All language subtitles for Gaddar 2

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam Download
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Televizyon açık)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Kapı zili çaldı)

(Gerilim müziği)

(Yüksel) Bebeğim, hoş geldin. Vay, vay, vay!

-(Yüksel) Bu ne güzellik böyle. -(Aydan) Yakışmış mı? Yeni aldım.

Çok yakışmış. Bir dön bakayım.

(Müzik)

Güzel. Alayım üstündekini.

(Müzik)

Sana her şey yakışır.

(Müzik)

-Aç mısın? Bir şeyler yiyelim. -Kurt gibi açım.

(Yüksel) Peki.

Ee, ne söylesek, ne yersin?

Telefondan bir şeyler söyleyelim istersen.

Olur. (Kapı zili çaldı)

(Kapı zili ısrarla çalıyor)

Ne oluyor, alacaklı gibi?

Yüksel!

Yürü! Yürü! Gel buraya gel, gel! (Aydan bağırıyor)

-(Erkek) Gel, gel! -(Aydan) Bırak! Ya bıraksana (Bip)!

-(Erkek) Hey, dur! -(Aydan) Bırak beni!

-(Aydan) Bıraksana beni! -(Erkek) Gel buraya!

-Bırak beni! -Geç!

(Yüksel) Yapma! Yapma!

-Kim bunlar ya? -Bir şey yapma! Bir şey yapma!

-Söylesene Yüksel, kimiz biz? -Ben seni tanıyorum.

Kızı bırakın, öyle konuşalım. Delikanlılığa sığmaz bu yaptığınız.

Delikanlılıktan bahsedene bak lan.

Senin Rıza abiye yaptığın delikanlılık mı lan?

Yenge, senin bu manitan var ya...

...milletin yatak videolarını çekiyor...

...şantajla montajla paraları götürüyor.

-Doğru mu? -Doğru değil.

-(Yüksel) Ah! -Çakacağım ha!

-Bir daha söyle lan. -(Erkek 2) Biz gelip, seni temizleyip...

...gidecektik. -(Erkek) Bir de görgü tanığı...

...çıktı başımıza. Senin adın ne yenge?

Öyle mi? Bakalım neymiş.

(Yüksel) Tamam, bir şey yapma, tamam.

Aydan Güneş.

Şimdi yengeciğim, biz prensip icabı...

...görgü tanıklarını temizliyoruz.

-Önce video, video. -(Yüksel) Bak, bir yanlış anlaşılma var.

Bak, senin Rıza abin beni tehdit etti, ben de onun karşılığında...

...bir şey yapmadım, şantaj falan yapmadım ben ona.

-Uzatma lan, uzatma. Video nerede? -Bende değil.

-Video nerede? -(Aydan) Hayır hayır hayır!

(Yüksel) Dur dur dur, tamam, tamam, bir şey yapma.

Tamam, bir şey yapma, bir şey yapma ona. Ben sana vereceğim videonu, tamam mı?

-(Erkek) Kalk lan, hadi. -(Yüksel) Tamam.

-Kıza bir şey yapma. -(Erkek) Hadi yürü.

-Tamam. Şurada bir yerdeydi, bir saniye. -(Erkek) Hadi yürü. Hadi hadi, hızlı.

(Silah sesleri)

(Erkek) Lan! (Aydan bağırıyor)

-Lan kız kaçıyor. -(Erkek 2) Gel buraya, nereye gidiyorsun!

Gel buraya.

(Müzik)

(Nefes nefese)

Dağhan...

(Kesik kesik nefes alıp veriyor)

(Gerilim müziği)

Aydan, neredesin kız?

Kurda kuşa yem olursun buralarda. Çık ortaya!

(Gerilim müziği)

(Erkek 1) Kimdi o kaçarken ayakkabısının tekini düşüren (Bip)?

Kırmızı Başlı Kız mı?

Neredesin kız?

Çık ortaya!

Aydan!

Ah!

Ah!

İyi koşturdun ha.

-Boşa enerji harcadık. -Ne olur bırak beni, ne olur gideyim.

Olmaz, masalın sonu öyle değil ki.

Önce ayakkabıyı deneyeceğiz, ayağına olursa seni prensesim yapacağım.

(Yaklaşan araba sesi)

("Mary Jane - Mevsim Bahar" çalıyor)

Dağhan.

("Mary Jane - Mevsim Bahar" çalıyor)

"İnan bana çok geç değil"

"Mevsim bahar daha, kış değil"

"Bir kez daha dayanamam"

"Kalbim nasır ama taş değil"

"İnan bana çok geç değil"

"Mevsim bahar daha, kış değil"

Sen...

...nereden çıktın?

"Bir kez daha dayanamam"

O adam bana...

"Bir deli rüzgâr esse bir yerlerden"

"Savurur mu, götürür mü beni, bilmem"

"O deli âşık mazide kaldı artık"

"Dönecek mi geriye, onu bilmem"

"Hiç zaman olmaz mı?"

"Geri gelmez mi?"

Arabaya bin.

"Savunmasız duygular"

"Ah, o günleri"

"Bir daha vermez mi?"

"Acımasız şu yıllar"

("Mary Jane - Mevsim Bahar" çalıyor)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Dağhan...

...ne olduğunu anlatacak mısın?

Nereden çıktın sen?

-O adamlar Yüksel'i... -Sakın!

Sakın yanımdayken onun adını söyleme.

Bu muydu Samet'in yanındaki adam?

(Geçiş sesi) (Boğuşma sesleri)

Hayır, ben bu adamı tanımıyorum.

-Emin misin Zafer? -Eminim.

Şeyi söylesene bana, eve gelen bu diğer adam nasıl biriydi?

-Hatırlamıyorum. -Yani vardı ikinci bir adam gerçekten...

...sen adamı hatırlıyorsun ama yüzünü mü hatırlamıyorsun?

Kardeşim ölmüş! Ne istiyorsun benden?

Peki, haklısın. Ben seni fazla yormayayım.

Tekrar başın sağ olsun Zafer. Sen biraz yat dinlen, kendine gel...

...sonra misafir ederiz seni, olur mu?

Bu şeyi falan da o zaman anlatırsın...

...evinden çıkan silahlar, uyuşturucular falan var ya, gelince anlatırsın.

Bir de şunu şuraya bırakıyorum Zafer.

Bakarsın belki hatırlarsın, tamam mı?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Ne zamana kadar konuşmayacaksın?

Nereye gidiyoruz?

Çantam, eşyalarımın hepsi Yüksel'in evinde kaldı.

-Sana onun adını söyleme, dedim! -Biraz sakin olur musun lütfen?

Zaten kafayı yemek üzereyim. Daha demin birisi gözümün önünde...

...ezildi, silahlar patladı.

Ambulansı arayalım. Belki de Yüksel yaş...

Sus! Sus! Sus!

Bana bağırma, yeter, bağırma! Kıskançlık yapmanın sırası mı?

Ayrıca biraz yavaşlar mısın lütfen? Öldüreceksin ikimizi de.

Yavaşlamamı mı istiyorsun? Al.

(Gaza basıyor)

Bravo, gerçekten çok olgun davranıyorsun.

Benim anlamadığım, madem beni öldürecektin...

...o zaman niye kurtardın o adamın elinden?

Bıraksaydın da ölseydim. Hak ettiğimi bulmuş olurdum, değil mi?

-Aynen. -Ne dedin sen?

Aynen dedim, aynen! Aynen.

Öyle mi? Bas o zaman.

Bassana o zaman, bassana! Madem benim ölmemi istiyorsun bas!

İkimiz de ölelim, hadi.

-Ölmek mi istiyorsun? -İstiyorum.

İyi.

(Gaza basıyor) (Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Geçiş sesi)

(Radyoda "Müzeyyen Senar - Ölürsem Yazıktır" çalıyor)

"Ölürsem yazıktır"

"Sana kanmadan"

"Ölürsem yazıktır"

"Sana kanmadan"

"Kollarım boynunda "

"Halkalanmadan"

"Kollarım boynunda "

"Halkalanmadan"

(Geçiş sesi)

"Bir günüm geçmiyor"

(Fren sesi)

"Seni anmadan"

"Derdine katlandım"

"Hiç usanmadan"

"Diyorlar kül olmaz ateş"

"Yanmadan"

"Denizler durulmaz"

"Dalgalanmadan"

"Diyorlar kül olmaz ateş"

"Yanmadan"

(Telefon çalıyor)

-Efendim Tarık? -Gürkan'ım, nasılsın?

İyi abi, ne olsun. Anca eve gidiyorum. Bütün gece ayaktaydım.

Al benden de o kadar. Ne diyeceğim sana, sen geçenlerde bir kızı arıyordun ya...

...adı neydi onun? -Aydan Güneş. Niye sordun?

-(Gürkan ses) Buldun mu kızı yoksa? -Kendisini değil de kimliğini buldum.

-Kimliğini mi? Nerede buldun? -Bir cinayet mahallinde.

