All language subtitles for Black Spot S01E01 (tr)

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian Download
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese Download
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

KAYIP

Sanırım onu daha önce görmüştüm.

Adı Sandra Chevrier.

Çaylak bir eyalet hemşiresiydi.

Yazık, sevmiştim onu.

Pekâlâ...

...gözlerini şu lanet kargalar çıkarmış.

Gerisi insan işi.

Beş keskin bıçak izi.

Şurada kan var. Buraya taşınmış...

En az on saat önce olmuş.

Muhtemelen dün akşam.

Burası çok uzak bir yer.

Ne işi varmış ki?

-Ayıcık? -Efendim?

Şuna bak.

Ne o?

Buradaki...

Sonsuzluk...

Ona şans getirmemiş.

Evet, biliyorum garip. Bunu daha önce de görmüştüm.

Topraktaki demir oksit olmalı.

Kuşlar çılgına dönüyor...

Ağaçlar kanıyor...

Berbat bir yeni yıl olacak.

VILLEFRANCHE'A HOŞ GELDİNİZ

JANDARMA

Kesin sesinizi! Çalışmaya çalışıyorum!

Binbaşı!

Kereste fabrikasının önünde protesto var.

İki gün içinde kapanıyor. Eskiyebilir.

-Hermann? -Evet?

Gidip bakabilir misin?

-Olaylar büyümeden? -Tamam.

Nasıldı?

Bıçaklanmış ve asılmış bir kadın.

Peki. Bu arada yeni bölge savcısının arabasında bir problem varmış.

İyi. Zaten burada ne işi var anlamadım.

-Bu ne? -Şöyle ki...

Yeni bölge savcısı Frank Siriani.

André onu yol kenarında bulmuş,

römorkuna takıp getirmiş.

Yani o...

Hayır, uyuyor.

Arılara alerjiniz mi var?

Diğer birçok böceğe...

...ve güneşe, toza, polene,

bir de fındık fıstığa...

Hayatınızı renklendiriyor olmalı.

Orada ölebilirdim...

Villefranche'a gelmek kolay değil.

Üç saatlik bir yoldan sonra, 1,5 kilometre kala

arabam durdu.

GPS'imden de bir sinyal alamadım.

Ölü bölgedeyiz.

Cep telefonu sinyali yok, GPS yok...

Mikrodalga fırın bile çalışmayabiliyor.

Beyefendi, biz savcılarla genelde telefonda görüşürüz,

siz neden geldiniz?

Tüm davalarınız bana verildi

ve masamdaki yığını görünce

gelip görmem gerektiğini düşündüm.

Burası da küçük bir kasaba işte.

Öyle mi?

O zaman neden cinayet oranı

ülke ortalamasından altı kat fazla?

Yalnızca üç jandarmam var.

Adli tabip de yerel doktorumuz.

Dondurucu kışları, yakıcı yazları olan

bu dev ormanın içerisindeyiz

ama her şey yolunda.

Bagajımdaki 37 cinayet dosyası öyle olmadığını söylüyor.

Otuz sekiz.

Bu sabah bir ceset bulduk.

Bu Yaver Ferrandis.

Bu da eyalet savcısı, çalışmalarımızı

görmek için gelmiş.

Camille Laugier. Polis memurluğu sınavına çalışıyor.

Ve Hermann, Baş Yaverimiz.

Merhaba.

Sandra Chevrier ile ilgili neyimiz var?

Hiçbir şey.

Bekar, arkadaşı yok.

Evinde de ilginç bir şey bulmadım.

Adamı tanıyoruz.

Evet, Dimitri.

Kim o?

Erkek kardeşi. Beraber bir koruyucu ailede büyüdüler.

Buraya onu almaya gelirdi. Uyuşturucu kullanıyordu...

Hep başı belada bir tip.

Gidip bir bakalım mı?

Biliyordum!

Biliyordum! Bu bana bir şeyi hatırlattı.

Hatırlıyor musun? Beş sene önce,

aynı ağaçta kendini asan bir çocuğu kurtarmıştık.

