Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Kuşlar ötüyor)
(Horoz ötüyor)
Ahmet, kocacığım, şu gassale söyler misin?
Kahvaltıyı çocuklar uyanmadan yapacağız. Acıkmışsa gelsin, otursun.
Baki, acıktıysan hemen oturalım abi...
...bugün kahvaltıyı çocuklar kalkmadan yapacağız.
Neden? Aile saadetiniz bir pazar kahvaltısında tamamlanmazsa...
...Allah muhafaza, siz nasıl yaşarsınız?
Ahmet, arkadaşa söyler misin? Ben onunla konuşmuyorum.
Baki, karım seninle konuşmuyor abi.
Fark ettim.
Konuşmayacak kadar küs ama karnımın acıktığını düşünecek kadar da anne.
Ahmet, arkadaşa söyler misin?
Elif'le arasını düzeltmeden onunla konuşmayacağım.
-(Ahmet) Baki... -Duydum, duydum.
Havuz nasıl oldu ama? Güzel değil mi?
Bugün su da dolduracağım.
Hava biraz soğuk, yüzemezler ama olsun.
Son hâlini bir görelim istiyorum.
Köyden bozma bir kasabadayız Ahmet.
(Baki) Bu muhit için havuz, lüks.
Lüks bile değil, düpedüz gereksiz.
Karımın rüyasını gerçekleştirmek gereksiz değil kardeşim.
Ahmet, şu gassale söyler misin? Aşk, hayatın merkezidir.
Biz normal insanlar için aşksız bir hayat...
...renksiz, siyah beyaz bir şey.
Ahmet şu karına söyler misin?
Madem aşk dolu hayatınız rengârenk, bu renkli lambalar nereden çıktı?
-Söylemem, sen söyle. -O neden?
Sen küs değilsin abi, kendin söyle.
Karım sana tavır aldığı için seninle konuşmuyor.
Ne söyleyeceksen söyle de rahatla Neslihan.
Ne yediğimi anlamıyorum.
Normal. Dün akşam da dünyanın lafını yedin ama onu da anlamadın.
Gerçekten üzüldüm, bilmiyordum.
(Neslihan) Kızı üzdün.
Ben kimseyi üzmek istemedim.
(Baki'nin zihninde kanat çırpma sesleri duyuluyor)
Bilerek kimseyi üzmek istemem.
O dallamayı yanında görünce canım sıkıldı.
-Biraz sert davrandım, kabul. -Biraz mı?
Ne yapayım Neslihan?
Böyle bir neden yüzünden evlilikten kaçtığını nereden bileyim?
Ben evim, yuvam olsun istemez miyim?
-Biz de senin aileniz abi. -Değilsiniz abi.
Ailem gibisiniz en çok.
Ama aile başka.
Ben de Elif beni terslemesin isterim ama...
...olmuyor.
Kız seni terslemedi ki.
Terslese de haklı, o ayrı bir konu.
Sadece evlilikten neden kaçtığını anlattı.
Tamam işte, istemediğini söyledi.
Benim yapacak bir şeyim kalmadı.
Kadınlar en ilkel çağlardan beri...
...yapılamayanı, yapmaya çalışanı isterler Baki.
Biz, dağı delen bir Ferhat umuyoruz.
Dağ bulamayınca havuz mu kazdırıyorsunuz?
Komik değildi ama doğru.
(Neslihan) Hakikaten, evet.
Mesela çocuk doğuruyoruz, neden?
Koruyabilecek güce sahipsiniz diye.
Adamda koruyacak hâl mi bıraktın?
Yemek, bulaşık, çocuk, bebeğin bakımı derken...
...adam heba oldu gitti.
Herkes heba olur. Hayatını heba edeceğin kadını bul, gerisi kolay.
Ağrın var mı?
Yok, ben eve gideceğim.
Otur! Kırmayayım bacağını. Yüzünden kan çekilmiş zaten.
Bacağın da sekiyor, fark etmedim sanma.
Sen söyleyene kadar iyiydim, kahvaltımı yapıyordum.
Ama şimdi tek istediğim yerimden kalkmak Neslihan.
