Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Polish
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Downloaded from YTS.MX
Official YIFY movies site: YTS.MX
Şu atışı izle. At, adamım.
JETLER
- Hey, ödlek. - Hey, Jet çocuk.
İkileyin.
Haydi.
İkileyin.
Hey, Jetler!
Rocco, Indio... Ona bakalım.
Haydi, Jetler.
Jetler, haydi.
Haydi, çocuklar.
KOKUŞMUŞ KÖPEKBALIKLARI
Ayrılın, sizi serseriler.
Haydi. Size bu saçmalığı kesmenizi kaç kere söyledim?
- Yüzbaşı Schrank olmasın bu. - İyi günler, Yüzbaşı Schrank.
- Ve Memur Krupke. - İyi günler, Memur Krupke.
- İyi günü gösteririm size. - Sen, dur.
- Eğleniyoruz. - Oyun sahasını severiz.
Biz mahrum gençleri, sokaklardan uzak tutuyor.
- Kes sesini. - Sanki sıcak kaldırımlarda doğduk.
Bebek John, buraya gel.
Bu Porto Rikolular'ın hangisi sana vurdu?
- Şey, efendim... - Hangisi?
Affedersiniz efendim.
Aslında, biz bu işi bir polisin yaptığından şüpheleniyoruz.
İki polis.
- İmkansız. - Amerika'da hiçbir şey imkansız değil.
Peki, uyanıklar. Beni dinleyin.
Hepiniz.
Sokaklar siz serserilere ait değil. Yeterince bela çıkarttınız.
Birbirinizi öldürecekseniz, öldürün.
Ama benim bölgemde olmaz. Sorusu olan?
Bunu İspanyolca'ya çevirir misin?
Arkadaşlarını götür buradan, Bernardo.
Ve uzak durun.
Lütfen.
Peki, Köpekbalıkları.
Sanki mahalle yeterince pis değildi.
Bakın, beyler. Mantıklı olalım.
Burada düzen ve adaleti sağlayamazsam, trafik polisliğine sürülürüm.
Trafik polisliğini sevmem.
Yani bundan böyle Porto Rikolular'la aranızı iyi tutacaksınız.
Aranız iyi olacak, tamam mı?
Çünkü bir tanenizi bile burada patırtı yaparken yakalarsam,
eşek sudan gelinceye kadar döverim ve çöplüğe atar çürümesini izlerim.
İyi çocuklara hoşça kal de Krupke.
Hoşça kalın çocuklar.
Hapis mi?
Sokaklar siz serserilere ait değil.
- Gidin parkta oynayın. - Çimlere basmayın.
- Evden çıkın. - Mahalleden uzak durun.
Dünyadan uzak durun. Mahallesi olmayan bir çete, bir hiçtir.
Mahalle bizimdir.
Toplanın.
- Sen değil, Kimse. - Riff, beni çeteye sokmalısın.
Demin beni görmedin mi? Bomba gibiydim. Dövüşmek istiyorum.
Erkek bulmasının başka yolu yok ki!
- Seni pis fare. - Uza, ufak kız.
Haydi.
Bu bölge için çok savaştık ve kolay vazgeçmeyeceğiz.
Zümrütler kabul etti, onları susturduk. Şahinleri de buradan defettik.
- Porto Rikolular farklı. - Durmadan geliyorlar.
- Pencereleri kapatın. - Bütün yemekleri yiyorlar.
İmdat. Meksika yemeğine boğuldum.
Yüzbaşıyı duydunuz. Porto Rikolular'la iyi geçinmeliyiz, yoksa...
Her şeyi elimizden almalarına izin vereceğiz yoksa.
Haklısın, olmaz.
Peki ne yapacağız? Söyleyeyim.
Hızlı olacağız, şimşek gibi.
Köpekbalıklarını, sonsuza dek yokedeceğiz,
ve bir daha bizim bölgemize adım atmayacaklar.
Her şeyimizle dövüşeceğiz.
- Çatışma. - Sakin ol, Aksiyon Çocuk.
Köpekbalıkları da, söz hakkı istiyorlar.
Çok sağlam çocuklar.
Bıçakları, el yapımı silahları olabilir.
Kesin vardır demiyorum Bebek John.
Sadece olabilir diyorum.
Hazırlıklı olmalıyız.
Ruh haliniz nedir Jetler?
- Gidelim. - Kapışalım.
- Ezelim. - Parçalayalım.
- Peki ya bıçakları varsa ve silahlılarsa? - Her şeyi unutalım gitsin.
Ne dersin, Riff?
Bu bölge küçük, ama elimizdeki bu.
Ben burayı her zamanki gibi korumak isterim: Yumrukla.
Ama eğer bıçak olacaksa, bıçak alırız.
Eğer silah olacaksa, silahlanırız.
Jetler'in bir numara olmasını istiyorum.
- Yelken açıp, göklere açıImak. - Yelkenleri bas öyleyse.
Peki, kediler, kopuyoruz.
Raconuna uysun diye Köpekbalıkları'yla savaş kurulu toplamalıyız.
Kötü haberi Bernardo'ya şahsen ben vereceğim.
- Yanına yüzbaşı al. - Ben gelirim.
- Tony. - Tony'yi isteyen kim?
Tony bize lazım. Onun namı, bütün Batı Yakası'nı aşıyor.
- O artık bizden değil. - Kes, Aksiyon.
- Jetler'i Tony ve ben başlattık. - O nerede öyleyse?
- NasıI işe başlar? - Gençlik kurulu onu bozdu.
Geçici hastalık. Bekle ve gör.
Zümrütleri yenerken attığı yumruklar.
- O benim kıçımı kurtardı. - Ve bunu bir daha yapar.
O bizi asla yüzüstü bırakmadı. Bırakmaz.
Bir kez Jet olursan, hep Jet kalırsın
ilk sigarandan ölüm gününe dek
Jet olursan, onlara gününü göster
Etrafında kardeşlerin var, senin bir ailen var
Asla yalnız değilsin, asla kopuk değilsin
Evde kendinlesin konukları beklerken
Arkan sağlam
Büyük harf J ile korunuyorsun
Bunu asla unutmazsın seni gönderene kadar
Bir kez Jet olursan, hep Jet kalırsın
Tony'yi tanırım ve ona güvenebilirsiniz.
- İç, dış... Haydi iş başına. - Bernardo'yu nerede bulacaksın?
- Bu gece dansta. - Spor salonunda takılır.
A-rab, ona sadece meydan okuyacağım.
Herkes parlak ve havalı giyinsin. Tony ve beni saat 10'da dansta bulun.
- Başınız dik yürüyün. - Her zaman dik.
- Biz Jetleriz. - En büyükler.
Jet olursan, şehirde havandan geçilmez
Sen altın madalyalı ağır siklet tacını takan çocuksun
Jet olursan, en oynak şey sensin
Küçük çocuk sen erkeksin, küçük adam sen kralsın
Jetler vitesi taktı, silindirler dönüyor
Köpekbalıkları yok olacak, çünkü her Porto Rikolular ödlek
Jetler cehennemden fırlamış yarasa gibi
Biri yolumuza çıkarsa, o birinin canı yanar
Jetler geliyor - Küçük dünya, kenara kaç
En iyisi yeraltına girin, kaçın, saklanın
Çizgiyi biz çiziyoruz, burnunuzu sokmayın
Bir tabela asıyoruz: "Yabancılar Giremez"
Ve şaka yapmıyoruz
Jetler geliyor ve herkesi mahvedeceğiz
Bütün çeteleri, bütün mahalledeki
Bütün mahallede, sevgili mahallemizde
- Tony, dinlemiyorsun bile. - Duydum, Riff.
Öyleyse bir şey söyle.
Seni kırmak istemem. Sen en iyi arkadaşımsın.
Rahimden kabre?
Doğumdan mezara.
Bu yüzden bu gece benimle dansa gelmelisin.
Tony, evet de.
Bir şişe gazozun içindeki baloncukları saymayı bıraktın mı?
- Tony, bu önemli. - Her şey önemli Riff.
