All language subtitles for Sevmek.Yuzunden.2024.WEB-DL.1080p.WEBRip.x264.AAC5.1-[YTS.MX]

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian Download
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French Download
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew Download
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian Download
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal) Download
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian Download
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish Download
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Downloaded from YTS.MX

Official YIFY movies site: YTS.MX

[hafif tempolu müzik çalar]

[ofis ortam sesi]

Merhaba millet.

Anladığınız üzere bu hikâyenin esas kızı ben oluyorum.

Yalnız baştan anlaşalım.

Bu öyle bir prenses ve beyaz atlı prens hikâyesi değil.

Hele kül kedisi hikâyesi hiç değil.

Hayatınızda ilk defa mı çalışıyorsunuz siz?

Altı üstü bir kıyafet çıkaracaksınız! Onu bile beceremiyorsunuz!

Bu kadar işe yaramaz arasında acı çekiyorum resmen!

Hadin Bey salonda mı?

Evet Leman Hanım, yerinde.

Tamam.

Hadi sen de doğru işine. Hadi! Hadi! Hadi!

Ayağı takılanı piyasadan silerim! Ona göre yürüyün!

Çoğu hikâyede mutluluk alınmayı bekleyen bir şey olarak durur.

Ama ben masalları severim.

Çünkü en güzel yalanlar masallarda söylenir.

Sonuçta gerçekliğini kimse sorgulamaz.

Bunu sana kim giy dedi? Senin proporsiyonuna göre mi o?

Siz beni deli etmek mi istiyorsunuz?

[hareketli müzik çalar]

[alkışlar]

Benimkisi karıncayla ağustos böceğinin masalı.

Tabii ki ben ağustos böceği oluyorum.

Benim hoyratlığım tamam da,

düşene yardım etmek de karıncayı kahraman yapmaz, değil mi ama?

[alkışlar]

Bu arada, ben İdil.

Bu masalın kahramanı benim.

Ama unutmayın ki her masalda mutlaka kötü bir karakter olur.

O değil.

Tam olarak,

benim masalımın kötü kahramanı Kerem.

Yakışıklı, karizmatik.

[tempolu müzik çalar]

O güzel aklından neler geçiyor acaba sevgilim?

Nasıl bu kadar harika bir adamsın, onu düşünüyorum.

[Kerem alaycı bir şekilde güler]

Teşekkür ederim, biliyorum.

[Kerem] Bak ne diyeceğim ya.

Ya diyorum ki,

sen şu ünlü modacılar gibi olsan,

yani iki tane, üç tane ünlü giydirsen,

paracıklar gelse, ne güzel olur ya, değil mi?

Aşkım, her şey para için yapılmaz.

Bazı şeyler paradan daha değerlidir. Başarı gibi.

[alaycı bir şekilde güler]

Başarı gibi.

Para yoksa başarıyı ne yapacaksın, değil mi?

Yani başarı ay sonunda ev sahibine verebileceğimiz bir şey değil ya.

[tempolu müzik çalar]

[Kerem iç çeker]

Aslında her şey bu gecenin sabahında başladı.

Kırmızı başlıklı kız masalından ağustos böceğine geçiş yaptım.

- [kapı kapanır] - [İdil burnunu çeker]

Kerem!

Sen misin sevgilim?

[sakin müzik çalar]

[Kerem dış ses] Artık seninle yapamam.

Gidiyorum.

Evet, 28 yıllık hayatımda bugün.

İşte tam da bugün, değişmeye karar verdiğim gün.

Neden mi?

[Kerem gülerek] İdil.

Lan seni şerefsiz! Sen… Sen ne yaptığını sanıyorsun?

Sen ne yapıyorsun? Ne oluyor burada?

Sen ne yaptığını… Gel, gel, gel!

Senin ben… Ne yaptığınızı sanıyorsunuz siz ya?

- [kilit sesi] - [anahtar sesi]

[tempolu müzik çalar]

[ayak sesleri uzaklaşır]

Sonra ne mi oldu?

Sonra biri beni kendime getirdi.

Yani sen de! Tabii ki o değil.

- Günaydın canım. - Günaydın tatlım.

- Ay canım, çok beklettim mi? - Yani işte her zamanki gibi.

Kusura bakma beybisi ama sana harika şeyler buldum.

İşte tam olarak böyle biri, pozitif ve hayat dolu.

- Bir şey mi dedin canım? - Aman öyle kendi kendime konuşuyordum.

Hadi.

- Abiciğim. - [kadın] Ömer Bey,

- gümrükten arıyorlar sizi. - [Ömer] Tamam, sağ ol.

Abi, sen hâlâ Antalya'da mısın?

Bak, Kerem'in ailesi o kadar çok hazırlık yaptı ki.

- Tamam, tamam, konuştuk bunları. - [kuş ve su sesi]

Merak etme, uçağı kaçırmayacağım.

Tamam, bir anda gerçekten korktum.

Bu arada havaalanına indiğin zaman

şoförün, her şeyin hazır, otel dâhil, tamam mı?

Teşekkürler hanımefendi.

[Seçil] Senin için çok zor olduğunu biliyorum.

Yani İstanbul'a gelmen.

Ama sen böyle konuşarak oyalıyorsun beni.

Peki, o zaman seni sevdiğimi de mi söyleyemeyeceğim?

Ben de seni seviyorum.

Ama şimdi beni oyalama.

Daha İstanbul'a gidip kardeşimi kime emanet ediyorum, ona bakacağım.

[Seçil] Ya abi…

Sen hâlâ konuşuyorsun ama bak.

Tamam. Hadi çok öpüyorum ve çok seviyorum.

[Cahide] Ömer.

Babaanne.

[Ömer] Evet.

Bu ne böyle Ömer? Olmuş mu bu?

O kadar brief'i boşuna mı verdik biz?

Söyleyin ajansa, kendilerine gelen brief'i tekrar okusunlar.

100. yıla özel,

bu tasarımı mı basalım şişelerimize?

Sakin ol Cahide Sultan.

Zaten tasarımı onaylamadım, benim de hoşuma gitmedi.

Yani ilgileneceğim, merak etme.

[nefes vererek] Teşekkür ederim Ömerciğim.

Rica ederim, ne demek?

[sakin müzik çalar]

Olmamış.

- [ofis ortam sesi] - [ayak sesleri]

- Yavaş, yavaş. - Günaydın beybiler, neredesiniz?

Günaydın, geldik işte.

Ben onu mu söylüyorum? Nerede kaldınız, onu soruyorum.

- [fısıldayarak] Leman geldi. - [ikisi birden] Aa!

Bu saatte?

Bu geçen hafta bahsettiği müşteri var ya, o gelecekmiş.

O yüzden erken geldi.

Bakın, bu kadını inanılmaz önemsiyor.

Allah Allah, yani bu kadar erken geldiğine göre kesin önemli biri.

Hemen söylüyorum.

27 yaşında, zengin bir ailenin tek kızı, Londra'da sanat tarihi okumuş,

kendi çanta ve mücevher markasını yaratmış.

Bitti mi? Bitmedi.

Ayrıca, Afrika'daki yetim çocuklar için konaklama ve hastane açtırmış.

Seçil Malkoç.

- Vay be. - [hareketli müzik çalar]

Peki bu muhteşem kariyer sonrası evlenmeye nasıl karar vermiş acaba?

Onu da kendisine sen sorarsın.

Ben nasıl sorayım kızım?

Leman senin de toplantıda olmanı istiyor.

- Ne? - [onaylar] Hı.

Hangi dağda kurt öldü?

Orasını ben bilmem. Ben ne biliyorsam size söyledim.

- Bundan sonrasını onunla konuşursunuz. - [İdil oflar]

[İdil] Iy!

Kızlar, dedikodunuz bittiyse İdilciğimi, Leman Hanım odasına bekliyor.

Kızlar, anlaşılan muhteşem bir sabah bizi bekliyor.

- Hadi gidelim gardiyan. - [hafif tempolu müzik çalar]

Gardiyan mı?

Avam, kişisel asistanım ben. Anladın mı canım?

Anladım canım. Hı hı, aynen ondan.

Hadi bol şans.

[hareketli müzik çalar]

[ayak sesleri]

Leman Hanım, benim de toplantıda olmamı istemişsiniz.

Evet

çünkü gelecek müşterimiz benim için çok değerli.

Ve kendini çok iyi hissetsin istiyorum.

Ortalama bir tipin var.

[hafif tempolu müzik çalar]

Yanında durduğun kişiyi daha güzel gösteriyorsun.

Kilolu iki kişinin ortasında durmak gibi düşün.

Kapiş?

- [ayağını yere vurur] - [hareketli müzik çalar]

Yutup içime attığım laflarla üç tane lanet kitabı çıkarabilirim!

[iç çeker]

- [Mert] Bir de bu var. - [İdil iç ses] Sevmedi.

Özellikle de etek kısmına geldiğinde gözlerini devirdi.

Gösteriş istemiyor.

Yeni şeylerden hoşlanmıyor.

Yüzüğü oldukça klasik.

Ben evleniyorum diye bağırmak istemeyen kızlardan.

Bir büyüğünden kalma olabilir.

İlgisi başka yöne kaydı.

Hatırası olan şeyleri seviyor.

Bence size yakışacağını düşünüyorum ben.

Leman Hanım, size de zahmet verdik.

Ama sanırım biz aynı yerden bakmıyoruz.

Olur mu? Biz sizin baktığınız yerde oluruz.

[hafif tempolu müzik çalar]

İyi günler.

İnci.

İnci.

Saçlarınızın arasında inci ve tüylerden bir taç.

[sakin müzik çalar]

[İdil] Sakin ve olabildiğince yalın bir duvak.

Size hitap edecek.

[İdil] Eski zamanlardan kalma tatlı bir anı gibi sanki.

Çünkü bazı düğünler başkalarının hayalidir.

Belki de onun hayalindeki gibi.

Annemin.

Gelin bu hayali birlikte gerçekleştirelim.

Çiziminizi heyecanla bekliyor olacağım.

Teşekkür ederim.

Yes!

Gel benimle.

[gerilim müziği]

[kapı kapanır]

Evet İdilciğim,

bu harikulade fikirlerini kendine saklamadığın için

teşekkür mü etmeliyim…

…yoksa vaat ettiklerini yapamadığını görüp seni kovmayı mı beklemeliyim…

…bilemiyorum.

Nasıl oldu bilmiyorum ama,

[hafif tempolu müzik çalar]

müşteriyi ikna ettin.

[Leman] Gelinliği sen tasarlayacaksın.

Fakat,

en ufak bir hatanda

seni kapının önüne koyarım!

Anladın mı beni seni küçük fare?

Ben bu imparatorluğu senin gibi farelere yem olsun diye kurmadım!

Bu kadın dünyada hatırı sayılır bir mücevher markasının sahibi.

Ah!

Ben tam bir yılımı verdim bu kadını bizimle çalışmaya ikna etmek için.

Benim tasarımlarım ve onun mücevherleriyle

bambaşka bir dünya vizyonuna geçecekken…

…senin gibi biri bunu, bu hayallerime gölge düşüremez.

Anladın mı?

İşte tam da her şeyin dönüm noktası dediğiniz yer

burası, dediğinizi duyar gibiyim.

Tabii ki Leman Hanımcığım.

Ben sizi çok iyi anladım ve sizi asla ama asla mahcup etmeyeceğim.

Güzel.

Şimdi git, çalışmaya başla.

Mert'e de söyle, bu ay röportaj verdiğim dergileri odama getirsin.

