Afrikaans
Akan
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Çeviri: aytug2001
Bay Radford, günaydın.
Biliyorum, sinema salonu gibi olmaz ama ne yapalım.
Bay Radford. Bu film neredeyse 40 yıldır hayatınızın bir parçası oldu.
Ondan vazgeçmek kolay olmayacak.
Her adımda size yardımcı olmak için buradayım.
Patrick, filmi başlat hadi.
- Hemen Dr. Cashin. - Bill.
Radford'un filmi izlemesine izin vermişsin.
Evet, veriyorum.
Sence bu iyi bir fikir mi?
Saplantıları buraya kapatıldığından beri sürekli büyüdü.
Filmi izletmek ihtiyacı olan ilerlemeyi sağlayabilir.
Manyak piç.
- Hey, biri bana yardım edebilir mi? - Elbette.
Radford'un filmi bir enfeksiyon gibi.
Bütün varlığını lekeliyor.
Alınma Dave ama sen de o filme neredeyse onun kadar saplantılısın.
Ertelesek önce, ben de böylece gözlemlerimi yapayım.
Dinle, odaya girdi bile.
Bu noktada geri götürülmesi çok kötü olur.
Onu öfkelendirir bu.
Pekala, en kısa sürede döneceğim, sonra da belki...
...film sonrası seansınızı gözlemlememe izin verirsiniz.
Mutlaka gerekli olduğunu düşünüyorsanız olur, doktor.
Wayne, aracınız gelmiş.
İyi şanslar.
Teşekkürler.
Merhaba?
Merhaba?
Kimse yok mu?
Aman Tanrım!
Rachel.
Rachael, Kenny'i gördün mü?
N'aber?
CO2 hattı yine bükülmüştü.
Peki, teşekkürler ama yukarıya çıkman gerek.
Gece yarısı oldu sayılır, biletleri sen alacaksın.
Olur tabii de sanki çok kalabalık olacak burası.
Bir ara güzel bir şeyler oynatsak ya?
Bahse girerim duydukları bir şey oynasa, daha çok kişi gelir.
Sana katılıyorum ama bay Lambert'in nasıl biri olduğunu biliyorsun.
Evet, cimri.
Merak etme tatlım, Harley ısırmaz.
En azından çok sık değil.
Evet, filmden sonra seni mahallede dolaştırayım mı?
İstemez, teşekkürler.
Bu kürdan mı seni azdırdı?
Testosteron bebeğim!
Evrenin doğal düzenidir o.
Fena değil.
Büyük boy alacağım.
- Üzgünüm Timmy, seni içeri alamam. - Neden?
Salon kuralları.
18 yaşından küçük hiç kimse saat 23:00'ten sonra ebeveyni veya velisi olmadan giremez.
Sen de 18 yaşında değilsin!
Ama ben görevliyim.
Hayır, değilsin.
Rachel! Bridget'i bulabilir misin?
Timmy?
Neden evde değilsin?
Bayan Kincade çıkması gerekti. Ne yapacaktım başka?
Neredeyse gece yarısı oldu. Yatmalıydın.
Yorgun değildim, filmi izlemeye geleyim sonra da...
...beraber eve döneriz diye düşündüm.
- Hayır bu sefer olmaz. Kabus görürsün. - Hayır, görmem.
Kuzuların Sessizliği'ni izlemene izin verdiğimde ne olduğunu unuttun mu?
- Unutmadım. - Hey, hadi.
Belki bir sonraki sefere, ufaklık.
Darılmadın ya?
Tabii ki abla.
Kenny, ben buraya bakarım, lütfen onu eve bırakır mısın?
Bridget, ev 4 blok ötede. Ayrıca bisikletimi ne yapacak?
Peki, tamam ama doğruca eve gitmen gerekiyor.
- Evet. - Ve gittiğinde mesaj at ki iyi olduğunu bileyim.
Tamam.
Hey, ufaklık.
Ben ufak değilim.
Hadi ama kötü bir şey demedim.
Pekala, görünüşe göre biraz daha karamelli çikolata lazım.
Selam.
Merhaba, burada ne işin var?
Sen gelemezsen, ben sana gelirim diye düşündüm.
Bu gece Mario ile planların var sanıyordum?
Evet vardı ama Samantha işten erken çıktı bu yüzden...
