Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
HİNDİSTAN ANAYASASI
- Yaşa Hindistan. - Amirim.
Yaşa Hindistan.
Komiser Yardımcısı Ansari göreve hazır.
Masa sallanıyordu da efendim.
Affedersiniz efendim. İlk günüm.
Belli oluyor.
Annemle babamın fotoğrafı.
Bunu sakla yoksa dalga geçerler.
Ya da biri "Aranıyor" duvarına koyar.
Yaşa Hindistan.
Chaudhary, bu arkadaş yeni geldi.
Eğitiminden mesulsün. Sorumluluk sende.
Benim gibi olmaması için çalışırım.
Emredin.
İçer misin?
Hayır efendim, hiç içmem.
İyi. Ben de.
- Tokas! - Evet efendim.
Bunu al da dağıt.
YERALTI DÜNYASI
HAZIRLIKSIZ
Reuben Thom olduğundan emin misin?
Suç ortağını bulduk.
Bir komşusu ihbar etti.
Reuben'ı Rose Lizo'nun evine götürdüğünü itiraf etti.
- Kızla ilgili bilgi var mı? - Henüz yok.
Ama hâlâ arıyoruz.
Memurun cesedi nerede?
Otopside efendim.
Onu... Cesedini sabah ilk iş Delhi'ye yollayacağız.
Genç memurların sorunu ne, biliyor musun?
Kahraman olmak ve şan istiyorlar.
Seni arayıp destek istemeliydi.
- Aradı efendim. - Ne?
Beni aradı. İki kez.
Açmadım.
Seni aramadı Meghna.
- Aradı efendim. - Meghna.
Seni aramadı.
Tamam mı?
SON ARAMALAR ŞY ANSARI (2) - DÜN
Efendim.
Bunu aşağıdaki ormanda bulduk.
Bu kadını gördün mü?
Bunu yapma.
Ne?
Kelebekleri böyle öldürme.
Neden?
Çünkü mecbur kalmadıkça öldürmemek lazım.
DELHI'YE HOŞ GELDİNİZ
DİKKATLİ TAŞIYIN
CENAZE
Cesedi düzgün mumyalamamışlar.
Uçuş da hava yüzünden rötar yaptı.
Ceset çürümeye... Yani,
sıvı salmaya başlamış efendim.
Lütfen şurayı imzalayın.
Efendim.
Efendim.
Neden dediğimi anlamıyorsunuz?
Anlıyoruz Moulvi Bey. Ama ne yapalım?
Biz de çaresiziz, o yüzden sizden istiyoruz.
Babası yoksa aileden biri olmalı.
- Nasıl yaparım? - Moulvi Bey,
ailesinin bölgesinde sokağa çıkma yasağı var. Ne yapalım?
Böyle konuşmanız doğru değil!
- Cesedin kokması doğru mu? - Chaudhary!
- Rica ediyoruz Moulvi Bey. - Dinleyin Moulvi Bey,
şu an tek yakınları biziz. Lütfen töreni yapın. Gelin.
Efendim, bunu Ansari'ye kim yaptıysa
kurtulamayacak.
Artık olay yerel poliste Virk.
Bizim işimiz bitti.
Nasıl bitti?
Bitti işte.
Anladın mı?
Sen de bana bak.
Yarın bakanlığa git.
Yaptıklarını açıkla.
Sonraki gün karakola gel.
Dur.
Hadi.
Dikkatli sür!
Özür dilerim.
Lütfen aracı durdurun.
Aracı durdurun lütfen!
Kenara çek!
Üzgünüm.
Çocukluk arkadaşı.
ORTAK SEKRETER (KUZEYDOĞU)
Nagaland'deki çatışma...
Sizi bilgilendireyim mi?
Evet.
Şöyle yazıyor, Jonathan Thom'u öldürdüğü iddia edilen
Reuben Thom'un üç parti çalışanı daha sonra Kohima'da ölü bulundu.
- Doğru mu? - Evet.