Tabii ki Leman Hanım.

Şimdi diyeceksiniz ki, hani dönüm noktası burasıydı diye.

[tempolu müzik çalar]

Sanıyorum…

…daha değil.

Değil.

Şimdi gidip yüzüme en sahici gülüşümü takacağım ve…

Yok ya o başka bir hikâyeydi.

Şimdi gidip Seçil Hanım'a dünyanın en güzel gelinliğini tasarlayacağım ve…

O gelinlik tasarlanacak ve kazananın kim olduğu herkese gösterilecek.

Evet, hadi ama gelsin gelinlik.

Hadi.

Şalımı unutmuşum da.

Çok az bir zamanım vardı.

Ve görüştüğüm hiç kimse sizin bana verdiğiniz güveni verememişti.

İyi ki siz.

Çok teşekkür ederim.

- İyi günler. - İyi günler.

- [ortam sesi] - [ayak sesleri]

- [Kerem] Aşkım. - Canım.

[öpme sesi]

[duygusal müzik çalar]

Kerem?

Onca beddua, onca lanet nasıl etkisiz kalır ya?

Şu an en iyi ihtimalle tek böbreğini kaybetmiş,

sol bacağı 10 santim kısalmış olmalıydı. Olmamış!

Janti kıyafetiyle, dünya güzeli sevgilisiyle

düğün hazırlığı yapıyor.

Neyle? Benim tasarlayacağım gelinlikle.

Şu an öyle bir an ki,

şu an öyle bir an ki, ben bütün dünyanın camını çerçevesini indirmek istiyorum.

Öncelikle kıyafetlerimi tasarlarken aldığım ilham…

Leman Hanım, bu gelinlik işini…

- Şşş! - Bakın, benim için çok hassas bir durum.

Bu gelinlik tasarımını benden alabilir misiniz?

- Lütfen. - Of!

Devam et Mertçiğim.

Ama tabii ki ben de yardım alıyorum.

Ve bu tasarımlarımı yaparken her zaman yanımda olan,

benim her türlü nazımı çeken,

benimle üzülüp benimle mutlu olan,

benimle uykusuz kalıp benimle sabahlayan birinden yardım alıyorum.

Ve ona sonsuz teşekkürlerimi sizin aracılığınızla sunuyorum.

[Mert] Kendisi kıymetlim,

hem asistanım hem arkadaşım

Mert Velizade'ye kucak dolusu teşekkürlerimi iletiyorum.

Ne?

Gerçekten mi?

Ne diyorsun sen ya?

Ben tam beş yıldır gecemi gündüzüme katıp senin yanında köle gibi çalıştım

ama sen daha altı ay önce işe aldığın buna

röportajlarında teşekkür ediyorsun, öyle mi?

Yalnız sekiz ay oldu canım.

Sen bir sus be!

- Avam! - [Leman] Yeter bu kadar.

Yani kime nasıl davranacağımı sana soracak değilim herhâlde.

Ayrıca kime istersem teşekkür ederim, bundan sana ne?

Demek öyle.

Ben sen ne istiyorsan yaptım.

Aşağıladın, yaptım. Hor gördün, yaptım.

Beğenmedin, yüzüme fırlattın, yine yaptım.

Ben sana beş yılda 14 defile hazırladım. Ben yaptım, ben!

Ama sen hiçbirinde bana teşekkür etmedin.

Her şeyi geçtim, ben senin arkanı defalarca toplamama rağmen

bir gün bile bana gülümsemedin be, bir gün bile!

Ah! Yeter!

Başıma "drama queen" kesildin!

Çalıştıysan, paranı aldın. Burası şov dünyası.

Kimse sana çalıştın diye teşekkür etmez.

Ayrıca sen de patronuna gelip teşekkür etmediler diye ağlayamazsın.

Bana bak küçük fare.

İşte o an, bu an.

Bana bak kül kedisinin üvey annesi.

Benim de sabrım bir yere kadar, tamam mı?

Ben o cam ayakkabıyı beklemem, gider kendim satın alır giyerim.

Senin bana verdiğin maaş da emeklerimin binde biri bile değil.

Şimdi sana, bu yalaka arkadaşına,

kurduğun bu yalandan imparatorluğa veda ediyorum.

Sen sakın o küçük beynini, tazminatı düşünüp falan yorma, tamam mı?

Tazminatımı da sana başımın gözümün sadakası olarak bırakıyorum!

Ben artık kül kedisi değilim.

Kendine, sömürecek başka masal prensesi bul.

Defol! Hemen terk et burayı!

Kovuyorum seni!

Tam olarak o laf geliyor.

Sen beni kovamazsın.

Ben kendim istifa ediyorum.

[Nil Karaibrahimgil - "Seviyorum Sevmiyorum" çalar]

Defol!

[çığlık sesi]

♪ Seviyorum sevmiyorum ♪

♪ Kaç yaprak var bilmiyorum ♪

♪ Ben seni kopardım attım ♪

♪ Kendimi toparlıyorum ♪

♪ Var mı şimdi başka biri? ♪

♪ Onu bana benzettin mi? ♪

♪ Ne yaparsan o ben olmaz ♪

♪ Parçaları sana uymaz ♪

♪ Kendimi bunun için mi yoracağım ben? ♪

♪ Kalbimi bunun için mi kıracağım ben? ♪

♪ Kendimi bunun için mi yoracağım ben? ♪

♪ Kalbimi bunun için mi kıracağım ben? ♪

[Sezen Aksu - "Tükeneceğiz" çalar]

♪ Başka sevgilerde teselli bulunca ♪

♪ İşte biz o gün düşüneceğiz ♪

♪ Bir an gelip de küllenince ♪

♪ Yüreklerimiz dinlenince ♪

♪ Başka sevgilerde teselli bulunca ♪

[araba sesi]

[çarpma sesi]

[gerilim müziği]

Elif!

Elif!

Elif!

Elif! Elif!

- [çarpma sesi] - [korna sesi]

[araba sesleri]

Ne yapıyorsun arkadaşım ya? Ne yapıyorsun?

[İdil] Alo! Bana bak, kime diyorum?

Kime diyorum ya?

Ya alt tarafı bir tamponuna vurduk, ne bu tripler?

İyi misin? Açsana camı!

[cam açma sesi]

İyiyim.

Ya madem iyisin, ne diye yüzüme böyle bön bön bakıyorsun?

Kötü olan günüme tur bindiriyorsun bir de.

Senin yüzünden insanlar burada ölebilir!

[duygusal müzik çalar]

Ne? Ne bakıyorsun, ha?

Duymuyor musun? Anlamıyor musun? Dilimizi konuşabiliyor musun?

Yabancı mısın? Nesin?

Özür dilerim.

İyi misiniz?

Oradan bakınca iyi gibi falan mı duruyorum, ha?

Ben sana bir şey söyleyeyim mi?

Sen bence ne kullanıyorsan kullanma, yaramamış.

Hadi güle güle.

[duygusal müzik çalar]

[araba sesleri]

- [İdil oflar] - [ortam sesi]

Keşke söylemeseydim.

Tamam, sızlanma artık,

diyeceğim ama elimde bunun için yeterince bir sebep yok.

[tempolu müzik çalar]

İşten ayrılmışsın, olaylı bir şekilde.

Eski sevgilinin mutluluğuna şahit olmuşsun.

Trafik kazası geçirmişsin, ortalık yanıyor.

Sen benimle dalga mı geçiyorsun ya?

Bunlar geçerli sebep değilse de ne?

- Var mı? - Yok mu?

Ha, istifandan mı bahsediyorsun?

Başka neden bahsediyor olabilirim acaba?

Doğru ya, teşekkür etmemiş.

Allah aşkına bırak ya, Leman'dan bahsediyoruz.

Ne teşekkürü be?

Değil mi?

Değil mi? Ben… Ben çok abarttım değil mi?

Allah'ım bir de kadına neler dedim ya, of!

Hem de Leman gibi bir kadına, sıçtığı boka laf ettirmez.

Yiğit, ben şimdi ne yapacağım?

Bitti mi? Devam edecek misin?

Bitti diyorum. Nasıl devam edebilirim acaba?

Nasıl devam edebilirim?

Onu mu diyorum salak? Sızlanmaya devam edecek misin diyorum.

[tempolu müzik çalar]

Ya ağlayıp sızlayarak bir yere varamayacağını

bilecek yaştasın artık İdil.

[Yiğit] Tamam, anladık. İşten ayrıldın.

Bir saattir de dövünüp durdun, artık yeter, sızlanma.

Bir sakin ol. Bir sal gitsin Allah aşkına ya, lütfen.

- Öyle mi diyorsun? - Öyle diyorum.

Bunca yıldır büyük bir firmada çalıştın.

Onlarca çizim yaptın. Onlarca defile düzenledin.

Ama bunları yapanın ben olduğumu kimse bilmiyor.

Sen biliyorsun.

Neler başarabileceğini senden daha iyi kim bilebilir?

[ayak sesleri]

[Zeynep] Hayatım.

Bir anda çıkıp gittin. Çantanı bile almamışsın.

Salak Mert'ten öğrendik istifa ettiğini. Ne oldu anlat.

Canım, özel gününde falan mısın? Ya da alkol falan mı aldın?

Hayır, yani şunu anlamaya çalışıyorum.

Bu cesareti tam olarak neye dayanarak aldın?

[duygusal müzik çalar]

Kırılmış kalbimin verdiği travmaya dayanarak.

[İdil] Tabii ya.

O geldi, ben onu gördüm. Bütün dengem şaştı.

Kadına asla söylememem gereken şeyleri söyledim.

Çemkirdim resmen.

Hepsi onun yüzünden.

Bunlar bize normal insan cümlesi olarak geri dönecek mi aşkım?

Şimdi bütün bunları Kerem travmam hortladı diye yaptığımı söylesem

arkadaşlarımın gözünde ezik, saplantılı bir psikopat olarak görüneceğim.

Ama arkadaşlar bunlar için vardır değil mi?

Ne?

Seçil Hanım, bu Kerem'in nişanlısı mıymış?

Aynen öyle.

[oflar]

Peki ben ne yapacağım şimdi?

Hadi kalkın.

Bakma öyle. Hadi kalkın.

Siz de, hadi. Hadi!

- [Bedük - "Koyver Kendini" çalar] - [sandalye sürüklenir]

Hadi!

♪ Bu nasıl gerçek? Bilemedim pek ♪

♪ İçinin ismi Dışının cismi yok ♪

♪ Kendimi saldım Al senin oldum ♪

♪ Başka bir dünya Burada sınır yok ♪

♪ Bu nasıl güzel kafa Asılı havada ♪

♪ Yarın olmaz aynı Koy ver kendini ♪

♪ Nasıl bir rüya Ellerim havada ♪

♪ Yarın olmaz aynı Koy ver şimdi ♪

Şu an tam olarak olmak istediğim yerde miyim?

Sanırım hayır.

♪ Koy ver şimdi ♪

♪ Koy ver kendini ♪

Ulan Kerem!

♪ Koy ver gitsin ♪

Ulan Kerem! Bana yaşattığın her şeyi

senin burnundan fitil fitil getirmezsem bana da İdil demesinler!

Ne oluyor ya? Deli misin kızım?

Ne yapıyorsun İdil?

Kardeşim, kusura bakma.

İşten yeni ayrıldı. Bir eski sevgili durumu var.

Bana ne kardeşim, deli misiniz siz?

O zaman şöyle yapalım.

- Kaç, kaç. - Hadi, hadi kızlar.

