Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
- İki kişi. - Ortada boş masa var.
Burası boş.
Gyudon'u nefis. Çin lokantası da olsa.
Ailenle böyle yerlere gelmez misiniz hiç? Kalkalım istersen?
Yok, denemek istiyorum. Nasıl sipariş veriyoruz?
Fiks menü daha ucuz.
Ondan alayım o zaman.
Pardon.
İki fiks gyudon menü.
- Biri büyük. - Peki.
- Para üstünüz. - Peki, teşekkürler.
Yemekleriniz.
- Bir sorun mu var? - Yok.
Yiyelim hadi.
Nefis!
Çok iyiymiş!
Burana bulaştı.
Ne? Burama mı?
Hayır.
- Diğer tarafa. - Buraya?
Esenlikler.
- Esenlikler. - Esenlikler.
Five, six, seven, eight.
One, two, three, four,
five, six, seven, eight.
One, two, three, four,
five, six, seven, eight.
- One, two... - Bir dakika.
Bekleyin. Çok zor bu!
Hadi ama, durmayalım.
Dinleyin.
Koreografiyi biliyor musunuz?
Şöyle başlayıp...
- Peki. - Sonra...
Böyle daha iyi olmaz mı?
Sonra da
şöyle.
Güzel ama yapamayız. Karşı cinse dokunmamız yasak.
- Doğru ya. - Beni duyan var mı? Çok zor diyorum.
Kanka, bu kadar kötü olmana şaşırdım.
Öğretmemi ister misin?
Sen neden buradasın Ichinose?
- Kendi sınıfına git. - Çocuğa saldırma.
Dans etmek daha eğlenceli.
- Ben büyük Blackpink fanıyım. - Ben de bayılırım!
- Sahi mi? - Mola.
Ben o gruptan Lisa'yı biliyorum.
Konsere gittin mi?
- Gittim! - Ne?
Sen gittin mi?
Görüşürüz!
Gitmem lazım.
Hey.
Birileri geçebilir.
Gidiyor musun?
İyi geceler.
İyi geceler.
Mutlu görünüyordun.
Yoksa âşık mı oldun?
Şaka, şaka. Sonuçta tavşan avcısısın.
Bu fotoğraf çekme işi güzel oldu.
Evet.
Kafamı kurcalayan bir şey var.
Şu bir milyon.
Rüşvet teklifim için üzgünüm.
Seni kırdım, değil mi?
Parayı almayı kabul eden benim.
Aklım başımda değildi zaten.
Gidip Maki'yle öpüştüm falan.
- Nasıl yani? - Çapkının önde gideni.
Bir anlık heyecana kapıldım.
- Koharu, başvuru onaylandı. - Teşekkürler.
Unutmuş da değildim ama birden hatırladım.
Olabilecek en kötü zamanda.
O öpücük...
...ve bu öpücük.
Aralarında ne fark var?
Ay, epey korktum yalnız.
Koharu birden gelince fark etti sandım.
Neyi?
Bu fotoğrafı geçen gün çektim.
Bu ne?
Sevgili olabileceklerini düşündük.
Aslında tam net değil. Ama belki onları ihbar ederim.
Öyleyse öncesinde daha fazla kanıt toplamalısın.
Kızı karalamayalım.
O zaman ben araştırayım.
Koharu Nonami suçlu mu diye.
Katılabilir miyim?
CHASTITY HIGH
Bu bilgiyi LK için kullanabiliriz dedim.
Gerçekten çıkıyorlarsa fotoğraflarını çekip bir anlaşma yaparız.
Öderlerse tavşan avcılarına sevgili değiller deriz.
Gizlice siteye girmemize de gerek kalmaz.
Anladım.
Selam.
Selam.
Bu doğru. Çıkıyorlar.
- Gerçekten mi? - Evet.
Detayını bilmiyorum ama ona yürümüş.
Koharu'dan mı duydun?
Onunla yakınsın, değil mi?
Pek sayılmaz. Normaliz işte.
