Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Köpekler havlıyor)
(Horoz ötüyor)
(Saat sesi)
(TV kadın sunucu) Teşekkür ederim. Hasan Bey, sizden bahsedelim.
Durumunuz çok kritik. Karınız evi terk etmiş ama neden, bilmiyorum.
Ama önce sizi biraz tanıyalım. Evet.
(TV erkek) Ben Hasan. Kahve, çay içen...
...çocuklarla çocuk, büyüklerle büyük...
(TV kadın sunucu) Bu yüzden karınız gitmiş olabilir. Öyle düşünüyorum.
(TV Hasan) Bence de.
(TV kadın sunucu) Seyircilerimiz için durumu şöyle özetleyelim...
...karınla çok iyi geçiniyordun, öyle mi?
(TV Hasan) Evet.
Ama seni terk etmiş.
(TV Hasan) Neden oldu, anlamadım ki.
Ben kahvede oturuyordum. Karın gitti, dediler.
(TV Ayşe) Kardeşim, karının gittiğini nereden biliyorlar?
Kamyon getirmiş, evde bir zigon sehpa bile kalmamış.
Yükletmiş her şeyi götürmüş.
O kadar demek!
Bu adam nerede oturur diye dememiş mi?
(Hasan ağlıyor)
Koltukları da mı götürmüş?
Her şeyi almış abla.
Ama zigon sehpa karımdan önemli değil.
Ben karımı istiyorum, dönsün.
O zaman bak, tüm Türkiye seni izliyor.
Karın da seni izliyor...
...objektife doğru dön, açıkla kendini, hadi.
-(TV Hasan) Bu mu? -(TV Ayşe) Evet evet, o objektif.
Ben karımı seviyorum abla, dönsün.
(Saat sesi)
(TV kadın) Zigon sehpalar çeyizimdeydi. Tabii alacağım!
Gece gündüz kahvede oturuyor abla, böyle koca olmaz olsun.
Bıktım, illallah ettim artık. (Kapı zili çaldı)
(TV Hasan) Asıl senin Allah belanı... Boşuyorum seni!
(TV kadın) Asıl ben seni boşuyorum!
Ben tüm gün o zigon sehpalarla evde oturdum.
Giderken de götüreceğim tabii yanında. Haksız mıyım?
Seni insan yerine koyup da buraya gelen kafama ne yapayım?
-Gel lan buraya! -(TV kadın) Gelmem!
Vermeyeceğim eşyaları da, kal öyle.
Allah belanı versin! Evlendiğimiz güne lanet olsun!
(Kapı zili ısrarla çalıyor) Asıl Allah senin...
Ayakkabıları çıkarın oğlum, öyle içeri girmek yok.
Baba, hani bahçede oynayacaktık?
(Ahmet) Hayır dedim oğlum, hadi girin içeri.
Erdem, sen böyle yapınca kardeşin de girmiyor, hadi oğlum.
Bırak, istiyorlarsa bahçede oynasınlar işte.
Olmaz abi. Asosyal olmasınlar. Misafirlik nedir, öğrensinler.
Madem gezmeye geldik. İçeride oturacaklar. Hadi.
(Çocuklar bağırıyor)
(Ahmet) Oğlum, oğlum!
Oğlum, ileride çocuklarınızı alıp siz de misafirliğe gideceksiniz.
-Arkadaşlarınız size gelecek. -(Erdem) Bana ne gelmesinler!
♪ İstedim ki sokakta ♪
♪ Asık suratlı kalmasın ♪
♪ Büyükler büyüdükçe ♪
♪ Gülmeyi unutmasın ♪
♪ Bir merhaba ile selamladım insanları ♪
♪ Okul yolunda gördüğüm minik karıncayı ♪
♪ Yaşım küçük ama içimdeki kıpırtıyı ♪
♪ Biraz neşe katıp büyüklere, size veriyorum ♪
♪ Hayat gülünce çok güzel ♪
(Derin nefes alıp veriyor)
(Bebek ağlıyor)
(Ahmet bebeği pişpişliyor)
-Bu saate kadar uyudun mu sen? -Saat kaç ki?
Şu duvara bir saat takmadın Baki.
Alışkanlık olmuş her seferinde dönüp bakıyorum arkadaş.
Ben o duvarlara evde olduğum her zaman bakıyorum.
Yani?
Ben zamanı niye her dakika göreceğim Ahmet?
Boş işler bunlar.
Ya! Burada hiç oyuncak yok.
Başladık.
