Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Manyak mısın? Bu ne şimdi?
Ne haltlar karıştırıyorsun?
Oyun mu oynuyorsun?
Kiminle oynuyorsun?
Kiminle, ha? Kazıyor musunuz?
Yine kazıyorsunuz demek!
Peki öyleyse, kazmaya devam edin, piç kuruları!
Kahrolası piçler!
Demek saklanıyorsunuz?
Ama artık saklanamazsınız!
Toprağın altına bile girseniz sizi bulurlar. Bulurlar sizi!
Gösterin kendinizi! Dediğimi yapın!
Hadi, gösterin kendinizi!
Sizinle konuşuyorum!
Onu yap, bunu yap! Yok kendi kıçını kendin yıka!
Diğer Flaman salaklar gibi emir yağdırıyorsun!
Şimdiye kadar yapıyordum, ama artık bir Alman salağıyım!
Seninle sonra konuşuruz!
Madem amcanızın sözünü dinlemeyeceksiniz, kızılcık sopasının sözünü dinlersiniz artık.
Yürü!
Gizleniyor, bok çuvalları!
Saklanmanın kâşifleri!
Elinden gelen tek şey keçileri sağmak ve domuzları beslemek!
Gülüyor musun sen? Uzun süre gülmeyeceksin.
Yeter! Güzel günler geride kaldı.
Boyunun ölçüsünü alacaksın!
Ne diye burada oturuyorsun? Git çalış, sıçarım gülmene!
Beyaz Rusya, 1943
Devam et kazmaya! Silahımız olmadan, orduya katılmamıza izin vermezler.
Burada bir şey yok.
Peki ben benimkini nereden buldum? Gidip dükkândan satın almadım ya.
Benim için kazmıyorsun. Benim için hava hoş, gitmeye hazırım!
Alo? Berlin mi?
Eee, yaptın mı altına? Paçalarından akıyor, değil mi?
Ne demiştim ben sana?
Gel ve Gör
çeviri: otomatikportakal
Oğlum...
Oğlum...
Baban döndüğünde bu durumu ona nasıl açıklayacaksın?
Geri gelecek ve burada kimseyi bulamayacak.
Kendine acı.
Eğer bana acımıyorsan, bu yavrucaklara acı.
Tanrı aşkına...
Senin hiç merhametin yok mu?
Böyle konuşma, anne. Herkes giderken, burada kalamam.
Ne yapıyorsun sen?
Öyleyse şuracıkta öldür bizi. Ne duruyorsun?
Durma öldür onları! Hepimizi öldür!
Hiçbir yere gitmiyorsun! Gitmiyorsun!
Anne!
Merhaba, millet. Yoksa günaydın mı demeliydim?
Pekâlâ. Silahın nerede?
- Silahın nerede? - İşte burada.
Bu ikisi de kim? İkiz mi bunlar?
Evet, ikizler.
Aynı zamanda doğmuşlar.
Güneş doğmak üzere.
Gidecek miyiz?
Şimdi değil. İnekleri dışarı çıkarttıkları zaman.
Bizi uğurlayacak bir kalabalık olsun.
Al bunu, oğlum. Seni sıcak tutar.
Bizimleyken üşümez.
Endişelenme, ona göz kulak olacağız.
Öncü kampı gibi bir yerde olacak.
Yayık ayranı... İstediğiniz kadar için.
Daha sert bir şeyler yok mu? Baş döndürücü bir süt gibi?
İçmek istediğinizi bilseydim...
Asla içmeyiz. Sadece tatillerde.
Bir de cenazelerde.
Disiplini koruruz. Komutanımız kariyer sahibi bir subaydır.
Kossatch! O dediği adam.
Yanına çok sokulursan, seni uzaklaştırır. Uzaklaşırsın, seni yakalar.
- Bobok'u hatırlıyor musun? - Ne Bobok'u?
Hani şu bir kulağı sağır olan.
Nöbetteyken uyumaya kalkışmıştı. Kossatch onu uyandırma zahmetine bile girmedi.
