All language subtitles for Gassal S01E09 Yerli 1080p TR TABii WEB-DL x264 AAC - HdT

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic Download
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish Download
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Karga sesleri)

(Kuşlar ötüyor)

İnanılır gibi değil.

Adam pat diye gitti.

Kardeşimi nasipte gömmek de varmış.

Bir şey soracağım ama tabii yanlış anlamazsanız.

Baki'yi kim yıkadı?

Ben.

Beş dakikada paket yaptım.

İyi yıkasaydın bari, son zamanlarda kafaya takmıştı.

Adam ölmüş, gitmiş.

Ne yapacak, beğenmeyip üst mercilere şikâyet mi edecek?

(Kürek sesi)

♪ İstedim ki sokakta ♪

♪ Asık suratlı kalmasın ♪

♪ Büyükler büyüdükçe ♪

♪ Gülmeyi unutmasın ♪

♪ Bir merhaba ile selamladım insanları ♪

♪ Okul yolunda gördüğüm minik karıncayı ♪

♪ Yaşım küçük ama içimdeki kıpırtıyı ♪

♪ Biraz neşe katıp büyüklere, size veriyorum ♪

♪ Hayat gülünce çok güzel ♪

İhsan!

Efendim abi?

İyisin, değil mi?

İyiyim abi. Sadece serçe parmağım kanamış.

Parmağın mı?

Evet abi, serçe.

Kaldır bakayım, göremiyorum.

Kırılmış gibi mi?

Oynatabiliyorum ama kanamış.

-(Erkek) Kan yok. -(İhsan) Sildim abi.

Silmeseydim keşke, sana gösterirdim.

Sen nasılsın abi?

Oğlum, ben çok acıktım.

Buraya geleli çok uzun zaman oldu.

-Niyaz, yavrum! -Anne!

-(Niyaz'ın annesi) Yavrum. -(Niyaz) Baba!

Sana böyle ne oldu yavrum? Aklım çıktı, kaza diye aradılar.

Niyaz, oğlum iyi misin? Ağrın sızın var mı?

Oğlum, kırığın çıkığın var mı? Bir yerinde bir şey var mı?

(Niyaz'ın annesi) Gitti! Yüreğim gitti!

Şükürler olsun, yavrumu Allah bağışladı.

İhsan!

Canım.

Canım! Affedersin, kendimi tutamadım.

-İyi misin aşkım? -(İhsan) Aniden oldu.

Dangalak, pat diye arabanın önüne atladı.

Allah seni bana bağışladı aşkım.

İnsan kendinden geçiyor, emin ol.

Gözümün önüne hep sen geldin.

Sabah son görüşümmüş demek ki, dedim.

(Genç kadın) İhsan, Allah korusun.

Kapıda polisler vardı.

Evet, tutanak tuttular işte, bir şeyler sordular falan.

Oğlum, bir şey alayım ister misin? Karnın aç mı?

Baba, ben çok açım.

-O zaman... -Oğlum, ne istersen ben yaparım.

(Genç kadın) Annemler de geliyorlar. Babam büyük arabayı alıp geliyor.

Seni bize götüreceğiz.

(İhsan) Zahmet etmeselerdi.

Ne zahmeti aşkım. Allah'ım korumuş.

Sadaka verelim oğlum.

(İhsan'ın annesi) Allah'ım, Allah'ım seni bana bağışladı oğlum.

(Üst üste konuşmalar)

(Doktor) Nasılsınız?

Baş dönmesi, mide bulantısı olan var mı?

Benim serçe parmağım kanamıştı ama sildim.

Sonuçlar iyi. Polis de zaten ifade almış.

(Doktor) Ağrı kesici yazıldı, çıkarken reçeteyi alırsınız.

Geçmiş olsun.

(Hep birlikte) Sağ olun.

(Niyaz'ın annesi) Gördün mü? Hiçbir şeyin yokmuş.