-Bu vazoyu alın, bana çiçek toplayın. -Bahçeden mi?
(Ahmet) Şakacıktan oğlum.
Halının desenlerini çiçek düşünün, toplayın işte. Bak mesela şöyle...
Buradan kırmızıdan alalım, renkliden biraz alalım.
(Bebek ağlıyor)
(Ahmet) Erdem! Ne yapıyorsun oğlum?
(Çocuklar bağırıyor)
Kırılmadı, kırılmadı, tamam.
(Ahmet) Şurası biraz çatlamış. Tüh!
-Erdem, niye böyle yaptın oğlum? -(Baki) Ahmet, Ahmet!
Çocukları sosyalleştirmek için eve tıkmak ne demek oğlum?
Bırak dolaşsınlar işte, sen kaşındın.
-Annenin vazosu muydu bu? -Bırak abi, anne mi kalmış?
Vazo önemli değil.
Ne olur gönder şunları dışarı, hadi.
Halledeceğim.
Uslu durursanız dışarı çıkmanıza izin vereceğim, anlaştık mı?
-Ne zaman izin vereceksin? -Yarım saat sonra.
Ses ederseniz ama asla izin vermem ona göre Erdem, tamam mı?
(Çocuklar iç çekti)
Sen şeyden sonra çok tuhaf oldun abi, içine kapandın.
Uzmanlar, bu durum çok iyi değil diyor Baki.
-Hangi uzmanlar? -Televizyonda sürekli izliyoruz ya.
İyi, izle, aferin.
-Şeyi bu kadar kafana takmaman lazım. -Şey, şey deyip durma!
Nazım abi o.
Sen istediğin kadar takma.
Her işin bir uzmanı var, dinlemek lazım.
Benim uzmanlığıma şey diyerek diğer uzmanları övemezsin bana.
Bugün bir gassal, televizyona çıkmıyorsa...
...hepiniz yalan dolanlarınıza daha fazla sarılın diye.
Sağlıklı beslenmek için, milletin dedikodusunu izlemek için...
...uzmanları dinliyorsunuz. Peki gassaller?
Yok.
Gassalleri yok sayan bir televizyon düzeniniz var...
...çünkü yaşamaya bayılıyorsunuz.
Televizyona çıkarım, iki cümleme bakar.
(Çocuklar kavga ediyorlar)
Erdem, Erdem, çocuklar! Baki, tutsana şunu.
(Baki) Erdem hadi, hadi dışarı. Dışarıda oynayın.
Hadi çık, çık. Bahçede oynayın, hadi.
Hadi.
Hadi, hadi bakayım, hadi.
Ama babam dedi ki...
Tamam, yarım saat dedi, yarım saat oldu.
Siz de sosyalleştiniz, beynimiz de, tamam mı? Bahçede oynayın artık.
(Baki'nin zihninde bisiklet kornası duyuluyor)
(Baki'nin zihninde çocuk sesleri duyuluyor)
Bahçeden dışarı çıkmak yok!
Erdem, beni duydunuz mu?
Daha yarım saat olmamıştı.
Bana oldu gibi geldi. Malum, duvarda saatim de yok ya.
Bakiciğim, çocuklara bir söz verdiğinde...
...kurallara uymak çok önemli.
Ahmet, vallahi seni çok seviyorum, çocukların da o kontenjana dâhil.
Vallahi bak ama zorlama.
Kendi ölümüne takıldın derken bir de Nazım abi şey oldu tabii.
-Ne oldu? -Öldü abi, öldü. Mutlu musun?
Ahmet, adam öldü diye ben niye mutlu olayım?
Onu kastetmiyorum, lafı çevirme.
(Sessizlik)
Hişt!
Cenaze evinde Elif de varmış.
Yani?
Oldu mu bir şey?
Tabii, canım.
Bir anda oldu, kaybettik kendimizi.
Cenaze evinde aşka geldik Ahmet, evet!
Sinirlenince çok çirkin oluyorsun Baki.
Çekilmiyorsun.
Allah'ı var, Elif hoş kız.
-Kerime'nin Allah'ı yok muydu? -Tövbe ya Rabb'im, onu demiyorum.
Sanki Elif'le böyle bir yakınlaştınız gibi geldi bana.
Biz zaten hep yakındık Elif'le.
İşte bu bir işaret.
Kız neden seninle yakın Baki, neden benimle değil?
Neden sen?
Çünkü yoğun bakımda çalışıyor...
...ve ölüleri bana getire götüre mecburen çok görüştük.
