Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Baki derin nefes alıp verdi)
(Sokak gürültüsü)
(Baki derin nefes alıp veriyor)
(Sokak gürültüsü)
(Baki iç çekiyor)
(Arama tonu)
Ahmet.
(Ahmet) Baki, sen misin?
Evet, benim. Bu da benim numaram. İnanmayacaksın ama seni ben aradım.
Asabiyiz yine.
Muhteşem bir güne uyanmışsın abi.
Ne yapıyorsun, neredesin?
Yapı markete geldim havuz için malzeme lazım.
Boşsan sen de gelsene.
Boşum da o kadar boş da değilim.
Gel oğlum, çocuklar da seni soruyordu.
Tabii, soruyorlardır!
Ne zaman eve geçeceksin?
Akşamı bulur, bana mı gelecektin?
Yok, öylesine, canım sıkıldı da.
Bugün kimse ölmedi mi?
Hadi, kapatıyorum hadi.
Baksana, Elif'e git istersen.
Bir hediye al ama.
Ne hediyesi?
İş yerine gel deyip durmuyor muydu?
İlk gidişte bir şey alınır.
Yok, gitsem ne yapacağım?
Erdem! Koşmayın burada! Kime diyorum! Erdem!
Erdem'e diyorsun abi, hadi kapattım.
Tamam, Elif'e selam söyle.
(Baki ofladı)
(Cama top çarptı)
(Dışarıdan çocuk sesleri geliyor)
(Kuşlar ötüyor)
(Arama tonu)
-(Nadir) Baki abi. -Nadir, nasılsın?
Ölü mü var abi?
Yok, öylesine aradım, ne yapıyorsun?
Annemi gezmeye çıkartacaktım, ölen varsa geleyim.
Yok oğlum, öylesine aradım işte.
Neden abi?
Nedeni yok oğlum işte, öylesine. Kapat hadi tamam, kapat.
(Baki ofladı)
♪ İstedim ki sokakta ♪
♪ Asık suratlı kalmasın ♪
♪ Büyükler büyüdükçe ♪
♪ Gülmeyi unutmasın ♪
♪ Bir merhaba ile selamladım insanları ♪
♪ Okul yolunda gördüğüm minik karıncayı ♪
♪ Yaşım küçük ama içimdeki kıpırtıyı ♪
♪ Biraz neşe katıp büyüklere, size veriyorum ♪
♪ Hayat gülünce çok güzel ♪
(Telefon titreşimde çalıyor)
(Ahmet) Baki neredesin?
İlçeye geldim, çarşıda geziyorum.
Elif'e uğramadın mı?
Hayır.
Oğlum, azıcık etrafına bak. Herkes sevgilisiyle geziyor ve mutlu.
(Üst üste sesler duyuluyor)
(Ahmet) Hediye işini unutma.
Bir kızın yanına elini kolunu sallaya sallaya gidilmez.
Biz, hayatında kimse olmayanlar, sırf sevgilisi var diye...
...kendini ilişki uzmanı görenlerden tiksiniyoruz Ahmet. Hadi kapattım.
(Çarşı gürültüsü)
Buyurun.
Ürünleri daha rahat taşımanız için.
Alayım madem, teşekkürler.
(Ortam gürültüsü)
Yardımcı olmamı ister misiniz?
İstemem, teşekkürler.
Yüz temizliği için bakıyorsanız elinizdeki çok satan bir ürünümüz.
Bazen kullanıyorum da öylesine bakmıştım.
Bu ürün göz makyajına bile kullanılıyor.
Tavsiye ederim.
Yok, yüz göz değil, ben genelde bütün vücut için kullanıyorum.
Kendim için değil, başkaları için, iş yerinde.
Masör müsünüz?
Bir nevi.
Doğal içerikli çeşitli yağlarımız da var.
Mesela şurada Hindistan cevizi özlü yağımız var.
Müşterileriniz buna bayılır, garanti veriyorum.
Ben veremiyorum.
Yani, bence pek hoşlanmazlar.