...onları buraya gelip bizimle takılmaları için ikna ettim.
Bizimle mi?
Josh çalışıyorum, oturup seninle film izleyemem.
Tabi ki yapabilirsin.
Senin bilet kesmen gerekmiyor mu?
Bu gece senin yerine bakmama izin ver.
Kendimi kanıtlamam için bana bir şans verir hem.
- Harika. - Bilmiyorum.
Bir şeyler ters giderse salonda olacaksın zaten.
Aynen öyle. Çocuğa bir şans ver.
- Gerçekten olmaz. - Hadi.
- O halde hiçbir şey ters gitmesin, lütfen. - Evet!
Seni hayal kırıklığına uğratmayacağım.
Çok eğlenceli olacak.
Söylesene, bu geceyi şoku azaltmak için mi planladın?
Ne şoku?
Masandaki zarfı gördüm.
Üniversiteye alındın, değil mi?
- Bilmiyorum. - Bilmiyor musun?
Hayır, bilmiyorum. Daha açmadım bile.
Hadi Josh, alındığını biliyorsun.
- Sence gitmemeli miyim? - Josh, tabii ki gitmelisin.
Ondan değil, neden New York'taki bir üniversite, onu anlamıyorum.
- Sen de gelebilirsin? - Gelemem, Timmy var.
New York'ta da okullar var.
Daha yeni her şeyi rayına oturuyor. Hayatını bir kez daha öyle sarsamam.
Bilirsin bir yıl önce olsa, buradan gitme fırsatına balıklama atlardım.
Josh, sana engel olmak istemem.
Hayır Bridget, öyle değil, bunu demek istemiyorum.
Hayatımda ol istiyorum.
Oldu mu, burada kalmak demekse o,...
...o zaman kalacağım.
Nasıl bu kadar şanslı oldum?
Kanını emmeye geldim.
Her zamanki gibi geciktin.
Kusura bakma. Sam, kanımdan başka şeyler de emmek zorunda kaldı. Anlarsın ya.
- Ne var? - Dediğini duydum!
Hadi ama bebeğim!
Biliyorsun ben ayakkabının tabanlarını bile yalarım.
Lütfen!
Burası da leş gibiymiş!
Mario!
Üzgünüm.
Sorun değil. Burası benim değil, sadece burada çalışıyorum.
Hem korku filmi izlemek için bundan daha iyi bir yer mi olur?
Evet ama stadyum oturma tarzı yok.
Ses de berbat.
Eski bir film için daha iyi işte.
Şaka yapıyor olmalısın! Siyah beyaz mı?
Ne kadar korkunç olabilir ki bu?
Dedektif Barrons.
Masanda değilsin. Sinema salonundasın, değil mi?
- Mesai dışındayım. - Mesele saat değil.
Şu işin peşini bırak artık.
O adam hala dışarıda bir yerde şef, biliyorum.
- Bunu hissediyorum. - Hayır, değil.
O da diğerleri gibi öldürüldü.
Radford orada yaşananların anahtarı.
Bak, o koğuşta 70'den fazla insan vardı.
Evet ve işaretlenen tek kişi oydu.
Evet, bu hikayeyi daha önce de duydum.
Kendine bir iyilik yap. Geri dön ve eve git.
Film eğlenceli değilse, yapacak başka bir şey buluruz herhalde.
Çok kabasın! Bu gece neyin var senin?
- Şaka yapıyordum! - Git! Git Josh'la otur!
- Bebeğim! - Sen de istiyorsun.
Hem muhtemelen film boyunca sürekli konuşacaksınız.
- Emin misin? - Git!
Selam herkese.
Selam, Sully!
Sizinle oturmamın sakıncası var mı?
- Gel otur, dostum. - Harika!
Korku filmleri tek başına eğlenceli olmuyor.
Cidden, bir araştırma yapmışlar.
Patlamış mısır?
Girişte çalışan kız bu filmin 40 yıllık olduğunu söyledi.
Evet ama güzel olacak.
Film çekiminde gerçekten birilerini öldürdüklerini duydum.
Saçmalık, o sadece bir şehir efsanesi.
Hayır, doğru. Ted Radford.
Katili oynayan adam...
...eskiden New Haven'da tıkılıymış.
Orası 5 yıldır kapalı.
Evet, çünkü bir katliam yaşandı.