Sen, ben, şu sevimli patronum.
Köpekbalıkları bela. Fena ısırıyorlar. Onları hemen durdurmazsak...
- Yaşamak için çalışmak. - Buna ne dersin?
Dört yıI boyunca kankam ve ailesiyle yaşadım. Kişiliğini anladığımı sandım.
Seni hayalkırıklığına mı uğrattım?
Izdırabını bitir ufaklık. Neden toparlanıp taşın mıyorsun?
Çünkü annene hastayım.
Amcamla yaşamaktan nefret ediyorum.
Git Jetler'le oyun oyna.
Neden olmasın? Onlar en iyiler, değil mi?
Öylelerdi.
Daha iyi bir şey mi buldun?
Daha değil, ama...
Ama ne?
Bunu anlamazsın, Riff.
Bir dene.
Haydi, Tony.
Geçen ay her gece,
uyandım ve uzandım.
- Neye? - Bilmiyorum.
Bir kız mı?
Tam kapının dışında, köşe başında.
- Ama geliyor. - Ne geliyor?
Bilmiyorum.
Jet olduğum günlerde hissettiğim duygu gibi.
Şimdi oldu. Çete olmadan, sen yetimsin.
Çeteyle, ikili, üçlü, dörtllü yürürsün.
Tayfan en iyisi olunca, bir Jet olunca,
güneşe çıkarsın, özgür olursun.
Riff, yeter.
Bana bak.
Sana bakıyorum.
Ben hiç kimseye saat sormadım değil mi?
Asla kimseden bir şey istemedim.
Ama senden istiyorum - bu gece dansa gel.
- Doc'a söz verdim, dükkanı temizleyeceğim. - Danstan sonra yap.
Çocuklara geleceğini söyledim bile.
Eğer gelmezsen, fişleneceğim.
- Onlara saat kaçta dedin? - 10.
Benim için Tony. Riff için.
10 'da.
- Rahimden kabre. - Doğumdan mezara. Göreceğiz.
Belki beklediğin şey dansa gelir.
Kim bilir?
Kim bilir?
Olabilir
Kim bilir?
Her an ortaya çıkabilecek bir şey var, hemen anlayacağım
Ortaya çıkar çıkmaz
Gülle gibi düşebilir gökyüzünden
Gözlerinde ışıItı, gül kadar parlak
Kim bilir?
Ona ulaşıImaz, mahallede, bir plajda
Bir ağacın altında
Bir mucize bekliyorum, gerçekleşecek
Bana geliyor
Olabilir mi?
Evet, olabilir
Bir şey geliyor, iyi bir şey
Bekleyebilirsem
Bir şey geliyor, ne olduğunu bilmiyorum
Ama harika olacak
Pat diye, aniden
Telefon, kapı çalacak
Mandalı çevir
Bir şey geliyor - ne zaman bilmem, ama yakında
Ayı yakala, tek elinle yakala
Köşeyi dönünce
Ya da bir nehirde ıslık çalarken
Haydi, bana teslim et
Olacak mı?
Evet, olacak
Belki durmuş bekliyor
Orada olacak
Haydi, bir şey, buyur gel, çekinme
Adamla tanış, bir sandalye çek
Hava uğulduyor
Ve harika bir şey geliyor
Kim bilir?
Ona ulaşıImaz, mahallede, bir plajda
Belki bu gece
Anita, sen benim arkadaşımsın. Yakayı daha açık yapmalısın.
Benimle uğraşma. Şu an kendi mesaimiz, yaşlı bayanınki değil.
İki buçuk santim. Ne fark eder ki?
Çok fark eder.
Anita, bu elbise dans için, dua etmek için değil.
O çocuklarla dans ettikten sonra, kendini dua ederken bulabilirsin.
- İki buçuk santimcik. - Bernardo bana söz verdirdi.
Bu ülkeye geleli bir ay oldu. Hiçbir heyecan yaşadım mı?
Bütün gün burada dikiliyorum. Bütün gece evdeyim.
Kardeşim beni buraya neden getirdi?
Chino'yla evlenmen için.
Chino'ya baktığımda hiç bir şey olmuyor.
- Ne olmasını bekliyorsun? - Bilmiyorum. Bir şey.
Bernardo'ya bakınca ne oluyor?
Ne oluyorsa, bakmadığımda oluyor.
Annemlere, sen ve Nardo'nun sinema balkonunda yaptıklarınızı söylerim.
- Bunu paramparça ederim. - Hayır.
Ama şu yakayı biraz aşağı almayı becerirsen...
Seneye.
- O elbiseden nefret ediyorum. - Öyleyse bu gece dansa gelme.
Gelmeyeyim mi?
- Bari kırmızıya boyasak? - Hayır, boyayamayız.
Beyaz bebekler içindir.
Orada beyaz giyen tek ben olacağım...
Bu güzel bir elbise.
Seni seviyorum.
- Hazır mısınız, bayanlar? - Nardo, gel.
- Güzel değil mi? - Çok.
- Pek duyamadım. - Çok güzel.
- İçeri gel Chino. Korkma. - Ama bu dükkan bayanlar için.
Isırmayız, daha iyi tanışmadan.
Chino, ben olamazsan bu gece Maria'ya göz kulak ol.
- Sen de Anita. - Ağabeyim sersem bekçi köpeği.
Kız kardeşim kıymetli bir mücevher.
Neyim ben? Cam parçası mı?
Nardo, bu gece iyi vakit geçirmem önemli.
Çünkü bu gece, Amerikalı bir bayan olarak yaşamımın başlangıcı.
Çekil şuradan.
Bakın kim burada.
Bunlar tanışmadığın bazı arkadaşlarım.
Bu Loco.
- Teresita. Kız kardeşim, Maria. - İyi akşamlar.
Bu Luis Arruza.
Rosalia, selam.
Pekala, baylar ve bayanlar.
Lütfen dikkat.
Bu gece burada iyi bir kalabalık var.
Hepsi senin için, Mutlu EI.
Biliyorum, hepiniz buraya yeni arkadaşlar bulmak için geldiniz,
ve eskileriyle daha samimi olmak için.
O yüzden bu gece özel bir şey yapacağız.
Bir tanışma dansı yapacağız.
Pekala, çocuklar.
- İki daire yapmanızı istiyorum. - Kaç?
İki. Erkekler dışarıda ve kızlar içeride.
Sen nerede olacaksın?
Müzik durunca,
her erkek karşısında kalan kızla dans edecek.
Tamam mı?
İki daire, çocuklar.
- Denemekten canınız yanmaz. - Canım yandı.
Kar Çocuk.
Tamam, çocuklar. Top yuvarlansın.
Kız etrafta döner, ve kimse bilemez nerede duracak.
Haydi bakalım.
Erkekler sağa ve kızlar sola.
Başkası olduğumu sanmıyordun değil mi?
Olmadığını biliyorum.
Ya da daha önce tanıştığımızı?
Tanışmadığımızı biliyorum.
Daha önce olmamış bir şeyin olacağını, olması gerektiğini biliyordum.
- Ama bu çok daha fazla. - Ellerim soğuk.
Seninkiler de.
Ne kadar sıcak.
Ne kadar güzel.
İnanması zor.
Şaka mı yapıyorsun?
O tür şakalar yapmayı daha öğrenemedim.
Sanırım artık asla öğrenemeyeceğim.
Çek ellerini, Amerikalı. Kız kardeşimden uzak dur.
- Onlardan biri, görmedin mi? - Tek onu gördüm.
- İstedikleri bir tek şey var. - Bu bir yalan.
Çekil.
- Dinleme. - Beni dinleyecek.
- Bu işi halletmek istersen... - Çocuklar. Her şey ne güzel gidiyordu.
Haydi, hepimiz eğlenmeye geldik.
- Dışarı çıkar onu. Eve gidiyoruz. - Nardo, bu ilk dansım.
Biz bir aileyiz. Haydi.
Gel, Maria.
- Seni istemiyorum. - Ben seni istiyorum ama.
Savaş kurulu için. Jetler ve Köpekbalıkları.
