Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Unutmayiniz, sadece belli alanlarda sigara içmek serbesttir.
Bir durumda yerimizi belirleyen çok ince bir çizgi vardir.
O kadar incedir ki
bazen onu geçtiğimizi fark etmeyiz.
Bazen de umurumuzda olmadiği için geçeriz.
Bir dizekte beş çizgi vardir. Bu bir tesadüf değil.
Her bir satir notalarla dizekteki konumlarini sinirlar.
Tipki bir insan gibi, bir nota da
ancak çizgilerin içinde, üstünde ya da altinda
varliğini sürdürebilir.
Hayatta doğruyu yanliştan, iyiyi kötüden ayiran çizgi de
bir o kadar incedir.
İyi şeyler ve çok kötü şeyler
bir yerlerde ayni anda gerçekleşiyor olabilir.
İnsan doğasi gereği ayni anda hem çok iyi
hem de çok kötü olabilir.
Aralarinda ince bir çizgi vardir.
Bu çizgiyi geçmeme engel olan bir şey hep vardi.
O da müzikti.
Buraya geldiğimde bu adanin hayatimi böyle değiştireceğini bilemezdim.
Tüm bu insanlarin bir şekilde bağlantili olduğunu da.
BÖLÜM IV İNCE ÇİZGİ
PROGRAM
Festival programi ve tüm mekânlar burada.
Bir değişiklik olursa bakariz.
Ama umarim değişmez. Bayan Maria?
Kültür Kulübü ve Halk Danslari Kulübü
geçenki gibi Ipapanti'de dans edecek.
Antonis, Ayos Nikolaos'ta çikacaksin. Oraya tekneyle gidilecek.
Klelia, sen yaylilar ve koroyla birlikte
farkli yerlerde konçerto çalacaksin.
Son gece Bayan Haris orkestrayla dişarida şarki söyleyecek.
Klelia piyanoda olacak. Mandolinde Antonis.
Her gün en az beş saat prova yapacağiz.
Her gösteriden önce
bir saat prova yapmak için buraya geleceksiniz.
Spyros, sahneler ne âlemde?
Ölçüleri verdik. Korfu'dan gelecek.
Güzel. Alan kurulacak, hepimiz sahneye siğabileceğiz.
İnsanlar teknelerden ve kenardan izleyecek.
Dakik olmanizi istiyorum...
Çok kati, baksana.
...daha az vaktimiz...
O benim işimdi.
Çok yakişikli.
Son dakikada gelmeyin. Tamam mi?
Bayan Milonas?
- Bu ambargo uzun sürecek mi? - Ambargo değil.
- Karantina mi? - Mesafe.
Yüzmek ister misin?
- Orestis. - Ne?
Sen de ayni cümleyi kurmuştun.
Nasil demiştin? "Konuşmaya ya da çok düşünmeye gerek yok.
Sessiz bir yere gidip müzik dinleriz.
Sadece yüzeceğiz. Çok mu tuhaf?"
Senin sözlerin.
- Daha tatliydim. - Ben daha öz güvenliyim.
Hem daha gençtim.
Biliyorum. O konuyu açmayalim. Hiç şansim yok.
Bilmem. Gerek yok.
- Peşinden gelmemi mi istiyorsun? - Evet.
Bekle.
İyi akşamlar dostlarim.
Bunca zaman sonra bu eşsiz yerde tekrar toplandik.
En son burada toplandiğimizda
muhteşem, büyüleyici bir festivale taniklik ettik.
Uzun zaman geçti, çok şey oldu
ama biz her şeyin üstesinden geldik.
Herkesin siki çalişmasi ve özverisiyle
ortaya fevkalade bir şey çikardik.
Şahsen, başkanliğima dayanarak
halkimiza fayda sağlayan tüm çabalara yardim ettim, destek oldum.
Bilmenizi isterim ki
bana göre her türlü sanatsal çaba
her neslin zorluklarina cevap olduğundan hayati önem taşir.
Müzik, zamanimizin toksikliğinin
her zaman ilaci oldu,
olmaya da devam edecek.
Bu yil Haris'in inisiyatifiyle
festival yeniden hayat buldu.
