Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
PRUSYA
Çiçekleri götür ama çok uzun kalma.
Manuela!
"Sonsuza kadar Manuela'n." - "Beni unutma anne."
Manuela!
Üniformalı Kızlar
Çeviren: Sevda Deniz Karali
(Çevirmenin notu: Filmin kitabını da çevirdim; basılınca hepinizi beklerim. :)) )
Bir - ki - bir - ki - bir - ki -
Bir - bir - bir - bir -
Sola dön - bir - bir - bir - bir
Bir - ki - bir - ki - bir - ki - bir - ki
Bir - bir - bir
Hoş geldiniz. Ben Fräulein von Racket.
Frau Oberin size bildirmemi istedi.
Kendileri çok üzgünler fakat biraz rahatsızlar.
Üzüldüm.
Frau Oberin Ekselanslarını karşılamayı çok istiyordu.
Frau Oberin çok özür diliyor.
Lütfen, lütfen.
Frau Oberin'e söyleyin, ben de olsam çok üzgün olurdum.
İnanılmaz üzgün olurdum.
Manuela, dön bakayım.
Göster kendini.
Son derece utangaçtır, tuhaf da bir hassaslığı vardır.
Ne yazık ki şu ana kadarki eğitimi çok yetersiz.
Yengem çok uzun zaman acı çekti, gereğinden de fazla hoşgörülüydü.
Bunu nasıl düzelteceğimizi biliyoruz.
Girin.
Gel, yavrum. Gel buraya.
Meinhardis, bu Marga von Rackow, koruyucu annen.
Sana vakfımızı tanıtacak, kendisinin sözünü dinlemen gerekiyor.
Halanla vedalaş şimdi bakalım.
Başını dik tut, çocuğum, babanı da utandırma.
İtaatkâr ve çalışkan ol ki eğitimin için harcanan bunca çaba boşa gitmesin.
Söz veriyor musun bana?
Elbette, hala.
Bir öpücük ver o halde.
Rackow, önce üniforması için terziye git Meinhardis'le.
Elbette, Fräulein von Racket.
Kızla bir dakika konuşabilir miyim lütfen?
Elbette.
Sen git.
Şöyle ki...
Buyurun?
Manuela'yla ilgili konuşacağım...
Sanırım önce bir çekidüzen verilmesi gerekiyor.
Disipline ihtiyacı var.
Merdiven bizim için değil.
Yalnızca Frau Oberin ve ziyaretçiler için.
Buraya.
Çok güzel söylüyorlar.
Evet güzel söylüyorlar ama oyalanacak vaktimiz yok.
10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, tamamdır.
Kirli önlükler tekrar sayıldı mı?
Evet, liste de burada.
Teşekkürler. Haydi işinize.
Bu yeni öğrenci Manuela von Meinhardis.
Çıkar bakalım kıyafetlerini.
Ben Ilse von Weshagen.
Bu Edelgard von Kleist, bu da Alexandra von Treskow.
Merhaba.
Hangi yatakhanede olduğunu biliyor musun?
Fräulein von Bernburg'unkinde.
Kadına aşık olma sakın yoksa Alexandra gözünü oyar.
Fräulein von Bernburg bana iyi davrandığı için öyle söylüyor.
O hepimize iyi davranıyor ki.
Bu kadar gevezelik edip durmayın.
Sınıflarınıza haydi.
Sonra yanıma gel. Dördüncü yatakhane. Üçüncü kat.
Neyi bekliyorsun öyle?
Bir tanesi niye öyle komik konuşuyordu?
Paris'li. Babası Alman ama bir Fransız'la evlendi.
Çocuk da tabii günün birinde yalnız kaldı, ama bunu sen anlamazsın daha.
Eşyalarını ver bakalım.
Nasıl yani? Onları yanımda alamıyor muyum?
Hayır hayır, sen eve dönebilene kadar hepsi dolaba gidiyor.
Burada bu giyiliyor.
Bak, burada örgülerin hep çok sıkı olması gerekiyor yoksa yöneticiden azarı yersin.
Bu elbise önceden giyilmiş ama.
Tabii öyle. Herkes için yeni bir tane mi olacaktı?
Yoksa nerede kalırdı tutumluluk?
Biri gitti mi elbisesini bir sonrakine bırakıyor, vesaire. Böyle.
Bu ne demek böyle?
Ne bu, bir - bir kalp - bir de "E, v, B".
"Elisabeth von Bernburg."
O elbiseyi en son giyen küçük hanım da Fräulein von Bernburg'u çok seviyordu.
Evet, sen Meinhardis'sin sanırım?
Bir bakalım sana.
Dön bakayım.
Saçın daha sıkı olmalı. Bunların hepsini içeri sokman gerekiyor.
Ben sınıf öğretmenin Fräulein von Bernburg.
Senden vakıf yaşantımızı düzenleyen bütün emir ve yasaklara harfiyen uymanı bekliyorum.
Anladın mı beni?
Elbette, Fräulein von Bernburg.
Güzel.
Haydi diğerlerinin yanına git şimdi.
Paran var mı? - Evet, biraz.
Ne kadar? - Beş mark kırk fenik.
Bana ver.
Neden? Niye birkaç mark tutamıyorum yanımda?
İzin yok ona. Dışarı çıkacağın zaman bir mark alacaksın oradan, tabii hakkını kaybetmezsen.
Bu ne?
Pralin çikolata.
Şekerlemelere el konuluyor.
Bırak kızın pralinlerini.
Seni ilgilendirmez. Koruyucu anne benim, benim yeni öğrencim o.
Bu ne peki?
Günlüğüm.
Ver şunu. Kitapların teslim edilmesi gerekiyor.
Kimseyi ilgilendirmez. Bunu vermem.
Bıraksana kızın günlüğünü.
Kural kuraldır.
Günlüğü bana vermezsen seni rapor etmek zorunda kalırım.
Vermiyorum.
Göreceğiz.
Kural kuraldır.
Sana yardım edebileceğim bir şey var mı?
Bilmiyorum.
Seni çok sevdim.
Teşekkür ederim.
Ben de seni sevdim.
Manuela!
Gel, sana bir şey göstereceğim.
Bunların hepsi izin verilen resimler, ama dikkatli bak şimdi.
İşte! Beğendin mi?
Çok şey bir yanı yok mu adamın? Şey - nasıl deniyordu o?
Eşsiz bir yanı.
Heh, ondan kesin var adamda!
Ben kadın oyuncuları erkek oyunculardan çok daha ilginç buluyorum.
Aptal olduğu için. Yaşına göre de gelişmemiş.
Hiçbir erkek ona bakmıyor diye o da kadın oyunculara kafayı takıyor.
"Gelişmemiş" demek?
Kapıda gözcülük et.
Kendine güveniyorsan gel bakalım.
Kimmiş gelişmemiş?! Kim?!
Çocuklar, Racket geliyor!
Merhaba, çocuklar.
Merhaba, Fräulein von Racket.
Biraz daha sıkı olacak, Meinhardis.
Dolabını göster bakayım.
Hıhı, güzel.
Hep bu düzeni koru.
Elbette, Fräulein von Racket.
Bütün ödül ve ceza notlarını bu defterde tutuyorum.
Beş hafta içerisinde ondan fazla ceza çizgin olursa dışarı iznini kaybediyorsun. O yüzden dikkat et.
İyi birer örnek sunarak yeni sınıf arkadaşınıza vakıf yaşantımızı güzel kılacağınızı umuyorum.
