All language subtitles for Evet.Ich.will.2008.German.DTS.1080p.BluRay.x264.REPACK-SoW

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Sync & edit by AK ak1.tr@hotmail.com

Bir düğün görüyorum.

Güzel. Benim mi?

Benim değil, herhalde. Ben evliyim zaten.

Dirk, annenlere söylemedin, değil mi?

Biliyorsun onları. Hertürlü bağlanmaya karşılar.

Peki sen? - Ben?

Ben evliliğe karşı değilim. - Ee?

Bence okulumuzu bitirelim önce.

Ne kadar sürer bu? - Dört yıl.

Staj dahil. - Dört yıl mı?

Atatürk 4 yıl içerisinde Avrupa'nın yarısına karşı savaştı,

...Cumhuriyeti kurdu, bir de harf devrimini yaptı.

Sen bir kadınla evlenmeyi bile başaramıyorsun.

Dirk, ben söyleyeyim mi annenlere. Yani, yaparım ben.

Günaydın! Ben Coşkun. - Günaydın, ben Günay.

Bugün bize herşeyi anlatmanızı istiyorum.

Aranızda hiç evlilik teklifi yapan veya teklif alan oldu mu?

En ilginç hikayesi olan,

...Rügen Adasında 2 kişilik romantik tatil kazanacak.

Sen evlenme teklfi aldın mı hiç, Günay? - Maalesef.

Öbür gün 4. yıl dönümümüz olduğu halde, sevgilim hala evlenme teklif etmedi.

Sevgilin ya kör, ya dilsiz, ya da biraz salak olmalı.

Bence üçünün karışımı.

Helga,

Lüder, konuşmamız lazım.

Şimdi olmaz, pazar kalkacak şimdi.

Ama önemli.

O zaman bizimle pazara gel. - Tamam.

Günay? - Evet?

Seni severim, bilirsin.

Evet.

Fransızların baget ekmeğini, Japonların suşiyi,

...Almancıların döneri sevdiği kadar severim seni.

Evet?

Fransızların baget ekmeğini verir misin?

Fransızların baget ekmeği!

Evet...

Bu kadar iyi, güzel, büyüleyici, sıcakkanlı...

Yani sabaha kadar saymaya devam edebilirim...

Yani böyle olduğun için,

...sormak istediğim bir şey var.

Benimle torunların olsun ister misin?

Şimdiye kadar ne güzel evet dedin. Başka lafa gerek yok.

Gerek var.

Evet, istiyorum.

Evet?

Evet?

Evet!

Ama neden, Dirk?

Bak, Lüder ve ben, sen doğduğundan beri birlikteyiz.

Kendimizi bu kadar mutlu ve özgür hissetmemizin sebebi evli olmamamız.

Ne zaman istesem,

"Hadi güle güle, buraya kadarmış." Diyebilirim.

Ve ayrı iki birey oluruz.

Bu senin için de geçerli.

Ama evli olupta özgür hisseden insanlar da var.

Doğru! - Dinle, Dirk.

Bir gün başka bir kadına aşık olursan, Özlem ne der?

Türk kadınları maalesef o kadar geniş değil.

Türk kadınlarını ne zaman çözdün sen?

Ben gözlemliyorum, Dirk.

Anladın mı?

Ben onunla evlenmek istiyorum. Türkmüş, Kürtmüş, banane!

Onlar kâfir, komünist. Unut onu!

Zeliha'yı örnek al! Kürt kızı bul kendine.

Ama ben ona aşığım!

Üstelik Zeliha kendisi seçmedi kocasını. - N'olmuş yani?

Biz gayet iyi geçiniyoruz. - Canım, hepi topu üç aydır evlisiniz!

Hadi ara şimdi. - Hayır!

Kürt kızı bul kendine.

Dede, baltanı alabilir miyim? - Tamam, al, sen devam et.

Baba,

ara, kız istemeye geleceğiz de, yoksa keserim parmağımı!

Keserim, bak! Gözünüzün önünde keserim!

Duyuyor musunuz beni?

Alo, Beyoğlu.

Sonsuza kadar gizleyemezsin ki.

Stefan bu sabah Martin'e radyodan evlilik teklifi yaptı.

Hiç romantik değil, bence.

Sana söz, açılırsan daha romantik birşey düşüneceğim.

Baba,

kasadan bi ellilik daha alıyorum. - 50 çok.

30 al. Deftere de yaz!

Teşekkürler. - Rica ederim.

Said, sen nasıl teklif ettin? - Suudi Arabistan'daydım.

Nasıl desem, ikinci bakışta aşktı. - İkinci bakışta mı?

Neden ilk bakışta değil?

İlk gördüğümde peçeliydi. - Almanya'ya ilk gelişiniz mi?

Evet. Dayısını ziyarete gelmiş.

Dinlesene bi. - Süper.

Hazır mısın?

Evet. - Hadi bakalım.

Nerede buldun bunu? - Hediye bu değil.

Bak şimdi... - Harika.

Hediyen bu!

Şerefe, aşkım.

Emrah...

Benimle evlenir misin?

Kocam olur musun?

Tabii ki. Seni herşeyden çok sevdiğimi biliyorsun, değil mi?

Ama imkansız olduğunu da biliyorsun. - Biliyorum.

Önemli olan, senin de benim kadar çok istemen.

Bak ne diyeceğim.

