All language subtitles for Sakir pasa 4 diel

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Tutulmamış sözler, dönülmüş yeminler, unutulmuş vaatler.

Annesi?

Bitmiş bir aşktan geriye bunlar kalır.

Bir de derin bir nefret.

Kimden?

Aşk yeminini bozup, kalbimizi acımasızca kırandan mı?

Elbette hayır.

Bizim düşmanımız ötekilerdir.

Öteki, bazen kalbi bizim kadar kırık bir kadın.

Mesela, var gücüyle ailesini korumaya çalışan bir eştir.

Bazen, başına geleceklerden habersiz, bir

heyecanın peşinden giden fettan bir güzel.

Şakir Paşa apartmanı burası.

Teşekkürler.

İyi günler.

Sırf bizim sevdiğimizi seviyorlar diye,

vücudumuzun her zerresiyle ve tüm ruhumuzla nefret

ederiz onlardan.

Tıpkı onların bizden nefret ettiği, ya da yakında

edecekleri gibi.

Keş götürdün şey.

Neden çaştırdın?

Yazdım İstanbul 'a geleceğimi.

Otel 'e bekleyeceğim dedim.

Ama sen okumadın mektuplarımı tabii.

Sen Türkçe mi öğrendin?

Evet.

İki yıldır gizli gizli çalışıyordum.

Sana sürpriz yakmak için.

İnsan sevdiği için her şeyi yapar.

Öyle değil mi?

Hep hayal ediyordum böyle.

Karşına geçip Türkçe konuşuyorum.

Sen de çok seviniyorsun.

Ama bak gerçek ne oldu?

Karşındayım Türkçe konuşuyorum.

Ama sen hiç sevinmiyorsun.

Neden?

Çünkü biraz ters bir zamanlım oldu.

Biraz meşguliyetim vardı.

Acele işlerim vardı.

Günlerdir otelde gelmene bekliyorum.

Özür dilerim.

Yolda çarptığın birine öyle denir.

Hayatını mahvettiğin kadına diye.

Yardım ister misiniz?

Yok.

Üç kat yukarıda.

Teras var.

Şakir Paşa.

Orada.

Hadi.

Sen çık.

Bize ne olduğunu öğrenmek istiyorum.

Söyle bana.

Anlat.

Şimdi gitmem lazım.

Biraz acelem var.

Yarın ben otele gelirim.

Yarın konuşuruz.

Tamam mı?

Yarın mı?

Hayır hayır.

Yarın olmaz.

Daha çok bekleyemem.

Söyle hadi söyle.

Gücümünü söyle.

Belki zorundayım.

Başka biri var mı?

Ben de bilmek zorundayım.

Kim?

Yok öyle dedim.

Öyle biri yok.

Yarın otele gelirim konuşuruz.

Her şeyi konuşuruz.

Anesliğim.

Neredesin sen?

Neredesin?

Seni arıyoruz her yerde.

Çok merak ettik seni.

Ben...

Nasıl buldun burayı?

Bir bey bana yardım etti.

Tanıştırayım.

Anesi, gelinim.

Mabelfi.

Nefemde o tevat.

Hanımefendi de benim Avusturya'dan bir arkadaşım

Matmazer 'im.

Rosalie.

Paşamın çok bu pembe güllerini savur.

İsim bile vardı bu güllere.

Rosalie.

Rosalie.

Ejdebi Hanım sizi sordu.

Sağ olun Cevat Bey.

Zahmet buyurdunuz karakollara kadar.

Ne zahmeti Lala?

Lafı mı olur?

Hem Sümbül bu konağın kızı sayıdı sonuçta.

Nigel Kalfa da boşuna endişelenmesin.

Sümbül 'ün başına bir şey gelmiş olsaydı ilk bizim

haberimiz olurdu değil mi?

Öyle.

İnşallah önemli bir şey değildir.

Yo yo korkacak bir şey.

Merhaba.

Hoş geldiniz.

Hoş bulduk Cevat Bey.

Hayırdır?

Ateşlenmişler Cevat Bey.

Annenize sormadan biz doktor beye çağırdık ama

Allah muhafaza yüksek ateş tehlikelidir.

Yo yo iyi yapmışsınız iyi yapmışsınız.

Nasıl durumları?

Ben de tam onu söylüyordum Cevat Bey.

Önemli bir rahatsızlıkları yok.

Basit bir soğuk algınla.

İyi misin?

Sümbül'den bir haber var mı?

Henüz karakola düşmemiş haberi.

Bir habercisin olursa Cevat Bey 'e bildirecekler.

Ah Cevat.

Ah Cevat başımıza ne geldi mi bil sen ama sen sakın.

Sakın da sakin ol tamam.

Ne oldu?

Ne oldu kim hasta?

Neymiş şey yok abi telaş etme.

Çocuklar biraz ışıkmış.

Ya ne oldu oğlum?

İyiyim anne biraz boğazım ağrıdı.

Anne ne oldu?

Niye sen sakin ol dedin?

Anneyeze nerede?

Anneyeze mi bir şey oldu?

Ay yok canım ne olacak ona bir şey yok bir şey olmadı.

Nerede peki?

Kayboldu.

Ne?

Hayda.

Ya biz öyle dedik hayda.

Yani bir anda geziyorduk çarşıda ne oldu?

Bir baktık yok.

Ne demek bir baktık yok?

Tokalım mı var anne?

Koskoca var kadın.

Cevat Bey ben müsaadenizi isteyeyim.

Doktor Bey ben sizi geçin.

Hadi ye takla bir şey.

Hadi.

Nerede kayboldu?

Nerede kayboldu anne?

Çarşının içinde mi kaybettiniz?

Yok abi daha çarşının başında çok kalabalıktı etraf.

Bakındık seslendik her yere sorduk ama bulamadık.

Ee zabıta karakola gittiniz mi?

Ha İtalyan sefareti?

Ya hepsine gittik hepsine.

Yok yok yok yok.

Yer yarıldı içine girdi.

Bulamadık.

Yani bulamadıysanız kalıp arasaydınız ya.

Oğlum gittik babana gittik.

Ona bildirdik.

Yani konuyu o ele aldı.

E o mutlaka bulacaktır Cevat.

Ya başına daha kötü bir şey geldiyse?

Ya kaybolmadıysa da kaçırıldıysa?

Geçen gün geçen gün Fransız bir kadını öldürdüler.

Ay ağzını hayra aç.

Ne söylüyorsun?

Ne neler söylüyorsun Cevat?

Abicim hemen en fenasını getirmeyin aklınıza.

Sen sus.

Kesin sevinmişsindir kayboldu diye.

Neden sevinirim canım?

Sevmediğin için.

Yalan mı?

Cevat.

Cevat.

Onun suçu yok.

Abicim tamam.

Merak etmeyin ne olur.

Babam eliyle koydu gibi bulacaktır yengem.

Merak etmeyin ben kimseyi söylemeyeceğim.

Neyi?

Neyi kimseyi söylemeyeceksin?

Karasta gördüğünü zannettiğin şey.

Zaten herkes biliyor.

Kim neyi biliyor?

Hakkı 'ya anne biliyorlar.

Siz neden o güzel gülleri Rosalie diyorsunuz.

Biliyorlar.

Ama ben kimseye söylemeyeceğim.

Korkmayın.

Aniyeze sen korkmak nasıl bir şey?

Bilir misin?

Evet.

Herkes bilir.

Ben bilmem.

O kız bilerek kaybolmadıysa benim de adım Hakkı 'ya değil.

At sıra bizi kötü gösterip kendine acınıracak.

Abiciğim.

Bakabildiniz mi resmime?

Nisa.

Nasıl bir şey değil?

Yengen kaybolmuş.

Derdin resim mi?

