All language subtitles for The.Penguin.S01E08.A.Great.Or.Little.Thing.2160p.MAX.WEB-DL.DDP5.1.x264-NTb

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil) Download
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Francis.

Acı verici, biliyorum, ama hatırlamaya çalışmalısın.

O zamana geri gidelim.

Geri gidelim.

Fran, benim.

Fran?

Benim.

Hadi bebeğim. Aç şu kapıyı.

Uyuyabildin mi?

Onlar iyi çocuklardı.

Evden çıkmak sana iyi gelebilir.

Beni endişelendiriyorsun Fran.

Keşke cenaze masraflarını ödememe izin verseydin.

Jack ve Benny'e güzel bir uğurlama yapardın.

Peder Vincent ile konuşabilirim.

- Eminim... - Neden?

Bana mendil uzatıp tanrının

takdiri olduğunu söylesinler diye mi?

Oğullarımın yasını tutmak için halka açık bir gösteriye ihtiyacım yok.

Oz son zamanlarda sık sık dükkana uğruyor.

Onunla konuşmadığını ve gözlerine bile bakmadığını söylüyor.

Oswald hep ilgi isterdi.

Bununla barışıktım.

O farklıydı.

Ama şimdi yaptığı şeyle, olmaz.

Ne yaptı ki?

Fran?

Bunu paltosunda buldum.

Anlamadım...

Onlarla beraberdi Rex.

Bana yalan söyledi.

Eve geldi,

üzgün numarası yapıyordu,

sanki kurban oymuş gibi,

ama biliyordu.

Yavrularım o tünellerde boğulurken,

o tek kelime bile etmedi.

Fırsatı vardı, lanet olası fırsatı vardı,

bir şey söylemek için, bir şey yapmak için,

herhangi bir şey, durdurmak için.

- O bir çocuk. - Onları içeri kilitledi.

Polislerin dediğine göre,

onları buldukları yerin kapısını zorlayarak açmışlar.

Eğer bilseydim, eğer sadece söyleseydi...

onları kurtarabilirdim.

Şu anda yanımda olurlardı.

Ama Oswald bunu istemedi. Hayır. Onun istediği

bendim. Sadece kendisi için.

Evimde bir şeytan yaşıyor Rex.

Ne yapacağım ben?

Bu tür bir durumla başa çıkmanın birkaç farklı yolu vardır.

Eğer Oz dediğin gibiyse,

onun gibiler

bir amaca hizmet ederek

büyük işler başarabilirler,

özellikle de benim işimde.

Ama onları nasıl zaptedeceğini bilmen gerekir.

Bana gelenler genelde para kazanmak istediklerini söylüyorlar.

Bunda sorun yok.

Ama hırs sana sadakat kazandırmaz.

Ben sadakat istediğim için,

bir baba arayan adamları topluyorum.

Bunun gibilerin doldurması gereken bir boşluk olur.

Onlar benim için her şeyi yaparlar.

Şu anda Oswald'ın da...

bir babaya ihtiyacı var.

Seni elde etti.

Hmm.

Kendini sana adamış durumda.

Bunu kullanabilirsin.

Onda olanı geliştir, benimse, büyüt.

Belki de büyük birisi olur.

Ya da olamaz. Bilemem.

Görmek için bu kumarı oynamalısın.

Görmezden gelmemi mi istiyorsun?

Yaptıklarını görmezden mi geleyim?

Nasıl bir anne olurum...

bunu yaparsam...

Yapamam.

O zaman bırak gitsin.

Bırak gitsin derken...

Bunun için bana yardımcı mı olacaksın?

Anne.

Sana yemek getirdim.

Yerinden kalktın.

Üstünü giyin.

Dışarı çıkıyoruz.

Hadi durma. Takım elbiseni giy.

Anne bak kim geldi.

Evet tatlım.

Rex sonra seni eve bırakacak.

- Gerçekten mi? - Gerçekten.

Farkındayım son zamanlarda kendimde değildim, o yüzden bu geceyi daha özel hâle getirmek istedim.

Onları özlediğini biliyorum anne.

Ben de özlüyorum.

Hayır, bir dakika.

Her şey yolunda.

- Francis. - Bekle. Ne yapmaya...

Şu ana odaklanalım, tamam mı?

Ne?

Oswald'la birliktesin, oğlunla.

Hmm.