Tarık, sen bana konum atsana, ben geliyorum.

Tamam, atıyorum hemen.

(Müzik)

-Arabaya bin. -Manyak mıyım ben?

Bir daha biner miyim o arabaya?

-Ayakların çıplak. -Sana ne!

Başına bir bela gelmesin.

Benim başıma bundan sonra senden daha büyük bir bela gelemez.

-Nereye gittiğini biliyor musun böyle? -Cehennemin dibine gidiyorum.

Polise gidiyorum ya. Olan biten her şeyi anlatacağım. Polise gidiyorum.

-Yapma. -Yapacağım.

-Dur! -Çekil!

-Dur! -Çekil be!

Dur!

Bak, adamlardan biri kaçtı.

Senin o, o (Bip) erkek arkadaşını vuran herif kaçtı.

Senin de adını sanını biliyorlar.

Anlamıyorum ben hiçbir şey, anlamıyorum.

Sen dün onlarla birlikte mi geldin? Nereden biliyorsun bunları?

Dün gece bahsettikleri videonun yerini biliyor musun?

Dağhan...

...sen beni nasıl buldun? Dün neler oldu?

-Sana video diyorum, cevap ver. -Sen bana cevap ver.

-Nasıl buldun beni? -Bir kere benimle inatlaşmayı bırak.

Yardımcı olmaya çalışıyorum sana. Videonun yerini...

...biliyor musun, bilmiyor musun? -Bilmiyorum ben video falan.

Bilmiyorum. İlk defa duyuyorum böyle bir şeyi.

Onlar bunu bilmiyor ama. Yerini bildiğini düşünebilirler.

-Yani? -Yani hem bir cinayete şahit oldun...

...hem de...

Yüksel öldü mü kesin?

Yüksel geberdi.

Üzüldün mü?

Sen çok sevinmiş gibisin.

Ben çok sevindim.

Oh.

Oh.

(Derin nefes verdi)

Bu kadar gaddar olduğunu bilmiyordum.

Ben gaddar değildim...

...ama ne yapayım...

...çevrem kötü.

(Müzik)

Bak, bak durum ciddi.

Peşine düşebilirler.

Böyle ortalıkta gezinmemen lazım. Saklanmalısın.

Ben neler olup bittiğini araştıracağım.

Tamam, nerede saklanacağım peki?

(Derin nefes verdi)

Daha fazla burada dikilmek istemiyorum. Bin arabaya.

Arabaya bin. (Kapıyı çarparak kapattı)

(Araba çalışmıyor)

Keşke o duvara çarpmasaydım diyorsundur herhâlde.

-Arabadan in. -Ne diyorsun sen be?

Arabadan in, arabaya bin, ne oluyor?

Arabadan in.

Allah'ım ya Rabb'im ya.

(Müzik)

Arabayı it.

-Pardon? -Arabayı it!

Bunu burada böyle bırakamayız.

İleride hurdalık vardı, oraya çekeceğiz.

-Sonra da temizleyeceğiz. -Niye temizliyoruz?

Çok pis çünkü.

Kızım, ben dün gece bununla adam ezdim, adam.

Her yerinde parmak izlerimiz var.

-İt. -İtiyorum!

(Müzik)

Nereden tanıyorsun bu herifi?

Aynı mahallede büyüdük.

Tabii balistik raporundan sonra kesinleşir ama...

...birbirlerini vurmuşlar gibi görünüyor.

-Aydan da kaçmış herhâlde, öyle mi? -Kaçırılmış da olabilir.

(Tarık) Arka bahçede bir sürü ayak izi var.

Amirim, arkadaşlar izleri takip etmiş. Ormanlık alanda bir ceset daha bulmuşlar.

-Kadın mı erkek mi? -Erkek.

Ben gidip bakayım şuna.

(Gerilim müziği)

(Fatma dua mırıldanıyor)

(Müzik)

Artık kahvaltı bile hazırlamıyorsun.

Kendi evimde sığıntı gibiyim.

Ne oldu, hani akşam oğlun geliyordu yemeğe?

Notlar yazıp yolluyordun bana.

Yine gelmedi, yine gelmedi.

Ne olacak böyle? Yalnız mı yaşayacağız ömrümüzün sonuna kadar?

(Kapı zili çaldı)

(Sessizlik)

Günaydın Fatma teyze. Nasılsın?

Günaydın Gürkan. Merhaba oğlum.

Merhaba. Sabah sabah rahatsız ettim, kusura bakma da...

...Dağhan'ı görmeye geldim ben. -Dağhan yok evde.

Öyle mi? Erken çıktı o zaman.

Yok, gece de gelmedi, dışarıda.

-Anladım. Ararım o zaman ben onu. -Bir şey mi oldu?

Yok yok, o benden bir şey rica etmişti de hazır geçerken onu söyleyeyim, dedim.

-Bir sıkıntı yok yani. İyi günler. -İyi günler oğlum.

(Sessizlik)

Ne oldu, oğlunun eve gelmediği yetmedi, bir de polis mi getirtti?

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Akbil ötüyor)

Borcum olsun.

(Müzik)

(Otobüs sesi)

Dağhan.

Ne zaman konuşacağız ya? (Telefon çalıyor)

Sormayacak mısın bana hiçbir şey?

Efendim anne?

(Derin nefes verdi) Oğlum, iyi misin?

-İyiyim anne, niye iyi olmayayım? -Gürkan geldi kapıya da...

...sabah sabah kapıya gelince ben işkillendim.

(Fatma) O kadar samimi değilsiniz diye biliyorum.

-Ne oldu? Niye gelmiş? -Sen ondan bir yardım istemişsin ya...

...onunla ilgiliymiş.

Tamam, anladım.

Gelecek misin bu akşam?

Geleceğim anne, geleceğim. Şu işleri halledeyim, geleceğim.

Oğlum, senin bu işim işim dediğin Samet'in işi gibi değil inşallah.

(Fatma ses) Bak, öldü gitti çocuk. Zavallı.

Ben bu tansiyon haplarını dörder beşer alıyorum artık. Kâr etmiyor yani.

Kalbim pır pır Dağhan.

Yok anne, endişelenme sen. Öyle işler değil, tamam mı? Sıkıntı yok.

-Konuşuruz sonra. -Tamam oğlum, tamam.

(Sessizlik)

(Telefon çalıyor)

(Otobüs sesi)

Fatma annem nasıl, iyi mi?

(Müzik)

Nerede kalıyorsun sen? Annen nerede oturuyor?

Evi kapattık, bizimle yaşıyordu.

O ismini anamadığım şahsın evinde.

Manisa'ya gitti, akrabanın düğünü için.

(Müzik)

Seni bizim eve götüremem. Gürkan kapıya dayanmış bile.

Büyük ihtimalle o herifle düşüp kalktığını öğrendi.

Ne diyorsun be sen? Doğru düzgün konuş, terbiyesizlik yapma!

Tabii seni duyunca aklına ben gelmişimdir hemen.

Sana diyorum ki benim polisle bir derdim yok.

Gidip anlatayım işte her şeyi.

Derdimiz polis değil zaten. İfşa olursun.

Videonun peşindeki adam soruşturmayı takip ediyordur illaki.

İsmini söylesen sıkıntı, söylemezsen sıkıntı.

Bu sefer de söyleme diye susturmaya çalışacaklar.

Bence biraz abartıyorsun.

Abartıyorum?

Dün gece dört kişi öldü kızım, birini ben öldürdüm. Niye?

Çünkü senin o aşağılık, o şantajcı, o (Bip), o namussuz...

Tamam, haklısın. Hayatımı kurtardığın için teşekkür ederim.

Sana daha fazla yük olmak istemiyorum. Ben otelde bir yerde kalırım.

(Dağhan) Otel olmaz.

Seni mahalleye götüreceğim.

Kime emanet edeceğimi biliyorum.

(Polis) Kaç kişilerdi toplam?

Hasan abi, bana da bir çay versene.

Şimdi iki elin parmağını geçmiyordu.

Ama yani üç dört kişilerdi aslında yani.

-Üç dört kişilerdi. -Sonra arkalarından arkadaşları.

-Bir sarı vardı zaten. O olayları da... -Rüzgâr?

-Gürkan ben, abinin mahalleden arkadaşı. -Aa!

Gürkan abi, kusura bakma, çıkartamadım, pardon.

Ne yapıyorsun oğlum sen burada?

Abi, tam olarak aynısını Memur Bey'e soruyordum.

Ne yapıyorum ben burada?

Dün akşam bir kavgaya karışmışlar amirim.

Yok, ben onu sormuyorum. Ne yapıyoruz genel olarak dünyada?

Bu evren niye var?

Ne işe yarıyor, hiç düşünüyor musunuz böyle şeyleri?

-Bana bak, senin telefonun yanında mı? -Yanımda.

İyi, ara bakayım abini, gelsin seni alsın.

