All language subtitles for bayi toplantısı 25fps betimlemeler

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Haydi aşkım bir adım daha atabilirsin.

Hah, şimdi bas.

- Bastım. - Basabilirsin yine bir tanem. Bas.

Bastım.

Bravo sana aşkım, bravo.

- Bir kere de ben basayım. - Yeter damat, yeter. İn.

Tamam ineyim.

Hele sonunda çiğneyebildin damat ama hâlâ kütlemedi ya.

- Ama kayınbaba şimdi benim... - Baba kahvaltı hazır. Sofraya haydi.

Dur iki dakika kızım. Sen kardeşlerinle ilgilen.

-Tövbe ya. -Çocuklar haydi gelin bakayım.

Kahvaltı edeceğiz haydi.

Gel baba.

Dikkat et.

-Gel baba, gel. -Kütlemedi gitti.

Gel böyle bir de, şöyle deneyelim gel. Ver sırt sırta verelim gel.

- Ha? - Namık.

Yarın bayi toplantısına gidiyorum. Dükkan sana emanet ha.

Evvel Allah baba.

Ya bu tüp bebek gene olmamış. Öyle mi?

Maalesef baba.

Üzülmeyin oğlum. Her şeyin hayırlısı.

Gel.

-Namık. -Ha?

Araba tüplü olunca az yakmıyor mu?

Evet.

Eee? Bebek tüplü olunca neden bu kadar çok yakıyor?

Ben de bilmiyorum baba.

Ama olacak inşallah. Deniyoruz işte.

Deniyoruz meniyoruz, pek oralara girmeyelim.

- Ayıp oluyor. - Kusura bakma baba.

Kayınbiraderin mızırdanıyor.

- Git emziğini ver. - Tamam baba.

Deniyoruzmuş meniyoruzmuş, tövbe estağfurullah.

Anam. Ulan bu da kütlemedi gitti.

Al kayınço.

- Baba. - Haa?

- Baba. - Ha?

-Gel bir de şöyle deneyelim. -Nasıl?

Ellerini ensende birleştir.

- Haa? - Birleştir ensende.

-Namık. -Ha?

Bak, iki tane. Hemi de tek atışta ha.

Yavaş lan.

Nuri. Ya Nuri.

Bismillah.

Ya ben sana demiyor muyum "Böyle şeyler yaptırma." diye?

Yahu hemen sinirlenme.

-Ya bir çekil. -Bebeğe bir şey olacak Allah muhafaza ya.

Bir çekilin, bir çekilin.

-Namık. -Ha?

Tüplü değil ha. Hakiki doğal gaz.

Hemi de tek atışta.

Nuri, o ne biçim söz çocuğun yanında? Tövbe.

Devam et Namık.

-Hadi oğlum. -Baba sıkı birleştir ellerini.

-Tamam birleştirdim. -Kütleteceğim.

Hadi oğlum, hadi. Ha gayret.

- Aslanım. Aslanım. - Hay senin babanın.

-Anam, gitti, gitti. -Aslanım.

-Baba. -Ne ettiniz babanıza?

-Belim gitti, belim gitti. - Ne yaptın babana?

Gitti tek atışta.

-Gitti, gitti, gitti. -Aslanım ne oldu?

Hayırdır? Nereye böyle sessiz sedasız?

Canım. Öyle tatlı uyuyordun ki uyandırmaya kıyamadım.

-Öyle mi? -Hee.

Dün geceyi konuşalım biraz istersen.

Bence dün geceyi unutalım. İkimiz de çok sarhoştuk.

Ya sen ne saçmalıyorsun? Yok ikimiz de çok sarhoşmuşuz da.

Sarhoş olan sendin. Sabaha karşı eve kör kütük geldin.

Neredeydin o saate kadar ha? Neredeydin?

Bak karıcım, bir dinle.

Bırak. Gene pavyona gittin değil mi?

Pavyon?

-Pavyon. -Höst! Gittin mi? Gitmedin mi?

Ben pavyona falan gitmedim ha.

Ökkeş’in kahvede okey oynadık.

Kahveyi kapatınca da iki kadeh bir şey içtik. O.

Telefonun öyle demiyor ama.

Odada mı kalmış?

Odada kalmış. Ökkeş’ten gelen mesaja bak.

- Ne diyor? - “Dün gece çok iyiydin canım.”

Ya okeyi çok iyi oynamak suç mu? Allah Allah.

Bir sonraki mesaj: “Beni bitirdin aslanım.”

Şimdi, okey oynuyorduk.

Ee, ben yandaki adamı taşladım. Ökkeş de bitti. Herhalde onu diyor.

“Seni şimdiden çok özledim bebeğim.”

- İyi tamam ya, itiraf ediyorum. - Hah.

- Ökkeş bana yazıyor. - Ne?

Vallaha. Gözleriyle falan hep beni süzüyor ya.

Çocukluk arkadaşım. Bir şey diyemiyorum.

- Hevesi geçer diye bekliyorum. - Bak hâlâ yalan söylüyor.

Kim bilir hangi karıyı Ökkeş diye kaydettin hayvan herif.

- Bak vallaha günahımı alıyorsun. - Bırak.

Senin günahını bütün Antep almaya kalksa alamaz.

- Yapma. - Hele şu bayi toplantısına git gel.

- Boşayacağım seni. - Boşayacak mısın?

Boşayacağım. Burama kadar geldi.

Lanet gele sana.

Çık git!

Oğlum rica ediyorum düzgün kullan şu arabayı.

Tövbe estağfurullah.

Bu ne ya? Ne yapıyorsun? Ne o?

Oğlum tesbihi sürekli kaybettiğim için

müstakbel kayınpederin telefonuma bir şey yükledi. Onu çekiyorum.

Aplikasyon. Allah kabul etsin. Kaç gigabyte çekiyorsun günde?

- Onun gigabyte'ını bilmiyorum ben. - Kaydediyor mu sevapları da?

Onu kaydeden de varmış da bunun kapasitesi ona yeterli gelmiyor.

-Haa. -Öyle işte.

Allahu ekber.

Oğlum bak, annen sabah namazını kaza ediyor.

Sen sağa sola sapma ki kıblesi şaşmasın.

Nasıl sapmayayım? Yol bu ya. Nasıl sapmadan gideceğim ya?

- Evde kılaydı. - Acelesi var. Güne yetişecekmiş.

Allahu ekber.

Sadece gün değilmiş. Kız isteme işi için takı da alacakmış.

Bismillahirrahmannirrahim.

Haa, bak sen. Ha bir de çarşıya uğrayıp hediyelik bir şeyler de alacakmış.

Bu nasıl bir iletişim şekli ya? Siz nasıl anlaşıyorsunuz ya?

Oğlum bir deli etme beni. Yoluna bak ya.

Allah Allah, bakıyorum. Sen bana ne karışıyorsun artık?

Ben koca adam oldum ya. Ben bakmadan bile kullanırım.

Bakmıyorum. Bakmıyorum ha.

- Ya oğlum gözünün önüne bak. - Bakmıyorum bak.

-Bak şuraya bak. Yola bak. -Bakmıyorum ha.

Tamam.

Allah Allah ya. Daha arkada buzdolabı var.

- Kadına söz verdik yetiştireceğiz diye. - Ya baba Allah aşkına ya

şu garanticiliği bir bırak artık ya.

Buzdolabına bana da aynı muameleyi yapıyorsun ya.

Daha doğru düzgün görmedim bile ben bu kızı ya.

Böyle bir düğün modeli var mı bu zamanda?

Ya bir babanın evladının geleceğini garanti altına almak istemesi suç mu ya?

Senin müstakbel kayınpederinin beş tane beyaz eşya dükkanı var. Beş.

- Ne diyorsun ya? - Elhamdülillahi rabbil alemin.

-Haa, altıymış. -Ya olsun ama ya.

Ben bu kızı sevmem önemli değil mi ya?

-İnyakenabüdü ve inyakenestağin. -Yok değil, önemli değilmiş o da.

Ya anne, o nasıl bir namaz ya? Anne.

Böyle namaz yok ha.

Oğlum anana sesini yükseltme. Kadının namazı bozulacak.

Allah Allah ya.

- Baba ben istemiyorum ya. - Bak Allah aşkına şunun sıfatına bak ya.

Ama baba ben o kızla evlenmek istemiyorum ya.

Şirkete ödeyemediğimiz dünya kadar borcumuz ya.

Onu ödersin. Konkordato ile ödersin.

Kimle öderim? Konkortoto mu?

-O ne lan? -Konkordatoyla.

-Şey, konkordato diye bir şey var ya. -He?

Ödeyemediğin zaman onu şey yapıyorsun.

-Konkor... -Konkordato.

"Ya biz bir borcu ödeyemiyoruz.

Ödeyemeyeceğiz yani galiba ödeme imkanımız yok.

Çok net. Ne yapacaksınız? Ödemedik ne ya...

Yakamıza mı yapışacaksınız? Ne yapacaksınız?

Canımızı mı alacaksınız şerefsizler?" manasında.

Ya tövbe estağfurullah.

Ya tam da bunun için işte senin kayınpederinin desteğine ihtiyacımız var.

Bak ben şimdi yarın bayi toplantısına gidiyorum.

Dönünce ilk iş kızı isteyeceğiz. O kadar.

Borç işini çok kafaya takıyorsun. Borcu kafana takma.

- Bak ben sana söyleyeyim. - Oğlum çünkü...

-Kafana takma baba. -Dikkat et sen.

Hayır, hayır.

-Sen şeyden borç aldın mı? -Şunu bir kavra işte.

-O borç bir şekilde ödenir. -Önüne bak. ''Lan lan.''

-Lan! -Karışıyorsun benim prensiplerime.

Allahu ekber.

Veleddalin amin Allah.

-Bana mı? -Anana ulan.

Hadi.

Hadi Allah'a emanet.

Geliyorum. Bunu bırakayım geliyorum.

- Ben teşekkür ederim. İyi günler. -Kolay gelsin.

Merhabalar, hoş geldiniz.

Ben Gülçin. Şirketimizin patronu Zafer Bey’in asistanıyım.

-Selamünaleyküm. -Aleykümselam.

-Aleykümselam. -Ben Erzurum bayisi Namık Temizkan.

Aslında kayınpederim Nuri Durmaz gelecekti ama

- rahatsızlandı. Onun yerine ben geldim. - Bilgim var. Çok geçmiş olsun.

-Sağ olun. -Evet şimdi...

-Selamünelayküm. -Aleykümselam.

Ben de Konya bayisi Yusuf Ballı’nın oğlu Adem Ballı.

Ee, babam küçük bir trafik kazası geçirmiş.

Ee. Onun yerine vekâleten ben geldim.

Size de çok geçmiş olsun. Evet şimdi...

-Selamünaleyküm. -Aleykümselam.

Ben de Antep bayisi Sadık Çolak. Ben gelecektim.

Ben geldim.

O zaman tekrar hoş geldiniz.

Beyefendilerin oda kartını alabilir miyim?

Evet, buyurun oda kartınız. Üçünüz aynı odada kalıyorsunuz.

-Efendim? -Niye ki?

Nasıl yani? Üçümüze tek oda mı?

Şirketimizin bu yılki sloganı: Bütünleşiyoruz.

O yüzden bayilerimiz tekli değil, üçerli olarak kalacaklar.

Yani olmaz öyle. Şimdi...

Odalarımızda üçerli olarak kalıp hep birlikte bütünleşiyoruz.

Dip dibe oluyoruz. İç içe geçiyoruz.

İç içe geçi... Biraz hızlı gitmiyor muyuz ya?

İki saattir sabrettim ama artık dayanamayacağım. Bu ne ya?

Ben polisi arıyorum.

- Beyefendi lütfen. - Bir dakika.

-Abi. -Bir dakika.

-Ama ona gerek yok ki. -Alo polis mi?

Ben bir hanımefendi hakkında şikayette bulunmak istiyorum.

- Abi. - Kardeş bir dur ya.

Evet tam karşımda şu an kendisi.

Ne mi yaptı?

Beni kalbimden vurdu.

Beyefendi lütfen kendinize gelin.

Çok kan kaybediyorum ama.

Ee. bu arada akşamüstü patronumuz Zafer Bey’in kişisel sergisi açılacak.

Servislerimiz dışarıda. Hepinizi bekliyoruz.

Ya ben çok fenayım. Bir ambulans falan mı çağırsak?

Yeter ama artık. Uzatmasak?

Ama sloganımız neydi? Bütünleşiyoruz. İnsan bari bir numarasını falan verir.

Memleketten bir şeyler getirdiydim.

Onlardan ikram edeceğim.

Sağ olun ama ben turşu sevmiyorum.

Ben "Turşu getirdim." demedim ki.

Ben kokunuzdan bahsediyorum.

İyi günler.

Öyle diyorsun yani ha?

-Ben severim abi. -Ha?

Turşu.

Salatalık, lahana. Annem kurar.

Mango.

Eyvallah. Hadi gidelim.

Abi ne oluyor ya? Beni niye buraya getirdiniz?

Şimdi söyle bakalım. Benim vurulmama niye izin verdin?

-Vurulma mı? -Hem benim vurulmama izin verdin

hem arkana bakmadan kaçıp gittin lan.

Abi inan ben öyle bir şey yapmadım. Siz beni biriyle karıştırıyorsunuz.

-Benim o taraklarda bezim yoktur abi. -Kes lan.

