Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Zulu
Aile, her şeydir derler.
Fakat bazen gerçek ailenin keşfi...
...hayal kırıklığı ile başlar.
Affedersiniz Madam Pat.
Uyumuyordum.
Ben yalnızca bir sürü doları sayma meditasyonu yapıyordum.
- Lütfen. - Sen bir keçisin!
Meditasyonunu...
...evinde yapıyor olmalısın.
Bir daha uyumayacağım. İşten çıkarmayın.
- Madam Pat! - Aptal herif.
Benimle gelirsen senin bacaklarını parçalarım.
Madam Pat, lütfen.
Lütfen Madam Pat.
- Merhaba efendim. - Pat.
Ahududulu tatlımın malzemelerini aldın mı?
Onsuz akşam yemeği vermeyeceğim.
Aldım efendim.
Güzel.
Noel'deki İsviçre seyahatim için...
...yol haritasını çıkardın mı?
Talebiniz Şef Baba'nın masasında.
Geldiğinde hatırlatacağım.
Oğlum stüdyodan geldi mi?
Hayır, efendim.
Döndüm!
Evet, biraz ara vermiştim
ama belli ki onsuz olmuyor.
Kabinime döndüm, değil mi?
Anladınız mı? Sıkı dur hatunum. Sıkı dur dostum.
Tamam, bana orada biraz yankı ver.
Anladın mı?
Giriyorum. Bir kerede söyleyeceğim.
Sürekli mahalledeyim, takılıyorum
Beni deniyorlar ama
Kız arkadaşın bana yazıyor ama
Atlatıyorum
Çok güzel değil, beni güldürüyor
Böyle
Uğraşırsan dayağı yersin
Silahını al yoksa suratına
Yersin tokadı
Tokadı
O yüzden silahlı gelsen iyi edersin
- Vay be dostum! - Çok güzeldi bebeğim!
Sen misin kanka?
Bay X, değil mi?
Kardeşim!
- Seni gördüğüme sevindim dostum! - Selam.
Burada görmeyi beklediğim en son kişiydin dostum.
Ne biliyor musun?
Biliyorum dostum sen hep dinliyorsun ama...
...beni nereden duydun?
Ben kimseyi duymadım.
Ben adamımı görmeye geldim,
işimizi yaptık, gidiyorum dostum.
Tanıştığımıza sevindim.
Tamam, kusura bakma.
Şunu kapatır mısın? Şunu kapat dostum. Neyin var senin?
Pardon patron.
Şarkımı nasıl buldun?
Beğendin mi?
Bak...
...o çaldığın şey berbattı.
Bak, üç yılını falan al,
on yedi ay, git müziği düşün.
Tamam mı? Vaktimi harcama. Görüşürüz.
- Görüşürüz. - Görüşürüz dostum.
- İşi sonra hallederiz. - Evet.
- Herkesi selamlıyorum. - Görüşürüz.
Görüşürüz millet.
Bebeğim! Ne söyledi?
Adam bayıldı.
Görüşürüz dostum.
Görüşürüz.
Benimle ilgilendiğini söyledi...
...ve benim Biggie ve Tupac karışımı
bir tarzım olduğunu söylüyor.
Ama aynı zamanda Stormzy ve Skepta gibi dedi.
- Vay be! - Evet, remiks yapmak istedi.
İnanabiliyor musun?
Aman Tanrım!
Acayip, çok acayip.
Bebeğim, ilk anlaşmanı yaptığında bana araba sözü vermiştin.
- Bebeğim, sözüm söz. Seni seviyorum. - Evet.
Hoş geldiniz Şef Baba.
En sevdiklerinizden hazırladım.
Dövülmüş yer alması...
...ve efo elegusi.
Şef Baba, efendim...
Kapıcıyı kovup yeni birini işe aldım.
Leydi Kay dedi ki...
Ama belli ki
Orada erkek yok...
Bu benim oğlan değil mi?
Saygısızlık olmasın...
Evet efendim, Femi.
Neden öyle konuşuyor?
Bilmiyorum.
Efendim?
Nasılsın?
Güzel.
Gelmek ister misin?
Güzel.
Herkesle tanışma vaktin gelmişti zaten.
Güzel.
Görüşürüz.
Şef Baba, bir keresinde hatırlıyor musunuz...
...ailenin her bir üyesi ve personel
Noel'de istediği şeyi yazsın demiştiniz.
- Ben sadece... - Pat...
Evet Şef?
Yaz ve masamın üzerine koy.
Her gün söylüyorum.
Evet efendim. Kusura bakmayın efendim.
Teşekkürler Şef Baba.
Şef Beecroft.
Dostum multi milyarder biri,
ona sıradan bir milyarder gibi seslenip hakeret etmeyi bırak.
Noel'de istediğimiz bir şeyi yazmamızı istediğini biliyor musun?
Ben de dubleks ev yazdım. İtiraz dahi etmedi.
Sen bu adama yalnızca milyarder mi diyorsun?
Sonra konuşuruz.
İşin gücün hayal.
Ne istiyorsun?
Gel beni markete götür,
Leydi Kay için bir şeyler almak istiyorum.
Kim, ben mi?
Markete mi götüreceğim?
Bak, ben Şef Beecroft'un şoförüyüm.
Senin şoförün değilim. Leydi Kay'inin şoförü değilim.
Anladın mı?
Problem yok.
Evet, problem yok.
- Şoför Donatus. - Evet, benim.
Tamam.
Bekle de gör bakalım.
Burada bekle.
- Saçmalık. - Saçmalıkmış.
Görüşürüz.
Bakalım kim ağlayacak.
Demek gidip adımı kirleteceksin ha? Olmaz.
Şef Baba, Lütfen Donatus'a
beni markete bırakmasını söyleyin.
Kabul etmedi.
Şef Baba, yalan söylüyor.
Temizlediğim jipi temizlememe bile izin vermedi.
- Beni bırakmadan silmek zorunda mısın? - Seni bırakmayacaktım bile.
- Neden bırakmıyorsun? - Çünkü ben sıradan bir sürücü değilim.
Ben Şef Baba'nın şoförüyüm.
Arada fark var!
Git Aloy'u ara, Johnson'ı ara.
Onlar sıradan sürücüler.
Şef Baba, lütfen beni bırakmasını söyleyin.
Şef Baba, lütfen, size öğleden sonraki
toplantıyı hatırlatmaya geldim...
...katılımcılar...
...Croft ve...
Şef Baba!
Bekle.
Endişelenme.
Ver!
Ben taşıyacağım. Sen bacaklarından tut.
Dikkat et.
Yavaş.
Hayır, sen gel. İlk sen Gel bu taraftan.
Şef Baba!
Şef, hayır.
Şef, hayır.
Yürü. Su getir.
Biraz hava alsın.
- Bir. - Ne alsın?
İki... hava.
İki...
Bırak.
Hadi, aç şunu hemen!
Geliyorum!
Şef Baba'ya bir şey olursa...
Gel, aç şunu. Hadi, aç şunu.
Bir,
iki,
üç,
dört, beş.
Ne oldu?
İlk yardım çantasını ne diye kilitlersin ki?
Özür dilerim.
Açıldı şimdi. Özür dilerim.
İki.
- Üç. Şef Baba lütfen. Dört. - Al.
Ver!
Bir şeyler bulalım.
- İhtiyacım olan şey... - Al bu.
Şimdi ne arıyorsun?
Şu burnu kapatıp oksijen verdiğin şeyi.
Oksijen maskesi mi? İlk yardım çantasında mı?
- İlk yardım bu. - Mümkün değil.
Burada yok!
- Şef Baba. Hayır, lütfen. - Ne yapacağım?
- Bir, iki... - Telefon edeyim.
Ah Şef Baba.
Yapmayın bunu.
Tanrım. Kontörüm yok.
Telefonunu ver.
Telefon mu?
- Bende kontör olacaktı... - Telefonunu ver!
Senin hep kontörün olur.
Şef Baba...
- Çekmiyor. - Hey!
Çekmiyor.
- Biri telefonunu versin! - Çekmiyor.
- Telefon! - Hey!
Ölemezsin Şef Baba, ölemezsin.
Bir!
İki!
Üç!
Dört.
Beş.
Altı.
Şef Baba.
Yedi.
Sekiz.
- Dokuz. - Çal hadi.
On.
On bir.
Aç hadi. Aç.
Aç telefonu!
Tünaydın Şef.
Dr. Bada, Şef değil. Ben Madam Pat.
