Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Ben çocukken hâlâ.
Rose Mill derlerdi ona.
Kapısı hiç kapanmazdı.
Rose'du değirmencinin eşinin adı.
Uyumam için şarkı söylerdi.
Rose Mill'in yelkenlerinin altında...
Yavaşlayın! Kıyıya yanaşıyoruz.
Dikkat edin dedim!
Gene kavga ediyorlar.
Kapa çeneni! Meseleyi büyütme.
Paul, küreği al!
- Küreği bırak. - Neden? Bu çok eğlenceli.
- Kürek çekmene izin verdim. - Kötü mü kürek çektim?
Çok güzel kürek çektin Marie.
Sana küreği bırakmanı söyledim.
Zavallı aptal.
- Eminim... - Tabii, onun gibi bir adamla.
Değil mi tatlım?
- Nasıl? - Yok bir şey.
Geliyor musunuz?
- Peki ya erkekler? - Onlar sandalları bağlıyor.
Haydi yarışalım.
Oraya ilk ulaşan kazanır!
Ben kazandım!
- Her zaman ben kazanıyorum. - Önden başlayarak!
Büyüleyici! Kaşarların olmadığı bir yere gidemiyoruz.
Her zaman karşımıza çıkıyorlar. - Laflarına dikkat et.
Şimdi de onların "pezevenkleri" geliyor.
Biraz müziğe ne dersin patron?
Hemen geliyor.
İş tamamdır. Gayet dayanıklı oldu.
Beyler...
Acele edin. Müşteriler bekliyor.
Grup çalmaya başlasın!
Alberte!
İçecek bir şey alır mısın?
Tabii. Pazarları çalışmak beni çok susatıyor.
Bana bir iyilik yaptın. Sana borcum ne?
- Sonra hallederiz. - Beyler, nasıldı bakalım?
- İyiydi yaşlı adam. - Müzik nerede kaldı?
- Ne komik adamlar! - Müşterilerini seçemezsin.
Bu doğru değil mi?
- Eğer olmasaydı Jo! - Nasılsın Raymond?
Dur da sana bir bakayım.
Pek değişmemişsin, palabıyığın hariç tabii.
Ne servis edeceksiniz?
Yemekleri eve getir. Benimle gel.
Manda, içeride bekliyorum.
- Sana ne dedi? - Manda.
Adım artık Manda.
Öyle ise ne olmuş? Seni yeniden görmek harika.
Seni de öyle.
Dans edelim mi?
- Dans etmem. - Neden? Hasta mısın?
Hayır, sadece dans etmem.
Hadi Marie, dans et!
Aslan Marie!
Arkadaşlarımla tanışmanı istiyorum.
Başka zamana. Patronum burada.
Yanına daha sonra gidersin. Zamanın var, değil mi?
Hadi ama, aptal olma.
Seni yemezler.
Size arkadaşım Georges'i takdim edeyim.
5 yıl beraber hapiste yattık.
Oldukça uzun bir süre.
Seni herkesle tanıştırayım.
Baş ağrısı Ponsard.
Asla susamayan Paul. Ne demek istediğimi anladın.
Sen ona bakma.
Hemen şurada... ''Parlak çocuk'' Roland.
Hafiye Guillaume.
"Kundura'' Fredo.
Küçük Billy.
Evet benim.
Ve bayanlarımız.
Oturalım.
Ne kadar oldu?
Seni en son 6, 7 yıl önce mi görmüştüm?
Neredeyse.
- Arkadaşın ne iş yapıyor? - Marangozum.
Adam çalışıyor!
Bir şeyler iç, susamış olmalısın.
Bir marangoz. Yanımdaki ekibimi görüyor musun?
Doğru, bir zamanlar fırıncıydım.
Ama çok uzun süreliğine değil.
Marangozlar dans edebilir mi?
Durma git. Belleville'deki en iyi dansçı!
Bir mahsuru var mı?
Otur oturduğun yerde Roland.
Kadının iyi bir bayan. Sadece sokulgan davranıyor.
Ona iyi bakın! Güzel dans etmiyor mu?
Çok iyi dans ediyor.
- Bayanın yanına otur. - Teşekkürler, zaten bir yerim var.
Pek kibarca değil!
Değil mi Marie? Sen ne dersin?
Madem bu kadar ısrar ediyorsun.