Ne?

Ay niye siyengen?

Dışarı dışarı dışarı dışarı dışarı.

Nisa.

Nisa.

Bu kadar biliyorum.

Çarşıda kayboldu dediler.

Çıkardılar sonra beni salonda.

Ama nasıl kaybolmuş ki?

Nisa.

Bu kadar biliyorum dedim ya.

Gidin Selahattin 'e sorun.

O kapıyı dinliyordu.

Gelin bana da anlatın.

Kafanı tıkar mı yoksa?

Ben aşağıya bakayım.

Sen de bahçeye bak.

Tamam.

Hasta diyorlardı odasında herhalde.

Tamam.

Selahattin.

İyi misin?

Ne yapıyorsun oğlum sen burada?

Bekliyorum.

Ne bekliyorsun?

Dönmesini.

Çıkar beni buradan.

Tövbeler olsun.

Bir daha kötülük düşünmeyeceğim.

Evler ki.

Göz dikmeyeceğim.

Kimse için kötülük konuşmayacağım.

Çok iyi bir insan olacağım.

Herkesin yardımına koşacağım.

Ben dersimi aldım.

Yemin ederim dersimi aldım.

Ne olur çıkar beni buradan.

Kararlan beni buradan.

İçine bırakıyorum oğlum.

Gördün mü?

Kafada kapattım.

Gördün mü Allah 'ım?

Kapattım kafanı.

Sonra abla.

Ablacığım.

Ablacığım kapıyı aç.

Açın.

Anahtar.

Kadın kısmı alışverişte dünyayı unutur azizim.

Neden hep mesela?

Çarşıda pazarda annelerini kaybetmiş ağlayan

çocuklar görürsün.

İşte bu yüzden.

Mithatçı.

Mithatçı.

Halbuki babasını kaybetmiş çocuk.

Gördünüz mü hiç?

Babam bir kere de beni Paris'te bir kitapçıda unutmuştu.

Siz de Aliye 'yi iskelede unutup vapura binmiştiniz.

Canım aynı şey mi?

Aynı şey.

Sen hala konuşuyor musun?

Kabahatine bir de kılıf mı buluyorsun?

Ne kabahati abicim.

Hem siz neden bizi suçlayıp duruyorsunuz?

Madem bu kadar kıymetliydi kendiniz

gezdirseydiniz karınızı.

Seni kocam mı gezdiriyor?

Benim kocamın işi var.

Peki kocan seni neden Çanakkale 'ye götürmüyor yanında?

Ben burada rahat edeyim diye.

Hayır.

O Çanakkale'de rahat etsin diye.

Ne münasebet canım.

Münakaşa etmeyin.

Etmeyin.

Ben İstanbul 'a iniyorum.

Burada böyle hiçbir şey yapmadan durup bekleyemem.

Kaşan 'la bayan Aniyas 'ı biraz önce vapurdan indiler.

Hadi.

Gözümüz aydın.

Hadi.

Ben dedim.

Paşa 'nı bulduk dedim.

Ne?

Yengeciğim.

Neredeydiniz?

Ödümüz koptu meraktan.

Anayim.

Hadi Akkiyeciğim hadi.

Mithat hadi sen de gel ona.

Yüreğim.

Şimri abla ben seni korunu anlatacağım.

Ne buldunuz?

Ben onu bulmadım.

O beni buldu.

Aa.

Yengeciğim babamı nasıl buldunuz?

Siz Elmadağ 'a gidiyoruz dediğiniz.

Ve ben kaybolunca hatırladım ve Elmadağ 'a gittim.

Orada Şakır Paşa diye sordum.

Ve bir bey bana yol gösterdi.

Aferin sana.

İlk baştan çok gördüm.

Ama babayı görünce rahat ettim.

Ama babanın yanında bir misafir vardı.

Aa.

Öyle mi?

Ben yukarı gidiyorum.

Herkese tekrar geçmiş olsun.

Sen de bundan sonra adımlarına daha dikkatli at.

Ha neyse.

Anneciğim ben de yukarı çıkıp üstümü değiştireyim.

Telaştan dışarı kıyafetleriyle kaldık.

Ben de geliyorum.

Ben de yukarı gidiyorum.

Anne biraz konuşabilir miyiz?

Buyur dinliyorum.

Para istemeyeceğim sizden merak etmeyin.

Ben özür dilemek istiyorum.

Geçen gün kırdım sizi.

Biliyorum siz affettiniz ama ben yine de özür dilerim.

Yok affetmedim.

Ama bugün İstanbul 'a inerken Cevataki diye

seslenince ben de sanmıştım.

Babanın yanında öyle demem.

İcap ettiği için öyle dedim.

Ama barışmadım.

Lütfen anne.

Üzmeyin oğlunuzu.

Bakın hayat ne musibetler salıyor üstümüze.

Yani şimdi bugün ya benim başıma bir şey gelseydi

üzülmeyecek miydiniz?

Yani küs olduğunuz için.

Nasıl bir lakırdı o öyle de böyle şeyler.

Tamam o zaman barıştık deyin de üzmeyin kendiniz de

beni de.

Peki tamam.

Ama barıştık deyin.

Tamam Cevat barıştık tamam.

Tamam Cevat.

Sen nasıl kaçırırsın son vapuru?

Bu ne sorumsuzluk böyle?

Vallahi vakit nasıl geçti anlamadım.

Sağa bak sola bak sağa bak sol.

Dolanıyor dolanıyor.

Bir baktım vapuru kaçırmışım.

Başladım zaten ağlamıyor ama nasıl ağlamak?

Nasıl ağlıyorum?

İskelede bir kadın gördü halime acıdı.

Aldı beni evine götürdü orada yatırdı.

Ama nasıl bir hanımefendiydi size anlatamam.

Melek gibi evliya gibi Allah ondan razı olsun.

Ben vapuru kaçtaydı ki?

E niye sabah vapuruyla gelmedin de bu saatlere kaldın?

Kadıncağız hastalığınızı sabah öyle bırakıp çıkamadım.

Peygamber efendimiz de öyle der.

Erken saatte vapura binmeyin mi der?

Yardımlaşın der.

Yardımlaşmak en güzel şey yardımlaşmak sevaptır der.

Bu kadıncağız bana kol kanat gelmiş evini açmış.

Karnımı doymuş ben nasıl onu öyle yürüstüm?

Bırakayım.

Çorba koymayayım mı bir çay?

Yapmayayım mı bir tane limonu kaynak?

Ay yeter yeter bir de oturuyor böyle rahat rahat.

Hadi git üstünü değiştir de gel hadi.

Allah 'ım yarabbim ya.

Ay ay.

Vallahi bunun çenesi de bayıltacak beni en sonunda.

Allah 'ım bir fenalık düşündüğümden almadım bunu

yanıma yanlış anlamı.

Ne olur ne olmaz bulursun dedim.

Hem o orada durmuş yapurda durmuş değil mi?

Ne fark eder?

Ne var ne bakıyorsun?

Ben sana işini anladım.

Neye inanmadım?

Hiçbir dediğine.

Gidi bu oradan.

İnanmazsan inanma.

Avusturya'dan bir arkadaşım Matmazer 'im.

Koza Ali 'yi.

Sen de bundan sonra adımlarına daha dikkatli at.

Anlayıcı.

Abime bir şey soracaksın.

No no no no no.

Oli.

Tutşit.

İsmini mi soracaksın abime?

Ben de beğenmedi.

Ben size söylerdim.

Olabilir.

Eğer öyleyse çok üzülür müsün?

Üzülürüm.

Resim yapmayı bırakır mısın?

Alışıksın ama sen benim gitmelerimi Hakkı 'ya.

Bilmem.

Bu defa uzun gidiyorsunuz ya ondan herhalde.

