.
Alo.
Anne.
Anne ne olur konuş benimle.
Alo anne.
Annem aradı galiba.
Alo Tamer Bey.
Neredesiniz?
Annem aradı galiba beni.
Yakınmışız.
Tamam ben o zaman yanınıza geliyorum şimdi.
Tamam, tamam.
Tamamdır, tamamdır.
Benim gitmem gerek.
Sen burada kal tamam mı?
Yarın, yarın konuşuruz tamam mı?
Hangisi öyle telefondan?
Bizim evi de oradan.
İyi tamam.
Haber bekliyorum.
Haber.
Hoş geldiniz Murat Bey.
Hayat Hanım geldi mi?
Geldi Murat Bey.
Tuval Hanım'ın yanındalar.
Ne kadar güzel bir gün değil mi?
Neyse.
Güzel bir gün dedi.
Hıh.
Bu çiçekler kimin Çağla?
Sizin değil efendim.
Anlamadım.
Bunlar Hayat Hanım'a geldi.
Odası olmadığı için buraya koydum.
Dün gece geldiler.
Çağla al bunları.
Al şunu.
Çıkar buradan.
Tuval ne yapıyorsun?
Gel oturup sakince bir konuşalım.
Ne o tatlım?
Ben bütün gece düşündüm.
Perilerimle de konuştum.
Biz gidiyoruz.
Öyle gidemezsin ama.
Giderim.
Bak Murat benim arkadaşım.
Aramızda pek çok şey tolere edilir.
Ama burada yaptığı şey benim sanatıma, emeğime, saygısızlık.
Bunu kabul edemem.
Tuval, o herifin numarasını ver bana Çakur.
Kimden bahsediyoruz?
Şu bizim başımıza bela ettiğin şekerci vardı ya Emre.
Geçen akşam ne demek istediğimi tam olarak anlamamış.
Ben bir de anlatacağım.
Murat sakin olur musun?
Olamam.
Sana özür çiçeği olumuş utanmadan.
Ben onunla konuşurum.
İkimiz de sizi bir daha rahatsız etmeyiz.
Murat Bey, merak etme.
Murat, Tuval gidiyor.
Bir şey der misin lütfen?
Tuval!
Benimle konuşmadan mı gidecektin?
Sen kimseyle konuşuyor musun?
Kendi kafana göre kararlar veriyorsun.
Öfkenle yakıp yıkıyorsun.
Bunu herkese yapıyorsun.
Sen çok değiştin Murat.
Çünkü haklıyım.
Benim yaşadıklarımdan zerresini biriniz yaşasa...
kendinize gelemezsiniz.
İşte sorun da bu ya.
Biz senin ne yaşadığını anlıyoruz.
Ama sen bize ne yaşattığını anlamıyorsun.
Sen profesyonelliğini kaybettin.
Bir saniye, bir saniye, bir saniye.
Sen bu yüzden benimle çalışmak istemiyorsun.
Evet.
Tamam Tuval, gidebilirsin.
Yolun açık olsun.
Murat, Murat ne yapıyorsun?
Kolay vazgeçenlerle işim olmaz benim.
Bu kadar basit mi ya?
Daha fazla konuşmak istemiyorum.
Ha, unutmadan.
Bana geri döndüğüne göre...
bu yüzüğü de ait olduğu yere takalım, değil mi?
Sakın bir daha çıkarmıyorsun parmağını.
Bir dakika, bir dakika.
Yanlış anladın galiba.
Ben sana geri dönmedim.
Buraya da Tuval sabahı ağlayarak aradığı için geldim.
Onu durdurmaya.
Hayat balkonda konuştuk ya.
Hı hı.
Sen konuştun her zamanki gibi.
Ben bir şey demedim, ben geri dönerim demedim.
Gideceksin yani.
Farkında değil misin?
Gittin bile.
Öyle gideceğim deyip gidemezsin.
Hayat.
Hem benim seni bırakmayacağımı bilmiyor musun?
Bu iş ne zaman biter biliyor musun?
Birimizin gözüne baktığımızda...
o aşkı görmediğimizde biter.
Bugün o gün değil.
O yüzden...
bu gece aynı yerde uyuyoruz.
Akşam kız isteme de görüşürüz Hayat.
Bu sefer senin dediğin olmayacak.
Dönmeyeceğim.
Hı hı.
Var ya bu sefer tam böyle kıvırcık olacak yani.
Hiç merak etme.
Keşke koföre gitseydim ya.
Vallahi senin hakkında uyandı kabahat.
Bismillah.
Oh be, Hayat geldi o yapar.
Hayat.
İyi misin?
Biraz uyuyayım, iyi olurum ya.
Ne uykusu be?
Akşam beni istemeye geliyorlar.