Bir tarikat içeri girdi ve herkesi öldürdü.
Ben olayın toplu firar olduğunu duymuştum.
Kimse tam olarak bilmiyor ama bir tane ceset bulamamışlar.
Tamam, yeter artık lütfen, bizi korkutuyorsun.
Asıl korkunç şey,...
...Radford katledildiği zaman da bu filmi izliyormuş.
Bunlar doğru olsa, burada daha fazla kişi olurdu sanırım, değil mi?
Bu bir kült film.
Kült filmler çok kişiyi cezbetmez, bu yüzden onlara kült film denir.
Buyurun.
Kenny.
Ne var? Filmi başlatmam lazım.
Üzgünüm, sekiz dolar.
Yöneticiniz buralarda mı?
Burada yetkili benim. Yardımcı olabilir miyim?
Bu adamı gördün mü?
Aranıyor mu yoksa?
Evet, öyle bir şey.
Onu görürsen içeri al.
- Sonra da beni çağır. Arka sıradayım. - Tabii ki.
- Bu önemli. - Tamam, anladım.
Kenny.
Gitmem gerek.
Pekala. Ses sistemini açıyoruz.
Yapıldı.
Tamamdır. Filmi başlatıyoruz.
Hayır, hemen şu gökkuşağının yanında.
Ne?
Kaçırıyorsun. Hemen şurada.
Woodstock, New York'ta.
Daha California'dan bile çıkmadık.
Emin misin?
Evet, neredeyiz biz Bobby? Şimdiye kadar eyalet yoluna çıkmamız gerekiyordu.
- Biliyorum. Sanırım... - Bakın, şurada bir leprikon var.
Minibüsü durdur. Onunla dans etmek istiyorum.
Bir rahat ver bana.
Sen onu rahat bırak bence. Ona verdiğin güçlü bir maldı.
Hepsini bir anda içeceğini nereden bilebilirdim?
Yaptı işte, şimdi katlanacaksın mecbur.
Konuş kızım.
O kaybeden nasıl üç hatunu birden kafalamış?
Sadece bir film, dostum.
O da neydi?
Herkes iyi mi?
- Evet. - Neye vurdun?
- Hiçbir şeye. - Tabii.
Biraz zayıf bir kurgu. Eğlenceli kısım şimdi başlıyor.
Yemin ederim. Bir şeye çarpmadım. Sanırım ön lastikten oldu.
Hadi ya, yedek lastiğimiz yok.
Ne?
Joel'in partisi için otu nasıl aldığımı sanıyorsunuz?
- Param olmadığını biliyordunuz. - Seni dangalak.
Şimdi ne yapacağız?
Az geride bir ev geçmiştik. Belki kullanabileceğimiz bir telefonları vardır.
O zaman yürümeye başlasan iyi olur.
Beş dolara iddiaya girerim sarışın olan soyunacak.
Ne var? Bu bir korku filmi. Her zaman birileri soyunur.
Sonra da ölürler.
Bence siyahi hatun soyunacak.
Bizdeki bu şansla, muhtemelen gözlüklü olan soyunur.
Kafamız iyiyken o değiş tokuşa ses etmiyordun tabii.
Öyle değil mi, Monica?
- Ne, bir şey yiyemez miyim? - Hepimizin midesini bulandırıyorsun.
Merhaba.
Öf ya...
Bir şeyler bana yolunu kaybettiğini söylüyor.
Eminim bir şeyler içmek istiyorsundur.
Olur.
- Ben olsam oraya girmezdim. - O zaman nasıl film olurdu bu?
Artık onu görmüyorum.
O ev bayağı uzakta demek.
Yürüyenin o olduğuna şükret o halde.
Çünkü hava sıcak.
Üzerindekini çıkarmak serinlemenin bir yolu.
Sessiz olun, üniversiteli veletler.
Ortamın içine ediyorsunuz.
Sizce gelmeleri uzun sürer mi?
Kim canım?
Tamirciler lastikle.
Hayır, fazla sürmez.
Takıntın beni endişelendirmeye başladı.
- Geç kaldın, Dave. - Üzgünüm.
Göt herif.
En azından bize biraz patlamış mısır alabilirdin.
Sence gerçekten gelir mi?
Bu, kaybolduğundan beri filminin ilk gösterimi.
