Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Slovak
Slovenian
Somali
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Rama, Rama, Hari...
Çalışsana it.
"Damu çocukluğundan beri korkusuz ve cesurdu.
"Bir gün ormandan geçiyordu
"ve bir yavru ayı gördü.
"Ayı yalnız ve korkmuştu.
"Yavru ayıyı gören Damu büyük bir merhamet hissetti.
"Yavru ayıyı alıp eve getirdi.
"Eve geldiğinde
- "Damu'nun yanındaki... - Kalk hadi.
- "...ayıyı gören annesi şaşırdı. - Git de biraz para kazan.
"Annesi şöyle dedi, 'Oğlum, merhametini anlıyorum.
"'Ama bir yavruyu annesinden ayırmamalısın.
"'İster insan yavrusu olsun, ister ayı.
"'Anneyle çocuk arasındaki ilişki lambayla fitil gibidir.
- "'Fitile lamba gerek...'" - Pislik!
- Yine mi çaldın? Konuş! - Hayır anne.
Aynı baban gibisin.
Bir gün seni aramaya eve polis gelecek. Pis hırsız.
Hayır anne. Çalmadım. Buldum.
Nerede buldun? Konuş.
Kanalizasyonda, tren raylarının orada.
Seni eşekoğlueşek, insanlar oraya sıçmaya gidiyor.
Bokun içinden alıp pirinç kavanozuna mu koydun?
Islaktı anne.
Pirince koyunca nemini alıyor.
Kim söyledi bunu sana?
Herkes söylüyor ama WhatsApp'ta okudum.
WhatsApp'ta mı okudun? Çalışıyor mu bu?
Çalışıyor mu? Söyle.
BİLİNMEYEN NUMARA
Alo, kimsiniz?
Delhi Polisi. Rose Lizo'nun telefonu mu?
YERALTI DÜNYASI
KOHIMA ARIYOR
DELHI POLİSİ
Bu Mehra tam bir dinozor.
Bu uygulamaları anlamıyor.
E-posta yazmak için hâlâ steno kullanıyor.
Neyse, ben onunla konuşurum. Bakalım ne yapabiliriz.
Tamam.
- Adı ne? - Raghu Paswan amirim.
Yok, karakol amiri.
Hathi Ram Chaudhary. Trans Yamuna Karakolunda başkomiser, amir değil.
Vaka hakkında ne biliyor?
Medyaya anlattıklarımızı. Sadece bilmesi gerekenler.
- Onu geri çevir. - Amirim...
Ne oldu?
USB belleği çıkar demeden çektiniz.
Anladım.
Al. Ona teşekkür etmeyi unutma.
Amirim, iki vaka bağlantılı.
Bence onu dâhil etmek mantıklı olur.
Bir başkomiseri katabileceğimiz
sıradan bir vaka değil.
Mesele Nagaland.
Hassas bölgelerde ne kadar zorlaşabileceğini bilmiyorsun.
Anantnag'da büyüdüm amirim.
Chaudhary'yle çalıştım amirim. Saha soruşturması sağlamdır.
Hatta eğitimde onun astıydım.
HPT sınavına çalışırken.
Onu dâhil edersek zamandan ve kaynaktan tasarruf ederiz.
- Zaten çok şey biliyor... - Alo?
Evet Bay Mehra!
Tam sizi arayacaktım.
Evet.
Bir dakika.
- Başka bir şey var mı Imran? - Yok amirim.
IMRAN ANSARI ŞEF YARDIMCISI
Evet Manju?
Amirim, Jogi kaçmış. Telefonuna ulaşılamıyor. Dükkân da kapalı.
Etrafa sordun mu?
Sordum. Dünden beri kapalıymış.
Bay Tokas ev adresini bulmaya çalışıyor.
Peki, tamam.
Amirim, yuvarlak kabak çok ucuz. Size alayım mı?
Evet, al.
- Evet, karakola gelip rapor ver. - Ne?
- Tamam. - Kabakları mı rapor edeyim?
Affedersiniz, beklettim. Çay bile ikram etmedim. Buyurun.