Hiç kimseyi aramak istemiyorum.

Tamam oğlum, sen istemiyorsan arama. O zaman beyefendiyi nezarete atalım.

Orada sen bir düşünürsün, evren var mı, yok mu?

Aa!

Fikriye ablacığım.

Aydan.

Ay, benim güzellerim gelmiş, Ay, ay. Çok özlemişim kız.

Kız, hadi biliyorum annen hayırsızdır da sen de mi hayırsız çıktın?

Fikriye ablanı neden aramadın? Merak içinde bıraktın beni.

Gel, sıra sende, gel.

-İzine mi geldin? Hoş geldin. -Fikriye abla.

(Fikriye) Hıh.

-Seni iyi gördüm. -Ben de seni iyi gördüm, çok şükür.

Barıştınız, değil mi?

(Fikriye) Biliyordum zaten. Mahallede herkes biliyordu.

Dağhan, Aydan'ın sevdiceği, Aydan da Dağhan'ın sevdiceği.

Bakın, sevgili demiyorum, sevdicek diyorum. Niye sevdicek diyorum?

İki insan sevdicek oldu mu onlar ömür boyu ayrılmazlar.

Dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar sevdicekler birbirlerinden ayrılamazlar.

Fikriye abla, içeri girebilir miyiz?

Aa! Heyecandan. Tabii çocuklar, geçsenize içeri.

Çok heyecanlandım, ondan. Kız, bu terlikler ne ayol?

Aa!

Sevdicekler gelmiş. Gelin gelin.

Şuraları bir toplayayım, çok dağılmışım da.

Ay, canım benim. Oturun, oturun.

(Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Efendim Rüzgâr?

Rüzgâr mı? Gelsin, gelsin, onu da çok özledim.

Abi, müsait miydin?

-Şey... -Ne oldu, iyi misin sen? Neredesin?

Abi, iyiyim iyiyim de emniyetteyim şimdi.

Müsait olursan beni almaya gelir misin diyecektim.

Yok yok, önemli bir şey değil ya. Ya dün bar çıkışı kavga oldu.

Ben de zaten araya kaynadım, ne olduğunu anlamadan aldılar.

Ee...

Tamam, sağ ol.

Kusura bakma Fikriye abla, benim çıkmam lazım.

-Aa! -Aydan sana emanet, ne olduğunu anlatır.

Rüzgâr’a bir şey mi olmuş?

-Ben gelene kadar dışarı çıkmıyorsun. -Bakarız.

Bakarız falan yok! Çıkmayacaksın dışarı diyorum!

Bak Dağhan, benimle böyle inatlaşma, sonra neler olduğunu çok iyi biliyorsun...

...hâlâ devam ediyorsun ya. İlla senin istediğin olacak.

Sen de katır gibi inatçısın, bir kere sözümü dinlesen ölür müsün?

-Ölürüm, evet. Sana ne ayrıca? -Ay!

Çocuklar, bir dakika, bir sakin olun. Ne oluyorsunuz?

Fikriye abla, ben tekrar gelene kadar dışarı çıkmayacak.

-Gerekiyorsa bağla bunu. -Yok artık!

Oldu canım, başka derdin var mı senin? Dağhan, baksana bana sen!

Dur Aydan, bir dur, sakin ol yavrum.

Gel oturalım. Gel anlat bana bir ne oluyor.

Hayret bir şey ya! Bir de bağla diyor!

Aa! Yavrum ne oldu bu kadar sinirlisin?

Evet, seni dinliyorum.

Merhaba.

-Kolay gelsin. -Sağ olun.

Rüzgâr Yalçın için gelmiştim, abisiyim de ben.

Dağhan.

-Hoş geldin. -Komiserim.

Aradım seni, açmadın.

Bir ara sessize almıştım, o ana denk geldi herhâlde.

Niçin aramıştın?

Bir iki dakika konuşalım mı seninle?

Olur.

Ben Rüzgâr için geldim. Benim birader...

Biliyorum. Şimdi onun işlemleri yapılıyor.

O esnada biz seninle bir konuşuruz, olmaz mı?

-Olur, konuşalım. -İyi, hadi gel.

-Buyur. -Eyvallah.

(Gürkan ses) Ya kusura bakma, seni böyle sorgu odasına aldım ama...

...rahat konuşalım istedim. En müsait yer de burasıydı.

(Dağhan ses) Kusurluk bir durum yok Gürkan.

(Gürkan ses) Eyvallah.

Aydan'ı buldum.

Ama bulduğum yer biraz canını sıkacak.

Nerede buldun?

Yani aslında kendini değil de kaldığı yeri bulduk.

Bu bizim mahalleden Yüksel vardı ya.

(Geçiş sesi)

Dağhan.

(Geçiş sesi)

Vardı.

Aydan onunla berabermiş.

Berabermiş derken?

Berabermiş işte oğlum, anladın.

Da iş de onunla bitmiyor.

Yüksel dün gece evinde öldürüldü.

Ve muhtemelen Aydan da olay sırasında onunla berabermiş.

Çünkü çantasıyla cep telefonunu bırakıp kaçmış.

(Gürkan) Belki de kaçırıldı, bilmiyoruz.

Neyse.

Ormanlık arazide bir ceset daha var. Arabayla ezmişler.

(Gürkan) Yani senin anlayacağın Yüksel birilerinin ayağına basmış ama...

...olay nedir tam bilmiyoruz. Zaten dosyayla da ben ilgilenmiyorum ama...

...takip edeceğim.

Hiç şaşırmadın.

Hangisine şaşıracağımı şaşırdım.

Doğru vallahi, haklısın, ne diyeyim.

Acayip acayip işler oluyor etrafımızda.

Mahalleden iki arkadaşımız arka arkaya öldürülüyor.

Biri senin en yakın arkadaşın.

(Geçiş sesi)

(Nefes alamıyor)

(Geçiş sesi)

Diğeri sen askerdeyken kız arkadaşınla beraber olmuş.

Yanlış anlama da seninle Aydan'ın arasındaki aşkı bildiğimden...

...aklıma ilk sen geldin. Dedim bu intikam.

Yanlış anlayacak bir şey yok Gürkan. İstediğini sorabilirsin.

-Yüksel'i ben vurmadım. -Vuruldu demedim ki.

Doğru.

Kılıçla da öldürülmüş olabilir. 15. yüzyılda yaşıyoruz ya.

Olay yerinde iki ceset daha var. Muhtemelen onlardan biri vurdu Yüksel'i.

Balistikten gelen raporu bekleyeceğiz de...

...işte bu ormanlık arazide ölen adamda bir muamma var.

(Gürkan) Samet'in olayında da bir muamma vardı.

Baktığın zaman iki olay da bir şekilde seninle bağlantılı.

Muammaları sen çözersin Gürkan.

Sana güveniyorum.

Çözeceğim.

Çözeceğim de işte bizim bu olaydaki kilit nokta Aydan.

(Gürkan) Onu bulmamız lazım. Belki de hayatı tehlikede.

Ben de sana şey diyecektim, Aydan bir şekilde sana ulaşırsa...

...mutlaka beni ara, olur mu?

Aradı mı yoksa?

Bu anlattıklarından sonra onunla işim olmaz Gürkan.

Oğlum, hiç rol yapamıyorsun lan. Artık uzatma, yol yakınken itiraf et...

...belki yardım ederim sana.

Hıh!

-Anlatacak bir şey yok. -Ya yalan söyleme işte oğlum.

Samet'in yanındaki sendin. Seni tanıyorum oğlum.

Sen en yakın arkadaşını kavgaya yalnız başına göndermezsin.

Sen öldürdün Zafer'in kardeşini.

Tutukla o zaman beni Gürkan, savcılığa gönder.

Niye? Neden Dağhan?

Sen iyi bir askersin. Vatanın için bir sürü şey yapmışsın.

Üç gün için buraya gelip bu işlere mi bulaştın?

Para için mi yaptın sen bunu?

Ne? (Dağhan gülüyor)

-Niye gülüyorsun? -Beceremiyorsun, beceremiyorsun.

Sen iyi bir polissin Gürkan, senden kötü polis olmaz, yanına birini al.

Yakalayacağım seni.

Bana bu kinin nereden geliyor Gürkan?

Çocukken top oynadığımızda seni kaleye geçirdik diye mi?

Kin değil ki bu.

Suçlu olduğunu bildiğim biri dışarıda serbest dolaşırken...

...ben rahat edemem.

Saygı duyuyorum.

Ama gerçek bir suçlaman yoksa gideyim mi ben?

Tabii.

Tamam.

Ha bu arada.

Kardeşini öldürdüğün adam var ya...

...Zafer.

Uyandı.

(Gürkan) Şeyden söylüyorum...

...adam seni ele vermediğine göre seninle alakalı başka planları var demek ki.

(Gürkan) Ama hiç korkma, dosyası bayağı kabarık.

Üç ayrı suçtan aranıyor.

