Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
(Jenerik müziği)
*Bu dizide karakterler Karadeniz ağzıyla konuşmaktadır.
(Müzik)
Şimdi görün bakalım balık nasıl tutuluyor.
(Müzik devam ediyor)
(Erkek) Nasıl ittim ama seni!
Evet, gördük, sanki düştüm.
Görmedin mi? Seni bir ittim...
-Ama güzel yüzdük. -Evet.
-Hadi ben gidiyorum. -(Hep bir ağızdan) Nereye gidiyorsun?
Anneme gidiyorum. Karnemi göstereceğim ona.
(Müzik)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Eşek anırıyor)
Anne.
Anacığım bak, oğlun sana takdir getirdi.
Sen beni merak etme.
Ben okuyacağım. Büyük adam olacağım.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Halil İbrahim, oğlum nedir o hâlin? Sırılsıklam olmuşsun.
Hadi içeri geç, üstünü değiştir. Hasta olacaksın.
Derslerimin hepsi beş baba. Takdir aldım.
Aferin akıllı uşağıma benim.
Oh! Baba yesin ballarını. Aslan oğlum benim.
Hadi içeri geç, üstünü değiştir. Hadi.
(Duygusal müzik)
Oğlum, o kitapların hepsini niye alıyorsun?
-Bütün yaz yaylada kalmayacak mıyız? -Kalacağız.
Ben ömrüm boyunca bu kadar kitap okumadım.
İstersen ben sana okurum.
-Ne anlatıyor ki bu kitaplar? -Eşkıyalık.
Eşkıyalık mı? İstemem eşkıyalık falan. Sen de okuma bunları.
Hayır, öyle değil baba.
Haksızlığa baş kaldıran İnce Memed, istemeden eşkıya oluyor.
Köylülere zulmedenlere başkaldırıyor.
Bu bizim Letolar gibi kötü insanlar var İnce Memed'in köyünde.
Hepsini tek tek haklıyor!
Neyse ne! İstemem ben eşkıyalık.
Hadi yat bakalım. Geç oldu.
Yarın erken kalkacağız.
Yat bakalım, yat, yat. Eşkıya.
Hadi uyu artık.
-Baba. -Efendim?
Aslan oğlum benim. Hadi uyu artık.
Oğlum, yük dengeli olacak. Eğer bir taraf daha ağır olursa...
...eşek devrilir.
-Tamam baba. -Tamam mı?
Hadi git tüfeği getir, onu da bağlayalım.
(At kişniyor)
(At kişniyor)
(Silah sesi)
(Duygusal müzik)
Halil İbrahim, kaç!
Halil İbrahim...
Baba!
(Gerilim müziği)
Baba, baba, baba!
Baba!
Baba!
Baba!
(Müzik)
(Duygusal müzik)
Hadi Yasemin.
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Erkek) Yasemin, hadi kızım.
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Halil İbrahim...
...sen tanımazsın ama senin öz amcan. Harun.
Git şimdi amcanla tanış. Konuş onunla.
Aslanım benim.
(Duygusal müzik)
(Harun dış ses) En sonunda ettiler edeceklerini.
Biz bu kan davası bitsin diye evimizi barkımızı terk ettik.
(Halil dış ses) Nasıl yani?
(Harun dış ses) Buralarda iki aile arasındaki kan davasını bitirmek için...
...bulunmuş bir formül. Gidenlerin malları satılır...
...paraları onlara verilir.
(Halil) Burası da mı satılacak?
Anamla babamın mezarı var?
Burası rahmetli annene babasından kalmıştı.
O yüzden satılmasına gerek yok.
Şimdi hızlıca eşyalarını hazırlayıp yola çıkmamız lazım.
Beni burada bir gören olursa kötü olur.
(Geçiş sesi)
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Halil dış ses) Sen silah atmayı bilir misin?
Ne yapacaksın silah kullanıp?
Babamın intikamını alacağım.
(Harun) Silah kullanmayı öğrenmeden önce...
...aklını ve yüreğini nasıl kullanman gerektiğini öğrenmelisin.
Asıl güç bunda değil.
Bunda ve bunda.
O zaman bana aklımı ve yüreğimi...
...kullanmayı öğretir misin Harun amca?
(Geçiş sesi)
(Müzik)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
Derviş dayının evi dururken...
...o çadırın içinde yatmaya utanmayacaksın, değil mi?
Derviş dayı.
20 yıldır anamın babamın yattığı toprağın kokusuna hasretim Derviş dayı.
Müsaade et yanlarında yatayım.
(Derviş) Harun amcan nasıl, iyi mi?
İyi çok şükür.
-Ama bana küs. -Niçin?
Buraya gelmemi istemedi.
Halil İbrahim, hoş geldin sefa getirdin.
Anladım sıla-i rahim yapıyorsun.
Ananın babanın kabrini görmek istemişsin...
...ama 20 yıl sonra niye geldin?
De bana, niyetin nedir?
Kan davasını sürdürmek mi?
Öyle bir niyetim yok Derviş dayı.
Niyetim kan davasını sürdürmek olsaydı buraya gelmezdim.
Batum'a giderdim.
Cevat orada yaşıyor.
Babanın katilinin nerede yaşadığını da biliyorsun.
Ben geçmişe sünger çektim.
İnsanlar yıllarca bir kürek toprak için birbirini öldürdü.
Ama o devirler geçti.
-Dünya değişti. -Yalan dünya değişir mi hiç?
Dün nasıl yalansa bugün de öyle yalan.
Benim için değişti.
Ben Yasemin'le evlenip...
...yuva kurup, mutlu olmaktan başka bir şey istemiyorum.
Yasemin?
-Muzaffer'in kızı Yasemin mi? -Evet, o.
(Tulum çalıyor)
(Tulum çalmaya devam ediyor)
(Tulum çalmaya devam ediyor)
Tamam, tamam, vuracağım.
Ona herkes vurur...
...mühim olan hareketli hedefe vurmak.
(Hep bir ağızdan) Ooo!
Turan abi, ne diyor bu?
(Erkek) Abi hayırdır, ne ayak bu?
Kaçıl oradan.
Karşımda durabileceksen gel deneyelim seninle bakalım...
...vurabiliyor muyum vuramıyor muyum.
Şehir uşağı.
-Hayhay! -Bir de öyle, öyle mi?
(Müzik)
-Bu, o. -Kim?
Halil İbrahim.
(Müzik)
Kız!
(Turan) Ne gülüyorsunuz lan!
Dağılın! Ne oluyor burada?
(Kadın) Ne yapıyorsun, Halil İbrahim o.
-Halil İbrahim. -Halil İbrahim.
-Kardeşim. -(Erkek) Halil İbrahim.
Kan kardeşine vuruyorsun Turan.
Turan, kan kardeşini nasıl tanımıyorsun?
Halil, sen misin?
(Turan) Benim kan kardeşim Halil, öyle mi?
Ben seni nasıl tanımam?
Kurban olurum sana. Kurban olurum.
Ne yapıyorsun, bir rahat dur, manyak mısın?
Gittin gaza geldin orada.
Yasemin.
Gel, gel.
Şuna bak.
Hadi.
Beş yıl Halil İbrahim, tam beş yıl.
Ben her gün aramanı bekledim, yazmanı bekledim.
İnsan düşmanına yapmaz bunu, bırak se...
Sevdiğine diyecektin.
Neden durdun?
Sevmiyorsun demek ki.
Sevsen evlenme teklifi edip geçip gitmezdin.
Tüm köylü, kasabalı, ahali deli sandı beni.
Arkadaşlarıma inandıramadım ya. Sema hariç.
Edanur ya, Edanur.
Edanur'a anlatamadım inanmaz diye.
İnan bana, beş yıl boyunca seni düşünmediğim tek bir gün bile olmadı.
Ee, ne oldu o zaman?
Yoksa...
Yoksa başka biri mi girdi hayatına?
Seninle benim arama kimse giremez.
Kimse.
Yasemin'im...
...memleket gözlüm...
...nar tanem...
...kadınım.
(Müzik)
Ağır ol şehir uşağı. Ne yapıyorsun?
Burası İstanbul değil.
Allah'ın emrini yerine getirmeden saçımın teline dokunamazsın.
(Müzik)
Sürmeli, yapma bana bunu kızım.
Bak bugün ablanın en mutlu günü.
Kız, söz evlenince seni de götüreceğim.
Burada bırakmayacağım.
Sen Halil İbrahim'i görmeden sütten kesildin.
Bir de görsen...
...benden beter olursun.
Deli divaneye dönersin.
Hadi Sürmeli, hadi.
Vallahi annem kızacak ikimize de.
Ee, sen Osman'ım?
-Balcılığa devam mı? -Devam, devam.
Başka bir şey bilmem ki.
Bana bak, İstanbul'a gitmeden muhakkak bekliyorum.
Evim küçüktür ama gönlüm büyüktür, Halil İbrahim.
Geleceğim kardeşim, söz.
-Çaylarınız geldi. -Getir abi, kuruduk.
-Al. -Ver.
Hadi için. Hadi için.
Lafa bak. Arif, bari dövseydin.
Sana kaç defa dedim. Çaylarınız geldi, afiyetle için diyeceksin.
Sana da afiyet olsun Temel.
(Arif) Bu Temel de sinir hastası mıdır nedir!
(Temel) Bak vır vır konuşuyorsun.
Sen şimdi hakikaten çadırda mı yatacaksın?
Bu uşak buraya bizi rezil etmeye geldi.
Evi tamir edene kadar kapının önünde yatacağım kardeşim.
Ben alışığım zaten, bir şey olmaz.
Alışık mısın? Nerede alıştın Halil İbrahim?
Kan kardeşim, bir anlat bakayım sen ne yaptın ne ettin İstanbul'da.
20 yıl oldu, merak ediyoruz.
Anlatacağım kardeşim, hepsini anlatacağım da...
Sen şimdi söyle bana, Letolardan buraya gelen var mı hiç?
Fikret Bey gelir arada, çay içer gider. Hayırdır, ne oldu ki?
-Fikret, Zeynep'in abisi Fikret. -Evet, o.
Ama Zeynep iyi kızdır. Yani...
...okul arkadaşımız olduğundan mıdır nedir bilmem...
...ben severim.
Bu Letolara hiç benzemez.
Bu Fikret buraya gelirse eğer, beni sorarsa...
