All language subtitles for Twilight 2008 1080p DDP5.1 H.264-NLsubs_track7_[tur]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Nasıl öleceğim konusunu hiç düşünmemiştim.

Ama sevdiğim birinin uğrunda ölmek...

...ölmek için iyi bir yol gibi.

Bu yüzden, evden ayrılma kararından pişmanlık duyamazdım.

Phoenix'i özleyeceğim.

Sıcağı özleyeceğim.

Sevgi dolu, dengesiz, çılgın fikirlere sahip annemi özleyeceğim.

-Tamam. -Pekâlâ.

-Ve onun yeni kocasını. -Kızlar, hadi.

İkinizi de seviyorum. Ama uçağa yetişmeliyiz.

Ama onlar gezmek istedi.

Ben de zamanımı babamla geçireceğim.

Ve bu iyi bir şey olacak.

Sanırım.

Washington eyaletinde

neredeyse her gün bulutlu ve yağmurlu bir havaya sahip

Forks adında küçük bir kasaba var.

Nüfusu 3120.

İşte buraya taşınıyorum.

Babamın adı Charlie.

Kasabanın şerifi.

Saçın uzamış.

Seni son gördüğümden sonra kestirmiştim.

Sanırım yine uzamış.

Eskiden her yaz iki haftamı burada geçirirdim.

Ama yıllar oldu.

Banyoda birkaç rafı boşalttım.

Evet. Tek banyo.

Oldukça iyi bir lambadır.

Satıcı kadın kendisi seçti. Yatak için.

Moru seversin değil mi?

Mor iyidir.

Teşekkür ederim.

Tamam.

Charlie'nin en iyi yanlarından biri

başımda dikilip durmaması.

Yolun aşağısından geldiğinizi duydum.

Seni görmek güzel.

Bella, Billy Black'i hatırladın mı?

Evet. Seni çok iyi gördüm.

Hâlâ dans ediyorum.

Sonunda buraya gelmene sevindim.

Charlie geleceğini söylediğinden beri susmak bilmiyordu.

Pekâlâ. Abartmaya devam edersen seni çamura iterim.

Ben bileklerini ezdikten sonra.

-Sen ciddi misin? -Evet. Gel bakalım!

-Merhaba. Ben Jacob. -Evet.

Biz küçükken çamurdan pastalar yapardık.

Evet, hatırladım.

Hep mi böyleler?

-İnsan yaşlandıkça tuhaflaşıyor. -Güzel.

Evet? Ne diyorsun?

Ne?

-Eve dönüş hediyen. -Bu mu?

-Onu Billy'den satın aldım. -Evet.

Motorunu senin için tamamen elden geçirdim.

Hadi.

Aman Tanrım! Ama...

Bu mükemmel. Ciddi misiniz? Affedersin.

Seveceğini söylemiştim.

Çocuklarla aram iyidir.

Evet dostum. Çok popülersin.

Tamam.

Dinle, çalıştırmak için birkaç kez pompalamalısın.

-Ama bunun dışında sorun olmamalı. -Yani şunu mu?

-Evet onu. -Pekâlâ.

Okula bırakmamı ister misin?

Yerlilerin bölgesinde okuyorum.

Tabii. Evet.

Bu çok kötü. Tanıdık biri olması güzel olurdu.

FORKS LİSESİ SPARTALILARIN EVİ

Yeni okuldaki ilk günüm.

Mart ayı. Dönemin ortası.

Harika.

-Güzel araba. -Sağ ol.

Sen, Isabella Swan'sın. Yeni kız.

Merhaba. Ben Eric. Buranın gözü ve kulağıyım.

Bir şey gerekirse, okul turu, yemek arkadaşı,

ağlayacak bir omuz...

Genelde oldukça sessiz bir tipimdir.

Çok iyi bir manşet.

Gazetedeyim ve ilk haber sensin bebek. Ön sayfada.

Hayır, değilim.

Sen... Lütfen böyle bir şey yapma.

Sakin ol... Yazı yok.

-Tamam. Sağ ol. -Tamam mı?

Özür dilerim.

Beni oyuna sokmamalarını söylemiştim.

Hayır, sorun değil.

Sen... Isabella'sın, değil mi?

Sadece Bella.

Evet. Ben de Mike. Newton.

-Memnun oldum. -Evet.

-Harika atışlar yapıyor, değil mi? -Evet.

Bu arada ben Jessica.

Sen Arizonalısın değil mi?

Evet.

Arizonalılar biraz daha yanık tenli olmaz mı?

Evet. Belki beni bu yüzden kovdular.

İyiydi.

Bu çok komikti.

Buraya dön Jess.

Bir başyapıt gibi.

Gökyüzünden düşen piramit modelimiz olacak ve...

Buyurun hanımefendi.

-Birbirinize beşlik çakacaksınız. -Burrito dostum.

Mikey! Yeni kızım Bella'yla tanıştın mı?

-Demek senin yeni kızın. -Evet.

Benim kızım.

Oyununu bozduğum için üzgünüm Mike.

-Tyler. -Buraya gel! Hadi.

Aman Tanrım! Yine birinci sınıfta gibiyiz.

Sen de ışıltılı yeni oyuncaksın.

-Gülümse. -Tamam.

Affedersin. Gazete için fotoğrafın lazım.

O iş bitti Angela. Konuyu yeniden açma.

-Sorun değil. Sadece... -Ben seni kollarım bebek.

Sanırım yine gençlerin alkol alışkanlığını yazacağım.

Başka konu bulabilirsin.

Yeme bozuklukları...

Yüzme takımındaki dolgulu mayolar.

Aslında, bu iyi bir fikir.

Kirk değil mi? Ben de öyle düşünmüştüm.

Evet. Burada olimpik boyuttan söz ediyoruz.

Bu imkânsız. Çok sıska. Mantıklı gelmedi.

-Kesinlikle. -Evet.

Onlar kim?

Cullenlar.

Onlar...

Doktor ve Bayan Cullen'ın evlatlıkları.

Buraya Alaska'dan taşındılar, sanırım birkaç yıl önce.

Fazla sosyal sayılmazlar.

Evet. Sürekli birlikte dolaşırlar.

Yani, asla ayrılmazlar.

Sarışın kız... Rosalie.

Ve iri yarı oğlan da Emmett. Sevgili gibidirler.

Bunun yasal olduğundan emin değilim.

Jess, onlar gerçekte akraba değiller.

Evet ama birlikte yaşıyorlar. Bu tuhaf. Ve...

Tamam. Siyah saçlı kız, Alice... Gerçekten tuhaftır.

Ve o da Jasper'la dolaşır. Acı çekiyor gibi görünen şu tiple.

Doktor Cullen bundan hoşlanıyor.

Evlatlık ve çöpçatanlık işinde gibi.

Belki beni de evlat edinir.

O kim?

O, Edward Cullen.

Kesinlikle muhteşem. Belli oluyor.

Ama sanırım hiçbir kız onun için yeterli değil.

Aslında umurumda değil.

Yani... Evet.

Gerçekten canım, vaktini boşa harcama.

Bunu yapmayı düşünmüyordum.

-Bay Molina. -Selam Mike.

Evet. Bayan Swan.

Merhaba.

Onu alayım. Teşekkür ederim.

Derse hoş geldin. İşte notların, tamam mı?

Ve seni bir süre için şuraya oturtacağım.

Şu sıraya. Dümdüz git.

Tamam çocuklar, bugün planaryanın,

yani yassı solucanların yaşamını inceleyeceğiz.

Ne yapacaksınız? Onları ikiye keseceksiniz.

Yeniden büyüyecekler.

Zombi solucanlar.

Cep telefonları yasak. Çocuklar, hadi başlayalım.

Bazı bölgelerde nazik olun. Lütfen. Buradan kesmiyoruz.

Buradan kesmiyoruz. Buna inanmayacaksınız.

Bunları kontrol ederken dikkatimizi vermeye çalışalım, tamam mı?

Açık bir ders olmalı. Fizik. Biyokimya?

