Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
David Stevens? - Evet.
Rigalı mısın? Bu ilk seferim.
Mimariye bayıldım. Burası çok güzel.
Çeviri: ÖFT tw: @mrendirsin
Seni görmek güzel...
Çıngıraklı yılan seni.
- David, nasılsın? - Grant!
İyiyim. Uçuş nasıl geçti, dostum?
- İyiydi. - Güzel.
Boyacılar binanın arka tarafındalar...
...ama birkaç haftaya işlerinin biteceğini söylediler.
Sonra seni şehre daha yakın bir yere alabiliriz.
Hayır, sorun değil. Gerçekten, Grant.
Ama hala çok iş yapılması gerek, dış cephede.
Bence burası çok güzel, cidden.
- Beğendim. - Güzel. Ofis...
...trene yürüme mesafesinde.
Ve çok yakınlarda bir tren istasyonu var.
Ya da diğer arabamı kullanabilirsin.
Garajda duruyor, eğer ihtiyacın olursa.
Etrafı tanımış olursun hem.
Bunu ayarladığın için sana...
...teşekkür etmek istiyorum, Grant.
Değişiklik için heyecanlıyım.
O kadar da heyecanlanma.
Ritim yazarı olarak çalışmanı istiyorum. #
Senin için geriye bir adım olduğunu biliyorum...
...ama seni sisteme sokacağız...
...ve sonrasına bakacağız. - Tamam. Bu...
Evet, sorun değil bu. Çalışmak için buradayım.
Beni bilirsin. Tamam.
Affedersiniz. Pardon, kayboldum da.
- Merhaba, ben David. - David Stevens.
Benim o.
Letoncanız bayağı iyi.
Üç hafta hızlandırılmış kurs aldım.
Masanız şurada.
Teşekkürler.
- Merhaba. - Merhaba.
- Hey, nasılsın dostum? - İyiyim.
Öyle mi? Peki.
İris ile tanıştın demek?
- Evet, tanıştım. - Harika biridir.
Yani arayış içindeysen.
Not ettim.
Hadi ama..
Merhaba.
Rahatsız ettiğim için kusura bakmayın.
Merhaba, ben Robert.
İngilizsin demek.
Evet, annem öyleydi. Orada okudum.
- Pekala. - Sen de bir hamstersın.
Dediğim bu muydu?
Evet.
Nasıl yardım edebilirim, David?
Arabamı çalıştıramıyorum da...
Ödünç alabileceğim bir benzin bidonunuz var mı diye merak etmiştim.
Sanırım bundan daha iyisini yapabilirim...
Sana gerçek benzin verebilirim.
- Gelsene. - Bu harika. Teşekkürler.
Ortalığın kusuruna bakma.
- Bira falan ister misin? - Hayır, belki başka zaman.
Arabayı halletmek istiyorum.
Pekala.
Al bakalım.
Pekala, teşekkür ederim.
Bunu sen mi yakaladın?
Evet, ben yakaladım.
- Balığa çıkar mısın? - Hayır.
Çocukken pek iyi değildim.
- Pekala, teşekkürler... - Rica ederim.
...bunun için.
Bak, yarın bunu dolu şekilde geri vereceğim. Söz veriyorum.
Sorun yok. Yaşadığın yeri biliyorum.
Değil mi?
Hadi, seni hurda yığını.
Pekala.
Derdin ne?
David, yardım lazım mı?
Hey...
Evet.
Şase kutusu iyi.
Tamirci misin?
- Ben mi? - Evet.
Hemşireyim.
Mobil hemşirelik biriminde çalışıyorum.
- Vay be, kulağa sağlam geliyor. - Aslında vasıfsız bir iş.
Riga'ya ölmek için çok insan geliyor. Öyle de güzeldir.
- Ya sen? - Ben gazeteciyim.
Sahi mi?
Okuduğum şeylerden senin yazdığın var mıdır?
Hayır, yoktur muhtemelen. Genelde ABD haberleri.
Tamam, şimdi dene.
Biraz dolaş.
- Benzinin akmasını sağla. - Evet.
Hey, arabalarla aram pek iyi değildir.
Benimle tur atmak ister misin? Bu yaramaz bozulursa yine diye.
Olur.
Araba iyi gibi sanki.
Buraya yalnız mı geldin?
Evet, sadece ben.
Eşin ya da manitan yok mu?
Hayır.
Hayır, bizimkisi bitti.
Buraya gelmemin nedeni de bu sayılır.
- Üzgünüm. Siktir ya... - Hayır, sıkıntı yok.
Evet, o...
Evlenmeye hazır olmadığım için beni terk etti.
Sonra da en yakın arkadaşımla kaçtı.
Bence en iyi arkadaşın değilmiş.
Evet, değilmiş galiba.
Acı çekmekten mutluluk doğar.
İyi olacağına inanman gerek.
Evren gerisini halleder.
Ya da öyle bir şey. Ben ne anlarım ki?
Hayır, bunu sevdim. Sevdim.
Hey, bu iyiydi. Sen iyi bir adamsın, dostum.
- İçeri gel. - Hey.
- Hey! - Ben dışarı çıkıyorum.
Sana şu para aklama haberini gönderdim.
Harika. Harika, bir bakarım.
Tamam, güzel.
Hey, daha sonra istersen sana içki ısmarlayabilirim?
Hassiktir ya... Üzgünüm, çok isterdim ama...