Eğer dışarıda bir yerdeyse, gelecektir.
Karakoldakiler... Hepsi benim deli olduğumu düşünüyor.
Acemiler bile benimle takılmak istemiyor.
Bir de bana sor.
Kurul burada olduğumu bilse, muhtemelen kovulurdum.
Haklı olabileceklerini düşünmeye başlıyorum.
Evet ama ikimiz oradaydık, Doug.
Onlar yoktu.
Hanımefendi?
İyi misiniz?
Hanımefendi?
Mario.
Görev beni çağırıyor.
Artık ikimiz de her şeyin anahtarının Radford olduğunu biliyoruz.
Tek yapmamız gereken nasıl yaptığını çözmek.
Beş yıl oldu. Yapabileceğimizi zannetmiyorum.
Doğaüstü şeyler hariç hiçbir şey mantıklı gelmiyor.
Eğer gelmezse, orada ne olduğunu asla bilemeyeceğimiz...
...gerçeğine boyun eğmemiz gerekebilir.
Seni bu gece eve bırakabilir miyim?
Erkek arkadaşım beni alacak.
Onu arayıp zahmet etmemesini isteyebilirsin.
Evet, aptalca bir fikirdi.
Şerbet bitti.
Bunu değiştirmek benim işim değil, artık yöneticiyim.
Oraya gitmekten nefret ediyorum.
Sen benim için gidebilir misin? Lütfen...
Seni eve götürmeme izin verirsen.
Hayır. Ama yeni dövmemi sana gösteririm.
Dövmen nerede?
Şu kadarını söyleyeyim, sana burada gösteremem.
- Sorun ne? - Gitmek istiyorum.
- Niye? - Sadece gitmek istiyorum.
Bittiğinde gel beni ofisten al.
Hadi ama, daha yeni iyileşmeye başlamıştı.
Bridget.
- Neler oluyor? - Bilmiyorum.
Ben sadece...
Bilmiyorum işte, gerisini izlemek istemiyorum.
Neden?
O kadının kolunu gördün mü, Josh?
Bana bir şeyler anımsattı sadece, tamam mı?
Üzgünüm. Buraya gel.
Orada kendimi güvende hissetmiyorum.
Bridget, baban burada değil.
Tamam? O sadece buranda.
Ve kardeşinle birlikte güvendesiniz artık.
Çünkü söz veriyorum bir daha ikinizi de kimsenin incitmesine izin vermeyeceğim.
Tamam mı?
Jackie, güneşin altından çekil.
Bir şeyi yok onun.
Şu bir araba mıydı?
Umalım ki yeni lastiği olan birisidir.
Şu dövme bayağı güzel bir şey olsa iyi olur.
Bir tane daha geliyor.
Bu çocuk gidici.
Böyle kamera açısı değiştirdiklerinde kesin biri ölecek demektir.
- Ne var? - O kim?
Bilmiyorum. Lastiği olan adam sanırım.
Şimdi başın belada, dostum.
Lütfen, bırak gideyim.
Bu çocuk tanıdık geliyor. Başka hangi filmlerde oynamıştı ki?
Hayır! Dur! Lütfen!
Muhteşem!
O kadar kan yok.
Daha bu ikinci ölüm. İlerledikçe artacak.
Hep öyle olur.
Hadi ama tatlım, o kadar da kötü değil.
Kendi adına konuş. Bu çok korkunç.
Korku filmlerinin anafrodizyak olduğunu söylerler.
Eğer bundan tahrik oluyorsan, ayrılıyoruz demektir.
Neden öyle bir şey izlemek istersin anlamıyorum.
Gerçekte de bunu yapan birini gördün.
Aynen! Bu gerçek değil. Sadece heyecan amaçlı.
Kalp atışını hızlandırır. Korkularınla yüzleşirsin.
Evet, benim için farklı oluyor demek ki.
Hayır, hayır değil.
Bak, herkes arada bir korkutulmayı sever.
Sen bile. Bunu bir lunapark treni olarak düşün.
Hadi ama, onları sen de seviyorsun.
- Evet. - Ya bak. Aynı şey işte.
Yani evet, biraz korkunçlar ama...
...güvenilirler.
Lunapark trenleri de bazen kaza yapıyor.
Peki, tamam, sen kazandın.
Ama benim için içeri gelir misin?
