Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovenian
Somali
Spanish
Sundanese
Swahili
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bunu size birisi gönderdiyse...
Şey, ben sarıyı ve griyi severim...
Tamam, hoşça kal. Umarım her şey yolunda gider.
Öptüm...
- Arkadaşın Paula mıydı? - Evet
Biriyle randevusu varmış, çok heyecanlı.
İster misin?
- Nasıl bir şey? - Çikolatalı.
Hepsi kırılmış, kusura bakma.
- İçinde kuru üzüm var mı? - Hayır. Sadece çikolatalı.
- Kuru üzümden nefret ederim. - Ben de.
- Üzüm severim, ama kuru üzüm... - Ben ikisini de sevmem.
Üzüm sevmez misin? Neden?
Bilmiyorum... Çocukluğumdan beri böyle; hiç sevmedim.
- Çekirdeği, kabuğu... - Ben üzüm severim.
Bilmiyorum...
- Özgeçmiş göndermiş miydin bir yerlere? - Evet, birkaç yere gönderdim...
- ...ama fazla umutlanmıyorum. - Ben de öyle.
Onlardan bir daha haber almadım.
- Ofistekilerden mi? - Evet, ofistekilerden.
Masa başı bir işim olmasını çok isterdim.
Tam bana göre.
Tüm gün oturarak para kazanıyorsun.
Şaka gibi...
Neyse...
- Bu akşam, yemeği bende yemek ister misin? - Bu akşam, benim için pek uygun değil.
Yapmam gereken birkaç iş var.
- Ama gelecek hafta bir şeyler ayarlayalım. - Tamam. Sonra bakarız.
Bu gece, benzin parasını ödeyebilir misin?
- Depoyu doldurmam gerekti... - Tabii.
...ve cuma gününe kadar biraz sıkıntılıyım.
Bu gece havale ederim. Aynı tutar, değil mi?
Tamam.
Aman Tanrı'm! Ben...
Adın ne ve kendine 1'den 10'a kadar kaç puan verirsin?
Bu kutunun içinde ne bulduğumuza inanamazsın.
Çok güzel bir dizi izliyorum.
Golden Chain. İzlemiş miydin?
- Hayır. Ama güzel olduğunu duydum. - Çok güzel. İzlemelisin.
İzlemeye çalışacağım.
Bu akşam sadece mısır gevreği mi yiyeceksin?
Yemek pişirmekle uğraşmak istemiyorum.
- İstersen... - Pekâlâ, afiyet olsun.
Teşekkürler. Sana da.
Kahretsin.
- Selam, canım. Her şey yolunda mı? - Selam.
- Evet, her şey yolunda. Sen nasılsın? - İyiyim.
- Hafta sonun nasıl geçti? - İyiydi, seninki nasıl geçti?
Aynı. Sadece, yeni bir köpek aldım.
Bir cockapoo. Küçük bir yavru.
Hafta sonumun çoğunu onunla geçirdim.
Adı, Coba.
Telefonumda bir fotoğrafı var. Sana göstereyim.
Evet, hafta sonumun çoğunu onunla geçirdim.
İşte, bu o.
- Çok tatlı! - Hayır, tatlı değil.
- Değil mi? - Değil, biraz baş belası!
Sürekli peşinden geliyor. Sana yapışıyor.
Onlara Yapışkan Köpek diyorlar. Sana yapışır, bırakmaz.
Onsuz tuvalete bile gidemiyorsun.
Orada, burada... Evde nereye gidersen git, peşinden geliyor.
Tuvalete gidiyorsun, çıkıyorsun: Orada.
Tam karşında. Öyle yani.
Hafta sonu ne yaptın?
- Evde birkaç işim vardı, o yüzden... - Çok sıkıcı. Sizin nesil niye böyle?
65 yaşındayım ve dışarıda dolaşıyorum...
...eğleniyorum, içki içiyorum, iyi vakit geçiriyorum...
Sevmiyor musun? Bu arada, İskoçya'da eski bir deyiş vardır.
Uzun yaşamak için değil, iyi yaşamak için buradasın.
O yüzden dışarı çık.
Eğlen.
İş arkadaşlarına da bunu söylüyordum.
Merhaba.
Numarayı tanıyamadım.
Bana iki dakika ver, hemen geliyorum.
- Kanka. Bu adımlar senin mi? - Evet.
- Bunların hepsini bugün mü attın? - Evet.
- Harika bir iş çıkardım. - Helâl, kanka.
Biliyorum, bu benim kişisel rekorum.
- Makine gibisin. - Biliyorum, dostum. Evet.
- Böyle devam et. - Sen de.
- 50 sentin var mı? - Bakayım.
- 50 sent borç verebilir misin? - Varsa vereyim.
- Çikolata alacağım da. - 30 sent çıktı.
İş görür. Sandığımdan az param varmış.
Sadece bozukluklar var.
- Sorun değil. - Ne kadar eksik kaldı?
20 sent.
Al.
- Teşekkür ederim. - Rica ederim.
Bir dahaki görüşmemizde geri veririm.
- Sorun değil, merak etme. - Olur mu, vereceğim.
Yemeğini beğendin mi?
- Beğendim, evet, iyi. - Fena görünmüyor.
- Ben de bugün körili tavuk yiyorum. - Tavuk da güzel görünüyor.
Güzel.
- Toplayıcı mısın? - Evet.
- Sen de mi toplayıcısın? - Aynen.
Çok uzun süre kendi başımızayız, değil mi?
Evet, ne demek istediğini anlıyorum.
- Başka bir iş bulmam lazım. - Mantıklı. Ben de öyle yapmalıyım.
Sen de başka bir iş bakıyor musun?
Açıkçası, ne yapabileceğimi pek bilmiyorum.
Diğer çalıştığım işler de aynı bokun lacivertiydi.
- Evet, benimkiler de öyleydi. - Evet. Bilmiyorum.
Burası dışında neler yapıyorsun?
- İşten sonra mı? - Evet.
Aslında, pek bir şey yapmıyorum.
Ya sen?
Ben, oldukça meşgul biriyim.
Çamaşır yıkıyorum.
Yani, kıyafetleri yıkıyorum, asıyorum, katlıyorum.
- Anladım. - Oldukça heyecan verici şeyler.
