All language subtitles for Paatal.Lok.S02E03.Four.Murders.And.A.Funeral.1080p.AMZN.WEB-DL.DD+5.1.H.264-playWEB_track17_[tur]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali Download
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified) Download
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam Download
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi Download
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese Download
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Ev çok dağınık!

Deli misin sen? Ne yapıyorsun?

Dedim ya, siyah kravatım lazım. Buraya koymuştum.

Buradaydı!

Kravatını sikeyim!

Burada olmamalısın.

Polis seni arıyor.

Polisi sikeyim!

Doğru dürüst eve geldiğin yok.

Gelince de

ancak başımı ağrıtıyorsun.

Ne biçim kocasın?

Frankenstein'ım!

Evet!

Bebeğim, babana gel.

Çocuğu rahat bırak.

Dünyanın en kötü babasısın.

- Dikkat et, düşüreceksin. - Gel babana. Sus!

Bırak onu!

Kes sesini!

Kravat, kahrolası kravat.

- Hey! - Nerede?

Olay çıkarmayı bırak!

Bağırmayı keser misin? Herkes duyacak!

- Nerede? Ev darmadağınık! - Komşular duyacak!

Utanman olmayabilir ama benim var!

- İşe yaramaz herif! - Darmadağın!

- Beni deli etme! - Kulağım patladı!

Çocuklara mı bakayım, eve mi, sana mı?

Bana bak.

Cenazeye gitmem lazım.

Takım elbise giymeliyim.

Ceketim ve pantolonum var.

Kravat lazım!

Neden oraya gidiyorsun?

Thom'un adamları sana kızgın değil mi?

O yüzden gidiyorum salak. Çekil!

Kravat lazım. Nerede bu?

Hayır. Canım, yapma.

Hayır!

YERALTI DÜNYASI

DÖRT CİNAYET VE BİR CENAZE

Kahretsin! Mahvolmuş.

Evet, valizi bekliyorum.

Seni öğleden sonra ararım.

Ben de canım. Görüşürüz.

- Silah ruhsatı lütfen. - Tabii.

Buyurun.

Ya diğeri?

Of ya!

Amirim, silah ruhsatı lazım.

Ne oldu?

Yanımda nevale getirmiştim.

Bu eyalette alkol yasak. Ama valizim ıslanmış.

Kapağı sağlam bir şişe getirmeliydin.

Öyleydi zaten.

Gelirken biraz içtim. İki tek attım.

İlk defa uçağa bindim. Biraz gergindim.

Mahvolmuş.

Beyefendi, ruhsatınız?

Şişe için izniniz var mı?

Merhaba. İzin belgesi var mı efendim?

Merhaba. İzin belgesi? Merhaba efendim.

- Nagaland iç bölge izin belgesi lazım mı? - Hayır, değil.

Alın efendim. Onsuz giremezsiniz.

İsterseniz yakında iyi bir otel göstereyim.

Tac Mahal kadar muhteşem.

- Bir kraliçe de ayarlarım. - Defol!

Ne oldu efendim? İçkinizi mi aldılar?

NAGALAND POLİSİ

- Meghna Barua. - Imran Ansari.

Bu da Başkomiser Hathi Ram Chaudhary.

Başkomiser Issac sizi misafirhaneye götürecek. Tamam mı?

Onu rehberiniz olarak görün.

Bugün dinlenin.

Yarın konuşuruz.

Hadi gidelim.

Ama sizinle cenazeye gelmeyecek miyiz?

Üzgünüm ama riskli olur.

Bazı yerlerde sokağa çıkma yasağı var.

Biz turist değiliz Şef Barua. Vakayı soruşturmaya geldik.

Turist olsanız daha iyiydi.

Thom sizin şehrinizde öldü. Sizin korumanızdayken.

Destekçileri bu soruşturmayı örtbas çabası olarak görebilir.

Güvenliğiniz için bugün...

Güvenliğimiz sizin sorumluluğunuz değil.

Sizin sorumluluğunuz bize bilgi ve destek sağlamak.

O yüzden lütfen...

Harika. Gidelim.

Bu arada cenazeye kim geliyor?

Jonathan Thom'un cenazesi. Herkes orada olur.

Oğlu da gelir mi amirim? Reuben.

Umarım gelmez.

Bir açıklama yaptı.