...Halil İbrahim'in dava falan güttüğü yok der misin?
Derim tabii.
Derim de gelmesine de gerek yok. Şota var, adamı. Ben onu arar söylerim.
Halil İbrahim...
...nasıl desem bilmiyorum ama...
...senin bu Yasemin'in...
(Halil) Evet?
Ne olmuş Yasemin'e?
Dilinin kemiği hiç yok. Yani bana öyle bir beddua etti ki...
...çok alındım. Görürsen söyle.
Tamam kardeşim. Göreceğim, söylerim.
Ben kaçtım, yarın haberleşiriz.
Allah'a emanet kardeşim.
Görüşürüz Halil İbrahim.
Vay be!
Ne vuruyorsun kot kafa, ne oldu?
Turan, sen ne zaman böyle çenesi düşük bir adam oldun?
Niye sıkıyorsun oğlum adamın canını?
Ben bir şey mi dedim?
Ben dürtmesem diyecektin Turan.
Yok, Letoların oğlu Yasemin'in peşinde dolanıyor...
...yok, Yasemin'den uzak dur, sıkıntı çıkmasın.
Çıksın mı? Bilmiyor musun, o Tarık ne şerefsiz heriftir!
Seviyorlar birbirlerini.
Gidecek Allah'ın emriyle isteyecek Yasemin'i.
Muzaffer amca da diyecek ki verdim gitti ama bir şartla.
Buradan gideceksiniz. Sonra sen sağ ben selamet Turan.
Karıştırma.
İnşallah.
Bir de Yasemin'e kırılmış.
(Müzik)
(Cama taş çarptı)
(Müzik)
Çıldırdın mı, ne yapıyorsun?
-Babamlar duyacak. -Hadi, yanıma gel.
Hişt! Sessiz ol. Babamlar duyacak.
Seni de beni de vuracaklar.
Gelmezsen bağıra bağıra şarkı söylerim, baban da beni vurur.
Tamam, geliyorum. Çık bahçeden. Çık. Deli midir nedir!
(Müzik)
(Televizyon açık)
Kız, nereye?
Sema bir şey getirmiş, onu alacağım.
-Gelsin içeri. -Yok, yok. Hemen alıp geleceğim zaten.
Yasemin...
...sende bir hâller var da neyse. Hadi git de gel hemen.
(Müzik)
Yasemin, buradayım.
Bir de dikiliyorsun orada. Yürü!
Görecekler şimdi.
Sen benim için mi süslendin?
Sen onu bunu bırak da neymiş bu söyleyeceğin türkü, şarkı, onu de bana!
"Ben seni sevduğumi da"
"Dünyalara bildirdum"
Ben öyle bir şey duymadım.
O zaman yarın öğlen şelaleye gel.
Ben sana hepsini tek tek anlatayım.
-Gelemem. -Sebep?
Sen beni yıllardır beklettin. Biraz da sen bekle.
Beklerim ama tam da burada beklerim.
Hatta bağıra bağıra şarkı söylerim.
-"Ben seni sevduğumi..." -Hayır, sus sus!
Biri görecek şimdi. Tamam.
Sen yarın öğlen git şelaleye...
...ben belki gelirim, belki de gelmem.
Az biraz merak et.
Sen bilirsin.
Evet, ben bilirim tabii.
-Yarın bekliyorum. -Git Halil İbrahim. Git.
(Müzik)
Yasemin.
Efendim?
-Gitti mi? -Kim?
Kim olacak? Sema.
Gitti, gitti.
Kız.
Yasemin.
Hani sana bir şey verecekti? Ellerin boş.
Unutmuş onu. Yarın öğren yine buluşacağız.
(Müzik)
Muzaffer.
-Muzaffer. Muzaffer, kalk. -Ne oldu?
Muzaffer, sen anca uyu.
Alo?
(Gerilim müziği)
(Kadın) Bu benim.
(Müzik)
O da benim.
Bu kız kim?
O Letoların kızı. Zeynep Leto.
Şu siyahla arkasındaki de.
(Anons kadın ses) 956 sefer sayılı Ankara uçağı...
...alanımıza iniş yapmıştır.
Tamam, gidebiliriz.
(Müzik)
Hoş geldiniz Zeynep Hanım.
-Hoş bulduk Şota. Ne haber? -Sağ olun Zeynep Hanım.
Yolculuk nasıldı?
-Uzun. -Hadi buyurun.
Sen oraya otur, ben kullanacağım.
Etmeyin Zeynep Hanım. Bir gören olursa ne der?
Zeynep arabasını kullanmayı özlemiş der, ne diyecek?
-(Zeynep) Teşekkür ederim. -Ben teşekkür ederim.
(Müzik)
Şunu gözümün önünden kaldır.
(Müzik)
Elif nasıl? Çocuklar nasıl?
Dört gözle seni bekliyorlar. O kadar özlediler.
Ben de onları çok özledim.
Sakine halam da iyi mi?
Sütannen iyi de Nedime Hanım'a çok canı sıkılıyor.
Annemin nesi var?
Ya nesi olacak?
Ne kuması rahat duruyor ne de onun uşakları.
Kusura kalmayın Zeynep Hanım. Haddimi aştım galiba.
-Ne de olsa kardeşlerinizdir. -Aman Şota...
...yalan mı söylüyorsun sanki?
(Müzik)
Hoş geldiniz Zeynep Hanım.
(Duygusal müzik)
-Ablam. -Tuncay'ım.
-(Tuncay) Seni çok özledim. Hoş geldin. -Canım benim.
Bakayım sana. Sen ne yakışıklı olmuşsun.
-Zeynep'im. -Annem.
Oy, benim güzel kızım.
Abla, sen benim siparişlerimi getirdin mi?
Oğlum, bir dur. Sırası mı şimdi?
Getirdim.
Ben de seni çok özledim anneciğim. Seni çok iyi gördüm.
Sen geldin diye dirildi.
-Abilerin en yakışıklısı. -Güzelim.
-Hoş geldin. -Hoş bulduk.
Yolculuğun nasıl geçti?
-Güzel, fena değildi. -Hoş geldin Zeynep Hanım.
Hoş bulduk sütannem. Aşk olsun, ne hanımı?
Arabayı neden Zeynep'in sürdüğünü sonra seninle konuşacağız Şota.
Ne desen haklısın Fikret abi. Çok mahcubum.
(Sakine) Çok özledim.
Ben de hepinizi çok özledim.
Babam nerede? İşte mi?
-Yok, seni bekliyor. -Tamam.
-(Kadın) Hoş geldin Zeynep. -Hoş buldum Ayşeciğim.
-(Zeynep) Çocuklar nerede? -Onlar okulda.
-(Fikret) Hadi, bitmedi merasiminiz. -(Nedime) Gel kızım.
Gel anasının kuzusu. Anasının kuzusu.
Yüzüğün nerede Zeynep?
Uçakta parmaklarım şişti, çıkarttım Ayşe.
Abim kıskançtır, görmesin. Hemen tak yüzüğünü.
Zaten geleceğinden de haberi yoktu, çok bozuldu.
-Ben davet ettim, merak etme. -Hadi.
Geç kızım. Karnın aç mı?
(Zeynep) Açım vallahi.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Babacığım!
Hoş geldin kızım!
Hoş bulduk babacığım.
Nasılsın?
-Bizler iyiyiz, sen nasılsın? -Ben iyiyim, her şey yolunda.
-Hoş geldiniz Zeynep Hanım. -Hoş bulduk Reşit abi.
Epey çalıştım şu mandıra işine. Her şeyi hazırladım.
-Sana ne zaman anlatayım? -Anlatırsın.
Annen sofrayı hazırlamıştır. Bir şeyler yiyelim, sonra.
Tamam.
Tarık'a, Tamer'e, Leyla'ya da haber verin demiştim, gelmemişler mi?
Bütün kardeşler bir arada olsun istedim.
Yok, görmedim de acaba biz bize mi olsak?
Ben sonra görürüm kardeşlerimi de Asiye anneyi de.
Olmaz. Ara, gelsinler. Bacıları gelmiş.
İyi, tamam.
Ben yemekten önce üstümü değiştireyim.
Nedime! Sofra hazır mı?
(Gerilim müziği)
Oğlum, şunu düzgün ver.
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor)
Zeynep beni niye arıyor ki?
(Telefon çalıyor)
Oo, babamın kıymetli kızı.
Hangi dağda kurt öldü? Sen beni arar mıydın?
Yok.
Vallahi kimse söylemedi bana, haberim yok.
(Erkek) Ne güzel.
Tamam, geliriz.
Geliriz, geliriz.
Tamam, öperim.
Üvey bacımız Amerika'dan gelmiş.
Hoş geldine gidecekmişiz.
Zeynep Hanım iyidir Tarık Bey.
İyidir kötüdür sana ne lan Fuat? Sorduk mu?
(Fuat) Bir havadis var Tarık Bey.
Celepçi bir şeyler geveliyordu.
Sizin dayınızın vurduğu bir Ahmet Karasu varmış.
Benim dayımın vurduklarının çetelesini tutsaydık oho!
Yani?
İşte onun oğlu 20 sene sonra kasabaya dönmüş.
Yaylada şenlikte görmüş Celepçi.
Buralarda yeni olduğu için, durumunuzu da bilmediği için...
...sizin Yasemin'le konuşmuş biraz.
Yasemin'le konuşmuş?
Ne konuşmuş? Ne kadar biraz konuşmuş?
Mühim bir şey değil. Çocukluktan tanışıyorlar.
Çocukluktan tanışıyorlarmış, öyle mi?
Tamer'le Leyla'ya söyleyin, hazırlansınlar.
Onlar ablalarıyla konuşurken ben de babamla konuşacağım.
Bu işe artık bir son vermek lazım.
Kaç zamandır dur hele, dur hele. Sana kız mı yoklar! Bana kız yok!
Yasemin'i istiyorum işte!
Siz de buraları toparlayın.
(Gerilim müziği)
-(Baba) Kızım. -(Zeynep) Efendim?
(Baba) Çorbayla karnını doyurma.
-(Zeynep) Tamam baba. -Zeynep'im.
Sıcak sıcak. Seversin.
Çok özlemiştim, eline sağlık.
-Ablacığım, bana oradan ekmek verir misin? -(Tuncay) Al abla.