Buraya tekrar gelip adamiza,
hatta adasina yardim ettiği için
Orestis Emmanuel'e yürekten teşekkür ederim.
Katkilarindan dolayi da Bayan Maria'ya.
Festival boyunca adanin çeşitli yerleri kullanilacak.
Geçen yilki gibi.
Açikça şunu da söyleyeyim,
başarabileceğimizi düşünmemiştim.
Ama bu insanlarin, ayni zamanda ailemin sayesinde
bu kadar kisa sürede imkânsizi başardiğimizi söyleyebilirim.
Onlar en azindan
büyük bir teşekkürü
ve kocaman bir alkişi hak ediyorlar.
Burada ne işin var?
Burasi benim de evim, unuttun mu?
Diğerine artik katlanamiyor musun?
- Michalis'yle sorun mu var? - Seni ilgilendirmez.
Seni kovdu mu?
- Evet. - Unutur gider.
Seni çok seviyor, terk edemez. Sen ondan biktiysan başka.
Üzgünüm.
O seni için çok değerli.
Alabilir miyim?
Yiyebilirsin.
Çocuklar nerede?
Sence bana söylerler mi?
Onlari korumaya çaliştiğimi
sen anliyorsun, değil mi?
Tuhaf yöntemlerle gösteriyorsun.
Evet. Eskiden böyle severdin.
Hiç sevmedim.
O zaman neden kaldin?
Bu evi neden yaptik? Çok şey yarattik. Yoksa rüya mi gördüm?
Hayir.
Bizden nefret ediyorlar. Berbat ebeveynleriz.
Bir şeyleri doğru yapmişiz. İyi insanlar oldular.
Ebeveynlerinin aksine.
Seni en çok ne zaman hüsrana uğrattim, bana söyler misin lütfen?
Neden? Ne değişecek?
Bilmek istiyorum.
- Senden korkmaya başladiğimda. - Ne? Benden mi?
Dürüst ol.
Beni hiç seviyor musun?
Evet.
İtalyanlar bizi tekneye davet etti.
Polisi adadan kaçirmak için biraz zaman kazanabildim.
Antonis'yi, seni ve Klelia'yi korumak
ve İtalyanlari uzak tutmak için.
Harika. Onu nasil yapacaksin? Adam rüşvet kabul etmiyor.
Ben yatiyorum.
Bu ne?
Asil ben senden korkmaliyim.
İyi ebeveynler miyiz, bilmem
ama ben seni böyle satmazdim, ondan eminim.
Bir daha böyle bir şey yapacağinda çocuklarimizin hayatini düşün.
Kendi hayatini da.
Kocamin peşindesiniz.
Fanis'in yaptiği işleri biliyorsunuz,
emir aldiği insanlari istiyorsunuz.
- Yaniliyor muyum? - Hayir.
Bu davayi kapatin.
Birakin.
Peşinde olduğunuz kişileri yakalamaniz için gereken
tüm bilgiyi vereceğim.
Kocaniz siyasetin içinde,
bu çok büyük bir olay.
Nasilsiniz Bay Kouvas?
Yaşiyor muyum?
Birkaç dikiş atildi ama şansliymişsiniz.
Biçak aorta ya da bir organiniza gelmemiş.
Çok kan kaybettiniz ama durum stabildi.
Narkozla uyursunuz.
İstese öldürürdü.
Korkutmak istedi.
- Kim? - Hadi ama doktor.
İçeri zorla girilmiş.
Polisle birlikte tüm ada onu ariyor.
Dur tahmin edeyim. Adami bulamadilar.
Burada daha önce hiç böyle bir şey olmadi.
Burali değil diyorlar. Başka evlere de gitmiş.
Ne çalmaya? Dantel örtüleri mi?
Ben nedenini biliyorum.
İnsanlari korkutup kaçirmak için. Göt herif.
Bana ne verdin? Morfin mi?
Bana bir daha ondan verme. Başim dönüyor, konuşamiyorum.
Siz şimdi dinlenin.
İyi olacağinizi söylemeye gelmiştim.
Yarin muhtemelen ambulans gelip sizi alir,
ileri tetkikler için Yannena hastanesine götürür.
Hiçbir yere gitmiyorum.