Bir sorun mu var dostum?
Adın ne demiştin?
Roland, dostum. Neden bilmek istiyorsun ki?
Zavallı Roland.
Bayanlar baylar...
İzninizle, beni bekliyorlar da.
Böyle gidemezsin dostum.
- Eşine haksızlık. - Bu kadarı yeter!
Gördün mü? Kızdı işte.
Yeteneğinden pek bir şey eksilmemiş.
- Görüşürüz. - Seninle geliyorum.
Nereye gitti?
Sakin ol. Onu korkudan kaçırdın.
Her şeyini aldın mı?
Vedalaşmak istedim.
Adresini aldım.
- Seni görmeye ne zaman gelebilirim? - Ne zaman istersen.
Hoşça kal Jo.
Görüşürüz.
- Dans etmek ister misiniz hanımefendi? - Hayır.
Dikkat et.
Kibritin var mı?
Bu sadece başlangıç.
- Merhaba Adele. - Ne istiyorsun?
Sana bir şey sormak istiyorum.
Roland'ın Marie'sini gördün mü?
- Onu görmedin mi? - Yatmaya gelmedi mi?
Hayır.
Vayy!
Merhaba Raymond.
Uğraş, uğraş, didin, didin!
Aynen öyle.
Atölyeni görmek istedim.
İyi etmişsin.
Bütün gün burada deli gibi çalışıyor musun?
- Evet. - Tamam dostum!
Burada mı yatıyorsun?
Kendine ait bir odan yok mu?
Hayır. Ne gerek var ki?
Affedersin. Geçiyordum da...
Seni alı koymayayım. Bir akşam uğrarım.
Gidip bir şeyler yeriz. Ben ısmarlarım.
Ne zaman istersen.
Hoşça kal Jo!
Görüşürüz.
Hoşça kalın millet.
Rahatsız ettiğim için kusura bakma.
- Kadını gördün mü? - Evet. Kimin nesiymiş?
Patronun kızı. Gık demiş burnundan düşmüş.
Marie hakkında bir şey söyledi mi?
Hayır.
Yani?
Nasıl olursa olsun orada değildi.
İşte başlıyoruz.
Nasıl?
Yakalandım.
Gelenler kim?
Billy ve Ponsard.
Yaygara kopacak.
Delirdin mi?
Bir arkadaşımın yanında kalamaz mıyım yani?
Ne var? Yataktayım.
Aç kapıyı!
Ne kadar kibarsınız!
Bir derdin mi vardı?
Görünün o. Ne istiyorsunuz?
Yürü Marie. Leca seni görmek istiyor.
Bay Leca!
Düşünebiliyor musun?
Bizi bekletme.
Basın gidin!
Şu heriflere inanabiliyor musun?
Felix Leca Şarap & Alkollü içki
Evet?
Bir şey yok.
Peynir? Beyaz şarap?
Bardaklar büfede.
- Teşekkürler. Susamadın mı? - Tabii ki susadım.
Zavallı Paul.
Bizim hatun geliyor. Arka tarafta bekleyin ve kapıyı kapatın.
İzninle bunu alıyorum.
- Sana güveniyorum Felix. - Endişen olmasın.
Kapıyı kapatın!
İşte geldi.
Merhaba tatlım.
Onu Julie'nin yanında bulduk.
Çok zekiler.
Ve de nazik. Gerçek centilmenler.
- Kapa çeneni. - Gördün mü?
Sağ olun çocuklar. Arkada bekleyin.
Bıçak var mı?
Ekmeksiz mi yiyorsun?
Saçlarını şimdi öteki taraftan ayırıyorsun.
Dur da bakayım.
Fena değil.
Erkeğine kızgın mısın?
Evet, rahatsız mı oldun?
Evet.
Neden?
Herhangi bir yaygara istemiyorum.
Ekibimde buna müsaade edemem. İşlerim için de kötü.
Evet? Roland'a ne diyoruz?
Ona beter olmasını söyle.
Bir daha söyle.
Evet, bir daha söyle.
Bizi yalnız bırakır mısın?
Orospuyu duydum.
Çalışanlarına karşı sertsin.
Neden o pislikle berabersin?
Onu yakışıklı mı buluyorsun?
Kötü biri değil.
Bu hiç fark ediyor mu?