-Of ya! -(Fikret) Dibine dibine.
(Zeynep) Sıcakmış.
-(Fikret) Çek, çek, çek. -Oh!
-(Baba) Maşallah. -(Nedime) Afiyet olsun.
-Afiyet, afiyet kızıma. -Çok güzel.
Afiyet olsun. Kurban olurum.
-(Fikret) Baba. -Efendim?
Çocuklar söyledi, bu Karasuların bir oğlu mu varmış ne.
-(Fikret) Adı Halil İbrahim. -Ne olmuş ona?
-Aa! Halil İbrahim mi? -Evet.
Benim ilkokul arkadaşım da onunla ilgili bir şey mi olmuş?
Bir şey yok. Gelmiş de onu haber verdiler.
-Bir şey mi istiyormuş? Niye gelmiş? -Bir şey istediği yok canım.
Memleketimi özledim, başka da bir şeyim yok demiş.
Uşaklara söyle, gözleri üstünde olsun.
Üç beş gün kalsın, sonra geldiği yere dönsün.
Onun memlekette özleyeceği ne kalmış ki?
Bir tane yıkık evi varmış, tamir edip gideceğim demiş.
Etsin, gitsin.
Abim geldi.
-(Erkek) Oo, afiyet olsun. -Neredesin damat?
Vallahi anca haberim oldu Rızvan baba, kusura bakma.
Hoş geldin.
Hoş bulduk Nedime anacığım.
Zeynep'im, sen de hoş geldin.
Hoş bulduk.
-Levent, babamın yanında ne yapıyorsun? -Tamam.
-Ne haber enişte? -İyidir, senden?
İyi.
(Levent) Oh.
Ne yaptınız?
Babayla bu Halil İbrahim Karasu hikâyesini konuştunuz mu?
-Konuştuk. -Netice?
-Sonra konuşuruz. -İyi, eyvallah.
Kilo vermişsin.
Amerikalarda aç mı kaldın?
-Öyle oldu. -Hadi kızım, kuymaktan yesene.
Yiyorum babacığım.
-Siz de yiyin. -Önden çorba içsene.
-Ne çorbası var? -Düğün çorbası.
Manidar oldu, içerim.
Ekmek versene.
(Fikret) Sakine hala!
Levent'e de bir çorba koysanıza.
(Levent) Düğün çorbası alayım bakayım.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
-Hoş geldiniz uşaklar. -Hoş bulduk Reşit abi.
-Bizimkiler yukarıda mı? -Evet, yukarıdalar beyim.
(Tarık) Selametle.
Kurt gibi acıktım. Siz bir şeyler yediniz mi?
(Leyla) Yok, yemedik.
(Zeynep) Hamsi yoktu baba, yoktu diyorum.
-Annem sordu. -Hamsinin yenmesi lazım.
(Tarık) Vay, vay, vay!
Kimler gelmiş New Yorklardan? Ne haber Yankee Zeynep?
-Hoş geldin. Ne haber? -Hoş bulduk Tarık.
-İyi, senden ne haber? -Hoş geldiniz.
-Leyla, ne yapıyorsun? -(Leyla) Ne haber abla?
-Hoş geldin Tarık. -(Tarık) Nedime anne.
Nerede kaldın?
Abimi bekledik baba.
Lan. Babacığım, işler biraz uzadı da ondan şey oldu.
Geç!
Abim.
Ayşe abla.
(Tarık) Gel abi.
-Yiyecek bir şeyler yok mu? -Var tabii, olmaz mı.
Yok! Zamanında gelseydin de yeseydin.
Fikret, Levent, benimle birlikte gelin. Reşit'i de çağırın.
Siz de bacınızla hasret giderin.
Tarık, seninle sonra konuşacağız.
(Rızvan) Hadi.
Rızvan Leto yine gününde.
Baban haklı. Kaç defa arattı seni. Kaç defa!
Ben şimdi sana bir şeyler getiririm.
Yok Ayşe bacım, uğraşma. Biz gidince evde yeriz.
Yok, hazırlatırım, ne olacak.
Vallahi büyük kızı geldi diye keyfi yerinde olur dedim ama...
...bizim iş yine suya düştü.
Ne işi?
Sen abimin iş dediğine bakma.
Abim birini seviyor, evlenmek istiyor. Adı Yasemin.
-Babam da müsaade etmiyor, bu yani. -Doğru anlatsana lan.
-Sebep? -Kız çulsuz diye abla.
-Yani. -Aa!
-Öyle şey olur mu canım? -Vallahi oluyor Zeynepciğim.
Kaç zamandır bir dur, bir dur. Ne yaptıysam olmadı.
Gönül eğlendir, takıl ama sana o kızı almam diyor.
-Annen ne diyor? -(Leyla) Annem hiç istemiyor.
Ama babam tamam derse bir şey demez.
Tamam o zaman.
Ben babamla bir konuşayım.
Cidden mi?
Sevenleri ayırmak olmaz.
Bu, kardeşine bu hayatta yapabileceğin en büyük iyilik!
Vallahi keyfim yerine geldi.
-Peki, bu kız, Yasemin... -Evet.
...o da seni seviyor mu?
Ne alaka?
Yani aşkınız karşılıklı mı diyorum.
Zeynepciğim, sana diyorum ki ben birini seviyorum.
Ben, ben birini seviyorum.
Yasemin beni sevse ne, sevmese ne!
Burada mesela Yasemin değil ki, burada mesele benim.
Mesele benim, anladın mı?
Peder bey siz ne isteseniz evet diyor. Bana niye hayır diyor?
-Tarık... -Ne?
Tuncay'a, sana, Fikret abiye bu adamın hiç hayır demişliği var mı?
-Tarıkcığım, ben o anlamda söylemedim. -Hangi anlamda söyledin Zeynep?
Bir tane kız istiyorum diyorum ben. Köylü kızı.
Saf, masum, güzel diye alacağım, karım yapacağım diyorum.
Hepiniz ayrı ayrı bir ton soru soruyorsunuz!
Öyle ya da böyle!
Ben istediğimi alacağım Zeynep.
Git bunu babana aynen söyle, tamam mı? Hadi kalkın, gidiyoruz!
-(Ayşe) Tarık, nereye? -İştah mı kaldı adamda?
(Ayşe) Allah Allah.
Buna ne oldu ki?
Hiçbir şey anlamadım.
(Hareketli müzik)
(Hareketli müzik devam ediyor)
(Hareketli müzik devam ediyor)
Rüyamda bizi gördüm.
Ne yapıyorduk?
Sen evimizi yapıyordun.
Ben de böyle bembeyaz kumaşlara sarılmış senin beni öpmeni bekliyordum.
Gelinlik yakışmış mıydı?
Ben kendimi mi gördüm ki? Nereden bileyim?
Ama evimiz o kadar güzeldi ki.
Senin olduğun her yer benim için çok güzel.
(Hareketli müzik)
Yasemin.
Efendim?
-Ben diyorum ki... -Evet.
-Neye evet? -Ne diyorsan ona evet işte.
O zaman bir iki güne seni istemeye gelelim.
O kadar çabuk mu?
Daha mı geç olsun?
Yok. Yok, gelin.
Eğer annenle baban seni bana verirse ertesi gün kıyalım nikâhı.
Ya vermezse?
Orasını sen söyle.
Vermezlerse kaçır beni.
Seni kaçırıp İstanbul'a götüreyim. Ne dersin?
Kaçır, kaçır da İstanbul'a değil, yaylalara çıkalım.
Zaten anam da babam da iki gün sonra gelirler.
Biz Yasemin olmadan yapamayız derler.
Halil...
...şuraya bir bak. Burası bırakıp gidilir mi?
(Yasemin) Ben seninle burada yaşamak istiyorum.
Büyük şehirde hayat zor.
Ben anamı, babamı, Sürmeli'yi bırakıp gidemem.
Sürmeli kim kız?
Kumam. O da sana yanık.
Adını her duyduğunda sütten kesiliyor.
(Duygusal müzik)
Yani Tarık'ın o Yasemin'i sevdiği falan yok.
Her zamanki Tarık işte.
Şimdi de bu kıza kafayı taktı.
Babamın da kafasında başka birileri var ki o çulsuz Muzaffer'in kızını almam diyor.
Ne bileyim, Tarık birden öyle yükselince şaşırdım.
Onların sülalesi deli. Tarık da en delileri, bilmiyor musun?
O zaman ben babamla konuşmuyorum.
Yok. Sen hiç karışma bunlara, boş ver.
Demek Asiye de istemiyor bu Yasemin'i.
Hiç ister mi?
O kızı evine hizmetçi etmez.
Sen kafana takma bunları, boş ver.
-Abi. -Efendim?
Şu Halil İbrahim Karasu konusu nedir?
Yok bir şey, boş ver.
Çocukken seviyordum ben onu.
Benim ilk aşkımdı.
Sonra dördüncü sınıfa başladığımızda okula gelmedi.
Kime sorduysam İstanbul'da dedi, başka da bir şey demedi.
O yüzden merak ettim.
Hatırlar mısın, bir Cevat vardı, bu Tarık'ın dayısı.
-Asiye'nin Batum'daki kardeşi mi? -Evet.
İşte senin ilk aşkın Halil İbrahim'in babasını öldürdü bu.
Nasıl yani? Neden?
Kan davası.
Abi, ne kolay söylüyorsun kan davası diye.
Neyse işte. Sonuçta bu Halil İbrahim'in buralara dönmesi iyi değil.
Eski defterlerin açılmasını ben de istemiyorum.
O yüzden bu duyduklarını kimseye söyleme, kimseye de bir şey sorma.
Hele ki o Levent.
Olur da bir yerden ilk aşkımdı, seviyordum gibi şeyler duyar, kötü olur.
Burası Karadeniz.
-Fıkrası çoktur ama... -Şakası yoktur.
-Öyle. -Aman abi, küçüktüm o zamanlar.
Ben de onu diyorum işte. Artık büyüdün güzelim.
(Duygusal müzik)
Halil İbrahim, burada indir beni, ben gerisini yürürüm.
-Niye? -Laf söz olur.
Olsun. Karım olmayacak mısın?
Dünyanın en mutlu kadını olacağım da sen burada dur.
Laf söz olur. Ben gerisini yürürüm.
Hadi sen de eve, hadi.
İyi, peki.