Elbette, Fräulein von Racket.
Bu kadar kötü olacağını hayal etmemiştim.
İnsan alışıyor.
Ama annem bana karşı hiç sert davranmazdı.
Benim annem de.
Ya baban?
Onu doğru düzgün tanımıyorum bile.
Gel, Görgü Kuralları Dersimiz var şimdi.
Bir...
İki...
Üç...
Gülümsüyoruz...
Anlaşıldı mı?
Güzel.
Reveransın büyük bir zarafetle yapılması gerekiyor.
Kasılmayacaksınız, ama dengesiz de olmayacaksınız.
Albeniniz olacak.
Hep birlikte.
Bir...
İki...
Üç.
Güzel.
Sen? Yeni gelen kız mısın?
Evet. Adım Manuela von Meinhardis.
Manuela - güzel isim.
Fransızca konuşabiliyor musunuz?
Biraz.
Size öğretmek için buradayım ben.
Ayağa.
Öne gelin.
Alexandra, göster bakalım.
Bir...
İki...
Üç.
Çok güzel.
Buyurun lütfen.
İki... üç.
Gülümsüyoruz.
Her zaman gülümsüyoruz.
Çok iyi, çok zarif, yavrum. Çok güzel.
Evet, hep birlikte.
Bir...
İki...
Üç.
Çocuklar, öyle açım ki.
En çok tavşan kızartmasını seviyorum ben.
Üzerine de kırmızı yaban mersini serpilmiş olacak.
Sus yoksa ağlamaya başlayacağım.
Neden kazıyorsun yağı öyle?
Disiplin ve düzen için bunlar hep.
Tanrım! 88 ağız için yarım kilocuk yağ.
O kadar aptal olur da bir şey söylemeye cesaret edemezlerse böyle olur.
Frau Oberin yağı tamamen bıraktı.
Doktor yasakladı çünkü. İnsan bu yüzden çocukları da yağdan mahrum bırakmaz ama.
Kızım, anlaşıldı.
Sen disiplinden de düzenden de anlamıyorsun hiç.
Yeni öğrencimiz, Frau Oberin; Manuela von Meinhardis.
Hıhı.
Dikkat!
Dua edeceğiz.
Sağa dön!
Başla!
Bir - ki - bir - ki - bir - ki...
Dur!
Sağa dön!
Bugün "Öyleyse tut ellerimi" şarkısının ilk kıtasını söyleyeceğiz.
Bir - ki - üç.
Öyleyse tut ellerimi
Ve yol göster bana
Huzurlu sonuma kadar
Ve sonsuza
Yalnız gitmek istemiyorum
Tek bir adım bile
Her nereye gideceksen
Yanına al beni de.
Birkaç şey söyleyeceğim.
Bazılarınızın birçok emre rağmen itaatsizlik etmiş olduğu kulağıma geldi.
Önceden kontrol edilmeden mektuplar gönderilmiş olduğunu öğrendim.
Bu mektuplarda vakfımızla ilgili asılsız şikayetler bulunuyordu.
Yardımcılarım, bu gibi uygunsuz hareketleri derhal ihbar etmekle görevlendirildi.
Fräulein von Racket de uygun cezaları derhal uygulayacak.
Evet...
Sizi uyarıyorum.
Sonra da öldü.
Sessiz sedasız.
Sanki sadece uyuyormuş gibi.
Benim annem hâlâ yaşıyor.
Ama onu bir daha asla görmeme izin yok.
Alman bir kız olmam gerekiyor.
Adımı bile kullanamıyorum artık.
Vaftiz adım Yvette aslında.
Yvette de güzel, değil mi?
Ben sana Yvette diyeceğim.
Ama kimse duymasın.
Ben kızımı vakfa yollamayacağım.
Yollayacaksın tabii.
Annelerimiz de buradaydı ama nasıl bir şey olduğunu unuttular.
İnsan yetişkinken ne yaptığını biliyor mu ki zaten?
Ebeveynlerimiz farklı olsaydı burada olmazdık.
Neden ortalıkta dolanıyorsunuz? Yıkanmaya gidin haydi.
Siz ne yapıyorsunuz orada?
Evlerimizden konuşuyorduk.
Onun sırası değil şimdi. Haydi.
Meinhardis, sen bir dakika dur.
Bir günlük teslim etmeyi reddetmişsin?
Şimdiden sırların mı var?
Kimseyi ilgilendirmez.
Evde... evde de kimse okumazdı onu.
Hmm...
Aslında şimdiden istisnalara başlamamamız gerekir...
Ama pekala.
Günlüğün sende kalabilir.
Şimdi yıkanmaya git haydi.
Teşekkürler.
Hanımlar!
Birçok emre rağmen itaatsizlik etmiş olduğunuz geldi kulağıma.
Sizleri uyarıyorum...
Seslerinizi yükseltin, kalplerinizi yüceltin, ve pişmanlıkla farkına varın günahlarınızın.
Öğretmenlerim ve yardımcılarım, en ufak bir uygunsuz hareketi dahi bana bildirmekle görevlendirildi.
Westhagen!
Lafı ağzımdan aldın.
Üstünkörü temizlenmiyoruz, Wolzogen.
Elbette, Fräulein von Bernburg.
Bunları bir daha içe sokmak gerek.
Elbette, Fräulein von Bernburg.
Bunları da.
Elbette, Fräulein von Bernburg.
Westhagen!
Evet, Fräulein von Bernburg?
Neyi bekliyorsun? Yıkan haydi.
Eşyalarına dikkat et.
Elbette, Fräulein von Bernburg.
Bu gölü kendiniz temizleyeceksiniz.
Haydi, haydi, oyalanmayın. Sona kalan ışığı söndürecek.
On dakika sonra size iyi geceler demek için yeniden geleceğim.
Elbette, Fräulein von Bernburg.
Bugün yine çok hoş.
Evet, sevgili Racket?
Frau Oberin bugün kendilerini biraz daha iyi hissediyorlar, Tanrıya şükürler olsun.
Biraz, evet. Biraz...
Başka bir şey var mıydı?
Ekselansları von Ehrenhardt Hanım çok üzgün olduklarını -
Evet evet, tamam. Teşekkürler.
Yeğenine bakınca iyi bir aileden geldiğini görebiliyor insan.
Çok doğru, çok doğru.
Ama korkarım zorlu bir çocukluk geçirmiş. Şımarık ve inatçıymış.
Frau Oberin kendilerini iyi hissetmiyorlar mı?
Kalp devam etmek istemiyor, ama etmeli.
En iyisi kızın dizginlerini hemen ele almak.
Tam olarak aynı fikirdeyim.
Ama korkarım Meinhardis'i Fräulein von Bernburg'un sınıfına koymak bir hataydı.
Neden?
Bir his yalnızca...
İnsan hislerine göre hareket etmemeli.
Başka bir şey var mıydı?
Evet, faturalar.
Masraf tutarı çok yüksek.
Evet, Frau Oberin, fakat başka nereden kısabiliriz bilmiyorum.
Kızlar zaten açlıktan yakınıyorlar.
Açlık mı?
Açlık da ne demek?
Biz Almanlar çok aç kaldık.
Bu kızlar günün birinde asker anneleri olacaklar.
Bizim ihtiyacımız olan şey, sevgili Racket, disiplin, düzen ve güçlenme.
Lüks bir yaşam ve duygusallık değil.
Sefalet küçültmez. Sefalet yüceltir.