İtiraf videosundaki şahıslar hakkında

bilgi için bir milyon rupi ödül koydu.

Pardon da ne soracaksınız?

Sizce bu bir örtbas mı?

Baba ve oğulun kavgalı oluşu hakkında kimse soru sormasın diye.

Şef Yardımcısı Ansari, benim işim size sadece bilgi ve destek sağlamak,

size fikir vermek değil.

Zaten fikirlerimin değeri olsaydı burada olmazdınız.

Amirim, biraz bilgi verebilirseniz...

Max Rizu adında bir uyuşturucu satıcısı var.

Nerede olduğu, geçmişi falan.

Onu biz de arıyoruz. Dört haftadır ortada yok.

Çetesinden sorgulayabileceğimiz biri var mı?

Bana isim listesi verin.

Hepimiz için daha kolay olur.

Lanet olsun.

NAGALAND DEMOKRATİK FORUMU

Silahlarınızı arabada bırakın.

Fikrimi istemiştiniz, değil mi? İşte söylüyorum.

Dinleseniz iyi olur.

- Issac. - Evet amirim.

Bence girişte kalmalısın, tamam mı?

Sorun var mı?

- Amirim. - Yok amirim.

- Lotha'yı şapelin oraya yolla. - Peki amirim.

HUZUR İÇİNDE YAT

SENİ ÖZLÜYORUZ

Alçaklar! Patronum sizin şehrinizde öldü!

İşinizi düzgün yapın, yoksa...

Bana bırakın, olur mu?

Onları neden getirdin?

Neden getirdin dedim.

İşlerini yapıyorlar.

Patronumuzu korumak da işleri değil miydi?

Üstlerini arayın. Silahları var mı, bakın.

Gidelim.

- Arabada bekleyin. - Amirim, kimliğim?

- Sonra alırsın. Gidin lütfen! - Ne oldu?

Oğlu Reuben geldi.

Issac, cevap ver. Buraya destek lazım.

Sen kimsin de beni durduracaksın?

O benim babam! Babam!

Reuben, lütfen! Bugün olmaz!

Beni durduracakmış!

Babamın cenazesi bu!

Bugün olmaz.

- Saçmalama! - Saçmalama!

Bu piçi öldüreceğim!

- İndir silahını piç! - Bize bulaşma sakın!

İndirin silahlarınızı!

Lütfen! Lütfen durun!

Orospu çocuğu!

Reuben!

Lütfen.

Hayır.

İndirin. Reuben.

Reuben. Bırak onu.

Ben başlatmadım Ken amca.

Bitirmeni rica ediyorum.

Bugünlük bir ceset yetmez mi?

İndirin silahları!

İndirin dedim!

Reuben, lütfen.

Tamam. Lütfen. Tamam. Sakin ol.

Lütfen.

Sakin.

Hadi. Annenin yanına git.

Bugün sana ihtiyacı var. Evet, ona git.

- Reuben'ın adamlarını götürün. - Emredersiniz.

Arabada bekleyin dememiş miydim?

Üstlerine fazla gitmeyin.

Nagaland'de ilk günleri.

Burayı anlamak biraz zaman alır.

Affedersiniz.

Merhaba efendim.

İşte sana anlattığım polis.

Merhaba hanımefendi. Amirim, Bay Kapil Reddy.

- Hindistan Hükûmeti Özel Danışmanı. - Yaşa Hindistan.

Bir şey sorabilir miyim efendim?

Siz aileyi iyi tanıyorsunuz.

Reuben babasından neden koptu?

Kim bilir.

Belki politik fikir ayrılığı.

Belki özel bir mesele.

Gelmeyeceksin diye korkmuştum.

Söylediklerini hatırladım.

Buraya son gelişimizde 18 yaşında bile değildim.

Gelmek istememiştim.

Ama şöyle dedin, "İnsan ailesiyle vedalaşmalı."

Anlıyorum.

Babana kızmakta haklısın.

Ama

o artık yok.

Ve birinin

başa geçmesi gerek.

Onun partisine katılmamı isteme.

Sadece parti değil.

Daha büyük şeyler tehlikede.

Bizim olanı almalıyız.

Bir şeye ihtiyacım yok.

Parasına ihtiyacım yok.

Böyle konuşma.

O parayla halkımıza, bölgemize yardım edebiliriz.

