All language subtitles for L.Histoire.de.Souleymane.2024.FRENCH.1080p.WEB.H265-FW-Turkish

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew Download
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean Download
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Genç adam, bildiriminiz...

Tamam, teşekkür ederim.

Sığınmacılar bu taraftan.

Bu taraftan gelin lütfen.

-Merhaba. -Bildiriminiz ve dosyalama makbuzunuz.

Burada.

Teşekkürler.

Sayın Samir Zied, lütfen.

Sayın Honorine Mbuta, lütfen.

- Sayın Sangare Süleyman. - Evet!

SÜLEYMAN'IN HİKAYESİ

Çeviri: Şener KALKANCI sener72@gmail.com

19 Şubat 2019'da,

hükümet görevlileri gelip

evlerimizin yıkılacağını bildirdiler.

22 Şubat 2019'da,

ilk defa tutuklandım.

Tahliye operasyonuna direndiğim için.

30 Mart 2020'de...

30 Mart 2019'da,

Partiye katıldım,

UFDG'ye

23 Ekim 2020'de,

siyasi bir muhalif olarak hapse atıldım.

Tahliye kararına direndiğim için tutuklandım.

30 Mart 2019'da...

- Merhaba. Siz Antonella Hanım mısınız? - Evet, benim.

- Kodunuz var mı? - Evet giriyorum.

Merhaba. Tristan için olan siparişi almaya gelmiştim.

- Teşekkür ederim. - Hey, Süleyman!

O, Khalil!

Ben sana sesleniyorum ve sen beni görmezden mi geliyorsun?

- Teslimat yapıyorum. - Kurabiye ister misin?

- Bir tane daha al. - Hayır, yeter.

- Nereye gidiyorsun? - Teslimata gidiyorum.

Beni de götürebilir misin?

- Nereye? - Teslimata.

- Sen delisin! - Geliyorum.

Sen arkama mı oturacaksın?

Ben burada oturacağım. Sen hızlıca pedal çevirirsin.

- Bisiklet bulamadın mı daha? - Henüz değil.

Bakıyorum ama kolay değil.

Bisiklet olmadan nasıl teslimat yapabilirsin ki?

Bakıyorum, bakıyorum. O zaman bana yardım eder misin?

Öncelikle bir bisiklet bul. Bir tane bulursan yardımcı olurum.

- Tamam, akşama görüşürüz. - Akşama görüşürüz.

- İyi günler. - Sana da.

2510.

Teşekkür ederim.

KİMLİĞİNİZİ DOĞRULAYIN

KENDİNİZİN BİR FOTOĞRAFINI ÇEKİN

Kahretsin!

Alo, Emmanuel!

Bir selfie çekmem lazım, geliyorum.

- Bir selfie lütfen. - Süleyman!

Bu lanet sistem.

DOĞRULAMA

KİMLİK DOĞRULANDI

Lütfen, Emmanuel, Bugün bana ödeme yapabilir misin? Lütfen.

- Ne kadar kazandın? - 253 Euro.

253 Euro mu?

Bu çok kötü. Daha sıkı çalışmalısın kardeşim.

- Çalışıyorum, öyle söyleme bana... - Hadi git.

Sana çalışabilmen için kendi adıma uygulama hesabı açtırdım.

Çalışmak zorundasın kardeşim. Biz Avrupa'ya oynamaya gelmedik.

- Ben oynamıyorum. - 200, 250, hiçbir şeydir.

Ben oynamıyorum. Bugün bana ödeme yapabilir misin?

Anlaşmamız her salı günü şeklindeydi.

Ama bugün paraya ihtiyacım var. Eğer yapabilirsen...

Paranın ne zaman geleceğine bağlı. Aldığım zaman ödeme yaparım.

Yarın öğlene kadar parayı alırım ama, tamam mı?

- Lütfen. - Yarın saat 13:00'te ödeyeceğim.

- Saat 13:00'te Kuzey İstasyonu'nda. - Anlaştık.

- Merhaba. - Siz Dimitri Bey misiniz?

Hayır, gel.

Dimitri!

Parisli Süley, nasılsın?

Süley, ne istiyorsun? Biraz atiéké?

Kulağa iyi geliyor.

Kardeşine yardım et.

Siz Gineliler berbatsınız.

Gine son 10 yılda hangi takımı yendi?

1977’de kupayı kazandık.

Son 10 yılda dedim!

Sorun şu ki, konuşacak vaktim yok.

Söyle onlara, sonra gidebilirsin.

Gine, Fildişi Sahili'ni defalarca yendi.

- Biz Fil'iz! - Fil mi?

Gine forması üzerine bir sincap koymalılar.

Eğer vaktim olsaydı, kalıp konuşurdum.

Gine'den çok bahsediyorsunuz .

Siz Fildişi Sahillilerin tek derdi konuşmak.

Biz size geveze diyoruz!

- Hoş geldin. - Hoş bulduk.

- Nasılsın? - Allah'a şükür.

Fransız mülteci ve vatansız kişileri koruma ofisi OPFRA'da Fransa'ya sığınma talebinde bulunduğunda,

Gine'den neden ayrıldığını soracaklar.

Beyazlara olanları anlat.

Böylece sana evrak verirler.

Söyle bana: Gine'den neden ayrıldın?

Sizin gibi kadınların

zorla evlendirme gibi konularda konuşmasının zor olduğunu biliyorum.

Ama detaylara girmen lazım.

Gerçekte ne olduğunu anlatman gerekecek.

Evet. Devam et.

İlk gece...

...odaya girdi .

Bana onunla yatmamı teklif etti.

Ben de onu tanımadığımı ve istemediğimi söyledim.

Onu sevmiyordum.

Bana, onun karısı olduğumu söyledi.

Bunun gereğini yerine getirmem gerektiğini söyledi.

Ben mücadele ettim.

Bana tokat attı, ama ben direndim.

Ama o daha güçlüydü. Bana tokat attı. Düştüm.

Kemerini çıkardı.

Bana vurdu. Bana tekme attı.

Ona karşı koyamadım.

Ben de pes ettim.

İşini bitirdi ve beni gözyaşları içinde yerde bıraktı.

Sabah ne yaptın? Sabah olduğunda ne yaptın?

Güneş doğduğunda...

..ben sadece ölmek istiyordum.

Gece olanları hatırladım,

bir yabancının bana böyle bir şey yapmış olduğunu.

Ben de babama gidip, böyle bir muameleyi hak edip etmediğimi sordum.

Konuşmama bile izin vermedi.

"Sen evli bir kadınsın. Evine git." dedi.

Beni sopayla kovaladı.

Süleyman, devam et.

Bambéto'da yaşıyordum

- Kipé 2 bölgesinde. - Evet.

Fula ve muhaliflerin yaşadığı bir bölgede.

22 Şubat 2019’da jandarmalar bize saldırdı.

Süleyman, saldırı tarihi 19 Şubat'tı!

Mülakatın iki gün sonra ve sen hala hikayeni bilmiyorsun.

Öğreniyorum.

Süleyman...

Yazılanlarla söylediklerin aynı değil.

Söylediklerinin, hayat deneyimlerine benzemesi gerekiyor.

Detaylara gir, çünkü detaylar önemlidir.