Kendini tutma, kork. Sorun değil.
Hem korkman hoşuma gidiyor.
Bana tutunuyorsun.
Kendimi önemli hissettiriyorsun. Lütfen?
Peki.
Tanrım, sen miydin?
Üzgünüm.
Tanrım, bu koku ne!
Sence neden Newhaven'daydı o?
Bize geldiğinde, kendi kimliğini tamamen terk etmişti.
Filmdeki katilin kendi olduğunu düşünüyordu.
Olanların onun filmini ölümsüzleştirme yolu olduğunu mu düşünüyorsun?
Hayır. Radford insanları korkutma takıntısı olan bir adamdı.
Film, sapkın fantezilerini canlandırması için bir araçtı.
Tanrım, bunun yatıştırıcı etkisi olması gerekmiyor mu?
Radford için bu sadece ona olan iştahını kabarttı.
Dostum!
Lanet olası enfes, çikolata kaplı kuru üzümler.
Kahretsin. Büyük boy almalıydım.
Çocuk nereye kayboldu?
Tuhaf bir şeyler var. Gideli çok oldu.
Haklısın.
Sen Jackie ile burada kal. Gidip neler olduğunu öğreneyim.
Hassiktir!
Hiç komik değil.
Mario, bunları sen yapıyorsan, çok kötü döveceğim seni!
Hadi ama!
Neler oluyor? Görüntü neden öyle oluyor?
Film çok eski, oynatabildikleri için bile çok şanslılar.
Burası neresi?
Bilmiyorum.
- Oha. - Ne var?
Filmdeki Sully'ydi.
Merhaba?
Bu nasıl şaka böyle.
- Filmdeki Sully! - Evet, evet, biliyorum.
Mario?
Adımı söyledi!
Bu harika!
Bu salağın böyle yetenekleri olduğunu bilmiyordum.
Bu komik değil.
Bizim için öyle!
Bunu nasıl yapıyor?
Okulda ses - görüntü kulübünün başkanıydı.
Tanrım, ben korkmaya başladım.
Muhteşem!
Sesinizi kesecek misiniz?
Film baştaki film değil, oradaki arkadaşımız.
Bunu nasıl yaptı?
- Gidip bakalım. - Hayır, bekleyin, devamı geliyor. Bakın.
Harika!
Sully, sen bir harikasın!
Eğer çenenizi kapamazsanız, dayak yiyeceksiniz.
Siktir git!
- Arkandayım, dostum. - Sakin olun.
Sen karışma domuz.
Hapiste bir geceye değer mi bunlar?
Otur ve rahatla.
Siz de sessiz olun ve filmi izleyin.
Kenny, sen misin?
Aman Tanrım.
Evet, evet, oğlumun yanında.
İçeri gel de serinle biraz.
Bakın, yine yapıyor.
Yeter artık seni küçük hergele.
Josh, hayır.
- Dayak mı istiyorsun? - Beyler, kesin.
- Doğru söylüyor. Lobi orası. - Bu tiyatronun lobisi!
Merhaba? Merhaba?
Bunu nasıl yapıyor?
Bilmiyorum, gidip görelim.
Dostum, şuna bak.
Sully, sen yapıyorsun biliyoruz.
Nereye gitmiş?
Lavaboya.
Lanet olsun.
Bu kadar yeter, biz gidiyoruz.
Bunlar gerçek değil.
Hadi ya.
Kameralar nerede?
Bir televizyon şovuna çıkmış aptal gibi görünmeye niyetim yok.
Biri bize şaka yapıyor, dangalaklar!
Süper!
Siktirin, izin belgesi falan imzalamadım ben!
Herkes salondan çıksın hemen.
Neden?
- Sorunu bu cevaplar mı? - Harika, o da işin içinde.
Bu televizyon programı falan değil.
- Söylediklerimi yapmalısınız. - Bu rozet gerçek mi?
Evlat, aptala anlatır gibi anlatayım mı?
Üzerinde durduğun şey gerçek kan.
Bir dakika bekle...
Sully'nin gerçekten öldüğünü mü söylüyorsunuz?
Kıpırdama!
Tanıdık geldi mi?
- Haklı olmak nasıl bir duygu? - Keşke yanılmış olsaydık.
Cesedi nereye gitti?