..Boston ile bir telefon röportajım var.
- Muhtemelen uzun sürecek. - Tamam, tabii. Sorun değil.
Daha sonra diyelim. - Evet.
Yarın görüşürüz.
Yaprak parçalarını çeneleriyle tutarlar...
...ve onları yuvalarına taşırlar.
Alt katmanlarda yer alan mantar bahçeleri için...
...besin kaynağı olarak işlendikleri yere.
Karıncalar ve mantarlar arasındaki bu simbiyotik yaşam...
...böcek evrimini baştan yazıyor gibi görünüyor.
Ama hala bilm..
- David. - Hey.
- Hey? - Ne yapıyorsun?
- TV izliyorum. - Öyle mi?
- Bir şeyler içmeye gidelim mi? - Şimdi mi?
Evet, sana arabamda yardım ettiğin için bir içki borçluyum.
Tamam.
- Bir şeyler giyeyim. - Tamam.
Evrene.
Evet, evrene.
Hey, dinle. Köşe yazılarından bazılarını okudum.
- İyi yazıyorsun. - Teşekkür ederim.
- Okuduğun için sağ ol. - Evet.
- İyi hissettirmiyor mu seni? - Hayır.
Şerefe.
Bir tane daha alacağım, teşekkürler.
İçkini beğendim. Ne ki o?
Adı "cehenneme kestirme yol".
Kestirme... bu hoşuma gitti.
Bir fırt ister misin?
Bir fırt iyidir ama İkinciye pişman olabilirsin.
Bir sonraki içkiler benden o halde.
Bu benim... üçüncü sanırım.
Ben David.
- Janine. - Janine?
Bileziğin hoşuma gitti, Janine.
O mu? Bisiklet kimliğim o.
- Ne? - Bisikletim için.
Her yere bisikletle giderim.
Acil durum numaraları falan var.
Amerikalı mısın?
İş için buradayım. Seni Riga'ya getiren ne?
- Kendimi bulmak. - Kendini demek...
Aslen Londralı'yım.
Biriyle beraber misin?
Birkaç arkadaş edinmiştim ama gittiler.
- Ya sen? - Evet.
- Bir arkadaşımlayım. Buralarda bir yerde - Evet, tabii.
Bir şeyler uydurman gerekmiyor. Bundan daha iyisin.
- Uydurmuyorum. Uydurmuyorum. - İkna et beni.
Hadi.
Numaram sende var. Ara beni.
Sana bir içki daha ısmarlarım. Su ya da ne olursa...
Başka bir zaman. Sabah iş için erken kalkmam lazım.
Gitme.
Evet?
Benim numaram da sende var artık.
Doğru.
Evet.
Seni ektiğim için kusura bakma.
Müthiş bir kızla tanıştım az önce.
- Öyle mi? - Evet.
- Numarasını aldın mı? - Aldım.
Güzel. Gidelim hadi.
Bir bira daha falan içmek istemez misin?
Yarın işim var. Keşke içebilsem.
Bu arabada sigara içmemelisin bence.
- Üzgünüm, dostum. - Hayır, sıkıntı yok. Ver.
Pekala.
Bunu değiştiriyorum.
Bunu çalıştırmayı biliyor musun?
Hayır, o yanlış düğme. Hassiktir ya...
Dikkat et!
David, bir şeye çarptık.
Ne?
Siktir...
J-Janine?
Janine? Ne oluyor lan?
Ne oluyor?
Çekil.
Robert?
Nefes almıyor.
Hadi. Hadi...
- Robert, nesi var onun? - Hadi, bebeğim.
- Öldü, David. - Siktir. Siktir...
Siktir, siktir...
David, üzgünüm dostum.
- Siktir! David! David!
- David, üzgünüm. Tanrım! Lanet olsun!
Tanrım, olamaz...
Ölmüş olamaz.
Neden yolun ortasında sürüyordun ki bisikletini?
Neden bir bisiklet yolu yok?!
Lütfen.
Uyan, lütfen. Uyan...
David, gitmemiz lazım hemen.
- Yardım çağırmalıyız. - Kimseyi çağıramayız.
Alkol aldın. Cinayet bu.
David, gitmemiz lazım.
Hemen, David!
Hassiktir...
David!
Üzgünüm.
Çok üzgünüm.
Üzgünüm.
Polisi aramalıydık.
Bu herkesin başına gelebilirdi.
Evet.
Ama gelmedi.
Benim başıma geldi.
Ve onun başına geldi.
Bizim başımıza geldi, David.
Bak...
Bu kızın gece karanlığında ışıklarını açmadan bisiklet sürmemesi...
...gerektiğini biliyorum.
Ama bunu bildirirsen..
...o kız için hiçbir şey değişmeyecek.
Geri alamazsın bunu.
Ama hayatına devam edebilirsin.
Geçmiş geçmişte kaldı.
Bunun bizi mahvetmesine izin verme.
Tamam mı?
Rahatla.
Dur! Bekle!
Dur! Bekle!
Görecek bir şey yok, dostum. Yürü!
Bir ev çağrısına gidiyordum.
- Tamam, ilerle. - Tamam, tamam.
Teşekkürler.
Merhaba, 112. Lütfen.
112, acil durumunuz nedir?
Bayan Petrov.
Seni duydum, Robert. Sadece kalkmak istemiyorum.
Neden hala yataktasınız?
Niye olmayayım ki? Yine tüm gece uyuyamadım.