Bir beş altı yıl dışarı çıkmaz.

İyi bari.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Hişt!

Sen kiminle kavga ettin?

Hiç kimseyle.

-Parmağını kıran herifler mi? -Abi!

O adamlar yok artık hayatımızda ya.

Ayrıca onlar bir daha bana bir şey yapamaz.

Sayende.

Bunda da bir şey yok yani, abartılacak da bir şey yok.

Sen anlat bakayım, ne işlere bulaştın?

Abi, ya bunları sonra konuşalım mı?

O kadar uykum var ki sadece evime gidip, uyumak istiyorum, sadece.

Hayhay, eve gidiyoruz.

-Hah, süper. -Annemlere.

Hayır hayır, ben kendi evime gidiyorum.

-Hayır oğlum, bize gidiyoruz. -Abi, hayır. Bana bunu yapma.

Bana bunu yapma, tamam mı? Ayrıca babam beni içeri almaz.

-Alır alır, gel sen. -Abi, biz babamla büyük kavga ettik.

Bilmediğin şeyler var.

O okula ayrı kızdı, arkadaşlarıma ayrı kızdı.

Çıktığım eve ayrı kızdı.

Ben ne diye bu mevzular tekrar yaşansın diye yani? Hiç çekemem.

Rüzgâr, mevzular gerekirse tekrar açılır.

Niye gereksin?

Biz bir aileyiz oğlum, böyle ayrı gayrı olur mu?

Oturacağız, konuşacağız.

-Öyle olmuyor o işler bence ama. -Nasıl oluyor o işler?

-Abi, iki yıldır yoksun (Bip)! Aman! -Ee?

Yani bir anda çıkıveriyorsun ortaya diyorsun oturacağız, konuşacağız falan.

Sana samimi geliyor mu ya bunlar?

Bana gelmiyor, kusura bakma.

Rüzgâr!

Tamam, haklısın. Bazı laflar boş geliyor.

Olabilir.

Ben kardeşimi özledim oğlum.

(Dağhan) Ben kardeşimle aynı çatı altında olmayı özledim lan.

Seninle karşılıklı yataklarda uyumayı özledim oğlum.

Ulan senin horlamanı bile özledim ben lan.

Ki sen horlamanın kitabını yazmış adamsın.

Hadi.

Annem kahvaltı hazırlar.

Yumurtalı ekmek, bal, reçel.

Ha?

(Duygusal müzik)

Ben de seni özledim abi.

Çok özledim hem de.

Ama horladığım büyük yalan, iftiranın daniskası.

Hadi lan!

Kitabını yazmışım, öyle mi?

Yürü!

(Kapı zili çaldı)

-Dağhan'ım. -Annem.

Annem.

Ay, ben bir oğlumu beklerken iki oğlum birden de mi gelmiş benim?

Anam!

Canım benim, canım, canım, canım. Sen nerelerdesin?

Hih! Ne yaptın eline annem?

Bir şey yok anne ya. Basket oynarken top geldi.

(Rüzgâr) Vallahi bir şey yok.

-Gel annem sen, ah kıyamam ben sana. -Ne yapacağız işte.

Oy, güzel oğlum benim, ne olmuş bunun ellerine böyle!

Oy, yavrum benim.

Dağhan, sen ne yaptın annem?

Gürkan niye gelmiş kapıya?

Bir şey mi olmuş?

Aydan'ı bulması için yardım istemiştim.

-Hah. -Onu konuşmaya gelmiş.

Bulmuş mu?

Yok, bulamamış.

Bakayım şuna bir daha.

Hoş geldin baba.

-Elini öp. -Efendim?

Elini öp.

Öpeyim baba.

Eline ne oldu senin?

Bir şey yok ya, kapıya sıkıştırdım.

(Rüzgâr) O yani.

Öyledir kesin. Kapıyı çarpıp gitmeyi seviyorsun ya.

Baba, kazık kadar adam oldum. Sadece ayrı eve çıkmak istedim.

Olay hâline getiren sensin.

Öyle, bütün suç bende.

İyi bir baba olamadım.

Kimseyi memnun edemedim.

Olur mu öyle şey baba?

Ben de seni çok üzdüm.

Rüzgâr da yaptığı hatanın farkında zaten.

Konuşup çözeceğiz.

Bu konuşma işine çok güveniyorsun abi ama...

Sus lan!

Susacak mıyız, konuşacak mıyız?

Aç mısınız siz? Size kahvaltı hazırlayayım mı?

Yumurtalı ekmek yapayım mı size?

Hah! Sorulur mu hiç annem? Çay da demler misin?

Demlerim tabii.

Baba.

Kalsaydın, seninle birlikte ederdik kahvaltıyı.

Ben yaptım kahvaltımı.

Baba.

Ben artık burada kalabilir miyim?

Otel biraz tuzlu oluyor da.

(Duygusal müzik)

Nasıl istiyorsan öyle yap.

Beni ilgilendirmiyor.

Ben size hadi güzel şöyle temiz mis gibi çarşaflar çıkarayım yüklükten.

Güzel yataklarınızı yapıyorum canlarıma.

Annem, çarşaf mı yiyeceğiz? Yumurtalı ekmek.

-(Rüzgâr) Hadi. -Kafa gitti benim.

Hadi hadi, açsınız tabii. Gelin yardım edin o zaman.

-Hadi. -Hadi gelin peşimden.

(Dağhan) Ben bir şu üstümü değiştireyim, hemen geliyorum.

İşte çıktı, hadi bakalım.

-Al bir tane daha. -Olay bu ya.

Anne, sen bunları nasıl yapıyorsun Allah aşkına?

Alt tarafı bir yumurtalı ekmek değil mi?

Ben de geçen denedim de bulaşık süngerine benzedi daha çok.

-Oğlum, anne eli diye bir şey var lan. -Harbiden var.

Ayrı eve çıkacağım diye tutturmasaydın sen de.

İnsan evlenince ayrı eve çıkar benim bildiğim.

Hiç.

Şu an ne alakası var ayrı evin, çok merak ettim.

İşte gitmeseydin diyorum, o zaman sünger yemek zorunda kalmazdın.

Vallahi o kadar mutluyum ki hiç cevap veremeyeceğim şu anda.

Oğlum, yavaş ye lan, boğulacaksın, kovalayan mı var?

Evet.

Yavaşlayayım da ekmekleri löp löp at, değil mi?

Şöyle yapalım. Kardeş payı yapacağız.

(Dağhan) İki, dört, altı.

Bir, iki, üç.

Hop, hop, hop!

-Dört bana, iki sana. -Nasıl pay bu ya?

Öyle.

(Hüzünlü müzik)

Annem.

Neyse.

Keşke kardeşiniz de burada olsaydı.

(Hüzünlü müzik)

Merak etme sen.

Bulacağım onu da.

Şu başımdaki işleri bir halledeyim.

Yağmur da oturacak bu masaya, babam da oturacak.

Merak etme.

İnşallah.

(Hüzünlü müzik)

(Yağmur ses) Abiciğim, canım benim.

Sen giderken çok tuttum kendimi ağlamayayım diye ama...

...kusura bakma, askerin arkasından öyle ağlanmazmış, aklı kalırmış.

(Geçiş sesi) Ben de...

...öyle beni salya sümük hatırlama diye sana bu videoyu çekeyim dedim.

Bak şimdi ne güzel gülüyorum.

Çok tatlıyım, değil mi?

Canım abim benim.

Sen hiç merak etme.

Buralar hep bana emanet.

Zaten ben senden bütün taktikleri öğrendim.

Rüzgâr’ın kulağını çekeceğim düzenli aralıklarla.

Annemle babam kapışırsa...

...her ikisine de ayrı ayrı sen haklısın diyeceğim.

Sen yani burayı bıraktığın gibi bulacaksın, merak etme.

Sen sadece sağ salim gelmeye bak, tamam mı?

Olur mu?

(Geçiş sesi)

Seni çok seviyorum.

(Mesaj geldi)

(Müzik)

(Martı sesleri)

Beni Yüksel'e gönderirken Aydan'ın da onunla olduğunu biliyordun, değil mi?

Tabii ki.

Neden sakladın?

(Dağhan) Amacın ne?

Dalga geçmeye mi çalışıyorsun?

Yok.

Seni motive eder diye düşündüm.

Yani daha ilk işin ya, olaya biraz tutku katmak istedim.

İyi ki de istemişim. Bak, her şerde bir hayır vardır.

Eğer orada olmasaydın Aydan ölmüştü. Haberlerini aldım.

(Müdür) Ne yaptın, kız seninle mi?

Saklanıyor.

Biliyorsundur.

Yüksel birilerine şantaj yapıyormuş.

Yüksel'i vuran herif kaçtı. Muhtemelen Aydan'ın peşine düşecekler.

Onlar Aydan'ı bulmadan benim onları bulmam lazım.

(Gerilim müziği)

Yardım eder misin bana?

Ederim.

