All language subtitles for October.7.Bearing.Witness.To.The.Massacre.2025

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew Download
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian Download
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian Download
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian Download
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian Download
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish Download
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Downloaded from YTS.MX

Official YIFY movies site: YTS.MX

Şu atışı izle. At, adamım.

JETLER

- Hey, ödlek. - Hey, Jet çocuk.

İkileyin.

Haydi.

İkileyin.

Hey, Jetler!

Rocco, Indio... Ona bakalım.

Haydi, Jetler.

Jetler, haydi.

Haydi, çocuklar.

KOKUŞMUŞ KÖPEKBALIKLARI

Ayrılın, sizi serseriler.

Haydi. Size bu saçmalığı kesmenizi kaç kere söyledim?

- Yüzbaşı Schrank olmasın bu. - İyi günler, Yüzbaşı Schrank.

- Ve Memur Krupke. - İyi günler, Memur Krupke.

- İyi günü gösteririm size. - Sen, dur.

- Eğleniyoruz. - Oyun sahasını severiz.

Biz mahrum gençleri, sokaklardan uzak tutuyor.

- Kes sesini. - Sanki sıcak kaldırımlarda doğduk.

Bebek John, buraya gel.

Bu Porto Rikolular'ın hangisi sana vurdu?

- Şey, efendim... - Hangisi?

Affedersiniz efendim.

Aslında, biz bu işi bir polisin yaptığından şüpheleniyoruz.

İki polis.

- İmkansız. - Amerika'da hiçbir şey imkansız değil.

Peki, uyanıklar. Beni dinleyin.

Hepiniz.

Sokaklar siz serserilere ait değil. Yeterince bela çıkarttınız.

Birbirinizi öldürecekseniz, öldürün.

Ama benim bölgemde olmaz. Sorusu olan?

Bunu İspanyolca'ya çevirir misin?

Arkadaşlarını götür buradan, Bernardo.

Ve uzak durun.

Lütfen.

Peki, Köpekbalıkları.

Sanki mahalle yeterince pis değildi.

Bakın, beyler. Mantıklı olalım.

Burada düzen ve adaleti sağlayamazsam, trafik polisliğine sürülürüm.

Trafik polisliğini sevmem.

Yani bundan böyle Porto Rikolular'la aranızı iyi tutacaksınız.

Aranız iyi olacak, tamam mı?

Çünkü bir tanenizi bile burada patırtı yaparken yakalarsam,

eşek sudan gelinceye kadar döverim ve çöplüğe atar çürümesini izlerim.

İyi çocuklara hoşça kal de Krupke.

Hoşça kalın çocuklar.

Hapis mi?

Sokaklar siz serserilere ait değil.

- Gidin parkta oynayın. - Çimlere basmayın.

- Evden çıkın. - Mahalleden uzak durun.

Dünyadan uzak durun. Mahallesi olmayan bir çete, bir hiçtir.

Mahalle bizimdir.

Toplanın.

- Sen değil, Kimse. - Riff, beni çeteye sokmalısın.

Demin beni görmedin mi? Bomba gibiydim. Dövüşmek istiyorum.

Erkek bulmasının başka yolu yok ki!

- Seni pis fare. - Uza, ufak kız.

Haydi.

Bu bölge için çok savaştık ve kolay vazgeçmeyeceğiz.

Zümrütler kabul etti, onları susturduk. Şahinleri de buradan defettik.

- Porto Rikolular farklı. - Durmadan geliyorlar.

- Pencereleri kapatın. - Bütün yemekleri yiyorlar.

İmdat. Meksika yemeğine boğuldum.

Yüzbaşıyı duydunuz. Porto Rikolular'la iyi geçinmeliyiz, yoksa...

Her şeyi elimizden almalarına izin vereceğiz yoksa.

Haklısın, olmaz.

Peki ne yapacağız? Söyleyeyim.

Hızlı olacağız, şimşek gibi.

Köpekbalıklarını, sonsuza dek yokedeceğiz,

ve bir daha bizim bölgemize adım atmayacaklar.

Her şeyimizle dövüşeceğiz.

- Çatışma. - Sakin ol, Aksiyon Çocuk.

Köpekbalıkları da, söz hakkı istiyorlar.

Çok sağlam çocuklar.

Bıçakları, el yapımı silahları olabilir.

Kesin vardır demiyorum Bebek John.

Sadece olabilir diyorum.

Hazırlıklı olmalıyız.

Ruh haliniz nedir Jetler?

- Gidelim. - Kapışalım.

- Ezelim. - Parçalayalım.

- Peki ya bıçakları varsa ve silahlılarsa? - Her şeyi unutalım gitsin.

Ne dersin, Riff?

Bu bölge küçük, ama elimizdeki bu.

Ben burayı her zamanki gibi korumak isterim: Yumrukla.

Ama eğer bıçak olacaksa, bıçak alırız.

Eğer silah olacaksa, silahlanırız.

Jetler'in bir numara olmasını istiyorum.

- Yelken açıp, göklere açıImak. - Yelkenleri bas öyleyse.

Peki, kediler, kopuyoruz.

Raconuna uysun diye Köpekbalıkları'yla savaş kurulu toplamalıyız.

Kötü haberi Bernardo'ya şahsen ben vereceğim.

- Yanına yüzbaşı al. - Ben gelirim.

- Tony. - Tony'yi isteyen kim?

Tony bize lazım. Onun namı, bütün Batı Yakası'nı aşıyor.

- O artık bizden değil. - Kes, Aksiyon.

- Jetler'i Tony ve ben başlattık. - O nerede öyleyse?

- NasıI işe başlar? - Gençlik kurulu onu bozdu.

Geçici hastalık. Bekle ve gör.

Zümrütleri yenerken attığı yumruklar.

- O benim kıçımı kurtardı. - Ve bunu bir daha yapar.

O bizi asla yüzüstü bırakmadı. Bırakmaz.

Bir kez Jet olursan, hep Jet kalırsın

ilk sigarandan ölüm gününe dek

Jet olursan, onlara gününü göster

Etrafında kardeşlerin var, senin bir ailen var

Asla yalnız değilsin, asla kopuk değilsin

Evde kendinlesin konukları beklerken

Arkan sağlam

Büyük harf J ile korunuyorsun

Bunu asla unutmazsın seni gönderene kadar

Bir kez Jet olursan, hep Jet kalırsın

Tony'yi tanırım ve ona güvenebilirsiniz.

- İç, dış... Haydi iş başına. - Bernardo'yu nerede bulacaksın?

- Bu gece dansta. - Spor salonunda takılır.

A-rab, ona sadece meydan okuyacağım.

Herkes parlak ve havalı giyinsin. Tony ve beni saat 10'da dansta bulun.

- Başınız dik yürüyün. - Her zaman dik.

- Biz Jetleriz. - En büyükler.

Jet olursan, şehirde havandan geçilmez

Sen altın madalyalı ağır siklet tacını takan çocuksun

Jet olursan, en oynak şey sensin

Küçük çocuk sen erkeksin, küçük adam sen kralsın

Jetler vitesi taktı, silindirler dönüyor

Köpekbalıkları yok olacak, çünkü her Porto Rikolular ödlek

Jetler cehennemden fırlamış yarasa gibi

Biri yolumuza çıkarsa, o birinin canı yanar

Jetler geliyor - Küçük dünya, kenara kaç

En iyisi yeraltına girin, kaçın, saklanın

Çizgiyi biz çiziyoruz, burnunuzu sokmayın

Bir tabela asıyoruz: "Yabancılar Giremez"

Ve şaka yapmıyoruz

Jetler geliyor ve herkesi mahvedeceğiz

Bütün çeteleri, bütün mahalledeki

Bütün mahallede, sevgili mahallemizde

- Tony, dinlemiyorsun bile. - Duydum, Riff.

Öyleyse bir şey söyle.

Seni kırmak istemem. Sen en iyi arkadaşımsın.

Rahimden kabre?

Doğumdan mezara.

Bu yüzden bu gece benimle dansa gelmelisin.

Tony, evet de.