Ben size yardım ederim. Tamam mı?
Hayır, yıldırım ya da çöp kamyonu değildi.
Bir uğultu duydum, sanki biri bir köpeği dövüyor gibi.
Ne olduğunu biliyor musunuz?
Bir çeşit kaza.
Eski kasalı bir arabaya benziyordu. BMW.
Sadece iki silüet görebildim.
Ben bakayım mı?
Evet, lütfen.
- İyi günler. - İyi günler.
Bayan Petrov evde mi?
Kendisi uyuyor şu an korkarım ki.
Bir şey duydu mu ya da gördü mü öğrenmek istiyordum.
Dün geceki kazayla ilgili.
Bir şey demedi.
Bunu ona verir misiniz?
Bir şey hatırlarsa, lütfen bizi arasın.
- Elbette. - Teşekkürler.
Neredeyiz bakalım?
Tamam.
Doğru. Kiel?
Evet. Polis soruşturmayı tamamlamış...
Cinayetin baş...
Pekala. Geriye bir tek dünkü vur-kaç olayı kalıyor.
Ölü bulunan bisikletçi.
David, bu iş sende.
Sorusu olan?
Harika. Başlayalım hadi.
Mutlu Cumalar.
Teşekkürler.
Ben Dedektif Juta Reine.
Bu soruşturmanın başındayım.
Cuma sabahı saat 6:20'de..
...bir taksi şoförü nehir yolunda bir kadın cesedi bulmuş.
Bir soruşturma başlattık.
Cesedin 28 yaşındaki Kanina Rafaela'ya ait olduğu belirlendi.
Kadının Territorija barından bisikletiyle çıktığı biliniyor.
Şu an için elimizde kanıt yok ancak bütün bulgular bir arabanın çarptığını gösteriyor.
Şoförü kaza yerini terk etmiş.
Hey!
İngilizce biliyor musun?
Evet.
Basın toplantısındaydın.
Gazetecilerden biriyim.
Ellerinde ipucu olmadığını söylüyorlar.
Anlamıyorum.
Onu tanıyor muydun?
O benim kardeşim.
Burada olmamam lazımdı şu an.
Kano yarışımız var.
Üzgünüm. Benim dönmem lazım... ofise dönmem lazım.
Hey! Köşe yazında...
..tanıkların öne çıkmasına...
...ihtiyacımız olduğunu yazar mısın?
- Ne yaptın?! - Sorunumuzun icabına baktım.
Ne yaptın onunla?
Gerçekten bilmek istiyor musun?
Yok oldu... temelli.
Basın konferansı için karakoldaydım.
Kızın kardeşi de oradaydı.
Kimin kardeşi?
Sence kimin?
Janine'in kardeşi.
Ne olduğunu bilmek istiyor.
Elbette ister.
Polis ne biliyor?
Hiçbir şey...
...şu an için, anladığım kadarıyla.
Güzel.
- Robert? - David?
Teslim olmamız için çok geç değil.
Evet, çok geç.
Letonya'da bir vur-kaç olayı için kaç sene ceza yersin...
...haberin var mı?
Burada bir Amerikalı olarak..
...hapse girmek mi istiyorsun?
Ben istemem.
Lanet olsun.
Arabayı ne yapacağız?
Yarına kadar bekleyip çalıntı ihbarı yap.
Başka bir şey yaparsan şüpheli görünür.
Siktir...
O gece, seninle şehre indik.
Ama araba kullanmadık.
Bir bara gittik.
Birkaç içki içtik.
Bardan 12:15'de ayrıldık...
...12:30'ta tramvaya bindik.
Hatırladın mı?
Anladın mı?
Güzel.
Birbirimizi kollamalıyız.
Birbirimize arka çıkmalıyız.
Hadi.
Çok güzel, değil mi?
Hazır mısın?
Hadi doğaya karışalım.
- Sakin ol... Ne yapacağım? Ne yapacağım?
- Bırak kancayı kapsın. - Tamam, tamam, tamam.
Çek gelsin, çek gelsin...
- Hadi. Tuttun mu?
Sende şeytan tüyü var.
Ne yapıyorsun?
Jamie Oliver numarası.
Evet.
- İçki ister misin? - Hayır, çayım var. Sağ ol.
- Koku için kusura bakma. - Sorun değil.
Dışarıda pişirirdim ama...
...mangalım arızalı.
Bunları mı topluyorsun?
Affedersin.
Lütfen... yapma bunu.
Üzgünüm. Ben...
Annem bana bırakırdı eskiden onları.
Uzaklara gitti.
Ne demek uzaklara gitti?
İçkin var mı? Yiyelim hadi.
Evet, Memur Bey bu doğru. Aracın sahibi ben değilim.
Tamam, yani çalıntı ihbarını onun vermesi gerekiyor.
Tamam, söylerim kendisine.
- Teşekkürler. - David, misafirin var.
Merhaba. Beni hatırlıyor musun bilmiyorum.
Janine Rafael'in kardeşiyim.
Evet, nasıl yardımcı olabilirim?
Ben Vanessa.
Kız kardeşim için şu köşe yazısını yazmıştın.
Polisin elinde hiç ipucu olmadığını.
Evet.
Seninle konuşmak istedim.
Polis pek hızlı hareket etmiyor ve...
Biliyor musun, yetişmem gereken bir teslim tarihim var.
Peki.
İşten sonra bir içkiye ne dersin?