[cep telefonu çalar]

[oflar]

İstemiyorum arkadaşım, tamam mı?

Fiber altyapı, hayat sigortası falan filan hiçbir zıkkımı istemiyorum.

Ne?

Seçil Hanım mı?

[Seçil] İdil Hanım, özel sebeplerden dolayı

işten ayrıldığınızı duydum.

Bu özel sebepler hakkında size detay verdiler mi acaba?

İdil Hanım, bakın, ben sizin hayalinize inandım.

Sizinle birlikte bir yola çıkmak istiyorum.

Ayrıca kiminle çalıştığınızla da hiç ilgilenmiyorum, emin olabilirsiniz.

Benim tek istediğim, gelinliğimi sizin tasarlamanız, hepsi bu. Tamam mı?

Kelime dağarcığım mükemmele yakın.

Tek bir cümle içerisinde 38 farklı kelime kullanıp

derdimi dertleneceklerimi, her şeyimi mükemmel şekilde anlatabilirim.

Ama o tek kelimelik lafı edemedim.

Hayır. Hayır diyecektin.

Hayır. Diyemedin.

İdilciğim, sen şimdi bu Kerem'in gelinine,

gelinlik tasarlama fikrine hayır diyemedin ya hani.

Bu saçma sapan teklifi kabul etmende

özel bir sebep mi var, yoksa kendini mi öldürmeyi düşünüyorsun?

Tamam, tamam. Ver bana. Ben yazacağım.

"Seçil Hanım…

…özel sebeplerden dolayı bu işi kabul edemeyeceğim

ama size mutluluklar dilerim.

Hatta, sadece sana dilerim.

Zira o müstakbel kocan geberip…"

- Yolla. - O gelinliği tasarlayacağım.

Ama hiçbir zaman giyilmeyecek.

Nasıl olacak o?

- [hareketli müzik çalar] - Tam olarak şöyle.

Benim size söylemem gereken bir şey var.

Biz Kerem'le sevgiliydik. O beni aldattı.

Kerem çıkarı olmayan hiç kimseye selam bile vermez.

Bence bu plan tutmaz.

Gelinlik provası için 7/24 nasıl Seçil'le vakit geçireceksin? Bu bir.

[Yiğit] Düğüne kalmış bir ay, nasıl dost olacaksın? Bu iki.

Diyelim oldun, Kerem'in kötü bir adam olduğunu

nasıl ispat edeceksin, elinde belgen mi var?

Bu da üç.

Vallahi ben her ne kadar bu Masterchef kılıklı arkadaşın

aramızda olmasından pek memnun olmasam da

ne yazık ki bu durumda aynı fikirde olduğumu belirtmek durumundayım.

Duygularımız karşılıklı hanımefendi.

Peki ilişki doktoru, madem her boku biliyorsun,

yap planı da görelim.

Aynen, evet, al buyur, sen yap kardeşim.

- Yaparım. - Yap o zaman.

İyi dinle.

- İyi dinleyeceğim. - [tempolu müzik çalar]

Arkadaşlar, öncelikle set-up, set-up gideceğiz.

İlk aşamada senin ne yapıp edip

Seçil'le sürekli vakit geçirmenin bir yolunu bulman gerekiyor.

Bunu yaparken de Kerem'i Seçil'den uzak tutacağız.

Yani ilk aşamada yapılacaklar listesindeki en önemli adım,

Kerem'le Seçil uzaklaştırılacak.

Bunun için de ikinizi seçiyorum.

İyi de biz ne yapacağız canım?

- Aynen, biz ne yapacağız? - [İdil onaylar] Hı.

Güzel.

- Kerem'in en büyük zaafı ne? - [üçü birden] Kadınlar.

Bir dakika, bir dakika.

Ya, bu seni aldattığı kız vardı ya, hani kafede tartaklamıştın, karakola düşmüştün.

Ona ulaşsak, yani sonuçta seni onunla aldattığına göre,

en iyi ihtimal o kızı da Seçil'le aldatmış oluyor.

Yani buradan yola çıkarsak bence bir şeylere ulaşabiliriz.

Zeynep, gel öpeceğim.

[öpme sesi]

Kız kardeşimin sevgilisini araştıracağım ne demek oğlum?

Tam Cahide Sultan'ın torununa göre bir hareket yani.

Sevgilisi değil oğlum, evleneceği adam.

Ayrıca çok hızlı ilerliyor bu iş, benim canımı sıkıyor.

Tabii canım, seni yıllar sonra ta buralara, İstanbul'a kadar…

[kafe ortam sesi]

Ben yanlış sularda gezdim değil mi?

Neyse.

Ne yapacaksın?

Biraz araştırdım.

Yani şimdilik bir falsosu yok gibi.

Ama biliyorsun işte yani, bazı insanlar el iyisidir.

Önemli olan ilişkide nasıl, onu anlamak lazım.

Tamam da nasıl anlayacaksın ki bunu?

Bir iki hafta takılacak birilerini mi bulacaksın?

Daha önce takıldığı diyelim.

[tempolu müzik çalar]

Bunu yaptığıma inanamıyorum gerçekten.

Çok mecbur kalmasam ben de gelmezdim.

Aramızda kalacağını düşünüyorum.

Kesinlikle aramızda.

Kız kardeşim benim kıymetlim.

En kıymetlim.

O yüzden bana vereceğiniz bilgiler benim için gerçekten çok önemli.

Yani bir yanlış anlaşılma olmalı. Ben Kerem diye birini tanımıyorum.

Sen Zeynep değil misin?

Ben de diyorum, hafızam sildi herhâlde aldatıldığım kızı.

Neyse vallahi, sabahtan beri düşünüyordum,

benim aldatılma çıtam buysa yine iyiyim diye.

Maşallah vallahi, dünya güzeli kızsın, Allah sahibine bağışlasın.

Peki, ben nasıl ulaşırım bu Zeynep Hanım'a?

Kendisi Dubai'de, evlendi.

Oha!

Dubai mi?

Tamam, moral bozmak yok ya.

Tek takıldığı kız o mu sanki?

Yine haklı.

Ben buna iyice gıcık olmaya başladım ha.

Sen restorana dönsene.

Elinin hamuruyla bizim işimize karışma.

- [İdil iç çeker] - Sanem.

Ya siz bir sevişip rahatlasanız mı artık acaba ya?

[hafif tempolu müzik çalar]

[Ne yapıyorsun?]

Ne?

[Ya saçmalıyorsun.]

Tamam canım, hadi. Ciddi bir şey konuşuyoruz burada.

- Dön buraya. - İyi, tamam.

Ne yapacağız?

Şöyle yapacağız.

Seçil'e dair önemli bilgilere ulaşmamız gerek.

Bu görev sende Sanem.

Seçil'e ait her şeyi öğreniyorsun.

- Her şey? - Her şey.

Hı.

Diğer derneğin çıktıları tamam mı?

Çalındı! Çantam çalındı!

Tutun! Tutun, çantam çalındı!

[tempolu müzik çalar]

Yey!

Birinci görev tamamlandı.

[Sanem] Seçil Hanım'ın tüm gizli bilgileri, banka şifreleri,

dişçi kayıtları, Allah ne verdiyse, hepsi burada.

Kızım, sen ne yaptın?

Biz sana bilgi topla getir dedik. Gidip kadının çantasını çal getir demedik.

Tamam, bilgi. Her şey diyen buydu.

Hayda, görüyor musun?

Ya inanamıyorum şu anda.

Yani senin gibi eğitim seviyesi yüksek bir kadının yaptığı şeye bak.

Allah Allah! Ya ben bu kadından bunu ödünç aldım.

İhtiyacımız olanları alacağız, iade edeceğiz.

Hırsız mıyım lan ben?

[Yiğit] Bu yaptığın ne?

Bana bak Ratatouille, sen hiç konuşma.

Bilgi dedin, al sana kapı gibi bilgi.

Ben onu mu dedim?

Ne yapacağız bununla?

Neyle ne yapacağız, ne oluyor?

Gel gel, kadının çantasını çalmış.

Ne?

Hırsız mısın kızım sen? Çanta çalmak da ne?

Ödünç, ödünç.

Neyse, siz hiçbir şey yapmıyorsunuz.

Ne gerekiyorsa her şeyi ben yapıyorum, tamam mı?

Ne yapacaksın acaba? Çok merak ediyorum ha.

Şöyle, şimdi bu kızın ailesi, annesi, her kimse,

ona karşı böyle büyük bir zaafı var, çok değer veriyor.

Ben gelinliği anlatırken

onun duygu yoğunluğunu gözlerinde görmüştüm.

[hafif tempolu müzik çalar]

Na na nay! Na na na nay! Na na nay! Na na na nay!

Aferin mi bekliyorsun sen?

Vallahi istiyorum.

Ama senden yağmurlu havada su bile istemem.

Ay! Vallahi içim şişti ya! Gerçekten, yani bu şekilde olmaz.

Bizim doğru düzgün bir plan yapmamız lazım.

Arkadaşlar, yapılacak şey belli. Allah ne verdiyse, bam bam bam giriyoruz.

Herkes kendi anlattığı planı, her şeyi ne varsa uyguluyoruz.

Hayır şimdi şöyle olacak.

Şimdi sana provalar için bir mekân bulmamız gerekiyor.

Prova takvimini öyle bir ayarlıyoruz ki, Kerem katılamasın.

Prova saatlerinde, Kerem'i takip ve engelleme görevi de sizde.

Tamam. O sırada ben de Seçil'in güvenini kazanıp

- ona Kerem'le ilgili… - Hayır, saçmalama, saçmalama.

Ne diyorsun? Ağzından çıkanı kulağın duysun.

Kerem'le alakalı hiçbir şey söylemeyeceksin.

Güven kazanman gerekiyor senin.

Kafasında oluşabilecek en ufak bir şüpheye bile yer vermememiz lazım.

[hafif tempolu müzik devam eder]

Doğru, doğru.

İyi de biz nasıl takip edeceğiz?

O iş bende, onun ayarlarıyla ben oynayacağım.

[ikisi birden] Nasıl?

[hafif tempolu müzik durur]

Bilmem, bir fikrim yok.

[ikisi birden] Hı?

Yani bilmiyorum, öyle birden gaza geldim söyledim işte.

Ne bakıyorsunuz siz bana ya? Üf!

Tamam tamam, onu ayarlarız.

Sen şimdi, yarın benim restoranda Seçil'le yemek ye.

Hı.

[Yiğit] Ona gelinlik planlarını anlatırken de

ona dair bizim işimize yarayabilecek önemli şeyler öğrenmeye çalış.

Şimdi ara onu, yarın görüşmek istediğini söyle.

- Mesaj atsam? - Olur.

Biz de Kerem'in bu buluşmaya gelmesini engelleyeceğiz.

[hafif tempolu müzik çalar]

[kafe ortam sesi]

Hah!

- Selam. - Merhaba, hoş geldiniz.

Hoş bulduk.

Son olaylardan sonra benimle tekrar çalışmak istemeniz beni çok mutlu etti.

Çok teşekkür ederim.

Ne demek, olur mu öyle şey?

Zaten önemli olan mekânlar değil, fikirlerdir.

Öyle değil mi İdil Hanım?

İdil, İdil deyin lütfen.

Tamam, peki, İdil.

Yalnız mı olacağız? Müstakbel eşiniz bize katılmayacak mı?

Ha yok yok, katılmayacak.

Hem nerede görülmüş yani, düğünden önce gelinliği görmesi falan damadın?

