Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Floresan cızırtısı)
(Su alıyor)
(Erkek) Sübhâneke ya Rabb'im.
(Sessizlik)
(Sessizlik)
(Kapı açıldı)
(Kapı kapandı)
Yardım etsene Nadir.
Başta acemidir, heyecanlıdır dedik ama bu böyle olmaz Nadir.
Şu adamı dün bu vakitlerde görsen oturur sohbet ederdin.
Şimdi ölü diye neden korkuyorsun?
Bir ölü sana kızamaz.
Kafana silah dayamaz.
Seni dolandırmaz.
Senden çalmaz, arkadan kuyunu kazmaz.
Kusura bakma, seninle alakalı değil. Bu adamın ödlekliği.
Tövbe tövbe!
Sıra bunda değil Nadir.
(Kalp atış efekti)
Tamam, ben hallederim. Böyle yapacaksan çık git.
Mevtanın (ölünün) yanında ayıp oluyor.
(Kapı kapandı)
Bu mudur yani?
Lafımı bitirmeden kaçmak nedir!
Sanki adam bir şey yapacak.
Tövbe tövbe ya Rabb'im ya Resûlullah.
(Sessizlik)
(Derin nefes verdi)
(Araba yaklaşıyor)
-Kimse yok. -(Şoför) Kimsesizmiş.
Bugün başka biri gelir mi?
Ne bileyim ben Nazım abi, Allah'ın işi.
Randevuyla çalışmıyoruz.
Hadi bir el at şuna, hadi.
(Gök gürlüyor)
(Yağmur yağıyor)
(Erkek) Hadi bismillah.
Kaldır biraz.
Senin çırak nerede?
Yine sıvıştı (kaçtı).
Oğlum olur mu öyle?
Allah Allah! Her şeyi sen mi yapacaksın? Şikâyet et.
Anasıyla yaşayan adam, kovdum seni diyemezsin ki.
Senin iş de acımayla olacak iş değil ki oğlum.
Beden gücü lazım.
Hem psikolojik destek gerekiyor sana.
Sen de insanı gaza getirip durma Nazım abi.
Ne diyeceğim? Kime diyeceğim? Benden ne bekliyorsun?
Baki, sen de gelsene. Namaz için sayı yetmiyor.
Tamam.
Allahuekber.
(İmam) Allahuekber.
(Kuşlar ötüyor)
-Gelmiyor musun? -Yürüyeceğim.
(Nazım) İyi hadi, yürü.
(Cenaze arabası uzaklaşıyor)
(Kuşlar ötüyor)
(Horoz ötüyor)
(Baki'nin zihninde çocuk sesleri duyuluyor)
(Baki'nin zihninde okul zili çalıyor)
(Baki'nin zihninde çocuk sesleri duyuluyor)
(Baki'nin zihninde kanat çırpma sesleri duyuluyor)
(Islık çalınıyor)
(Ayak sesleri yaklaşıyor)
(Sustalıyı sapladı)
♪ İstedim ki sokakta ♪
♪ Asık suratlı kalmasın ♪
♪ Büyükler büyüdükçe ♪
♪ Gülmeyi unutmasın ♪
♪ Bir merhaba ile selamladım insanları ♪
♪ Okul yolunda gördüğüm minik karıncayı ♪
♪ Yaşım küçük ama içimdeki kıpırtıyı ♪
♪ Biraz neşe katıp büyüklere, size veriyorum ♪
♪ Hayat gülünce çok güzel ♪
(Kuşlar ötüyor)
(Baki inliyor)
(Erkek dış ses) Peki, bu durumda neden karnında hiç kan yok?
(Baki inliyor)
(Erkek dış ses) Mesela bağırsan sesin çıkmaz mıydı?
(Fısıltıyla) Yardım et.
(Erkek dış ses) Bence biraz abartıyorsun abi.
(Baki) Nasıl abartıyorum? O an sustalı karnıma girse ölmüştüm.
(Erkek) İyi de bir şey olmamış.
(Baki) Her zaman sonuç önemli değildir Ahmet.
Yaşadığım şey kötüydü.