Anladın mı? Nasıl geldiklerini açıkla. Jandarmalar etrafınızı sardı.

Sopa ve göz yaşartıcı gaz çıkardılar.

Ateş etmeye başladılar. İnsanlar çukurlara düştü.

Jandarmalar onları tekmeledi.

Sopa ile vuruyorlardı.

Gerçek olaylarmış gibi anlat.

- Barry, bekle. - Anladın mı?

- Detay ver. Anladın mı? - Bu tür detaylar zor.

Nasıl yani?

Tüm bu detayları ben uyduramam.

Hikayeleri değiştirebilir miyim?

Doğru düzgün anlat. Yoksa yalan söylüyorsun derler. Anladın mı?

Ben siyasetten anlamam!

Telefonunu bana ver. Sesli not yazacağım.

-Barry... - Oumar, bekle!

Neredeyse bitti.

Onunla işim bitince sıra sana gelecek. Tamam mı?

Sabırlı ol lütfen.

UFDG partisine neden katıldın?

Birincisi, beni ikna eden şey toplum vizyonuydu.

Topluma yönelik vizyonu Gine için iyi görünüyordu.

İkincisi, eğitim alanında,

5 yaş üstü çocuklar için zorunlu okul eğitimi istiyoruz.

Eğitim bütçesinin yüzde 13'ten yüzde 20'ye çıkarılmasını istiyoruz.

Tamam mı? Sıradaki gelsin!

Barry, Bary bekle!

Süleyman, sana bütün günümü veremem.

Bunlar siyasetle ilgili şeyler...

Süleyman, yeter artık.

Oumar...Oumar...

Süleyman, yeter artık!

Belgelerim bile daha gelmedi. Sen bana vermedin. Parti üyesi olduğuma dair belgeler.

Onları daha sonra alacaksın.

Sıradaki!

- Barry, hoşça kal. - Çok teşekkürler .

Yarın sabah görüşmek üzere.

Yarın görüşmek üzere, inşallah.

Yarın görüşürüz. Teşekkür ederim.

Süleyman, param nerde?

Yarın öderim. Bir bisiklet almam gerekiyordu.

Senin bisiklet sorunun benim sorunum değil.

- Paramı istiyorum. - Yarın ödeyeceğim.

Fatoumata Hanım?

- Ben gidiyorum, tamam mı? - Teşekkürler.

- Yarın görüşürüz. - Kısmetse.

Parayı yarın gönder, yoksa sana belgeleri vermem.

- Yani OFPRA'ya gidemezsin. - Biliyorum.

Para yoksa, belge de yok.

Vallahi yarın ödeyeceğim bak yemin ediyorum.

- Söz mü? - Söz.

Oumar!

Oumar!

Hey, Oumar

- Ne oldu? - Lütfen yardım et.

Programı anlamama yardımcı olabilir misin?

- Hangi program? - UFDG programı.

Beni rahatsız etme, sana yardım edemem.

Barry'i görmeye git. Sana yardım edebilecek kişi o...

Bana Barry'den bahsetme. Onun tek istediği para.

Belgeleri istedim, bana vermedi.

Sana yardımcı olamam. Bırak beni, otobüsüm geliyor.

Mülakatın ne zaman?

Ne zaman giriyorsun?

Süleyman, beni yoruyorsun!

Barry sana bir parti kartı verdi mi, UFDG'den onaylı bir belge?

Bırak beni. Otobüsü kaçıracağım.

Oumar, lütfen.

Sana söyleyemem.

Bekle!

UFDG partisinin nasıl çalıştığını biliyor musun?

Bunu şu an tartışamam.

Barry ile konuş, o sana anlatacaktır.

Mülakatım yarından sonraki gün.

İyi şanslar! Evde çalış. Benim de revize etmem lazım.

- Seni yarın arayabilir miyim? - Hayır, zahmet etmeyin.

Mülakatım yarından sonraki gün.

Lütfen Ömer, yalvarıyorum sana. Bana yardım et.

Evet, Süleyman.

Merhaba Lansana. Annem evde mi?

Bilmiyorum. Ben şu an dışarıdaydım.

Ne oldu?

Evine git, evde mi diye bak.

Lütfen.

Kontrol edeceğim ama bana telefon almayı unutma.

Unutmayacağım.

Annemin durumu ne? Sağlığı yerinde mi?

İlaçlarını alıyor mu? Bana gerçeği söyle.

Endişelenme dostum. Her şey yolunda. Hiçbir sorun yok.

Ne demek "endişelenme"?

Annemin hasta olduğunu söyleyen mesajlar alıyorum.

ve sen diyorsun ki, "hiçbir sorun yok."

Ne demek "hiç bir sorun yok?"

Lütfen beni onunla telefonda görüştür.

Orada olup olmadığına bakacağım.

Endişelenme, annenle ben ilgileniyorum.

Gerekirse seni ararım.

Lansana, pardon, pardon, pardon.

Her şeyden önce bana telefon almayı unutma.

Şimdi konu bu değil.

Hadi, telefonu ona ver de sesini duyayım.

-Süleyman. -Evet, ben hala buradayım.

Tamam, annenin evine geçiyorum.

Evet, lütfen yap.

Anne, bak Süleyman telefonda.

-Alo. - Anne ben Süleyman. İyi misin?

Seni düşünüyordum.

İyi misin?

Biraz iyiyim.

İyi misin?

Bugün yorgunum.

Aradığına sevindim.

Her zaman arıyorum, ama kimse sana telefonu vermiyor.

Kimse bana yaklaşmak istemiyor.

Kafamın içindeki insanlar benimle konuşuyor.

Kim olduklarını bilmiyorum. Kafamın içinde çok fazla bağırış var .

Peki ilaçlarını alıyor musun?

Süleyman,

neden gelmiyorsun?

...Eğitimde reform istiyoruz,

5 yaş üstü çocuklar için

zorunlu eğitim istiyoruz.

Öncelikli olan toplum vizyonudur

Bu seni motive etti...

Bu vizyonu ülke açısından ilginç buldum.

Merhaba. Marco için lütfen.

Örneğin eğitim alanıyla ilgili olarak,

...5 yaş üstü çocuklar için okulu zorunlu hale getirmek istiyoruz.

- İyi akşamlar. - İyi akşamlar.

-Marco? - Evet.

Kod lütfen.

Bütçeyi artırmak istiyoruz...

...eğitim bütçesini %13'ten %20'ye çıkarmak istiyoruz.

- İyi akşamlar. - İyi akşamlar.

Léonie için bir sipariş vardı.

- Bir dakika? - Bekliyorum.

İşte, sizin için hazır.

- Çok teşekkürler . - Teşekkürler.

- Şeker ister misin? - Ne?

- Bir parça şeker? - Evet, lütfen.

- Çilek? - Evet, çilek.

- Teşekkürler. Hoşça kalın. - Hoşça kalın.

19 Şubat 2019'da,

hükümet görevlileri gelip,

evimizin yıkılacağını bildirdiler.

22 Şubat 2019'da...

Beyefendi, iyi misiniz?

Ben iyiyim.

Arabanın ışığını görmedin mi?

- İyi akşamlar. - İyi akşamlar.

Siparişiniz vardı

- Çantaya ne oldu? - Bir şey olmadı efendim.

Kaza geçirdim ama bir şey olmadı.