Sana açılman için yardım edeceğim.

1.20 lütfen.

Baban neden kapattı telefonu? Beni sevdiğini sanırdım.

Sorun ailen. Bu kadar dindar olmasalar, o da sorun etmez.

Ailemi mi değiştireyim yani? - Bana babamın rızası gerekmiyor.

Ama ben babamın rızasını istiyorum. Bunun için de babanın rızası gerekiyor.

Tamam o zaman. Aileni kap gel. Gerisini ben hallederim.

Bu olaydan sonra biraz zor.

Ben entel amcamı çağırırım. Sen yeter ki aileni getir.

Pek paraları yok herhalde. - Anadolu'da kocaman tarlaları var.

Günay, benim. Bir dakika sonra kapıyı açar mısın?

Ne benzini şimdi, yaa. Özlem beklemekten nefret eder.

Türkler beklemeye alışık değil mi? - Özlem değil.

Şimdi evlenme bir yana da, kız istemek diye bir şey mi kaldı.

Türkler'de kalmış işte.

Ben de bir an önce bitirmek istiyorum. - Bir şey istiyor musunuz?

Bak, bir yeşil çay var mı. Türkler yeşil çay içmez.

Poşet çay mı... - Kutuda soğuk yeşil çay var.

Lüder, lütfen. - Tamam, anladım. Bakarım.

Sen, Dirk? - Ben bir an önce gitmemizi istiyorum.

Acele ederim, Dirk.

Ne yapmaya çalışıyorsun? - Ben Coşkun'la evlenmeye çalışıyorum.

Sen ne yapmaya çalışıyorsun?

En azından konuşmanızı istiyor.

Şimdi içeri al onları lütfen. - Ben telefonda gelmeyin dedim!

Demedin! Telefonu yüzüne kapadın! - Doğru. Şu anda da kapındalar.

Onları içeri almaman da son derece saygısızlık olur.

Ben özgür yetişsin diye uğraşıyorum. Şimdi bu yobazların eline mi bırakacağım.

Öyleyse ben de istediğimle evlenirim. - Evlenirsin.

Ama bu talibanla değil. - Hayır!

Kıpırdamayın bir yere! Bu iş bugün ya bitecek, ya bitecek!

Açarlar şimdi kapıyı.

Selam. Endişelenmeyin. Göründüğü gibi değil.

Oyun provasındayız da...

Radyo Orange'dan değil misiniz?

Evet, doğru.

Lütfen, buyrun.

Bir yıldır birlikte olduğumuzu kesinlikle söylemeyin.

Ama tanımadığı biriyle evlenemez ki.

İki hafta önce okulda tanıştık. Sadece biraz lafladık.

Hukuk okuduğunu biliyor muyuz? - Tabii, ordan tanışıyoruz zaten.

Şimdi en önemlisi... - Lüder, arabada içme şunu.

Az önce neden içmedin? - Benzincideydik. Ne diyeyim ben şimdi?

Pardon, devam edebilir miyim? - Tabii, Dirk. Lütfen.

Neyse, sonra, bir ara...

...hangi ara, tam olarak ben de bilmiyorum.

Özlem'i bana isteyeceksin. - Tamam.

Lüder,

Allah'ın emri, peygamberimizin kavliyle,

...kızınız Özlem'i istiyoruz, diyeceksin.

Sonra bakalım, n'olacak.

Peygamberimizin mi diyeceğim, peygamberinizin mi?

Birbirilerini seviyorlar ama.

Bunu değiştiremeyiz.

Bu yüzden de çözüm bulmalıyız.

Kimse gitmiyor!

Biz evlenmek istiyoruz!

Bu yüzden de bu işi şimdi çözeceğiz. Tamam mı?

Coşkun, kafayı mı yedin sen? - Hayır, herşey yolunda.

Her şey kontrol altında. - Coşkun,

...şiddet çözüm değildir.

Etin acısını bol koyuyorum. Tim de acı sever mi?

Evet.

Emrah?

Nasıl açılacağını biliyorum.

Ne, şimdi mi? - Evet, yemekte.

Aşkım bak, dedem de burada. - Tamam işte.

Babanlar kalabalıkta fazla kızamazlar.

Kadir,

Antje şimdi burada olsa,

...o da anlaşmanızı isterdi.

Kadir! Çantamı alıp gidebilirim de.

Olayı sakince çözmeye çalışıyorum.

Nasıl yapacağız, peki?

Dinle beni.

Biraz zor olacak, ama bunu yapmak zorundayız.

Yemekte ben üçe kadar sayacağım,

...üçte öpüşeceğiz.

Babası döner şimdi, çözüm bulacağız.

İyi günler. İllegal Kürtler burada mı?

İllegal değiller. Ama evimden gitmelerini istiyorum.

Yani sizin evinizde illegaller? - Hayır, hiç illegal değiller!

Onları ben davet ettim! - Birinin silahı var. Buyrun.

Siktir!

Burada kalın, lütfen.

Silahını bırak!

Size zarar gelmeyecek. Silahı bırak dedim!

Bu sahte! - Silahı ver, lütfen.

Silahınızı arkadaşıma verin, lütfen!

Teşekkürler. Borcumuz? - Yok, yok. Para istemez.

Evlenirse, gelinliği benden alırsınız. - Tabii ki.

Tekrar teşekkürler.

20 dakikadan fazla geç kaldık!