Yapma ama böyle.

Özleyecek misiniz beni?

Sen hiç böyle şeyler sormazdın.

Cevat abim sizin rahat etmeniz için beni Çanakkale

'ye götürmediğinizi söyledi.

Öyle olmadığını biliyorum ama yine de dokundu o

sözleri bana.

Doğru söylemiş Cevat.

Doğru mu söylemiş?

Evet.

Çünkü biliyorum sen Çanakkale'de sıkıntı çeksen

bile bana asla bir şey söylemezsin.

Öleceğini bilsen halinden memnunmuş gibi davranırsın.

Ben de o zaman sen gerçekten memnun musun değil misin bilemem.

O yüzden abinin de dediği gibi rahat edemem.

Ama ben sizin için her türlü zorluğa seve seve

katlanırım bunu biliyorsunuz.

Elbette biliyorum.

Elbette biliyorum.

Ama ne lüzumu var.

Sen benim karımsın.

Seni sakınmak benim vazifem.

Sen şimdi burada bu güzel köşkte alıştığın

şartlarda beni bekleyeceksin ve kızımızı büyüteceksin.

Senden istediğim bu.

Ne kötü.

İyi misin?

Ayşe 'cim ne işin vardı senin evli kadının odasında

akşam vakti?

Ben öyle geçmiş olsun diye çiçek götüreyim dedim sonra.

Yok yok yok o sana gülmüyordur o.

Her şerde bir hayır vardır derler.

Doğruymuş.

Bunda ne gibi bir hayır gördün?

Paşam fark etmediniz mi?

Cevat 'la Aniyesi 'nin arası düzeldi.

Kavuşunca nasıl koklaştılar.

Öyle işte.

İnsanoğlu.

Bazen kaybedince anlıyor sevdiğinin kıymetini.

Senin oğlun hiçbir şeyin kıymetini anlamaz.

Ay Ayşe.

Hayırdır İsmet?

Paşam.

Ayşe Aniyesi 'nin odasına girmiş.

Bir şey görmüş.

Ama çok utanmış.

Perişan olmuş.

Ben de evlilikte olur öyle şeyler dedim.

Ne görmüş Ayşe?

İyi geceler.

Ay Yaşe valla yanmışım susuzluktan.

Teşekkür ederim.

Recep edelim.

Acevede.

Ne oldu?

Nisa.

Nisa kalk.

Sen mi yaptın bunu?

Hı hı.

Hı?

Gerçekten ressam olmak istiyor musun sahiden?

Emin misin?

O zaman kulaklarını iyi aç ve beni iyi dinle.

Çünkü bunu bir kere söyleyeceğim ve bir daha asla söylemeyeceğim.

Nisa bak yavrum bu müthiş bu yeteneğin çok bariz

çizgilerin yaşına göre çok kuvvetli çok cesur değil

sadece yaşına göre değil her yaşa göre öyle.

Eğer gerçekten çok çalışırsam ve çok istersen

müthiş bir ressam olacağına dair hiçbir şübem yok.

Çalışırım çok çalışırım.

Ama deli gibi çalışman lazım.

Deli gibi çalışırım.

Bak Nisa çok çalışmakla deli gibi çalışmak arasında

bir fark var.

Çok çalışan biri yapabileceğinin en iyisini

yapmaya gayret eder sadece.

Ama deli gibi çalışan biri yapabileceklerinin

ötesinde bir şey arar.

Eğer deli gibi çalışırsam sadece iyi bir ressam

değil bir rara abis olursun.

Seni görenler şu ağaçtakine bak.

Şu güzelliğe bak.

Ben hayatımda böyle nadide ender bir kuş görmedim derler.

O zaman ben...

Her gün bana rapor vereceksin.

Tamam mı?

Her gün ben odamda olmasam bile her gün odama

geleceksin ve resmini bırakacaksın.

Bu çizgilerini sakın unutma.

Tamam mı?

Bu nazik çizgilerini ve sert çizgilerini sakın unutma.

Hakkıya 'cığım nereye bakıyorsun?

Ne için?

Asma suratını artık.

Herkesin kocası vazifesi gereği bir yere gidiyor.

Seni gidi.

Öyle işte gitti.

Herkesin kocası gibi mi benim kocam?

Biz düşkünüz birbirimize.

Hayatım baban da sefirliğinin ilk başlarında Atina

'ya götürmedi.

Hiçbirimizi sonradan aldırdı.

E ne yapayım anneciğim?

Üzülmeyeyim mi?

Üzül cicim.

Üzül de çocuğun yanında belli etme.

Anneciğim.

Babam nerede?

İstanbul 'a indi.

İstanbul 'a mı indi?

E ama Osman Bey gelmiş.

Babamla elektrik tesisatı üzerine çalışacaklarmış.

Baban mı çağırmış?

Evet.

A a.

Unuttun mu babam acaba?

Baban unuttur mu canım?

Vaki değil.

Acaba adam yanlış mı aladı günü saati?

Nerede?

Dışarıda.

Ben bir bakayım.

Anne gitmeden güzeller güzeli.

Eşimi bir bakayım dedim.

Evet.

Adem 'in Fransızca'da ne demek?

Yarın görüşürüz demek.

Niye sordun?

Yok hiç.

Ben de seni geçireyim.

Anneye senin üstüne hemen bir şey verin.

Evet ya.

Ben geçen gün Rüyam'da bir aksakallı dede gördüm.

Aksakallı dede bana dedi ki sen tavan arasına çık dedi.

Şu şu şu şu duaları okursam bu hayatta ne istersen

kabul olur dedi.

Bütün kısmetler kapına dizilir dedi.

Ben de ne yapayım gizlice çıktım tavan arasına.

Okudum okudum okudum okudum.

Şu içinde kendimden geçmişim.

Annen geldi.

Korktum saklandım bir yere.

O da beni görmedi kapıya üstüme gitti de çıktı gitti.

Aliye kimseye bir şey söyleme.

Kurban olayım mı olur mu?

Bak beni kovarlar sokaklarda kalırım.

Açlıktan ölürük derim ne olur.

Kimseye bir şey söyleme tamam mı?

Ama ben de sır saklarsam ölürüm.

Neyse koşma Aliye sen.

Koşma.

Evet.

Bakkala gidebilir miyim?

Bir daha değil görmem ağzımda.

Ne yapacaksın bakkala gidip?

Acemi Şirayber 'ı yürüme çalışmanı bıraktığın için kızar.

Ya ne oluyor anneciğim ne olur?

Hem gelince çok yürürüm sopamla.

Tam bir saat yürürüm.

Söz veriyorum.

Dikkat yavaş.

Yavaş.

Anneciğim.

Yavrum.

Hoşçakal.

Babanız geçen hafta kendi el yazısıyla not yollamış.

Şu gün şu saatte bekliyorum diye.

Hiç unutmuş olması vakiye değil ama.

Belki çok önemli bir şey oldu.

Ve o her şeyi unuttu.

Mavi mi yorum istemedi de.

Belki bir misafir geldi.

Misafir.

Baban da insan canım.

Unutmuş olabilir randevusunu.

Öyle canım öyle tabii.

Anneyesi.

Bu aralar Cevat 'la aranız pek iyi maşallah.

Hep böyle olduk kızım.

Olur mu?

Eski kavuşmalarımıza hiç benzemiyor değil mi?

Sonsa kadar sürmeyeceğini biliyorduk.

Sen biliyordun ben değil.

Sen de biliyordun.

Hayır.

Ben sana inanmıştım.

Yalancıya.

Sana hiçbir zaman yalan söylemedim.

Ve sana hiçbir söz de vermedim.

Seni seviyorum demek söz vermektir.

Mözel 'in çok özür dilerim.