(Ahmet) Ama sonuçta bir şey olmadı, değil mi?
(Çocuk sesleri)
Baki amcanızın evini dağıtmak yok, tamam mı?
(Çocuk hırlıyor) Erdem, kardeşimizi ısırmak da yok.
İnsan, yavrusuna ısırma diye tembih verir mi?
Anlıyorum seni Bakiciğim.
Stres olmuşsun, panik yapmışsın sen.
Ama geçmiş gitmiş işte, ölmemişsin.
Orada ölüyordum diyorum, sen hâlâ bana ne diyorsun Ahmet?
Ölmedin ama.
(Geçiş sesi)
(Sustalıyı sapladı)
Ne oldu?
Ne oldu lan, korktun mu? Şaka şeysi bu.
Yahu çocuklar şakacı değil de öfkeli olsalardı şu an ölüydüm.
Oyuncağı yerine gerçek sustalıyı denemeye karar verseler...
...şu an işim bitmişti.
Bir daha bizim mezarın yanından destursuz geçme.
(Gençler gülüyor)
(Ayak sesleri uzaklaşıyor)
(Bir ses duyuluyor)
-(Erdem) Ne yapıyorsun? -Baki, şunu bir tutsana.
Beni mi sınıyorsun sen?
Ses geldi, çocuklar kafalarını çarptı mı diye bakacağım.
Kafalarını çarpsalar şu an mahalleyi inletiyorlardı.
-Sesleri geliyor bak, oynuyorlar. -Aman, iyi.
Sana da bir şey söylenmiyor. Tutma abi. Ölürsün sanki.
Sen bu olaya niye bu kadar takıldın Baki?
Ben ilk defa ölümle yüzleştim Ahmet.
-Baki, sen gassalsin. -Yani?
Ölümle ilk defa yüzleşmiş olamazsın.
Ölümle demedim ki zaten. Ama abi, ayır bu iki konuyu yahu!
Ben her gün ölüyle yüzleşiyorum, ölümle değil.
İlk defa öleceğimi düşündüm.
Aslında şöyle...
...sonra ne olacağını düşündüm Ahmet.
Ölmek sorun değil.
Kafama sonrası takıldı.
Yani, cennete gidersin inşallah Baki.
Yok, onu demiyorum.
Yani, yok derken...
Allah'ım, öyle değil.
Gideyim tabii cennete inşallah.
Sonrası takıldı kafama Ahmet.
Ben ölünce beni kim yıkayacak?
Bu mu sorun Baki?
-Muhakkak birisi yıkar. -Kim?
Eşin dostun yıkar, ne bileyim?
(Sessizlik)
Ben mi yıkayayım istiyorsun? Onu mu diyorsun?
Ben suyu kaç derecede kullanıyorum Ahmet?
Ölü yık...
-(Fısıldıyor) Ölü yıkarken mi? -Evet.
Ne fark eder, ölmüşsün gitmişsin zaten.
İşte, ölüp gitmişim zaten.
Kaynar suyla bir de haşlayacak mısınız beni Ahmet?
Suyun bir derecesi olmaz mı yahu?
Öyle maşrapayla dökecek misiniz, üstüme boca mı edeceksiniz Ahmet?
Niye bağırıyorsun Baki? Kucağımda bebek var, görmüyor musun?
Bütün ömrümü buna adadım ben oğlum.
Şimdi şu hâlime bak.
Beni layığıyla yıkayacak bir Allah'ın kulu yok.
(Ahmet) Baki...
...sen memnun olduğunu sanıyorsun ama yalnızlık sana yaramıyor abi.
(Çocuk) Baba, eve gidelim.
Biz sıkıldık!
Tamam, tamam oğlum, gidiyoruz, tamam.
Baki, tutsana şunu montlarını giydireyim.
Hadi, Baki amcanıza hoşça kal deyin. Hoşça kal, Baki amca.
-Hadi, güle güle. -Hadi, hoşça kal Baki amca.
Bize yemeğe gel.
Bir kuru fasulye yaptım, aklın şaşar.
Şu garip düşünceden kurtul artık, lütfen.