Seni Roland'dan almama ne dersin?
Şey, ben...
Bana cevabını bu gece ver.
- Bu gece mi? - Evet.
İyice düşün.
Benimle "Melek Cebrail"de buluş. Hepimiz orada olacağız.
İyice düşün.
Evet?
Daha sonra. Diğerlerini de çağır.
İçeri gelin.
Beni kim sandı, biliyor musun? Gece bekçisi.
Çenemi kapalı tuttum. Tam bir komediydi.
Evet patron?
Oturun.
Ayakta durmayı tercih ederim. Bacaklarım uykuya daldı.
Gene kasket takıyorsun. Buna müsamaha göstermem.
Pazarları tak, ama burada değil.
Komşularda kötü izlenim bırakıyor.
Peki ya sen?
Başka bir şansım yok. Şapka hiç yakışmıyor.
Bak.
Neden bu kadar mutlusun? Sana bir şey yok.
Bunu izlemesini seviyorum.
Ne kadar aptal!
Senin kasiyer pipo içiyordu.
Artık değil.
Çok daha dikkatli olman gerekirdi.
Bu bize ne kazandıracak?
- Bazı şeyler için elden bir şey gelmez. - Tabii.
Bu senin payın.
Mahsuru var mı?
Bu da benim. İyice sayın.
Bunlara dokunmuyoruz.
Ardışık numaraları paralar.
Yani onlar bizim için kayıp mı?
Sakin ol. Onları Belçika'da aklayacağız.
Hepiniz saydınız mı?
10 yerine 7 tane banknot olan bir demet var.
Emin misin?
Kendin bak.
Haklısın.
Peki ya sen?
Beni merak etme.
Gidebilirsiniz. Bugünlük hepsi bu.
Beni duydun.
Fredo!
Seni çağırıyor.
Kapıyı kapat ve buraya gel.
Yaklaş.
Çantayı sen taşıyordun, değil mi?
Her zaman değil.
300 frank.
300 frank mı?
Kolunu indir!
Gidip bana birkaç puro al.
Affedersiniz.
Hanımefendi?
Bana bir iyilik yapar mısın?
Tabii. Neye ihtiyacınız var?
Önce bir aşağı in.
Şuradaki atölyeyi görüyor musun?
Sana bir iş.
Kim yapmış?
Ben. Üzerine oturdum.
Oldukça zekice!
Bay Manda, lütfen.
Benim. Ne oldu?
Birisi sizi görmek istiyor.
İzninizle.
Beni kim görmek istiyor?
Şuradaki bayan.
Seni görmek istedim, bu yüzden arabayla geldim.
Georges.
Akşam yemeği daha bitmedi.
Bu da kim?
Bu soruyu aslında benim sormam gerekir.
Nişanlı olduğunu sana söyledi mi?
Tahmin edemezdim.
Görüşürüz.
Hoşça kal ahbap!
Seni fahişe!
- Ne dedin sen? - Gitsen iyi olur.
Üzgünüm, dün de ben yemiştim tokadı. Şimdi ödeştik.
MELEK CEBRAİL
İşte burada.
Ama burası bir batakhane! Kendimizi öldürteceğiz.
Hatta tecavüze bile uğrayabiliriz.
Bu eğlenceli olabilir.
- Bizi kurtarırdın diye umut ediyorum. - Tabii ki.
İyi akşamlar bayanlar ve baylar.
Size güzel bir masa bulalım.
Buraya oturun. Güzel ve rahat.
Müzik grubuna da çok yakın.
Tabii eğer şuraya oturmak isterseniz...
Burası gayet iyi.
Anatole!
Geliyorum!
Millet, şu züppelere bakın!
Gerçek züppeler.
- Ne getireyim? - Onlar ne içiyor?
Sıcak şarap.
O halde sıcak şarap. Tamam mı?
Lucie, bu tarafta daha rahat edersin.
Gerçekten komikler.
Çok memnunum. Oldukça eğlenceli.
Beyaz kıyafetli kıza bakın.
Benimkini o orospuya sokardım!
Onun iştahını kaçırabilirsin.
İyi izleyin.
Peki ya dans etsek?
Olmaz. Hepiniz gülünç duruma düşersiniz.
Bu kadar onur kırıcı olma tatlım.
Hanımefendi?
- Ben mi? - Dans etmek ister misiniz?