Bürüksel 'e gelip sana ilişkimizin bittiğini

söylemem gerekirdi.

Demek bitti.

Anlıyorum.

Sinirlisin bana öfkelisin.

Çünkü sana yaptığım bu şey son derece yakışıksız.

Yakışıksız?

Yani...

Ayıp.

Biliyorum ne demek olduğunu.

Onca yol teptin buraya geldin.

Bir otele yerleştin.

Günlerdir bekliyorsun beni görmek için.

Ama artık döneceksin.

Hiçbir yere döndüğüm yok.

Burada kalacağım.

Burada mı kalacaksın?

Neden?

Seviyorum İstanbul 'u.

Ne kadar bir süre?

Ne kadar istersen?

Saçmalık bu ya.

Neden?

Yani sevgilin kızar mı?

Benim gelinim o.

Bir gelin öyle bakmaz.

Bir sevgiline öyle bakar.

Ben aptal değilim.

Ne gördüğümü biliyorum.

O sana nasıl baktı gördüm.

Sen ona nasıl baktın?

Onu da gördüm.

Sen senin ben ne söylediğini bilmiyorsun.

Cevat 'ın anı mı?

İnanmıyorsan nikah fotoğraflarını da sarıyorlar.

Demek ki gerçekten gelinin.

Evet.

Çok şaşırdım.

Neden?

Gelinle aşk yaşamana.

Ya ne diyorsun artık?

Ağzından çıkarım kulağın duyuyor mu seni?

Ne saçmalıyorsun sen?

Yok gelinin, sevgilin, aşk.

Ne diyorsun?

Bu kadarı fazla artık lütfen.

Bu kadarı fazla.

Ben otelde kalmak istemiyorum.

Sen herkesi tanıyorsun bana bir ev bul.

Bunu yaparsın değil mi?

Eski günlerin hatırına.

Ve eski gecelerin.

Ne öyle duramıyorsun yenirle kurtlanmış gibi?

Yok.

İsmet Hanım, turşular daha bitmedi.

Ben kapatmaya çağıracağım sizi.

Yok, onun için gelmedim zaten.

Sümbül 'e bir şey diyecektim.

Bana mı?

Niye?

Aksakallı dedey mi diyecektiniz?

Ne aksakallı dedesi?

Ben rüyamda gördüğüm aksakallı.

Ne rüyası, ne dedesi?

İsmet Hanım, çok affedersiniz.

Benim kafam başka bir şeyle karıştı.

Ne diyecektiniz?

Anlat bakayım sen bana şu rüyayı.

Nasıl bir rüyaydı bu?

Kötü bir şey miydi?

Yok.

Anlat kızım.

Ben gece uyuyamam.

Anlat bakayım.

Anlat.

Nasıl bir rüyaydı?

İsmet Hanım, şimdi anlatmayayım.

Canım nasıl sıkılır?

Kötü bir rüya.

Ya kötü bir rüyaymış.

Kötü bir rüya mıydı?

Kızım söylesene.

Anlatsana kızım.

Evde bir yılan vardı da.

Onu gösterdi bana aksakallı dede.

Bu evde miydi o yılan?

Kötü bir şey bu.

Kötü yılan, düşman demek.

Nikar, yılan, düşman demek.

Nasıl bir yılan?

Dişi.

Ha, kadın.

Kadın.

Yanında da böyle yavrusu vardı İsmet Hanım 'a.

3 -4 aylık.

Var yok.

Bebek yılan.

Öyle.

Çocuğu olan bir kadın.

Çocuğu olan bir kadın, düşmanımız.

Öyle.

Nikar, duydun mu?

Duydum.

Ne renkti bu yılan?

Nasıl desem?

Yani, böyle bir, her bir renk var üstünde.

Rengarenk, böyle bir yılan.

Ha, renkli miydi?

Tabii.

Emin misin?

Adım gibi eminim, gözümle gördüm.

Aa, tamam o zaman.

Tamam, tamam.

Aman, çok şükür.

Çok şükür.

Tamam.

Zaten renkli yılan, berekettir.

Uğurdur eve.

İnşallah, evimiz yine bereketlenecek ya Rabbim.

İnşallah, şu Selanik'teki otel iyi olacak ya Rabbim.

İnşallah, inşallah.

İnşallah, inşallah.

Nikar, dön.

Dön, dön, üfle.

Üfle ya Rabbim, inşallah.

Altyazı M.

Kışkışkışkışkışkışkışkışkışkışkışkışkışkışkışkı,

gülün.

Gel, Allah 'ım.

Şu muhallevinin tarifini vermeyi unutma.

İnsancıkların, şeyi geçecekmiş akşama misafirleri.

Bak, renkli dedin ya.

O çok iyi.

Çok şükür.

Renkli olmasaydı felaket.

Ama renkli.

İyi, iyi.

Çok şükür.

Nigar, çok şükür.

İyi ben muhallebeleri getirmeye geldim.

Rüyetli bir tane yılan var o da sensin.

Aa rüya görmek de suç oldu evde.

Hah Hatice benim odamda bir tane yeşil kaplı bir

destek var onu unutmuşum getirir misin?

Tabii canım.

Oo merhaba güzel ressam merhaba.

Ben ressam değilim.

Asla donamayacağım.

Aa nedenmiş o?

Çünkü anne izin vermiyor.

Ressam olmak için müsaadeye ihtiyacımız olduğunu

bilmiyordum doğrusu.

Resimde orsa annem izin vermiyor ki.

Ee ne olmuş yani?

Benim de babam izin vermiyor.

Sence bu beni durduruyor mu?

O zaman senin de durdurmasın.

Sanat söz dinleyen çocukların yapacağı iş değil miysa?

Eğer öyle olsaydı hala mağaralarda duvar

resimlerine bakıyorduk değil mi?

Hele müzik diye neler dinleyebileceğimizi tahmin

bile edemiyorum.

O iyi ya.

İyi ama ne yapacağım?

Onu ben bilmem.

Ama eğer gerçekten bir ressam olmak istiyorsan

kendi yolunu bulursun.

Buyurun Cevat Bey.

Sağolat 'cığım.

Çok ateşi var bu çocuğun yahu.

Neden böyle oldu?

Geçen gün hasta hasta bayan anne Esi 'yi göreceğim

diye koşturup durdu ya.

O günden beri gittikçe kötüleşiyor.

Nigar Kalfa ne yaptıysa düzelmedi.

Bizim bakmamızda olacak gibi değil.

Bana sorarsanız hastaneye yatırmamız işap edecek.

Çaresine bakacağım.

Hazırlıkla bir de şey eklemenizi rica ediyorum.

Sarı Hanım için küçük peynirli sandviçler sever o.

Ah anne Esi seni gördüğüm iyi oldu.

Bugün çaya Sarı Halanlar gelecek.

O saatte burada olmanı rica ediyorum.

Seni de görmek isterler.

Olur mu kızım?

Tabii.

Tabii anneciğim.

Teşekkür ederim.

Ben sana o evde hiçbir eksik olmayacak demedim mi?

Elin üstünde olacak daima.

Elbette efendim.

Kimse şüphelendi mi?

Katıyan efendim.

Güzel.

Umarım bulduğun hizmette işi biliyordur.

Öbürü hiçbir şey bilmiyordu çünkü.

Bir de ağzının sıkı olması çok önemli.

Hiç huşkunuz olmasın efendim.

Sıkı sıkı tembeledin.

Hiç kimseyle konuşma değil.

O zaman sen o evdeki eksikler var mı diye her sabah

kontrol etmeye devam et.

Ben de arada bir bakarım.

Orada hiçbir rahatsızlık istemiyorum.

Tamam efendim.

Bu arada gramofonu da unutma.

Ben gidiyorum.

Soran olursa...

