Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Downloaded from YTS.MX
Official YIFY movies site: YTS.MX
Pekâlâ.
Sıra sende.
Tamam mı? Rüzgarın yönünü kontrol et.
Onu gördüğünden emin ol.
Ve hazır olduğunda…
Elini çek baba.
Londra, Birleşik Krallık
-Geciktiniz. -Evet, üzgünüm.
-Araman gerekirdi. -Bak, üzgünüm dedim ya.
-Peki iyi vakit geçirdiniz mi? -Evet. Çılgıncaydı.
Çılgınca mı?
Umarım video oyunları ve abur cuburla geçen...
...bir hafta sonu demek değildir.
Aslında hayır.
Hayır, hayır sadece biraz gezdik, bilirsin.
Beni sakinleştirmeye çalışıyorsan Sam, işe yaramıyor.
Lütfen çocuklar.
Yine başlamayın.
Bugün olmasın.
-Hoşça kal baba. -Evet.
-Seni seviyorum. -Görüşürüz canım, ben de seni.
Annene iyi davran.
Çok hızlı büyüyor.
Evet. Çok hızlı büyüyor.
Peki o nasıl?
Nigel.
Onun ismi, bildiğin gibi Neil ve çok iyi.
İlişkiniz ciddi mi?
Sanırım bu seni ilgilendirmiyor, değil mi?
Sadece sohbet etmeye çalışıyordum.
Evliyken bunu yapmamış olman ne üzücü.
Hoşça kal Sam.
Alicante, İspanya 24 saat sonrası
Tamam arkadaşlar, şunu yapalım.
Hedefimizle göz teması kurar kurmaz peşine takılmanı istiyorum dostum.
Her an bir çağrı alabilir ve çağrı geldiğinde hazır olmamız lazım.
Anlaşıldı merkez, doğuya gidiyor.
Bekle.
Bekle.
Devam et.
Şimdi telefonunu çıkarıyor. Çağrı gelmiş olabilir.
Maria, tuşlamaya başla.
Ne söylediğini ve kime söylediğini bilmek istiyorum.
Ne? Konuşsana!
-Bu numara bizim için yabancı. -Öyleyse tanıdık hale getir.
Tamam, telefondan temiz bir sinyal almıyoruz.
Bir mikrofonla onu daha yakından izlemen gerek.
Ama mesafeni koru.
Bana ne konuştuğunu söyle.
Bir şeyler ver.
-Sanırım, bir plandan söz ediyor. -Sanıyor musun?
Adamına biraz daha yaklaşmasını söyle.
Biraz daha yaklaşırsa hedefteki ördek gibi olur.
Fişek kaçıyor, tekrar ediyorum, fişek kaçıyor!
Kahretsin! Charlie üç, fişek'i gözden kaçırmadığını söyle.
Onaylıyorum. Fişek kuzeye, Pazar yerine doğru ilerliyor.
Atışını yap.
-Ne? -Tekrar ediyorum.
Charlie 3, atışını yap.
Kahretsin.
Tanrı aşkına birisi bana...
...o pisliği enselediğimizi söylesin.
Vauxhall Cross MI6 karargahı 48 saat sonrası
Görünüşe bakılırsa ortalık biraz karışmış.
İstihbarat güvenilir bir İspanyol kaynaktan gelmişti.
-İnanmamak için… -Genç bir adam.
Fernando Lopez. Daha 23 yaşındaymış.
O ve kız arkadaşı...
...evlenmeyi planlıyorlarmış.
Kiliseden randevu almışlar.
-İlahileri seçmişler. -Talihsiz...
...bir durumdu.
Talihsiz mi? Tanrı aşkına, tüm medyada bu haber var.
Uluslar arası bir kazayı kolayca halının altına süpüremem.
Bunu beklemiyorum da, efendim.
Peki ne bekliyorsun?
Sadakat dedikleri o eskimiş erdeme ne dersiniz?
Eski moda bir konsept ama eskiden buralarda bir anlamı vardı.
O zamanlar birisinin sırtımı kolladığına güvenirdim.
Şimdi hepiniz kendinizi kurtarmakla meşgulsünüz.
Kiminle konuştuğunu unutmamanı öneririm.
Oh yapma Monty, bana eski masalları anlatma.
-Anlayamadım. -Sen…
...bizler dışarıda kapı bekçiliği yaparken...
...unvanının arkasına saklanıyorsun.
Evet, biliyorum. Bu sefer yanıldık.
Ama ya yanılmadığımız onca zaman ne olacak?
Onlar ne olacak?
İspanyollar bile kelleni istiyor.
Kellemi onlara etrafı süslü altın bir tabakta...
...sunmak için sabırsızlandığına eminim.
Emri sen verdin.
-Adamın atışını yaptı. -Öyle olması lazımdı.
Bunu ben de biliyorum.
Bir kerede hallet, demiştin.
Düşen domino taşlarını durdur, demiştin. Ama buradayız.
Üzgünüm Bill.
Kapsamlı bir soruşturma olmak zorunda.
Sen ve ekibin askıya alındınız.
-Aslında şu andan itibaren. -Güzel masa Monti.
Bak ne diyeceğim.
İyi bir cila fena olmazdı.
Başkalarını yalayıp parlatmak konusunda...
...ustalaştığına eminim, değil mi?
Altı ay sonra
Meşhur İspanyol omletlerimden birini pişirmeme ne dersin?
Hey Sam! Sam!
Sam, omlet ister misin dedim.
Hayır, böyle iyiyim.
Hey, uykucu güzel.
-Bu sabah nasılsın? -Evet, iyiyim.
Evet evet bana ırkçı diyebilirsiniz bana bağnaz diyebilirsiniz...
...çünkü bunu yapma izniniz var.
Ama bu ülkedeki her dinden ve ırktan sıradan...
..dürüst insanları temsil ediyorum. Onlar bu durumdan utanç duyuyor.
Dün gece eğlendim.
-Ya sen? -Evet, evet güzeldi.
Bunu sürekli reddediyorlar ve kabul etmiyorlar.
İyi misin?
-Evet, iyiyim. Neden? -Farklı görünüyorsun.
Oh sahi mi? Ben bağnazım.
Bu ülkenin bağnaz kalmasını isteyen biriyim.
-Sam! -Bak, bunu seyrediyorum, tamam mı?
İnsanları birleştirmek istiyorum.
İnsanların taşınmalarına yardım etmek istiyorum.
Yemek yiyelim, benim ikramım.
Hiç reform görmemiş 700 yıllık bir kitaba bağlanmışlar.
Ve insanların bir şekilde güç kullanıp bir araya...
...gelmek istemelerini yanlış yorumluyorlar.
Burası çok uluslu bir ülke.
-Bu ülkede her din… -Bu nedir?
Senin değil mi?
Ah. Budalanın tekiyim.
Bana aşırı uçtan diyebilirsiniz. Aşırı uçlara aşırı karşı biriyim.
Kendisini güvende hissetmek isteyenleri temsil ediyorum.
"Irkçılık" denen o sözcüğün ardına saklanan azınlık...
...tarafından tehdit edilmek istemeyenleri.