Kabul et yoksa büyük bir yaygara kopar.
Ama edemem.
Neden dans etmiyorsunuz?
Sana kibarca sordu.
Şaşırdınız mı müfettiş?
Evet. Tüm bu insanların burada ne işi var?
Ben buradayım, değil mi?
O farklı bir şey. Sen iş için buradasın.
Doğru. Bu arada... Patron!
Sizin için ne yapabilirim?
Bana siparişini vermedin.
Fleurie mi yoksa Bourgueil şarabı mı?
Bourgueil daha ucuz. Fıçısı 90 frank.
Kapıya teslim. Oldukça iyidir.
Fena değil.
Sana indirim yapacağım.
3 fıçı için 270 yerine 260 frank.
Anlaştık mı?
Eğer öyle diyorsanız.
Bu kadar erken mi gidiyorsun?
Görev beni bekler. Zaten geç oldu.
Patronum bekliyor.
- Yüzbaşı mı? Bu saatte mi? - Karım bekliyor!
Neredeyse unutuyordum. Seni azarlamamı söylemişti.
Hiç dert değil. Mutlu oldu mu bari?
Öyle olmalı. Porto şarabı en sevdiği.
İyi geceler. Sizi iş konuşmak için baş başa bırakayım.
- Onun iyiler listesindesin. - Öyleyim, değil mi?
Kötü bir seçim bayan. Tam bir eziktir o.
Buraya gel güzel şey.
Bizi unutun. Kız kıza konuşmamız gerekiyor.
Güzel durabilir.
Tabii. Gerdanlığın etrafına dantel ekleyeceğim.
Siyah bir dantel.
Tamam ama cevabın ne olacak?
- Beni rahat bırak. - Ama bu senin için--
Üstüme gelip durma.
Evet?
Ne eveti?
Roland ile konuşabilir miyim?
Eğer istiyorsan.
Bayanlar.
Bayım.
Seni almaya geldim Marie.
Ne güzel. Değil mi Julie?
Sanırım şurada merhaba demek isteyen biri var.
Yardımcı olabilir miyim?
Kimse yardımcı olmanı istemedi.
Sizin için de.
Gidip yerinize oturun. Rahat durun.
Buraya gel Jo.
Kimi izliyorsun?
Benim için gelmiş.
Vah vah!
Evet Roland?
Dışarı çıkalım dostum. Bunu tartışacağız.
Eğer öyle istiyorsan.
Jo, aptal olma.
Evet?
Önden buyur.
Hayır, sen önden buyur.
Bu da kimin nesi?
Marie'ye sor.
Onun bir arkadaşı.
Joinville'de onunla dans etmiştim.
Sana ondan bahsetmediler mi?
Demek adamımız bu!
Gidip baksan iyi olur.
Bazen...
...ne olacağı belli olmaz.
İyi fikir.
İşte buradayız. Şimdi ne olacak?
Jo, cidden, kes şunu.
Seni aptal!
Bir dakika.
Tamam mı?
Adım Leca. Bir şeyler çağrıştırdı mı?
İsmini duydum.
Aferin sana!
Senin adın ne?
Manda, Georges.
Hiç duymadım.
Neden duyasın ki? Sadece bir marangoz.
- Bu kadar yeter Jo. - Yetmediğini görüyorsun.
O halde başlayalım.
Ne istiyorsun?
Marie'yi.
Satıyor musun?
Olabilir. Belki adam zengindir.
Bir marangoz mu?
Hem param olsaydı bile...
Anladım. Paradan tasarruf için kavga etmeyi tercih ederdin.
Belki.
Başlayalım o halde.
Üzerini ara Guillaume.
İçeri geçin. Raymond ve Guillaume, siz kalın.
Sen de Jockey. İçeri geçip diğerleriyle otur.
Hepiniz ahmaklar gibi dışarıya çıktınız. İnsanlar fark edecek.
Ve kapıyı da kapatın.
- Aradığın şey o mu? - Daha başka var mı?
Onlarla ne yapabilirim ki?
Onun da üstü aranmayacak mı?
Zahmet etmeyin.
Bir mahsuru var mı?
Belki üçüncüsü de vardır.
- ÖyIe bir şey kullanmazdım. - Sahiden mi?!
Saatime sahip çık.
Büyük bir zevkle.