Hayır. Tüm dersler dolu.

Bir dakika canım.

Korkarım biyolojide kalmak zorundasın.

Tamam. Sadece katlanmam gerekecek.

Bu kadar büyüdüğüne hâlâ inanamıyorum.

Ve çok güzelsin.

Bella.

Beni hatırladın mı?

Bir yıl Noel Baba olmuştum.

Evet. Dört yaşından beri Noelleri burada geçirmiyor Waylon.

İyi bir izlenim bıraktığımdan eminim, değil mi?

-Her zaman öylesin. -Çatlak Noel Baba.

Çocuklar şu küçük şişeleri seviyor.

Pekâlâ. Bırakalım da kız yemeğini yesin Waylon.

Bunları bitirdiğinde en sevdiğin şeyi getireceğim.

Böğürtlenli kek, hatırladın mı?

Baban hâlâ yer. Her perşembe.

Teşekkür ederim. Harika olur.

-Al. -Teşekkür ederim.

Tatlım, dinle. Bahar eğitimin iyi gidiyorsa

Florida'ya taşınabiliriz.

Lütfen ilave üç dakika için bir dolar 25 sent ödeyin.

-Anne, cep telefonun nerede? -Tamam. Sakın gülme.

Şarj aletimi kaybetmedim. Kaçtı gitti.

Çığlık atarak. Teknolojiden şu anda nefret ediyorum.

Seni özledim.

Bebeğim, ben de seni özledim.

Ama bana okulundan söz et. Okuldaki çocuklar nasıl?

Yakışıklı çocuklar var mı?

Sana iyi davranıyorlar mı?

Şey...

Hepsi de iyi çocuklar.

Biraz anlatsana.

-Aslında, önemli değil. -Evet, önemli canım.

Ödevlerimi yapmalıyım. Seninle sonra konuşuruz.

-Tamam. Seni seviyorum. -Ben de seni.

Onunla yüzleşmeyi planladım.

Sorunun ne olduğunu soracaktım.

Ama okula gelmedi.

Bella!

Ve ertesi gün

yine gelmedi.

Birkaç gün geçti.

İşler giderek tuhaflaştı.

İyi misin?

Evet, iyiyim. Kaygan zeminde dengemi bulamadığımdan.

Evet. Bu yüzden kamyonetin lastiklerini değiştirdim.

Diğerleri oldukça kötüydü.

Evet, akşam yemeğine gecikeceğim. Mason Bölgesi'ne gitmem gerekiyor.

Grisham Değirmeni'ndeki güvenlik görevlisini

bir tür hayvan öldürmüş.

Hayvan mı?

Artık Phoenix'te değilsin Bells.

Neyse, gidip göz atmam gerek.

-Dikkatli ol. -Hep dikkatliyimdir.

-Lastikler için sağ ol. -Evet.

Tamam.

Mezuniyet komitesi kız işi ama

gazetenin sayfasını doldurmam gerekli ve müzik konusunda

yardımcı olacak biri lazım. Müzik listen gerekli.

Dinle. Merak ettim de acaba senin bir kavalyen...

Nasılsın Arizona?

Yağmuru nasıl buldun kızım? Buna alışsan iyi olur.

Evet. Mike, hey. Sevimlisin dostum.

-Bunu ben de biliyorum. -Esprin gerçekten harikaydı.

Neden oyununla ilgilenmiyorsun? Birlikte oynayalım.

Evet. Tamam. Ne oynayacağız? T-Ball mu?

Merhaba.

Geçen hafta kendimi tanıştırma fırsatı bulamadığım için özür dilerim.

Ben Edward Cullen. Sen Bella mısın?

Evet.

Soğan kökü hücreleri. Şu an lamınızda duruyor. Tamam mı?

Onları mitoz bölünmenin safhalarına ayırmanızı

ve etiketlendirmenizi istiyorum.

Ve bunu yapacak olan ilk çiftin kazanacağı şey

altın bir soğan.

Sizin olabilir. Güzel. Hadi başlayın.

Önce hanımlar.

Kayboldun.

Evet. birkaç günlüğüne kasaba dışındaydım.

Özel sebepler.

Profaz.

Bakmamın sakıncası var mı?

Bu profaz.

Dediğim gibi.

Peki yağmuru seviyor musun?

Ne?

Hava durumunu mu soracaksın?

Evet. Sanırım öyle.

Yağmurdan o kadar hoşlanmam.

Soğuk ve ıslak olan hiçbir şeyden pek hoşlanmam.

Ne?

Yok bir şey.

Bu anafaz.

-Kontrol edebilir miyim? -Tabii.

Anafaz.

Dediğim gibi.

Soğuk ve yağmurdan bu kadar nefret ediyorsan

neden Birleşik Devletlerin en yağışlı yerine taşındın?

Karmaşık konu.

Anlayabileceğimden eminim.

Annem yeniden evlendi ve...

Yani, kocasını mı sevmedin?

Hayır. Ondan değil.

Phil iyi biri.

Metafaz. Bakmak ister misin?

Sana inanıyorum.

Neden annenle Phil'in yanına taşınmadın?

Şey...

Phil birinci ligde bir beyzbol oyuncusu ve...

Çok seyahat ediyor.

Annem benimle evde kalıyordu ama onu mutsuz ettiğini anladım ve...

Bir süre için babamla kalabilirim dedim.

Ve şimdi de sen mutsuzsun.

Hayır.

Özür dilerim ben...

Seni anlamaya çalışıyorum.

Anlaması çok zor bir kızsın.

Onlar lens mi?

Hayır.

Geçen sefer baktığımda gözlerin siyahtı ama şimdi...

-Açık kahverengi gibi. -Evet, biliyorum. Sebebi...

Floresanlar.

-Aman Tanrım! -Bella!

Hemen 911'i arayalım.

Ben aradım. Hemen birini gönderecekler.

Bella. Çok üzgünüm. Paniğe kapıldım.

Bella. şimdi 911'i aradım.

Bella. İyi misin?

Seninle özel konuşacağız. İyi misin?

İyiyim baba. Sakin ol.

Üzgünüm Bella. Durmaya çalıştım.

-Biliyorum, sorun değil. -Hayır. Sorun olacağından eminim.

Baba, onun suçu yok.

Orada ölebilirdin. Bunu anlıyor musun?

Evet. Ama ölmedim, yani...

Ehliyetine veda edebilirsin.

Şerifin kızının burada olduğunu duydum.

-Doktor Cullen. -Charlie.

Bunu bana bırak Jackie.

Isabella.

Bella.

Evet Bella. Ucuz atlatmış gibisin. Şimdi nasılsın?

İyiyim.

Buraya bak.

Travma sonrası stres ya da uyum sorunu yaşayabilirsin.

Ama hayati fonksiyonların iyi. Kafa travmasından iz yok.

Bence iyi olacaksın.

Çok üzgünüm Bella. Gerçekten.

Edward orada olmasaydı çok daha kötü olurdu.

Beni o kurtardı sayılır.

-Edward mı? Senin oğlun mu? -Evet, şaşırtıcıydı.

Yani öyle hızlı geldi ki anlayamadım bile.

Sanırım çok şanslıydın. Charlie.

Birkaç kâğıdı imzalamalıyım. Ve sen de...

Anneni arasan iyi olacak.

Ona söyledin mi?

Tanrım. Sanırım şimdi

çılgına dönmüştür.

Birkaç çocuk olanları görmüş.

Ne yapmamı bekliyordun? Ölmesine izin mi verseydim?

Bu sadece seninle ilgili değil. Bu hepimizle ilgili.

Sanırım bunu ofisimde konuşmalıyız.

-Seninle biraz konuşabilir miyim? -Rosalie.

Ne?

Nasıl...

O kadar hızlı nasıl gelebildin?

O sırada yanında duruyordum Bella.

Hayır. Arabanın yanındaydın. Yolun karşısında.

Orada değildim.

Evet, oradaydın.

Bella, bak.

Başını çarptın. Sanırım kafan karıştı.