Çantanın her yeri darmadağın olmuş.

Lütfen hanımefendi, hiçbir şey dökülmedi. İçine bakabilirsiniz.

Çantanın pis ve dağılmış olduğunu görüyorum.

Hanımefendi, içine bakın. Hepsi sağlam, sadece...

Ben almıyorum.

Lütfen hanımefendi, bunu yapmayın.

Beyefendi, ben bu çantayı istemiyorum!

- Kurye yardımı. - İyi akşamlar, hanımefendi.

Bir müşterinin siparişi reddetmesi nedeniyle arıyorum.

Lütfen bana adınızı ve soyadınızı verin.

Bahana Emmanuel.

Sizi aradı mı?

Ne dedi? Sinirlenmişti hanımefendi.

Bilemiyorum. Müşteri mesajlarını açıklayamam.

Herhangi bir sonuç uygulama üzerinden bildirilir.

- Bu ne gibi sonuçlar doğurur hanımefendi? - Size bir şey söyleyemem.

- Lütfen. - Evet, bir saniye.

- Roger için siparişim vardı. - Henüz hazır değil.

Dışarıda bekle, seni çağıracağım.

- Ne kadar sürer? - Bilmiyorum.

Siparişiniz en kısa sürede hazır olacaktır. Belki 2 dakika içinde.

- Merhaba arkadaşlar! -Adamım!

Nasılsın yakışıklı?

- Abidjan'ın patronu her zamanki gibi formda! - Biliyorsun.

- N'aber Süley? - 7 dakikadır bekliyorum.

Burası neresi?

O nerede?

- İyi akşamlar, patron! - Yaşlı pislik.

Patron.

- Sipariş nerede? - Hazır değil henüz.

- Kaç dakikaya? - 3 veya 4...Geliyor.

Burada zamanımızı boşa harcayamayız.

- Ne dedi? - Henüz hazır değilmiş.

Burası her zaman böyle.

Burada boşuna bekleme. Siparişi iptal edeceğiz.

Hayır, iptal etmeyin.

Evet! Bir daha buraya gelmeyeceğim.

İptal edin, çok uzun sürüyor.

İptal ederseniz sizden selfie çekmenizi isteyecekler.

- Hesap senin adına mı? - Ne diyorsun? Hayır, bu...

- Kiralıyor musun? - Evet.

Siparişi iptal edersen fotoğrafını istiyorlar.

Daha da fazla zaman kaybedeceksin.

Yani 20 dakika mı harcamam gerekiyor?

Çok sık iptal edersen hesabı kapatırlar.

Beklemek en iyisidir.

Beşinci kez buradayım. Her seferinde aynı şey. Burası rezalet bir yer.

Parisli Süley!

Hala burada mısın? İptal etmeni söylemiştim.

Bak, ben bir sipariş daha aldım.

Ben giriyorum, böyle bir şey olamaz.

Lütfen efendim. Roger için sipariş vardı.

Bayım.

Hazır değil, dedim. Dışarıda bekle. İçeri girmenin anlamı yok.

- Ne kadar bekleyeceğim? - Arkadaşlarınıza söyledim.

Beyefendi, lütfen!

Zamanımızı boşa harcıyorsun. Şu an çok yoğunuz.

- Bakar mısınız? - Yoğunuz demedim mi?

- Daha ne kadar bekleyeceğim? - Bilmiyorum. Sesleniriz. Her zamanki gibi.

- Yeter artık. Çık dışarı. - Beni zorluyorsunuz.

İtmek yerine, siparişimi ver gideyim.

Henüz hazır olmadığını söyledim.

Neyi anlamıyorsun?

Bana bağırma. Biz sizin köleniz değiliz.

- Ben sizin için çalışmıyorum. - Memleketine geri git!

Beğenmiyorsan memleketine geri dön. Beni çileden çıkarıyorsun.

Sen de öyle! Siparişimi istiyorum.

Memleketine geri git. Defol!

Defol buradan!

- Geçti, tamam. Yeter artık. - Bütün geceyi burada mı geçireceğim?

Saçmalama, bütün geceyi burada geçiremeyiz.

Kendini yıpratma. Başını belaya sokar.

- Roger'ın siparişi mi? - Evet.

Tamamdır, teşekkürler.

Ne saçmalık!

Bir sipariş için bütün bir gece.

- Bir daha buraya gelme! - Sipariş gelirse yine gelirim.

- Gelme bir daha. Kaybol. - Hasta!

Haydi yürü, acele et!

7. kat mı?

Bayım, lütfen. Birkaç kat aşağı inebilir misiniz?

Kapı açık.

Lütfen, sadece birkaç kat?

- Görüşmenin sonu. - Beyefendi?

- İyi akşamlar. Siz Bay Roger mısınız? - Evet öyleyim.

- Kodu alabilir miyim? - Telefonumda var, bakayım... Bir saniye.

- Masanın üstünde. - Dikkatli olun.

İyi misiniz beyefendi?

- Biraz başım dönüyor. - Geçmiş olsun.

Oturun.

Şimdi kendimi daha iyi hissediyorum. İyiyim.

Kodu söyleyebilir misiniz lütfen?

Kod mu? Siparişi oğlum vermişti.

Uygulamada numarasının olması lazım.

Nerelisiniz bayım?

Ben mi? Gine-Konakri.

Gine-Konakri. Ailen orada mı?

Bir dakika.

İyi akşamlar efendim.

Ben kuryeyim. Ben babanızın yanındayım.

Sipariş kodunu alabilir miyim lütfen?

- O benim oğlum mu? - Evet.

2215.

- Harika. Teşekkür ederim. - Teşekkür ederim. İyi günler.

Teşekkür ederim.

Gine-Konakri çok uzakta. Ara sıra gider misin?

Hayır, geldiğimden beri hiç gitmedim.

Kötüymüş...

- Çok uzakta. - Evet.

- Yardıma ihtiyacınız var mı? - Hayır, kendim halledebilirim.

- Pizzayı kesebilirim. - Hayır, sorun değil.

- Her şey yolunda mı? -Evet. - Tamamdır.

- Adınız ne? - Süleyman.

- Süleyman, seninle tanıştığıma memnun oldum. - Ben de öyle.

Teşekkürler.

Bu benden.

- Kolay gelsin. - Teşekkür ederim.

Parisli Süley!

Acele et, gitme zamanı.

- Son bir siparişim var. - Biz gidiyoruz. Otobüs yakında kalkıyor.

Son bir teslimatım daha var sonra işim bitiyor.

- Sonra görüşürüz. - Sonra görüşürüz.

Bakar mısın!

Buraya gel!

- Affedersiniz? - Diğer tarafa geç.

- İyi akşamlar. - İyi akşamlar.

Siz Bay Fred misiniz?

Evet, ben Fred'im. Ama sen Emmanuel değilsin.

- O değil, değil mi? - Hayır.

- Bu sen misin? - Neler oluyor?

- O değil. - Şaka gibi.

- Adın ne? - Süleyman Sangare...Lütfen...

- Kodu alabilir miyim? - Evrakların tam mı Süleyman?

Elimde sığınma başvurusu makbuzu var.

Bununla çalışamazsın, biliyorsun, değil mi?

- Emmanuel kim? - Bir arkadaşım.