- Memnuniyetle. - Dışarı çıkalım.
Senin gibiler etraftayken, bayanları yalnız bırakmam.
Gece yarısı buluşacağız.
Doc'un şeker dükkanı?
Ve o saate kadar dalaş yok.
Kuralları anladım, yerli çocuk.
Buz.
Gece yarısı Doc'da. Herkese söyleyin.
Maria.
Bugüne kadar duyduğum en güzel ses
Dünyanın en güzel sesleri tek bir kelimenin içinde
Maria isimli bir kızla tanıştım
Ve birden, o isim benim için çok farklı oldu
Maria isimli bir kızı öptüm
Ve birden bir sesin ne kadar güzel olabileceğini anladım
Yüksek sesle söyle ve kulağa müzik gibi geliyor
Yavaşça söyle ve neredeyse dua etmek gibi
Maria demekten vazgeçmeyeceğim
Bunları keyfini bozmak ya da kendim için söylemiyorum.
Burada senden daha eskiyim.
Evlenip beş çocuk yaptıktan sonra, bana ne yapacağımı söylersin.
Ama şimdi tam tersi.
Şimdi yatağa.
AsıI yaşlı evli kadın o.
Onun bir annesi var, ve de bir babası.
- Bu ülkeyi tanımıyorlar. - Ve sen de hiç tanımıyorsun.
Kızlar eğlenmekte özgür. O artık Amerika'da.
Porto Riko da artık Amerika'da.
Bazen hangisi daha kalın merak ediyorum, kafatasın mı, aksanın mı.
- Maria iyi mi? - Ben de onun kadar iyi olsam.
Bu bir daha olmayacak. Bu gece işler çözülecek.
- Önce, mideni hallet. - Boş ver midemi.
Burnunun ve kafanın kırıImasını boş veremem.
Maria yüzünden III. Dünya Savaşı çıkar.
- Daha fazlası var. - Neden daha fazlası?
- Sadece dans ediyordu. - Bir Amerikalı'yla, aslen Polonyalı.
İspanik öyle diyor.
- Hiç tatlı değilsin. - Tony tatlı ama.
- Ve işi de var. - Siparişçi.
- Ya sen nesin? - Bir yardımcı.
Chino, Polonyalı'nın yarısı kadar kazanıyor.
Reklam başlıyor.
Annen Polonyalı, baban İsveçli.
Sen burada doğdun, bu sana yeter, sen Amerikalısın.
Ama biz? Yabancılar.
Asalaklar. Hamamböcekleri.
Ama bu doğru.
Buraya gelmeden önce ne hayaller kuruyordum.
- Çocuk yaşta geldik, sandık ki... - Güvenerek, açık yüreklilikle.
- Kollarımız açık. - Sen de çenen açık gelmişsin.
- Kelepçelerle döneceksin. - Bir Cadillac'la döneceğim.
- Klimalı. - Telefon.
- Ve televizyon. - Renkli televizyon.
Bütün bunlara sahip olsaydın, Porto Riko'ya döner miydin?
Bunlara sahip olmasan bile, neden geri dönesin?
- Burası o kadar mı güzel? - Orası ne kadar güzel? Neyimiz vardı?
Hala hiçbir şeyimiz yok, sadece daha pahalı.
- Anita Josefina Beatriz... - Hayır. Artık sadece Anita.
Beni rahat bırak. En azından geldim.
Bir kez göçmen olan, hep göçmen kalır.
Saçı yerine, beyni yıkanmış.
Porto Riko'yu bırakmış ve şimdi Sam Amca'nın yavrusu olmuş.
Bu doğru değil.
Porto Riko kalbimi adadığım
Bırak okyanusta batsın
Her zaman fırtınalar kopar
Her zaman nüfus artar
Ve para borçlanmak
Ve gün ışığı yayılır
Ve yerliler buharlaşır
- Manhattan adasını seviyorum - Biliyorum.
Pipondan iç ve dans et
Amerika'da olmayı seviyorum
Amerika bana uyar
Her şey serbest Amerika'da
Amerika'da biraz parayla
İtibar satın almak ne harika
Bize bir bakıp iki misli fiyat konur
Benim kendi çamaşır makinem var
Yıkayacak neyin var ki?
Gökdelenler Amerika'yı deler
Cadillac'lar Amerika'da gezer
Endüstri Amerika'da patlar
Amerika'da bir evde 12 kişi
Daha geniş birçok yeni ev
Yüzüne çarpan birçok yeni kapı
Ben teras katı isterim
Aksanından da kurtulmalısın
Hayat parlak olabilir Amerika'da
Savaşabilirsen Amerika'da
Hayat güzel Amerika'da
Eğer beyazsan Amerika'da
Özgürsün ve onurun var burada
Kaldığın zaman kendi tarafında
İstediğini yapmaya özgürsün
Garsonluk yapıp ayakkabı parlatabilirsin
Her taraf kirli Amerika'da
Organize suç Amerika'da
Korkunç vakit Amerika'da
Unutuyorsun olduğumu Amerika'da
Sanırım geri döneceğim San Juan'a
Binebileceğin bir tekne biliyorum
Oradaki herkes çok sevinecek
Oradaki herkes buraya yerleşecek
Haydi.
Ne yapıyorsun?
Daha sonra çatıda buluşalım.
Olur mu, olmaz mı?
Olur mu?
Senin şu önemli savaş kurulun var.
Kurul mu, ben mi?
Önce biri,
sonra diğeri.
Hayır. Ben artık bir Amerikan kızıyım. Beklemem.
Geldiğim yerde, kadınlar yerini bilir.
Geldiğim yerde, gençler savaş kurulu yapmazlar.
Ama burada yaparlar.
Amerikalı olmamı istiyorsun değil mi?
Göçmen.
İyi geceler, Maria.
Yavaş.
- Aşağı gel. - Hayır.
Lütfen. Annem ve babam uyanacaklar.
- Bir dakikalığına. - Bir dakika yetmez.
- Bir saatliğine. - Yapamam.
Sonsuza dek.
Yukarı geliyorum.
Bak şimdi yaptığına.
Bu tehlikeli. Bernardo öğrenirse...
Öğrensin. Ben onlardan biri değilim.
Sen bizden biri de değilsin.
- Benim için, sen en güzel... - Maruca.
- Maruca? - Beni evde böyle çağırıyor.
Ondan sevdim o da beni sevecek.
Hayır. O da Bernardo gibi. Korkmuş.
- Senden korkmayı hayal edemem. - Gördün mü?
- Seni görüyorum. - Maria, sadece beni gör.
Sadece sen
Sonsuza dek göreceğim tek şeysin
Gözlerimde, sözlerimde yaptığım her şeyde
Senden başka hiçbir şey, asla
Ve benim için Maria'dan başkası yok
Gördüğüm her görüntü Maria
Daima sen, aklımdaki her düşüncede
- Gittiğim her yerde olacaksın - Bütün dünya sadece sen ve ben
Bu gece
Her şey bu gece başladı
Seni gördüm ve dünya yok oldu
Bu gece
Sadece sen varsın bu gece
Ne isen, ne yaparsan, ne söylersen
Bugün, bütün gün bir mucizenin gerçekleşmesini bekledim
Şimdi anladım ki haklıymışım
Çünkü sen buradasın
Ve dünya artık bir yıIdız
Bu gece
Bu gece
Dünya ışıkla dolu
Her tarafta güneşler ve aylar var
Bu gece
Dünya vahşi ve aydınlık
ÇıIdırmak, gökyüzüne kıvıIcımlar fırlatmak
Bugün, dünya benim için sadece, üzerinde yaşanan bir yer
Hiç de fena değil
Ama buradasın
Ve deminki dünya artık bir yıIdız
Bu gece
- Kalamam. Çabuk ol. - Korkmuyorum.
Lütfen.
İyi geceler.
Seni seviyorum.
Evet.
Çabuk.
- Seni ne zaman görürüm? - Yarın.
Karşıdaki gelinlik dükkanında çalışıyorum.
- Oraya gelirim. - Kapatma saatinde, 6.00.