Argan yağı var, ondan ister misiniz?
Burayı kendim gezebiliyor muyum?
Siz yorulmasanız.
Ne demek efendim, benim görevim bu.
İsterseniz boyun masajı için şöyle aletlerimiz var.
-O neden? -Belki müşterileriniz ister.
Ama siz masajı kendi ellerinizle yapıyorsunuz galiba, değil mi?
Evet, kendi ellerimle yapıyorum.
İsterseniz indirimde hafif kokan parfümlerimiz de var.
Bacım, benim işim daha başka.
Ben öyle bir şey almayacağım.
Anladım...
...sağlık ürünlerimiz kasanın hemen yanında.
Ben gidiyorum, sormak istediğiniz bir şey olursa bana seslenirsiniz.
Baktığınız pamuklar da organik, ben de kullanıyorum, tavsiye ederim.
Bacım, ben çok başka yerde kullanıyorum.
Sen beni boş ver, diğer müşterilere bak sen.
Allah Allah!
(Rüzgâr esiyor)
Hoş geldiniz. Param Param kartınız var mıydı?
-Yok. -Telefon numaranız kayıtlı mı?
Bilmem.
Bizden daha önce alışveriş yaptınız mı?
Yok, yapmadım.
Beyefendi, isterseniz Param Param karta...
...telefon numaranızla başvuru yapalım.
Alışverişle biriken puanlarınızı daha sonra kullanabiliyorsunuz.
Gerek yok.
Peki, kasa arkası ürünlerinden istedikleriniz var mı?
Ben sadece bunu alacağım.
Beyefendi, 25 lira ve üzeri alışverişlerde...
...kasa arkasındaki ürünlerde indirim oluyor.
Mesela şampuan 102 liradan 68 liraya düşüyor.
Anladım ama ihtiyacım yok.
İsterseniz diş macunlarında da indirim var.
-İstemiyorum. -Kişisel bakım ürünlerinde de var.
Bacım şunu alacağım, hadi!
Sırf bunu alacağım, kart da istemiyorum.
Siz bilirsiniz beyefendi, ben daha ucuza gelsin diye söylemiştim.
Ucuza gelmesin, beni kazıklayın!
Kasa arkasındaki ürünlerle ilgilenmiyorum.
İki ödeyip üç tane almak istemiyorum. Telefon numaramı da vermeyeceğim.
Kısa, yalın, net bir ilişki rica ediyorum.
Paramı verdim, ürünü de alıp gideyim. Bu çok zor değil.
(Kasiyer) Hoş geldiniz. Param Param kartınız var mıydı?
-(Kadın) Yok. -Telefon numaranız sistemde var mı?
-Olması lazım. -Hemen bakalım.
(Siren çalıyor)
Ödüm koptu, ben geldim desene.
Ben geldim.
Ay! Hasan abi mi öldü? Tüh tüh!
Bu sabah da görmemiştim.
Kimseye bir şey olduğu yok, öylesine geldim.
-Hasan abi ölmedi mi? -Ne bileyim, onu sen bileceksin.
O zaman kim öldü? Yoksa Erdal abi mi?
Ben doktor muyum, ne zaman biri öldü de buraya geldim?
Sen niye geldin?
Elif belki öğle arasındadır diye geldim.
İçeride mi?
Öğle arasına daha zaman var.
İçeride mi?
İçeride.
Bari asansörle çık, kimseye görünme.
Hasan abiyi severlerdi.
O zaman sen de herkese Hasan abimiz ölmedi dersin.
Baki, insan gibi ziyaretimize gelmiş dersin, tamam mı?
Tamam.
(Ortam gürültüsü)
(Baki) Elif.
Elif.
Baki, hayırdır?
Öyle geçerken uğradım.
Hasan abi mi?
Allah aşkına, ne diyorsunuz siz!
Ben Hasan abiyi falan tanımıyorum.
Yoksa Erdal abi mi?
(Elif) Bana kimse bir şey söylemedi.