Bir arkadaş mı yoksa hesap sahibi mi?

Hesabını bana kiralayan bir arkadaşım.

Arkadaşın ne kadar alıyor?

- Duruma göre değişiyor. - Bırak şimdi!

120 Euro.

- Aylık mı? - Hayır, hayır.

- Haftada. - Otoyol soygunu gibi! Sen ne kadar kazanıyorsun ki?

Haftada ne kadar kazanıyorsun?

Ben, ...

Yani şey, duruma göre değişiyor.

200-250.

- Rahat ol. - Çok gerginsin.

Hayır, sadece ben...

Bir memura karşı asla kaba davranmam ama geç kaldım.

Sadece yemek mi dağıtıyorsun?

- Yalnız bu. - Kontrol edin.

Lütfen, otobüse yetişmem gerekiyor.

Evet, başka bir şey yok.

Beyefendi, kodu alabilir miyim? Yoksa geç kalacağım.

- Bisikletin farı kırık. - Ben sadece kuryeyim. Bir kaza geçirdim.

Koda ihtiyacım var yoksa geç kalacağım.

Sana ceza kesebiliriz. Geceleri tehlikelidir.

Lütfen efendim, otobüse yetişmem gerekiyor.

- Hadi. Hadi yiyelim. Açım. - Teşekkür ederim.

1403.

Affedersiniz.

Jaurès İstasyonu.

Bekle!

- Kayıt oldunuz mu? - Evet.

- İsim? - Sangare Süleyman.

Sangare mi? Arkadaşım sen hep geç kalıyorsun.

Üzgünüm, bir kaza geçirdim.

- Bir dahaki sefere hızlı ol. - Teşekkürler! Gidebilirsin!

Hey Süleyman! Nasılsın? Beni görmedin mi?

Parisli Süley!

- Hanımların yanına mı gittin? - A, hayır.

- Gidip biraz eğlenmiş. - İşim daha yeni bitti.

İyi geceler!

45 numara.

İyi akşamlar. İşte buyurun.

- İyi akşamlar. İsminiz nedir? - Sangare Süleyman.

Tamam, 10 numara.

- Siz bana genelde 42'yi veriyordunuz. - Bu gece sadece 10 numara kaldı.

- Ama benim eşyalarım orada. - Süleyman lütfen.

Yürümeye etmeye devam et, insanlar bekliyor.

Fırçanı al. İyi akşamlar.

İyi akşamlar Süleyman.

Süleyman, bisiklet buldum! Sosyal hizmet görevlisi bana yardımcı oldu.

Bu gece olmaz, Khalil, yorgunum.

Hesap almama yardım et, Süleyman.

Söz vermiştin Süleyman!

- Merhaba Muhammed. - Merhaba.

- Burasının benim yatağım olduğunu söyledin mi? - Söyledim ama hiç bir şey anlamıyor.

Merhaba dostum.

Ben burada uyuyorum.

Lütfen Mohammed, ona söyleyebilir misin?

- Biz hep böyle yapıyoruz. - Arkadaşımın yanında uyuyorum.

- Bak. - Bak, eşyalarına bak.

Bir karışıklık olmuş.

İşte, burada uyuyamazsın. Muhammed çok konuşuyor .

Biz böyle yapıyoruz.

Çok teşekkür ederim.

Kolay oldu.

Çok yorgunsun değil mi?

Çok yorgunum.

İyi akşamlar.

- İyi akşamlar. Kaç numara? - 10.

Bir tepsi al.

- Yürümeye devam edin. - Afiyet olsun!

Evet, Kadiatou. Nasılsın?

-Alo, Süleyman, beni duyabiliyor musun? -Evet.

Rahatsız etmiyorum değil mi?

Dün Amadou'nun düğününe gittik.

Kimin?

Ah Amadou! Bintou ile evlendi mi?

Hayır, Fanta ile evlendi. Onu tanımıyorsun.

Ah, günümüz erkekleri!

Bu yüzden sana bir şey söylemek istiyordum.

Sana bir şey söylemek istiyorum, dedim.

-Umarım iyi haberdir. -Diyordum ki...

...bir adam gelip benimle evlenmek istedi.

Bir mühendis.

Adı Adama.

- Alo, Süleyman? - Devam et, seni duyabiliyorum.

Evet, seni duyuyorum.

Dün bir adam gelip benimle evlenmek istedi. Adı Adama.

Benimle evlenmek istediğini söyledi.

Ne düşündüğünü bilmek istedim.

Bekle, Kadiatou. Ne diyebilirim ki?

Bu adam seninle evlenmek istediğini söyledi.

Sen de onunla evlenmek istiyorsun, değil mi?

Madem ki bunu konuştunuz...

Ben seni bekliyorum ve senin cevabın bu mu?

Dinle, Kadiatou, bekle.

- Süleyman?.. - Bir mühendis...

Duymak istediklerini söylemeyeceğim.

Bana bir dakika ver!

Acele et, sıra var.

Ne yapıyorsun? Salak! Onu dinle!

Çıplak bir kadına yemek götürüyor. Onu içeri davet ediyor ama o korkuyor.

Süley, sen olsan ne yapardın ?

- Hiç bir şey. - Neyin var senin?

-Sabununu bana ver! -Bunların hepsi çamaşır sabunumu kullanmak için.

- Biz bir aileyiz. - Siz sadece kullanıcısınız.

Paylaşabiliriz.

Beyler, bitirin artık. 5 dakika sonra dışarıdasınız.

Şu hale bak. Bize bitirmemiz için hiç zaman vermiyorlar.

- Ekselansları! - Rahat.

Selamlarımla.

Neden bir Ginelinin önünde hazır olda duruyorum?

-Tamam, iyi geceler. -O benim oğlum!

- İyi geceler. - Size de.

Mülakatım hakkında, biliyor musun?

Öbür gün ne söyleyeceğimi bilmiyorum.

- Barry sana hiçbir şey söylemedi mi? - Barry'yi unut!

Bana her türlü belgeyi verecekti ama hiçbir şey alamadım.

Bu mülakat konusunda ne biliyorsan...

...keşke bana biraz anlatabilseydin...

Thierno olayından beri şu sığınmacı meselesini bitirdim.

O evraklarını aldı, ben alamadım. Aynı anda başvurduk.

-İkinizin hikayesi de aynı mıydı? -Evet, hikayeler aynıydı.

Ama ona sığınma hakkı verdiler beni reddettiler.

Kararı içeren mektubu aldığımda üç gün yatakta kaldım.

Konuşmadım. Birisi benimle konuştuysa da cevap vermedim.

Birisi aradıysa da açmadım.

Anladım, anladım. Çok üzgünüm.

Fransa'ya neden geldiğimi bilmiyorum.

Bana hapishaneyle ilgili sorular sordular.

Hapishane mi, hangi hapishane?

Gine'deki Merkez hapishane mi? Sana ne sordular?

"İçerisi nasıldı" diye sordular.

"Duvarlarda neler yazıyordu" dediler.

- Ne cevap verdin? - Hiç bir fikrim yoktu.

Ben hiç oraya gitmedim ki.

- İyi akşamlar. - Teşekkürler Mamadou. Yarın görüşmek üzere.

Bütün gece buna bakmak işe yaramayacak.

Mülakat konusunda mı endişelisin?