İyi geceler.
Geldiğinde arka kapıdan gir.
Tony neyin kısaltması?
Anton.
İyi geceler
İyi uykular
Ve rüya görünce,
rüyanda beni gör
Bu gece
- Köpekbalıkları nerede? - Belki de ödleklik ediyorlardır.
Vakit var A-rab. Riff ve Ice daha gelmediler.
- Haydi. - O sustalı kullanmaz.
Atom ışık silahı bile kullanmaz.
- Kim kullanmaz? - Kaptan Marvel.
- Ona bayılıyorum. - Evlen öyleyse.
Ben evlenmeyeceğim. Fazla gürültülü.
Sen asla evlenmeyeceksin. Fazla çirkinsin.
Genç bir serserinin düşüşü.
El yapımı silah adamı bu hale sokar mı?
Ne hale sokacağını biliyorum. Altını bağlasan iyi edersin.
Git kız kardeşin gibi sokaklarda sürt.
Hapis kuşu, seni iki kez çizdim ve bir daha çizerim.
Kimse, kes şunu.
- Riff geldi. - Herkes burada ve hazır mı?
Sizinle gurur duydum. Dansta iyiydiniz.
- Neredeler öyleyse? - Sakin ol, Aksiyon.
- Tony nerelerde? - Görünmez adam.
Köpekbalıkları ne isteyecekler?
- Merhamet. - Lastik hortum.
- Sakin ol ufaklık. - Ona sen söyle babalık.
- Hazırım. - Yavaş.
Riff, başın sıkışınca sana adam lazım olacak.
- Hayır. - Bir Amerikan trajedisi.
Köpekbalıkları gelince, siz kızlar uzayacaksınız.
Olabilir. Ama olmayabilir de.
Bu çocuk oyunu değil, Graziella.
Biz de çocuk oyunu değiliz. Değil mi, Vel?
Hayır, sağ ol.
Ve bunu istersen hecele.
Neden bu salak hatunlarla vakit kaybediyoruz?
- Biz salak değiliz. - Aynasızlar.
Hey, sen.
Kim, ben mi?
İyi akşamlar, Memur Krupke.
- Sen. - Ben mi efendim?
Evet, sen. Beni duymadın mı?
Evet, efendim. Çok net duydum.
- Neden cevap vermedin? - Annesi ona cevap vermemeyi öğretmiş.
- Sizi içeri mi atayım? - Kesinlikle hayır, efendim.
Sizin hepinizi içeri tıkmalıyım.
Ne diye burada dikiliyorsunuz?
Efendim, eve gitmeye korkuyoruz. O kadar kötü bir yer ki.
- Orada hiç sevgi görmüyoruz. - Korkunç.
Gece dışarıda kalamazsak,
genç suçlular olmamız kaçınıImaz.
Bu gece bir dümen çevireceğinizi biliyorum.
Sakın beni uyutmaya kalkışmayın.
Çavuş, haydi. 10-13 durumu var.
Dağılın, hepiniz.
Geri geldiğimde sizi burada görmeyeyim.
- Hoşça kal demeyi unuttun. - Hiç terbiye almamışlar.
"Döndüğümde sizi burada görmeyeyim."
- İnsan gibi davranıImıyoruz. - Çok sinirliydi.
Peki ne oldu? Büyük, şişman bir hiç.
Ya savaş meclisi yaparken geri gelirse?
Onu bir daha uyuturuz.
Polisler biz genç suçlular hakkında her şeyi bildiklerini sanarlar.
Biz de onlara inanacakları bir şey söyleriz.
- Hey, sen. - Kim, ben mi, Memur Krupke?
Evet, sen. Bana, seni karakola
götürmemem için bir tek sebep söyle, serseri.
Sevgili, Memur Krupke, anlamalısınız
Bizi bu hale getiren yetiştirilişimiz
Annelerimiz keş, babalarımız ayyaş
Ey Tanrım, doğal olarak serseriyiz
Memur Krupke, çok sinirlisiniz
Biz her çocuğun görmesi gereken şevkati görmedik
Bizler suçlu değiliz, yanlış anlaşıIdık
Derinlerde, içimizde iyilik var
İyilik var, iyilik var, dokunulmamış iyilik var
Aslında, en kötümüz bile iyi
- Çok dokunaklı bir hikaye. - Herkese anlatayım.
Sadece Hakime söyle.
Sayın Hakim, efendim, ailem bana kötü davrandı
Durmadan ot içip, bana bir nefes bile vermezlerdi
Beni istemediler, ama her nasıIsa çıktım
Zıplayan kertenkeleler, o yüzden kötüyüm
Memur Krupke, çok geri kafalısınız
Bu çoçuğa hakim gerekmez, ona bir doktor bakımı lazım
Onun nevrozunu durdurmak gerek
Psikolojik olarak rahatsız
AnlaşıIdı.
Mahkemeye göre, bu çocuk ahlaksızlaşmış
normal bir evde yetişmediği için.
Ahlaksızım çünkü ahlaksızlaştırıIdım.
Onu deli doktoruna götürün.
- Sen. - Kim, ben mi?
Babam annemi dövüyor, annem beni marizliyor
Dedem bir komünist, büyükannem bir torbacı
Kız kardeşim bıyıklı, erkek kardeşim elbiseli
Bağışlayıcı Tanrım, o yüzden bu haldeyim.
Memur Krupke, o burada olmamalı
Bu çocuğa kanepe lazım değil, ona bir kariyer lazım
Toplum ona korkunç bir oyun oynamış
Sosyolojik olarak o hasta
Bence, bu çocuğun kafasını tedavi ettirmesine gerek yok
Genç yaşta suç tamamen sosyal bir meseledir
Sosyal bir hastalığım var.
Onu iş bulma kurumuna yollayın.
- Ne taraftan? - Bu taraftan.
Sevgili iş bulma memuru, bana, "iş bul" diyorlar
Gazoz doldurucu ol, yani git hantallık yap
Ben antisosyal değilim, sadece anti-işçiyim
Vay be, bu yüzden ben aptalım
Memur Krupke, yine başardınız
Bu çocuğa iş lazım değil, bir sene hapis lazım
Bu sadece yanlış anlama meselesi değil
Derinlerde, özünde, o iyi değil
İyi değiliz, iyi değiliz dünyaya faydamız yok
En iyimiz bile iyi değil
- Onun sorunu tembellik - Onun sorunu içki
- Onun sorunu delilik - Onun sorunu pis kokusu
- Onun sorunu büyümek - Onun sorunu yetişkin olmak
Krupke, bizim kendi dertlerimiz var
Memur Krupke, yalvarıyoruz
Çünkü kimse sosyal hastalıklı birini istemez
Memur Krupke, ne yapacağız?
Memur Krupke
Krup ol
Sokağa çıkma yasağı millet
- Hala yatmadın mı, Bebek John? - Uyuyamıyorum. Fazla derdim var.
- Tony'yi gördün mü bu gece? - Emin ol gördük.
- Dükkanı temizleyecekti. - Belki de Porto Rikolular'ı temizleyecektir.
- Doc, artık kapatmayacak mısın? - Neden?
- Burada savaş kurulu toplanacak. - Neymiş?
- Silahlar belirlenecek. - P. R'lerle işimiz var.
- Basketbol oynasanız olmaz mı? - Uyan artık, babalık.
Anlamıyorsun. Burada özel işimiz var.
Porto Rikolular'la bela çıkartmak mı?
- Onlar bela çıkartıyorlar. - Sizin için, bela bir keyif.
Onlara kafa tutmalıyız. Bu önemli.
Bir sokak parçası için savaşmak bu kadar önemli mi?
- Bizim için öyle. - Serseriler için.
- Sen kime serseri diyorsun? - Savaş kurulu, çatışma...
- Senin yaşındayken... - Benim yaşımdayken?
Babam benim yaşımdayken. Abim benim yaşımdayken.
Benim yaşımda hiç olmadınız.
Bunu ne kadar erken anlarsan, bizi o kadar erken gömersin.
Sana erkenden mezar kazacağım.