Bir şişe gazozun içindeki baloncukları saymayı bıraktın mı?

- Tony, bu önemli. - Her şey önemli Riff.

Sen, ben, şu sevimli patronum.

Köpekbalıkları bela. Fena ısırıyorlar. Onları hemen durdurmazsak...

- Yaşamak için çalışmak. - Buna ne dersin?

Dört yıI boyunca kankam ve ailesiyle yaşadım. Kişiliğini anladığımı sandım.

Seni hayalkırıklığına mı uğrattım?

Izdırabını bitir ufaklık. Neden toparlanıp taşın mıyorsun?

Çünkü annene hastayım.

Amcamla yaşamaktan nefret ediyorum.

Git Jetler'le oyun oyna.

Neden olmasın? Onlar en iyiler, değil mi?

Öylelerdi.

Daha iyi bir şey mi buldun?

Daha değil, ama...

Ama ne?

Bunu anlamazsın, Riff.

Bir dene.

Haydi, Tony.

Geçen ay her gece,

uyandım ve uzandım.

- Neye? - Bilmiyorum.

Bir kız mı?

Tam kapının dışında, köşe başında.

- Ama geliyor. - Ne geliyor?

Bilmiyorum.

Jet olduğum günlerde hissettiğim duygu gibi.

Şimdi oldu. Çete olmadan, sen yetimsin.

Çeteyle, ikili, üçlü, dörtllü yürürsün.

Tayfan en iyisi olunca, bir Jet olunca,

güneşe çıkarsın, özgür olursun.

Riff, yeter.

Bana bak.

Sana bakıyorum.

Ben hiç kimseye saat sormadım değil mi?

Asla kimseden bir şey istemedim.

Ama senden istiyorum - bu gece dansa gel.

- Doc'a söz verdim, dükkanı temizleyeceğim. - Danstan sonra yap.

Çocuklara geleceğini söyledim bile.

Eğer gelmezsen, fişleneceğim.

- Onlara saat kaçta dedin? - 10.

Benim için Tony. Riff için.

10 'da.

- Rahimden kabre. - Doğumdan mezara. Göreceğiz.

Belki beklediğin şey dansa gelir.

Kim bilir?

Kim bilir?

Olabilir

Kim bilir?

Her an ortaya çıkabilecek bir şey var, hemen anlayacağım

Ortaya çıkar çıkmaz

Gülle gibi düşebilir gökyüzünden

Gözlerinde ışıItı, gül kadar parlak

Kim bilir?

Ona ulaşıImaz, mahallede, bir plajda

Bir ağacın altında

Bir mucize bekliyorum, gerçekleşecek

Bana geliyor

Olabilir mi?

Evet, olabilir

Bir şey geliyor, iyi bir şey

Bekleyebilirsem

Bir şey geliyor, ne olduğunu bilmiyorum

Ama harika olacak

Pat diye, aniden

Telefon, kapı çalacak

Mandalı çevir

Bir şey geliyor - ne zaman bilmem, ama yakında

Ayı yakala, tek elinle yakala

Köşeyi dönünce

Ya da bir nehirde ıslık çalarken

Haydi, bana teslim et

Olacak mı?

Evet, olacak

Belki durmuş bekliyor

Orada olacak

Haydi, bir şey, buyur gel, çekinme

Adamla tanış, bir sandalye çek

Hava uğulduyor

Ve harika bir şey geliyor

Kim bilir?

Ona ulaşıImaz, mahallede, bir plajda

Belki bu gece

Anita, sen benim arkadaşımsın. Yakayı daha açık yapmalısın.

Benimle uğraşma. Şu an kendi mesaimiz, yaşlı bayanınki değil.

İki buçuk santim. Ne fark eder ki?

Çok fark eder.

Anita, bu elbise dans için, dua etmek için değil.

O çocuklarla dans ettikten sonra, kendini dua ederken bulabilirsin.

- İki buçuk santimcik. - Bernardo bana söz verdirdi.

Bu ülkeye geleli bir ay oldu. Hiçbir heyecan yaşadım mı?

Bütün gün burada dikiliyorum. Bütün gece evdeyim.

Kardeşim beni buraya neden getirdi?

Chino'yla evlenmen için.

Chino'ya baktığımda hiç bir şey olmuyor.

- Ne olmasını bekliyorsun? - Bilmiyorum. Bir şey.

Bernardo'ya bakınca ne oluyor?

Ne oluyorsa, bakmadığımda oluyor.

Annemlere, sen ve Nardo'nun sinema balkonunda yaptıklarınızı söylerim.

- Bunu paramparça ederim. - Hayır.

Ama şu yakayı biraz aşağı almayı becerirsen...

Seneye.

- O elbiseden nefret ediyorum. - Öyleyse bu gece dansa gelme.

Gelmeyeyim mi?

- Bari kırmızıya boyasak? - Hayır, boyayamayız.

Beyaz bebekler içindir.

Orada beyaz giyen tek ben olacağım...

Bu güzel bir elbise.

Seni seviyorum.

- Hazır mısınız, bayanlar? - Nardo, gel.

- Güzel değil mi? - Çok.

- Pek duyamadım. - Çok güzel.

- İçeri gel Chino. Korkma. - Ama bu dükkan bayanlar için.

Isırmayız, daha iyi tanışmadan.

Chino, ben olamazsan bu gece Maria'ya göz kulak ol.

- Sen de Anita. - Ağabeyim sersem bekçi köpeği.

Kız kardeşim kıymetli bir mücevher.

Neyim ben? Cam parçası mı?

Nardo, bu gece iyi vakit geçirmem önemli.

Çünkü bu gece, Amerikalı bir bayan olarak yaşamımın başlangıcı.

Çekil şuradan.

Bakın kim burada.

Bunlar tanışmadığın bazı arkadaşlarım.

Bu Loco.

- Teresita. Kız kardeşim, Maria. - İyi akşamlar.

Bu Luis Arruza.

Rosalia, selam.

Pekala, baylar ve bayanlar.

Lütfen dikkat.

Bu gece burada iyi bir kalabalık var.

Hepsi senin için, Mutlu EI.

Biliyorum, hepiniz buraya yeni arkadaşlar bulmak için geldiniz,

ve eskileriyle daha samimi olmak için.

O yüzden bu gece özel bir şey yapacağız.

Bir tanışma dansı yapacağız.

Pekala, çocuklar.

- İki daire yapmanızı istiyorum. - Kaç?

İki. Erkekler dışarıda ve kızlar içeride.

Sen nerede olacaksın?

Müzik durunca,

her erkek karşısında kalan kızla dans edecek.

Tamam mı?

İki daire, çocuklar.

- Denemekten canınız yanmaz. - Canım yandı.

Kar Çocuk.

Tamam, çocuklar. Top yuvarlansın.

Kız etrafta döner, ve kimse bilemez nerede duracak.

Haydi bakalım.

Erkekler sağa ve kızlar sola.

Başkası olduğumu sanmıyordun değil mi?

Olmadığını biliyorum.

Ya da daha önce tanıştığımızı?

Tanışmadığımızı biliyorum.

Daha önce olmamış bir şeyin olacağını, olması gerektiğini biliyordum.

- Ama bu çok daha fazla. - Ellerim soğuk.

Seninkiler de.

Ne kadar sıcak.

Ne kadar güzel.

İnanması zor.

Şaka mı yapıyorsun?

O tür şakalar yapmayı daha öğrenemedim.

Sanırım artık asla öğrenemeyeceğim.

Çek ellerini, Amerikalı. Kız kardeşimden uzak dur.

- Onlardan biri, görmedin mi? - Tek onu gördüm.

- İstedikleri bir tek şey var. - Bu bir yalan.

Çekil.

- Dinleme. - Beni dinleyecek.

- Bu işi halletmek istersen... - Çocuklar. Her şey ne güzel gidiyordu.

Haydi, hepimiz eğlenmeye geldik.

- Dışarı çıkar onu. Eve gidiyoruz. - Nardo, bu ilk dansım.

Biz bir aileyiz. Haydi.

Gel, Maria.