Ben de en başta bombayı patlattım.
Ofisin çok güzel.
Trans Yamuna'daki masan... Masanız çok sallanıyordu amirim.
Evet.
Karakoldakiler nasıl amirim?
Çok iyiler.
Virk şef yardımcısı olarak Narkotik'e geçti.
Evet, onunla sık görüşüyorum.
- Eşiniz nasıl? - Çok iyi.
Üzgünüm, tayinden sonra çok meşguldüm, ziyarete gelemedim.
Ret mi etti?
Gerçekten denedim.
Yüksek profilli bir vaka.
Üzgünüm.
Sorun değil. Denemeniz de yeter.
Amirim, Rose Lizo'nun telefonunu bulduk.
Yamuna iskelesinin yakınındaki tren raylarındaymış.
- Bir çocuk bulmuş. - Çağrı geçmişi ve WhatsApp'a baktınız mı?
- Evet... - Müsaadenizle.
Amirim, bir çay için.
Almayayım amirim. İpucu buldum, izlemeliyim.
Yüksek profilli olmasa da işim bu.
Affedersiniz.
AZADPUR NAKLİYE
Hadi, gel.
Hadi, yürü. Vaktimiz yok.
Efendim, annem üzerine yemin ederim bir daha yapmayacağım.
Evladım, polise hizmet Hindistan Ana'ya hizmettir.
Hindistan Ana da senin annenden büyüktür. Anladın mı Faizal Bey?
Hadi, çabuk ol.
Kartı unutmuşum. Kartınız var mı?
- Kart mı? - Evet.
- Ne kartı? - Kimlik kartı bile olur.
Of ya.
Kimlik kartı. Başımı derde sokacaksın Faizal. Al.
Harika! Toplan ve git.
Hop! Kimliğim!
İkile hadi.
PAPPI TUR VE GEZİ ŞİRKETİ
FATURA - Azadpur Nakliye - 56.000
FATURA - 32.000
FATURA - Azadpur Nakliye - 1.33.000
PAPPI KUAFÖR PAPPI TUR VE GEZİ ŞİRKETİ
Efendim, biz yasal bir işletmeyiz.
Vergi ödüyoruz.
İnsanlar rezervasyon yaptırıp Nagaland'e veya Tayland'a gidebilir.
Tur şirketinin ne ilgisi var?
Hem bir kadın kuaförüne gelirken
kadın polis getirmelisiniz.
Söylemiş olayım.
Dinleyin Bayan Pappi, istersem
on dakika sonra kadın polisler, yarım saate de arama izni gelir.
Söylemiş olayım.
Jogi 250.000 rupilik bilet almış.
Ananas için işçi mi yolluyor, düğün alayı mı?
Efendim, orasını bilmem
ama çalışanlarından günde 10-12 kişi Nagaland'e gidip gelir.
Faturası vardır. Yasal işletmesiniz ya.
- Var. - Göster.
- Müşteri gizliliğini de korumalıyız. - Tabii, üst sınıf hizmet ya.
Bu bilet 8 Aralık'a. Tren Delhi'ye ne zaman varacak?
Bugün.
Bir saate.
Dışarıdan yemek almayacağız.
Evden yemek getirdik.
Tamam. Vedalaşalım.
Valizleri say. Kaç çanta?
- Dört. - Dört mü?
Piç kurusu.
Dostum. Görürsen çaycıyı yollasana.
Çerez de yollayayım mı? Piç kurusu!
Gidelim. Hadi, bu taraftan.
Ne oldu?
Arkaya bakmayın. O polis peşimizde.
Acele et.
Hızlanın piçler. Düğün alayı değil bu.
- Efendim, biletinizi gösterin. - Platforma gittim.
Platform biletini gösterin.
- Ben polisim. - Polis mi? Kimlik gösterin.
Of ya...
İşte.
- Delhi Polisi kimliği. - E?
Sadece Tren Yolları Polisi girebilir.
Deli misin be? Ha Tren Yolları Polisi ha Delhi Polisi.