- Doc, servis yap. Herkese kola. - Artık iş konuşalım.
Bernardo kibar hayatı öğrenemedi.
Ben de senden hoşlanmıyorum, kes.
- İkile, Doc. - Çocuklar bunu konuşarak...
Sizi çatışmaya çağırıyoruz. Sonuna kadar, her şey için. Kabul mü?
- Şartlar nedir? - Şartları siz söyleyin.
- Çizgiyi çok sık aşıyorsunuz. - Siz başlattınız.
- Bebek John'a kim vurdu? - Taşındığımda bana kim vurdu?
- Taşınmanı kim istedi? - Sana sormadı.
- İspanik. - Beyaz.
İtalyan.
Kabul ediyoruz.
- Zaman. - Yarın?
Hava kararınca.
- Yer. - Park?
Nehir.
Otoyolun altı.
- Silahlar. - Doc.
Silahlar.
- Sen söyle. - Sıra sende.
Korktun mu?
Kaya.
- Kemer. - Boru.
- Teneke. - Tuğla.
- Sopa. - Jop.
- Zincir. - Şişe, bıçak, tabanca.
- Sizi ödlekler sürüsü. - Sen kime ödlek diyorsun?
- Yarası olan gocunur. - Hepiniz ödleksiniz.
Kocaman adamlar, tuğla mı fırlatacaksınız?
Yumruklaşmaktan korktunuz mu? Çıplak deriyle dövüşmekten?
- Çöp bile yok mu? - Ona kavga denmez.
- Kim demiş? - Silahları seç dedin.
Adil bir dövüşle işi çözeriz, bunu yapmaya cesaretiniz varsa.
İki çetenin en iyi adamları yumruklaşacak.
Bu risk hoşuma gitti. Peki, adil dövüş.
Bir dakika. Kumandanlar evet ya da hayır der.
Adil dövüş.
Seninle işim bittiğinde, derisi soyulmuş balığa döneceksin.
En iyi adamınız, en iyi adamımızla dövüşecek,
onu biz seçeriz.
- Ben sandım ki onunla... - El sıkıştın.
Evet. El sıkıştım.
Bernardo, fikrini değiştirmek istersen...
- Bernardo, sigara ister misin? - Hayır, sağ ol. Kullanmıyorum.
İyi akşamlar, Yüzbaşı. Tony ve ben kapatıyorduk.
Böylesi daha iyi beyler. Sizi böyle görmek içimi ısıtıyor.
Hem de oyun sahasında söylediğim birkaç laftan sonra.
- Müsaade eder misin? - Ben bilmem. Ben aptal bir köylüyüm.
Tepedekiler bunu öğrenirse, terfi bile edebilirim.
Hepimizin işine gelir, ha, Bernardo?
Ben terfi ederim ve siz Porto Rikolular aradığınızı bulursunuz.
Oyun alanını, spor salonunu, sokakları, şekerciyi kullanırsınız.
Burayı kokuşmuş bir domuz yuvasına çevirseniz ne olur?
Bırak onu. Eve gitmek istiyor, San Juan'a yaz,
onun burada çok başarılı olduğunu söyle.
Yani, yok ol.
Tabii. Biliyorum.
Burası özgür bir ülke ve buna hakkım yok.
Ama benim ünvanım var. Sende ne var?
İşler burada çok zor. İkile.
Peki beyler.
Çatışma nerede olacak?
Haydi. Amerikalılar altın dişlilerle takıImazlar, tabii...
- Yüzbaşı... - Sen kes sesini.
Haydi, Bebek John, ufak yumuşak yüzüne faça yemeden önce...
Nerede olacak? Nehir mi?
Park mı?
Beyler, ben sizdenim.
Buranın temizlenmesini istiyorum ve yapabilirsiniz.
Sıkışırsanız size yardım bile ederim.
Çatışma nerede olacak?
Oyun alanı mı?
Sweeney'in yeri mi?
Neden akıIlanmıyorsunuz, sizi salak holiganlar?
Hepinizi hemen deliğe atmalıyım.
Sizi ve ucuz göçmen pisliğinizi.
Babanın alkol sorunu nasıI A-rab?
Annenin kaldırımdaki işleri nasıI gidiyor, Aksiyon?
Bir gün seni tutacak kimse olmayacak.
Merak etmeyin. Nerede olduğunu öğrenirim.
Birbirinizin işini bitirin, yoksa ben bitireceğim.
Tabii. Onları anla.
Bana üstlerim bunu söyleyip duruyorlar.
Sen serserileri adam etmeye çalış ve karşılığında bunu al.
Benim çenem bu kadar düşmezdi.
Haydi, Doc. Onu takma.
- Hastayım. - Duydun. Adil bir dövüş olacak.
Bu neyi değiştirir?
Bugünden itibaren, her şey yoluna girecek, içimde bir his var.
- Ne içtin sen bu gece? - Aya yolculuk.
Sana bir sır vereyim, Doc. Oradaki bir erkek değil.
Bir kız.
Bir bayan.
O yüzden adil dövüş istedin.
Onu yarın göreceğim. Bekleyemiyorum.
- İşler yeterince karışmadı mı? - Doc, aşık oldum.
- Ve korkmuyor musun? - Korkmalı mıyım?
Hayır.
Ben ikiniz için de korkuyorum.
- Chino ona ne yaptı? - Neden Chino?
Belki de sadece güzel giyiniyordur.
Rosalia, Consuelo, harika arkadaşlarım.
- Sır tutabilir misiniz? - Sırlara bayılırım.
Hayır, söylemem.
Ne?
- Zavallı kız aklını kaçırmış. - Ben. Deliyim.
Bir şey oldu galiba. Biraz değişik görünüyor.
- Öyle mi? - Ve sanırım bir şey peşinde.
Öyle mi?
- "Öyle mi?" Papağan gibi konuşuyor. - Sana neler oluyor Maria?
Güzel hissediyorum, ne güzel
Güzel, zeki ve mutlu hissediyorum
Bugün yerimde olmayan kızlara yazık
Büyüleyici hissediyorum, büyüleyici
Ne kadar büyüleyici hissediyorum
Ve ne kadar güzel, gerçek olduğuma inanamıyorum
Aynadaki güzel kızı görüyor musunuz?
Bu çekici kız kim acaba?
Ne güzel bir yüz, ne güzel bir elbise, Ne güzel bir gülümseme, ne güzelim
Etkileyici ve büyüleyici hissediyorum
Koşar gibi ve neşeyle dans eder gibi
Çünkü harika bir çocuk beni seviyor
Yakın arkadaşım Maria'yla tanıştın mı?
Mahallenin en çıIgın kızı
Onu görür görmez tanırsın
İleri derecede bir şok yaşayan kız o
Kendini aşık sanıyor, kendini İspanya'da sanıyor
O aşık değil, o neredeyse delirmiş
- Sıcaktan olmalı - Ya da ender bir hastalık
- Ya da fazla yemekten - Belki de pirelerden
Ondan uzak dur, Chino'yu çağır
Bu tanıdığımız Maria değil
Mütevazı ve saf, kibar ve ince
Soylu ve olgun
ve aklını kaçırmış
Bayan Amerika.
Konuşma.
Güzel hissediyorum, ne güzel ki
Şehir bana anahtarını verdi
Beni onurlandırmak için bir komite seçilmeli
Sersemim, hissediyorum güneşli
Sersemim, komik ve iyi
ve o kadar güzel ki, Bayan Amerika olmalı emekli
Şarkı söyleyeceksen, iğneyle söyle, yoksa işinden olacaksın.
Ne bekliyorsun? Singer dikiş makinası kullanıyoruz.
Tabii. Kötü şakalarını eve sakla.
Eve git. Kapatma vakti.
Perdeleri çek, iğneleri topla, ışıkları kapat ve kapıyı kilitle.
Hapis açıIdı. Hiç gitmeyecek sandım.
Yaşlı suratlının eskiden bizim gibi genç olduğuna inanamıyorum.
Fikrini değiştirip geri gelmeden gidelim.
Sen git querida. Ben kilitlerim.