- Evet, ben de öyle yapıyorum. - Sen de mi yapıyorsun? Vay canına.
- Tesadüfe bak. - Evet. Garip.
- Gidelim mi? Vakit geldi. - Evet, gidelim.
- Gitmem gerek. - Tamam, kolay gelsin.
- Sana da. - Görüşürüz.
- Görüşürüz. - Görüşürüz.
Görüşürüz.
- Bugün hava buz gibi lan. - Evet...
- Odada ısıtıcıyı açmak zorunda kaldım. - Ben de.
Berbat bir hava.
Parayı transfer ettin mi? Hesapta göremedim.
Kusura bakma, tamamen unutmuşum. Ama hemen edeceğim, tamam mı?
Teşekkürler. Yarına kadar sıkıntıdayım, o yüzden.
Kazak almam lazım.
Bedenime uygun bir tane sipariş ettim...
- Pardon, aynı tutarda, değil mi? - Evet.
Bedenime uygun bir tane sipariş ettim; ama gönderdikleri bana hiç uymadı.
İade etmeyi sürekli unutuyorum. Öylece tozlanıyor.
- Gönderdim. - Teşekkürler.
Yağmur yağıyor muydu?
- Ne? - Yağmur yağıyor muydu?
Hayır, henüz yağmıyor; ama yağacak gibi görünüyor.
Hava son zamanlarda çok değişken.
Dün gece çöp kutularım devrildi, her şey dağıldı.
Rüzgâr yüzünden uyuyamadım.
Aranızda Golden Chain izleyen var mı?
- Hakkında çok şey duydum. - Ben izlemedim.
- Sen izliyor musun? - Evet.
- Güzel, değil mi? - Ben pek ısınamadım.
Şu anda The Dark Road'un yeni sezonunu izliyorum.
- Yeni sezonu mu çıktı? - 2. sezon mu?
Evet. Geçen hafta çıktı.
1. sezonunu beğenmemiştim.
Konusu ne?
Amerika'yı karavanla gezen bir adam hakkında.
Karavanı bozuluyor ve ormanda yolunu kaybediyor.
- Selam. - Selam.
Tamamen taşınabildin mi?
- Tamamen taşınabildin mi? - Evet, sanırım taşındım.
Pardon, hangisi benim dolabım, biliyor musun?
Şu.
Demek yanımdaki odada kalıyorsun?
Ben birinci kattayım... şey, odada.
Odan güzel.
- Büyük. - Evet, beğendim.
Evet.
Sanırım eskiden oturma odasıydı.
- Şey, penceresi güzel. - Beğendim.
Odanın aydınlık olmasını seviyorum.
Nerelisin?
- Polonyalıyım. - Güzel.
- Ya sen? - Ben Portekizliyim.
Güzel.
Portekiz'e hiç gitmedim.
Ben de Polonya'ya hiç gitmedim; ama güzel bir yer olduğunu duydum.
Evet, fena değildir.
- Yorgun musun? - Hayır, sadece biraz esniyorum.
Çok çalışıyorum...
...taşınma ve diğer şeyler de var, yani çok yoğunum.
Anladım. Ne iş yapıyorsun?
- Ben o “kamyonetli adam”ım. - Anladım.
Evet, açıkçası pek sevdiğim bir iş değil.
Parası fena değil.
- En azından o var. - Aynen.
Peki ya sen? Ne iş yapıyorsun?
Ben de şeyli kadınım...
Bir depoda toplama işçisi olarak çalışıyorum.
- Selam. - Selam.
- Organize sanayi bölgesinde mi? - Evet.
O işi yapan birini tanıyordum galiba.
Belki onu tanıyorsundur. David. Kısa boylu?
Bizim işi yapan çok kişi var.
- Evet. Aptalca bir soruydu. Tabii ki. - Hayır, aptalca değildi.
İster misin?
Çok lezzetliler.
Olur, tabii. Teşekkürler.
Ee, akşamları, mutfakta mı takılıyorsunuz...
...yoksa birlikte bir yere gidiyor musunuz?
Aslında pek gitmiyoruz.
Herkes farklı saatlerde çalışıyor ve...
...birlikte bir şeyler organize etmek zor oluyor.
Evet.
- Kris! - Selam!
- Hoş geldin! - Teşekkürler.
- Her şey yolunda mı? - Evet.
- Güzel. - Her şey yolunda mı?
Evet, işteki yavşağın teki işte.
Daha önce çalışamayacağımı söylediğim bir gece çalışmamı istedi.
Sanki duvara konuşuyorum. Ama, ne diyeceğim?
Siktirsin.
Çalışamayacağımı söylemiştim, o yüzden gitmeyeceğim. Aynen!
Her neyse, görüyorum ki tatlı Aurora'yla tanışmışsın.
Evet. Evet, tanıştık.
Sana hayaletten bahsetti mi?
- Ne hayaleti? - Bir hayalet var.
Bazen, dolaplardaki şeyleri yok ediyor.
Evet.
Peki, biz... bu hayaletin kimliğini biliyor muyuz?
Feri olduğunu düşünüyoruz.
O yüzden, mallarını göz kulak ol. Yani...
...pahalı çikolata, vs. öyle şeyler; yerinde olsam odanda saklardım.
Benden söylemesi.
- Güzel. - İyi bir adamdır.
Merak etme.
- Yok, çok tatlı bir adam olduğuna eminim. - Evet, evet. Tatlıya düşkün.
Evet, tatlı adamlar tatlıya düşkün olur.
- Affedersiniz? - Merhaba.
- Benimle mi konuşmak istemiştiniz? - Evet. Adın neydi, pardon?
- Aurora. - Aurora.
Evet. Aurora, bu hafta en iyi toplayıcılardan biriydin.
- Çok iyi iş çıkardın. - Teşekkür ederim.
Oradaki kutudan istediğin çikolatayı seçebilirsin...
...dilediğini al.
- Teşekkürler. - Rica ederim.
İzninizle...
- Bunu alacağım. - Güzel seçim.
Pekâlâ.
Tamam mısın?
Nereye oturalım?
Şurada oturuyorlar.
- Selam. - Selam, n'aber?
- Selam arkadaşlar. - Selam.
- Ölen adamı duydunuz mu? - Hayır. Kim öldü?
Geçen gün yanımda oturuyordu.