Az önce bir şey oldu.
Acil bir durum var.
Şef Baba bayıldı. Evde bayıldı!
Hava aldığından emin olun ama lütfen yerinden oynatmayın.
Hemen geliyorum.
Hareket ettirmeyelim mi?
Hareket ettirmeyin dedi.
Nereye?
Bilmiyorum.
Onu hareket ettirmedik. Buraya taşıdık.
Hey!
- Şey Baba... - Bence polis gelir de incelerse diye,
parmaklarımız falan... Parmak izimizi görmezler.
- Bence bir anlamı yok. - Neden bana söylemedin?
Ona dokunuyordum.
Hassan, geri dön.
Şef Baba'nın evine.
Yani?
Tamam, pardon efendim.
Bir.
- Şükürler olsun... - Nerede?
- Orada. - ...Tanrım sana.
Hükümdarlığı gelecek...
Onlar...
Tanrıya şükürler olsun.
- Doktor. - Tanrım ve Babam.
Lütfen Tanrım, olmasın.
Yüce İsa!
Seslen ona.
- Seslen. - Babam, Tanrım...
Tanrıya seslen.
Bunu bize yapmasına izin verme.
O iyi bir adam.
İyi bir adam.
Hükümdarlığı gelecek.
Baba.
Baba, uyan. Baba.
Bir şey yok Şef Baba.
Baba.
Şef?
- Şef? - İyi mi?
Şef Baba huzura erdi.
Doktor...
Lütfen doğruyu söyleyin. Ne buldunuz?
Madam, şu malzemeye bir dokunun.
Bu İsveç danteli.
Bu fiyata mümkün değil.
Valinin karısı aynı bu malzemeden
birkaç saat önce satın aldı.
- Biraz pahalı geldi. - Pahalı değil.
Affedersiniz, o elinizde tuttuğunuz aslında kalan son parça
ve başka bir yerde bulamazsınız,
tüm Lagos'ta dahi.
Hemen koşarak...
...Mama Reese'nin mağazasına git,
sor bakalım kırmızı danteli kız kardeşi için istiyor mu
çünkü bu kalan son parça.
- Sanırım alacağım. - Alıyor musunuz?
- Olur. - Beğendim, tamam.
Tamam, gel.
Gel, paketle. Alacakmış.
- Tamam. - Güzelce paketle, sarmala.
Madam, alışverişiniz için çok teşekkürler.
Terziye ihtiyacınız olursa çok iyi bir terzim var.
O kumaşı berbat edecek işe yaramaz bir terzi istemezsiniz.
- Merak etme. - Tamam.
Teşekkürler.
- Hesaptan mı vadeliden mi? - Hesaptan.
Tamam.
Çok teşekürler hanımefendi.
- Teşekkürler. - İyi günler.
- Hoşça kalın. - Görüşürüz.
Hep işe yarıyor. Almak istemiyordu.
Bu ne kadar şimdi?
- Pekâlâ, bunun fiyatı 3.000 dolar. - Madam, sağ olun.
Yok, belki başka bir zaman?
Kardeşim, bütün arkadaşlarımız arasında bir tek sen eksik olamazsın.
- Üç bin dolar mı? - Evet.
Kuşağı alsaydık 500.000 Naira olacaktı.
Tamam, peki bu sete ne dersiniz?
Çok daha ucuz. 1.000 dolar ve tam da duruma uygun.
- Olmaz. - Bakın...
Ama kardeşim, bu da güzel ve daha ucuz.
- Babanın eşinde bu setten vardı. - Bundan mı?
Mükemmel.
- Biz bu 3.000 dolar olanı alacağız. - Tamam.
Kardeşim, Şef Baba bize parayı verir, evet!
Parası yalnızca oğlu ve o karısı için değil.
Bizim paramız, harcamamız lazım.
Shoffa Donatsu ne diyordu?
Alo, ne var?
Bak, çok meşgulüm.
Noel için ilettiğimiz listeyi gönder.
Hey!
Kardeşim ne oldu?
Ne oldu?
Ver telefonu.
Alo? Shoffa Donatsu, orada mısın?
- Ah! Kardeşim! - Gidelim.
Topla. Gidelim.
- Hey! - Arabanın anahtarları burada.
Sağ ol.
Madam, eşyalarınızı toplayın. Gidiyoruz.
Kahramanım gitti.
Frank D.
Patronum gitti!
Nasıl olur?
Öldü.
Ölüm efendimi yok etti.
Nasıl olur?
Frank D lütfen...
...insanları ayarlamaya yardım et.
Cenazesi için.
Mümkün değil. Hayır.
Sonra konuşuruz.
Ne oldu?
Hey bekle, ne oldu?
Hey!
Şef Baba.
Şef Baba.
Hey!
Ne... Ne oldu?
Madam...
Bu öğleden sonra...
Şef Baba bayıldı.
O yüzden...
...ona koştuk ve...
...Dr. Bada'yı...
...aradık..
Gelip baksın diye.
Dr. Baba geldi ve muayene etti...
Neden eşimin ölümünü en son ben duyuyorum?
Kemi, gereksiz tartışma çıkarmayalım!
Ah, Şef Baba.
Sürekli mahalledeyim
Takılıyorum
Uğraşırsan dayağı yersin
Vurulursun
Bilirsin sen
Adam çok iyi bilirsin sen
Bir sürü hatun
Bilirsin sen
Yakala beni
Sıkı dur adamım
Evet
Sıkı dur dostum
Evet, Beecroft işi
Sıkı dur dostum
Tek bir atış dostum
Lütfen benim yeni harika şarkımı duyduğunu söyleyin.
Ünlü oluyorum, anladınız mı?
Ne biliyor musunuz?
Yaptım, yendim ve gene başardım.
Bayıldım dostum, çok acayip.
Dertlerinle öldürdün adamı!
- Neden bahsediyor bu? - Baban öldü!
Anne, ne bu şaka mı?
Anne?
Kahretsin!
Şef Baba öldü.
Dr. Bada'nın hastanesine gidelim,
sonra da yarın ne yapacağıma karar verelim.
- Kemi nerede? - Kim söyledi?
Annen de. İkisi de öldü.
Leydi Kay...
Vasiyetini konuşuyorlar.
Evet, Castle and Castle'ı aramalıyız.
- Ve Tega'yı getirmeliyiz. - Evet.
Her şeyi Şef'in vasiyetine uygun olarak yapması için.
Evet.
Affedersiniz.
Kocamın daha bedeni soğumadı,
ve ağzından çıkan ilk şey vasiyeti mi?
İnanamıyorum!
Kemi!
Seni uyarayım Kemi.
Kafanı alıp her zaman olduğu gibi...
...bulutlara gömsen iyi edersin!
Herkes beni tanır.
Evet.
Şimdi de
kardeşime uygun
bir cenaze yapmalıyız,
kasabada bir cenaze.
Bu da para tutar.
- Evet. - Çok.
Bir saniye durun.
Şunu bir anlayayım.
Benim paramla ilgili ben olmadan çok şey konuşuyorsunuz.
Atla deve değil herhâlde?
Belli ki tahtın varisine gidecek.
Tek oğluyum, öyle mi?
Babamın parası benim param. Anladınız mı?
- Ne bu acele? - Karma, değil mi?
Karma, değil mi?
Her şey bana miras kaldığında...
Kapa çeneni!
Sana defalarca kez söyledim,
büyükler konuşurken, çeneni kapatacaksın!
Her şey bana miras kaldığında milyonlarıma kapa çeneni dersin.
- Karma, değil mi? - Kapa çeneni!
Kasali.
Sen buna tulum mu diyorsun?
Ben kaftan istediklerini düşünmüştüm.
Ben sana böyle mi söyledim?
Sana tulum istiyorlar demedim mi?
Talimatlarımı net hatırlıyorum.
Alo? Tega?
Nike.
Kusura bakma Tega. Sen olduğunu bilmiyordum.
Hayır.
Dükkândayım. Yardımcım burada.
Dün Şef Baba'yı kaybettik.
Nerede bu çocuk?
Affedersiniz...
Lanet kapıyı açana kadar beni bir saat bekletiyorsun!
- Ben duymadım... - Sessiz ol!
Şimdi ne var?
Şarjımı bitirmek isteyen de kim?
Merhaba Avukat Castle.
Ekanem?
Evet, şampanya patladı!
Bir tane daha.
Evet, kızım!
- Çek şunu. - Tamam.