Ama Thom cinayetinin baş şüphelisi Rose Lizo aralarında yoktu.
- Doğru mu? - Evet.
Ansari amirim Rose hakkındaki bilgiyi daha sonra aldı. Telefonda.
Doğru.
ŞY Ansari kadını yakalamaya gittiğinde, Rose Lizo'yu öldürmeye giden
Reuben'la karşılaştı.
Ve maalesef ŞY Ansari çıkan çatışmada öldürüldü.
Reuben Thom da kaçtı. Doğru mu?
Bir sorun var mı?
Bir sorun var efendim.
Bu videoyu yayımlayan üç kişi
Reuben Thom'un grubundan uzun zaman önce ayrılmış.
Hatta teslim olmuşlar.
Birisi bu üçünü iş için tutmuş
ve iş biter bitmez onların icabına bakmış.
Bunu Nagaland'de kendimiz soruşturduk.
Nagaland'i bu haritada gösterir misin?
Burası mı?
Tamam.
- İlk gidişindi, değil mi? - Evet.
Ben her ay giderim çünkü mecburum.
Stratejik, ticari, her açıdan
Kuzeydoğu'yla iyi ilişkilerimiz olması önemli.
Peki bu nasıl olacak?
Nasıl efendim?
Kalkınmayla, endüstriyle, işle.
NAGALAND İŞ ZİRVESİ
Bu iş zirvesiyle.
İki yüz milyardan bahsediyorum. Anladın mı?
Evet efendim ama Reuben Thom...
Operasyonun ortasında Delhi'ye niye gittiniz?
Hem de MY Bhardwaj'ı bilgilendirmeden?
Efendim, oğlumun doğum günüydü.
ŞY Ansari gitmeme izin vermişti.
Ama öldüğünden bunu teyit edemeyecek.
Kapil Reddy'nin oteline dalıp kaos yaratmanıza kim izin verdi?
Ansari mi?
Böyle hassas bir durumda gündüz vakti kim ateş açtı?
Yerel polise haber vermeyerek kim protokolü çiğnedi?
Ansari mi?
Hayır efendim.
Bir yanlış anlaşılma var.
ŞY Ansari protokol konusunda titizdi.
Chaudhary, amirini korumanı takdir ediyorum.
Ama iki kişi gitti ve biri şehit oldu.
Bir şehidi soruşturamayız.
Söyle bakalım.
Şimdi ne yapacağız?
Efendim...
Reuben Thom, bir polis memurunu öldürmekten aranan kişi
şu an kaçak.
Bu, bir polis ekibinin bu sabah evine düzenlediği
baskında anlaşıldı.
Naga Gençlik Konseyinin başkanını tutuklamak için
ülke çapında arama başlatıldı.
Bu arada Asenla Thom
oğluyla arasına mesafe koymayı seçti.
Ne yaptın Reuben?
Anne, oraya o kızı aramaya gitmiştim.
O polis de oradaymış.
Ama onu ben öldürmedim.
Kız dediğin kim?
- Rose. - Aklını mı kaçırdın?
Bana sormadan,
benden izin almadan oraya mı gittin?
- Yetki bende sanıyordum. - Yetkiyi hak etmediğin belli.
Alo? Reuben? Alo?
- Kim o? - Benim.
Polis Şefi burayı öğrenmiş. Geliyor.
Kızdan haber var mı?
Hayır. Hâlâ arıyoruz.
Nereye gidiyoruz?
Çatışma süsü verip seni öldürecekler.
Sadece isyancıların yanında güvende olursun.
Hadi.
James'in arabası değil mi bu?
Değildir efendim.
Kendini iyi hissetmiyordu, erken çıktı.
- Emin misin? - Evet efendim.
Onu izliyoruz, değil mi?
Evet efendim.
Burada biri varmış.
Sanırım belli oldu.
James'in arabasıydı.
- Dikkat, NL 01 AE... - Dur.
Yapma.
Ya arabada telsiz varsa?
Emredersiniz.
Bir kadından emir almak kolay değil, biliyorum.