(Duygusal müzik)
(Gerilim müziği)
Geliyor Allah'ın cezası.
(Tarık) Yanaş, yanaş. Yavaş.
Ben de sana bakıyordum.
Nasılsın dağ çiçeğim?
Ben senin hiçbir şeyin değilim.
Bir merhaba demek, hâl hatır sormak falan da mı suç oldu anlamadım ki.
Sorma.
Sen korumalardan rahatsız oldun, baş başa konuşalım diyorsun, öyle mi?
Söylesene kız, o kolay.
Fuat, arabaları şuraya çekin, ben demeden de kimse gelmesin.
-Emredersin reis. -Hadi.
-Tarık, sen ne zaman anlayacaksın? -Neyi?
Seni hiçbir zaman sevmediğimi ve sevmeyeceğimi.
Peki, sen ne zaman anlayacaksın dağ çiçeğim...
...senden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğimi?
Bak, sana, parana, havana aldanacak, koynuna girecek bir dünya kız var.
-Var. -Allah'ın aşkına bırak beni.
Peşimi bırak! Niye ben?
Çünkü onların hiçbiri bana senin ettiğini etmiyor.
Bana hayır demiyorlar, anladın mı?
O kızların benim için hiçbir değeri yok ama sen...
Ah. Benim ulaşılmaz dağ çiçeğimsin.
Yürü git! Sen de benim hiçbir şeyimsin.
Evet, sen öyle san.
Bu senin hiçbir şeyin olduğum son günler. Yakında karım olacaksın!
Tabii tabii. Anca rüyanda görürsün.
Ben bu iş güzellikle olsun diye bugüne kadar bekledim.
Yarından sonra güzellik falan umurumda değil!
Ben ne istiyorsam o olacak!
Bulursan olur.
Fuat!
(Gerilim müziği)
Aç.
(Gerilim müziği devam ediyor)
Ver lan.
(Gerilim müziği)
Beni otele götürün. Ben biraz içeceğim.
-Olur da reis... -Da ne Fuat?
Bir kız için değer mi? Atalım arabaya, götürelim istediğin yere.
Sonra sen ne edeceksek et.
Ne biçim... Ne biçim konuşuyorsun lan sen!
Ne biçim konuşuyorsun lan benim müstakbel karım hakkında!
Özür dilerim reis, affet.
Yasemin benim nikâhlı karım olacak.
Ondan sonra da beni beklettiği her gün için...
...gidip başkasıyla yatacağım!
Ona da bunu duyuracağım, bildireceğim, ta ki ayaklarıma kapanıp...
...yapma Tarık, etme Tarık diyene kadar!
(Gerilim müziği)
Anne.
Kız, nerede kaldın sen?
Babamı arayan soran var mı?
Kim gibi?
Ne bileyim, bakan...
...kaymakam, vali, muhtar da olur.
Kız, seni alırım ayağımın altına, kırarım kemiklerini.
Kaç gündür oldun deli, beni da delirtme.
Arayan soran var mı dedim, ne dedim?
Kızım, ben nereden bileyim babanı kim aradı?
Telefonu yanında, arayan olursa açar konuşur.
Telefonu çaldı mı diyorum, bir şey demiyorum.
Hadi Yasemin, hadi. Üzerini değiştir gel...
...yardım et biraz bana. -Tamam, geliyorum.
Tövbe.
-Muzaffer. -(Muzaffer) Efendim?
Ben sana diyeyim, bu kız birini seviyor.
Kimi seviyor?
Şu Karasuların oğlu yok mu Halil İbrahim. İşte onu.
-Yasemin mi dedi bunu sana? -Yok, Sema dedi.
Yasemin bildiğimi bilmiyor.
Karasular iyi insanlardı. Allah rahmet eylesin.
Uşakları da bizim gibi hem yetimdir hem öksüz.
-Gelsinler istesinler, bakarız. -Aferin sana Muzaffer, aferin.
Onlar çulsuz, biz çulsuz. Nasıl olacak bu iş?
Olur olur. Hadi çekil, çekil, çekil.
(Muzaffer) Aferin, hadi yiyin.
Geç oraya. Çekil, çekil.
(Kuşlar ötüyor)
Pide bitti, çay getiriyorsun Arif.
Afiyetle iç.
La havle!
Al bunu da. Sağ ol.
-(Turan) Soğuttun, yesene. -Doydum, yemeyeceğim.
O kadar şeyle doyulur mu şehir uşağı? Ver, ver.
Bir de hâlâ soruyorsun Sema'yla Turan niye nişanlı...
...evlenmiyor diye. Bunun gırtlağına hangi para yetsin de yuva kursun?
Konuşma lan, seni baban evlendirdi.
Benim babamın evlendirecek parası mı var?
Evet, beni babam evlendirdi.
Beni madem babam evlendirdi Turan...
...neden bütün borçları ben ödüyorum?
Bu kahveyi sana bırakmasa nasıl öderdin acaba?
Hadi önündekileri ye Turan. Bak, bunu da ye.
(Temel) Bunu da ye. Hepsini ye Turan, hepsini ye.
(Turan) Çenen durmuyor ki yiyeyim.
Yesin lan uşak.
Sen de Yasemin'le konuşmuşsun da...
Paran pulun var mı kan kardeş?
Düğün dernek, bunları nasıl yapacaksın?
-Var çok şükür. -Nereden var?
Çalıştım, biriktirdim.
Halil, ben diyorum ki...
...sen Yasemin'i dinleme, çekin gidin buralardan.
Biz de Sema'yla evlenir, yanınıza geliriz. Olur mu?
Bugün bir şey demedim de...
...benim de niyetim o, bakalım.
Turan şu açıdan diyor.
-Bugün Letolardan haber geldi. -Neymiş?
Madem niyeti sıla-ı rahim...
...çok durmasın, hasret giderip gitsin derler.
-Ulan şeytan diyor... -Dinleme şeytanı, dinleme.
Çek eûzu besmeleni, çeksin gitsin. Uğraşma.
Bismillahirrahmanirrahim.
(Temel) Turan, sana demiyorum.
Ayrıca eûzu billahi mineş-şeytânirracîmi kaç kere dedim sana ya!
Oraya bak.
Ne yapıyorsunuz uşaklar?
(Temel) Hoş geldiniz Zeynep Hanım.
Hanım dersen bozuşuruz bak Temel.
Okul arkadaşınızı böyle mi karşılıyorsunuz?
Hoş geldin Zeynep. Buyur otur.
(Turan) Ellerim yağlı, uzatamıyorum.
Amerika'da diyorlardı senin için.
Duydum ki kaçak arkadaşım gelmiş.
Dur şunu da bir gelip göreyim dedim.
-Ne haber Halil İbrahim? -İyiyim Zeynep.
Sen nasılsın?
Sizi gördüm daha iyi oldum.
Çok özlemişim.
Yani ayrı ayrı hepinizi.
Sağ olasın.
Zeynep Hanım, babanız merak eder. Geç kalmasak?
Yani Şota diyor ki aman sıkıntı çıkmasın.
Çıkmaz çıkmaz, rahat olun.
Elif'teydim ben de.
Süt kardeşimdir biliyorsunuz.
Onunla çocukları çok özlemişim.
Sizi de görünce gelip bir selam vereyim dedim.
İyi ettin. Oturmaz mısın?
Ahaliyi daha fazla germeyelim.
Sen bana numaranı versene, haberleşiriz.
Telefon kullanmıyorum.
-Sebep? -Haber beklediğim kimse yok.
İyi bir şey mi söyledin...
...kötü bir şey mi söyledin bilemedim ama...
...neyse, sana buradan ulaşırım nasılsa.
Görüşürüz o zaman.
-Hadi görüşürüz. -(Turan) Hadi Allah'a emanet.
Sen geç Şota.
Halil İbrahim...
...sen Yasemin'i al, buradan git.
Yoksa bu mevzu var ya, çok su kaldırır.
Sonra demedi deme.
(Kuşlar ötüyor)
(Gerilim müziği)
-Lan bırak! -Ne oldu buna?
Otelde bir tatsızlık oldu da.
(Tarık) Bir şey olmadı.
Ne olacak bana?
Bir şey olduğu yok.
Hiçbir şey yok. Sadece (Bip)!
-Sus! -Olan bu.
Evet, babam belli değil.
-Bunların da belli değil. -Sus!
Bırak!
-Gel. -Gir içeri.
Gir içeri!
Ne bakıyorsunuz?
Defolun gidin, gözüm görmesin sizi!
(Gerilim müziği)
Dur abi.
Of!
Tamam, tamam, tamam.
Nasıl konuşuyorsun çocukların yanında!
Yalan mı söylüyorum? Babamız var mı bizim?
Babamız var mı bizim? Var mı ya?
Çıldırdın mı sen? Kafayı mı yedin?
Aa! Yanlış cevap.
Eğer bizim babamız olsaydı, sevdiğim kızı alırdı bana.
O nikâhlı karısından olan çocukları ne isterse oluyor ama.
Bu Tarık ne istemiş ya ondan? Bir tane köylü kızı.
O çulsuz kadın senin dengin mi?
Ya madem benim dengim değil...
...ben evleneyim, boşarım sonra.
Ah, ah, ah!
Sen esas mesele ne, biliyor musun esas mesele?
Ne?
-Ne? -Esas mesele...
...bizim ikinci sınıf muamele görüyor olmamız.
(Gerilim müziği)
Babam şey dese mesela, tamam oğlum ya...
...senin canın nasıl istiyorsa öyle olsun dese mesela.
Ne olur yani, bir şey mi olur? Hiçbir şey olmaz.
Tamam, Yasemin kim ya dese...
...alırsın, atarsın hevesini dese.
Ama yok, ama yok. Neden?
Çünkü bu Tarık...
...nikâhsız karısından.
Ama o Nedime'nin çocukları...
...onlar nikâhlı karıdan tabii. Onlar ne istese oluyor.
Onlar ne istese oluyor. Ama Tarık...
...Leyla, Tamer? Onlara hayır. Neden?
Çünkü onlar nikâhsız karıdan.
(Tarık) Onlar öz Leto.
Biz üvey Leto.
(Gerilim müziği)
Asabımı bozma.
Anne, anneciğim ne olur be.
(Tarık) Anne, yalvarırım anne.
Ne olur anneciğim, yap şu işi.
Yarın Rızvan'la konuşacağım.