Bu kadarı yeter!
Uyandırdı ya da uyandırmadı, ne önemi var ki.
Güldürdü sizi, değil mi?
Burada kadınlar geç yatmayı sever! Neden ayakta bekliyorsun? Otur!
Burada oturacak kadar zamanımız yok. Eğer bizi yakalarlarsa, bu sonumuz olur.
Bir gün rahat rahat oturuyordum ki artık hiç oturmuyorum.
Demek istediğimi anladın mı, anne? Fiske büyüklüğünde bir şarapnel.
Size komik gelebilir, ama tam buraya saplandı.
Bu ineklerin derdi ne?
Havaya birkaç kurşun sıkmak, onları uyandırır.
Kadınlar! Dışarı çıkartın şunları!
Pekâlâ, gidelim!
Neden alıp götürüyorsunuz, ha?
Biraz temiz hava al bakalım.
Sağılmış ya da sağılmamış fark etmez, dışarı çıkartın şunları!
Nereye götürüyorsunuz?
İyi bir çocuk, kimseyi incitmedi!
Her zaman saygılıdır!
İyi insanlar! Hanginiz böyle bir çocuğa taş atabilir ki?
- Ne yapıyorsun sen? - Çek ellerini!
Gelin de kardeşinize hoşça kal deyin.
Al bakalım, tut şu kuşu. Ve hareket etme!
Çekil yoldan!
Çekil yoldan!
Bak.
Bu, köy muhtarı Yustin. Aptal herif!
Anlamıyorum.
Benim küçük Fliora'm! Oğlum!
Oğlum!
Merhaba, millet!
Merhaba.
Yürümeye devam et, delikanlı, sadece devam et.
Neden derimi kaldırıyorsun?
Ne yapıyorsun sen? Ben hâlâ yaşıyorum!
Hemşire... Su...
Merhaba.
Devam edin, kımıldayın!
- Merhaba. - Merhaba.
Sonuncu kim?
Binbaşının sandalyesine oturmayın!
Kapayın çenenizi hepiniz!
Birazcık yaklaşın birbirinize! Ve siz, öyle durun!
Bu da ne? Sen buna surat mı diyorsun? Şu yoldaşının suratına bak bir!
Ne güzel elbise ama! Gel böyle.
Tam şuraya uzanacaksın.
Aynen bu şekilde. Elbiseni bozayım deme!
Hey, seni inek seni!
DÜŞMANIN ELİNE GEÇMENDENSE, SENİ YEMEYİ TERCİH EDERİZ
İneğe de yer açın!
Acele et biraz, Perekhod! Tüm günümüzü buna harcayamayız!
Elimde sadece bir film tabakası var ve bu da sonuncusu. O yüzden olduğunuz yerde kalın.
Ooo, pirimiz de gelmiş!
Susun! Ben hazırım.
Şu adamı örnek alın. Giymiş yeni elbisesini de sakince oturuyor.
Haydi seninle değiş tokuş yapalım. Bunu yaşayan bir adamdan almıştım.
Ah, işte Reisimiz. Hoş geldin, Yoldaş.
Bize bir resim verecek misin?
Ayaklanın, ülkemiz geniş ve büyük
Ayaklanın, ölümüne bir kavga için
İstila etmeye cüret eden Faşistlerle
Karanlığın kara ordusu ile
Hadi, heybetli öfkemiz kabarsın
Büyük, kabaran bir dalga gibi.
Halkın mücadelesi devam ediyor
İnancımızın onurlu mücadelesi
Kim var orada?
Parola.
Parola!
- Yeni misin? - Evet.
- İsmin? - Gaishoun. 3. bölük.
- Neden vurmadın? - Tanıdım sizi, Komutan Yoldaş.
Ne zaman birisi durmazsa ya da parolayı söylemezse, vur!
Tamam, sadece...
Mazeret yok. Ceza olarak ek görev.
Teşekkür ederim.
- Nerede o? - Kim? Parola!
- Nereye gitti? - Parola dedim sana!
Yine o lanet baykuş!