Çıldırmayın!
Biri ölünce mi geliyorum? Ne zaman buraya ölü almaya geldim?
Sus, duyan olacak.
Ölü olursa eğer siz getiriyorsunuz, yanlış mıyım?
O zaman sen niye geldin?
Ziyarete gelmiyorsun diyordun ama işin varsa eve gideyim.
Saçmalama, hoş geldin.
Buraya pek gelmezsin, ben ondan şaşırdım.
Neyse, hastaya bakacağım. Sen de gelsene.
Ben burada kalayım. Gir sen, hallet işini.
Gel, sorun olmaz.
-Gireceğim de ne yapacağım? -Ayağa kalkamıyor Arif abi.
İki laf edersiniz, sevinir işte, gel.
Bilemedim.
Hasta işte, alışkınsındır zaten.
Ben genelde insanları bu aşamada görmüyorum ki.
Bu hâllerine alışkın değilim.
Gel hadi gel, bir şey olmaz.
Bak Arif abi, sana ziyaretçi getirdim.
-(Elif) Otursana. -Yok.
Yardım edeyim mi?
Olur vallahi. Kazağı çıkarır mısın?
Ben de tansiyon aletini alıp geleyim, yan odada kaldı.
Çıkarmışken de bir güzel üstünü sileriz.
Tamam, uykusu derin midir böyle?
İlaçlardandır.
(Kapı kapandı)
Neredeyim?
Hastanede.
Elif Hemşire'nin sesini duydum gibi geldi.
Buradaydı da siz uyanmayınca gitti.
-Sen de hemşire misin? -Yok, değilim.
Temizlikten misin?
Ben buranın çalışanı değilim.
Sen, beni mi soyuyorsun?
Evet.
Kazağı ne yapacaksın?
Hırsız gibi soymak değil amca. Seni yıkayacağız, sileceğiz, öyle dendi.
Anladım.
Adın ne senin?
Baki.
Baki.
Mesleğini demedin.
Gassalim ben.
Allah'ım!
Abi dur, sakin ol. Rica ediyorum, koluna dikkat et.
-Git buradan, git, ne olur, git! -Abi, koluna dikkat et.
-Koluna dikkat et. -Ne oluyor lan burada?
-(Erkek) Babamın üstünden çekil! -Koluna dikkat etmiyor, koluna.
-Nefes almıyor. -Allah'ım, Arif!
Gassalim dedim, ona panik oldu.
Ne gassali? Çekil lan babamın üzerinden!
Gitsin!
Ah!
Kazağı çıkarttım.
Doğru söyle, iyi misin?
İyiyim.
Görüşün nasıl?
Çok iyi görüyorum.
(Elif) Gözünün çevresi hafif sarardı. Belki morarır.
Buz tutmaya devam et, tamam mı? Şişmesin.
Şişsin, sorun değil.
Allah korumuş. Elmacık kemiğine gelseydi belki kırılırdı.
Tam tersi söylenmez miydi?
Allah korusun gözüne de gelebilirdi gibi.
İnat etme, Baki. Doktor görsün, belki bir şey söyler.
Gözüne yumruk yemişsin der, başka ne desin?
Gideceksen ben koluna gireyim, birader.
Yok, gitmeyeceğim.
Baki, doktora gitmeyi pek sevmez de.
Onu nereden biliyorsun ki?
Hiç doktora gittiğini görmedim.
Avukata gittiğimi de görmedin, o zaman onları da sevmiyorum.
Davalık olmayabilirsin ama mutlaka hasta olursun.
Doktorları seviyorum belki ama sağlıklıyım.
Bu arada artık kusura bakmayacaksın, babam öyle bağırınca...
Keşke önce bir sorsaydınız?
Babam çok bağırdı ama.
Adam panik olmuş.
Şimdi söylemesi kolay da babamı o hâlde görünce...
...aklıma başka bir şey gelmedi.
Bir de öyle doktorum, avukatım der gibi...
...pat diye söylenecek şey mi bu, Allah aşkına?