Haris sahne aldi mi?
Pardon?
Festival...
Ne verdi bu bana?
Yüz dal esrar içmiş gibiyim.
Haris sahne aldi mi?
Kaçirdim mi?
- Yeni işin nasil gidiyor? - Yapilacak çok şey var.
Seviyorum. Ama bazen hiç umursamiyorum.
Yeni bir dadi buldum.
Bir sorun yok ama fazla yalniz birakmayi sevmiyorum.
Hem sen dönünce daha çok zamanim olacak.
Sadece hafta sonlari olmaz.
Planlariz.
Fark ettin mi?
Evet.
Festival nasil gidiyor?
İyi.
İyi olduğum şeyleri hatirlatiyor.
Okulla konuştum.
Açiklama yaptim. Yanliş anlaşilma oldu, dedim.
Çok rezil bir şey yaptim, farkindayim.
Onu da götüreceğim. Müzik dinler. Belki hoşuna gider.
- Sana imreniyorum. - Neden?
Yaptiğin işe çok heveslisin.
Senin yerine kim olsa kaçip giderdi.
Ne zaman gidersin?
Yakinda.
Fanis polisi hallettiğine göre... Yapabileceğini sanmiyordum.
Onu korkutmak en akillica hareketti.
- Fanis olduğu ne belli? - Sevdiklerim için ben de öyle yapardim.
Kendim için.
Gel buraya.
Gel bakalim. Evet.
Evet.
Tek ailesi biziz, farkinda misin?
Evet.
Aslinda o da bizim tek ailemiz.
İyi günler Michalis.
Korfu'dan Bay Sotiriou.
Komiser. Bay Kouvas'i kendisi gönderdi.
- Durumu nasil? - İyi. Tehlikeyi atlatti.
Çok şükür.
Suçluyu her yerde ariyorlar
ama adadan ayrildiğina eminim.
Parga'ya, İgumeniça'ya, her yere haber verdik.
Büyük talihsizlik olmuş.
Önemli olan iyi ve hayatta olmasi.
Biliyor musunuz, benim adamda böyle bir şeyin olacağina
ihtimal bile vermezdim.
- Onu görebilir miyim? - Evet, tabii.
Ben kalabalik etmeyeyim.
Bay Sotiriou, ofiste görüşürüz.
- Michalis, bir şeye ihtiyacin var mi? - Hayir, yok.
Harika.
Bunu o şerefsizin yaptiğini söylesem bana inanir misin?
- Evet. - Bir şey yapmayacak misin?
Bana kalsa belki yapardim. Ama hiç değmez.
Demosthenes, dava kapandi.
Emir böyle.
- Döneceksin. - Seni de mi satin aldilar?
Kim?
İnat etme artik.
Demosthenes, şu hâline bak.
Ne yapiyorsun ya? Buna değer mi?
Parayi almamakla aptallik ettim.
Boyumuzu aşan işlere girişmekle aptallik ettin.
Sen aldin mi?
Seni görmeye geldim.
Dosyani ve belgeleri de getirdim.
Ortada araştiracağin bir dava kalmadi.
Buradaki görevin sona erdi.
Seni daha fazla görevde tutamam.
Emekliliğin gelecek ay başliyor.
Yaptiklarin için fahri emeklilik olacak.
Elimden bir bu geliyor.
Gözlerim doldu.
Biraz daha iyi olduğunda Korfu'ya döneceksin.
Gel beni bul, konuşalim.
- Başka bir şey lazim mi? - Oğlu yapti.
Yaptiği işler açiğa çikmasin diye de oğlunu koruyor.
İtalyanlarin kuklasi.
Bir sürü para akliyor.
Benim ailem
her türlü pislikten daha değerli.
Görüşürüz.
Ne zaman gidiyorsun?
Festival bittiğinde.
Ne zaman döneceksin?
Bilmiyorum.
Dönmem için senden başka sebebim yok.
Bir de büyükannem var.
Burasi eskiden iki katli bir evmiş.
- Burada yaşar miydin? - Evet.
Çatiyi ve iskeleti onarirdim.
Güzel olurdu.
Ya banyo?
Şuraya.
Oturma odasi ve yatak odasi buraya.