- Yarın mı? - Hayır, yarından sonraki gün.

Korkma sakın.

Neler yaşadığını biliyorsun.

Ya yalan söylediğimi düşünürlerse?

Sen yalancı değilsin.

Yalan söyleyen insan eninde sonunda kendi kendisiyle çelişir, değil mi?

Endişelenmene gerek yok.

-Sınav gibi bir şey. -Ben hiç sınava girmedim.

Ben sadece bir tamirciydim. Okulumu bile bitiremedim.

Önemli olan net olman.

Acele etme. Ve yavaş konuş.

Ve görüşmeyi yapan kişiyle göz teması kurmayı unutma.

Bunu yaparsan her şey yolunda gider.

Şimdi uyuman gerek. Telefonunu kapat.

İyi geceler.

Kahretsin!

Burada uyumaya çalışıyoruz!

-Paris Evsizler Yardım Hattı. -Merhaba hanımefendi.

Bu gece için bir yatak rica ediyorum.

Adınız ve doğum tarihiniz lütfen?

Süleyman Sangare.

17 Ağustos 1999’da doğdum.

Bu gece Clignancourt Evsizler Barınağı'ndayım.

- Sangare Süleyman , doğru mu? -Evet.

Sizi buldum. Hangi otobüse binmek istersiniz efendim?

Saat 22.00'de Jaurès İstasyonu lütfen.

Jaurès'de akşam 10'da, tamam.

-Size bir onay mesajı gönderiyorum. -Tamam.

Merhaba Barry. Ben Süleyman.

Bu sabah gelemeyeceğim.

Paramı henüz alamadım.

Hesap sahibi ile saat 13:00'te görüşeceğim.

Ben daha sonra gelirim. Oraya vardığımda seni arayacağım.

KONAKRİ: SİYASİ TUTUKLULARIN LİSTESİ

Bir gece, hapishanede, bir gardiyan beni almaya geldi,

"Süleyman, Süleyman."

Cevap vermek istemedim.

İşkence göreceğimden emindim.

Bana tokat atarak başladı.

Sonra beni yan taraftaki küçük bir odaya götürdü.

Bana soyunmamı söyledi.

Asker elbisesini çıkarıp bana uzattı. Bana onu takip etmemi söyledi.

Dışarıya park edilmiş bir motosikletin yanına gittik.

Arkama bindi.

HESAP DEVRE DIŞI BIRAKILDI

HESAP KALICI OLARAK DEVRE DIŞI BIRAKILDI

Emmanuel, hesapta bir sorun var.

Seni bekliyorum. Geliyor musun? Paraya ihtiyacım var.

Merhaba, kurye asistanı.

Evet, hesabımı kapattınız. Nedenini bilmiyorum.

Adınızı söyler misiniz lütfen?

Bahana Emmanuel.

Birisi sizinle iletişime geçtiği için mi kapattınız?

Bir hanımefendi mi sizi aradı?

Hesabınızın kapatıldığını görüyorum.

Yoksa dünkü restoran sahibi mi şikayet etmiş?

Sizi aradılar mı bilmiyorum ama...

Ben hiçbir yanlış yapmadım.

Bu bilgiyi size veremem. Üç gün içinde bir e-posta alacaksınız.

Daha fazlasını söyleyemem.

Başka bir yol yok mu? Lütfen hanımefendi çok zor bir durumdayım.

-Ben şikayet kabul etmiyorum. -Hanımefendi, peki para transfer edildi mi?

Evet, para bankanıza havale edilmiş.

Affedersiniz! Affedersiniz efendim.

-Merhaba. -Emmanuel burada mı?

- Emmanuel mi? Bugün onun izin günü. - Gerçekten mi?

Salı günleri izin günü.

- Kuzey İstasyonu'nda buluşacaktık. - Evet?

- Onu aramayı deneyin. - Cevap vermiyor.

Size yardım edemem. Üzgünüm.

Merhaba kardeşim.

Kurye olarak çalışmak istiyorum. Ben Fransa'ya yeni geldim.

- Birlikte misiniz? -Evet.

Şu anda müsait değilim.

- Nerelisin? - Gine-Konakri.

Biz Fildişi Sahilliyiz. Dyula dilini biliyor musun?

Evet, ama sana yardım edemem.

Seni anlıyorum ama sana yardım edemem.

- Seni daha sonra arayabiliriz. - Şu anda müsait değilim, gitmem lazım.

Affedersiniz, Emmanuel adında bir Kamerunlu tanıyor musunuz?

-Emmanuel mi? - Evet. - Evet tanıyorum, ne oldu?

O benim iş arkadaşım. Burada buluşacaktık da.

Onu bugün hiç görmedim.

-Evet, Barry. -Neredesin?

Bugün belgelerini istediğini sanıyordum.

Evet, istiyorum.

Mesajımı almadın mı?

Ne mesajı? Mesaj falan almadım.

Hemen gelemeyeceğimi dair sana mesaj bırakmıştım.

Gidip paranı almam gerekiyordu.

Şimdi neredesin?

Trendeyim. Birazdan orada olacağım.

Paris'e varır varmaz...

-Paris'e varır varmaz seni arayacağım. -Çok geç oldu! Saat 20.00'de çıkıyorum .

-Duyuyor musun? -Seni duyuyorum.

Özür dilerim. Kulaklığım bozuldu.

Ben trendeyim. Geldiğimde sana haber vereceğim.

Beklemeyeceğim. Saat 20:00'de eve gidiyorum. Anladın mı?

Özür dilerim. Paranı almaya geldiğim için geciktim.

Yoksa çoktan orada olurdum. Lütfen.

Anladın mı?

GİNE: HAPİSHANEDE 4 ÖLÜ

-Emmanuel, sen telefonlarıma neden cevap vermiyorsun? -Burada ne yapıyorsun?

Telefonlarıma cevap vermiyorsun. Neden istasyonda değildin?

-Buraya böyle gelemezsin. -Neden orada değildin?

Beni burada bekle.

- O kim? - Bebeğim, sen karışma.

-Kusura bakmayın hanımefendi ama o dürüst biri değil. -Onun yanında böyle konuşma.

Bana paramı ver. İstasyonda buluşacaktık.

-Lütfen paramı bana ver. -Burada bekle.

- Nereye gidiyorsun? - Bekle dedim!

Emmanuel!

Ne yapıyorsun? Beni burada neden bekletiyorsun?.

- Kapımı çalma. - Paramı neden vermiyorsun?

Bağırma.

- Komşular polisi arayacak. - Umurumda değil.

- Neden gelmedin? - Gel konuşalım.

Gerek yok, paramı ver yeter.

Sana ödeme yapmıyorum.

- Neden? - Çünkü hesabımı kapattırdın.

- Paramı ver gideyim! - Gel konuşalım.

Buraya gelip bana hesap soramazsın.

-Neden randevuna gelmedin? -Dinle kardeşim.

Neden randevuna gelmedin?

- Sana hiçbir borcum yok. - Neden?

Hesabımı kapattırdın.

Hesabımı geri al, paranı sana vereyim.

Siz Afrikalılar her zaman insanları kandırıyorsunuz.

Hesabın bir önemi yok.

- Allah'ın izniyle şu 40 Euro'yu al. - Hayır, hayır, hayır...