- Hatırladınız mı? - Hayır, orada oturuyordu.
- Yanımda değil miydi? - Hayır, şurada oturuyordu.
Tam yanımda oturuyordu.
- Onu tanımıyorum galiba. - Hayır, tanıyorsun, keçi sakalı vardı.
- At kuyruğu saçlıydı hani? - Öldü mü?
Şimdi hatırladın, değil mi?
- Sen hatırlıyor musun? - Adama ne olduğunu biliyor musun?
Şu ana kadar duyduğum kadarıyla o...
- Yani... - Siktir.
...intihar etmiş.
- Hadi ya. - Of be, dostum.
Henüz gençti. Onunla hiç konuşmadım sanırım...
...ama onu gördüğümü hatırlıyorum.
Hiç belli olmaz...
Çok sâkin biriydi. Niye böyle bir şey yapsın ki?
- Hiç belli olmaz. - Belki de kazaydı.
Kim bilir ne derdi vardı.
Aşırı doz alınca ne olacağı belli olmaz.
Evde veya başka bir derdi, anlatabiliyor muyum?
- Bir arkadaşımın başına da gelmişti. - Öyle mi?
- İyi biriydi. - Tabii, kör ölür badem gözlü olur.
- Tabii. - Hayır! Öyle ama.
Anca öldüğün zaman değer görüyorsun.
Sanırım onu, ev arkadaşları bulmuş.
- Tanrı'm. - Evet. teşekkürler dostum.
Bu hiç hoş değil, hadi ama dostum.
Yani, eğer böyle bir şey yapacaksan...
Mesela ben yapmazdım, değil mi?
Ama yapsaydım, yalnız yapardım. Değil mi? Bir köprüden atlardım.
Ev arkadaşlarının uyanıp bunu gördüklerini hayal et.
Sikik ev arkadaşlarının seni bulmasını? Yani, hadi ama!
- Hayatım boyunca travma yaşardım dostum. - Evet.
Peki ya trenin önüne atlamak nasıl olur?
- Ne? - Trenin önüne atlamak?
Bu eleman var ya bu!
- Niye gülüyor? - Siktir, dostum.
Bak, bu, insanların seyahatlerini mahveder.
- Hadi ama! - Hadi ama, doğru değil mi?
Haklısın.
Hassiktir! Gitsem iyi olacak.
Peki, görüşürüz canlarım.
Kendinizi öldürmeyin, tamam mı?
- Aman ne komik. - Şaka yapmıyordum.
- Adı neydi? - Bilmiyorum.
Selam.
- Selam. - Selam.
Arkadaşlar, bu Aurora, ev arkadaşım.
- Selam. - Portekizli.
Selam.
Birkaç arkadaşımı davet ettim, umarım sorun olmaz.
- Olmaz tabii. - Harika.
- Üç hafta oldu. - Evet, güneşin görünüşünü unuttum.
Evet, hep böyledir.
Ama bence birkaç gün daha yağmur yağarsa, İncil'deki gibi olacak.
Her yer sular altında kalacak. Bir gemi inşa etmeliyiz!
Evet...
10'u benim için uygun. Evet...
- Yulia? - Bana uymaz, çalışıyorum.
Yapma ya! Hasta olduğunu söylersin!
- Ya da belki müdürüne söylesen... - Evet, müdürüme sorayım bir.
- Soracak mısın? - Evet, izin almaya çalışacağım.
- Senin için yedek uyku tulumum var, yani... - Harika! Evet... Tamam, o zaman...
Sanırım, şey, gelebilirim.
Bir daha bira ister misiniz?
- Ben almayayım, sağ ol. - Ben de almayayım, teşekkürler.
Evet, şu anda mesaj yazıyorum.
Çünkü, ben her zaman başkasına yardımcı olurum, o yüzden...
Bira ister misin?
- Olur. - Harika.
Teşekkürler.
- Al bakalım. - Teşekkürler.
Na zdrowie.
- Saúde. - Saúde?
- Saúde. - Saúde.
Bu Viktor, bu da Yulia. Arkadaşlarım.
Kapıyı çalan da Janek.
Burası şehrin güzel bir bölgesi.
- Evet. - Evet, çok güzel.
Ve ev de çok güzel. Büyük!
Evet, sayımız epey fazla.
Birbirinizle nasıl tanıştınız?
İşten. Onlarla yıllar içinde...
...ortak arkadaşlarımız aracılığıyla tanıştık sanırım.
- Evet. - Sen ne iş yapıyorsun, Aurora?
Bir depoda toplama işçisi olarak çalışıyorum.
Ya sen?
- Ben bir restoranda mutfakta çalışıyorum. - Evet, ben de garsonum.
Selam millet!
- Selam! - Selam.
Selam!
- Selam. - Selam.
- Ben, Janek. - Aurora.
- Tanıştığımıza memnun oldum. - Ben de.
Sen de ev arkadaşlarından biri misin?
- Evet. - Güzel.
Bu senin akşam yemeğin mi?
- Evet. - Nedir bu?
- Peynirli sandviç işte. - Güzel.
Yemeğimizi yedik, şimdi de dışarıda bir şeyler içmek istiyoruz.
Nerede?
Yolun aşağısında bir bar var; Viktor, oraya gidebiliriz diyor.
- Öyle. - Evet, o barı biliyorum.
Öyle mi? Gitmiş miydin?
Hayır. Ama... Birkaç kez önünden geçtim...
- ...ve... güzel görünüyor. - Bizimle gelsene sen de.
- Emin misin? - Evet, tabii ki!
Senin de gelmen çok güzel olur.
- Olur! - Olur mu?
- Olur, teşekkürler - Süper!
- Evet. - Tamamdır.
Köprüye giden yolu biliyor musun?
- Şuradaki hani? - Evet.
Her hafta birkaç saatliğine kapanıyor.
Polis arabaları falan oluyor...
Hadi ya.
Evet, haberlerde yayınlamıyorlar işte.
Muhtemelen diğer insanlara akıl vermek istemiyorlar, anlarsın ya?
Bu hafta sonu ne yapacaksın?
Pek bir şey yapmayacağım.
Muhtemelen yağmur yağar.
- Evet, hava kötü. - Evet.
Çok kötü.
Yarın işe oldukça erken başlayacağım. Bundan pek memnun değilim.
