Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Jenerik müzik.
Jenerik müzik.
Jenerik müzik.
Açmıyor.
Açmıyor.
Neredesin Zeynep?
Nereye bizi bırakıp, nereye gittin?
Nereye?
Cemil.
Zeynep'i gördün mü?
Sabah elinde küçük bir valizle gördüm.
Saat de baya bir erkendi.
Merak ettim, sormak için selam verdim ama,
o kadar dalgındı ki, duymadı bile beni.
Tamam, sağ ol.
Yine bir terslik var ama,
hayır olsun bakalım.
Sen nasıl olur da benim işime karışırsın?
Kimsin sen?
Sen kimsin?
Sen yaşamamış mısın?
Sen benim nefesimsin.
Sen hayat için misin?
Zeynep sen benim.
Sen benim her şeyimsin.
Zeynep.
Sen kimsin?
Kimsesiymişim ben.
Koca bir hiçmişim.
Zeynep.
Zeynep.
Tülay hanım.
Halil, oğlum bir şey mi oldu, ne oldu?
Enişte bir sorun mu var?
Zeynep nereye gittiğini biliyor musun?
Size bir şey söyledi mi?
Zeynep konakta değil mi?
Sabah erkenden çıkmış.
Zeynep sever öyle yürüyüşe çıkmayı,
tek başına.
Öyle değil.
Giderken bana bir veda notu bırakmış.
Zaten ben karışmayacağım artık onun işlerine.
Kendisine de söyledim.
Artık rahat rahat uyuyabilirsin dedim.
Anlamalıydım.
Ne dediniz?
Sen merak etme Halil,
şimdi öğreniriz nerede olduğunu.
Bir arayayım ben de.
Zeynep.
Sen nasıl olur da benim işime karışırsın?
Kimsin sen?
Deli misin be?
Canını mı ısladın?
Açmıyor.
Böyle olacağı belliydi ama enişte.
Ablama söylediğin lafların altında kalacak biri değil.
Hiç mi tanımadın sen ablamı?
Mervecim tamam.
Onlar karı koca.
Karı koca arasına girilmez öyle.
Ben de onu diyorum ya anne işte.
İnsan karısına öyle laflar etmemeli.
Merve haklı.
Ben çok ileri gittim.
Ama merak etmeyin.
Ben karımı bulup getireceğim.
Ne öyle bilmiş bilmiş konuşuyorsun?
Ters bir şey söyleyecek diye ödüm koptu.
Söyleyemez eniştem.
Çünkü suçlu.
Hem farkında da zaten.
Hak verdi bana.
Onların arasındaki bağ çok kuvvetli.
Öyle bir iki kelimeyle kopacak gibi değil.
Ablam biraz öfkeli o kadar.
Halil gider bulur getirir onu.
Ben biliyorum.
Ablamdan bahsediyoruz anne.
Sanki hiç tanımıyorsun kızını.
Aşkından olsa o lafların üstüne çıkıp gelmez.
Gururunu ezdirmez benim ablam.
Abla.
Günaydın. Kolay gelsin.
Bugün evden çalışıyorsun herhalde.
Nasıl da full konsantrasyon.
Ha teyze. Yok.
Öğleden sonra geçeceğim şirkete bugün.
İşle ilgili değil.
Başka bir şeye bakıyorum.
Ama evet. Çok önemli.
Selma için mi?
Hala kırgın sana değil mi?
Evet.
Sen bir baksana. Nasıllar?
Harika tasarımlar.
Sence Selma beğenir mi yani?
Kesinlikle beğenir.
Tamam.
Ama ben seçemedim.
Sen bir baksana.
Bak şu var.
Şu.
Bir alttaki.
Bence bu.
Çok zarif.
Selma şun gibi.
Bu diyorsun yani?
Aynen.
Tamam. O zaman ben bunu sipariş vereyim hemen.
Selma'nın gönlünü biraz uzandırma.
Varken o biraz zor.
Bundan böyle
dünyalarınızı daha barışacaksınız artık.
Olmaz.
Seni kaybedemem.
Ben senin nereye gideceğini biliyorum.
Bırak.
Ne olur dur artık. Ne olur dur.