Görüyor musun? Bu gözlük,

ağaca kazılmış.

Hayır. Bence o, matematikteki sonsuzluk sembolü.

Hayır, bu bir gözlük.

Adı Bruno Winkler.

Ailesi yakınlarda yaşıyor.

-Adresi var mı? -Evet...

O hâlde, arabam onarılırken, bir yandan da bakacak 37 dosya varken

gidip buna bakalım.

Sizin arabanıza bineriz Binbaşı.

Ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Genellikle zili çalıyorum.

Burada ne işiniz var?

Korkunç bir şey.

Elbette Sandra Chevrier'yi tanıyoruz,

onun hemşiresiydi.

Bruno'ya bakmak için dün akşam buradaydı.

Ne kadar zamandır bu işle meşguldü?

İki hafta önce başladı.

Bruno onu sevmişti.

Son beş yıldır

bu şekilde.

Beyni oksijen yetmezliği yaşadı.

Doktorlar neden hâlâ hayatta bilmiyorlar.

Ama biz umudumuzu kaybetmedik.

Sizi duyabiliyor.

Onu bilmiyoruz Mathilde. Kimse bilmiyor.

Ceset, aynı oğlunuzun seçtiği ağaçta asılıydı.

Onu neden...

Ellemeyin!

Merak etmeyin, aynısından bende de vardı.

Kaju fıstığıyla bir talihsizlik yaşamıştım.

Peki neden dün akşam, 21.00 ile 01.00 arasında

bir şey kaydetmemiş?

Görünüşe göre geceye ilişkin hiçbir kayıt yok.

Ne diyebilirim bilmiyorum.

Bu makineleri hep hemşire kullanıyor.

Oğlunuzun beş sene önce neden intihar ettiğini biliyor musunuz?

Hayır.

Kereste fabrikasında çalışıyordu, nadir görürdük.

Hiç beklemiyorduk.

Ama onu bir daha asla terk etmeyeceğiz.

Yalnızca bir refleks. Zaman zaman oluyor.

Ödümü patlattılar.

Fark ettim.

-Dövmeyi de fark ettin mi? -Evet.

Dante'nin İlahi Komedya'sında

intihar edenlerin Cehennemin Yedinci Katı'nda

bir ağaca dönüştüğünü biliyor muydunuz?

Öyle mi?

Umarım Sandra'nın kardeşi Dante'den daha çok yardımcı olur.

Sizi jandarmada bırakabiliriz.

Şaka mı yapıyorsun? Devam edelim.

Villefranche şimdiye kadar vadettiklerini verdi.

Eminim burası turistlere tanıtılmıyordur.

Her yerde olan problemler burada da var.

Her zamanki yaklaşımımızı uyguluyoruz.

Dimitri! Binbaşı Weiss!

-Burada durmayın. -Neden?

-"Her zamanki yaklaşım" da neyin nesi? -Durma orada!

Dimitri!

İyi misiniz?

Başınızı öne eğin.

Geriye değil! Böyle yapıyorsunuz...

Bu saçmalıktan bıkmadın mı Dimitri?

Kahretsin dostum,

başıma kakmana gerek yok! Kız kardeşimi çağırın...

Bir aydır birbirimizi görmedik.

Bir tartışma yaşadık,

uyuşturucuyu bırakmamı istedi.

Nasıl gitti peki?

Uyuşturucular nerede? Tuvalette mi?

-Dün akşam neredeydin? -Burada.

Benim arabayla hiçbir yere gidemiyorum.

Sandra hiç Bruno Winkler'den bahsetti mi?

Hastalarından biri.

Onu tanıyor musun?

Biri onu öldürdü ve sonra ağaca astı,

bu işin şakası yok.

Dimitri?

Ne oldu?

Ona tecavüz etti! Olan bu!

-Neden bahsediyorsun? -Beş yıl önce...

Sandra ile birlikte kereste fabrikasında bir yaz işine girmiştik.

Winkler müdürümüzdü.

Bir akşam, işten sonra,

bir köşede onu buldum, titriyordu...

Kimseye söylemedin mi?