Onu Monroe'nun caz kulübüne götürdün.

Oradan devam edelim.

Götürdüm...

Bu doğru.

Anne?

Anne?

Ben sana göz kulak olacağım anne.

Biliyorsun, değil mi?

Üçümüz için çok çalıştın.

Artık zorlanmayacaksın.

Bir iş bulacağım.

Ayrıca nasıl para kazanabileceğime dair bir sürü fikrim de var.

Aynı baban gibi konuşuyorsun.

Bu doğru değil.

Ben söylediklerimde ciddiyim.

Ne istiyorsun?

Söyle, ben hallederim.

Ne mi istiyorum?

Her şeyi çözdün, değil mi?

Kendine bir bak.

Daha taşağında kıl bitmemiş, bana mı göz kulak olacaksın?

Tabii ki sana göz kulak olacağım.

Senin için her şeyi yaparım.

Seni tanıyorum anne.

Diğer insanların tanımadığı kadar.

İnsanların hoşuna gitmeyen bir şeyden öyleymiş gibi düşünmelerini istediğinde nasıl gülümsediğini biliyorum.

Düşünürken daha çok sigara içtiğini ve üzgünken daha çok içki içtiğini biliyorum.

Ne kadar sıkı çalıştığını biliyorum,

ne kadar zeki olduğunu...

ve önemli insanların bunu fark etmesini nasıl istediğini...

ya da öyle insanların bir önemi olmadığını.

Sana benim kadar inanan başka kimse yok.

Başka hiç kimse sana hak ettiğin değeri veremez.

Seni doğu yakasından çıkaracağım anne.

Seni güzel bir yere yerleştireceğim.

Şimdikinden daha iyi bir yere.

Evet, bulunduğumuz yerden daha iyisine.

En iyisine yani.

En üst katta, çatı katında, tam istediğin gibi,

tüm şehri gören bir manzarası olacak.

Sana pahalı kıyafetler ve mücevherler alacağım.

Bu bokun daha iyisini.

İnsanların seni sokakta görüp şöyle düşünecek,

"O önemli biri"

Eğer bana inanmıyorsan, inanmak zorunda değilsin.

Çünkü bunu sana kanıtlayacağım.

Hem de her gün.

Sadece...

Benden vazgeçme yeter.

Hadi anne.

Dans edelim.

Buradan sola.

Hadi, hadi, hadi.

Bu da ne böyle?

Aman tanrım.

Siktir. Oz.

O yaralanmış olabilir. Oraya gitmeliyiz.

- Oz muhtemelen ölmüştür. - Ortalık polis kaynayacak.

Bunu bilmiyorsun, tamam mı? Gidip kontrol etmeliyiz. Hadi gidelim.

Arkadaşın bizi tehlikenin içine sürükledi.

- Hadi gidelim buradan. - Bekle. Bekle. Bu kadar mı?

Ürün için buradayız, Penguen için değil.

Vay be. Biliyor musunuz hepiniz bir avuç korkaksınız.

Ne dedin sen?

Neyi savunuyordunuz siz?

Ne yani, Maroniler ve Gigantelerin istediklerini

yapmalarına izin mi vereceksiniz?

Burası benim mahallem!

Şuna bakın!

Tüm dünya bize sanki önemsizmişiz, bir hiçmişiz

gibi davranıyor. Öylece kaçacak mısınız?

Bu saçmalık!

Söylediklerine dikkat et.

Haddini bil yoksa kurşunu yersin.

O zaman gerçekten bir önemin kalmaz.

Hadi gidelim.

Geri çekilmenizi istiyorum.

Geri çekilin! Çekilin!

- Evlerinize dönün! - Hangi ev?

Geri çekilin! Burası güvenli değil!

Oraya giremezsiniz.

Victor!

Victor!

Zeke.

Dostum, neler oldu? Oz nerede?

Sofia her şeyi havaya uçurdu.

Oz'dan haber var mı? Çıkabildi mi?

Uyanma vakti geldi.

Oz?

Bir dakikadan fazla oldu.

Berto ve ben çocukken seranın yanında içinde iki yavru kuş olan bir yuva bulmuştuk.

Kuşların biri diğerinden daha büyüktü...

güçlüydü.

Anne kuş da ona daha fazla yiyecek veriyordu.

Küçük kuş için endişelenmiştim.