Bununla dövüşeceksiniz.
Sen, şurada dur.
Sen de şuraya geç.
Geriye git.
Sana geriye git dedim.
Biraz daha.
Şu tarafa geçin.
Hazır?
Evet?
Ölmüş.
Vay vay...
Bir marangoz için...
Gidip Marie'yi getir.
Bunu al.
- Bu da ne? - Onun saati.
Hatıra olarak sakla. Şimdi gidip Marie'yi getir.
Kendini iyi savundun.
İstersen benim ekibime katılabilirsin.
Boş bir yer var.
Teşekkürler ama bir dadıya ihtiyacım yok.
Öyle mi?
Bilirsin,...
Çenemizi kapalı tutarız ama bazen bir köstebek olabilir.
Biliyorum.
Ama eğer bize katılırsan kimse sana döneklik yapmaz.
Kendi yolunda git.
Oldukça iyiydin.
Guillaume.
Hey, fırıncı.
Şuradaki ölüyü...
Şu taraftan götürün.
Görülmediğinizden emin olun.
Felix, ben gidiyorum.
Kadınları asla anlamaya çalışma.
Görüşürüz.
Hadi Jo.
Bize yardım et.
Sigara içer misin?
Bu kadar erken mi?
- Bizi tanıştır. - Gidiyoruz.
İzninle.
Hoşça kalın bayım.
İyi geceler Felix.
Beni affedin.
Hepinizle yarın görüşürüm.
Ama biraz geç gelin.
Biraz uykuya ihtiyacım olabilir.
- Yangından mal mı kaçırıyoruz? - Aynen öyle, bir yangın var.
Bunaltıcı bir gece, değil mi?
Bir dakika bekle.
Üzgünüm, vedalaşamadım.
Yarın seni görmeye gelebilirim.
Dalga mı geçiyorsun?
Kimse kıpırdamasın!
Herkes olduğu yerde kalsın.
Çabuk toz olun!
Polisler!
Sen, buraya gel!
Çavuş, burada bir suç ortağı var.
Bunun işi çoktan bitmiş.
İçeriye taşıyın.
Patron,...
...hesabı ödeyip gitmek istiyoruz.
Çok üzgünüm millet.
Tüm bunlar benim kontrolüm dışında.
Ama gitmek istiyoruz.
Affedersiniz, herhangi garip bir şey gördünüz mü?
Ne görmüş olabiliriz ki?
Herhangi bir hırgür ya da tartışmaya şahit oldunuz mu?
Hayır, ne oldu ki?
Bir ceset bulduk.
İşte geliyor.
Bu senin dans ettiğin adam!
Ne?
Çok üzgünüm bayanlar.
Ne karmaşa!
Peki ya marangoz?
O iyi.
Nerede peki?
Evine gidiyor.
Ya yarın?
Ortadan kaybolacak.
Şuraya gelsene.
Ne var?
Biri bizi gammazladı.
İpucu için teşekkürler.
Kim olduğunu biliyor musun?
Sana yarın söylerim. Şimdi git.
Toz ol!
Yürüyün!
Sana yürü dedim!
Marie!
Adım Madeleine, ama bir ayarlama yapabiliriz.
İyi şanslar.
Eğer o kadın yüzünden gidiyorsan...
Hayır, sadece gitmem en iyisi olacak.
Şunu al.
Bana olan borcunu ödedin.
Gene de al.
Olmaz.
Şimdi gidiyorum.
Hoşça kal.
Ve de teşekkürler.
Bay Manda mısınız?
- Evet, ne var? - Gerçekten siz misiniz?
Sana evet dedim.
Sizin için.
- Bunu kim verdi? - Tanımadığım biri.
Joinville'de, eski köprünün yanındaki Bayan Eugene'nin yerine gel.
Seninle konuşmam gerekiyor. Raymond
Sizi küçük afacanlar!
Güzel, değil mi?
Bırak da kardeşin de yesin.
Affedersiniz.
Bayan Eugene misiniz?
Neden? Ne istiyorsun?
Raymond'u görmeye geldim.
Burada kimse yok.
Ama onunla burada buluşmam için bana yazmış.
Benden bahsetmiş olmalı. Adım Manda.
Nehrin oraya bak.
Sandalda mı?
Belki.
Benim eski sandalı almış olabilir.