Bırakın başkaları müsrifçe yaşasın. Pişman olacaklar sonra.
Tamam mısınız?
Evet, Fräulein von Bernburg.
İyi geceler, Rackow.
İyi geceler, Fräulein von Bernburg.
İyi geceler, Papke.
İyi geceler, Fräulein von Bernburg.
İyi geceler, Dippe.
İyi geceler, Fräulein von Bernburg.
Şimdiden uyukluyorsun.
İyi geceler, Fräulein von Bernburg.
İyi geceler, Holzendorf.
İyi geceler, Fräulein von Bernburg.
İyi geceler, Wolzogen.
İyi geceler, Fräulein von Bernburg.
Her akşam böyle.
Ayağa kalkmalısın.
İyi geceler, Fräulein von Bernburg.
Fietje.
Sıra bana geliyor.
İyi geceler, Fräulen von Bernburg.
Westhagen...
İyi geceler, Fräulein von Bernburg.
Evet...
Meinhardis...
Her şey sana biraz yabancı geliyor hâlâ, değil mi?
Ama burayı çok seveceğini tembihlemesin kendine.
Her gece yatmadan önce kendine şöyle söyle: "Burada çok mutlu olacağım."
İşe yarıyor.
Söz veriyor musun bana?
Elbette.
Kleist. Beni çok memnun ediyorsun.
İyi geceler, Fräulein von Bernburg.
Evet, Kerkenbach...
İyi geceler, Fräulein von Bernburg.
İyi geceler, Eckart.
İyi geceler, Fräulein von Bernburg.
Ve Märcklen.
İyi geceler, Fräulein von Bernburg.
İyi geceler, Fräulein von Bernburg.
İyi geceler, Treskow.
İyi geceler, Fräulein von Bernburg.
Sana bir mektup yazdım.
Ah, ver hemen.
"Sevgili, tatlı Mia. İzin ver yanında olayım, yemekte yanında oturayım.
Sevgi dolu Josy'n."
O elinizdeki ne?
Ver bakayım.
Daha ne kadar beklemeliyim?
Ateşe at şunu.
Sizin aptallıklarınızı bilmek istemiyorum.
Teşekkür ederiz.
Evet çocuklar, her şey yolunda mı?
Elbette, Fräulein von Bernburg.
Yine ne kadar hoşgörülü davrandı.
Evet. Büyüyünce ben de onun gibi olmak istiyorum.
Öyle güzel mi yani?
Hayır, ama onun gibi tatlı bir öğretmen olmak yani.
Öğretmen mi? Ben evleneceğim, orası kesin.
İnsan ancak kendisine koca bulamayınca öğretmen olur.
Sizce neden... Fräulein von Bernburg neden evlenmemiş?
Kim bilir.
Baksanıza! Bunun ne olduğunu biliyor musunuz?
Çardak mı?
Sen öyle san.
Kapısı her zaman kilitli. Giriş kesinlikle yasak.
Neden ki?
Sır bu aslında, ama ben şehir rehberinde okudum.
Burası bir zamanlar, evliliğinde mutsuz bir seçmen prensin aşk yuvasıymış.
Sevgilileriyle burada buluşurmuş.
Böyle şeyler Paris'te de var.
Böylesi yoktur ama. İçeridekine baksanıza.
Nasıl bir resim bu böyle?
Altında yazanı okusana.
"Venüs'ün Doğuşu."
Benim hoşuma gitmedi.
Neden ki?
Çok... çıplak çünkü.
Öyle olması lazım zaten, daha yeni doğmuş.
"Aşk Tanrıçası Venüs."
Beni ilgilendirmiyor.
Ama insanın bütün bunları da bilmesi lazım, tarih sonuçta.
Günün birinde Müdire siz olduğunuzda lütfen başka bir zil seçin.
Bu zil İngiliz kulaklarımı çok acıtıyor.
Zil beni en az rahatsız eden şey.
Oturun.
Bugün size notlarınızı düzeltme fırsatı vermek istiyorum.
Bazılarınızın notları çok kötü.
Yani konulara devam etmeyeceğiz, öncekileri tekrar edeceğiz.
Treskow.
Schiller ne zaman doğdu?
10 Kasım 1759'da.
Meinhardis.
Peki ne zaman öldü?
Rackow.
Genç Schiller hangi edebi çağa aitti?
Fırtına ve Coşku çağına.
Kleist.
Attinghausen'ın 'Tell' oyunundaki uzun tiradı nasıl başlar?
"Tutun bu vatana, atalarının yüce vatanına,
bütün kalbinle tutun sıkıca!"
Güzel.
Schiller'e sanatsal ve kişisel olarak en yakın olan Alman şair kimdi?
Meinhardis?
Bir soru daha soruyorum, Meinhardis.
Sonra artık kötü not vermek zorunda kalacağım sana.
Bana Schiller'in kadın karakterlerinden birini söyle.
(Maria Stuart! - Orleans Bakiresi!)
Wolzogen!
Maria Stuart. Orleans Bakiresi. Bayan Milford ve "Entrika ve Aşk"tan Luise.
Ama lütfen kızların büyüyünce kocalarını mutlu etmesi gereken kadınlar olacaklarını unutmayın.
Asıl konu disiplin, hanımlar.
İtaatkâr kadınlar, iyi kadınlardır.
Biz İngiltere'de bütün çocukları adil, cana yakın olmak üzere eğitiyoruz.
Kız erkek bütün çocukları.
Biz Almanya'dayız ama.
Fräulein von Bernburg, ilginç bir şekilde çok az ceza verdiğinizi fark ettim.
Çocuklar söz dinliyorlar, ayrıca dersleri de iyi.
Meinhardis'in de mi?
Hayır, Meinhardis'in dersleri iyi değil. Ama bu değişecek.
Daha burada yeni, ayrıca hâlâ annesinin ölümünün acısını çekiyor.
Ona karşı özel bir çaba sarf etmek gerekiyor.
Ne yazık ki henüz gösterebileceğim bir sonuç elde edebilmiş değilim.
İstisnaları hoş görmediğimizi biliyorsunuz.
İstisnadan bahsetmiyorum, Frau Oberin.
Meinhardis yaşıtı bütün çocuklar gibi, özellikle de böylesine ansızın yalnız kalmış her çocuk gibi
bir dayanak, bir çift güzel söz, bir el arıyor.
El mi? Nasıl yani el?
Herhangi bir el.
Gelecek nesillerin asker anneleri, kaderin sillelerine kendilerine acımaksızın dayanmayı öğrenmeli.
Burada hepimizin bireysel bir kaderi var.
Ama ona takılıp kalsaydık sonumuz ne olurdu?
Anarşi!
Sevecen arkadaş değil, disiplinci olalım, hanımlar!
Bana kalırsa ikisini de olmak mümkün; hem disiplinci hem arkadaş olabiliriz.
Bir çocuğun bireysellik hakkı olduğu fikrini onaylamıyorum.
Ben burada olduğum sürece, böyle yeni moda fikirler bu binaya giremeyecek!
Bu vakfın giriş kapısı rastgele demirden dövülmedi!
Bir kale burası!
Hepinize teşekkür ediyorum, hanımlar. Çekilebilirsiniz.
Fräulein von Bernburg konusu pek hoş olmadı.
Evet, korkarım günün birinde kendisinden ayrılmak zorunda kalacağız.
Yazık.
Gerçekten yazık.
Meinhardis?
Ne oldu bakalım?
Evet?