Ne gördüğümü biliyorum.

Tam olarak ne gördün?

Sen...

O arabayı durdurdun.

Onu elinle öteye ittin.

Ama kimse sana inanmayacak.

Zaten kimseye söylemeyecektim.

Sadece gerçeği bilmem gerek.

Teşekkür edip olanları unutsan?

Teşekkür ederim.

-Peşini bırakmayacaksın değil mi? -Hayır.

Umarım hayal kırıklığı seni mutlu eder.

Rüyamda Edward Cullen'ı ilk kez o gece gördüm.

Herkesin izin kağıdını almalıyım. Tamam Sammy, lütfen topla.

Çocuklar. Gidelim, hadi!

Çocuklar, gidelim! İçeri, hadi.

Şu haline bak.

Yaşıyorsun!

Biliyorum, evet. Sanırım yanlış alarm.

Evet.

Bir şey soracaktım, bilirsin...

Aslında daha bir ay var ama...

Acaba, benimle mezuniyet balosuna gelir misin?

Evet, ne düşünüyorsun?

-Ne hakkında? -Gelmek ister misin?

Baloya? Yani, benimle.

Ben...

Dans edemem.

Benim için iyi fikir değil.

Üstelik hafta sonu başka işim var.

O hafta sonu Jacksonville'e gideceğim.

Başka zaman gidemez misin?

O zaman biletim yanar.

Jessica'ya teklif etmelisin.

Seninle gitmek istediğini biliyorum.

Hayır, sorun değil. Pekâlâ.

Çocuklar. Hadi.

Gitmeliyiz!

Hazır değil misiniz? Güzel! Gidelim!

Çocuklar, hadi.

Diğer otobüs, gidelim.

Yumurta kabukları, havuç kökleri. Gübre harika! Doldur içini Eric.

-Evet efendim! -Çok iyi!

Şimdi kendime bir bardak gübre çayı koyuyorum.

-Bana verin. -Evet.

Geri dönüşümün en temel formu bu çocuklar.

Sakın içme! O bitkiler için.

Jacksonville'de ne var?

Sen bunu nereden biliyorsun?

Soruma cevap vermedin.

Sen hiçbir soruma cevap vermiyorsun, yani...

Bana "merhaba" bile demiyorsun.

Merhaba.

Arabayı nasıl durdurduğunu söyleyecek misin?

Evet. Adrenalin patlaması yaşadım.

Çok yaygındır. Google'da aratabilirsin.

Floridalılar.

Jacksonville'de onlar var ve...

En azından yürüdüğün yere baksan.

Bak, ben...

Her zaman kaba olduğum için üzgünüm. Ama bence en iyisi bu.

Bella, baloya kiminle gideceğimi tahmin et.

-Kiminle? -Evet.

Aslında Mike'ın sana teklif edeceğini sanmıştım.

Bu biraz tuhaf, değil mi?

Hayır. Hiç tuhaf değil. Birbirinize yakışıyorsunuz.

Biliyorum, evet.

Şuna bak!

İğrenç!

Bella, bak. Bir solucan.

Bella, bizim... Arkadaş olmamamız lazım.

Bunu gerçekten daha önce düşünmeliydin.

Neden o aracın bana çarpmasına göz yummadın?

O zaman pişmanlık duymazdın.

Seni kurtardığıma pişman mıyım sanıyorsun?

Öyle olduğunu görüyorum. Sadece... Nedenini bilmiyorum.

Hiçbir şey bilmiyorsun.

Merhaba. Bizimle gelecek misin?

Hayır, otobüsümüz dolu.

Annen aradı, yine.

Bu senin hatan. Ona kazadan söz etmemeliydin, bitirdin mi?

Evet.

Sanırım haklısın, her zaman endişeli bir kadın.

Farklı görünüyor.

Mutlu gibi.

Phil iyi bir adama benziyor.

Evet, öyledir.

Pekâlâ.

-Hayır, eldivene ihtiyacın var. -İhtiyacım yok.

Hayır, neden benimle tartışıp duruyorsun?

Onlara ihtiyacın var. Ellerin donacak.

Bilmiyorum.

Hey!

La Push, bebek. Var mısın?

Anlamını bilmeli miyim?

Hemen ilerideki La Push kumsalı. Yarın oraya gidiyoruz.

Evet, büyük bir dalga geliyormuş.

Ben sadece internette sörf yapmıyorum.

Eric, bir kez sörf yaptın. O da köpük üstündeydi.

Ama balina gözlemi de var. Bizimle gel.

La Push bebek. Orası La Push.

Bunu söylemekten vazgeçersen gelirim.

-Gerçekten dostum. Çok ürpertici. -Neden? Oranın adı bu.

Yenilen sanat mı?

Bella.

Teşekkür ederim.

Biliyor musun, karakter değişimin beni gerçekten şaşırtıyor.

Arkadaş olmamamız daha iyi olur dedim...

-...olmak istemediğimden değil. -Bunun anlamı nedir?

Yani yeterince zekiysen benden uzak durursun.

Tamam. Diyelim ki yeterince zeki değilim Edward.

-Doğruyu söyler miydin? -Hayır, sanırım söylemezdim.

Senin teorini dinlemeyi yeğlerdim.

Bir şeyler düşündüm.

Radyoaktif örümcekler ve kriptonit.

Şu süper kahramanın şeyleri, değil mi?

Ya ben kahraman değilsem? Ya kötü bir adamsam?

Değilsin.

Ne yapmaya çalıştığını biliyorum.

Ama seni insanlardan uzak tutan şeyi görüyorum.

Bir maske.

Neden sadece takılmıyoruz?

Herkes kumsala gidiyor.

Gel.

Yani...

Eğlenirsin.

-Hangi kumsal? -La Push.

Bilmiyorum. Sadece...

O kumsalın bir sakıncası mı var?

Sadece biraz kalabalık.

Hava buz gibi. Ben gidiyorum çocuklar.

Buna değer mi, bilmiyorum.

Onca yol geldik Eric. En azından girer çıkarım.

-Evet, kız haklı. -Sizler bebeksiniz.

Eric'in beni baloya davet edeceğini sanmıştım.

Ama davet etmedi.

Sen teklif etmelisin.

Kontrolü eline al. Sen güçlü ve özgür bir kadınsın.

-Öyle miyim? -Evet.

-Yardım eder misin? -Evet.

Bella.

Merhaba Jacob. Çocuklar, bu Jacob.

-Merhaba, nasılsınız? -Merhaba.

Ne o, beni mi izliyorsun?

Benim gözetimimdesin, unuttun mu?

Sörf mü yapacaksın?

-Kesinlikle hayır. -Teşekkür ederim.

Bella'ya eşlik etmelisiniz beyler. Sevgilisi gelmedi.

-Ne sevgilisi? -Edward'ı davet etmişti.

Nezaket gereği. Hepsi bu.

Bence onu davet etmen güzel. Kimse davet etmez.

-Evet çünkü Cullenlar tuhaftır. -Bak bunda haklısın.

Onu tanıyor musunuz?

Cullenlar buraya gelmezler.

Arkadaşların "Cullenlar buraya gelmez." derken neyi kastetti?

Dikkatini çekti mi?

Bu konuda bir şey söylememem gerekir.

Sır saklayabilirim.

Aslında eski bir korku hikâyesinden farksız.

Bilmek istiyorum.

Tamam. Quileuteslerin gerçekte kurtların torunları olduğunu biliyor muydun?

Ne? Bildiğimiz kurtların mı?

-Evet. -Gerçek kurtların mı?

Şey... Kabilemizin efsanesine göre öyle.

Tamam. Peki Cullenlarla ilgili hikâye nedir?

Onların da düşman kabilenin torunları olduğu söylenir.

Büyükbabamın babası şefti

ve onları topraklarımızda avlanırken buldu.

Ama başka bir şey yaptıklarını iddia ettiler.

Biz de onlarla bir anlaşma yaptık.