Durumları da pek iyi değil herhalde.

Türkiye'de iki tane daireleri var. Yeter mi?

Bunlar çok farklı şeyler, Dirk.

Ne yapıyorsun sen, Helga?

Unuttun herhalde, bir Türk aileye misafir oluyoruz.

Uyum sağlamaya çalışıyorum.

Sen de bıyık bıraksaydın keşke, tam uyum sağlardık.

Baksana, kenar mahallelerde polis de eksik olmuyor, değil mi?

Allah'ım!

Almanlar aslında hep vaktinde gelirler.

Ben de bilmiyorum.

Sen şimdi gerçekten bir Alman'la mı evleneceksin? - Bu ne şimdi?

Süründümü.

Hep müslümanlar oturuyor burada.

Dirk, dur!

Hadi ama, geç kaldık. - Ama önemli. Düşündüm de...

Peygamberimizin değil, peygamberinizin demem gerekiyor.

Sonuçta onların peygamberi, bizim değil.

Sorun olur mu senin için?

Sizin memlekette de insanlar böyle üstüste oturuyor, değil mi?

Ama hoş bir yer.

Bu ne Özlem? - Serinlemek için, ellerinize sürüyorsunuz.

Anladım. Türk usulü serinletici, yani.

Aynen. - Tamam o zaman.

Teşekkür ederim, Özlem. Çok teşekkür ederim.

Ah, teşekkür ederim.

Kolonya gibi kokuyor. - Kolonya zaten.

Yok! Sağol.

Yolculuk nasıldı? Çok aradınız mı?

Yoo...

Dirk yolu biliyordu zaten.

Hayır, ben yolu bilmiyordum, ama yolda benzin aldık.

Geciktiğimiz için özür dileriz.

Bizim köyde bir kızla illa evlenmek istediğin zaman,

...ailesi de vermediği zaman,

...ne yapılırdı biliyor musun?

Sizin köy hep dindar Kürt doluydu. Böyle bir sorununuz yoktu ki.

Ninen Türk'tü ama.

Komşu köydendi.

Kılıçlarımızı kuşandık, köyü bastık.

Kaçırdık kızı.

Gelenek böyleydi.

Sen Batman'ı nerden bileceksin ki.

Türk kahvesi çok lezzetli.

Son Türk kahvemizi Türkiye'de içmiştik. Bodrum'da.

Buna sevindik.

Annen ne dedi?

Türkiye'ye gitmiş olduklarına ve kahvemizi sevmiş olduklarına sevinmiş.

Sevindiğine sevindik.

Affedersiniz, lavabo nerede? - Göstereyim.

Dirk, baban neden konuşmuyor! - Benim babam mı?

Senin baban söze başlayacak sanıyordum. - Hayır, dinle...

Baban diyecek ki, hayırlı bir iş için geldik.

Sonra da beni isteyecek. Çabuk olsun lütfen! - Tamam, tamam. Söylerim.

Seni seviyorum. - Ben de seni seviyorum.

Ama isteyin artık, tamam mı? - Lavabo?

Burada. - Sağol.

Bu aileye gelin gideceğine sevindiğine sevindim.

Babanın vergi beyannamesini getirdim.

Misafirimiz var. Özlem'i istemeye geldiler.

Özlem evleniyor mu? Çok sevindim.

Güzel kız, ne de olsa. - Alman sevgilisiyle evlenecek.

Rahatsız etmeyeyim o zaman. Onu kıskandığımı söyle.

Sıkıcı herifin teki. Kıskanacak bir şey yok.

Ben gireyim. Babay! - Tamam, bay!

Sen sıkıcı değilsen, neden hâlâ evli değilsin?

Bir kaburga daha ister misin?

Teşekkür ederim. Doydum.

Bir tane daha yesene, Tim. - Hayır, yemeyeceğim, sağol.

Acı mı geldi yoksa?

Efendim? - Dudakların acıdan mı yanıyor?

Hayır. Çok lezzetliydi.

Kızlardan öpücük istediğimiz zaman böyle yapardık biz de.

Aynı senin gibi.

Helga? - Efendim?

Ben şimdi soracağım.

Biliyorsun, erkek olduğum için benim sormam gerekiyormuş.

Tamam, tamam. Hadi sor.

Peki.

Özlem? - Efendim?

Ailene söyleyeceklerimi Türkçe'ye tercüme eder misin?

Tabii.

Ama ben bitireyim, sonra tümünü çevirirsin, olur mu?

Tabii, Bay Heidenreich - İyi.

Herşeyden önce...

Bismittah, doğru söyledim mi?

Tam değil. Sanırım "Bismillah" demek istediniz.

Tamam "mittah" değil "millah."

Benim aklımda "mittah" kalmış.

Bismillah. - Doğru.

Tamam, "Bismillah."

Bismillah.

Şimdi, Özlem...

Biz, yani Helga ve ben.

Biz Dirk'in ailesiyiz. Dirk bir hafta önce geldi,

...dedi ki...

...Üniversitede bir kızla tanışmış...

...ve onunla evlenmek istiyormuş.

Doğrusu, başta biraz şüphe ettik.

Ancak,

...kendi kendimize dedik ki,

...sevenlere karışılmaz.

O yüzden de bugün...

...hayırlı bir iş için geldik.

Namazlarını kılıp gelecekler.