İnatsın çünkü.
Değilim, insanım. Engellenmeye karşı bir zaafım var.
Yasak elmadan beri bu böyle.
Oy! Benim oğlum kalkmış! Günaydın bir tanem.
Yatsaydın oğlum, bugün okul yok babacığım.
(Erdem) Acıktım!
Kardeşin de uyandı mı?
-Bebek de uyandı. -Oo!
Size patates kızartayım mı?
-Sen mi kızartacaksın? -Evet.
Yaşasın!
Hadi, gel. Baban bugün havuzla ilgilenecek.
Siz de kahvaltıdan sonra dışarıda oynarsınız, tamam mı?
(Ahmet çocuk taklidi yapıyor) Prensesim kalkmış mı?
Kalkmış mı benim prensesim? Prensesim o benim.
Baki amcası bak, biz uyandık, evet!
En kokulu zamanları.
Bir kokla istersen sen de. Kucağına alacak mısın?
Nereye?
İş yerine gideceğim.
Kimse aramadı. Pazar günü orada kimse olmaz.
-Kahvaltını bitir de öyle git. -Bu işlerin pazarı olmaz Neslihan.
İlla biri gelir, olmadı getirirler.
(Bebek ağlıyor)
Ahmet, kendi başına iş yapma.
Elektrikçi getireyim, öğleden sonra, onunla halledelim.
Biz hallederiz Baki amcası.
Biz hallederiz Baki amcası, sen bir git.
Belki birileriyle karşılaşırsın.
Belki hayırlı bir şeyler olur.
Ama sonra hemen gel. Seni burada rengârenk karşılayacağız.
Değil mi güzel kızım?
Rengârenk karşılayacağız. Rengârenk karşılayacağız.
Değil mi güzel kızım?
Değil mi güzel kızım?
♪ İstedim ki sokakta ♪
♪ Asık suratlı kalmasın ♪
♪ Büyükler büyüdükçe ♪
♪ Gülmeyi unutmasın ♪
♪ Bir merhaba ile selamladım insanları ♪
♪ Okul yolunda gördüğüm minik karıncayı ♪
♪ Yaşım küçük ama içimdeki kıpırtıyı ♪
♪ Biraz neşe katıp büyüklere, size veriyorum ♪
♪ Hayat gülünce çok güzel ♪
(Kuşlar ötüyor)
Herkes mutlu, ben böyle kaldım.
Herkesin her şeyi var, ben kaldım.
Dün kaza geçirmişsin.
Evet ama ölmedim.
Ne ölebildim ne beni yıkayacak birini bulabildim.
Ne evlenebildim ne sevebildim ne sevilebildim.
Ben mutsuz muyum Hüseyin amca?
Mutsuz olsan duramazsın. (Arabanın kapısı açıldı)
Mutsuz olsam ne yaparım? Bana ne lazım?
Mutsuz olsan yerinden kalkamazsın.
Peki, sen mutsuz musun?
Mutsuz olmak için bir zamanlar çok mutlu olmak lazım.
Varlığı olacak ki sonra yokluğunu hissedebilesin.
Peki hiç mutlu olmadıysan?
O zaman durup dururken mutsuz olduğunu düşünmezsin.
Sıradan bir gün geçirmiş olursun.
Neye göre, kime göre?
Bana göre.
Mantık kurallarına göre.
Mantık diyorsun, iyi hoş da...
...elinde tartıyla senelerdir burada bekliyorsun.
(Baki) Burası gasilhane kapısı.
Millet ya ölüp getiriliyor ya da ölüsü var ki geliyor.
Teyzesi, amcası ölmüş insan niye kilosunu merak etsin?
Mantıksızlık değil mi?
Merak etmezlerse etmesinler, çok da umurumdaydı!
O zaman neden buraya geliyorsun?
Ben merak ediyorum.
Milletin kilosunu mu?
Oğlumu.
Engelli bir oğlum vardı.
Hanımla ilk çocuğumuz.
Çok heyecanlıydık.
Getirdiler, minnacık bir şey, küçücük.
Meğer ben babaymışım, onu görünce anladım.