Devletin sınırlarımızın güvenliği için...
...daha güçlü adımlar atması gerek.
Ama yapamaz, çünkü sınırlarımızı koruma işinde görevli insanların...
...büyük kısmı, sınırlarımızı korumak istediğimiz...
...komşu ülkelerden gelen insanlardan oluşuyor.
Sınırlarımızda görevli ve çok çalışan...
...güvenlik elemanlarının büyük kısmı...
...bu ülkeden uzak tutmaya çalıştığımız insanların...
...arasından bu ülkeye girebilmiş olanlardan oluşuyor.
Amerikalılar Londra'ya, bu ülkenin başkentine...
...ne diyorlar biliyor musunuz? Amerikan güvenlik sistemi...
...Londra'ya ne diyor biliyor musunuz?
Londanistan. Ulusal utanç içindeyiz.
Çünkü hükümet söylediğimiz her şeyi görmezden geldi.
Ve bu artık bitmeli. Buna bir an önce son vermeliyiz.
Zorla değil, tartışarak ve yumuşak güç kullanarak.
-Evet? -Sam Blake mi?
-Evet. -Sam Joseph Blake mi?
-Evet. -Seni şimdiden tanıyor gibiyim.
Bak, sen kimsin?
Bana Jericho de.
Bak, istediğin her neyse, ilgimi çekmiyor, tamam mı?
Bence, ilgini çekecek.
Teşekkürler ama, sanmıyorum.
Bence aceleci olma…
Şimdi dikkatini çektim mi?
Sen de kimsin pislik?
Sam, güzel konuşan birisin.
Böyle bir dil sana gerçekten hiç yakışmıyor.
-Şimdi beni dinle. -Hayır! Sen beni dinle.
Seninle terörün doğası hakkında konuşmak istiyorum.
En önemli içgüdülerimizden biri. Vurduğu zaman, çok sert vurur.
Varlığını zorla kabul ettirir. Çok somuttur.
Tamamen tüketilebilir.
Terörü hissedebilirsin.
Onu koklayabilirsin. Tadına bakabilirsin.
Ürer, büyür ve sinsidir.
Lütfen yardım edin! Yardım edin!
Bak dur, sadece dur. Anlatmaya çalıştığın şey her neyse...
-...şimdi anladım. -Hayır. Daha değil.
Ama anlatacağım.
Dışarıdaki o insanlar kendilerini avutuyorlar. Bir şekilde iyinin...
...galip geleceğini düşünüyorlar. Televizyonda izledikleri...
...reality şovları da birer dizi sanıyorlar ya da...
...devletin her şeyi yoluna koyacağına inanıyorlar.
Sen ve ben Sam, farklı insanlarız.
Perdenin arkasını görüyoruz.
Uçurumun kenarından bakıyoruz.
Tümörün kötü huylu olduğunu biliyoruz.
Pislik.
Diline dikkat etmenle ilgili ne demiştim?
Sam, bu konuda beni test etme.
Pekâlâ, sadece bu kadar. Başkasını vurma, tamam mı?
Öyleyse karşılığında senden bir şey isteyeceğim.
Tamam, dinliyorum.
Kim olduğunu biliyorum Sam.
Ve ne olduğunu da.
Aldığın maaşla kendi devletini soyuyorsun...
...ve gerçekten benden bir farkın yok.
Pekala, bak.
Tüm kartları elinde tutan sensin.
Kontrol senin elinde.
Benden yapmamı istediğin şey neyse yapacağım. Bu işi halledebiliriz.
İşte böyle.
Asıl konuya ne zaman geleceğimizi merak etmiştim.
Uyum içinde birlikte çalışmalıyız. Güvenimi kazan.
Tamam, bu oyunu oynayalım.
Ama bir uzlaşmayı düşünerek hata yapayım deme...
...çünkü beni yönlendiremezsin.
Benim adıma da düşünemezsin. Bunu sakın aklından çıkarma.
Ne istiyorsun?
Benim için öldürmeni istiyorum.
Altı kişi.
Saat başı...
...her saat.
Altı saat, altı cinayet.
Senin için dışarıda bir araç bıraktım.
Ana girişte, mavi bir çöp bidonunda anahtarları bulacaksın.
Süren işlemeye başladı Sam. Gitme vakti.
Saatini tak. GMT ile senkronize.
Hedefi ıskalarsan, insanlar ölecek.
Polisi ararsan, insanlar ölecek.
Yoldan saparsan ya da gecikirse, insanlar ölecek.
Anlıyor musun?
Sana bir soru sordum Sam.
-Evet, anlıyorum. -Umarım.
Gerçekten umarım.
Hayır, hayır hayır!
-Pislik! -Küçük bir yaban kedisi.
Bana biraz direndi.
Zamane çocukları.
Altı hedef, altı saat. Başla.
Anladım, anladım, anladım, anladım!
Hedef 1 21 Malden Yolu, E9 6EP
Ah. Bu harika Lexi.
Oh. Bu gerçekten iyi. Oh. Bu gerçekten iyi.
Tam orası.
Oh, kasların çok sertleşmiş.
Çok stresli iki aydı.
Ve çok enerjik iki saat.
İşinde çok iyisin.
Sen de fena değilsin.
Yaşlı bir adam için mi?
O kadar yaşlı değilsin.
Yıllar değil hayatım.
Kilometre meselesi.
Neden buraya gelip bana kese yapmıyorsun?
Russell, doyumsuz birisin!
-Şikayetçi misin? -Ben mi? Asla!
Hadi!
Ne dedin?
Dedim ki, o güzel vücudunu hemen buraya getir!
Ne yapıyorsun?
Yoga.
Yoga mı? Sana yoga yapasın diye para vermiyorum.
Vay canına. Çok yönlü bir kadınsın öyle değil mi?
-Alo Lexi. -Aldım. Hepsini aldım.
Aferin kızıma. Sana inancım tamdı.
Pekâlâ. Şimdi onu bırakacak mısın?
Elbette bırakacağım Lexi.
Önce, o dosyaları bana göndermelisin.
Şifreli olmalılar. Şifrelerini kırmaya teşebbüs etme.
Lütfen, bırak onunla konuşayım.
Dosyalar, Lexi.
Bana dosyaları gönder.
-Ne var? -Yolun başında...
...gümüş rengi bir araba var...
-...gördün mü? -Evet, gördüm.
Biraz nefes al, kendini toparla.
Küçük bir yürüyüş yapmanı istiyorum.
Arabanın yanına gelince dur ve bağcıklarını bağla.
-O araba kime ait? -Bu seni ilgilendirmez.
-Sadece bunu neden yaptığını söyle. -Dedim ya, seni ilgilendirmez.
Aracın altına o cihazı yerleştir.
Güvenli bir mesafeye git. Çantanın ön cebinde patlatıcıyı bulacaksın.
Aferin.
Her kurban, başına yediği bir tek mermiyle öldürülmüş.
Yüksek kalibreli bir silah, muhtemelen av tüfeği.
Bu kadar keskin nişancı olduğuna göre profesyonel olmalı.