Televizyonlarda pozitif düşünce önemli diyorlar. İzlemiyor musun?
Anı yaşa sen de.
(Telefon titreşimde çalıyor)
Anı yaşayacağım!
(Sessizlik)
(Sessizlik)
(Kapı kapandı)
Son kez görmek isteyen var mı?
(Üst üste konuşuyorlar) Olur, abi.
Geçin.
Sağ ol, şunu da alsana.
-Normalde para kabul etmiyoruz. -Eyvallah.
-Taşıyacak olanlar içeridekiler mi? -Evet, onlar.
Bahşiş vermeye kalktılar mı?
Almıyoruz dedim, adam da ikiletmedi, sağ olsun.
Hadi ya.
Ben de öyle demiş bulundum.
(Nazım) Tahtalılar'ı hatırladın mı?
Ne güzel para vermişlerdi. Onlardan başka da bu sene iş olmadı.
Nazım abi, ölüler arasında ayrım yapamazsın, ayıp.
Ölüler değil, kız.
Ölü yakınları arasında ayrım yaptım, o ayıp değil.
Bugünkü senin ölün müydü?
Yalnız senin ölün demezsek...
Senin hastaneden miydi yani?
Evet. (Ağlama sesi duyuluyor)
Bu hafta başka gelecek var mı?
Nazım abi, o nasıl soru?
Tabii bilemezsin de...
...durumu kötüleşen, hani bu gidici dediğin yok mu?
Şu kadınlar akrabaları mı?
(Hemşire) Evet, şuradaki de eşi.
(Kadınlar ağlıyor)
(Nazım) İnsanın eşi gibisi yok.
(Hemşire) Haklısın, ya anası ya eşi.
(Hemşire) Ardından başkası ağlasa da böyle içten olmuyor.
(Kadınlar ağlıyor)
Ben gidiyorum.
Bugün başka işin yok mu?
Allah bilir.
Arada hastaneye uğrasana, çay içeriz.
Ne yaptın Hüseyin amca? Uğramıyorsun hiç.
Gelme gelme nereye kadar?
Önünde sonunda ben yıkayacağım o sakalları, biliyorsun değil mi?
(Ambulans sireni çalıyor)
(Üst üste konuşmalar)
(Erkek) Dur çocuğum çekme, ayıp.
(Paramedik erkek) Sallama, sıkı bağla.
(Üst üste konuşmalar)
Senlik mi, benlik mi?
Biri fenalaşmış da...
Onu anladık.
(Üst üste konuşmalar)
(Ambulans sireni çalıyor)
(Konfeti patladı)
(Gençler hep birlikte) Sürpriz!
(Erkek) Benimle evlenir misin?
(Gençler hep birlikte) Evet de, evet de!
Evet.
Seninle ölmek istiyorum Merve.
(Sevinç çığlıkları)
(Martı sesleri)
(Horoz ötüyor)
(Köpek havlıyor)
(Kuşlar ötüyor)
(Kadın) Oo, kimler gelmiş?
Her gün geliyorum neredeyse.
Karın her seferinde gelişime şaşırıyor Ahmet.
Bana ne zaman alışacak?
Alışkınım ama yine de seviniyorum Baki.
İçimdeki yaşam enerjisini, o coşkuyu yiyip bitirmene izin vermeyeceğim.
Neslihan; yaşam dolu, kendini dağcılığa adamış biri vardı...
Sonra?
Öyle işte, yıkadım.
Yine neşe doluyuz!
Baki şeye takılmış da bugün.
Neye?
(Fısıldıyor) Kimim kimsem yok benim diyor.
Vay! Kızı istemeye gidiyor muyuz?
-Hangi kızı? -Ahmet'in eski iş yerinden olan...
Neydi adı? Kerime mi, Mualla mı?
Evet, Kerime.
Sizinleyken konu neden sürekli evliliğe geliyor?
Fasulye yiyoruz şurada.
Ayrıca kimsem yok demedim.
Sadece beni yıkayacak olan kişiyi düşündüm.
Seni de mi annen yıkıyor?
(Gülüyor) Olur mu öyle şey? Baki amcanız size şaka yapıyor.