Çok zayıf ve çelimsizdi.

Öleceğini sanmıştım.

Ama sonra bir sabah, anne kuş uzaktayken, küçük kuş...

büyük kuşa acımasızca saldırdı...

...ve onu öldürdü.

Sonra da kardeşini yuvadan itti.

Hayatımda gördüğüm en rahatsız edici şeydi.

En azından, o zaman için.

Hayal edebiliyor musun?

Öz kardeşine bu kadar kötü bir şey yapmayı.

Ama bu en çılgın kısmı bile değil.

Anne kuş geri döndüğünde yavrularından birinin kayıp olduğunu görünce

tahmin et ne yaptı?

Hiçbir şey.

Küçük kuşu cezalandırmak yerine onu beslemeye devam etti,

sanki hiçbir şey olmamış gibi onunla ilgilendi.

Sence annesi biliyor muydu, Oz?

... yavrusunun ne yaptığını.

Francis, sen ne düşünüyorsun?

Öğrenelim mi?

Ne dersin?

Bazı acı gerçekleri paylaşalım mı?

Belki bazı şeyleri onarır.

Oz?

Sen başlamak ister misin?

Seni sikik psikopat!

Nedir bu saçmalık?

Kuşlardan bahsediyorsun!

Yüce tanrım!

Hikayemi beğenmedin mi?

Anne! Anne, bana bak!

Seni buradan çıkaracağım. Yemin ederim anne.

Yemin ederim seni buradan çıkaracağım.

- Oz, haklısın. - Anne!

Aptalca bir hikayeydi.

Zaten sende daha iyisi var.

Öyleyse...

bize neler olduğunu anlat.

Sen neden bahsediyorsun... Neler olmuşmuş?

Kardeşlerini neden o tünellerde ölüme terk ettiğini anlat bize.

Neden bahsediyorsun sen?

Neden annene onların yanında olmadığını söyledin?

Neden ona yalan söyledin?

Ne saçmalıyorsun sen?!

Numara yapmayı bırak.

O da biliyor. Ben de biliyorum.

Hepimiz ne yaptığını biliyoruz.

Ona bir şeyler yapmışsın.

Ne yaptın ona?!

Ona her şeyi anlatmış gibi davranıyorsun.

O da sana inanıyormuş gibi davranıyor. Neden?

Neden ikiniz de gerçeklerden bu kadar korkuyorsunuz?

- Anne! - Bu iğrenç bir şey.

Anne!

Bu neredeyse o adamdan oğlunu öldürmesini istemen kadar iğrenç.

Rex'ti değil mi? Neydi adı?

Ne çeşit bir oyun oynamaya çalışıyorsun?

Kes sesini. Sadece sus.

Birlikte geçireceğiniz son gece burada, bu kulüpte olacaktı.

Değil mi, Francis? Haksız mıyım?

Orada mıydınız? Dans ettiğiniz yer.

Oz'un sana söz verdiği yer orası mıydı?

Lanet olsun, kes şunu.

Sadece öğrenmek istiyorum.

- Buna değdi mi? - Siktir git.

Sana istediğin her şeyi verdi mi?

- Sözünü yerine getirdi mi? - Siktir git. Siktir git.

Anne.

Anne.

Yoksa Rex'in onu gezmeye götürmesine izin verseydim mi diyorsun?

Onu hayatta tutarak ne kaybettin?

Ben ne kaybettiğimi biliyorum...

benden neyi çaldığını biliyorum.

Sana ne yaptığını, onun hakkında ne hissettiğini ve ne kadar kızgın olduğunu bilmesi gerekiyor.

Söyle ona.

Söyle ona.

Aynen.

Pekala.

Julian.

O ne lan?

Ne yapıyorsun?

Ondan uzak dur!

Anne! Sakın ona dokunma!

Sakın ona dokunma! Sakın ona dokunma!

Hayır! Hayır!

Oz, kardeşimin sağ serçe parmağını mı yoksa sol serçe parmağını mı kesmiştin?

Tanrım, hayır Sofia!

- Sağ taraftakiydi. - Hey! Sakın ona dokunma!

- Oswald! - Sakın yapma bunu!

Oz!

Olamaz! Tanrım!

Şöyle bir şey var.

Birinin bir şey biliyor olması,

onu inciten kişiden bunu duymaya

- ihtiyacı olmadığı anlamına gelmez. - Yapma. Sofia, yapma.