Babam hiç bir namazı kaçırmaz.

Döndüklerinde bu saçmalıkları bırak, doğrudan...

..."Allah'ın emri," falana geç. - Dirk, haksızlık ediyorsun.

Özlem? - Efendim?

Birşey soracağım.

"Allah'ın emri, peygamberimizin kavliyle kızınızı" falan diyeceğim ya...

"Peygamberimizin mi diyeceğim," "peygamberinizin" mi?

Anlatabildim mi? - Evet, evet.

Peygamberimizin diyeceksin. - Neden ki?

Çünkü ailem Dirk'in müslüman olacağını düşünüyor.

Ama biz Dirk'le konuştuk bunları. - Din mi değiştireceksin?

Anne, sadece formalite için.

Bugün müslümanım, yarın bakarız artık.

Ben doğduğumdan beri tanıdığınız Dirk olarak kalacağım.

Din bizim ailemizde ne zaman konu oldu ki?

Bir din çatışmasının içindeyiz. İstesek de istemesek de.

O zaman burada çalışıp, ailesine kendisi para gönderebilir.

Allah dualarınızı kabul etsin.

Bay Kömürcü,

...Allah'ın emri ve...

...herhangi bir peygamberin...

...yani siz müslümanların olanın, kavliyle...

...kızınız Özlem'i oğlumuza istiyoruz.

Ne dedi baban?

Biraz düşünecekmiş.

Ne dedi baban?

Özlem, babana sorar mısın, Dirk neden müslüman olacakmış?

Sorarım şimdi. - Babam sünnetli mi diye soruyor.

Sünnetli değil, olmayacak da. Söyle babana.

Helga, sakin ol, lütfen.

Tülay, değilim, ama olacağım. - Ne olacaksın?

Tülay, sor bakalım, Dirk neden müslüman olacakmış. Neden?

Babam diyor ki, Dirk müslüman olursa, çocuklarımızı...

...hem müslüman, hem hristiyan yetiştirebiliriz.

Tülay, bana mutfakta yardım eder misin?

Tülay, bizi ayırmaya çalışıyorsan, babamlara...

...internette verdiğin tanışma ilanlarını gösteririm.

Ne yaptım ki? Doğru çevirmeye çalışıyorum sadece.

Babana sorar mısın, oğlunuz olursa, torunum da mı sünnet olacakmış?

Helga, bunları evde konuşuruz, şimdi sırası değil.

Hayır, ben şimdi konuşmak istiyorum, sonra çok geç olabilir!

Ama ben konuşmak istemiyorum!

Allah kahretsin! - Sakin ol, Dirk.

Sakin olmamız lâzım şimdi.

Ben senin için soruyorum.

Kendim için değil! - Buna gerek yok!

Beni rahat bıraksana bir kere!

Senin saçma sapan fikirlerin olmadan da yapabilirim.

Ne zaman anlayacaksın bunu?

Anladım.

O zaman şimdi de bensiz yapabilirsin.

Hoşçakal, Özlem. Hoşçakalın.

Helga, özür dilerim. Gitme lütfen.

Hiçbir şey anlamamışsın sen.

Hayat görüşleri evlenmeden önce konuşulur,

...evlendikten sonra değil.

Dirk, belki ben de...

...gitsem iyi olur.

Kötü oldu böyle.

Özlem, sana ve ailene...

...misafir perverliğiniz için teşekkür ederim. İyi günler.

Özür dilerim.

Ben seni ararım.

Anlamıyorum.

Neden müslüman olması o kadar önemli ki?

Sünnetli olup olmaması neden bu kadar önemli?

Çocuklar sünnet olacak mı, olmayacak mı?

Size ne ki bunlardan?

Hep bu saçma sapan din konuları!

Neden her zaman, her şeyden daha önemli?

Tülay, istersen bunları da çevirebilirsin.

Günaydın, aşkım. Uyuya mı kaldın?

Neredesin? - Liberal babam beni eve kapattı.

Kafayı yedi!

Yani uyuya kaldın.

Hayır! İnanması zor, ama beni gerçekten eve hapsetti!

Neden? - Çünkü sizin gibi yobaz...

...Kürtler kızı kaçırırmış.

Bir saniye.

Günaydın, Melanie. Senin evlenme teklifin nasıldı?

Temmuz'da yağmurlu bir Perşembe günüydü...

Yağmurlu bir Perşembe! Ne ilginç! Sağol, Melanie.

Günay, hayatım, dinle beni.

Benim de yapacağım bu. Dünyanın hiçbir kapısı beni durduramaz.

Bizimki durdurabilir. Her şeyi denedim, açılmıyor.

Kılıçlarımızı kuşanıp geleceğiz! Kurtaracağız seni.

Bak, Beşiktaş maçı var bu akşam. Babam, amcama gidecek.

Tamam, akşam görüşürüz o zaman.

Seni seviyorum. - Ben de seni seviyorum.

Olmaz ki. - Başka ne düşünecek ki?

Gay olduğumu düşünmez ki. - Neden öyle bir şeyin olsun ki?

Tanıdık bunlar. - Süper.

Süper değil işte! Boktan!

Nasılsın, Hakan? - İyiyim, sen?

Ben de iyiyim, sağol.

Teker yataklarına bakabilir misin? - Hemen.

Siktir, gördü!

Emrah, gelsene buraya.

Bu senin mi?