Alış artık Issac.
Reuben, al.
- Ne? - Senden bir tek şey istedim.
Dikkat çekmemeni.
Ama yatırımcılarımla uğraştın, sonra da bunu yaptın.
Ben öldürmedim.
Başka biri vardı.
Tanıklar var salak.
Paçayı kurtarman imkânsız.
Ne diyorsun yani?
Teslim ol.
Ortalık sakinleşsin, söz veriyorum seni kefaletle çıkartacağım.
Bir de bana salak diyorsun.
Senin gibilere asla güvenmem.
Tek derdiniz bu toprakları ve halkını sömürmek.
Yoldan çekilmemi istiyorsun.
Annemi manipüle edeceksin.
Annen öyle mi söyledi?
"Bana sen bakacaksın, artık yetki sende" mi dedi?
Dinle evlat,
annen baban gibi birine katlandı.
Korunmaya ihtiyacı yok.
Bana güvenmediğini biliyorum.
Ama annenin her dediğine de inanma.
OUTER TRANS YAMUNA KARAKOLU
Ansari yalnız mıydı?
Hayır. Birlikte gittiler.
Chaudhary, oğlu sayesinde kurtuldu.
- Oğlunun doğum günü için dönmüştü. - Gerçekten mi?
Birkaç gün izin ister misin?
Hayır efendim. Sorun değil.
Doğru olanı yaptın.
Ne?
Müdür Yardımcısı aradı.
İçişleri Bakanlığındaki görüşmeyle ilgili.
Yerinde olsam ben de aynı şeyi yapardım.
Biz evcil köpekleriz Chaudhary.
Sen, ben, ŞY Ansari, hepimiz.
Köpek sadece sahibine sadıktır,
diğer köpeklere değil.
Sigortanı hallederim ama daha çok ödemelisin.
- Tamam, kocamı ararım. - Efendim.
Efendim, bugün son günüm.
Teşekkürler efendim.
- Al. - Telefon numaran aynı kalacak, değil mi?
Niye değiştireyim ki? Aynı kalacak. Bir de yer tutacağım.
Tamam.
- Bunu nereden aldın? Bakayım. - Krishna Pazarı'ndan. Güzel, değil mi?
Alo?
- Ben Uzair. - Kim?
Imran'ın arkadaşı.
Alo.
- O kutuya dikkat edin. - Tamam.
- Cam eşya. - Tamam.
Affedersin, ev biraz...
İzinde Bangalore'a gidiyorum.
- Orada yakınların mı var? - Evet.
Birkaç arkadaşım var.
Babam da orada ama pek konuşmayız.
Al.
Bu senin.
Imran seninle Nagaland'e yollamamı söylemişti.
Belki oradaki viski size yaramıyordur.
Kalsın. Pahalı şeyler mideme dokunuyor.
Ben içmem.
Imran da içmezdi.
Ama şöyle demişti, "Chaudhary'yle içmem lazım.
"Bari iyi bir şey içeyim."
Bu arada...
Orada ne oldu?
Bak Uzair, orada ne olduğunu kimse bilmiyor.
Kimse öğrenmek de istemiyor.
Ama bugün verdiğim yazılı ifadede bütün suçu ŞY Imran'a attım.
Bunu almamı hâlâ istiyor musun?
Lütfen.
HAYAL TACİRİ
Yemeğin kötü olduğunu anlamak için bitirmek gerekmez.
Bir lokma yeter.
Hayatını tehlikeye atan işi niye yapasın?
Söylesene, haksız mıyım?
Evet sevgili kayınbiraderim, ne diyordun?
Söyle.
Enişte, diyordum ki...
O benim tek kardeşim. Değil mi?
Birkaç kardeşim daha olsa belki söylemezdim.
Bhalla'yla yine görüşelim. İş hâlâ duruyor.
Eski arkadaşız.
Söylesene, amirinin eline ne geçti?
21 pare top atışı olacak mı?
Annesiyle babasını düşün. Onu okuttular, polis yaptılar.