Eğer toprağımızdan uzak durmaya söz verirlerse

gerçek kimliklerini soluk benizlilere deşifre etmeyecektik.

Buraya taşındıklarını sanmıştım.

Ya da geri döndüler.

Evet.

Elime dokundu! Yılan! Dur!

Peki... Onlar gerçekte ne?

Sadece bir hikâye Bella.

Hadi. Gidelim.

Yılan!

Annem bir kediyi

nasıl miyavlatacağımı bilmediğimi söylerdi

Kim o?

Joe?

Merhaba.

Güzel ceket.

Sen kimsin?

Her zaman aynı soruları sorarlar.

"Sen kimsin?"

"Ne istiyorsun?"

"Bunu neden yapıyorsun?"

James.

Yemeğimizle oyun oynamayalım.

QUILEUTE EFSANELERİ

QUILEUTE EFSANELERİ İÇİN KİTAP SONUÇLARI

BU KİTABI SATIN AL

THUNDERBIRD & WHALE KİTAP MAĞAZASI

HARİTA

O burada değil.

Hava ne zaman güzel olsa Cullenlar kaybolur.

Okulu mu asıyorlar?

Hayır. Doktor Cullen ve karısı

onları da alıp bir süre kamp yapmaya giderler.

Ailemi de gitmeye zorladım ama kandıramadım.

Kızlar. Baloya Eric'le birlikte gidiyorum.

Ona teklif ettim ve kontrolü ele aldım.

Sana söylemiştim, değil mi?

Gerçekten kasaba dışına çıkman şart mı?

Evet. Bilirsin, ailevi işler.

Tamam. Tüm güzel kıyafetler tükenmeden önce

Port Angeles'a alışverişe gitsek iyi olur.

Port Angeles'a mı?

Ben de gelebilir miyim?

Evet. Fikrine ihtiyacım var.

-Bunu sevdim. -Güzel.

Ama tek omuz olayından emin değilim.

Bunu sevdim.

Evet, taşlarını sevdim. Mücevhere ihtiyacın olmaz.

Jess, ne dersin? Eflatun. Bu iyi mi? Benim rengim mi?

Ben sevdim. Gül kurusunu da sevmiştim.

Tamam. Bunu sevdim. Göğüslerimi güzel gösterdi. Değil mi?

Güzel.

Tanrım.

-Bu çok rahatsız edici. -Çok iğrenç.

Bella, ne diyorsun?

Evet?

Harika görünüyor.

Son beş elbise için de böyle dedin.

Hepsini de güzel bulmuştum.

Pek ilgini çekmiyor öyle değil mi?

Aslında şu kitapçıya gitmek istiyorum.

-Sizinle restoranda buluşalım mı? -Emin misin?

-Evet. Birazdan görüşürüz. -Tamam.

Tamam.

Kız haklı, bu harika.

Buyurun.

-İyi akşamlar. -Teşekkür ederim.

Seni mağazada görmüştüm.

Neden koşuyorsun?

İşte burada. Nasılsın? İşte benim kızım.

-Nasılsınız çocuklar? -Bak kimi bulduk. Nasılsın tatlım?

Nereye gidiyorsun?

Nereye gidiyorsun?

-Bizimle içki içmeye gel. -Evet, bizimle takılmalısın.

-Çok eğlencelidir. -Sorun nedir?

-Bundan hoşlanmadı. -Çok güzelsin.

-Bana dokunma! -Çok şirin.

-Hayır, gerçekten gelmelisin. -Bana dokunma!

Arabaya bin.

Çok tehlikeli bir manevraydı.

-Tanrım! -Hadi!

Oraya dönüp kafalarını koparmalıyım.

Hayır, olmaz.

Onların ne yapacaklarını tahmin edemezsin canım.

Peki ya sen?

Tahmin etmesi çok zor değil.

Başka bir şeyden söz edebilir misin?

Dikkatimi dağıtıp dönmemem için.

Emniyet kemerini bağlamalısın.

Belki de sen bağlamalısın.

Yine de bence salatası çok güzeldi.

-Kızlar, özür dilerim. Sadece... -Neredeydin? Sana mesaj bıraktık.

Evet. Bekledik ama çok açtık ve... Yani...

Özür dilerim. Bella'yı yemekten alıkoydum.

Birbirimize rastladık ve sohbete daldık.

Hayır. Gerçekten anlıyoruz. Yani, böyle şeyler olur, değil mi?

Evet, biz...

-Evet, biz de gidiyorduk. Yani... -Gidelim.

Bella, eğer sen de...

Bella'nın bir şeyler yemesi çok iyi olur.

Eğer istersen.

Seni eve ben bırakırım.

Çok düşüncelisin.

Gerçekten düşüncelisin. Evet.

-Evet, bir şeyler yemeliyim. -Evet.

Tamam. Evet.

-Öyleyse yarın görüşürüz. -Görüşürüz.

Tamam.

Pekâlâ. Bir tane mantarlı ravioli.

Teşekkür ederim.

Evet, rica ederim.

Sen bir şey istemediğinden emin misin?

Hayır, sağ ol.

Haber ver.

Gerçekten yemeyecek misin?

Hayır, ben özel bir diyetteyim.

Bana bazı cevaplar vermelisin.

Evet. Hayır.

Diğer tarafa ulaşmak için...

1.772453...

Pi sayısının karekökünü sormamıştım.

Biliyor muydun?

Nerede olduğumu nasıl bildin?

Bilmiyordum.

Pekâlâ.

Dur. Lütfen gitme.

Beni mi izliyordun?

Ben...

Sanki seni korumam gerekiyor gibi.

Yani beni izledin.

Araya mesafe koymaya çalışıyordum. Yardımım gerekmedikçe...

Ve o sefil yaratıkların ne düşündüklerini duydum.

Dur.

"Ne düşündüklerini duydum." mu dedin?

Yani sen...

...düşünceleri mi okuyorsun?

Bu salondaki her düşünceyi okuyabilirim.

Seninki hariç.

Mesela para, seks.

Para.

Seks.

Kedi.

Sana gelince, boşluk.

Bu gerçekten üzücü.

Bende bir tuhaflık mı var?

Ben düşünceleri okuyabildiğimi söylüyorum

ve sen ben tuhaf mıyım diyorsun.

Ne var?

Artık senden uzak duracak gücü...

...bulamıyorum.

Uzak durma.

Tamam. Sanırım artık ısındım.

Elin çok soğuk.

Neler oluyor?

Babam hâlâ burada. Kenara çeker misin?

Şuradaki benim babamın arabası.

Burada ne işi var?

Carlisle, neler oluyor?

FORKS POLİS DEPARTMANI

Waylon Forge evinin yakınında bir teknede bulunmuş.

Cesede otopsi yaptım.

Öldü mü?

Nasıl?

Hayvan saldırısı.

Mason'daki güvenlik görevlisine saldıranla aynı hayvan mı?

Öyle görünüyor.

Öyleyse kasabaya gittikçe yaklaşıyor.

Bella, içeri girmelisin. Waylon babanın dostuydu.

Tamam.

Sonra görüşürüz.

Baba, gerçekten üzgünüm.

Onu 30 yıldır tanıyordum.

Merak etme, o şeyi bulacağız.

Bu arada...

Bunu yanında taşımanı istiyorum.

-Bilmiyorum baba... -Babanın aklı sende kalmamalı.

Tamam.

Eve gidelim.

ACİL ARA 911

SOĞUK OLAN'I TEMSİL EDEN MASKE

"Soğuk olan."

SOĞUK OLAN: APOTAMKIN

APOTAMKIN SOĞUK OLAN

GECENİN İBLİSLERİ MISIR

MISIRLILAR: ÖLÜMSÜZ İÇECEK

HİNDİSTAN

GANJ'IN KIRBAÇLARI

ORİJİN VE KARAKTERİSTİK

İBLİSİN PARÇALANMASI

ZOMBİ

HIZ

GÜÇ

SOĞUK TENLİ

- ÖLÜMSÜZ.