Bu bölgenin kapatılmasını istiyorum.
Kimse girmeyecek, kimse çıkmayacak.
Ve herkesin ifadesini istiyorum.
-Evet ama Gav… -Herkesin.
-Gav. -Ne var?
Bir patlama olmuş. Sanırım bir araba bombası.
Avustralya!
Evet, imparatorluğun parçası.
Eskiden bizim sürgün yerimizdi.
-Şimdi biraz farklı değil mi? -Evet.
Oraya gitmek istiyorsan iş adamı olman lazım.
Paran olması lazım, verebileceğin bir şey olması lazım.
Ve bunda yanlış bir şey yok.
Bilirsiniz, Avustralyalılar kendi ekonomilerini düşünüyorlar.
Kendi geleceklerini düşünüyorlar. Bence akıllıca davranıyorlar.
Bu arada bu ülke dibine dek pisliğe batıyor.
Asalaklarla dolu, suçlularla, teröristlerle.
Hepsinin canı cehenneme!
Ve tanıdığımız insanların öyle tipler olmasını asla istemeyiz.
Saçmalık.
Sizinle aynı fikirde değilim diyemem.
Aynı fikirdeyim.
Ama bu bizim büyük Britanya imparatorluğuna...
...bir grup cahil yobaz olmadığımızı göstermekle ilgili.
Azınlık olduğumuz bir caddede yürümenin...
...nasıl bir şey olduğunu biliyoruz.
Etrafımız hiç anlamadığımız ve bize entegre olmayan...
...bir kültürle çevrili.
Bir otobüse binmekten korkmak ne demek biliyoruz...
...çünkü paramparça olabilirsiniz.
Bizler düşman değiliz.
Daha büyük bir şeyin parçasıyız.
Ama bu ülkedeki her vatanseverin buna destek vermesine...
...ihtiyacımız var.
Ve düzeltmemiz gereken ilk şey de...
...algılar.
-Evet? -Çok sevindim Lexi.
Onu bırakacak mısın?
Yapman gereken son bir şey daha var.
Yapmamı istediğin her şeyi yaptım, her şeyi.
Geceyi bir milyarderle geçirdin ve bir e-posta gönderdin.
-Zor bir iş sayılmazdı, değil mi? -Lütfen.
Söylediğimi yap, her şey yoluna girecek. Bana güven.
Kurban Andrew Harris'miş.
38 yaşında, hemen şuradaki bir dairede oturuyor.
Ondan geriye pek bir şey kalmamış, sevgilisi perişan halde.
Peki hiç kamera görüntüsü var mı?
Bak bakalım, sokak sakinlerinde güvenlik kamerası var mı?
Önce silahla adam öldürme ve şimdi de bu. Neler oluyor Gav?
Bilmiyorum.
Ama devamının geleceğini hissediyorum.
Patlayıcı cihaz her zaman terörün en güçlü...
...ve en korkutucu sembolü olmuştur.
En ilkel cihazların bile yıkıcı etkileri olabilir.
Ama senin uzmanlığını takdir ediyorum.
Ve bundan faydalanmamak benim için çok üzücü olurdu.
Yere yatın! İkiniz de! O şekilde kalın! Sakın bana bakmayın!
Başınız eğik olsun!
Yerde kalın!
Yerde kalın!
Evet?
-Adam öldü. -Mükemmel iş Sam.
-İkisi gitti, dördü kaldı. -Hayır, bu kadar.
-Bitti. Yokum. -Neden böyle bir şey söylüyorsun?
Bak, tanıklar vardı.
Tetiği çektiğimde oradaydılar.
Silahı gördüler, arabayı gördüler...
-...beni gördüler! -Ve yaşamalarına izin mi verdin?
Elbette yaşamalarına izin verdim!
Bunun işleri karıştırabileceğini görüyorum ama senin gibi...
...akıllı ve tecrübeli birisinin bir çözüm bulacağına inanıyorum.
Hayır, bu kadar. Artık bitti.
Joss'u serbest bırak. Ve yolumuza gidelim, tamam mı?
Bir mektup bombasının ya da kimyasal...
...bir silahın etkilerini gördün mü?
Iskaladığın takdirde ne olacağını sana söylemiştim.
Seninle son derece açık konuştuğuma inanıyorum.
Vicdanında böyle büyük trajedilerle yaşayabilecek misin Sam?
Yaşayabilecek misin?
Sana sıradaki hedefinin detaylarını gönderdim. Onu da öldürdüğünde...
...işin yarısı bitmiş olacak.
Peki aracı yakından görebildiniz mi?
Siyah bir SUV'du.
Plakası, VI63-ZPZ.
Bunun balistik raporunu çıkarsınlar.
Hızlı olmalarını söyle.
İşi yavaşlatmaya kalkarlarsa, onlara beni söyle.
Tamam, sizi buradaki memurla bırakacağım. tamam.
-Teşekkürler. -İşimiz fazla uzun sürmeyecek.
Neden burası?
Ve neden bu saatte, etraf insan doluyken?
Görülmemeyi nasıl düşünmüş olabilir?
-Çok belli, değil mi? -Ne?
-Mantıksız birisi. -Mantıksız mı?
Evet, bir kaçık. Psikopat. Bir çılgın, istediğin ismi ver.
Onu kolayca ele verebilecek bir hata.
Kurbanları araştırmamız lazım.
Bir bağlantı kurabilirsek, belki sıradaki hedefi tahmin edebiliriz.
Gav, tetikçinin tarifi elimizde, aracının plakası da öyle.
Adam kısa zamanda yakalanacaktır.
Üniformanı çıkaralı ne kadar oldu Hicks?
18 ay. Neden?
Düz mantıkla düşünmeyi bırakmanın zamanı gelmiş.
-Onunla konuşmak istiyorum. -Merak etme.
Küçük Joss tamamen güvende.
Yemin ederim, onu incitirsen…
Sen kızı bana bırak ve verdiğim göreve odaklan.
-Neredesin? -İki dakika ötedeyim.
Tik tak, Sam. Tik tak.
Hadi. Hadi, neredesin?
Neredesin? Hadi.
Kahretsin.
Hadi, hadi!
13 dakika geciktin Sam. Bu kabul edilemez.
Kahretsin.
Burası huzurlu ve şirin bir kafe. Öyle değil mi?
Sonuçları Sam. Sonuçları.
-O kız çok tatlıydı. -Evet dostum, çok iyiydi.
-Cidden, hele vücudu. -Bu adam da kim?
Hey hey hey, ne oluyor?
Yolumdan çekilin beyler.
-Sen bir şey duydun mu ahbap? -Hayır kardeşim, bir şey duymadım.
Bunu yapmak istemezsiniz.
Sinek vızıltısı gibi. Can sıkıcı bir şey.
Bir şey duymadığına emin misin?
Biliyor musun? Bir şey duymuş olabilirim.
Bu görüntüler dün geceden.
Şu kız sokakta başından vurularak öldürülen ilk kurban.
Yanındaki adamın anahtarı var. Yani bir evi var.
Sadece birisinin oturduğu yeri saptayamadık.
