Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Kadın ağlıyor)
(Horoz ötüyor)
(Köpekler havlıyor)
(Baki'nin zihninde bisiklet kornası duyuluyor)
(Baki'nin zihninde çocuk sesleri duyuluyor)
(Kadın ağlamaya devam ediyor)
(Kuşlar ötüyor)
Geri dönmüyorlar.
Çok ağlamıştım annem öldüğünde.
Çok ama.
Sonra dedim ki eğer dönülme imkânı olsaydı annem gelirdi.
Dayanamaz gelirdi.
Benim annem o gün gelmedi ya, ben o zaman anladım.
Giden gelmiyor.
Bu kadar çok ölü görmeye nasıl dayanıyorsun?
Ben de normal insanları anlamıyorum.
Bu kadar çok diri görmeye nasıl dayanıyorlar diye.
(Elif) Nazım abiyi de yıkayacağını hiç düşünmemiştim.
O da düşünmemişti ki.
O beni yıkar diye plan yapmıştık.
Ama işte...
Ölüm; bütün planları bozan, bütün randevuları iptal ettirendir Elif.
Hiç üzülmüyor musun?
Ağlayamayacak kadar çok.
Hocam, nereye koyacağız şeyi?
-Neyi? -(Erkek) Nazım abiyi işte.
(Baki) Şeyden abiye nasıl hızlı geçti!
Arkaya koyacaksınız.
Bir dua okusaydınız hocam.
Ben hoca değilim ama yıkarken okudum.
Arabaya koyarken de okusaydınız.
Mevta, cenaze arabasına konurken okunan bildiğin bir dua mı var?
Bizim yok ama yani belki sizin vardır diye dedim.
Besmeleyle koyun işte, hoca da birazdan gelir.
(Horoz ötüyor)
(Köpekler havlıyor)
Senin gassal olduğunu anlamadılar galiba.
Anladılar ama işte el âleme kalsa gassallik yıkamakla bitmez ki.
Yıkayıp pakladıktan sonra övsem, nur içinde gibiydi bedeni...
...maşallah günahsız gitmiş desem beni daha çok severler.
Cenaze evinde bir de yanık sesle bir ilahi patlatsam...
...tadından yenmez.
Ne diyorum ben?
♪ İstedim ki sokakta ♪
♪ Asık suratlı kalmasın ♪
♪ Büyükler büyüdükçe ♪
♪ Gülmeyi unutmasın ♪
♪ Bir merhaba ile selamladım insanları ♪
♪ Okul yolunda gördüğüm minik karıncayı ♪
♪ Yaşım küçük ama içimdeki kıpırtıyı ♪
♪ Biraz neşe katıp büyüklere, size veriyorum ♪
♪ Hayat gülünce çok güzel ♪
Dördünüz tutun uçlarından, arabaya götüreceğiz.
Ben?
Şimdilik dört kişi yetiyor kardeşim.
Bana görev yok mu?
Boş boş durdu demesinler şimdi. Nazım'ın en yakın arkadaşıydım.
Sen koridora bak abi. İnsan varsa önümüzü boşalt.
Yol açıcı gibi mi?
-Evet, abi. -Tamam.
Benden işaret bekleyin.
Hadi, hepiniz birer ucundan tutun. Hadi, bismillah.
(Adam) Dua okudun mu?
Okudum, gelirken içimden okudum.
Besmele çekin siz, yeter.
-Aynı anda mı? -Hadi abi, kaldırın artık.
Adam burada kaldı.
Koroya gerek yok. Besmeleyi içinizden çekin.
Bekir abi yola bakacaktı.
Hişt! Müsait, gelin.
Hadi.
(Hep birlikte) Bismillah.
(Kuşlar ötüyor)
Cemaat, başınız sağ olsun.
Allah razı olsun, dostlar sağ olsun hocam.
Arabaya kim binecek?
Hocam, siz binin.
(İmam) Ben zaten bineceğim.
Yanıma biri daha gelebilir.
(Bekir) Benim arabam var hocam.
Zamanında rahmetliden satın almıştım.
Geçen sene, değil mi?
(Bekir) Evet.
Hey gidi Nazım!
Bana sattığın arabayla kaderde cenazene de gelmek varmış.
Yani, gelecek olan var mı, yok mu?
O zaman ben arabayla gidiyorum, siz arkadan gelin.
Hocam, evi biliyorsunuz, değil mi?
-Eve gidecek miyiz? -Tabii.