(Hüseyin) İnsan her mutlulukta kendini biraz daha yakından tanıyor.
Meğer ben geceleri...
...incecikten bir ağlama sesine uyanırmışım.
Meğer hanımın göğüsleri bebeğimi beslesin diye dolarmış.
Ben onun için doğmuşum. Bunu, o doğunca anladım.
Öldü mü?
Yok, kayboldu.
Bir gün evden gitti, bir daha geri dönmedi.
Resmî kayıtlarda bir izi var mı?
Olamaz ki.
Engelliydi.
Yürürdü, birkaç kelime ederdi...
...ama sorsan bizi diyemez, evini gösteremezdi.
Çok aradık.
20'li yaşlarda vardı yoktu.
Birdenbire kayboldu.
Senelerce aradık, bulamadık. İki ay sonra, on yıl olacak.
O arada hanım da öldü.
Zor olmuştur sana.
Yok, olmadı. Hanım öldü ama yerini biliyorum.
Bu zor değil. Bir şekilde yaşıyorsun.
Ama kaybetmek çok zor.
Katlanılamaz acı vermiyor Mevla'm.
Artık yürüyemiyorum, oğlumu arayamıyorum.
Belki bir gün kimsesiz diye buraya gelir, gömülür.
Önceleri oğlumu istiyordum.
Ama şimdi oğlumun mezarını istiyorum.
Hüseyin amca, sen mutsuzmuşsun gerçekten.
Öyle.
Kimsenin mutsuzluğunu küçümseme.
Kendi hüznünü de büyütme.
Git, o kızla konuş.
Hangi kızla?
Hangi kızla gerçekten?
O gelip duran kız, hani şu hastanede çalışan.
Ben onun sana uzaktan nasıl baktığını gördüm.
Yemin ederim bak, ben de aynı şeyi söyledim.
Abi çok yakışıyorsunuz, dedim ama lafı ağzıma tıktı.
Zaten dünyamda kaç kişi var?
Hepiniz birleşip bana Elif'ten bahsediyorsunuz.
İşte, insan salak olmaya görsün.
Bazen gözünün önündekini görmesi için...
...belki de hep birlikte haykırmak gerekiyor.
Abi, bu amca sana salak, dedi.
Duydum.
Ama Elif evlenmeyi düşünmüyormuş, ona sordum.
Evlenmeyi düşünmüyorum diyen kız...
...başka bir evlilik fikri peşindedir abi, net.
Yanlış anlama, filinta gibi adamsın da...
...yani kriterleri farklı demek ki.
(Telefon çalıyor)
Alo.
Kriter değil olay, çocuk istemiyormuş.
Sanki sen de çocuk için ölüyorsun.
O ne demek?
Bebeklere dokunamıyorsun, yalan mı?
(Merdan) Olur mu bilmiyorum ki.
Bir sorayım.
Ölü var, abi ama biz gidecekmişiz.
Evde yıkanacak diyorlar, öyle oluyor mu?
Olur.
Olur, dedi. Siz o zaman ölüyü şey yapın...
Sen gizli gizli beni mi izliyorsun? Her şeyimi biliyorsun.
Ben ölmekten korkuyorsun, beni de sevmiyorsun sanıyordum.
Seni pek sevmediğim doğru.
(Hüseyin) Ölmekten de korkuyorum.
Bulamadan ölmekten.
Yarın oğlunun fotoğrafını getirsene.
Civar köylerdeki gassallere bir gösterelim.
Belki tanıyan çıkar.
(Kuşlar ötüyor)
(Radyoda "Ayva Çiçek Açmış" şarkısı çalıyor)
-Ölü evine gidiyoruz Merdan! -Ne?
Kapat şu müziği, kapat.
Daha eve var, içimizi karartma sen de.
İyi eğlenelim o zaman, tabii.
♪ Gönül bu sevdadan vaz mı geçecek? ♪
♪ Yandım Allah, yandım. Yandırma beni ♪
♪ Yandım Allah, yandım. Yandırma beni ♪
Burası olması lazım.
Emin misin?
Bana yolda şarkı dinletmiyorsun ama bak millet, ölümü nasıl karşılıyor.