Hayır, öyle bakmayacaksın olaya. Neden sana getiriyor?
Neden başkasına götürmüyor da sana getiriyor oğlum.
Gassalim ya ben.
Yok, senin bakış açına heyecan getirmen gerek abi, bu böyle olmaz.
Sürekli ölüleri görmekten için dışın kurumuş, Baki.
Ne yapayım, istifa mı edeyim?
Onu demiyorum ama yaşamayı da bir düşün.
Kucağına bir bebek alsan, ölecek gibisin Baki.
Ne alakası var?
Şu evine bir bakar mısın abi, şu etrafına bir bakar mısın?
Bak, abi.
Bu eve, kadın eli değmeli Bakiciğim.
Kadın, dokunduğu yeri güzelleştirir, heyecan katar.
Sen kendi kendine düşünüyorsun ya ben ölünce beni kim yıkayacak diye...
...bunları da düşünmeyeceksin, emin ol.
Kız istedik de ne oldu?
Boş ver, evlenmeyeceğim ben.
İnsan, hiç öldüğünde biri beni yıkasın diye evlenir mi?
Kadın beni yıkayamaz zaten, nikâh düşer.
Öldüğünde seni yıkasın diye değil...
...yalnızlık sana yaramıyor, biliyorsun.
İnsanın eşinin olması güzel bir şey. O yüzden evlen diyoruz sana zaten.
(Bebek ses çıkarıyor)
Baban yesin mi seni? Ben kızıma kurban olurum.
Ben kızıma kurban olurum.
Hop yaparım ben bu kızıma. Hop yaparım kızıma.
Baki amcası bak, nasıl gülüyor.
Çocuğu sarsıyorsun o yüzden gülüyor.
Salaklaşıyor hâliyle. Kafasını sarsma.
Hiç de öyle değil, hiç de öyle değil.
Ben bakınca gülüyor, değil mi?
Ben bakınca gülüyor benim kızım. Gül kız, bir kerecik daha.
Gül kız bir kerecik daha. Evet, prensesim.
Bıçaklandığım zaman dağ lalesi gördüm.
(Ahmet dış ses) Hayalinde mi?
(Baki dış ses) Yok, gerçekten de dağ lalesi vardı.
Mezarlıkta.
Biraz önce de sanki benim bahçemde gördüm.
Buralarda pek bulunmaz ama.
En son babamla gittiğim köyde görmüştüm.
Bana toplamıştı.
(Baki'nin zihninde çocuk sesleri duyuluyor)
Ne zaman çıkacak hapisten, var mı bir haber?
Bu ay çıkıyormuş.
Ahmet, biraz çıkalım mı? Bunaldım ben, olur mu?
Ayaklanırız biraz.
Akşama yemeğim yok Baki. Neslihan da erken gelecek, bize gel.
Hem inşaata başladım.
Hangi inşaata?
Evin önüne havuz yapıyorum. Başladım, ufaktan kazıyorum.
Burada hangi evin bahçesinde havuz var Ahmet?
Kimsenin ama bizim olacak.
(Telefon titreşimde çalıyor)
Üşütmezse bari.
Bence nefes alması bile mucize şu an.
İki dakika tutsana, ayakkabılarımı giyeceğim.
Hadi ben gidiyorum.
Erdem, hani büyüklerimize dil çıkarmıyorduk oğlum.
(Erdem) Nereye gidiyor?
(Ahmet) Baki amcanızın işi çıkmış.
-(Erdem) Ne işi? -(Ahmet) Temizlik.
(Kuşlar ötüyor)
Bu kışta kıyamette yapılacak iş değil bu.
Ölüyü mü diyorsun abi?
Yok, ölmenin zamanı mı var?
Dondurmayı diyorum.
Dedem dondurmacıydı, soğuk soğuğu keser, derdi.
Ben de gassalim, soğuklar birleşince boğazı keser diyorum Nadir.
Sen beni dinle.
(Araba yaklaşıyor)
Oğlum, insanlar ölüsünü getiriyor...
...dondurma yalayarak mı karşılayacaksın? At şunu, at!
(Arabaların kapıları açılıyor)
(Kapılar kapandı)
(Kuşlar ötüyor)
-Baki sen misin? -Evet.
Taylan abimizi sen mi yıkayacaksın?
Taylan abi cenaze arabasındaki mi?
Evet, vefat etti.
O zaman ben yıkayacağım.
Bekle burada.
İçeride senden başka biri var mı?
Sadece Nadir var.
Nadir kim?
Çırağım.
Onu bilmiyoruz, biz seni tanırız.