Ben yalan mı söylüyorum lan? Ha? Ben yalan mı söylüyorum oğlum?

Ben yalan mı söylüyorum Şahin? Ha? Ben yalan mı söylüyorum lan?

Senin kullanıcı adın Örümcek Lütfi 42 değil mi lan?

Şey, oyunu diyorsunuz herhalde abi siz.

Yok benim nickname'im: öperim bal dudaktan alt tire 92.

-Aç göster lan nick'ini. -Hemen göstereyim, şöyle.

Takdim edeyim ben.

Salak.

İnsan getirdiği adamın bakmaz mı nick'ine?

Hiçbir şey bilmiyorsun Şahin. Hiçbir şey bilmiyorsun ya.

Götürün bunu.

O Örümcek Lütfi 42’yi de bana bulun.

Başüstüne Demircan Bey.

Evet efendim.

İşte odanız.

Buyurun.

-Selamünaleyküm. -Aleyküm selam

Güzelmiş ha oda.

Ama iki yatak var burada.

O zaman bu benim.

Olur mu efendim?

Odamızda ek yatak da mevcut.

İşte bakın.

Ha. Ha tamam, o benim o zaman.

Hop Allah.

Beyefendi.

-Hemen indirdim efendim. -Ne oluyoruz?

-Haha, buradayım. -Beyefendi iyisiniz değil mi?

Yok yok, bir kapatıp açınca alet kendine geldi.

Allah Allah. Manyak nedir ya?

Tamam kardeşim biz bundan sonrasını hallederiz.

Sen dur.

Gel bakalım evlat.

Al bakayım. Brunei Sultanı.

İyi tatiller beyefendi.

- Sağ ol kardeş. - Teşekkürler abi.

Bak baş lirayı kapınca nasıl mutlu görüyor musun?

Ulan. Haydi bakalım Sadık.

Ee, gençler.

-Yeni mi düştünüz? -Anlamadım abi.

Bayi toplantısına diyorum ya.

- İlk gelişiniz mi bu? - Vallaha benim ilk.

Benim de ilk abi. Normalde benim babam gelecekti.

Yusuf Ballı. Ballı Ticaret, Konya.

-Onu biliyoruz. -Kazadan dolayı ayağını kırınca...

- Oğlum aşağıda anlattın ya sen onu ya. - He, kazadan.

Allah Allah. Ne diyordum? Ha.

Vallaha ben de hanımdan kırmızı kart görmüştüm.

Beş yıldır salmıyordu beni. Anca gelebildim.

Yoksa tabi ben zamanında çok gittim.

Yalan ya yalan. Ne çok gittin?

Tabii lan.

Oğlum ben yurt içinde yere gittim.

Yurt dışında da...

En fazla Ukrayna’ya gittim.

Ne diyor yahu? Ukrayna diyor ya.

-On beş kez. -Ukrayna diyor ya.

Ukrayna’ya diyor.

Lan benim pasaportumdaki Ukrayna damgası var ya...

Şevçenko’nun pasaportunda yok ha.

Yok ya. O kadar da değil ya.

Ama kim daha büyük golcü, o tartışılır tabii.

Tık.

-Tık. -Ne adam çıktı ya?

Lan ne adam çıktı ya?

- Ulan lan. - Te Allah.

Emniyeti kapatmamış yine.

Oğlum ne yapıyorsun?

Yok ben yatakta iyi değilim ya. O anlaşıldı artık.

Yatakta...

- Yok iyi değilim, iyi değilim. - Manyak mıdır nedir ya?

-Sana öğreteceğim. -Öğret bana.

-Hadi bir toparlanalım da oteli turlayalım -Hadi bakalım.

Yuva yaptı lan herif oraya.

♪ Keep holding on ♪ ♪ Hot break it in a dance all style ♪

♪ Keep hot break it in a dance all style ♪

♪ Keep it hot break it in a dance all style ♪

♪ Keep it hot break it in a dance all style ♪

♪ Keep it hot break it in a dance all... ♪

- Evet karşıyım. - Keep it hot break it in a dance all style

♪ The side doctor Alma tell everybody ♪

♪ The side doctor Alma tell everybody ♪

♪ Come on down man come on like man ♪

♪ Now fuck a dance out ♪ ♪ mash up the dance on the run ♪

♪ Mister come againts the street ♪ - Selamün aleyküm. - Aleyküme selam.

♪ Yeah he was arrested and tested ♪

♪ And the drugs he had the name ♪ ♪ He come first check me ♪

♪ Going on the youth in this country ♪

♪ Well if a voice and a holy for girls ♪

♪ Love abuse is a dangerous thing ♪

♪ Start up drugs and stop the violence ♪

♪ In a this a town me have to office ♪ ♪ The drugs listen what I say ♪

♪ Hey hear my partnerly way too much introssy ♪

♪ Can't go back top'cause I doctor ♪

♪ I'mma tell you everybody ♪

♪ We no want no coke no ♪ ♪ hurry no hush hush don't fit on ♪

♪ Cocaine will blow your name ♪

♪ And ecstasy will mash your life ♪

♪ Cocaine will blow your name ♪

♪ And ecstasy will mash your life ♪

♪ And ecstasy will mash your life ♪

♪ And ecstasy will mash your life ♪

Eyvallah.

Yorulmuşuz ha.

- Merhaba abi. - Vay.

- Fön çekeyim mi la daha? - Ya Sadık abi ya.

Ha, yetişemedim ya.

- Yalnız hamam çok iyi geldi rafık ha. - Aynen.

Rafık?

Ya bizim orada "arkadaş" anlamında kullanılıyor.

- Kardeş. - Dadaş.

-Ortağım. - Öyle gibi.

-Namık. -Şahin.

Ulan demek resepsiyonda gördüğüm senmişsin.

Yanlış görmemişim.

Vay benim kardeşim.

Vay abim benim be. Ay.

Şahin benim yetiştirme yurdunda beraber büyüdüğüm arkadaşım.

Öyle mi?

- Sadık abi. - Sadık.

-Adem. -Adem Ballı. Konya.

Memnun oldum kardeşim.

Vay be. Demek yetiştirme yurdunda büyüdünüz ha?

Öyle oldu.

Maşallah, maşallah. Ülkemizde yetişmiş insan sayısı maalesef çok çok az.

Yani Avrupa en azından, özellikle İskandinav...

-Bu öyle bir şey değil oğlum ya. - Ülkelerinin,

-İsveç, Norveç gibi. -Oğlum sen ne arıyorsun burada? Hayırdır?

Abi biz böyle bayi toplantısına geldik. Asıl sen ne arıyorsun burada?

Ben bu şirkette çalışıyorum.

-Yok canım. -Ya ben lafınızı bölüyorum.

Kusuruma bakmayın. Ben çok yoruldum. Azıcık odama çıkıp dinleneceğim.

Zaten açılışta görüşürüz.

- Tamamdır abi. - Namık.

- Odadayım. - Tamamdır abiciğim.

İyi istirahatler.

Oğlum biz de gidelim bir buhar banyosuna. Ciğerimiz, nefesimiz açılsın.

- İki muhabbetin belini kıralım. - Güzel dedin abi. Hadi Adem.

Ee. Ben şey yapmayayım ya sizi.

Hasret falan giderirseniz belki.

İyi, odada görüşürüz o zaman.

Hadi abi.

Vay benim namıma bak. Vay benim kardeşime bak.

Heyt be abim benim be.

Bir tık bir ısrar olabilir ya adama.

Sadık abi.

Abi ben çok sıcağa gelemem ama.

Akşam göreceksin bunun kıymetini Namık.

Akşama anlayacaksın.

Bak bu nedir biliyor musun?

-Ne abi o? -Gel bak.

İyice yaklaş ama bakayım.

Lan..

Özlemişim lan seni.

- On yıl oldu mu lan görüşmeyeli? - On yıl olmuştur.

Ben askerdeyken Erzurumlu bir arkadaş vesile oldu.

Erzurum’a gittim. İşte kısmet.

Evlendim. Şimdi kayınpederin beyaz eşya dükkanında çalışıyorum.

İç güveysi mi oldun ulan?

İç, dış her türlü güveysi olduk abi.

-Abi. -Ha?

Seni hiç aramadım diye bana kızmadın değil mi?

Yok be oğlum, ne kızacağım? Bizim yolumuz yol değildi ki zaten.

İyi ki bıraktık oğlum o işleri. Neydi lan öyle?

- Hırsızlık... - Şiştt abi.

Sus, vallaha biri duyacak. Rezil olacağız.

- Doğru diyorsun. - Allah affetsin.

Sokaklarda kalmıştık. Mecburduk bir yerde.

Bak sen de ben de neyse ki o yoldan döndük.

Ben hanıma, ailesine bile hiçbir şey söylemedim. Tertemiz bir sayfa açtım.

Al benden de o kadar be oğlum. Şimdi Demircan Bey’in şoförlüğünü yapıyorum.

- Çok şükür ya. Helal ekmek gibisi yok. - Maşallah.

-Kaç gün daha buradasın? -Üç gün işte, bayi toplantısı.

-İyi. -Ben çok fena darlandım ya.

Ben çıkayım. Zaten sergi mi ne açılacakmış.

Oraya gideceğiz arkadaşlarla.

Yok bir bok be oğlum ama yine de tabii sen bilirsin.

Yapma ya Allah aşkına.

-Namık. -Ha?

Bana bak oğlum. Bak, buralar hep bizde, yani bizim.

Şimdi senin var mı bir şeye bir ihtiyacın?

-Yok abi, sağ olasın ya. -Oğlum bak varsa söyle çekinme ya.

Yok abi sağ ol. Allah razı olsun.

Ya oğlum bak biz beraber büyüdük. Ben anlarım. Neyse söyle lan.

Abi aslında şimdi, sen "Demircan Bey’in şoförüyüm." dedin ya.

- Haa? - Ya...

Şimdi bizim şirkete bir sürü borcumuz var.

Ya sen beni bir ara bir Demircan Bey’le görüştürsen.

Şu borçları belki bir yeniden yapılandırma şeysi yani.

Ya kardeşimin düşündüğü şeye bak ya. Rahat olsana sen. O iş bende.

-Helal olsun abi be. -Aaa.

-Sağ olasın. -Rica ederim.

-Ben kaçtım o zaman. -İyi kalk.

- Ben beş dakika daha takılacağım. - Orada görüşürüz.

-Dur oğlum, bu nedir ya? -Ne var abi? Ne var?

Abi! Abi!

-Bu ne lan? -Abi. Abi, ne olur abi ya.

- Bu ne lan? - Sıcaktan. Ya vallaha sıcaktan ya.

Sıcaktan.

-Namık sen kaç. -Görüşürüz abi.

Değerli basın mensupları, kıymetli misafirler, hepiniz hoş geldiniz.

Bu bayi toplantımızda böyle bir sergi açmamızın nedeni

Yurdaeroğlu ailesinin ne kadar köklü bir aile olduğunu göstermektir.

Sergide manevi olduğu kadar maddi açıdan da

değerli olan bu eserlerin en değerlisi

rahmetli büyük dedemin bize bıraktığı köstekli saat.

Bu saatin bugünkü maddi değeri tam bir milyon dolar.

Hepiniz tekrar hoş geldiniz. Buyurun sergimize.

Çok pardon. Bir saniye.

Benimle gelebilir misiniz acaba?

Ne oluyor lan?

Herkese merhaba. Ben kişisel gelişim uzmanı Övgü Maral.

Sizlerle üç gün boyunca burada hep birlikte kişisel olarak gelişeceğiz.

Mesela sizin, adınız neydi?

Ben Adem Ballı. Ballı Ticaret, Konya.

- Babam... - Her neyse.

Evet Adem Bey’i görüyorsunuz.

Nasıl, nasıl biri sizce?

Saf.

Mülayim.

- Beyefendi. - Mal.

- Evet belki saf, evet belki mülayim. - Mal.

Belki mal.

Ama beyefendi emin olun.

Üç gün sonra Adem Bey aynı kişi olmayacak.

Hatta sadece Adem Bey değil. Sizler de teker teker gelişeceksiniz.

Benim metodumla bambaşka olacaksınız. Övgü’yle gelişeceksiniz.

Evet Övgü Hanım’a çok teşekkür ediyoruz.

Çok teşekkürler Adem Bey. Sağ olun.

Değerli basın mensubu arkadaşlarımızı artık dışarı alabiliriz.

Kıymetli misafirlerimiz, buyurun sergimizi gezelim.

Çektiğiniz fotoğrafı ben sonradan alabilir miyim?

Buyurun.

Zafer Bey buyurun.

-Hadi abi. -İstemiyorum ya.

- Onlar o kadar uğraşmış. - Ya bana mı uğraşmış?

Abi olsun.

Pavyona gideydik oğlum. Azıcık kültürünüz artardı.

Vay, vay, vay, vay, güzel yermiş ha.

-Sadık abi ne güzel mekan değil mi? -Hee, valla çok güzel ya.

- Şunu nasıl yapmışlar? - Nasıl yapmışlar?

Rafık sen lafını unutma. Ben geliyorum.

Çok güzel olmamış mı Adem?

Adem.

Adem.

Adem. Ne oluyor oğlum?

-He? -Ne oluyor?

Kral, hayatımda ilk defa elime bir kızın eli değdi.

Harbiden mi lan?

Ne hissettin?