Delhi dışarıda, Tren Yolları içeride yetkili.
- Anladın mı? - Dinle.
Trans Yamuna Karakolundan Hathi Ram Chaudhary. Şikâyet et.
Hop, dur!
Devam edin.
Sen şu tarafa.
İçeri atın çabuk.
Çabuk olun piçler.
Arkamızda kimse yok. Gidelim!
Pappu!
- Bunty. Ranga ve Billa geldi mi? - Hayır patron.
Hâlâ mı? Kahretsin. Ağızlarına sıçacağım.
Piçler, neredeydiniz?
Bir polis bizi takip etti.
- Hangisi? - Aynı polis.
Göt herif, onu buraya mı getirdin?
Hayır. Onu ektim.
- Ektin mi? - Evet.
Ektik.
Peşinde olduğunu bilirken buraya niye geldin?
- Arayamaz mıydın? - Jogi Bey.
Jogi Bey, yemin ederim geçen seferki gibi kandırdık.
Kandırmış. Orospu çocuğu.
Çekilin.
Tut şunu.
Al.
Bu kapı niye açık?
- Düğün mü var? - Peki.
- Ranga, Billa, bunları götürün. - Emredersiniz efendim.
Depoyu bir saate boşaltıp Hamirpur'a gidin.
- Tamam. - Hadi.
Şuraya. Hadi, kımılda. Çabuk. İyi.
Hadi, daha hızlı!
Hadi.
- Çabuk. - Yükleyin!
Aferin.
Hadi! Yükleyin!
Çabuk!
Şunu oraya koy.
Önce küçük olanı çıkarın. Yine gecikeceğiz.
Hangi cehennemdesiniz?
İşçiler! Kalkın!
Kalkın piçler! Malları yükleyin hadi.
Niye orada duruyorsun? Yürü!
Orospu çocuğu.
CHAUDHARY AMİRİM
Evet amirim.
- Hangi bölge? - Amirim, Kapashera.
Orası yetki alanımda değil.
Bölge yetkimizde değil ama vaka yetkimizde, değil mi?
Alarma geçtiler. Fazla vaktimiz yok.
Bakayım ne yapabilirim.
Aç telefonu göt.
Piç.
JOGI BEY
Piç, çek arabanı da kamyon geçsin.
Anahtar Ranga'da.
JOGI BEY
Burada kalın. Tamam mı?
- İtin şunu! - Peki patron.
Piçler, sizin yüzünüzden patrondan ben fırça yiyorum.
Patron, araba viteste.
Ranga'yı bul, yoksa...
Ranga!
Yukarı mı çıktı?
Hangi cehenneme gitti?
Ranga!
Bu işçiler nereye gitti?
- Evet amirim, durum ne? - Birazdan oradayız.
İşçiler de yok. Hangi cehennemde bu?
Ranga!
Hapse girmek istemiyorsanız sabaha kadar çıkmayın. Anlaşıldı mı?
Sert vur piç.
Evet, iyice çevir.
Aç şunu!
Nereye?
- Çık dışarı! - Yakalayın!
Tyagi, tutukla şunu.
- Yakalayın! - Siktir!
Çık dışarı!
Dışarı!
- Piç, boku yedin. Hadi. - Hata yapıyorsunuz.
Efendim, biz meyve şirketiyiz.
Hadi.
- Şuraya bakın. - Teslimata gidiyorduk.
- Delilik bu. Efendim. - Dur! Kımıldama!
Orada tutun.
- Şuraya bakın. - Kaçıyor! Yakalayın!
Onu arabaya götürün.
- Çakal! - Götürün.
Dur!
Durun!
Nereye kaçıyorsunuz?
Çekil. Vururum! Çekil.
Kalk.
- Herkesi alın. - Kalk.
Yürüyemiyor musun? Geç şöyle!
- Nereye? - Efendim!
Nereye?
Piç!
Ansari!
Bu tarafa bakın.
Efendim, biraz öne lütfen.
Teşekkürler.
Bu tarafa efendim.
Hey, köpeği besleme.