Şimdiyse başka bir şehirde öldürüldü.
Onunla vedalaşamadılar bile.
Keşmir'de kayıkçı olsa daha iyiydi. Orası huzurlu bir yer.
- Orada arsa almayı düşünüyorum. - Kalk.
- Geç oldu. Metroyu kaçıracaksın. - Arabayla geldim.
O zaman bin ve git.
- Bir şey mi diyeceksin? - Anahtarımı ver!
Defol!
Söyle. Ne diyordun?
Aklını mı kaçırdın?
- Evde çocuk var. - O çocuk ama sen yetişkinsin.
Değil mi?
Öyleyse niye dırdır edip duruyorsun?
"Geri gel. Bir günlüğüne gel."
Ansari artık yok! Öldü!
Ben karşındayım. Kimin doğum gününü kutlayayım?
Evet, kutlamak istedim.
O benim oğlum. On sekiz yıl onu büyüttüm.
Şimdi gitti. Ne yapacağımı bilmiyorum.
Ama senin gibi başkalarını suçlamıyorum.
Korkma. Her zamanki hâli. Sorun yok.
Dosyayı kapatmamız emredildi.
Tatlı dağıt Satbir Singh.
Büyüklerin lütfuyla bir vaka daha çözdük.
Bu ne?
Dhruv Mallik'in telefon sinyal kayıtları.
Thom'un öldürüldüğü akşam.
Bana niye veriyorsun? Vaka çözüldü, değil mi?
Çünkü senden başka kimse umursamıyor.
AMAR JYOTI MARG, NAGALAND SADAN, YENİ DELHİ CİVARI
VAN VIHAR SİTESİ NAGALAND SADAN, YENİ DELHİ
GÜVENLİK KAMERASI
Sekreter olduktan sonraki ilk kararımdı.
Bütün siteye güvenlik kamerası.
Önceden her evden terlik hırsızlığı şikâyeti alıyorduk.
İşte geldi. Şimdi her şeyi bulur.
- Tarih ve saat? - 6 Aralık.
Gece 22.00-01.00 arası, Nagaland Sadan'a giden yol.
Torunumuzu erkek gibi yetiştiriyoruz.
Spor, bilgisayar. Judo da öğreniyor.
Bugünlerde çok önemli.
Delhi'nin bugünlerdeki hâlini biliyorsunuz.
Dur. Biraz geri sar.
Evet, burası. Buradan oynat.
Benimle geldiğin için sağ ol.
Senin için yapmıyorum Chaudhary.
Kardeşimiz öldü.
Bu kadarını yapmazsam yazıklar olsun bana.
DELHİ POLİSİ
Buyurun efendim?
Dhruv'la görüşmeye geldim.
Bütün patronlar meşgul. Bir etkinlik var.
Koca adam! Gel buraya.
- Peki. - Hangi köydensin?
- Sonipat efendim. - Sonipat mı?
Ben Rohtak'tanım.
Başka itirazı olan var mı beyler?
İyi o zaman.
Müzik çalın!
Sakin ol Chaudhary. Kenara çekip konuşalım.
Hayatım, hemen dönerim.
Nereye kaçıyorsun piç?
Aşkım, ne oluyor?
Biri polis çağırsın! Polis çağırın!
Biz polisiz amca.
Oturun. Keyfinize bakın.
- Seni piç. - Aşkım!
Şerefsiz herif! Kaç!
Hoş değil. Seni açığa aldıracağım!
Bu abin açığa alınmak için doğmuş zaten geri zekâlı!
Hadi açığa aldır piç.
Kaçacak mısın?
Nereye gidiyorsun?
Nereye kaçıyorsun?
Hadi kaç.
Nereye kaçıyorsun?
Nereye kaçacaksın?
Neredeyim demiştin?
Jonathan Thom'un öldürüldüğü akşam güya Noida'daydın.
Dinî bir törendeydin, öyle mi?
- Aşkım, ne oluyor? - Evet.
- Evet, o... - "Evet" ne, Dhruv?