Muhtemelen onu doğramak için falan sürükleyip çıkarmıştır.
- Dostum. - Ne var? Senin de aklından geçen bu değil miydi?
Söylemen gerekiyor muydu?
Sanki Sully çok iyi bir arkadaşımdı da.
İnanılmazsın.
Şurada biri var!
Onu gördüm! Oradaydı!
Kıpırdama!
Lanet olsun.
Hadi evlat, kalk.
Timmy!
Burada ne yapıyorsun?
İnanamıyorum, Kenny mi içeri aldı seni?
Senin ofisindeki pencereden girdim.
Gel hadi.
Evet, kilitli.
Evet, onu ben de denedim.
Harika. Yani çıkamıyoruz.
Aynen öyle.
Çalışan bir cep telefonu olan var mı yanında?
Hiç çekmiyor ama. Önceden çekiyordu.
Acil çıkışlar var.
- Kahretsin. - Bekleyin, burada mahsur mu kaldık?
Sıkıntı yok. Sadece bir arada kalmalıyız.
Tek bir saldırgan nadiren bir gruba saldırır.
Peki ne yapacağız, burada öylece oturacak mıyız?
Herkes lobiye.
Yürüyün! Hadi.
Çok üzgünüm.
Kapağın kapalı olduğunu sandım.
Sorun değil.
Çok özür diliyorum tekrar.
Teşekkürler.
Bir yere ayrılma.
Dedektif, sadece bir tane katil olduğunu nereden biliyorsunuz?
Herkes buraya gelsin. Toplanın.
Size açıklamam gereken bir şey var.
Beş yıl önce, Newhaven'da bir psikiyatri koğuşunda...
Buraya bir katili aramaya gelip bizi uyarmamış olmanıza inanamıyorum.
Bunların olacağını bilmemiz imkansızdı.
Kardeşim nerede?
Timmy!
Olduğun yerde kal, Radford! Hareket edersen, seni vururum.
- Bay Radford. - Dave, ne yapıyorsun sen?
Her şey yoluna girecek.
Sana bir şey olmayacak.
Sadece sana söyleneni yap.
Bırak onu, hemen!
Silahını bırak. Hemen şimdi!
Dave?
- Gitmişler. - Neler oluyor?
Onu vurdum. Onu vurduğumdan eminim.
Kesinlikle vurdum.
Kurşun geçirmez yelek giyiyor olmalı.
Aynen, onu kafasından vurmalıydın.
- Onu vurdum! - Geç o işi!
- Onu vurdum! - Ceset nerede peki?
Bakın, o adam filmdeki katil ve şu an burada, bu sinema salonunda.
Yapmamız gereken şey sakin kalmak.
Yapmamız gereken şey buradan siktir olup gitmek.
Haklısın. Hadi.
Size söyledim, adam filmdeki katil.
Ve belli ki buradan bir yere çıkmamızı istemiyor.
İçeri girdiğimde pencereyi kapatmamıştım.
Yani muhtemelen hala açıktır.
- Hangi pencere? - Üst kattaki ofisteki pencere mi?
Hadi gidelim!
Ben bu salonda gezinemem.
- Burada güvende değiliz. - Karanlıkta el yordamıyla gezinemem.
O zaman biz buradan çıkarken git bir yerde otur.
Mario, sakin ol, kız korkuyor. Hepimiz korkuyoruz.
Buradan çıkacağız.
Birbirimize düşmediğimiz sürece, anlaşıldı mı?
Benim yükseklik korkum var.
Bıçaklanarak ölme korkun var mı peki? Alternatifi bu çünkü.
Bakın, dışarı çıkamayanlar en hayırlısını ümit etsin.
- Ben defolup gidiyorum. - Bekle, bekle.
Katilin gördükleri ekrana geliyor, değil mi?
- Onun görüş açısı. - Yani?
Yani, bunu ona karşı kullanamaz mıyız?
Güzel. İyi bir fikir bu.
Geride kalıp gözcülük yaparım ben. Geri gelirse, sizi uyarırım.
- Neden sen? - Çünkü tekrar saldırırsa, onun silahına ihtiyacınız olacak.
Evet, geçen sefer çok işe yaradı ya.
- Daha iyi bir fikrin var mı? - Josh.
Onlarla git.
Burada kalmanı istemiyorum.