Kızlar... ben dün size söyleyemedim.
Ben Murat'ı terk ettim.
Ne?
Nasıl terk ettim ya?
Terk ettim işte.
Hoş geldiniz.
Ben alırdım çikolatayı, ne gerek vardı?
Şekler de yolda geliyor birazdan.
Sağ ol.
Azim Hanım, ne kadar teşekkür etsem az.
Çok zahmete girdiniz benim için.
Ne zahmeti yavrum?
Sen de bizim bir oğlumu sayılırsın.
Yapma böyle üzülürüm bak.
Ne bileyim ben?
Heyecandan ne yaptığımı biliyor muyum Allah aşkına?
Hadi hadi, alacağız bugün bu kızı.
İnşallah.
Ya nasıl söyler sana?
O lafı nasıl söyler sana ya?
Ağzını burnunu kıracağım, onu patlatacağım.
İpekciğim bir yangına körükle gitmesek mi acaba?
Yani sonuçta Murat da kolay şeyler yaşamadı.
Ama bütün acısını bu kızdan mı çıkarmak zorunda?
Ya neler yapmış duymadın mı neler demiş ya?
Hasta.
Bir sus bir.
Bir sus.
Bir sus.
Bu akşam kesinlikle onunla eve dönmüyorsun.
O gelecek paşa paşa o özrünü dileyecek, sürünecek ölecek pişmanlıktan.
Öyle emin ki onu olan aşkımdan.
Öyle emin ki bırakmayacağımdan.
Öyle emin ki onu affedeceğimi.
Ama affedeceksin.
Eninde sonunda affedeceksin kuzum.
Aşk bu, öyle oluyor.
Salak salak konuşma be.
Aşk her şeyi affediyordu da madem, niye Murat bu kızı affetmedi?
Tamam, böyle çökecek misin ya?
Depresyona girip zavallı gibi üzülecek misin hayatım?
Ne yapsın abi kız?
Aşkı acısı çekiyor.
Hayır ya, çekmeyecek.
Toparlanıyoruz.
Topla kendini.
Yok öyle.
Savaş başlıyor.
Sıra sende kızım.
O sana ne yaptıysa, o mislini yapacaksın ona.
Canını oku.
Hayat uzunun kim olduğunu göster ona.
Sarsılmaz yalnız.
Hayat sarsılmaz.
Aman sen de Murat'ın avukatı mısın?
Nesin?
Ne alakası var be?
Aa!
Ne oluyor kızlar?
Bu ne hal?
Ha?
Yoksa Fatiha'yı istemeye gelecekler de benim mi haberim yok?
Hayır çünkü kendisi çoktan hazır.
Siz değilsiniz de onu diyorum.
Pişt, bunu takayım mı?
Geldiler, geldiler.
Ay geldiler.
Oldu mu?
Oldu mu?
Çok güzel oldun.
Hadi git beklemesinler.
Hadi gel sen de.
Buyurun efendim, buyurun, buyurun hoş geldiniz.
Buyurun.
Buyurun.
Hoş geldiniz.
Hoş bulduk.
Hoş geldiniz.
Hoş bulduk.
Sağ ol, sağ ol oğlum.
İyi akşamlar.
Kızlar niye kötü kötü bakıyor?
Kız neden kimse konuşmuyor?
Varsem muhabbet aç.
Ee daha daha nasılsınız?
İyiyiz.
Hamdolsun iyiyiz Emine teyzeciğim.
Maşallah, maşallah.
E tertip bir an önce konuya girsen vallahi delireceğim.
Ne turuyorsunuz canım?
Hadi kahveleri yapın bakalım.
Hah babam iyi dedin.
İpek kalk bakayım kızım.
Sor bakalım misafirlerimiz kahveleri nasıl içerler?
Herkese ortağı.
Tövbe tövbe.
Hayat.
Bir saniye gelebilir misin?
Ben hiç çıkartmayacaktım.
Ben de sana bitti dedim.
Sen ciddi misin?
O yüzden mi kız arada söyledin?
Şu isteme bir geçsin.
Annemleri de anlatacağım.
Ya deden?
Dedem beni giderken uyarmıştı.
Seni üzecek demişti.
Üzdüm.
Seni ağlatacak demişti.
Ağlattın.
Mutsuz olacaksın demişti.
Çok mutsuz oldum.
Büyük sözü dinlemenin cesasını çekiyorumdur belki de.
Her şey için çok özür dilerim.
Çok geç.
Herkes defolup gitsin keyfine baksın evde her işi derya yapsın.
Hizmetçinin işini bilin.
Buyurun.
Murat'ı görmek istiyorum.
Kendisi evde yok.
Kim aradı diyeyim?
Annesi.