Arkadaşım. Düğüne davet etmeyi unutmuşum.
O da biraz kızmış.
Aşkım, ne oluyor?
Efendim, ilişkimi saklamak için yalan söyledim.
Yoksa düğünüm iptal olurdu.
Aç kapıyı Dhruv! Aç!
Beş dakika izin ver hayatım!
Madem düğünü düşünüyorsun, gerçekleri anlat
yoksa bu video eşinin Insta hikâyesinde olur.
Rose, Raghu Paswan'ı işe almamı istedi.
Adamın Rose'a her ay Dimapur'dan para getirdiğini öğrendim.
- Elli bin. - Evet.
- Dhruv! - Sonra?
Rose'a paranın ne için olduğunu sordum.
Çenesini kapalı tutması içinmiş.
Thom'la Nagaland'de ilişkisi olmuş. Parayı o yolluyormuş.
- Sonra? - Biraz araştırınca öğrendim ki
Rose'un Thom'dan çocuğu varmış.
Ama Thom bile bilmiyormuş.
Rose'un çocuğu mu?
Rose'un telefonundan iki mesaj çevrilmiş.
"Üzgünüm, bunca zaman sakladım. Başka şansım yoktu."
Thom'la nasıl tanıştın?
Thom'la hiç tanışmadık.
Önemli biri olduğunu biliyordum.
Tedarikçim Max Rizu da onunla çalışırdı.
Efendim, sonra
Rose'a "Adama şantaj yapıp 20 milyon iste" dedim.
Dhruv, ne oluyor?
Bir yürü git!
- Lütfen! - Devam et.
Çaresizdim efendim.
Babamın şirketinin çok borcu var.
Kulübüm, bu çiftlik evi, her şey.
İki ay önceki bir baskında büyük zararımız oldu.
Paraya ihtiyacım vardı.
Bu ihtiyaç değil, açgözlülük sik kafalı! Devam et!
Thom parayı ödemeyi kabul etti.
6 Aralık akşamı Rose'u Nagaland Sadan'a götürdüm.
Sadece parayı alıp gelecekti.
Bekleyip durdum.
Ama gelmedi. O yüzden defalarca aradım.
Belki Thom'la bir sorun oldu
ve kız onu öldürüp Raghu Paswan'la kaçtı.
Yemin ederim başka bir şey bilmiyorum. Lütfen efendim.
Dışarıda bir şey demeyin.
Bu düğün ailem için çok önemli. Lütfen.
Siktir git Dhruv!
Günümü mahvettin, siktir git!
Ağlaman artık işe yaramaz.
Evlenince ağlayacak zaten.
Şimdiden alışsın. Gidelim.
Acelen var gibi.
Bir şey mi gördün?
Hayalet mi?
Güneş sisteminde kaç gezegen var Neemo?
Felicia, telefona baksana!
Hadi, daha önce yaptık.
- Dokuz mu? - Hayır. Sekiz!
Plüton artık gezegen değil.
Neden? Kötü bir şey mi yaptı?
Efendim, Bay Issac arıyor.
Alo?
Kızı bulduk.
Rose'u bulduk.
Yarım saate oradayım.
Ne oldu?
Bugünkü sınavdan kalacağım.
Neden öyle dedin?
Yaramazlık yaptım.
Çok çalışmadım.
Gerçeği söylersem kızmayacağını söylemiştin. Çünkü...
Çünkü hata yapınca en azından itiraf etmeliyiz.
- Yaşa Hindistan. - Rose Lizo'yu bulduk.
- Yaşıyor mu? - Evet.
O gün...
ŞY Ansari beni aradı. Açmadım.
Ben de.
Biliyorsun, yalan söylemem.
Her şey Ansari'nin suçu diye yazdırdılar.
Bu büyük yalanın yükünü taşıyamam.
Bırak da bu yükü sırtımdan atayım.
Alt yazı çevirmeni: M. Levent Yılmazoğlu
Proje Kontrol Sorumlusu Salih Bayram
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.