Ben bir içki alacağım.
Alo, Tega Amca.
Bugün beni araman ilginç. Umarım başım belada değildir.
Şef Baba nereye gitti?
Bensiz gitmemesini söylemiştim ona.
Nereye gitti şimdi? Monako mu? Seyşeller mi?
Ne?
Bence eve doğru yola çıksan iyi olur.
Eve mi geleyim?
Tega Amca, biliyorsun şu an gelemem. Eşinin derdini çekmek istemiyorum.
En azından bugün değil.
Ne? Siz yolda mısınız? Geliyorum.
Hey, kapımı kapatın.
Kapımı kapatın dedim!
Sen gittiğinde senin için bu aramaları kim yapacak?
Patron, param var benim, tamam mı?
Patron, param var.
Evet, babam...
...yeni vefat etti.
Öldü.
Evet, güçlü olmam gerek.
Güçlü olmam gerek ama ben hep güçlüyüm. Anlıyor musun?
Ama bana bir sürü para bıraktı.
Bir dünya para.
Ne yapacağım, işe koyulacağım
Grammy tarzı yapacağız!
Anladın mı? En iyisi.
Evet, aynen, milyarder olacağım.
Evet, kesinlikle.
Ne biliyor musun patron? Seni sonra arayacağım, tamam mı?
Tamam, görüşürüz.
Gerçekten anlamıyorum
neden cenazeden önce...
...üç ay bekliyoruz?
Son kararımız bu.
Evet, son!
Nasıl olur da evime gelip benim kararlarıma karşı çıkarsınız?
Öyle mi?
- Senin evin mi? - İyi misin?
Evet.
Hiç sanmıyorum ki işinde iyi bir avukat...
İyi misin?
Karşılayamıyor musun?
- Size dedi. - Ne?
Bu kadar abartmak zorunda mısın?
Leydi Key.
- Başın sağ olsun. - Sağ ol.
Her şey yoluna girecek.
- Amin. - Asla o acıya değmez.
Merhaba Leydi Kay.
- Nasılsın? - Çok üzüldüm.
Buna cevap vermeliyim.
Alo?
Evet.
Ne, şimdi mi?
Bugün mü?
Tamam, ben sizi ararım.
Ah dostum.
Bundan daha önemli ne olmuş olabilir Tega?
Bilmiyorum, bu planda yoktu.
Tanrım.
Bu manyak aileyle tek başıma uğraşmak istemiyorum.
Biliyorum, bu yüzden geldik. Üzgünüm.
Gerçekten gitmem lazım.
- Sana vasiyeti vereyim. - Bana borçlusun.
Biliyorum ve çok özür dilerim.
Al bakalım.
Leydi Kay çok özür dilerim ama gitmem lazım. O her şeyle ilgilenecek.
Tamam mı?
Bayan Castle, sizi seviyorum.
Özür dilerim.
Tünaydın herkese.
Tünaydın.
Tega nerede?
Acil bir işi çıktı.
Merak etmeyin, kardeşiniz Castle ve Castle'da Tega'nın olduğu kadar
benim de müşterim.
Biliyorum.
Beni adım Remi Castle ve bu toplantıyı yönetiyor olacağım.
Cenaze günü seçtik biz.
Aslında siz geldiğinizde cenaze partisi konularını
konuşmak üzereydik.
Anlıyorum.
Pekâlâ, bir kez daha, tünaydın hanımlar ve beyefendi.
Bir taziye konuşması yapmayacağım,
çünkü hepimiz biliyoruz ki Şef...
Bunda bir problem yok. Onu unutun.
- Bu onun... - Hayır, kod adı.
- Söylediğim gibi... - Hayır.
- Söylediğim gibi... - Hayır, Remi.
Burada ne işin var?
Ölümünden sonra bile uzak duracak
edep adap yok mu sende?
Çık evimden dışarı!
Bu onun metresi!
Kemi unutmuşsun
sen de aynı şekilde gelmiştin,
anneleri hasta yatağındaydı.
O yüzden lütfen!
Bak, Ajoke Teyze.
Açıkçası bu konudaki düşünme şekline katılmadığımı belirtmem gerekiyor.
Babamdan çocuğu olmayan herkes
benim fikrime göre gayrimeşrudur.
Açıkçası ailenin tek meşru çocuğu olarak konuşuyorum...
Affedersin!
O sence kim oluyor?
Besleme mi?
- O babamın... - Benzerliği görmüyor musun?
Hem içler acısı.
hem de akıl dışı...
Eşimi kaybetmiş
ve bu sirkin içine düşmüş olmam.
Kabul etmeyeceğim.
Eğer bu kadın ve kızı derhâl ayrılmazsa
bu toplantıdan çekip gideceğim.
Peter?
Paul?
Ne oluyor burada?
- Gel! - Bekle, beni bekle.
Tanrım.
Peter! Paul! Geri gelin!
Yerinizde durmazsanız bir tane patlatacağım şimdi!
Bu kadın kim?
Gidin şuraya oturun.
Burada ne işin var?
Neden Avukat Castle'a sormuyorsun?
Bu kız tam bir barut fıçısı!
Peki...
Ateşli!
Siz kimsiniz?
Çok...
...belli değil mi?
Öyle.
Görüyorsun, kardeşime ne çok benziyorlar.
Hangi kardeşine?
Babamdan mı bahsediyorsun?
Avukat Hanım...
...bu insanlar bizden mi yoksa..
Hayır, bu yanlış soru.
Evet, onlar aileden.
Hayır.
Remi, hayır.
Bu gayrimeşrularla birlikte
toplantı yapmayacağım.
Gayrimeşru mu?
Ne biliyor musun Kemi?
Bu noktaya geleceğimizi biliyordum.
Bu benim...
...geleneksel evlilik sertifikam.
Şef Baba ile mi?
Ajoke Teyze...
Hayır, bu saçmalık.
Saçmalık değil, orijinal.
Hükûmette...
...kuryeci olarak...
...tecrübelerime göre bu belge orijinal.
Teşekkürler.
Orjinal bu.
Pekâlâ, olur da aranızda benim meşruluk delilimi
sorgulayacak olanınız varsa...
Tanrım! Peter ve Paul!
Size yerinizde durun dedim!
Otur yerine!
Otur!
Bir çıtınızı daha duyayım bak ne yapıyorum!
Pekâlâ.
Selam.
Kusura bakmayın geciktim.
Pekâlâ...
- Bu kim? - Bu Dondurma Cici.
Dondurma mı?
Şef Baba'nın dondurması.
Selam. Kusura bakmayın geciktim.
Benim adım Justina
ama bana Dondurma Cici diyebilirsiniz, ben Şef Baba'nın favorisiyim.
Hayır, bu artık saçmalık.
Bunun saygın bir aile toplantısı olacağını düşünmüştüm.
Kim bu insanları çağırdı?
Tega ve ben... Biz çağırdık.
Remi?
Şef Baba'nın talimatlarına bakıldığında onlar da ailenin bir üyesi.
Remi?
Bakın, benden bu kadar.
Haklarımı çiğnemek istiyorsunuz
ama kendi bahçemde küçük duruma düşmeyeceğim, tamam mı?
Benden bu kadar. Anladınız mı?
Babanın son talimatlarını dinlemek istemiyor musun?
Tamam o zaman.
İstediğin gibi gidebilirsin Remi.
Nokta.
Hepimiz tek bir kişi için buradayız.
Mevcut durumdan her ne kadar memnun olmasak da
o tek bir kişinin bize neler ifade ettiğini
hepimiz hatırlamalıyız.
Şimdi...
...vasiyetnamezeyli.
Vasiyetname zeyli ne? Vasiyet değil mi?
Henüz değil.
Önce vasiyatname zeylini okumalıyız çünkü içersinde Şef'in talimatları var.
Sonra vasiyeti okuyacağız.
Ne biliyor musunuz?
Sanki sürekli etrafımızda dolanıyoruz
ve hiç ilerleme kaydedemiyoruz.
Ben bunu çekemem, anladınız mı?
Herkes biliyor ki bu ailenin tek meşru çocuğu
benim.
Evet?
- Doğru yerde miyim? - Buyurun?
- İçeri gelin. - Selam, nasıl gidiyor?
Selam.
Ne oldu?
Sen...
...Old Trafford'lu...
...Demi Baggio musun?
Evet, benim.
Muhteşem! Gel.
Demi Baggio!
Muhteşem.
Bu Demi Baggio.