KAN İÇEN

VAMPİR

İnanılmaz derecede hızlısın ve güçlüsün.

Tenin çok solgun ve buz gibi.

Gözlerin renk değiştiriyor.

Ve bazen konuşurken sanki başka bir zamandasın.

Bir şey yemiyor ve içmiyorsun. Güneş ışığına çıkmıyorsun.

Kaç yaşındasın?

17.

Ne zamandır 17 yaşındasın?

Bir süredir.

Ne olduğunu biliyorum.

Söyle.

Yüksek sesle.

Söyle.

Vampirsin.

Korkuyor musun?

Hayır.

Öyleyse bana en temel soruyu sor.

Biz ne yeriz?

Beni incitmeyeceksin.

Nereye gidiyoruz?

Dağa çıkacağız. Bulutların ötesine.

Güneş ışığında nasıl göründüğümü görmelisin.

Bu yüzden gün ışığında pek görünmeyiz.

İnsanlar farklı olduğumuzu anlarlardı.

İşte ben buyum.

Bir elmas gibi.

Çok güzelsin.

Güzel mi?

Bu bir katilin teni Bella.

Ben bir katilim.

Buna inanmıyorum.

Çünkü bir yalana inanıyorsun.

Bu bir kamuflaj.

Dünyanın en tehlikeli yırtıcısıyım.

Her şeyim seni bana çekiyor Bella.

Sesim. Yüzüm. Kokum bile.

Sanki buna ihtiyacım varmış gibi.

Sanki benden kaçabilirmişsin gibi!

Sanki bana direnebilirmişsin gibi.

Öldürmek için tasarlandım.

Umurumda değil.

Daha önce insan öldürdüm.

Bir önemi yok.

Seni de öldürmek istiyorum.

Bir insan kanını hiç bu kadar çok istemedim.

Sana güveniyorum.

Güvenme.

Buradayım. Sana güveniyorum.

Ailem diğer vampir türlerinden farklıdır.

Sadece hayvan avlarız.

Susuzluğumuzu kontrol etmeyi öğrendik.

Ama sen... Senin kokun...

...benim için uyuşturucu gibi.

Bana özel üretilmiş bir eroin gibisin.

Tanıştığımızda benden neden o kadar nefret ettin?

Nefret ettim.

Seni o kadar çok istememe sebep olduğun için.

Kendimi kontrol edebilir miyim, hâlâ bilmiyorum.

Yapabileceğini biliyorum.

Zihnine ulaşamıyorum.

Bana ne düşündüğünü söylemelisin.

Şimdi korkuyorum.

Güzel.

Senden korkmuyorum.

Seni kaybetmekten korkuyorum. Sanki kaybolup gidecekmiş gibisin.

Seni ne kadar beklediğimi bilemezsin.

Yani, aslan bir kuzuya âşık oldu.

Ne aptal bir kuzu.

Ne hasta, mazoşist bir aslan.

Üç şeyden kesinlikle emindim.

Birincisi...

Edward bir vampirdi.

İkincisi, onun bir yanı...

...ve ne kadar baskın olduğunu bilmiyordum,

kanıma susamıştı.

Üçüncüsü...

...ona kayıtsız şartsız

ve geri dönülmez bir şekilde âşık olmuştum.

Monte Carlo mu? Balonun teması mı?

Kumar oyunları. Smokin ve Bond. James Bond.

İşte.

Aman Tanrım!

Vay canına.

Herkes bize bakıyor.

O çocuk değil. Hayır, o da baktı.

Kuralları çiğnemenin bir önemi yok.

Nasıl olsa cehenneme gideceğim.

Yani birinin ölmesi mi gerekli?

Senin gibi olmak için.

Hayır, o...

O sadece Carlisle.

Başka bir seçeneği olsaydı bunu asla yapmazdı.

Peki ne zamandır bu şekildesin?

1918'den beri.

Carlisle beni o zaman buldu.

İspanyol gribinden ölmek üzereyken.

Nasıl bir şeydi?

O zehir çok acı vericiydi.

Ama Carlisle'nın yaptığı çok daha zordu.

Birçoğumuz onu yaparken kendine hâkim olamaz.

Ama sadece ısırması yetmiyor muydu?

Tam olarak değil.

İnsan kanını...

...tattığımız zaman, bir tür alışkanlık başlar.

Ve vazgeçmek neredeyse imkânsızdır.

Ama Carlisle başarmış.

Önce benimle, sonra karısı Esme ile.

Yani, insan öldürmemenin asıl nedeni Carlisle mı?

Hayır, tek nedeni o değil.

Bir canavar olmak istemiyorum.

Benim ailem...

Kendimizi vejetaryen olarak görürüz, tamam mı?

Sadece hayvanların kanıyla yaşarız.

Ama bu...

Sadece soyayla beslenen bir insan gibi.

Seni tok tutar ama asla tam tatmin olmazsın.

Örneğin senin kanını içmek güzel olurdu.

Waylon'ı öldüren diğer vampirler miydi?

Evet. Dışarıda başkaları da var.

Onlara bazen rastlarım.

Ailendekiler de senin gibi düşünce okuyabilir mi?

Hayır. Sadece ben.

Ama Alice... Geleceği görebilir.

Benim geleceğimi de görmüştür.

Alice'in gördükleri değişkendir.

Yani gelecek daima değişir.

İnsan gibi davranabilir misin? Komşularım var.

Yarın seni evime götüreceğim.

Teşekkür ederim. Bir dakika. Ailenle tanıştırmaya mı?

Evet.

Ya benden hoşlanmazlarsa?

Yani bir ev dolusu vampirden değil de

seni onaylamayacaklarından mı korkuyorsun?

Seni güldürdüğüme sevindim.

Ne oldu?

Karmaşık iş.

Seni yarın alırım.

Aracını görmeye mi geldin?

İyi görünüyor.

-Göçüğü yaptırmışsın. -Evet.

Aslında sizin düz ekran için gelmiştik.

Sezonun ilk maçı başlıyor.

Ayrıca Jacob da seni yine görmek istediğini söyledi.

Harika baba. Sağ ol.

Sadece gerçekçi oluyorum evlat.

R vitamini.

Çok iyi şerif.

Harry Clearwater'ın ev usulü balık kızartması.

Çok iyi.

Waylon soruşturması nasıl gidiyor?

Onu bir hayvanın öldürdüğünü sanmıyorum.

Ben de öyle düşünüyordum.

Bunu herkese söyle olur mu? Çocuklar ormandan uzak dursun.

Söylerim.

Başka kimsenin incinmesini istemeyiz, değil mi?

Vay canına.

Burası inanılmaz.

Öyle aydınlık ve ferah ki. Bilirsin...

Peki ne bekliyordun?

Tabutlar, zindanlar ve hendekler mi?

Hayır. Hendek beklemiyordum.

Hendek yok.

Burası saklanmak zorunda olmadığımız bir yer.

Bunu yapmamalarını söyledim.

Hemen ardından tavaya yapışmaması için biraz zeytinyağı ilave edin.

Orta ateşte biraz zeytinyağıyla birlikte pişirmeniz güzel olur.

Şimdi yapacağım şey

dilimlere bölmek ve sonra ortalarından bir kez daha bölmek.

O İtalyan mı bari?

Onun adı Bella.

Ne olursa olsun seveceği kesin.

Şunu bir koklayın.

İşte bir insan geliyor.

Bella. Sana İtalyan yemeği hazırlıyorduk.

Bella, bu Esme. Her zamanki gibi genç ve güzel annem.

-İyi günler. -Çok iyi.

Bize ilk kez mutfağa girmek için bahane verdin.

Umarım açsındır.

-Evet, kesinlikle. -Gelirken yemişti.

Mükemmel.

Evet.

Sadece ben, bir şeyler yemediğinizi biliyorum ve...

Elbette. Çok düşüncelisin.

-Rosalie'yi benim gibi boş ver. -Evet.

Bu hepimiz için tehlikeli değilmiş gibi davranmaya devam edelim.