Zeynep.
Hayır. Bırak.
Dur dedim. Tamam dur.
Bırak ne olur bırak.
Bırak dedim.
Ağacımız da yandı.
Aşkımız gibi kül oldu işte.
Sen bir dur.
Biz yanmayacağız.
Küle dönmeyeceğiz.
Buna izin vermeyeceğim.
Sevdiğin kadına sen kimsin dedim.
Asıl sen kimsin Halil?
Sen kimsin?
Kimsin de fitursuzca konuşuyorsun ona?
Sen onun
onun bir damla gözyaşı için dünyaları yakacakken
şimdi onu okyanuslarda boğuyorsun.
Ama telafi edeceğim.
Seni evimize döndüreceğim Zeynep.
Kalbim koca bir boşluktan ibaret sanki.
Ne bir iz, ne bir his.
Derin, karanlık bir kuyu gibi içim sayende.
Öyle bir soldurdun ki içimde açan çiçekleri.
Bundan sonra dalında kalsam mı?
Düşsem mi?
Ne?
Ben de yardım etseydim Tekin.
Olmaz bir tanem.
Olmaz.
Gel bakıyorum gel.
Gel otur şöyle.
Tamam.
Ben şimdi melek karımı
ve biricik bebeğimize
muhteşem bir omlet yapacağım.
Sen bundan sonra hiçbir şeye karışmıyorsun.
Her şey bende.
Bak böyle yaparsan şımarız ama.
Sen dilediğin kadar şımarız.
Sevgilim benim.
Sen ve doğacak ufaklık benim
hayat garantimsiniz.
Sizi hoş tutmaktan başka şansım yok.
Biliyor musun?
Dün ne oldu?
Sen gelmeden önce
Halil Zeynep'e çok fena çıkıştı.
Sen kimsin dedi kıza.
Neden böyle yaptı hiç anlamadım.
Halil.
Beni sakladığı için kızmıştır.
Ne dedin canım anlamadım.
Halil diyorum.
Yani kızacak patlayacak yarar gör.
Hayırdır Tekin?
Mutfak işlerine mi soyundun?
İnsanın karısı
hamile olunca
aşerme durumları oluyor tabi.
Gülen'in canı omlet çekmiş.
Bende onu yapıyorum.
Hayır.
Aşermedim Tekin.
Öyle aklıma geldi söyledim.
O da hemen ben yaparım diye
mutfağa geldi girişte.
Halil nerede?
Sabahtan beri görmüyorum.
Halil bey Zeynep hanımın peşinden çıktı.
Zeynep nereye gitti ki?
Bilmiyorum sabah
elinde küçük bir valizle çıkarken gördüm.
Pek de iyi görünmüyordu.
Halil'in dün gece söyledikleri
yenilir ütülü cinsten değildi.
Zeynep'in ağırına gitti bence.
Kesinlikle.
Bende az önce Tekin'e ondan bahsediyordum.
Halil hiç şey yapmadı.
Zeynep'in çok kalbi kırıldı kesin.
Ya.
Yazık kıza.
Osmanlı gururu ilk kez kişime yaradı.
Benim yüzümden olmuş belli.
Ama
ucu bana dokunmasın da
ne yaparlarsa yapsınlar.
Öyle ağır konuştum ki
rüzgarlı tepe bile derman olmadı
kalbimde açtığım yere.
Bir bilsen
öyle pişman olur Zeynep.
Efendim Halil.
Hakan bütün herkes seferber et.
Her yerde
Zeynep'i arasınlar.
Zeynep'e?
Gitmiş.
Gerekirse yeşil pümörün altını üstüne getirin ama
bana Zeynep'i bulun.
Tamam tamam bulacağız merak etme.
Neredesin Zeynep'im?
Asil sevdam neredesin?
Dediğim gibi Hakan
herkesi seferber ediyorsun.
Bakılmadık iğne deliği kalmayacak.
Zeynep bir an önce bulunacak
anlaşıldı mı?
Tamam.
Biraz konuşabilir miyiz?
Tamam ben seni arayacağım.
Sormak istediğim bir kaç bir şey vardı da.
Tabi buyurun.
Halil'le samimi olduğunuzun farkındayım.