Son bir kez görsün evini.
Tabutta ama abi.
Ne?
Göremez muhtemelen.
Bizim âdetler böyle.
Gitmeden bir görsün. Veda gibi.
Tamam, Baki. Tamam, sorun yok.
Fakat yukarı çıkarmayalım, olur mu? Benim vaktim çok yok.
Hadi, buyurun. Hadi.
Hocam, Nazım'dan aldığım beyaz arabayı takip edersiniz.
Geçen sene aldım dedim ya.
Biz evi biliyoruz zaten.
Olsun hocam, siz yine de takip edin. Yolu şaşırırsınız falan.
Hadi gidelim, hadi.
(İç çekti)
-Geç hocam, geç. -Sağ ol.
(İmam) Bismillah.
(Dua okuyor)
-Hocam. -Evet?
Arabayı kullanacak kişi gelmedi.
Tabii Baki, görevlendirme işi uzun sürebilir.
Adam yolda mı?
Hangi yolda?
Cenaze arabasının şoförü nerede?
Arkada.
Kim kullanacak arabayı? Ayarlamadın mı?
Yok, sen ayarladın sandım.
Hocam, beyaz arabayı takip edecektiniz.
Kapıya kadar gittim, yürüyerek geri geldim.
-Etmediniz. -Edemedik.
(Bekir) Niye?
Şoför yok.
(Aramada klasik müzik çalıyor)
(Arama tonu)
(Kadın) Cenaze hizmetleri, ben Merve.
Merve kardeşim.
Öncelikle konuşmalarımız hizmet standartları gereği...
...kayıt altına alınmaktadır.
Tamam, alın. Bizim şimdi cenazemiz var.
Başınız sağ olsun.
Size hitap edebilmem için adınızı öğrenebilir miyim?
Baki.
Baki Bey, mevtanın nesi oluyorsunuz?
İş arkadaşıyım.
Mevta ne zaman öldü?
-Dün kaybettik. -Anlıyorum.
Aileden birileri ararsa defin ve belediye hizmetleri için...
...bilgi verebiliriz.
Ayrıca seyyar cenaze yıkama aracımız, taziye çadırımız...
...ve 150 kişiye kadar yiyecek servisimiz vardır.
-Onları istemiyoruz. -Yemek gelseydi bari.
Siz isterseniz sonra arayın.
-Sen söyle şimdi. -Akraba istiyorlar.
-Ne? -Akraba istiyorlar.
-Hanım kızım, adın neydi senin? -Merve efendim.
Merve kızım, ben mevtanın teyze oğlu oluyorum da.
Yemek servisimiz var dediniz.
Sadece helva mı yoksa ana yemek de var mı?
Yemek efendim.
Çorba, ana yemek, pilav, tatlı olarak da helva.
Dört çeşit oldu.
Evet efendim dört çeşit.
Evin adresini verirseniz ekibi yönlendiririm.
Adres...
Açık adres mi yoksa tarif etsek olur mu?
Açık adresi olması gerek efendim. Ekip, navigasyondan buluyor.
İyi o zaman, adresi öğrenince tekrar arayalım.
İyi günler, tekrar başınız sağ olsun.
Alo, bizim cenaze...
(Aramada klasik müzik çalıyor)
Ben mi kıza telefonu kapat dedim?
Az kaldı kız duyacaktı.
Belediyenin böyle bir hizmeti varmış. Aileye faydası olur dedim, fena mı?
(Arama tonu)
Cenaze hizmetleri, ben Merve.
Merve kardeşim.
Konuşmalarımız hizmet standartları gereği kayıt altına alınmaktadır.
Tamam, alın. Az önce de aramıştım.
-Bizim cenazemiz var. -Başınız sağ olsun.
Size hitap edebilmem için adınızı öğrenebilir miyim?
-Baki. -Baki Bey, mevtanın nesi oluyorsunuz?
Bit kadar belediye. Bu kadar resmî konuşmak neyin nesi?
-Baki Bey... -Bırak!
Hatice teyzenin ortanca torunu değil misin?
Evet, Baki Bey.
Cenaze, Nazım abinin yahu. Haberin yok mu?
Duydum, Nazım abiyi kurşunlamışlar. Hem de gündüz vakti.
Gece mi kurşunlasınlar isterdin?
Ne gibi Baki abi?
Cenaze arabasını kullanacak kimse yok.
Ben araba kullanmıyorum.
İmam Efendi izinsiz kullanamam, dedi. Belediye malıdır diye.