- Seni istemiyorum. - Ben seni istiyorum ama.

Savaş kurulu için. Jetler ve Köpekbalıkları.

- Memnuniyetle. - Dışarı çıkalım.

Senin gibiler etraftayken, bayanları yalnız bırakmam.

Gece yarısı buluşacağız.

Doc'un şeker dükkanı?

Ve o saate kadar dalaş yok.

Kuralları anladım, yerli çocuk.

Buz.

Gece yarısı Doc'da. Herkese söyleyin.

Maria.

Bugüne kadar duyduğum en güzel ses

Dünyanın en güzel sesleri tek bir kelimenin içinde

Maria isimli bir kızla tanıştım

Ve birden, o isim benim için çok farklı oldu

Maria isimli bir kızı öptüm

Ve birden bir sesin ne kadar güzel olabileceğini anladım

Yüksek sesle söyle ve kulağa müzik gibi geliyor

Yavaşça söyle ve neredeyse dua etmek gibi

Maria demekten vazgeçmeyeceğim

Bunları keyfini bozmak ya da kendim için söylemiyorum.

Burada senden daha eskiyim.

Evlenip beş çocuk yaptıktan sonra, bana ne yapacağımı söylersin.

Ama şimdi tam tersi.

Şimdi yatağa.

AsıI yaşlı evli kadın o.

Onun bir annesi var, ve de bir babası.

- Bu ülkeyi tanımıyorlar. - Ve sen de hiç tanımıyorsun.

Kızlar eğlenmekte özgür. O artık Amerika'da.

Porto Riko da artık Amerika'da.

Bazen hangisi daha kalın merak ediyorum, kafatasın mı, aksanın mı.

- Maria iyi mi? - Ben de onun kadar iyi olsam.

Bu bir daha olmayacak. Bu gece işler çözülecek.

- Önce, mideni hallet. - Boş ver midemi.

Burnunun ve kafanın kırıImasını boş veremem.

Maria yüzünden III. Dünya Savaşı çıkar.

- Daha fazlası var. - Neden daha fazlası?

- Sadece dans ediyordu. - Bir Amerikalı'yla, aslen Polonyalı.

İspanik öyle diyor.

- Hiç tatlı değilsin. - Tony tatlı ama.

- Ve işi de var. - Siparişçi.

- Ya sen nesin? - Bir yardımcı.

Chino, Polonyalı'nın yarısı kadar kazanıyor.

Reklam başlıyor.

Annen Polonyalı, baban İsveçli.

Sen burada doğdun, bu sana yeter, sen Amerikalısın.

Ama biz? Yabancılar.

Asalaklar. Hamamböcekleri.

Ama bu doğru.

Buraya gelmeden önce ne hayaller kuruyordum.

- Çocuk yaşta geldik, sandık ki... - Güvenerek, açık yüreklilikle.

- Kollarımız açık. - Sen de çenen açık gelmişsin.

- Kelepçelerle döneceksin. - Bir Cadillac'la döneceğim.

- Klimalı. - Telefon.

- Ve televizyon. - Renkli televizyon.

Bütün bunlara sahip olsaydın, Porto Riko'ya döner miydin?

Bunlara sahip olmasan bile, neden geri dönesin?

- Burası o kadar mı güzel? - Orası ne kadar güzel? Neyimiz vardı?

Hala hiçbir şeyimiz yok, sadece daha pahalı.

- Anita Josefina Beatriz... - Hayır. Artık sadece Anita.

Beni rahat bırak. En azından geldim.

Bir kez göçmen olan, hep göçmen kalır.

Saçı yerine, beyni yıkanmış.

Porto Riko'yu bırakmış ve şimdi Sam Amca'nın yavrusu olmuş.

Bu doğru değil.

Porto Riko kalbimi adadığım

Bırak okyanusta batsın

Her zaman fırtınalar kopar

Her zaman nüfus artar

Ve para borçlanmak

Ve gün ışığı yayılır

Ve yerliler buharlaşır

- Manhattan adasını seviyorum - Biliyorum.

Pipondan iç ve dans et

Amerika'da olmayı seviyorum

Amerika bana uyar

Her şey serbest Amerika'da

Amerika'da biraz parayla

İtibar satın almak ne harika

Bize bir bakıp iki misli fiyat konur

Benim kendi çamaşır makinem var

Yıkayacak neyin var ki?

Gökdelenler Amerika'yı deler

Cadillac'lar Amerika'da gezer

Endüstri Amerika'da patlar

Amerika'da bir evde 12 kişi

Daha geniş birçok yeni ev

Yüzüne çarpan birçok yeni kapı

Ben teras katı isterim

Aksanından da kurtulmalısın

Hayat parlak olabilir Amerika'da

Savaşabilirsen Amerika'da

Hayat güzel Amerika'da

Eğer beyazsan Amerika'da

Özgürsün ve onurun var burada

Kaldığın zaman kendi tarafında

İstediğini yapmaya özgürsün

Garsonluk yapıp ayakkabı parlatabilirsin

Her taraf kirli Amerika'da

Organize suç Amerika'da

Korkunç vakit Amerika'da

Unutuyorsun olduğumu Amerika'da

Sanırım geri döneceğim San Juan'a

Binebileceğin bir tekne biliyorum

Oradaki herkes çok sevinecek

Oradaki herkes buraya yerleşecek

Haydi.

Ne yapıyorsun?

Daha sonra çatıda buluşalım.

Olur mu, olmaz mı?

Olur mu?

Senin şu önemli savaş kurulun var.

Kurul mu, ben mi?

Önce biri,

sonra diğeri.

Hayır. Ben artık bir Amerikan kızıyım. Beklemem.

Geldiğim yerde, kadınlar yerini bilir.

Geldiğim yerde, gençler savaş kurulu yapmazlar.

Ama burada yaparlar.

Amerikalı olmamı istiyorsun değil mi?

Göçmen.

İyi geceler, Maria.

Yavaş.

- Aşağı gel. - Hayır.

Lütfen. Annem ve babam uyanacaklar.

- Bir dakikalığına. - Bir dakika yetmez.

- Bir saatliğine. - Yapamam.

Sonsuza dek.

Yukarı geliyorum.

Bak şimdi yaptığına.

Bu tehlikeli. Bernardo öğrenirse...

Öğrensin. Ben onlardan biri değilim.

Sen bizden biri de değilsin.

- Benim için, sen en güzel... - Maruca.

- Maruca? - Beni evde böyle çağırıyor.

Ondan sevdim o da beni sevecek.

Hayır. O da Bernardo gibi. Korkmuş.

- Senden korkmayı hayal edemem. - Gördün mü?

- Seni görüyorum. - Maria, sadece beni gör.

Sadece sen

Sonsuza dek göreceğim tek şeysin

Gözlerimde, sözlerimde yaptığım her şeyde

Senden başka hiçbir şey, asla

Ve benim için Maria'dan başkası yok

Gördüğüm her görüntü Maria

Daima sen, aklımdaki her düşüncede

- Gittiğim her yerde olacaksın - Bütün dünya sadece sen ve ben

Bu gece

Her şey bu gece başladı

Seni gördüm ve dünya yok oldu

Bu gece

Sadece sen varsın bu gece

Ne isen, ne yaparsan, ne söylersen

Bugün, bütün gün bir mucizenin gerçekleşmesini bekledim

Şimdi anladım ki haklıymışım

Çünkü sen buradasın

Ve dünya artık bir yıIdız

Bu gece

Bu gece

Dünya ışıkla dolu

Her tarafta güneşler ve aylar var

Bu gece

Dünya vahşi ve aydınlık

ÇıIdırmak, gökyüzüne kıvıIcımlar fırlatmak

Bugün, dünya benim için sadece, üzerinde yaşanan bir yer

Hiç de fena değil

Ama buradasın

Ve deminki dünya artık bir yıIdız

Bu gece

- Kalamam. Çabuk ol. - Korkmuyorum.

Lütfen.

İyi geceler.

Seni seviyorum.

Evet.

Çabuk.

- Seni ne zaman görürüm? - Yarın.