Ben de bu yüzden seninle konuşmak istedim.
Halil geçen akşam Zeynep'e çok kötü davrandı.
Azarladı onu.
Sonrasında da Zeynep evi terk etmiş.
Ne oldu birden?
Yani neden böyle ters düştüler birbirlerine?
Madem kocan seni kandırıyor
o zaman bir şekilde bunlara sebep olanın
o olduğunu bilmelisin bence.
Tekin yüzünden.
Nasıl yani?
Zeynep'i arasınlar.
Zeynep'i arasınlar.
Zeynep'i arasınlar.
Zeynep'i arasınlar.
Nasıl yani?
Tekin ne yapmış olabilir ki?
Halil Tekin'in sana karşı
iyi bir eş olmadığını düşünüyordum.
Bu yüzden
Tekin'e çok öfkeli.
Zeynep de Halil'i
sakinleştirmeye çalışınca
Halil bu kez
Zeynep'e çok öfkelendi.
Ve tuhalesiz cümleler etti.
Yani araları
bu yüzden açıldı.
Neyse
benim acil bir işim var da
gitmem gerekiyor izninle.
Ben de bilip bilmeden tavır aldım Zeynep'e.
Meğer bizim yüzümüzden işitmiş o lafları.
Ah Halil
yapmayacaktın böyle.
Ah Zeynep ah
hadi halinle kızgınsın.
Benim telefonlarımı niye açmıyorsun?
Öleceğim meraktan.
Süleyman
Merve'yi almaya geldim.
İççileri yemek dağıtmaya gideceğiz.
Hazır mısın Merve?
Hadi gidelim.
Bugün benim işim var.
Hazır mısın Merve?
Hadi gidelim.
Bugün benim hiç gelesim yok ya.
Gelmesem?
Ama Halil Bey'e söz verdik mecburuz.
Tabi ya.
Yani ben anlamıyorum
bugünlerde bütün sorumluluklarından kaçıyorsun
Merve.
Okula da gitmiyorsun.
Anneciğim anlattım ya sana.
Rezil oldum ya ben hani.
Nasıl gideyim?
Haklı kız.
Ne güzel yurt dışına gönderecekti
Songül ama Zeynep gidince
o da boşa düştü.
Songül'ün ekmeğine yağ sürüldü.
Ancak Zeynep ile Halil
barışırlarsa o zaman.
An geçmiyor ki
burada yeni bir sorun çıkmasın.
Şimdi bir de sen problem çıkarma Merve.
Hadi işinin başına hadi.
Hadi kızım aç
bu sefer şu telefonu.
Bıktım ya.
Şu İstanbul'a bir taşınsam da
kurtulsam.
Deme öyle şeyler Merve.
Tamam
anladım ben.
Senin canın çok sıkkın.
Gelme bugün bir günlük bir şey olmaz.
Hallederim ben.
Gerçekten mi?
Çok sağ ol Cemil.
O zaman ben de bu iyiliğine karşılık
sinema biletlerini alayım.
Hem geçen gidememiştik zaten.
Olur olur tamam.
Öyle yapalım.
O zaman görüşürüz.
Oh Zeynep
bu dik başlılığın beni bir gün öldürecek.
Hayırdır Tülay'cım?
İyi görünmüyorsun.
Bir sıkıntın mı var?
Ne derdin var yine?
Ne demeye geldin?
Pek sevgili kızın evi terk etmiş.
Ben sana demiştim hatırlıyor musun?
Kızının soyadına güvenme diye.
İşte benim sözümü
dinlemezsen
böyle ortalarda ne yapacağım
diye dört dönersin.
Normal tabi.
Yok öyle bir şey.
Evlilik bu.
Bugün darılırlar
yarın barışırlar.
Hem Halil Zeynep'i almaya gitti.
Birazdan konakların içine el ele gidecekler.
Umut fakirin ekmeği tabi.
Bak Tülay
dik tak
dik tak
Senin de sonun yaklaşıyor.
Zeynep öncülük etti.
Şimdi sırasıyla bütün
aslanlı kadınları
bu konaktan defolup gideceksin.
Selma.
Ben
Zeynep'e ulaşamıyorum.