Hiç kimseye hiçbir şey söylemeyeceğim.

Bunu biliyor.

Evet ama sorun şu, ikinizi herkes gördü ve...

-Emmett... -Hayır, bilmesi gerek.

Eğer bu işin sonu kötü olursa bundan ailemiz etkilenecek.

Kötü mü? Yani...

Yemeğiniz ben olursam mı?

Evet.

Merhaba Bella.

Ben Alice.

-Merhaba. -Merhaba.

Güzel kokuyorsun.

Alice, ne yapmaya...

Sorun değil. Bella'yla harika dost olacağız.

Üzgünüm. Jasper bizim yeni vejetaryenimiz.

Onun için biraz zor oluyor.

Tanıştığımıza sevindim.

Sakin ol Jasper. Onu incitmeyeceksin.

Pekâlâ. Sana evi gezdirsem iyi olacak.

-Tamam. -Sonra görüşürüz.

Tamam.

-Şirin. -Biliyorum.

Bence çok iyi gitti.

Orayı temizle. Hemen.

Bu senin için de tuhaf mıydı?

Bilmiyorum.

Mezuniyet kepleri mi?

Evet. Bu... Özel bir şaka.

Sürekli okul bitiririz.

Gerçekten çok kötü bir şey.

Yani sürekli liseyi bitirip durmak.

Doğru ama yeni bir yerde ne kadar genç başlarsak

orada o kadar uzun kalabiliriz.

Hadi.

Evet, bu benim odam.

Yatak yok mu?

Hayır. Ben...

Ben uyumam.

-Hiç mi? -Hayır, hiç uyumam.

Tamam.

Ne kadar çok müzik CD'si var.

Peki ne dinliyorsun?

O, Debussy.

-Bilmiyorum. -Evet.

"Claire De Lune" muhteşemdir.

Ne?

Ben dans edemem.

Ama sana dans ettirebilirim.

Senden korkmuyorum.

Bunu gerçekten söylememeliydin.

Sıkı tutunsan iyi olur örümcek maymun.

Bana güveniyor musun?

Teoride.

Öyleyse gözlerini kapa.

Ne?

Bu gerçek değil.

Bu tür bir şey var olamaz.

Benim dünyamda var.

Durun!

Bu insan.

Arizona. Nasıl gidiyor?

Demek sen ve Cullen. Bunu...

Bunu sevmedim.

Yani, bilmiyorum. Sanki seni yiyecekmiş gibi bakıyor.

İşte sebze tabağın Stephanie.

Üzgünüm, geciktim. Biyoloji projesi.

Sana ıspanak salatası söyledim. Umarım seversin.

Evet. Gelecek sefer kendine de söylemelisin.

Biftekler seni öldürecek.

Bir at kadar sağlıklıyım.

Şerif, bilmek istiyorlar.

Bugün Queets Nehri'nde bir şey buldunuz mu?

Evet, bir insanın çıplak ayak izine rastladık.

Ama görünüşe bakılırsa şu anda doğuya doğru gidiyor.

Yani, Kitsap Bölge Şerifi görevi devralacak.

-Tamam. -Tamam mı?

Umarım onu çabuk yakalarlar.

Sanırım arkadaşların seni çağırıyor.

Sorun değil. İstersen onlara katıl.

Zaten eve gitmem gerekiyordu.

Benim de.

Bella. Cuma akşamı. Dışarı çık.

Görünüşe bakılırsa Newton seninle yakından ilgileniyor.

Evet. İyi bir arkadaş.

Kasabadaki diğer oğlanlara ne diyorsun? İlgini çeken yok mu?

Baba, oğlanlardan mı söz edeceğiz?

Sanırım hayır. Sadece...

Seni fazla yalnız bırakıyormuş gibiyim.

Etrafında insanlar olmalı.

Yalnız olmayı seviyorum.

Yani, bu açıdan sana benziyorum baba.

Peki, şu beyzbol işi nasıl gidiyor?

Phil fazla idman yapıyor.

Bilirsin, bahar idmanları.

Kendimize sürekli kalacağımız bir ev kiralamayı düşünüyoruz.

-Jacksonville'i seversin bebeğim. -Öyle mi?

-Forks'u da sevmeye başladım. -Ne?

Forks'u sevmeye başladım.

Bunun bir oğlanla ilgisi var mı?

Şey... Evet.

Biliyordum. Bana her şeyi anlat.

O kim? Atlet mi? Yerli mi? Zeki olduğu kesin. Zeki mi?

Anne, sonra konuşsak olur mu?

Hadi. Konuşmamız gerek. Korunuyor musun?

Buraya nasıl girdin?

Pencereden.

Bunu çok yapar mısın?

Şey... Sadece son iki aydır.

Seni uykuda seyretmek güzel. Yani...

Benim için biraz büyüleyici.

Sadece bir şeyi denemek istiyorum.

Kıpırdamadan dur.

Kıpırdama.

Dur!

Affedersin.

Sandığımdan daha güçlüyüm.

Evet, keşke ben de aynı şeyi söyleyebilsem.

Sana karşı kontrolü kaybedemem.

Gitme.

-Bir tane daha getirdim. -Teşekkür ederim.

Bugün Edward Cullen'la buluşacağım.

Senin için biraz yaşlı, değil mi?

Hayır.

O da benim gibi ikinci sınıfta.

Cullenları sevdiğini sanmıştım.

Kasabadaki oğlanları sevmediğini sanmıştım.

Edward kasabada yaşamıyor.

Teknik olarak.

Şu anda dışarıda.

Öyle mi?

Evet, seninle tanışmak istiyor. Resmî olarak.

Pekâlâ. İçeri getir.

Ve kibar olur musun? Çünkü o önemli biri.

Tamam.

Şerif Swan.

Kendimi size tanıtmak istedim. Ben, Edward Cullen.

Merhaba Edward.

Bella bu akşam geç gelmeyecek.

Sadece ailemle birlikte beyzbol oynayacak.

-Beyzbol mu? -Evet efendim. Planımız bu.

Bella beyzbol mu oynayacak?

Evet. Öyleyse bol şans.

Ona iyi bakacağım. Söz veriyorum.

Hadi.

Yine de biber gazını al.

Tabii baba.

Vampirler ne zamandır beyzbol seviyor?

Amerikan tarihi boyunca.

Ve bir fırtına geliyor, yani oynamak için en uygun zaman.

Nedenini göreceksin.

Gelmene sevindim. Bir hakem lazımdı.

Hile yaptığımızı sanıyor.

Hile yaptığınızı biliyorum.

-Tamam. Gördüğünü söyle Bella. -Tamam.

Zaman geldi.

Tamam. Neden şimşek gerektiğini şimdi anladım.

Bu sayı koşusu, öyle değil mi?

Edward çok hızlıdır.

Hadi koş Rosalie!

-Dışarıdasın. -Dışarıda!

Bebeğim, hadi. Sadece bir oyun.

Aferin kızım.

-Ne yapıyorsun? -Hadi.

Benim maymun adamım.

Durun!

Gitmek üzereydiler ve sesimizi duydular.

-Gidelim. -Çok geç.

Saçlarını ört.

İşe yaramaz. Kokusunu çok uzaktan alıyorum.

Seni getirmemem gerekirdi. Çok üzgünüm.

-Ne? -Sadece sessiz ol ve arkamda dur.

Sanırım bu size ait.

-Teşekkür ederim. -Ben Laurent.

Bunlar da Victoria

ve James.

Ben Carlisle. Bunlar da ailem.

Merhaba.

Korkarım avlanma aktiviteleriniz bize biraz sorun çıkartıyor.

Özür dileriz.

Bu bölgenin sahibi olduğunu bilmiyorduk.

Evet, öyle. Burada sürekli olarak ikamet ediyoruz.

Sahi mi?

Evet.

Artık sorun çıkarmayacağız. Buradan sadece geçiyorduk.

Bizi çeken insanlar oldu. Ama doğuya gidiyoruz.

Güvende sayılırsınız.

Mükemmel.

Evet...