- Neden? - İşim var.
- Yarın yap. - Acelem yok.
Benim var. Eve gidip, uzun bir köpük banyosu yapacağım.
- Siyah orkide. - Siyah orkide mi?
Bitti. Çatışmadan sonra Nardo ile buluşacağım.
Ne çatışması?
Nardo'nun Köpekbalıkları ve danstaki çocuklar.
Bu gece kavga mı edecekler?
Saklambaç oynamayacaklar.
Neden hep kavga ediyorlar?
NasıI dans ettiklerini gördün, bir şeyden kurtulmak ister gibi.
- Kavgaları da öyle. - Neden kurtulmak?
Fazla histen. Ve kurtulacaklar.
Ve bu kavgadan sonra kardeşin sapasağlam olacak.
Kesinlikle. Siyah orkide.
Buenos noches.
"Sen git, querida, ben kilitlerim."
Noches demek için erken. Buenas tardes.
Eczaneden aspirin getirmek için geldi.
- Lazım olacak. - Bize değil.
Biz iyiyiz. Biz bu dünyadan değiliz.
- Siz aklınızı kaçırmışsınız. - Biz 4 metre yüksekteyiz.
Anita bunu görebilir.
Söyleyecek misin?
Neyi? 4 metre tepemde neler olduğunu nereden bileyim?
15 dakika içinde evde olsan iyi edersin.
Tamam. Bizi sevdi.
Ama endişeli, ben de öyleyim.
- Bu aptalca. - Sen de çatışmaya gidiyor musun?
- Hayır. - Evet.
- Neden? - Gidip, onları durdurmalısın.
Durdurdum. Teke tek yumruk dövüşü olacak.
- Hiçbir kavga iyi değil. - Bizim için her şey iyi. Biz sihirliyiz.
Dinle ve iyi dinle.
Gidip onları durdurmalısın.
- Senin için bu kadar önemli mi? - Evet.
Pekala, yaparım.
Sana inanıyorum. Sende sihir var.
Elbette.
Sana sahibim.
Bu gece, çatışmayı durdurduktan sonra, sana geleceğim.
Seni çatıda bekleyeceğim.
Çatı olmaz.
Evine gelirim.
Olmaz. Annem...
- Benim evime gelirsin. - Annen?
Merhaba demek için mutfaktan çıkar. Mutfakta yaşıyor.
- Ne kadar şık? - Senin geleceğini söylemiştim.
Yüzüne bakıp gülümsememeye çalışacak. "Zayıf ama güzel" diyecek.
- O tombul mu? - Şişman.
Ben anneme çekmişim. İnce kemikli.
Annemin önünde olmaz.
Babamı bu kıyafetle görmek isterdim.
Sana beklentilerini soracak.
Çok var.
- Kiliseye gidip gitmediğini. - Her zaman.
Evet. Babam seni sevebilir.
- Kızınızla evlenebilir miyim? - Evet diyor.
- Ya annen? - Ona sormaya korkuyorum.
Ona bir kızı olmayacağını söyle. Bir oğuldan kurtuluyor.
- Evet diyor. - Zevkliymiş.
İşte. AsıI nedime.
Bu renk Anita'ya uygun değil.
- Damat şahidi. - Bu babam.
Affedersin, baba.
Haydi bakalım Riff. Rahimden kabre.
Gördün mü Anita? Endişelenecek bir şey yokmuş.
Bak. Annem ağlamaya başladı bile.
Ben Anton, sen Maria'yı...
Ben Maria, sen Anton'ı...
İyi ve kötü günde...
Hastalıkta ve sağlıkta...
Sevmeye ve saymaya...
Korumaya ve bırakmamaya...
Her güneşten her aya...
Yarından yarına...
Şimdiden sonsuza dek...
Ölüm bizi ayırana kadar.
Bu yüzükle, seninle evleniyorum.
Bu yüzükle,
seninle evleniyorum.
Ellerinizi birleştirin
Kalplerinizi birleştirin
Bu son yemininiz olsun
Artık bizi sadece ölüm ayırabilir
Hayatlarınızı birleştirin
Her geçen gün tek hayat
Şimdi başlıyor
Şimdi başlıyoruz
Tek el
Tek kalp
Bizi artık ölüm
bile ayıramaz
Bu gece Jetler'in gecesi olacak
Bu gece Jetler'in dediği olacak
Porto Rikolular "Adil dövüş" istiyorlar
Ama bize sataşırlarsa, aradıklarını bulacaklar
Bu gece onlara bir sürpriz yapacağız
Bu gece boylarının ölçüsünü alacaklar
"Şamata yok, hile yok" dedik
Ama eğer bize saldırırlarsa, kapışmaya hazırız bu gece
Bu geceyi sallayacağız
Caz yapacağız ve top bizde olacak
Bu gece görecekler
Ne kadar kaşınırlarsa, o kadar fena olurlar
Bunu başlatan onlar
Ve onları sonsuza dek durduracak olan bizleriz
Bu gece
Anita bu gece aradağını bulacak
Bu gece özel bir karışım yapacağız
Yorgun düşecek zavallı
Burada oldukça yorgun olması fark etmez
Bu gece
Herhangi bir gece olmayacak
Bu gece sabah yıIdızı doğmayacak
Bu gece
Aşkımı göreceğim bu gece
Bizim için yıIdızlar kalacaklar oldukları yerde
Bugün dakikalar saat gibi geliyor
Saatler amma yavaş geçiyor
Gökyüzü aydınlık hala
Ay, büyü karşımda
Bu sonsuz günü sonsuz bir gece yap
Jetler zirveye yerleşiyorlar bu gece
Bernardo'nun düşüşünü izleyeceğiz bu gece
O Porto Rikolu serseriyi indireceğiz
Ve amcası da haykırınca, şehri kapacağız
Senin için döneceğiz, evlat
Onu yere sereceksin
Hazır.
Hazır.
Yaklaşın ve el sıkışın.
Ne için?
Bu işin raconu budur, kanka.
Kibar hayat mı yine?
Siz bizden, biz de sizden nefret ediyoruz
- Uzatmayalım. - Tabii.
Haydi, Buz.
Durun.
Çeteye katıI. Her şey tamam.
- Hayır. - Tony, ne yapıyorsun?
Belki de kendisi dövüşecek cesareti bulmuştur.
Kavga etmek cesaret meselesi değil.
Bizde cesaret yok, hiçbirimizde.
Tamam mı, Nardo?
Sakin olun.
Anlaşma, Buz ve senin aranda adil bir kavga.
Annesi ufaklığı koruyor. Ben sana kavgayı gösteririm.
- Tamamdır. - Isınmak için güzel çocuğu alırım.
Korktun mu, güzel çocuk?
- Korktun mu ödlek? - Kes.
- İstemiyorum, Bernardo. - Eminim.
Beni dinle. Dövüşmeye değer bir şey yok.
- Emin ol, yok. - Yanılıyorsun.
- Neden anlamıyorsunuz? - Ne dersin, tavuk?
ÖIdür onu, Tony.
Kavga edişini göreyim.
Ödlek.
Sarı benizli ödlek.
Beni zorlama.
- Riff, ne yapıyorsun? - Git buradan, Tony.
- Riff, dur. - Tutun onu.
Sen karışma.
Biri onu durdursun.
Bırakın.
Buz. Kaplan.
- Haydi, Nardo. - Durdur onu.
Riff, dur.
Hakla onu.
Tony, haydi.
Buradan çıkmalısın.
Haydi, Tony. Çık dışarı.
Aşağıda kimse yoktu.
Annem ve babam dükkandalar. Senin beklemiyordum...
Kavga mı ettin Chino?
Evet. Üzgünüm.
- Sana hiç yakışmıyor. - Hayır.
Eve gidip yıkanmalısın.
- Yarın görüşürüz. - Çatışmada...
- Çatışma yoktu. - Vardı.
- Yanılıyorsun. - Kimse bunun olmasını beklemiyordu.
Söyle.
Kötü.
Çok mu kötü?
Bak...
Eğer hızlı söylersen daha kolay olur.