Azıcık modern ol, modern ol.
Merdan, yıkamaya bir yardımın olursa iş yap...
...onun dışında genelde sus, tamam mı?
-Tamam mı? -Tamam.
Hoş geldiniz.
Nişan içeride olacak, siz geçin.
Abi, biz galiba yanlış geldik, kusura bakmayın.
Dayı, bu civarda ölen oldu mu hiç, duydunuz mu, gördünüz mü?
Cenazeye mi geldiniz siz?
Geçin, o da içeride.
Dayı, neyi sorsak içeride diyorsun.
Buyurun.
(Baki) Başınız sağ olsun.
Dostlar sağ olsun.
Sen gözünü morarttığımız adam değil misin?
(Kadın) Dedi, dedi, sonunda da yıkayacak Arif'i.
Anne, adamın ne suçu var? Babamı o mu öldürdü?
Şimdi bak... Birader senin adın neydi?
-Baki. -Tamam, Baki.
Ben bugün nişanlanıyordum.
Babam sırf bu yüzden dün hastaneden çıkmıştı.
Nişanını görmeden bir yere gitmem demişti...
...ama nasip.
-Allah rahmet eylesin. -Eyvallah.
Şimdi biz diyoruz ki...
...babam evini severdi, bahçede yıkansın.
(Baki) Olur.
Ne lazım şimdi?
Biliyorsun, hazırlıksız oldu.
İsterseniz biz yıkama yerini ayarlayalım.
Var mı teneşir?
Teneşir, bizde yok. Komşulara sorup geleyim mi?
Evinde teneşir olan var mı?
Öyle alınan bir şey mi?
Teneşir derken üstünde mevtanın konulacağı bir masa olsun yeter.
Vallahi bizde öyle bir masa yok ama...
Nasıl yapsak?
Bizim evde bir yemek masası var ama hanım ne der bilemem.
Yemek masası olur mu? Üstüne nimet konuluyor.
Bize fark etmez.
Ama şimdi hanım kızar.
Kızınca da bir hafta da barışmıyor, pis huylu.
Yemek masası olmasına gerek yok.
Daha başka bir şey de olur.
Plastik olur mu? Ahşap mı lazım?
Dayanıklı olsun yeter.
Aslında bizim yemek masası ahşap, malzemesi ceviz ağacından.
Sudan da kabarmaz, cilası da güzel.
Ama şimdi, hanım bana bir sürü laf eder.
Aa! Okuldan sıra getirelim, Onlar da ahşaptan, olur mu?
Olur.
Hemen getiririz. Gelin çocuklar.
Hem böylelikle rahmetliye son bir ders olur.
(Merdan gülüyor)
En iyisi oturalım.
Okul uzak herhâlde.
Biz bahçeye çıkalım.
Mevtanın başında kalabalık olmasın.
Olunca ne oluyor ki?
Bize sıcak su lazım.
Doğalgaz kesik, bahçede su ısıtsak olur mu?
Olur, kazan gibi bir şey var mı?
Nişan için almıştık.
Gelin size göstereyim.
(Merdan fısıldıyor) Otursak iyiydi!
(Kuşlar ötüyor)
-Ne yapıyorsun? -Acıktım. Biraz pilavdan alacağım.
-Şimdi zamanı mı? Dur şurada! -Bunun zamanı ne zaman?
Yıkarken yedireceksin sanki…
(Kuşlar ötüyor)
(Kuşlar ötüyor)
(Kuşlar ötüyor)
Tekrar başınız sağ olsun.
Artık rahmetliyi taşıyalım mı?
Battaniyenin kenarlarından tutup kaldırsak olur.
Olmaz, vasiyeti kaldı.
Vasiyeti mi?
Babam nişanı görmek istiyordu. Mecbur bekleyeceğiz.
Bekleyince görecek mi?
İstanbul'dan aile büyükleri gelecek. Yoldalar. Gelince yüzüğü takacağız.
O zaman biz arabada bekleyelim, siz getirirsiniz.
Eşref abinin arabası bozulmuş.
Nasıl yapacağız?
Babamı sen yıkadın...