- Akşamın tadını çıkarmak lazım. - Evet.
İyi misin?
- Arkadaşı mısın? - Hayır.
Senin arkadaşın değil, değil mi?
Baksana, iyi misin?
Belki de onu...
- ...şuraya oturtsak iyi olacak. - Tamam.
İyi misin?
- Su getireyim. - Evet, lütfen.
Hemen dönerim.
Yardım çağırabilir misin, belki güvenlik görevlisi veya başka biri?
- Kapı görevlilerini çağırayım. - Evet, evet. Teşekkürler.
- O iyi mi? - Hayır, pek sayılmaz...
...ama iyi olacak.
İyi olacaksın, tamam mı? Endişelenme.
Adın ne?
- Hay sikeyim. - Siktir, kırıldı mı?
Evet, kırıldı. Sikeyim.
Açılmıyor, değil mi?
Yok, açılmıyor...
Sadece ekran değişimiyle hâllolur belki.
Benimki kırıldığında daha önce yaptırdığım küçük bir dükkân var.
Bilgilerini vereyim. İyilerdir.
Seninle ilgilenirler.
Hemen buluyorum...
İşte burada.
Bilgilerini sana gönderdim.
Teresa... Göremiyorum ki...
Pardon, dostum. Doğru, işte...
Burası, evet.
Bu adamlar gerçekten iyiler ve aslında... o kadar da pahalı değiller.
- Umarım hâllolur. - Evet, teşekkürler.
Üzüldüm, gerçekten de boktan bir durum.
Bugüne yetişir mi?
Bugüne yetişmez. Ertesi gün teslimat seçeneğimiz var; ama daha pahalıdır.
Peki...
- Daha hızlı tamiri mümkün değil mi? - Maalesef.
Standardımız 24 saattir.
Kanka, işlerin yoğunluğu ne durumda?
- Elimde çok iş var şu an. - İşte...
Yani, size önerim, yarın öğleye doğru uğrayıp hazır olup olmadığına bir bakın.
Ama garanti veremem.
Ama 15:00'te kesinlikle hazır olacaktır.
Tamam.
- Peki, yarın teslim ücreti ne kadar? - 99 pound.
Teşekkürler.
Şifrenizi rica edeceğim.
Teşekkürler.
Peki, yarın saat 15:00'ten sonra istediğiniz zaman alabilirsiniz.
Fişinizin yanınızda olması yeterli.
- Teşekkürler. - Biz teşekkür ederiz.
N'oluyor! Duştayım!
Sigorta atmış olabilir mi? Çok sinir bozucu.
Bir bakayım.
- Bence, kesin sayacın kontörü bitmiştir. - Hayır, kontör bitemez.
- Yani, dönüşümlü olarak yüklüyoruz sonuçta. - Yav he he, sen öyle san.
Ah! Feri, sikik bisikletin, dostum!
Beş poundluk acil durum kontörü bitti, bu yüzden bu gece tekrar çalışmayacaktır.
Yükleme sırası bende değildi.
- Kimdeydi o zaman? - Bilmiyorum. Bakayım, dur.
Hangi haftadayız?
- Aurora'nın sırası. - Öyle mi?
Aurora'nın sırası. Evet.
Aurora?
Aurora!
Belki daha gelmemiştir.
Sikeyim ya. telefonumu şarj etmem lazım, arkadaşlar!
Dalga mı geçiyorsun? Bu saygısızlık!
Sıkıntı yok, ben yüklerim.
Ben hâllederim.
- Sorun olmaz mı? - Yok.
Bu konuyu John'la konuşmam gerekecek, arkadaşlar.
Her seferinde götünüzü ben kurtaramam!
Yolun ilerisinde yükleme yapan bir market var.
- Saat kaç? 21:00'de kapanıyor. - Üç dakika var.
- Yetişirim. Merak etmeyin. - Emin misin?
- Kris, teşekkürler, dostum. - Sorun değil.
Arkadaşlar, cidden. Böyle iş mi olur amına koyayım ya?
Gerçekten anlamıyorum.
Banyo buharla dolu.
Aurora?
Buyurun.
Bir kontrol edin.
- Düzelmiş. - Memnun kaldınız mı?
- Evet, güzel. - Harika.
Öğrencilere %10 indirim
Bana sadece patates al, Amanda.
Amma darmış.
Of... Affedersin, bebeğim.
Burası bizim yer mi? Fazla oturmayacağım, birazdan kalkarım.
Of...
Amanda. Sossuz.
Hiç sos istemiyorum... Amanda.
Amanda!
Amanda. Hiç sos istemiyorum.
- Çok geç. - Sos istemiyorum.
- Artık çok geç. - Burada oturmayacağız.
- Patatesimi yiyeceğim. - Burada kız oturuyor.
- Kay. - Dinle... Şuna bak.
Çok dar, değil mi?
Ne? Hayır...
- İyi vakit geçirdin mi? - Harika bir gece geçirdim.
- Tanrım! - Seni seviyorum.
Ben de seni. Beğendiğine çok sevindim.
- Beğendim. - Çok eğlenceliydi.
Sen en iyisisin.
Sen en iyisisin. Çok teşekkürler.
Senin sayende harika bir gece oldu.
Evlendim.
- Artık bekâr değilim. - Evet.
Masanın üstünde küçük bir göbekle, yeminlen!
Tanrı'm!
Sam, ayakkabısını kaybetmiş!
Kapa çeneni. Kapa lan çeneni.
Ne demek istiyorsun?
Ayakları pert olacak.
Bu çok komik!
- Kelly, hayır, hayır... - Otur, otur.
Hayır, kızı sıkıştıracaksın.
- Hayır! - Kusura bakma.
Yeter. Kızın hâline bak!
- Nereye oturayım başka? - Ben nereden bileyim!
Bu çok saçma, çok üzgünüm.
- Yo, sorun değil. - Gerçekten üzgünüm.
Yeter. Çocuk gibi surat asıp durma!
- Sos-is? - Azıcık sos-is?
- Çok üzgünüm. - Sorun değil.
Nerelisin? İspanyol musun?
- Hayır, Portekizliyim. - Gerçekten mi?
Portekiz mi? Orası çok uzak değil, değil mi?
Bu harika.
Adını hatırlayamıyorum.
Gittiğim yerin adı neydi?