Ne kadar fark yaratabilirsin, bir düşünsene.

Efendim, vakit geldi.

Bir şey daha var.

Delhi'den iki polis geldi.

Çok şey öğrenmemeliler.

Bana bir iyilik yap.

Lütfen onun yanına defnetme.

Tanrı rahmet etsin.

RACHEL THOM'UN ANISINA 1994-2010

JONATHAN VE ASENLA THOM'UN KIZI

KARDEŞİ REUBEN VE MURIEL MANASTIRI HİÇ UNUTMAYACAK

Başın sağ olsun.

Bütün spekülasyonlara rağmen

Reuben Thom, babasının Kohima'daki

Naga Hristiyan Mezarlığı'ndaki cenazesine katıldı.

Babasının partisinin üyeleriyle kısa bir gerginlik çıktı.

Bu arada viral olan bir videoyla Thom'u öldürdüğünü itiraf eden

üç şahıs hakkında hâlâ bilgi yok.

Lütfen sonra tekrar arayın.

Telefonu aç salak!

Reuben Thom'un

bu kişiler hakkında bilgi almak için bir milyon ödül koyduğunu hatırlarsınız.

Evet.

Amirim, sabahtan beri Renu'yu arıyorum. Telefonu açmıyor.

Başka bir telefondan arayayım dedim. Ama meşgulsünüz, sonra gelirim.

Yok, bir saniye. Bekleyin.

Sonra ararım. Tamam mı?

Evet. Sen uyumadan mutlaka ararım.

Evet, ben de.

Kız arkadaşınız mı?

- Ondan hiç bahsetmiyorsunuz. - Buyurun.

"U" ne demek?

"I love U" gibi mi?

İlişki ciddi ama kimse bilmiyor.

Siz arayın amirim. Eşiniz kızmıştır.

Amirim, hâlâ komiser yardımcısı olsanız

sizi konuştururdum

ama şef yardımcısıyken sizi konuşturamam.

- Yapma amirim. - Fazla sürmez.

BİLİNMEYEN NUMARA

- Alo? - Kapatma canım.

İcra memuruymuşum gibi benden kaçıyorsun.

Ben kocanım, değil mi?

Söyle, ne var?

Sabahtan beri seni arıyorum.

Endişelendim.

Her şey yolunda mı?

Alo? Her şey yolunda mı?

Evet, yolunda.

Shobha bugün gelmedi.

Bütün ev işleri bana kaldı.

Sabahtan beri adet kanamam var

ve seni dinlemek acımı artırıyor. Başka sorun var mı?

Kendine iyi bak. Tamam mı?

Çocuk nasıl?

Evet. Adını bilmediğin çocuk.

O iyi. Ne yemek yiyor ne konuşuyor.

Ayrıca gece yatağını da ıslatıyor. Sidikli çarşaflarını yıkıyordum.

Annesinin bir kazada öldüğünü gördü.

Ona biraz zaman ver. Düzelir. Tamam mı?

- Tamam... - Ne zaman döneceksin?

Siddhu'nun yaş gününe gelecek misin?

Elimden geleni yapıyorum...

Bana Renu teyze de. Senin adın ne?

Thom'un destekçileri cinayetten sonra Rose'un evine saldırdı.

Her şeyi mahvetmişler. Artık orada iki nöbetçi var.

Rose'un arama yaptığı Telefon Ofisi'nin bilgileri var mı?

Merkez araştırıyor. İşte bu ev.

Nöbetçiler nerede?

Çay içmeye gitmişlerdir.

Kimse bu insanları korumak istemiyor.

Babası orada.

Saçmalık.

Ben baba değilim. Kızım yok.

Hepsi yalan söylüyor.

Hepsi hırsız.

Sigara ister misin?

Biraz bozuk para ver, alayım.

Kiminle konuşuyorsun?

Burada ne işiniz var?

Daha kaç kere söyleyeceğim? O kaltakla bir ilgim yok.

Abla, Delhi'den geldiler.

Vay be! Delhi'den mi?

Hoş geldiniz efendim.

Çay, kahve, soğuk bir şey ister misiniz?

Lütfen sakin ol.

Sadece birkaç soru sormak istiyorlar.

"Rose nerede?

"En son ne zaman gördün?"

Siz de bunları soracaksınız, değil mi?