Tabii her şey karşılıklı.

Tabii.

Ne istersin?

(Gerilim müziği)

Delirdin mi sen? Dalga mı geçiyorsun?

Samet'ten sonra Yüksel de öldü. İkisi de benimle bağlantılı.

Polis tepemde. Sen bana yeni hedef gösteriyorsun.

İş beklemez.

Bu arada Yüksel sayılmıyor. Onu sen vurmamışsın.

Samet'in borcu aynen devam ediyor.

Ben ne diyorum, sen ne diyorsun!

Ben sadece aracıyım Gaddar.

İş büyük patrondan geldi.

Yani bu herif bir günlüğüne Türkiye'ye geliyormuş.

Yarın gündüz gidiyor. Akşama halletmen lazım.

Hem de bu akşam?

Zor bir iş değil, yani kaldığı oteli biliyoruz.

Yapamam.

Yapar mısın diye sormuyorum.

Samet'in borcunu ödemediğin sürece benim için çalışacaksın.

Aksi hâlde neler olacağını biliyorsun.

Biliyorum.

Biliyorum.

Masum bir çocukla savunmasız bir kadını öldüreceksin.

Biliyorum.

Şimdi sen böyle söyleyince kendimi kötü mü hissetmem gerekiyor?

(Müdür) Bu bir iş.

Ayrıca sana ekstra bir güzellik de yapacağım.

Bak, müesseseden.

Sen bu işi hallet...

...ben de Yüksel'i vuran adamı bulayım.

Yani sonra öldürüyor musun, polise mi teslim ediyorsun...

Kızı kurtar, kahraman ol.

Bakarsın sonra yeniden birlikte olursunuz.

(Gerilim müziği)

Oh be!

Oh be! Vallahi eline sağlık.

Ya bu bizim Kurt krakerden başka bir şey yemiyor.

Ya burada böyle güzelim bir sofra var.

Şurada halis muhlis tereyağı var...

Son bir iş, bunu da Aydan için yapacağım.

Sonra senin paranı bulacağım, emekliye ayrılacağım.

(Müdür) Sıkıntı yok.

Borcunu öde, sonra serbestsin.

(Gerilim müziği)

Bu arada müjdemi isterim.

Nur topu gibi bir kan davan oldu.

Şu kalorifer peteğiyle öldürdüğün adamın abisi hastaneden kaçmış.

Sana fişini çek dedim, çekmedin.

Hadi hayırlı işler.

(Gerilim müziği)

Küçük.

(Zafer) Ne haber?

Buralarda mı oturuyorsun?

Samet Güleryüz diye birini tanıyor musun?

Tanıyorum, babam.

Başın sağ olsun.

Ben babanın bir arkadaşıyım.

Öldüğünü duyunca mezarını ziyaret etmek istedim.

Uzaktan geliyorum.

Bir de ortak bir arkadaşımız vardı bizim.

Gelmişken onu da bir göreyim dedim.

İşte bu.

Sen de tanırsın kesin, değil mi?

Tanıyorum. Dağhan abi.

(Zafer) Öyle mi? Dağhan.

Dağhan abi. Çok severim onu da.

Bir kere gelmiştim evine ama hatırlamıyorum.

-Sen biliyor musun? -Evet.

Babası Davut amca sahildeki otoparkın karşısındaki evde oturuyor.

Sağ ol.

(Gerilim müziği)

Atla.

-Niye? -Enver abi seni istedi, atla.

(Gerilim müziği)

Aç.

(Dikiş makinesi çalışıyor)

Fikriye abla...

...çok sağ ol. Sana da çok zahmet verdim.

Çok yaşa. Ne zahmeti güzelim.

O kadar memnunum ki geldiğinize.

Valla olaysızlıktan çok sıkılıyordum, sorma.

Dağhan hallederim dediyse halleder, korkma.

Sen burada emin ellerdesin.

Yok be abla, korkmuyorum. Onu düşünmüyorum bile.

Ben sadece...

...kendime çok kızıyorum. -Aa, niye?

Yani...

...düşünüyorum da Yüksel'i ne kadar tanıyordum...

...onun böyle pis pis işlere bulaştığını biliyor muydum?

Tamam, kasettir, şantajdır, bu kadarını tahmin edemiyordum.

Ya ama...

...kimsenin bir anda bu kadar parayı bulamayacağını da...

...biliyordum be Fikriye abla.

Gözlerimi kapadım, kulaklarımı tıkadım.

Çok kötü bir insanım ben.

Aa, öyle söyleme.

Ona bakarsan Dağhan'ın da suçu var.

Yani kavga ettiniz diye tezkere bırakmak nedir?

Pire için yorgan yakmış. Onun da suçu var, senin de suçun var.

Ama merak etme, siz bunu aşarsınız.

Yok... Yok, bu sefer imkânsız.

-Atlatamayız biz bunu. -Atlatırsınız, atlatırsınız.

Siz sevgili değil, sevdiceksiniz.

Ayrı duramazsınız.

Bir arada da duramıyoruz ki.

(Müzik)

Yürü.

(Erkek) Bir daha benim mıntıkamda mal sattığını duyarsam...

...dalağını, böbreğini alırım, tamam mı?

Tamam koçum. Aslansın.

-Tamam mı güzelim benim? -Enver abi.

Zafer, ne haber?

Ne güzel oldu böyle ya, şiir gibi oldu. Zafer, ne haber?

Kafiyeli, değil mi? Gel.

Ee, okur musun şiir falan?

"Seviyorum ama kimi?"

"En tatlı birisini"

Biz de tam Sabahattin'le bir meseleyi konuşuyorduk.

Kendisini özellikle uyarmama rağmen benim mıntıkamda bir şeyler satmaya kalkmış.

Uçlarda yaşamayı seven bir arkadaş.

Ama sorunu çözdük. Bir daha olmayacak dedi.

Değil mi Sabahattin?

Aynen Enver abi. Bir daha olmaz.

Sen de sağda solda dolanıp birilerini soruyormuşsun.

Ben bir şey satmak niyetinde değilim.

Ne (Bip) yiyorsun lan o zaman?

Bir daha seni buralarda görürsem gebertirim demedim mi?

Seninle bir işim yok Enver.

-Kardeşim öldü. -Ah!

-Kardeşin mi öldü? -Onu öldüren (Bip) arıyorum ben.

Ah!

Vallahi üzüldüm desem yalan olacak.

Ama başın sağ olsun.

Sağ ol. Müsaade et işimi görüp gideyim.

Herifin adresini de buldum zaten.

Bu akşam öldürüyorum.

Anladım.

Ama seni bir daha buralarda görürsem öldürürüm demiştim.

Şimdi tükürdüğümü yalamış olacağım. Nasıl yapsak?

Enver abi, ben artık gidebilir miyim?

Dur lan, bir şey konuşuyoruz.

Ama aramızdaki mesele...

Bir şey konuşuyoruz dedim lan!

Ne diyordum ben ya?

Bak ne dediğimi de unuttum.

Tükürdüğünü yalamak diyordun abi.

Sana sus dedim lan (Bip)! Sus!

(Sabahattin) Ahh!

Ulan Sabahattin.

Gidin kazıyın şunu, biri görecek şimdi.

Uf! Neyse Zafer, madem kardeşin ölmüş, çok da yüklenmeyeyim sana.

Git sen kimi gebertiyorsan gebert, sonra (Bip)!

Tamam mı?

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

Fikriye abla, al telefonun çalıyor.

Yanmasın soğanlar, şunu karıştırır mısın?

Nazlı, ben de seni arayacaktım.

Ya biz bugünü ertelesek? Evet, sonra yapalım.

Tamam, ben seni arayacağım. Sonra konuşuruz canım.

İşin varsa sen gitsene abla.

Yok canım, önemli değil.

Eminönü'ne gidecektik, kumaş falan bakacaktık, sonra hallederiz.

Dağhan öyle dedi diye sen benim başımda nöbet tutacaksın, biliyorum.

Sen ne bakıyorsun ona, paranoyak o.

Tabii paranoyak olur. Üç gün önce en yakın arkadaşını kaybetti çocuk.

Bir de sevdiceğinden mi olsun?

En yakın arkadaşını kaybetti derken?

Ah, senin haberin yok muydu?

Neyden? Samet'e bir şey mi oldu?

Ayy... Samet...

...öldü.

Nasıl öldü ya?

Daha gencecik çocuk, nasıl öldü abla?

Vallahi bir şeyler konuşuluyor ama...

Birinin evini mi basmış, düşmanı mı varmış...

Vuruldu yani. Dur, ne yapıyorsun?

(Aydan) Şengül ne yapıyor kim bilir, bir de çocukları var küçücük.

Kızım, dur. Bak Dağhan seni bana emanet etti, gidemezsin böyle.

Ablacığım bak, sen kapıyı kapatsan, pencereden çıkarım, bacadan çıkarım.

Sen bence çekil, lütfen.