Evet, Emrah'ın.

İnanamıyorum. İbne dergisi.

Sürekli dalga geçiyorlar! Geçenlerde ne yapmışlar, biliyor musun?

Masama vibratör koymuşlar! - Ne?

Sürekli yaramazlık peşindeler! Bitir şu arabayı!

Ama sadece Alman ekmeği pişirmesini öğreniyorum.

Ama böyle konuşmadık.

Din değiştirmem gerektiğini söyledin, sünnet söz konusu değildi.

Hiç işlevi olmayan ufacık bir deri parçası bu!

İslevi olup olmadığına ben karar veririm.

Çok cahilsin, gerçekten! - Ben miyim cahil?

Evet. - Delirdin mi sen?

Farketmedin herhalde, ailem ve ben sana hiç şart koymadık?

Tamam, bana şart koy o zaman.

Ben derimi kestirmek istemiyorum. Ben de senden...

...kız olmanı beklemiyorum - Bekleyemezsin, çünkü sayende değilim.

Bak, hevesin kaçtıysa, bırakalım, gitsin.

Ben sadece her şeyin çok zor olduğunu söylüyorum.

Kendine bi Alman kızı bul o zaman. - Özlem, öyle demek istemedim.

Bana evlenme teklifi yapmayı bile beceremedin ki!

Her kadın isterdi bunu, hangi ulustan olursa olsun!

Benim ablam şişko duba değil!

Yüksel, motor açık kalsın.

Çok dikkat çekmez miyiz?

Süper bir araba bu, hemen çalışır, bak.

Tamam mı? - Tamam, o zaman kapalı kalsın.

Boskin, aletleri aldın mı? - Aynen dedenin yaptığı gibi.

Yüksel, saat kaç?

Aynı dedendeki saatte. - Bırakın saçmalığı!

Tamam, on dakika sonra maç başlıyor.

Kaçıracağımızı biliyor ama değil mi? - Tabii ki. Hadi gidelim.

Tamam. - Bol şans, çocuklar.

Coşkun, dur. Aklıma bir şey geldi.

Ne, be?

Ya, sabahtan beri kapıyı açmaya çalışıyor, değil mi?

Ee, n'olmuş?

Bence bu afilli, kilidi sağlam bir kapıdır.

Ee?

Neden çilingir çağırmıyoruz, ki? - Yaşa!

Doğum yeri Batman.

Ama burada Almanya adresi yok. - Öyle mi?

İkiniz de burada mı oturuyorsunuz? - Hayır, bu kuzenim.

Ama bir an önce girmek istiyoruz, Beşiktaş maçını kaçırıyoruz.

Üstünde adresiniz olan bir kimliğiniz yok mu? - Müşteri kartım var, ama onda da adres yok.

O zaman yapacak bir şey yok.

Komşulara bir sormam lazım.

Tamam, yeter bu kadar! Sağolun, başka çilingir çağıracağım ben.

Bu binada gerçekten hırsızlık yapacağımızı mı düşünüyorsunuz?

Kusura bakmayın ama, emin olmam gerekiyor.

Çalayım mı kapıyı?

Hayır! - Bakın.

Orada Türkler oturuyor, biz de Kürt'üz.

Pek anlaşamıyoruz.

Biliyorsunuz, Türkler ve Kürtler'in arası biraz...

Yaa, evet. Orada olanlar çok kötü...

...Irak'ta.

Yani, aslında yapmam bunu kolay kolay,

...ama kapınızı açacağım.

Afedersiniz.

Ne yapıyorsunuz siz? - İyi akşamlar.

Biliyorum aranızda siyasal sorunlarınız var,

...ama bu arkadaşların kimliği yok ve... - Telefon sana.

Alo? - Sülbiye, benim Günay.

Bak dinle, her şey yolunda. O benim erkek arkadaşım.

Beni kaçırıyor. - Ne yapıyor?

Beni kaçırıyor! - Öyle mi.

Sonra anlatırım.

Günay, babanın vergi beyannamesi bitti.

Tamam, tamam. Sonra getirirsin. Hadi bay!

Tamam, bay.

Bu beyefendiler burada mı oturuyor?

Evet, orada oturuyor.

Anahtarlarını içerde unutmuşlar. - Ama içerden ses geliyordu.

Yok, gelmiyordu. - Geliyordu.

İçerde kimse var mı? Beni duyuyor musunuz?

Şu kapıyı açar mısınız artık lütfen?

Biliyordum!

Şaka mı bu? Ne yapmaya çalışıyorsunuz siz?

Özgürsün, Günay. - Selam, Yüksel.

İşe yaradı!

Siktir!

Dur, dur!

Ne yapıyorsun? - Coşkun'la evleniyorum.

Bakın, ben de sizin gibi liberalim. Günay benimle evleniyor, ailemle değil.

Şimdi gidersen,

...bir daha dönemezsin.

Gidelim.

Bir araştırmaya göre, sünnetli erkekler daha uzun şey yaparmış.

Doğru mu acaba?

Ne demek istiyorsun? Sünnet mi olayım, yani?

Araştırmanın yalancısıyım ben de.

Müslümanlar hristiyanlardan daha mı uzun sevişebiliyormuş?

Belki de müslümanlar yaptırmıştır araştırmayı.

Dinle. Özlem'in umrunda değil.

Sadece babası istediği için istiyor. Başlatma şimdi araştırmana.