Bana bir şey söylemek için geldin herhalde, değil mi?
Schiller 19 Mayıs 1805 yılında öldü.
"Hırsızlar", Fırtına ve Coşku çağındaki en önemli eseridir.
Sanatsal ve kişisel olarak en yakını da Goethe'dir.
Orleans Bakiresi ve Maria Stuart da en önemli kadın karakterlerinden ikisidir.
Hepsini biliyorum.
Her şeyi öğrendim aslında.
Ama sınıfta bana öyle... öyle soğuk baktığınızda...
her şey uçup gidiyor.
Gel bakayım.
Gel buraya.
Otur.
Ne tuhaf çocuksun sen.
Neden ağlıyorsun?
Bilmiyorum.
Ya da bana söyleyemeyeceğin bir sebebi mi var?
Size her şeyi söylemek istiyorum ben.
Alın günlüğüm. Size veriyorum bunu.
Her şeyi bilebilirsiniz artık.
Karşılıklı güven çok güzel bir şey.
Al bakayım, sil gözyaşlarını.
Evet...
Şimdi ne olduğunu anlat bakalım bana.
Yatakhanede
bana iyi geceler deyip gittiğinizde
hep arkanızdan bakakalıyorum.
Kalkıp yanınıza gitmek istiyorum.
Ama buna iznim olmadığını biliyorum.
Hep öyle...
Hep öyle uzaksınız ki.
Biliyorsun ama, hiçbir durumda istisna yapamam.
Hepiniz çocuklarımsınız benim.
Yalnızca sana ait değilim ki.
Hepinize aidim.
Diğerleri ne derdi hem?
Anlıyorsun bunu, değil mi?
Hepinizi seviyorum ben.
Bir dahaki sefere sınıfta cevap veremediğinde bunu düşün.
Ama bence böyle bir şey bir daha yaşanmayacak.
Vakti de gelmişti zaten.
Dinle bak:
Meinhardis -
Eksi - eksi - eksi - eksi - eksi.
Değişecek ama bu.
Notların iyileşirse tiyatro etkinliğine de katılabilirsin.
Gerçekten mi? - Evet.
Buyurun?
Ah, af edersiniz. Fräulein von Bernburg.
Frau Oberin'in doğum günü kutlaması programını tartışmak için müsaitsinizdir belki şimdi?
Evet, elbette. Oturun lütfen.
Evet Meinhardis!
Notlarını düzeltmek için iki hafta süren var!
Elbette, Fräulein von Bernburg.
İlginç bir kız.
Her insan gibi. Evet, programla ilgili konu neydi?
Ah, doğum günü programı, evet.
Kızlar belki de klasik bir şey oynayabilirler diye düşündüm.
Şey nasıl olur mesela?
"Romeo ve Juliet"?
"Öyleyse sevgili ermiş, dudaklar yapsın ellerin yaptığını."
Hayır hayır, yavrum, ilan eder gibi yapacaksın.
Yüksek sesle olacak. İyi dinle bak:
"Öyleyse sevgili ermiş,
dudaklar yapsın ellerin yaptığını."
Evet?
"Öyleyse sevgili ermiş,
dudaklar yapsın ellerin - "
Hayır hayır hayır! Olmuyor!
Kleist, söyle lütfen.
"Kımıldamaz ermişler yakaranı dinlerken."
"Kımıldama öyleyse yakarım gerçekleşirken."
Hayır hayır hayır!
Havadan öpücük atacaksın.
Havayı öpemem ki.
Ne diyorsam onu yap!
Yapamam.
Yeteneksizsin resmen!
Sen beceremezsen - (Fransızca:) rolünü başkası oynar!
Teneffüs!
Bir sonraki prova pazartesi günü.
O zamana kadar metni ezberlemiş olmanız gerekiyor.
Kostümleri konuşalım, evet.
Çizdiklerini göster bana bakayım.
Ne dedi?
Rolünü başkası oynarmış.
Başkası mı?
Evet. İstediği gibi oynamadığın için.
İzin vermiyor ki bana! Doğru oynayabileceğimi biliyorum ben!
Çok iyi biliyorum hem de.
Öyle gözükmüyor, Meinhardis.
Gel bakayım.
Manuela, Fräulein von Bernburg'la sınıfa gitti tek başına!
Neden ki?
Matmazel Auber'e terbiyesiz bir cevap verdi diye.
Ne?? Manuela da terbiyesizlik edebiliyor muymuş??
Unutma, Romeo ücretli bir asker değil. Bir asilzade o.
Evet...
Ben Juliet'in repliğini okuyorum.
Bir daha dene bakayım.
"Kımıldamaz ermişler yakaranı dinlerken."
"Kımıldama öyleyse yakarım gerçekleşirken."
Tek kelimene bile inanmadım.
Romeo bu değil ki.
Romeo, hayatında ilk defa aşık olmuş genç bir adam.
Haydi, bir daha dene.
"Kımıldamaz ermişler yakaranı dinlerken."
"Kımıldama öyleyse...
yakarım... yakarım..."
Bir Romeo böyle mi davranır?
Evet, Meinhardis!
"Gerçekleşirken" diyeceksin. "Yakarım gerçekleşirken"!
Metni hâlâ tam ezberleyememişsin; Shakespeare'de kelime kaçırmak diye bir şey yok!
Evet, yerine lütfen.
Oturun.
Ne oldu?
Hiçbir şey.
Nerede kalmıştık, Rackow?
Romantizm şairlerinde.
Evet, Romantizm şairleri, Almanya'ya en güzel şiirleri kazandırmıştır.
Romantizm şairleri deyince aklıma öncelikle şunlar geliyor: Heine, Eichendorff, Lenau, Mörike...
"Adın ne değeri var? Şu gülün adı değişse bile kokmaz mı aynı güzellikte?"
"Romeo'nun da adı Romeo olmasaydı, kusursuzluğundan hiçbir şey kaybolmazdı."
"'Sevgilim' de ki vaftiz olayım yeniden; Romeo değilim bundan böyle ben."
"Kimsin sen? Böyle geceye gizlenerek sırrımı öğrenmeye gelen kim?"
Anlamadım, ne diyor burada tam olarak?
Hiçbir fikrim yok.
Ama kulağa güzel geliyor. Müzik gibi.
Treskow, lütfen diğerlerine söyle, bu öğleden sonra yerime Fräulein von Racket bakacak.
Elbette.
Hiçbir şikayet duymak istemiyorum.
Yvette, geliyor bak.
Ders mi çalışıyorsunuz, aferin size.
Ama sessiz olun yoksa bütün balıkları kaçıracaksınız.
Onun gibi zarif.
Kim gibi?
Annem.
Ah, özür dilerim.
Nerede kalmıştık?
"'Sevgilim' de ki vaftiz olayım yeniden; Romeo değilim bundan böyle ben."
Çocuklar, konforlu bir Pazar gününden daha güzeli yok.
Telaşlanmamalıymışım, öyle yazmış annem.
Vatanın metanetli insanlara ihtiyacı var demiş.
Metanetli insan falan olmak istemiyorum ben.
Beni hatırlaman için sana hediye ediyorum bunu. Beğendin mi?
Mükemmel!
Gün içinde yatağa yatmak yasak!
Of kendi işine baksana sen!
Bırak!
Koş! Hadi! Çabuk! Çabuk!
Atlasana! -Yut yut!
Aman ye o zaman!
Çocuklar, ne kadar yüksekmiş!