Git uyu. Nöbetin bitti.
Bugün elime iki tane not geçti
Oldukça esrarengiz bir şekilde yazılmıştı
Her satır noktalardan oluşmaktaydı
Benim tahmin etmem için konmuş noktalar
Nasıl öğrenebilirim ki aklından geçeni...
Ivan, buraya gel!
Size gerçeği söyleyeceğim. Hepimiz için zor olacak.
Sadece eski partizanlar, kuşatmanın ne demek olduğunu iyi bilirler.
Kuşatma demek topyekun savaş demektir.
Amacı, hepimizi toptan yok etmektir.
Bizim görevimiz ise her karış toprağı kanımızın son damlasına kadar savunmaktır.
Ana garnizonun elimize geçen emri bu.
Ama durum biraz çetrefilli...
...ve har an değişiyor.
Bu yüzden tedbirli davranmalıyız.
Elinizde tuttuğunuz bir silaha ve sağduyuya sahipsiniz.
Veyahut da komutanımızın dediği gibi...
..."kahrolsun" demeden yaşamak, hiç bana göre değil.
Daha önce de söyledim, şimdi de söyleyeyim:
Bir partizan hiç bir zaman "Orada kaç faşist var" diye sormaz.
"Faşistler nerede" diye sorar.
Şu an burada, kendi topraklarımızdayız.
Her birinizin aklı şuna kesiyordur:
...Bu savaş daha ne kadar daha devam edecek.
Burada korkak istemeyiz.
Sizlerden hiçbiri korkak olmayacak.
Onların esas silahları korkudur.
Sizleri sınırlamak ve sindirmek için köle haline getirmek istiyorlar.
Asıl bizden korkması gerek onlar! Onlara merhamet yok!
Hiçbir şeyi hak etmiyorlar.
Bir gün bize burada ne yaptığımız sorulacak.
Yaralı ya da hasta olan var mı? Tek başına yürüyemeyecek olan?
Utanılacak bir şey yok.
Her türlü duruma karşı bir yedek garnizon oluşturmak zorundayız.
- Yaralı ya da hasta yok! - Kimse hile yapmıyor!
Gördüğünüz gibi, botlarım pekiyi değil.
Yeni gelenle botlarınızı değiştirin. O burada kalıyor.
Tüm bölükler dörderli sıraya geçsin ve beni takip etsin. İleri, marş!
Yürüyün! Yürüyün!
Komutanı duydun, değil mi? Hadi, otur.
Yürüyün, beyler! Arkada kalmayın!
İsmin ne?
Fliora.
İlk adın ne?
Dedim ya, Fliora. Florian. Ya seninki?
Rose. Çiftliklerin Rose'si! Daha önce böyle bir şey duymuş muydun?
Söyle bakalım, nasıl geldin buraya?
Beni Almanya’ya sürdüler, ama buradayım!
Kurtardılar mı seni? Kossatch mı kurtardı?
Sana sormak istiyorum, Rose. Orada çok süslüydün. Neden?
Neredeyken çok süslüydüm?
Bu sabah, erkeklerin karşında. Anlam veremedim, Rose, gerçekten.
İsmim Glasha. Glafira.
Şimdi anladın mı peki, geri zekâlı?
- Sorunun ne? - Asıl senin sorunun ne? Fliora!
Tam olarak ne yapıyorsun burada?
Ufaklığa acıyıp burada mı bırakmışlar?
Kossatch acıdı mı sana?
Acımak mı?
Evet, acımak!
Onlara acırsam, kendilerini şanslı saysınlar!
Acımış olabilir, evet, olabilir.
O sadece uykusunda ağlar.
Kossatch mı? Uykusunda ağlıyor mu?
Çok uzun sürmeyecek. Bunu sana söylüyorum.
Yalan söylüyorsun! Yalancı pislik!
Yalancı!
Neden bir şeyler söylemiyorsun?
Neden beni görmüyorsun?
Tam buradayım...
Varım...
İşte buradayım.
Yaşamıyorsun. Kuşların cıvıldamasını duymuyorsun.