Programım bayağı yoğun.
Bak, sanırım katili nasıl yakalayacağımı biliyorum.
Dzintari'den Riga'ya otoyol bu.
Kulüpten en hızlı rotadır.
Burası da arka yol... kız kardeşimin öldüğü.
- Pekala. Ya birileri..
...kasten otoyoldan uzak durduysa?
Çoğu insanın araç kullanma alışkanlığı vardır.
Gündüz vakti kullandıkları yolu...
..gece vakti de kullanırlar.
Ya fazla sarhoşlarsa?
Yine de arka yolu kullanıp Dzintari'den...
...geliyor olabilirdi.
- Ama bu daha uzun bir yol demek. - Bak, tek dediğim...
...birinin o yolu kullanması için birçok neden olduğu.
Yani bana yardım etmeyeceksin.
Elimden geleni yaparım. Bak, bırak polis işini yapsın.
Bu işler zaman alır.
Evet.
Bu durumda..
...sana yardımcı olan birileri var mı?
Babam biz çocukken öldü.
Annem de birkaç sene önce.
Bir tek Janine vardı.
Bak, lütfen.
Cevaplara ihtiyacım var.
Başka ne yapacağımı bilmiyorum.
Elimden ne geliyor bir bakarım.
Üzgünüm.
Teşekkürler.
Pekala.
Ne var biliyor musun?
En iyi balıkçılık serüvenim Ludza'daydı.
Orası çok güzeldir. Hatta buradan pek de uzak değil.
Balıklar sudan atlayıveriyor öylece.
Bence ikimiz, sen ve ben Ludza'ya..
...gitmeliyiz.
Orada daire kiralayan bir dostum var.
Pahalı falan da değil.
- Hassiktir! - Lanet olsun.
Bir bakayım.
Ne yapıyorsun?
- Enfeksiyonu emiyorum. - Kes şunu!
Affedersin.
Kutuda yara bandı var.
Bak, üzgünüm. Seni kızdırmak istememiştim.
Sorun değil.
Hayır, bu bir sorun.
- Robert? - Ne?
Ben bir kadın öldürdüm.
Evet.
Ama herkesin içinde senin bu dünyanın nasıl işlediğini bilmen lazım.
Bu ne demek ya şimdi?
New York'ta gazetecilik yaptın.
- Yani? - İyi insanların başına hep kötü şeyler gelir.
- Aş bunu artık. - Sen kendi...
...işinle ilgilensen ve ben de kendi işimle ilgilensem nasıl olur?
Tamam.
Öyle yapsaydım hapiste olurdun.
- Pekala, nasıl heceleniyor... - Buna ihtiyacın var...
Bu...
David, biraz vaktin var mı?
Evet.
Sorun yok. Ben bitiririm.
- Yerleşebildin mi bari? - Evet.
Yan kapıdaki adamla tanıştım.
Onun hakkında bir şey biliyor musun?
Rob... Robert?
Öyle bir şeydi?
Komşuların dediğine göre...
...annesi bir hava yolunda hostesmiş.
Çocukken haftalarca onu yalnız bırakırmış.
Tuhaf bir adam.
Ama..
Her şey yolunda mı?
Evet, iyiyim. Çalışıyorum işte.
Tamam, bunu duymak güzel.
Bu arada bu hafta sonu izin yapmayı düşünüyorum.
Vilnius'taki Baltik Pride Festivali'ne gideceğim.
Hepimizin sığabilmesi için araçları takas etmemiz gerekecek.
Hassiktir ya... sana demeyi unuttum.
Arabayı çalışır halde tutmakta zorlanıyordum.
Bir tamirci çağırıp bir göz atmasını...
...isteyecektim.
Benden sana ufak bir hediye.
Yaptığın her şey için, anlarsın ya?
Takma kafana. Çocuklardan birine bizi götürmesini söylerim.
- Sorun yok. - Tamam, hangisi kolayına geliyorsa.
Hayır, sıkıntı yok. Tamam.
Pekala.
Ben iyiyim, bu arada.
Yeni bir araba mı aldın?
- Evet, kiralık. - Güzel.
Bir de yeni mangal almışsın.
Bu sana, aslında.
Bana mı - Evet.
David..
Eskisinin arızalı olduğunu biliyorum...
O yüzden geçen gün için senden özür dilemek istedim.
Lütfen, dostum. Unut gitsin. Yani, mangalı kabul edeceğim.
- Hatırlamana inanamıyorum. - Evet.
Bu akşam yemeği için yakalım mı? Olur mu?
- Evet. Olur mu?
Saat 8 gibi yakarım.
- Tamam. Tamam, sağ ol David.
- Rica ederim. - Evet.
Vay be, bana bir hediye aldığına inanamıyorum.
Alo?
Merhaba, Vanessa. Ben David Stevenson.
Hey.
Şey...
Nasıl olduğuna bakmak için aradım.
İyiyim aslında.
Dedektif Reine aradı.
Bir tanık öne çıkmış.
Sahi mi?
- David. - Robert, dinle.
Bir tanık öne çıkmış.
Yol kenarında yaşayan yaşlı bir kadın polisi aramış.
Onu görmeye gitmişler mi?
Hayır. Bugün gideceklerine eminim.
Beni dinle. Paniğe gerek yok.
Ne bildiklerini öğren.
Bir şey çıkmayacağına eminim.
Özür dilerim, Bayan Petrov.