Bu çocuk futbolcu. Daktilo yazar gibi oynuyor.
Real Machester'de oynuyor.
Baggio'ya benzer şekilde...
...goleri atan gbi...
Sağ ol, teşekkürler.
- Demi Baggio! - Memnun oldum.
- Ben de. - Sağ ol.
Ben toplantızı böldüğüm için özür dilerim.
Ben babamı görmeye gelmiştim.
Kimmiş babası?
Şef Beecroft.
Gelmemi istemişti. Şehre yeni geldim.
Şef Baba mı?
- Şef Beecroft evet. - Aynı kişi.
Şef Baba Beecroft.
Sen oğlu musun?
Hepsini gördüm sanıyordum.
Kendisi huzura erdi.
Şef Baba vefat etti.
Hepimiz bu yüzden buradayız.
Bir anda böyle söylediğim için üzgünüm ama...
Şef Baba dün vefat etti.
İyi misin dostum? İyisin?
Babam mı dedin sen?
Kaç yaşındasın?
Yeterince büyük
çünkü senden önce tanıyorum onu.
Hatta ben bu çocuğu duymaya başladığımda
sen daha ikinci sınıftaydın.
Yirmi yedi mi?
Yirmi yedi yaşında.
Seninle ilgili çok şey okudum.
O 27 yaşında, sen 25. O yüzden ağabeyin.
- Haklı. - Anladın mı?
Bu futbol yaşı değil. Gerçek yaşı. Okudum ben.
Demi Baggio, hoş geldin.
Bu çok güzel.
Olamaz. Belli ki tekerime çomak sokuyorsunuz. Anladınız mı?
Ben bu ailenin tek meşru çocuğuyum,
o yüzden işim olmaz, tamam mı?
Hiç işim olmaz.
Şöyle ki, gayrimeşru eşler olabilir
ama hiçbir gayrimeşru çocuk yok.
Teşekkürler.
Bu senin hakkın.
İstediğin yere otur. Senin evin.
Remi...
Lütfen...
...ne okumaya geldiysen artık oku.
Buradan kurtulmam lazım.
Elimde Şef Beecroft'un son arzuları bulunuyor.
- "Sevgili ailem..." - Sevgili ailem...
...hepimiz hata yaparız
ve ben de bir miktar yaptım.
Hatasız kul olmaz.
Affetmek büyüklüktür.
Hatalarım için özür dilerim
ama...
...bildiğim bir tek doğru var o da...
...bu odada şu anda bulunan herkes ailemdir.
Hiçbirinizi hata olarak sayamam.
Hiçbirinizi.
Bu talimatın okunmasından...
...bir hafta sonra gömülmek istiyorum.
Cenazemde en ufak bir kin gütme olayı olursa
vasiyetim okunmayacak.
Her şey yolunda gider de o gün, kindir, kavgadır olmaz ise
vasiyetim ortaya çıkacaktır.
Aksi takdirde okunması 70 yıl ertelenecektir.
Yetmiş ne?
Bu toplantıda herkese bir rol atanacaktır.
Herkes iki gün içerisinde rolünü oynamaya başlamaz ise
cenaze organizasyonu kiliseme aktarılacak
ve vasiyetim açıklanmayacak.
Görevlendirmeniz şu şekildedir.
Organizasyon planlama, yemek hizmeti ve tören kıyafetini ayarlama işi
Teni ve Tinu'ya ait olacaktır.
Onlar benim gibidirler.
Sevgili eşim, Kemi ve Madam Mükemmel,
kiliseyi ayarlama işleriyle ilgilenecekler.
Zamanının büyük bir kısmını orada geçiriyor zaten.
Oğlum Femi,
erkânın protokolünü ayarlayacak.
Daha organize olması gerekiyor.
Nike, benim biricik domates suyum,
bütün yetim çocuklar için uniforma hazırlayacak.
Ekanem, enerjiğim
biber gibi yakar,
efsanevi enerjisini
partideki müzikleri organize etmekte kullanacak.
En sevdiği uğraş zaten.
Justina...
...benim leziz Cici Dondurmam...
...tanıtımdan sorumlu olacak.
Bu tip şeylerden hoşlanır.
Ireti, benim ahlaklı kızım...
...biricik psikoloğum...
...ihtiyacı olabilecek yaslı kişilere yardım edecek.
Damilare...
...huzurlu bir aileyle ilgili yaptığımız son konuşmayı hatırla.
O hâlde...
...kelimelere aksiyona dökme zamanı geldi.
Huzuru sağlamaya yardım edebilir misin?
Sadık şoförüm Donatus...
...veya onun sevdiği gibi...
...Shoffa Donatus'um...
...her türlü lojistikten sorumlu olacak.
Ah bu adam, beni hep güldürüyor.
Cenette bile beni güldürüyor.
Madam Pat...
...evin işlemesini sağlayan süper kadın...
...cenaze arabası ve cenaze işlerini halledek.
Hassas işlerin yapılmasında sana hep güvenmişimdir
ve beni hiç yanıltmadın.
Gel, ne...
Ne oluyor burada?
Neden benim ismim hâlâ anılmadı?
Ne oluyor?
- "Ajoke..." - Ajoke,
benim sabırsız kız kardeşim...
Geçtiğimiz yıl bir yetimhane için bir vakıf fonu kurmayı konuşmuştuk.
O işi yapmanı istiyorum,
ve cenazemde yetimhane tarafından yapılacak bütün aktivitelerden de
sorumlu olmanı istiyorum.
Hepinizin dikkat etmesi gereken iki önemli nokta var.
Bu odadaki herkesin
cenazeme kadar geçecek birkaç günde evimde beraber kalmasını istiyorum.
Ailemin parti vermeyi ne kadar sevdiğini biliyorum
ama mezarımın başında yalnızca ailemi görmek
sonrasında da ufak bir parti.
Hepiniz birleşerek
sorumluluklarınızı üstlenip kin gütmeden bunu benim için yapabilirseniz
vasiyetimde size vereceklerimi
hiçbir göz görmemiş, hiçbir kulak işitmemiştir.
Yas tutmamanızı diliyorum.
Yalnızca hayatımı kutlayın.
Protokol mü?
Protokol de ne?
Bakın, bunu bir kez söyleyeceğim o yüzden beni iyi dinleyin.
- Ne? - Evet.
Ben o gün müzikten sorumlu olmalıyım.
Buna izin vermezseniz bütün arkadaşlarımı toplarım,
buraya gelir partiyi mahvederiz.
Çünkü şu an benim canımı çok sıkıyorsunuz.
Lütfen, ne renk tören kıyafeti giyiyoruz?
Mavi tabii ki. Şef Baba'nın en sevdiği renk.
Teni...
Ne?
Kocamın en sevdiği renk altın rengidir.
Yeşildir.
Hayır! Şef'in en sevdiği renk kırmızıdır.
Kırmızı mı?
Sürekli altına üstüne beyaz giyen biri mi?
Lütfen, beyazdır.
Tören kıyafeti altın renkli olacak.
Lütfen, bu kocamın en sevdiği renktir.
Sonuçta kocamı herkesten iyi tanırım.
Belli ki.
Gerçekten tanıyormuşsun.
Çık git evimden!
Rem, ben ne yaptım da...
...kocam beni bu şekilde küçük düşürüyor?
Böyle düşünme.
Gerekçelerini tam olarak bilmiyorum
ama yüzde yüz eminim bunu kötü niyetle yapmadı.
Pekâlâ, iki gün sonra saat 10:30'da
herkesin sorumlu olduğu işlere yönelik bütçeleri almak üzere burada olacağım.
İyi şanslar.
Hey Bayan Castle!
Ciddi miydi o?
Vasiyet olsun ya da olmasın
kocamın cenazesine hazırlanma işini
evimi neredeyse yok etmiş
bir avuç insanla
- harala güreleye getirmem. - Otur yerine Kemi.
İzin ver biz konuşalım.
Annemin nasıl da yüksek tansiyon hastası olduğunu...
...anlattırma bana.
Sırf babamın sevgilisi olduğun için en sonunda da onu öldürdü!
Bak, bazı şeyler var ki onları konuşmaya hakkın yok senin.
Hanımlar, sakin olun.
Örflerimizde büyükler konuşurken
seninle konuşulmadığı veya konuşman
istenmediği sürece konuşamazsın.
Senin oğluna ne demeli?
Sanırım sen de bir şey söylemek istiyorsun?
Evet. Bence, o haklı.