Aşağı bakınca başım dönüyor resmen.
Ne kadar yüksektir sizce?
Ne aptalsınız ya! Yer çekiminden hesaplayabilirsiniz bunu.
Nasıl yapılıyor ki?
Nesnenin yere çarpma saniyesini alıyorsunuz, sonra da yerçekimi ivmesini, ki o da 9,81.
Evet, görelim bakalım. Hanımlar -
- buyurun bir torpil.
Bir - ki - ve üç.
Ne yapıyorsunuz orada?
Koridorlarda ve merdivenlerde durmak yasak.
Sus sus, örnek öğrenci seni!
"Sevgili anne ve baba,
Bugün yine korkunç bir Pazar günü.
Yolunmuş tavuğumuz, tatlı Fräulein von Racket'ımız bize çoraplarımızı yamatıyor.
Bir de Pazar günleri diğer günlerden bile çok aç kalıyoruz.
Bir yemek sepeti gönderin lütfen. Sizi çok seven Ilse'niz."
Oberin o mektubu ele geçirirse görürsün.
Geçiremez ki, gizlice yollatacağım. Biliyorum nasıl yapacağımı.
Şşt!
Evet çocuklar? Güzel bir Pazar günü oluyor mu bakalım?
Evet, çok güzel.
Her zaman böyle canlı, neşeli ve dingin olun.
Çalışmak küçültmez; çalışmak yüceltir.
Oturun bakayım - İşinizi iyi yapıyor musunuz bari?
Bakayım şuna.
Evet, çok güzel, çok güzel.
Böyle olsun hep. Her zaman çalışkan olacaksınız.
Bu terbiyesiz, kaba şarkı sana bir cezaya mal oldu.
Nereden öğrendin bunu?
Babam Korgeneral von Wolzogen'dan.
Bu da ne böyle?
Bir gömlek olabilir mi acaba?
Ne bu??
Sineklik bu resmen!
Bununla mı geziyorsun ortalıkta?!
Sadece iki tane gömleğim var, bu da çok eski.
Yarın sabah, Meinhardis, dolaplarınızı kontrol ettiğimde bu gömleği doğru düzgün, hatasız yamanmış bulacağım.
Ama yarın sabaha kadar- - Cevap vermiyoruz.
Meinhardis'e yardım eden olursa da dışarı iznini unutsun.
Görüşmek üzere.
Görüşmek üzere, Fräulein von Racket.
Cadı! Sadist resmen! Öldürmek lazım bunu!
Sana yardım edeyim mi?
Yok yok. Tek başıma yapabilirim.
"Binlerce kez beter olsun gece, senin ışığın yoksa,
Öğrenciler nasıl ayrılırsa ders kitaplarından, öyle... öyle..." Nasıldı?
Öyle koşar seven sevdiğine giderken."
"Öğrenciler nasıl ayrılırsa ders kitaplarından, öyle koşar seven sevdiğine giderken."
"Binlerce kez beter olsun gece, senin ışığın yoksa. Öğrenciler nasıl ayrılırsa ders kitaplarından..."
Meinhardis?
Neden uyumuyorsun?
Ne yapıyorsun öyle?
Gömleğim...
Gömlek değil bu, paçavra resmen.
Neden yamamaya çalışıyorsun hâlâ bunu?
Yapmam lazım çünkü. Sadece iki gömleğim var, Fräulein von Racket yarın sabah erkenden kontrol edecekmiş.
Halana yazamaz mısın, sana yenisini göndersin?
Halama mı?
Halam...
tıpkı Ay gibidir.
Her zaman soğuk, cansız,
ve şükürler olsun ki çok uzaktadır.
Gel benimle.
Johanna! Johanna, gelsene!
Neden uyumuyorsun?
Bir mektup kaçırman lazım. Ama yakalanma sakın.
Beni de buradan attırmaya mı çalışıyorsun?
Son kez yapıyorum bak, hadi git yat.
Çok teşekkürler, Johanna.
Bu sana olur sanırım.
Değil mi?
Benim mi olacak?
Evet.
Ve... ve giyebilecek miyim?
Evet, başka ne yapacaktın ya?
Siz...
Siz çok...
Tıpkı... tıpkı....
Teşekkürler.
Haydi git yat, Meinhardis. İyi geceler.
İyi geceler.
Sizi...
Pazar günü sizi o güzel kıyafetinizi giymiş giderken gördüğümde...
bir daha bize dönmeyeceksiniz diye çok korkuyorum hep.
Neden dönmeyeyim ki size?
Bilmiyorum.
Her akşam, tıpkı size söz verdiğim gibi,
"Burada çok, çok mutluyum," diyorum kendi kendime.
Ama siz...
Sanki siz bunu söylemiyormuşsunuz gibi geliyor.
Ben de söylüyorum. Ama yatmadan önce değil.
Sabah 8'de söylüyorum,
sınıfa yanınıza geldiğimde,
siz bana baktığınızda -
o zaman söylüyorum işte.
İyi geceler, Manuela.
İyi geceler.
Bırak.
Nihayet bitti mi işin?
Evet. İyi geceler.
"İnsan dünyaya mutlu olmaya değil, görevini yerine getirmeye gelmiştir."
Fräulein von Racket.
Bu vakfın bütün yönetim işlerinin sizin elinizde güvende olduğunu düşünmüştüm.
Ama öyle görünmüyor!
Buyurun! Bu mektup eksik adres sebebiyle geri gelmiş!
Gönderen: Ilse von Westhagen!
Kontrolden geçmemiş, gizlice gönderilmiş bir mektup! Buyurun kendiniz okuyun!
"Sevgili anne ve baba, bugün yine korkunç bir Pazar günü.
Yolunmuş tavuğumuz, tatlı Fräulein von Racket'ımız bize çoraplarımızı yamatıyor.
Bir de Pazar günleri diğer günlerden bile çok aç kalıyoruz.
Bir yemek sepeti gönderin lütfen. Sizi çok seven..."
Bu - rezalet bu.
Ne diyeceğimi bilemiyorum, Frau Oberin.
Size bir şey sormadım zaten!
Ilse von Westhagen'ı en uygun şekilde cezalandıracaksınız!
Elbette, Frau Oberin.
Ayrıca doğum günümden önce bu gibi başka olayların yaşanmamasını diliyorum.
Yoksa göremeyeceğim doğum günümü.
"Tanrım bu kutsal sözleşmeyi iyi karşılasın,
sonra bize keder verip hışmına uğratmasın!"
"Ne dert gelirse gelsin başıma, onu gördüğüm kısacık bir anın sevincine, bil ki bu keder denk olamaz.
Kutsal sözlerinle sen bizi bir kez birleştir de."
"Şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar. Ölümleri olur zaferleri."
Hayır hayır hayır, Westhagen, olmuyor!
Bir daha - ama bu sefer biraz daha ilan eder gibi!
"Tanrım bu kutsal sözleşmeyi iyi karşılasın, sonra bize keder verip hışmına yollatmasın!"
'Uğratmasın' olacak.
"Ne dert gelirse gelsin başıma, onu gördüğüm kısacık bir anın sevincine, bil ki bu keder denk olamaz!
Kutsal sözlerinle sen bizi bir kez birleştir de."
"Şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar."
Af edersiniz, Matmazel Auber. Frau Oberin'in emri üzerine geldim.
Ilse von Westhagen'ın en uygun şekilde cezalandırılması gerekiyor.