Söylemiştim. Ben buradayken kimse sana zarar veremez.
Peki. Sen bilirsin. Kal burada.
Geri kalanımız buradan defolup gidebilir mi artık?
Hadi. Gidip partiye katılalım.
Jackie, kalk.
Kalkmazsan, seni burada bırakacağım.
Ne var, Har?
Daha da gidersek, onu duyamayacağız.
Siz devam edin. Ben burada kalıp söyleneni size aktarırım.
Ne yapıyorsun, bebeğim? Git onlarla.
Seni bırakamam.
Bebeğim, bana bir şey olmaz.
Benimle tartışılmayacağını biliyorsun.
- Siz gidin. - Tamam!
Bir şey olmayacak.
Daha önce bizi çıkmazdan çıkaramadığım olmuş muydu?
Boston vardı.
Boston'daki çıkmaz falan değildi, müthiş bir partiydi.
Bebeğim.
Bir şey olmayacak.
O ses neydi?
Canım, bir şey yok. Rahatlaman gerek biraz.
Deniyorum.
Koridorda!
Geliyormuş!
Geliyormuş!
Beni duyabildiklerini zannetmiyorum.
Lanet olsun!
- Hadi evlat! Gel bakalım! - Harley, hayır!
Hadisene.
Kaç!
Ne bekliyorsun, gidelim hadi!
- Lanet olsun? - Hadi kızlar, yürüyün, hadi.
Tamamdır, hadi çıkın.
Açılmıyor!
Hadi, gidin buradan!
Parmaklarımı çıkaramıyorum!
Mario!
Onu istiyorsun, öyle mi?
Önce beni geçmelisin.
Eve başka bir arkadaş getirdin demek.
Siktir, zar zor çıktım odadan!
Seni korkak herif. Yaptıklarını gördük.
Ne yapıyorsun?
Bu orospu çocuğu kız arkadaşını ölüme terk etti.
- Sen de onu öldürecek misin? - Evet.
Ona yaptığını gördün.
Mario'ya ne yaparsan yap, o şey yine de peşimizde olacak.
Ama bu ite bıçağı geçirirsem, hepimiz daha iyi hissedeceğiz.
Kimse bunu hak etmiyor.
Sen de sert bir tipsin, öyle mi?
Annemiz öldüğünde, babamız hırsını bizden çıkardı.
Hey, bakın!
Bu adam neyi bekliyor?
Sik kafa, buradayız.
Bir polisin dikkatini çekmek için uğraştığıma inanamıyorum.
Nasıl olur?
Hemen dibindeyiz!
Katil onun bizi görmesini istemiyor.
Kapıyı aç, hadi, kapıyı aç.
Her yer kilitli. Burası olduğundan emin misin?
Bekleyin.
Evet, orası. Avenue sinema salonu.
Parti bitmiş gibi.
Barrons burada değil. Kimse yok.
Hayır!
Aşağılık domuz!
Motorum orada, tam orada duruyor lanet olası!
Başka bir gezegende de olsa bu kadar iş görürdü.
Bakın birileri bizi kurtarmaya gelecek diye beklemeyelim.
Her şey bizim elimizde.
Biz de diğerleri gibi öleceğiz, değil mi?
Pes edersek, tam olarak öyle olacaktır.
Tamam. Peki ne yapacağız?
- Onu durdurmanın bir yolunu bulacağız. - Ona ne yapabiliriz ki?
Şu durum hiç mantıklı bir durum değil.
Çok boktan bir durum, böyle düşünmeye başlayabilirsiniz.
- Filmde ne olacaktı ki? - Tabii ya, bu işe yarar.
Doğru! Projektör. Filmi durdurmamız yeterli.
Çekil.
Kilitli. Diğer kapılar gibi.
Peki ya projeksiyon penceresi?
- Timmy oraya sığabilir. - Çok yüksekte.
Pekala, kapıyı yumruklamaya başlayın ve ben dur diyene kadar durmayın, tamam mı?
- Olur. - Kapının açılmayacağını biliyorsun.
- Neden... - Çünkü öyle istiyor!
Kapa çeneni, Mario.
Bunu yapabilirsin, tamam mı?
Yolu bilmiyorum.
Kulağın Harley'de olsun, o kapıya vuracak.
Oldu mu? Hadi.
Al.