-Beni nereden tanıyorsunuz? -Bize senin ismini söylediler.
Taylan abimi sen yıkayacaksın.
Nadir bana yardım ediyor sadece.
Yardımsız olmuyor mu bu iş?
Yani zor olur, çevirmek gerekiyor, gömlek giydiriliyor falan.
Gömlek?
Bize gömlek falan söylenmedi. Biz gömlek getirmedik.
Bu öyle değil, giydirdiğim şeye diyorum gömlek.
-Kefen yani. -Anladım.
Burada bekle.
(Erkek) Kefen istiyor.
Kardeş, sen gassal misin?
Evet.
Ben bugün şoför olarak başladım da.
İyi ettin, hayırlı olsun.
Bak, bu adamlar mafya. Ben sana diyeyim.
Gelmeden yedi ceddimi araştırdılar.
Doğrudur.
Mafya...
Mafya da yıkıyor musun sen?
Ölürlerse tabii.
Kurşunlamışlar, feci.
Sokağın başına silahlı adamlar da yerleştirdiler.
İlk günden kime denk geldik!
Ben zaten masabaşı iş istedim de denk gelmedi işte, denk gelmedi.
Bak seni çağırıyorlar.
Başınız sağ olsun.
Taylan'ı siz yıkayacakmışsınız. Yanında kimse olsun istemiyorum.
Yardım için gerekiyor.
(Kadın iç geçirdi)
(Kadın ağlıyor)
Ben gelsem olur mu?
Uygun olmaz. Ölünce nikâh düşer malum.
Bizim düşecek nikâhımız falan yok zaten.
Dedim ona bir imza atalım diye, atmadı hıyar.
Ne diyeyim, kısmet.
Belalıları birazdan buraya gelir.
Bu adamları görüyor musun?
(Kadın) Hepsi şu anda ne olacağım derdinde.
Kafalarında kuruyorlar, "Birliğimiz bozulacak mı?"...
..."Yerine kim gelecek?" kesin.
Ben sadece yıkayıp teslim ediyorum.
(Kadın) Üzerine bütün şarjörü boşalttılar.
Sakat bırak, ne öldürüyorsun?
Ama soran olursa tek kurşunla sırtından diyeceksin.
Bana genelde kimse böyle sorular sormaz.
Bu sırtlanlar sorar.
En çok aralarında şu kısa boylu olana güveniyorum.
(Kadın) O yıkamaya seninle gelebilir mi?
Bana fark etmez.
-Eğer biri görmek isterse o halleder. -Ben de hallederim.
Adam vurur musun?
-İçeri girmek istediler diye mi? -Evet.
Hayır, yani vurmam.
Ben öldürmüyorum, ölürlerse yıkıyorum.
Biz malzemeleri getirdik.
Bunları kullanırsın.
(Kuşlar ötüyor)
Bana yardım edecekler Nadir.
Sen çıkabilirsin ama dışarıda yeni şoför var, onun yanında...
...beklersin.
Sen konuşurken çıktı. Yakalayayım mı?
Hayır, gitmeye bahane arıyordu zaten.
Resmen battık, kaldık mı ortada!
Bu kadın da başımıza hanımağa mı kesilecek artık?
Şunun ucunu tutsana.
Kime gideceksin, kime katılacaksın?
Başımıza iş aldık, yeminle iş aldık.
Üç ay sonra da beni yurt dışına gönderecekti.
Ne güzel rahatlayacaktım, kurtulacaktık.
Plansız olur bu işler.
Yok, yok, planlı yapmışlar.
Tek kurşun diyorlar ama delik deşik etmişler.
Birleşip pusu kurmuşlar.
Ah Taylan abim!
Mevtanın yanında böyle konuşmayalım isterseniz, huzursuz olmasın.
Duyuyor mu?
Lan, lan, lan!
Oğlum ne oluyor? Ne oluyor?
Ne oluyor?
Bir şey yok efendim.
O zaman bana niye silah doğrultuyorsun salak?
Ben silahı refleksten çektim efendim.
Yoksa ben size silah doğrultur muyum?
Oğlum, ne oluyor?
Lan! Ne oluyor?
Abla, yapma abla!
Bırakın lan beni!
Abla, abla! Ben Taylan abinin yoldaşıyım.
Abla, abla!
Bırakın lan beni! Abla, abla!
İlla bir yardımcı gerekiyor diyorsun, öyle mi?
İyi olur.
O zaman biz kısa bir ara verelim, bir karar almamız gerekiyor.