Buraya da mini mutfak.
Başka bir şeye gerek yok.
Çati kati yok mu?
Anca senin gibi şimariklarda olur.
Kötü hissetme.
Hayatta ve iyi olacak.
Dava kapandi, önemli olan o.
Artik korkacak bir şeyimiz yok.
Değil mi?
Bak.
Bazen tek bir düşünce o ince çizgiyi aşmamiza yeter.
Harekete geçmemize gerek yoktur.
Bir şeyi sadece bilmek suça ortak olmuşuz gibi hissettirebilir.
Ama bu kadar ağir bir yük kalktiğinda da
büyük bir rahatlama gelir.
Herkese.
- Durumu nasil Michalis? - İyi.
- Hayir Bayan Haris, giremezsiniz. - Neden? Ne oldu?
Hiç. Kimsenin rahatsiz etmesini istemedi.
Yoksa sadece benim mi?
Neden? Başka biri gelir mi ki?
İyi. Portakal suyu ister misin? Taze.
Loukas'nin kurabiyeleri de var. Al.
- İyi olacağina emin misin? - Evet. Birkaç güne düzelir.
Kim yapmiş, biliyor musun?
Bayan Haris, bilmek istemediğim şeyler biliyorum.
Bir de bilmemem gereken.
Ya siz?
Bilmiyormuş gibi yapiyorum. Başka çarem yok.
O zaman bana sormayin.
Adadaki en sessiz insansin. Bunu nasil yapiyorsun?
Ama şu hâlime bakin işte.
Sofia'nin arabasi her sabah evde.
Biktin, değil mi?
Hepimizin sinirlari var, kendiminkini çoktan aştim.
Seninleyken ilk defa mutlu olmaya çalişti.
Herkes ektiğini biçer işte.
Sirf benim çocuğum diye demiyorum
ama onu böyle sikişmiş görmek beni mahvediyor.
Kurabiye yemeyecek misin?
Ne oluyor burada?
Giyim mağazasi mi açiyorsun Yianna?
Toplaniyorum Bayan Maria.
Yollarimiz burada ayriliyor.
O kadar da ayrilmazlar Yianna.
Üç ötedeki eve taşinacaksin. Kapat şunu.
Bu sizin.
En sevdiğim. Sizde kalsin istiyorum.
Arnavutluk'ta Mursi'den almiştim.
Teşekkürler Yianna.
Bayan Maria, siz benim hep ikinci annem olacaksiniz.
Gel buraya aptal kiz. Buraya gel.
- Her şey iyi olacak. - Nasil iyi olabilir Bayan Maria?
Ailemin yanina dönmeyi istiyor muyum saniyorsunuz?
Burayi sevmiştim.
Tam da iyi gidiyordum, her şey yolundaydi.
Şimdi baştan başlamam gerek.
Neden bahsediyorsun? Nasil böyle şeyler söylersin?
Bu genç yaşinda baştan başlamak seni mutlu etmeli.
Evet, doğru. Baştan başlamayi kim sever ki?
Ben.
Sana bir sir vereyim. Spyros bile bilmiyor.
Restorani satacağim.
- Ne yapacaksiniz? - Bir şeyler bulurum.
Siz çok güçlüsünüz. Ben sizin gibi değilim.
Ben mi güçlüyüm?
Uyanmam çok uzun sürdü.
Yaniliyorsun. Sen daha güçlüsün.
Kendin gibi değil de başka biri gibi davranmayi birakirsan
hayatta çok şey başarabilirsin.
PAKSU
KAFE IPAANTI
Klelia!
Festival nasil?
İyi.
- Oturmani istemem tuhaf mi kaçti? - Evet, biraz.
Bence artik şöyle oturup konuşmamizin vakti geldi.
- Söylenecek ne var ki? - Var tabii.
Orestis'le ilişkinize karişmak istemem.
Orestis'i konuşmayacağim.
Onunla ilişkim gayet belli. Seninki de öyle.
Çok âşik.
Ama çok da aptal.
Çok fena çuvallayacak. Bir noktada ondan bikacaksin ve...
Ama beni ilgilendirmez.
Kizim ve kizimla ilişkisi hakkinda konuşalim istiyorum.