İstediğin olacak.
Asiye halledecek.
Ya annem, benim sizden başka kimim var?
(Tarık ağlıyor) (Tarık) Benim sizden başka kimim var?
(Müzik)
(Kuşlar ötüyor)
-Kolay gelsin hafız. -Uğurlar olsun.
-Hafız dayı. -Efendim?
Bak sana kimi getirdim.
Bakalım bu yakışıklıyı tanıyacak mısın?
Halil İbrahim. Halil İbrahim, gel bakayım.
Gel bakayım, canım benim ya.
(Hafız) Kocaman adam olmuşsun, maşallah.
Gelin oturun, şöyle bir çay koyayım size.
Hiç zahmet etme hafız dayı. Çay içmeye gelmedik.
Elini öpüp, hayır duanı almaya geldim.
Allah'ım esirgesin seni güzel çocuğum.
Böyle bir şey ikram etmeden de olmaz ki.
Canım, belki başka bir isteği vardır Halil İbrahim'in.
-Onu yerine getirirsin. -Elimden gelen bir şeyse.
Halil İbrahim'in birinde gönlü var.
Kızın da onda gönlü var.
Sizden başka görücü gidecek, kızı isteyecek kimsem de yok.
-Tanıdığımız birinin kızı mı bu? -Muzaffer'in kızı.
Hayırlı iş için acele etmek lazım.
Sen önden git, Muzaffer'e haber ver.
Yarın gider kapısını çalarız.
Allah'ın emri peygamberin kavli deriz.
Gerisi ona kalmış.
Eyvallah hafız dayı.
-(Kadın) Hoş geldiniz Asiye Hanım. -Hoş bulduk.
Kısmetlere bak. Deveyi gördün mü?
Teyzem geldi.
(Gerilim müziği)
Al kızım.
Gözün aydın Nedime Hanım, kızına kavuşmuşsun.
Hepimizin gözü aydın Asiye Hanım.
Hoş geldin teyze. Ben babama haber vereyim.
Gerek yok, babanın haberi var. Geç.
Hoş geldin Asiye anne.
(Gerilim müziği)
Otursana Asiye anne.
Oturmaya gelmedim.
Madem bana ana diyorsun...
...ta el memleketlerden geliyorsun...
...beni niye aramıyorsun?
(Asiye) Evime gelirsin el öpmeye, karşılıklı otururuz.
Oğlunu bırakıp ne diye geldin Asiye Hanım?
Gene kırıp dökmüş ortalığı. Zapt edilmeye ihtiyacı vardır.
Nasıl, dün geceden sonra ayıldı mı?
Bir insanın kalbi kırılırsa Rızvan Bey...
...kırar da döker de.
Ne yapmışız da kalbini kırmışız?
Oturun.
(Gerilim müziği)
-Rızvan Bey... -Asiye, oturun dedim!
O çulsuz Muzaffer'i arayacaksın.
Kızını istemeye gideceğimizi söyleyeceksin.
Hatta ailece gideceğimizi söyle de hazırlık yapsın garibanlar.
Asiye anne, ben Tarık'la konuştum.
Anladığım kadarıyla kızın bu işte gönlü yok.
Kızın gönlü yok da benim çok mu gönlüm var?
Her insanın her istediği olmuyor.
Özellikle bizim.
(Asiye) Benim uşağımın istediği olacak.
İstediğini alacak.
Üç güne mi boşar, beş güne mi boşar...
...üstüne bir kadın alır, onu mu sever ben bilmem.
Benim uşağımın keyfi bilir!
(Gerilim müziği)
Ben diyeceğimi dedim.
Çulsuz Muzaffer'in kızını kendime gelin etmem.
(Gerilim müziği)
Ben de uşağımın yüreğinin yandığı yerde...
...bu dünyayı yakarım. Bunu da böyle bilesin Rızvan Bey!
(Gerilim müziği)
Bana da bir kahve yapıver hadi.
Hadi Zeynep.
Kalk kızım söyle kahveyi, kalk.
Az şekerli olsun.
(Derin nefes verdi)
-Rızvan Bey. -Ne?
Ara.
Allah'ım, Allah'ım sen aklımı koru.
(Telefon çalıyor)
(Telefon çalıyor) Kimmiş?
Bilmiyorum. (Telefon çalıyor)
Alo? Kimsin?
Siz kimi aradınız?
Ben Muzaffer de sen kimsin?
Buyurun Rızvan Bey.
Kusura bakmayın, ben tanıyamadım da.
Buyurun, buyurun gelin. Şeref verirsiniz.
Bize mi geleceklermiş?
Sebebi ziyaretinizi öğrenebilir miyim?
Tabii, tabii, tabii. Müsaitiz, bekliyoruz.
Başüstüne. Hürmet ederiz.
Rızvan Leto.
Neden bize geleceklermiş? Ne yapmışız biz onlara?
Hayırlı bir iş için dedi Fatma.
Aa!
Onlardan gelecek hayır Allah'tan gelsin.
Gelmesinler, istemiyorum baba.
Yasemin, bir kızı kırk kişi ister, bir kişi alır.
Gelsinler, istesinler. Biz de diyelim bir düşünelim.
Baba, gelmesinler. İstemiyorum.
Koskoca Rızvan Leto, size geleceğiz demiş.
-Hayır mı diyeyim? -Evet, hayır de.
-O zaman kaçırırlar seni. -Baba, bak...
Yasemin, neyini anlamıyorsun? Kaçırırlar diyorum.
(Fatma) Ne yapacağız şimdi biz Muzaffer?
-Kaçırırlar, öyle mi? -(Fatma) Ne zaman geleceklermiş?
Söyledi mi bir şey? Tövbeler olsun. Ne olacak şimdi?
Yasemin, nereye?
Babam doğru söylüyor, gelsinler.
Biz de ne diyeceğiz? Bize vakit verin diyeceğiz.
Ama benim üstüm başım bir şeyim yok.
Gideyim de Sema'dan bakayım bir şeyler.
Misafir geliyor. Ayıptır, değil mi?
Muzaffer, ben sana diyorum ki kızın gönlü Halil İbrahim'de...
...sen diyorsun ki buyurun, gelin isteyin.
Ne gönlü Fatma, anlamıyor musun? Başımıza talih kuşu kondu.
(Muzaffer) Kızın Letolara gelin gidiyor, sen hâlâ diyorsun ki...
...Yasemin, Halil İbrahim'i seviyor.
Hem zaten Letolar onu iki güne kovar.
Bizim kız da unutur gider.
Hazırlık yapmamız lazım. Kaldır şunları.
-Kaldır şunları. -(Fatma) Muzaffer.
Tövbe estağfurullah.
(Duygusal müzik)
(Yasemin) Halil İbrahim!
Halil!
(Yasemin) Halil İbrahim!
Halil.
Ne iyi ettin geldin. Ben de tam seni düşünüyordum.
Yok Halil İbrahim, yok, haberler kötü.
-Hayırdır? -Bugün beni istemeye gelecekler.
Derviş dayıya bak sen. Ne çabuk konuşmuş babanla.
Halil İbrahim, siz istemeye gelecek olsanız...
...haberler kötü diye niye diyeyim?
Kim gelecek ki başka?
Bu Letoların oğlu var ya Tarık, Asiye'den olan.
Senin kanlın Cevat'ın yeğeni.
Ee?
Bu ne zamandır benim peşimde.
Ben ona yok desem de o vazgeçmiyor bu sevdadan.
Herkes de biliyor bunu. O yüzden kimse yanaşamadı.
(Yasemin) Yani ben biraz onun sayesinde bekâr kalabildim.
Şimdi küfrettireceksin bana Tarık'ına da Leto'suna da!
Halil İbrahim, sakin ol. Zaten böyle bir şey olmayacak, değil mi?
Madem olmayacak, neden geliyorlar?
Ya ne yapsın babam?
Telefon çaldığı gibi adam hazır ola geçti.
(Yasemin) Koskoca Rızvan Leto'ya nasıl hayır desin?
Neredeyse diyecekti ki siz bekleyin, biz kızı getiriyoruz.
Yok, yok Halil İbrahim, yok.
Bizim kaçmaktan başka şansımız kalmadı.
-Kimliğin yanında mı? -Yok. Ben...
...duyduğum gibi, üstüm başım bir şeyim yok.
Sema'dan bakayım deyip kaçtım. Kimlik şart mı?
İmam nikâhı kıyalım. İmam da mı kimlik istiyor?
Tamam, sen şimdi sakin ol. Semalara git.
Ben sana Turan üstünden haber göndereceğim.
Tamam mı sevgilim? Güzel kadınım, korkma.
Korkma.
(Kuşlar ötüyor)
-Nereye Muzaffer? -Oyalama beni İsmet.
-Muzaffer. -Efendim?
Ben de sana geliyordum. Nereye böyle koştura koştura?
Acelem var Derviş. Bizim kızı istemeye gelecekler.
Misafirlerin önüne koyacak terliğimiz bile yoktur.
Kahveye gidiyorum sandalye istemeye.
-Mecbur bahçede ağırlayacağız. -Dur, dur, dur.
-Kim istiyormuş Yasemin'i? -Letolar.
-Letolar mı? -Evet, Letolar.
Dur, dur, dur. Kızın da gönlü var mı?
Derviş, beni meşgul etme.
Bir şey diyeceksen de, yoksa ben gidiyorum.
-Ben sonra derim diyeceğimi. -İyi, hadi sağlıcakla.
(Gerilim müziği)
(Fikret) Ben bunu babama söylemem anne.
Bak, kocan orada. Git kendin konuş.
Anasıyla babasıyla gitsin Tarık'a kız istemeye.
Biz niye gidiyormuşuz?
Tuncay bile gelecek dedi.
Ben buradan niye Amerika'ya kaçtığımı bir günde hatırladım.
Aklımı yitireceğim ya. Kız istemiyor abi.
Kız, Tarık'ı istemiyor.
Biz de kardeşimiz kendini istemeyen bir kıza...
...nikâh yoluyla tecavüz etsin diye istemeye gideceğiz, öyle mi?
Yok be kızım, sen de konuyu nereye getirdin ya?
Yasemin istemiyorsa gitsin kendi babasına söylesin.
Biz de gitmeyelim, değil mi?
Ben de babanı istemiyordum.
Babama diyebildim mi?