İzin verirseniz, benim de bir fikrim var bununla ilgili.

Ucundan azıcık olsa da, kestirmeyeceğim!

O zaman bi dalavere uyduracaksın. - Ne?

Dalavere uyduracaksın...

...kafanı çalıştır.

İNCE BİR MEVZU İÇİN CESUR MÜSLÜMAN ERKEK ARANIYOR

Bu nasıl ince bir mevzu?

Sen sünnetli misin?

Fotoğraf başına 15 Euro! Babasına gösterdikten sonra,

...bana geri vereceksin.

İnternette görürsem, fena yaparım! Dava açarım bak.

Erkek arkadaşım hukuk okuyor, tamam mı. Yani arkadaşım.

Yok canım, sadece babasına göstereceğiz.

Her açıdan çektim ama hep yumuşaktı.

Sence kalkık olsa, daha iyi görünmez mi?

Hayır, iyi böyle, Lüder. Bak.

Sağol, Emrah.

Ne var? - Aklıma bir şey geldi de.

Emrah? Şakadan anlarsın, değil mi?

Evet, neden?

Dirk?

Şimdi bu fotoğraf sahte ya...

Hani Türkler de herşeyin sahtesini yapıyor ya...

Emrah da Türk ya... Bu sefer de biz yaptık!

Benim için de bir tane çeker misiniz? - Tabii.

Şöyle bir şey?

Tamam, hadi.

Ondan sonra n'oldu? - Bir balon uçurdu...

...üzerinde, "Lütfen, evet de" yazıyordu.

Sıcak hava balonu muydu? - Hayır, normal bir balon.

Bu daha da romantik.

Teşekkür ederim. - Birşey değil.

Nasıl uyduruyorsun böyle güzel hikayeleri?

Hobim.

Affedersin, ama biraz çevreden de etkilendim.

Tamam.

Ben belki sünnet olduğunu düşünmüştüm.

Oldum.

Ama sadece kağıt üzerinde.

Babana kanıt olarak yeter herhalde?

Bu bir Türk'ün mü? - Evet.

Onun sünneti bizim kerametimiz.

Bismillah.

Biliyorum,

...birbirini seven insanlar susarak...

...birbirilerine çok şey söyler.

Benim ağzım da pek lâf yapmaz.

Aslında...

Normalde...

Benim de şimdi susmam gerekirdi.

Özlem, seninle evlenmek istiyorum.

Beni iyi günde, kötü günde, ölüm bizi ayırana kadar kocan...

...olarak istiyorsan, bana Almanca...

ya da Türkçe "Evet" de.

Ya da Türkçe-Almanca?

Almanca-Türkçe? Türkçe-Almanca.

Evet, istiyorum.

Baban öyle demek istemedi.

Seni seviyor. - Bazen o kadar inatçı ki!

Dedem, seni iki haftaya kadar affeder diyor.

Yani, dedemin zamanında, Batman'da öyleymiş.

Peki kaçırılan kız, ailesini özlediğinde ne yaparmış?

Türkiye'de insanların sadece %38'inin AB üyeliğini desteklediğini okudum.

Merak ediyorum, Almanya'da yaşayan Türklerin yüzde kaçı...

Bizimkiler de senin Antje ile evlenmenize karşıydı.

N'oldu sonra?

Antje'yi gördükten sonra, senden benden çok sevdiler onu!

Öldüğünde de en az senin kadar yas tuttular.

Ama onlara Antje'den kalan...

...kızın, Günay.

Şimdi o da aşkı için savaşıyor,

...sen de karşı çıkıyorsun!

Kim bu kız, tanıyor muyum?

Geçenlerde babasıyla tamirhaneye gelen kuaför kız.

Başkasıyla evlensin, seninle değil.

Galiba babam bizim ilişkimizi biliyor.

O yüzden, ben en iyisi evleneyim. - Hayır, Emrah!

Babamlar beni rahat bırakır, tamirhane benim olur...

...hem ayrılmak zorunda değiliz ki.

O kadınla evli olursan, ben nasıl senle birlikte olabilirim?

Bak, aramızda okumuş olan sensin...

Söyle bakalım, Tanrı beni neden gay yaratmış?

Benimle evlenebilesin diye.

Bana bak,

...onunla evlenirsen, beni unut.

Aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.

Sinyal sesinden sonra mesajınızı bırakabilirsiniz.

Tim?

Seni ne kadar çok sevdiğimi şimdi daha da çok anladım.

Emrah!

Aile zengin.

Emrah'a da tamirhane kalacak. İşleri iyi.

Kısa kes, lütfen. Misafirler gelecek şimdi.

Alo?

Benim. Nasılsın? - İyiyim!

Çalışmıyor musun bugün? - Hayır! Ne istiyorsun?

Tekrar konuşmamız lazım çocuk konusunu.

Aldıracağım, Eric.

Hayır, bekle lütfen!

Çocuğu aldırmak günah. O bizim çocuğumuz!

Biliyorum,

...ama başka çaremiz yok!

Randevu aldım, aldıracağım. - Hayır, o benim de çocugum.

Geliyorum, sakin sakin konuşuruz. - Hayır, gelmiyorsun!

Geliyorum. Görüşürüz. - Eric!

Hayır, evleri yok, yazlıkları da yok,

...Anadolu'da tarlaları bile yok.