Karşıdaki gelinlik dükkanında çalışıyorum.

- Oraya gelirim. - Kapatma saatinde, 6.00.

İyi geceler.

Geldiğinde arka kapıdan gir.

Tony neyin kısaltması?

Anton.

İyi geceler

İyi uykular

Ve rüya görünce,

rüyanda beni gör

Bu gece

- Köpekbalıkları nerede? - Belki de ödleklik ediyorlardır.

Vakit var A-rab. Riff ve Ice daha gelmediler.

- Haydi. - O sustalı kullanmaz.

Atom ışık silahı bile kullanmaz.

- Kim kullanmaz? - Kaptan Marvel.

- Ona bayılıyorum. - Evlen öyleyse.

Ben evlenmeyeceğim. Fazla gürültülü.

Sen asla evlenmeyeceksin. Fazla çirkinsin.

Genç bir serserinin düşüşü.

El yapımı silah adamı bu hale sokar mı?

Ne hale sokacağını biliyorum. Altını bağlasan iyi edersin.

Git kız kardeşin gibi sokaklarda sürt.

Hapis kuşu, seni iki kez çizdim ve bir daha çizerim.

Kimse, kes şunu.

- Riff geldi. - Herkes burada ve hazır mı?

Sizinle gurur duydum. Dansta iyiydiniz.

- Neredeler öyleyse? - Sakin ol, Aksiyon.

- Tony nerelerde? - Görünmez adam.

Köpekbalıkları ne isteyecekler?

- Merhamet. - Lastik hortum.

- Sakin ol ufaklık. - Ona sen söyle babalık.

- Hazırım. - Yavaş.

Riff, başın sıkışınca sana adam lazım olacak.

- Hayır. - Bir Amerikan trajedisi.

Köpekbalıkları gelince, siz kızlar uzayacaksınız.

Olabilir. Ama olmayabilir de.

Bu çocuk oyunu değil, Graziella.

Biz de çocuk oyunu değiliz. Değil mi, Vel?

Hayır, sağ ol.

Ve bunu istersen hecele.

Neden bu salak hatunlarla vakit kaybediyoruz?

- Biz salak değiliz. - Aynasızlar.

Hey, sen.

Kim, ben mi?

İyi akşamlar, Memur Krupke.

- Sen. - Ben mi efendim?

Evet, sen. Beni duymadın mı?

Evet, efendim. Çok net duydum.

- Neden cevap vermedin? - Annesi ona cevap vermemeyi öğretmiş.

- Sizi içeri mi atayım? - Kesinlikle hayır, efendim.

Sizin hepinizi içeri tıkmalıyım.

Ne diye burada dikiliyorsunuz?

Efendim, eve gitmeye korkuyoruz. O kadar kötü bir yer ki.

- Orada hiç sevgi görmüyoruz. - Korkunç.

Gece dışarıda kalamazsak,

genç suçlular olmamız kaçınıImaz.

Bu gece bir dümen çevireceğinizi biliyorum.

Sakın beni uyutmaya kalkışmayın.

Çavuş, haydi. 10-13 durumu var.

Dağılın, hepiniz.

Geri geldiğimde sizi burada görmeyeyim.

- Hoşça kal demeyi unuttun. - Hiç terbiye almamışlar.

"Döndüğümde sizi burada görmeyeyim."

- İnsan gibi davranıImıyoruz. - Çok sinirliydi.

Peki ne oldu? Büyük, şişman bir hiç.

Ya savaş meclisi yaparken geri gelirse?

Onu bir daha uyuturuz.

Polisler biz genç suçlular hakkında her şeyi bildiklerini sanarlar.

Biz de onlara inanacakları bir şey söyleriz.

- Hey, sen. - Kim, ben mi, Memur Krupke?

Evet, sen. Bana, seni karakola

götürmemem için bir tek sebep söyle, serseri.

Sevgili, Memur Krupke, anlamalısınız

Bizi bu hale getiren yetiştirilişimiz

Annelerimiz keş, babalarımız ayyaş

Ey Tanrım, doğal olarak serseriyiz

Memur Krupke, çok sinirlisiniz

Biz her çocuğun görmesi gereken şevkati görmedik

Bizler suçlu değiliz, yanlış anlaşıIdık

Derinlerde, içimizde iyilik var

İyilik var, iyilik var, dokunulmamış iyilik var

Aslında, en kötümüz bile iyi

- Çok dokunaklı bir hikaye. - Herkese anlatayım.

Sadece Hakime söyle.

Sayın Hakim, efendim, ailem bana kötü davrandı

Durmadan ot içip, bana bir nefes bile vermezlerdi

Beni istemediler, ama her nasıIsa çıktım

Zıplayan kertenkeleler, o yüzden kötüyüm

Memur Krupke, çok geri kafalısınız

Bu çoçuğa hakim gerekmez, ona bir doktor bakımı lazım

Onun nevrozunu durdurmak gerek

Psikolojik olarak rahatsız

AnlaşıIdı.

Mahkemeye göre, bu çocuk ahlaksızlaşmış

normal bir evde yetişmediği için.

Ahlaksızım çünkü ahlaksızlaştırıIdım.

Onu deli doktoruna götürün.

- Sen. - Kim, ben mi?

Babam annemi dövüyor, annem beni marizliyor

Dedem bir komünist, büyükannem bir torbacı

Kız kardeşim bıyıklı, erkek kardeşim elbiseli

Bağışlayıcı Tanrım, o yüzden bu haldeyim.

Memur Krupke, o burada olmamalı

Bu çocuğa kanepe lazım değil, ona bir kariyer lazım

Toplum ona korkunç bir oyun oynamış

Sosyolojik olarak o hasta

Bence, bu çocuğun kafasını tedavi ettirmesine gerek yok

Genç yaşta suç tamamen sosyal bir meseledir

Sosyal bir hastalığım var.

Onu iş bulma kurumuna yollayın.

- Ne taraftan? - Bu taraftan.

Sevgili iş bulma memuru, bana, "iş bul" diyorlar

Gazoz doldurucu ol, yani git hantallık yap

Ben antisosyal değilim, sadece anti-işçiyim

Vay be, bu yüzden ben aptalım

Memur Krupke, yine başardınız

Bu çocuğa iş lazım değil, bir sene hapis lazım

Bu sadece yanlış anlama meselesi değil

Derinlerde, özünde, o iyi değil

İyi değiliz, iyi değiliz dünyaya faydamız yok

En iyimiz bile iyi değil

- Onun sorunu tembellik - Onun sorunu içki

- Onun sorunu delilik - Onun sorunu pis kokusu

- Onun sorunu büyümek - Onun sorunu yetişkin olmak

Krupke, bizim kendi dertlerimiz var

Memur Krupke, yalvarıyoruz

Çünkü kimse sosyal hastalıklı birini istemez

Memur Krupke, ne yapacağız?

Memur Krupke

Krup ol

Sokağa çıkma yasağı millet

- Hala yatmadın mı, Bebek John? - Uyuyamıyorum. Fazla derdim var.

- Tony'yi gördün mü bu gece? - Emin ol gördük.

- Dükkanı temizleyecekti. - Belki de Porto Rikolular'ı temizleyecektir.

- Doc, artık kapatmayacak mısın? - Neden?

- Burada savaş kurulu toplanacak. - Neymiş?

- Silahlar belirlenecek. - P. R'lerle işimiz var.

- Basketbol oynasanız olmaz mı? - Uyan artık, babalık.

Anlamıyorsun. Burada özel işimiz var.

Porto Rikolular'la bela çıkartmak mı?

- Onlar bela çıkartıyorlar. - Sizin için, bela bir keyif.

Onlara kafa tutmalıyız. Bu önemli.

Bir sokak parçası için savaşmak bu kadar önemli mi?

- Bizim için öyle. - Serseriler için.

- Sen kime serseri diyorsun? - Savaş kurulu, çatışma...

- Senin yaşındayken... - Benim yaşımdayken?

Babam benim yaşımdayken. Abim benim yaşımdayken.

Benim yaşımda hiç olmadınız.

Bunu ne kadar erken anlarsan, bizi o kadar erken gömersin.