Babamdan asla cevap alamayacağım.

Ama sana bu fırsatı annene verme imkanı sunuyorum.

Hayır!

O en iyisini hak ediyor.

Haketmiyor mu?

- Hayır! - Oz, haketmiyor mu?

- Öyleyse elinden geleni yap. - Sofia, sakın yapma bunu!

Yapma bunu! O hiçbir şey yapmadı.

Bu çok basit birşey.

Tek yapman gereken doğruyu söylemek.

Kardeşlerine ne yaptığını anlat ona,

ve nedenini de anlat,

ve sonra da hepimiz derin oh çekelim.

Bu delilik!

Sana söyledim, ben bir bok yapmadım.

Neden bahsettiğini anlamıyorum.

Oz!

Yapma! Lanet olsun, yapma!

Ben hiçbir şey yapmadım! Orada bile değildim!

- O da biliyor. Durun! - İtiraf et.

Onlarla birlikte bile değildim. Bir bok yapmadım.

- Derdin ne senin? - O da biliyor. Anne!

Onun iyiliği için söyle gitsin.

Ona senin yanında olduğumu söyle.

O benim lanet parmağım, seni omurgasız pislik!

Senin yanındaydım.

Tanrım, söyle işte. Söyle ona.

Ben zaten biliyorum.

Jack ve Benny'ye ne yaptığını biliyorum.

Hep biliyordum.

Yalan bunlar.

Karıştırıyorsun.

Hastalığının etkisi anne.

Siktir git!

Senden nefret ediyorum. Yaptıkların için senden nefret ediyorum.

Senden nefret etmekten hiç vazgeçmedim.

Bu kadarı yeterli.

Kesmeme izin verecektin değil mi?

Kesmeme izin verecektin.

Çünkü o senin umurunda bile değil.

- Siktir git. - Olmaz.

Yetmez.

Dediğin gibi olmayacak.

Hiçbir bok hissetmiyorsun.

Oswald.

Yeterince bedel ödedim Oswald.

Üçünüz için de yeterince ödedim.

Onları orada bırakmak zorunda değildin.

Onları benden almana gerek yoktu.

Onlar benim yavrularımdı.

Benim dünyamdı.

Senin kardeşlerindi.

Sen bir hayal kırıklığısın.

Boşa yer kaplıyorsun.

Her lanet güne senin annen olduğumdan iğrenerek uyanıyorum.

O doğru söylüyor.

Çok doğru söylüyor.

Şansım varken Rex'in seni öldürmesine izin vermeliydim.

Sen bir şeytansın.

Allahın belası bir şeytansın.

Anne.

♪ Gözyaşları dökülebilir ♪

Jack?

♪ Ay ışığı varken ♪

Benny.

♪ ve aşk ve romantizm de... ♪

Yavrularım.

Özür dilerim.

Anne.

Özür...

Dilerim...

Anne!

Anne!

Durdurun onu!

Anne!

Gel hadi. Seni tutuyorum.

Ah!

İyileşeceksin.

Düştü sadece. Kafasını çarptı.

Aklı başında değil.

Lewy cisimcikli, bunama benzeri bir hastalığı var.

Anne, iyi olacaksın. Duyuyor musun beni?

Bekleme odasına gidin. Biz sizi buluruz.

Onu iyileştireceksiniz değil mi?

Elimizden geleni yapacağız beyefendi.

Buradan ayrılmayın.

GC1 Gotham şehir merkezinde yaşanan kargaşa mahallinden canlı yayında.

Yetkililer Crown Point'teki ölümcül patlamanın nedenini araştırmaya devam ederken,

kurtarma görevlileri de enkazdan cesetleri çıkarıyor.

Oz, yine ben. Merak ettim, tamam mı?

Beni ara. Lütfen beni ara.

Evlat, hangi cehennemdesin sen?

Oz!

Siktir.

Oz?

İçeri gir. Kapıyı kapat evlat.

Lanet olsun!

Neler oldu? İyi misin?

İyiyim.

Sofia beni bıçakladı.

Annemin de canına okudu.

Ona ne yaptı?

Şu bandaj gibi şeylerden birini uzatsana.

Sikeyim.

Annen, o iyi mi?

Evet, iyi olacak.

Özür dilerim Oz.

Çok geç kaldım.