Sekiz yıl oldu.

Kızınız arada bir arıyordur. Değil mi?

Neden?

Çünkü o bizim gözümüzde öldü.

Raghu Paswan diye birini duydunuz mu?

Rose, Thom'u tanıyor muydu?

Onu öldürmek için bir sebebi olmalı.

Rose, Thom'u neden öldürdü?

Canavar nedir, bilir misin?

Thom bir canavardı.

Bu fotoğraf nerede çekildi?

Sigara ister misiniz?

Bozuk para verin de alayım. Hop!

Reddy, kızın fotoğrafını gördü mü?

Evet.

Ama karısının otelinde çalıştığını söylemedi.

Karısının oteline gitmeliyiz.

Amirim, yalnız gidebilir misiniz? Başka bir planım var.

Tamam.

Bu adamdan nasıl kurtulacağız?

MİSAFİRHANE

Başka planınız yok mu?

Yok.

Yollar çok kötü.

- Amirimin siyatiği azdı. - Ne?

Evet, dün geceden beri çok fenayım.

Dinlenin.

Bir de lütfen kimliğimi getir.

Kimliksiz bir yere gidemem zaten.

Tamam.

Karakola gidelim.

Gitti. Hadi.

Taksi!

Rose'un annesiyle babasının davranışlarını anlayamadım.

Annesi Thom'a saydırıp duruyor ama babası Thom'un yasını tutuyor.

Issac, Rose'un babasının 14 yıl Thom'a çalıştığını söyledi.

Kızı da Thom'u mu öldürdü?

Dur.

Burada dur.

Buradan otobüse bineceğim.

- Dikkat edin. - Yürü.

Bir saniye.

Ne oldu?

Bu sizde kalsın. Kimlik olmayınca sorun olabilir.

Gidelim.

Hey! Dursana!

Bu adamı gördün mü?

Çekil.

Kardeş, bir baksana.

- Dur. - Efendim.

Bu adamı gördün mü? İşçi olarak sık sık buraya geliyormuş.

Efendim, kulübenin orada sorun.

Bekleme odası hep doludur, o yüzden bizim oralı işçiler

- genelde orada kalır. - Kulübe nerede?

Üçüncü peronu takip edin, oraya çıkar.

- Burası. - Bu mu?

- Burası. - Tamam.

Merhaba efendim. Buyurun.

Şef Yardımcısı Imran Ansari, Delhi.

Bayan Grace Reddy'yle görüşecektim.

Tabii efendim.

Bu adamı hiç gördünüz mü?

- Hayır. - Hiç mi?

- Görmedim. - Hayır.

Kızın fotoğrafını haberlerde gördüm.

Baş şüpheli, değil mi?

Evet ama onunla tanıştınız mı diye soruyorum.

Hayır.

Neden soruyorsunuz?

Emin misiniz hanımefendi? İki yıl otelinizde çalışmış.

Bakın.

Bakın, Kuzeydoğu'da yedi otelim var.

400 çalışanım var.

Her birini hatırlayamam.

Ama müdürüme bir sorayım.

İKİ REDDY'NİN GÜCÜ

KAPIL REDDY NAGALAND - DAĞLARDAKİ EVİM

Haklısınız. Bizimle çalışmış.

Ama onu kovmuşuz.

Kız uyuşturucu bağımlısıymış.

Güvenlik görevlim hırsızlık yaparken yakalamış.

Ben böyle bir çalışanı unutmazdım.

Thom, Reddy'nin görüşme ayarladığı yerde öldürüldü.

Baş şüpheli de eski çalışanı.

Hadi karı-koca kızı hatırlamıyor, hiçbir çalışanı da mı söylemedi?

Amirim, fotoğrafı televizyona çıktı.

Amirim, şarjım bitiyor. Sonra ararım.

Bir şey buldunuz mu?

Alo?

Lanet olsun.

Raghu!

Hop!

Polis! Kaçın!

Dur!

Dur! Kaçıyorlar!

Dur!

- Ben polisim! Dur! - Polis misin?

Polisim. Kimliğim...

Anlamıyor musun? Polisim.

Tamam, numarayı not alın.

Nagaland'in en iyi avukatı.

Onu arayıp adımı verin. Adım ne mi?

Bittu Rehman.

5.000 rupiye sizi çıkarır. Tamam mı?