Kör ve sağırsın.
İşte buradayım... Burada...
Âşık olmak istiyorum.
Çocuklarım olsun istiyorum... Duyuyor musun beni?
Senin için her şeyi yaparım, hem de her şeyi!
Parçalarıma ayrılmamı ister misin?
Kes şunu!
Geri zekâlısın! Geri zekâlı! Geri zekâlı!
60 atımlık mermi, bir el bombası ve otomatik tabanca taşıyorum.
Savaşmak için buradayım ve sen bana embesilmişim gibi davranıyorsun.
Kossatch! Ben Kossatch değilim!
Sen kafadan kontak falan mısın?
Ne yapıyorsun?
İçine ne girmiş senin böyle?
Fliora, Fliora, küçük aptal Fliora!
Dehşete mi düşürdüm seni, ufaklık?
Başlama yine!
Sakin ol.
Yine mi başlıyorsun?
Bu da ne be?
Bir kunduz uluyor olmalı. Sanırım bentlerini yıktım.
Bugün de herkes uluyor.
Bak.
Sürekli uçan şey bu.
- Ateş edip düşürmemi ister misin? - Yapma! Ver şunu geri!
Bir...
İki, üç...
Glasha...
Glasha.
Hadi! Acele et!
Glasha.
Yarın, annem gerçekten mutlu olacak.
Hepimizi saklayacağım.
Nereye olduğunu biliyorum.
Sevimli kardeşlerimle tanışacaksın.
Sonra da Kossatch'ın müfrezesini bulacağız.
Bekle bir dakika.
Anne!
Burada değiller. Sorun yok. Otur.
Gitmişler.
Hâlâ sıcak. Bu harika.
Ye. Annem yapmış.
Nerede olduklarını biliyorum. Gidelim.
Ne kadar da aptalım!
Gidelim!
Hepsi orada.
Hadi, gidelim!
Demin buradaymış. Koşalım!
Buradalar!
Adaya gittiler! Buradalar!
Glasha!
Oraya dönmüşler, burada değiller!
Hayır, burada değiller! Onlar öldü!
Hepsi öldürülmüş! Hepsi! Ölmüş!
Onlar ölmedi! Buradalar!
Glasha!
Ailesinin hepsi öldürülmüş!
Beni bataklığın içine sürükledi!
Sağır! Deli!
Kafayı yedi! Duyamıyor!
Beni bataklığa soktu!
Ailesindeki herkesi öldürmüşler!
Fliora, benim küçük çocuğum! Anneni ve kardeşlerini öldürdüler!
Ben size...
Ben size kazmayın demedim mi...
Son kişi ölene kadar...
En sonuncusuna kadar...
Üzerime benzin döktüler...
Yandım...
Koştum... Aralarına daldım...
Onlara yalvardım...
...beni öldürmeleri için...
Sadece güldüler...
Ben size kazmayın demedim mi?
Fliora!
Oldu mu?
Neden ona burun yapıyorsun ki? O frengi hastası.
- Evet. Ve bir kolu var. - Ve taşakları yok.
Evet, son saldırıda çükünü kaybetmişti zaten.
Eğer onu ele geçirseydin, ne yapardın?
Bir defasında bir at hırsızı yakalamıştık...
...ve adamların onu dımdızlak bir vaziyette karınca yuvasına oturttular.
Dımdızlak yağlanmamış bir tavanın üzerine oturtmalarından bile daha iyi!
Ona ne yapacağımızı kadınlara sor.
Kulak takayım mı ona?
Durduğun kabahat, tak da söylediklerimizi duysun.
Yumuşacık saçların var.
Bir bebeğinki gibi yumuşacık.
Artık hazır. Haklı değil miyim?
Boka bulayın onu!
Herkes açken, boku nerden bulayım?
- En azından dilini kopart. - Bir siğil yap suratına!
Beş tane yaptım zaten.
- Bitirdiniz mi, beyler? - Bitti. Hazır.
Bu yaptığımız artık bağırıp çağıramayacak! Gidelim!