Yalanlarla dolu bir mektup yazmış, o nedenle tiyatroda yer almasına izin yok.
Derhal üzerini çıkarıp sahneyi terk et.
Bana istediğinizi yapabilirsiniz, Fräulein von Racket.
Dışarı çıkma iznimi ne kadar zaman isterseniz iptal edin,
ama oynamama izin verin. Lütfen oynamama izin verin.
Hayır, oynamayacaksın!
Buyurun yerlerinize lütfen, hanımlar.
Kızlar ne de güzel şarkı söylüyorlar.
Annem beni nasıl yetiştirdiyse aynısını yapıyorum kızıma:
önce vakıf, ardından evlilik. Arada da hiçbir şey yok.
Tıpkı bizim ilkelerimiz gibi:
çocuk - kilise - mutfak.
Nasıl nasıl?
Çocuk - Kilise - Mutfak.
Başlıyoruz! Romeo ve Juliet, sahneye!
Çabuk çabuk!
Göbeğini bağla hadi!
Repliğimi asla söyleyemeyeceğim! Ölüyorum korkudan!
"Doğu bulutlarını ışıktan çizgilerle renklendirerek"
"Çatık kaşlı geceye gülümsüyor gök gözlü sabah"
Papaz olmanın bu kadar zor olduğunu düşünmemiştim hiç.
Gel hadi!
Hayır, lütfen lütfen, bırakma beni n'olur!
"Öyleyse sevgili ermiş, dudaklar yapsın ellerin yaptığını."
"Kımıldamaz ermişler yakaranı dinlerken."
"Kımıldama öyleyse...
yakarım...
yakarım gerçekleşirken.
İşte senin dudaklarınla dudaklarım arındı."
"Öyleyse şimdi günah dudaklarımda kaldı."
"Günah dudaklarımdan mı geçti? Tatlı bir dürtüyle işlenen bir günah!"
Manuela günün birinde kesin Kraliyet Tiyatrosu'nda oynayacak.
Çocuğun yeteneği var resmen.
Ama o ihtiyarın çocukları kendisi için bu kadar yorması hiç adil değil.
İyi ki doğmuşmuş!
Niye? Kadın en azından on tane kek için un alınmasına izin verdi, üzümleri muhtemelen unuttuysa da.
Ben unutmadım ama - koydum içlerine.
Kızım, hayranım sana. Hiç değilse cesaretin var.
"Tanrım bu kutsal sözleşmeyi iyi karşılasın, sonra bize keder verip hışmına uğratmasın!"
"Ne dert gelirse gelsin başıma, onu gördüğüm kısacık bir anın sevincine, bil ki bu kadar denk olamaz."
Kutsal sözlerinle sen bizi bir kez birleştir de."
"Şiddetle başlayan..."
"Şiddetle..."
"Şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar. Ölümleri olur zaferleri.
Onun için, ölçülü sev!"
Gösteri bitmek üzere olmalı.
Acele edelim yoksa yetiştiremeyeceğiz.
Ne yaptın bunu böyle? Punç dediğin başka türlü kokar.
Çocuklar için o. Tarifi de Oberin belirledi.
Tadı ondan böyle demek.
Dikkat!
Herkes yemekhanedeki ziyafete!
Öyle mutluyum ki! Çok çok mutluyum!
Lorenzo! Lorenzo, Lorenzo, Lorenzo, Lorenzo!
Tebrik ederim!
Fräulein von Bernburg beğendi mi?
Bilmiyorum, ama öyle bir bakıyordu ki izlerken!
Hadi, yoksa her şeyi yiyip bitirecekler.
Hanımlar! Karşınızda Birinci Romeo! Vakfımızın ilk erkeği!
Önce benimdir!
Dikkat!
Şşt.
Sevgili çocuklar, sizleri rahatsız etmek istemiyorum.
Size Frau Oberin'in teşekkürlerini iletmeye geldim yalnızca.
Çok beğendi. Misafirler de aynı şekilde.
Ben de öyle.
En çok kimi beğendiniz, Fräulein von Bernburg?
En çok...
Ilse von Westhagen'ı beğendim!
Ilse, çıkışın eşsizdi.
Hepinizi çok beğendim, hepiniz çok iyiydiniz.
Evet, Romeo'muz var bir de...
Bravo Romeo'muza.
Evet, misafirlerimize geri dönmeliyim artık.
Müzik, lütfen! Dansa devam haydi!
Ne oldu, Treskow?
Sen beğenmedin mi?
Kimsenin keyfini kaçırma, Alexandra.
Johanna, delirdin mi sen?
Neden ki?
Tüm içkiyi boşalttın içine.
İyi de koymak lazım ama.
Ah kızım, Oberin bir öğrenirse!
Umurumda değil!
Kızların da azıcık yaşamaya hakkı var, ihtiyarın doğum gününe denk geldiyse ne olmuş?
Saygıdeğer Frau Oberin'imizin ve şanlı misafirlerinin
alkışını kazandığınız için çok mutluyum!
Ama bir sonraki daha sert olsun, daha sert!
Hepinize şükranlarımı sunuyorum,
öncelikle de oyuncularımıza:
Romeo!
Juliet!
Ve elbette eşsiz Lorenzo'muz!
Punç geldi! Punç!
Çabuk, gelin bakalım! Ama birinizi iteklemeyin, herkese sıra gelecek.
Önce oyuncular, sonra diğerleri.
Size çok güzel bir punç getirdim, ödül olarak.
(Manuela) Hepinizi çok seviyorum!
Şerefe!
(Johanna) Ama coşmayın bu kadar.
Çocuklar, çocuklar...
Şerefe, Alexandra!
Neyin var?
Neden öyle bakıyorsun bana?
Mutlusun.
Evet, çok, çok mutluyum, özellikle bugün.
Tadına bakmak ister misin?
Güzel tadı, iyi, harika hatta.
Gördüm sizi.
Kimi?
Neyi gördün?
Senle Fräulein von Bernburg'u, pazar akşamı.
Seni odasına götürdüğünü gördüm.
Tüh.
Üzüldüm, sırrımdı o benim.
İspiyonlamayacağım seni, korkma.
Korkmak mı? Neden korkayım ki?
Racket duysaydı...
Ne demek istiyorsun? Neyden bahsediyorsun sen?
Hiç, Manuela.
Sana imreniyorum sadece. Ama Racket...
Racket, Racket, Racket!
O Fräulein von Bernburg'un tırnağı bile olamaz!
Şerefe!
Ne oldu? Neden rahatsız ediyorsun beni?
Neden diğerlerinin yanında değilsin sen?
Çünkü Manuela von Meinhardis kör kütük sarhoş oldu.
Sarhoş mu?
Bu...
Bu mümkün değil.
Olamaz ama... emin misin?
Asla yalan söylemem ben.
Manuela, bu kadar çok içme.
Tadını sevdim ama.
Çocuklar, bugün hayatımın en güzel günü!
Şimdi size Romeo asıl nasıl oynanır göstereceğim!
Manuela, tiradını bir daha at hadi!
Geceleri ne de gümüşsü bir ses verir sevenlerin dilleri,
en yumuşak müziktir dinleyen kulaklara.
Dur, şu pencereden süzülen ışık da ne?
Evet, orası doğu, Juliet de güneşi!
Bak nasıl da sararıp soluvermiş Ay kederden.
Anlatıyor ya gözleriyle, karşılık vereceğim ben de!
Tanrıçam o benim, sevgilim...
Fräulein von Bernburg...