Telefonu kapalı da.
Çarşıya gidecekti.
Senin yanında mı diye merak ettim.
Yok Halil.
Biz Zeynep'le bugün hiç konuşmadık.
Başka bir şey yok değil mi?
Hayır sorun yok.
Dedim ya.
Çarşıya gidecekti.
Telefonu kapalı.
Neyse o şarjı edince beni arar mutlaka.
Merak da bırakmaz.
Neyse ben seni daha fazla
iletmiyorum.
Eren'e selam söyle.
Söylerim görüşürüz.
Neredesin Zeynep?
Buldum da Hakan.
Çocuklar her yere baktı.
Bedire teyzen evine
sizin Zümrüt hanımla gittiğiniz köy evine.
Hiçbir yerde bulamadılar.
Ömer ağa havalimanına falan bakalım mı?
Gitmiş olabilirsin Zeynep.
Doğduğun yerde benim yanımdan
gitmiş olabilir misin?
Halil orada mısın?
Bakın Hakan.
Nereye gitti Zeynep?
Yoksa ona?
Yoksa ona?
Zeynep.
Zeynep.
Zeynep.
Siz kimsiniz beyefendi?
Kusura bakmayın birine benzettim.
Zeynep.
Valla benim diyen modellere
taş çıkartırsın sen Burcu.
Boy, poz, endam
hepsi var.
Ay teyze alemsin.
Nereden çıktı şimdi bu iltifatlar?
İltifat değil şekerim.
Zinta kendisi.
Sen hiç aynaya bakmıyorsun herhalde.
Ben boyu pozu geçtim.
Şu yüzünün güzelliğine bak.
Altın oran.
Ya boyna ne demeli?
Şöyle güzel bir kolye ne kadar yakışır.
Kolye mi?
O nereden çıktı şimdi?
Ne bileyim yani boynunu boş görünce.
Yok dayanamayacağım söyleyeceğim.
Söz ver bana bildiğini belli etmeyeceksin.
Yoksa sürpriz bozulur.
Tamam.
Söz. Ne sürprizi?
Eren sana bugün
çok güzel bir kolye hediye edecek.
Ama lütfen şaşırmış gibi yap.
Yoksa hemen anlar benim söylediğimi.
Ya.
Ya.
Ama sen de artık uzatma kolyeyi verince
affet çocuğu.
Yazık aklı fikri hep sende.
Gönlünü nasıl alsın bilemedi.
Yani öyle bir kolye aldı diye.
Hemen affedeyim mi sence?
Mesele kolye değil ki.
Bunu düşünmesi.
Bunun için kafaya vurması.
Çabalaması.
Evet.
Doğru söylüyorsun.
Sevgi demek emek demek.
Eren de benim için emek veriyor.
Affedeceğim onu.
Hii taştı.
Aşktan o aşktan.
Benim aklım hala Halil ve Zeynep'te.
Barışmış olsalar keşke.
Ya.
Keşke. Ama bilemiyoruz işte.
Yavrum.
Sen üzme kendini. Düşünme bunları bu kadar.
Her şey yoluna varır.
Nasıl olmuş kafeyiz siz kahve?
Beğendin mi?
Çok beğendim.
Bundan sonra normal kahve içmek yok.
Çaylardan da çok fazla içmiyorsun.
Sen ve bebeğin en iyilerini yiyip içeceksiniz tamam mı?
Ben sizi yolda bulmadım.
Tülay hanım.
Kahve içiyoruz. Sizde bize eşlik etsenize.
Hem biraz sohbet ederiz.
Tamam.
Tülay hanım.
Zeynep'in evden gitmesine çok üzüldüm ben.
Ama kırılıp incinmiş olmasına da
hak veriyorum.
Halil bu.
Bazen çok kırıcı olabiliyor.
Ama umarım eşinin gönlünü almayı başarabilir.
Benim yufka yürekli
karıma bakar mısınız?
Bir tanem sen bunları düşünme diyorum.
Hamilesin stres yapma.
Ama bir türlü anlamıyor.
Tekin haklı Gülhancım.
Sen stres yapma.
Ben eminim Halil Zeynep'i almadan dönmeyecektir eve.