Dosyanız işleme girerse Bittu Rehman da sizi kurtaramaz.

Anladınız mı? Nerelisin?

- Chunchunapur. - Chunchunapur mu?

Daha oturacak mısın yoksa çıkmak ister misin?

Beyefendi! Buraya bakın!

Dün içkinizi aldılar, bugün de sizi mi?

Onlara Delhi Polisinden olduğumu söyle.

Kimliğinizi gösterin.

Kimliğim de yok silahım da.

Cüzdanınız var mı?

Bozuk param yok.

Merak etmeyin Bay Chaudhary. Hesabıma yazarlar.

Sana adımı ne zaman söyledim?

Böyle şeyleri bilmeliyiz.

Polis Şefi nadiren havaalanından birini alır.

Polisleri iyi tanıyorsun.

Bütün yetki sizde. Sizi iyi tanımalıyız.

Bir de

altı yıldır sık sık mahkemelere ve karakollara gidiyorum.

Polislerin ve hâkimlerin adlarını ezbere bilirim. Şaka değil.

Hatta küçük bir suçtan yakalanıp hayatımı mahvettim.

İki ayda bir duruşmaya çağırıyorlar.

Avukatlar on dakika boyunca hâkime laf anlatıyor.

Hâkim iki dakikalığına geliyor, duruşmayı iki ay erteliyor.

Böyle mal gibi kaldım.

Gorakhpur'dan Dimapur'a mesafe uzak.

Ben de buraya yerleştim.

- Neden yakalandın? - Ben mi?

Bugün sizi yakaladıkları şeyden.

Dimapur'dan Delhi'ye bir şeyler getirirdim.

Bunu arıyorum. Dört gün önce Avadh Assam Ekspresi'yle gelmiş.

Max Rizu için mal taşıyormuş.

Herkes Max'ten mal alır.

İki üç kişi daha vardı

ama hepsi teker teker kazaya kurban gitti.

Burası dağlık bir bölge, bir an dikkatin dağılsa kaza olur.

Max işin içinde miydi?

- Onda o yürek yok. - Kim peki?

Cinayetini soruşturduğunuz kişi.

Thom mu?

Efendim,

Myanmar'dan Nagaland'e gelen her mal onundur.

Telefonunuz.

Amirim, dinliyorum.

Kamusal Telefon Ofisi kayıtlarından

Rose'un aradığı adresi bulduk.

Max Rizu, Thom'un adamı mıymış?

Beş yıldır birlikte çalışıyorlarmış.

Sonra Max sorun çıkarmaya başlamış. Thom da dayanamamış.

Birkaç gün önce baskında 700-800 milyonluk mal yakalanmış.

Max mi ispiyonlamış?

Teyit edilmemiş ama herkes ondan şüpheleniyor.

Bu bilgiyi Meghna Barua'dan almalıydık.

Boş versenize.

Baskında yakalanan

göçmen işçileri bile bize söylemedi.

Umarım kolay bulmuşsunuzdur. Sizi alabilirdim.

- Yaşa Hindistan. - Sorun değil.

Burada kiminle görüşeceğimizi söyleyin.

Esther Shipong.

Rehabilitasyon merkezi doktoru. Sabıkası temiz.

Evet, o gece beni aradı.

Paniklemişti, yardım istedi.

Neden polisi aramadınız?

O benim hastamdı.

Güvendiği için beni aradı.

Boş verin.

Ne konuda yardım istemişti?

Saklanacak bir yer arıyordu.

Reddettim.

Neden?

Hastanızdı. Yardım etmeliydiniz.

O sırada haberlere çıkmıştı.

Onu ne zamandır tanıyorsunuz?

Sekiz yıldır.

Kohima'da tanıştık, böyle bir rehabilitasyon merkezinde.

Çalıştığı otelden kaçmıştı.

O sıralar kendi sorunlarım vardı.

Onunla yakınlaştık.

Ben bir haftalık hamileyken kocam ölmüştü.

Ama çocuk yaşamam için bir sebep oldu.

Anne.

Acıktım.

Geliyorum. Biraz bekle.

Ama Rose'un böyle bir sebebi yoktu.

Kaçtı ve tekrar kullanmaya başladı.

Jonathan Thom'dan hiç bahsetti mi?

Hanımefendi, artık sizin hastanız değil.