Sana erkenden mezar kazacağım.

- Doc, servis yap. Herkese kola. - Artık iş konuşalım.

Bernardo kibar hayatı öğrenemedi.

Ben de senden hoşlanmıyorum, kes.

- İkile, Doc. - Çocuklar bunu konuşarak...

Sizi çatışmaya çağırıyoruz. Sonuna kadar, her şey için. Kabul mü?

- Şartlar nedir? - Şartları siz söyleyin.

- Çizgiyi çok sık aşıyorsunuz. - Siz başlattınız.

- Bebek John'a kim vurdu? - Taşındığımda bana kim vurdu?

- Taşınmanı kim istedi? - Sana sormadı.

- İspanik. - Beyaz.

İtalyan.

Kabul ediyoruz.

- Zaman. - Yarın?

Hava kararınca.

- Yer. - Park?

Nehir.

Otoyolun altı.

- Silahlar. - Doc.

Silahlar.

- Sen söyle. - Sıra sende.

Korktun mu?

Kaya.

- Kemer. - Boru.

- Teneke. - Tuğla.

- Sopa. - Jop.

- Zincir. - Şişe, bıçak, tabanca.

- Sizi ödlekler sürüsü. - Sen kime ödlek diyorsun?

- Yarası olan gocunur. - Hepiniz ödleksiniz.

Kocaman adamlar, tuğla mı fırlatacaksınız?

Yumruklaşmaktan korktunuz mu? Çıplak deriyle dövüşmekten?

- Çöp bile yok mu? - Ona kavga denmez.

- Kim demiş? - Silahları seç dedin.

Adil bir dövüşle işi çözeriz, bunu yapmaya cesaretiniz varsa.

İki çetenin en iyi adamları yumruklaşacak.

Bu risk hoşuma gitti. Peki, adil dövüş.

Bir dakika. Kumandanlar evet ya da hayır der.

Adil dövüş.

Seninle işim bittiğinde, derisi soyulmuş balığa döneceksin.

En iyi adamınız, en iyi adamımızla dövüşecek,

onu biz seçeriz.

- Ben sandım ki onunla... - El sıkıştın.

Evet. El sıkıştım.

Bernardo, fikrini değiştirmek istersen...

- Bernardo, sigara ister misin? - Hayır, sağ ol. Kullanmıyorum.

İyi akşamlar, Yüzbaşı. Tony ve ben kapatıyorduk.

Böylesi daha iyi beyler. Sizi böyle görmek içimi ısıtıyor.

Hem de oyun sahasında söylediğim birkaç laftan sonra.

- Müsaade eder misin? - Ben bilmem. Ben aptal bir köylüyüm.

Tepedekiler bunu öğrenirse, terfi bile edebilirim.

Hepimizin işine gelir, ha, Bernardo?

Ben terfi ederim ve siz Porto Rikolular aradığınızı bulursunuz.

Oyun alanını, spor salonunu, sokakları, şekerciyi kullanırsınız.

Burayı kokuşmuş bir domuz yuvasına çevirseniz ne olur?

Bırak onu. Eve gitmek istiyor, San Juan'a yaz,

onun burada çok başarılı olduğunu söyle.

Yani, yok ol.

Tabii. Biliyorum.

Burası özgür bir ülke ve buna hakkım yok.

Ama benim ünvanım var. Sende ne var?

İşler burada çok zor. İkile.

Peki beyler.

Çatışma nerede olacak?

Haydi. Amerikalılar altın dişlilerle takıImazlar, tabii...

- Yüzbaşı... - Sen kes sesini.

Haydi, Bebek John, ufak yumuşak yüzüne faça yemeden önce...

Nerede olacak? Nehir mi?

Park mı?

Beyler, ben sizdenim.

Buranın temizlenmesini istiyorum ve yapabilirsiniz.

Sıkışırsanız size yardım bile ederim.

Çatışma nerede olacak?

Oyun alanı mı?

Sweeney'in yeri mi?

Neden akıIlanmıyorsunuz, sizi salak holiganlar?

Hepinizi hemen deliğe atmalıyım.

Sizi ve ucuz göçmen pisliğinizi.

Babanın alkol sorunu nasıI A-rab?

Annenin kaldırımdaki işleri nasıI gidiyor, Aksiyon?

Bir gün seni tutacak kimse olmayacak.

Merak etmeyin. Nerede olduğunu öğrenirim.

Birbirinizin işini bitirin, yoksa ben bitireceğim.

Tabii. Onları anla.

Bana üstlerim bunu söyleyip duruyorlar.

Sen serserileri adam etmeye çalış ve karşılığında bunu al.

Benim çenem bu kadar düşmezdi.

Haydi, Doc. Onu takma.

- Hastayım. - Duydun. Adil bir dövüş olacak.

Bu neyi değiştirir?

Bugünden itibaren, her şey yoluna girecek, içimde bir his var.

- Ne içtin sen bu gece? - Aya yolculuk.

Sana bir sır vereyim, Doc. Oradaki bir erkek değil.

Bir kız.

Bir bayan.

O yüzden adil dövüş istedin.

Onu yarın göreceğim. Bekleyemiyorum.

- İşler yeterince karışmadı mı? - Doc, aşık oldum.

- Ve korkmuyor musun? - Korkmalı mıyım?

Hayır.

Ben ikiniz için de korkuyorum.

- Chino ona ne yaptı? - Neden Chino?

Belki de sadece güzel giyiniyordur.

Rosalia, Consuelo, harika arkadaşlarım.

- Sır tutabilir misiniz? - Sırlara bayılırım.

Hayır, söylemem.

Ne?

- Zavallı kız aklını kaçırmış. - Ben. Deliyim.

Bir şey oldu galiba. Biraz değişik görünüyor.

- Öyle mi? - Ve sanırım bir şey peşinde.

Öyle mi?

- "Öyle mi?" Papağan gibi konuşuyor. - Sana neler oluyor Maria?

Güzel hissediyorum, ne güzel

Güzel, zeki ve mutlu hissediyorum

Bugün yerimde olmayan kızlara yazık

Büyüleyici hissediyorum, büyüleyici

Ne kadar büyüleyici hissediyorum

Ve ne kadar güzel, gerçek olduğuma inanamıyorum

Aynadaki güzel kızı görüyor musunuz?

Bu çekici kız kim acaba?

Ne güzel bir yüz, ne güzel bir elbise, Ne güzel bir gülümseme, ne güzelim

Etkileyici ve büyüleyici hissediyorum

Koşar gibi ve neşeyle dans eder gibi

Çünkü harika bir çocuk beni seviyor

Yakın arkadaşım Maria'yla tanıştın mı?

Mahallenin en çıIgın kızı

Onu görür görmez tanırsın

İleri derecede bir şok yaşayan kız o

Kendini aşık sanıyor, kendini İspanya'da sanıyor

O aşık değil, o neredeyse delirmiş

- Sıcaktan olmalı - Ya da ender bir hastalık

- Ya da fazla yemekten - Belki de pirelerden

Ondan uzak dur, Chino'yu çağır

Bu tanıdığımız Maria değil

Mütevazı ve saf, kibar ve ince

Soylu ve olgun

ve aklını kaçırmış

Bayan Amerika.

Konuşma.

Güzel hissediyorum, ne güzel ki

Şehir bana anahtarını verdi

Beni onurlandırmak için bir komite seçilmeli

Sersemim, hissediyorum güneşli

Sersemim, komik ve iyi

ve o kadar güzel ki, Bayan Amerika olmalı emekli

Şarkı söyleyeceksen, iğneyle söyle, yoksa işinden olacaksın.

Ne bekliyorsun? Singer dikiş makinası kullanıyoruz.

Tabii. Kötü şakalarını eve sakla.

Eve git. Kapatma vakti.

Perdeleri çek, iğneleri topla, ışıkları kapat ve kapıyı kilitle.

Hapis açıIdı. Hiç gitmeyecek sandım.

Yaşlı suratlının eskiden bizim gibi genç olduğuna inanamıyorum.