Piç herif! Orospu çocuğu!
Geri sana getireceğiz. Merak etme.
Döndüğümüzde, senin olacak.
Neden ona hasta muamelesi yapıyorsun? Gücü kuvveti yerinde.
İstersen, bize eşlik edebilirsin. Kurt avlanmak için pençelerinin üzerinde yürürmüş.
Küçük, güzel bir ambar biliyorum. Hadi!
Evladım, bizi terk etmeyeceksin, değil mi?
Neden buradayız sanıyorsun? Soysuzlaştığımızı mı sanıyorsun?
Size ne getirmemizi istersiniz? Sanki bakkaldaymışsınız gibi isteyin.
- Ekmek! - Tuz!
- Süt, lütfen! - Patates!
Biraz ekmek getirseniz, çok makbule geçerdi.
Böyle olacağını bilmiyordun. Bilemezdin de.
Fliora, bana bak.
Hadi, ona bekleyeceğimizi söyle.
Hayır, bu benim hatamdı.
Kocaman, yuvarlak ve parlak.
Böyle bir gecede bizi bir mil uzaktan dahi fark edebilirler.
Sen kurbağa! Vıraklama!
Yürüyün bakalım, kaçaklar! Bu gece kadınların göğsünde yatmayacaksınız.
O kadar zekiyseniz, beni taşıyın!
Eee? O büyük ambar baskının bu muydu?
Bacaklarım! Neden kıçımı taşımıyorsunuz ki?
Burada olduklarını nereden bilebilirdim ki?
Bir keresinde çalmak için dışarı çıktım, ama soyulup geri döndüm.
Bunu hak etmişsin, ciğeri beş para etmez herif!
Ambar diyince ağzının suyu akıyordu!
Ne diye bu manyağı yanımızda getirdin ki?
Almanlar hemen arkamızdaydı. Onu elimizden almaya çalıştılar.
Eğer onun için burada olmasalardı, biz de burada olmazdık.
Sözde, Bobruisk'e, gaz yağı dükkanına geri dönecektin.
Gleb de Leningrad bataklığına dönecekti.
Slutsk'daki evimize döndüğümüzde, sabundan bozma votka yapacak bir adamımız olacaktı.
Neye gülüyorsun sürekli?
Deveye sormuşlar "Neden boynun eğri?" diye.
O da "Nerem doğru ki!" demiş.
- Sen umarsız bir iyimsersin. - Bunu halletmiş olmalı.
İş ağlamaya gelince, dünyada yeteri kadar ağlayan var zaten.
Kadın da demiş ki, "Böyle olacağını bilseydim, seni doğurmazdım."
Sapla, sapla!
Bu herif artık bağırıp çağıramayacak!
Hadi, acele et!
Güldürme beni, bir osurursam Avrupa'da taş taş üstünde kalmaz!
Şeytan bile bu herifin SS şerefsizleri kadar pislik değildir.
Bunu izlemek isterdim!
Pekâlâ. Hadi, gidelim.
O kadar cömertseniz, neden tütün atmıyorsunuz ki!
"Bolşevik Yahudilerini öldürün.
"Çirkin suratlarında bir tuğla kırın."
Hepsi bu kadarcık mı?
Uçakları sadece bunları atmaları için mi yolluyorlar?
Hey, Yahudiler!
Kalkın bakalım! Marş, marş!
Eee? Bir kez daha deneyecek miyiz?
Ya da Roubej'in dediği gibi: "Peşimden ayrılmayın. Bela çok uzakta değil".
Gitmiyor muyuz?
Belki de geceyi bekleriz?
Orada dur bakalım. İnsanlar açlar ve biz hiçbir şey yapmıyoruz.
Hadi! Yürüyün! Almanların acelesi var! Yavaşlatmalım şimdi onları!
Lanet olsun!
Gidelim! Hadi!
Nereye giyiyorsun?
Mayınlı arazi
İşte buradasın. Uzun zamandır seni görmüyorduk.
Sensiz bu hayat geçer mi hiç?