- Al bunu. Kazan-kazan durumu. - Hayır, hayır, hayır.

İt gibi çalıştım. Hesapta 302 € var.

Allah aşkına al bunu.

302'den 120'yi çıkarırsak 182 kalır. Bana 182 ödeyeceksin.

182 €'dan yakınıyorsun ama hesabımı bloke ettin.

Değerinin ne kadar olduğunu biliyor musun? 40'ını al ve bir daha geri dönme.

-40 € ile gitmiyorum. -Bana böyle mi teşekkür ediyorsun?

Kabul etmiyorum. Ben paramı istiyorum!

Sana hiçbir borcum yok! Defol git!

-Bana paramı ver! -Zorlama. Sorun mu istiyorsun?

Defol git!

Bir daha gelme!

Affedersiniz.

Sinyal sesinden sonra lütfen mesajınızı bırakın.

Evet, Barry.

Bana Nation İstasyonu'nda beklememi söyledin. İşte şimdi buradayım.

Beni affet lütfen.

Bugün seni görmek istediğimi biliyorsun.

Çok ciddiyim, lütfen.

Yakında görüşmek üzere, inşallah.

BARRY: Son vagondayım.

-Süleyman, ne oldu sana? -Mühim değil.

- Polisle bir sorun mu oldu? - Hayır, polisle ilgili bir sorun yok.

Param nerede?

-Affedersin ama... -Affı falan boş ver, paramı ver.

-Burada. -Bu da ne?

-Barry, beni affet ama... -Biz böyle anlaşmamıştık, Süleyman.

- Bu yeterli değil. - Lütfen.

- Para yoksa, belge de yok. - Merhamet et.

Mümkün değil.

Ne demiştik?

Sana vereceğim...

-Sana paranı vereceğim dememiş miydin? -Vereceğim.

-Lütfen. -Sana belgeleri vermiyorum.

Beni aptal mı sanıyorsun?

Hepiniz aynısınız. Hepiniz aynısınız.

Vallahi, eğer evraklarım olmazsa...

Yarın mülakatım var biliyorsun.

Eğer bu belgelere sahip olamazsam...

Merhamet et, yardım et bana.

Lütfen.

Tamam, işte belgelerin.

Parti sertifikası, tasdikname ve parti üyelik kartın.

Hepsi burada.

Zarfın içinde, burada.

Teşekkür ederim.

-Umarım tarihleri ezberlemişsindir. -Tarihler mi? Evet.

Aslında Barry, mülakat ile ilgili bir sürü sorum var.

Sığınma memurları Gine'yi biliyor mu?

Konakri'nin mahallelerini biliyorlar mı?

Onlar her şeyi biliyorlar!

Her sokağı... Gösteriniz neredeydi?

Rota neydi?

Bambéto'dan ayrılıp Cimenterie'ye doğru yola koyulduk.

Daha sonra polis beni T7 kavşağında yakaladı.

Seni nereye götürdüler?

Jandarma 16 numaraya...

- Samatran'a .Beni oraya götürdüler. - Tamam.

Ama Barry, güvenlik sekreteri olarak...

- ...ben ne yaptım? - Çok basit!

Sen etkinliklerin güvenliğini sağlayan kişiydin.

İletişim şefi olmak zor olurdu.

O yüzden güvenlik sekreteri dedik..

Etkinliklerde güvenliği sağladın. Hepsi bu.

Toplantılar hakkında soru sorabileceklerini söylediler.

Bir sonraki durakta iniyorum. Bir durak kaldı.

Toplantılar başkan Barry Abdoulaye'nin evinde yapıldı.

- Mahalli komite yetkililerini tanımıyor musun? - Hayır.

Telefonunu bana ver.

Federasyon Başkanı Bay Alassane Diallo’dur.

Bambéto'da yerel komite başkanı Bay Abdoulaye Barry'dir.

Bilgi ve İletişim Sekreteri Bay Bakary Sow’dur.

Saymanımız Bayan Mariam Camara'dır...

Ben burada iniyorum. Bunları ezberle.

Bana cezaevinin nasıl olduğunu sorabileceklerini söylediler.

Karanlıktı. Elektrik yoktu.

Duvarlarda ne olduğunu sorabilirler.

Cumhurbaşkanı Alpha Condé'nin bir fotoğrafı var.

Duvardaki onun resmi.

- Hepsi bu kadar mı? - Evet, hepsi bu kadar.

Asla bir Ginelinin sana yardım ettiğini söyleme. Anladın mı?

Sosyal hizmet görevlisinin yazmana yardımcı olduğunu söylersin.

-Tamam mı? -Tamam.

Üzgünüm, otobüse yetişmem gerekiyor.

Yakında görüşürüz.

Süleyman, paramı unutma!

Evet, Ghislain.

Lütfen, neredeyse Kuzey İstasyonu'na vardım.

Otobüsü bekletebilir misin? Bir şeyler uydur.

Paris, Kuzey İstasyonu...

- Lütfen efendim. - Arkadaşım!

- Otobüse yetişmeliyim! - Hayır, çok geç.

Faydasız!

Lütfen efendim!

Lütfen efendim! Lütfen efendim!

Hava çok soğuk lütfen. Açık havada uyuyamam!

Lütfen efendim!

Açmama izin verilmiyor!

Kadiatou, nasılsın?

-İyiyim. Peki ya sen? -Umarım uyumuyordun.

Uyuyamıyordum. Peki ya sen?

Affedersin, kameranı açabilir misin?

Nasılsın?

İyiyim.

Kararını verdin mi?

-Gözüne ne oldu? -Mühim değil.

Gözün şişmiş. Sana ne oldu?

- Mühim değil. - Yaralı mısın?

Ciddi bir şey yok. Konuşabiliriz.

Önemli bir şey değil.

Peki söyle bakalım kararını verdin mi?

İlgini çekmediğini sanıyordum.

Onu nereden çıkardın? Öyle bir şey olmadığını biliyorsun.

-Dün çok fazla insan vardı. -Dün bana söylediklerin...

Sanki birbirimizi tanımıyormuşuz gibi konuştun.

-Yapma Kadiatou... -Beni unuttun!

Hayır. Unutur muyum hiç?

Fransa'ya gittiğinden beri bizi unuttun.

Bunu söyleme.

Bizi nasıl unutabilirim?

Bilmiyorum.

Kadiatou, benimle evlenmek istemiyor musun?

Ne istediğimi biliyorsun.

Buradan ayrılmak istiyorum...

deniz yoluyla...

veya çölü aşarak yanına gelmek istiyorum.

- Buraya mı? - Avrupa'ya gelip seninle birlikte olmak istiyorum.

- Bekle. - Korkmuyorum.

Kadiatou, beni dinle.

Deniz yoluyla seyahat etmenin nasıl bir şey olduğunu bilemezsin.

Seni neyin beklediğini bilmiyorsun.

Burada kadınların neler yaşadığını bilseydin bunu söylemezdin.

Sana inan ki çok aşığım.

Eğer yapabilseydim,

seninle hemen evlenirdim.

Ancak...

Allah bizim kaderimizi birleştirmemiş.

Yani söylemek istediğim şey

o adamla evlenebilirsin .

Kadiatou...

Affedersin, Kadiatou,

ama şu mühendis,

onu çekici buluyor musun ?