Öyle bir şey yok.

Tam da bu durumlar için bir atasözü.

"Aç tavuğun istediği bir avuç yem, Allah verdi darı ambarı."

Değil mi ama? Yani o büyü neden bozulsun?

O kadar haklısınız ki, size çok hak veriyorum.

Aynen öyle.

Ne içersiniz bu arada? Yani buranın şarapları enfestir.

Tavsiye ederim.

Hım.

Bizim şarap üreten bir aile olduğumuzu bilmediğini de anlamış olduk.

Nasıl yani?

Yani şöyle anlatayım,

benimle görüşmek isteyen insanlar önce beni internetten bir araştırırlar.

Yani ailemin ne iş yaptığını, benim yardımseverliğimi,

markalarımı, gözümü boyamak için her şeyi yapıyorlar.

Ama İdil, inanır mısın ben o kadar bıktım ki artık bu olaylardan.

Ama sen öyle değilsin.

Yani sadece işinle ilgileniyorsun

- ve bu beni çok mutlu etti gerçekten. - [cep telefonu çalar]

Pardon, bu önemli olabilir.

[fermuar sesi]

[hafif tempolu müzik çalar]

[Seçil] Alo? Efendim, buyurun.

Gerçekten mi?

Tamam, tamam, hemen geliyorum. Çok teşekkür ederim, sağ olun.

Kolay gelsin.

Bir problem mi var?

- İdil, ben dün çantamı çaldırmıştım da. - [İdil] Aa!

Evet, bulunmuş.

Neyse ki şanslı günümdeyim.

Saat kaç?

Ben Kerem'e saat dörtte beni al demiştim.

Ama saate göre ben nasıl taksi bulacağım şimdi?

- Eyvah. - Şöyle yapalım bence.

Ben bırakayım sizi, ne dersiniz?

- Gerçekten mi? - Tabii ki.

- Zahmet olmayacak? - Asla, lütfen, buyurun.

[Seçil] Hayır demeyeceğim o zaman, olur.

[hafif tempolu müzik çalar]

- Çok teşekkür ederim. - Rica ederim.

Oh!

- Buyurun Seçil Hanım. - [telsiz sesi]

Bu hanımefendiler çantalarınızı bulmuşlar.

Lütfen kontrol edip teslim tutanağını imzalayın.

- Kontrol edelim, eksik bir şey var mı? - Bakıyorum.

[Seçil] Hayır, yok.

[yazı yazma sesi]

- Sağ olun. - Geçmiş olsun.

Teşekkürler.

Çok teşekkür ederim, gerçekten hayatımı kurtardınız.

Tam düğün arifesindeydim ve pasaportum, cüzdanım, her şey bu çantanın içindeydi.

Ne kadar teşekkür etsem az size.

[gülerek] Hiç teşekkür etmeyin. Ben arada yapıyorum böyle şovlar.

Vatandaş Zeynep işbaşında.

Rica ederim de diyebilirdiniz ama neyse, bunu tercih ettiniz.

[hafif tempolu müzik çalar]

Sizin için yapabileceğim bir şey var mı?

Lütfen. Rica ederim.

Bizim için yapabileceğiniz hiçbir şey yok.

Biz görevimizi yerine getirdik. Çok sağ olun.

Sakın vatandaşlık görevlerimi satın almaya kalkmayın.

[gülerek] Oldu o zaman.

[İdil] Biz tekrar çok teşekkür ederiz. Size iyi günler.

- İyi günler. - Teşekkürler.

Hayırlı olsun bu arada.

[nefes sesi]

[ayak sesleri]

- Çiçeğim. - [Seçil] Abiciğim.

[hafif tempolu müzik çalar]

Abi mi?

Bak bunu beklemiyordum.

Böyle abi mi olur ya? Bundan aşkım olur, yavrum olur.

"Vay anasını, Allah ne erkekler yaratmış!" olur.

Olur da olur yani, belli mi olur?

Abi, İdil'le tanışmış mıydın?

Yok, tanışmadık.

Yani henüz gerçek İdil'le tanışmadı.

[sakin müzik çalar]

- Merhaba, ben İdil. - Ömer.

[duraksayarak] Biz tanışmış mıydık daha önce?

[duraksayarak] E…

Yok, yani hiç sanmıyorum.

[İdil güler]

[Seçil] İdil, senin bir ofisin yoktu değil mi?

Benim aklımda bir fikir var.

- Gidelim mi? - Olur.

[karakol ortam sesi]

Bir an böyle kimlikte problem çıkacak

ve nikâh da iptal olacak diye o kadar çok korktum ki.

Şanslıymışsın.

Evet, evet. Şanslı olmasam Kerem gibi mükemmel bir erkeğe denk gelir miydim abi?

Bak sen.

Buldun mu bir eksisini?

Ne oldu? Bulamazsın. Çünkü o benim kusursuzum.

İnan bunu senin kadar çok istiyorum.

Ama evet, bulamadım.

[Nil Karaibrahimgil - "Seviyorum Sevmiyorum" çalar]

[cep telefonu çalar]

Yiğit, hazırlan, planda değişikliğe gidiyoruz.

Nereye gidiyoruz?

Antalya'ya.

Ne? Antalya mı?

♪ Seviyorum sevmiyorum ♪

♪ Kaç yaprak var bilmiyorum ♪

♪ Ben seni kopardım attım ♪

Kazanamıyorsam kaybetmeyeceğim.

Tamam, o düğünü mahvetmek gibi hain planlarımın bir tarafında

Kerem'den intikam almak istiyor olabilirim, evet.

Ama beni öyle hemen kindar biri olarak kodlamayın.

Yani şöyle düşünün.

Seçil gibi annesiz büyümüş, naif bir kız,

Kerem'in ellerinde perişan mı olsun?

Benim gibi aldatılmanın asitli yollarından mı geçsin?

Öyle mi istiyorsunuz?

Ya, ben de işte tam olarak böyle düşünmüştüm.

Biri ona Kerem'in gerçek yüzünü göstermeli.

Ben de bu görevden kaçacak insan değilim.

Hayır ya, beni niye götürüyorsun İdil? Zaten negatif şeylerden hiç hoşlanmam.

Sana savaş kazandıracak bir cephe gibi mi görünüyorum?

Tatlım, biz Antalya cephesiyiz.

[cep telefonu çalar]

İstanbul cephesinden arama var.

Evet kızlar?

Ay bu Kerem zibidisi toplantılarını bahane edip İstanbul'da kalacakmış.

[Sanem] Bu pislik unutmuş biletini, çarşamba beşe almış.

Ama biz ne yapıyoruz?

A planına geçiyoruz.

O zaman, gazamız mübarek olsun.

[ikisi birden] Gazamız mübarek olsun.

♪ Kendimi bunun için mi yoracağım ben? ♪

♪ Kalbimi bunun için mi kıracağım ben? ♪

♪ Kendimi bunun için mi yoracağım ben? ♪

♪ Kalbimi bunun için mi kıracağım ben? ♪

♪ Yok ki senin bir yedeğin ♪

♪ Yok ki senin bir yedeğin ♪

Şu takip olayını bir daha planlasak iyi olacak.

Bence de.

Dört bin lira taksi parası mı olur be?

[hafif tempolu müzik çalar]

[kafe ortam sesi]

Ya, biz biraz fazla mı uzağa oturduk, nasıl duyacağız konuştuklarını?

Zeynepçiğim, planın buraya kadarki kısmını ben hallettim.

Bundan sonrası için o güzel saksıyı birazcık çalıştıracağız.

Masterchef olsaydı kesin bir şey bulurdu.

- Bir dakika, bir dakika. - Hı?

Sizin bu Masterchef'le aranız bayağı iyi herhâlde, hayırdır Sanemciğim?

Şerdir şer Zeynep. Hı hı.

Adam her bokolog olduğu için, her boka bir fikri var.

Ben onu ima ediyorum.

Bak ikidir sen de İdil de üzerime geliyorsunuz…

[Zeynep fısıldayarak] Tamam, sakin ol.

Tatlım, takibin birinci kuralı dikkat çekmemektir.

Bunu sakın unutma.

Hadi ya, şeytanın aklına gelmez.

[hafif tempolu müzik çalar]

Bir de tutturdular düğünü Antalya'da yapacağız diye.

Bizimkiler de dünden razı.

Oğlum desene, iç güveysi gidiyorsun Antalya'ya.

[Kerem güler]

Bırak istedikleri gibi olsun.

Sonra ben çok güzel at koşturacağım o çiftlikte.

[tempolu müzik çalar]

Hiçbir şey duyamıyorum.

Ne mükemmel bir masa seçimi oldu Zeynep ya.

Tatlım, bundan sonra organizasyonu sen yaparsın.

Tamam mı? Öyle bir masada otururuz.

Tamam, tamam, kızma.

[tempolu müzik durur]

- [bardak sesi] - [kuş sesleri]

- [Seçil] Hoş geldiniz. - [İdil] Hoş bulduk.

- [Seçil] Nasılsın? - İyiyim. Siz nasılsınız?

- [Seçil] Hoş geldiniz. - Hoş bulduk.

Buyurun.

Yiğit Bey, sizin gelmenize ayrıca çok mutlu oldum.

Londra'daki restoranınıza bayılıyorum.

[gülerek] Ya ne güzel tesadüf değil mi?

Yani Yiğit benim yıllardır arkadaşımdır ama,

ben bile bu kadar ünlü olduğunu bilmiyordum.

[Seçil] Aa, olur mu? Ben sıkı takipçisiyim.

Yani üç tane dünya şampiyonluğu olan bir şefi

burada ağırlıyor olmak benim için şeref doğrusu.

İdil sizden bahsedince, dedim, ben de geliyorum.

[güler]

Kısa bir araştırma yaptım ve sizin aile geleneğiniz olan

şarap üreticiliğine devam ettiğinizi öğrendim.

Ben de restoranlarımda kullandığım şarapların üreticisiyle

bir süredir sorunlar yaşıyorum.

Ve siz de bilirsiniz ki, iyi bir yemeğin olmazsa olmazı,

yemeğe anlam katan, hatta ortamı büyüleyici kılan şey…

Şaraptır.

Kesinlikle.

[kuş sesleri]

Dedim madem bir değişim istiyorum ve böyle bir fırsat doğdu,

hem İdilciğimi yalnız bırakmamak

hem de sizin üretimlerinizi yerinde görmek ve tadım yapmak için geldim.

İyi ki geldiniz.

Muhteşem bir tesadüf oldu gerçekten.

İdil,

ben seni ilk gördüğümde hayatıma dokunacağından o kadar emindim ki

şimdi daha iyi anlamış oldum.

Nasıl diyeyim? Ya sen bizim hayatımıza çok büyük değişiklikler,

çok güzel güzellikler getireceksin gibi geliyor.

[tempolu müzik çalar]

Bu arada Yiğit Bey, siz hangi otelde kalıyorsunuz?

Yani eğer isterseniz abimin otelinde sizi ağırlamayı çok isteriz.

Çok kibarsınız ama şimdilik

kendi ayarladığım yerde kalmayı tercih ederim.

[hafif tempolu müzik çalar]

Şimdilik müsaadenizle.

Peki, müsaade sizin.

Sağ olun. Hem yarın tadım yapmak hem de sizi görmek için geleceğim nasılsa.

Akşama görüşürüz İdilciğim.

Görüşürüz canım. İyi ki geldin.

- İyi ki. - [İdil] İyi ki.

- Görüşmek üzere. - [Seçil] Görüşürüz.