Savcı aracılığıyla şikayetçi oldu,

bu yüzden intihar etmek istedi.

-Neden şikayetin hiç kaydı yok? -Bilmiyorum ama yapan oydu.

Winkler yaptı.

Dimitri...

O yaptı, lanet olsun!

İntikam arıyordu!

Bu yüzden geri döndü!

Harika.

Teşekkürler.

Pekâlâ...

...tecavüz Temmuz 2011'de raporlanmış.

Ama kanıt yokmuş

ve Winkler da komada olunca, dosya kapanmış.

Ona inanmamışlar.

Ya da birileri Steinerların ismini lekelemek istememiş.

Steinerlar mı?

Belediye başkanının ailesi.

Kereste fabrikası ve kasabanın yarısı onun.

Neden onun bakıcılığını yapmak istesin ki?

İntikam için belki de?

Silinen bütün kayıtlarda

bir şeyler olmalı.

Ölen kız olmuş,

uyuyan tecavüzcü değil.

Hermann aradı. "Karışık", "kereste fabrikası" ve "acil" dediğini duydum.

Tamam mıyız?

-Geliyor musunuz? -Hayır. Bugünlük bu kadar yeter.

-Gelişmelerle ilgili beni arar mısınız? -Tabi ararız.

KAPANMAYA HAYIR

Onu oraya nasıl asmışlar?

Ok kullanmışlar.

Sizi burada istemiyoruz!

Orospu! Kahrolası puştlar!

Puştlar! Peşimizi bırakın!

Sizi istemiyoruz.

KERESTE FABRİKAMIZA DOKUNMAYIN

Orospu çocukları!

Sakin olun!

Sakin olun! Sakin!

Biraz anlayışlı olabilir misiniz?

Sakin! Herkes sakin olsun!

İyi misiniz?

Evet. Yalnızca sakin olmamız lazım.

-Defol git! -Lanet olsun Victor!

Bir daha yaparsan ağzına sıçarım!

Anladın mı? Göt herif.

Tamam, ben hallederim. Başkan orada.

-Defolun gidin! -Orospu çocukları!

-Lütfen... -Bu kereste fabrikası bir sembol Steiner,

kapatamazsın. Ayrıca bundan ne kazancın var?

Neden kızdığınızı anlıyorum, tamam mı? Anlıyorum. Ama sizin de anlamanız gerek,

ben ne yapıyorsam sizin için yapıyorum, kasabamı kurtarmak için.

Saçmalık!

Kasaban mı? Orta çağda yaşamıyoruz!

Sizi Karanlık Çağ'dan kurtarmaya çalışıyorum.

Şerefsiz!

Siktirin gidin!

Sakin olun!

Siktirin gidin!

-Sakin ol! -Sen sakin ol!

-Bizi itip kakmalarına izin veremeyiz! -Hayır! Asla!

Asla!

Bugünün emirlerini engellediler. Yazık!

Validen destek istemiştim. Neredeler?

Beni araman gerekirdi. Ben onlarla konuşabilirim.

Hepsi bu değil...

Steiner! Burjuva domuz!

Steiner! Burjuva domuz!

Steiner! Burjuva domuz!

Al bakalım.

Cora.

-Merhaba Anne. -Bu kadarı da fazla.

Bundan bıktım artık.

GDO'lar, mezbahalar...

-En sonunda karakolu boylayacaksın. -İyi,

harika oda servisleri var.

Rudy, sana güveniyordum...

Kusura bakmayın Bayan Weiss, sinemaya gitmek istedim.

En iyi arkadaşın Belediye Başkanı'nı koruyacağını biliyordum.

Yanlış taraftasın.

Bunu anlamayan bir tek sen varsın.

Ne yapıyoruz şimdi?

Herkesi içeri sokuyoruz.

Harika.

Hadi.

Cidden benim kapatmak istediğimi mi düşünüyorlar?

Kerestecilikte artık para yok. Bitti.

-İlerlememiz gerek. -Bana yüklenme,

sen kapatmak istedin.