Ben buldum. Adamın ismi Blake, 16A da oturuyor.
-Bu adamı iyice araştır. -Araştırdım bile.
-Orduda görevli. -Ne?
Askeri istihbarat. Adam bir ajan.
Kimse var mı? Kimse var mı?
Merhaba Lexi.
Onu görene dek hiçbir şey yapmayacağım.
Yoksa ne?
Birkaç sokak ötedeki siren seslerini duyduğuna eminim.
Ve o Lexi, ödenen bir bedelin sesleri.
Tüm seslerin en kötüsü olduğu kesin.
Bir başkasına, aşağı yukarı senin gibi birine basit bir görev verdim.
Ama ihtiyacım olan sonucu almayı başaramadı.
Senin de benzer şekilde beni hayal kırıklığına...
...uğratmanı istemem, anlıyor musun?
Dediklerimi yap. O zaman sevdiğini yeniden görürsün...
...ama başarısızlık cezalandırılacak. Anlaştık mı?
Artık talep yok Lexi, tehdit etmek yok.
Senden tek şey istiyorum.
Koşulsuz şartsız itaat.
Anlaştık mı?
Duvarın yanında bir valiz var. Gördün mü?
Onu al. Açıp bakma ya da dışından kurcalama.
Onu aracının bagajına koy, aracına bin ve güneye doğru git.
Yaklaşık beş dakika sonra, bir sonraki talimatları alacaksın.
Şimdi git!
Sen iyi misin?
Üzgünüm Gav, biraz hava almalıydım.
Hicks, bana bak. Dikkatini toplamalısın.
Yapabilir misin?
Evet.
Diğer atışlar da tam isabet.
Profesyonelce. Çok daha başka bir nedeni olduğunu hissediyorum.
Bence sıradan bir olay değil. Ağır silahlar.
Sence farklı bir katil mi var?
Bilmiyorum, belki.
Umarım kameralardan bir şey çıkar ama bu arada, senden istediğim…
Burada sorumlu kim?
-Sorumlu kim dedim? -Sorumlu benim.
-Siz kimsiniz? -Sanırım bu olayı...
-...çözmekle görevli kişiyim. -Anlayamadım ne?
İşimi kolaylaştırmaya ne dersiniz?
Bana kimliğe benzer bir şey göstermeye ne dersiniz?
Siddiq, değil mi?
Senden ve ekibinden tam bir işbirliği bekliyorum.
Hiçbir itiraz olmadan.
Bu operasyonun tüm kontrolünü üstlenmek için geldim.
Phil, buraya erkenden geleceğini söylemiştin.
-Sana gerçekten ihtiyacım var. -Roy! Hey!
Bu mesajımı alır almaz beni ara.
-Gez, eski dostum. Nasılsın? -Evet, iyiyim ahbap.
Bu takım elbiseyle güzel olmuşsun.
Seni daha ciddi yaptığına eminim ha?
-Öyle görünüyorum değil mi? -Tamam.
Benimle gel, seninle arkada konuşmalıyım.
Jacko ya da Big Pete nerede?
Büyük Pete'in bir havaalanı işi var.
Beni en kısa zamanda çağıracağını söylemişti.
Jacko kahrolası biri.
Ondan hiç haber almadım.
Beni üzmese iyi olur.
Bu beni mutlu etmez.
-Peki ya sen? -Arada bir biraz mal gönderiyorum.
Ve bazen de trenle biraz mal geliyor.
Skoru biliyorlar mı?
-Evet, elbette. -Ciddiyim. Şaka yapmıyorum.
Alet yok.
Bıçak yok, zincir yok, kahrolası lavabo pompası bile yok.
Bunları taşıyanlar varsa onlardan kurtul.
Hepsi benim kontrolümde.
Dinle, sana küçük bir sürprizim var.
Nehrin karşısındaki Asyalı budalalarla...
...ortak iş konusunda anlaştım.
Çok edepsiz tipler.
İşi Abdül'le bitirmelerini söyledim.
Bilirsin, tüm Arapları bir araya getirebilir.
-Belki bize de pay düşer. -Bunu yapabileceğini kim söyledi?
-Sana bir iyilik yapıyorum. -Onları görmek istemiyorum.
Onların yakınımda olmalarını istemiyorum.
Bu dediğimi net bir şekilde anladın mı?
Roy, bunu biraz düşün.
-Onları önce biz tekmelersek… -Onları rahat bırak.
Tekmelemek yok, bunu kaç kez söyleyeceğim.
Asıl mesele tekmelemek değil.
En azından, şimdilik.
Bakın, o olduğunu söylemiştim.
Durdurun!
Pekala, çekilin! Herkes çekilsin! Geri çekilin!
Kıpırdamayın!
Dinleyin arkadaşlar.
Affedersiniz, beni biraz dinler misiniz lütfen!
Susalım!
Teşekkürler.
Devam etmeden önce tanıştırmak istediğim biri var.
Bu Bill Waybridge.
Saha operasyonlarının eski şeflerinden biri.
Blake onun ekibindeydi. Bu yüzden, danışman olarak burada.
Aşağıdaki senaryolara konsantre olacağız.
Bir. Blake aşırı uçta bir grup tarafından kandırıldı...
...ve bir terör hücresinde beyni yıkandı.
Ya da iki. İnsanların kafalarına nişan almayı seven...
...bir başka sıradan ve adi bir katil.
Yanılıyorsun.
Özür dilerim dedektif hanım, eklemek istediğiniz bir şey mi var?
Ben sadece düşüncemi söylüyordum ve, yanılıyorsun.
Hm evet. Ah, bizi aydınlatmakta özgürsünüz, değil mi?
Bay Waybridge, görevden alındığı güne dek...
...Blake'in sicili çok temizdi, değil mi?
Doğru. Sam Blake bir savaş kahramanıydı.
Öyleyse bana söyler misiniz, altı ayda radikal biri mi oldu...
...yoksa aniden bu topluma karşı öfkesi olduğunu mu fark etti?
Diğer ayrıntıları bir yana bırakacak olursak, evet.
Bunlar en olası senaryolar.
Tecrübelerimden biliyorum ki, en olası senaryolar...
...genelde en olası olmayan senaryolardır.
Teşekkürler dedektif hanım.
Gözlemleriniz göz ardı edilmeyecek.
Daha bitirmedim.
Bu adamı yakalamanın sırrı kurbanlarını araştırmak.
İlk başta bağlantısız gibi görünüyorlar...
...ama yeniden bakmalıyız.
Ve bir şey bulamazsak yine bakacağız ve yine. Ve yine.
Bir yerlerde bu insanların, ikisini, üçünü, dördünü...
...birbirine bağlayan bir şey olmalı.
Belki diğerleri bu bağlantıyı örtmek için bilerek öldürüldüler.
Bunu tespit ettiğimizde, katilin...
...öldürme sebebini anlamaya başlayabiliriz.
Şimdi işe koyulun. Sonuç istiyorum.
Hey tamam! Hadi…
Tam zamanında devam edin….
Oh hey, tam zamanında. Neden geciktin?
Aman Tanrım! Yoksa bu…
Aman Tanrım! Telefonum nerede? Bekle biraz.