...yüzükleri de sen tak, bu iş bitsin.
Ben o işlerden anlamam.
Anlayacak ne var abi? Tak gitsin, adam ortada kaldı.
Ortada kaldı falan, olmuyor.
Tamam, bir şey yok.
Tamam, yüzükleri getirin. Takalım, gidelim artık, hadi.
Tamam.
(Fısıldıyor) Bir daha konuşursan seni bu adamın yanına yatırırım!
Bak çok ciddiyim!
Ne var?
Ölü yıkamak sevapsa gençlerin nişan yüzüğünü takmak da sevap.
Allah Allah!
Ben daha önce hiç evlenmedim, bekârım.
-Abimi nişanlayacaksın zaten. -Ondan demedim.
Yani yüzüğü takacak insan evli olsun dersiniz diye.
Gerek yok, sen tak, maksat babam görsün.
Yüzünü de açalım mı o zaman? Görsün dediniz ya.
Yüzünü açsan ne olacak? Gözleri kapalı.
O da doğru.
(Sessizlik)
O zaman, hayırlı uğurlu olsun diyelim.
(Baki) Makas var mı?
-Makas... -Makas...
Bizim makas nerede?
Maksat iş görülsün.
Kusura bakma beyamca.
Bu işi de hallettiğimize göre, gidelim mi?
(Merdan ritimli korna çalıyor)
(Merdan gülüyor)
(Horoz ötüyor)
(Kuşlar ötüyor)
(Kuşlar ötüyor)
(Kapıyı kilitledi)
(Kuşlar ötüyor)
(Baki'nin zihninde bisiklet kornası duyuluyor)
(Baki'nin zihninde okul zili çalıyor)
(Baki'nin zihninde çocuk sesleri duyuluyor)
Neden buradasın?
Merak etme kimse ölmedi, Elif'e geldim.
(Kadın) Elif'e telefon geldi. Az önce Ahmetlere gitti.
-Bizim Ahmet'e mi? -Evet, telefonun niye kapalı?
Kazada kırıldı, neden?
-Ahmetlere git. -Neden?
(Kadın) Koş hadi, koş!
(Ambulans sireni çalıyor)
("Şahin Kendirci - İçim Yanar" şarkısını söylüyor)
♪ Hani en sevdiğini kaybettiğinde ♪
♪ İçin yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ Ben de seni kaybettim ağlarım şimdi ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ Canım yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ Canım yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
Yazık!
-Ses gelmiyor. -İkisi de mi?
İkisi de.
(Şarkı devam ediyor)
(Kadın fısıldıyor) Baki duydu mu, duydu mu?
♪ Ben senin hasretine alışamadım ♪
♪ İçimdeki kavgamla barışamadım ♪
(Kadınlar ağlıyor)
♪ Uçup gitti mutluluk kavuşamadım ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ Canım yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ Canım yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ Canım yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
(Şarkı devam ediyor)
-(Erdem) Baba! -(Ali) Anne! Anne!
(Elif) Yavaş.
-(Erdem) Anne! -Erdem, dur!
Baba!
(Adam bağırıyor) Sigortayı içeriden kapatın!
Havuza yaklaşmayın! Elektrik çarpar. Uzak durun!
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ Ben de seni kaybettim ağlarım şimdi ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
(Erdem) Baba! Anne!
Baba!
♪ Canım yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
(Kadın) Anahtarlar pencerenin önünde!
Şunu tutsana.
(Bebek ağlıyor)
(Bebek ağlıyor)
(Şarkı devam ediyor)
♪ Ben senin hasretine alışamadım ♪
♪ İçimdeki kavgamla barışamadım ♪
-(Erdem) Baba! -(Ali) Anne!
(Erdem) Baba!
(Bebek ağlıyor)
(Erdem) Baba!
-(Erdem) Baba! -(Ali) Anne!
(Elif) Tamam Erdem, lütfen.
-(Erdem) Baba! -(Elif) Gel, tamam.
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ Canım yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ Canım yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ İçim yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
♪ Canım yanar, yanar, yanar, yanar, yanar ya ♪
(Şarkı devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.