Özür dilerim. Senin hatan olmadığını biliyorum,

ama ilave strese ihtiyacım yoktu zaten yeterince...

Marion geri gelecek.

Firariler her zaman bulunur, altı ay sonra bile.

Bütün bölgeye haber verdik.

Biliyorum.

Bugün ormanda bir ceset bulundu.

Beş yıl önce burada yaşanan bir tecavüzle bağlantılı.

Burada mı?

Şirket kayıtlarıyla ilgili yardımın olabilir.

Mahkeme emri olmadan olmaz.

Babanın arkadaşları sağ olsun asla emri çıkartamayız.

Yapma. Kanunu benim kadar sen de biliyorsun.

O kız fabrikanda tecavüze uğradı, bunu ona borçlu olduğunu düşünmüyor musun?

-Utanılacak bir şey değil mi bu? -Tabii ki değil. Ayrıca,

işimizle özel hayatımızı ayrı tutacağımızı düşünüyordum.

Adı Sandra Chevrier'di, ilgini çekerse diye...

Benim aksime, o dönmeyecek.

Altı.

Yedi.

Sekiz.

Dokuz.

-Ve... -On.

Sizi uyarmıştım! Ben sarhoş olmam. Yapım bu.

Nedenini bulmak için otopsimi bekleyeceksiniz.

Bu akşam epey kalabalık.

Evet, eski kereste fabrikası işçileri için ilk içki bedava.

Belediye başkanı ile tartışma yaşamış birine benziyorsun.

Hiç de değil.

Evet, onunla flörtleşmeyi bıraksan iyi olur,

başını belaya sokacak.

-Bira lütfen. -Bak,

20 yıl önce lisede bir yıl boyunca çıkmıştın!

Önüne baksana artık!

Yerinde olsam,

çalılıkların arkasında eğlenmek için şu adamlardan birini seçerdim.

-Ben söyleyeyim de. -Yapma şunu.

Bir süredir ayrıyız.

-Öyle mi? -Hey duydunuz mu?

Binbaşı Weiss!

Nasılsınız?

Başkanın kıçını yalamak güzel miydi?

Lütfen kibar ol. Bu akşam çalışmak istemiyorum.

Ben çalışmak istiyorum

ama artık yapamıyorum!

Hayatımın 18 yılını, o kereste fabrikasına verdim.

Evet ama olay çıkartmanın faydası olmayacak.

Sekiz parmakla ne yapacaksın?

Hey, sakin ol Pierrot, bu kadar yeter.

Parmaklarımı bir avcılık kazasında kaybettim,

sinirli, vahşi bir yaban domuzu yüzünden.

Kafası artık oturma odamda duruyor.

Seninki de yanına yakışır.

-Ne dedin sen? -Sen de yapmak istediğini biliyorsun.

Sana göstereceğim orospu!

Hâlâ burada mısınız?

Mekanik problemlerimin kapsamını küçümsemişim.

Burada oda bulabileceğim söylendi.

Sabine pek turist canlısı biri değildir.

Değneğini sallarkenki hâlini düşünürsek...

-Hemşireden haber var mı? -Henüz yok.

Ormanda ne işi varmış bilmiyoruz.

Başkan da yardımcı olmuyor.

Ama ikinizin yakın olduğunu duymuştum.

O iş karışık.

-Yardım etmek için buradayım. -Hayır, ceza çekmek için buradasınız.

Araştırmamı yaptım.

Villefranche'a gönderilmeniz için ciddi işler karıştırmış olmalısınız.

Patronlarımın ve benim görüş ayrılıklarımız oldu diyelim.

Gitmem lazım.

Çözülecek dava var mı?

Bu gece için bol şans.

Geri gelmişsin.

O yüzden...

...tekrar kavga etmeyelim.

Cora...

...bugün epey iş karıştırdın.

Kapatılmaya karşı acil durum işlemleri planlıyoruz. Hepsi bu.

O zaman eğlence daha bitmedi.

Çok komik.

4 Aralık 2015'ten beri KAYIP

Bertrand'ı kızdırmaya mı çalışıyorsun?