Oğlum, çok geçmiş olsun. Acele etmeden yavaş yavaş toparlan.

Hızlı hareket etme, çok yavaş, çok yavaş.

-Önce şu ayağını indir. -Tamam.

(Üst üste konuşmalar)

(Genç kadın) Bir şey yokmuş, yavaşça alalım.

Yavaş.

Bunu da alayım o zaman.

(Genç kadın) Benim tanıdığım bir doktor var, ona gösterelim.

(Baki zorlanıyor)

Dur dur, o öyle çıkmaz, bir hemşireyi çağırayım.

Gerek yok, ben giderim.

Bu oda boş, biraz daha kalabilirsin.

Ben, Elif'i çağırayım bari.

("İbrahim Erkal - Sevme" çalıyor) ♪ Nasıl anlatayım pişmanlığımı ♪

♪ Sensiz ne hâldeyim sorma sorma ♪

♪ Sana bakanlara düşmanlığımı ♪

♪ Cahilliğime ver yorma yorma ♪

♪ Sen gideli her şey renginden oldu ♪

♪ Gönlümün gülleri sarardı soldu ♪

♪ Hayatımın gülen yüzü kayboldu ♪

♪ Bir çift dileğim var kırma kırma ♪

♪ Bir çift dileğim var kırma kırma ♪

♪ Tutma benim gibi onun elini ♪

♪ Onu benim gibi sevme sevme ♪

♪ Ben kimseyi sevmedim senin gibi ♪

♪ Sen de benim gibi sevme sevme ♪

♪ Sen de benim gibi sevme sevme ♪

♪ Nasıl sever nasıl kıskanırmışım ♪

♪ Nasıl da gitmene sessiz kalmışım ♪

♪ Sen gitmişsin ama ben anlamışım ♪

♪ Hâlâ seviyorsan durma durma ♪

♪ Hâlâ seviyorsan durma durma ♪

♪ Bakma benim gibi onun yüzüne ♪

♪ Ona yüreğini verme verme ♪

♪ Bakma benim gibi onun gözüne ♪

♪ Gönül sarayını serme serme ♪

♪ Gönül sarayını serme serme ♪

(Arabada şarkı devam ediyor)

Baki?

-Müziği kızar mısınız? -Elif, nasılsın?

Asıl sen nasılsın, ne oldu sana böyle?

Bir şey yok, eve gidiyorum.

Yüzün gözün dağılmış Baki, hadi gel, seni biz bırakalım.

Gerek yok.

Baki, hadi gel. İnsanları bekletmeyelim.

(Niyaz) Tamam, hadi, hadi.

İşte bu adam!

Yolun ortasına fırladı.

Niyaz, ayıp oluyor.

Arabayı durdurup binmesi için ben ikna ettim.

Şimdi demiyorum. Bu, çarptığımız adam.

(Niyaz'ın babası) Ne?

Oğlum, yapılacak iş mi bu? Ya bir şey olsaydı?

Yola fırlamadım da biraz dalgındım.

Fırlamadın mı? Ben yalan mı söylüyorum?

Sana kaldırımdayken mi gelip çarptık?

Yoldaydım o doğru ama fırlamak ani bir eylem anlatıyor ya...

...hızla gitmek gibi, ben onu yapmadım.

Tamam işte, ben de onu diyorum.

Yolun ortasına kadar ağır ağır geldi. Sonra bize böyle baktı.

Güzel kardeşim, sen biraz önce böyle söylemedin ki?

Fırladı dedin, sonra ağır ağır geldi diyorsun.

Tamam, özgürlük var, saygı duymalıyız...

...ama kardeşim, intihar edecek başka yer bulamadın mı?

Mesela git, çatıdan atla.

Yanlış mıyım baba?

Niyaz, adam niye intihar etsin? Dalgındım diyor.

Hiç ölmek gibi planlamadım gerçekten.

Yazık! Evlat kolay mı yetiştiriliyor?