Sen öyle zannetmeye devam et.
O zaman biz biraz yürüyelim.
Ve hamilelikte yürüyüş önemli.
Diyorsunuz.
Tamam canım.
Umarım dediğiniz gibi olur.
Güzel haberler alırız.
Umudunu kırmak istemem ama
Halil'in söylediği o sözden sonra
Zeynep ile Halil'in hiçbir şansı kalmadı.
Zeynep dik başlı
gururlu bir kız.
Babası gibi.
Konağa dönmeyecek. Görürsün.
Küçük düşürme daha fazla kendini.
Git başkasıyla yuva kur.
Bizi rahat bırak.
Yoksa seni şikayet ederim.
Ömer'i çok iyi tanıyormuşsun gibi
konuştun.
Ömer'i değil ama seni tanıyorum.
Zeynep bu gururlu
tavrını senden almadığına göre
babasından almış belli ki.
Aç hadi Zeynep.
Hadi aç artık aç.
Seni görememe ihtimali bile
içimi acıtıyor.
İçimi daraltıyor.
Seni bir bulsam,
bir sarılsam,
bir daha asla bırakmayacağım.
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Ne?
Bakalım sürprizimi görünce ne yapacak?
Yani bence iyi olacak,
ne diyorsun Çiçek?
Bence de bayılacak.
Yalnız,
karanlık mı yapsak orayı?
Bir deneyelim mi?
Yok, yok böyle olmaz..
Her yer aydınlık olmadı..
Geri kalan hayatımız gibi..
Bak bak laflara bak..
Sen beni çok romantik bir adam yaptın Zeynep Fırat..
Ben de..
Aksimim değil mi?
Çok güzeller..
İtiraf etmem lazım hiç beklemiyordum..
Sen mutlu ettin beni..
Ömrümün geri kalanında ilk an yamacım..
Seni mutlu etmek Zeynep..
Fırat..
O zaman isabetli bir başlangıç olmuş diyebiliriz..
Çünkü beni bu hayatta en çok mutlu eden şeylerden biri gökyüzünde uçuşan balonlar..
Rengarenk özgürlüğün sembolü gibi..
O zaman..
Onları özgür bırakalım..
Çok güzeller ama baksana..
Senin kadar değiller..
O zaman bu balonlardan her biri yaşamak istemediğimiz sıkıntıları ifade etsin..
Tek tek gökyüzüne uçup giderken bir daha da bize uğramasın o sıkıntılar..
Ne dersin?
Olur..
Yalan yalan..
Sıra sende..
Ne olacak?
Dünya geldi..
Bunu beraber bırakalım..
O zaman ayrılık..
Kalemin var mı?
Var..
Ne yapacaksın?
Görürsün..
Sen müddet eylesene..
Pek benzemedi ama olsun..
Bunlar temsili Halil ve Zeynep..
Onlarda uçuşun var..
Gözlerini çizebilmek için aylara ihtiyacın var da o yüzden benzemediler..
Dur Zeynep..
Ne oldu?
Ayrı ayrı değil..
Yan yan uçmam var..
Birbirine bağlayalım..
Yoksa düşerler..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Zeynep..
Hepsi boşdaymış..
Umutlar..
Haydi görüşürüz..
Geliyorum..
Ağabey..
Ağabey..
Ağabey..
Ağabey..
Ağabey..
Ağabey..
Ağabey..
Ağabey..
Ağabey..
Ağabey..
Umutlar, hayaller, dilekler.
Ben en büyük cezayı kendime kestim.
Bir çift sözle her şeyi yaktım, yıktım, yok ettim.
Ben her şeyi yaktım, yıktım, yok ettim.
Ben her şeyi yaktım, yıktım, yok ettim.
Zeynep.
Hayır olsun, kızım.
Ne oldu sana böyle, neyin var?
Ay, ağla kızım ağla.
Demek ki yüreğine sığdıramadığın bir derdin var, ağla ki rahatlayasın.
Kim ne yaptı sana böyle? Canın çok yanmış belli.
Bazen bir laf ölümden betermiş Ayşe teyze.
Yaşanan onca şeyi bir çırpıda silip atıveriyormuş.