Marion'un gitmesi onun suçu.

Hepsi onun suçu.

O kadar basit değil.

En yakın arkadaşım kayboldu. Onu özlüyorum,

bence yeterince basit.

O zaman, iyi geceler...

Eğitimine erken gitmiş olacak.

Benden kaçmak için yapıyor.

Kahvaltısını etmiyor yani.

-İyi misin? -Hayır.

Zor bir gece geçirdim, şu asılma işi beni gerdi.

Winkler'in yanımda yattığını hayal ettim,

içimi korku kapladı.

Hassas tarafın ortaya çıkıyor.

Çok komik.

Şüphelilerimizin komada olmasına alışık değiliz.

Peynir aldın mı?

Aile ile tekrar görüşmeliyiz,

onlarda bir gariplik var.

Niye?

Oğulları beş yıldır bitki olarak yaşıyor

ve buna sebep olan kız bir gün çıkageliyor.

Sen olsan ne yapardın?

Sen evlerini ara, ben sana yetişirim.

Olur.

Bu tam bir saçmalık.

Biz ona bir şey yapmadık.

Ortaya çıkmadan önce onu tanımıyorduk bile

ve tecavüz hikayesi de tam bir saçmalık.

İki gece önce neredeydiniz?

Burada. Bruno'yu yalnız bırakamam.

Yatak odasında bir şey bulamadım.

İyi misin?

Evet.

Bana son günlerindeki karımı hatırlatıyor.

Yanımdaydı ancak...

...orada değildi.

Beş yıldır bunu nasıl yapabiliyorlar?

-Bana böyle olursa... -Kafandan vururum.

Özetle bir mazeretiniz yok.

Oğlum kimseye tecavüz etmedi.

Ve insanların eşyalarına dokunmasından nefret eder!

-Ayıcık? -Efendim?

Gel.

Hemen dönerim.

Ne oldu?

Ellerine bak.

Ne bu?

Bekle, dahası var.

Ne oluyor?

Ne demek arabam çalışmayacak?

Nereden bilebilirim? Tamirci değilim.

Anlaşılan o ki, götürmeleri gerekiyormuş.

Bir de yabancı araçlarda bu oluyor.

-Araba Fransız malı. -Sonuçta buralardan değil.

Dosyalarınızla ilgileniliyor. Biraz sürecektir.

Buyurun size "Kral Dairesi"nin anahtarları.

Burada bir gece daha geçirebilir miyim bilmiyorum.

Söylediklerinize dikkat edin.

STEINER Yol ve Telekom Ağı

Dimitri?

Şuna bak. Sanırım öldürüldüğünde bunu arıyormuş.

Neden biliyor musun?

Neden orada bilmiyorum. Yıllar önce gömmüş olmalı.

Dün gece buradaydı.

-Kim? -Winkler.

Dimitri kes şunu. Kendisi komada. Resimlere odaklan.

Yemin ederim buradaydı, ağaçların arkasından beni izliyordu!

Verdiğim numarayı aradın mı?

Bu şekilde devam edemezsin.

Yardım alman lazım.

Beni yalnız bırakma. Gene gelecek.

-Hey. -Beni öldürecek!

Sakin ol. İyileşmen lazım.

Benim için yapmasan da kardeşin için yap.

Anlıyor musun?

-Tamam mı? -Tamam.

Bir dakika, ayaklarını sen de gördün ve makine geceleri çalışmıyor.

Kontrol ettim. Beş yıldır bitkisel hayatta.

Geceleri koşuya çıkamaz.

Hayır, bu evde bir şeyler dönüyor.

Ama bu resimlerin çok faydası yok.

Winkler'in aklını alacağım!

Gergin görünüyorsun.

-Sana bir adam bulsam iyi olur. -Hermann.

Diğer yaz stajyerlerini bulman lazım.

Belki onlar fabrikada ne oldu hatırlarlar.

Steinerlar'a sormadan diyorsun.

Steinerlar'a sormadan.

Gene oraya mı gidiyor?

Bitti zannediyordum.