Doyduysanız içeri geçin, üşümeyin. Hadi oğlum.
-Hadi anneciğim. -Tamam, baba.
Hadi bakalım.
(Çocuklar bağırıyor)
(Erdem) Yakalayacağım seni!
(Baki) Eylemlerini hep çığlık atarak süslüyorlar, değil mi?
Yürüyorlar mesela, bir yandan çığlık.
Ellerini yıka diyorsun, bağırarak gidiyorlar yıkamaya.
Her eylemi gürültüyle süslüyorlar.
Tuhaf.
Çocuklar böyle tarif edilemez Baki.
Ayrıca çığlık değil o. Mutluluk.
Mutlular, öyle mi?
Niye mutlular peki?
Mutsuz olmalarını gerektirecek bir şey yok çünkü.
O zaman mutlu değiller.
Mutsuz değiller sadece.
Ve çığlık atıyorlar. Tuhaf.
İleride senin de çocukların olacak...
...o zaman bu seslerin seni hayata bağladığını göreceksin.
Beni daha sakin, huzur dolu sesler hayata bağlıyor Ahmet.
Kerime peki?
Konu ne ara yine Kerime'ye geldi?
Yani bütün konuları kulağından tutup Kerime'ye doğru çekiştiriyorsunuz.
Evlilik, insanı yalnızlıktan ve suratsız olmaktan kurtarır Baki.
(Horoz ötüyor)
(Köpek havlıyor)
Siz ciddi misiniz?
Evet de gideyim konuşayım aileyle. Kız tam sana uygun diyorum.
Evlenmemi istiyorsunuz da...
...kızın nesi bana uygun kardeşim?
Yani, bana uygun olduğunu neye bakarak anlıyorsun?
Espri anlayışı mesela.
-Esprili mi kız? -(İkisi birden) Yok.
(Köpek havlıyor)
Makyajım abartılı mı oldu?
Makyaj için kuaföre gitmen başlı başına abartı zaten Neslihan.
Kızı isteyeceğiz, senlik bir durum yok.
Sen istendin zamanında seni Ahmet'e verdiler.
Neden mavi görünmeye çalışıyorsun ki?
Sen bakma ona kadınım. Çok güzel görünüyorsun.
Ben çirkin demedim ki.
Ama neden bu kadar mavi? Neden bu kadar parıltı?
Kadınlar güzel giyinmek için hiçbir fırsatı kaçırmıyorlar işte.
-Neden sorguluyorsun? -Ben de onu diyorum.
Benim evlenecek zamanım gelmiş. Bu ailenin kızı var.
Ahmet yakıştırmış. Aylardır başımın etini yemiş.
İstemeye gidiyoruz.
Ama finalde Neslihan parlak kıyafet giyiyor.
Bence kadınlar süslenmek için bizi bahane ediyor.
Biz de takım elbise giydik abi.
Biz netiz.
Hangimiz damat adayı? Elimde çiçek olmasa fark edilmez bile.
Pantolon, ceket, gömlek.
Prens olsan düğününde maksimum çıkacağın nokta bu.
Ayağım kötü oldu. Evleri neredeydi Ahmet?
-Geldik, bu bina. -Tam da bunu diyordum işte.
Tam da bunu diyordum. Ben bekârım, bana kız bakacağız.
Sen niye topuklu ayakkabı giyiyorsun?
Ne alakası var? Hayır, spor ayakkabı giysen ne olacak?
(Kapı zilini çaldı)
Yoklar galiba.
(İçeriden fısıltılar geliyor)
Sesleri geliyor Bakiciğim, evdeler.
Hem sözleştik o kadar. Gidilir mi hiç, Allah aşkına?
Bu daha kötü.
Evdeler, açmıyorlar.
İlk çalışta açacak değiller Baki.
Neden?
(Kapı zilini çaldı)
(Fısıldıyor) Hangisi?
Hoş geldiniz.
-Hoş bulduk. -Hoş bulduk. İyi akşamlar.
Çikolatayı vereyim ben size.
-Hadi geçin oğlum, geçin. -Çıkar ayakkabını.