Sağa geçin efendim.
Amirim, hemen dönerim. Tamam mı?
Efendim, ikinizi alalım. Evet. Oldu.
Harika efendim.
İyi işti amirim.
- Yaranız nasıl? Buz ister misiniz? - Hayır.
Babam beni hem dayak yemeye hem atmaya alıştırdı.
Protokole göre Virk'i bilgilendirmeliyim.
Bu önemli amirim.
Protokole uymak çok önemlidir.
Hem bir yarış atı, yarışı kazanınca madalya almayacağını bilir.
Ancak yemini alır.
Yine de hayatı boyunca koşar salak.
Yaşa Hindistan.
Yaşa Hindistan.
ANAND BHARDWAJ MÜDÜR YARDIMCISI
Evet?
- Amirim. - Evet Imran?
Önemli bir şey konuşmaya geldim.
Kaç kere söyledim.
Yemek verir vermez benim karşıma çıkarma.
Piç üstüme kustu.
Gel de temizle!
Ne oldu amirim?
Sorgudan bir şey çıktı mı?
Biz sorgulamayız Ansari.
Sadece sohbet ederiz.
Mal kiminmiş?
Dimapur'dan gelmiş. Burada Dhruv Mallik bakıyormuş.
Kulüpçü mü?
Tanıyor musun?
Onu arıyorum.
Merak etme. Onu yakalayacağım.
Sonra hep birlikte sohbet ederiz.
Amirim, Dimapur'daki tedarikçiye dair bilgi var mı? İsim veya adres?
Adı neydi? Banwari!
Tedarikçinin adı neydi?
Amirim, adı Max Rizu.
Max Rizu.
- Yaşa Hindistan. - Chaudhary?
- Burada ne işin var? - Aslında...
Joginder'i sorgulaması için Chaudhary'yi ben çağırdım.
Ne sıfatla?
Bugünden itibaren Thom cinayeti soruşturmasına katılıyor.
Müdür Yardımcısı'nın izni var.
Aile kavuşmasını bölüyorum ama sorum hâlâ geçerli.
Çünkü Joginder Narkotik'in gözetimi altında.
Bırakın sorgulasın. Onun sayesinde tutuklandı.
Fazla üstüne gitme. Sonra bizi suçlamasınlar.
Yaran iyileşti mi?
Kusura bakma.
Siktir git.
- Raghu Paswan nerede? - Ne?
- Sağır mı oldun sik kafalı? - Efendim.
- Nerede o? - Bilmiyorum efendim.
Bana bak Jogi, admaın karısını öldürdünüz.
Cinayetle suçlanacaksın piç.
Bizimkiler sadece kadının polise gitmesini engellemeye çalıştı.
- Yani... - Onlara küfredip saldırmış.
Otobüsün altında kalıp öldü.
Kazaydı, cinayet değil efendim.
Efendim!
Beş yaşında bir oğlu vardı. Ona da anlatsana.
Kazaydı, cinayet değildi diye.
Raghu dört gün önce Dimapur'a giderken kameralara yakalanmış.
- Senin işin için. Haberin yok mu? - Efendim?
Onu iki hafta önce kovduk.
- Yalancı piç! - Efendim!
İstifa ettiğini söylemiştin.
Şimdi de kovduğunu söylüyorsun. Ukalalık etme!
Özür dilerim.
Doğruyu söyle yoksa dilini keserim.
Efendim, o yalandı.
Şimdi doğru söylüyorum. Yemin ederim.
Kontrol noktasında yakalandı, biz de kovduk.
Üzerinde 50.000 rupi buldular.
Bıraksınlar diye Tren Yolları İdaresine rüşvet verdim. Hanımefendinin parasıymış.
- Hangi hanımefendi? - Patronun sevgilisi.
Adı ne?
Bir dakika efendim. Adı şeydi...
Bir dakika. Hatırlamaya çalışıyorum efendim.
Bir dakika. Lütfen vurmayın efendim!
Gerçekten hatırlamaya çalışıyorum. Çiçek adıydı.
- Rose mu? - Çiçek...