Bunu neden konuşalim ki?
Orestis'le olacaksan bu mesele seni de ilgilendirecek.
Samimi konuş.
Ne dememi istiyorsun?
- Yaptiğin şey hoş değil. - Tam olarak neymiş o?
Rahatsizlik vermek. Bunu niye yapiyorsun?
Evliliğinize karişmam, mesafemi korurum. Nedenini biliyor musun?
- Çünkü ortada bir çocuk var. - Aynen öyle.
İstersen beraber kahve içelim ama beni daha da huzursuz etme.
Üzgünüm. Haklisin.
Normal sohbetin nasil bir şey olduğunu unutmuşum.
- Bana babami hatirlatiyorsun. - Bu bir hakaret mi?
Evet.
Evet. Kontrol manyaği olup da herkesin ağzina siçanlari bilirim.
- Ben öyle büyüdüm. - Ben de ama onun gibi değilim.
Şanslisin.
- Ben onun gibi oldum. - Üzüldüm.
Yani aslinda derinlerde ortak bir noktamiz varmiş.
- Babanla konuşuyor musun? - Artik konuşmuyorum.
Ama konuşacağima eminim. Bir şekilde insani kendine çekiyor.
Benimki de öyle.
Kizimla babasi böyle olsun istemem.
- Çocuk sahibi olmak nasil bir şey? - Neden sordun?
- Sadece merak ediyorum. - Keşke daha basit olsaydi.
- İnsani değiştiriyor mu? - Şu an seninle konuşuyor olmazdim.
Orestis bizim babalarimiza benzemiyor.
Bunu bilmelisin.
Onu çok seviyorsun.
Umarim dayanabilirsin.
Çünkü çocuk da ben de hep olacağiz. İşin zor olacak.
Belki umurumda değildir.
Umurunda.
Ama sen karşi koyacak kadar güçlüsün. İkimiz de öyleyiz.
Sinir bozucu bir güzelliğin var. Seni rahatsiz etmekte hakliyim.
Tatlim, ben geldim.
Çok kalmayacağim. Kouvas klinikte, dönmem lazim.
Ama istersen akşam Taxidi'de bir şeyler içebiliriz.
Antonis? Burada ne işin var?
Bunu babam mi yapti?
Evet.
İçeri nasil girdin?
Çik lütfen, git buradan.
Onu vurmasaydim Spyros'yu öldürecekti.
Biliyorum.
Her şeyi biliyorum.
Ama dava kapandi. Artik önemi yok.
Bu his ne kadar ürkütücüymüş, bilmiyordum.
Yabanci bir his.
Asla aşamayacağim.
Ürkütücü ve yabanci bir his olduğuna şükretmen lazim.
Çevredeki tüm araziyi almaliyiz.
Yatirimcilar geldi bile.
Sayin Başkan, halk çok kizacak.
Ada kimliğini kaybetsin istemiyorlar.
Hepsi iyilik isteyecek.
Kimliği bir yere gitmiyor. Yetti bu üçüncü dünya zihniyeti.
Kâr çok büyük olacak.
Uçaklar, insanlar gelecek. Çok kazanacaksiniz.
Katilmiyorum ama oylamaya sunalim.
Ne oylamasi?
Sakis, oylama yapmayacağiz. Ben seçildim. Karar benim.
Bu proje adaya fayda sağlayacak.
Bir sonraki konuya geçelim.
Nasil gidiyor?
Sahneleri kuruyorlar.
Biliyorum. Parasini ben verdim.
- Hazir misiniz? - Bence haziriz.
Konuşma firsatimiz olmadi. Sana teşekkür etmeye geldim.
Sustuğunuz için sana ve Alexandra'ya minnettarim.
- Gittiğini duydum. - Evet, veda mi etmek istemiştin?
Atina'ya geldiğimde
buluşup görüşmek isterim.
- Neden? - Adada önemli yatirimlar olacak.
Alexandra'yla sen de bu işe katilmak istersiniz diye düşündüm.
Bence bu harika bir firsat.
Hem bunu size borçluyum.
Alexandra'yla boşandik, biliyorsun.
Ortak fonumuz yok.