Anahtarım olduğunu unutmuşum.
Burada ne işin var, Robert?
Kan testleriniz gelmiş.
Her şey iyi ancak magnezyum biraz düşük.
Ama sonuçlar zaten geçen hafta gelmişti.
Her şey yolundaydı.
Bir yanlışlık olmuş.
Emin misin?
Evet.
Sadece bir magnezyum iğnesi.
Çabucak biter.
Söz veriyorum.
Hey.
Bu kadar çabuk geldiğin için teşekkür ederim.
Gelsene.
Otur hadi.
Bir tanık öne çıktı demek.
Dedektif Reine yolda.
Belki şimdi bunu yapan o pisliği yakalarlar.
İnsanlar geceleri nasıl uyuyor bilmiyorum.
Üzgünüm, içecek bir şey ister misin?
Evet, olur.
Tamam.
Alo?
Tanık..
...kalp krizi geçirmiş.
Kurtulamamış.
Çok üzgünüm.
- David. Buna inanmayacaksın.
Yaşlı kadın... tanık... kalp krizi geçirmiş.
Tamam. Bu iyi.
- Sen iyi misin? Evet, evet, iyiyim.
Buraya ne zaman geliyorsun?
Şey...
Bunu yaptığım için çok üzgünüm. İşte bayağı geri kaldım.
Evet, evet, tabii.
İstediğin zaman gel. Sıkıntı etme.
Hayır, gelemeyeceğim. Çok üzgünüm.
Min misin?
Çok güzel yemekler var burada.
Ziyan olması yazık olur.
Şu yazıyı... bitirmem gerek...
...ve teslim tarihimi öne aldılar.
Bütün gece burada mahsurum, cidden.
Evet, evet. Tabii, git sen, git.
İşini yap, dostum. Evet, sorun yok.
- Çok üzgünüm. Sonra görüşürüz.
Güle güle.
Merhaba.
David'i arıyordum.
David Stevens?
Evet.
Bu akşam mangal yapacaktık...
...ve beni arayıp geç saate kadar çalışacağını söyledi.
Ben de yemeği ona getireyim dedim.
Üzgünüm, ben Grant.
Buradaki editörlerden biriyim.
Çok tanıdık görünüyorsunuz.
Tanıştığımızı sanmıyorum. David'in yan kapısında yaşıyorum.
- Robert! - Evet.
Evet, tanışmıştık... Evin sahibi benim.
Üzgünüm, sizi tanıyamadım.
Evet, David çıkalı yarım saat kadar oldu.
Ana Cadde'ye gideceğini söyledi...
...biraz suşi yiyip geri dönecek ve işlerini bitirecekmiş.
Ama bu... güzel kokuyor.
Neden hala sıcakken tadını çıkarmıyorsunuz?
Çok naziksin.
Benim için zevk, Grant.
Hep bir yazar olmak istediğini biliyor muydun?
Evet, bir nevi.
Annem eskiden ben çocukken hep bildiğini söylerdi.
Çünkü rastgele sorularım olurdu.
Mesela şöyle...
Dolap kelimesinde neden "d" var...
Bir düşün...
...ve "soğutucu" da yok?
Sana sormadım... ne işle uğraşıyorsun?
Grafik tasarımcıyım.
Vay be, çok havalı.
Güzel çünkü her yerden çalışabiliyorum.
Ama evim Londra.
Evli misin?
Hayır.
Ucuz yırttım.
Altı senedir beraberdik ama yürümedi işte.
Sen?
Yeni bir ayrılık yaşadım.
Bunu duyduğuma üzüldüm.
Hey, son parça senin.
Hayır, senin. Israr ediyorum.
Ben ısrar ediyorum.
Üzgünüm.
Bu hoş akşam için teşekkürler.
- Evet, rica ederim. - Buna ihtiyacım vardı.
Bu da ne be?
Siktir.
Böyle bir şeyi kim yapar?
Üzgünüm.
Şey...
Seni evine bırakayım mı?
Sorun değil. Buradan beş dakika yürüme mesafesinde evim.
Teşekkürler.
- İyi geceler. - Sana da.
Harika.
Sikeyim böyle işi.
Hey, Robert. Ben David... yine.
Sana ulaşmaya çalışıyordum.
Mesajımı alınca beni ara.
Hoşça kal.
Merhaba.
Vanessa, merhaba.
Rahatsız ettiğim için üzgünüm.
Ofisine gittim ve burada olduğunu söylediler.
Yardımcı olduğun ve beni dinlediğin için...
...teşekkür baabında bunları vermek istedim.
Teşekkür ederim. Hiç gerek yoktu...
Lütfen.
Tamam.
İçeri girebilir miyim?
Janine ile pek konuşmuyorduk.
Geçen yaz Yunanistan'da büyük bir kavga ettik.
Ve buraya gelmek için ayrıldı.
Çok aptalcaydı.
Sorunları çözmek için daha çok çabalasaydım keşke.
Kendimi çok suçlu hissediyorum.
Ve onu özlüyorum.
Çok özlüyorum.
Tanrım...
Üzgünüm...
Hayır, sorun değil.
Tamam.
Hey, bilemedim acaba ister misin...
Çok neşeli, parlak...
...ve güzeldi.
Göçmesi için daha çok erkendi.
O en iyi şefti...
En iyi meslektaş...
...ve en nazik insandı.
Huzur içinde yatsın...