- Bridget? - İyi gidiyorsun, devam et.
Hadi Timmy!
Timmy acele et!
Ne yapıyorsun? Ben buradayım!
Hadi, ben buradayım!
Timmy, kapıyı aç!
Başardık! Orospu çocuğunun işini bitirdik.
Aferin sana ufaklık.
İşin bitti orospu çocuğu.
Gidin, gidin hadi!
Timmy!
İyi misin?
Ufak alanlardan hoşlanmaz.
Kendin çok iri olduğun için mi?
Çünkü nefes alamıyorum.
Seni duyacak.
Bunun bir yardımı olmuyor.
- Yemin ederim bir çığlık duydum. - Ne yapmamızı bekliyorsun?
Artık herkes kendi başının çaresine bakacak.
Senin peşine düştüğünde bu sözünü hatırlayacağım.
Herkes nereye kayboldu?
Görüş açısı değişti. Filme geri dönmüş olmalı.
Neden Timmy'nin onlarla gitmesine izin verdim ki?
Çünkü aksi taktirde ölmüş olacaktın.
Korku kokusu alıyorum.
Evet. Dışarıda bir kız var.
Ondan değil.
İşte bu.
Böyle yapıyor demek ki. Korktuğumuzu hissediyor.
Bridget, burası neresi biliyor musun?
Hadi!
Adam onunla meşgulken pencereyi tekrar deneyebiliriz.
Açılmayacak.
Josh, kardeşimi bulmamız gerekiyor.
Yolumdan çekil, evlat.
Lütfen, ölmek istemiyorum.
Timmy!
Timmy!
Buradan çıkacağız.
- Gitmesine izin vermemeliydim. - Hayır, hayır. Bridget.
Timmy'yi bulacağız.
Burada bekle.
Gel bakalım orospu çocuğu, gel hadi!
Senin olayını çözdüm, dostum.
İşte böyle!
Bridget!
Bunu yapabilirim. Bunu yapabilirim.
Bunu yapabilirim.
Timmy?
Timmy!
Aman Tanrım!
Josh nerede?
Artık sadece ikimiz varız.
Beni dinle. Otur.
Korkmaman lazım, tamam mı?
O adam için zayıf nokta o.
Eğer korkmazsan, sana zarar veremez.
Babamın sana zarar veremediği gizli yeri hatırlıyor musun?
2003 Cubs takımı.
Oraya gideceksin, tamam mı?
Sen de benden sonra tekrarla. Sammy Sosa...
Sammy Sosa.
Güzel, devamını getir.
Kerry Wood.
Mark Prior.
Tanrı çobanımdır, eksiğim olmaz.
Carlos Zambrano.
Beni yeşil çayırlarda yatırır.
Beni sakin suların kıyısına götürür.
Moises Alou.
Ruhumu tazeler.
Troy O'Leary.
Beni doğru yola iletir.
Merhaba?
Kimse var mı?
Biri bana yardım edebilir mi?
Bize yardım et...
İçeri giremiyorum.
Aman Tanrım!
Hayatta olduğuna inanamıyorum.
Bridget, hala yapabiliyorken buradan çıkmalısın.
- Neden bahsediyorsun? Senin... - Bridget.
Kendine bir bak.
Hepimiz böyleyiz.
Ölmüş olmamız gerek ama nedense değiliz.
Hiç uyanmayacaksın sandım.
Senin için acele etmeyeceğim.
Evet. Çığlık atabilmeni tercih ederim.
Bana daha önce yapılmamış ne yapabilirsin ki?
Babanın yaptığı sana olan sürprizlerimin yanında hiçbir şeydir.
Ölmeyi dileyeceksin.
Karanlık ölüm vadisinden geçsem bile...
...hiçbir kötülükten korkmayacağım.
Timmy, uyan.
Hadi. Uyan!
Hayır!
Bridget!
Anlattıkları saçmalık, sen de biliyorsun.
Tabii ki de öyle.
Çocuk bu gece ödünü koparan bir şeyler görmüş.
O da bununla başa çıkmak için bir şeyler uyduruyor işte.
Seri numarasını sorguladık. Onunmuş.
Pekala. Barrons için arama emri çıkarın.
Bunu ne yapayım?
Etiketle.
Endişelenme. Bize neler olduğunu anlatacaktır.
Eninde sonunda.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.