Eşyalarımı bırakabilir miyim?
Keyfine bak.
Günaydın bayan.
Kahve yapmışsın. Çok iyisin.
Bardakları doldurma. Daha uyanmadı.
Bu saatte mi?
Kahve var mı?
Hala sıcakken ona götürüver.
Günaydın.
Oldukça iyi anlaşıyorsunuz.
O kadar belli mi?
Benim yaşımdaki biri neyin ne olduğunu gayet iyi bilir.
Bu çok güzel.
Burada kalıyorum.
Sopanı ver.
Öp beni Manda.
Hemen evine git.
Yarın kocamla beraber geleceğiz.
Teşekkürler Bayan Gabriel. Bu iyiliğinizi unutmayacağım.
Hemen evine git.
- Bunu unutmayacağım. - Lafı bile olmaz.
Zavallı Anatole'un babaannesi.
Ona ne oldu?
Öldü.
Öldü mü?
Kafası ezilmiş bir halde buldular.
Şantiye iskelesi altında.
Üzerine düşmüş.
- Nerede? - Yakında bir yerde.
Bugün, işine giderken olmuş.
Kazayı gördün mü?
Kimse görmemiş. Yakınlarda kimse yokmuş.
O saatte dışarıda olan fazla insan olmaz.
Ne kadar üzücü!
Anatole iyi bir adamdı.
Ona fotoğrafı göster.
İyi çıkmış.
Bizimle aynı karede olduğu için çok mutluydu.
Çok çalışkandı. Dürüst ve kendini işine adayan biriydi.
Ölenler hep en iyiler oluyor.
Al, babaannesi için para topla.
- Çok naziksiniz. - Hiç önemli değil.
Öğlen olmuş. Ortağım gelmek üzere.
Her zamanki gibi arkaya getir.
Tabii ki Bay Leca, ve teşekkürler.
Keşke herkes onun gibi olsa.
Onun kadar iyisi yok.
Düşünebiliyor musunuz? Bir altın sikke!
Al şu 40 santimi de ekle.
Zavallı Anatole.
Sorun çıktı mı?
Hayır, çocuk oyuncağı gibiydi. Görünürde tek bir kişi bile yoktu.
Kim kazanıyor?
Her zamanki gibi o.
Zavallı Anatole'un babaannesi için.
Şaka yapıyor olmalısın.
Vermek zorundasın.
Hey, Fredo...
Sen de ver.
Ne için?
Anatole'un babaannesi için.
- Yani iş halloldu mu? - Aynen öyle bayım.
Bu durumda...
Marie'yi ve Manda'yı buldum.
- Kimse dinlemiyor. - Devam et.
- Beraberler. - Biliyorum ama neredeler?
Pardon. Joinville'de, Bayan Eugène'in yanındalar.
Tamam. Şimdi toz ol.
Fredo.
Al şunu.
Merhaba tatlım.
- Dikkat et! - Ne oldu?
Maça ası, kızı ve bacağı. Bu kadarı yeter mi?
Senin yerinde olsaydım ona dikkat ederdim.
Raymond hiç memnun değil.
Gidelim Paulo. Karnım acıktı.
- Bizimle yemek yemeye gelsene. - Hayır, sağ ol. Burada kalacağım.
Geliyor musun gelmiyor musun?
Geliyorum! Sonra görüyoruz.
Felix, vaktin var mı?
Evet ama çabuk ol.
Çabuk ol. Polisle buluşacağım.
Dinle, Felix...
Marie'yi istiyorsun, değil mi?
Bunu neden soruyorsun?
Eğer Manda'ya zarar verirsen onu asla elde edemezsin.
Sen kendi işine bak.
Manda'ya el sürme!
Siz ikiniz o kadar yakın mısınız?
Evet, eski arkadaşız.
Bilmiyordum.
Manda'ya çok güveniyorum. Bu da oldukça enderdir.
Yok canım!
Bu gülünecek bir konu değil.
Zavallı pislik. Arkadaşın Manda Hiç umurumda değil.
Duyduğuma sevindim.
Toz ol! Benim polis geliyor.
Merhaba dostum.
Hava güzel, değil mi?
Bu mevsim oldukça şımartıldık.
- Patron, tavla getir. - İki tane de apsent.
Hayat, nasıl, iyi gidiyor mu?