Adam zaten canının derdinde...
...sen kazağı çıkarırken "Ben ölü yıkıyorum." diyorsun.
(Erkek 2) Hoş olmamış birader.
Şimdi bir de babam hassas, ölmeyi istemiyor hâliyle.
Ben de babanız ölsün istemem kardeşim.
Yardım edin dediler, işin bir ucundan tutayım dedim.
Tamam, tut da neden pat diye mesleğini söylüyorsun?
(Erkek 2) Adam zaten uyku sersemi.
Ne desin adam, yalan mı söylesin?
Hemşire Hanım, ben de uykudan uyandığımda...
...ölü yıkayan birini görsem Allah'ım sana geliyorum, derim.
Mesleğini söyleme. Gerekirse işsizim de.
Oto tamircisiyim de mesela.
Niye oto tamircisiyim diyorum?
Sen şimdi tamirciliği mi küçümsüyorsun?
Neden küçümseyeyim kardeşim?
Hemşireyim de demem, oto tamircisiyim de demem.
Hemşire Hanım söyle, burada hiçbirimizi tanımıyorsun gibi düşün.
Şurada hepimizin dünya ahiret bacısısın.
Bacılıkla ne alakası var?
O anlamda demedim de siz karı koca mısınız?
Yok, arkadaşız.
(Erkek 2) Tamam işte, tarafsız düşün.
Hastasın, gassalim diye seni biri soyuyor. Söyle.
Tövbe tövbe! Ne alakası var?
Tamam, konuşmuyoruz bu konuyu, tamam mı?
Kimse kimseyi de yıkamıyor.
-Hadi, biz biraz yürüyelim Baki. -Tamam, ben yürürüm.
Kafana darbe aldın mı ona bakacağız, yürü lütfen.
Yürüyorum işte, beynim sarsılmamış, rahat ol.
Çok şükür.
Ne yapacaksın peki, böyle eve mi gideceksin?
Gideyim tabii, ne yapacağım? Güzelce dayağımı da yedim.
Gel odama gidelim. Öğle arasına girdik zaten.
-Yemek yiyeceksen tutmayayım seni. -Tut, ne olacak?
Arif abiye de sakinleştirici verdik, şimdi iyi.
Başına iş açtım.
Adamların yanında demedim de...
...herkesin içinde pat diye söylemesen iyi olabilir.
Gassal olduğumu mu?
Evet.
İyi bari, gassaller olarak ölelim de kurtulun.
Gerçi o zaman da bizi kim yıkayacak telaşına düşersiniz.
Neyse. Hamburger yer misin, odaya ısmarlayayım mı?
Yok, iyi böyle.
-Çay koyuyorum ama paket çay var. -Olur.
Şakasına dedik ama ben bu gassal mevzusunu kafaya taktım.
Nesini taktın?
Dedim ki, ben ölürsem beni kim yıkayacak?
Paradoks gibi oldu.
Hiç böyle düşünmemiştim.
(Baki) Ben düşündüm işte.
Biraz kafaya taktım.
Aslında biraz dışarı çıksan iyi olur.
Yani, ben bugün buraya gelmene bile şaşırdım.
Sürekli ya iştesin ya evdesin.
Bunu al istersen.
-Onu nereden buldun? -Öyle işte kullanırsan...
Bunlar bizim küçüklüğümüzde vardı.
Annem takarken her seferinde kafa derimi kazır gibi acıtırdı.
Çok tatlıymış. Sen bunları nereden buldun?
Bir yerden bulmadım, al istersen.
Yok, tel toka mı kaldı?
(Elif) Buldum.
(Elif) Sonuçta elin boş mu kaldı?
Benim gassalim kim olacak diye takmışsın ya kafaya, onu diyorum.
Yani çok garip bir şey bu Elif.
Bir yandan önem veriyorsun...
...ama bir yandan da ölünce zaten yalnızsın diyorsun.
Geçen gün cenaze bir sürü adamla geldi.