Rose. İyi efendim, çok iyi.
Efendim, bana dedi ki
her ay Dimapur'dan Rose'a 50.000 rupi getiriyormuş.
Bay Mallik bunu öğrendi. Onu fena dövdü.
- Sonra da onu kovdu. - Mallik kim?
Dhruv Mallik, patronu. Saket'te gece kulübü var.
Ayın altısındaki cinayet hakkında ne biliyorsun?
Efendim, yemin ederim,
ben sadece nakliye işini yürütüyorum.
İki ödememi alamadım bile efendim.
Gevelemeyi kes. Mallik'i nerede buluruz?
Bilmiyorum efendim.
- Söyle! - Efendim... Bilmiyorum.
Manesar'da çiftlik evi var. Virk oraya gidiyor.
Virk'ten önce gitmeliyiz.
Yoksa izin almak için günlerce yalakalık yapmamız gerekir.
Raghu da Rose'la kaçar.
- Evet Satbir? - Amirim, biri sizinle görüşmeye geldi.
Kimmiş?
Dhruv Mallik.
DELHI TEES HAZARI MAHKEMESİ, İLERİYE DÖNÜK KEFALET BAŞVURUSU
Neden bu kadar endişelisiniz de ileriye dönük kefalete başvuruyorsunuz?
Müvekkilim iyi niyetle geldi.
Sorumlu bir vatandaş olarak Delhi Polisine destek olmak istiyor.
Rose Lizo'yla ilişkiniz nedir?
Kulübümde hostesti.
Onun haricinde?
Nişanlıyım, on güne evleniyorum.
Tebrikler.
Rose'la 6 Aralık'ta görüştünüz mü?
6 Aralık'ta bütün gün Noida'daydım. Evde bir törene katıldım.
Delil olarak pek çok ifade sunabiliriz.
O akşam Rose'u 18 kez aramışsınız. Neden?
Kulüpten biraz para alıp kaçmış.
- O yüzden aramış. - Şikâyette bulundunuz mu?
Hayır.
Biz saygın insanlarız.
Lütfen kusura bakmayın ama polis...
Neden kusura bakalım?
Sizin gibi saygın insanlardan hakaret işitmeye alışkınız.
Ya Raghu Paswan?
Kız onunla kaçtı.
Kulübümde temizlikçiydi.
- Rose işe aldırmıştı. - Ya Joginder?
Eski bir tedarikçidir.
Mutfak ve kokteyller için meyve sağlar.
Gerçekten mi? O başka türlü anlattı.
Demokrasinin sorunu bu işte. Herkes istediğini söylüyor.
Evet, doğru.
- Kefaleti onaylayın. - Emredersiniz.
- Teşekkürler. - Teşekkürler.
Daha şikâyetçi bile olunmadan kefaletle çıkıyorlar.
O piçin telefon konumuna bakın.
Bakalım o gece neredeymiş.
Affedersin.
Evet amirim?
Ne? Nerede?
TV... Bakarım amirim.
Biz Naga'yız, Nagaland bizim.
Paralı askerlerin sömürmesine izin vermeyeceğiz.
O hain Jonathan Thom,
gözü doymak bilmediğinden halkımızı kandırıyordu.
Seyirci mi kalacaktık?
Bu üç şahıs, Nagaland İş Zirvesi'ne katılmaya karar verdiği için
6 Aralık'ta Jonathan Thom'u öldürdüklerini itiraf ettiler.
Videodaki Naga dilinde konuşan adam
Jonathan Thom'un Nagaland'e ihanet ettiğini söyledi.
Ayrıca grubunun...
Bu çocuklar devrimi video oyunu sanıyor.
Bu oyunu onlarca yıldır oynadığımızı anlamıyorlar.
Elimize bir şey geçmedi.
Halkımızdan on binlercesini kaybettiğimizle kaldık.
Jonathan Thom'un oğlu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Kendi partisini kurunca babasıyla herkesin içinde ayrı düştüler.
Bay Thom görüşmelere katılmaya karar verince...