Şöyle... büyüktü...
Şey gibiydi... Praia de...
Praia du... Ro-cha?
Praia da Rocha.
Praia da Rocha! Benden daha iyi söylüyorsun.
Eh, doğal olarak tabii.
Çok beğendim. Gerçekten çok beğendim.
Ne yapıyorsun?
Bir düğme.
Benim düğmem bu!
Şu kenardaki minik mantar.
Gerçekten çok utanç verici.
Yarın da onu geri götürecektim.
Artık götüremeyeceğim.
Çantama koyacağım.
Amanda.
İzleyecek o kadar çok şey var ki.
- Selam. - Selam.
N'aber? Nasıl gidiyor?
- Her zamanki gibi. Senin nasıl? - Aynen, benim de öyle.
- Selam, millet, burada oturan var mı? - Yok, buyur.
Ama, evet. Beğendiğine sevindim.
- Golden Chain'i izledin mi? - Evet, bir bölümünü izledim.
- Beğenmedin mi? - Yani, pek ilgimi çekmedi.
- Evet, devam etmeli miyim? - Ben beğendim.
Bir şans daha vereceğim.
Dark Road'dan sonra izleyecek bir şey lazım.
- Dün ondan mı bahsediyordun? - Evet, harika. İzlemelisin.
Kesinlikle.
Sadece onu yiyeceksin?
Evet. Lazanya çıktığını gördüm de...
Geçen hafta yemiştim ve pek beğenmemiştim.
- Beğenmedin mi? Lezzetli aslında. - Oldukça iyi.
Balık yemeğinden daha iyi.
- O iğrençti. - Çok aç değilim.
İşte bu yüzden bu kadar formdasın.
Selam, millet.
- Selam. - Naber?
İyidir. Senden?
Siktiğimin havası yine yağmurlu, dostum.
- Bu lanet havadan bıktım. - Berbat.
Evet, benim.
Gelebilirim.
Bu Cuma mı?
O saatler benim için biraz zor.
Daha sonra ya da başka bir gün olabilir mi?
Anladım.
Tamam, o zaman Cuma olsun. O gün boşum.
Evet, doğru.
Tamam, görüşürüz. Teşekkürler.
İş görüşmesi için aradılar.
- Gerçekten mi? - Evet.
Harika. Ne işi?
- Sosyal hizmetler. - Harika.
- Mülakat ne zaman? - Bu cuma.
- İzin alabilirsem, bakalım... - Anladım.
Pardon...
Bir konuda yardımınızı rica edecektim de.
Bu Cuma günü izin almak istiyorum...
...ama uygulamadan yapamadım.
- Nedenini bilmiyorum. - Bu Cuma mı?
Evet.
Uygulamadan yapamazsın.
Tarihe çok yakınsın. Önceden rezervasyon yapman gerekiyor.
Biliyorum; ama acil bir doktor randevum var.
Uygulamayı merkez ofis yönetiyor, bizim erişimimiz bile yok.
Uygulamayı merkez ofis yönetiyor.
- Yani yapabileceğiniz bir şey yok mu? - Bu cuma için yok.
Bak, bu hafta herkes...
- ...fazla mesai yapıyor. - Emin misiniz?
Eminiz tabii.
Önceden planlaman gerekiyor. Tarihe çok yakınsın.
Uygulamayı doğru kullanır ve önceden planlarsan sorun olmaz...
...ama bir hafta önceden planlaman gerekiyor...
- ...tamam mı? - Tamam, teşekkürler.
Geldiklerinde ellerindeki tarayıcıya bakıyorlar...
...tıpkı markette kendi alışverişini yapan birini izlemek gibi.
Seçiyorsunuz, tarıyorsunuz, sepetinize koyuyorsunuz.
Size karman çorman gözükebilir; ama aslında bir düzeni var.
Aynı oyuncakların hepsi tek bir noktada toplansa...
...ve herkes o oyuncaktan sipariş etse inanılmaz bir yığılma olurdu.
Herkes aynı yerde olurdu.
Bu yüzden onları deponun her yerine dağıttık.
Bu, bir tür hazine avı gibi.
Bu onları tetikte tutuyor ve günlerini biraz daha ilginç hale getiriyor.
Bu taraftan.
Sağ ol, dostum.
Of, yoruldum be.
Nasıl gidiyor?
Her zamanki gibi. Seninki?
Şey, yeni bir adam var, tamam mı? Yeni bir müdür.
Birisi yeni geldiğinde...
...adını duyurmaya çalıştığı zamanları bilirsin, değil mi?
Dürüst olmak gerekirse, bu adam günümü mahvediyor.
Bilirim.
En azından yağmur yağmıyor.
Bu memlekette, bu havanın ömrü uzun değil.
En fazla iki saat sonra tekrar yağmaya başlayacaktır.
Bugün ne yaptım tahmin et.
Bir kitabı bir dildoyla değiştirdim. Evet.
- Yine mi takıldı? - Evet, geçen hafta olduğu gibi, sanırım.
Bugün, size en klasik makarna yemeklerinden biri olan...
...carbonara'nın nasıl yapıldığını öğreteceğim.
- Selam. - Selam.
Pekâlâ.
İşe gidiyorum.
Sonra görüşürüz.
- Kolay gelsin. - Sağ ol. Görüşürüz.
Görüşürüz.
Sadece, harika göründüğünü söylemek istiyorum.
Devrim niteliğindeki yeni ürünümüzle kusursuz bir cilde merhaba deyin...
İşte, en iyi tavuk çorbası...
- Selam. - Selam.
Elektrik kontörümü yüklediğini biliyorum.
Teşekkür ederim. Ve özür dilerim.
Hesap numaranı gönderirsen, sana havale yaparım.
Ne demek, hiç sorun değil.
Bilgileri sana mesaj atarım. Sıkıntı yapma.
Teşekkürler.
- Bu akşam için planın var mı? - Janek'le bira içmeye gideceğim.
- Janek'ten hoşlanmıştım. - Hoştur evet.
- Komik biri. - Evet, iyi biridir.
Peki ya sen? Senin planın ne?
Sadece dinleneceğim.
- Selam. - Günaydın.
Günaydın.
- Bir haberim var. - Nedir?
Portekiz'deki o işe kabul edildim.
- Ofis işine mi? - Evet.