Sırf bize küçük hediyeler atmak için üzerimizde uçuyorsun!
Yan sepetli bir motosiklete ne dersin?
Uzun zamandır kullanmadım!
Yere yat!
Adamlar yukarıda içiyor, biz de boşları topluyoruz!
Dur bakalım, babalık. Sonra halledersin işini.
Kim o? Kim var orada?
- Sessiz ol! Polis misin? - Beyler, kimsiniz?
Topla donunu, şifayı kapacaksın. Kamenka köyü mü burası?
Hayır, hayır. Burası Bagoushovka.
Almanlar iki gündür burada.
- Ahır kilitli mi? - Hayır.
Bizi inekle beraber buradan çıkaracaksın. Anlaşıldı mı, babalık?
Sakın üçkağıda getireyim deme. Bizi buradan çıkartıp koşarak geri döneceksin.
Acele et ve doğal davran.
Evet, tamam. Yapmam gerekiyorsa, yaparım.
Sağduyulu insanları severim. Fliora, uyanık mısın?
Kapıların gıcırdıyor. Yağlasan iyi olur.
Nasıl oldu da Almanlar köpekleri öldürmediler? Hiç normal değil.
Sen de, ineğin de çok beyazsınız! Seni nasıl kamufle edeceğiz ki?
- Evden bir şeyler alıp geleyim. - Ne gibi şey, mesela tabanca mı?
Bu komşuma kolayca oynayabileceğin bir oyun. Ne de olsa alnında geri zekâlı yazıyor.
Bak orada at gübresi var. Yuvarlan üstünde.
Polisteki rütben nedir?
Hayır, ben polis değilim! Savunma birliğindeyim.
Gidelim şimdi, elini çabuk tut! Eşinin seni kaybetmesini istemezsin.
Yürü!
Etrafına bakma, düşeceksin.
Çömel.
Şimdi geri dön.
Evine dön. Anladın mı?
Ağzını da sıkı tut. Kimseye söyleme!
Yürü hadi! Koş!
Yoksa karından zılgıt yiyeceksin!
Merak ediyorum da babalık ne yapıyordur şimdi?
Yarım kalan işini bitirmek için ufak bir yürüyüşe çıkmıştır.
Ayakkabıları da bayağı güzeldi. Dana derisinden yapılmıştı.
Belki de botlarını değiştirmek için beni arıyordur?
Cici inek, güzel inek, dur burada.
Kal öyle!
Kal öyle, tatlım.
Durma, sağ şunu!
Sen ve ben doyana kadar içeceğiz. İşte hayat budur!
Roubej Amca!
Deh! Deh!
Hey, ne yapıyorsun sen? Ne yapıyorsun, Yoldaş?
Seninle konuşarak vakit kaybedemem!
Baltan var mı? Et var, öldürülmüş bir inek var orada!
Hey, bekle! Benim atımı alıyorsun!
Açlıktan ölmek üzere olan bir sürü çocuk ve insan var!
Onlarınki can da bizimki patlıcan mı?
İnsanlar savaşıyor, seninse çiftliğinde keyfin yerinde.
Şu yaptıklarına bak!
Gördün mü şu yaptıklarını?
Sakin ol, evlat, sakin ol.
Deli misin, nesin?
Koy onu oraya.
Ceketini, kemerini... Sakla onları şuraya.
Durma, acele et!
Gel sen şu işe!
- Hangi köy bu? - Perekhody.
- Bu isimde iki aile var. - Sen de bir Perekhod olacaksın. Anladın mı?
Senin yaşında boğulan birisi vardı ailemizde. Sen o olacaksın.
İsmi neydi onun?
Annen, erkek ve kız kardeşlerin var.
Olga, Katka, Fedia, ve küçük Sonia. Hepsini aklında tut.
Annenin ismi Fiokla Perekhod.
Senin ismin de Zhenka. Anladın, değil mi?
Hadi, çıkalım şu yoldan.
Bu sabah, bir Alman askerini aşağıladım.
Peki babam nerede?
- Gitti de sen. - Nereye gitti?