Kavga çıktı.
Ve Nardo...
Bir şekilde, bıçak...
Nardo ve birisi, onlar...
Tony'ye ne oldu?
Chino, söyle. Tony iyi mi?
O, ağabeyini öldürdü.
Yalan söylüyorsun.
Neden yalan söylüyorsun?
Doğru değil, yalan söylüyorsun.
Doğru olmasın.
Lütfen bu doğru olmasın.
Her şeyi yaparım.
Bırak ben öleyim, yeter ki bu doğru olmasın.
Katil!
Durdurmayı denedim.
Denedim. Nerede aksilik çıktı bilmiyorum.
Ona zarar vermek istemedim, istemedim. Ama Riff benim kardeşim gibiydi.
Bernardo onu öldürdüğünde, Bernardo da öldürmek istemedi.
Bildiğini sanıyordum.
Sana bunu söylemeye gelmedim.
Beni affetmelisin polise teslim olmadan önce.
- Daha kolay olacak. - Seni bırakmam.
Benimle kal.
- Maria, seni çok seviyorum. - Beni bırakma.
- Ne istersen yaparım. - Bana sarıI.
- Sonsuza dek. - Daha sıkı.
Her şey düzelecek, biliyorum. Artık gerçekten beraberiz.
Sorun biz değiliz.
Etrafımızdakiler.
Seni, kimsenin bizi bulamayacağı uzaklara götüreceğim.
Hiç kimse ve hiçbir şey.
Bir yer var bizim için
Bir yerlerde bir yer bizim için
Huzur ve sessizlik ve temiz hava
Bekle bizi bir yerde
Bizim için bir zaman var
Bir gün bir zaman bizim için
Biklikte harcanacak zaman
Bakmak için zaman
Şevkat için zaman
Bir gün
Bir yerde
Yeni bir hayat tarzı bulacağız
Yeni bir affetme şekli bulacağız
Bir yerde
Bizim için bir yer var
Bizim için zaman ve yer var
Elimi tut ve yolu yarılayalım
Elimi tut ve seni oraya götüreyim
Bir şekilde
Bir gün
Bir yerde
- Bebek John, burada ne işin var? - Hiç.
Neden burada boş duruyorsun? Haydi.
Çocukların beni görmesini istemiyorum A-rab.
- Neden? - Ağlıyorum.
Öyle mi?
- Neden? - Bilmiyorum.
Burnunu sil.
Yüzlerine baktın mı?
- Hangi yüzler? - Biliyorsun.
Çatışmada. Riff ve Bernardo.
Evet.
- Keşke dün olsa. - Bence de. Korkuyorum.
Kes şunu, anladın mı?
- A-rab, ne yapacağız? - Diğerleriyle buluşup hazırlanacağız.
Gidelim.
- Mendilin var mı? - Koluna silsene.
- Neredeydiniz? - Sence neredeydik?
Sizi hakladılar sandık.
- Tony'yi görmediniz mi? - Hayır, sadece aynasızlar.
- Onun nesi var? - Hiçbir şey, o iyi.
Pekala.
- Belki de eve gitmeliyiz. - Neden?
- Eminim onu buldular. - Tony olmaz.
Çok iyiydi. Ha, Bebek John?
Evet. Gerçekten Jetler için savaştı.
Aynen Riff'in söylediği...
Söylediği gibi.
Riff'i istiyorum.
Haydi, Graziella.
Kimse ölmeyecekti.
Sadece...
- Bunu ödeyecekler. - Kokuşmuş Köpekbalıkları.
Hileli kavga.
Bitirelim artık. Kimin patron olduğunu gösterelim.
- Hemen yapalım. - Bu kadarı yetmedi mi?
Noldu korkak?
- Kim korkak? - Onu rahat bırak.
- Kendi işine bak. - Bana ukalalık etme. Çarparım bir tane.
Ayrılın.
Kesin sesinizi, sizi işe yaramaz sürüsü. Ait olduğunuz yere dönün.
Sen kime işe yaramaz diyorsun?
- Bunu suratına patlatırım. - İçeri girin, hepiniz.
- Kes sesini. - Kimse benimle böyle konuşamaz.
- Karşıma çıkan bir dahaki sürüngeni... - Güldürürsün.
Bunu hepiniz dinleyin ve iyi dinleyin.
Size kim sataşırsa sataşsın,
belli ederseniz, hapı yutarsınız.
Kendinize çukur kazıyorsunuz ve onlara bir şemsiye verip kıçınızda
açtıracaksınız.
Polis bu gece hakkında soru sorunca onları atlatmak istiyor musunuz?
Serinkanlı olun.
Bu aptal dünyada yaşamak istiyor musunuz?
Serinkanlı olun.
- Ödeşmek istiyorum. - Sakin.
- Saldırmak da. - Sakin.
- Gitmek istiyorum. - Serinkanlı git.
ÇıIgın çocuk
Serinkanlı ol
Cebinde bir roket var
Serinkanlı ol, oğlum
Heyecanlanma, önünde zor günler var
Ağır ol ve babalık, yaşa ve kendi yatağında öl
ÇıIgın çocuk
Rahat ol çocuk
Don, sakinleş, yavaş ol
Vanayı kapat, çocuk
Git, oğlum, git
Ama yoyolu okul çocuğu olma
Serinkanlı ol çocuk
Çok serinkanlı
Yavaş, Aksiyon
Sakin ol, A-rab.
- Serinkanlı. - Haydi.
ÇıIgın.
Gidelim.
- Nereye gidiyoruz? - Gizlenirsek, aynasızlar kokuyu alır.
- Kankalar. - Git etek giy.
Dizlerim çirkin. Dinleyin...
- Saklayacak bir şey yokmuş gibi davranın. - Dinleyin!
Ya size Tony nerede ve peşinde kim var diye sorarlarsa?
Bir bildiğin mi var?
- Etek giymem gerektiğini biliyorum. - Haydi, Kimse.
- Ucube neler biliyor? - Çok şey.
Birisi P. R'lerin bölgesine girip casusluk yapmalı.
Gölgelerde iyi gizlenirim.
Oralara rüzgar gibi girip çıkarım.
- Bunları uyduruyor mu? - Emin ol öyledir.
Konuş.
Chino, Tony ve Bernardo'nun kız kardeşi hakkında konuşuyormuş.
Chino "Ne olursa olsun o Polonyalı'yı haklayacağım" diyor.
Sonra da kötü haberleri veriyor.
- P. R'ler durmuyor. - Durdururuz.
Durun, dinleyin.
Tony bizi korudu. Biz de onu korumalıyız.
- Chino bulmadan biz bulmalıyız. - Vurmadan.
Sen nehre git. Kar Çocuk, Doc'a git.
- Ben aralıklara bakarım. - Biz de sokaklara.
- Park. - Oyun alanı.
- Gidelim. - Peki ya ben?
Sen?
Gölgelere gir, çık. Belki Tony'yi bulursun.
İyi iş başardın, kanka.
Sağ ol babalık.
Ben Anita. Orada mısın?
Kapıyı aç. Seninle konuşmalıyım.
Hayır.
Artık sen de mi korkuyorsun?
- Ne? - Hemen gelirim.
- Birlikte. - Ama nerede?
Otobüs garı. Uzağa gideriz, bizi asla bulamazlar.
- NasıI gideceğiz? - Doc para işini halledecek.
- Dükkanda buluşalım. - Doc'da, tamam.
Seni bekleyeceğim.
Çabuk.
Geldim, Anita.
Tamam. Artık biliyorsun.
Ve sen hala bilmiyorsun.
- O onlardan biri. - Hayır Anita.
Evet.