Fikrini değiştirip geri gelmeden gidelim.

Sen git querida. Ben kilitlerim.

- Neden? - İşim var.

- Yarın yap. - Acelem yok.

Benim var. Eve gidip, uzun bir köpük banyosu yapacağım.

- Siyah orkide. - Siyah orkide mi?

Bitti. Çatışmadan sonra Nardo ile buluşacağım.

Ne çatışması?

Nardo'nun Köpekbalıkları ve danstaki çocuklar.

Bu gece kavga mı edecekler?

Saklambaç oynamayacaklar.

Neden hep kavga ediyorlar?

NasıI dans ettiklerini gördün, bir şeyden kurtulmak ister gibi.

- Kavgaları da öyle. - Neden kurtulmak?

Fazla histen. Ve kurtulacaklar.

Ve bu kavgadan sonra kardeşin sapasağlam olacak.

Kesinlikle. Siyah orkide.

Buenos noches.

"Sen git, querida, ben kilitlerim."

Noches demek için erken. Buenas tardes.

Eczaneden aspirin getirmek için geldi.

- Lazım olacak. - Bize değil.

Biz iyiyiz. Biz bu dünyadan değiliz.

- Siz aklınızı kaçırmışsınız. - Biz 4 metre yüksekteyiz.

Anita bunu görebilir.

Söyleyecek misin?

Neyi? 4 metre tepemde neler olduğunu nereden bileyim?

15 dakika içinde evde olsan iyi edersin.

Tamam. Bizi sevdi.

Ama endişeli, ben de öyleyim.

- Bu aptalca. - Sen de çatışmaya gidiyor musun?

- Hayır. - Evet.

- Neden? - Gidip, onları durdurmalısın.

Durdurdum. Teke tek yumruk dövüşü olacak.

- Hiçbir kavga iyi değil. - Bizim için her şey iyi. Biz sihirliyiz.

Dinle ve iyi dinle.

Gidip onları durdurmalısın.

- Senin için bu kadar önemli mi? - Evet.

Pekala, yaparım.

Sana inanıyorum. Sende sihir var.

Elbette.

Sana sahibim.

Bu gece, çatışmayı durdurduktan sonra, sana geleceğim.

Seni çatıda bekleyeceğim.

Çatı olmaz.

Evine gelirim.

Olmaz. Annem...

- Benim evime gelirsin. - Annen?

Merhaba demek için mutfaktan çıkar. Mutfakta yaşıyor.

- Ne kadar şık? - Senin geleceğini söylemiştim.

Yüzüne bakıp gülümsememeye çalışacak. "Zayıf ama güzel" diyecek.

- O tombul mu? - Şişman.

Ben anneme çekmişim. İnce kemikli.

Annemin önünde olmaz.

Babamı bu kıyafetle görmek isterdim.

Sana beklentilerini soracak.

Çok var.

- Kiliseye gidip gitmediğini. - Her zaman.

Evet. Babam seni sevebilir.

- Kızınızla evlenebilir miyim? - Evet diyor.

- Ya annen? - Ona sormaya korkuyorum.

Ona bir kızı olmayacağını söyle. Bir oğuldan kurtuluyor.

- Evet diyor. - Zevkliymiş.

İşte. AsıI nedime.

Bu renk Anita'ya uygun değil.

- Damat şahidi. - Bu babam.

Affedersin, baba.

Haydi bakalım Riff. Rahimden kabre.

Gördün mü Anita? Endişelenecek bir şey yokmuş.

Bak. Annem ağlamaya başladı bile.

Ben Anton, sen Maria'yı...

Ben Maria, sen Anton'ı...

İyi ve kötü günde...

Hastalıkta ve sağlıkta...

Sevmeye ve saymaya...

Korumaya ve bırakmamaya...

Her güneşten her aya...

Yarından yarına...

Şimdiden sonsuza dek...

Ölüm bizi ayırana kadar.

Bu yüzükle, seninle evleniyorum.

Bu yüzükle,

seninle evleniyorum.

Ellerinizi birleştirin

Kalplerinizi birleştirin

Bu son yemininiz olsun

Artık bizi sadece ölüm ayırabilir

Hayatlarınızı birleştirin

Her geçen gün tek hayat

Şimdi başlıyor

Şimdi başlıyoruz

Tek el

Tek kalp

Bizi artık ölüm

bile ayıramaz

Bu gece Jetler'in gecesi olacak

Bu gece Jetler'in dediği olacak

Porto Rikolular "Adil dövüş" istiyorlar

Ama bize sataşırlarsa, aradıklarını bulacaklar

Bu gece onlara bir sürpriz yapacağız

Bu gece boylarının ölçüsünü alacaklar

"Şamata yok, hile yok" dedik

Ama eğer bize saldırırlarsa, kapışmaya hazırız bu gece

Bu geceyi sallayacağız

Caz yapacağız ve top bizde olacak

Bu gece görecekler

Ne kadar kaşınırlarsa, o kadar fena olurlar

Bunu başlatan onlar

Ve onları sonsuza dek durduracak olan bizleriz

Bu gece

Anita bu gece aradağını bulacak

Bu gece özel bir karışım yapacağız

Yorgun düşecek zavallı

Burada oldukça yorgun olması fark etmez

Bu gece

Herhangi bir gece olmayacak

Bu gece sabah yıIdızı doğmayacak

Bu gece

Aşkımı göreceğim bu gece

Bizim için yıIdızlar kalacaklar oldukları yerde

Bugün dakikalar saat gibi geliyor

Saatler amma yavaş geçiyor

Gökyüzü aydınlık hala

Ay, büyü karşımda

Bu sonsuz günü sonsuz bir gece yap

Jetler zirveye yerleşiyorlar bu gece

Bernardo'nun düşüşünü izleyeceğiz bu gece

O Porto Rikolu serseriyi indireceğiz

Ve amcası da haykırınca, şehri kapacağız

Senin için döneceğiz, evlat

Onu yere sereceksin

Hazır.

Hazır.

Yaklaşın ve el sıkışın.

Ne için?

Bu işin raconu budur, kanka.

Kibar hayat mı yine?

Siz bizden, biz de sizden nefret ediyoruz

- Uzatmayalım. - Tabii.

Haydi, Buz.

Durun.

Çeteye katıI. Her şey tamam.

- Hayır. - Tony, ne yapıyorsun?

Belki de kendisi dövüşecek cesareti bulmuştur.

Kavga etmek cesaret meselesi değil.

Bizde cesaret yok, hiçbirimizde.

Tamam mı, Nardo?

Sakin olun.

Anlaşma, Buz ve senin aranda adil bir kavga.

Annesi ufaklığı koruyor. Ben sana kavgayı gösteririm.

- Tamamdır. - Isınmak için güzel çocuğu alırım.

Korktun mu, güzel çocuk?

- Korktun mu ödlek? - Kes.

- İstemiyorum, Bernardo. - Eminim.

Beni dinle. Dövüşmeye değer bir şey yok.

- Emin ol, yok. - Yanılıyorsun.

- Neden anlamıyorsunuz? - Ne dersin, tavuk?

ÖIdür onu, Tony.

Kavga edişini göreyim.

Ödlek.

Sarı benizli ödlek.

Beni zorlama.

- Riff, ne yapıyorsun? - Git buradan, Tony.

- Riff, dur. - Tutun onu.

Sen karışma.

Biri onu durdursun.

Bırakın.

Buz. Kaplan.

- Haydi, Nardo. - Durdur onu.

Riff, dur.

Hakla onu.

Tony, haydi.

Buradan çıkmalısın.

Haydi, Tony. Çık dışarı.

Aşağıda kimse yoktu.

Annem ve babam dükkandalar. Senin beklemiyordum...

Kavga mı ettin Chino?

Evet. Üzgünüm.

- Sana hiç yakışmıyor. - Hayır.

Eve gidip yıkanmalısın.

- Yarın görüşürüz. - Çatışmada...

- Çatışma yoktu. - Vardı.

- Yanılıyorsun. - Kimse bunun olmasını beklemiyordu.

Söyle.

Kötü.

Çok mu kötü?