Her şeyi yerle yeksan ediyormuş.
Kim ne dedi sana güzel kızım?
Belki yanlış anladın.
Belki sandığın gibi bir şey değil.
Hele bir anlat da ben de bir dinleyeyim.
Belki derdine bir derman buluruz, belli mi olur?
Halil.
Öyle şeyler söyledi, öyle konuştu ki benim paramparça oldu içim.
İçimdeki ışığı söndürdü o benim.
Ona dair içimde beslediğim, büyüttüğüm ne varsa dağıldı gitti.
Kimsin sen dedi bana.
Kimsin?
İnsan sevdiğini yol arkadaşına böyle söyler mi hiç?
Valla şaştım kaldım.
Halil oğlumun sana olan sevgisinden hiç şüphem yok ama...
Sevse yapmazdı, dili varmazdı söylemeye.
Belki şimdi değil ama ne zaman anlatmak istersen ben dinlerim seni.
Sen kimsin?
Sen kimsin?
Sen kimsin?
İnsan hiç değişmiyormuş Ayşe teyze.
Eğer zamanında senin canını yaktıysa bir gün yine mutlaka ateşe atıyormuş seni.
Ben bunu anladım.
Ama bundan sonra beni kırmasına da üzmesine de izin vermeyeceğim ben.
Dönmeyeceğim o eve bir daha yüzünü bile görmek istemiyorum onun.
Ay deme böyle güzel kızım, evine dönmeyip de ne yapacaksın?
Burası benim evim değilmiş ki.
Hiç olmamış mı eğer?
Şimdi sen sinirlisin, kırgınsın ondan böyle konuşuyor.
Hepsi geçince bak fikrin de değişecek.
Öyle kolay mı bir çırpıda her şeyi silip atmak?
Onca emek, onca sevgiyi ilmek ilmek işliyor insan.
Öyle kolay değil bir yuva yıkmak.
Hem bak ailen de orada.
Onları da ardında mı bırakacaksın?
Yok.
Ailem benim her şeyim.
Ben nereye gidersem onlar da benim yanımda olacak.
O çiftlikte kalamazlar artık.
Ama babaannem, orası onun evi.
Taşınırsak çok üzülür, hastalanır.
Olsun, ben doktoruyla konuşup ona da bir çare bulurum.
Dönmeyeceğim o eve bir de.
Bir eksik yok herhalde.
Artık yok.
Teyze, çok sağ ol.
Sen olmasaydın ben bu kadarını beceremezdim.
Valla siz bir arada mutlu olun bana yeter.
Yalnız tekrarı olmasın.
Selmaş'ımı bir daha böyle üzersen bozuşuruz.
Olmayacak teyze, merak etme.
Tamam, o zaman ben bir bahaneyle esas kızımızı getireyim.
Olur.
Tamam.
Bu kolyeyi, şu masayı görünce, beni affedeceksin bir tanem.
Hayır anlamıyorum ben.
Nasıl bulamıyorsunuz Hakan?
Onca adam.
Dost acı söyler diye bir laf var.
Bilirsin Halil.
Eğer acı söylerse, ne olur?
Ne olur?
Dost acı söyler diye bir laf var.
Bilirsin Halil.
Eğer bir kadını susturacak kadar üzdüysen, onu kaybediyorsun Halil.
Çünkü sessizlik, kadının yol azığıdır.
Yol azığıdır.
Öyle bir susar, öyle bir gider ki, kırgın yüreği onu nereye götürdü.
Devayı kimde, neydi aradı bilemeyiz.
Her şeyine hasret kalırsın.
Ben çok pişmanım Hakan.
Ağzımdan çıkanları geri alamam.
Ama ya o, ağzımdan çıkan sözler gibi hiç geri gelmezse?
Belki de pek üstüne düşmemek lazım.
Zamanı, kendi haline bırakmak lazım.
Su akar, yolunu bulur Halil.
Bırakamam.
Sen bana diyorsun ki hiç nefes alma.
Sen bana diyorsun ki kalbini söküp at.
İnsan kalp olmadan yaşayabilir mi?
Zeynep'i bulacağım.
Zeynep'i bulacağım.