Ablacığım, lütfen.

İyi, peki, tamam. O zaman şunu giy de üşüme.

Şengüller taşındılar. Onların yeni evini biliyor musun?

Nereye?

Anne.

Anne.

(Kapı vuruldu)

(Duygusal müzik)

Merhaba Umut.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

Şengül.

Aydan?

(Duygusal müzik devam ediyor)

Aydan.

Başın sağ olsun.

Başın sağ olsun.

(Aydan ağlıyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Süpürge çalışıyor)

(Süpürge çalışıyor)

(Süpürge çalışıyor)

(Süpürge çalışıyor)

(Sokak ortam sesi)

Baba, bana para lazım.

Sen krediyi çekersen ben taksitleri işe girince bir şekilde öderim.

İşe girince mi?

Senin zaten bir işin yok mu oğlum?

Dönmeyeceğim. Dilekçemi verdim.

Bıraktım.

Hayırlısı.

Eyvallah.

Ne için lazım para?

Birine borçlandım.

Birine mi borçlandın? Başın belada mı yoksa?

Yok baba, halledilmeyecek bir şey değil.

Ama para olsa daha kolay olacak.

Şu ara ben de biraz sıkışığım.

(Müzik)

Eyvallah.

Gerçekten sıkışığım. Ne kadar lazımdı ki sana?

Boş ver baba, hallederim bir şekilde.

Sen söylemedim farz et.

Aramızda kalırsa sevinirim.

Annemin kulağına gitmesin, dertlenir şimdi.

(Müzik)

Görüşürüz.

(Müzik devam ediyor)

-(Aydan) Çok para var burada. -Öyle.

Çok para var.

Ne yapacaksın peki bunu?

-Borçlarımız var Aydan. -Ama...

Kirli para bu, hayır gelmez bundan.

(Şengül) Tek başıma kaldım Aydan.

Çocuk da var.

Tek maaş zaten bu evin kirasını bile ödemez.

Kredi borcumuz da vardı.

Önce onu kapatırım.

Faiziyle de kirayı öderim.

(Şengül) Madem bu para için öldü...

...bir işe yarasınlar, değil mi?

(Aydan) Ya birinin bu paradan haberi varsa...

...Samet emanet aldıysa, geri almaya gelirlerse ne olacak?

Dağhan bir şey mi anlattı sana?

Yok. Niye öyle dedin ki?

-O da işin içinde çünkü. -O da mı işin içinde?

Bir şey bilmiyorum diyor ama yalan söylüyor.

Öldüğü gecenin sabahında kapıya geldi Dağhan.

Fısır fısır bir şeyler konuştular.

Zaten düşünsene, Dağhan geldi, bir gün sonra mı...

...iki gün sonra mı ne oldu bunlar.

Belki de o ayarladı bu işi.

(Müzik)

Davut usta, kalk gidiyoruz, seni gezdireceğiz biraz.

Japon'a söyleyin borcumu ödeyeceğim.

Kendin söylersin. Bize tutun ve getirin dedi.

Niyeyse sana bayağı insaflı davranıyor.

Yaşlısın diye herhâlde.

Normalde bu kadar senet birikince böbreğini alın gelin der.

Biz seni bütün olarak götüreceğiz.

Oğlum, binmem ben o arabaya.

(Erkek) Davut usta, uzatma, gidiyoruz.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Ah be Fikriye abla, sana güvendim, dışarı çıkarma dedim!

Güvendin de yavrucuğum, sen bilmiyor musun sevdiceğinin huyunu?

Söz dinler mi o? (Kapı vuruldu)

-(Dağhan) Gel buraya. -Ne oluyor ya?

-Ne arıyorsun dışarıda? -Konuşmamız lazım.

Konuşacak bir şeyim yok seninle.

O konuyu değil, Samet'le ilgili konuşacağız.

Soruma cevap ver, Samet o adamı neden öldürmeye kalkıştı?

Bilmiyorum.

Niye gözlerime bakıp söylemiyorsun o zaman?

Çünkü gözlerine bakınca kan beynime sıçrıyor!

Öyledir de bence sen yalan söylediğin için benim gözlerimin içine bakamıyorsun.

Ben senin ciğerini bilirim be! Öldüğü gece onunla birlikte miydin?

-Bu konuyu konuşmak istemiyorum. -Sen ne işler çeviriyorsun Dağhan?

Yüksel'in evinde de ne aradığını söylemedin, birdenbire ortaya çıktın!

Ben birdenbire ortaya çıkmasaydım...

...sen ormanın derinliklerinde bir yerde gömülü olacaktın şimdi!

-Hesap mı soruyorsun benden? -Sorarım!

Soramazsın! Ne hakla?

Sen benim hiçbir şeyimsin artık kızım!

-Öyle mi? -Öyle!

Her şeyi bir anda böyle yok sayıyorsun yani?

Sen saydın, ben de aynısını yapıyorum.

Yüksel'i öldüren herifi bulacağım, yok edeceğim...

...tehlike ortadan kalkacak, sonra seninle de bir işim kalmayacak.

Senden yardım isteyen mi var ya?

Umurumda değil artık kim peşime düşüyorsa düşsün, öldürüyorsa öldürsün!

Keşke ben de böyle söyleyebilsem! Ama ben senin gibi vicdansız...

...senin gibi duygusuz, vefasız biri değilim! İnsanım ben, insan!

Ne biçim konuşuyorsun sen be! Ben insan değil miyim?

-İnsan olan senin yaptığını yapar mı? -Ne yapmışım?

Bir de soruyor! Gitmişsin (Bip) kapaması olmuşsun!

Vur lan, vur! Vur! vur!

Öyle değil, böyle vuracaksın! Böyle vuracaksın!

Tamam, tamam, yeter! Salaksın, tamam, tamam!

Salağım tabii! Büyük salağım hem de!

Ben kimsenin kapaması falan olmadım! Sen benden ayrıldın, sen!

Hani bizim ayrılığımız ayrılık değildi lan?

Hani sen beni düşünmek dışında başka bir şey yapamıyordun ayrıyken?

Sen bana kızıp tezkere bıraktın. Ne kadar bekleyecektim seni?

Sana o (Bip) yarışmaya katılma dedim!

-Mevzu güzellik yarışması falan değildi! -Neydi lan mevzu?

Ananın fişteklemesiyle gittin o yarışmaya katıldın...

...çırılçıplak, mayolu fotoğraflar verdin gazeteye!

Kim bilir kaç herifi...

Pis pis konuşma!

Sen busun işte, sen busun!

Ya sen bana demiş olsaydın "Aydan...

...ben senin kararına saygı duyarım." deseydin...

...ben zaten o yarışmaya katılmayacaktım!

Sen ne yaptın, işleri inada bindirdikçe bindirdin!

Sen de benden intikam mı aldın?

İntikam falan almadım ben! Ben hayatıma devam ettim!

Ruh hastası oldum ben! Günlerce gözüme uyku girmedi benim!

Sen biliyor musun, bir asker yolu gözlemek ne kadar zor Dağhan!

Bana yapabileceğin en büyük kötülüğü yaptın!

Beni ortada bıraktın sen!

İyi ki bırakmışım.

Gerçek yüzünü gördük böylece.

Nefret ediyorum senden! Nefret ediyorum senden!

Asıl ben senden nefret ediyorum!

Tiksiniyorum senden! Senin yakınında bile olmak istemiyorum!

Senin yüzünü görünce o (Bip) yüzü geliyor aklıma!

Bu kafamın içindeki fotoğrafları silemeyeceksin!

Silinmeyecek bu fotoğraflar!

Sen bizi bu hâle getirdin. Sen bizi bu hâle getirdin!

Ben sana tapıyordum be!

Sana dokunurken elim titriyordu lan benim.

Seni bir kere daha öpebilmek için ben her şeyi feda ederdim lan!

Ama sen ne yaptın? Gittin...

Bu kafamın içindeki resimleri silemeyeceksin.

Silinmeyecek bunlar. Bunlar silinmeyecek!

O resimleri silemeyeceğim ben!

Bu kafayı kırmam lazım! Bu kafayı kırmam lazım!

(Aydan ağlıyor)

(Müzik)

Mahalleye hoş geldin Aydan.

Arabayı Ahmet abinin fırınının önüne koydum.

Hadi gel, dün akşam neler yaşandığını konuşalım.

(Müzik devam ediyor)

İn bakalım amca.

(Kapı açıldı)

Oo, Davut abi, hoş geldin!

Hiç hoş gelmedim Japon.

Niye abi, ne oldu ya?

Japon, ben senin çocukluğunu bilirdim.

-Doğru. -Burnunda sümüğünle koşturuyordun.

Babanı tanırım. O zaman (Bip) donun yoktu senin.

Rahmetli ölünce sana iş verdim.

Ne oldu, şimdi büyüdün, beni silah zoruyla mı getirtiyorsun?

-Kaçıyor muyuz oğlum? -Abi, bunlar sana silah mı çekti?