- İyi istirahatler. - Sağ olun.

[tempolu müzik çalar]

Kalacağın odayı göstereyim o zaman sana.

Tabii.

Yiğit ama yani sana da aşk olsun.

Arkadaşlar, mükemmel kariyerimle sizi ezmek istemedim.

Tamam, yani biz buraya Yiğit güzellemesi yapmaya toplanmadık.

Hah! Kıskandı benimki.

[ikisi birden] Seninki derken?

Yani şey…

Yıldızımız barışmıyor ya.

Yani o yüzden tersi, sarkazm.

Arkadaşlar, konuyu değiştiriyorsunuz. Çok önemli bir şey konuşuyorduk.

Ortada kocaman bir anakondamız var.

Tamam o zaman. Yarın tam gaz devam.

Tam gaz. Hadi herkese iyi geceler.

İyi geceler.

İyi geceler.

[duraksayarak] E…

Ben kapatamadım.

Ben de kapatamadım. Bastım ama şey olmadı, almadı.

E?

İyisin.

Yani iyi misin?

İyiyim, iyiyim. Ne olsun? Arkadaş hatırına koşuşturuyoruz.

[romantik müzik çalar]

İyi yapıyorsun.

İyi oluyor ama senin de oradan destek atman, büyük yardımın dokunuyor.

Teşekkürler.

Biliyor musun burada sabah güneş harika doğuyor.

Keşke orada olsaydım.

Keşke sen de olsan.

Yani,

tabii ki Antalya'nın havası çok iyi geliyormuş.

Ayrıca İdil'e daha yakından destek atabilirdik.

O yüzden dedim.

Evet yani, ben de beraber olurduk, yani hep beraber olurduk anlamında söylemiştim.

Aynen.

O zaman iyi geceler.

İyi geceler.

Tatlı rüyalar.

Güzel rüyalar gör.

[Yiğit] Hadi kapat.

Sen kapat.

Kapat hadi.

[gülerek] Sen kapat.

Tamam, kapatıyorum.

Kapattım.

Abi, biliyor musun?

Düğün için hep böyle çok fazla kaygı vardı içimde.

Yani düğün için bana yardım edebilecek, teşekkür ederim,

ne bir kuzenim ne de annem var diye.

Ama işte Allah bana onu gönderdi.

Neyi hayal edersem daha iyisini önüme sunuyor.

[ayak sesleri]

İşte benim mucizem.

Abi bu mu?

Seni gidi seni.

Ben demiştim.

- Selam, Ömer ben. - Yiğit ben, merhaba.

Merhaba.

Oturmaz mısınız?

- Kahve? - Hayhay.

- Nasıl olsun? - Sade.

- Sen? - Sade.

Tamam.

[hareketli müzik çalar]

[alışveriş merkezi ortam sesi]

Aha, restoran buluşması.

Umarım bir kadınladır.

Hadi gel.

[hareketli müzik devam eder]

Ah!

Yes!

Çek çek, çek.

[deklanşör sesi]

Hah! Bok herif!

[Sanem güler]

[deklanşör sesi]

Aa!

Çekiyor musun?

Ya hani magazinciler böyle

yanlış açıdan çekiyor ya, öpüşüyorlarmış gibi gözüküyor.

Öyle çeksene.

Oldu canım? Başka?

İstersen bir de deepfake yapalım Zeynepçiğim.

Kızım, biz gerçek haberciliğin peşindeyiz burada.

Sahtekârlık peşinde değiliz herhâlde.

Tamam, hemen coşma.

- Düzgün çek. - [Sanem] Dur.

Hadi lan. Bir daha kalk, bir daha yavşaklık yap.

[hareketli müzik durur]

[Yiğit] Dolgun ve güçlü bir karakter.

[romantik müzik çalar]

[Seçil] 2013 senesinde bu şişelendi. Yani 11 senelik bir şarap.

[Yiğit] Şahane.

Nasıl güzel bakıyor.

Gülüşü de feci.

Sen anlar mısın şaraptan?

Yok, ben sadece içebiliyorum.

İsterseniz size eski fabrikayı da gezdireyim.

- Hayhay. - Evet, hadi o zaman.

- Buyurun. - Buyurun.

Mükemmel. Söyleyeceklerim bu kadar. Teşekkür ederim.

İzninizle, benim Cahide Sultan'la ufak bir işim var,

sonrasında dahil olacağım size.

Sen hiçbir şey söylemedin.

Yani açık konuşabilirsin.

Yanlış kişiye filtresizliği teklif ediyor.

[derin bir nefes vererek] Neyse, ben hedefe odaklanmalıyım.

Ben Yiğit arkadaşıma katılıyorum, köşesine geçmek istiyorum.

Demin de dediğim gibi, uzman olan kendisi.

Ya uzman deyince aklıma geldi.

Antalya'da olduğumu duyan bir müşteri aradı.

Benim bir görüşme yapmam gerekiyor.

Bağları merak etmiyor musun?

Onu merak eden İdil'di.

[Yiğit] İdilciğim,

sen beyefendiyi oyala, ben bir saha araştırması yapacağım.

Tamam canım, görüşürüz.

- Görüşmek üzere. - Görüşürüz.

Gidelim.

Yalnız şu an budama mevsimi.

Yani öyle hayalindeki gibi olmayabilir pek.

Olsun canım.

İdil,

bu arada Seçil'in yanında olduğun için çok teşekkür ederim sana.

- Ona iyi geliyorsun. - Anlamadım?

[duygusal müzik çalar]

Seçil çocukluğundan beri hep düğününü hayal ederdi.

Ama bunlar böyle mutlu hayaller değildi.

Kaygılar daha çok.

Yani "Yanımda kim olacak, annem olmadan benimle kim heyecanlanacak?"

Yani bu tarz şeylerdi.

Bugün seni annemin gönderdiğini düşündüm, biliyor musun?

O Seçil'i mutlu görmeyi çok isterdi.

Ve senin sayende,

düğününde çok mutlu bir Seçil izleyecek.

Eğer ölüler bizi izliyorsa

yemin ederim annesi şu an yüzüme tükürüyordur.

Kızının mutsuzluğunun mimarlığına soyundum.

Ama bunu kızının iyiliği için yaptığımı biliyordur, değil mi?

Ben üzdüm mü seni?

Kahrettin ya.

Üzmedin, kahrettin.

Ben kızın yuvasını yıkarken

onun iyiliği için olduğunu şerh koymak isterim.

Ama siz şimdi beni melek ilan ettiniz.

[duraksayarak] Yok.

- Biraz duygulandım diyelim. - [cep telefonu çalar]

[İdil] Pardon.

- Ne oldu, ne var? - [Zeynep] Sana bomba haberlerimiz var.

- [Zeynep] Kerem'i bir kadınla bastık. - Ne?

Ne olur uygunsuz bir vaziyette deyin.

[Zeynep] Yok, yemek yerken desek daha doğru olur.

[Zeynep] Ama takibe devam edeceğiz.

[Zeynep] Buradan çıkıp eve giderlerse bizim iş tamamdır.

Tamam, sakın takibi bırakmıyorsunuz, anlaşıldı mı?

Hadi görüşürüz.

[nefes verir]

- Hadi bakalım o zaman. - Hadi.

[hafif tempolu müzik çalar]

Buyurun İdil Hanım.

- [oflayarak] Sağ ol canım. - Rica ederim.

[İdil oflar]

Hadi yok mu kızlardan bir haber ya? Hadi.

- [cep telefonu çalar] - Hah geldi.

Hah!

[Zeynep] Yes! Beklenen hata yapıldı. Evine geldi kadının.

Hemen yolluyorum fotoları.

- Tamam. - [İdil iç çeker]

- Çok üzülecekler. - "Ler" derken?

Seçil'le abisi işte. Damat şerefsiz çıktı diye çok üzülecekler.

O yüzden yapıyoruz zaten.

Damatları olamasın diye.

Ya evet ama da yani yine de üzülecekler işte, onlara da yazık.

[mesaj sesi]

Aç bakayım.

[Yiğit] İşte bu be!

[İdil] Ama bu Mine.

Kerem'in kuzeni Mine! Kuzen bunlar, kuzen!

[hafif tempolu müzik çalar]

- Of! - Deme be!

Seçil belki bahsetmiştir sana. Şirketimizin 100. yılı.

Biz de bu yıl için özel bir seri ürettik.

Ama baksana, tasarımlar korkunç.

Yok, bahsetmemişti.

Ama tasarımlar gerçekten göz kanatıcı.

Yani bunlarla piyasaya çıkarsanız bir 100 yıl daha göremeyebilir şirketiniz.

[gülerek] Acilen müdahale edilmesi lazım.

Ne gibi?

Çalıştığın ajansla yolları ayırmakla başlayabilirsin mesela.

Başlayabilirsiniz.

Önerin var mı?

Yani aslında çok zor değil.

Bu kadar köklü bir şirketin vizyonunu yansıtacak,

daha modern bir çalışma yapılabilir.

Bak mesela, dur göstereyim.

Şöyle.

[kuş sesleri]

[romantik müzik çalar]

[öksürür]

- Seçil. - [Seçil] Abi,

acaba tasarımcımı çalıyor olabilir misin?

Çok isterdim.

Kusura bakma abiciğim.

Ama bizim hazırlamamız gereken bir gelinliğimiz var.

- Kolay gelsin. - [Seçil] Teşekkür ederiz.

[Seçil] Biliyor musun? Gelin çiçeğimi ben kendim ektim.

- Gerçekten mi? - [Seçil] Evet.

Seneler önce, tabii bu aramızda kalsın,

kendim ektim böyle zambaklarımı.

Tohumları ekerken de dedim ki kendi kendime, böyle dua ettim.

"Allah'ım" dedim, "Lütfen doğru adamı çıkar karşıma."

[Seçil] Dualarım kabul oldu. Kerem'i çıkarttı karşıma.

Doğru adam olduğunu nereden anladın peki?

Kerem benim hayatımda gördüğüm en fedakâr insan.

Bir de çok nazik.

[Seçil] Yani kimseyi incitmek istemiyor, kırmak istemiyor.

Ama İdil, en önemlisi ne biliyor musun?

Bana ilgi gösteriyor. Çok ilgili.

[Seçil] Yani kendimi özel hissettiriyor.

Siz tanışalı ne kadar oldu?

Bir seneye yaklaştık.

Yani bizim aslında düğün günümüz, tanışma yıl dönümümüz olacak.

Hım.

[hafif tempolu müzik çalar]

Tam da tahmin ettiğim gibi.

Kerem'le ilk yılımız, aynı Seçil'in anlattığı gibi geçmişti.

Sonra birden maskesi düştü. Aniden, böyle yavaş yavaş falan da değil.

Bilmiyor ki anlattığı Kerem gerçek değil, Kerem'in maskesi.

[hafif tempolu müzik durur]

[cep telefonu çalar]

Ay, İdil telefonu alabilir miyim?

Hah, teşekkürler.

Aşkım.

Ne? Antalya'ya mı geldin?

- [iğne sesi] - Ay!

Tamam.

Daha önce söyleseydin ya, ben seni hemen karşılamaya geliyorum aşkım.

Tamam sevgilim, bekle. Hemen geliyorum, hemen.

Hadi görüşürüz.

İdilciğim, kusura bakmazsan ben Kerem'i karşılamaya gidebilir miyim?

Gelmiş de.

Tabii, tabii.

Tamam, sonra devam ederiz.

[Seçil güler]

[ayak sesleri]

[kapı açılır]

[gerilim müziği]

Bana baksana sen.