Gömülürken herkes gitti.
Toprak atan görevliler ve ben vardım.
Allah Allah! Niye gittiler ki?
Aslında çok da önemli değil.
Ölünce zaten yalnız kalıyorsun.
Ölmek, tek kişilik bir eylem.
Yani kim yıkayacak diye değil de belki...
...tek kalacağım diye kafaya takmışsındır.
Nazım abi de öyle söyledi.
Gerçi Ahmet de öyle düşünüyor.
Rahmetli Nazım abi seni çok severdi.
Öyleydi.
Belki hâlâ seviyordur.
Bana "Yalnız kalma, biriyle evlen." dedi.
Benim için birini de düşünüyordu.
Gerçi kendisi evlenmese şu an hayattaydı ama...
Gassal ararken eş aramaya başladım deme de.
Aslında aramadım.
Ahmet'le konuştuk, onlar da uygun birini hemen söyledi.
Çok kız arkadaşın yok diye biliyorum...
...sana kimi yakıştırdılar ki?
Yok zaten, bir sen varsın.
Yani kız arkadaşım derken kız ve arkadaşım olan.
Ya da kız denmiyor muydu? Kadın arkadaş diyelim ona.
Ben de diyorum Baki neden beni ziyarete geldi.
Meğer başından epey bir olay geçmiş.
Bir şey olduğu yok. Ahmet'le Neslihan ısrar etti.
Yok, gidelim isteyelim. Yok, ev kurarsın iyi olur.
Ben bu hayatı galiba renklendiremiyorum Elif.
Aslında memnundum da şikâyetim yoktu.
Ama ben geçenlerde ölümle yüzleştim. Öleceğim sandım.
O zaman fark ettim aslında ölümü anlamlandıran şey...
...yaşarken ne kadar kalabalık olduğun.
Aklıma annem geliyor.
Öldüğünde en çok beni düşünmüştür.
Ölüyken yüzünü görmüştüm.
Bir anne için ölmek zor olmalı.
Ama çocuksuz olan için daha zor bence.
Çünkü yaşamamışsın gibi geliyor.
Aslında çocuk değil kastettiğim.
Keşke ölmesem dedirtecek bir şeyler olmalı.
Ahmet çocuklarını çok sever. Ölecek olsa...
...yani Allah korusun tabii.
Çocukları ne olacak, Neslihan ne olacak diye düşünür.
Ben ölecek olsam...
...gözümün önünden film şeridi gibi insanlar geçse çoğu ölü yüzler olur.
Sanki ölmemeyi isteyecek kadar bir şeylere bağlanmak gerekiyor.
Aslında bunu ben düşünmedim, Ahmet düşündü.
Bana da mantıklı geldi.
Tamam, evleneyim dedim.
Bunca yıldır, yüzyıllardır insanlar evleniyor...
...elbet bir bildikleri vardır dedim.
Neslihan da ısrar etti derken olur, dedim.
Baki, ben seni çok iyi anlıyorum.
Benimle böyle açık yüreklilikle paylaşman da çok kıymetli.
Ama ben senin nereye varmak istediğini anlamadım.
Daha bir yere varamadım, sana onu anlatıyordum.
Sen evlenmeye mi karar verdin?
Evet, onu söyleyecektim işte.
Baki dur, dur.
İstersen bir şey söyleme.
Öğle aran mı bitti?
Yok, ondan değil.
Yani bak sen...
Ben seni çok...
Yani sana değer veriyorum.
Gasilhane dışında pek görüşemiyoruz ama sen iyi birisin, bunu biliyorum.
Sağ ol.
Ama ben seninle evlenmeyi düşünmüyorum.
Ben de seninle evlenmeyi düşünmüyorum.
O zaman sen sabahtan beri ne anlatıyorsun?
Ben derdimi anlatıyorum ama acaba sen ne anlıyorsun?
Ahmet'le Neslihan sıkıştırdılar, kız istemeye gittim.
Onu anlatacaktım.
Senden başka arkadaşım yok deyip...