Gasilhanenin önünde kaldık.
İmam kullansın, abi.
O zaman ben söylüyorum imama.
Belediye onay verdi diyorum, tamam mı?
Yok abi, resmî araç sonuçta. Ben kafamdan izin veremem.
Merve, kimden izin alacaksan al abiciğim.
Şoför lazım bize.
(Merve) Abi, ben sorayım ama cevap vermeleri birkaç saati bulur.
İyi, bekleyelim.
Nazım abi arabaya yabancı da değil nasıl olsa.
(Bağırıyor) Beklemekten şişsin mi adam?
Normalde buraya yeni şoför gelmeyecek miydi?
Gelecek de bugüne yetişmez. Bugün başvurulara bakılır.
Bak Merve, ben imama söylüyorum.
Ya da dur, imama yalan söyleyemem.
Buradan birine arabayı sen kullanacaksın...
...izin verdiler, diyorum. Tamam mı?
Seni arayan olursa da sen onayladık dersin.
-Onaylamadık ki ama. -Onayla artık Merveciğim ama!
Lütfen, rica ediyorum.
Baki abi, konuşmalarımız kayıt altında.
Neden abiciğim?
Hizmet standartları gereği.
Abi, siz gelin. Cenaze arabasını siz kullanacaksınız.
Görevli mi öyle söyledi?
Hocam önünde sonunda biri kullanacak.
(Bekir) Benim araba ne olacak?
-Ben ne bileyim kardeş? -Hani, şu beyaz olan.
İlla biri kullanır. Arkadaşlar beyaz arabayı kullanacak biri var mı?
Ben kullanayım diyeceğim ama düz vites değil.
Otomatik kullanamam.
Evet, Merve Hanım kızım.
Köstekçi Sokağı, doğru.
Ne zaman gelir?
(Kuşlar ötüyor)
(Kapı açıldı)
(Rüzgâr esiyor)
(Kuşlar ötüyor)
(Köpekler havlıyor)
Allahuekber.
(İmam) Allahuekber.
(Kadın ağlıyor)
(İmam) Allahuekber.
Es-selâmü aleyküm ve rahmetullah.
Es-selâmü aleyküm ve rahmetullah.
Bismillah.
Dua okudunuz mu hocam?
Gömerken okuyacağız.
İndirirken de okusaydınız hocam.
Oğlum ne yapıyorsunuz siz?
Son dakika puan mı toplatmaya çalışıyorsunuz Nazım abiye?
Her adımda okunacak dua yok.
Sen okumazsan okuma. Hoca okuyacak belki. Allah Allah!
Dua da okuyacağım, talkın da vereceğim, merak etme.
-Ne vereceksiniz? -'Spoiler' verecek.
Kabirde meleklerin sorularının doğru cevaplarını fısıldayacak.
-Sufle gibi düşün. -Allah razı olsun hocam.
-Tövbe estağfurullah. -Hadi bir omuz atın.
Bismillah.
İlkokulda sıra kapıyor sanki.
Pis!
(Derin nefes verdi)
Çok kötü oldu Baki, çok.
Kötü demeyelim abla.
Allah'ın gücüne gider derler.
Gömmesinler Nazım'ı.
Gömmeyip ne yapacağız abla, turşusu... Tövbe.
Gömeceğiz, mecbur.
Oraya gömülmesin.
Evin bahçesine falan artık izin verilmiyor abla.
Nazım, abisiyle küstü.
Hayır olsun, yapacak bir şey yok.
Bazıları küs gider.
Abisinin yanında durmasın.
Tamam, biz gömeriz.
Abisini yanımıza almayız.
Gel o zaman.
(Kuşlar ötüyor)
Ben konuştum, buraya gömülmeyecek.
(İmam) Kiminle konuştun Hande abla?
Baki'yle.
-Sen kiminle konuştun? -Kimseyle.
Ne oluyor burada?
Yan tarafta Kazım'ın mezarı var, abisi.
(Hande) Nazım, başka yere gömülsün.
(İmam) Ama aile mezarlığı burasıymış. Ondan burayı kazdılar.
Nazım, küs olduğu insanla aynı yerde durmazdı.
Baki, söyle buraya gömmesinler.
Bence şimdi...
Pek doğru olmaz abla.
Daralır, Nazım'ım daralır. Kazım'a küstü.
Küsmek, dirilere özgü. Bence artık barışmıştır.
Abisi hastayken çok uğraştı Nazım.