- Ne güzel. - Evet.
- Başardım. - Harika.
Bir arkadaşım orada çalışıyor.
Bütün gün oturarak çalışacağım.
Sen de hak ettiğin işe alınacaksın.
- Bakalım. - Alınacaksın, içimden bir his öyle diyor.
Bu, bizim haftamız.
Sizin izlediğiniz ilginç bir şey var mı?
Birkaç diziye başladım...
...ama aynı anda birden fazla şey takip edince hiçbirini bitiremiyorum.
Evet.
Yeni bir şey bekliyorum.
Şu anda, gerçek suçlarla ilgili bir dizi izliyorum.
Evet, oldukça iyi... ama kabuslar görmeme neden oluyor.
Gerçek suç hikâyelerine bayılıyorum.
Biraz garip. Rahatlamak, sâkinleşmek için izliyorum.
Ama evet, sanırım uykumu etkiliyor.
Bu yüzden yeni bir dizi denemem gerekebilir.
- Vay! Dark. - Aynen!
Selam.
- Bugün nasılsın, Aurora? - İyiyim, siz nasılsınız?
İyiyim, teşekkürler.
Bugün hızın normalden biraz daha yavaş da...
...o yüzden bir kontrol edeyim dedim.
Her şey yolunda mı?
Bir sorun mu var, yoksa...?
Her şey yolunda, evet.
Öğleden sonra birkaç şeyi bulamadım ama... Sistemde işaretledim.
Tamam, sistemde işaretlendilerse, bu harika.
Evet, günün geri kalanında...
...işleri biraz hızlandırabilirsek harika olur. Tamam mı?
- Teşekkürler. - Teşekkürler.
Hepinize merhaba, adım Fiona.
Bugün burada size uyuşturucu testi yapmak için bulunuyorum.
Bu uyuşturucu testi bu paketin içinde.
Paketin içindeyse sünger bulunan plastik bir kap var.
Sünger, tükürük örneğinizin alınması için kullanılıyor.
Bu testleri dağıttıktan sonra, size nasıl yapılacağını anlatacağım.
Şey, testi yaptırmak zorunda mıyız?
Evet, maalesef testi yaptırmak zorundasınız.
Bu bir protokol ve şirketin politika ve prosedürlerinin bir parçası. Tamam mı?
Birer tane alın ve yanınızdakine verin.
Herkes aldı mı?
Şimdi, paketlerinizi dikkatlice açın...
İçinde plastik bir kap göreceksiniz.
Plastiği açıp süngeri kaptan çıkarmanızı istiyorum.
Bu sünger, ağzınızın içine yerleştirilecek.
Süngeri ağzınıza yerleştirdikten sonra, lütfen diş etleriniz boyunca gezdirin.
Süngeri, her iki taraftaki diş etleriniz boyunca gezdirin.
Bunu yaptıktan sonra...
...her iki yanağınızın içine de aynısını yapmanızı istiyorum.
Her iki yanağın iç kısmını tamamladıktan sonra...
...dilinizin üzerinde de aynı işlemi uygulayın.
Süngerin tamamen yumuşadığını hissettiğinizde...
...onu ağzınızdan çıkarmanızı ve kabın içine geri koymanızı istiyorum.
Sonra kapağı sıkıca kapatın, sağlam ve sıkı olsun.
Umarım bugün kimse uyuşturucu testinde pozitif çıkmaz.
Eğer çıkan olursa, bu durum yönetime iletilecek.
Bunun benimle hiçbir ilgisi yok.
Ben sadece işimi yapıyorum ve sonucu yönetime ileteceğim.
Ama umarım, bugün kimse pozitif çıkmaz.
Emeklerinizi takdir etmek...
...ve onların asla gözden kaçmadığını hatırlatmak için buradayız.
Sizin için birkaç oyun hazırladık...
...Liam'ın da dediği gibi cupcake'ler de var o yüzden keyfinize bakın, bunu hak ettiniz.
Ha, unutmadan... Günün en iyi performansını gösterenler için...
...öğleden sonra belki küçük sürprizlerimiz olabilir...
Büyük ödüller sizi bekliyor...
...bu yüzden çalışmaya devam edin, arkadaşlar. Hepsine değecek.
Teşekkürler.
Teşekkürler. Gün boyunca kek satış standımız açık olacak, uğramayı unutmayın arkadaşlar.
Etkinliğimiz, deniz biyolojisi ve ekoloji gibi alanlara...
...destek olmayı amaçlayan harika bir kuruluş olan...
...Deniz Kaplumbağaları Vakfı ile ortaklaşa yapılıyor!
Harika bir amaç.
Rachel, bugün burada olacak.
Selam verme fırsatınız olursa harika olur...
...bağış yapabilirseniz daha da iyi olur.
Çok teşekkür ederiz.
Şirket değerlerimizle tam uyumlu olarak...
...ekolojiyi korumaya, sürdürülebilirliği desteklemeye...
...ve hayır işlerine katkı sağlamaya yönelik adımlar atıyoruz.
Şu gerçeği en başta vurgulamak isterim: Gerçekten de olağanüstü bir yıl oldu!
Muhteşem bir yıldı. Son konuşmamızdan bu yana...
...tüm bölümlerde dünya çapında büyük satışlar gerçekleştirdik...
...ve bu tamamen sizlerin ve sıkı çalışmanızın sayesinde oldu.
Şimdi, sakıncası yoksa, dikkatlerinizi buradaki ekranlara verebilir misiniz?
Ekip olarak başardıklarımızı görebilir...
...ve hep birlikte kutlayabiliriz.
Sonuçları değerlendirin ve kendinizi alkışlayın, teşekkürler.
- Nereye gidiyorsun? - Şey... Tuvalete gidiyorum.
Bitene kadar hepimiz burada kalmalıyız.
- Bekleyebilir misin? - İşemem lazım.
Tamam, git ama çabuk ol.
- Selam! - Selam.
Selam!
Yemek hazırlıyoruz.
- Güzel. Afiyet olsun. - Sağ ol!
- Güzel kokuyor. Ne yapıyorsunuz? - Bigos adında bir güveç.
- Bir sürü farklı malzemesi var. - Güzel.
Bu arada, yarın maaşımı alacağım, elektrik parasını sana havale edeceğim.