Üç oyuncuya daha yeriniz var mı?

Hadi. Sadece bir oyun.

Tabii. Neden olmasın?

Birkaçımız gidecekti. Yerlerine geçin. İlk atış bizim.

Kavisli top atmakta üstüme yoktur.

Sanırım onun üstesinden gelebiliriz.

Göreceğiz.

Atıştırmalık getirmişsiniz.

Bir insan mı?

O kız bizimle.

Sanırım gitseniz iyi olur.

Oyunun bittiğini görüyorum. Şimdi gidiyoruz.

James.

Bella'yı buradan götür.

Hadi.

Tamam! Ben takarım! İyiyim!

Ne, şimdi de peşimden mi gelecek?

Beni dinle. James iz sürücüdür. Av onun saplantısıdır.

Düşüncesini okudum. Sahadaki tepkim onu ateşledi.

Bunu onun en heyecanlı oyunu haline dönüştürdüm.

-Asla vazgeçmeyecektir. -Ne yapacağız?

Onu öldürmek zorundayız. Parçalara ayırıp yakmalıyız.

-Nereye gidiyoruz? -Forks'tan uzağa.

-Vancouver'a bir feribot var. -Hemen eve gitmeliyim.

-Beni eve götürmelisin. -Eve gidemezsin.

Çünkü kokunu oraya dek izleyecek. Bakacağı ilk yer orası olacak.

-Ama babam orada. Biz... -Bunun önemi yok.

Evet, var. Bizim yüzümüzden öldürülebilir.

Bırak önce seni uzaklaştırayım, tamam mı?

O benim babam! Geri dönmeliyiz!

Bir şekilde izimi kaybettirmenin yolunu buluruz. Bilmiyorum.

Ama bir şeyler yapmalıyız.

Edward, beni rahat bırak dedim!

-Bella, böyle yapma. Lütfen. -Artık bitti! Defol!

Bella. Neler oluyor?

Buradan gitmem gerekiyor. Gidiyorum. şimdi.

Bella?

Ona ne söyleyeceğim? Onu incitemem.

-Bella, neler oluyor? -İncitmek zorundasın.

Arabada bekleyeceğim.

Seni incitti mi?

Hayır.

Senden ayrıldı mı, ne oldu?

Hayır. Ben ondan ayrıldım.

Ondan hoşlandığını sanmıştım.

Evet ve bu yüzden gitmem gerek.

Bunu istemiyorum. Eve dönmem gerek.

Eve mi?

Ama annen Phoenix'de bile değil.

Eve dönüyor. Onu yoldan arayacağım.

Şimdi arabayla eve gitmeyeceksin. Bu gece biraz uyu.

Sabah hâlâ gitmek istersen seni havaalanına bırakırım.

Hayır. Arabayla gideceğim. Düşünmek için zamanım olur.

Yani, gerçekten yorgun düşersem otelde kalırım. Söz veriyorum.

Bak Bella. Burada pek eğlenemediğini biliyorum.

Ama bunu değiştirebilirim. Birlikte daha çok şey yapabiliriz.

Ne gibi?

Düz ekranda beyzbol seyretmek gibi mi?

Her akşam restoranda yemek gibi mi? Biftek ve turta mı?

Bu senin hayatın, benim değil.

Bella, hadi. Sadece...

Seni daha yeni kazandım.

Evet ve buradan şimdi gitmezsem annem gibi buraya tıkılacağım.

Baban seni bağışlayacak.

Bırak da ben süreyim.

Bağışlamayacak.

Yüzünü görmeliydin.

Annemin buradan giderken ona söylediği şeyi söyledim.

Başka türlü gitmene izin vermezdi.

Artık onun için endişe etme. Güvende. O avcı bizi izliyor.

-Lanet olsun. -Tanrım.

Sadece Emmett.

Alice arkamızdaki arabada.

Dur!

Bizi uyarmaya gelmiş. James hakkında.

Bu benim savaşım değil. Ve onun oyunlarından bıktım.

Ama onun benzersiz duyuları kesinlikle ölümcül.

300 yıllık hayatımda onun gibi birini hiç görmedim.

Ve o kadın, Victoria, onu hafife almayın.

Daha önce kendi türümle savaştım. Öldürmek kolay değildir.

Ama imkânsız da değil.

Onu parçalara ayırıp sonra yakacağız.

Başka bir varlığı öldürmekten hiç hoşlanmıyorum.

James gibi sadist biri olsa da.

Ya önce o bizden birisini öldürürse?

Bella'yı güneye götüreceğim. Onu buradan uzaklaştırabilir misiniz?

Hayır Edward. James, Bella'yı bırakmayacağını biliyor.

-Seni izleyecektir. -Bella'yla gideceğim.

Jasper'la ben onu güneye götürürüz.

Onu koruyacağız Edward.

Düşüncelerini kendine saklar mısın?

Evet.

Rosalie. Esme. Şunları giyer misiniz lütfen?

Böylece avcı Bella'nın kokusunu alır.

Neden? Bunu neden yapayım?

Rosalie.

Bella Edward'la birlikte. Artık bu aileden biri.

Ve biz ailemizi koruruz.

Tanrım. Bir şey olursa...

Bir şey olursa yemin ederim...

Hiçbir şey olmayacak.

Biz yedi kişiyiz, onlarsa iki.

Ve her şey bittiğinde, seni almak için geleceğim.

Evet.

Bella, sen artık benim hayatımsın.

Anne, yine ben.

Sanırım telefonunu bir süreliğine kapattın.

Şu an Forks'da değilim ama her şey yolunda.

Sana sonra açıklayacağım.

Rosalie, ağacı işaretle.

Çok iyi.

Ne oldu? Ne gördün?

Sonunda fark etti.

Avcı. Rotasını değiştirdi.

Peki nereye gidiyor Alice?

Aynalar. Bir oda dolusu ayna.

Edward, gördüklerinin hep doğru olmadığını söyledi.

Sadece geleceği oluşum hâlindeyken görür.

Düşünceler değişince gördükleri değişir.

Tamam. Yani avcı şimdi o bale stüdyosuna doğru mu gidiyor?

Orada bulundun mu?

Çocukken orada ders almıştım.

Okçuluk için gittiğim okula benziyor.

-Okulun burada, Phoenix'te miydi? -Evet.

-Edward, iyi misin? -Onun izini kaybettik.

Kadın hâlâ bu bölgede.

Rosalie ve Esme, babanı korumak için Forks'a geri dönecek.

Seni almaya geliyorum.

Seninle ben, başka bir yere gideceğiz. Yalnız.

Diğerleri ava devam edecekler.

Senin güvenliğin için ne gerekiyorsa yapacağım.

Anne. Mesajımı almana sevindim. Evde ne işin var?

Bella, neredesin?

-Sakin ol. Her şey yolunda. -Bella!

Sonra her şeyi açıklayacağım.

Anne, orada mısın?

Forks Lisesi öğrencilerinin özel hayatını pek iyi korumuyor.

Victoria'nın bir önceki adresini bulması çok kolay oldu.

Güzel bir eviniz varmış.

Seni beklemeye hazırlanıyordum.

Ama babandan çok endişeli bir çağrı aldıktan sonra

annen geldi.

Ve her şey çok yolunda gitti.

Dur. Ona dokunma. Bunu yapma.

Onu hâlâ kurtarabilirsin.

Ama arkadaşlarından uzaklaşmak zorundasın.

Bunu yapabilir misin?

Seni nerede bulacağım?

Eski bale okuluna ne dersin?

Oraya yalnız gelmezsen anlarım.

Ve o hatanın bedelini zavallı annen öder.

Nasıl öleceğim konusunu hiç düşünmemiştim.

Ama sevdiğim birinin uğrunda ölmek

ölmek için iyi bir yol gibi.

Beni ölümle yüz yüze getiren kararlarım için pişmanlık duyamam.

O kararlar bana Edward'ı da kazandırdı.

Bella, neredesin?

-Anne! -Bella?

Demek buradasın. Burada ne işin var?