Şu çıkan adamı görüyor musun?
Sanırım bir adam öldürdü.
Ne içersiniz?
İki tane apsent söylemiştim.
Özür dilerim, duymamışım.
Eğer müsaitsen, sonra kısa bir yürüyüş yapabiliriz.
Hizmetindeyim.
Bugün pazar değil.
Cenaze olmalı.
İçeri gel.
Gidelim.
Düğün var. Hadi izleyelim.
- Benim için yap. - Tamam.
Gidelim mi?
Beni seviyor musun Manda?
Hadi gidelim.
Şunu görüyor musun?
- Bu Felix. - Evet, öyle.
Bize el sallıyor.
Keyfi yerinde görünüyor. Bu oldukça komik.
Burada ne işi var?
Birazdan anlarız.
Papazı görmeye mi geldiniz?
Düğün ne zaman?
Bu seni bayağı şaşırtırdı.
Hayır, neden şaşırayım ki?
Herkesin evlenmeye hakkı var. Değil mi Fredo?
Balık tutmayı sevdiğini bilmiyordum.
Çok tuttun mu bari?
Sadece bir kaç ufak yavru. Esasında hava almak için geldik.
Burası küçük güzel bir yer.
Bir süre daha burada kalacak mısınız?
Belki. Bilmiyoruz. Ne oldu ki?
Eğer burası hoşunuza gittiyse tadını çıkarmaya bakın.
Geri dönmemiz gerekiyor.
Sonra görüşürüz. Kendinize iyi bakın.
Bu arada...
Ne oldu?
Hayır, Manda'ya diyordum.
Kasabaya geri dönebilirsin. Tehlike geçti.
Nedenmiş o?
Başka birini tutukladılar.
Kimi?
Raymond'u.
O senin yakın arkadaşındı, unutmuşum.
Bu ne zaman oldu?
Dün.
Merak etme, konuşmayacak.
Hoşça kalın.
Günümü yedim. Yatmaya gidiyorum.
Size iyi geceler.
Yatağa gel Manda.
Bunu düşünüp durma.
Beni düşün.
Seni her zaman düşünüyorum.
Manda nerede?
Bir saat önce gitti.
Ve beni uyandırmadın. Sen delisin!
Nerden bilebilirdim ki?
Gazete almaya gitmişti.
Gazete mi?
Evet, şuraya.
- Sonra da geri döndü. - Ya ondan sonra?
Senin için gazeteyi masanın üstüne bıraktı.
Unutmuşum, ayrıca 100 frank bıraktı.
Senin için.
"Fırıncı Raymond, aleyhine olan çok kesin kanıtlara rağmen...
...aptalca suçunu inkar etmeye devam ediyor.
Kurbana ait olduğu belirlenen eşyalar üzerinde bulundu.
Üstünde maktulün baş harfleri yazılı olan altın bir saat,...
...tutma yeri fildişinden olan zarif bir sustalı bıçak...
...ve gene üzerinde maktulün baş harfleri yazılı bir kıyafet."
Şimdi ne yapıyoruz?
Bu Manda olacak adam yüzünden...
...Raymond'u parmaklıklar ardında tutamayız!
Değil mi, Guillaume?
Diğer şeyleri de öğrenebilirler.
Bir de bakmışız ki hepimiz kaynar suyun içindeyiz.
Hiç de bile.
Her neyse, kesin olan bir şey var.
Manda'nın bizimle olduğundan asla şüphelenmezler.
Öyleyse ne olmuş?
Raymond kesinlikle ötmeyecektir.
Belki de sen ötersin.
Neden olmasın?
Hayır efendim. Bu iş daha bitmedi. Bizim aramızdan biri olmaz.
Ama Manda bizden biri değil.
Nereden biliyorsun?
Marangoz olmaz.
Ne olmuş marangozsa? Bence normal bir adam.
Kellesinin uçması riskine girmeyecektir.
Nereden biliyorsun?
Bak bakalım kimmiş.
Felix içeride mi?
Onu görmek mi istiyorsun?
Yukarıda.
Bak sen, Marie gelmiş!
İçeri gel.
İçeri gel.
Yalnız mısın? Ne var ne yok?
Dilini mi yuttun?
Manda teslim oldu.
Konuşmamız gerekiyor Felix.
Biz gidiyoruz.