Polise ihtiyacım var!
Şimdi!
Şüpheli Tiyatro parkı boyunca güneye ilerliyor.
Anlaşıldı, tamam. Dikkatli yaklaşın. Şüpheli silahlı olabilir.
Tamam! Olduğun yerde kal!
Hey! Orada kal!
Dur! Hey!
İşte orada! Hey! Senin derdin ne?
Şimdi Green Park'a yaklaşıyoruz, tamam.
Şüphelinin silahlı ve son derece tehlikeli olduğu düşünülüyor.
Dikkatli yaklaşın. Hava desteği altı dakika sonra orada olacak.
İyi günler arkadaşlar.
Her şey yolunda mı?
Bu adamı gördün mü?
Ah hiç sanmıyorum.
Onu ya görmüşsündür ya da görmemiş.
Hangisi acaba?
Bakın. Bu adamı daha önce kesinlikle görmedim.
Tamam öyleyse. Neyin var görelim.
Hadi, çık bakalım. Yavaşça.
Memur Flynn, seraya hemen destek göndermelisiniz.
Bu senin son şansın!
Yere yat! Ellerini başına koy.
Ellerini havada tut.
Yap hadi! Yap hadi! Yap hadi! Sakin ol dostum.
V Y 5, merkez.
Derhal destek gönderin.
-Evet? -Lexi!
Tony amca. Aman Tanrım! İyi misin?
-Seni incitti mi? -Ah, ben iyiyim tatlım.
Tamam, bilmeni isterim ki yapmamı söylediği her şeyi yapıyorum.
Her şeyi. Ve seni oradan kurtaracağım, söz veriyorum.
-Seni eve götüreceğim. -Lexi. Sen iyi bir kızsın.
Ben ve Suzzie teyzen, seni seviyoruz.
-Evet, biliyorum. Biliyorum. -Beni dinle Lexi.
O pislik benim için ne planladıysa sen ne yaparsan yap olacak.
-Ama buna hazırım. -Hayır. Bu şekilde konuşamazsın.
Onun için bir tek şey daha yapma.
Beni anlıyor musun Lexi? Bu pisliğin canı cehenneme!
Onu rahat bırak!
Bu çok asilceydi ama gerçek dünyada ailesiz kalmaya yol açar.
Sevgili Suzy teyzenin yaşadığı yeri de biliyorum.
Senin için bir işim daha var Lexi.
Hazır ol.
Şimdi hedefe yaklaşıyoruz!
Şüpheli ateş ediyor, tamam!
-Tepemde dolaşıyorlar! -Şimdi güney çıkışına doğru git!
Atla, atla!
-Teşekkürler. -Teşekkürler mi?
Teşekkür etmeni istemiyorum. Kim olduğun umurumda değil.
Ne yaptığın da öyle.
Bilmek istemiyorum, bunu bilmek istemiyorum!
Ve sakın bana bakma! Bana bakma! Bakma dedim!
Yüzünü bile görmek istemiyorum.
-Ne? -Seni Lexi ile tanıştırayım.
Kendisi tam bir sarışın sürtüktür.
Ama eminim "Eskort denmesini yeğliyordur...
...bu yaptığı işe biraz saygınlık kazandırıyor.
Hadi Sam. "Merhaba de.
Söyle.
Merhaba.
Seninle Lexi'nin ortak yanınız çok.
Senin gibi o da değerli bir eleman olduğunu kanıtladı.
Ona işini çok iyi yaptığını söylemeni istiyorum.
İşini çok iyi yaptığını söylüyor.
Ondan çok memnun olduğumu söyle.
-Dedi ki… -Evet, duydum.
Alıngan bir kız, değil mi?
Ondan hoşlanıyorum.
Roy, benim Pete.
Tamam, sakin ol. Yoksa kalp krizi geçireceksin. Senin neyin var?
Ne?
Luton'la yaptığım işi kıvırdım öyle değil mi?
Bunu merak etme, orada olacağım.
Seni daha önce hiç üzdüm mü?
Evet, aynen öyle.
Şimdi dinle. En fazla, yarım saat sonra tamam mı?
Pekâlâ.
Chelle! Chelle!
Sıcak, sade ama bunun ötesinde sıradan.
Neden bugün?
Neden bugün, sokaklarda iki misli polis varken?
Neden dün değildi?
Neden yarın değil?
Neden bilerek dışarı çıkıp risk unsurunu arttırmak isteyesin?
Gösterilerle cinayetler arasında bağlantı mı var diyorsun?
Bir tesadüf olamaz.
Roy Dixon. Onunla ilgili ne biliyoruz?
Şey, vakti zamanında sık sık içeri girip çıkan biriydi.
En son içeri girdiğinde eğitimine devam etti...
...ve sosyoloji diploması aldı.
Dışarı çıktığında, aktif bir politikacı oldu.
Vatanseverlik grubuna üye oldu ve...
...son 18 aydır oldukça faal çalışıyor
Zeki, karizmatik...
...ve bir vizyonu var
Tehlikeli biri.
Onu hafife almaman gerek.
Ne?
Siddiq!
Çok zeki bir kadındır.
Onu susturmayacak kadar akıllı olmalısın.
İşine yarayabilir.
Bakın, Bay Waybridge, değerli zamanınızı...
...bize ayırdığınız için size çok minnettarız...
...ama lütfen, bu tür şeyleri daha önce de yaptım.
Oh, ciddi misin?
Bence evinize gitseniz iyi olur.
-Yorgun görünüyorsunuz. -Ben iyiyim.
Ama endişen için teşekkürler.
O halde, şu şekilde söyleyeyim.
Size ihtiyacım yok.
-Toz olun! -Şimdi beni iyi dinle...
...seni Oxbrigde ukalası pislik!
Sizde kapı çalmak yok mudur?
Kendi ofisime girdiğim zamanlarda...
-...hayır. -Ne vardı müfettiş?
Kurbanların bazılarının vatanseverlik...
...grubuyla bağlantıları var.
En azından ikisi bazı holigan örgütlere üye olmuşlar.
Ama bunu biliyorsunuz, değil mi?
Kapıyı kapat.
Burada konuşulanlar burada kalacak.
Anlaştık mı?
Roy Dixon vatansever gruba üye olduğu anda...
...bizim dikkatimizi çekmeye başladı.
Altı ay önce, büyük bir tehdide dönüştüler.
Cevap olarak, içlerine bazı ajanlar yerleştirdik
Ve olanların farkına vardığınızda onları uyarmak aklınıza gelmedi mi?
Protokole göre onlar bizimle temas kuracaktı.
Hiçbir koşulda onlarla temasa geçmeyecektik.
Bakın müfettiş, anlamanız gerekiyor.
Cidden...
İngiliz istihbaratının zirvesinde bulunmak nasıl bir şey?
Senin ne düşündüğün umurumda bile değil.
-Yeter! -Nasıl yani?
-Demek istediğim… -Hadi.
Ne demek istediğini söyle.
Sizi temin ederim Bay Dalton, şu ana dek binlerce kez...