"Normal" ne demek şimdi?
Bu arada Maki, LK'ye mi dönüyor?
Neden Ichica'ya soruyorsun? Döneceğim.
Dönebilir mi?
Tabii ki dönerim. Beni sinir etme.
Senin için bir öpücük
ne anlama geliyor?
Sakinleşip şunu biraz düşüneyim.
Baş!
Şimdi düşününce...
Baş!
...sadece Koharu da değildi.
Baş!
Baş!
Bacak!
Bu da demek oluyor ki Maki...
Önüne geleni öpüyorsun.
Dur. Boş ver.
Hayır, söyle. "Önüne geleni" derken?
Koharu gibi.
Unutmadın herhâlde.
Unutmadım.
- Ama o... - Sorun yok.
Ama sadece bu benim için ilkti.
Ne? Öyle miydi?
Evet, öyleydi.
Hem öpücük
hem de hissettiklerim.
Neyse, boş ver. Hadi dans provasına.
Benim için de ilkti.
Yani, ilk öpücüğüm değildi ama ilk kez öyle hissettim.
Biliyorum, hoş değil, ama...
Daha önce kızların hislerini hiç düşünmedim.
İlişki kötüye gidince
bu kadar yeter deyip sıvıştım hep.
Ama seninleyken
kendimden çok senin hislerini önemsiyorum sanki.
Hiç iyi anlatamadım.
Yok.
Ben mesajı aldım.
Öyleyse bundan sonra çok dikkatli davranalım.
Ben çıkmak için mezun olmayı beklemek istiyorum.
Söylemek istediğim şey buydu.
Cidden mi?
Evet.
Ama... Niye gizli gizli çıkmayalım ki?
Ben de seninle bunu konuşacaktım.
Sırlar ortaya çıkabilir.
Ve ben kesinlikle okuldan atılmak istemiyorum.
Ama mezuniyet diyorsun?
- Bir buçuk yıl ayrı mı kalacağız? - Bir arada olabiliriz.
Arkadaş olarak.
İmkânsız.
Artık bununla yetinemem.
Ben de. Ama başka seçeneğimiz mi var?
Madem öyle,
Koharu'yu öptüm diye beni niye azarladın?
- Çıkmıyorsak yani. - Seni azarladığım yok.
Çıkmak istemediğimizi de söylemedim.
Ben sadece
kalbimin sesine kulak vermek istedim.
Ne olursa olsun, ne hissedersem hissedeyim
paylaşmak istediğim kişi sensin Ichica.
Bu yüzden...
Bir şekilde birlikte olalım istedim.
Ama sen baştan imkânsız diyorsan
boş ver.
Arkadaşlar.
Konuşacaksanız bir sınıf bulun.
- Tamam. - Şimdi bitirmiştik.
Tamam.
- Gusto'ya da mı hiç gitmedin? - Yok.
Gitmedin demek.
Patates kızartması ve kola eşliğinde hayallerini konuşmadın yani hiç.
Yok, konuşmadım.
Bir ara yapalım.
Çok isterim!
Three, two, three, four,
five, six, seven, eight.
Four, two, three, four.
Tamam, yeterli.
Maki, son kısmı bir kere daha deneyelim mi?
- Olur. - Ben sayıyorum.
Beş, altı, yedi, sekiz.
Bir, iki, üç, dört,
beş, altı, yedi, sekiz.
- İki, iki, üç, dört. - Nasıl?
Biraz garip ama idare eder.
- Sen niye buradasın? - Sen hiç beceremediğin için.
Pekâlâ, bir sonraki kısma geçelim.
Ne? Bu neydi şimdi?
- Bir şey değildi. - Düşündüğüm şey mi?
Kes be.
İkinci kısmı yapalım. "Bir" ile başlıyoruz.
Epeydir tavşan avına gelmedin.
Bıraktın mı? En heveslimiz sendin.
Benimle niye konuşuyorsun?
İnsanı boğuyordum ben hani?