Benim güzel ve zarif karım.
Yavaş yavaş.
Adı gibi kalbimin uzun.
Seni çok sevmek oldu bu aşkın kusuru.
Yüzünü güldüreyim derken, daha beter soldum.
Yüzündeki ışık solunca, ben karanlığa boğuldum.
Yüzünü güldüreyim derken, daha beter soldum.
Yüzündeki ışık solunca, ben karanlığa boğuldum.
Yüzünü güldüreyim derken, daha beter soldum.
Yüzündeki ışık solunca, ben karanlığa boğuldum.
Sen tekrar gül ki, benim de gözlerim gülsün.
Ne olur affet beni sevdiğim.
Çok özür dilerim.
Ben seni çok seviyorum.
Ben bu kolyeyi hep boynumda görmek istiyorum.
Seni bir daha asla üzmeyeceğim en nişanesi olarak.
Ben bu kolyeyi hep boynumda görmek için çok özür dilerim.
Buna kendimi gerçekten çok özel hissettirdin.
Benim için senden daha özeli yok ki.
Hiçbir zamanda olmayacak.
Dünyadaki hiç bir kadınla bu kolye bu kadar yakışamaz.
Anlayacağınız evden taşınınca babaannemin hastalığının kötüleşmesinden korkuyorum doktor hanım.
Bunun için ne yapabilirim?
Bana tavsiyeleriniz neler?
Demans hastalığının yıllarca yaşadığı evden ayrılmaları, çevresinin, eşyalarının yerinin değiştirilmesi pek önermediğiniz bir durum biliyorsunuz.
Hastaların zihninde eski olaylar ve eşyalar yer etmiş olduğundan yeni çevre düzeni zorluk yaratıyor.
Hatta bazı kazalara dahi yol açabiliyor.
Şayet taşınmama gibi bir şansınız varsa...
Maalesef yok.
Mümkün değil yani bu.
Lütfen yardım edin bana.
Anlıyorum.
O zaman şöyle yapabiliriz.
Yeni evinizde Zümrüt hanımın odasının şu an yaşadığı odayla benzer plan ve metrekarede olmasına dikkat edebilirsiniz.
Şu anki mevcut eşyaları değiştirilmeden hemen her şey şimdi olduğu şekilde kalırsa, belki karşılaşacağımız zorlukları nispeten azaltabiliriz.
Anladım.
O zaman ben babaannemin şu anki odasının fotoğraflarını çeker ona göre bir ev tutarım.
Teşekkür ederim.
Annem halleder.
Hadi Halil, Zeynep'le beraber girin şu kapıdan hadi.
Zeynep öldün meraktan neredesin kızım sen?
Anne ben iyiyim merak etme.
Daha da iyi olacağım.
Ne zaman döneceksin evine?
Halil perişan her yerde seni arıyor.
Orası benim evim değil artık.
Bizim o çiftlikte bir işimiz kalmadı.
Zeynep olur mu hiç öyle şey?
Bak Halil çok pişman diyorum sana.
Gönlünü almak için her şeyi yapmaya hazır.
Sonradan pişman olacağın şeyler yapma Zeynep.
Vazgeç şu inadından kızım.
Bazen öyle zamanlar oluyor ki.
Hiç de reddetsiz gitmek gerekiyor anne.
Bu da o zamanlardan biri işte.
Sen şimdi bana babaannemin odasının fotoğraflarını gönder lütfen.
Sonra da benden haber bekle.
Neden çekiyorum fotoğraflarını ne yapacaksın?
Tutacağım evde babaannemin odasına benzer bir oda olmalı o yüzden istiyorum.
Saçmalama Zeynep.
Fotoğraf falan çekmeyeceğim hiçbir yere gitmeyeceğiz çünkü.
Sen de dön evine karşılıklı otur kocanla konuş çözün şu meseleyi.
Dönmeyeceğim anne konuşulacak bir şey de yok.
Ayrıca sen halletmezsen Cemil halleder.
Lütfen zorluk çıkarma bana.
Hayır Zeynep.
Öfkeyle hareket edip sonradan pişman olmanı istemiyorum.
Döneceksin evine o kadar.
Hadi kızım gel de bir şeyler yiyelim.