Neden öyle bakıyorsunuz bana?
O da bunu biliyor, çok iyi biliyor.
Benim onu sevdiğim gibi o da beni seviyor!
Sus, Manuela!
Bir elbise hediye etti bana, ipekten bir elbise.
Yok, hayır, elbise değil... bir gömlek.
Onun gömleği... giyip onu düşüneyim diye verdi.
Hayır, o söylemedi bunu...
Ama söylemesine gerek de yoktu...
Biliyorum çünkü,
beni seviyor.
Kim gömlek hediye etti sana?
Fräulein von Bernburg!
Dikkat!
Korkmuyorum.
Kimseden korkmuyorum.
Hiç kimseden!
Şerefe!
Şerefe, Fräulein von Bernburg!
Seviyorum onu.
Seviyorum onu!
Skandal bu!
Manuela!
Manuela!
Siz ne yapıyorsunuz burada?
Manuela'nın nasıl olduğunu sormak istedik.
Sizi ilgilendirmez bu, Frau Oberin'in kesin emri var!
Yemeğini getirdiği için Johanna hariç kimse ama kimse Meinhardis'in yanına girmeyecek!
Marş haydi, sınıflarınıza!
Lütfen, Fräulein von Racket.
Sen ne istiyorsun hâlâ?
Manuela nasıl gerçekten?
Hak ettiği gibi!
Beni yanlış anlamayın, Fräulein von Bernburg.
Sizi yalnızca uyarmak istedim.
Size karşı bir entrika dönmekte ortalıkta, belki daha da kötüsü.
Korkum yok.
Tabii, elbette.
Ama Fräulein von Racket'i hafife almayın.
Siz Almanların dediği gibi, fırsatı değerlendirmesini bilen biri o.
Miss Evans, vicdanım rahat benim.
Evet, ama...
Bu her zaman yeterli olmuyor, üzgünüm.
Miss Evans!
Ciddi bir şeylerin olacağını düşünmüyorsunuz ama-?
Özür dilerim, zil çaldı. Ama şunu söyleyebilirim; size bir kötülüğüm dokunmaz.
Arkanızdan bir taş da benim atmayacağımı bilin.
Alexandra kıskanıyor.
Racket de Fräulein von Bernburg'dan nefret ediyor.
Korkuyorum, korkuyorum.
Çok fazla şey söyledim.
Hemen ona gitmem lazım, her şeyi açıklamalıyım.
Hakkımda neler düşünecek...
Bizi yalnız bırakın.
Bu vakıf kurulduğundan beri böyle skandal görülmedi.
Buraya kabul edilen en ahlaksız kızsın sen!
Bu kadar büyük olmasan yatırıp sopayla dövmek gerek seni!
Bana bak! Bana bak!
Ne yaptım ki?
Benim doğum günümde, tarif bile edemeyeceğim bir şekilde davrandın!
Cezanı sonra göreceksin!
Evet?!
Frau Oberin, Prenses Hazretleri size yapacağı ziyareti bugün öğleden sonraya aldı.
Bugünü buldu...
Prenses Hazretlerini hayal kırıklığına uğratmamalıyız.
Soğukkanlı kalmalı, eksiksiz olmalıyız.
Meinhardis de olacak!
Ama hiçbir kız onunla konuşmayacak!
Elbette, Frau Oberin.
Hazırlıklara hemen başlayın.
Prenses Hazretleri hep dakiktir.
Dakiktir, elbette Frau Oberin.
Hazır ol! Sıraya geç!
Sıraya!
Öne gel.
Evet, Prenses Hazretleri geldiğinde iyice eğilerek reverans yapıyoruz, anlaşıldı mı?
Son prova.
Her şey yolunda mı?
Prenses Hazretleri birazdan geliyor.
Tam mıyız?
Evet, Fräulein von Racket. - Güzel.
Meinhardis hariç.
Meinhardis! Gidip getirin onu da.
Çocuk hasta ama.
Getirin yine de! Frau Oberin'in emri!
Ayrıca unutmayın: kimse ona tek kelime etmeyecek!
Tabii ki konuşacağım onunla.
Ben de.
Yasak ama.
Prensese şikayet etmek lazım aslında.
Prenses ne derse yapıyorlar.
Ben şikayet edeceğim.
Atarlar seni.
Umurumda değil.
Duruşunuza dikkat edin, hanımlar!
Merhaba, sevgili Strachwitz. Nasılsınız?
Hoş geldiniz, Prenses Hazretleri.
Merhaba, Fräulein von Racket. Nasılsınız?
İyiyim, çok teşekkür ederim, Prenses Hazretleri. - Şöyle buyurmaz mısınıız?
Prenses Hazretlerine yeni İngilizce öğretmenimizi tanıtabilir miyim? Bayan Evelyn Evans.
(İngilizce) Nasılsınız, Bayan Evans?
Çok teşekkür ederim, Prenses Hazretleri.
(Fransızca) Matmazel Auber, nasılsınız?
Çok iyiyim, teşekkürler, Prenses Hazretleri.
Merhaba, Fräulein von Bernburg. Nasılsınız?
Harika, teşekkür ederim, Prenses Hazretleri.
Tam zamanında toplanılmış, çok güzel.
Hayatta dakik olmak önemlidir.
Bugun buraya saygıdeğer Frau Oberin'i doğum günü için tebrik etmeye geldim.
Onur duydum, Prenses Hazretleri.
Dünkü kutlamaya katılamadığım için çok üzgünüm.
Çocuklar için mutluluk verici bir tecrübe olmuş olmalı.
Çok mutlulardı gerçekten; melek gibi davrandı hepsi.
Ne hoş.
Unutma, şikayet edeceğim demiştin.
Yapacağım.
Hepsi çok tatlı.
Tatlılardır.
Sen küçük Gerstenberg'sin, değil mi? Nasılsın?
İyiyim, teşekkürler, Prenses Hazretleri.
Bu kadar çok mutlu yüz görmek gerçekten çok güzel.
Sen de küçük Wolzogen'sın, değil mi?
Burada hayat nasıl?
Güzeldir, eminim.
Babası çok başarılı bir subaydır.
Evet, yavrum? Bir şey mi söylemek istiyorsun?
Sevgili çocuklar, hepinize teşekkür ediyorum.
Çok naziktiniz hepiniz.
Hoşça kalın!
Ah, evet, doğru, küçük Meinhardis. Küçük Meinhardis nerede acaba?
Meinhardis?
Meinhardis!
Meinhardis!
Ah, küçük Meinhardis sen misin?
Anneni çok iyi tanırdım. Çok iyi bir kadındı.
Umarım onun gibi olmaya çalışırsın.
Ne kadar soluk duruyorsun öyle!
Hasta değil, değil mi, Frau Oberin?
Hayır hayır, kesinlikle değil.
Çok zarif bir kız. Vakfımıza büyük gurur getirecek.
Kendisiyle özel olarak ilgilenmenizi rica ediyorum.
Fırsatını bulmuşken sizinle başka bir şeyi daha konuşmak istiyorum.
Yeni yetimhaneyle ilgili.
Önce atıp tutuyorsun, sonra da gıkını çıkarmıyorsun.
Korktum.
Ödleksin sen. Tam bir ödleksin!
Sen de bir şey söyleyebilirdin.
Meinhardis, revire dön.
Kimse konuşmayacak onunla!
Manuela!
Manuela!
Kendini üzme.
Aramıza döneceksin yine.
Fräulein von Bernburg'a ne oldu?