Hayır. Marion kaybolduğundan beri daha da kötüleşti.

-Nasıl ödü bokuna karışmıyor bunun? -Merak etme,

bence her an her saniye korkuyor.

Şimdi de beni takip mi ediyorsun?

-Ne aradığını bilmem gerekiyor. -İşle ilgili şeyleri kontrol ediyorum.

Tabii. Gecenin bir yarısı yalnız başına mı? Hayır...

Bu ne?

Marion mu?

-Ne? -Onu mu arıyorsun?

Bir şey biliyorsan söyle.

-Yardım etmeye çalışıyorum! -Etmiyorsun!

O burada mı? Öyle mi?

Bir şey mi biliyorsun?

Bir şey mi biliyorsun?

Hayır, bilmiyorsun ki bu iyi bir şey, zaten o buradaysa ölmüştür.

Kahretsin...

Dokunma ona.

Ne oluyor burada?

Yapmam gerekeni yapıyorum.

Oğlum için.

Onu buraya sen mi getirdin?

Her gece yaptığım gibi.

İhtiyacı var.

-İçeri götürmelisin. -Hayır.

Bırak...

Oğlun ölüyor. Doktor çağırmalısın.

Doktorlar bir şey bilmiyor!

Onu hayatta tutan şey toprak, makineler değil!

Neden bahsediyorsun?

O haklı Mathilde.

Bunu yaptığımız için deli olmalıyız.

-Onu asla terk etmeyeceğiz dedik. -Biliyorum.

Ama ne anlamı var?

Onu böyle görmeye dayanamıyorum.

Onu buraya getirebilmek için her şeyimizi feda ettik.

Bu şekilde yaşayamayız, tüm bunların ne anlamı var?

Bak ona.

Bak ona.

Gitmesine izin vermeliyiz.

Böyle konuşma. Lütfen.

Bu şekilde yaşamaya devam edemeyiz.

Bahçelerinin ortasında çırılçıplak yatıyordu.

Ona acımadan edemedim.

Ben de bahçemde çırılçıplak yattım.

Kâbuslarıma bir yenisini daha ekledin.

Bir içkiye ne dersin?

-Ne? -İster misin?

-Hayır, çok erken. -Sonuçta bir yerlerde de akşam oldu!

Kereste fabrikası stajyerleri ne oldu?

Üçünü buldum.

-Öyle mi? -Hepsi tecavüz olayını duymuş,

ama Winkler'in ne kötü bir şey söylediğini ne de yaptığını söylüyorlar.

Sandra Chevrier ve Bruno Winkler'de aynı dövmeden var.

-Gözlükler. -Onlar beraber miydi?

Hayır, beraber olsalar neden tecavüzden şikayetçi olsun?

Tecavüze dair bir kanıt yok. Herkese yalan söylemiş de olabilir.

Sonra da herhangi bir sebeple,

-dövmeyi sildirmiştir. -Şikayetçi olmuş.

Kereste fabrikasında bir şey oldu

fakat Bertrand eşyalarına bakmamıza izin vermiyor.

Belki de nazikçe istememişsindir.

Tüm kayıtlarıma el koymak mı istiyorsun?

Tamamen profesyonel bir talep.

-Frank Siriani. Ben yeni bölge... -Biliyorum.

Sizin fikriniz olduğunu tahmin ediyorum. Harika.

Adliyede hâlâ birkaç arkadaşım var,

-nazımız geçer. -Ne kötü. Satıştan önce

bütün dokümanları yok etmiştik.

-Yapmadın değil mi? -Yaptım.

Ama Sandra Chevrier'nin stajına ilişkin her şeyi sakladım.

Buyurun.

Sana gönderecektim ama sen ağır abileri çağırmışsın.

Söyleyeceğimi ilginç bulabilirsin.

İntihara kalkışmasından hemen önce Bruno Winkler işçilerden

uyuşturucu testi talep etmiş ve beşi pozitif çıkmış.

-Bundan haberin var mıydı? -Hayır,

henüz yönetimi elime almadım.

Bölge Savcısını rahatsız etmeye değmezdi.