...yüzüme söylenmiş olan şeylerden farklı bir şey söyleyemezsiniz.
Bunu başka bir noktaya taşımaya kalkma, tamam mı?
Bu kadar çocuksu olmayın.
Ne olduğu konusunda hiçbir fikriniz yok, değil mi?
Belki de dışarı çıkıp onların gösterisine katılmalısın.
Geri zekalı.
Hicks. Benimle gel.
Nereye gidiyoruz Gav?
10 Dawning Caddesi Başbakan'ın Özel Ofisi
Kobra'ya haber verildi mi?
Daha değil efendim.
Öyle mi?
Şartları düşünecek olursak...
...alternatif bir seçeneği düşünmeniz...
...daha uygun olabilir.
Açıkla.
Görünüşe göre, Bay Blake'in...
...bu durumdan haberi var.
Bu bilgiyi nasıl elde etmiş olabilir?
Bunu bilmiyorum ama haberdar olduğu kesin.
İlk cinayetler, kafe katliamı, onlar neydi?
Maskelemek, atış pratiği, kim bilir?
Başka bir gün olsa, bu konuşmayı yapmıyor olurduk.
Ama, dışarıda tansiyon çok yüksek. Ve...
...tansiyonu düşürmek de oldukça zor.
Ne olacağını Tanrı bilir.
Bu senin kararın Jim. Ama…
Bunu benden duymaya ihtiyacın var.
Prosedürü, biliyorum Alistair.
Elbette efendim.
Neden bu ofisteyim biliyor musun?
Fark yaratmak için.
Bazı konularda saf görünüyor olsam da gerçek bu.
Karar verebileceğim bir konumda olmak istemiştim.
Bu büyük ülkeyi daha iyi bir yer yapabilmek için.
Ama bunu değil.
Hiçbir zaman.
Kobra'yı bir saat içinde toplayacağım.
Hayır.
Sokaklarımızda başıboş dolaşan bir köpek var.
Ve vurulması gerekiyor.
Görüldüğü yerde.
Anladım.
Şimdi onu dikkatli bir şekilde arabanın...
...arkasına koy.
Tamam.
Final kısmı içeride, Lexi.
Peki polis ne yapıyor?
Bu kâbus ne zaman bitecek ve bir sonraki başlayacak?
Bunlar zaman zaman sokaklardaki insanlardan işittiğim sorular.
Gittiğim her yerde şu anda şüphe ve korku hakim.
Selam dostum. Hey, haberleri izledin mi?
Budalanın teki çıldırmış.
Sağda solda ceset bulup duruyorlar.
Bu şehre ne olduğunu hiç bilmiyorum.
Hey! Pekâlâ.
Hey, biraz sakin ol tamam mı?
Burada sorun istemiyorum.
İstediğin şey paraysa hemen gidip getireyim.
Paranı istemiyorum.
Tanrım, o sensin.
Evet. Evet, benim.
Bak, ben sadece şoförüm.
Evet. Aracımla bir yerden başka yere giderim, hepsi bu.
Hayatım böyle. Ben önemsizim, bir hiçim.
Saçma!
Kimsin sen?
Sana doğruyu söylüyorum.
Sana kimsin dedim!
Bak.
Ben sandığın kişi değilim.
Bunu yapman gerekmiyor.
Evet, gerekiyor.
-Öldü. -Ve zamanından önce öldürdün...
...aferin Sam. Gerçekten aferin.
Sıradaki kim?
Sıradaki kim mi?
Doğanın sesi seni çağırıyor, tek kişilik ordu, durdurulamaz.
-Sadece kızımı geri istiyorum. -Elbette istiyorsun.
Seni çok iyi anlıyorum, merak etme.
Sıradaki talimatları çok yakında alacaksın.
Sadece bekle, bekle. Her yerdeler, sadece bırak artık.
Kaç kişi öldürdün acaba?
Bugün mü?
-Beş. -Beni de öldürecek misin?
-Elbette hayır. -Oh ya Lexi'yi öldür derse...
-...o zaman ne yapacaksın? -Senin ölmeni istemiyor.
Nereden biliyorsun? Ne planladığı konusunda bir fikrin yok.
Stratejik bir hedef değilsin.
Diğerleri, bir şekilde birbirlerine bağlıydı.
-O nedir? -Hayır, hayır!
-Bu ne? -Bilmiyorum.
-Bilmiyorum da ne demek? -Bana o verdi.
Ne yani onu gördün mü?
-Pek sayılmaz. -"Pek sayılmaz da ne demek ha?
Bilmiyorum. Karanlıktı. Bir saniye için görebildim.
Nasıl biriydi? Yani uzun muydu? Kısa mıydı, nasıldı?
Sıradandı. Çok sıradan. Siyah bir kar maskesi takmıştı ve…
Nerede gördün?
-Evet? -Ne hissediyorsun Sam?
Ne hissettiğimi bilmek istemezsin.
Hadi ahbap, en iyi yaptığın iş bu.
Çoğunluk için birkaç kişiyi öldürmek.
Uzun ve başarılı bir kariyerin vardı, elbette son zamanlara dek.
Senin gibi biri, yalnız biri, duygularını öldürür. Her türden...
...psikolojik duruma çabucak adapte olduğunu düşünüyorum.
Ama İspanya'da olanların konusunu açıp...
...birisiyle konuşmayı hiç düşündün mü?
Dinlemeye hazırım Sam.
Sadece sadede gel.
Uzun bir yol katettin. Bir kişi daha kaldı. Sonra bu iş bitecek.
Sıradaki kim?
Sıradaki kim dedim!
Oh Tanrım, hayır.
Arka koltukta bir çanta var.
Çantada bir yelek var.
Yelekte de bir bomba var.
Yeleği giyip gösteriye katılmanı istiyorum.
Vatanseverler adında İslam karşıtı bir grup...
...bir saat içinde Londra'da yürüyüşe geçecekler.
Eğer o bombayı etkisizleştirmeye çalışırsan...
-...kızını öldüreceğim. -Kendimi patlatmamı mı istiyorsun?
Yeleği giyip oraya gitmeni istiyorum.
Ve mümkün olduğunca çok sayıda insanı öldürmemi mi?
Altı demiştin, altı kişi!
Irkçılık Sam. Neo Naziler, dünyanın pislikleri.
Onlara insan demek bile gülünmesi gereken bir şey.
-Bunu yapamam. -Evet Sam, yapacaksın.
Kızın için yapacaksın. Erkekler için yapacaksın...
...şu an camilerinde olan kadın ve çocuklar için yapacaksın.
Onlara Kur-an'ın mucizelerini anlatan...
...çok saygın bir imamı dinliyorlar.
Plastik patlayıcıların birkaç metre ötede olduğundan habersizler.
Görüşeceğiz.
Neredeydi?
Bir hapishaneydi, birkaç kilometre ötede.
Terk edilmişti. Kullanılmıyordu.
-Hadi, gidelim. -Ne?
Beni oraya götüreceksin.
Onun orada olacağını nereden biliyorsun?
-Elimizdeki tek ipucu bu, gidelim! -Hayır! Hayır!