Herkes benimle dalga geçiyor.

Hadi. Sen harika bir dansçısın.

Anne, ben berbatım.

Sen berbat değilsin.

En sevdiğim kısım bu.

İnatçı bir çocuktun, değil mi?

-Annem burada bile değil. -Hayır.

Üzgünüm.

Ama bu işimi gerçekten kolaylaştırdı.

Şimdi, bunu daha eğlenceli hâle getirelim.

Seninle birlikte kısa bir film çekeceğiz.

Bunu evinden ödünç aldım. Umarım sakıncası yoktur. Güzel.

Ve...

Motor!

Sanırım bu Edward'ın kalbini kıracak.

Seni... Edward'ın bununla bir ilgisi yok!

Bence var.

Onun öfkesi, bu durumu seni korumaya yönelik zayıf teşebbüsünden

çok daha eğlenceli bir hâle sokacak.

Hadi devam edelim.

Çok güzel. Görsel açıdan dinamik.

Sahnemi de iyi seçmişim.

Seni dönüştürecek güce sahip olmaması çok kötü.

Onun yerine seni böyle zayıf bir insan olarak bıraktı.

Çok zalimce değil mi?

Edward'a ne kadar acıttığını söyle.

İntikamını almasını söyle! Ona söyle!

-Hayır Edward, yapma! -Ona söyle!

Yalnızsın...

Çünkü diğerlerinden daha hızlısın.

Ama daha güçlü değilsin.

Seni öldürecek kadar güçlüyüm.

Üzgünüm.

-Bella, geçti. -Oğlum.

Yeter. Kim olduğunu unutma.

-Bella, sen iyisin. -Sana ihtiyacı var.

Geçti. Tanrım.

Carlisle! Kanı!

-Kardeşlerin onunla ilgilenecek. -Onu tuttum!

-Ateşi yak! -Döşeme tahtalarını getir.

Alice!

Alice, git.

Uyluk atardamarı parçalanmış. Çok kan kaybediyor.

Hayır! Başım yanıyor!

Zehirden.

Bir seçim yapmalısın. Tüm bunları değiştirebilirsin.

Hayır...

Bu olacak Edward. Bunu gördüm.

Bu şekilde olması gerekmiyor.

Kanaması hâlâ devam ediyor. Alice, kemerinle turnike yap.

Carlisle, diğer seçeneğim nedir?

Ellerimin üstünden bağla.

Carlisle?

Git.

Zehri emip çıkarmayı deneyebiliriz.

-Kendime hâkim olamam. -Hâkim olacak iradeyi bul.

Seçimini yap.

Sadece birkaç dakikası kaldı.

Acına son vereceğim Bella.

Acına son vereceğim.

Edward, dur! Kanı temizlendi. Onu öldürüyorsun!

Edward!

Dur!

Dur.

İradeyi bul.

Ölüm huzur verici.

Kolay.

Yaşamak daha zor.

Bella?

Bebeğim?

Bella.

-Anne? -Merhaba.

O nerede? Edward...

Edward nerede?

Uyuyor.

Hiç ayrılmadı. Ve baban da aşağıdaki kafeteryada.

Ne oldu?

Düştüğün zaman bacağını kırmışsın.

Ve çok kan kaybetmişsin.

Tüm bunları hatırlamıyorsun, değil mi?

Edward babasıyla birlikte geldi.

Seni Forks'a dönmeye ikna etmeye gelmişler.

Otelden dışarı çıkarken ayağın kaymış.

Ve merdivenlerden iki kat aşağı düşmüşsün.

Bir camı kırıp geçmişsin.

Evet, sanırım öyle oldu.

Canım, öyle üzgünüm ki.

Bu Phil.

Senin için çok endişelendi.

-Mesaj atıyorsun. -Nihayet, evet.

Ona Florida'da kalmasını söyledim.

Canım, Jacksonville'i çok seveceksin. Her gün güneşli.

Orada küçük şirin bir ev bulduk. Kendi banyon da olacak.

Hayır, hâlâ Forks'da yaşamak istiyorum anne.

Ne?

Forks'da yaşamak istiyorum.

Evet, tamam. Bunu sonra konuşuruz.

Babamı çağırır mısın?

Ondan özür dilemek istiyorum.

Tamam bebeğim. Gidip çağırayım.

Sonra da hemşireyi bulayım, tamam mı?

Tamam.

Peki... Ne oldu?

Yani, James nerede?

Onunla ilgilendik.

Ve kadın, Victoria, kaçıp gitti.

Senin sayende hayattayım.

Hayır. Benim yüzümden buradasın.

En kötü yanı da şuydu.

O sırada duramayacağımı sandım.

.Ama durdun.

Bella, bence Jacksonville'e gitmelisin.

Böylece seni incitemem.

Ne?

Yani... Hayır!

Ne dediğini bile bilmiyorum. Nasıl...

Sen neden bahsediyorsun? Buradan gitmemi mi istiyorsun?

Yapamam. Hayır, seni bırakıp gidemem. Ben...

Biliyorum.

Biz ayrılamayız.

-Buradayım. -Beni bırakamazsın.

Buradayım.

Tamam. Lütfen yapma.

Bana böyle şeyler söyleme, tamam mı? Asla.

Başka, nereye gidebilirim ki?

Alice elbisesini ödünç verdi.

Alçı da...

Mükemmelsin.

Ona iyi bakacağım şerif Swan.

Bunu daha önce de duymuştum.

Bells...

Çantana yeni biber gazını koydum.

Baba.

Ve...

Evet. Güzel görünüyorsun.

Teşekkür ederim.

Görüşürüz.

Hemen dönerim.

-Bella. -Jacob.

Hoş.

Sen de.

Gizlice baloya mı gireceksin? Bir eşin var mı?

Hayır.

Babam seninle konuşmam için para verdi.

20 dolar.

Dinliyorum.

Ama bana kızma olur mu?

Erkek arkadaşından ayrılmanı istiyor.

Yani... Aynen, şöyle dedi,

"Seni izliyor olacağız."

-Tamam. Ona teşekkür et. -Tamam.

-Parasını da geri ver. -Tamam.

-Yardım edeyim. -Jacob.

Onunla ben ilgilenirim.

Sonra görüşürüz Bella.

Tamam.

Seni iki dakika yalnız bıraktım ve kurtlar başına üşüştü.

Bana bunu yaptırdığına inanamıyorum.

Sadece gülümse.

Vay canına, beni gerçekten öldürmeye çalışıyorsun.

Balo önemli bir ergenlik geleneğidir.

Hiçbir şeyi kaçırmanı istemedim.

Merhaba!

Teşekkür ederim Bella.

Teşekkür ederim.

Bella.

-Gitmek ister misin? -Evet.

Pekâlâ. Biraz yavaşlayalım.

Dans edelim mi?

Ciddi misin?

Neden olmasın?

Gördün mü? Dans ediyorsun.

Baloda.

Edward, beni neden kurtardın?

Zehrin yayılmasına izin verseydin

şu an senin gibi olabilirdim.

Sen ne dediğini bilmiyorsun.

-Bunu istemezsin. -Seni istiyorum.

Her zaman.

Senin için hayatını yok etmeyeceğim.

Ölüyorum. Şimdiden.

Her saniye biraz daha yaklaşıyorum.

Yaşlanıyorum.

Zaten böyle olması gerekiyor.

Alice, beni senin gibi gördüğünü söylemişti. Onu duydum.

Gördükleri değişir.

Evet, insanların verdikleri karara göre.

Ve karar verdim.

Demek hayal ettiğin şey bu. Bir canavar olmak.

Sonsuza dek seninle olmayı hayal ediyorum.

Sonsuza dek mi?

Ve şimdiden hazır mısın?

Evet.

Bu yeterli değil mi?

Benimle uzun ve mutlu bir hayatının olması?

Evet.

Şimdilik.

Bu gece kimse teslim olmayacak.

Ama pes etmeyeceğim.

Ne istediğimi biliyorum.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.