-Çıkar, çıkar. -Bebek uyudu bizim de.
Boş bir odanız var mı, oraya yatırsam?
Çocuklar, siz de kardeşinizle bu odada durun, tamam mı?
(Neslihan) Bizim biraz işimiz var.
Ben en iyisi çiçeği size vereyim.
Siz hangisiyse verirsiniz artık.
(Erkek tespih çekiyor)
Hoş geldiniz.
Hoş geldin Ahmet.
(Ahmet) Hoş bulduk Aziz abim.
Ben seni oğlum gibi severim, bilirsin.
Sağ olasın, Aziz abiciğim.
Ben de sizi babam kadar olmasa da...
...amcamdan, dayımdan hiçbir zaman ayırt etmedim.
Etmem de. Etmem.
(Aziz tespih çekiyor)
Ben de Ahmet'i.
Sanırım kardeşim gibi görüyorum.
Sizi...
Size de şu ana kadar kıyaslanacak düzeyde bir sevgim yok.
Ama yeni tanışıyoruz tabii.
Belki ileride zamanla bir şeyler gelişir.
Tabii öncesinde kızınızla gelişmesi gerek.
(Saat sesi)
Neyin gelişmesi gerekir?
Duyguların.
Karşılıklı olarak.
O önemli.
Değil mi? O önemli.
Çok önemli.
Çok önemli, çok önemli Aziz abi.
Şimdi bu devirde hiçbir şeyin kıymeti bilinmiyor.
Ama yani...
Yani bence bazı şeyler çok önemli yani.
Tabii, ne güzel konuştunuz.
Aziz abimin sohbeti böyledir.
-Çok şeydir. -Çok, çok.
Ne iyi oldu tanıştığımız.
Estağfurullah. Yani, ben...
Ben yani, elimden geldiğince böyle...
Yani, insanlara faydalı olmaya çalışıyorum.
Evet.
Biz çok çalıştık Ahmet.
Ben 22 yıl dirsek çürüttüm.
Maşallah Aziz abi, bizlere örnek oluyorsunuz.
Hayat tecrübesi çok önemli.
Evet, çok önemli.
(Hep birlikte) Çok, çok, çok.
Ne çok önemli oğlum, ne konuşuyorsunuz siz?
(Ahmet boğazını temizledi)
Aziz abi, bizim geliş sebebimiz malum.
Baki kardeşimiz evlenme niyetinde abi.
(Ahmet) Dedim ki, böyle bir abimiz var.
Sizin adınızı duyunca içi titredi.
(Ahmet gülüyor)
Söylediler, söylediler.
Ne iş yapıyor Baki Bey oğlumuz?
Gassalim efendim.
Ne?
Gassal.
Ölü yıkıyorum.
(Sessizlik)
-Sigortası falan var. -Çok önemli.
-Çok. -Çok.
Şimdi, evet.
Yani, bu devirde bazı şeyler çok değişti.
Biz çok çalıştık Ahmet.
Ben 22 yıl dirsek çürüttüm.
Vallahi.
Çok önemli, gerçekten de öyle.
Ne önemli Ahmet?
Delirtme adamı.
Bir şey demedi adam, ezbere tasdikliyorsun.
(Ahmet gülüyor)
Aziz abiciğim, sen bir şey söylüyordun, kusura bakma.
Evet.
Şimdi bence gençler kendi aralarında konuşmalılar.
(Hep birlikte) Evet, konuşmalılar.
(Aziz) Anlaşırlarsa ne âlâ.
Yok, anlaşmazlarsa zaten bizim söyleyecek sözümüz yok.
-(Hep birlikte) Tabii, tabii. -Değil mi?
(Aziz) Bize söz düşmez yani.
(Ahmet) Tabii, tabii, önce onlar konuşmalılar.
Çok doğru söylediniz abi.
(Kapı kapandı)
Yani bazısı karşı çıkar.
Böyle bazı babalar hayt huyt eder.
Yani benim kızımla niye konuşuyormuş der gibi.
Ama bak, benim akrabalarım burada şahittir.
Ben böyle bir adam değilim.
(Hep birlikte) Adam değil.