Ne yapıyorsun sen orada?

Daireyi değiştirdik.

Hiç haberim olmadı. Niye? - Ev güve kaynıyordu.

Nursel, ne düşünüyorsun?

Tanıştınız şimdi.

Sence de olur mu? - Babam lâyık görüyorsa.

N'oldu oğlum? Neyin var?

Ağlamasana. Nursel ne diyecek?

Kendine gel, toparlan!

Emrah, başka bir...

...sevdiğin mi var?

Utanmıyor musun?

Kimi seviyorsun. Kim o kız?

İşte fotoğraf. Söyleyecek başka bir şeyim yok.

Ama hiç romantik değil. - Sülbiye,

...bu yaşta gece tik tak sesleriyle uyandığında...

...ve bunun saat olmadığını fark ettiğinde,

...romantizm falan düşünemiyorsun.

Bu nasıl? - İnanmıyorum!

Tanıyorum ben onu! - Ne?

Tanıyor musun? Nerden?

Günay'ı kaçırmaya yardım etmişti.

"Boskin. 41, iş adamı, çocuksuz."

Buna yazsana.

Ne yazayım ki?

Yaz işte birşey! Sen çok güzel yazıyorsun.

Şiir yaz. Bazen erkekleri de etkiler.

Efendim? - Nursel'le görüşmek istiyorum.

Nursel diye biri yok burada.

Nursel Usta'yı mı arıyorsunuz?

Evet.

Hayır. Burada sadece arkadaşı Tim'le bir fotoğrafı var.

Tim? - Evet.

Bakabilir miyim? - Tabii.

Allah Allah, polisiye mi bu?

Komiserim, birşey bulabildiniz mi?

Evet, buldum.

Neymiş?

Bence...

...eşcinsel.

Eşcinsel ne demek?

Bu adamlar, kadınlardan hoşlanmaz. - Neyden hoşlanır?

Bu adamlar, adamlardan hoşlanır. - Ne dediğinin farkında mısın?

Bırakın konuşsun. - Bunların bir organlarında...

...hasar varmış, o yüzden erkek severlermiş.

O zaman doktora götürelim, düzeltsin organını.

Ben de hep Türkler...

...eşcinsel olmaz sanıyordum.

Bay Usta,

...özür dileriz. Bilmiyorduk.

Gidelim.

Nursel, kimmiş? - Kimse yok, aşağıdan biri herhalde.

Kim o?

Zenci...

Kara...

Amaan, ne diyorlar artık bunlara?

Afrika'dan... - Burda da kimse yok.

İçeri girelim, pasta yapmıştım.

Aç kapıyı, içerde olduğunu biliyorum.

Nursel, kim o? - Kimse.

Nursel, lütfen. Konuşmamız lazım.

Ne istiyorsunuz. Yardımcı olabilir miyim?

Merhaba, Bay Usta.

Nursel'le mutlaka konuşmam lazım. Nursel?

Tanımıyorum ben bu adamı. - Yapma Nursel. Konuşalım.

Bana bak, siktir git!

Biz birlikteyiz. Beni tanıyor.

Nursel, mantıklı ol. Çocuğumuz olacak.

Ne? Sizden mi?

Evet.

Defol!

Bu kara adamdan hamile olduğun doğru mu?

Affedersiniz. Bilmiyorduk.

Gelin içeri.

Bin çabuk.

Rezil ettin bizi herkesin önünde, orospu çocuğu!

Ee? Sen şimdi ibne misin?

Yoksa kızla evlenmemek için mi öyle dedin?

Yani kadınları öpeceğine, Tim'i mi öpüyorsun?

Kadınlarla sevişeceğine,

...Tim'le mi sevişiyorsun?

Cevap ver!

Evet.

Babam ibne olmadı, ben ibne olmadım,

...sen nasıl ibne olabiliyorsun?

Açıklayabilir misin?

Ben seçmedim bunu.

Senin organda büyük hasar var, oğlum.

Özlem'in babası fotoğrafı görünce rahat verecek.

Evliliğin bir temeli de dürüstlük, değil mi!

Sen de istemedin sünnet olmamı! - Ben müslüman olmanı istemedim.

Oldun, sonucuna katlanacaksın. - Bilmiyorum, doğru mu olur.

Hani şu araştırma ne diyordu? - Araştırmalar ne kadar güvenilir?

Doğru olabilir, bence!

Hattımızda bir dinleyicimiz daha var. Kiminle görüşüyorum?

Alo,

benim adım Kadir.

Merhaba Kadir. Anlatsana, sen nasıl yaptın?

Benim anlatmak istediğim...

...kızımın evlilik teklifiyle ilgili.

Eminim...

...dinliyordur o da.

Ben kızıma hiç anlatmadım, ama...

...benim Türk ailem...

...Alman bir kadınla...

...evlenmemi istememişti.

Ama ben aşkım için savaştım...

...ve değdi de.

Benim için dünyanın en iyi, en güzel kadınıydı.

Şimdi de kızıma...

...cesaret vermek istiyorum...

...inandıkları için savaş vermesi...

...ve sakın babasını dinlememesi için.

Ona, bunun için kendisini herşeyden çok sevdiğimi,

ve mutluluk dilediğimi söylemek istiyorum...

Benim eşimle olduğum gibi.

Sağol, Kadir. Kızın şimdi seninle ne kadar gurur duyuyordur...