O kısımda şey yap.
Kolunu daha geniş açarsan daha iyi duruyor bence.
- Böyle mi? - Evet, aynen.
- Bravo. - Sağ ol. Amigo kızlar anlar tabii.
Maki'yle mi çıkıyorsun?
Ne?
Bir yanlış anlaşılmaya yol açtım diye endişelendim.
Maki'ye bir sorunumla ilgili danışıyordum.
Biz çıkmıyoruz.
- Öyle mi? - Öyle.
Seni endişelendirdiğim için üzgünüm.
Yok, madem öyle, sorun yok.
- Açmayacak mısın? - Yok.
Bu kadar ısrarcı olma.
Terk edildin.
Vazgeç artık.
Başkasına mı âşık oldun?
İnanılmaz.
Hem de kardeşime.
Ayrılmak istememin sebebi o değil.
Saklamana gerek yok.
İnsanları etkilemesini bilir.
Her istediğinin olacağını sanır.
O sen olmayasın?
Kardeşin senin gibi gerçek hislerini saklamıyor.
Dürüstçe yaşıyor...
Yaşar tabii, istediği gibi yaşıyor!
Mazur görmeyeceğim tek kişi o.
RYOGO: YARIN GÖRÜŞÜRÜZ ICHICA: İYİ GECELER
SENİ ÖZLEDİM
SENİ ÖZLEDİM
- Gelebilir miyim? - Gel.
İkramiyeniz.
Bu ne?
Ne?
- Ne? Niye? - Festivalde harçlık lazım, değil mi?
Gerek yok, harçlığım bitmemişti.
Olsun, dilediğince harca.
Yani 5.000 yene kadar.
- Çok teşekkürler efendim. - Rica ederim.
- Zıp. - Zıp!
- Görüşürüz. - Tamam. Kendine iyi bak.
İŞTE İKRAMİYEN FESTİVALDE BOLCA EĞLEN! ZIP ZIP!
Bu okul geleceğimizin anahtarı.
Hayatımızı değiştirmek için bu okuldayız.
Ichica.
AŞKI UNUT
Başar, tamam mı?
SENİ ÖZLEDİM
SENİ ÖZLEDİM
Üç, iki, bir...
ASURAN FESTİVALİ'NE HOŞ GELDİNİZ
Asuran Koleji Festivali başlasın!
Esenlikler.
Esenlikler.
- Buyurun. - Teşekkürler.
İyi eğlenceler.
Esenlikler.
Buyurun, geçin.
Bir sıkıntı yok. Teşekkürler.
- Hazır mısınız? - Hazırız.
Bir çift görürseniz hemen fotoğraflarını paylaşın.
Tamamdır.
Konser salonuna ve tenha yerlere bakın.
Tamamdır.
Bileklikler lütfen.
Tamam.
Hey, siz!
Davetiyesiz giremezsiniz!
Korkuttuysam pardon.
- Geçin lütfen. - Rezilliğin böylesi.
- Evet, çok ayıp. - Ben sizi kastettim.
Ne?
Bu okulun bir öğretmenine yakışır şekilde konuşmayı ne zaman öğreneceksiniz?
Pardon.
Herhangi bir sorun çıkmaması için devriyeleri sıkı tutun.
Başüstüne.
Beklediğiniz için teşekkürler. Krepleriniz.
FESTİVALE GELİR MİSİN?
ŞİMDİ ÇIKIYORUM DERSİM YENİ BİTTİ
BİR AN ÖNCE GEL!
KIYAFETİM ÇOK YAKIŞTI
Erkek arkadaşı gelecek galiba.
Kesin.
Ama tüm gün nöbet tutamayız.
Bu benim programım. Seninki nasıl?
İkimizin de boş zamanı ne zaman var?
Ha.
Benim programım burada.
İkimize de uyan bir zaman bulmak zor.
Ichica, pardon.
Benimle resepsiyonda durur musun? Sawa'yı bulamıyorum.