Beni merak etmenize gerek yok,

sizinle tanışma fırsatı yakalamak benim için her zaman bir zevk.

Pekâlâ, benim için de öyle ama sizi yemeğe davet etmeyi yeğlerdim.

Alışkanlık meselesi işte.

Bertrand, gidelim mi?

Geliyorum.

-Selam. -Selam.

Villefranche henüz bütün sırlarını ortaya dökmüş değil.

-Kadın kimdi? -Léa Steiner...

...başkanın karısı.

Dimitri tabii ki pozitif çıkmış.

Kendini örtbas etmek için Winkler'i tecavüzle suçlamış.

Kardeşiyle sevgilisi arasında bir seçim yapmak zorunda kalmış.

Yalanını açıklıyor ama cinayeti değil.

Beş yıllık sessizlik uzun bir süre, inan bana.

İnsanlar da genelde bu zamanda öldürülürler.

Kutuyu çıkarmak için geri döndü.

Çünkü konuşacaktı.

Ve kardeşini terk edecekti.

Dimitri?

Burada!

Siktir. Ne yaptın sen? Dimitri? İtfaiyeyi çağır!

Üzgünüm Binbaşı, doğru numarayı aramadım.

Ayıcık'tan Hermann'a...

Onu öldürmek istemedim.

Sürpriz yapmak istedim, onun için kullanmayı bıraktım,

çok gururluydum! Ben...

Sonra onu Winkler'in evinden çıkarken gördüm...

...onu hâlâ seviyordu! Ağaçlarına bile geri gitti!

Sen de onu ağaca kadar takip mi ettin?

Hadi! Konuş benimle!

Her şeyi unutmasını söylemek istedim,

ama o, benden kurtulmak için, konuşmak istedi

özgür olmak için.

Ben de özgür olmak istiyorum Binbaşı.

Hey! Hadi! Beni duyabiliyor musun?

Benimle kal. Hadi Dimitri! Ayıcık!

Sakın öleyim deme! Siktir!

Benimle kal! Beni duyabiliyor musun?

Kahretsin, ölüyor!

Ne oluyor?

Bitti, bu akşam kapanıyor.

-Acil durum işlemlerine ne oldu? -Jérôme hiçbirini yapmadı.

Hastanede. Dayak yemiş.

İcabına baktın mı?

Bu gece artık sürpriz yok.

Argümanlarım fikirlerini değiştirdi.

Tamam. Ayrıntıları boş ver.

Yıkım izni ne durumda?

Hakim sorun yok diyor ama yeni bölge savcısı onu endişelendiriyor.

Sorun değil.

Madem öyle...

-Bira alabilir miyim lütfen? -Tabii.

-Hâlâ burada mı? -Yani...

Sağ ol.

"Hayat yolculuğumun ortasında, kendimi karanlık bir ormanda buldum."

Dante'yi bırak şimdi. Ciddiyim.

Villefranche'da hiç kilise olmadığını fark ettim.

15. yüzyılda bir tane yapmaya çalışmıştık.

Taşlar gemiyle gelecekti,

sonra bir fırtına çıktı ve battılar. Hikâyenin sonu.

Sonuç olarak, yalnızız.

Teşekkürler.

Arabanız tamir oldu. Özellikle ben istedim.

Sanırım biraz daha kalmaya karar verdim.

Burada çok fazla arı ve fındık, fıstık var.

Olabilir ama siz beni Villefranche'da özel bir şey olduğuna

ikna ettiniz.

Ben de sizi araştırdım.

Villefranche'da doğmuşsunuz ve hep burada kalmışsınız,

bir jandarma için nadir bir durum.

Bir de şuna rastladım.

KAYIP KIZ LAURÈNE CANLI BULUNDU

Yirmi yıl önce, siz de karanlık ormanda kaybolmuşsunuz.

Sizi bulmaları üç gün sürmüş.

İki parmağınızı kaybetmişsiniz.

Görünüşe göre başkanın kızından daha şanslıymışsınız.

Altyazı çevirmeni: Utkun Birsen

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.