Ee anne, benden ne istiyorsunuz?
-Söyleyin, yapayım. -De ki biz gelmiyoruz.
Kendisinin de biraz haysiyeti, şerefi varsa...
...o Asiye olacak kadının tehdidiyle hareket etmesin.
Şerefi, haysiyeti, öyle mi?
Ben bunu babama diyecek kadar aklımı yitirmedim.
Bence siz de sakın demeyin.
-İyi, ben söylerim o zaman. -Dene bakalım.
Dur kızım, dur.
Sen babanla aranı kötü etme. Ben derim.
Geç sen, geç, geç.
İstememiş de zorla evlenmiş de.
Hâlâ seviyor, hâlâ kıskanıyor.
Yoksa Asiye'yi aldığında boşanmaz mıydı babamdan?
(Kuşlar ötüyor)
-Müsaade var mı Rızvan Bey? -Buyur Nedime.
Ben öyle ayakta Asiye Hanım gibi...
...dik dik konuşamayacağım.
Tansiyonum çıktı, başım döndü. Oturacağım.
(Gerilim müziği)
Tuncay da, kızım da, ben de...
...sizinle istemeye gelmeyeceğiz.
Fikret'in gelmesi de münasip değildir ama...
...karısı ne de olsa Asiye'nin yeğenidir, o gelsin.
Ben nereye istiyorsam oraya geleceksiniz.
Sen iste ölüme giderim Rızvan Bey.
Ama o Asiye denen kadının yaptığı edepsizlikten sonra...
...ben asla onunla aynı yerde bulunmam da gelmem de.
(Gerilim müziği)
İyi, gelme.
Ben de çocuklarının üstüne yapacağım her şeyi...
...Asiye'nin üstüne yaparım.
Neticede ben ölsem bir güvencesi yok.
Nikâhı yok, mirasımdan faydalanamaz.
Siz çocuklarınla birlikte...
...başınızın çaresine bakarsınız.
(Gerilim müziği)
(Halil) Temel, sen Edanur'u alırsın.
Turan, sen de Sema'yı. Yayladaki evde buluşuruz.
Akşamı orada geçirir, sabah da İstanbul'a yola çıkarız.
Halil İbrahim, yayladaki evde bunun kadar bile dört duvar kalmamıştır.
Derviş dayı doğru diyor. Gece babamların yayla evinde kalırsınız.
(Temel) Oradan geçeriz.
Bana bak Temel, o babana bir şey söyleme.
Onun ne yapacağı belli olmaz.
Niye bir şey söyleyeyim Turan? Ayrıca evin anahtarı bende var.
Hem Halil İbrahim el uşağı mıdır? Duysa ne olacak?
Babasıyla babam teyze oğlu. Sanki bilmiyorsun. Boş boş konuşuyorsun.
(Duygusal müzik)
Seni vida gibi!
Hadi bir ara ver, kahve yaptım, içelim.
Kahve yaptığına göre has bir dedikodu var.
Aşk olsun, kocama kahve pişirdim, dediği lafa bak.
(Kargalar ötüyor)
Duydun mu?
-Neyi duydum mu? -Halil İbrahim gelmiş.
-Halil İbrahim kimdir? -Teyzenin uşağı.
Ahmet'in oğlu, Karasu.
Gelmişse bana mı gelmiş? Hoş gelmiş, safa gelmiş.
-Bana ne hanım? -Kesin dönüş yapmış diyorlar.
Dedim ya, bana ne?
Akraban değil midir? Yardım istese etmeyecek misin?
Lan sen ne yardımı diyorsun hâlâ?
Ben onların cenazesine gitmemişim. Ne hâli varsa görsün.
Görsün görmesine de bizim Temel'le arkadaş onlar.
Kahveden çıkmıyorlarmış, öyle diyorlar.
Bak, o uşağına söyle, Ahmet'in oğlundan uzak dursun.
O uşak gider illaki bir belaya bulaşır.
Onlar Letoların kanlısıdır, sen bilmiyor musun?
Uzak dursun ondan.
Şimdi ben desem beni dinleyecek.
Karısının sözünden çıkar mı senin oğlun?
Bak, ne kadar güzel söyledin.
Rivriv benim başımın etini yiyeceğine...
...git karısını işle. Karısı da kocasını işlesin, oldubitti.
Halil İbrahim evlenecek...
...sen niye damatlığa girmeye zorluyorsun kendini benim kocam?
Benim başka takım elbisem mi var Edanur?
Aman Temel, yoksa yok.
Sanki düğün salonuna mı gideceğiz?
Evde kıyacağız işte biz bize nikâhı.
Ya benim kan kardeşim evleniyor. Biraz janti olmayayım mı?
Aman ol, janti ol sen.
Temel, ben asıl Sema'ya çok bozuldum.
Madem biliyormuş Yasemin'le Halil İbrahim'in arasındaki bu mevzuyu...
...niye bana söylememiş?
İnanmazdın da ondan söylememiştir Edanur.
Söyleseydi de ben inanmasaydım.
Yani şimdi sana söylese ne olacak?
Sen anama söyleyeceksin. Anam bütün dünyaya duyuracak.
Ondan sonra Letolar duyacak, Tarık Leto duyacak.
Ne olacak Tarık Leto duyunca?
-Olmayacak bu iş. -Olmayacak bu iş.
Hadi hamsi kuşum, hadi, hazırlan da çıkalım, hadi.
Tamam, ben üç dakikaya hazırım.
Rızvan Bey'i buraya alırız. Böyle başköşeye.
Gel Yasemin, gel.
Fatma, acaba diyorum bunun altına minder mi koysaydık?
-Böyle çok mu sert oldu? -Uğraştığın şeye bak Muzaffer.
Bunlar iyi oldu.
İçeride yapsaydık terliğe bir sürü para verecektik.
Kahveden sandalyeleri bedavaya getirdik.
Hadi kızım, sen de hazırlan.
Geldi gelecekler, ayıp olacak.
Doğru, ben gideyim de hazırlanayım.
Fatma, Fatma kravat oldu mu?
-(Fatma) Oldu, güzel. -(Muzaffer) İyi.
İyi oldu, iyi. Hazırız, hazırız.
Affedin beni.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
(Gerilim müziği)
Fatma! Geldiler!
(Gerilim müziği)
Hoş geldiniz Rızvan Bey. Buyurun.
(Fatma) Hoş geldiniz.
Zeynep.
Hayırdır, sen bana niye soğuk yapıyorsun?
Bir şeyim yok Levent.
Burada olmak istemiyorum sadece, o kadar.
-Hoş geldiniz. Buyurun. -Hoş geldiniz.
-(Muzaffer) Hoş geldiniz. -(Nedime) Hoş bulduk.
-Merhabalar. -(Muzaffer) Hoş geldiniz.
-Hoş bulduk. -Hoş geldiniz. Buyurun.
(Gerilim müziği)
Ayy, niye zahmet ettiniz.
Âdettendir.
-(Fatma) Şöyle koyun, şöyle, hah. -Âdet demişken.
Şöyle koy.
Buyurun.
Rızvan Bey.
O zaman ben gideyim, Yasemin'e haber edeyim, gelsin...
...kahvelerinizi nasıl içersiniz sorsun. -Teşekkür ederim, sağ olun.
Sade. Yani sormaya gerek yok, hepimiz sade içeriz.
Tamam.
(Gerilim müziği)
Nasılsın Muzaffer, iyi misin?
Sağlığınıza duacıyız Rızvan Bey. Siz nasılsınız?
İyidir.
(Gerilim müziği)
Yasemin.
Yasemin, geldiler.
Yasemin, hazırlandın mı?
Yasemin!
Yasemin!
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Hazır mısın?
Evet.
(Müzik)
Muzaffer.
-Muzaffer. -Ne oldu Fatma?
Muzaffer, Yasemin yok.
Nasıl yok?
-Yok, kaçmış. -Nasıl kaçmış? Kaçmamıştır.
Kıyafetlerini falan almış gitmiş Muzaffer, yok.
Muzaffer, ne oldu?
(Gerilim müziği)
-Rızvan Bey... -Ne?
-Yasemin... -Evet?
Yasemin...
Yasemin kaçmış.
Ne demek kaçmış?
Kaçmış mı? Kaçmış mı?
(Gerilim müziği)
(Levent) Kaçmamıştır ya.
Heyecan yapmıştır, saklanmıştır bir yere.
Muzaffer amca, sen şaka mı yapıyorsun?
Kız demin içeride kahve yapıyor demedin mi sen?
Çağırsanıza gelsin.
-Lan Yasemin nerede? Nerede? -Abi!
-(Tarık) Yasemin! -Tarık!
(Gerilim müziği)
Abi.
-Sessiz ol. -Kaçmış diyor abi.
Hişt, tamam.
Rızvan Bey, ne deseniz haklısınız.
Bana hazırlanayım dedi, odasına gitti.
Muzaffer!
Ben buraya...
...kızın, gelinim olsun diye geldim.
O da bunların hatırına.
İstedim ki...
...insan içine çıkın, bir gün yüzü görün ama siz buna değmezsiniz.
Senin kızın bundan sonra olsa olsa...
...benim evime hizmetçi olur.
O da bu uşağım istiyor diyor.
Yoksa başka bir (Bip) yarayacağından değil!
(Gerilim müziği)
-Bırak beni. -Sakin ol.
Hadi yürüyün!
Tamer, al.
-Öldürürüm lan seni! Hepinizi öldürürüm! -Dur!
Hadi!
Manyak kaçıyor.
(Duygusal müzik)
Temel, otur, başımız döndü.
Dur, gelirler şimdi.
Uşaklar, sakin olun.
(Kapı vuruluyor) Geldiler işte.
Nerede kaldınız siz?
Hoş geldin hanım kızım.
Uşağım.
(Yasemin) Uyy...
-Geldin. -Geldim, geldim.
-(Yasemin) Heyecan bastı. -Çekin sandalyeleri.
Hadi, otur kızım.
Otur Yasemin.
Oturalım.
Örtünü ört Yasemin.
(Duygusal müzik)
Bismillahirrahmanirrahim.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Ahali kızın Halil İbrahim Karasu'yla kaçtığını konuşuyor Rızvan Bey.
Öldüreceğim, ikisini de öldüreceğim.
Yasemin'i de öldüreceğim, Halil İbrahim'i de öldüreceğim.