Olur, tabii.
- Bizim sınıftakileri görmek ister misin? - Sonra uğrarım.
Tamam.
Fujino iyi mi peki?
Karnın mı ağrıyor?
Ne?
Yok... Ben iyiyim.
RUKA ICHINOSE: YARIN FESTİVALE GELECEK MİSİN?
SİZİN SINIFIN YAPTIĞI DANSI ÖĞRENDİM
İZLEYİP PROVA YAP
Six, seven, eight.
One, two, three, four,
five, six, seven, eight...
RUKA: İZLEDİN Mİ? YUMA: HAYIR
RUKA: BEN ÖĞRENDİM YUMA: ÇOK ZOR
RUKA: İZLEMİŞSİN İŞTE! ÜÇ GÜN KALDI, KESİN GEL
Bence Sawa altüst oldu.
Bunu söylemek haddim değil
ama bence Sawa için bir kıza âşık olmak gayet doğal bir şeydi.
Ama
okul Ichinose'lerin ilişkisini görmezden gelince
okulun getirdiği aşk yasağındaki aşkın ne olduğu konusunda kafası karıştı.
Sanırım öyle.
Biraz gaddarca, değil mi?
Gaddarca olan ne?
Aşk? Birçok açıdan gaddarca.
Evet, evet. Çok gaddarca.
Bazı kızlar sevdiklerinden bir buçuk yıl ayrı kalabiliyor.
Sanırım bu, hislerinin sığlığını gösteriyor.
- Neden bahsediyorsun? - Gidelim...
Peki oğlan o kadarcık bekleyemiyorsa onun hisleri sığ değil mi?
- Ne? Yanılıyorsun. - Hayır, yanılmıyorum.
- Yanılıyorsun. - Yanılmıyorum!
- Yanılıyorsun! - Hadi.
- Yanılıyorsun! - Yeter.
Senin neyin var?
Ama dedi ki...
Kanka, sen bu kızdan resmen hoşlanıyorsun.
Maki.
Bir dakikan var mı?
Tabii.
Cidden mi?
Evine mi geldi? Vazgeçmiyor demek.
Abinle aranda bir mesele mi var?
"Mesele" mi?
Sana kafayı takmış gibiydi.
İstediğin gibi yaşıyormuşsun falan.
Ha. Sanırım bu babamın suçu.
- Babanın mı? - Evet.
Beni böyle kabul edip benden hiçbir şey beklemedi.
Ama abim babamın istediği gibi yaşadı.
O zaman belki de senin hayatını kıskanıyordur.
Seni takdir ediyor olabilir.
Ailenin sana çizdiği yoldan sapmamak hiç kolay bir şey değil.
Belki o da babanın bir kurbanıdır.
Hayranlık duyulası birisin Ogata.
Ne?
Narin bir genç kız gibi duruyorsun
ama aslında güçlüsün.
Bu gücün getirdiği bir merhametin var, canını yakan abime karşı bile.
Biri benim hakkımda ilk kez böyle şeyler diyor.
Yeni birini bulmalısın. Hayatını yaşa.
Bulabilir miyim, emin değilim.
Bulabilirsin.
Ben abimle olan sorunu çözerim.
Hocam.
- Efendim? - Hocam.
- Tek seferde o kadar yiyemem. - Çok lezzetliler.
Dans edeceğim. İzlemeye gelmelisiniz.
Gelmeye çalışırım.
Gelmeyecekler böyle der hep.
Gelmelisiniz. Sahneden size gizli selam çakacağım.
Ne oldu?
Bir lise öğrencisi olsam acaba ben de hedefime böyle kanalize olabilir miydim?
Şu an kanalize olamaz mısınız?
"Yetişkinim, benden geçti" demek sadece bir bahane.
Affedersin.
Seansta mıydın?
Sorun yok.
Tamam, görüşürüz.
Peki.
Bir hayranın mı?
Baban nerede?
Vazifemi yerine getirdim.
Sen de bir merhaba de.