Gizintiye çıktığınızı söylerim efendim.

Tamam.

Hayır mı hangisi?

Onu sevecektim ben.

Ali.

Lala 'ya söyle şemsiyemi evde unuttun.

Hemen paşam.

Kedi sevdiğini bilmiyordum.

Doğrusu çok şaşırdım.

Herkesin bir sır var.

Adı ne ya?

Ha?

Küçük sırrının adı ne?

Aa şunu adı söylüyorsunuz siz.

Hı hı.

Eee bilmem.

Ne olsun.

Ne olsun?

Ha buldum.

Rosalie olsun.

Başka bir isim bu.

Neden?

Çünkü bu ki de erkek.

Gördün mü?

Başka bir isim bu.

Ve bir daha da bekle sakın alay etme.

Buyurun paşam.

Aşkım.

Vallahi ben de bilmiyorum İsmet Hanım.

Görür görürmese ben size haber verdim.

Ne oluyor Muzda?

Biri duvarıma resim çizmiş.

Ne resmi?

Kedi.

Kedi mi?

Ne kedi saniye?

Ayşe bak işte.

Kedi ne fark eder zaten delifle insana.

Aa abim yapmış olmasın?

Niye yapsın abim böyle bir şeyi?

Ne bileyim anne babamı kızdırmak için falan.

Bu babanı kızdırmaz ki beni kızdırır.

Ay şey Freya diyeceğim ama.

Evet.

Doğru.

Çağır bakayım bana.

Ki.

Anneciğim parmak kadar çocuk nasıl yapsın böyle

bıyıklı meklikedi?

Yapar.

O da yapar.

Bu evde çünkü herkes anasının karnından resim

fırtasıyla doğuyor.

Yapar o da.

Ne oldu?

Ne oldu?

Bana bak.

O kızına terbiye ver.

Bak duvarımı boyamış.

Aa.

Anne münasebet Freya.

Katiyen böyle şey yapmaz.

Kim yaptı bunu o zaman?

Baban mı yaptı?

Hatice.

Şunu hemen sil.

Eğer çıkmazsa Dalala 'ya söyle bir boya yapsın

bakalım ne olacak.

Vallahi paşa görürse çok kızar ha.

Tamam İsmet Hanım.

Anneciğim.

Sana bir şey sorabilir miyim?

Sor.

Babamın nesi var?

Nesi var?

Çok düşünceli görüyorum onu.

bu aralar.

Suratı asık.

Acaba otelle ilgili bir sıkıntı mı var?

Yok.

Mithat dayanın keyfi pek yerinde her şey yolunda diyor.

Ama hiç konuşmuyor.

Yüzü gülmüyor.

Bir derdi var sanki.

Belki de memleket meselelerine falan sıkılıyor.

Öyle değil.

Acı çekiyor gibi.

Kim acı çekiyor?

Kimse.

Kimse.

Kimse.

Bana bak orayı sen mi boyadın?

Hayır.

Bence kesin aşk acısıdır.

Aliye.

Ama gerçekten şu hayattaki en kötü şey aşk acısıdır abla.

İnsanı yer bitirmiş.

Ben seni giyeceğim şimdi.

Gel.

Nereye götürüyorsunuz siz bunu?

Tamir ettireceğim.

Neden?

Paşam öyle istedi.

Ne istedi paşam Lala?

Bunu tamire götür dedi İsmet Hanım.

Allah Allah.

Ne yapacakmış ki onu?

Bilmiyorum efendim.

Belki biri ne verecek?

Kime verecek Allah aşkına?

Belki biri taşınıyor yeni ev.

Bilmiyorum efendim.

Neyse sen götür.

Paşa 'nın bir bildiği vardır.

Hatice.

Buyurun İsmet Hanım.

Niye silmediniz bunu?

Neyi?

Aa Lala boyamıştı.

E duyuyor ama.

Aa bu yeni.

Aa.

Tabii.

Ötek kedi bu tarafa bakıyordu.

Bu bu tarafa bakıyor.

Girişte de var aynısından.

Yok aynısı değil o.

O da Sarmandı.

Sarmandı.

Evimi boyayasın.

Geri boyayacağım.

Vallahi ben duyarım seni ha.

Zaten resim dersi almadıktan sonra yaşamanın bir

anlamı yok.

Bak bak bak laflara bak.

Madem yaşamanın bir anlamı yok.

Niye kaçıyorsun o zaman?

Gel buraya.

Gelmeyeceğim.

Tamam.

Ben de babana söyleyeceğim seni.

Görürsün dünyanın kaçmayacak olduğunu.

Söyleyin.

Ha korkmuyorsun yani.

Korkmuyorum.

Bak bak sıfata bak.

Sen ama şimdi ne yapacaksın bakalım.

Anne.

Aa ne yapıyorsun?

Bu kız benim evimi boyuyor.

Çirkin çirkin kediler çiziyor.

İleride herkes duvarlarında benim resmim olsun isteyecek.

Bak anne.

Anne düşüyor.

Anne.

Bırakır mısın lütfen?

Yok hayır bırakmayacağım.

Hatırım için.

Babana söyleyeceğim seni.

Bunun bedelini ödeyeceksin.

Göster bakayım ona resimlerini.

Duvardakileri değil ama kağıttakileri.

Tamam.

Hadi.

Al şunları.

Çırak.

Havyera nasıl yiyorlar?

Benim kokusundan midem kalkıyor.

Eee işte.

Fakirin midesi başka asırın ki başka oluyor.

Hanımların gelişi de bir dert.

Ne oldu?

Yoruldun mu haspam?

Yoruldum da.

Her defasında bir dünya hazırlık yapılıyor.

Bir şey yediği de yok.

Boşa telaş işte.

İyi o zaman.

Söyleyin paşaya.

Bir daha lütfen ablanız gelmesin.

Sümbül hanıma yorgunluk çıkıyor değil mi?

Ablanızla Asım geldiler.

İşin bitsin geliyorum.

Paşam bir de Nisa ile konuşsanız.

Resim dersi aldırmıyorum diye çok hırslandı.

Ne laf dinliyor ne de korkuyor.

Bütün duvarları boyadı.

Ya.

Ne yapacaksınız?

Hiçbir şey.

Hiçbir şey mi?

Ben Cevat 'ın ressam olmasına karşı çıktığım zaman

senin yaptığın gibi.

Hiçbir şey.

Eee İsmet Hanım.

Ben Cevat ile başa çıkamadım.

Bakalım sen Nisa ile baş edebilecek misin?

Kolay gelsin.

Kardeşlerin yanına git.

Bir daha da benim duvarımı boyamam.

O zaman siz de bana resim dersi alırın.

Eee Ayşe 'cim.

Sen memnunsun.

İstiyorsun yani bu istivacı.

Eee evet istiyorum.

Eee peki ailesi kimlerden?

Eee niye insanlar?

Kendi hallerinde.

Kendi hallerinde?

Asım ağabeyim kadar asıl değiller tabi.

Ama sorun değil.

Ayşe de Asım ağabeyim kadar asıl değine de olsun.

Neyse babanız onaylıyorsa kimseye bir şey söylemek düşmez.

Ha olur mu halacığım?

Sizin fikirleriniz babam için emir hükmündedir.

Hepimiz biliyoruz bunu.

Kardeşim beni sever sayar.

Ama ona emir vermek benim ne haddime.

Çanakkale'den haber var mı?

Nasılmış?

Emin Bey.

Çok şükür halacığım rahat yerindeymiş.

Her gün yazıyor.

Hiç merakta bırakmıyor beni.

Öyle tabi.

Her gün yazıyor.

Eee hepiniz afiyetlisiniz o halde.

Çok şükür.

Çok şükür.

Çok şükür.