Hani, hani Titanic’te şey var ya.

-Vapur batıyor. -Eee?

Sonra, battıktan sonra o tahtanın üstünde...

En son Jack batarken hani son kez kızın elini tutuyor ya, aşağıya inerken.

Son romantik.

Öyle mi hissettin?

Tam öyle değil ya.

Git bir yüzünü yıka.

Yetmeyebilir.

Alo. Şule.

Dur, dur burası kalabalık, dur. Dur şurada konuşalım.

- Kimse kıpırdamasın bu bir soygundur. - Gel! Gel, gel, geç şöyle!

Çekil! Çekil geri! Çök.

Çök.. çök.. çök.. çök..

Ne oluyor burada?

- Bir dakika, bir dakika. Ne oluyor burada? - Geçin.. geçin..

Geç, çök yere çök.

Yat yere. Yat.

Ne yapıyorsunuz? Kimse aile yadigarlarımıza dokunamaz.

Kes lan.

Sen kötü bir insan değilsin.

Sen.. Sen sadece kötü bir çocukluk yaşamışsın. Bırak o silahı.

- Gel seninle tek tek konuşalım, gel. - Kes be!

Abi, biraz daha konuşursa vuracağım ben bunu ha!

Hayır. Bana şu anda vurmak istemiyor. Bana şu anda sarılmak istiyor.

-Gel buraya, gel sarılacağız. Ay! -Yeter be.

Herkes sakin olsun. Biz sadece şu saati alıp çıkacağız.

Kahramanlık yapmayın, sıkarım.

Saati diyor.

Lan!

Lan! Ne oluyor lan?

-Ne yaptın lan sen? -Ne yaptım abiciğim?

- Senin amına korum. - Sen ne yaptın lan?

- Lan! - Lan!

Sakin ol. Sakin ol.

Gelme, yaklaşma.

Gelme, geri bas.

-Lan bas geri. Sıkacağım şimdi sana. -Kimseye bir şey olmayacak.

Sana da bir şey olmayacak.

Sıktırtma kendine.

Bas lan geri. Kendini mi öldürteceksin?

Dur!

Çök, çök.

Sadık abi silahı al.

Adem, sen de şu silahı al.

Ben burada iyiyim.

Tövbe tövbe.

Kral, büyük badire atlattık yalnız ha. Vallaha kalbim güp güp atıyor hâlâ.

-Maşallah iyi sıyırıldık. Vallaha bak. -Maşallah.

Esastan ya Namık. Sen olmayaydın büyük sıkıntı yaşayacaktık ha.

Yalnız kral, yalnız senin orada

yoktan çıkıp gelip o silahı elinden alışın...

He ya.

Muhteşem iş. Adeta James Bond...

Gibi.

Can havliyle yaptık bir şeyler. Ya siz hiç o topa girmeseydiniz keşke.

- Ya başınıza bir şey gelseydi? - Doğru diyorsun.

Sadık abi yüzünden.

Nasıl? Oğlum sen dedin. "İçeri girelim, adamın kafasında heykel kıralım." dedin.

-Ben? -Hee.

Ya ben sana öylesine söyledim ya. Beni girmemeye ikna edebilirdin.

"Adem girmeyelim." desen girmezdik.

Ne diyor lan bu?

Allah’ım ya Rabbim ya.

Oğlum niye kendi tabağından yemiyorsun?

-Hıı? -Niye kendi tabağından yemiyorsun?

İştahım yok sağ ol. Midem rahatsız.

Yiyeceğim de yok bu akşam.

Türkiye’nin dört bir yanından buraya gelen bütün bayilerimize

bayi toplantımıza hoş geldiniz diyoruz.

Evet bu yıl hep birlikte bütünleşiyoruz.

-Keşke. -Abi.

Ve şimdi, şirketimizin genel müdür yardımcısı

Sayın Demircan Yurdaeroğlu’nu sahneye davet ediyorum.

Evet tüm bayilerimizi şirket marşımızı söylemeye davet ediyorum.

Nerede lan bu?

Ses nereden geliyor?

♪ Bayilerle birlik olsak ♪ ♪ Bu yerlerde toplaşsak ♪

♪ Felekten bir gece çalsak ♪

♪ İstanbul’da, Antalya’da, ♪ ♪ Ukrayna’da ve Rusya’da ♪

♪ Zıvanadan komple çıksak ♪

♪ Bayiler içinden bir seni seçtim ♪

♪ Bu unvanı sana, ben sana verdim ♪

♪ Senin de görevin ♪ ♪ Tüm malları satmak ♪

♪ En fahiş fiyata müşteriye çakmak ♪

Uğraşmış.

Bravo müdür!

Teşekkürler, teşekkürler sağ olun.

Evet, bayi toplantısına geçmeden önce bugün bizleri sergide koruyan

kahraman bayilerimize sizlerin de huzurunda tekrar teşekkür etmek istiyorum.

Eğer onlar olmasaydı biz şu anda burada olmayabilirdik.

- Yok be estağfurullah. - Ayağa kalkın, ayağa kalkın, kalk ayağa.

Bizim yerimizde olsaydınız siz de aynı şeyi yapmaz mıydınız?

Hayır. Alkış.

Ama hiç merak etmeyin. Bu yaptıklarınız mükafatsız kalmayacak.

- Yok canım estağfurullah. - Ya karışma. Adam bir şey diyor.

Sen ne karışıyorsun? Bir dakika dur. Namık.

Evet. Üç bayimize de benden...

Ne o? Allah.

Hadi gene iyisiniz ha.

-Mikser. -Amına korum mikserin.

- Mikser dediği blender mı? - İşte ikisi de karıştırıyor.

Çocuğun kafa karıştı. Bırak.

Ve şimdi de karşınızda Kişisel Gelişim Uzmanı Övgü Maral.

Övgü Hanım. Övgü Hanım.

-Hee. -Kişisel gelişimci.

-Tipe bak hele. -Teşekkür ederim. Aynı zamanda Gülçin...

- Yalçın abi nereye? -...üniversiteden eski okul arkadaşımdır.

Teşekkür ediyorum kendisine.

Evet bu akşam aranızdan birini sahneye almak istiyorum.

Şu elimde gördüğünüz top kime giderse...

Kaderim bu akşam onunla birlikte sahnede olmak olacak.

-Sahneye mi çıkmak istiyorsun? -Ha? Yok hayır. Benlik değil.

-Lan için gidiyor. -Yo, yo öyle şeyler benlik değil, hayır.

-Hazır mıyız? -Sana gelse çıkmayacaksın yani.

Yok hak geçer. Top kime giderse ona.

-Ben hiç şey yapmam. -Heyecanlı mıyız?

- Kime gider. - Arkada istekliler var. Görüyorum.

Hak geçer. Hak geçer vallaha hak geçer.

-Top geliyor. -Top geliyor.

-Kime giderse abi. Benlik bir şey yok. -Evet. Atıyorum.

Vebal. Benim için önemli değil. Tamam bende kaldı.

Bende kaldı. Dayı bende kaldı.

Abi bırak. Kişisel gelişimi sen ne yapacaksın?

Bayi toplantısında gergin anlar.

- Senin ne alakan var? - Çok da hırpalamayın kendinizi.

Ne kadar hevesliler.

- Ulan rezil ediyorsun adamı ya. - Brak. Bırak şunu.

Bende kaldı. Bende kaldı.

- Kader olarak bende kaldı. - Alkışlarla.

-Kader olarak. -Adem Bey’di değil mi?

Adem Bey’i sahneye alıyorum.

-Abi kusura bakma ya. -Fevzi abi kusura bakma ya.

- Çocuk biraz... - Buyurun ortaya alayım sizi lütfen.

Evet. Top Adem Bey'de kaldı.

Artık bu gecenin enerji topu o.

En büyük topsun Adem.

Seni kahretmesin ya.

-Kel. -Adem Bey bende kalın lütfen.

O zaman başlıyorum ben.

Müzik alayım.

Ben bazen...

Hayvanat bahçelerine giderim.

Tutsak edilmiş hayvanlara ağıt yakmak, ağlamak için.

Yine öyle kederli bir günde

ağlamaktan ağzım, gözüm yamulmuş bir şekilde

bir kanguru kafesinin önünde durdum.

Benim için kanguru olur musunuz?

Kanguru mu?

Yani Övgü Hanım, ben Tavşan Kardeş oldum.

İlkokulda okuma bayramında, özellikle.

Ama kanguru konusunda tecrübem yok.

"Tecrübem yok." diyor ya. Sanki kadrolusu var kanguruların.

Adem Bey, ben sizde o potansiyeli görüyorum.

Siz gerekirse bir kaplan, gerekirse bir boğa olabilecek kapasitedesiniz.

- Bak kaplana bak, kaplana. - Ama şu an benim kanguruya ihtiyacım var.

Benim için kanguru olur musunuz?

-Olurum. -Olurum dedi.

Bravo Adem.

Ve o gün, o kederli gün...

Kanguruya doğru yaklaştım.

Aramızda sadece kafesin telleri vardı.

Kanguruyla bakıştık.

Sanki benim mutsuz olduğumu anlamıştı.

Bana destek olmak istercesine ufak ufak zıplamaya başladı.

Bir şeyler beni de ona doğru çekiyordu sanki.

Ben de onunla birlikte zıplamaya başladım.

İkimizin de mutluluktan gözleri dolmuştu.

Çok mutluyduk.

Zıplamaktan artık göğe değiyor gibiydik.

Ve işte o an, işte o an anladım ki...

Eğer insan isterse dertlerinden ve sıkıntılarından kurtulabilir.

-Durayım mı ben artık? -Mutlu olmak bu kadar kolaydı.

-Hocam ben durayım mı? -Devam edin Adem Bey.

O gün bu gündür ne zaman kötü hissetsem kendimi

zıpleş yöntemini kullanırım. Şimdi herkesin

ama herkesi ayağa davet ediyorum.

- Herkes... - Kalkalım ayıp olur.

- Mutlu bir kanguru gibi zıplasın. - Ya abi kalk. Ayıp olur.

Zıplasın ki hayatın ne kadar güzel olduğunu anlasın.

Bir coşkuyla. Haydi.

Aramızda zıplamayanlar var.

Arkadaşın da zıplıyor.

Arkadaşlar zıplayın. Sonra bize bağırıyor.

Yanındakiyle iletişime geç.

Enerjini ver yanındakine.

Gülümse ona doğru.

Sarıl ona.

-Gel Fethi abim ya. -Sarıl ve zıpla.

Sen hiç mutsuz bir kanguru gördün mü?

Ama bana Real Madrid denk geldi ya.

Sok, kesene sok onu.

-Yalnız... -Zıpla.

-Of! -Zıpla.

Zıplamayan neyse

Bu ter...

Bu ıslaklık, bu koku.

Tatlı bir uyku geliyor bana.

-Adam bayıldı. -Abi.

-Sadık abi bayıldı. -Sadık abi bayılmış.

Devam, devam.

-Sadık abi bayıldı. -Arka taraf.

-Abi salma kendini. -Mutluluktan bayıldı.

- Böyle bir kıssa yok. Böyle bir hisse yok. - Dikkat Faruk abi. Faruk abi.

-Geldik mi? -Bir su, bir şey verin adama.

-Su verin, su verin. -Su.

Yok su da içemiyorum.

Abi. Abi salma kendini.

Kahraman bayilerimizin ellerini havada görebilir miyim?

Oyna!

♪ Aç! Aç! ♪

♪ Aç koynunu gireceğim ♪

♪ Gireceğim, dellenme ♪

♪ Dudağından öpeceğim ♪

♪ Öpeceğim, söylenme ♪

♪ Aç koynunu gireceğim ♪

♪ Gireceğim, dellenme ♪

♪ Dudağından öpeceğim ♪

♪ Öpeceğim, söylenme ♪

♪ Ram papam papam ram pam pam ♪

Teşekkürler.

Ya ne güzel eğleniyorduk içeride. Kız öpücük atıyordu.

Abi dur.

- Kahramanlar. - Hayırdır abi?

Ya bizim patronun içine sinmedi. Size bir mükafat daha vermek istiyor.

Aman, mutfak robotu verecekse hiç almayalım.

Yok be kardeşim. Mutfak robotu nedir?

Ya bizim bu yakınlarda çok nezih bir restoranımız var.

Orada sizi ağırlamak istiyor.

Ya "Aleme götüreceğim sizi." diyorum ya.

Alem?

Hem Demircan Bey belki oradadır.

- Senin şu borç işini konuşuruz. - Borç işi ne?

Ya şimdi bizim şirkete ödeyemediğimiz borçları

Demircan Bey’le konuşup yeniden yapılandırabilir miyiz diye ben...

Haa. Rafık benim de çok ihtiyacım var.

Vallaha Konya Ballı Ticaret’in namına

Demircan Bey’le ben de konuşabilirim aslında.

- Ha? - Konuşurum.

İyi, gidelim o zaman. Biraz takılır döneriz.

Ha, ona bakarız, ha.

-Buyurun. -Hadi bakalım.

Övgü Hanım oradadır değil mi zaten?

Kanguruya bak. Hâlâ zıplamaya çalışıyor.

İlla ki orada mı?

♪ Bu akşam... ♪

Oğlum bir saniye, bir saniye

- Lafın bitti diye. - Şey, yok ya sonra konuş.

Eee?

Böyle konuştuğuma bakma.