E?
Hangi yüzüğü istediğine karar verdin mi?
Biraz daha düşünebilir miyim?
Evet, tabii ki.
Sonuçta ömürlük.
Yüzüğü değil,
evliliği diyorum.
Bence ikimiz de düşünmeliyiz.
Kendin istediğin için mi, baban istediği mi bir eş seçiyorsun?
Niye hepiniz böylesiniz?
Evet, nedir?
Sen de mi başka birini buldun?
Ondan değil.
Aslında dışarıdan bakınca tam birbirimize göreyiz.
Kabalık etmek istemem ama bence ikimiz de hesapçı davrandık.
Bunun nesi yanlış?
Herkes öyle davranıyor.
Hayatta her istediğin olmaz.
Bir noktada taviz vermeliyiz!
Gerçekten böyle hissediyorsan
hiç düşünmemize bile gerek yok.
Müdür Ikushima, benden herkesi doğru yola yönlendirecek bir rehber olmamı istediniz.
Bu yüzden tavşan avına katıldım.
Doğru.
Ama
sadece kızlar ve erkekler arasındaki ilişkileri yasaklıyorsunuz,
meğer tek endişeniz birinin hamile kalıp okulun itibarını zedelemesiymiş.
Okulun itibarını korumak
öğrencileri korumaktır.
Eşcinsel aşk
gerçek aşk değil mi?
Bilemiyorum.
Ben tecrübe etmedim.
Fujino.
Love Keeper'ın Arisawa olma ihtimali nedir?
Gerçekten mi?
- Vay be! - Yok artık.
- Vay canına. - Bu inanılmaz.
Senin manita aşırı zengin ha?
- Durumu iyi gibi. - Bu "durumu iyi" yi epey aşıyor kanka.
Koki!
Kız çok tatlı değil mi?
Koharu Nonami'nin erkek arkadaşı geldi.
- Geldi mi? - Evet.
Vardiyam bitmek üzere.
Anladım. Ben beklerim.
Ichica!
- Ne? Sen mi geldin? - Evet.
Bu Kanda. O da öğrenci konseyinde.
- Merhaba. - Merhaba.
- Ichica'ya yardım ettiğin için sağ ol. - İzninizle.
Neden bugün geldin?
- Nasıl yani? - Dans yarın.
Ne? Olamaz.
Bugün zannedip izin aldım bir de.
Hadi canım.
Şuna bak.
GENÇLİK HATIRALARI 2-D SINIFINDAN FOTOĞRAFLAR
Atsushi.
Burada ne işin var?
Festivalinizi görmeye geldim.
Oğlunu umursayan anne numarası yapacaksan ben hiç bölmeyeyim.
Merhamete ihtiyacım yok.
Benden merhamet bekleme zaten.
Sadece oğlun için endişeleniyorum.
Sana hâlâ öfkeli olduğunu söyledin.
Bu öfkeyle gerçekten yüzleştin mi hiç?
Yani benden abini ikna etmemi mi istiyorsun?
Sizin de bildiğinizi bilirse
belki nihayet onu rahat bırakır.
Üzgünüm.
Siz de kızgın olmalısınız.
Fark etmediğim için kendime kızgınım.
İşte oradalar!
Hepsini yiyeceğim.
Baş başa kalacaklar mı sence?
Kalacaklar. Ben olsam kalmak isterdim.
Kalktılar.
- Güzel. - Şimdi ne yapıyoruz?
- Bilmem. - Sen ne istersin?
Bak.
Koharu Nonami ve şapkalı çocuk...
- Çok kötü oldu. - Onları nasıl durduracağız?
Sen onları takip et.
Parasını ödeyeceğim.
Çok özür dilerim.
- Dikkat etsene ya. - Of ama ya.
Çok üzgünüm.
Yuh ya!
Çok özür dilerim.
Çok pardon.
Bu taraftan.
ASURAN MÜZİK FESTİVALİ 2024
Çok güzel.