-Değilim. -(Hep birlikte) Tabii.
Nasıl yapalım o zaman?
Numarayı alayım mı ben?
Ne numarası?
Oturalım, konuşalım dedik hani.
Nasipse birkaç aya anlaşıp anlaşmadığımız belli olur.
-Uzatmayız yani. -Baki saçmalama, sus.
(Ahmet gülüyor)
Bunun bir tarafı çok komik, Aziz abi.
Gel, evladım.
Sana diyor.
-Kim, ben mi? -Sen.
-Kalksana. -Hadi, hadi.
(Ahmet gülüyor)
(Duygusal müzik)
(Kapı açıldı)
Kapı açık kalsın.
Merhaba.
Merhaba.
Girişte sizi görememiştim.
Şimdi görüşmemiz iyi oldu.
Oradaydım aslında.
Kuzenlerim de vardı.
Heyecandan mı göremediniz?
Gördüm de hanginiz Kerime hanginiz Mualla bilemedim tabii.
Kuzenleriniz sizinle yaşıt ya.
Hangisi olayım isterdiniz?
Nasıl?
Yani inşallah hayal kırıklığı olmadı.
Alakası yok. Merak ettim sadece.
Uzun süredir Ahmet bahsediyor.
İşte bir kız var, çok sevdiğimiz bir abimizin kızı diye.
Ben de bilemedim.
(Sessizlik)
(Baki) Tek başıma büyüdüm ben.
Annem öldü.
Babam yok.
Kardeşim de yok.
Akrabalarla da pek sık görüşmedik.
İnsan annesiz olunca her şey daha zor geçiyor.
Oturup dertlerimi dökme niyetimde değilim.
Aslında dertli biri de değilim.
Yani herkesin derdi vardır ama ben o dertleri seviyorum.
Evlilik de sanırım iki kişinin birbiriyle dertlerini paylaşması...
...ortak dertler edinip onları yüklenmesi gibi bir şey.
Hani siz de düşünürseniz...
-Bana bak! -Evet.
Baki misin nesin, sakın bu odadan çıkınca...
...babama gidip de başka zaman görüşelim demek yok, tamam mı?
Kızı beğenmedin mi dersin, ben sarışın istiyordum...
...bu kız esmer çıktı mı dersin ne dersen de, orası sana kalmış.
Şimdi çık git bu odadan.
Bir daha da yüzünü görmeyeceğim, anladın mı? Görmeyeceğim.
Kabadayı mısın kızım sen?
-Ne oluyor? -Sen nesin?
Ölü yıkayan adam.
(Cam kırılma efekti)
Ne olacak şimdi?
Çok saçma bir şey söyledin.
Sarışın seviyorum ne?
-Ben sarışın sevmem... -Hişt!
Sarışın sevmiyorum dedim ama sana da bayılmadım yani.
Yanlış anlama.
-Havalanma durduk yerde. -Bayılma zaten.
Bak, şimdi bu odadan çıkıyoruz.
Bir daha senin yüzünü görmeyeceğim, anladın mı?
Vallahi baban beni beğendi.
(Baki) Ahmet önermiş.
Şimdi giderim, canım isterse bir daha gelirim.
Hem baban söyledi. Hayt huyt değilmiş.
Ama kızı maşallah 'Karate Kit' çıktı.
İnsan, istenirken karşısındakini böyle tehdit eder mi?
Sevdiğim var benim.
Ortaokuldan beri görüşüyoruz.
Hapse girdi çıktı diye babam vermedi.
Yalvarırım, beğenmedim kızı de.
Lütfen.
("Şahin Kendirci - İçim Yanar" şarkısını söylüyor)
♪ Hani en sevdiğini kaybettiğinde ♪
♪ İçin yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ Ben de seni kaybettim ağlarım şimdi ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ Canım yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ Canım yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
("Şahin Kendirci - İçim Yanar" şarkısını söylüyor)
♪ Ben senin hasretine alışamadım ♪
♪ İçimdeki kavgamla barışamadım ♪
♪ Uçup gitti mutluluk kavuşamadım ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ Canım yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ Canım yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ Canım yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.