Yani yetimhaneden çıktıktan sonra da kayınbabam bana sahip çıktı.

Yani kayınbabam değil de babam sayılır bir yerde.

Onu bilmiyordum tabii.

Ya bu çocuk meselesini kafaya taktım galiba.

Bak Rafık, sana bir abi tavsiyesi vereyim mi?

Benim çocuğum var.

Evet, çok güzel bir duygu, tamam.

Yapması da çok keyifli.

Ama aha bura rahat olacak.

- ♪ Bu akşam... ♪ -Oğlum bir dur ya.

-♪ -...bütün meyhaneleri ♪ -Yavaş ya.

- Hani sen alkol almıyordun lan? - Almıyorum.

Ne içtin oğlum sen?

İki tanecik, iki tanecik sakinleştirici aldım ya.

Annem uçağa binerken verdi. Korkarsın diye, bunu al, dedi.

Övgü Hanım’la aramızda bir mübaseret olun...

-Müsare... -Münasebet.

-Münasebet. -Hah.

Doğru. Münasebetim olunca tuvalette iki tanecik çaktım.

-Haplandın mı lan? -Hap dedi ya.

Sakinleştirici, yatıştırsın diye.

Ama tamamen yatıştırmadı.

Dur lan ben bunu çekeceğim.

-Çek, çek -Çekeceğim bunu, dur.

-Söylüyorum o zaman. -Söyle.

♪ Bu akşam bütün meyhane... ♪

- ♪ leri... ♪ - Dur, dur, dur, dur.

Hanımdan mesaj geldi.

Dayanamıyor bana.

♪ ...dolaştım ♪

Ne oldu abi?

“Avukata vekalet verdim. Boşayacağım seni.” diyor.

Gerçekten mi?

Geçmiş olsun abi.

Ya bizi...

Çok erken ele verdiler.

Karımı sevdim zamanla sevmesine de...

Öyle gençliğimizi yaşayamayınca, tabii bahane değil bu da...

Çok hata yaptık be Rafık.

Haklı yani. Bir şey diyemiyorum.

Üzülme be abi.

Hadi gir şarkıya şimdi.

- Hadi oğlum gir. - Yok siz konuşun abi. Şey değil ya.

Siz konuşun.

-Ne oldu? -Konuşun, konuşun.

Ağlıyor musun yoksa?

Ya beni de genç yaşta evlendiriyorlar da...

-Bir şey yok. -O kadar abazan ki mutluluktan ağlıyor.

Ya, ya ne mutluluğu ya abi?

Benim de sevdiğim biriyle evlenmeye hakkım yok mu?

Ben Övgü Hanım gibi biriyle evlenemem

Ben de mutlu bir kanguru olamayacak mıydım?

Üzülme be oğlum.

Ya nasıl üzülmeyeyim abi? Nasıl üzülmeyeyim?

Benim de sonum Sadık abi gibi olacak.

Allah korusun.

Şuna bak, tipe bak.

Ne var lan benim halimde?

-Ne gülüyorsun oğlum? -Yok abi estağfurullah. Öyle şey olur mu?

Tipe bak.

Estağfurullah abi. Gayet iyisin. Saçmalama. Öyle şey olur mu?

Ne demek? Ne var ya? Gayet iyisin. Saçmaladım şu anda.

Tamam gülme.

Tipe bak.

- Namık bu bana gülüyor ha. - Sakin ol ya.

-Ben bunun akranı değilim. -"Rahat olacak."

Tamam abi sakin ol.

Adem, Adem, Adem.

Ama Sadık abine ayıp ediyorsun.

Özür dilerim Sadık abi. Hakkını helal et. Büyüğümsün.

Ooo adam uçuyor.

Kadehimi, kadehimi yani kolamı

bu gece benimle birlikte olan çok değerli büyüklerime kaldırmak istiyorum.

- Hadi. - Namık abim.

İşte bu. Ve tabii ki

Sadık abim. Kusura bakma. Hakkını helal et.

- Helal olsun. - Seni sevdiğimi biliyorsun.

♪ Seviyorum seni ♪

Allah kahretmesin. Oğlum kalk lan, kalk.

Bana bir şey olmaz. Neler gördük de.

-İyi misin? -Yok bir şey ya.

Allah.

Kırdıysam özür dilerim.

Ya, ne oluyor oğlum?

Ya abi kusura bakma ya. Masanın parası neyse ödeyelim.

- Hee. - Yok be oğlum, ne olacak? Siktir et.

Ufacık şey. Nazarlar çıktı diyelim.

Buna o kadar nazar değeceğini düşünmüyorum.

Abi her şey için teşekkür ederiz vallaha.

Biraz ortalığı dağıttık ama kusurumuza bakma.

-Vallaha. -Demircan Bey’i de göremedik

ama daha iki gün buradayız nasıl olsa, görüşürüz.

Ya tabii görüşürüz. Daha görüşecek çok vaktimiz olacak ya.

Hiçbiriniz hiçbir yere gitmiyorsunuz.

Nasıl yani?

Üçünüz de benim misafirimsiniz.

Aaa yo, yo, hayır. Yedik, içtik sağ ol kral.

Sağ ol. Allah razı olsun.

Misafirlik de bir yere kadar. Yüzsüzlüğe gerek yok.

Yok yedirecek illa ki bir şey buluruz biz.

Sen ciddisin.

Çok.

Ha?

Hayırdır oğlum?

Sen kimi alıkoyuyorsun lan? Dağ başı mı bura?

Antepliyiz oğlum biz.

Amına korum lan.

Adamı psikopata bağlatmayın lan.

Sadık abi.

Adam Sadık abiyi önce sessize aldı, sonra titreşime aldı.

Namık abi, yardım getireceğim.

Adem. Adem!

Adem!

Namık abi ben galiba yardım getiremeyecek gibiyim.

Büyük ihtimal getiremem. Yüzde 95 falan getiremem.

Yakalayın şunu.

Gel, gel, gel.

Gelmeyin.

Gelmeyin.

Gelmeyin bak.

Lan!

Beyefendi iyi misiniz?

İyiyim, polis çağır.

- Ne oldu öyle ya? - Bir şey olduğu yok.

- Yardım çağır. İyiyim. - Beyefendi iyisiniz değil mi?

- Eminsiniz yani? - İyiyim, gerçekten iyiyim.

Madem iyisin şu arabanın tavanına bir bak ya.

Lan amına kodun lan hayvan. Amına kodun.

O kadar da iyi değilim vurma.

Ödeyeceğim söz.

Ödeyeceksin tabii lan. Göt.

Ne ara beyefendiden göte geldik ha? Vurma ne olur.

Şştt bırak lan adamı.

Sıkıntı yok abi. Arabanın da çok bir şeyi yok zaten.

Siz iyi misiniz beyefendi?

Alo.

Alo.

Allah.

Ne oluyor ya?

Niye bağladınız lan bizi?

Niye bağladınız bizi?

Sapık bir fantezi mi var burada? Ne var burada?

Garip, garip şeyler yapmayın sakın ha bak.

O demiri ne yapacaksın? Ne yapacaksın o demiri?

Lan bu ikisini düz de beni niye ters astınız?

Ee. Uykunda devamlı karı kız isimleri sayıkladın.

Kan aşağıda çok toplanmış. Biraz yukarı çıksın dedik.

Ama hesap etmediğiniz bir şey var.

Benim tersim çok pistir oğlum.

Hadi abi. Kalk. Kalk. Kalk.

Namık neyin peşindesin? Bıraksana oğlum beni.

-Abi yardım. -Tamam, tamam.

Olacak gibi değil ya.

Yok.

Düzeltin oğlum şunu.

Sağ olun, sağ olun.

Ya, hazır çözmüşken...

Bir tuvalete gidebilecek miyim?

- Bokunu çıkartma lan. - Heyecanlanınca hep geliyor da.

Şahin, ne derdin varsa benimle hallet. Arkadaşları bırak.

Yok. Bu artık üçünüzün sorunu.

Abi bir şey diyeceğim. Yalnız ben baygınken rüyalanmışım da.

Buyur.

Kamyon devirmişim yani abi.

Ya beni öldürecekseniz bir gusül abdesti almam lazım abi. Vebal.

Bak vebal altında kalırsınız.

Bu kamyon artık hepimizin sayılır.

Şahin Bey ne olur beni öldürmeyin.

Ben hiçbir şey görmedim, duymadım.

- Gizli şeker var bende. - Var onda, var.

Arada böyle geçici körlük oluyor.

Bak yine yapıyor bak. Kimse yok şu an.

Allah’tan son anda geri geldim.

Şahin ne olur bize dokunma. Çoluğumuza çocuğumuza bağışla.

- Senin çocuğun yok ki oğlum. - Abi niye canımı sıkıyorsun durduk yere?

- Olacak inşallah. Deniyoruz. - Aşk olsun rafık, ben onu mu diyorum ya?

Kesin lan. Oğlum siz ne anlatıyorsunuz?

Lan üç aydır yaptığımız planın içine sıçtınız be.

Plan mı?

Lan size ne oğlum sergiden mergiden? Kahramanlık yapmak size mi düştü?

Ne istiyorsun lan bizden?

Buyur abi.

Geri zekalı.

Nedir bunlar?

Senet.

Sizin bize olan borçlarınızın senetleri.

- Ha. - Eğer dediğimi yapmayacak olursanız...

Ananızı, babanızı, kayınpederinizi...

- Karınızı... - Ama.

Yedi ceddinizi...

Hapislerde süründürürüm.

Ha iyi. Temiz bitti. Çok şey öyle bitmedi.

Şahin ne istiyorsun? Açık açık söyle.

O gün alamadığımız köstekli saati alıp bana getireceksiniz.

- Çalacak mıyız yani? - İster çalın, ister aşırın, ister alın.

Ne bok yerseniz yiyin ulan. Yeter ki bana getirin.

Yo, yo, ben yokum arkadaş. Ben yokum. Benim anam babam

benim hırsızlık yaptığımı göreceğine

hapislerde çürümeyi tercih eder. Ben yokum arkadaş sağ ol.

- Ya harbi yokum abi. - Peki senin anan baban

seni ölü görmeyi tercih eder mi Rambo?

Etmez ya. Ne saçma soru ya.

İyi, o zaman ben ne diyorsam onu yapın.

Polise ya da herhangi birine bir şey anlatmaya kalkmayın.

Hem hiçbir şey ispat edemezsiniz hem de büyük ihale alırsınız başınıza.

Tam iki gününüz var.

Ya manyak mısın? Biz ne anlarız çalmaktan?

Rahat ol. Vakti geldiğinde talimatları vereceğiz size.

Geri kalanları da Namık size anlatır.

Çözün oğlum şunları.

Al oğlum şunu.

Ne diyor lan bu? Namık anlatır neymiş?

- Ne bileyim abi ne diyor. - Ha?

Aklınca dalga geçiyor şerefsiz.

Heyecanlandım ya, hiç durmuyor.

Ee, ne yapacağız? Nasıl alacağız saati?

Eesi şöyle.

Kral, dün geceden beri bir şey yemedik ya. Mide boş, boş mide.

- Doğru. - Rafık.

Gece boşken girip alıp çıksak saati, ne diyorsun?

İyi bir alarm sistemi olmasa adamlar da öyle yapardı zaten.

- Doğru diyorsun. - Bakın ne yapalım biliyor musunuz?

- İstersen mini bardan git bir şeyler ye. - Yo hayır. Şimdi vakti değil.

Planı dinlemem lazım. Anlat kral.

O zaman dinle bak. Şöyle yapıyoruz.

Vallaha bence bu mide guruldamıyor. Bize bir şey anlatmaya çalışıyor.

- Bir şeyler alayım ya? Ha? - Hadi.

- Bir şeyler yiyeyim. - Bana da bir şeyler getirsene. Acıktım ya.

- Ah. - Abi ayağın mı ağrıyor.

Hee. Dün gece tavana astılar ya beni.

- Al kral. - Sağ ol.

-Al ye abi. -Yemiyorum.

-Al ya. Al. -Yemiyorum oğlum.

Bence dünkü herifler gibi içeriye girip almak dışında başka bir şansımız yok.

Manyak mısın?

Biz kim? Öyle içeri girip bir şey çalmak kim?

Yoo çalmak olmaz. Ben korkarım, günah. Vebal. Öteki tarafı var bunun.

Ben de güle oyna yaparız demiyorum herhalde.

Bakın şöyle yapıyoruz.

Gidelim mekanı kolaçan edelim. Ondan sonra ufak bir hazırlığımız var.

Oğlum ne kolaçan etmesi? Ne hazırlığı? Biz ne anlarız ya?

Tamam, polise gidemiyoruz. Elimizde kanıt yok, anladık.

Bari şu iti gidip patronu Demircan Bey’e şikayet edelim.

- Bir şansımızı deneyelim. - Tabii ya.

Niye benimkini yiyorsun abi?

Kral sana soslusu denk gelmiş. Bu sossuz.

Ben onu daha çok seviyorum.

- Helal et. - Helal olsun.

-Al bunu ye sen. -Hayır ya.

-Al ya. -Hayır ya.

Şiştt. Tamam sakin. Şişşt.

Tamam, tamam.

Aklıma çok iyi bir fikir geldi. Dur.

-Alo. -Alo, resepsiyon mu?

Resepsiyon efendim. Buyurun.

Ya ben memleketten bir şeyler getirdiydim de. Onları Demircan Bey’e verecektim.