Ben oğlumu biri yola dikilsin diye mi büyüttüm?

Kardeşim, orası cadde.

Sen niye yolun ortasına kadar normal yürüyerek gelip...

...sonra bize bakıyorsun?

Fırlamıştım, sonra ağır ağır yürüme oldu...

...şimdi de normal yürüyüp diyorsun.

Şimdi konumuz bu mu Baki?

Benim bir konum yok.

Arkadaş, konuyu sürekli benim yürüme hızıma getiriyor.

Sen ölmek mi istedin?

Yok! Nereden çıkardınız? Ölmek istemiyorum.

Yani ölmek istemiyor da değilim aslında ama bu ayrı bir konu.

İşte ben dedim, yolun ortasına fırladı.

-İntihar etmeye çalıştı. -Fırlamak diyor yine!

Bu yüzden mi seni kimin yıkayacağını kafaya takmıştın?

(Niyaz'ın babası) Ne?

Kim mi yıkayacak?

O ne demek?

Baki, öldükten sonra nasıl yıkanacağına önem veriyor da.

Bazı hassas konular vardır Elif, herkese her yerde söylenmez.

Bu hassas bir konu değil ki. Herkes ölüyor ve yıkanıyor.

Ama insanlar bu fikri hoş karşılamadı işte.

Hoş mu karşılayalım? Arabanın altına girmek istemişsin.

Yani duruyor olsak neyse, hızlıca geliyoruz.

Duruyor olsan neden arabanın altına girmek isteyeyim?

İntihar ettin yani?

Niye intihar edeyim?

Hem günah hem de ne gerek var yani?

Gereksiz yere oğlumu bu hâle getirenler...

...Allah'ından bulsun inşallah!

Teyze, ben oğlunu ne hâle getirmişim?

Gayet iyi duruyor.

Ama ölebilirdi. Gencecik adam.

Hâlâ ölebilir, hepimiz ölecek yaştayız.

Ben değilim, kardeşim.

Ben daha gencim, evleneceğim.

Hayırlısıyla inşallah.

(Niyaz) Hayırlısıyla tabii.

İşim var, gücüm var.

Kazada da ölmemişim.

(Niyaz'ın babası) Maaşı da çok iyi.

Önümüzdeki ay terfi alınca çok daha iyi olacak.

(Niyaz) Hayırlısıyla tabii.

Hele bir cevabımızı alalım da.

İnşallah ölme, evlen barklan kardeşim.

Beni de indirin artık bir zahmet, evi geçtik.

Kudret abi, sen bizi köşebaşında indir. Zahmet oldu, sağ ol.

Niye kızım?

Bu gitsin, sen bize gel. Yemek falan da yeriz.

Yok, biz inelim. Sağ ol.

Elif. (Kapı kapandı)

İstemezsen seni eve bırakalım. Akşam gelirim, yemeğe gideriz.

Yok, sağ ol. Biz gidelim. Sonra görüşürüz.

Hani sen fenaydın?

Hastaneden çıkarken yürüyemiyordun.

Sana bir şey demedim kardeşim.

Seninle değil, Elif'le yemeğe çıkacağız.

İyi, afiyet olsun. Hadi.

İyi madem.

Ama bu adamı gözüm tutmadı Elif.

Dikkat et, bir ölesi var bunun, haberin olsun.

Ben ne ölesi olmayanları yıkadım, kardeş...

...bilsen hazır olda gezersin.

İnat değil mi lan, ölmeyeceğim.

Evleneceğim, sana düğünümün davetiyesini atacağım.

Ben Ahmetlere gitmeyeceğim. Neslihan'ın tatil günü ziyan olmasın.

Çok geç.

(Çocuklar bağırıyor) Baki amca! Baki amca! Baki amca!

(Müzik) (Kuşlar ötüyor)

Tamam. Tamam.

(Kuşlar ötüyor)

Allah'ım! Ali, Erdem!

Önce sağına, sonra soluna, ondan sonra yine sağına bakmadın mı?