Bu bizden çok babamızla ilgili.
Teşekkürler.
Şimdi ikiniz de sesinizi kesin.
Kemi, yeter.
Sana şunu söyleyeyim, biz büyükler
yanlış yöne doğru çevrili uyurken
ve bunlar gibi bize doğruyu söylen
böyle gençlerimiz varken
hatalarımızı kabul etmeliyiz.
Bu ikisinin de söylediği şey doğru.
Ve burada oturan herkese söyleyeyim
burada kardeşimden söz ediyoruz.
Bazı insanların sorumluluklarına karşı olan bu inanılmaz
şevkle sarılma hâli, hayatta kalmak için ihtiyaçları varmış gibi görünüyor.
Ulu Tanrım, lütfen bu fakirleri
açlıktan, yokluktan koru. - Amin!
Ne dedin sen?
Ne duydunuz?
Bana iyi baksana sen. Çok ileri gittin.
Çok ileri gittin!
- Bir dakika. - Tamam.
Sorun değil, kendi hâline bırakın.
Asıl fakir kimmiş göreceğiz.
Size şunu söyleyeyim, beni bu benaze işinden...
...çıkarın.
Umurumdaydı sanki.
- Anne, milyarlardan bahsediyoruz... - Hey!
Kim fakirmiş göreceğiz!
Cenazeyi kendin ayarla!
- Zevkle! - Kardeşim, sakin ol.
Lütfen, lütfen gitmeyin.
Madam Pat, odamın anahtarı nerede?
Shalom.
Tanrı'nın sevgilisi bu evin üzerinde olsun.
Shalom.
Tanrı'nın sevgisini burada hissedebiliyorum.
Tabii ki, sevgili kardeşimiz Leydi Key neredeyse
Tanrı'nın sevgisi de her daim
orada bolluk içerisindedir.
Dua edelim mi?
Sevgili Tanrım,
sen bizim başlangıcımız ve sonumuzsun.
Selam anne?
Hayır. Bilmiyorum...
Nasıl açıklayacağımı bilmiyorum, tamam mı?
Herkes delirmiş anne.
Aile olduklarını biliyorum ama...
Ben... Alo?
Anne...
Dinlemiyorsun... Anne, dinle hepsi delirmiş!
Resmen her biri.
Aile olduklarını biliyorum. Tamam deneyeceğim, tamam mı?
Seni sonra arayayım.
Sonra arayacağım!
Ben de seni seviyorum.
Selam.
Selam.
Pekâla, bir soru.
Sorun bende mi yoksa içerisi bir tımarhane mi?
- Her şeyi bekle. - Şef Baba için yapmalıyız.
Bunu benimle ilk ve son kez
tartışıyorsun.
Anlaşıldı mı?
- Evet, özür dilerim efendim. - Özür dilerim efendim.
Neye bakıyorsunuz?
Böyle bir sirkin içerisinde nasıl
barışı koruyacağım?
Uzaktan yapamayacağın kesin.
Tamam, dinliyorum.
Konuşarak yapacaksın.
- Tabii. - Ciddiyim.
Herkesle tek tek.
- İsmimi söyle. - Famzy.
- Bana Büyük Para Famzy de. - Büyük Para Famzy.
- Bebeğim, bana Büyük Para Famzy de! - Büyük Para Famzy!
- Famzy. - Seni paramparça edeceğim.
Sevdim Famzy.
Azıyorum biliyor musun?
Famzy!
Kim var kapıda ya?
Bize ne cüretle fakir yakıştırmasında bulunur?
Evli olmadığım için.
Evli olsaydım denemeye bile cüret edemezdi!
Bütün saygısızlık da buradan geliyor!
Evli olmadığın için değil.
Kemi terbiyeden yoksun biri!
Babamın bataktan çıkarıp sekreter yaptığı işe yaramaz
bir kadın işte!
Sonra da arka kapıdan girip karısı oldu!
Servet avcısı!
Efendim?
Rahatsız ettiğim için üzgünüm.
Femi, biraz...
Barışa bir şans verin.
Justine, biraz...
- Evet? - Merhaba acaba biraz...
Eğlenceliydi.
Özellikleri falan. Famzy gibi bir adamın protokolle işi ne?
- Anne... - Kes.
- Anne... - Kes dedim!
Bu tip konuşmaları nereden öğreniyorsun sen?
Neden bu kadar dramatiksin anne?
Bu benim markam tamam mı? Sokak tarzı.
- Başarılı olacaksam... - Sen sokak serserisi değilsin.
Sen bir Beecroft'sun.
Sokak tarzı anne, izin vermelisin.
Tamam, kusura bakma anne.
Kusura bakma.
Şunu diyorum...
Babamın talimatları, bütçeye çalışmaya başladım.
Kiliseyi ayrı tuttum.
- Arkadaşınla konuştum... - Vaktini boşa harcama.
Tanrı var olduğu müddetçe
kendi evimde ikinci sınıf vatandaş
muamelesi görmeyeceğim.
Umurumda değil. Ne pahasına olursa olsun.
Kimseye yalvarmıyorum.
Ele geçirmek için boyun eğeceksin.
Ajoke Teyze...
Bize fakir dedikten sonra o toplantıya gitmek dilenmekten farksız.
Ben ve Teni daha çok Beecroft'uz.
Sunacağım bütçeye birkaç milyon daha eklemeyi düşünüyorum
çünkü cenazenin huzur içinde geçmesi mümkün değil.
Huzur için demi?
Bu kadar çok fazladan eş ve çocukla mümkün değil.
Unutmayın...
Vasiyet okunmazsa...
...elim boş dönmeyeceğim.
Bence sahip olduğunuz bütçenize
nasıl birkaç milyon ekleyeceğinizi düşünmeye başlasınız iyi olur.
Tören kıyafeti.
Teni...
Bunun olabilmesi için
Kemi'yi toplantıya getirebilmemiz gerek.
Kimseye dilenmeyeceğiz!
Bize verilen cenaze sorumluluklarından faydalanmalıyız diye düşünüyorum.
Yani, bütçe yükseltmek gibi,
böylelikle her konuda kaybetmeyelim.
Hepimiz aynı teknede olduğumuz için...
Dur... Sen ve kim?
Gerçekten hiç saygı kalmamış sende.
Gerçekten senin biraz aile terbiyesi alman gerektiğini düşünüyorum,
seni küçük servet avcısı.
Gerçekten öyle.
İlginç,
kırmızı halı hostesliği yaparak günde 5 bin kazanan
ve en sevdiği arkadaşının babasını çalan birinden bunu duymak...
Sen ise...
...Ağustos müşterisine elbise teslim etmesi istenen
ve nihayetinde elbiseyle birlikte kocanı da paylaştığın
bir modacı çırağısın.
En azından ben...
...Şef Baba için çalışıyorum. Unvanım, Meslek Kuruluşu.
Kimden bahsediyorsun sen?
Ben kimim biliyor musun?
- Senin suratını ters çeviririm! - Tega Amca'yı çağırttırma bena!
Tega Amca!
- Tega Amca'yı çağırttırma bana! - Çık git bu evden!
Bırak onu. Tega'yı çağırmasın.
Sorun yok.
Tega Amca'yı çağırırsam bütün paranız gider.
Çağır Tega Amcayı!
Başlatma Tega'na. Git çağır!
- Sen küçük aptal kız! - Git söyle.
Kaç yaşındasın sen?
Seni suçlamıyorum bile! Onu suçlamıyorum! Senin suçun değil!
Hayır, değil!
- Seni suçlamıyorum. - Kahretsin.
Dur. Bütçe konusunda...
Çok da kötü bir fikir değil.
Bende iki tane var. Benim ve annemin.
Ben biricik ve tek muhasebecim.
Nasılsın?
Kızlar, o iş tamam.
Resmen bir milyonerle konuşuyorsunuz.
Paranı nakit olarak ödeyeceğim.
Hey, Ireti.
Buraya yazdığım bütün rakamlara bakıyorum da
ne kadar çok kazanıyoruz biliyor musun?
Ireti, yedi milyon Naira.
Anne.
Anne!
VVIP Organizasyon olarak büyüğünden küçüğüne
tüm detaylarla ilgileniyoruz.
Bana güvenin, VVIP Organizasyon ile emin ellerdesiniz!
Emin eller!
VVIP Organizasyon olarak tek yapmamız gereken
cenazenin gününü ve zamanını netleştirmek.
Cenazeydi değil mi?