Onun oda numarası kaçtı acaba?

Oda numarasını veremiyoruz beyefendi ama kendisi şu an spor salonunda.

- Öyle mi? Sağ ol, sağ ol. Tamam, tamam. - İyi günler.

Demircan Bey spor salonundaymış ha.

-Güzel. -Ha iyi.

Oğlum adam spor salonundaymış. Kalkın gidelim ya.

Hadi, hadi gidelim abi. Hadi, hadi, hadi.

-Doğru, doğru, doğru. -Hadi abi hadi.

Sikeceğim fıstığınızı ya.

Vereceksin o kiloları.

Mideyi aldırmak yok.

- I-ıh - Daha hızlı.

Vereceğim kiloları. Aldırmayacağım midemi.

İşte böyle, işte böyle.

Demircan Bey. Demircan Bey.

Ooo kahraman bayiler. Hoş geldiniz.

Bayi toplantısında spor yapan olur muydu ya?

Ya biz spor yapmak için değil de size bir şey söylemek için

- aslında buradayız. - Ha siz bana bir şey söylemeye geldiniz.

Siz bana hiçbir şey söylemeyin. Siz direkt Şahin’le muhatap olun.

Şahin?

Sıçtık.

Hocam bize biraz izin verir misiniz?

- Ne oluyor ya? - Ulan siz ne iyi niyetten anlamaz

insanlarsınız. Ha?

Size "Kimseye bir şey söylemeyeceksiniz." demedik mi?

Geçin lan şöyle.

-Nereye? -Koşu bantlarına haydi.

Aaa yok. Bizim kıyafet uygun değil. Hiç rahatsız etmeyelim sizi.

- Geçin dedim lan. - Ben şunu alayım o zaman.

Çıkın.

Geçin, geçin. Belki beyninize oksijen gider.

Abi ben soslu fıstık yemişim de.

Şimdi spor yaparsam genzime gelir, yakar.

Lan.

Biz bir şey söyledik orada.

Salaklar, üç aydır yaptığım planın içine ettiniz be.

Demircan Bey, bakın bizi bu işe bulaştırmayın.

- Biz soygun falan yapamayız. - Hee.

Haa. Yapamaz mısınız?

- Yok. - Yok. Bizlik bir şey değil.

Bence bir daha düşünün ya. Şahin.

Erzurum’daki bir arkadaştan rica ettim. Sizin dükkana bir uğradı.

-Lan. -Bende çevre geniş.

Konya’da ve Antep’de de arkadaşlarım var.

Ulan hele bir yanlış yapın. Lan sizin dükkana da uğrayacaklar lan.

Karışmayın lan aileme.

Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz oğlum?

Lan.

Ama Demircan Bey insan hiç kendi babasını soyar mı?

- Böyle saçma bir şey olabilir mi ya? - Baba benim babam. Sana ne be salak?

Doğru.

Bana bakın bu işi hemen hallediyorsunuz. Benim de canımı sıkmıyorsunuz.

Salaklar. Yürü.

Bu işi ya yapacaksınız ya yapacaksınız lan.

Namık. Aah.

-Abi. -Ben dayanamıyorum. Koyuver ya.

- Abi dur. - Bırakın beni. Atayım kendimi.

Abi dur. Abi!

Ne yapıyorsun?

Abi ne yapıyorsun?

Tuşu var. Basınca duruyor ya.

- Nerede? - Şu kırmızı.

Ya ben diyorum o ne ya?

Hadi gidelim.

Necati abi arıyor.

Sen aç.

Efen... Efendim abi.

Evet.

Tabii abi kumar borcu namus borcu. Hiç merak etmeyin. En geç yarına kadar...

Yarın gece, saat elinizde olacak abi.

Ama ben şu an asansördeyim. Çok gelmiyor sesiniz. Kesilebilir çünkü...

Ebemi mi?

Yalnız ben özel hastanede doğdum. Ebe değil de

kadın doğum uzmanıydı daha çok o.

Ha, unvan fark etmiyor sizin için.

Başhekime kadar...

Haa.

Ama... Kesildi.

Şahin bak bu adamların hiç şakası yok.

En geç yarın gece bu işi çözmüş olmamız lazım.

Kumar borcunu ödeyemezsek bu adamlar ikimizi de yaşatmaz.

Siz rahat olun. Hiç merak etmeyin efendim.

Hiç kendimizi bulaştırmadan, tereyağından kıl çeker gibi tık

- bitireceğiz biz bu işi. - Güzel.

Çünkü telefon kesildi ama adamlar

kadın doğum uzmanımla ilgili hiç hoş şeyler düşünmüyorlar.

-Bu çok belli. -Hı hı.

Örümcek Lütfü42’den haber var mı?

Hayır efendim. Yakalayamadık henüz.

Sadık abi. Sadık abi gel şuraya.

Allah Allah.

- Sadık abi. Saat yok. - Saat yok.

-Abi birkaç fotoğraf çekelim tamam mı? -Tamam.

-Fotoğraf çekelim. Bir kolaçan edelim. -Tamam.

34-97 dördüncü kasaya lütfen.

- 34-97 dördüncü kasaya lütfen. - Rafık, ne diyorsun?

-Abi saçmalama koy onu. -Ha?

Abi koy onu.

Bayağı gerçek duruyor ya.

Evet.

-Bence iyi. -Çok iyi.

Tetiğe basmazsak olur. Al üç tane.

-Emin misin? -Al üç tane, al. Abi, yürü devam.

-Abi üç tane var bundan. -Tamam oğlum al işte.

Ama üç alana bir bedava diyor.

- Oğlum boş ver bedavayı. - Dördüncü yok ama.

- Ya olmasın. - Ama hakkımız. Namık abi.

-Bu ne? -Telsiz.

- Niye? - Sergi içinde haberleşmemiz için lazım.

- Gerek yok. WhatsApp grubu kurarız. - Ha. Grubun adını da "soygun" koyarız.

- He. - Olmaz öyle oğlum. Bunu kullanacağız.

Yalnız kendi adımızı kullanamayız. Takma isim lazım.

O zaman benimki Edip olsun.

Rahmetlik nenemin adı. Geçen sene kaybettik. Toprağı bol olsun.

-Allah rahmet eylesin. -Allah razı olsun kardeşim.

Abi kendimizle alakalı isim olmaz. Kimliğimiz açığa çıkar.

- Alakasız bir isim lazım. - Adriana Lima.

-O kadar alakasız demedik. -Namık abi, bak.

Ben Namık olayım. Sen Sadık ol. Sadık abi de Adem olsun.

Kafa karıştırmak için. Nasıl fikir?

Oğlum bu fikir değil. Fik.

Şşş.

- Arnold Schwarzenegger. - Olmaz.

- Yalnız Schwarzenegger. - Ya olmaz.

-Schwarz. -Ya tamam.

- Herkes en sevdiği renk olsun. - O zaman benim lila olsun.

- Lila mı? - Edibe nenemin en sevdiği renkti.

Tam bir terazi kadını ya. Dengesiz ve asi ama nasıl.

Lila benim rengimdi ya.

-Haa? -Ben lilaydım.

Yo, ben lilayım.

Tamam ben fuşya olayım. Tamam fuşya. Önemli değil.

- Tamam fuşya olayım. Tamam. - Ya tamam hangi renk isterseniz olun.

Ben siklamen.

- Maske işini hallettin değil mi? - Ya maske bende. Aldım.

Tamam hadi, hadi. Hadi artık kasaya gidelim.

- Sadık abi. - Hadi çıkın.

- Lila ben olayım mı? - Edibe nenemin en sevdiği renktir ya.

-Ne aldın oğlum bu kadar? -Ha?

-Ne aldın bu kadar? -Dikkat dağılsın diye

alakasız şeyler aldım.

-Aferin lan sana. -Ne gerek vardı?

Çay tepsisi.

Çay.

-Kusura bakma. -Geç abi.

Saç briyantini.

Saçlarımız için.

Araba cam sileceği.

Cam.

Ya tamam koy.

Ya bunları da ne kadar tatlı yapıyorlar ha.

Aynı ben.

-Ne yapıyorsun? -Dur.

Vallaha sizin işiniz de çok zor ya böyle dıt dıt dıt.

Küfürlü dizi izler gibi değil mi?

- Haklısınız amcacığım. - Amca...

Amca mı? Abiyi ne ara atladık da amcaya geçtik yav?

- Ne alaka ya? - Vallaha bir şey demiyorum. Yapsın işte.

Oldi yetişkin bezinin barkodunu okutamıyorum.

- Yeni bir tane getirir misiniz lütfen? - Ne?

Oldi yetişkin bezinin barkodunu okutamıyorum.

- Yeni bir tane gönderir misiniz lütfen? - Anlamıyorum.

"Yetişkin bezinin barkodunu okutamıyorum." diyorum.

Bir tane gönderir misin? Amca bekliyor burada.

- Amca. - Bez, bez.

-Hadi. -Tamam.

Amcacığım en iyisini almışsınız ama.

Benim babamda da aynı sorun var. O da bunu kullanıyor.

Bütün gece şırıl şırıl ama altı kupkuru.

Ne münasebet? Benim değil o ya. Senin mi oğlum? Kimin bu ya?

Ha siz şimdiden stok yapıyorsunuz.

Vallahi en iyisini yapıyorsunuz. Bunlar hemen pahalanıyorlar.

Siz de üç beş seneye alttan üsten şırıl şırıl gidersiniz herhalde.

Altıma falan kaçırmıyorum ben. Bak, kupkuru bak.

- Abi ne yapıyorsun? - "Altına kaçırıyorsun." diyor oğlum.

Ya tamam, sessiz.

Sorun yok, yaşlandıkça çocuk gibi oluyorlar.

Bak hele yaşlandık...

Ulan senin alacağın şeyin...

-Ne ya? Allah Allah. -Ya abi durun ya.

- Dikkat dağıtsın. - Ya yeterince dikkat çektik zaten.

-Hadi çıkalım. -Bir saniye.

Şu anda marketimizin on bininci müşterisi burada.

-Ne? -Tebrikler!

- Bağırma. - Biz mi? Biz mi?

Evet.

Ne oluyor ya?

İndir şunları ya.

Ama neden? Bu coşkuyu yaşa. Bizim hakkımız.

Al gene mikser.

- Abi adamlar verdi en azından ya. - Ya bırak.

- Abi ben sana daha ne diyeyim? - Bana ne konuşuyorsun oğlum?

- Yetişkin bezi nereden çıktı lan? - Ben mi aldım abi?

-Eee kim aldı? -Yo.

Tövbe tövbe.

Rafık, hanımdan başkası yalan ha.

- Hah. - Beni ben olduğum için seviyor oğlum o.

-Tabii. -Bıraktım ulan.

Başka kadına tövbe ediyorum.

Helal olsun.

- Al. - Vallaha.

Rehberi de komple siliyorum bak.

Dur ya o kadar değil. Bir delilik yapma ya.

- Komple sildim. Bitti. - Fevri.

Tövbe ediyorum.

Bıraktım.

- Abi. - Yok, yok öyle ben kıza şey olarak...

Oğlum benim sabrımı mı deniyorsunuz lan?

Bıraktım diyorum yav.

- Abi. - Sadık abi.

- Araba geldi. - Hah.

Hadi binelim. Aç abi kapıyı.

Aç, aç, aç.

- Al şunları. - Ne bunlar?

Soygundan sonra kaçmanız için arka sokakta size mavi bir araba bıraktık.

İçinde bir harita var.

Orada işaretlediğimiz yere gelip teslimatı yapacaksınız.

Operasyondan sonra kendi cep telefonlarınızı kırıp çöpe atın.

Bundan haberleşeceğiz.

Bizim çocuklar size silah da indirecek.

- Nasıl? - Silah falan istemiyoruz.

- Güvenlik kameraları ne olacak? - Rahat ol. O iş bizde.

Vaktiniz daralıyor.

Yarın bu işi çözün. Yoksa aklınızı alırım.

Çık şuradan.

Çık dedi, çıkacağız. Bir de vurmaya gerek var mı? Yok.

Ne yapacağız Namık?

Odaya çıkıp planı bir daha gözden geçirelim.

Hadi abi.

Namık abi telefonları kırmasak mı?

Ya oğlum bir sus ya.

Abi ben kıramam. Yirmi megapiksel. Vallaha bak.

Tamam ben boşum.

-Boşum işte. -Tabii, tabii.

İyi akşamlar.

İyi akşamlar Övgü Hanım. İyi akşamlar.

İyi akşamlar.

-Canım sen git istiyorsan. -Tamam.

-Adem Bey. -He, Övgü Hanım.

Göremedim bugün ben sizi hiç.

Ben de şey, bazı ihtiyaçlar vardı. Silecek falan.

Dün de ben size baktım. Bir anda çıktınız. Teşekkür edecektim.

-Esas ben size teşekkür edecektim. -Niye?

Yani şimdi bayilerin önünde teşekkür ettim

ama açıkçası esas benim hayatımı siz kurtardınız.

[ Adem güler ] Yani, yani doğru.

Bu zamanda kim kimin hayatını kurtarır öyle bedavadan ya?

Değil mi? [ Adem güler ]

Ama bak, ona bakacak olursanız sizin de bana olan güveniniz,

çünkü yani tavşan kardeştim ben.