Onlara yardım eden her kim varsa hepsini öldüreceğim!
Sen artık hiçbir şey yapmayacaksın!
Ananın evine gidip oturacaksın.
Ta ki ben kızı alıp gelip, ayaklarının önüne atıncaya kadar bekleyeceksin.
-Baba, ben nasıl bekleyeyim? -Fikret!
Bu kardeşin daha ne konuşuyor!
-Tarık, hadi. -Abi, etme.
-Abiciğim, babamı duydun, ikiletme. -Abi.
-Gel. -Abi.
-Biz halledeceğiz. Sakin ol. -Abi!
Fuat, direkt eve.
(Gerilim müziği)
Karasuların Halil İbrahim'in yakını var mıdır?
Kahveci Temel yok mu, Kahveci Yusuf'un oğlu.
Benim bildiğim onlar akrabadır Rızvan Bey.
Yusuf sevmez teyzesi oğlunu.
Zamanında sevdiği karıyı Ahmet aldı.
-Yanlış mı hatırlıyorum Reşit? -Doğru hatırlıyorsunuz Rızvan Bey.
Yarın o Yusuf gelsin...
...onun oğlundan öğreniriz saklandıkları yeri.
(Gerilim müziği)
Bu Halil İbrahim bize olan kininden mi etmiştir bu işi?
Yok Rızvan Bey.
Nereden bilsin Tarık Bey'in kızı sevdiğini?
Anlamadığın işlere burnunu sokma Şota beylerin yanında.
Haklısınız baba, kusura bakmayın.
Halil İbrahim Karasu'nun bize karşı kini olmasa...
...bizden habersiz birini sevmeyi aklından bile geçiremez.
(Gerilim müziği)
Kıza bir şey edilmeyecek.
Halil İbrahim'in kafasına, kızın gözünün önünde sıkılacak.
Kızın gözünün önünde mezara konulacak.
Soran olursa, Halil İbrahim Karasu korktu kaçtı...
...akıbetinden haberimiz yok denilecek, tamam mı?
Baba.
Bu işi kızın gözünün önünde yapmasak mı?
Fikret...
...Tarık zaten o kızı yaşatmaz.
Eğer çekindiğin başka bir şey yoksa...
Aç kapıyı!
(Gerilim müziği)
İleriden sola dön. Eve falan gitmiyoruz.
Reis, etme, bu sefer babanı dinle. Seni eve götürelim.
(Tarık) Kes!
Celepçi'nin evine götürün beni.
O bilir bunlar nerede, kimlerle iş tuttu falan.
İleriden sola dön.
(Gerilim müziği)
Her şey için teşekkür ederiz kan kardeşim.
Teşekkür mü?
Sen İstanbul'da arkadaşlarına teşekkür edersin İbrahim.
Ben senin kan kardeşinim.
(Müzik)
Bana heyecan bastı.
Yasemin, dolapta bir şeyler var, tamam mı?
Biz gündüzden aldık, koyduk onu.
Şöyle küçük bir şey, sen dik onu kafana, hiçbir şeyin kalmaz.
Ya! Canım arkadaşım.
-(Yasemin) İyi ki varsın. -Sen de.
Hoşça kal.
-Halil İbrahim, hadi. -Hadi Allah'a emanet.
Görüşürüz.
Halil İbrahim sana emanet Yasemin.
(İkisi birlikte) Hadi Allah'a emanet.
(Müzik)
Hani beyazlar, rüyandaki gelinlik?
Ben onu şimdi halledeceğim.
-Nasıl halledecekmişsin? -Hişt!
Demek Halil İbrahim, kızı seviyormuş.
Zeynep Hanım, kurban olayım siz karışmayın bu işe.
Vallahi ben babanızı hiç böyle görmemiştim.
Halil İbrahim'in kalemi kırıldı. Kızın önünde kafasına sıkın dedi.
Biz karışmayalım, vallahi çok canımız yanar.
İnşallah kaçıp gitmişlerdir.
(Sakine) Oho, benim Reşit'in adamları çoktan tutmuştur her tarafı.
Muzaffer de jandarmaya şikâyet etmiş kızım zorla kaçırıldı diye.
Nereye gidecekler ki?
Biz yardım edeceğiz.
Kahveye mektup ulaştırabilir miyiz?
Bana hiç bakmayın, ben yapamam onu.
Sen istedikten sonra bir çaresi bulunur elbet Zeynep'im.
Canım sütannem.
(Şota) Ana! Zeynep Hanım!
Etmeyin, yakarsınız bizi.
Hadi Şota, sen doğru eve.
Hiçbir şey görmedin, duymadın, bilmiyorsun, tamam mı?
-Zeynep Hanım. -Hadi Şota, hadi.
(Sakine) Hadi oğlum, hadi.
(Müzik)
Sakine hala, şuradan kalem verir misin?
(Müzik)
("Düğün Marşı" mırıldanıyor)
Ayy!
(Duygusal müzik)
Kadınım.
(Yaklaşan araba sesi)
Hafızın evi burasıdır Tarık Bey.
Güzel. Gidin, getirin.
Tarık Bey, hafız biraz terstir.
Birlikte gitsek, kapıda konuşsak?
Gelmezse zorla getirin.
Nasıl zorla getirelim 70 yaşında adamı?
Bana bak Celepçi...
...seni şu derede boğarım ha.
Dediğimi yap, tamam mı?
Hadi.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Hafız) Geldim!
Selamünaleyküm hafız dayı.
Aleykümselam.
Hayrolsun bu saatte Celepçi.
Halil İbrahim'le ilgili bir sıkıntı var hafız dayı.
Biraz gel, Tarık Leto seninle konuşacak.
Gelsin konuşsun.
Hadi hafız, uzatma da yürü.
-Yürü! Lan yürü! -Etme Fuat, ayıptır.
-Ne yapıyorsun oğlum? -Geç şuraya. Yürü!
Tarık Bey gel derse geleceksin.
Ne yapıyorsunuz?
(Hafız) Oğlum.
Gel bakalım hafız.
(Bip) söyle, bıraksın kolumu.
Bırakacak.
Elbet bırakacak ama...
...bana bırakacak.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Jandarma sireni çalıyor)
(Erkek) 72 yaşında erkek.
Herhangi bir yaralanma veya darp izine rastlanmadı.
İlk bulgularda boğularak öldüğü düşünülüyor.
(Telsiz polis ses) Anlaşıldı, tamam.
(Duygusal müzik)
(Duygusal müzik devam ediyor)
Sen ağlıyor musun?
Yok.
Anamı babamı düşünüyordum.
Nasıl yaşayacağım onlarsız?
Öyle düşünürken duygulandım işte.
(Duygusal müzik)
Anasız babasız yaşamak nasıldır en iyi ben bilirim.
Dertlenme Yasemin, ben öğretirim sana.
Halil.
Özür dilerim, ben düşünmeden konuştum, seni de üzdüm.
Sen beni hiç üzmezsin.
(Duygusal müzik)
Temeller gelince mi gideceğiz?
Evet.
Bir duruma bakalım, ona göre yola çıkarız.
İnşallah Tarık Leto üzüntüden kendini öldürür de bu konu kapanır gider.
Ben sana bir su getireyim.
(Duygusal müzik)
Köprüden geçerken ayağı kaydı, düştü, öldü hafız. Öyle mi Tarık?
Hay ben o Celepçi'nin...
Asıl ben senin o akılsız başının...
Beni dinleyeceksin.
Beni dinlemeyi öğreneceksin.
Yoksa Allah korusun bir gün senin de ayağın kayar...
...düşersin, başını taşlara vurursun Tarık.
Ama iş işten geçmiş olur.
Kendimi kaybettiğim bir öfke anında hareket ettim baba.
-Bir daha olmayacak. -Paşa keyfin bilir.
Yıkıl karşımdan.
(Kapı vuruluyor)
(Rızvan) Gir.
-Kahveci Yusuf geldi Rızvan Bey. -Gelsin.
(Müzik)
(Gerilim müziği)
Sakine hala, gel.
Gel.
Kahveye ulaştırabildin mi mektubu?
-Ulaşmış Zeynep'im. -Temel'e vermişler, değil mi?
Temel yokmuş, ocakçı Arif varmış, ona vermişler.
Tamam, sağ ol.
Rızvan Bey, beni az çok tanıyorsunuz.
Ben bu Halil İbrahim'in babasını da sevmezdim zaten.
Ama benim kot kafalı uşağım biraz anasına çekmiştir.
Bu Halil İbrahim'in peşinden gitmesinden de anladığımız üzere...
...biraz akılsızdır benim uşağım.
Bu Halil İbrahim'i de saklasa saklasa bizim yayladaki eve saklamıştır.
(Gerilim müziği)
(Edanur) Anne, ben seni anlıyorum.
Anlıyorum ama ben ne zaman ağzımı açsam Halil İbrahim'le ilgili Temel'e...
...o benim kan kardeşimdir, çocukluk arkadaşımdır...
...tabii ki yardım edeceğim, diyor.
Kızım, anlamıyor musun? Leto çağırmış kayınbabanı diyorum sana.
Kocan bu saatten sonra çocukluk etmeyecek!
Yoksa sen kocandan, ben evladımdan olacağım.
Benim doğurduğum beni dinlemiyor.
Bari sen dinle Edanur.
(Gerilim müziği)
Evin etrafını arayın!
(Gerilim müziği devam ediyor)
Fikret Bey, hayrolsun.
Halil İbrahim burada mı?
Halil İbrahim'in burada ne işi var Fikret Bey?
Senin ne işin var burada Temel?
Gündüz vakti kahveyi bırakıp gelmişsin.
Hanımla gece kavga ettik de papaz olduk. Ben de geleyim burada kalayım dedim.
Yemek pişirdim, buyurun gelin. Beraber yiyelim.
Buyuralım bakalım.
(Gerilim müziği)
(Gerilim müziği devam ediyor)
(Gerilim müziği devam ediyor)
Yer misin?
Yemem!
Binin arabalara!
(Gerilim müziği)
(Turan) Oradan gir.
-(Halil) Şuraya mı? -Evet, oraya gir.
(Turan) Ta en dibe kadar git.
(Turan) Böyle dursun.
(Yasemin) Off!
"Babamın adamları peşinizde.
Halil İbrahim, seni öldürecekler, Yasemin'i de öldürmekten beter.