Çeteleri ikna etmeye çalıştım. Onlara...

göstermeye çalıştım

ama gittiler.

Seninle ilgisi yok Vic.

Seninle ilgisi yok.

Olan oldu işte.

Onlara verecek bir şeyim kalmadı...

Bu doğru değil.

Yanılıyorsun.

Oz, mesele sadece uyuşturucu

veya para değil.

Yani, bunun da payı var elbette ama...

Link gibi adamlar,

sana güveniyor.

- Link mi? - Evet.

Link sikik bir yardımcı eleman evlat.

Dai Lo olmadan bir bok yapamaz.

Lanet olsun Oz, beni dinle!

Sen Crown Point'te insanlara iş verdin.

Elektriği geri getirdin.

Evet.

Kimse bunu yapamazdı.

Tamam mı? Bunu başka kimse başaramadı. Kimse denemedi bile.

İnsanlara saygı duymalarını sağladın.

Bliss miş? Bu Bliss'ten çok daha önemli. Tamam mı? O yüzden...

Kalk ayağa. Gidelim.

Kendini toparla,

ve...

kendin ol.

Bunu çalıştın değil mi?

Kapa çeneni.

Yok, yok, iyiydi. İyiydi.

İçinden gelen sesi daha fazla yansıtmalısın sadece.

Pekala, buradan siktir olup gidelim. Kalkmama yardım et.

Pekâlâ.

Sofia çatışmak isteyecek.

Ona farklı yoldan saldıracağız, tamam mı?

Annen ne olacak?

Bir daha yüzüme bakmaz, anladın mı?

Bu işi halletmezsem.

Tutmam gereken bir söz var.

Bu tarafa geçtiğiniz için teşekkür ediyorum.

Zor olduğunu biliyorum.

Burası babamın eviydi. Ve tahmin edebileceğiniz gibi,

burada bir sürü korkunç şey oldu.

Şimdi...

Bilmek istediğim şu...

Hanginiz istiyor?

Ne önerdiğinizi tam olarak anlayamadık.

Gotham'ı terk ediyorum,

bay Zhao.

Burası benim için bitti artık.

Ama evim,

bölgelerim,

işim...

her şey sizin olabilir.

Şey, hepinizin değil.

Oz'u ilk getirenin olur.

Öldü o.

Ölmedi.

Bunu basitleştireceğim.

Oz'u ilk kim bulursa,

elinde tutabildiği sürece Gotham'ı kontrol edecek tüm imkânlara sahip olabilir.

Gerçek böyle değil.

Doğru mu?

Tüm bunları bırakıp gideceğine inanmamızı mı

bekliyorsun?

Bunu neden yapasın ki?

Çünkü yapabilirim.

Öyleyse kim istiyor?

Pekala, sen burada bekleyeceksin. Dikkatleri

üzerine çekecek bir şey yapma, tamam mı?

Buradan çok hızlı çıkmamız gerekebilir.

- Tamam. - Al, silahı torpidoya koy.

Nasıl görünüyorum?

- İyi. - İyi mi?

Evet iyi görünüyorsun.

- Kan falan yok... - Evet bu iyi.

Bilirsin, görünüş bu işin işin yarısıdır.

- Mmm. - Tamam mı?

Lanet aslanın inine giriyorum.

- Link? - Victor.

Oz'la birlikte misin?

Onun yaşadığını biliyorum.

Sofia onun kellesine ödül koydu.

Dinle, sen haklıydın.

Bir şeyler yapmalıyız.

Ama hızlı olmalıyız.

Hadi ama. Bana nerede olduğunuzu söyle.

Yüce tanrım.

Ne oluyor Oswald?

Ne istediysen yaptım.

Eğer biri beni burada seninle görürse,...

Siktir.

İşe yarıyor.

Siz...

biraz daha yaklaşır mısınız, sayın meclis üyesi?

Buranın akustiği güzel,

ama bağırmak istemiyorum.

Gel hadi. Isırmam.

İşte böyle.

Dinle, bana yardım ettiğin için sana teşekkür etme fırsatım olmadı.

Crown Point ışıklarla daha bir güzel duruyor.

Ama şu anda enkazdan ceset çıkarıyorlar.

Çok trajik bir durum.

İnsanlar birbirini suçluyacak.

Yani, sanırım en çok ta Belediye'yi suçlayacaklar.