Asıl sen bana bak.

Yaşanılan onca şeyden değil,

benden sonra canını yaktığın onca kadına

aynı şerefsizliği yaptığın için bu sözleri işiteceksin!

Adam dediğin…

Adam dediğin…

- [İdil nefes verir] - [müzik azalarak biter]

Sanıyorum ben böyle sahnelerin insanı değilim.

- [oflar] - [hafif tempolu müzik çalar]

Olmadı, yapamadım.

İsabet olmuş bu kıyafette seni ciddiye almakta zorlanabilirdi.

Niye öyle diyorsun ya?

Bu en sevdiği elbisemdi.

Üzerimde bunu gördüğünde böyle

aklı başından falan gidiyormuş, öyle derdi.

Tabii ya.

Biz hiçbir eski sevgilisini ikna edemedik. Ama elimizde hâlâ bir eski sevgili var.

Hem de bize yardım etmek için elinden gelen her şeyi yapar.

Kimmiş o?

Ben.

Beni nasıl eski sevgilisiyle aldattıysa

Seçil'i de benimle aldatabilir.

- [nefes verir] - [hafif tempolu müzik çalar]

Siz hiç iyi bir şey için kötülük yaptınız mı?

Ben birazdan yapacağım.

[hafif tempolu müzik durur]

[bar ortam sesi]

[sakin müzik çalar]

Evet, konuşmamız lazım dedin, geldim.

Dinliyorum.

[boğazını temizler]

İstersen şöyle yapabiliriz.

Daha rahat konuşabileceğimiz bir yere geçebiliriz. Ne dersin?

[alaycı bir şekilde güler]

Öyle mi dersin?

Hadi.

Hadi Kerem, yapabilirsin. Senin olayın bu oğlum.

Hata yapmak, hadi.

Daha neler derim bir bilsen, şaşırırsın.

Beni şaşırtmak zordur ama.

Zor olsun, hallederiz.

Yeter ki imkânsız olmasın.

Bak sen.

O zaman şaşırt bakalım.

[Kerem kısık sesle güler]

[Kerem] Ama sana beni şaşırtmak zor demiştim.

Ama bak, gerçi bu kadarına şaşırdım doğrusu.

En sevdiğim elbisen,

çilek kokulu rujun.

Ve sen her şeyinle benim için gelmişsin bu gece.

E?

Kamera nerede?

[Kerem] Nereye doğru el sallıyoruz?

Hayır.

Yani bu kadar organizasyon yapıp ölümsüzleştirmek istemedin mi?

Kamera yoksa nasıl göstereceksin Seçil'e aldatma anını?

Bak ben sana söyleyeyim.

O iş lafınla olmaz.

Çünkü Seçil bana çok âşık.

Senden nefret ediyorum.

[Kerem] Onu biliyorum.

[Kerem] Ah…

Onu o gözlerinde gördüğüm nefret sayesinde düşmedim zaten tuzağına.

Giyinmiş, hazırlanmışsın, cümleler seçmişsin.

Bak İdil, yapma.

Bu yapmaya çalıştığınız şey var ya, sen ve o arkadaşların, yapmayın.

Çünkü başaramayacaksınız.

Seçil bana çok âşık.

Çünkü senin nasıl bir şerefsiz olduğunu bilmiyor.

Biliyor, yani bilmiyor.

Ve öğrenemeyecek de.

O yüzden bence boşa çabalamayın.

Tamam?

Allah kahretsin!

[nefes sesi]

- [bardak sesi] - [Yiğit] Ne oldu, nereye gidiyor bu?

[duygusal müzik çalar]

Anladı. Şeytanın erkek şubesi anladı.

Tamam ya, bir sakin ol.

Bir sakin ol önce.

Pardon, bakar mısın?

[İdil'in nefes sesleri]

Çok iyi gidiyordun.

Çok iyi gidiyordum. Evet, çok iyi gidiyordum.

Ama gözlerin yalanı yok Yiğitçiğim. Gözlerin yalanı yok.

Gözlerimden anladı.

[İdil iç çekerek] Beni lütfen yalnız bırakır mısın?

Ben kendimle kalmak istiyorum.

Hayır canım, onu yapamıyoruz yalnız.

Yiğit, lütfen.

Yalnız kalmak istiyorum.

Hayatım, seni bu şekilde yalnız bırakamam.

Yiğit, benim bu rezaleti atlatabilmem için biraz kendimle baş başa kalmam gerekiyor.

Yalnız kalmam gerekiyor. Gider misin lütfen?

[bardak sesi]

[öksürür]

Senin becerebildiğin tek bir şey var mıydı ya?

[eşya sesleri]

Tek bir şey?

Bir numarasın. Plaketliksin vallahi.

Her şeyin içine etmekte bir numarasın ya.

Bir numarasın, plaketliksin.

[nefes sesi]

İdil?

[Ömer] İyi misin sen?

[romantik müzik çalar]

Tabii ya.

Kardeşini koruduğu andan beri, ergen gibi etkilendim adamdan.

Şimdi zihnim, bilinçaltım böyle sıkıntılı anlarımda

seninle hayaller kuruyor.

Şş!

Bak,

şimdi şu an yeni heyecanların hayali için hiç doğru zaman değil.

[İdil] Tamam mı?

Sen şimdi git.

Ben kendimle bir iki kavga edeyim.

Sonra seni yine çağırırım.

İdil.

İdil, iyi misin? Kendinde misin?

İyi misin mi dedin sen bana?

Allah'ım hayal kurmayı bile unutmuşum ya.

Hayal kurmayı bile unutmuşum.

[İdil] Ben zihnimde seninle flört ediyorum.

Ama sen bana iyi misin diyorsun.

Hayalimde bile iltifat almayı hak etmiyorum.

[İdil iç çekerek] Oysa bak şu an…

Şu an benim ne kadar değerli olduğum,

her şeyin en iyisine,

en güzeline layık olduğumu söylemeliydin mesela.

Bunları söylemeliydin.

Mesela gözlerimin ne kadar güzel olduğu ile başlayabilirsin iltifatlarına.

Öyle zaten.

[romantik müzik çalar]

Gözlerin çok güzel.

[güler]

Doğru yoldasın.

Mesela, böyle bu eli tutup…

[nefes sesi]

Şş, bak.

Yok.

Yok, yok.

Kesinlikle şimdi olmaz. Tamam mı?

Ben buraya ne için geldiğimi unutmamalıyım.

Ne için geldiysem onu yapacağım.

Sen şimdi git.

[İdil] Ben bu gece böyle

seni hayal edip vakit kaybetmemeliyim.

Sen git. Ben kendime bir iki hakaret edeyim.

Sonra seni yine çağıracağım.

Bir de kibar.

[nefes sesi]

[kısık sesle güler]

[Kerem] İdil.

[zil ses efekti]

İdil.

Senin tipini…

Üf! Git!

[hafif tempolu müzik çalar]

[nefes sesi]

Eyvah!

Yanlış kişiyi ayartmışım.

[oflar]

Kahretsin!

[nefes sesi]

Sabahları o kadar kötü mü görünüyorum ya?

Kaçmaya çalıştığına göre

yüzüne bile bakılmayacak hâldeyim, öyle mi?

Yok, estağfurullah.

Yani şey…

Ben dün gece biraz şey yapınca, algılar falan da gitti tabii.

Odaları karıştırmışım yani. Burada da her yer birbirine benziyor.

Ayrıca sizin kapınızın bir kilidi olmaz mı ya?

Yani benim yerime hırsız girseydi ne olacaktı?

Bütün evi, her şeyi toplayıp çoktan gitmişti.

Yani biz burada hiç güvende değiliz. Kim verecek bunun hesabını?

Evet, evet. Gerçekten çok haklısın.

Şey, biz nasıl affettirebiliriz kendimizi size?

[duraksayarak] E…

[hafif tempolu müzik devam eder]

Ben aslında cümleye özür dilemek için girmiştim

ama aynı yerden çıkamadım galiba.

Ben niye böyleyim ya?

Ya birine moral vermek için başladığım cümlenin sonunda hakaret ediyorum

ya da ayrılık konuşması diye gittiğim cümlenin sonunda evlenme teklif ediyorum.

Yapıyorum böyle şeyler.

Nasıl?

Nasıl?

[tempolu müzik çalar]

Ben bunları kendi kendime konuştum değil mi?

[İdil] Yani yaparım ben öyle bazen.

Kişisel hasbihâl.

Kahve?

Tamam, tamam, sen sade bir kahve içsen iyi olacak.

Tam 30 saniyede 30 farklı şekilde rezil ettim kendimi.

Ve o sadece gülümsedi.

Bu adam gerçek mi?

Hayır, hayır bak bu asılma sorusu, cümlesi falan değil.

Ben hayal mi kuruyorum şu an?

[tempolu müzik durur]

Ya kusura bakma, benim kafam biraz…

Şş, tamam.

Açıklama yapmak zorunda değilsin.

Yani olur bazen, değil mi? Saçmalarız.

Hı.

[kuş sesleri]

Sen bir de anlayışlısın.

Yok, yok.

Yok, tamam, anladım ben seni.

Sen, sen kesin hayalsin.

Çünkü ben böyle ne zaman gerçeklerden boğulsam, hayallere kaçarım.

Sen de kesin benim eskiden okuduğum romanlardan bir karaktersin,

öylesin, değil mi?

Kesin, tamam anladım ben seni, tamam.

[tempolu müzik çalar]

Kerem puştu!

Allah'ım bu hayal değil, düpedüz gerçek.

Ben düpedüz rezil ettim ya kendimi, rezil ettim.

Benim bir üstümü başımı, saç çekidüzen falan…

[İdil] Sağ ol.

Kalk! Şşş! Kalk çabuk, kalk kalk!

Kalksana ya, kalk uyan, hadi!

Ne oluyor be?

Arkadaşın geceden beri kim bilir kaç farklı şekilde rezil oluyor

ama sen burada götünü devirmiş bir şekilde yatıp uyuyorsun.

Çabuk bana moral konuşması yap, hadi!

Konu ne? Anlamadım.

Ya, sakinleşemiyorum! Anlamıyor musun?

Ya beni, beni İdil'i,

şu an adamın, zekâ seviyesi düşük biri olarak gördüğüne adım kadar eminim.

Ya adamın odasına girmişim, tamam mı?

Ve o beni kovmak yerine üstümü örtmüş. Ya beni resmen,

kişiliği yetersiz, bakıma muhtaç biri olarak görüyor ya.

Adım kadar eminim buna, yoksa benimle niye uğraşsın?

Tatlım, neden olacak? Çünkü senden hoşlanıyor olabilir mi?

Tamam, biz şimdi bu konuyu kapatalım.

Asıl konumuza dönelim.

[İdil] Ömer, Seçil'in abisi. Biz bu konuyu kapatıyoruz.

Ömer, Seçil'in abisi, bu kadar.

Sen bilirsin. Sustuk.

Yalnız var ya,

geldiğimden beri yerimi yadırgadığım için gram uyuyamamıştım.

Adamın koltuğunda sabaha kadar resmen bayılmışım.

Mışıl mışıl uyumuşum. O kadar güzel uyumuşum ki.

İnsan uyanmak istediği kişinin yanında mışıl mışıl uyurmuş.

[Yiğit güler]

Ben size bu konu kapandı demedim mi? Ne uzatıyorsunuz?

- Tamam, yeter. - Tamam, konuyu kapatıyoruz.

Ben konu açıyorum.