-Kesinlikle olmaz. Amcam elinde! -Benim de kızım elinde.
Pekâlâ. Kızının hayatıyla kumar oynama!
Birden ona güvenmeye mi başladın?
Ne, bunca olan şeyden sonra sence onları bırakır mı?
Bilmiyorum. Ama başka seçeneğimiz var mı?
Tek seçeneğimiz var.
Sanırım her şey yerli yerinde.
Yani numaralandırma ve diğer şeyler, seni tatmin etti mi?
Doğrusu kabalaşmak istemezdim, binbaşı.
Ama önemli bir işim var.
Kalemin var mı?
Teşekkürler.
Tükenmez kalemi duymuş muydun?
Teşekkürler.
Sam Blake.
Müsabakalarda skorumu alt edebilen tek adamdı.
25 yıllık meslek hayatımda sahada...
...savaş eğitimi verdiğim en yetenekli askerdi.
Bir keresinde kamuflaj kıyafetiyle Somali düzlüklerinde...
...gizlenmiş şekilde 8 saat kalmıştı.
Sadece o ve çöl sinekleri.
Ve sonunda hedef ortaya çıktığında...
Sam'in atışını yapmak için 30 saniye süresi vardı.
Onu öldürmesi...
...bir katliamı önledi.
Umarım, ona olan saygınız meseleyi sulandırmaz.
Hayır. Kötü yollara saptığında ona olan saygımı yitirdim.
Sizde kalabilir binbaşı.
Beni hayal kırıklığına uğratma.
İstediğim Sam Blake'in...
...sorun olmaktan çıkması.
-Burası olduğuna emin misin? -Evet, burası.
Pekâlâ. Yanımdan ayrılayım deme. Yanımdan ayrılma.
Şuna cevap ver.
Beni hayal kırıklığına uğrattın Lexi.
Üç delikle bir banka hesabından öte bir şey...
...olduğunu düşünmeye başlamıştım.
-Görünüşe bakılırsa yanılmışım. -Hayır!
Hayır, Jericho, hayır!
Dur! Hayır! Hayır! Hayır! Hayır!
-Seni pislik. -Ah lütfen.
Sana diline hakim olmanı söylemedim mi Sam?
Onu öldürmen gerekmezdi!
Tavsiyeme uymayıp, beni avlamayı düşündünüz.
Sizi bu konuda uyarmıştım.
Son birkaç saat bir şey öğretmedi mi?
Kafasında bir poşetle ölenin...
...kızın olmasını mı yeğlerdin? Hiç sanmıyorum.
O saati bileğine taktığın andan beri...
...bulunduğun yeri tam olarak biliyorum.
GPS gerçekten modern teknolojinin harikalarından biri, öyle değil mi?
52 dakikadan biraz fazla zamanın var.
Dakikalarını akıllıca kullanmanı öneririm.
O ben olmalıydım.
-Hadi. Hadi. -O ben olmalıydım.
-Hayır, o ben olmalıydım. -Hadi, ayağa kalk.
Şimdi ne yapacağız Sam, ha? Büyük planın ne?
Bir şeyimiz kalmadı.
Arkadaşlar, lütfen! Onu coşkuyla alkışlayalım. Bay Roy Dixon!
Dostlar!
Vatanseverler! Sizi omuz omuza görüyorum.
Hem de kendilerine İslam'ın askerleri diyen...
...o İngiliz vatandaşlarına karşı.
Bu kalbimi incitiyor.
Rekabeti ve futbol renklerinizi bir yana bıraktığınızı biliyorum.
Bir tek amaç için bir araya geldiğinizi.
Şu anda, kutsal bir savaş...
...büyük bir terör ve vahşet...
...kapalı kapılar ardında organize ediliyor dostlarım!
Bu ülkeyi mahveden İslam toplulukları tarafından.
Bu insanlar, dinlerinin arkasına saklanıyorlar! Duvar örüyorlar!
Kadınlara baskı uyguluyorlar!
Çocuklarını asker ve katil olmaları için eğitiyorlar
Ve onlara şöyle diyeceğiz.
"Artık yeter! "Artık yeter!
-Artık yeter! -Artık yeter!
Artık yeter!
Onlara şöyle diyeceğiz! Entegre ol ya da git!
Entegre ol ya da git!
Entegre ol ya da git.
Ve entegre olmayı reddederlerse...
...o zaman o zaman şöyle diyeceğiz.
"Gönderin gitsin!
"Gönderin gitsin!
-Bırak gideyim. -Hayır, hayır bak bunu yapamazsın.
Sana izin vermem. O insanları öldüremezsin.
Kim oldukları umurumda değil. Ne yaptıkları umurumda değil.
-Onları, onları öldüremezsin. -Bak, seçeneğim kalmadı.
Beni şurada bırak ve Londra'dan uzaklaş.
-Hayatına geri dön! -Hayır! Hayır!
Tamam, bir fikrim var. Bir fikrim var. Sadece sadece, bana güven.
Saat sekiz gibi evde olurum, trafik çok kötü.
Evet.
Evet, çocuklar nasıl?
Uslu duruyorlar mı?
Çünkü eve döndüğümde ihtiyacım olan son şey...
...ortalığı karıştıran çocuklar, tamam mı?
Evet evet evet.
Sonra konuşuruz.
Russell.
Lexi.
-Burada ne işin var? -Seni özledim.
-Uzun zaman oldu ha? -Evet, gerçekten çok tatlısın.
Ama maalesef bir toplantıya yetişmeliyim.
Oh Russell, yapma.
Bana 10 dakikanı ayırabilirsin, değil mi?
Yani, 10 dakika içinde sana yapabileceğim şeyleri düşün.
Buna para ödememi beklemiyorsun, değil mi?
Oh hayır. Bunu benim küçük ikramım olarak düşün.
Aklından ne geçiyor ha?
İyi şeyler geçiyor Russell.
Bu da ne?
Tamam. Selam Sam. Bu arkadaşım Russell Kincaid adını duymuşsundur.
Şirketi en iyi iletişim şirketlerinden biri seçildi.
Yani iletişim konusunda bir dahi olduğunu varsayabilirsin...
...öyle değil mi Russell?
Beni arayan son kişiyi bulmam gerekiyor. Nasıl yapacağım?
-Beni hemen bırakmanızı öneririm. -Sadece hanımın sorusuna cevap ver!
Bilmiyorum. Neden onu arayıp sormuyorsun?
Bunun bir seçenek olmadığını varsayalım ha?
O halde, ne diyeceğimi bilmiyorum.
Tamam. İşte anlaşma.
Ya sihrini konuşturursun ya da, karına yaşadığımız ilişkiyi...
...en ince ayrıntısına dek anlatırım.
Yapamazsın.
Bunun yasal olmadığının farkında mısın?
Sadece yap.
Entegre ol ya da git!
Entegre ol ya da git!
İşte orada!
Hemen birkaç üniformalı çağır.
Roy Dixon!
Buna hemen son vermelisin. Bu insanlara dağılmalarını söyle.
-Bu yasal bir gösteri yürüyüşü! -Burada bitecek!