Abi yapma, etme, küs kalmayalım diye.
Ama adam inat.
Adam gıcık.
Adam Nuh dedi, peygamber demedi.
Belki başka Nuh'tan bahsetmiştir.
Nasıl?
(Fısıldıyor) Ne bileyim.
(Hande) Bari yan yana gömmeyin.
Kazım'ın başının olduğu yere Nazım'ın ayakları gelsin.
Onlar küçükken de aynı yatakta öyle uyurlarmış.
(İmam) Öyle olmaz yalnız.
Baş kısmı kıbleye gelir. Keyfî uygulamaya girer.
Yok.
Gömülmesin o zaman.
Gömmesek de kokar.
Kocan koksun mu Hande abla?
Senin karın koksun. O ne biçim laf?
Benim karım niye kokuyor?
Tamam.
Hande abla, Nazım abi bence gizlice barışmıştır abisiyle.
Belki sana dememiştir.
Yok. Çok konuşmaya çalıştı, olmadı.
Aracı tayin etti, yine olmadı.
Aracıyı nasıl tayin etti?
(Hande) El verdi.
Nazım adına konuşsun diye.
Tamam, bana da verdi el.
(Kuşlar ötüyor)
(Su sesi)
(Fısıldıyor) Allah'ım sen günah yazma.
Ne zaman el verdi?
Yakında, çok yakın bir zamanda.
Ama barışmaz ki.
Yok, barışmaz.
O kadar dedik, niyeti iyi, bir dinle diye.
Ama yok, adam Nuh diyor...
Peygamber olduğunu demiyordu.
Onu anladık abla, tamam.
Nasıl kibirli, nasıl kibirli görsen.
Ben diyor, büyüğüm ondan, diyor.
(Kazım dış ses) Elbette, o gelip özür dileyecek.
Atasını saymıyor mu bu adam?
-Böyle dedi. -Diyen toprak altında abla.
Takılmasan mı artık?
Besbelli senin de sinirlerin bozulmuş.
Nazım el verse bile Kazım inat.
Seni dinlemez.
Ben tek taraflı anlatayım abla. Belki dinler, olmaz mı?
-Baki. -Ne?
Kazım'ı da sen yıkamıştın, değil mi?
Evet.
Ondan da el almış olabilir misin?
-(Fısıldıyor) Olur mu? -Olur mu öyle?
(İmam) Uygundur.
Niye olmasın?
Yıkarken sonuçta elini de yıkadım.
Seni dinler mi?
Vallahi bana oyun ediyorsunuz gibi geldi.
Bir an evvel gömüp gitmek için.
Ne istersin?
Belediyeden izin alıp başka mezar açtıracaksan bekleyelim.
(Fısıldıyor) Yok, şuraya geçeyim.
(Kuşlar ötüyor)
(Baki, Kazım'ı taklit ediyor) Senin burada ne işin var lan, hadsiz?
(Baki, Nazım'ı taklit ediyor) Ama abi, hadsiz falan ayıp oluyor.
(Kazım'ı taklit ediyor) Abisine kızan adam hadsizdir...
...yalan mı?
(Nazım'ı taklit ediyor) Kızdım da boşuna kızmadım ki.
(Kazım'ı taklit ediyor) Neden kızmışsın peki?
-Abla. -Ne?
Sahi, Nazım abi neden kızmıştı?
Bizim oğlanı, Kazım'ın kapısına göndermişti.
Ne yapsa beğenirsin?
Gerçekten ne yapsa beğeneceğimi söyleyecek miyim?
Evet.
Çocuğun başını okşasa beğenirdim abla.
Yok, yapmaz.
Adam gıcık.
Oğlanı geri yollamış.
Bayram günüydü.
Bir şeker bile vermemiş.
Tamam.
-Seslendirmede nerede kalmıştım... -Bana sorma!
Baki, bana sorma.
Şu durumu idareden duysalar en iyi ihtimalle kınama alırım, bana sorma.
En son Kazım abi neden kızdığını sordu.
Söyle, Baki.
Benim oğlumu bir şeker vermeden göndermek amcalık mı?
-Benim oğlanı şeker vermeden... -Bayram günüydü.
Bunu da söyle, bir de bayram günü olduğunu söyle.
Bayram günü hiç küslük olur mu Kazım Efendi?
Çok üzüldü Nazım'ım.
(Kazım'ı taklit ediyor) Tamam, bende de hata var, affedin...