Nereye mi? Hay aksi! Sorun ne ki? Gel benimle.
Onlara torunum Mitrophane olduğunu söyle. Anladın mı?
Bu benim ailem. Aksinya Perekhod, gelinim...
...kız kardeşim ve çocukları.
- Peki ya bu kim? - Damadım. Muhasebecidir.
Bunlar kız kardeşimin çocukları Lima, Raya...
...Zoika, Vika, Veronica, ve küçük Boris.
Haydi, evleri arayın!
Sizi görmeye geldik. Bunlar komşularımız, Maria ve onun çocukları...
...Lucia, Frosia, Fenya, Ivan.
Ne istediklerini biliyoruz. Bazılarımızı alıp, Almanya’ya sürgüne gönderecekler.
Kimi alacaklar peki? Seni mi?
İçeri buyurun, her şey yolunda.
Sen. Git tavan arasını kolaçan et.
Sessiz ol... Sessiz ol.
Almanca biliyor musunuz?
Ben mi? Evet. Siz de biliyor musunuz peki?
Siz de biliyor musunuz?
Oturun.
Lütfen, yiyin.
İstediğiniz kadar yiyebilirsiniz, efendim.
Neleriniz varmış bakalım?
Seni partizan seni!
Direniş gösterdikleri yer buradan pek uzakta sayılmaz.
Neden tek başına içiyorsun? Bana da doldur biraz.
Lütfen, schnapps.
Perekhody köyü ahalisi!
Perekhody köyü ahalisi!
Köydeki herkes! Kulaklarınızı dört açın!
Çocuklarınızı ve belgelerinizi alıp...
...köy meydanına gidin.
Tüm ailelerin belgelerine ve Alman Ordusunun yetkililerinin...
...verdikleri emirlere uyulup uyulmadığına bakılacaktır.
Tarım ürünlerinin teslimine dair belgeler...
...yanınızda olmalıdır.
Evlerde, ahırlarda, çatılarda...
...mahzenlerde, çatı aralarında kimse kalmayacak...
Durun! Nereye koşuyorsunuz?
Hepinizi öldürecekler!
Ne dik dik bakıyorsun lan sen? İndir başını aşağı, piç kurusu!
Geberteceğim bunu şimdi!
İki gün yetecek kadar yiyecek alın.
Tüm çocukları getirin...
Verilen emirlere uyun...
Almanya uygar bir ülkedir.
Almanya’ya giden herkesin...
...diş fırçası, diş macunu...
...ayakkabı parlatıcısı, sabunu...
...ve her aile üyesinin kendine ait havlusu olmalıdır.
Yanınıza meyve, sebze almanız...
...Avrupa’ya enfeksiyon bulaştırmamak için yasaktır.
Sağlık denetçisi olarak, ben...
...ölüme göğüs kafesinin üst kısmına giren...
...1, 2, 3, 4, 5, 6...
...7 kurşunun sebebiyet verdiğini tespit ettim.
Kim Alman Ordusuna karşı gelirse...
...aynı acınası sonla karşılaşacaktır.
Bay binbaşı, her şey yolunda!
Binbaşım, her şey hazır.
Onları içeri çağıralım mı? Bir işaret verilecek mi?
Lanet olsun! Götçü pezevenkler!
Hoş geldiniz, sevgili dostlarım!
Yahudi yakaladık!
Bu Yahudi piçi yakalanmayacak kadar zeki değilmiş!
Yahudi pislik!
Atın şunu!
Bırakın beni! Ne yapıyorsunuz, şerefsizler? Ben sizden biriyim!
Sessiz olun!
Şimdi, köy toplantımıza başlıyoruz.
Söyleyecek sözü olan biri varsa, durmasın devam etsin!
Ne yapıyor bunlar orada?
Sessiz olun!
Çocukları burada bırakıp gelebilirsiniz.
Tam buradan, pencerenin dışına.
Çocukları bırakın.
Hadi, acele edin!
Hayvanlar!
Haydi, yürü bakalım.