- Tamam mı? Teşekkürler. - Evet, tamam. Teşekkürler.
Hiç sorun değil, bilgilendirdiğin için teşekkürler.
Tamam.
- Kusura bakma. - Sorun değil.
Bizimle yemek ister misin?
- Hayır, teşekkürler. Eksik olmayın. - Çok yaptık, gerçekten.
Hayır, sorun değil. Teşekkürler. Ben almayayım.
Emin misin? Çok fazla yemek yaptık.
Emin misiniz?
Evet, gerçekten çok fazla yaptık. Gel hadi.
- Tamam, teşekkürler. - Ne demek.
Bira ister misin?
- Olur. Teşekkürler. - Güzel.
Buraya oturabilir miyim?
- Tabii, buyur. - Tabii.
Evet.
- Biran. - Teşekkürler.
- Al bakalım. - Sağ ol.
Teşekkür ederim.
- Bu senin. - Sağ ol.
Teşekkürler.
- Pekâlâ. Na zdrowie. - Na zdrowie.
Na zdrowie.
Portekiz yemeğine benziyor.
- Öyle mi? - Evet, feijoada deniyor.
Evet, fasulye, bolca et ve chorizo içeriyor.
Anladım, bunda fasulye yok ama bol sosis var.
- Teşekkürler. - Rica ederim.
Ee, haftan nasıl geçti?
Pek iyi değildi; ama yarın daha iyi olacak.
Bir iş görüşmem var.
- Oo, harika! - Evet.
- Bol şans. - Teşekkürler.
- Umarım iyi geçer. - Teşekkürler.
Merhaba, sizi bilgilendirmek için aramıştım; kendimi biraz hasta hissediyorum...
...bu yüzden bugün çalışamayacağım.
Aurora.
Bir dakika lütfen.
B83-45-56.
- Ve bu, sarı olandan, lütfen. - Tabii.
Pardon, bunun içinde sadece çikolata mı var?
- Evet. - İki tane alabilir miyim, lütfen?
Tabii. Güzel seçimler.
- Başka bir isteğiniz var mı? - Hayır, teşekkürler.
Teşekkürler. Fiş ister misiniz?
- Hayır, teşekkürler. - Rica ederim.
- İyi günler. - Sana da. Teşekkürler.
- Merhaba. - Merhaba.
Yeni göz farı paletlerimizi denemek ister misin?
- Anlamadım? - Yeni göz farı setlerimizi diyorum?
Denemek istersen hemen uygulayabilirim.
İstersen, şuraya oturabilirsin.
- Olur, deneyeyim. Teşekkürler. - Rica ederim, buyur.
İstersen, bunu alabilirim.
- Teşekkürler. - Rica ederim.
Atkını asayım mı?
- Olur, teşekkürler. - Rica ederim.
Pekâlâ, öyleyse. Aman Tanrı'm, cildin çok güzel.
- Teşekkürler! - Gerçekten öyle.
Peki, ne tür renkleri seversin?
Bu setler aslında iki farklı renkte geliyor.
Daha nötr bir renk ve biraz daha sıra dışı bir renk var.
Peki, ne tür renkleri seversin?
- Maviyi severim. - Mavi mi? Tabii! Neden olmasın? Tamam.
Aslında üç farklı mavi tonumuz var...
...önce eline sürerek biraz fikir edinmeni sağlayayım.
Tamam.
Aman Tanrım. Ellerin çok soğuk, tatlım!
- Dışarısı soğuk mu? - Evet, biraz soğuk.
Yavaş yavaş soğumaya başladı.
Peki, bu en açık rengimiz...
...hepsi de cildinde pürüzsüz ve harika hissettiriyor!
Ve son olarak, en koyu mavi.
Bu aslında benim favorim.
Ayrıca çok hafiftirler.
Bazen çok fazla makyaj yapmış gibi hissedersin...
...ama bunlar süper hafif.
Bu formül hassas ciltler için de mükemmeldir.
Ne dersin? Hangisini tercih edersin?
- Ortadakini istiyorum. - Ortadakini mi?
- Evet. - Tamam, mükemmel.
Tamam, o zaman gözlerini kapat, lütfen.
- Tamam. - Teşekkürler.
Pekâlâ...
Peki, bugün için planların ne?
Aslında, bir iş görüşmesine gideceğim.
Öyle mi?
- Evet. - İş görüşmesine mi gideceksin?
Rengi sorun ederler mi ki?
Bu, biraz yoğun bir renk de.
Bir bak bakalım ve düşünceni söyle.
- Beğendim. - Evet. Harika, katılıyorum, ama...
İş görüşmen olduğunu söyleseydin, mavi rengi önerir miydim, bilmiyorum.
Evet...
Evet, belki de haklısın.
Daha... nötr tonlar daha iyi olur.
- Evet? Daha nötr mü olsun? - Evet.
Tamam, sorun değil.
Zaten fazla bir şeye ihtiyacın yok, çünkü gözlerin çok güzel.
- Teşekkürler. - Gözümüzü kapatalım. Tamam.
Harika.
Tekrar temizleyelim.
Süper.
Tamam, daha nötr bir şeyler deneyelim.
Şunu deneyelim.
Peki, ne iş yapıyorsun?
- Depoda çalışıyorum. - Anladım.
Görüşme yapacağım iş biraz farklı. Bir nevi, şey, sosyal hizmet.
Anladım, tamam, heyecan verici!
Bense bu işi, yıllardır yapıyorum.
Yani, muhtemelen bir değişiklik iyi gelir.
- Umarım her şey yolunda gider. - Teşekkür ederim.
Tamam, neredeyse bitti.
Tamam, tatlım. Kendine bir bak. Ne kadar güzel oldun, değil mi?
- Tamam, beğendim. - Rica ederim.
Peki, gitmeden önce ellerindeki boyaları çıkaracağım.
Hadi bakalım.
Peki, bugün göz farı setlerinden herhangi birini satın almak ister misin?
Şu anda, fiyatları gerçekten çok uygun.
Fondötenlerimizden birini alırsan...
...%30 indirim kazanırsın; bu gerçekten çok iyi bir fırsat.
- Merhaba. - Merhaba.
Beklettiğim için özür dilerim.
- Bunları yazdırmam gerekiyordu. - Sorun değil.