Bak...

Eğer hızlı söylersen daha kolay olur.

Kavga çıktı.

Ve Nardo...

Bir şekilde, bıçak...

Nardo ve birisi, onlar...

Tony'ye ne oldu?

Chino, söyle. Tony iyi mi?

O, ağabeyini öldürdü.

Yalan söylüyorsun.

Neden yalan söylüyorsun?

Doğru değil, yalan söylüyorsun.

Doğru olmasın.

Lütfen bu doğru olmasın.

Her şeyi yaparım.

Bırak ben öleyim, yeter ki bu doğru olmasın.

Katil!

Durdurmayı denedim.

Denedim. Nerede aksilik çıktı bilmiyorum.

Ona zarar vermek istemedim, istemedim. Ama Riff benim kardeşim gibiydi.

Bernardo onu öldürdüğünde, Bernardo da öldürmek istemedi.

Bildiğini sanıyordum.

Sana bunu söylemeye gelmedim.

Beni affetmelisin polise teslim olmadan önce.

- Daha kolay olacak. - Seni bırakmam.

Benimle kal.

- Maria, seni çok seviyorum. - Beni bırakma.

- Ne istersen yaparım. - Bana sarıI.

- Sonsuza dek. - Daha sıkı.

Her şey düzelecek, biliyorum. Artık gerçekten beraberiz.

Sorun biz değiliz.

Etrafımızdakiler.

Seni, kimsenin bizi bulamayacağı uzaklara götüreceğim.

Hiç kimse ve hiçbir şey.

Bir yer var bizim için

Bir yerlerde bir yer bizim için

Huzur ve sessizlik ve temiz hava

Bekle bizi bir yerde

Bizim için bir zaman var

Bir gün bir zaman bizim için

Biklikte harcanacak zaman

Bakmak için zaman

Şevkat için zaman

Bir gün

Bir yerde

Yeni bir hayat tarzı bulacağız

Yeni bir affetme şekli bulacağız

Bir yerde

Bizim için bir yer var

Bizim için zaman ve yer var

Elimi tut ve yolu yarılayalım

Elimi tut ve seni oraya götüreyim

Bir şekilde

Bir gün

Bir yerde

- Bebek John, burada ne işin var? - Hiç.

Neden burada boş duruyorsun? Haydi.

Çocukların beni görmesini istemiyorum A-rab.

- Neden? - Ağlıyorum.

Öyle mi?

- Neden? - Bilmiyorum.

Burnunu sil.

Yüzlerine baktın mı?

- Hangi yüzler? - Biliyorsun.

Çatışmada. Riff ve Bernardo.

Evet.

- Keşke dün olsa. - Bence de. Korkuyorum.

Kes şunu, anladın mı?

- A-rab, ne yapacağız? - Diğerleriyle buluşup hazırlanacağız.

Gidelim.

- Mendilin var mı? - Koluna silsene.

- Neredeydiniz? - Sence neredeydik?

Sizi hakladılar sandık.

- Tony'yi görmediniz mi? - Hayır, sadece aynasızlar.

- Onun nesi var? - Hiçbir şey, o iyi.

Pekala.

- Belki de eve gitmeliyiz. - Neden?

- Eminim onu buldular. - Tony olmaz.

Çok iyiydi. Ha, Bebek John?

Evet. Gerçekten Jetler için savaştı.

Aynen Riff'in söylediği...

Söylediği gibi.

Riff'i istiyorum.

Haydi, Graziella.

Kimse ölmeyecekti.

Sadece...

- Bunu ödeyecekler. - Kokuşmuş Köpekbalıkları.

Hileli kavga.

Bitirelim artık. Kimin patron olduğunu gösterelim.

- Hemen yapalım. - Bu kadarı yetmedi mi?

Noldu korkak?

- Kim korkak? - Onu rahat bırak.

- Kendi işine bak. - Bana ukalalık etme. Çarparım bir tane.

Ayrılın.

Kesin sesinizi, sizi işe yaramaz sürüsü. Ait olduğunuz yere dönün.

Sen kime işe yaramaz diyorsun?

- Bunu suratına patlatırım. - İçeri girin, hepiniz.

- Kes sesini. - Kimse benimle böyle konuşamaz.

- Karşıma çıkan bir dahaki sürüngeni... - Güldürürsün.

Bunu hepiniz dinleyin ve iyi dinleyin.

Size kim sataşırsa sataşsın,

belli ederseniz, hapı yutarsınız.

Kendinize çukur kazıyorsunuz ve onlara bir şemsiye verip kıçınızda

açtıracaksınız.

Polis bu gece hakkında soru sorunca onları atlatmak istiyor musunuz?

Serinkanlı olun.

Bu aptal dünyada yaşamak istiyor musunuz?

Serinkanlı olun.

- Ödeşmek istiyorum. - Sakin.

- Saldırmak da. - Sakin.

- Gitmek istiyorum. - Serinkanlı git.

ÇıIgın çocuk

Serinkanlı ol

Cebinde bir roket var

Serinkanlı ol, oğlum

Heyecanlanma, önünde zor günler var

Ağır ol ve babalık, yaşa ve kendi yatağında öl

ÇıIgın çocuk

Rahat ol çocuk

Don, sakinleş, yavaş ol

Vanayı kapat, çocuk

Git, oğlum, git

Ama yoyolu okul çocuğu olma

Serinkanlı ol çocuk

Çok serinkanlı

Yavaş, Aksiyon

Sakin ol, A-rab.

- Serinkanlı. - Haydi.

ÇıIgın.

Gidelim.

- Nereye gidiyoruz? - Gizlenirsek, aynasızlar kokuyu alır.

- Kankalar. - Git etek giy.

Dizlerim çirkin. Dinleyin...

- Saklayacak bir şey yokmuş gibi davranın. - Dinleyin!

Ya size Tony nerede ve peşinde kim var diye sorarlarsa?

Bir bildiğin mi var?

- Etek giymem gerektiğini biliyorum. - Haydi, Kimse.

- Ucube neler biliyor? - Çok şey.

Birisi P. R'lerin bölgesine girip casusluk yapmalı.

Gölgelerde iyi gizlenirim.

Oralara rüzgar gibi girip çıkarım.

- Bunları uyduruyor mu? - Emin ol öyledir.

Konuş.

Chino, Tony ve Bernardo'nun kız kardeşi hakkında konuşuyormuş.

Chino "Ne olursa olsun o Polonyalı'yı haklayacağım" diyor.

Sonra da kötü haberleri veriyor.

- P. R'ler durmuyor. - Durdururuz.

Durun, dinleyin.

Tony bizi korudu. Biz de onu korumalıyız.

- Chino bulmadan biz bulmalıyız. - Vurmadan.

Sen nehre git. Kar Çocuk, Doc'a git.

- Ben aralıklara bakarım. - Biz de sokaklara.

- Park. - Oyun alanı.

- Gidelim. - Peki ya ben?

Sen?

Gölgelere gir, çık. Belki Tony'yi bulursun.

İyi iş başardın, kanka.

Sağ ol babalık.

Ben Anita. Orada mısın?

Kapıyı aç. Seninle konuşmalıyım.

Hayır.

Artık sen de mi korkuyorsun?

- Ne? - Hemen gelirim.

- Birlikte. - Ama nerede?

Otobüs garı. Uzağa gideriz, bizi asla bulamazlar.

- NasıI gideceğiz? - Doc para işini halledecek.

- Dükkanda buluşalım. - Doc'da, tamam.

Seni bekleyeceğim.

Çabuk.

Geldim, Anita.

Tamam. Artık biliyorsun.

Ve sen hala bilmiyorsun.

- O onlardan biri. - Hayır Anita.

Evet.