Çok şükür.

Tabi babam.

Otelde bütün paramızı batırıncaya kadar.

Hepimiz böyleyiz.

Çok şükür.

Ha niye sustunuz?

Bir tek ben mi duyuyorum Rumeli'den gelen haberleri?

Cevaç 'cığım.

İşlerimiz ziyadesiyle iyi durumda.

Siz kafanızı kuma gömmeye devam edin dayıcığım.

Ne de olsa batacak olan para sizin paranız değil

bizim paramız.

Babanın parası.

Cevat amcamın parası.

Cevat amcam öldü.

Bırak artık servetimiz Cevat amcamdan kaldı safsatasını.

Bunun böyle olmadığını sen de pekala biliyorsun.

Ne olduysa ne kazanıldıysa babanla amcam birlikte kazandılar.

Ne demezsin.

İkisinin de alın teri var bu işte.

Tabi ne demezsiniz.

Alın teri demişken Cevat 'cığım.

Senin iş durumunda bir gelişme var mı?

Benim iş durumum işte Asım abimin durumunda olduğu kadar.

Beni neden karıştırıyorsun Cevat 'cığım?

Çünkü büyük olan sensin.

Ama nedense sen otururken herkes benim çalışmam

gerektiğini düşünüyor.

Çünkü ben senin gibi işin gücüm yokken kalkıp aile kurmadım.

Kurabili sen kurardın.

Ne demek o?

Asım.

Ne demek olduğunu herkes anladı.

Bir tek siz mi anlamadınız abiciğim?

Asım 'cığım.

Ne diyorsun sen?

Tarbiyesiz adam.

Ne diyorsun?

Tarbiyesiz adam!

Bırak ya!

Dokunma!

Ay ay ay!

Ayşem.

Tarbiyesiz!

Asım.

Tamam tamam.

Tamam.

Ablacığım müsaadenizle.

Asım.

Otur.

Asım otur lütfen.

Yandık.

Yandık yandık yandık.

Baban ikisini öldürecek yandık.

Ah Allah 'ım.

Allah şimdi babana yetiştirecek.

Baban da önce beni sonra seni öldürecek.

Hadi beni anladım da sizi niye öldürsün?

Ben söyledim ona Asım abi.

Çünkü o her şeyi benden bilir.

Yok sen terbiye veremedin Cevat 'a.

Yok sen fitneledin Cevat 'ı.

Ne olursun.

Ne olursun git onlar söylemeden sen git özür dile.

Ne olursun Cevat 'a hakim.

Asla.

Anneciğim ne olursun Cevat.

Asla.

Ne yapacaksın peki?

Cevat.

Cevat ne olursun bir şey düşün.

Cevat ne olursun bir şey düşün abicim.

Bir şey düşün.

Cevat.

Ben biliyorum ne yapacağımı.

Ama sakin ol Cevat.

Dur.

Dur sakin ol ama.

Babacığım.

İyi oldu.

Seslendiğiniz ben de sizi arıyordum.

Acaba müsaade ederseniz.

Ben akşam sizin yıllarınızdan bir tanesini

açtırabilir miyim?

Allah Allah.

Ne münasebet?

Çok güzel bir haber vereceğim de onun için.

Ne haberi?

İzin verirseniz ben bütün aile bir aradayken

söylemeyi tercih edeceğim.

Ama fevkalade memnun olacaksınız sizi temin ederim.

Ne diyorsunuz hazırlatayım mı?

Sen Asım abinle kavga mı ettin?

Minik bir münakaşaydı.

Büyütülecek bir şey değil ama hakikaten söylüyorum.

Bu güzel haberi duyunca unutacaksınız.

Ne diyorsunuz?

Hazırlatayım mı?

İyi hazırlat.

Teşekkür ederim.

Akşam.

Akşam görüşürüz.

Ne diyor bu?

Ben bilmiyorum.

Peki senin bu oğlunun terbiyesizliklerini ne yapacağız?

Başkanım sizi temin ederim.

Kavgayı Asım başlattı.

Ben Cevat 'la konuştum.

Ama yine konuşurum.

Ben şu üstümü değiştireyim.

Halacığım keşke olanlardan babama söz etmeseydiniz.

Neden?

Evet neden?

Yahu geldiğimizden beri hadise çıkarmak için yer

aradı Cevat.

Ben onun onun derdinin ne olduğunu çok iyi biliyorum ama.

Aa öyle mi nedir?

Birkaç hafta önce okuldan çıkmış bize geldi bu.

Halacığım elim sıkışık falan.

Babanız kırk kere sıkı sıkı tembih etti.

Bir kuruş bile vermeyeceksin diye.

Nasıl vereyim ben?

Tabii.

Vermedim elbette.

Bütün tafrası o yüzden.

Eee ama ben çok sıkıldım bu kavgadan, gürültüden artık.

Eee ne yapalım canım?

Allah Allah.

Söylemeseydim de yaptıkları yanına mı kalsaydı

Cevat 'ın?

Evet.

Çok terbiyesizlik yaptı Asım Bey 'e.

Yani değil mi ama?

Tabii.

Gördünüz işte.

Nise şimdi babası onun hakkından gelmiştir.

Ağzını payını vermiştir.

O olsun.

İyi yaptım.

Ne müthiş bir şey değil mi?

Müzik.

Ne üstün bir sanat.

Lala.

Söyle.

Akşam için flüt bardaklarını hazırlasınlar.

Babamın Fransa'dan getirdiği şiitlalardan birini

de buza yatırsınlar.

Hay hay.

Misafir mi mi gidiyor Cevat Bey?

Yok misafir yok.

Güzel bir haber var onu kutlayacağız.

Halacığım endişeniz olmasın.

Babamın malumatı olmadan.

Onun yıllarından birini açtıracak değilim herhalde.

Siz akşam kalıyorsunuz değil mi yemeğe?

Elbette.

Ne güzel.

Şahane.

Öyleyse akşam görüşürüz.

Benim işim var.

İyi akşamlar.

Civat.

Senin haberin ne?

Akşam sen de herkese beraber öğrenirsin Hanezi.

Akşama kutlayacaklar haber verecekmiş Cevat.

Senin bir bilgin var mı?

Yok ben de yeni yürüdüm.

Otur otur.

Siz akşam yemeğe kalıyor musunuz ablacığım?

Evet kalıyoruz.

Güzel.

Benim bir işim var.

İki saat sonra dönerim.

Geçirelim babacığım.

Siz halanızla kalın.

Pardon pardon.

Benim pato götürebilir misiniz?

Lütfen.

Sağ ol.

A neyse.

Nereye gidiyorsun?

Hal alacağım ben.

A yok olmaz.

Olmaz biliyorsun Cevat 'la Asım 'ın arasında.

Tatsız bir mevzu geçti.

Şimdi sen de dışarı çıkarsan.

Yanlış anlarlar.

Ayıp olur.

Çıkar mantuğu.

Çıkar kızım.

Kızım al bu mantoyu.

Ben sana o evde hiçbir eksik olmayacak değil mi?

Elin üstünde olacak daima.

Ben de arada bir bakarım.

Babacığım.

Müsaadeniz olursa ben haftaya birkaç aylığına

Çanakkale 'ye gitmek istiyorum.

Elbette tabii.

Ne müsaadesi.

Kocanın yanı.

Gideceksin tabii.

Tabii Emin Bey 'in de rızası varsa.

Tabii zaten kendisi ısrar etti gideyim diye.

Paşam.

Suat birkaç gün daha okula gitmesem diyor.

Rica ediyor.

Ne dersiniz?

Neden?

Hala biraz halsizim de.

Ders de iyileşirsin çocuğum.

Lala.

Selahattin nasıl oldu?

O da birkaç güne kadar düzelir inşallah İsmet Hanım.