Bakmadım.

(Erdem) Annen seni dövecek.

Sanmıyorum, dövemez.

Neden?

-Çünkü benim annem... -Erdem, Ali.

Hadi ama rahat bırakın amcanızı, hadi.

Bırakmayacağız.

Gördün mü? Bir de bana mesafeliler diyordun.

Kaza yaptığını duyunca çocuklar çok üzüldüler.

Fark ettim.

(Ahmet) Çok sıcakkanlı benim çocuklarım, çok.

Maşallah benim çocuklarıma.

Çocuk işte, içlerinde böyle saf sevgi var.

Hasta olanlara kıyamıyorlar Baki.

Gayet de kıyıyorlar oğlum. Çocuklarını üstünden alsana!

Erdem, Ali, yapmayın oğlum.

Baki amcanız hasta.

Evet.

Üstünde oturduğunuz için nefes almakta zorlanıyor olabilir mi?

(Erdem) Olabilir mi?

Allah rızası için, biri çocuk psikolojisini önemsemesin artık.

Erdem, Ali inin!

Oh, işte otorite.

Neslihan sağ ol, iyi ki varsın.

Mızmızlanma abi, mızmızlanma. Sevdiklerinden yapıyorlar.

Evet. (Bebek ağlıyor)

Bak, benim bebeğim bile çok üzüldü.

(Çocuk taklidi yapıyor) Ben de çok üzüldüm.

Ben, sana bir şey oldu zannettim, Baki amca.

Ahmet bir sus!

Komik oluyorsun, yapma şöyle.

Komik oluyorsa gül abi o zaman.

(Ahmet) Kucağına vereyim mi?

Bebeği vereceğine çocuklara bak. Onların ellerindeki kablo mu?

(Ahmet) Evet, küçük lambalar aldım demiştim ya, onlar.

Kısmetse yarın suyu da dolduracağım, içine yerleştireceğim.

(Baki) Sebep?

-Havuz renkli görünecek. -Sebep?

Çünkü Neslihan'ım rüyasında öyle görmüş.

Ne rüyası?

Ahmet'in şeyi işte.

Rüyamda rengârenk bir havuzda, sere serpe uzanıyorduk Ahmet'le.

Anlattım, hemen inşaata başladı.

Gerçekten rengârenk miydi?

Adam bir rüyanın peşinden gidip...

...şu soğukta işi gücü bırakıp havuz kazıyor...

...zaten işi gücü bırakmış evde duruyor orası ayrı bir konu...

...minnacık beldede hangi evde havuz var diye de düşünmedin...

...renklere mi takıldın Elif?

Senin içinde bir Bağ-Kur emeklisi yatıyor Baki.

İnsanların sebepsiz mutlulukları senin canını sıkıyor.

Sizinki epey üst seviye.

Sınırları zorluyorsunuz.

Neden bizi aramadın? Hastaneden tek çıkmasaydın.

Tesadüfen görmesem hiç haberimiz olmayacak.

Çalıştığım hastaneye kadar gelmiş, bana bile demedi.

(Neslihan) Elif haklı.

Hastaneye tek gitsen bile tek çıkılmaz.

Ne o öyle kimsesizler gibi?

Kendine zorla acı çektiriyorsun.

Karım haklı.

Sen de zaten karına hak vermek için bahane arıyorsun.

Sen de Elif'e hak ver bence.

Elif haklısın. Neslihan sen de haklısın.

-Oldu mu? -Dövseydin bir de!

Kız seni düşünüyor, fena mı?

Onu bırak da sen yolun ortasında neden dikildin abi?

Dalgındım diyorum, başka bir sebebi yok.

Ne bu tavırlar?

Sen bana hâlâ sinirli misin?

Niye sinirli olsun?

Sizin aranızda bir şey mi oldu?

Hişt!

(Ahmet boğazını temizledi)

Baki, Elif'e evlenmek istediğinden bahsetmiş.