Ne olmuş?
Odana dön, Meinhardis.
Söz dinlememek demek, Kleist. Bunu senden beklemezdim.
Bilmiyorum...
Manuela için çok korkuyorum.
Öyle tuhaf, öyle sessiz ki...
Meinhardis dostluğunu hak etmiyor.
Onunla arkadaşlık yapman yalnızca zarar verir sana.
Manuela kötü biri değil!
Evet, olmayabilir, ama o yine de...
Sana bunu açıklayamam, çok gençsin daha.
Ama inan daha sonra minnettar olacaksın bana.
Haydi git şimdi.
Çocuklar, siz ne derseniz deyin; Prenses çok güzel.
Ben bir Prensi tercih ederdim.
Fena da olmazdı sana.
Ama biliyorsun, bu evde canlı erkeklere yer yok.
Sadece salondakiler gibi, tozunu almak gereken bakır ya da pirinçten adamlar var.
Ben seve seve tozlarını alırım, hoşuma gidiyor.
Çocuklar, size tek bir şey söylüyorum:
Fräulein von Bernburg'un başı dertte.
Nereden biliyorsun?
İhtiyar onu ofisine çağırdı.
Dikkat et de bir sonraki de sen olma.
Neden olacakmışım? - Çocuklara iyi davranıyorsun çünkü.
Eğitmenliğin ilk kuralı olan mesafeyi koruma kuralını fena halde çiğnediniz.
Gerektiği noktada koruyorum mesafemi.
Meinhardis konusunda gerekli değil miydi yani?
Kendisine olan alakanız çok ileri gitti...
Kabul edilemez derecede...
Bunu yargılama hakkı size düşmez.
Siz yalnızca üniformalara emir veriyorsunuz; ben genç kızlar yetiştirmeye çalışıyorum.
Meinhardis gibi davranan kızlar mı?
Şimdi siz kabul edilemez derecede ileri gittiniz.
Her halükarda, Manuela von Meinhardis'in size karşı son derece sağlıksız bir sevgi beslediği bir gerçek.
Aslında onu derhal kovmak isterdim ama Prenses yüzünden bunu yapamıyoruz.
O halde bir sonraki emre kadar izolasyon odasında kalacak.
Ayrıca onunla tek bir kelime dahi konuşmanızı istemiyorum.
Frau Oberin -
Şimdilik bu kadardı!
Çok üzgünüm, Frau Oberin, gerçekten çok üzgünüm.
Çok naziksiniz ama size inanmıyorum. Teşekkürler.
Sen?
Ne arıyorsun burada?
Dün akşam yeterince şey söylemedin mi?
Ben...
Ne 'ben'?!
Yapma...
Makul ol ama, olur mu?
Ne yaptığını biliyorsun.
Ben sana...
Ve diğerlerine de, biraz olsun arkadaşlık etmeye çalıştım.
Ama belki de bunu gerçekten kaldıramıyorsunuz.
Cezalandırılman gerekiyor şimdi.
İzolasyon odasında kalacaksın.
Nedenini biliyorsun, değil mi?
Şikayet etme sakın!
Seni pekala vakıftan da atabilirlerdi.
Frau Oberin bu daha mı iyi olur diye üzerine çok düşündü.
Sizi ziyaret etme iznim olacak mı?
Ben burada olmayacağım artık.
Gidiyor musunuz?
Böylesi senin için daha iyi olacak.
Sizi bir daha asla göremeyecek miyim?
O zaman yaşamak istemiyorum artık.
Nasıl büyük sözler bunlar?
İnsan böyle şeyler düşünmemeli bile.
Önünde upuzun, güzel bir hayat var.
Neyden bahsettiğini bilmiyorsun sen.
Aklını başına topla artık!
Sanırım Frau Oberin haklı.
Senin sertlikle iyileştirilmen gerekiyor.
İyileşmek mi? Neyden?
Beni böyle sevmemelisin.
Ben senin öğretmeninim yalnızca. O kadar, başka bir şeyin değilim!
Arkadaşın değilim, annen değilim!
Üzgünüm ama gerçek bu.
Anladın mı beni?
Git haydi şimdi.
Gidiyorum.
Kendinize iyi bakın...
sevgili Fräulein von Bernburg.
Meinhardis'le konuştunuz demek.
Evet.
Bunu size yasakladığım halde.
Bence bu benim vicdanıma kalmış bir şey, Frau Oberin.
Sizi odamda bekliyorum.
Manuela...
Manuela, böyle olsun istememiştim gerçekten.
Vakfı terk etme kararınızı kabul ediyorum. Uzatmaya gerek yok.
Sizi kovma derdinden de kurtarmış oluyorsunuz beni.
Ama şunu da ekleyeceğim: sizi buraya daha en başında kabul etmiş olduğum için kendimi suçluyorum.
Ama bunu yapmamın tek sebebi de Prenses Hazretlerinin sizi önermiş olmasıydı.
Yoksa daha ilk görüşmemizde anlamıştım buraya ait olmadığınızı.
Demek ki ilk ve son kez aynı fikirde olmuşuz, Frau Oberin.
Neden burada kaldınız o zaman, sorabilir miyim?
O gün sizin odanıza giderken birkaç kız gördüm.
Korkmuş fareler gibi duruyorlardı merdivenlerde.
O an dedim ki kendime:
İstesem de istemesem de burada kalacağım.
Savaşı kaybettim, Frau Oberin.
Sizi ikna edebilmeyi öyle isterdim ki.
Beni ikna edebilmeyi mi?
Bu ne cüret?
Nasıl bir tecrübe sizi böylesine sertleştirdi, bilmiyorum.
Sizin sertlik dediğiniz şey disiplin ve düzenin temelidir.
Ama hayatta yaşadıklarımızın acısını çocuklardan çıkarmaya hakkımız olduğunu düşünmüyorum ben.
Mutlu etmeliyiz biz onları.
Ama siz onları korkuyla yönetiyorsunuz, çocuklar da sizden nefret ediyorlar.
Ama bana itaat ediyorlar.
Size acıyorum, Frau Oberin.
Zavallı bir insansınız.
Susun!
Susun!
Cennetteki...
Cennetteki babamız....
Beni kötü olandan kurtar...
Beni kötü olandan kurtar...
Suç...
Suçlarımızı bağışla...
Kendinize...
Kendinize iyi bakın, sevgili Fräulein...
Meinhardis?
Meinhardis!
Fräulein von Meinhardis nerede?
Bilmiyorum.
Bilmiyor musunuz?
Aşağıda mutfaktaydım.
Yine nesi var bunun?
Meinhardis!
Meinhardis'i siz mi sakladınız?
Hayır, Fräulein von Racket.
Nerde bu kız hakikaten?
Onu bulmamız lazım!
Manuela!
Orada, orada!
Meinhardis...
Sessiz olun, çocuklar.
Geri çekilin.
Geri çekilin.
Manuela!
Sakin ol.
Manuela.
Bırakın beni! Bırakın!
Bırakın!
Bırakın beni! Bırakın!
Bırakın! Bırakın!
Bırakın beni! Bırakın! Bırakın! Bırakın!
Bırakın onu!
Manuela...
Hemen revire!
Daha önce hiç kimseden bir şey istemedim...
Lütfen...
bizimle kalın.
Manuela kendi yolunu bulacak.
Gitmeliyim.
Artık ona engel olurum yalnızca.
Son
Çeviri: Sevda Deniz Karali
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.