"Sikeyim o adamı" gibi. bilirsin, bu tür şeyler.

Ve eğer seçmenler cevap istiyorsa,

verecek cevaplar bulmak güzel olurdu değil mi?

- Cevap mı? - Evet.

Ne gibi cevaplar?

Gerçek cevaplar.

Sofia Falcone, şehrin altındaki tünellere patlayıcı yüklü bir araba gönderdi.

Hı hı.

Lanet şey patladı.

Peki bunu neden yaptı?

Çünkü...

O çukur Gotham'daki en büyük uyuşturucu imalathanesiydi.

Çok zeki bir orospu çocuğu tarafından işletiliyordu üstelik.

Salvatore Maroni.

Bliss adında yeni bir uyuşturucu üretiyordu.

Tüm bunları nereden biliyorsun?

Dinle, bu tür şeylerden uzak durmaya çalışıyorum,

tamam mı? Ama manşet şu:

Eski savaş devam ediyor.

Maroniler ve Falcone'ler birbirlerini soyuyorlar.

Maroniler Sofia'nın kardeşini öldürdü.

O da psikopata bağladı.

Sal'in karısını ve oğlunu cayır cayır yaktı,

tüm tesisini havaya uçurdu.

Ne kız ama! Ona hakkını vermek lazım.

- Acayip bir hikayeymiş. - Evet.

Hepsi doğru mu?

Evet amına koyim doğru.

Polisler o çukuru kazdıklarında ne bulacaklarını biliyor musun?

Sofia'nın G-Wagon'unun parçalarını bulacaklar,

ve Salvatore'un kendisi de dahil bir sürü ölü Falcone ve Maroni'yi.

Ne dediysem o çıkacak.

Farkındaysan...

bu işin ucu sana da dokunuyor.

Görünüşe göre akıl hastası,

öfkeli bir kadın tımarhaneden çıkmış ve cinayet işlemeye başlamış.

Sayın meclis üyesi, bakın, insanlara nefret

edecekleri birini...

ve...

sevecekleri bir şeyi vermek için elinizde fırsat var.

Sebastian Hady, Crown Point'te ışıkları tekrar yakan adam...

İnsanlara itibarını iade eden,

son Falcone'yi hapse atan,

onlarca yıldır şehrin sokaklarını kasıp kavuran uyuşturucu savaşını sona erdiren adam.

Kulağa nasıl geliyor?

Güzel geliyor.

Güzel mi? Seni lanet olası bok parçası.

Bu öyle bir başarı ki seni zirveye kadar taşıyabilir, Meclis Üyesi.

Karşılığında ne istiyorsun?

Karşılığında...

Mmm.

Değişiklik olsun diye böyle bir yerde hoş karşılanmak iyi hissettirebilir.

Bilirsin, arkadaşlarından bazılarıyla tanışmak gibi.

Belki bir gün Bella Reál ile de karşılaşırız.

Anlarsın ya?

Başın belaya girebilir Oz.

Reál, yolsuzlukla mücadele için bir komisyon kuruyor.

Polisleri, yerel yetkilileri takip ediyorlar.

İyiymiş.

Listede Carmine'ın ortakları da var.

Seni mahkemeye çağıracaklar.

Hoş karşılanmak istiyor musun?

Temiz görünmelisin.

İyi ki öttün...

ahbap.

Müstakbel Belediye Başkanı, Crown Point hakkında bize neler söyleyebilirsiniz?

Emniyet ile koordinasyon halindeyiz. Tüm hastaneler öncelik sağlayacak.

Hâlâ hayatta kalanları arıyoruz ama daha fazla kaynağa ihtiyacımız var.

- Pekala. - Buna ihtiyacım olduğu kesin.

Oz.

Bu ne şimdi?

Atla hadi.

Bay Zhao.

Oz elimde.

Sakin ol, Tanrım!

Onu eve getirelim mi?

Ben de tam...

son kalan eşyalarımı topluyordum.

Neden seninle Goodwin International'da buluşmuyoruz?

Hangar 5'te.

Tebrik ediyorum bay Zhao.

Ben de sizi ediyorum.

Hanımefendi.

Teşekkürler bay Zhao.

İşini burada mı bitireceksiniz yoksa onu Atlantik'e mi atacaksınız?

Bakalım Penguen uçabilecek mi?

Zhao...

Ver onu bana.