Artık bizim şüphelimiz.

Thom'dan bahsettiyse söyleyin.

Onun metresiydi.

Thom'un hareketli bir hayatı vardı.

Ama bu kadının verdiği bilgiye güvenemeyiz.

En azından bir şeyler öğrendik.

Amirim, öğrendiğimize göre bir buçuk ay kadar önceki bir baskında

yaklaşık 10-15 kişi yakalanmış.

Onları sorgulayabilirsek...

Ayrıca yarından itibaren rehbere ve arabaya gerek yok.

Biz hallederiz.

Tabii.

EMNİYET MÜDÜR YARDIMCISI NAGALAND POLİSİ

Tutukevinden geldiler mi?

Evet. Yeni geldiler.

Tam zamanında geldiler. On dakikaya mahkemeye sevk edilecekler.

Bu adamı gördün mü?

Hayır efendim.

Hiç görmedim.

- Efendim, nereliymiş? - Chhapra.

- Dholi. - Ne?

Bir baksana. Sizin oradan.

Bu Raghu, efendim.

Nereden tanıyorsun?

Birkaç kez birlikte yolculuk ettik.

- En son ne zaman gördün? - Bir buçuk ay kadar önce.

Yanında bu kızı gördün mü?

Topallıyor mu efendim?

Nasıl yani?

Bir keresinde tren istasyonunda bir kızla buluştu.

Kızı uzaktan gördüm.

Yüzünü hatırlamıyorum.

Kız buralardandı.

Topallıyordu.

- Raghu'yla başka buluşan oldu mu? - Hayır efendim.

Ama onun kastından biri burada yaşıyor.

- O adamla görüşürdü. - Adını veya adresini biliyor musun?

Adı...

Galiba Manoj'du. Sebze pazarında çalışıyor.

Efendim!

Efendim, ben hapiste ölsem de olur.

Oğlumu salıverin, yeter.

Eskiden Delhi'de sokakta yiyecek satardım. COVID-19'da her şeyimi kaybettim.

Efendim, onun ilk yolculuğuydu.

Yanımda getirdim.

Onu buraya ben getirdim.

Tamam, güzel. Şimdi kontrol ederim.

Rose'un telefonundan iki mesaj çevrilmiş.

Cinayetten iki gün önce Thom'a yollamış.

"Pazartesi akşam geleceğim. Hazır olsun."

Bir dakika sonra,

"Üzgünüm, bunca zaman sakladım. Başka şansım yoktu."

Rose, Thom'dan ne saklamış?

Thom'un telefon kayıtları da geldi.

Cinayet akşamı onu en son kim aramış, biliyor musun?

Bağırdığı kişi.

Kimmiş?

Max Rizu.

- Lanet olsun! - Ne oldu?

Piçin biri bizi takip ediyor. Orospu çocuğu...

Dur.

- Dışarı! - Çık dışarı!

- Çık! - Dışarı.

Yavaş!

Eyalet Polisi!

Geri çekil!

Kimliğini göster.

Polis mi?

Gördün mü?

NAGALAND POLİSİ

Kes korna çalmayı!

Ne var?

Bir şeye dokunmayın.

Issac, fotoğraf çek ve olay yeri ekibini bekle.

Aradığınız kişi.

Max Rizu.

Ona kimliğini ver.

Vaktinde bilgi verdiğiniz için sağ olun.

Ama iki memurunuz neden peşimizdeydi?

Kurumdaki herkes benim emrimde mi sanıyorsunuz?

Kimin emrindeler?

Evet. Kızın ailesiyle görüşmeye gittiler

ve annesiyle konuştular.

- Kadın ne dedi? - Pek bir şey demedi.

Ama bir şey var.

Biri Grace Reddy'nin oteline gitti.

Geç olmadan harekete geçmeliyiz.

Reddy'yi ara.

Hemen ara.

O üçünü bulduk. Acele etmeliyiz.

Anne, kapatmam lazım.

Videodaki piçleri bulduk.

Aptalca bir şey yapma. Reuben!

Gidelim.

DEĞİŞİME KATILIN NAGALAND GENÇLİK KONSEYİ

Cihaz eşleşti.

Alt yazı çevirmeni: M. Levent Yılmazoğlu

Proje Kontrol Sorumlusu Salih Bayram

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.