Ulan ben size Davut abimi alın getirin dedim, siz ona silah mı çektiniz?

Terbiyesizler!

Japon, şovu bırak. Ne istiyorsun onu söyle.

Ne mi istiyorum abi?

Bak, bana artık ödeme yapman lazım.

Vallahi tüm saygımla söylüyorum sana, hiç kimseye yapmadığımı sana yaptım.

Sana cüzi faiz verdim.

Seni enflasyona karşı korudum. Bankalar yapmaz, ben yaptım!

Ama şimdi...

...senetler birikti, ben bekliyorum, bekle bekle nereye kadar, değil mi?

Tamam da şimdi...

...borcum borç, ödeyeceğim ama işler biraz durgun.

Abi, bana ne lan senin (Bip) işlerinden!

Sütçü beygirlerine parayı yatırmasaydın (Bip)!

Oo, ne güzel dünya vallahi!

Para istemeye gelince büyüksün Japon, ödemeye gelince sümüklü Japon!

Yani ben almasına alırım paramı.

Yani alacağım da (Bip)!

Ne biçim konuşuyorsun lan sen! Doğru konuş benimle!

Baban doğru, dürüst, namuslu adamdı. Armut dibine düşer derler!

Belli ki uzağa düşmüşsün!

Uf!

Bak, armudunu (Bip) dibini de (Bip)!

Ya ben terbiyemi bozmamaya çalışıyorum ama sen tatlı dilden anlamıyorsun.

Abi tarifesi bitti. Taksit falan da yok.

Tek seferde, bir haftada ödeyeceksin, tamam mı?

Mümkün değil Japon.

Mümkün mümkün! Evini satar ödersin.

Bak bir de tanıdık emlakçı var, ben!

Satarız. Ya da boş ver.

Satışa falan gerek yok. Sen direkt tapuyu bana veriyorsun...

...ben senetleri yırtıp atıyorum, oldu bitti.

Tamam mı?

Olacak iş değil bu Japon.

Davut abi, sen bir hafta içerisinde ödemeyi yapma...

...ne olacak, ne olmayacak göreceğiz.

Anladın mı?

Hadi şimdi (Bip)!

Uf!

Bak balıklarımı da korkuttun.

Hişt, abi (Bip) git dedi, duymadın mı?

Korkmadınız değil mi lan?

Oğlum bak, siz borcunuzu zamanında ödeyeceksiniz yoksa...

(Japon) Görmüyor musunuz? Tabii karnınız tok.

Ama Japon babanız size daha fazla veriyor!

Hişt bana bak lan, sen...

...sonun Davut abi gibi olsun istemiyorsan borcunu ödeyeceksin.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Aydan dış ses) Ama kirli para bu, hayır gelmez bundan.

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Tavuklar ötüyor)

(Müdür dış ses) Yapar mısın diye sormuyorum.

Samet'in borcunu ödemediğin sürece benim için çalışacaksın.

Sen bu işi hallet, ben de Yüksel'i vuran adamı bulayım.

Sonra öldürüyor musun, polise mi teslim ediyorsun...

Kızı kurtar, kahraman ol.

(Dağhan dış ses) Kardeşlerimi toparlayacağım...

...Yağmur'u bulup eve getireceğim.

Ben burayı yeniden ev yapacağım.

(Duygusal müzik)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Duygusal müzik devam ediyor)

(Müdür dış ses) İş büyük patrondan geldi.

Yani bu herif bir günlüğüne Türkiye'ye geliyormuş.

Yarın gündüz gidiyor. Akşama halletmen lazım.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Hadi görüşürüz canım.

Sen gelmiyor musun?

Dedim ya güzelim, burada biriyle görüşeceğim.

(Yağmur) Sonra?

(Enver) Sonra buradan başka bir yere gideceğiz.

Bugün geç biter benim işim, eve geçerim.

(Yağmur) Tabii senin dönecek bir evin var.

(Enver) Yağmur.

Burayı beğenmediysen başka bir otele yerleştireyim seni, ha?

Enver, mesele otel değil ki.

Güzelim benim.

Çok âşığım ben sana, biliyorsun değil mi? Bana birazcık zaman ver.

Biliyorum da Enver, vaktimiz yok.

Bizim bir bebeğimiz olacak. Çok az zaman kaldı.

Sen de istedin bu bebeği.

Deli gibi istiyorum kız, manyak mısın?

O zaman?

Bana başta verdiğin sözleri unuttun mu?

Evlenmeyecek miyiz?

Hâlâ öbür kızla evleneceğini sanıyorlar.

Benden bahsetmedin bile.

Kızım, sen benim babamı tanımıyorsun.

Milletin babası kızınca bağırır çağırır, en fazla tokat atar.

Benim babam bir kere lafını dinlemedim diye beni bacağımdan vurdu.

(Enver) Şaka değil.

Enver bak, beni istemiyorsan söyle bileyim.

-Lütfen bana bahane bulma. -Yapma yavrum, ne bahanesi?

Bahane falan uydurmuyorum. Gerçek hepsi, söylediklerimin hepsi gerçek.

Haklısın, uzadı biraz, farkındayım.

Yani babamla muhatap olmaktan kaçınıyorum ama konuşacağım.

Bana bak, konuşacağım.

Tamam mı? Söz. Seni asla yarı yolda bırakmam, oğlumuzu da.

Tamam mı?

Gel.

Hadi odana git sen. Kartını da al.

Hişt!

Gül biraz, gül.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

(Müzik devam ediyor)

(Konuşmalar duyulmuyor)

("Barış Manço - Eğri Eğri Doğru Doğru" çalıyor)

"Bana yolun seç diyorlar"

"Bozuk yolu seçer miyim?"

"Eğri eğri, doğru doğru"

"Seçemezsen geç diyorlar"

"Ben yolumdan geçer miyim?"

"Eğri eğri, doğru doğru"

"Kimi batı, kimi doğu"

"Kuzey, güney, hepsi doğru"

"Kim seçer ki bozuk yolu?"

"Eğri eğri, doğru doğru"

"Benim yolum bana doğru"

"Hiç yolumdan döner miyim?"

"Eğri eğri, doğru doğru"

"Eğri büğrü ama yine de doğru"

"Bana yârin seç diyorlar"

"Vefasız yâr seçer miyim?"

"Eğri eğri, doğru doğru"

"Seçemezsem geç diyorlar"

"Geç desen de geçer miyim?"

"Eğri eğri, doğru doğru"

"Kimi tatlı, buğday tenli"

"Kimi mahmur, dudu dilli"

"Kimi esmer, nokta benli"

"Eğri eğri, doğru doğru"

"Ben bulmuşum nazlı yâri"

"Geç desen de geçer miyim?"

"Eğri eğri, doğru doğru"

"Eğri büğrü ama yine de doğru"

"Eğri büğrü ama yine de doğru"

"Eğri büğrü ama yine de doğru"

Birkaç saat önce senin oturduğun yerde Dağhan oturuyordu.

-Ne soracaksan sor Gürkan. -Ne soracağım Aydan?

Neler olduğunu öğrenmek istiyorum.

Yüksel'i kim öldürdü?

Tanımıyorum.

Adamın biri.

Evi bastılar, dört kişiydiler.

(Aydan) Yüksel'den bir video istediler. Birine şantaj mı ne yapıyormuş.

Yüksel videoyu vereceğim, dedi, vermedi.

Sonra adama ateş etti. Adam da ona.

Yüksel vuruldu.

Peki.

Bu muydu Yüksel'i vuran adam?

Hayır, bu değildi.

Yüksel vurulunca ben kaçtım zaten. Sonra ne oldu bilmiyorum.

Peki, sen ne tarafa doğru kaçtın? Ormana mı?

Evet, hatta peşimden biri takip etti.

Ama yakalayamadı, ben saklandım. Sonra da mahalleye geldim.

Ne oldu peki peşinden gelen adama, biliyor musun?

(Geçiş sesi)

(Geçiş sesi)

-Bilmiyorum. -Adamı araba ezmiş Aydan.

Görmedin mi sen?

(Geçiş sesi)

(Geçiş sesi)

Görmedim.

Peki, Dağhan tam olarak ne zaman ortaya çıktı peki?

Mahalleye dönünce Dağhan'ı buldum.

Olanları anlattım. O da beni Fikriye ablanın yanına sakladı.

Sen Dağhan'ın mahallede olduğunu nereden biliyordun ki?

Onunla ayrıydınız. Adam senin peşinden koşturuyordu.

Mahalleye gittin, öyle çat diye Dağhan'la mı karşılaştın?

Sen ne yapmaya çalışıyorsun Gürkan ya?

Ne yapmaya çalışacağım Aydan? Olayları öğrenmeye çalışıyorum.

Belki o zaman seni koruyabilirim.

Anlattım işte.

Aydan, Dağhan'a sordum Aydan seni aradı mı diye, hayır dedi.