O çocuk senin ağabeyini öldürdü

Onu unut, bul başka birini

Senin gibi biri, bırakma senin gibileri

Onun gibi bir çocuk sana tasa verir

Yarın başka bir çocukla tanışırsın

Senin gibi biri, bırakma senin gibileri

ÖIdüren bir çocuk sevemez

ÖIdüren çocuğun kalbi olamaz

Ve senin aşkını ve kalbini alan çocuk o

Çok akıIlıca, Maria

Onun gibi bir çocuk bir şey ister yalnız

Ve işi bitince, seni bırakır yalnız

Senin aşkını öldürecek, benimkini öldürdü

Bekle ve gör Maria

Hayır, Anita

Doğru değil, benim için

Senin için doğru, benim için değil

Söylediklerini dinliyorum ve doğru olduğunu biliyorum

Ama kalbim Anita, kalbim diyor ki hepsi yalan

Sen daha iyi bilmelisin

Sen de aşıktın, öyle söyledin

Sen daha iyi bilmelisin

Bir aşkım var

Ve tek sahip olduğum şey o

Doğru veya yanlış

Başka ne yapabilirim?

Onu seviyorum

Onunum

Ve o her ne ise

Ben de oyum

Bir aşkım var

Ve tek ihtiyacım o

Doğru veya yanlış

Ve onun da bana ihtiyacı var

Onu seviyorum

Biz tekiz

Yapacak hiçbir şey yok

Benim yapabileceğim hiçbir şey

Ama sonsuza dek sarıI ona

Artık onunla ol

Yarın

Ve tüm hayatım boyunca

Aşk karşıma böyle güçlü çıkınca

Doğru veya yanlış kalmıyor

Aşkın senin hayatın

Chino'nun silahı var.

Çocukları duydum. Tony'nin peşinde.

O, Doc'un dükkanında beni bekliyor.

Eğer Chino ona dokunursa, veya zarar verirse...

Tony'nin Bernardo'ya yaptığını mı yaparsın?

- Tony'yi seviyorum. - Biliyorum.

Ben de Bernardo'yu sevdim.

- Evde kimse var mı? - Evet.

- Bernardo'nun kız kardeşi lütfen. - Kendisi biraz hasta.

Kim değil ki?

Merhaba, Bayan. Ben Yüzbaşı Schrank. Rahatsız etmek istemezdim ama...

Evet. Müsait değilim. Müsaadenizle, lütfen.

- Birkaç sorum vardı. - Daha sonra lütfen.

- Abime gitmeliyim. - Bir dakika...

- Bekleyemez misiniz? - Hayır.

Geçen gece dansa gittiniz...

- Uzun sürecek mi? - Gerektiği kadar.

Affedersiniz.

Anita, başım daha fena ağrıyor. Doc'un dükkanına gider misin?

- Bu evde aspirin bulundurmaz mısınız? - Bu özel bir şey.

Benim için gider misin Anita?

Ne isteyeyim?

Doc bilir.

Alıkonulduğumu ve oraya hemen gelemeyeceğimi söyle.

Yoksa gider kendim alırdım.

Affedersiniz. Ne soruyordunuz?

Spor salonunda ağabeyiniz ciddi bir tartışmaya girdi

çünkü yanlış çocukla dans ettiniz.

Evet.

O çocuk kimdi?

ÜIkemden bir çocuk.

Adı?

José.

José.

- Onu bulamadım. - Aşağıda depoda.

- Tony? - Güvende.

- Ben buldum. - Chino konusunda uyardın mı?

- Neden depoda? - Farelere eşlik ediyor, aptal.

Chino'dan haber yok mu?

- Yok. - Şanslı.

Ben yine aralıklara bakayım. Siz burada kalın.

- Susadım. Doc nerede? - Yukarıda, Tony için para topluyor.

- Doc'un parası yok ki. - Metresinde var.

Kes saçmalığı. Okuyacak bir şey bul. Müzik koy.

Bir kaçınız dışarı çıkın. Chino'yu ya da Porto Rikolular'dan...

- Doc'la görüşmek istiyorum. - Burada değil.

- Nerede? - Banka hesabında bir yanlışlık olmuş.

Bankalar geceleri kapalı. Nerede o?

Zayıf Doc'u bilirsin. Gece vakti para makinesine gitti.

Ve yolda kayboldu.

O yüzden ne zaman gelir bilemeyiz.

- Nereye gidiyorsun? - Aşağıya.

Duymadın mı? O burada değil.

Kendim bakmak istiyorum.

Lütfen.

- Geçebilir miyim? - Geçmek için rengi fazla koyu.

- Yapmayın. - Lütfen yapmayın.

Dinleyin.

Arkadaşınıza verecek bir mesajım var. Tony'ye...

- Burada değil. - Burada, biliyorum.

- Mesaj kimden? - Chino'dan olmasın sakın?

Anlamıyor musunuz? Yardım etmek istiyorum.

- Bernardo'nunki mi yardım edecek? - Latinler bile hislilermiş.

Tony'yi yakalatmak istiyor.

Pek sayıImaz... Bernardo'nun kızı.

- Bernardo'nun domuzu. - Pis İspanik.

Yapmayın.

- Delik kulaklı. - Sarmısak ağızlı.

Yardım etmek istiyorum.

Durun.

Ne yapıyorsunuz?

Bernardo haklıymış.

İçinizden birini sokakta kanlar içinde görsem,

yanından geçer tükürürdüm.

- Durdurun. Chino'ya Tony'nin yerini söyleyecek. - Sakın bana dokunma.

Amerikalı kankanıza bir mesajım var.

O katile söyleyin Maria onunla asla buluşmayacak.

Ona söyleyin Chino her şeyi öğrenmiş

ve onu vurmuş.

O öldü.

Ne zaman duracaksınız çocuklar?

Bu dünyayı kirletiyorsunuz.

Bunu yapan biz değiliz.

Çıkın dışarı.

Doc, duyduğuma göre... Bulmuşsun.

Evet, buldum.

Sen bir dostsun. Sen benim en iyi arkadaşımsın.

En yakın zamanda geri öderim.

- Boşver. - Asla. Yapamam.

Gidince Maria'yla ne yapacağız biliyor musun?

Bir sürü çocuğumuz olacak. Hepsine adını vereceğiz.

- Yani bizi ziyarete geldiğinde... - Uyan.

Seninle anlaşmanın tek yolu bu mu?

Diğerleri gibi yapmak mı?

- Sıcak su borusu gibi patlamak mı? - Ne oldu sana?

Neden sanki savaştaymışız gibi yaşıyorsunuz?

Neden öldürüyorsunuz?

Sana olanları anlattım.

Maria anladı. Sen de anlarsın sandım.

Maria hiçbir şey anlamayacak, bundan böyle.

Artık Maria yok Tony.

Ne?

- Yapamam... - Hayır, Doc.

Söyle. Ne oldu?

Anita yukarıdaydı.

Chino senin Maria'yla olduğunu öğrenmiş,

ve onu öldürmüş.

Maria öldü mü?

Gel beni de al Chino.

- Kimsin? - Kimse. Haydi.

Git başımdan.

- Gel beni de al, kahrolası. - Ne yapıyorsun?

Git başımdan.

- Benimle gel... - Bu artık oyun değil. Anlamıyor musun?

- Ama çete. - Sen bir kızsın. Kızlığını bil ve ikile.

Haydi Chino. Beni de al.

Seni çağırıyorum, Chino.

Benden başka kimse yok.

Lütfen.

Seni bekliyorum.

Ben de seni istiyorum.

Yeterince inanmamışım.

Sevmek yeter.

Burada değil.

Bizi rahat bırakmazlar.

Öyleyse uzaklara gidelim.

Evet. Gidebiliriz.

- Gideceğiz. - Evet.

Elimi tut ve yolu yarılayalım

Elimi tut ve seni oraya götüreyim

Bir şekilde

Bir gün

Geri çekilin.

Bu silah nasıI ateşlenir Chino?

Sadece tetiği mi çekeceğim?

Kaç tane mermi kaldı Chino?

Size yeter mi?

Ya size?

Hepiniz. Onu hepiniz öldürdünüz.

Ve ağabeyimi ve Riff'i.

Mermi ve silahlarla değil.

Nefretle.

Ben de öldürebilirim çünkü artık bende de nefret var.

Kaç kişiyi öldürebilirim Chino?

Benim için de bir kurşun kalır mı?

Ona sakın dokunma.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.