Fazla ileri gittiğini söyleyebilirim.
Bu gösteriyi durdurmazsan insanlar ölecek.
Eğer beni bırakmazsan saldırı suçundan...
...aleyhinde dava açacağım.
Bunu kontrol edebilir misin?
Bunu kontrol edemezsin. Çok yakında kontrolden çıkacak.
İnsanlar ölecek, o zaman vicdanın rahat edecek mi?
Beş kişiyi kaybettin değil mi?
Davaya sadık piyadeler gitti.
Seninle oynadılar Roy. Biri seni kullanıyor.
Havai fişek sever misin? Elbette seversin.
Muhteşem bir gösteri olacak.
Şu gözlere bak. Gerçekten babanın kızısın değil mi?
Beş kişi. Haber yok, mazeret yok.
Bu sana mantıklı geliyor mu?
-Onlar nerede? -Öldüler. Öldürüldüler.
-Saçma! -Havaya uçtular, vuruldular...
...ölesiye dövüldüler.
Ve sıradaki sen olabilirsin. Ya da o, ya da o ya da şuradaki adam.
Bir şeyler ters gidiyor. Sen de biliyorsun, ben de biliyorum.
Lütfen Roy, buna son vermelisin.
Geri dönün!
Geri dönün!
Geri dönün!
Bu tarafa! Geri gelin!
-Bu tarafa! Geri gelin! -Geri dönün!
Geri dönün, hadi, bu tarafa gelin!
Hadi, geri dönün, yürüyüş bitti!
-Sen ne yapıyorsun? -Bitiriyorum.
-Sen deli misin? -İtaat et!
Başka günler de olacak.
Başka, günler de olacak.
Polis.
Kahretsin!
Ne oldu?
Teknik arıza mı?
Maskeyi çıkar.
Yavaşça.
Ne yaptın Sam?
Aylarca süren planlama ve hazırlıktan sonra...
...burnunu sokup işleri berbat ettin.
Kapa çeneni!
Hey bebeğim, buradayım. Sakin ol.
Yanındayım, yanındayım.
Hey. Git buradan. Hadi git buradan. Git! Git!
Hayır baba. Seni onunla bırakmayacağım.
Beni dinle. Artık bitti.
Her şey yoluna girecek.
Kızı yanlış yönlendirme Sam.
Ona her şey yoluna girecek deme. Nasıl yoluna girecekmiş ha?
Her şey nasıl yoluna girecek?
Bir gün daha hayatta kalacak....
...hafta belki bir yıl daha.
Bu neyi değiştirecek?
Onu bekleyen sefil bir hayat ve ölüm olacak.
Onunla ilgili değil mi?
-İspanya. -İspanya.
Dünya haritasına bir ok at Sam.
Okun saplanacağı yere baktığında...
...aklında en ufak bir fikir bile olmaz, değil mi?
Masum insanları öldürüyorum.
-Bu şekilde neyi başaracağız? -Bugüne dek kaç insan öldürdün?
Yoksa saymayı bıraktın mı?
Ve yattığında çok kolay uyuduğuna eminim, değil mi?
O zavallı çocuğun işini bitirdiğin halde...
...kendini teselli etmenin bir yolunu buluyorsun, değil mi?
-Neler yaşadığımı asla bilemezsin. -Senin için ne kadar kötü.
O kadınlar, zavallı sen.
Ne üzücü. Ama kurbanlar, senin gibiler olunca Sam...
...senin kendi türün, prosedürü uygulamak zor olmalı.
Oh, sana söylemedim mi? Gerçekten üzgünüm. Aklımdan gidivermiş.
Bunun tam bir isabetle öldürdüğün o insanlar...
...MI5'ten ajanlardı.
Vurmak için hazır olan çok gizli ajanlar.
Yalan söylüyorsun!
Ve şimdi terörün gerçek doğasını anlamaya başladın.
Hadi durma.
Hadi, ateş et.
Şu an bile, yaşadığın onca şeyden sonra...
...içinde bunu yapacak cesaret yok.
Hemen yere yat! Ellerini başına koy, hadi yap dedim!
İngiliz hükümetinin altın çocuğu olacaksın Sam.
İçeri tıkın! Dövün, küçük düşürün!
O kahrolası ihtiyar İskoç bile bundan payını alacak.
O lanet olasıca çeneni kapat!
Baba.
Hey tatlım, buraya gel.
Her şey yoluna girecek demiştim, değil mi? Ha?
-İyi misin? -Evet. Sen?
Ah! Aman Tanrım! Aman Tanrım!
Baba?
Baba! Baba!
Boştaki tüm birimlerin dikkatine. Endüstri bölgesi, ticaret yolu.
Şüphelinin orada olduğuna dair bir ihbar aldık.
Nabzı atıyor ama baygın.
Evet?
Görünüşe göre ikramiyeyi kazandın.
-Şaşırmış gibisin Monty. -Saçma.
Senden hiç şüphem olmadı.
Elinde çok sinir bozucu bir ceset bulacaksın.
Bunu ben düşüneyim.
Dinlenmeniz gerek. Bay Blake, lütfen yapmayın.
Yaşayanlar diyarına yeniden hoş geldin.
İsmim Sör Alistair Montcrief.
Monty, tercih ederseniz.
Nihayet tanıştığımıza sevindim Bay Blake.
Maalesef bizi biraz endişelendirdiniz.
Ama neyse ki en kötüsü geride kaldı.
Burası neresi?
Kendiniz için şimdilik endişe etmeyin.
-Öldürdüğüm o adamlar… -Maalesef.
Ama rahat olun, aileleriyle ilgileneceğim. Endişe etmeyin.
Onları öldürdüm.
Ve yüzlerce hatta binlerce insanın hayatını kurtardınız.
Kraliçe ve bu ülke için onların feda edilmesi lazımdı.
Bir fincan çay alır mısınız?
Çay falan istemiyorum, buradan çıkmak istiyorum.
Hm, evet. Şey… Ama siz öldünüz.
Yani elbette resmi olarak.
Geçen hafta sizin işinizle uğraştık.
Birkaç yeri aradım, isminiz temize çıktı ve onur madalyası aldınız.
Ve banka hesaplarınız tamamen silindi.
Hey, dur dur dur.
Bir dakika.
Öldüm mü?
Evet.
-Ölümümü tezgahladınız. -Evet.
Waybridge'in telefonunun şifresini kırdık.
O andan sonra istihbarat devreye girdi.
Tehditlerin gerçeğe dönüşmesini engelledik.
Kızımı görmek istiyorum.
Maalesef şu anda bu söz konusu olamaz.
Kendinizi iyi hissettiğinizde, şuna göz atın.
Acelesi yok.
Yine geleceğim.
Berlin, Almanya
Ölme ya da öldürme çağında yaşıyoruz.
Düşmanlarımız evrimleştiler. Ve buna uyum sağlamalıyız.
Dışarıda normal prosedür dışında hareket edebilen...
...ajanlara ihtiyacımız var.
Protokollere ve yasalara uymadan hareket edebilecek kişilere.
Kısaca Bay Blake...
...size ihtiyacımız var.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.