O çocuk senin ağabeyini öldürdü
Onu unut, bul başka birini
Senin gibi biri, bırakma senin gibileri
Onun gibi bir çocuk sana tasa verir
Yarın başka bir çocukla tanışırsın
Senin gibi biri, bırakma senin gibileri
ÖIdüren bir çocuk sevemez
ÖIdüren çocuğun kalbi olamaz
Ve senin aşkını ve kalbini alan çocuk o
Çok akıIlıca, Maria
Onun gibi bir çocuk bir şey ister yalnız
Ve işi bitince, seni bırakır yalnız
Senin aşkını öldürecek, benimkini öldürdü
Bekle ve gör Maria
Hayır, Anita
Doğru değil, benim için
Senin için doğru, benim için değil
Söylediklerini dinliyorum ve doğru olduğunu biliyorum
Ama kalbim Anita, kalbim diyor ki hepsi yalan
Sen daha iyi bilmelisin
Sen de aşıktın, öyle söyledin
Sen daha iyi bilmelisin
Bir aşkım var
Ve tek sahip olduğum şey o
Doğru veya yanlış
Başka ne yapabilirim?
Onu seviyorum
Onunum
Ve o her ne ise
Ben de oyum
Bir aşkım var
Ve tek ihtiyacım o
Doğru veya yanlış
Ve onun da bana ihtiyacı var
Onu seviyorum
Biz tekiz
Yapacak hiçbir şey yok
Benim yapabileceğim hiçbir şey
Ama sonsuza dek sarıI ona
Artık onunla ol
Yarın
Ve tüm hayatım boyunca
Aşk karşıma böyle güçlü çıkınca
Doğru veya yanlış kalmıyor
Aşkın senin hayatın
Chino'nun silahı var.
Çocukları duydum. Tony'nin peşinde.
O, Doc'un dükkanında beni bekliyor.
Eğer Chino ona dokunursa, veya zarar verirse...
Tony'nin Bernardo'ya yaptığını mı yaparsın?
- Tony'yi seviyorum. - Biliyorum.
Ben de Bernardo'yu sevdim.
- Evde kimse var mı? - Evet.
- Bernardo'nun kız kardeşi lütfen. - Kendisi biraz hasta.
Kim değil ki?
Merhaba, Bayan. Ben Yüzbaşı Schrank. Rahatsız etmek istemezdim ama...
Evet. Müsait değilim. Müsaadenizle, lütfen.
- Birkaç sorum vardı. - Daha sonra lütfen.
- Abime gitmeliyim. - Bir dakika...
- Bekleyemez misiniz? - Hayır.
Geçen gece dansa gittiniz...
- Uzun sürecek mi? - Gerektiği kadar.
Affedersiniz.
Anita, başım daha fena ağrıyor. Doc'un dükkanına gider misin?
- Bu evde aspirin bulundurmaz mısınız? - Bu özel bir şey.
Benim için gider misin Anita?
Ne isteyeyim?
Doc bilir.
Alıkonulduğumu ve oraya hemen gelemeyeceğimi söyle.
Yoksa gider kendim alırdım.
Affedersiniz. Ne soruyordunuz?
Spor salonunda ağabeyiniz ciddi bir tartışmaya girdi
çünkü yanlış çocukla dans ettiniz.
Evet.
O çocuk kimdi?
ÜIkemden bir çocuk.
Adı?
José.
José.
- Onu bulamadım. - Aşağıda depoda.
- Tony? - Güvende.
- Ben buldum. - Chino konusunda uyardın mı?
- Neden depoda? - Farelere eşlik ediyor, aptal.
Chino'dan haber yok mu?
- Yok. - Şanslı.
Ben yine aralıklara bakayım. Siz burada kalın.
- Susadım. Doc nerede? - Yukarıda, Tony için para topluyor.
- Doc'un parası yok ki. - Metresinde var.
Kes saçmalığı. Okuyacak bir şey bul. Müzik koy.
Bir kaçınız dışarı çıkın. Chino'yu ya da Porto Rikolular'dan...
- Doc'la görüşmek istiyorum. - Burada değil.
- Nerede? - Banka hesabında bir yanlışlık olmuş.
Bankalar geceleri kapalı. Nerede o?
Zayıf Doc'u bilirsin. Gece vakti para makinesine gitti.
Ve yolda kayboldu.
O yüzden ne zaman gelir bilemeyiz.
- Nereye gidiyorsun? - Aşağıya.
Duymadın mı? O burada değil.
Kendim bakmak istiyorum.
Lütfen.
- Geçebilir miyim? - Geçmek için rengi fazla koyu.
- Yapmayın. - Lütfen yapmayın.
Dinleyin.
Arkadaşınıza verecek bir mesajım var. Tony'ye...
- Burada değil. - Burada, biliyorum.
- Mesaj kimden? - Chino'dan olmasın sakın?
Anlamıyor musunuz? Yardım etmek istiyorum.
- Bernardo'nunki mi yardım edecek? - Latinler bile hislilermiş.
Tony'yi yakalatmak istiyor.
Pek sayıImaz... Bernardo'nun kızı.
- Bernardo'nun domuzu. - Pis İspanik.
Yapmayın.
- Delik kulaklı. - Sarmısak ağızlı.
Yardım etmek istiyorum.
Durun.
Ne yapıyorsunuz?
Bernardo haklıymış.
İçinizden birini sokakta kanlar içinde görsem,
yanından geçer tükürürdüm.
- Durdurun. Chino'ya Tony'nin yerini söyleyecek. - Sakın bana dokunma.
Amerikalı kankanıza bir mesajım var.
O katile söyleyin Maria onunla asla buluşmayacak.
Ona söyleyin Chino her şeyi öğrenmiş
ve onu vurmuş.
O öldü.
Ne zaman duracaksınız çocuklar?
Bu dünyayı kirletiyorsunuz.
Bunu yapan biz değiliz.
Çıkın dışarı.
Doc, duyduğuma göre... Bulmuşsun.
Evet, buldum.
Sen bir dostsun. Sen benim en iyi arkadaşımsın.
En yakın zamanda geri öderim.
- Boşver. - Asla. Yapamam.
Gidince Maria'yla ne yapacağız biliyor musun?
Bir sürü çocuğumuz olacak. Hepsine adını vereceğiz.
- Yani bizi ziyarete geldiğinde... - Uyan.
Seninle anlaşmanın tek yolu bu mu?
Diğerleri gibi yapmak mı?
- Sıcak su borusu gibi patlamak mı? - Ne oldu sana?
Neden sanki savaştaymışız gibi yaşıyorsunuz?
Neden öldürüyorsunuz?
Sana olanları anlattım.
Maria anladı. Sen de anlarsın sandım.
Maria hiçbir şey anlamayacak, bundan böyle.
Artık Maria yok Tony.
Ne?
- Yapamam... - Hayır, Doc.
Söyle. Ne oldu?
Anita yukarıdaydı.
Chino senin Maria'yla olduğunu öğrenmiş,
ve onu öldürmüş.
Maria öldü mü?
Gel beni de al Chino.
- Kimsin? - Kimse. Haydi.
Git başımdan.
- Gel beni de al, kahrolası. - Ne yapıyorsun?
Git başımdan.
- Benimle gel... - Bu artık oyun değil. Anlamıyor musun?
- Ama çete. - Sen bir kızsın. Kızlığını bil ve ikile.
Haydi Chino. Beni de al.
Seni çağırıyorum, Chino.
Benden başka kimse yok.
Lütfen.
Seni bekliyorum.
Ben de seni istiyorum.
Yeterince inanmamışım.
Sevmek yeter.
Burada değil.
Bizi rahat bırakmazlar.
Öyleyse uzaklara gidelim.
Evet. Gidebiliriz.
- Gideceğiz. - Evet.
Elimi tut ve yolu yarılayalım
Elimi tut ve seni oraya götüreyim
Bir şekilde
Bir gün
Geri çekilin.
Bu silah nasıI ateşlenir Chino?
Sadece tetiği mi çekeceğim?
Kaç tane mermi kaldı Chino?
Size yeter mi?
Ya size?
Hepiniz. Onu hepiniz öldürdünüz.
Ve ağabeyimi ve Riff'i.
Mermi ve silahlarla değil.
Nefretle.
Ben de öldürebilirim çünkü artık bende de nefret var.
Kaç kişiyi öldürebilirim Chino?
Benim için de bir kurşun kalır mı?
Ona sakın dokunma.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.