Beni onunla görüştürebilir misin?
Tabii.
- Bunun için mi geldin? - Veda etmek için.
Adayi seviyorsun. Kizimla ilişkin devam ederse...
Belli olmaz.
Belki daha sik gelirsin. Bir düşün.
Fanis, adayi rahat birak. Niye onu da mahvetmek istiyorsun?
Hep romantik düşünüyorsun.
Kizim için çok iyi.
Nasil gidiyor?
Dikkatli ol lütfen. Sahneyi yeni satin aldik.
- Ne yapiyorsunuz? - Çikiyorum.
Henüz olmaz.
Tamam. Bir yere gidip gelirim madem.
Neden bahsediyorsunuz? Gidemezsiniz.
Ben iyiyim.
Doktor, gerçekten gitmem gerekiyor.
Söz konusu bile olmaz. Oturun.
Peki ya yarin Yannena hastanesine gitmeye söz verirsem?
Benden kurtulursun. Harika bir teklif.
Yardim et de şunu giyeyim.
Kahretsin. Nereye gitmek istiyorsunuz?
Festivale.
Yavaş! Kolu yavaş geçir!
İstersen beni götürebilirsin.
Mesafemi koruyacağim. Beni görmesini istemiyorum.
- Benim için veda eder misin? - Kime?
Çok güzel, değil mi?
- Yavaş! Hep böyle huysuz musun? - Tahmin edemezsin.
Kaybettiğinde anlarsin doktor.
Ben kaybedince giderim.
Bu iş hepimizi aşar.
Ona iletir misin?
- Olur. - Aslanim benim.
Şimdi ayakkabilarimi giymeme yardim et.
Hadi.
Yavaş.
Hadi.
Yavaş. Sakin ol doktor.
Doktor, gösteri başlayana kadar bir kahve içsek olur mu?
Beni böyle görürlerse alay ederler.
Ne giciksin! Bir de bana kötü derler.
- Nasil gidiyor? - Kipirdama Haris.
- Nasil görünüyorum? - Muhteşem.
- Midem bulaniyor. - Aynen.
Beni strese sokmayin.
Orestis, sen bu gece bana gel.
- Ne oldu? - Hiç. Akşam yemeği yiyeceğiz.
Şu an bunu konuşmanin sirasi mi?
- Fanis nerede? - Giovanni'yle.
- Zor bir durum, değil mi? - Evet, öyle.
Ne yapabilirim?
Tecrübelerime göre
kadinlar genel olarak krizleri daha iyi yönetiyor.
Yeter. Pekâlâ, dinleyin.
Çok iyi geçecek.
Çok prova yaptik. Gerilmenize gerek yok.
Zor olduğunu biliyorum ama tadini çikarmaya çalişin.
Hem bir hata yapsak da dünyanin sonu değil ya.
Odaklanmanizi istiyorum.
Birbiriniz dinleyin, gözlerinizle iletişim kurun.
Sorunu olan da bana baksin.
Tamam mi? En önemlisi de şu, korkmayin.
Yillarca Amerika'daydim. Avrupa'ya Giovanni için geldim.
İtalya'daki her şeyi ben yönetiyorum.
Gerekirse yurt dişina da gidiyorum.
- Formaliteyi biraksak? - Tabii.
Hepimizi mutlu edecek bir çözüm bulmak istiyorum.
Neden korkuyorsun? Giovanni'den mi?
Fanis'ten de. Çok baski altinda.
Kocalarimizin sorunu ne, biliyor musun?
Asla ileriye bakmiyorlar.
Giovanni'den korkma.
Tek istediği, daha fazla pürüz çikmadan işlerine devam etmek.
- Hem bizim hem de sizin için. - Bunu nasil yapacağiz?
O yüzden buradayiz. Bir çözüm bulmak için.
Sence Fanis devam edebilecek durumda mi?
Hata yapsa da sizin için doğru olani yapmaya çalişiyor.
Amerika'da bir söz vardir, bilir misin?
Kadin kadinin dostudur.
Bol şans.
Sana da.
Millet!
Hazir miyiz?
Nasil geçti?
Kadin senin tarafinda.
Giovanni de buna mecbur.