...birini uygun gördüler deyince ben ne bileyim.
Bir de duygusal duygusal konuşuyorsun.
Pardon, kusura bakma vallahi, devam et sen. Buyur.
Neye devam edeyim Allah aşkına? Konuşmayı mahvettin.
Yani sen kız istemeye mi gittin?
Evet. Anlattırsaydın çoktan öğrenecektin.
-Hayırlı olsun o zaman. -Hayırlı falan olmadı.
Kız reddetti.
Neden? Üzüldüm şimdi.
Bırak, niye üzüleceksin?
Sen de şimdi reddettin işte.
Bana teklif etmeyecekmişsin ki?
Bu daha kötü.
Hadi o kıza Ahmet'in gazına gelip teklif ettim, reddetti.
Sen teklif bile etmeden reddediyorsun.
Tipim mi bozuk? Hakikaten mesleğim mi itici?
Kusura bakma, ben yanlış anladım.
Yoksa yakışıklısın bile, gerçekten bak.
Sağ ol, moral oldu.
Baki, lütfen kırılma. Ben öyle söylemek istemedim.
Tamam, biliyorum ama ben gidip bir dinleneyim.
Yüzüme buz falan tutayım.
Sen de git yemeğini ye, öğle aranı mahvettim.
Yine gel, olur mu?
Kaldığımız yerden konuşmaya devam ederiz.
Tamam.
Bir şey soracağım?
Yani bak, vallahi aklımda yoktu.
Sana istemeye gittiğim günü anlatacaktım.
Sadece merak ediyorum...
...benimle neden evlenmezmişsin?
Sen, dediğim gibi iyi birisin, kötü bir tarafın yok.
Belki iyi bir eş de olursun.
Gerçekten diyorum, bu daha çok benimle alakalı bir şey.
Yani, evlilik bana çok büyük bir şeymiş gibi geliyor.
İyi arkadaş olduğun biriyle evlenince çok mutsuz da olabiliyorsun.
Düşünmedim yani ben. Öyle özel bir nedeni yok.
(“Şahin Kendirci - Yıkılmışım Ben” şarkısını söylüyor)
(Şarkı devam ediyor)
(Şarkı devam ediyor)
♪ Sanki terk edilmiş bir viraneyim ♪
♪ Her yanım dağılmış yıkılmışım ben ♪
♪ Üstüne basılan taşlar misali ♪
♪ Paramparça olmuş dağılmışım ben ♪
♪ Çaresiz kalmışım gözlerim şaşkın ♪
♪ Çile rüzgârında savrulmuşum ben ♪
♪ Çaresiz kalmışım gözlerim şaşkın ♪
♪ Çile rüzgârında savrulmuşum ben ♪
♪ Dertler derya olmuş ben de bir sandal ♪
♪ Devrilip batmışım boğulmuşum ben ♪
♪ Dertler derya olmuş ben de bir sandal ♪
♪ Devrilip batmışım boğulmuşum ben ♪
♪ Dertler derya olmuş ben de bir sandal ♪
♪ Devrilip batmışım boğulmuşum ben ♪
♪ Tutunacak hiçbir dalım kalmadı ♪
♪ Bir ağaç misali kurumuşum ben ♪
♪ Sanki bir köleyim sanki bir esir ♪
♪ Yerlerden yerlere atılmışım ben ♪
♪ Çaresiz kalmışım gözlerim şaşkın ♪
♪ Çile rüzgârında savrulmuşum ben ♪
♪ Çaresiz kalmışım gözlerim şaşkın ♪
♪ Çile rüzgârında savrulmuşum ben ♪
♪ Dertler derya olmuş ben de bir sandal ♪
♪ Devrilip batmışım boğulmuşum ben ♪
♪ Dertler derya olmuş ben de bir sandal ♪
♪ Devrilip batmışım boğulmuşum ben ♪
♪ Dertler derya olmuş ben de bir sandal ♪
♪ Devrilip batmışım boğulmuşum ben ♪
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.