İnşallah.

Babacığım.

Siz eski gramofonla ne yapacaksınız?

Biriye mi vereceksiniz?

Evet.

Birine vereceğim.

Kime?

Ayşe.

Bana mı?

Evet.

Hatırlamıyor musun?

Küçükken hep söylerdin baba ben evleneceğim zaman

gramofonu bana hediye eder misin diye.

Ben de sana evet diye söz vermiştim.

Hatırlamıyor musun?

Hatırlıyorum babacığım ama ben sizin

hatırladığınızı hiç bilmiyordum.

Unutur muyum hiç?

Sen benim prensesimsin.

Teşekkür ederim babacığım.

Ee Ayşe.

Sen de Hakkı ablan gibi böyle şaşalı bir düğün mü yapacaksın?

Annemle babam nasıl uygun görürlerse abiciğim.

Olur mu canım senin düğünün?

Sen vereceksin bu kararı.

Gerçi tabii memleket bu haldeyken.

Öyle şaşalı bir düğün yapmak da minasip olmaz herhalde.

Memleketin durumunun da kız kardeşinin düğün için

aklına gelmiş olması ilginç tabii.

Kendi adına harcama yaparken hava hoş.

Sen bir haber verecektin.

Ver bakalım neymiş o haber.

Gerçi senden iyi haber duymaya pek alışkın değiliz ama.

Evet biz de merak ettik.

Evet evet haber ne?

Bir süredir Mehmet Muhittin Bey 'le görüşüyorum da.

Aa.

Şekercibaşı ile mi?

Evet.

Kendisi Kahire ve İskenderiye'de yeni dükkanlar açacakmış.

Ve tabii başka memleketlerde de.

Bir arkadaşım vesilesiyle görüştük.

Farklı lisanlardaki muvaffakiyetimi de öğrenince

benimle görüşmek istemiş.

Konuştuk.

Birbirimize de ısındık.

İnşallah yakın zamanda işe başlıyorum baba.

Ay çok güzel bir haber bu.

Kılım hayırlısı.

Hayırlı olsun.

Abicim hayırlı olsun tebrik ederim.

Okulu ne yapacaksınız peki bırakacak mısınız?

Hayır.

O hususu da konuştuk.

İşe de okula da beraber devam edebileceğim

konusunda kani olduk.

Oh bol bol lokum yiyeceğiz o zaman.

Hayırlı olsun.

İnşallah muvaffak olursun.

Muvaffak olacak tabii.

Çünkü civet çok akıllı.

Akıllı olmak muvaffak olmaya yetmiyor.

Doğru tabii beyan.

Başka iyi bir özelliğim olmadığı için.

Hayır.

Var.

Tabii ki var.

Neymiş o özellik?

Söyleni de hepimiz duyalım.

Mesela o başkaları gibi iki yüzlü değil.

Nasıl görünüyor öyle?

Anneciğim ne kadar güzelmiş elbisenin.

Sana da çok yakıştı Ayşe.

Rengi seni çok açtı.

Prensesim benim.

Biraz uzun mu?

Ha evet evet.

Böyle bir iki parmak kadar alalım orada.

Belin de biraz toparlayalım.

Olur mu?

Buralardan da mı alalım?

Bence alalım.

Alalım.

Kulağına ne takacağım?

Bence yakut küpeler.

Ay yok yok yok.

Baban gösterişli olmayın dedi.

Tamam ben babama sorayım.

Yok canım olur mu?

Koskoca adama küpemi soracaksın.

Hem baban evde yok.

Yürüyüşe çıktı.

İyi başka şey takarım olsun.

Ama ben ne kadar çok yürüyordum.

Daha bu sabah gitmediğim o yürüyüşe.

Gitti mi?

Ha doğru ya gitti gitti.

Doğru.

Şurası dur o kadar çekme.

Şuralardan toplayacağız.

Ne yapıyorsun Ayşe?

Niye?

Ayşe ablamı Ahmet Bey 'e mi dikisiliyorsun?

Ne ayıp.

Seyredecek başka şey bulamadınız mı?

Ne oluyor burada?

Pes mi oynanıyor?

Ne demeyeceğim.

Elbiseniz çok yakışmış.

Ayşe Hanım.

Ben yavaş yavaş müsaadenizi rica edeyim artık.

Ha.

Peki.

Nasıl isterseniz Ahmet Bey.

Buyurun.

Lütfen.

En kısa zamanda ailemle de ziyaretinize gelmek isteriz.

Memnuniyetle.

Allah 'a ısmarladık.

Selametle.

Ailenize çok selamlar.

Tabii efendim.

Görüyorsunuz değil mi anneciğim?

Ne yavrum?

Böyle bir günde bile gülmüyor babamın yüzü.

Kızım mutlu musun diye sormadı bile.

Canım o sormaz böyle şeyler.

Merak etme.

Ben ona sorarım.

Bir derdi var mı yok mu öğrenirim.

Hadi ben sorayım o zaman.

Eee?

Mutlu musun?

Yok.

Canım.

Hadi gel.

Prensessin prensessin.

Paşam hava serin.

Evet.

İçinde.

İçiniz ısınsın.

Neresi?

Ayşe çok dertleniyor.

Neden?

Yoksa Ahmet Bey ile...

Yo yo yo yo.

Ahmet Bey'den pek memnun.

Maşallah.

Onun sıkıntısı...

Sizsiniz.

Babamın bir üzüntüsü var diye tutturdu.

Ne üzüntüm olacakmış benim?

Ben de öyle dedim.

Ne üzüntüsü olacak babanın dedim.

Otel bitmek üzere.

Cevat da yakında işe başlayacak.

Sen Ayşe 'ye de ki...

,..eğer benim üzülmemi istemiyorsa...

,..olmadık şeylere tasarlanmayı bıraksın.

Tamam paşam.

İsmet.

Buyur paşam.

Cevat ne zaman işe başlıyor?

Birkaç haftaya kadar dedi.

Maaş konuşmuş mu?

Bilmem.

İşe gireceğini söyleyince öyle sevindim ki...

,..sormak hiç aklıma gelmedi.

Hadi artık siz de içeri girin.

Üşüyeceksiniz.

Sen o evdeki eksikler var mı diye...

,..her sabah kontrol etmeye devam et.

Ben de arada bir bakarım.

Niye çarşaf geldin sen?

Denedim.

Sevdin mi?

Yahu.

Evi güle güle öpücüğü yok mu?

Akşam geç kalırım merak etme.

Etmem.

Hayton geldi ablaşım.

Ben de hazırım zaten.

Hatice'm istinaya söyler misin?

Füreyya 'yı getirsin.

Tabii.

Dur ben sana yardım edeyim.

A a.

Deli kız.

Bir gidip geleceğim.

Sanki temelli gidiyorum Ayşe 'ciğim.

Benim canım güle güle git.

Orada bol bol oyna.

Tamam mı Füreyya'm?

Hatice'm biz el kadar çocuğumuz.

Çatakköy 'e götürmek nereden çıktı?

Helal olacak yollardan.

Sen bakma annene.

Babası özlemiştir.

Selametle gidin selametle gelin.

Emin Bey 'e de selam söyleyin.

Başına babacığım.

Hadi bakalım.

Dikkatli oğlum.

Amin.

İnşallah.

Merhaba Şakir Paşa'm.

Nasılsınız?

Afiyettesiniz inşallah.

Hamdolsun Şükür Bey.

İyimsinizsiniz.

Çok şükür Paşa'm çok şükür.

İyi olmaya çalışıyoruz.

Tanışmıyorsunuz herhalde.

Pek kıymetli, kabaşlı zade Şakir Paşa'mız.

Mehmet Hüittin Bey.

Meşhur Şekerci başımız.