O Yakışıklı mı?

Ben seni çekici buluyorum.

Bana bir fotoğrafını gönder de görebileyim.

Ondan bahsettiğimde başını sallıyorsun.

Uzun mu, kısa mı olduğunu bile bilmiyorum.

Yakışıklı ve boyu kısa değil.

Bir resmini gönder.

Bekle.

Utanıyor musun?

-Hayır. -Tamam gönder.

-Gördün mü? -Aman Tanrım!

Bunu Süleyman'la mı karşılaştırıyorsun?

Ne olmuş yani?

Ne kadar da küçük bir adammış... Aman Tanrım!

O küçük değil. Senden daha uzun.

Seni bırakmanın acısı kalbimi yakıyor.

Birlikte geçirdiğimiz tüm zamanları düşün.

Tek dileğim...

senin mutlu olman.

Mutluluğun daim olsun, Kadiatou.

O halde sana ve mühendisine mutlu bir yaşam diliyorum.

Allah şahidimdir.

Seni asla unutmayacağım.

Yani böyle mi bitecek?

Elini yüzünden çek.

Allah evraklarını almanda yardımcın olsun.

Amin.

- Allah sana şans versin. - Amin.

- Allah seni mutluluğa ulaştırsın. - Amin.

Allah duanı kabul etsin.

Günaydın.

Bu gece için bir yatak arıyorum.

Sangare Süleyman.

17 Ağustos 1999.

- Merhaba arkadaşım. Çay mı kahve mi? - Çay lütfen.

- Süt? - Sadece biraz.

İşte. İçinizi ısıtacak.

Çok teşekkürler .

Merhaba.

Teşekkür ederim.

Sana ne oldu?

Küçük bir kaza, önemli bir şey değil.

- Doktora göründün mü? - Hayır, henüz değil.

- Adres istiyor musun? - Hayır, iyi olacağım. Teşekkürler.

- Emin misin? - Eminim.

- Süleyman? - Khalil!

- Gömleğimi getirdin mi? - Tam istediğin gibi.

Burası neresi?

Sık sık gelir misin?

Bunu sana kim yaptı?

- Acıyor mu? - Lütfen, yapma.

- Nerede uyudun? - Dışarıda.

Dün gece saatlerce bekledim.

Sana yardım edeyim.

- Mülakat bugün mü? - Evet.

- Saat kaçta? - Saat 9'da.

Ters giydin.

Biraz heyecanlıyım.

Şimdi oldu.

Stres yapma. Devam et. İyimser ve sakin ol.

Şimdi de papaz mı oldun?

Sana tavsiyede bulunuyorum.

Beni dinle, iyi olacaksın.

Telefonunu açsana lütfen.

- Sana güzel bir saç kesimi yapabilirdim. - Dokunma.

Çocuk gibi davranmayı bırak.

Stres yapma.

Kendin ol.

- Lütfen sus! - Çantanı al ve gidelim, hadi.

- Bu senin mülakatın mı yoksa benim mi? - Senin ama...

- Tut. - Ben de seninle geliyorum.

Sayın Honorine Mbuta, lütfen.

Sayın Samir Zied, lütfen.

- Devam edin. - Teşekkür ederim.

Mülakatımıza başlayalım.

Mikrofonu burada görüyorsunuz. Her şey kayıt altına alınacak.

Başvurunuz reddedilirse,

karara itiraz etme ve kaydı dinleme hakkınız bulunmaktadır.

Anladınız mı?

Lütfen kayda almak için yüksek sesle cevap verin.

Evet, anladım.

Mülakatı tercüman olmadan Fransızca yapmayı mı istediniz?

Evet, Fransızca konuşuyorum. Sonuçta Fransa'dayız.

Başlamadan önce dosyanıza eklemek istediğiniz herhangi bir belge var mı?

- Evet. - Teşekkür ederim.

UFDG partisi üyelik kartınız,

sertifika,

ve sağlık raporu. Tamam.

Şimdi...

Fransa'ya ulaşmadan önce hangi ülkelerden geçtiniz?

Gine'den Mali'ye gittik.

Çölü geçtik.

Affedersiniz, bölüyorum ama sadece ülkeler.

Peki Mali'den sonra nereye gittiniz?

Mali'den sonra Cezayir'e gittik.

Orada ne kadar kaldınız?

Birkaç hafta. Sonra Libya'ya gittik.

Peki ya Libya'dan sonra?

Libya'dan sonra İtalya'ya geçtik.

Şimdi en başından itibaren başlayalım.

UFDG partisine 2019’un başlarında katıldığınızı söylediniz, değil mi?

Evet, 30 Mart 2019'da.

- Bambéto'da, değil mi? - Evet.

Peki komite başkanı kimdi?

Abdoulay Barry.

Partiye katılmanıza neyin sebep olduğunu açıklayabilir misiniz?

Aslında,

UFDG'nin topluma yönelik vizyonundan dolayı.

Bu vizyonu ülke açısından ilginç buldum.

Örneğin, eğitim konusunda,

5 yaş üstü çocuklar için okulu zorunlu hale getirmek istiyoruz,

ve ayrıca eğitim bütçesini %13'ten %20'ye çıkarmak istiyoruz.

- İkincisi... - Bir dakika, bir dakika. Özür dilerim.

- Peki program sizi ikna etti mi? - Kesinlikle.

Partiyi nasıl duydunuz? Sizi onlarla iletişime geçmeye motive eden şey neydi?

Aslında...

tahliyeden sonraydı, onlar...

Demek istediğim...

Evlerimizi yıktıktan sonra,

Evden Çıkanlar Derneği'ne katıldım.

- Evini kaybedenler için mi? - Kesinlikle.

UFDG aktivistleriyle orada tanıştım.

Tamam.

Yerel komitenizin güvenlik sekreteri olduğunuzu söylemiştiniz, doğru mu?

- Evet, doğrudur. - Ne zaman seçildiniz?

12 Mayıs 2019'da.

- Yani 30 Mart'ta partiye katıldınız... - Evet.

ve 12 Mayıs'ta güvenlik sekreteri seçildiniz.

Evet.

Hızlı bir terfi, öyle değil mi?

Bilmiyorum. Hayır.

Onları nasıl ikna ettiniz?

Şey...

Şöyle ki...

Aslında onlar...

Motivasyonlarımı gördüler.

Motivasyonlarınız.

Ama sonra siz...

...konuşma mı yaptınız? Onları ikna etmek için ne söylediniz?

Nasıl geçti?

Acele etmeyin, sorun yok.

Futbol ile ilgili...

Bağlantıyı göremiyorum. Açıklayabilir misiniz?

Hanımefendi, ben orada futbol takımının kaptanıydım.

Maçları organize etmeye alışmıştım

ve mahalle gençleri bana saygı duyuyorlardı.

Bir futbol organizatörü olduğunuzda...

- ...herkes size saygı duyar. - Tamam.

Ancak...

daha doğrusu, tam olarak nasıl oldu?

Orada değildim, bu yüzden sahneyi bana tarif etmelisiniz

böylece anlayabilirim. Başka aday var mıydı?

Hanımefendi.

Doğrusunu söylemek gerekirse çok fazla sayıdaydık .

Kaç aday olduğunu söyleyemem.