Bir süre işleri başkasina devretmesini isteyecek.
Giovanni kabul etmez.
Onu beceriyor musun?
Evet.
Ondan mi seni seviyor?
Daha güvende olmanin bir yolunu bulmak istedim.
Hem yalnizdim.
Gidebilir miyiz lütfen?
Eve gitmek istiyorum.
Teşekkürler.
Bunu sensiz yapamazdim.
Şundan emin ol,
seni bir daha asla böyle bir duruma sokmayacağim.
Söz veriyorum.
Başlamadan önce bir şey söyleyeceğim.
Ben bu yemekleri sizin için hazirladim
çünkü hepinize çok şey borçluyum.
Olanlardan sonra biraz tuhaf gelmiş olabilir
ama bu evde bir kez olsun normal bir şey olsun istiyorum.
Orestis, sağ ol.
Gitmeden önce şunu bilmeni istiyorum,
sevdiğin şeyi yapmanin önemini bize tekrar hatirlattiğin için
hepimiz sana çok şey borçluyuz.
Umarim bu kez bedeli çok ağir olmaz.
Siz de korkularinizi yenmeye çalişin.
İnsanin kendisi olmamasi ne aci bir şey, çok iyi biliyorsunuz.
Haris, sen bana gerçek bir dost oldun. Hep de öyle kalacaksin.
Klelia, kizim olsaydin seninle gurur duyardim.
Sevdiği şeyin peşinden giden bir sen varsin.
Âşik olduğun kişiyle ayni şeyi sevdiğin için
gerçekten şanslisin.
Kendini kapatma.
Annenin ve benim yaptiğimiz gibi. Bedelini ödüyoruz.
Önünde kocaman bir hayat var. Hayallerini yaşa.
Bu kadardi. Hadi şerefe.
- Şerefe. - Şerefe.
Yiyelim mi?
Ben keseyim mi? İster misin?
Hayir, gerek yok. Teşekkürler.
Patatesler çok güzel.
Ben keseyim. Böyle ister misin?
Anne?
Anne?
Anne!
Ne oldu?
Hiç...
Öyle dalmişim.
Migrenim tuttu, uyuyamadim.
Dün gelmedin.
Evet, özür dilerim.
Pek iyi hissetmiyordum.
Biz gidiyoruz.
Babam nerede?
Bilmiyorum.
Bugün onu görmedim.
Hazir misin?
Gelecek misin?
En kisa zamanda.
Söz veriyorum.
Sizi her şeyden çok seviyorum.
Telefonu vermiyor. Ne yapacağim?
- Polise haber vereyim mi? - Olur, ara.
Resmen ortadan kayboldu.
Kocam çok acimasiz bir şekilde
kendi canina kiydi.
Sizden tüm kalbimle
onu affetmenizi istiyorum.
Özellikle çocuklarimdan.
Mahvolduk.
Bunu neden yaptiğini anlamamiz
çok uzun sürdü.
Fanis iyi bir adamdi.
Adasini, ailesini çok severdi.
Karisi olarak
işlerini devralmaktan
başka çarem yok.
Belki belediyede değil de
adadaki tüm insanlarin yaninda olarak.
Herkese yardim ederek. Tipki onun yaptiği gibi.
İki çocuğumuz
onun en büyük mirasi.
Onunla yaşadiğim anlar sonsuza dek ruhumdan silinmeyecek.
SATILIK
Merhaba. Selam canim. Nasilsin?
Her şey yolunda mi?
Yazmaya devam et, beş dakikaya gel.
- Günaydin Bayan Maria. - Günaydin kizlar.
Yianna konuştuğumuz kadinlarin fotoğraflari gösteriyor.
Bunlar da merkez için yapacağimiz
fotoğraf çekimlerinin raporlari.
Sana yardim etmek, bu süreci kolaylaştirmak için buradayiz.
Bu tesisleri ve danişmanlari ziyaret etmeni istiyorum.
Onlarla konuştum, seni bekliyorlar.
Neye ihtiyacin olursa saat kaç olursa olsun, ben buradayim.
Leta da öyle.
Yianna video çekecek.
Böylece her şeyin kaydi olacak.