Arkadaşlar, şimdi bir durum muhasebesi yapmamız gerekiyor.

Şu anda kaldığımız yer neresi?

Şu an kaldığımız yer tam olarak şurası. Seçil, Kerem'e deli gibi âşık.

[İdil] Aşk gözü kör bir cahildir. O yüzden gerçekleri göremiyor.

Biz de bırakacağız. Seçil kendi yaşayıp

Kerem'in nasıl bir şerefsiz olduğunu görecek.

Ve kazanan Kerem olacak.

Ne yapalım?

Yani nikâhta nikâh memuru bize sormayacak ki, evet ya da hayır diye.

Seçil'e soracak. Evet ya da hayır diyecek kişi de o.

Yanlış.

Nikâhtan önce, evet ya da hayır diyecek başkaları da var.

Aileler.

Haksız olduğun herhangi bir şey var mı Yiğitçiğim?

Yiğitçiğim derken?

Tabii sonuçta biz takım olduğumuz için

Yiğit arkadaşımız da bu şeyler olabildiği gibi, olduğundan da

günümüzün konjonktüründe böyle zıt kutuplar da oluyor.

Zıt kutuplarla alakalı o.

[oflayarak] Ya siz ne konuşuyorsunuz?

Tamam bırakın fingirdemeyi, hadi.

Şimdi, evlilik iki kişilik bir eylem gibi görünse de

aslında ailelerin birlikteliğidir, doğru mu?

- [hafif tempolu müzik çalar] - Doğru.

Madem Seçil'in gözü aşktan kör olmuş vaziyette,

o zaman biz de gerçekleri ailesine gösteririz.

Ömer ve Cahide hayır derse bu iş biter.

Sen diyorsun ki biz yanlış ata oynadık.

Seçil'in ailesine oynamalıydık.

- Aynen. - [İdil] Tabii ya.

Ömer zaten Kerem'in bir açığını, hatasını aramıştı ama bulamamıştı.

İşte budur.

[Ömer] Tamam, tamam.

Onayım olduğunu söyle siparişi hızlandırsınlar.

Tamam? Teşekkürler.

- [Ömer] Selam. - [İdil] Selam.

- Nasılsın? - Sarhoş değilim ben.

Tamam, tamam. Sarhoşsun demedim. Yani nasılsın, onu merak ettim sadece.

- Ayıkken mi, sarhoşken mi? - Ayıkken.

Sarhoş hâlini gördüm.

Rezildim değil mi?

Hayır, hayır. Çok tatlıydın.

[Ömer duraksayarak] E…

[nefes sesi]

Prova yok galiba bugün.

Yok. Off günüm, ben de biraz etrafın tadını çıkarayım dedim.

Onun için de kalktın fabrikaya geldin.

Bilmem, ne yapabilirim ki?

Çok güzel yerler var.

- Hadi gidelim buradan. - Tamam.

[Zeynep Bastık - "Sen Ben" çalar]

♪ Tamam, tamam, tamam ♪

♪ Hiç yok diyemem hatam ♪

♪ Ben de herkes kadar ♪

♪ Yalnız ve yanlışım o kadar ♪

♪ Gelir, bulur yine seni ♪

♪ Kalbimin en gizli yeri ♪

♪ Kaçamam asla biliyorum artık ♪

♪ Hepsi sevmek yüzünden ♪

♪ Çok sevmek yüzünden ♪

Allah'ım, bana ne oluyor ya?

Ben buraya Kerem'in gerçek yüzünü göstermeye diye geldim.

Ama bayağı flörtleşiyoruz yani.

♪ Çok sevmek yüzünden ♪

♪ Sen, ben ♪

[şaşırarak] Siz?

Otur.

[kuş sesleri]

Otur.

Ne istiyorsun torunumdan?

Nasıl?

Neden Ömer'in etrafındasın?

O torununuz.

Yani bir yanlış anlaşılma var sanırım. Ben Seçil Hanım…

Seçil'in gelinliğini tasarlıyorsun.

İstanbul'dan geldin.

Çok yeteneklisin.

Teşekkür ederim.

Yapabiliyorsan yap.

Anlamadım?

Yapabiliyorsan yap

ama Ömer'e bulaşma.

Cahide Hanım, yalnız ben hâlâ anlayamıyorum.

Kerem'le Seçil'i ayırmaya geldin.

Kerem'in eski sevgilisisin.

[duygusal müzik çalar]

Evime yolladığın o garip adam, oteldeki iki tuhaf kız.

[güler]

Saçma bir çetesiniz.

Yapabiliyorsan yap.

İçimdeki ses, Kerem'in beş para etmez biri olduğunu söylüyor.

Ama elimde bir nedenim yok.

Senin varsa meydan senin.

Günlerdir ne yapacağını merak ediyorum ama

gördüğüm kadarıyla işini iyi yapamıyorsun.

Siz neden söylemiyorsunuz peki?

Seçil size hayır diyemez.

Evet, diyemez.

Şimdi hayır dersem bu iş bozulur.

Ama torunum benden bir ömür boyu nefret eder.

Kerem onun içinde bir sızı kalır.

Babaannesinin açtığı yaranın sızısı.

Bunu yapamam.

Sen yapabiliyorsan yap.

Ama Ömer'den uzak dur.

Nişanlısını kaybettikten sonra yıllarca kendine gelemedi.

O tüm bu duyguları yönetemez.

Ondan uzak duracaksın.

Yoksa Seçil neden burada olduğunu öğrenir.

Cahide Hanım…

Nişanlısını kaybetti dediniz.

Nasıl oldu?

Trafik kazası.

Arabayı Ömer kullanıyordu.

Ciğerim söndü.

[duygusal müzik çalar]

Demek bu yüzdenmiş.

İlk karşılaştığımızda da.

Ben ona neler dedim ya.

Neler dedim.

[burnunu çeker]

[nefes verir]

[kapı tıklanır]

[kapı kapanır]

[duygusal müzik çalar]

Özür dilerim.

Ben bilmiyordum.

Ben gitsem iyi olacak.

Niye kolumdan tutup "Gitme, kal, kadınım ol" demiyor ki?

[tempolu müzik çalar]

Şş! Bakma öyle!

Hayatım, oturma düzenine bakmak ister misin?

Belki eklemek isteyeceğin birileri olur.

Yok hayatım, herkesi tanıyorsun zaten.

Aşkım tamam, herkesi tanıyorum da hani uzaktan akraban falan.

Akrabam yok.

Yani bir amcam vardı, o da rahmetli oldu zaten.

Annem desen tek çocuk.

[kuş sesleri]

Peki kuzen?

- [çatal sesi] - [çiğneme sesi]

Yok.

[tabak sesi]

- Ne demek kuzenim yok? - [tempolu müzik çalar]

O ayda bir evinde takıldığın,

yok sevgilisinden ayrılmış, yok işten çıkmış diye

evine gittiğin kız kimdi?

Mine!

Ulan şerefsiz, o da mı yalandı? Beni onunla da mı aldattın?

Hadi ben kesmedim, bu kızı da mı onunla aldattın?

[iç çekerek] Tabii ya.

Bir sorun mu var?

Yok yok, hiçbir sorun yok. Aksine her şey yolunda.

Ama sadece benim küçük bir işim çıktı. Size afiyet olsun.

[ayak sesleri]

[ortam sesi]

Ne oldu? Anlatsana.

[İdil] Ne oldu, ne oldu? Ben anlatayım size ne oldu.

Kuzeni falan yokmuş. O Mine kuzeni değilmiş.

Yani beni Mine'yle de aldatmış.

Yani şu an Seçil'i de Mine'yle aldatıyor.

Bu bayağı su katılmamış orospu çocuğu.

Tam olarak öyle.

Ama sen buna mutlusun çünkü…

Çünkü hayat ne tuhaf değil mi?

Geçmişteki en kötü deneyimimiz,

şu an bizi en mutlu eden şey olabiliyor. Hayat işte.

[alkış sesi]

- Sanem, - [Sanem] Hı?

Zeynep.

Siz çetesiniz, ha?

Hadi ya.

Siz beni aşağıda bekleyin. Ben geliyorum.

Hadi, hadi.

[ayak sesleri]

[Kerem iç çeker]

Ya sen neyi anlamadın?

Biz ayrıldık ve ben seni sevmedim.

Yani neyi anlamadın da

bunları böyle kuyruk gibi peşine takıp getirmişsin?

- Çok zavallı görünüyorsun. - Canım benim.

Sen de buradan bakınca tam bir pislik gibi görünüyorsun.

Hatta biliyor musun, böyle

nereden bakarsan bakayım öyle görünüyorsun.

- Hı? - Aynen.

Ve Seçil gibi birini hak etmiyorsun.

Yani şuna anla, her şey seninle alakalı değil.

Sen amme hizmeti yapıyorsun.

Yani bana olan saplantılı aşkınla hiçbir alakası yok, öyle mi?

Değil sana âşık olmak, senden nefret bile etmiyorum.

Evet, bu yola çıkarken senden nefret etme duygum vardı.

Ama şimdi sadece tek isteğim,

Seçil'in senin gerçek yüzünü görebilmesi, bu kadar.

- [Kerem] Bu kadar? - Hı.

Neymiş ya benim gerçek yüzüm, ha?

[ortam sesi]

Tam olarak bu.

[duygusal müzik çalar]

- Sen beni takip mi ettirdin? - Evet.

Sen gerçekten kafayı yemişsin.

- Mine benim kuzenim. - Kuzenin falan değil.

Bugün kendi ağzınla söyledin.

Hayat işte, böyle tesadüflerle dolu.

Tamam, şöyle yapalım.

[derin bir nefes alır]

Bunu yapma. Yani bak,

ben, bak ben gerçekten Seçil'i çok seviyorum.

Sevseydin aldatmazdın, geç bu hikâyeleri.

Lütfen.

Yalvarmam gerekiyorsa yalvarırım ama lütfen bunu yapma.

Sana inanmıyorum.

İdil, bak ne istersen yaparım.

Lütfen bunu yapma.

Bak, şöyle yapalım.

Sana bu akşama kadar mühlet.

Ya insan gibi buradan çekip gidersin

ya da herkes gerçekleri görür.

[dışarıdan gelen korna sesi]

[iç çeker]

Ya akşama kadar neden zaman verdin ki?

Git fotoğrafları ver, bitsin gitsin bu iş.

Aldatıldığını öğrenmesi çok yıkıcı olur.

Kerem ayrılsın, öyle bitsin.

En azından evlilikten korktu der, daha az acı çeker.

[kuş sesleri]

Hah!

Bir elin zengin mirasyedi bebesinin psikolojisini düşünmediğimiz kalmıştı.

O da oldu, hiç eksiksiz, tamam.

O zaman ben biletleri alıyorum ve akşama dönüyoruz.

[Sanem] İdil,

sen iyi misin kuşum?

Kalıp, gelinliği tasarlamayı düşünmüyorsun herhâlde.

[Sanem] İdil.

[kuş sesleri]

Bırak gitsin.

Ben… Ben mi anlamadım?

Biz bunun için gelmedik mi? İstediği bu değil miydi?

Tam olarak buydu.

Ama istekler değişiyor.

Ve o burada başka bir şeyin daha hayalini kurdu.

[Ömer] Evet, tamam, dediğim gibi yapın onları.

Tamam o zaman.

Bu ne güzel sürpriz.

[öpme sesi]

[İdil nefeslenir]

Birkaç bir şey çizdim de onları göstermek için gelmiştim.

Şöyle bir şey çalıştım.