Evet cenazeydi.
Bir tema seçip, mekan ayarlayıp
işlemleri başlatabiliriz.
Bir depozito ödemeniz gerekiyor ama kimin umurunda?
Bunu sonra konuşabiliriz.
VVIP Organizasyon'da biz böyle çalışırız! Ne dediniz efendim?
Sizi duyamıyorum Doktor. Konuşun.
Evet.
Hayır ama Doktor bu adil değil.
Geçen hafta bir salgın olacağını
ve bize büyük müşteriler önereceğinizi söylemiştiniz.
Şimdi ne oluyor?
Hayır Doktor. Bana bunu söylemeyin.
Bu senenin başından beri kimsenin ölmediğini nasıl söyleyebilirsiniz?
Yemek yardımın dolayı mı oluyor
yoksa sağlıklı yaşamdan dolayı mı?
Sağlıklı yaşıyorlar ve işimiz batıyor.
Alo?
Doktor!
Suratıma kapattı!
Alo Madam Pat?
İyi günler.
Joro D, size işimiz düştü.
Şef Baba vefat etti ve ben cenaze işlerinden sorumluyum.
Şef Baba mı öldü?
Şef Baba mı ölmüş?
- Yapma şunu! - Affedersin.
Şef Baba mı ölmüş?
Alo hanımefendi.
Ve son olarak...
...farklı defin paketlerimiz mevcut.
Bakır, gümüş...
Aktın bile var. Hatta...
Olimpik paket mevcut.
Olimpik olanın modeli beş halka şeklinde.
Bazı insanlar o kadar büyük, o kadar devasa ki,
biz de...
Onu alıp...
- Altın olanı. - Evet.
Aslında uluslararası olmak amacıyla Madagaskar'dan gelen
tabut taşıyıcaları öneriyoruz.
Şef istiyor.
O yüzden yardımcı olmaları için uluslarası güçleri getiriyoruz.
- Şef'in de ağır olduğunu... - Hey?
Ne demek ağır?
O yüzden beklenmedik bir durum olması hâlinde
organizasyonunuz en yüksek sigortalara...
Ne kadar istiyorsunuz?
FİYAT LİSTESİ PAZARLIK YOKTUR
Ciddi misiniz?
Madam, bu üst düzey, mükemmel bir organizasyondur.
VVIP Organizasyonda...
Babam kaç kilo?
Biz onu kastetmiyoruz.
Biz bunu kastediyoruz.
- Biliyorsunuz, o uluslarası birisi. - Evet.
- Çünkü ruhu... - Kesin sesinizi!
İkiniz de kapayın çenenizi!
İkiniz de saçmalamayı bıraktınız mı?
Evet.
Bizim bütçemiz bu.
Cenazeciler ve diğer her şey için.
- Biz... - Fazlası ya da azı yok!
Bu bir ilişki sonuçta
çünkü öldüğünüzde hepiniz bize geliyorsunuz.
Sen benden önce öleceksin.
- Son bütçemiz bu. - Düşünebiliyor musun?
- İşi alıyor musunuz? - Evet.
Ciddi misiniz?
- Hanımefendi... - Sırf ayağınız alışsın diye.
Hiçbir şey yapmanıza gerek yok.
Yalnızca organizasyona katılın, kalan her şeyi biz halledelim.
Şuna bakın, size nasıl iş yaptığımızı...
Görüyor musun?
Kendisi bu arabanın içerisinde olacak ve...
Hanımefendiler?
Sonuç olarak pazarlık yapabiliriz!
Kısa süre içerisinde uygun fiyata organizasyon ve yemek işi
- ayarlayabilecek tanıdığın var mı? - Burada bekleyin.
Size uluslarası seyahat ayarlayabilecek
bir tandığımız var ve...
Onu mu bindireceğiz?
Alo? Madam Tasty?
- Alo? - Madam Tasty?
Size iş buldum.
- İş ne? - Organizasyon ve yemek.
- Ama yüzde elli. - Tamam anlaştık.
Ama para büyük. Adam ölmüş.
- Seni sonra arayacağım. - Tamam. Sağ ol.
Simbi!
Simbi!
Simbi!
Tüm bu uluslarası şeyler...
- Bekle. - Anlaştık.
- Bu bütçeye her şey? - Her şey dahil!
Her şey dahil.
Her şey içerisinde.
Hanımefendiler...
Hâlâ yanıtınızı bekliyorum.
Üzgünüz, artık ilgilenmiyoruz.
Ne?
Üzgünüz, artık ilgilenmiyorlar.
Aklım, hayalim almıyor!
Aklım, hayalim almıyor!
Hesap makinesi çalışmıyor.
Ben yapayım, sorun değil.
Bırak.
- Anne, bırak yardım edeyim. - Seni en son ne zaman gördüm?
Hep böyle yapıyorsun. Beraber yapalım.
- Özledim seni. - Ben seni özledim tatlım. Hoş geldin.
- Madam Pat, merhaba. - Evet, tatlım.
Yardımınıza ihtiyacım olacak, konuşmak için...
...Leydi... Key ile.
Küçük kızım Adaora ile tanış.
Bir hafta önce Londra'dan döndü.
Londra Ekonomi Üniversitesi öğrencisi.
Merhaba.
Ben Damilare. Memnun oldum.
Seni tanıyorum.
Evet.
- Tanıyorum. - Evet, Manchester'da futbolcu.
Evet, aynen öyle!
Aman Tanrım.
Burada ne işin var?
Biraz komik bir hikâye ama burası babamın evi.
- Evet, ben de inanamıyorum. - Vay be, bu çok...
İnanılmaz.
Nasıl olur da daha önce seninle burada karşılaşmam?
Aslında daha yeni geldim. İlk gelişim.
- Vay be. - Gel seni içeri götüreyim.
Damilare.
- Nijerya'da sadece Dami'yim. - Ne?
Gerçekten. Ne kadar kalacaksın?
Bu heyeca da neyin nesi?
Neden heyecanlısın? Bir şey olmuş, sanki...
- Hiç. - Hiç mi?
Sana inanmıyorum.
Hem de hiç.
Penise benziyor.
Kusura bakma ama öyle cidden.
Şuna bak.
Biz piç değiliz.
Hepsi burada ne yapıyor?
Lagos'un her yerinde evi var!
- Aptal mısın sen? - Çok kaba.
Aşırı derecede kaba!
Sen nasıl bir deliliğin içerisindesin?
Bırak geberene kadar dövsünler birbirlerini.
Kavgaya hiç gerek yok.
Bir gün daha Leydi Key.
Bir gün daha ve her şey bitecek.
Yarın tüm yollar Victoria Adası,
Beecroft Caddesi'ne çıkıyor çünkü ünlü fabrikatör
Şef Akinwale Beecroft'un cenaze partisi olacak.
EO eski bir Castle ve Castle üyesinden
içeriden gelen çok gizli bilgiler elde etti.
Merhum Şef Akinwale'in vasiyeti doğrultusunda kimliğini gizli tutuyor.
Bu doğru mu?
Şöyle, sorumlu üyemiz
soyulmuş.
Cömert fabrikatör eşine, çocuklarına, akrabalarına
ve onunla ilgili herkese yüzlerce milyon Naira vasiyet etmiş.
Temizlikçisi ve şoförü dahil kişi başı 50 milyon Naira
paylaşma cümbüşüne katılmış.
Erken gelin ki
hep beraber törene gidelim.
Bebeğim, ben seni arayayım.
Dami!
Kahretsin!
Kahretsin!
Selam kardeş.
Efendim?
Ben senin babanın karısıyım.
Selam üvey anne.
Pardon, senden bir iyilik isteyeceğim.
- Acaba yardımcı olabilir misin... - Nedir?
Pardon.
Bir şey söyleyeceksen çabuk söyle çünkü
kilise işleri için çocukları gidip annemden almam gerekiyor.
- Tamam. - Konu nedir?
Son zamanlarda çok düzgün davranmamış olabilir ama düşünüyorum ki...
Babamın töreninde, şarkımı söylemek istiyorum, The Famzy Anthem.
Bir de yeni albümüm için hazırladığım iki yeni şarkım var, tamamen hazır.
Bence söylersem törende herkes coşar gibi geliyor
o yüzden söylememe izin verirsen çok sevinirim.
Bilmiyorum yardımcı olur musun.
Aslında...
- Bence söyleyebilirsin. - Gerçekten mi?
Çok teşekkür ederim.