O noktadan alıp kanguruluğa layık gördüğünüz için

asıl teşekkürü siz hak ettiniz diye düşünüyorum Övgü Hanım.

Ama Adem Bey size de çok yakıştı. Gerçekten yani.

-Kanguruluk. -O kanguru kimliğini çok güzel giydiniz.

-Ama hocam kim? Hocam kim? -Övgü Maral.

İşte gelişmiş bir marka diyebilir miyiz?

[ karşılıklı gülerler ]

Çok teşekkür ederim. Allah razı olsun Övgü Hanım.

-Çok sağ olun. O zaman hoşça kalın. -Övgü Hanım.

Ben şimdi dünden beri kat ettiğim...

...bu hani gelişmeyi fark ettim kendimde.

Dedim ki, neden dedim, Ballı Ticaret olarak, Konya Ballı Ticaret

yani biz, kurumsal bazda

yani şahıs ekseninde değerlendirildiği zaman

-kişisel gelişime neden... -Hizmet almak istiyorsunuz.

Hah. Yani ama kurumsal olarak.

Kurumsal manada, yanlış anlaşılmasın da.

-Şöyle ben size... -Ha tamam.

-Bayilere özel indirim de yapıyoruz. -Aaaa.

-Arkadaşlar da isterse. -Teşekkürler, sağ olun efendim.

Tamam. Övgü Maral. Telefon numarası asistandır.

-Benim şahsi numaram. [ Adem güler ] -Tamam.

O zaman ben bunu... Adres var.

-Home office. -Tamam.

O zaman ben bunu gerekli mercilere,

halkla ilişkiler ve daha kurumsal olarak...

-Peki teşekkürler. -Görüşürüz.

Ne zaman?

Genel olarak, görüşürüz.

Haa tamam. İyi günler.

Sonra buradan çıkıp gidiyoruz.

Şimdi planı anladınız mı?

Kral.

Şimdi...

Bu...

Bu ne kadar...

...ne kadar saçma...

...rezil, berbat bir şey bu ya.

Bu nasıl bir çizim?

Rezalet bu.

Senin lisede resmin kaçtı?

Oğlum resmi falan bırak. Anladınız mı? Anlamadınız mı planı?

-Kelebek mi bu? -Ulan ne alakası var?

-Adam inek çizmiş görmüyor musun? -Ha.

-Ya bu elleri yukarıda güvenlikler. -Haa.

Hepsini bir yere toplayalım demedim mi? Dinlemiyor musunuz beni ya?

Ya dinliyoruz, dinliyoruz da anlamıyoruz ki.

Allah’ım vallaha çıldıracağım ya.

Nereden geldi lan bu bela başımıza ya?

Ya abi bak gene beni suçlama.

Bu Şahin’le ben on yıldır görüşmüyordum. Nereden bileyim böyle bir adam olduğunu?

Daha önce de böyle değil miydi bu herif?

Böyle şeyleri vardı ama bu kadar şeyleri yoktu.

Maşallah planı da hemen kurdun.

Sen bir şey mi ima ediyorsun?

Yoo. Bir şey ima etmiyorum da.

-Bir şey ima etmiyorsan abi... -Kral.

-...müsaadenle ben ailemi arayacağım. -Kral. Kral.

Bu ben miyim abi?

Evet.

Bu Sadık abi.

Evet.

-Bu ben. -Evet.

Ne oldu?

Ne oldu oğlum? Aklına yatmayan bir yer mi var?

Abi bizi niye aynı boyda çiziyorsun ki?

-Oğlum temsilen çizdim. -Ben onunla aynı boyda mıyım?

-Ne var lan benim boyumda? -Bir şey yok abi. Onu diyorum.

Ben on yıl basket oynadım abi.

On yıl.

Bunun için miydi?

Ya kral kusura bakma. Burada da bir emek var.

Görüyorum yani. Eline sağlık.

Gönül koyma yok Allah aşkına.

Ama elinin ayarını sikeyim ya.

Büyüğümsün kusura bakma.

Hakkını helal et.

Allah Allah.

Ulan biz ne anlatıyoruz, herif ne konuşuyor?

-Hah. -Beni de komple kel çizmiş.

Ben bu kadar kel miyim?

Ne kadar kelsin abi?

Bu kadar değil.

Ben bu değilim Namık.

Allah Allah.

Namık, Allah aşkına, vallaha kafam almıyor artık ya.

Abi sen merak etme, halledeceğiz.

Hadi yatalım artık. Yarın sabah erken kalkmak lazım.

-Rafık. -Ha?

-Biz bu işi nasıl yapacağız ya? -He vallaha?

Halledeceğiz diyorum. Merak etmeyin sabah ola hayrola.

Hadi.

Hadi Allah rahatlık versin.

Sana da kardeşim.

İnşallah.

-Abi ışığı kapatsak? -Tamam.

[ can sıkıntısını yansıtan müzik ]

[ asansör açılma sesi ]

[ müzik sonu ]

[ bip sesi ]

[ kapı kapanma sesi ]

[ kapı açılma sesi ]

-Lan. -Ben de seni arıyordum.

[ bip sesi ] Konuşmamız lazım.

Anlat lan.

Sadık abiyle Adem’i bu işe karıştırma. [ kapı kapanır ]

-Bırak ben tek başıma yapayım. -Onlar benim planımı bozdukları gün

bu işin içine dahil oldular bir kere.

Olmaz. Üçünüz birlikte yapacaksınız.

Şahin niye böyle... [ kapı açılma sesi ]

-Selamünaleyküm. -Aleykümselam.

[ bip sesi ]

[ kapı kapanma ve açılma sesi ]

[ kapı kapanma sesi ]

[ asansör çalışma sesi ]

[ kapı açılma sesi ]

-İyi günler. -İyi günler abi.

[ kapı kapanma sesi ]

Şahin niye böyle yapıyorsun? [ kapı kapanır, asansör çalışır ]

Hani düzgün bir hayatı seçmiştin?

-Hani helal ekmek gibisi yoktu lan? -Kes lan.

Sen kendini kurtardın tabii. Aileni kurdun.

Beni orada tek başıma bıraktın.

[ duygusal müzik ]

Ulan hani sonuna kadar kardeştik biz?

Ulan hani birbirimizden başka kimsemiz yoktu?

Ulan sen benim ailemdin be.

Senin yolun yol değildi oğlum.

Yoksa ben sonuna kadar seninle yürümez miydim?

Kimsesizdik lan biz. Kendi yolumuzu çizmemize izin mi verdiler?

Bak Şahin. Ne olur... [ kapı açılma sesi ]

[ müzik sonu ]

-Merhaba. -Merhaba.

[ bip sesi ]

[ kapı kapanma sesi ]

[ asansör çalışma sesi ]

[ kapı açılma sesi ]

-İyi günler. -İyi günler.

Şahin içinde biraz insanlığın kaldıysa [ duygusal müzik ]

ne derdin varsa sadece benimle hallet. [ kapı kapanır ]

Cık. Olmaz.

Bu işi üçünüz yapacaksınız.

İki türlü de ben kazanacağım.

Saati o iki salağa rağmen almayı başarırsan

bu işi ben becermiş olacağım.

Haa olmadı, yakalandın.

O zaman da benim sana olan öfkem bir parça dinmiş olacak.

Bu konuşma bitmiştir.

[ kapı açılma sesi ]

[ bip sesi ]

[ müzik sonu ] [ kapı kapanma sesi ]

-Merhaba yavrum. -Merhaba Yalçın abi.

-Nasılsın? İyi misin? -İyi abi sen?

İyidir. [ asansör çalışma sesi ]

Dün akşam gene ortadan kayboldun. Neredeydin?

Karıya gittim.

[ kapı açılma sesi ]

[ kapı kapanır ]

-Allah kabul etsin kardeşim. -Sağ ol abisi.

Neredeydin sen?

Şahin’in yanında. Hee?

Sen de bu işin içindesin oğlum. Söyle hadi lan.

Ama bak bizi yakmana izin vermeyeceğim.

-Abi ama bak... -Lan söyle oğlum. İtiraf et.

Tamam Şahin’leydim.

-Hah. -Ulan, ulan, ulan, lan. Belli oldu.

Belli oldu.

Söyle, söyle. O Şahin iti

"Namık size anlatsın." dediğinde anlamalıydım bu işin içinde olduğunu.

Ama salak kafa işte.

Ah ulan ah. Ah ulan ah be kral.

Ah be kral. Dünya diye, söyle, itiraf et. Ne olacak ya?

Mecbur kalmış olabilirsin. Söyle.

"Ben hırsızım." de. "Hırsızım, şerefsizim, uğursuzun tekiyim." de.

"Ben hırsızım." de.

"Hırsızım ben." de.

Bu Şahin’le yetimhaneden çıktığımızda sokaklara düştük.

[ duygusal müzik ]

Ana yok. Baba yok. Aç kaldık.

Sonra bu işlere mecburen girdik.

Ben pişman oldum. Çıkmak istedim ama Şahin istemedi.

Ama sonra askere gittim. Tövbe ettim. Kendime yeni bir yol çizdim.

-O gün bu gündür Şahin’le görüşmüyorum. -Niye şimdi anlatıyorsun bunu bize?

Utanıyorum abi anlıyor musun? Çok utanıyorum.

Kendi karıma bile anlatmadım geçmişimi.

İnanmıyorum oğlum ben sana. Güvenmiyorum ki.

Yapmıyorum aha soygun falan.

Öldüreceklerse öldürsünler. Bak ben buradayım.

Benim burama kadar geldi artık Namık, yeter.

Bir tane hayatı yalan eski hırsız.

-He vallaha. -Bir tane daha büyüyememiş,

yarım akıllı, embesil velet. Bu iş zaten olmayacaktı.

[ müzik komediye döner ]

Asıl ben yokum ya.

Asıl ben yokum ya. Ne alakası var? Abi sana da kral, kral dedik.

Beş para etmez adamın teki çıktın bak. Hakkını helal et. Kusura bakma ama.

Abi şu adamın bir tipine bir bakar mısın? Allah aşkına ya.

Göt kadar boyuna bakmadan bin kere aldatmış karısını abi.

Ar namus duygusu olmayan, haysiyetsiz adamın teki.

-Kusura bakma, hakkını helal et abi. -Helal olsun.

Ama güven olacak bir adam değil abi. Karaktersizin teki.

Ben yokum abi. Beni mazur görün.

Vallaha gönül koymayın. Ben yokum. Ben yokum.

[ müzik sonu ]

Zaten ben Şahin’le konuştum. İkna ettim.

-Hah. -Tek başıma gideceğim.

-Siz de kimseye gözükmeden uzayın. -Tek başına gideceksin yani ha?

Evet abi.

Yalan söylediğim için beni affedin.

Hakkınızı da helal edin.

[ duygusal müzik ]

Hadi eyvallah.

[ kapı açılır ]

[ kapı kapanır ]

[ martı ve liman sesleri ]

[ Namık ] Alo Şule.

[ Şule ] Merak ettim seni. Ne ediyorsun orada? İyi misin?

[ N ] -İdare ediyorum. Sen ne yapıyorsun? [ Ş ] -Hiç işte ben de ne edeyim?

[ N ] Bir tanem. Senden önceki hayatımla ilgili sana anlatmadığım bazı şeyler var.

[ Ş ] Namık, bana anlatacağın her neyse bilirim ki senin bir sebebin vardır.

[ devam eden fon müziği ]

Ben senin yüreğini gördüm Namık. Ben seni her halinle sevdim.

[ Namık ] Bir bebeğimiz olacaksa, aramızda bir sır olmaması lazım.

Dönünce her şeyi anlatacağım. Söz.

Bir tanem. Seni çok seviyorum.

Ben de seni çok seviyorum bir tanem.

Sen çok güzel bir baba olacaksın. Bana inan.

[ Namık ] İnşallah.

Benim şimdi kapatmam lazım. Toplantı başlayacak. Tamam mı?

-Hee tamam. -Öptüm.

[ devam eden duygusal fon müziği ]

[ müzik sonu ]

[ sergi salonunda ortam sesleri ]

Kimse kımıldamasın. Bu bir soygundur.

[ heyecanlı müzik ]

Eller yukarı. Çok ciddiyim. Bu bir soygundur.

Ver silahını, ver. Ver.

Çök, çök, çök, çök, çök, çök.

-At silahını. -At yere!

[ panik sesleri ]

Silahını yere at!

Bırak silahını! At!

İndir silahını.

[ Sadık ] Hop! Dıt!

[ Adem ] Hop hadi bakalım. Bırak bakalım silahı.

Yürü. Ortaya geç.

[ A ] -At silahı. [ N ] -Çök, çök, çök.

-Geç! -Yat siz de öne.

[ Adem ] Kral seni yalnız bırakacağımızı mı sandın?

-Her şeyi öğrendik, her şeyi. [ Namık ] -Ulan helal olsun size.

Kıpırdayanlar görüyorum. Yüz üstü yere yat.

-Yat. Sen de yat. -Yüz üstü yere!

[ N ] Ablacım sen yatma. Sen hamilesin.

Hamile falan değilim ben.

Kusura bakmayın. O zaman yatın.

Bak sen yatmıyorsun. Dayı vallaha.

Bakın dediklerimizi yaparsanız kimseye hiçbir şey olmayacak.

Namık, Namık ne yapacağız?

Abi isim kullanma. Takma isim kullanmayacak mıydık?

Ay, Namık dedim sana Namık ya.