Yavaşça.

Biraz gezmeye ne dersin?

Tıpkı eski günlerdeki gibi değil mi?

Bir yere mi gidiyordun?

Öyle umuyordum.

Link'i ikna etmek için ne söyledin?

Eminim ona bir söz vermişsindir.

Aynen. Senin ve Dai Lo'nun asla veremeyeceği bir söz.

Bir şans.

Bir şey olmak için bir şans.

Link yok sayılmaktan bıkmıştı.

Sadece o da değil.

Yıllarca bir kenara itilenler, alay edilenler, bok yemesi söylenenler.

Bu seni ezer.

Senin de başkasını ezesin gelir.

Bunu anlayacağını düşünmüştüm...

Ama sen ve senin gibiler,

kendi tabağınızı doldurmakla o kadar meşgulsünüz ki.

Etrafınızdakilerin açlıktan öldüğünü görmüyorsunuz.

Hiçbir şeyi olmadan doğmanın nasıl bir his olduğunu bilmiyorsunuz.

Boynunda botunun izi olan kişiye

gülümsemek zorunda kalmayı.

Bir gün aşağıya bakıp seni göreceklerini,

ve yukarı çekeceklerini ummayı.

İnsanlar bunu bastırmak için ne yaparlar biliyor musun?

Her haltı yaparlar.

Bu duyguyu bastırmak için her şeyi yaparlar.

Bunu anlamadığımı mı sanıyorsun?

Doğru ya.

Bir önemi yok.

Oswald Cobb...

halkın adamı.

Aynen öyle.

İnanmak istediğin şey bu, öyle mi?

İşte geldik.

Silahını sırtıma dayayıp büyük bir gösteri mi yapmak istiyorsun?

Hayır. Sen kaçmayı seven bir tip değilsin.

Annen nasıl?

Seni sevdiğini hâlâ söylemedi mi?

Arkanı dön.

Haklıydın.

Seni fark etmedim.

Ama o etti.

En başından beri biliyordu.

Sen hep bir canavardın.

Asla huzur bulamayacaksın, biliyorsun değil mi?

Senin gibi hasta bir pislik.

Cehenneme gideceksin...

tatlım.

Sana da bir koltuk ayırırım.

Yere yat!

Eller arkaya.

Derhal!

Kaldırın onu.

İşte orada. İyi misin anne?

Bardak getir.

Kutlamak için sana biraz viski getirdim.

Başardık anne.

Çok güzel.

İşte bundan bahsediyorum. Bak.

...Sofia Falcone gibi zengin elitlerin ortalığı kasıp kavurmasına izin veren çarpık siyaseti...

Hepsini ben yaptım.

...çalışkan insanlar için...

Bu saçmalığı ona ben anlattım.

Şunun ağzından çıkanlara bak anne.

Ne düşünüyorsun?

Ne düşünüyorsun?

Anne?

Teşekkürler meclis üyesi Hady...

- Anne? - ...verdiğiniz hizmetler için.

Anne.

Anne bana bak.

Anne bana bak.

Anne.

Ma.

- Oz... - Hay sikeyim!

Yardım lazım. Vic, yardıma ihtiyacı var. Buraya birini getir.

Buraya bir doktor getir. Bir doktor çağır!

Anne, bana bak.

Buraya yardım gerekiyor. Lütfen!

Hey, buraya bak. Bana bak anne.

- Hey, hey! Yardım edin! - Bana bak, tatlım.

- Anne. Hadi ama. - Beyefendi?

Bir sorun var. Yardım etmelisiniz.

Sizi aradık ama ulaşamadık.

Gözleri neden hareket etmiyor?

Anneniz ciddi bir felç geçirmiş.

Ne?

Çok üzgünüm.

Ne olacak?

Korkarım felç onu kalıcı bitkisel hayatta soktu.

Annenizin yaşı ve Lewy cisimciği teşhisi de göz önüne alındığında...

Sen neden bahsediyorsun?

Onun bitkisel hayatta olduğunu mu söylüyorsun?

Lanet gözleri açık. Baksana!

Bir şeylere bakıyor.

Çok üzgünüm.

Üzgünüm deyip durma bana!

- Beyefendi... - Sen de başka bir aptalsın.

Doktorları buraya çağırın!

Sikik doktorları buraya getirin! Buraya sikik bir doktor getirin!