Bir şartla.
İyi temizle.
Evet, dinliyorum.
Neredesin?
Seni şimdi tokatlayacağım!
Acele et!
Dostum sil şunu çabuk.
Acele et, insanlar geliyor!
Geldiniz mi? Tamam.
Buraya merdiveni kim koydu?
Buraya merdiveni kim koydu?
Anlaşıldı tamam!
Tamam. Anlaşıldı. 414, 212.
- Tamam. - Tamam.
- Onların yanındalar mı? - Evet.
Joro D.
Hâlâ ikaz gelmedi.
Paramı
- dekorasyonlar ve masa için harcadım. - Alacaksın.
- Oraya gitmek istemiyorum. - Oraya gitme.
Sen! Sen, in aşağı!
- İn aşağı! - İn!
- İn aşağı. - Evet.
Dinle, ne yapıyorsun bilmiyorum!
- Duygusalım. - Duygusal olma.
Benim paramı öde. Gerekeni yaptım!
Evet, çok teşekkürler.
Bu Şef Akinwale Beecroft'un hayatının kutlamasıdır.
Ne derler bilirsiniz, ne kadar uzun veya iyi yaşadığınız önemli değildir
ama aşağıdaki cenette dans etmeyi öğrendiniz mi?
Yukarıdaki cenette?
Yoksa aşağıda mı?
Sizce Şef Akinwale nerede?
Bunu anlama kısmını size bırakıyorum.
Neyse, kutlamada sizinle olacağım.
Benim adım Onyekachi Anyamu, Kontinental David olarak bilinirim,
burada ve uzakta hayranlarım genelde öyle der.
Size söz veriyorum ki...
Evet.
Kültürün zengin bir gösterimi.
Hepimiz biriz.
Bu... Bu programın bir parçası mı?
Taze balık nasıl olur da biter?
Madam, Madam Tasty...
Sakin olun.
Beni mi görmek istiyorsun? Gel gör.
- Madam Tasty, bize yemek verin. - Lütfen şimdi.
- Ne zamandır çalışıyoruz... - Sabahtan beri.
Kesin sesinizi, ikiniz de.
- Bize makarna... - Susun dedim. Makarna bitti.
- Bolonez. - Fileto balık.
Siz hastasınız, ikiniz de.
Yemek istiyorsunuz, ağzınızı açıp yiyebilirsiniz.
Param nerede ha? Param nerede?
Beni müşterilerimin önünde küçük düşürüyorsunuz!
Bana iki gün önce vereceğim demiştiniz.
- Paranı mı istiyorsun? - Yemek mi istiyorsun?
İşimiz bitmedi.
Yemek mi istiyorsunuz? Param nerede?
Param nerede? Yemek yok size.
Yemek yok.
Joro!
Nisan saat sekiz yönünde.
Saat iki yönünde. Bu tarafan sekiz yönünde.
Sekiz yönünde.
Tamam.
Teşekkür ederiz.
Buraya parti için gelmedik. Cenaze için geldik.
Teşekkürler.
Çok iyisiniz.
Çok güzel dans ettiniz.
Neyse, hanımlar ve beyler, lütfen sıradaki etkinliğimizi alkışlayalım,
aşırı yetenekli, gelecekteki Grammy ödülü sahibi
ve Oskar ödüllü süper yıldız, AK Famzy!
Alkış!
Hey, bu adam neden bahsediyor?
Ben gelecek vadetmiyorum.
Hâlihazırda varım.
Anladınız mı?
Hey, büyük adam Famzy geldi.
Ne diyorsunuz?
İyisin, değil mi?
Sizi duyamıyorum. Sizi duyamıyorum dostum.
İyisiniz değil mi?
Çok iyisiniz değil mi?
Büyük adam Famzy geldi.
Anladınız mı?
Famzy Anthem, değil mi?
Kapat şunu. Neyin var senin?
Bu adam stajyer gibi.
Tecrüben yok mu senin?
Kapat şunu. Kapat.
Bu adamlar deli gibi
Deli gibi
Bakın, siz deli gibisiniz
Benimle konuşmadan önce, sen...
Adamın dibi.
Siz deli gibisiniz
Deli gibi
Bu adamlar deli gibi
Benimle konuşmadan önce, senin baban kim?
Evet bebeğim!
Sürekli mahalledeyim
Takılıyorum
Beni deniyorlar ama
sonuç yok.
Kemi...
Kız arkadaşın bana yazıyor ama
Kaçıyorum
Çok güzel değil
Beni güldürüyor
Şunun gibi
Uğraşırsan dayağı yersin
Ya da bıçaklanırsın
Silahlı gelsen iyi edersin yoksa suratına tokadı yersin
Şöyle
Siz deli gibisiniz
Deli gibi
Adamım deli gibisiniz
Benimle konuşmadan önce, senin baban kim?
Siz deli gibisiniz
Deli gibi
Bakın, siz deli gibisiniz
Benimle konuşmadan önce, baban kim?
Pekâlâ
Sıkı durun. Hatunum Ekanem burada.
Şekle şemale bak.
Fıstık gibisin, anladın mı?
Sevdim.
Sıkı durun millet.
Ben büyük adam Famzy'yim.
Anladınız mı?
Kızlara söylüyorum, numaramı isterseniz
haberim olsun.
Hey, elbiseni beğendim.
Kırmızı tehlikelidir.
Anladınız mı?
Onun içinde tehlikeli duruyorsun.
Âşık oluyorum, bilirsin.
İyi misiniz?
Hareketlerini görüyorum.
Siz deli gibisiniz
Deli gibi
Siz deli gibisiniz
Benimle konuşmadan önce, senin baban kim?
Hey DJ, biraz plakla oynasana. Neyin var senin?
Adamım.
- Daha bitirmedim. - Bitirdin.
Adam ateşli ha?
Süper yıldız AK Famzy için büyük bir alkış!
Şimdi bir miktar daha ahenkli müzik için
Sugar Band geliyor.
Hadi bakalım.
Vay canına.
Tüm bir aile dansı yapabiliriz.
Gördüğünüz gibi ilk eş sahneye çıktı!
Pekâlâ, çalımını göreyim.
Şuna bakın!
Bu kesinlikle Şef Baba'nın eşleri arasındaki
bir tören kıyafeti savaşına döndü.
Görenler de bunu mutlu bir düğün töreni sanacak.
Tanrım, şu renklere bakın.
Mikrofoncu, annemi çağırman gerek.
- Annem. Annem yok. Onu çağırman lazım. - Pistte değil mi?
Neyin var senin dostum? Annem...
- Dans pistinde. - Annem nereye söyleyecek misin?
Kesinlikle. Güven bana.
- Evet ama... - Param nerede?
- Paranı alacaksın. - Ne zaman?
Dörde kadar sayacağım ve paramı vermezsen
gidip rezillik çıkaracağım!
- Hayır, yapma. - Bir! İki!
Cenetten aşağı baktığında,
Şef Baba bugün burada olan eşleriyle gurur duyuyor olmalı,
ilkinden sonuncusuna, ortadakinden öndekine, nereye gidersen...
Müziği..
...durdurun...
...lütfen.
Benim şerefimi lekelediğiniz gibi
eşimi ve bu organizasyonu da
lekelediniz.
Metresler...
...kocamın cenazesini ele geçirdiler!
Ve beni kullanılmış bez gibi kenara attılar
ve benden bunu kabul etmem bekleniyor!
Bu hayatın kutlaması değil.
Bu metreslerin, kocamın yanlışlarının kutlaması!
Yeter!
Yeter! Ver şunu bana.
Herkes dinlesin!
Hanımlar ve beyler...
Bu yetimhanenin ilk çocuğu bendim.
Beni evlat edinmişti.
Hep utanç duydum.
Saklandım.
Çünkü ailesi tarafından hiçbir zaman kabul edilmeyeceğimi düşündüm.
Çocuğu olarak.
Sonra herkes bizi sandığında...
Mücadele etmedim.
Çünkü hiç sahip olmadığım saygıya sahiptim.
Ama şimdi daha iyi biliyorum.
Onu özlüyorum.
Bildiğim tek babayı.
Özlüyorum.
Hayatımda daha önce hiç bu kadar bencil insanlar...
- Bak... - Cahiller!
Dinle! Onlar senin ailen.
Hiçbiri bunların olmasını istemedi.
KEYSTONE BANKASI
Merhaba Avukat Castle. İyi günler, bugün nasılsınız?