Ee?

Elif de bunu üstüne alınmış, kendine teklif etti zannetmiş, reddetmiş.

Ciddi misin?

Bizimki paramparça.

(Üzülerek) Aman!

Dedikodu böyle bir şey değil ama. Bunu ben yokken konuşacaksınız.

Yanındaysak dedikodu sayılmıyor işte.

Evet, karım yine haklı.

Bu yüzden hâlâ bana kızgınsın, değil mi?

Yok canım, niye kızgın olayım?

Benim kalbim mi var? Baki kim ki?

Baki anca ölü yıkasın, neden kızgın olayım?

Al işte, kızgınsın.

-Kızmadım diyorum! -Bana bağırma!

Bağırmadım, şu an kızgın olduğumu anlatamadığım için kızdım.

-Arabada da tavırlıydın. -Arabada herkes tavırlıydı.

Bana çarpan lavuğun arabasına bindirdi.

Lavuk değil o, liseden arkadaşım.

İyi, Allah mesut etsin.

-Düğüne çağırdı bir de. -(Elif) Ben evet demedim.

Bir şeyler olabilir zannetmiş işte.

Evlilik de teklif etti yani.

Evet, ne var bunda, suç mu bu?

Suç falan yok canım, neden suç olsun?

Sonuçta adamı arkadaşın olarak görmüyorsun.

Sevgilim de değil.

Bir şeyler olabilir zannetmiş işte. Yanlış anlamış.

Neden acaba? Arabasına bindiğin için olabilir mi?

Arabalarına binmek suç mu?

İyi, bin! Bir şey demedik!

Siz sevgili mi oldunuz?

(Baki ve Elif) Hayır!

Ahmet, kaş göz işaretlerini görüyorum.

Aman aman, laf etme kocam. Hırsını senden almaya çalışır.

Aman!

Bana kızdıysan açık açık söyle.

Niye hıncını milletten alıyorsun?

Elbette sana kızdım.

Aklı başında kim olursa olsun böyle bir durum karşısında kızar.

O adamda olup bende olmayan şey nedir?

(Ahmet) Oo!

Kaç defa daha söyleyeceğim? Niyaz, benim liseden arkadaşım.

Evlilik teklif ettiğinde seni arkadaşım gibi görüyorum dememişsin.

Evet, demedim. Ne var bunda?

Bu insanı üzmez mi?

Arkadaşım olarak görüyorum ne demek Allah aşkına?

İnsanın suratına "Hiç aklımda yoktun, iğrenç!" demek gibi bir şey değil mi?

Neslihan, Ahmet siz söyleyin Allah aşkına...

...bu, bu kadar iğrenç bir laf mı?

Biz bilmeyiz.

Ben, Neslihan'dan öncesini hatırlamıyorum bile.

Sen yanına gidip konuştuğunda...

...sana "Asla olmaz, ben seni arkadaşım gibi görüyorum." deseydi...

...ne yapardın, ne düşünürdün?

Karım bana öyle bir şey demez ki.

Manyak mısın, kavgada söylenmez.

Demezdim zaten kocam.

Siz de Baki'nin tarafındasınız yani, öyle mi?

Aman, tamam. Sizin bu kavganız bitmeyecek, anlaşıldı.

Elif, bunu söylemek bana düşmez ama bu kadar uyumlusunuz.

İstemezsin o ayrı konu.

Ama sen Baki'ye niye o gözle bakmıyorsun?

Patavatsız biri diye mi? Bütün lafı dilinde, o yüzden mi?

Öyle çok uzun boylu da değil.

Öyle aman aman çekici bir adam değil, ondan mı?

Senin beklentin mi yüksek?

Baki ile alakası yok, ben evlenmek istemiyorum.

(Bebek ağlıyor)

Ama bak şuna Elif ablası, şu güzelliğe bak.

Bebekken ayrı bir güzel, büyüdüklerinde ayrı bir masum.