Geliyorum Ayşe teyze.
Zeynep sen neredesin?
Ayşe kim?
Babaanneme uygun bir ev bulunca haber vereceğim sana anne.
Hay Allah.
Aklını kaçıracağım.
Tabi ya.
Sen de bana engel olamayacaksın.
Eğer sen halletmezsen Cemil halleder.
Tamam.
Neredesin Zeynep?
Hadi çık karşıma.
Sensizliğin düşüncesi bile canını yakıyor.
Ben sana kırgın değilim.
Kızgın değilim.
Öfkeli değilim.
Ben artık sana hiçbir şeyim hayır.
Sen benim her şeyimsin.
Sen yoksan ben de yokum Zeynep.
Işık yok.
Aydınlık yok.
Aşık yok.
Aydınlık yok.
Aşık yok.
Aşık yok.
Nefesim yok.
Gelen kız.
Bir bak hele.
Efendim Kıymet anne.
Aslan parçam bana kolye hediye etti de, şu zımpırtısını bir türlü takamayayım.
Sadakale.
Eren mi aldı bunu?
Bağlırken sen ne takıyorsun?
Ben de takıyorum.
Ben de takıyorum.
Ben de takıyorum.
Bağlırken seni de unutmamış.
Kaynana gelin takacağız artık.
Ne güzel.
En son kolye satıcısı adamla konuşmuştu.
Arabalarda vardır.
Hah.
Burada işte.
Son aradığı numara.
Yazalım bir kenara.
Bakalım Türk'ü bacak aynı kolyeyi ben boynumda da görünce ne edecek?
Bana bir blaze mal olacak ama ne edeceğim?
Yeter ki bu kolyeyi alabilsem.
Yok canım.
Baba.
Baba.
Baba.
Baba.
Baba.
Ana.
Ne?
Baba.
Baba.
Yeter ki bağışlamasınlar.
Yaldır yaldır ne güzel parlayı.
Eh paraya kıymış oğlanım.
Ben bu kolyeyi hep boynumda görmek istiyorum.
Seni bir daha asla üzmeyeceğimi nişanesi olarak.
Benim için senden daha öteli yok ki.
Hiçbir zamanda olmayacağım.
Dünyadaki hiç bir kadına bu kolye bu kadar yakışamaz.
Ne oldu geldin kız?
Daldın gitti.
Hepsi roldü demek.
Şiirler, iltifatlar.
Bir daha beni asla kandıramayacaksın Eren.
Biri arıyor kızım seni.
Bilemedim kim numara kayıtlı değil.
Sağ ol Ayşe teyzecim.
Alo.
Zeynep hanım merhaba.
İstediğiniz gibi bir ev buldum.
Özellikle bir odası var ki tam olarak belirttiğiniz ölçülerde.
Ayrıca gönderdiğiniz fotoğraflarda da neredeyse birebir aynı şekilde.
Üstelik küçük de olsa şirin bir bahçesi var.
Uygunsanız konum atayım gelin görün.
Tamam ben çıkıyorum şimdi.
Halil oğlumdu değil mi arayan?
Tabi açmıyorsun diye başka numaradan aradı.
Özledi tabi pişman.
Git kızım git oturun konuşun güzelce.
Yok Ayşe teyze Halil değildi.
Zaten o mesele kapandı.
Bir daha da açılmayacak.
Ben ailemle yeni bir hayata başlayacağım artık.
Tıpkı senin gibi.
Sen de oğlunun torunun yanında çok mutlu olursun inşallah.
Bir de bana hakkını helal et.
Ay ne demek kızım helal olsun.
Oğlumla torunumla kavuşuyorsam senin sayende.
Keşke daha önceden tanısaydım seni.
Böyle erkenden bırakıp gitmek zorunda kalmazdım.
Yeni bir hikayeye başlayacağız ikimizde.
Yeni bir başlangıç olacak bizim için.
Kırgınlıkların, gözyaşlarının, yüzünün olmadığı bir hikaye olacak.
Allah'a emanet ol Ayşe teyze.
Sen de kızım sen de güzel kızım.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
Allah'a emanet ol.
www.feyyaz.tv
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.