Tabii ki. Sorun yok.
Evet.
Seni ararım.
Pekâlâ.
Herkese merhaba.
Hepimiz içeri girebilir miyiz?
Bugün buradaki herkesle
paylaşmam gereken önemli bir bilgi var.
Bay Castle, izin verirseniz...
...bölebilir miyim?
Gerçekten özür dilerim.
Peki.
Arkadaşlar, bence dün yapmadığımız
ama yapmamız gereken bir şey vardı
ve...
...bence bunu şimdi yapmamız önemli.
Açıkçası tansiyonun düşmesini bekleyecektim ama...
Leydi Kay...
Anne...
Ireti ve ben buradaki herkesle konuştuk
ve bir anlaşmaya vardık.
Bütün aile adına,
babam öldüğünden beri yaşadığınız her şey için özür dilemek istiyorum.
Bunu hak etmediniz, özür dileriz.
Teşekkürler.
Pekâlâ.
Son arzu ve vasiyetname.
Sevgili ailem...
...hatasız kul olmaz.
Affetmek, eminim ki öğrendiğimiz
ve hâlâ öğrenmeye devam ettiğimiz gibi
insana özgü olabilir.
Cenazemin olaysız geçeceğini düşünseydim
gerçeği inkâr ediyor olurdum.
Yarattığım bu durum ile mümkün değildi.
Hayattayken yüzleşme cesaretini bulamadığım.
Cenazemde her ne yaşandıysa
bunu hak ettiğime inanıyorum.
Bununla birlikte,
vasiyetname eki ve gösterişli törenler
hepinizi ilk defa bir araya toplamak içindi
ve umut ediyorum yeni bir şeyi başlatmak.
İnanıyorum ki bu işe yaradı çünkü hepiniz şu anda bunu dinliyorsunuz.
Gayrimenkullerin yöneticisi ilk oğlum Damilare'dir.
Croft Şirketler Grubunun yönetimini üstlenecek.
Her yaştan çocuklarım
beşinci ekte belirtildiği üzere direktör olarak görev alacaklar.
Bu malikaneyi sevgili eşim Kemi'ye bırakıyorum.
Birinci ekte belirtilen varlıklar
ve toplam 500 milyon Naira.
Nike ve Ekanem,
ikinize de 200'er milyon Naira.
İkinci ekte belirtilen varlıklar.
Kız kardeşim ve kızlarım,
200 milyon Naira.
Üçüncü ekteki varlıklar.
Shoffa Donatus, Pat ve Adaora,
50 milyon Naira.
Dördüncü ekteki varlıklar.
Bütün sevgili evlatlarım,
100 milyon Naira.
Altıncı ekteki varlıklar.
Tamam, pekâlâ.
Sanırım bütün çektiklerimize değdi.
- Evet! - Evet!
Bir şey daha var, lütfen.
Lütfen!
Oturabilir miyiz? Bir şey daha var.
Aileye hoş geldin.
Bir şey daha, lütfen.
Otur.
Lütfen oturun, bir şey daha var.
Ufak bir şey daha var.
Ufak bir detay daha var.
Beyler, gelebilirsiniz.
Herkese günaydın.
Günaydın.
Kaybınız için lütfen taziyelerimizi kabul edin.
Biz Keystone Banktan geliyoruz.
Bunlar Şef Baba'nın bankacıları.
Sanırım bize verecek bilgileri var.
Sakin olun lütfen. Sakin olun.
Hoş geldiniz.
- Çekler! - Çing!
Ben buradayım.
Ben almadım.
Buraya iki tane.
Söylediğim gibi.
Bunlar Şef Baba'nın bankacıları.
Burada olmalarının sebebi
Şef Baba'nn son arzusu olan kendi IPO'su.
Uluslarası Teklif Organizasyonu.
Pekâlâ IPO aslında meslekten olmayanlar için halka arz anlamına geliyor.
Bu demek oluyor ki Croft Grup Şirketleri halka açılmak istiyor
ve halkı da şirketten pay almaları için davet ediyor olacaklar.
Tamam, bu diğer anlamı.
80 milyar mı?
Onu da paylaşacak mıyız?
Hayır.
Ama biz yükleniciler olarak Croft grup adına
satışa çıkaracağımız miktar bu.
Peki neden şirketi halka açıyor?
İstediği her şeyi yapacak parası var.
Şirketin gerekleştirmek istediği Afrika girişimi
devasa bir gider yaratıyor.
Yani bunun anlamı, halka arz sayesinde
para ve vasiyette belirtilen bütün şartlar
süreç tamamlanana kadar erişilmez olacak.
- Erişilmez mi? - Hayır.
Hayır, delirmişsiniz siz.
Bir saniye hayır. Ya sonuçlanmazsa?
Olabilecek bütün sonuçlar
sizlere dağıttığımız dokümanlarda yer alıyor.
Pekâlâ. Bu ne kadar sürecek?
Üç ila dokuz ay sürecek.
Şaka olmalı.
Jaka yapıyorsun dostum.
Tamam, bunun özel bir an olduğunu anlıyoruz
o yüzden sorularınız olursa biz bekleme odasında olacağız.
Çok teşekkürler.
Teşekkürler. Herkese teşekkürler.
- Teşekkürler. - Bütün her şey söylendikten sonra
büyük kavgalar, sinir krizleri,
Şef Baba'nın bizi miras olmaksızın bıraktığını anladık.
Kardeşim, her an her şeyin olabileceği Beecroft ailesine hoş geldin.
Güleyim mi ağlayayım mı bilmiyorum.
Ne dediğini çok iyi biliyorum.
Ben güleceğim.
Gerçekten...
Leydim Kay, Şef Baba bunu bekliyordu.
Hadi kendimizi öldürmeyelim.
Ve siz ikiniz, gördüğüm kadarıyla
çok yakışmışsınız
Gelinle damat gibi.
- Çok şüpheli duruyorlar! - Senin derdin ne ha?
Derdin ne senin?
Şu ikisine bir bakın.
Çok yakışmamışlar mı?
Evet!
Parayı da kızı da kaptın.
Aileyi buldum ve paha biçilmez değerde bir mücevher kazandım.
Halka arz ve sonrasında yaşananlar
o başka bir günün hikâyesi olsun.
Şimdi, izin verirseniz.
Affedersiniz, kimsiniz ve kimi arıyorsunuz?
Deli gibisiniz
Deli gibi
Siz deli gibisiniz
Benimle konuşmadan önce, senin baban kim?
Sürekli mahalledeyim
Takılıyorum.
Beni deniyorlar ama
Sonuç yok
Kız arkadaşın bana yazıyor ama
Kaçıyorum
Neden?
Güzel değil, yavan
Beni güldürüyor
Uğraşırsan dayağı yersin
Ya da tokadı ya da bağlanırsın
Siz deli gibisiniz
Hayır, deli gibi hareketlisin
Siz deli gibisiniz
Benimle konuşmadan önce, senin baban kim?
Siz deli gibisiniz
Deli gibi
Siz deli gibisiniz
Benimle konuşmadan önce, senin baban kim?
Görüyorum seni, sen de beni
Ama beni gerçekten göremezsin Sen korsan gibisin
Saydığım çok adam yoktur
Menajerin ödeyemez bedelimi
O yüzden beklerim, sıramı
Çünkü ben geleceğim sen geçmiş
Evet, sen sonuncusun
Son sırada
Anladın mı?
Beecroft olayı bu
Ve adam bir şeyi görürse asla konuşmaz
Yoksa muhbir olursun ben zengin
Ama sen zengin değilsin
Ve annen de bir cadı
Siz deli gibisiniz
Hayır, deli gibi hareketleriniz
Siz deli gibisiniz
Benimle konuşmadan önce, senin baban kim?
Siz deli gibisiniz
Deli gibi
Siz deli gibisiniz
Benimle konuşmadan önce, senin baban kim?
Evet.
Orada boş adam duyuyorum,
boş boş konuşuyor, bütün yetimlere
adam saygısızmış diyor.
Ama belli ki, adam konuyu açmış,
yani adam yetimler hakkında konuşmamış.
Yani saygısızlık yok.
Adam saldırgan olmamış, anladın mı?
Peki senin baban kim?
Beecroft olayı bu.
Sıkı dur adamım.
Sıkı durun beyler.
Adım Famzy, evet.
İsmi hatırlasan iyi edersin.
Çünkü ihtiyacın olacak.
Sonra adımla çığlık atacaksın.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.