(Kuşlar ötüyor)
Nereye düştüm ben?
Gasilhaneye.
Ama abi bu kadar kalabalık olması normal mi?
Üzülme, kimsesiz cenazeler de oluyor arada.
Herkesin bu kadar seveni olmaz tabii abi.
Vallahi mafyanın ölüsü bile olay.
Biz ölsek bir tek ana tarafa gelir.
Baba tarafı gelmez bile.
Zaten halasıyla iyi geçinen çok az insan var Merdan kardeş.
(Kuşlar ötüyor)
-Baksana, ne oldu içeride? -Bir şey olmadı.
(Erkek koruma 1) İsmail, cesedi niye vurmak istedi?
Vurmak istemedi, birden panik oldu.
Mehmetler, kesin Façalılara katılacak.
(Erkek koruma 2) Katılırlar tabii. Baksana, bir biz ortada kaldık.
Şimdi işim çıktı deyip gidemezsin de.
Hayır, illa bir gün öleceksin.
İnsan bir vekil verir, benden sonra şu gelsin, der.
Dedi abi, İsmail abiyi dedi işte.
Onu şimdiye gömmüşlerdir.
Gömmek derken?
Mecazen söylüyorlar, değil mi abi?
Zaten yıkamadan olmaz, ölse bile öyle pat diye gömemezler.
Masabaşı iş olsaydı iyiydi.
Şoförlük deyince ben de böyle makam şoförlüğü falan sandım.
Cenaze arabası sürmekten âlâ makam şoförlüğü yok.
Al sana kıdemli adam.
Biz cenazemizi burada ne kadar bekletebiliriz?
Dondurucumuz yok, yıkayıp gönderiyoruz.
İkindiye yetişmesi gerek.
İkindi derken?
Mesela altıya kadar kalsa olur mu?
Namazı kastettim ben.
Namaz sonrası cenaze namazı kılınıyor.
Yok, başka namaz da var, biliyorum ben.
Hatta hava karardıktan sonra da ezan okunuyor.
Var tabii, var, beş tane var.
Ama akşamla yatsıya genelde ölü kaldırılmaz.
Neden? Kaldırıyoruz biz.
Nerede?
Birtakım pürüzler çıktı.
Biz şimdi gideceğiz ama hemen döneriz.
Burada siz arkadaşlarla bekleyin. O şeye yetişiriz biz.
İkindi namazı.
Ona.
Taylan size emanet.
(Ayak sesleri yaklaşıyor)
-Hanginiz ölü yıkayıcı? -Bu.
Gitmeden önce seninle konuştular, değil mi?
(Erkek) Ne dediler?
Bir saate geliriz dediler ama.
Peki hiç birileri gelecek falan dediler mi?
Ya da nereye gittiklerini söylediler mi?
Demediler bir şey.
Façalılar falan bir şey dediler ama.
Abi söylesene, adamlara yardımcı olsana.
Tamam, siz geçin içeri, yıkamaya başlayın.
Biz de burada bekleriz.
Yanında yardımcı olmasın dediler.
(Erkek) Sorun yok.
Hepiniz geçin içeri, yıkayın işte beraber.
Ben de geçeyim mi? Ben şoförüm ama.
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
Nadir, şu ahir ömrümde ilk defa kendi isteğinle...
...gönüllü olarak içeri girdiğini gördüm.
Bakma abi, bu kadar adam insanı korkutuyor.
Bu en azından ölü, bir şey yapamaz diyorsun.
Adamı rahat bırak.
Adam zaten rahat abi, en rahatımız o.
Baksana, dağ gibi adamlar arkasında, gül gibi sevgilisi var.
Kadın, yas tutuyor. Simsiyah da giyinmiş.
Yas tutmak öyle bir şey değil kardeş.
Peki nasıl bir şey?
Üstünde ne varsa o hâlde evden çıkar gelirsin.
Gerçek yas, cenazeye ayıcıklı pijama ile gelmeyi gerektirir.
Ne olursa olsun adam şanslı abi.
Hayattayken bizim hiç göremeyeceğimiz sofralarda neler neler yedi.
Allah bilir nereleri gezdi, gününü gün etti.
Vallahi hayat bu.
Hayat bu mu Merdan?
-O anlamda demedim. -Ben bu anlamda dedim ama.
Cenazen kalabalık olsun istemez misin abi?
Seni sevenler gelsin, kapıya doluşsun, üzülsünler…
İstemezdim.
Yalancının?
Niye insanlar üzülsün isteyeyim kardeş?