Çok güzel.

Bir de şöyle bir şey var.

Bu da çok iyi.

Bir de bu.

Hım.

Yani hangisini seçeceğiz şimdi? Hepsi çok güzel.

Akşam planın var mı?

[romantik müzik çalar]

Akşam Kerem şerefsizi defolup gittiğinde,

gündemin değişeceğini bilmiyor.

Akşama daha çok var aslında.

Şimdi bir şeyler yapsak olmaz mı?

Hadi.

[araba sesleri]

Kerem Bey nerede kaldılar acaba?

Belki de gelmeyecektir.

[Kerem] Özür dilerim, telefon trafiğim uzun sürdü.

Hoş geldin.

[gerilim müziği]

[öpme sesi]

[nefes sesi]

Dediğimi yapmamışsın.

Çünkü yapamam.

Peki.

Benim size söylemek istediğim şeyler var.

[Kerem iç çeker]

İdil, saçmalama.

Saçma olan senin bu akşam buraya gelebilmen.

Sen ne kadar yüzsüz bir adamsın!

Kerem?

Bir tanem, her şeyi anlatacağım ben sana, hiç merak etme.

İdil, ne oluyor?

Ömer, çok üzgünüm.

Gerçekten çok üzgünüm.

[İdil] Fotoğrafların çekildiği tarih sen düğün hazırlığı yaparken,

o seni aldatıyordu.

Tıpkı beni aldattığı gibi.

[nefes sesi]

[İdil] Size bunu daha önce söylemeliydim.

Ama söyleyemedim.

Kerem'i tanıyorum. Hem de çok iyi tanıyorum.

O kimseyi sevemeyecek kadar bencil,

kimseye sadakat duyamayacak kadar aşağılık bir adam.

- Kerem? - Bir tanem.

Hı?

Bak, İdil'i o kadar çok sevdin ki söyleyemedim.

Evet,

yani maalesef kendisi eski sevgilim.

Ben burada olması tamamen tesadüf sandım.

Kerem, nasıl yaparsın böyle bir şeyi?

Nasıl saklarsın böyle bir şeyi benden ya?

Bir tanem.

Ben… Ben düğün üstü üzülmeni istemedim.

Ben işini yapar gider sandım.

Ben saplantılı bir âşık yüzünden canın sıkılsın istemedim, hepsi bu.

Sen hâlâ hangi yüzle konuşuyorsun ya?

Sen bu kızı aldatmadın mı?

[nefes sesi]

Hah, hem de bununla işte. Yıllarca bana bunu kuzenim diye yutturdu.

İyi akşamlar. Kerem.

Kuzenim Mine.

[Kerem] Londra'dan düğünümüz için geldi.

İstanbul'da yemek yedik, sonra onu evine bıraktım, hepsi bu.

Yalan söylüyorsun.

Tamam, yani bana inanmıyorsanız, kimliğine bakın.

[kimlik kartı sesi]

[Kerem] Soyadlarımız aynı.

[Kerem] Rahmetli amcamın kızı.

[gerilim müziği devam eder]

Ama…

İdil…

Defol.

Defol dedim!

Sen de.

[araba sesleri]

[Sanem] Teşekkürler.

- [kapı kapanır] - [bavul tekerleği sesi]

[araba çalışır]

[korna sesleri]

[bavul tekerleği sesi]

- Oğlum, bak var ya… - [İdil] Siz geçin, ben geliyorum.

Dümbük!

Başından beri biliyordun değil mi her şeyi?

Saplantılı âşığın hazin sonu diyelim, hı?

[kapı açılır]

Kazandı.

Çünkü kötüler her zaman kazanırlar.

[araba sesleri]

[bavul tekerleği sesi]

[duygusal müzik çalar]

[araba sesleri]

[araba sesleri]

[duygusal müzik devam eder]

[nefes sesi]

Serkan abi hoş geldin. Gelmene çok mutlu oldum.

Hoş buldum. Kız kardeşim evleniyor değil mi?

Geleceğim, eğleneceğim, kurtlarımı dökeceğim.

Ne diye izliyoruz bunu?

Düğünde bir sürprizle karşılaşmayalım diye.

Nasıl bir sürpriz olabilir ki?

Ya kızım, İdil manyağı işi bozmaya çalışıyor.

[gerilim müziği]

[Kerem, televizyon] Ama eğer,

onu yalancı durumuna düşürürsem, onun söylediği hiçbir şeye inanmazlar.

Bana yardımın lazım.

Bak ben Seçil'i kaybedemem. Seçil çok zengin.

[Kerem, televizyon] Ya hayatın kurtulur.

Sana da o istediğin arabayı alırım, söz.

[Mine, televizyon] Sevmediğin biriyle sırf para için evlenilir mi ya?

Ya asıl para dışında evlenmek için başka hangi iyi neden olabilir ki, ha?

[Kerem, televizyon] Bana yardım edeceksin. Başka çaresi yok.

- Bir tanem. - Sakın!

[Kerem] Ama dur.

Ömer Bey,

bakın bu görüntüler gerçek değil.

Bunların hepsi İdil'in işi. Çünkü bana hâlâ çok âşık.

- [nefes sesi] - [gerilim müziği yükselir]

Bakın, bakın, hata yapıyorsunuz, tamam mı? Başka…

Lütfen, bir dakika.

- Hata yapıyorsunuz, tamam mı? - [Serkan] Gel bakalım sen.

[Kerem] Belki başta öyleydi ama…

[Ömer] Babaanne…

Sen…

Torunumu kime vereceğime emin olmak istedim.

Serkan da bana yardım etti.

Babaanne, madem biliyordun,

madem İdil haklıydı, neden sustun?

Bu da İdil'in sınavıydı.

Onun benim torunuma layık olup olmamasını,

haksızlık karşısında nasıl davranacağını görmek istedim.

Seni gerçekten seviyor mu

yoksa sadece Kerem için mi burada?

[kuş sesleri]

Cevabını alabildin mi?

[Cahide güler]

[romantik müzik çalar]

Şimdi siz bu hikâyenin prensesinin başına ne geldi diyorsunuz?

- [rüzgâr sesi] - [ateş sesi]

Prensesler için mutlu sonlar masallarda olur.

Ama gerçek hayatta öyle olmaz.

Ama bu macerada,

mesela iki en yakın arkadaşınız birbirlerine olan aşkını itiraf edebilir

ve harika bir birlikteliğe başlayabilirler.

Bir de bu açıdan bakın derim.

Müsaadenizle kısacık bir konuşma yapmak istiyorum.

Bazen hayatında olup bitenleri, gözünün önünde olanları fark edemezsin.

Fark etsen de

kendinde ona açılacak cesareti bulamazsın.

Bunun için küçük bir kıvılcım gerekir ya,

benim için o kıvılcım sensin İdilciğim.

İyi ki hayatımdasın.

Hep böyle kalmalısın.

- Çünkü sayende aşkı buldum lan. - [İdil güler]

- Hem de burnumun dibinde. - [Sanem güler]

- İyi ki girdin hayatıma. - Oo…

Sana bayılıyorum Allah'ın cezası.

[gülerek] Geri zekâlı.

Bazen bazı aşklar burnunuzun dibinde başlar.

Bu slogan da benden size hediye olsun.

[Seçil] Herkese iyi akşamlar.

[ayak sesleri]

İyi akşamlar.

Seçil Hanım.

Bölüm sonu canavarı geldi arkadaşlar, hakkınızı helal edin.

İzninizle, bu güzel gecede ben de bir şeyler söylemek istiyorum.

[Seçil] Sevgili İdil,

eğer sen hayatıma girmeseydin

ben mutlu bir birlikteliği olduğunu zanneden,

yani hayatının aşkıyla evlenip

sonsuza kadar mutlu olabileceğini düşünen bir kadın olacaktım.

Ama sen beni bir yalandan kurtardın.

Yani evet, çok kötü bir tecrübe oldu benim için.

Ama her ne olduysa ya da olacaksa,

doğru zamanda ve doğru insanla olması o kadar önemliymiş ki.

İyi ki varsın İdil. Çok teşekkür ederim.

- Seçil Hanım, aramıza katılmaz mıydınız? - [duygusal müzik çalar]

Yani sonuçta bir tanışıklığımız, bir yaşanmışlığımız var.

Arkanızdan az kuyu kazmadık.

[öksürme sesi]

- Anladı bence. - Doğru, haksız sayılmazsın.

Madem güzel bir kutlama yapıyoruz,

o zaman hakkını vermek lazım, öyle değil mi?

Hayda!

Hani bazen bazı anlar vardır ya, gerçek olmasını çok istersiniz.

Ama gerçek olduğunda da ne yapacağınızı bilemezsiniz.

İşte şu an tam da öyle bir an.

[duygusal müzik devam eder]

Nasıl olmuş?

Çalıştığınız ajansla yolları ayırmışsınız.

Bazı yol ayrımları, yeni bir hayata başlama şansı sunar.

Ama en önemlisi o yola kiminle çıktığın.

Sanırım ben kiminle çıkmak istediğimi buldum.

[Ömer] Yani,

tabii o da bana eşlik etmek isterse.

Şu an kabin basıncı sıfıra mı düşüyor,

yoksa ben Pamuk Prenses hikâyesindeki Pamuk olmak üzere miyim?

Yol nereye gidiyor?

[Zeynep Bastık - "Sen Ben" çalar]

Belki benim de yolumun üzeridir orası.

Yolunun tam üzeri.

♪ Tamam, tamam, tamam ♪

♪ Hiç yok diyemem hatam ♪

♪ Ben de herkes kadar ♪

♪ Yalnız ve yanlışım o kadar ♪

♪ Gelir, bulur yine seni ♪

♪ Kalbimin en gizli yeri ♪

♪ Kaçamam asla biliyorum artık ♪

♪ Hepsi sevmek yüzünden ♪

♪ Çok sevmek yüzünden ♪

♪ Seni sevmek yüzünden ♪

Merhaba millet, artık anladığınız üzere bu hikâyenin esas kızı ben oluyorum.

Yalnız baştan anlaştığımız gibi olmadı bu hikâye.

Hani başlangıçta demiştim ya,

çoğu hikâyede mutluluk gidip alınmayı bekleyen bir şey gibi durur diye.

Bazen siz gitseniz de bulamazsınız.

Ama bazen de hiç beklemediğiniz anda,

o gelip sizi bulurmuş.

Evet, evet, haklısınız.

Bu da bir prens ve prenses hikâyesi oldu.

Yani sonsuza kadar olur mu bilmem ama

anın tadını çıkarın. Boş verin.

Ben İdil.

Görüşmek üzere.

♪ Seni sevmek yüzünden ♪

♪ Çok sevmek yüzünden ♪

♪ Sen, ben ♪

♪ Ay ışığında toplanmış tüm yıldızlarda ♪

♪ Masalsı bir dokunuşum kaldı ♪

♪ O da bekliyor dudağının ucunda ♪

♪ Al beni sar, gecene boya ♪

♪ Teslim oldum tüm ruhumla ♪

♪ Kaçamam asla biliyorum artık ♪

♪ Hepsi sevmek yüzünden ♪

♪ Çok sevmek yüzünden ♪

♪ Seni sevmek yüzünden ♪

♪ Çok sevmek yüzünden [Toplanmış tüm yıldızlarda] ♪

♪ Seni sevmek yüzünden [Çok sevmek, çok sevmek] ♪

♪ Çok sevmek yüzünden ♪

♪ Sen, ben ♪

[tempolu müzik çalar]

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.