Her şey yoluna girecek.
Sen ağlar mıydın Marie?
Bana yalnız sen yardım edebilirsin.
Memnuniyetle.
Ama her şey sana bağlı.
Ne diyorsun?
Komiser.
Özel bir şey var mı?
Hayır komiser.
Detektif Giuliani sizi görmek istiyor.
Roland Dupuis davasında yeni bir gelişme var.
Merhaba komiser.
Bu adam Roland Dupuis'i öldürdüğünü iddia ediyor.
Onun ifadesini aldım.
Okumayı bitirdin mi?
Evet efendim.
Ver de bakayım.
Adamı içeri getirin.
Olaylar böyle mi oldu yani?
İmzala.
Burayı.
Merhaba Raymond.
Burada ne işin var?
Götürün onu.
Gidelim.
Şuraya geç.
Senin Leca'ya fazlasıyla yanlış bilgi verilmiş.
Komiser!
Rahat ol!
Katili getirmek serbest olduğun anlamına gelmiyor.
Bunları hatırladın mı?
Suç aletleri dostum.
Bunu hakime açıklayacaksın.
Olay artık bizden çıktı.
Şaşırmış görünüyorsun.
Hem de nasıl!
Haber gazetede.
Onu La Santé hapishanesine götürüyorlarmış.
Bugün ya da yarın. Bak.
Harekete geçme zamanı gelmedi mi?
- Polis aracına saldırmamızı mı istiyorsun? - Neden olmasın?
Güpegündüz mü?
Üzgünüm bayan.
Senin o güzel suratın için bile olmaz.
Tam bir pisliksin!
Beni duydun mu? Tam bir pisliksin!
Eğer benim adamlar gelirse, onlara bekleyemediğimi söylersin.
Benimle saat 11'de bistroda buluşabilirler.
Hareketlen bakalım.
Kımılda.
Bekle.
Dışarı çık.
- Selam Jo. - Konuşmak yok.
- Yasak mı yani? - Kapa çeneni.
Yürüyün.
Götürecekleriniz bunlar.
Eşyaları burada mı çavuş?
- Hoşça kalın. - Yürü.
Nereye gidiyorsun?
- Onlara bunu vermeye. - Olmaz!
- Sadece pasta ve sigara. - Sigara içemezler.
Bekleyin!
En azından pastayı alın.
Sigara sende kalabilir.
Pastayı ver.
Bu da ne oluyor? Ayrıl bakalım!
İçeri geç!
Bunlar eşyaları.
Kadınını gördün mü? Keşke beni de öpseydi.
Tabii ona paran yetseydi.
Ne dedin?
Tabii ona paran yetseydi.
Jo!
Seni duyuyorum.
Dinle.
Beni ispiyonlayan Leca'ydı.
Bu sabah öğrendim.
Seni tuzağa düşürüp...
...Marie'yi alabilmek için yaptı.
- Burası olduğuna emin misin? - Oldukça eminim.
Onları takip etmemiz gerekirdi.
Merak etme. Geliyorlar işte.
Bunlar mahkumların eşyaları.
Ne bekliyorsun?
Ateş etme! Martin'i vuracaksın!
Eğil, tanrı aşkına!
Şansa bak!
Leca nerede?
Bilmiyorum. Evde olmalı.
Doktora ihtiyacımız var.
Raymond yanımda. Ölmek üzere.
Gidip bir doktor getir.
Hoşça kal Raymond.
- Leca'yı çağır. - Burada değil.
- Hemen çağır. - Benden başka kimse yok.
Nerede olduğunu sanıyorsun?
Burada olmadığını söylemiştim.
Öldü.
Ne?
Detektif Giuliani'yi görmek istiyorum.
- Burada değil. - Konu neydi?
Tutuklayın onu! Onu tanıyamadınız mı?
İşte geldik.
Üstü kalsın.
- Yukarı çıkabilir miyiz? - Para peşin.
Sorun değil.
Lambayı size bırakamam.
En iyi bulvar manzarası burada.
İşiniz bittiğinde gidebilirsiniz.
Ben yatağıma dönüyorum.
Bunu izlememelisin Marie.
İstiyorsan gidebilirsin.
Hayatta olmaz!
Tüfek omza!
Çeviri: Ceyyhun ceyhun@divxplanet.com
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.