Reuben, babasının Nagaland'e ihanet ettiğini söyledi.
Ama aileler böyledir, kavga ederler.
Kesinlikle. Bu aileyi ikimiz de çok iyi tanıyoruz.
Reuben sinirli bir çocuk ama böyle bir şeyi asla yapmaz.
Amirim, videonun ardındaki şahısları tespit etmeye çalışıyoruz sadece.
Bir de bu kızın Nagaland Sadan'daki
görüntülerde olan Rose Lizo olup olmadığını.
Bu önemli amirim.
Yani Rose Lizo şu an Nagaland'de mi?
Kuvvetle muhtemel.
Nagaland halkı Jonathan'ı çok severdi.
Rose Lizo gerçekten Jonathan'ın katiliyse
Nagaland şu an olmak isteyeceği son yer.
HAFTALIK NAGALAND
Sadece 100 rupi efendim.
Bu kız için mi?
Beni öyle biri mi sandın?
Tabii ki hayır efendim. Dergi için dedim.
Eşiniz yeni moda trendlerine bakmak isteyebilir.
Sence eşime yakışır mı?
Hayır efendim! Hiç de bile.
Yani eşime yakışmaz mı?
Neden? Çirkin mi yani?
Hayır efendim. Yani...
Evet, ben Rose. Dimapur'a geldim...
Eşinize hediyem olsun.
- Emin misin? - Tabii efendim.
- Gerçekten mi? - Evet.
Eşim adına teşekkür ederim.
ARANIYOR ROSE LIZO
Nerede o kız?
Kim efendim? Eşiniz mi? Evdedir.
O kız, salak. Telefondaki kız.
Hayır abla. Sabahları midem çok bulanıyor.
Evet, annem karabiberli tatlı falan yaptı.
Sabahları onu yiyorum.
- Manju. - Amirim.
- Raghu Paswan'ın dosyası nerede? - Masanızda.
Abla, bir saate arayayım seni.
- Manju! - Amirim?
- Buyurun. - Bu çocuk neden hâlâ burada?
Raghu'nun akrabalarını aramanı söylemiştim. Kishor'u.
Onu aradım ama çocuğa bakmayı reddediyor.
Zaten yanında üç kişi kalıyormuş.
Dedesiyle ninesi Bihar'da. Gelemiyorlar. Dedesi hastaymış.
Amirim, çocuğu bırakamadım.
Ben de anne olacağım.
İki gündür ona tatlı getiriyorum. Kendisine sorabilirsiniz.
Tamam, peki.
Yine mi işedin canım?
- Patparganj'daki çocuk merkezi... - Çocuk bakımevi amirim.
Onları aradım. Soğuk olduğu için boş yatakları yokmuş.
Yerde yatar, dediler.
Seemapuri'deki?
Ünlerini biliyorsunuz. Geçen yıl iki vaka...
Evet, anladım.
Geciktin.
Aklını mı kaçırdın?
Ya babası gelip boğazımı keserse?
Nereden gelecek?
Oğlunu o kadar sevseydi yanında götürürdü.
Böyle kaçmazdı.
Öksüz bir çocuk. Anla lütfen.
Siddharth gittiğinden beri yalnız hissettiğini söylüyordun.
Oğlumu özlüyorum.
Bütün köyün anası olmak istemiyorum.
Sadece birkaç günlüğüne. İki güne bakımevi bulurum.
O kadarcık. Sen yapamayacaksan ben bakayım.
Ne olacak ki? Günde iki kere yemek verilecek. Ben yaparım.
İki gün.
Emin misin?
- Alo? - Evet, söyle.
Rose Lizo, Nagaland'de görülmüş.
Bilet yolluyorum. ŞY Ansari, yarın sabah havaalanında olacak.
- Yarın sabah mı? - Evet.
- Tamam. Yaşa Hindistan. - Yaşa Hindistan.
Ne oldu?
Sabah Nagaland'e gitmem gerek.
Alt yazı çevirmeni: M. Levent Yılmazoğlu
Proje Kontrol Sorumlusu Salih Bayram
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.