O insanların hepsini hatırlamıyorum.

Tamam. Peki nerede gerçekleşti?

- O seçim nerede yapıldı? - Bambéto'da.

Bambéto'nun tam olarak neresinde?

Dönel kavşakta.

Dönel kavşak, açık havada mı?

Evet, açık havada.

Açık havada seçim yapmak kolay değil.

Açık havadaydı ama bir çadırdaydı

dönel kavşakta.

"...bir çadırda."

Sayın Sangare, ne zaman tutuklandınız?

23 Şubat'ta...

Üzgünüm, 23 Ekim 2020'de.

"Ekim 2020."

Tutuklandıktan sonra neler oldu?

Jandarmada beni bir odaya aldılar.

Orada iki polis müfettişi vardı.

İki müfettiş, doğru mu?

Masanın üzerinde kağıtlar vardı.

Bana yazılı bir itirafım olduğunu söyleyerek imzalamamı istediler.

"Hayır" dedim.

Jandarmaları çağırdılar.

Jandarmalar bana saldırmaya başladılar.

- Ve onlar... - Bir dakika.

- Devam edin. - Beni sopalarla dövmeye başladılar.

sonra kemerlerle, sonra da tekmelerle.

Ve ben yine "hayır" dedim.

Sonrasında...

bana vurmaya devam ettiler,

ve bayıldığımda ellerimi tuttular

ve parmak izlerimi kağıda bastılar.

Daha sonra bir sürü silah getirdiler...

Orada palalar vardı,

av tüfekleri...

Her türlü silah. Bunları etrafıma yerleştirip fotoğraf çektiler.

Beni de bunlarla tutukladıklarını söylediler.

Yanınızda başkaları da var mıydı?

Hayır, tanıdığım kimse yoktu.

Tanıdığınız kimse yok muydu?

Hanımefendi, odadaydım, sarsılmıştım, kendimde değildim, bu yüzden...

Ve sonra merkez hapishaneye transfer edildiniz, doğru mu?

- Evet. - Peki orada nereye götürdüler sizi?

Oraya, merkez hapishaneye vardığımda beni bir hücreye götürdüler

32 kişinin olduğu bir yere.

32 kişi mi?

Evet.

Tamam.

Çok kesin.

Onlardan herhangi birini tanıyor muydunuz?

Hayır.

O insanlardan hayır.

UFDG'nin başka üyesi yok mu orada?

Açıkçası başka UFDG üyesi görmedim.

Pek anlayamadım.

Yaklaşık 45 gün cezaevinde kaldınız, insanlarla konuştunuz.

Evet, diğerleriyle konuştum.

Oradan, hapisten bir çıkış yolu bulmaya çalıştım.

Ve oradaki insanların arasında hiç UFDG üyesi yok muydu?

Gerçekten hanımefendi...

Jandarmada ve merkez cezaevinde partiden kimse yok muydu?

Gösteride karşılaştığınız kimse var mıydı?

Hayır.

Demek istediğim...

Bu hikayeyi sizin için kim yazdı?

Ben kendim yazdım

ama kuruluştaki bir sosyal hizmet görevlisinden yardım aldım.

Bay Sangare, sanırım bu hikayeyi sürekli duyduğumu fark etmediniz.

Yıkılan evler protestolar, hapishaneler,

hatta bıçaklı fotoğraf bile. Geçen hafta bunu iki kez duydum.

Hanımefendi, bunun normal olduğunu düşünüyorum.

Çok fazla sayıdaydık .

Yani herkes aynı hikayeyi aynı sözcüklerle mi anlatıyor?

Endişelenme, tamam mı?

Önemli olan şimdi bana ne söyleyeceğin.

Önemli olan bu. Dosyanda neler var?

Hala değiştirilebilir. Seni dinlemek için buradayım.

Gerçekte sana ne oldu? Senin hikayen nedir?

- İşte benim hikayem bu hanımefendi. - Bay Sangare, henüz çok geç değil.

Sizi dinlemek için buradayım.

Gine'den neden ayrıldınız?

Tamam...

Aslında...

Aslında şöyle...

Küçükken, ben 7 yaşındayken...

biz...

babam, annem ve ben birlikte yaşıyorduk.

Ama babam onu evden kovdu.

Çünkü hastaydı.

Çünkü o...

Onu evden kovdu çünkü...

Çünkü o, diğerleri gibi değildi.

Ve...

Annenizin nesi vardı?

Herkes annemin...

...şeytan bir kadın olduğunu söylerdi.

Bütün bunları duymaya artık dayanamadım.

Annem hakkında söylenenleri duymaya dayanamadım.

Annem akıl hastası ama bu onun suçu değil.

Çünkü...

...her zaman bana "deli kadının oğlu" diyorlardı.

Oradan ayrıldım çünkü...

..Gine'de kazandığım az miktarda para yetmiyordu.

Onun için bir şeyler yapmak istedim.

Kendini iyi hissedebilsin diye.

İyi olmayacaktı ama

en azından kendini daha iyi hissedebileceği bir yeri olacaktı.

Ama Gine'de bunu yapamadım.

Hiçbir şeyim yoktu, hatta yatacak bir yerim bile yoktu.

Cezayir'e gitmek için....

...Gine'de ayrıldım.

Orada çalışıp...

...annem için bir şeyler yapabileceğimi düşündüm...

Ama sonradan gördüm ki bu işe yaramadı.

Orada amacıma ulaşamayacaktım.

Bu sebeple arkadaşlarım Libya'ya gitmeye karar verdi.

Ben de onlarla birlikte yoluma devam ettim. Libya'ya gittik.

Libya da hayal ettiğimiz gibi değildi...

Libya'da da durum aynıydı.

Orada bize saygı gösterilmedi.

Bize çok kötü davrandılar...

Biz oraya vardığımızda,

orada gördüğümüz tek şey

bize hayvan muamelesi yapılmasıydı.

Beklemediğimiz şeylerle karşılaştık. Bizi doğruca cezaevine götürdüler.

Bizden istedikleri tek şey paraydı.

"Aileni arayacaksın. Sana şu kadar gönderecekler."

Ama hiçbir şeyim yoktu.

Annemin hiçbir şeyi yoktu.

Annem bana güveniyordu.

Orada, hapishanede...

...bize işkence ettiler. Onlar...

...sadece şunu söylerlerdi...

"Para...Anneni babanı ara."

Diğerleri anne ve babalarını arayabildiler.

Ben...

ailem...

Hapishanede...

...hapishanede ölemeyeceğimi düşünüyordum çünkü...

annemin...

...orada ölemem çünkü onun bana ihtiyacı vardı.

Bana ihtiyacı vardı.

O...

...O bana hayat verdi, ben de ona karşılığında bir şey vermeliyim.

Bana yalan söyleme dedi ama ben yalan söylemeye devam ettim.

Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Hayır, hepsi bu.

Sanırım bitirdik.

Karar size posta yoluyla bildirilecektir.

Cevap olumluysa Fransa'nın korumasından yararlanacaksınız.

Burada çalışma ve yaşama hakkına sahip olacaksınız.

Eğer cevap olumsuz ise itiraz etmek için bir ay süreniz olacak.

Anlıyor musunuz?

Tamam.

Çeviri: Şener KALKANCI sener72@gmail.com

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.