Formlarda her şey anlaşılır mıydı?
- Evet, sanırım. - Harika.
Başlamadan önce herhangi bir sorun var mı?
Evet. İşe alınırsam, hemen işe başlayacak mıyım, yoksa...?
İnternette farklı başlangıç tarihleri olduğunu gördüm de.
Evet, çoğu kişi yaklaşık bir hafta içinde başlıyor...
...bazı faktörlere göre değişebiliyor ama...
...genelde bir hafta kadar sürüyor. Oldukça hızlı bir süreç.
Anladığım kadarıyla hemen işe başlayabilirsin?
- Evet, başlayabilirim. - Bu harika, çok güzel.
Evet, şimdi... Bu, oldukça samimi bir görüşme olacak.
Bir mülakat; ama aslında seni biraz tanımamız için bir fırsat, tamam mı?
Böylece seni uygun bir müşteriye yönlendirebiliriz.
Sormayı unuttum, gece vardiyasında çalışmaya açık mısın?
- Evet. - Çok güzel.
Bunu başvuru formuna ekleyeceğim. Tamam.
Sorduğum için özür dilerim, ama...
...gelecek hafta işe başlarsam, maaşım bir sonraki hafta ödenecek mi?
Tamam, maaş bordrolarımız aylık olarak hazırlanıyor.
Yani, gelecek hafta işe başlarsan...
Aslında, bugün ayın kaçıydı...
Doğru, gelecek hafta işe başlarsan...
...ayın yarısı geçtiği için, o haftaki ödemen...
...gelecek ayın maaşına eklenecektir.
Peki.
Tamam. Bana biraz kendinden bahset.
Adım Aurora.
Bunu zaten biliyorsunuz, pardon. Şey...
Yıllar boyunca farklı işlerde çalıştım.
İş tecrübemden biraz bahsetmemi ister misiniz, yoksa...?
Hayır, aslında hiç gerek yok.
Özgeçmişinden anladığım kadarıyla, kişisel asistanlık...
...veya destek çalışanlığı deneyimin yok, yanılıyor muyum?
- Doğru, onlarda hiç deneyimim yok. - Problem değil.
Birçok kişiyi eğitmeye alışkınız, bu konuda endişelenme.
Bu görüşme sadece seni biraz tanımak için, tamam mı?
O yüzden bana biraz kendinden bahsedebilir misin...
...sevdiğin şeylerden falan?
Ben... sıradan şeyler yapıyorum, sanırım.
- Üzgünüm, aklıma bir şey gelmiyor. - Sorun değil.
Şu anda çok iyi gidiyorsun, tamam mı?
İş dışında ne tür şeyler yapmaktan hoşlanırsın?
Çamaşır yıkarım.
Üzgünüm, saçmaladım.
Şey yaparım...
Arkadaşlarımla takılırım...
...ve...
...şey...
...karaoke yaparım, sinemaya giderim ve...
...seyahat etmeyi severim.
Peki, son zamanlarda güzel bir yere gittin mi?
Evet. Bahamalar'a gittim.
Vay canına. Bu harika.
Evet... çok güzeldi.
Bak...
Tatlım, iyi misin?
Evet... iyiyim. Özür dilerim, şey...
Sanırım adet dönemim başladı.
Pekâlâ, bir dakika mola verebiliriz.
Hayır. Hayır, gerek yok.
Çok güzeldi, gerçekten.
Plajlar... çok güzeldi.
Kum...
Bak...
- Bence... - Üzgünüm... Çok üzgünüm...
Sorun değil, biraz mola verebiliriz, tamam mı?
İstersen tuvalete gidebilirsin, sonra devam ederiz.
Evet, ben iyiyim, sadece...
...bir dakika ihtiyacım var.
- Üzgünüm - Yo, sorun değil.
Şimdi, seni biraz yalnız bırakacağım.
İstediğin kadar bekle, tamam mı?
Teşekkürler. Özür dilerim.
Hop, dostum, park şu anda kapalı. Hadi, gitmen gerek.
Duyuyor musun beni?
Merhaba. Bakar mısın?
Bakar mısın, merhaba, park kapalı, hadi.
Merhaba?
Merhaba?
Merhaba?
Siktir.
Alo? Dinle, çeşmenin yanında baygın bir kız var.
Onu az önce buldum. Yalnız gibi görünüyor.
Tamam, o zaman ben burada onunla bekleyeyim, olur mu?
Çeşmenin solundaki tepedeyim.
Uyandırmaya çalıştım ama hiç tepki vermiyor.
Evet, nefes alıyor.
Peki, o zaman burada onunla bekleyeceğim, tamam mı?
Tamam, teşekkürler. Görüşürüz. Hoşça kal.
Merhaba, tatlım.
Evet. Dinle, devriye geziyordum ve...
...parkta baygın hâlde yatan bir kız buldum.
Evet ve birinin gelip bize yardım etmesini bekliyorum.
Evet, biraz gecikebilirim.
Bilmiyorum, onu yeni buldum.
Evet, umalım da öyle olsun, değil mi?
Evet, tamam, o zaman...
...yola çıktığımda sana haber veririm, tamam mı?
Tamam, şimdilik hoşça kal.
Merhaba.
Merhaba!
Ağrın mı var, dostum?
Gel...
Birisi senin iyi olup olmadığını kontrol etmek için geliyor, tamam mı?
Gel buraya. Hadi bakalım.
Dur. Dur...
- Hızlıca kalkmaya çalışma. - Artık daha iyi hissediyorum.
Teşekkür ederim.
İyi olduğundan emin misin?
Ne oluyor?
Bir kesinti var. Vardiyamız başlamadı ve ne zaman başlayacağımızı bilmiyoruz.
Tamam, tamam!
- Hadi arkadaşlar, başlıyoruz! - Evet.
1, 2, 3...
- Kıl payı kaçtı. - Bu benim hatamdı.
Benim hatamdı.
- Katılmak ister misin? - Tabii. Teşekkürler.
- Başlıyoruz! - ...2, 3...
Of!
- Nasıl ya? - Tekrar.
Tamam. 1, 2...
- ...3, 4, 5... - Evet, evet!
...6, 7, 8, 9...
...2, 3...
...4, 5...
Pardon!
Çeviri: dikistutmaz X: iapetos Letterboxd: moandor
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.