Binbaşım, emrine bir tümen verildiğini duydunuz mu?
Bu harika! Öyle, değil mi?
Gidelim!
Ne manzara ama!
Geberteceğim seni!
Sağa.
Bakın! Boş! Boş!
Alt rütbeli memurlar, busunuz siz işte! Entelektüeller sizi!
Daha çok benzin. Benzine bula.
Kalkın! Yol açın ineklere!
Sen! Marş, marş! Yürü! Hızlı ol!
Hızlı ol, piç kurusu!
Petro, bal ister misin?
Yeniden doğurursun diye seni burada bırakıyoruz, büyükanne!
Hepimize çocuk yaparsın artık.
Aşık olmak... çocuk sahibi olmak...
Çekilin yoldan!
Hareket edin! Çekilin yoldan!
Bekle!
Hepiniz kafayı mı yediniz?
Onları sadece öldürmek mi istiyorsunuz? Bu şekilde mi?
Bunların hepsi SS! Cezalandırılması gereken müfreze! Onlar yaktılar. Biz Alman değiliz.
Oturun aşağı!
Bize her şeyi yaptılar.
Şerefsizler! Bu cayır cayır yanan ateşin içinde çocuklarımı yitirdim!
Rütben ve birliğin?
Walter Stein, SD Albayı. 15. Einsatzkommando.
Komutan odur. Tüm emirleri o verdi.
Yaşlı ve hasta bir adammış.
Kimseye zarar verecek bir şey yapmamış.
O...
...babası gibi prensip sahibi biriymiş.
O... insanlarınıza karşı ufacık bir nefret dahi beslemiyormuş.
Hiç insan öldürmemiş, bir karıncayı dahi incitmemiş.
Buradaki herkesin bunu teyit edebileceğini umuyor.
Bıkkınlık gelmiş, bir ihtiyarmış. "Bırakmak istiyorum." dedi.
Tam olarak böyle söylüyor.
Torunlarıyla ilgilenmek istiyormuş. Onun da sizler gibi torunları varmış.
Sonuçta bu bir savaş, kimsenin suçu yok. Yani Alman böyle dedi.
Domuz! Köpek!
Tipik bir Alman işte!
Piç! Kahrolası!
Bu...
Bu şey diyen: "Çocukları bırakın."
"Çıkabilirsiniz ama çocuklar burada kalacak."
O bir Faşist! Cellât!
Evet, "Çıkın ve çocukları burada bırakın" dedim.
Tercüme et.
Dedim, çünkü çocuklarla her şey yeniden başlar.
Yaşama hakkınız yok.
Her ırkın yaşama hakkı yoktur.
Dinleyin!
Herkes, dinlesin!
Alt ırklar komünizm hastalığını yayıyor.
Yaşama hakkınız yok.
Ve bir gün amacımıza ulaşacağız.
Bugün olmazsa yarın.
Ben demedim. Söyleyen o!
Biz Alman değiliz! Biz Alman değiliz!
Bir daha böyle yapmayacağız! Affedin bizi!
Biz Alman değiliz!
Alman değillermiş! Bu köpek heriflerin ne yaptıklarını unuttunuz mu?
Bu herifler soysuz! Ölmeleri gerekli! Ama biz Alman değiliz...
Nesiniz peki, aşağılık herifler?
Bize bunu yaptırdılar!
Biz Alman değiliz! Biz Alman değiliz!
Faşist köpeklere ölüm! Ödetin onlara! Öldürün!
Bunu kendin yapacaksın ve Almanlar gibi bedelini ödeyeceksin.
Ver şunu bana! Ver!
Ben sizden biriyim!
Kardeşlerim, ben sizden biriyim!
Yoldaş, yakalım hadi! Yoldaş, bana bir meşale ver!
Açın yolu!
Yeni gelen!
Hadi, gidiyoruz!
Beyaz Rusya'da 628 köy...
...içinde yaşayanlarla birlikte yakılarak yok edildi.
Hadi, yürüyün! Gidiyoruz!
çeviri: otomatikportakal
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.