...ve sonsuza dek özgür olsun.
Janine ve ben çok şey yaşadık.
Hep birbirimizin yanında olduk.
Ailesini böylesine güzel bir yerde...
...bulduğunu görmek harika.
Janine'e. Janine'e.
Çok üzgünüm, Vanessa.
Merhaba. Geldiğiniz için teşekkürler.
Başın sağ olsun.
Neredeydin?
- Ne? - Törende miydin?
Evet, iş için katılmalıydım.
Dün gece Vanessa Rafael neden evindeydi?
Şimdi de beni mi gözlüyorsun?
Uber'i garaj yolumda döndü ve beni uyandırdı.
Bunu okudun mu?
David!
Kardeşi, David. Lanet kadın öldü!
Ve gidip kardeşiyle terapistlik mi oynamak istiyorsun?
Ne olmaya çalışıyorsun, David?
Dayanağı mı?
Bak...
Senden tek istediğim sadakatin.
Sana güvenebilir miyim bilmeliyim...
Ona hiçbir şey söylemeyeceğim.
Güven bana.
Nihayetinde her şeyi öğrenecek.
Kadınlar hep öğrenir, David.
Sonra ne olacak?
Bu kadardı hepsi, sanırım.
Sorusu olan yok... Hepinize iyi hafta sonları.
- İyi hafta sonları. - Teşekkürler. Güle güle.
Henry, bir saniye konuşabilir miyiz?
David ne durumda?
Aslında birkaç teslim tarihini kaçırdı.
Birkaç mı?
Hey, nasılsın?
Bilirsin ya, işte canım çıkıyor.
Telefonlarıma dönmedin.
İyi olduğuna emin misin?
Artık bunu yapabileceğimizi sanmıyorum, Vanessa.
Janine yüzünden tanıştık.
Bundan iyi bir şey çıkamaz mı sence?
Bunca karanlıktan sonra biraz aydınlık?
İkimiz için de bir şans olabilir.
Evet? Ben Grant.
Merhaba, ben Memur Pavlows.
Çalıntı aracınız için arıyorum.
1984 model BMW.
Çalıntı arabam mı?
David?!
Merhaba.
Çok güzel.
- Ben gidip kürekleri getireyim. - Tamam.
- Çok teşekkürler. - Dikkatli olun. Keyfini çıkarın.
Romantik bir yemek için durmak...
...isterseniz durmak için çok iyi bir yer var.
- Takılıp bir şeyler içmek için. - Güzelmiş.
Onun dışında, göl çok güzeldir.
- Teşekkürler. - Burada ne işin var senin?
- Tanışıyor musunuz? - Evet.
- Siz nereden tanışıyorsunuz? - Bu Vanessa.
İş arkadaşıyız.
Vanessa, bu da komşum.
Ondan daha fazlası olduğumu düşünmek isterim.
Ben arkadaşıyım... Robert. Çok memnun oldum.
- Tanışıyor muyuz? - Sanırım hatırlardım.
Sanırım kanolarımız hazır.
Tamam. Memnun oldum.
Ben de, Vanessa.
Burada ne halt ediyorsun lan sen?
Kanoya biniyorum.
İşte buradasınız.
Ne güzel bir gün.
Ne çok sıcak, ne çok nemli.
Nedense bunu farklı hayal etmiştim.
Hey, Robert. Acaba bize...
...biraz mahremiyet verebilir misin?
İyi bir yer bulup sizi yalnız bırakacağım.
Bu arada, özel bir gün mü?
Kardeşimle ben vefat etmeden önce bu numarayı yapardık.
Onu kutlamak için yapalım dedik.
Tanrım, bu çok kötü. Üzgünüm, ne oldu?
Bir araba çarptı.
Araba mı?
Gazetedeki kız değil, değil mi?
Robert.
Onu hala yakalayamadılar, değil mi?
- Robert, lütfen. Lütfen. - O adam domuzun teki.
O piçe inanamıyorum. Öylesine güzel bir kızı...
...hayvan gibi sokak ortasında ölüme terk etmiş.
Vanessa! Vanessa! Vanessa!
Üzgünüm! ok üzgünüm.
Vanessa! Robert!
Orospu çocuğu.
Şerefsiz.
Robert!
Aman Tanrım.
David!
David! Buraya!
Tuttum seni.
Tuttum.
Hey.
- Al bakalım. - Teşekkürler.
Nasılsın? iyi misin?
Teşekkürler.
Gördüm...
Gördüğümü sandım...
Sandım ki Robert..
Robert ne?
Yok bir şey.
Önemi yok.
Bittiği için mutluyum.
O nasıl? İyi mi?
Az kalsın boğuluyordu, Robert.
Senin derdin ne?
Neden söz ettiğini bilmiyorum.
Neden söz ettiğimi gayet iyi biliyorsun.
Bunu bir tür oyun mu sanıyorsun?
Buraya geliyorsun. Onu aşağılıyorsun.
Beni utandırıyorsun.
Onu aşağılamak mı?
Seni utandırmak mı?
Kardeşini öldürdün onun. Asıl aşağılayan sensin.
Robert, neden gitmiyorsun?
Yoksa?
- Yoksa ne mi? - Evet.
Yoksa ne?
Bu durum kontrolüm altında.
Biliyorum.
Elbette.
Üzgünüm.
Bay Stevens?
Ben Dedektif Reine.