Sonra iyi bir avukat tutup o şerefsizi hapse tikariz.
Korku var mi?
Kendi hikâyemi anlatayim mi?
- Selam, ben Michalis. - Memnun oldum.
ATİNA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ AMPELOKIPOI KARAKOLU
ADA VE MAESTRO
Biraz kafam karişti. Konuştuğumuz bu ince çizgi...
- Bu dünyanin metaforu, değil mi? - Evet.
Bunun müzikle ne ilgisi var?
Notalar o çizgilerde yer aliyor.
Anlamiyorum.
Bence müzik tüm bu konuştuklarimizin cevabi.
Toplumun aynasi değil.
Bence de öyle.
Ama bir müzik eseri küçük bir toplum gibidir.
İnsanlari notalar olarak gör.
Onlari doğru siraya koyarsan ortaya bir melodi çikar.
Yanliş olursa ahenk olmaz.
Yedi nota var, değil mi?
O kadar farkli tipte insan yok.
İnsan ruhunun tüm spektrumunu bu yedi notada görebiliriz.
Asil mesele bu notalar arasindaki ilişki.
Nasil dizildikleri.
Bunlar sanatçilari yönlendiren yollar gibidir.
Bu yüzden müzik evrenseldir. Çünkü insanlar birbirine benzer.
Notalar olduğumuzu hayal edin. İçinde yaşadiğimiz dünya da bir beste.
Yanliş bir pozisyona geçersek korkunç bir ses çikar.
Ama doğru pozisyonda olursak gelmiş geçmiş en güzel melodiyi duyariz.
Peki ya doğru yerde olduğumuzu sanip yanildiğimizi görürsek?
Bir noktada bunu fark edip harekete geçeriz.
Gideriz.
Üç, iki, bir...
Mutlu yillar!
Pardon.
Peki ya gidemezsek?
Hepimiz ayni değiliz. Bazilarimiz daha güçlü.
O zaman ahenk bozulmaya devam eder.
Sonra buna alişiriz ve melodinin normal hâli öyle saniriz.
Ama asla değildir.
Bu hiç iyimser olmadi.
Yaniliyorsun. Düşündüğünden daha iyimser.
Gerçeğin farkinda olmak
çok faydalidir, insani aydinlatir.
Duyulamayani duyariz. Daha iyi müzisyenler oluruz.
Ancak gerçeği bildiğiniz zaman onunla savaşacak hayal gücünüz olur.
Çok karmaşik.
Maestro olmak istiyorsunuz.
Başli başina karmaşik bir iş.
Sizce hayran olduğunuz ve yöneteceğiniz müzikleri
karmaşik olmayan hayatlar mi yaratti?
Hayir. Ama kiymetli bir şey yaratmak için illa aci çekmeye gerek yok bence.
İnsanlarin karmaşik ve huzursuz olduğunu böyle inkâr edemeyiz.
Bence sadece aşk müzikle kiyaslanabilir.
Evet.
Neden?
Ayni derecede güçlü olan tek duygu.
Çünkü aşk yaratici bir hâldir. Bu yüzden.
Haklisin. Bir müzisyenin hissettikleriyle ancak aşk kiyaslanabilir.
Aşk bir ihtiyaçtir. Başlangiçtir.
Güzel bir şey yaratmak için ondan güç aliriz.
Madem aşk konusunu açtin,
müzikle başka ne ortak yani var?
Bilen var mi?
Harmoni.
Hem bir bestede hem de aşkta harmoni çok önemlidir.
Sürekliliği o sağlar.
Peki sizce
müzik mi daha önemli yoksa büyük bir aşk mi?
Yani müzik daha önemli.
Evet.
Eğer gerçek aşksa bir noktada geri dönecektir.
Zamanla harmoniyi yakalayacaktir.
Tipki müziğiniz gibi.
LISZΤ ACADEMY TEBRİKLER, KABUL EDİLDİNİZ.
YÜKSEK LİSANS EĞİTİMİ BAŞVURUSU
BUDAPEŞTE
Tekrar!
Bravo!
Bravo Eleonora!
Ne güzel çaliyor, duyuyor musunuz?
Tekrar.
Alt yazi çevirmeni: Seda Tiğrek
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.