Ve eminim, o da seni herşeyden çok seviyordur.

Sağol.

Bu şarkı Kadir'in büyük aşkı Antje için geliyor.

Selam! Biz tanışıyoruz, değil mi?

Evet.

Sen Günay'ın oturduğu binada oturuyorsun. - Evet.

Sen de mi Kopenhagen'e uçuyorsun?

Bulutların üzerinde bir çay içerdik.

Hayır. - Hadi yaa...

O zaman, kendine iyi bak. Görüşürüz belki.

Bay.

Bay.

Bir daha asla sünnet olmam. - Niye, tekrar uzuyor mu?

Bilmem, sormadım.

Bu da belgesi mi?

Evet, aynı zamanda faturası.

Birşey yapsak... - Evet.

Bence kendimizi ödüllendirmeliyiz.

Dondurma mı yesek? - Harika olur.

Helga farkedecek mi, çok merak ediyorum.

Belge istesene.

Ne dedi baban, Özlem?

Dirk'in sünnet olmasına sevinmiş.

Sevindiğine sevindik.

Ama evliliğe ne diyor? Onu da bir öğrenebilsek.

Gitmeden önce sizinle konuşmak istiyorum.

Sevgili dinleyiciler, zamanı geldi...

En güzel evlilik teklifini açıklıyoruz.

Kazanan evlilik teklifi:

Çok güzel bir labirentteydik.

Ünsal'la ben birbirimizi orada kaybettik. Sonra bir balon uçurdu...

Birincisi,

...asla, hiç bir zaman,

...öpüştüğünüzü görmeyeceğim.

Tamam. - İkincisi,

...hiç bir Türk'ün haberi olmayacak. Nasıl olduklarını biliyorsunuz.

Üçüncüsü, hiç bir müşterinin haberi olmayacak, tamam mı?

Tamam. - Arabalar...

...ve eşcinseller bir arada olmaz.

Tekrar gelmenizi istiyorum.

Şu düğün işini bir konuşalım doğru dürüst.

O zaman evine geldiğimizde bize doğru dürüst davranacaksın.

Anlaştık.

Ama şunu baştan söyleyeyim,

...kızım asla bir gün başörtüsü takmaya zorlanmayacak.

Zorlamaya niyetimiz yoktu ki.

Ama çocukları olursa, Kürtçe öğrenecekler.

Türkçe yerine mi, nasıl yani?

Hayır, Türkçe dışında. Türkiye'de ihtiyaçları olacak.

İlk önce Almanca öğrenmeleri gerekir,

...burada yaşayacaklarsa.

Üstelik Almanca'ları bizimkinden...

...daha iyi olmalı. - Doğru.

Ama Almanca'dan sonra Kürtçe. - Hayır, Almanca'dan sonra Türkçe.

Sonra kafaları alacaksa, Kürtçe de öğrenirler.

Hele bir evlensinler, çocukları olsun da.

Ne zaman gelelim?

Cumartesi.

Hanımlar, Beyler,

...bu gecenin muhteşem çiftini hep birlikte alkışlıyoruz!

Aa, biz tanışıyoruz. Coşkun Günay'ı kaçırdığında,

...bir de havaalanında görüşmüştük. - Evet.

Onlar da evlenecek yakında.

Neyse, ben gideyim.

Bir dahakine sendeniz.

"Bir dahakine sendeniz." Affedersin, saçmaladım.

Almanya'ya fazla uyum sağlamışım galiba ben.

Neyse, iyi akşamlar.

Bay.

Erkeklerle sohbet etmekte pek başarılı değilsin, galiba.

Evlenmedik çünkü,

...Helga için en önemli şey, özgürlüğüydü.

Ama özgürlüğüne düşkünlüğünü o kadar abarttı ki,

...karar verme özgürlüğünü yitirdi.

O yüzden Helga hiç evlenmek istemedi.

Ben de kabullendim artık.

Yeni çiftimize bir sürprizimiz var şimdi.

Söndürün ışıkları.

Tamam, oldu.

Beş dakika ver bana.

BENDENSİN!

Görüşürüz.

Selam.

Selam.

Teklifini severek kabul ediyorum.

Şimdi mi?

Ama önce bir şey yapmam lazım.

Garip bir şey.

Belki bana yardım edebilirsin?

Ama gülmek yok.

Benim için Türkçe iki kelime öğrenebilir misin?

Ailenle sohbet etmek istiyorsam, iki kelimeden fazlası lazım olacak.

Benim için. Canım Benim.

Ne demek?

Benim canım demek.

Güzelmiş.

Tamam da nereye gidiyoruz? - Tahmin et bakalım!

Arabaya bak!

Boskin mi bu? - Evet.

Neden Batman kostümü giymiş bu?

Batman'a mı gidiyoruz? - Evet!

Memleketime? - Evet!

Ben 20 yıldır gitmedim oraya! - Aynen!

Hem, akrabaların müstakbel eşini görsünler.

Sağol, Boskin. - Bir şey değil.

Gidelim!

Benim kadınım bu işte!

Hadi size iyi akşamlar.

İkiniz de sağolun.

İyi tatiller.

Dur! Eşyalarım arabada. Dur!

Siktir!

Lanet olsun!

Bu kılıkla da birşeyler içmeye gidilmez şimdi.

Yürüyelim mi biraz...

...karanlık biryerlerde?

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.