(Hande) Oğlum senden bir düdüklü şeker almadı.
(Hande) Öz yeğenin!
Bayramda boynu bükük kaldı.
Hep üzüldü Nazım.
(Kazım'ı taklit ediyor) Tamam yenge, madem öyle...
(Hande ağlıyor) (Hande) Olmasaydı öyle.
Nazım'ım üzüldü, daha ötesi var mı?
Yok, ölüme çare yok.
(Hande) Ölümüne çare bulamadım ama keşke Nazım üzülmeseydi.
Sen abisin.
Çocuğuma bir düdüklü şekeri çok gördün.
Abisin sen.
İnsan, hiç kardeşine küser mi?
(Hande ağlıyor)
İnsanın kardeşi, eniştesini vurur mu?
Kardeş dediğin ablasını dul bırakır mı?
Kardeş kardeşe hiç küser mi?
(Hande ağlıyor)
Hande abla...
...gömelim mi?
(Baki) İstemezsen bekleriz.
(Hande ağlıyor)
Kaldır, kaldır, kaldır.
-(Erkek) Yavaş. -Eyvallah Nazım abi.
(Erkek) Getir.
(Kuşlar ötüyor)
(Köpekler havlıyor)
(Kuşlar ötüyor)
Abla, istemiyorsan şimdi eve gitmeyelim.
Kalabalık.
Evde bekleyenler var.
Helva yapacağım, Baki.
Getiriyorlarmış belediyeden.
Yetmez, gelen giden çok olur.
Helvası az demesinler.
Desinler abla.
Helva düşünen olacaksa düşünsünler.
Onlar da lazım.
Neden?
Herkes acısını başka türlü yaşar Baki.
Kimi helvayı kavururken, kimi yerken, kimi pişirirken üzülür.
(Kuşlar kanat çırpıyor)
Sen de acını yaşa Baki.
Ağlamıyorsun.
Ama senin de gassalin öldü.
Nazım artık sözünü tutamaz.
Seni yıkamayacak.
Git, tut yasını.
("Şahin Kendirci - Çocuk Oldum" şarkısını söylüyor)
(Şarkı devam ediyor)
(Şarkı devam ediyor)
(Kadın dış ses) Süt nerede? Sadece suyla olmaz.
♪ Çocuk oldum yaşamadım çocukça ♪
♪ Gönlümce bir hayal bile kurmadım ♪
♪ Rüzgâr gibi uçtu giden... ♪
Şerbeti hazırlarken fazla kaynatma. Şekeri erisin, yeter.
♪ Bense geç kaldım ♪
♪ Büyümüşüm... ♪
(Kadın dış ses) Tereyağı yanmasın diye çok az sıvı yağ koy.
Kavurmaya da kısık ateşte başla.
♪ Beklediğim mutlu günler gelmedi ♪
♪ O tren de gitti... ♪
(Kadın dış ses) Fıstıkları ekleyince hiç durmadan kavur. Karıştır.
♪ Bense geç kaldım ♪
Bak, bu da sır.
Helvayı tam on beş dakika böyle dinlendireceksin.
Yoksa tadı tam olmaz.
("Şahin Kendirci - Çocuk Oldum" şarkısını söylüyor)
Anacığının ruhuna değsin inşallah.
♪ Aklar küme küme doldu başıma ♪
♪ Benzedim kuş uçmaz dağlar başına ♪
♪ Son mevsim bu artık her şey boşuna ♪
♪ Ömrümce gülmeye yine geç kaldım ♪
♪ Yine geç kaldım ♪
♪ Büyümüşüm büyüklerim söyledi ♪
♪ Kötü şansım bana yine gülmedi ♪
♪ Beklediğim mutlu günler gelmedi ♪
♪ O tren de gitti yine geç kaldım ♪
♪ Yine geç kaldım ♪
("Şahin Kendirci - Çocuk Oldum" şarkısını söylüyor)
♪ Aklar küme küme doldu başıma ♪
♪ Benzedim kuş uçmaz dağlar başına ♪
♪ Son mevsim bu artık her şey boşuna ♪
♪ Ömrümce gülmeye yine geç kaldım ♪
♪ Yine geç kaldım ♪
♪ Büyümüşüm büyüklerim söyledi ♪
♪ Kötü şansım bana yine gülmedi ♪
♪ Beklediğim mutlu günler gelmedi ♪
♪ O tren de gitti yine geç kaldım ♪
♪ Yine geç kaldım ♪
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.