Jandarmayla birlikte Samsun'a kadar bütün yolları kestiler.
Benim arabamı kimse aramaz. Sizi ancak ben Samsun'a ulaştırabilirim.
Yarın öğlen 12.00'de Sarıtaş Yaylası'ndaki...
...eski taş köprünün ayağının orada olun.
Zeynep Leto."
Bu 24-42 nedir?
Onu ben de anlamadım.
Zeynep'le benim ilkokul numaralarımız. Birbirimizin zıttı gibiydik.
Numaralarımız da birbirinin zıttı.
Mektuba ben ona güveneyim diye yazmış.
Bunu Zeynep'le benden başka birinin bilme ihtimali yok.
Tarık Leto hayatımızı karartırken Zeynep Leto bizi kurtaracak.
Çünkü dünyada başka kimse kalmadı.
Hadi şu arabayı bir gizleyelim çalılarla.
Sen yoluna git Halil, ben hallederim onu.
Saklan.
Sen nasıl döneceksin bu kadar yolu kan kardeşim?
Yürürüm. Sen beni dert etme. Sen bana şeyi söyle asıl...
...sen Eğritaş'ın oraları bulabilecek misin?
Bulurum. Çocukluğumuz oralarda geçti, merak etme.
Kardeşim, Temel'ime selam söyle.
-Dikkat et canım kardeşim. -Tamam.
İstanbul'a gidince haber veririm. Hafız ve Derviş dayımın ellerinden öperim.
Hakkınızı ödeyemem.
Halil İbrahim...
Demeyeyim diyordum ama hafız dayı...
...bu sabah Hakk'ın rahmetine kavuştu. -(Yasemin) Nasıl?
Köprüden geçerken ayağı kaymış, düşmüş herhâlde.
Vadesi sizi nikâhlayana kadarmış demek ki.
Letolar yapmıştır. Ben bunun hesabını sormaz mıyım size!
-Yok, yok. -Şerefsizler.
Yok artık da o kadar yapmamışlardır.
-Niye? -Ne günahı var hafız dayının?
-Niye öldürsünler? -Babamın ne günahı vardı?
Yasemin'i bırakayım, dönüp bunun hesabını soracağım onlara.
(Gerilim müziği)
Hadi.
Halil... Halil!
Vay be Kahveci Yusuf.
Ne kinmiş sendeki.
O mektup gelmeseydi ne olacaktı, rahata mı erecektin sanki?
Halil İbrahim de ölse anasına sevdası bitecek miydi?
Kocam, pişman etme beni anlattığıma.
Zavallı anam da 30 sene çırpındı durdu onu sevsin diye.
Bir demedi ki madem beni sevmiyorsun, ben seni hiç sevmiyorum.
Sevdam, sen vardın ama. Sen vardın.
Kadın nasıl deseydi? Diyebilir mi öyle şey?
Bak Halil İbrahim'e.
Hem anasız hem babasız büyüdü çocuk. İnsan anasız babasız büyür de...
...benim gibi sevgisiz büyürse ortada kalır işte.
Aa! Alınıyorum ama.
Ben? Ben seni seviyorum, yetmiyor mu?
Ben sana kurban olurum, benim hayatım. Sen olmasan zaten...
-Sen iyi ki varsın. -Kocam benim.
Allah bir uşak nasip etmedi ki göstereyim babama nasıl yetiştirilirmiş uşak!
Edecek, edecek inşallah.
Hem yaşımız gençtir daha.
İnşallah. İnşallah.
Temel...
...bu mektubu kim yollamış ki kahveye?
Edanur, ne yapacaksın mektubu kahveye kimin yolladığını?
Arif'in mektubu elimize tutuşturmasıyla biz Turan'la uçtuk resmen, uçtuk.
On dakika daha geç kalsak var ya...
...belki ne Halil İbrahim vardı ne de Yasemin.
Allah korusun.
-Öldürmeye gelmiş şerefsizler. -Allah korumuş.
-Neredeler şimdi, ne yapıyorlar? -Eğritaş'ın oraya geçeceklerdi.
Sabah da taş köprünün oradan adamlar alacak.
Zaten Samsun'a vardılar mı kimse bulamaz.
-Hepimiz rahat ederiz. -İnşallah.
(Müzik)
Halil...
...biliyor musun, ben seni bu gökteki yıldızlardan bile daha çok seviyorum.
O ne ki?
Ben seni hudutsuz seviyorum.
Hudutsuz sevmek nedir?
(Müzik)
Hudutsuz sevmek, uçsuz bucaksız sevmek demektir.
-Yani sonsuz mu? -Hayır.
Sonsuz değil. Kavuşamayacağın insanı sonsuz seversin.
Mesela annemi.
Babamı.
Hafız dayıyı.
Evet.
Onları sonsuz seviyorum.
(Müzik)
Seni hudutsuz seviyorum.
Beni hudutsuz sevmen çok iyi çünkü ben Zeynep Leto'ya kafayı çok pis taktım.
Niye?
Bir kadın ancak sevdiği adam için ailesini hiçe sayabilir.
Belki sadece iyi bir insandır. İyilik yapmak istemiştir.
Hem bana hem kardeşine.
İyi bir insan olsa...
...kaç kurtul der, seni buradan alacağım, götüreceğim demez.
-Bu Zeynep sana âşık. -Nereden tanısın da beni âşık olsun?
Ben nereden tanırdım da sana âşık oldum?
Kaç yıldır yoksun. Ne yaptın ne ettin soruyorum, cevap yok.
Farkında değilim zannetme.
Cevap vermek istemediğinde öyle güzel gülüyorsun ki.
İçimden bir şey akıyor.
Aklım başımdan gidiyor.
Ama de bana.
Ne bu sırtındaki, böğründeki yaralar?
Ne yarası bunlar?
Yasemin...
Benim senden gizli saklı bir şeyim yok.
Sadece anlatmadıklarım var.
Yaptığım iyi şeyler de var, bazı kötü şeyler de.
Nasıl yani?
Her şeyi zamanla öğrenmek daha güzel değil mi?
Daha güzel değil ama daha heyecanlı.
Seni bulmaca gibi çözeceğim Halil İbrahim.
Yarın sabah olsa da şu Zeynep Leto'nun bir gözlerinin içine baksam.
Hemen anlarım sana âşık mıdır değil midir.
Diyelim ki âşık, ne yapacaksın? Arabasına binmeyecek misin?
Binmem.
Samsun'a kadar yürürüm.
Buradan Samsun'a yürümek ne kadar sürüyor, sen biliyor musun?
İsterse bir ömür sürsün.
Benim senin gibi hudutsuz sevdam olmayabilir ama...
...hudutsuz bir kıskançlığım var, onu da bilesin.
(Müzik)
(Kuşlar ötüyor)
(Edanur) Temel...
...anneye babaya bir şey deme, olur mu?
Demem, merak etme. Der miyim hiç?
Kocam, sen Halil İbrahim'le ilgili elinden gelen her şeyi yaptın.
Daha fazla üsteleme, tamam mı?
Dediğin gibi zaten elimden geleni yaptım. Bizlik bir şey kalmadı.
-Hayırlısı. -Hadi uğurlar olsun.
(Temel) Hadi.
Yürü lan.
(Gerilim müziği)
Ne unuttun yine?
Tarık Bey, hayırdır?
Hayırdır Edanurcuğum, hayırdır.
Evli barklı kadının evine böyle çat kapı girilir mi?
Ne var? Girilir. Ne yaptım ki?
Tarık Bey! Tarık Bey, çık git evimden!
Lan!
İmdat!
(Gerilim müziği)
(Navigasyon) Eğritaş, taş köprü için rota oluşturuldu.
Zeynep! Zeynep, kızım telefonun.
(Aksiyon müziği)
(Aksiyon müziği devam ediyor)
Ben çadır malzemelerini topladım, sen çantasına koyarsın.
Bir Zeynep'e bakıp geleyim.
Git bak bakalım gelmiş mi Zeynep Leto.
(Aksiyon müziği devam ediyor)
(Aksiyon müziği devam ediyor)
(Aksiyon müziği devam ediyor)
(Müzik)
(Müzik devam ediyor)
(Müzik devam ediyor)
(Islık çalıyor)
(Müzik devam ediyor)
(Yaklaşan araba sesi)
Aşkım...
...geldiniz mi?
Aşkım!
(Gerilim müziği)
Buradayım aşkım!
Tarık!
Siz Halil İbrahim'e bakın.
Halil! Halil İbrahim!
-Yasemin! Kaçma! -Halil! Halil!
(Yasemin) Halil! Halil İbrahim!
-Halil! Halil İbrahim! -Yasemin!
Halil! Halil!
Yasemin!
Sen şuraya bak.
(Yasemin) Halil! Halil İbrahim!
Halil! Halil!
Lan!
(Duygusal müzik)
Yasemin...
Yasemin.
(Duygusal müzik devam ediyor)
Senin yüzünden!
Senin yüzünden!
(Tarık) Mutlu musun?
Yasemin!
Ah!
(Duygusal müzik)
Yapma.
Yasemin... Yasemin...
Yasemin, hadi kalk sevgilim.
Yasemin. Yasemin, hadi kalk.
Yasemin, hadi sevgilim. Yasemin.
Memleket gözlüm, hadi aç gözünü. Yasemin. Yasemin.
Hadi sevgilim. Hadi kalk, aç gözünü.
Yasemin. Memleket gözlüm, hadi.
Yasemin! Yasemin, aç gözünü, Yasemin!
Sevgilim, hadi. Kadınım.
Memleket gözlüm, nar tanem hadi.
Yasemin... Yasemin.
Hadi kalk. Hadi gidelim. Götüreceğim seni.
Hadi. Yasemin...
Yasemin, hadi sevgilim.
Yasemin.
Yasemin, hadi kalk sevgilim, hadi.
Yasemin.
(Duygusal müzik)
Yasemin, hadi. Hadi sevgilim.
Hadi aç gözünü, ne olursun Yasemin.
Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...
...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.
www.sebeder.org
Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Ece Naz Batmaz - Eylül Yılmaz...
...Gülay Yılmaz - Büşra Taşçıoğlu
Editör: Beliz Coşar
(Jenerik müziği)
(Jenerik müziği devam ediyor)
(Jenerik müziği devam ediyor)
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.