Hadi, bebeğim.

Bana bak.

Başardım.

O pisliklerden her şeyi aldım.

dediğini yaptım.

Kral oldum.

Siktir, anne.

Anne, yapma bunu bana.

Anne, bana bunu yapma, olur mu?

Anne, bunu bana yapamazsın, lütfen!

Bana söyle... Sadece benimle gurur duyduğunu söyle.

Anne, benimle gurur duyduğunu söyle, lütfen!

Hadi ama. Bir kerecik. Sadece benimle gurur duyduğunu söyle.

İyi iş çıkardığımı söyle!

İyi iş çıkardığımı söyle bana!

Senin için yaptım, anne! Hepsini senin için yaptım,

her şeyi!

Oğlun, ben lanet olası kral oldum!

İstediğin buydu anne.

İstediğin buydu

Anne, lütfen, sadece bir kez. Sadece bir kere.

Olması gerektiği gibi hissetmiyorum.

Hayır.

Ne olduğunu bilmiyorum. O iyiydi.

Yaptığım her şey onun içindi.

Ama işin sonu...

Bilmiyorum.

O bunu biliyordu.

Biliyordu.

Sence beni affeder miydi?

Ne için?

Bilmiyorum.

Her şey için.

Hiçbiri kolay olmadı, biliyorsun.

Onları düşünmeden duramıyorum.

Kardeşlerimi. Şansları olsaydı ne tür

adamlar olurlardı kim bilir.

Benim hakkımda ne düşünürlerdi...

şimdi.

Evet...

Ben de aynısını düşünüyorum.

Ailemi...

Onları özledim.

Onları gerçekten çok özledim.

Tabii.

Al şunu, gerisini sen hallet.

Sen olmasan bunların hiçbirini yapamazdım, biliyorsun değil mi?

Biliyor musun?

Link'i işin içine katmak, ilk başta bunu fark etmemiştim ama...

zekice bir hamleydi.

İyi iş çıkardın evlat.

Teşekkürler.

Bir teşekkür de bana şans verdiğin için.

Beni kabul ettiğin için.

Sen benim için...

bir aile gibisin.

Anlıyor musun?

Sikerler.

Sikerler, Vic.

Geriye bir tek sen ve ben kaldık.

Ben kısmete falan inanmam.

Hmm.

Ama...

Tanıştığımız iyi oldu.

- Öyle mi? - Öyle.

Beni en kötü halimde gördün, annemle olan tüm bu saçmalıkları.

Hep oradaydın...

her adımda yanımdaydın..

Ama dinle, evlat.

Ben...

Bu sefer seni yanımda götüremem.

Nasıl yani?

Yani, ailevi bir şey bu.

Oz...

- Senin gücün budur. - Oz, ne yapıyorsun...

Seni yönlendirir.

Ama seni güçsüz de bırakır.

Oz! Oz!

Ve artık buna katlanamıyorum.

Oz...

Lütfen... Lütfen...

Bu boku kaldıramam. Yapamam.

Lütfen...

Oz... Oz... Oz...

- Bu kadarı fazla. - Lütfen...

- Çok fazla. - Oz...

Üzgünüm.

Üzgünüm. Sen iyi bir adamsın, Vic.

İyi bir kalbin var.

Boşuna değildi.

Mektuplarını getirdim.

Her zamanki şeyler.

Söylevler, şiirler,

evlilik teklifleri.

Buradaki ise farklı.

Bence okumalısın.

Selina Kyle adında bir kadından.

Senin üvey kardeşin olduğunu söylüyor.

Sofia?

Bugün nasılız bakalım?

Daha iyi hissediyor musun?

Daha iyi görünüyorsun.

Biliyorum.

Tam istediğin gibi.

İşte buradaymış.

Oswald.

Çok güzel görünüyorsun.

Dans et benimle, tatlım.

Beni sevdiğini söyle.

Seni seviyorum Oswald.

Benimle gurur duyduğunu söyle.

Seninle gurur duyuyorum.

Başardım anne.

Başarmadım mı?

Başardığımı söyle.

Başardın. Hı hı.

En üst kat, çatı katı.

Üstte ya da yanda kimse yok.

Başaracağını biliyordum.

Benim güzel oğlum.

Gotham artık senin, tatlım.

Artık önünüzde hiçbir engel yok.

Aynen öyle.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.