-Niye yalan söyledi sence? -Beni korumak için söylemiştir.

Aydan, Samet'i öldürdüler, biliyorsun değil mi?

Kanıtlayamıyorum ama Dağhan'ın da o akşam orada onunla...

...beraber olduğunu ve bir adamı öldürdüğünü biliyorum.

Farkındayım, sen onu korumaya çalışıyorsun.

Ama o senin düşündüğün gibi bir insan olmayabilir.

Bu da senin hoşuna giderdi, değil mi?

Çünkü Dağhan bana layık bir insan değil.

-Ne demek şimdi bu? -Hatırlamıyor musun?

Biz ne zaman Dağhan'la kavga etsek...

...yanıma gelip onun bana layık bir insan olmadığını söylerdin Gürkan.

Aydan, ben işimi yapmaya çalışıyorum. O yüzden konumuza geri dönelim.

-Konumuz bu değil mi zaten? -Ne?

Sen Dağhan'ı kıskanmıyor musun?

Ne kıskanacağım ben Dağhan'ı Aydan, niye kıskanayım?

Ama haklısın, senin yanlış bir tercih yaptığını düşünüyorum, evet.

(Gürkan) Nitekim geç de olsa haklı çıktım.

O yüzden bence sen de soğukkanlılıkla adam öldürebilen birini korumaya kalkma.

(Gerilim müziği)

(Kapı zili çaldı)

-İyi akşamlar. -Buyurun.

Ben ev sahibiniz Ahmet, sizinle bir kere karşılaşmıştık.

Evet, hatırladım.

Biliyorum cenaze evi ama ben de ev geçindiriyorum.

Samet bana sadece depozito verdi, kirayı vermedi.

Siz ödemenizi ne zaman yapacaksınız?

Ee...

-Hemen, bekleyin, getiriyorum hemen. -Tamam.

Ne oluyor, ne oluyor ya?

(Gerilim müziği)

Ne oluyor? Nerede? Nerede bu para?

Ne oluyor? Nerede bu para?

Nerede bu para? Nerede?

Ee, şey, ben...

...evde nakit var zannediyordum ama yokmuş.

Ama merak etmeyin, ben birkaç güne halledeceğim.

Tam olarak ne zaman vereceksiniz?

Birkaç güne.

-Peki, öyle olsun. İyi akşamlar. -İyi akşamlar.

(Müzik)

Umut, sen...

...yatak odasından bir şey aldın mı?

Sana diyorum, yatak odasından, çantadan bir şey aldın mı?

Duydum anne.

Ne duydun Umut?

Kirli paraydı.

Kirli para diyorsun?

Nerede o kirli para Umut?

-Umut, cevap ver. -Kirli paraydı o anne.

Anladım, kirli paraydı! Ama para nerede Umut?

-Para nerede, nerede? -Çöpe attım!

-Ne yaptın? -Çöpe attım.

Neden Umut, neden?

Babamı öldüren para o, kirli para!

(Müzik)

Anne, dur, ne yapıyorsun?

-Buna mı attın Umut? -Anne, boş ver paraları, kirli para o.

Babamı öldüren para.

Sana diyorum! Buna mı attın, cevap ver bana!

Sana diyorum Umut, cevap ver bana!

Nerede? Umut, buraya mı attın?

Yok! Nerede? Yok! Yok işte burada, yok!

Oradadır, oraya attım ben.

Yok.

Yok, yok işte burada Umut! Yok burada!

Yok!

Anne! Anne, dur, anne!

Anne, yapma artık!

Yok!

Yok burada! Yok işte!

Bittik biz Umut!

Bittik biz Umut!

Bittik, bittik!

Yok, bittik! Bittik!

Bittik Umut, bittik!

Bittik!

Bittik.

-Hoş geldin. -Hoş bulduk kardeşim.

Gel, mallar içeride.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Erkek) Kıpırdama.

(Sessizlik)

(Sessizlik)

Kimsin lan sen?

Önce sen. Sen kimsin?

Kimin adamısın sen? Nasıl buldun burayı?

Fena değil, biraz şehirden uzak ama ileride değerlenir.

Adama bak ya!

Oğlum bak, bunlar son dakikaların, birazdan öldüreceğiz seni.

Ama bak, istersen şöyle yapalım. Ölümünü zamana yayalım.

(Enver) Olur mu?

Önce işe yaramayan organlarını alırız.

Sonra uzuvlarını tek tek. Bu da bir tercih.

Ama bak, sana söz veriyorum, eğer neci olduğunu söylersen...

...alnının çatından tek kurşunla indireceğim seni, temiz, ani ölüm.

Ne dersin?

Şu dışarıdaki silah tüccarı var ya, birileri onun ölmesini istiyor.

(Dağhan) Onu geberteceğim bu gece.

Ama sen de fena değilsin ha.

Bir yükseldim sana. Dikkat et arada kaynama.

-Bana da mı yükseldin? -Ya.

Nasıl bir öz güven lan bu sendeki kafana silah dayanmış?

Neye güveniyorsun bu kadar?

-Şanssızlığıma. -Öyle mi?

Felsefe.

O ne demek?

Kafamın içinde silmek istediğim o kadar çok şey var ki.

Biri kafama sıksa o kadar rahatlayacağım ki.

Ama olmayacağını da biliyorum işte. Şanssızım çünkü.

Eziyete devam.

Ulan var ya, biraz daha konuşursan neredeyse seveceğim seni.

Şöyle (Bip) sofrasında falan olsaydık olurdu da...

...yanlış yerde, yanlış zamandayız.

Tabii.

İş bekler.

Arkadaşın eziyetine son ver.

Üçe kadar sayar mısın?

Kendimi hazırlayayım.

(Erkek) Olur. Bir, iki...

(Gerilim müziği) (Silah sesleri)

-Kimmiş? -Bilmem.

Kim olduğunu anlamadan geberttiniz mi herifi?

-Ya polisse? -Hayır, polis değil.

Seni öldürmeye gelmiş, öyle söyledi.

Beni mi öldürecekmiş?

Niye çıkmadı oğlum bu herif hâlâ?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Sen arabana bin git, sonra haberleşiriz.

Gitsene oğlum, ne bakıyorsun? Yürü.

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Tek el silah sesi)

(Hareketli müzik)

(Hareketli müzik devam ediyor)

(Hareketli müzik devam ediyor)

Geldim.

Geldim.

-Buyurun. -Merhaba ablacığım.

-Merhaba, buyurun. -Dağhan'ın evi miydi burası?

Evet, siz kimsiniz?

Ben onun bir arkadaşıyım, döndüğünü öğrendim de göreyim dedim.

Nereden arkadaşısınız acaba? Ben sizi daha önce hiç görmedim.

Eskiden arkadaşıyım. Evde miydi kendisi acaba?

-Yok, evde değil. -(Zafer) Öyle mi?

Ne zaman gelir acaba?

Vallahi onu bilmiyorum.

-Onun sağı solu belli olmuyor. -Evet, aradım ama telefonunu açmadı.

İki saat sonra otobüsüm var. Dönüyorum memlekete.

-Herhâlde görüşemeyeceğiz. -Kısmet.

Bu arada ben biraz daha bekleyeyim onu.

-Görmeden gitmek istemiyorum. -Tamam.

Bu yakınlarda bir kahve falan var mıydı acaba?

Vallahi bu yakınlarda bir kahve falan benim bildiğim yok.

İsterseniz buyurun, buyurun içeride bekleyin.

-Buyurun. -Vallahi rahatsız etmeyeyim.

Yok canım, ne rahatsızlığı.

Hem yeni çay da demlemiştim. Belki gelir.

-(Fatma) Buyurun, buyurun. -Sağ olun.

(Fatma) Buyurun.

-Terliğimiz de var. Buyurun. -Sağ olun.

-Selamünaleyküm. -Buyurun.

-Aleykümselam. -Aleykümselam.

Rüzgâr, Dağhan'ın kardeşi.

Öyle mi?

-Hoş geldiniz. -Çok memnun oldum.

-Dağhan senden çok bahsetti delikanlı. -Öyle mi?

Benim de bir kardeşim vardı. Maalesef öldü.

Aa! Allah rahmet eylesin.

Başınız sağ olsun.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Kim lan bu (Bip)? Kim?

(Gerilim müziği devam ediyor)

Baba! Baba!

Baba!

(Fatma) Dağhan, Dağhan, buradayız. (Fatma ağlıyor)

(Hüzünlü müzik)

Nihayet.

Sen gelmeden yapmak istemedim bunu.

İndir silahı, indir silahı. Derdin benimle, beni vur.

-Beni vur! -Seni de vuracağım.

Ama önce kardeşime karşılık...

...kardeşin.

(Gerilim müziği)

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Belgin Yılmaz - Bülent Temür...

...Hatice Başpınar - Sunay Temür

Editör: Beliz Coşar

(Jenerik müziği)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

(Jenerik müziği devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.