Evet, kim olduğunuzu biliyorum. Basın toplantısındaydım.
Tesadüfe bak.
- Nasılsınız? - İyiyim.
Kardeşimle ilgili bir gelişme var mı?
Hayır, üzgünüm.
Aslında, Bay Stevens ile konuşmaya geldik.
- Lütfen, oturun. - Teşekkürler.
İçecek bir şey ister misiniz?
Hayır. Aslında burada olmamızın nedeni...
...arabanızı çalıntı olarak ihbar etmeniz, Bay Stevens.
Evet ama teknik olarak benim arabam değil.
Biliyoruz. Memurumuz sahibini doğrulamayı denemiş...
...ama telefonuna geri dönmemiş.
Sanırım bu hafta sonu için dostlarıyla tatile çıkacaktı.
Evet.
Hırsızlığı Cumartesi günü bildirmişsiniz...
...geçen haftaki vur-kaç olayından sonra, doğru mu?
Evet, Cumartesi günü. Cuma da olabilir.
- Küçük detaylar, değil mi? - Sanırım Cumartesi'ydi, evet.
Size bir şey sorayım.
Perşembe gecesi neredeydiniz?
- Perşembe gecesi? - Evet.
Şey...
Teritorija barda.
Bayan Rafael de orada mıydı?
Hayır, hayır... toplantınızda tanıştık.
Hayır, Janine Rafael'i kastettim.
Pardon ama konu ne?
- Anlamıyorum. - Bayan Rafael'in telefon kayıtları.
Gece onu saat 11:28'te aramışsınız?
Bir hata olmalı.
O gece barda bir telefon açtım.
Bir kadın vardı, numarasını koluma yazdı ve sonra gitti.
Tanrım... o olduğunu bilmiyordum.
Barda ne kadar süre kaldınız?
Pek uzun sayılmaz.
12:15'e kadar. Eve tramvayla döndüm.
Buna tanıklık edecek biri var mı?
Bay Stevens, buna tanıklık edebilecek biri var mı?
Evet.
Komşum Robert. O gece benimle birlikteydi.
Tamam.
Onunla bir konuşacağız.
Kardeşimi tanıyordun.
Sanırım evet ama kısa bir süreliğine.
Farkında bile değildim.
Onu arayacak kadar iyi tanıyormuşsun.
Bana neden söylemedin?
Çünkü şu ana kadar farkında değildim.
Ve şu kayıp araba?
Sana tuhaf gelmiyor mu?
Ben işteyken çalındı. Bunu biliyordun.
Tesadüfe bak ya!
Ne dememi istiyorsun?
Gerçeği söylemeni istiyorum.
Kardeşimi tanıyor muydun?
Onu tanıyordum.
Ama tanıdığımı bilmiyordum.
Bu neyi değiştirir?
Her şeyi.
Onlara ne söyledin?
Gerçeği.
Gece yarısı tramvaya bindiğimizi.
Tamam mı?
İçeri gel.
Bunun son bulması lazım.
Neyin son bulması lazım?
Direksiyon sende olmamalı.
Burada kaybedecek tek şeyi olan sen misin sanıyorsun?
Bize karşı ellerinde bir şey yok, değil mi?
Araba yok.
Tanık yok.
Hayır.
Ölü kızın kardeşiyle yatman bizi riske atıyor.
Bunun icabına bakman lazım.
Hemen.
Bana söyleyecek neyin olabilir ki?
Ben...
Ne, bir şey mi uyduracaksın?
Sanmıyorum.
Ludza dünyanın en iyi balık tutma bölgesidir.
Sene boyunca, Marttan Ekim'e kadar...
...50'den fazla gölde balık bulunabilir.
Bitti. Mutlu musun?
Sana sırtını dönecek.
Hayatını mahvedecek.
Kimseye güvenemezsin, David.
- Merhaba. - Merhaba.
- Vodka martini, lütfen. - Sek, buzlu?
Buzlu.
Onu tanıyor muydun?
Janine?
Elbette.
Buraya sık gelirdi.
Öldüğü gece, onu gördün mü?
Gördüm.
Mutlu görünüyordu.
Haberi duyunca çok üzüldüm.
Teşekkürler.
Üzgünüm, Letonca bilmiyorum.
Kuzeye giden ringi yakalamalısın.
Tramvay gece vakti çalışmıyor. İnşaat var.
Ne kadar süre?
Tüm gece, Perşembe gecesinden Pazartesi'ye kadar.
10'dan sonra tren yok.
Ne zamandan beri?
Bir aydan fazladır böyle.
Şehir dışından olmalısın.
Evet.
Teşekkür ederim.
Vanessa?
Merhaba.
David ile konuşmalıyım.
Üzgünüm, burada değil. Teslim tarihi varmış.
Doğru... bir teslim tarihi daha.
Yardımcı olabilir miyim?
Hayır, teşekkürler.
Peki.
Kardeşimin öldürüldüğü gece...
...sen ve David bardan beraber çıkmışsınız.
Evet.
Tramvayla.
İçeceğimizi biliyorduk. O yüzden tramvayla gittik.
Ne zaman ayrıldınız peki?
Bana neden bu soruları soruyorsun?
Cevap ver. Ne zaman ayrıldınız?
Gece yarısı civarı.
Tramvay 10'dan sonra çalışmıyormuş.
Ne?
Bir aydan fazladır hizmet dışıymış.
Vanessa..