Seni sevdikleri için.
Bu adamı ölüm yıl dönümünde falan anarlar.
Gelirken mezar yerinin adresini verdiler.
Adamlar özel yer almış.
Manzarası var, püfür püfür eser orası.
Ölülerin manzaraya ihtiyacı olmaz Merdan.
Dirinin var ama.
Ziyaretine gelenler manzaraya doysun istemez miydin?
İstemem.
Abi, sen bekâr mıydın?
Çünkü evli olsan karın gelsin istersin.
Ne desem susacaksın Merdan kardeş?
Bu adama her gün hatim indirirler, hatim.
Doğru söyle, senin gelenin bu kadar olmaz diye kızdın, değil mi?
Hiç susmuyorsun diye kızıyorum şu an.
Söylesene abi, mesela bizim cenazemiz olsa başımızda kaç kişi kalır?
(Sessizlik)
Tamam abi, o kadar şey etme.
(Merdan) Bekârlık da iyi.
Hiç kimse gelmezse annen gelir zaten.
Gelemez.
Neden?
Ölü çünkü.
-Allah rahmet eylesin abi. -Âmin.
Kız arkadaşın gelir. En azından başka birini bulana kadar gelir.
Yok mu öyle bir sevdiğin?
O zaman adamı ben değil de sen kıskansan yeriymiş.
Hadi.
(Baki) Bismillâhirrahmânirrahîm.
-(Erkek) Bitti mi? -Evet.
Son kez vedalaşmak isteyen var mı?
Yok.
Tamam, alabilirsiniz o zaman.
(Kuşlar ötüyor)
Al işte, gelmemişler.
Façalılarla görüşmüş olabilirler mi?
Saçmalama.
Aralarında konuşmuşlar, Façalılar falan demişler.
Ölü yıkayanlar da duymuş.
O anlamda dememişlerdi.
Reis gömülmeden başka yere katılmazlar.
O zaman daha kötüsü, bunlar ofise gitti.
Kasa, ofiste değil miydi?
Kadınla bir olup gittiler işte.
Saçmalama, abinin kaç yıllık şeyi.
Biz de burada saf gibi bekledik.
-Kasanın anahtarı kimdeydi? -İsmail'deydi. Aldılar kesin.
(Erkek 2) O kadın paraları alıp çoktan uçağa bile binmiştir.
("Şahin Kendirci - Gülüm Benim" şarkısını söylüyor)
Demek şanslı adam!
("Şahin Kendirci - Gülüm Benim" şarkısını söylüyor)
(Söyledikleri duyulmuyor)
(Şarkı devam ediyor)
♪ Kalbimdeki tatlı sızı ♪
♪ Sensin bu gönlümün yazı ♪
♪ Bakışların öyle güzel ♪
♪ Öldürüyor beni nazın ♪
♪ Karda açan çiçek gibi ♪
♪ Çölde yağan yağmur gibi ♪
♪ Sevincimsin mutluluksun ♪
♪ Sana öyle hasretim ki ♪
♪ Gülüm benim gülüm benim ♪
♪ Derdim aşkım canım benim ♪
♪ Ayırmasın mevlam bizi ♪
Gel.
♪ Budur inan tek dileğim ♪
♪ Gülüm benim gülüm benim ♪
♪ Derdim aşkım canım benim ♪
♪ Ayırmasın mevlam bizi ♪
♪ Budur inan tek dileğim ♪
("Şahin Kendirci - Gülüm Benim" şarkısını söylüyor)
(Şarkı devam ediyor)
♪ Bir yürürse bahar yürür ♪
♪ Çiçek yürür peşin sıra ♪
♪ Gülüşlerin öyle güzel ♪
♪ Can katıyor bu canıma ♪
♪ Ufkumdaki güneş gibi ♪
♪ İçimdeki nefes gibi ♪
♪ Ne bir heves ne bir tutku ♪
♪ Kara sevda benimkisi ♪
♪ Gülüm benim gülüm benim ♪
♪ Derdim aşkım canım benim ♪
♪ Ayırmasın mevlam bizi ♪
♪ Budur inan tek dileğim ♪
♪ Gülüm benim gülüm benim ♪
♪ Derdim aşkım canım benim ♪
♪ Ayırmasın mevlam bizi ♪
♪ Budur inan tek dileğim ♪
♪ Gülüm benim gülüm benim ♪
♪ Derdim aşkım canım benim ♪
♪ Ayırmasın mevlam bizi ♪
♪ Budur inan tek dileğim ♪
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.