Burası ne alaka?
Konuşalım istedim.
Seni bulduğumda yanında Kanda vardı.
Sinirlenip takip ettim.
Mezuniyeti bekleyeceğim.
Emin misin?
Hoşuma gitmiyor. Ama benden nefret etmenden iyidir.
Koharu'yu uyarmalıyım.
Şimdi söylersen anlaşma yapamazsın. Önce kanıta ihtiyacın var.
Ama Fujino fotoğraf çekerse onlara yardım edemem.
LK olduğunu da öğrenebilir.
Eyvah.
Ne oldu?
Yok bir şey.
TAVŞAN AVCILARI İZLİYOR TÜM KANITLARI SİL
BAŞKALARININ TELEFONUNU KARIŞTIRMAYA NE HAKKIN VAR?
Ne oldu?
2. GÜN
Kanıt toplamaya çalışıyorduk ama LK bizden önce davranmış.
Değil mi?
Şanssızlık işte.
- Kusura bakmayın. - Peki.
Para almadan mı ona yardım ettin?
Özür dilerim.
Ama neler hissettiğini anlıyormuşum gibi geldi.
Maki'yle olduğun için mi?
Boş ver.
Görüşürüz.
Ayrılmışlar.
Ne?
Dün festivale geldi, değil mi?
Evet.
1.620 yen rica edeceğim.
- Buyurun. - Teşekkürler.
Afiyet olsun.
Şaşırdım. Meğer sen zenginmişsin Koharu.
Baban CEO falan mı?
Evet, bir nevi.
Anladım.
Ne diyeceğim.
Bana borç verir misin?
Sormadan edemedim.
Ondan gerçekten hoşlanıyordu, çok üzülmüş olmalı.
Sevgili Love Keeper.
Dün için teşekkür ederim.
Bana yardım etsen de
ondan ayrılmaya karar verdim.
Üzgünüm.
Ama iyi ki onunla çıktım.
Bir sürü yeni şey deneyimledim.
Ona olan hislerim gerçekti.
Vedalaşmak çok zor oldu.
Ama anladım ki hayatta böyle şeyler oluyor.
Ona âşık olduğum için pişman değilim.
Artık zenginlerle çıkacağım.
LK
sensin, değil mi?
Hayır.
Ama
LK'yi anlıyorum.
Milletin aşk hayatı üstünden para kazanmayı mı anlıyorsun?
Aşkı koruma isteğini anlıyorum.
Sonuçta
âşık olmak harika değil mi?
Ne diyorsun sen? Sen tavşan avcısısın.
Yanılıyorsam beni affet, ama...
Bence tavşan avına bu kadar hevesli olmanın sebebi
Yuzuki'yle aranda yaşananlar.
Sürekli beraberdiniz ama sonra yürümedi.
Bu alakasız.
Mutlu âşıklardan nefret eder oldun.
Kapa çeneni!
Aşk nelere kadir, gerçekten inanılmaz.
Senin gibi aklı başında birini bile deli edebiliyor.
Tek suçun...
...Yuzuki'ye âşık olmaktı.
Çok âşıktın
ve canına tak etti.
Bir yapmaman gereken şeyler vardır, bir de yapmak istemediğin.
Ama ne kadar direnirsen diren,
âşık olduktan sonra hepsi hükümsüzdür.
Çünkü ne yaparsak yapalım bir şeyi anlarız.
Anlarız ki birinin sesi, elleri, jest ve mimikleri...
...geceleri uyku uyutmayacak kadar bizi etkisi altına alabilir.
Birini sevmek ve olmayacağını bilsek de bizi sevmesini istemek
ne kadar acıdır, anlarız.
Ne kadar istersek isteyelim bu hisler yok olmaz.
Öyle güçlülerdir ki onlardan kaçamayız.
Bu hisler bize hükmeder.
RYOGO MAKI VE ICHICA ARISAWA ATILMIŞTIR
Alt yazı çevirmeni: Ünal Ataman
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.