Kardeşine ne olduğunu bilmek için can attığını biliyorum.
Yalana gerek yok.
Polise yalan söyledin.
O arabadaydın ve ona çarptın.
Onu orada ölüme bıraktın!
Öyle mi? Öyle mi?
Robert.
David!
İçeri nasıl girdin sen?
- Açıktı. - Neden bahsediyorsun?
- Kilitliydi. - Üzgünüm ama açıktı.
Kimin umurunda? Gelsene.
Otur hadi.
Sen iyi misin?
Burada ne işin var?
Evet..
Son zamanlarda işler bizim için kolay değildi biliyorum.
Kazadan sonra falan...
O yüzden sana bir hediye alayım dedim.
Ludza'da iki haftalık sinek balıkçılığı.
Tren biletleri.
Yarın gece kalkıyor.
Ne diyorsun?
Robert, ne yapıyorsun?
Ne?
Gidemeyeceğimi biliyorsun. Çalışmam lazım.
Bir köşe yazısı yazabilirsin.
Kes sesini. Kes sesini artık.
Dostum için hoş bir şey yapayım dedim sadece.
Dost mu? Biz dost değiliz.
Asla dost olmayacağız.
Defol evimden.
David..
Senden gitmeni istiyorum.
Balıkçılık gezisiymiş...
Evimden... siktir git!
Alo?
Vanessa, orada mısın? Ben David.
Önemli bir şey.
Kardeşinle ilgili.
Merhaba, ben Vanessa.
Ne yapacağınızı biliyorsunuz.
David, merhaba.
Pardon.
Dinle, toplantımız iptal oldu.
- Neden? - Çünkü kimse Grant'e...
...ulaşamıyor.
Sen ondan haber aldın mı?
- Hayır. - Bir tatile çıkmıştı...
...ama hala gelmedi. O yüzden öğlene kadar...
...erteleyeceğiz. - Tamam.
- Tamam mı? - Evet.
Hey, Grant, ben...
David, yine.
Sadece..
Fırsatını bulunca beni ara, tamam mı?
Bir bakayım dedim.
Pardon. Pardon, merhaba.
Rahatsız ettiğim için üzgünüm. Acaba...
...bir saniye telefonunuzu ödünç alabilir miyim?
Benimkinin şarjı bitti.
Tabii.
Çok naziksiniz. Teşekkürler.
Acil servis, 112.
Bir suç ihbarında bulunmak istiyorum.
Sizi polise bağlıyorum.
Evet.
Vanessa.
Merhaba, David.
Robert?
Vanessa nerede?
Benim yanımda.
Onu telefona verir misin, lütfen?
Hayır, şu an olmaz.
Robert, beni dinle. Ne yapmayı...
...düşünüyorsan, bunu konuşabiliriz tamam mı?
Nerede olduğunu söyle sadece.
Onu balığa çıkarmayı düşünüyorum.
Lanet olsun!
Lütfen.
Lütfen, bırak beni.
Kimseye söylemem.
Lütfen, lütfen...
Bırak beni!
Lütfen!
Sana küçük bir hikaye anlatacağım.
Çekip giderken...
...kardeşin hayattaydı.
David'i öldüğüne ikna ettim...
...ve bir katil olduğuna.
Görüyorsun ya...
Benim hiç bir kardeşim olmadı.
Aman Tanrım!
Vanessa.
Aman Tanrım.
Vanessa.
Aman Tanrım..
Vanessa.
Ben çok...
...çok üzgünüm.
David.
Ne yaptın sen?
Ne mi yaptım?
Aptal mısın sen?
Seni korudum.
Yaptığım buydu. Belli olmuyor mu?
Tanıştığımız günden beri seni koruyorum.
Onu öldürdün!
Hayır, David.
Onu sen öldürdün.
İkisini de sen öldürdün.
Ve dostun Grant'i.
Çünkü laf dinlemeyecek kadar aptaldın.
Seni nankör şerefsiz.
Bunu senin için yaptım!
Hayır! David.
Bu sen değilsin!
Sen bir gazetecisin.
Katil benim.
Sen iyi birisin.
Bizi mahvetme.
Kımıldama!
Polis.
Silahı yere bırak.
Ellerini arkada birleştir.
Yardım edin! Yardım edin!
Vurma bana! Vurma!
Çabuk olun! Çabuk!
Tanrı'ya şükür!
Nerede o?
İçeride, içeride. Çabuk olun, çabuk!
Üzgünüm, onu koruyamadım.
Ciddi olamazsın!
Onu o öldürdü.
O halde parmak izi buluruz, değil mi?
Ona bir kürekle vuruyordu.
Gidelim.
Hadi, gidelim.
Nabzı yok.
Korkunç.
Hem de çok.
Sana birkaç soru sormam gerekecek.
Keşke önceden anlayabilseydim.
Delinin teki olduğunu.
Dost olduğunuzu söylemiştin.
Dost değiliz biz.
Sadece komşuyuz.
Tamam. Teşekkür ederim.
Ne güzel bir gün.
Masaj cihazı.
Haberler iyi.
Yaşıyor, nefes alıyor.
Tanrı'ya şükür.
Zamanında aramışsın.
Onun hayatını kurtardın.
Evet.
Bayan Reine...
Bunu söylediğiniz için teşekkür ederim.
Letonyalı mısın?
Annem öyleydi.
Hadi, iş başına.
Nabız stabil. Nakil için hazırlanalım.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.