- Abi siklamen diyeceksin. - Hay siklamen.

Yo, yo, siklamen zaten Sadık abiydi Namık abi.

Sen başka bir şeydin.

Oğlum isim kullanma. Ben siklamen, o lila, sen fuşya.

Ya o zaman ben lila, o fuşya galiba.

Ben siklamen, o lila, sen fuşya. Beni delirtme Adem.

Ya isim niye veriyorsun? O zaman bana fuşya desene bana.

- Tövbe tövbe. - Lan hadi acele edelim ya.

Fuşya hadi git arkadan saati getir hemen.

Hee tamam siklamen.

Nasıl öğrendim değil mi Namık abi?

Allah cezanı vermesin. Çabuk.

- Kafanı kaldırma. - Önümden çekil. Öldürüp geçerim.

Sakin.

Fuşyadan siklamen ve lilaya.

Fuşyadan siklamen ve lilaya.

Burada lazersel bir sıkıntı var. Beni gelin burada kurtarın beni.

Liladan fuşyaya. Tamam ben geliyorum.

Siklamenden fuşyaya. Lila geliyor.

Fuşyadan siklamene. Abi sen gelsen olmaz mı?

Liladan fuşyaya. Benim neyimi beğenmiyorsun?

Fuşyadan lilaya.

Abi beğenmeme değil de...

siklamen daha tecrübeli ya, ondan yani.

Liladan fuşyaya. Zaten bu saatten sonra sen istesen ben gelmiyorum.

- Abi hadi git ne olur. - Gitmiyorum ya.

-Ya hadi abi. -Gitmiyorum oğlum.

Abi acelemiz var. Ne olur hadi.

Liladan fuşyaya. Siklamenin hatırına geliyorum.

Yoksa hayatta gelmeyecektim.

Namık abi sen gel ya.

Ah be Namık abi.

Sadık abi dikkatli gel.

- Ne oluyor lan? - Abi lazerler oynuyor.

- Aa? - Ona göre adım atacaksın ya.

Aha. Adem bu geliyor lan.

He işte ona göre adım atacaksın.

Haa üstünden at.

- Oğlum her yerde ya. - Hah. Tamam.

Hah. Tamam daha gelme. Daha gelme.

-Tamam. -Daha nereye geliyorsun ya?

- Tamam durdu, durdu. Tamam. - Ama çok geldin. Bu kadar...

Saçma bir noktaya kadar geldin yani Sadık abi.

Ne diyorsun oğlum Allah aşkına ya? Ne diyorsun ya?

Nasıl kapatacağız bunu? Ona bakıyorum ben.

Nerede bunun düğmesi falan? Bir şeyi olmalı.

Ya bir şey mi kıpırdıyor orada? Ne? Kıpırdanma mı var orada?

Ne oluyor o arkamdan ya?

Ne konuşuyorsun oğlum sen ya? Benim seninle ne işim olur Adem?

Abi ne kadar girdin, dibime kadar girdin ama.

Sanki bile isteye girdik ya.

Bayılıyorum sanki ben.

Siklamenden fuşya ve lilaya. Hâlâ sorunu halledemediniz mi?

Siklamen sıkıntı büyük, siklamen.

Liladan siklamene. Merak etme halledeceğiz.

- Neyi halledeceksin ya? - Bir dur oğlum ya.

Hadi çabuk olun, çabuk.

İndir kafayı. İndir.

Nasıl kapatacağım bunu ya?

Sadık abi gıdım gıdım ilerliyor musun? Ne yapıyorsun orada acaba ya?

Oğlum delirtme beni. Nasıl kapatacağız? Ona bakıyorum ya.

Abi sıcaklık hissediyorum. İnşallah lazerdir o sıcaklık.

Bir dakika lan. Sen o yüzden mi benim gelmemi istemiyordun?

- Ne alaka abi ya? - Sanki senin... Tövbe tövbe ya.

Eyvah Adem.

-Ne oluyor? -Adem lazer geliyor.

Adem lazer geliyor. Eğ kafanı.

- Eğ kafanı oğlum. Eğ kafanı. - Bir dakika. Ne yapıyorsun ya?

Bir dakika, ne yapıyorsun ya?

Sana ben abi dedim. Büyüğüm dedim, güvendim. İtimat ettim.

- Mahremime girdin. - Ne konuşuyorsun oğlum sen?

Ne biçim adamsın sen?

Ne konuşuyorsun oğlum, ne konuşuyorsun oğlum?

Lazer çalışmıyormuş. Görmüyor musun?

Kandırmış herifler bizi.

Hadi alalım şunu çıkalım. Deli midir nedir?

Namık abiye söyleyeceğim bu yaptığını.

Adem bak götümüzde ayı bağırıyor. Allah aşkına sus.

Suiistimal ettin beni.

Geldiniz mi?

Siklamen, al saati.

Ver. Ver.

Lan!

Silah mı var sende? Çıkar silahını. Göster silahını.

Ne geziyor lan silah sende? Polis misin sen?

Polis mi bu? Polis mi?

Kuyumcuyum ben. Taşıma ruhsatım var. Benim silahım.

Çeyrek altın ne kadar? Söyle dedim lan. Çeyrek altın ne kadar?

- 440 lira. - Doğru diyor. Kuyumcu bu.

O zaman ne tutuyorsun lan silahı hâlâ? Beynini mi dağıtmamı istiyorsun?

Dağıtayım mı beynini? Bırak silahı, at. At lan silahı.

Aaah!

Panik yapmayın. Herkes sakin olsun.

- Kafanızı kaldırmayın. - Çok kötüyüm.

- Ah. - Sakin.

-Allah Allah. Güvenliği vurdun lan. -İyi misin oğlum?

İyiyim abi iyiyim. Ben bu yarayla ölmem değil mi ya?

- Bir şey olmaz tamam. - Dur ben bakayım.

Aaa. Çok kan kaybediyor ya. Gidici bu.

Abi ne yapıyorsun Allah aşkına?

Dur bir de ben bakayım.

- Ne oluyor?

- Ne oluyor? - Kıçımda patladı.

Ne?

-Aç, aç. -Burada olmaz.

- Ulan aç bakayım. - Açamam. Burada olmaz.

Ulan dur şuradan bakayım.

- Görüyor musun? - Görüyorum.

- Ne var? - Oh. Oh tamam. Kurşun yalamış.

-Sıyırmış mı? -Yalamış, yalamış.

Abi yalamış, malamış, ne biçim konuşuyorsun?

Dur, adamın nefesi daraldı dur. Şunu çıkar. Rahatla bir ya.

- Sen ne yapıyorsun? Dirayetini kaybetme. - Ne yapıyorsun?

- Ha? - Ne yapıyorsun?

-Dirayetli ol. -Ne ediyorsun oğlum sen?

Niye çıkarıyorsun oğlum adamın maskesini?

Adam orada bir şey anlamadık ki.

Ne diyorsun lan? Konuştuğun da anlaşılmıyor.

Nefes aldım. Vallaha iyi geldi. Çıkar.

Lan.

-Ne yapıyorsun? -Salak lan bu.

-Hadi kalkın, gidelim. -Çabuk.

- Kalkın gidelim. - Senin gibi kuyumcunun. Hadi oğlum.

Kusurumuza bakmayın.

Bakın gidiyoruz, sakın peşimizden gelmeyin.

Arkamızdan en ufak bir hareket olmasın.

Tamam mı lan kuyumcu?

Beynini dağıtırım.

Adem.

- Koş lan. - Adem hadi oğlum.

Kimse gelmiyor. Kimse gelmiyor.

Aha buradan gidelim.

Mavi araba var, mavi araba.

- Açıl abla açıl. - Arabayı çekiyorlar.

- Arabayı çekiyorlar. - Arabayı çekiyorlar.

-Abi bağırma. Dikkat çekme. -Ama arabayı çekiyorlar.

Namık ne yapacağız?

Polis geliyor. Polis geliyor.

Sola, sola. Her şeyi atın çöpe.

Abi ben telefonu otelde unutmuşum ya.

- Hadi oğlum. - Oğlum hadi. Allah aşkına ya.

Lan aşağıya in. Arabana el koyuyorum. İn lan.

- Siktir lan. - Haa iyi, tamam o zaman ya. Görüşürüz.

Buna, buna. Ha buna.

Ne oluyor ya?

- Çabuk sür. - Tamam, tamam dokunmayın bize lütfen.

Sudenaz şimdi ne yapıyoruz?

Yavaşça ayağımızı debriyajdan kaldırıyoruz.

- Ve gaza yükleniyoruz. Yavaş yavaş. - Peki hocam, hemen.

- Yo, yo, olacak gibi değil. - Yok, hadi.

Öldürecek ya bizi. İn. İn, in.

- Namık ne yapacağız? - Dolmuşa, dolmuşa.

Ha dolmuş, dolmuş.

Kimse kımıldamasın. Bu minibüse bir süreliğine el koyuyoruz.

20 - 25 dakika filan.

- Sakin, sakin. - Kimseye bir şey olmayacak. Merak etmeyin.

Herkes sakin olsun.

Ya abi bak.

- Hadi oğlum. Hadi Adem biraz hızlı. - Minibüs bu. Bu kadar gidiyor bu ya.

-Önüne bak. -Bu araç bu kadar gidiyor.

Yanlış araç kaçırdınız en baştan.

Keşke en baştan araç kaçırırken bana bir sorulsa.

-Önüne bak ulan. -Bana bir sorsa.

-Ne oldu? -Sancım tuttu.

Ne sancısı?

Gaz sancısı. Ne sancısı? Görmüyor musun? Kadın hamile.

Abi bu sefer garanti altına almak istedim.

-Kafanıza göre araç kaçırıyorsunuz. -Ne oldu?

Tutamaz mısınız?

Tuvalet mi lan bu geri zekalı? Senin çocuğun yok mu?

Yok. Olacak inşallah. Deniyoruz.

Ulan neye alınıyorsun acaba ya? Ne yapacağız onu söyle.

Adem hastaneye sür.

- SSK mı özel mi? - Ne fark eder salak? En yakındakine sür.

Oğlum şoföre sorsana.

- SSK mı özel mi? - Onu değil lan. Hastanenin yerini sor.

- He, nerede? - Düz git. İleride solda.

- Tamam, tamam ben kontrolü ele alıyorum. - Bu mu? Bu sol mu?

-Bir sonraki. -Şimdi herkes sakin olsun.

Şimdi birlikte nefes alıp veriyoruz hadi.

Yok bu olmuyor.

Hiç merak etme. Bak ben daha önce doğuma girdim.

Eğer bir şey olursa ben seni doğurtacağım.

Abi moral bozma durduk yere.

Ne edeyim oğlum? Deniyorum işte ya.

Şu sol mu? Şu mu? İleriki mi?

Bir sonraki.

Adem, suyu geldi Adem.

- Aç kapıyı Adem. - Aç, aç.

Abi sedyeyi getir.

-Buyurun hanımefendi. -Kardeş o sandalyeyi getir. Hamile var.

-Hanımefendi gelin. -Kardeş.

Hanımefendi gelin. Kusurumuza bakmayın ne olur.

Beni hastaneye yetiştirdiğiniz için teşekkür ederim.

Tamam. Buyurun.

-Tamam mı? -Aaa bir saniye.

Oğluma sizin adınızı vermek istiyorum.

-Adınız? -Sadık.

Sizin?

- Namık. - Adem.

Hiçbiri benim içime sinmedi. Kusura bakmayın.

Adem ben.

-Allah Allah. -Beni neden sormuyorsun ya?

Adem Ballı. Benim adım güzel.

Lan araba.

- Polisler. Ne yapacağız? - Benim bir fikrim var.

Benim bir fikrim var. Beni takip et.

Vallaha beni takip edin. Yahu takip et!

- Hadi, hadi! - Koş, koş.

- Hadi Namık. - Koş.

Koş.

Sen kaç tane taktın onlara baba?

Sünnete taktın, düğüne taktın ona taktın. Herkese taktın ya.

- Her yere taktın ya. Olacak iş mi? - İşte rehinelerin çektiği

o korku dolu anlar.

Oğlum ne yapıyorsun?

- Ne yapıyorsun? - Namık!

Hava alacaksın. Çıkar ya. Hava alırsın bak.

Senin gibi kuyumcunun. Namık hadi oğlum.

Kusurumuza bakmayın.

Bakın burayı terk ediyoruz.

-Sevgi. -Arkamızdan en ufak bir hareket olmasın.

Tamam mı lan kuyumcu?

- Bizim oğlana ne kadar çok benziyor bu ya. - Beynini dağıtırım.

Adem.

Evet Mert, son durum

* nedir? Polisin incelemeleri devam ediyor mu?

* Olay nasıl gerçekleşmiş?

Yüzleri maskeli üç beyaz eşyacı tam da bu kapıdan girdiler sergiye.

Ellerinde silahlar vardı.

Üç beyaz eşyacı bir milyon dolar değerindeki saatle kayıplara karıştı.

Bu olay sebebiyle yurt dışı gezimi yarıda kesip döndüm.

Çok üzgünüm. Bu işin sorumluları er ya da geç cezasını çekecek.

Teşekkür ederim. İyi günler.

Adem.

Adem.

Abi, nasıl gözüküyor yara?

Vallaha kurşun iki santim daha yana geleymiş...

Ne olurdu?

Götü kaybedebilirdin.