Sen ne yüzle geliyorsun bu eve?
Oğlumu göreceğim.
Bu evde seni görmek isteyen filan yok.
Defol git buradan.
Sen kim oluyorsun ya?
Burası benim oğlumun evi.
Hangi oğlunun dolandırıp parasını çaldığın mı?
Bu seni hiç ilgilendirmez.
Bu oğlumla benim aramdaki mesele.
Çık dışarı yoksa polis çağıracağım.
Çağır.
Ben oğlumu bekleyeceğim.
Oğlunun seni görmek istediği filan yok.
Bir de annelik tahsiliyorsun.
Beş yaşında çocuğu bırakıp gitmişsin.
Ne hakla, ne yüzle?
Anlayacak.
Ben ona anlatınca o her şeyi anlayacak.
Sesinden anladım.
Oğlun beni görmek istiyor.
Murat!
Yetti artık.
Murat!
Defol git buradan.
Bırak beni.
Bir daha da gelme.
Yarın yine geleceğim.
Murat!
Hayat, asma kızma artık suratını.
Vermişsin ağzının payını işte.
Kız, kahvesine biber koyayım mı?
Hele şükür yani senin de aklın başına geldi, Olcat Hanım.
Senin kahveni niye ben yapıyorum acaba?
Asıl çünkü benimki bulaşık suyuna benziyor.
Hadi.
Doğru.
Hadi hadi koy da su almadan getirelim.
Kahretsin!
Kendi oğlumun evine bile sokmadı beni.
Ama yarın yine gideceğim.
Bir kere görecektim ya.
Sadece bir kere konuşacaktım.
Abi, bir şey falan mı oldu?
Yok bir şey.
Efendim ben artık konuya gireyim isterseniz.
Efendim, sebebi ziyaretimiz malum.
Affedersiniz.
Müsaade ederseniz önce ben konuşacağım.
Yok, kaçma.
Mehmet Bey, önce biz kızımızı isteyelim, siz sonra konuşursunuz.
Olmaz, önce ben konuşmak istiyorum.
Araçlı trafik kazası, şuur kapalı.
Tansiyon arteriyel 120'ye 80.
Nabız 91.
Hasta acilen entörü edildi.
Dayanın yanında sadece bunlar vardı.
Yakınlarına haber vermeniz gerekiyor.
Dedeciğim, neden sen şimdi bu işi de bozuyorsun?
Ben hiçbir işi bozmuyorum kızım.
Sadece ben konuşmak istiyorum diyorum.
Haşmet Bey, artık yeni bir icat çıkartmayın lütfen.
Usul böyle.
Biz erkek tarafıyız, kızı biz isteyeceğiz.
Bittim ben.
Ben de erkek tarafı olarak konuşmak istiyorum.
Tamam canım, önce biz kızımızı isteyelim, sonra konuşursunuz.
Onun için ben isteyeceğim.
Ne diyorlar ya?
Vallahi ben bu dedoştan korktum.
Geliyor bomba.
Efendim?
Allah'ın emri, peygamberin kavliyle sizi kendime aş olarak istiyorum Azim Hanım.
Aa, estağfurullah.
Ne yapıyorsunuz Haşmet Bey?
Siz ne diyorsunuz Haşmet Bey?
Hani beni isteyeceklerdi şu anda burada?
Ben Azim Hanım'la konuşuyorum kızım.
Hayır, benimle konuşacaksınız.
Yeter artık, rica ederim Haşmet Bey.
Ne yapıyorsunuz?
Biz çocuklar için buradayız.
Alo?
Biz Kerem'le İpek için buradayız.
O yüzden bozmayalım.
İste de şu kızı gidelim babaanne.
Abi, hastaneden arıyorlar.
Sen bir bak sen iyi olur.
Efendim?
Murat Bey, ben polis memuru Ahmet.
Buyurun.
Leyla Yılmazlı.
Tanıyor musunuz?
Çantasından sizin numarası çıktı.
Evet.
Kötü bir şey mi oldu?
Trafik kazası.
Hemen buraya gelseniz iyi olur.
Acele edin.
Ne oldu oğlum?
Murat.
Hayırdır?
Trafik kazası geçirmiş.
Ben gidiyorum.
Ben de geliyorum.
Dur bekle, ben de geliyorum.
Siz kalın.
Murat.
Bekle, ben çantamı alayım.
Ben geliyorum.
Gerek yok.
Evet, tomografi hazır değil mi hâlâ?
Hastanın iş kanaması olabilir.
Acele biraz.
Götürüyoruz şimdi.
Doktor Bey, namus çok düştü.
Hastayı kaybediyoruz.
Çok cihazını hazırlayın, hemen.
Ya la la do la la la batu Ya la la do la la batu
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.