Baba, abim beni dövecekmiş!

(Ahmet) Erdem, oğlum, ne yapmıyorduk kardeşimize?

Konuşmuştuk bunu, hatırla.

(Neslihan) Erdem bırak o ipi!

Kardeşine sarıl, oynamaya devam edin.

Neden evlenmek istemiyorsun?

Tamam işte, kızı sıkıştırmayın. Zorla güzellik olmaz.

Üstelik ben de sana bayılmıyorum.

Dediğim gibi, yanlış anlaşılma oldu.

Küçüklüğümden beri evlenmeyeceğimi biliyordum.

Hastalanmıştım.

Kontroller falan.

İnsan o yaşta anlayamıyor tabii.

Ama doktor öyle söyledi.

Benim çocuğum olmayacakmış.

Belki böyle olmasaydı hiç evlenmek istemezdim.

Belki hiç çocuk istemeyecektim.

Ama şimdi çocuklarım doğmadan...

...yuvam olmadan yaşayacağımı bilmek zor geliyor.

Belki hiç bilmeseydim özgürdüm.

Şimdi kim bana böyle yaklaşmaya kalksa...

...sadece ona veremeyeceğim şeyi düşünüyorum.

-Yani bu o kadar da... -Sakın.

Sakın bana çocuksuz da olur deme Neslihan.

(Elif) Kim duysa aynı lafı söylüyor.

Ömrünü çocuklarına adamış insanlar...

...çocuk o kadar da önemli değil demeye başlıyor ama önemli.

Önem verecek, biliyorum.

Ben ölüm gibiyim.

Gelip yanımda yas tutuyorlar...

...ama duyanlar bir yandan da seviniyor.

Herkes kendi başlarına gelmediği için seviniyor, biliyorum.

Ben hayatım boyunca ne hissediyor diye bir adamı yoklayamam.

Acaba bir sabah parkta bir çocuğu görünce...

...keşke benim de çocuğum olsaydı der mi diye düşünemem.

Benim bunu düşünmeye tahammülüm yok.

(Elif) Seninle evlenmeyi ister miydim?

Yanında olmak, beraber olmak.

Bilmiyorum, Baki.

Benim bunu düşünmeye bile gücüm yok.

Ben kalkayım, sonra görüşürüz.

Baki'yi evine göndermeyin, olur mu? Yürümekte zorlanıyordu.

(Erdem bağırarak) Elif abla!

(Elif hıçkırarak ağlıyor)

♪ Nasıl anlatayım pişmanlığımı ♪

♪ Sensiz ne hâldeyim sorma sorma ♪

♪ Sana bakanlara düşmanlığımı ♪

♪ Cahilliğime ver yorma yorma ♪

♪ Sen gideli her şey renginden oldu ♪

♪ Gönlümün gülleri sarardı soldu ♪

♪ Hayatımın gülen yüzü kayboldu ♪

♪ Bir çift dileğim var kırma kırma ♪

♪ Bir çift dileğim var kırma kırma ♪

♪ Tutma benim gibi onun elini ♪

♪ Onu benim gibi sevme sevme ♪

♪ Ben kimseyi sevmedim senin gibi ♪

♪ Sen de benim gibi sevme sevme ♪

♪ Sen de benim gibi sevme sevme ♪

("Şahin Kendirci - Sevme" şarkısını söylüyor)

♪ Nasıl sever nasıl kıskanırmışım ♪

♪ Nasıl da gitmene sessiz kalmışım ♪

♪ Sen gitmişsin ama ben anlamışım ♪

♪ Hâlâ seviyorsan durma durma ♪

♪ Hâlâ seviyorsan durma durma ♪

♪ Bakma benim gibi onun yüzüne ♪

♪ Ona yüreğini verme verme ♪

♪ Bakma benim gibi onun gözüne ♪

♪ Gönül sarayını serme serme ♪

♪ Gönül sarayını serme serme ♪

(Şarkı devam ediyor)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.