Sadık abi nasıl konuşuyorsun kızın yanında? Götlü mötlü konuşuyorsun.

-Aaa ben hiç rahatsız olmam. -Götten?

Oğlum tamam kurşun sıyırmış. Bir şey yok. Kalk yav.

Ee, ne yapacaksınız şimdi? Demircan’la mı buluşacaksınız?

Ya polise derdimizi anlatamayız. Aslında bir Zafer Bey’e ulaşabilseydik

hem saati teslim ederdik hem de gerçekleri söylerdik.

Ben demin haberlerde izledim. Zafer Bey olaylar olunca geri dönmüş.

İsterseniz Gülçin’e ulaşabilirim. Asistanı benim çok yakın arkadaşım.

Bir saniye.

Kim arıyor?

Ya Şahin arıyor ama siz bir Gülçin’i arar mısınız?

Tabii, tabii, ben arayayım.

- Kapattın mı? - Kapattım.

- Çalıyor. - Ne diyor?

-Çalıyor daha. -Ha.

Efendim canım.

Hah Gülçin. Canım benim çok acil bir şekilde Zafer Bey’e ulaşmam lazım.

- Hayırdır ne oldu? - Bu soygun olayını biliyorsun.

- Tabii biliyorum. - Hah, o bayiler yanımda şu anda.

-Yanında mı? -Yanımda.

- Ya Demircan yapmış her şeyi. - Emin misin?

Çok eminim.

Şu olanı biteni benim anlatmam lazım. Bizi Zafer Bey’le buluşturabilir misin?

Tamam canım. Sen sakin ol. Ben şimdi...

Zafer Bey’le konuşup sizi buluşturacağım.

Süpersin canım. Bize hemen konum atar mısın? Biz de yanınıza gelelim.

Tamam. Ben konuşup hemen konum atıyorum.

- Okey. Hadi öptüm. - Hadi gidiyoruz.

- Hadi. - Abi silahımı ver.

Hadi, hadi.

- Rafık çok heyecanlanıyorum ya. - Heyecan yok. Gelin buraya. Gelin.

- Ne oluyor? - El ele tutuşuyoruz ve zıplıyoruz.

- Bunun için zamanımız yok. - Haklısınız.

Yolda zıplarız Övgü Hanım.

Kral, aksiyon bende. Araba bende.

Aksiyon falan yok. Arabayı ben kullanıyorum.

Bu mu?

-Burası, burası. -Geçin şurada duralım.

Arabası burada.

Dur bakayım şimdi.

- Hah gelmiş. - Biz konuştuktan sonra. Hadi bakayım.

Gülçin.

Zafer Bey geldi mi?

Geldi canım, geldi. Terasta sizi bekliyor.

- Terasta mı? - Gizli bir yer olsun istedi.

-Hadi gidelim. -Övgü Hanım

Bu saatten sonra siz bu işe bulaşmayın. Evinize dönün.

Bakın Namık Bey. Bu yola beraber girdik, beraber çıkacağız. Ben de geliyorum.

Övgü, Övgü doğru söylüyor. Tehlikeli olabilir. Sen eve dön.

İyi tamam, ben eve gideyim o zaman.

Kral bize bir - iki dakika müsaade edin.

Cık cık.

İki dakika, iki dakika.

- Tamam biz kapıda bekliyoruz ama acele et. - He, he, he.

-Oğlum hadi ha. -Gülçin Hanım buyurun.

Dikkat edin tamam mı?

- Sen? - Ben onlara yetişirim ya.

Şey...

Övgü Hanım ben sizle bir şey konuşacaktım ama...

Konuş.

Yok.

Adem ne yapıyorsun yani çok...

Çok yeni daha. Hani çok çabuk olmuyor mu?

Yo ne çabuğu? Bu çözüldü mü bunu bağlayacaksın ya.

Bunu sakatlık çıkar bağlamadın mıydı.

Çok çabuk bağladın hani. Pratik şey yaptın onu.

He, elim pratik.

- Övgü Hanım ben size bir şey soracaktım. - Ne?

Şimdi bütün bu olaylar bittikten sonra acaba...

Bir çay içme şansımız olur mu?

- Çay? - Hee. Yani ıhlamur da olur.

Veya bitki çayı gibi...

Yeşil çay olabilir.

- Yeşil mi? - Hı hı.

Ya yeşil benim de en sevdiğim renk ya.

Şey, yemek olarak yanına mesela...

Kinoalı, kişnişli, hurmalı salata.

- Hurma mı? - Hurma.

- Ya Övgü Hanım. - Ne?

- Beni etkilemeye mi çalışıyorsunuz ama? - Yoo.

Hurma falan diyerekten.

Tamam, tamam, tamam.

Tamam, tamam. Sen git artık istersen.

- Hı? - Hı?

Geç kalacaksın.

Şey, Zafer Bey var.

Terasta.

O zaman ben

gideyim, Sadık abi.

Olmazsa o zaman bir dahakine daha aşağıdan...

Öpeceğim.

Aha.

Hayırdır ya?

Babamı arıyormuşsunuz.

Ne yapacaksınız lan babamı?

Lan oğlum arıyoruz açmıyorsunuz telefonu.

- Ayıp değil mi? - Ha?

- Gülçin Hanım. - Aferin bir tanem.

- Sen beni arabada bekle. - Tamam aşkım.

Gülçin Hanım’ın kiminle bütünleştiği belli oluyor.

Kes lan turşu.

Hadi beyler uzatmayın. Çıkarın bakayım şu saati haydi.

Al lan.

Buyur.

-Lan bu saat sahte. -Ne sahtesi lan?

Lan oğlum aklınız sıra çakallık yapıp

saate mi konacaksınız? Adamı hasta etmeyin, çıkarın saati haydi.

Lan oğlum benim bu saati bu gece teslim etmem lazım.

-Çabuk yerini söyleyin. -Bak Şahin.

"O saati getir." dedin. Getirdik. Biz sahtesini falan bilmeyiz.

-Bırakın bizi gidelim. -Lan oğlum, bana yanlış yaptınız lan.

Bana yanlış yapmanın cezasını

bu gece çekeceksiniz. Üç yanlış bir doğruyu bu gece götürecek.

Şahin önce arkadaşından başla. Çıbanın başı o.

Namık.

Bir saniye.

Ne yapalım abi?

Sık.

Ben aileme mermi sıkmam.

Ne demek sıkmam lan salak? O zaman siz sıkın lan.

-Sıkın dedim. -Lan.

Kaç, kaç, kaç.

Muhip! Sıkma lan.

Sadık abi.

-Sık. Bizi koru. -Tamam. Hadi.

Koş.

Adem koş! Adem gel!

Lan koş.

-Oğlum şunu sıkıp durma. -Ya ben de bir şey yapmak istiyorum ya.

Dikkat et.

Patlar mı bu?

Buraya patlayacak mıyız ya? Bu ne? Yanıyor.

Tamam bir şey olmaz. Sakin ol.

-Kurşun bitti. -Bunun da pili bitti.

Namık.

Efendim Sadık abi?

-Kurşun bitti. -Benim de bitti.

Kurşunları bitti. Gidin alın şunları.

-Etrafınız sarıldı. -Polis.

Teslim olun. Silahlarınızı atın.

Teslim olun.

-Bunu bırakayım. Gerçek sanırlar bunu. -Bırak oğlum.

Kaldır elini. At silahı.

Kulübenin içine bak. Al bunları, al.

-Eller ensede. Atın silahı! Kaldır silahı. -Gel.

Dikkatli ol, ellerini kaldır. Kaldır.

Teslim olun.

-Silahımız yok. -Bırakın silahları.

-Silahımız yok. Teslim oluyoruz. -Al, al silahı.

Eller ensede.

-Al bunları. Al bunları, al, al. -Silahı yok.

Elleri kaldır. Ensede göreceğim elleri. Kaldır.

Al şunu da. Silahını al.

Görüyor musun?

Bizi de yaktın, kendini de.

Boş işler peşindesin ya.

Baba.

Zafer Bey.

Bunu mu arıyorsun?

Lan.

Cebimden çaldın.

Şirketimden çaldın. Kasamdan çaldın.

Hepsine göz yumdum ama bu sefer beni organize soymaya kalktın.

Bana bu tezgahı kurmaktan başka çare bırakmadın.

Nasıl yani? Her şeyin farkında mıydınız?

Tabii ki farkındayım.

Yoksa bu kadar kolay soyabilir miydiniz benim sergimi?

Kolay mı?

Baba dinle beni bak.

Çok utanıyorum.

Senden değil, kendimden utanıyorum.

Seni iyi yetiştirememişim.

Beni biraz sevip insan yerine koysaydın belki bunları yaşamayacaktık.

Hayatım senin dikkatini çekmeye uğraşmakla geçti baba.

Neyse.

En azından benim için bir kere bir şey yapmış oldun.

Götürün beni.

Yani gidelim manasında.

Bir şey de bari.

Zafer Bey. Yani...

Suçsuzluğumuz kanıtlandı diye sevindik ama

yani evladınızla böyle bir şey yaşamanıza da üzüldük.

-Yani olacak şey değil de. -Üzüldük valla.

Yo.

Yok.

-Benim de kabahatim var. -Haa belli oldu. Baba da işin içinde abi.

Öyle bir şey değil oğlum ya. Adam mecazen diyor.

Vay be. Demek bunca yıl bir aile kurmayı becerememişim ha.

Çocuklar.

Üçünüzün de şirketime olan borçlarının tamamını siliyorum.

-Hah. -Allah'ım.

Hay ben senin dalağını yerim.

-Dalağını. -Yo, yo, yo, yo.

Fazla oldu bu. Fazla oldu.

-Ne yapıyorsun? -Namık. Kurtulduk oğlum ya.

Ama beyler bir şartım var.

He?

Ailenize sahip çıkın.

Söz. Söz.

Siz de gelin karakola.

-Hemen hemen. -Tabii ki.

-Allah’ım çok şükür kurtulduk. -Oh be.

Kral, kral bizi erken salarlar mı? Övgü Hanım bekler de.

Ne alaka?

Ya boş ver. Öyle şeyler konuşmak delikanlı adama da yakışmaz. Boş ver.

-Neyi? -Öpüştük biz.

Ulan ya.

-Rafık. -Ha?

Karakoldan bir evi arayalım ya. Hanım merak etmiştir.

Allah Allah.

Ne var lan? Aksiyondan sonra acayip yükseliyorum oğlum.

Ulan mahkemede ne yırttın ha.

Hep ben mi seni kurtaracağım? Bir kere de sen beni kurtar Namık.

Al bakayım kardeşim. Nasıl olmuş?

Vallaha etler şahane.

Ağzına değdi ama. Tükürük oldu o.

Aşkito sen et yemiyor musun?

Yok yemiyorum aşkilitom.

Kız seni yerim ha.

Evliliği kurtardın ama bu gidişat güzel mi bilemedim aşkito.

Boşadı lan beni.

-Ne? -Boşadı.

Ya bize niye söylemiyorsun?

Ne bileyim öyle şeyleri söyleyemiyorum ha.

-E şimdi? -Allem ettim, kallem ettim...

Yeniden flört etmeye başladık.

Manyak şey.

Ya hadi beyler, hadi bakın. Millet açlıktan kurudu kaldı.

Al Namık şunu.

-Yakıyorsun. -Sen de al şu sebzeleri.

-Adem onları da at abi. -Baba.

Baba ver tabağını.

Koy, koy.

Al aşkım.

-Biberleri de attım. -Yok, istemiyorum.

Ama gözümün cağ kebabı, yemen lazım.

Ya istemiyorum. Midem bulanıyor. İstemiyorum.

Baba. Annem yine mi hamile?

Haa. Tek.

-Şşş. -Bir öpem yav.

Hey Allah’ım ya, yaşadığım şeye bak.

Namık konuşacağına yardım et.

Gel, gel bir tanem gel.

Tespih mi çekiyorsun? Allah kabul etsin.

Yok oğlum Pamçiki oynuyorum.

Ee kullanıcı adın ne?

-Örümcek Lütfü42. -Lütfü mü?

-Benim göbek adım ya oğlum. -Örümcek?

Mübarek hayvan.

42 de Konya.

-Aferin lan sana. -Vallaha biliyorum ha.

Ne yapıyorsunuz ama? Oturuyorsunuz hepiniz.

Ayağa kalkın, ayağa kalkın.

-Hadi zıplıyoruz. -Yok, yok, yok.

-Hayır. -O şimdi değil. Yok, hayır, hayır.

Ya şaka yapıyorum herhalde. Yemek yiyeceğiz.

Ya aşkım şakacı, şakacı.

Nasıl konuşuyorsun öyle saçma sapan. Aşkım, maşkım diye ya.

Hiç yakışıyor mu bizim aileye?

Ya ben koca adam oldum. Benim ilişkilerime karışma ya.

Siz kendi ilişkinize bakın. Ten uyumumuz mükemmel.

"Lan bana duygularını açma." dedim sana kaç defa.

Harika.

Herkes beni bir dinleyebilir mi?

Ben bir şey söylemek istiyorum.

Adem bir söyleyeyim, ondan sonra alkışlarsın.

Haa doğru.

Karıcım, aman sevgilim, hele bir kalk ayağa.

Benimle yeniden evlenir misin?

-Hee. -Allah.

Bravo, bravo!

-Karıcım. -Bravo.

Senden başkası yalan kız.

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.