Aa öyle mi?

Çok memnun oldum.

Şeref ya buldum.

Oğlum daha geçen gün bahsetti sizinle tanıştığından.

Oldunuz.

Ecevat.

Cevat Şakir.

Çıkaramadım ama.

Yüzünü görsen kesin hatırlarsın.

Emin.

Buyurun bir kahve içelim.

Buyurun.

Buyurun.

Paşa'm konuşamadık ne zamandan beri.

Evet.

Biraz meşgulüm bu aralar.

Buyurun.

Hoş geldiniz.

Lala biz kameraya da kahve içeceğiz.

Söyle hazırlık yapsınlar.

Ha bir de.

Cevat gelince bir yanımıza uğrasın.

Buyurun biz geçelim.

Vallahi hayran kaldım.

Ne kadar güzel bir köşk.

Ne kadar güzel bir bahçe.

Aa.

Paşamızın evi adanın en güzel evidir şimdi.

Cevat Bey.

Sıtkın annesi rahatsızlanmış.

Kös kös döndüm eve.

Sağlık olsun.

Paşam da sizi soruyordu.

Misafirleri gelmiş arka bahçede.

Sizi de bekliyorlar.

Allah Allah.

Babamın başına taş düştü herhalde.

Kimmiş bu misafirler?

Biri Şükrü Bey ama diğerini ilk defa gördüm.

Elimi yüzümü yıkayayım şunu bırakayım.

İnerim ben aşağı.

Bu arada Şakir Paşa'm Selanik'te koca bir otel yaptırıyor.

Tam deniz kenarında.

Görsen şahane bir gel.

Bittiğinde oraların en büyük oteli olacak.

İnşallah.

İnşallah.

Biliyorsun vaktiyle ben de epey arazi aldım oralardan.

Biliyorum biliyorum.

Tam.

Cevat da geldi.

Gel oğlum gel.

Gel bak kimler var burada.

Merhaba.

Merhaba.

Merhaba Şükrü Bey.

Hoş geldiniz.

Hoş bulduk Cevat Bey oğlum.

Nasılsın?

Sağ olun siz.

Sağ ol evladım.

Çok teşekkür ederim.

Merhaba.

Merhaba.

Sen diğer misafirimizle de tanışıyorsun zannettim ama.

Beyefendi pek çıkaramadı seni.

Acaba ben mi karıştırıyorum?

Beyefendi haklı babacığım.

Biz tanışmadık.

Ben Mehmet Boyut'tun.

Meşhur Şekercibaşı Mehmet Boyut'tun.

Sen tanıştık dememiş miydin?

Karıştırdım demek.

Karıştırdım.

Benim yüz karasısın.

Senin doğduğun güne lanet olsun.

Göz göre göre böyle bir yalan atabilir ya.

Hem de ortaya çıkacağı bu kadar belli iken.

Ya hiç bir izzati nefis yok sende.

Ya öyle bir izzati yok.

Yok tabii.

Tüfeğinin gibi yaşamaktan utanmayan, yalan

atmaktan mı utanacak?

Sen ne sanki yoksun.

Konuştuğum o evini biliyor.

Gördüğün o tahsil, bırakmaktan çok böbürlendir.

Oxford.

Birlikte dolaştığın arkadaşlar, lordlar, prensler.

Cakas attın, pahalı elbiseler.

Gezip tozlu memleketler.

Vahsını açmaktan çok hoşlandın.

Müzeler, operalar, baleler.

Bunların hepsini ben verdim sana.

Ben!

Sana verdiklerimi çıkart bakalım hayatından.

Gel bak bakalım geriye ne kalıyor.

Gel bak!

Ben sana söyleyeyim.

Hiç.

Beni çıkart hayatından.

Sen bir hiç.

Kızlar daha siz burada mısınız?

Hadi çabuk çıkın yukarı.

Hadi hadi çabuk.

Hadi hadi.

Sümgül sen de şunları götürüver kızım.

Bana bak.

Sen de sakın bir boşboğazlık etme.

Zaten herkes ziyadesiyle üzgün.

Yok abla ben de üzgünüm zaten.

Hadi.

Günaydın.

Günaydın yengeciğim.

Ayılı sabahlar.

Civat nerede?

Çıktı mı gördünüz mü?

Evet.

Abim sabah balığa gitmiş.

Bana da lana söyledi.

Peki baba?

Yürüyüşe çıktı.

Evet.

Artık paşa çok yürüyor.

Evet anneciğim.

Babam eskiden de giderdi yürüyüşe ama bu aralar

sanki daha bir ehemliyet verir oldu.

Yengeciğim.

Ben bu adadan bir arkadaşımı ziyarete gideceğim.

Eğer isterseniz siz de bana eşlik edin.

Hem değişiklik olur.

Bu adada?

Evet bu adada.

Merkeze doğru gidince biraz ileride.

Tamam.

Ben de geleyim.

Civat Bey.

E balığa çıkalım dediniz ama.

Çıktık ya işte.

Sa doğru.

Çıktık çıkmaksa da.

Balık falan tuttuğunuz yok.

Sen tutuyorsun ya.

Ya siz ne yapıyorsunuz?

Saklanıyorum.

Sana arayayım.

Senin baban nasıl bir insandı?

Benim babam mı?

İyi bir insandı.

Çok çalışkan değil.

Çok dürüstü.

Toprağı bol olsun.

Sever miydi seni?

E severdi tabii yani.

Şimdi evlat sevilmez.

Bırak şimdi evlat sevilmez mi safsatasını.

Ben onu söylemiyorum.

Sen yani bilirdin babanın seni sevdiğini öyle mi?

E bilirdim tabii canım.

Şimdi nereden bilirdin?

Bilmem.

Beni sevdiğini bilirdim.

Ama nereden bildiğimi hatırlamıyorum.

Üzerinden çok uzun zaman geçince.

Ne unutuyor insan?

Niyeyi de kötüyi de hatırlamıyor ki?

Deniz'de bağrına atılan taşı unutur.

Ama unutsa da oradadır işte.

Hiç çıkmaz.

Sayılır.

Çocuklar ruh sürmez çiçeği.

Arkasına arkasına.

Al bakalım sürdüm.

Yengeciğim.

Oğlum.

Siz daha önce bayanetinin evine gitmemiştiniz

değil mi?

No.

Ha.

O zaman bayılacaksınız.

Öyle zevkli döşemişler ki.

Harika.

Hele o pembe koltuklar.

Muazzam.

Yengeciğim karnına mı bağırıyor?

Aa evet biraz.

E duralım o zaman bir yerde oturalım.

No no no iyiyim iyiyim.

Siz mi düşürdünüz acaba?

Hayır.

Hayır benim değil o.

Yengeciğim niçin o pis şeye elinize alıyorsunuz?

Atın lütfen atın.

Bir de kadına siz mi düşürdünüz diyorsunuz?

Hadi gidelim.

Gide gitmem lazım hemen.

Tamam şuracıkta gidelim.

Hayır.

Hayır.

Başkasının evi ne olmaz ki?

Çok ayıp.

Çok ayıp.

Ben eve gidecek.

E ben de geleyim.

No.

No no no.

Sen git.

Git merak etme.

Ana lütfen senin çarşaf ver.

Çünkü ben galiba altıma yapacağım.

Ha?

Dayanamıyorum çünkü.

Evet.

Ah.

Hadi dayanamıyorum.

Hadi gel.

Yengeciğim ama olmaz ki sokak ortasında.

Hüreyya uyudun.

İslah yardımcı olun.

Lütfen sor eşyalarını.

Evet.

Almayacak mısın beni içeri?

Hakiye dur.

Girme.

Çok mu dağınık?

Toparlarım ben canım.

Tamam.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.