All language subtitles for Hudutsuz Sevda 3

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hi Hindi
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian Download
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American)
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

(Jenerik müziği)

*Bu dizide karakterler Karadeniz ağzıyla konuşmaktadır.

(Gerilim müziği) (Derin nefes alıp veriyor)

Halil İbrahim, seni ben satmadım.

O zaman Tarık Leto yerimi nasıl buldu?

Bilmiyorum.

-Yalan söylüyorsun. -Ben yalan söylemem Halil İbrahim.

Belli ki buraya bana zarar vermeye gelmişsin.

Bana istediğini yap ama şunu bil ki benim tek isteğim...

...kan dökülmesine engel olmaktı.

Ben senin o aşağılık kardeşin gibi masumlara zarar vermem.

Ne yapıyorsun?

Seninle bir meselem yok.

Ama babanı ve abini öldüreceğim.

İyi, git öldür. Sana yaşatılanı yaşat.

Çocuklarının gözünün önünde babalarını öldür.

(Gerilim müziği)

Siz niye buraya geldiniz ki komutanım, ben anlamadım.

Halil İbrahim Karasu benim kızımı aldı kaçırdı.

(Muzaffer) Sonrasını da biliyorsunuz zaten.

Bizim buraya gelmemizi istedi.

Anlamadım?

Arabayı bilhassa buraya bırakmış ya da bıraktırmış.

Hedef şaşırtmak için.

Hedefi ne ki üsteğmenim?

-Çıkalım başçavuşum. -Emredersiniz.

Kusura bakmayın, rahatsızlık verdik. İyi günler.

İyi günler.

Bak, anlıyorum. Öfkelisin.

Sevdiklerin zarar gördü, anlıyorum, intikam almak istiyorsun.

Ama bu böyle olmaz.

Yetmedi mi dökülen kan, çektiğin acılar?

Onlara dedim ki jandarmaya teslim olacağım.

Yeter ki masumlar zarar görmesin.

Bana pusu kurdular, hem de nerede biliyor musun?

Karakola giden köprünün orada.

Senin ailen şereften ve haysiyet yoksun Zeynep.

Bunun bedelini ödeyecekler.

Ödesinler, umurumda değil.

Evlatlarının acılarını yaşayacaklarına...

...biz nerede yanlış yaptık diyeceklerine...

...kibrinin esiri olmuş herkes hak ettiğini yaşasın.

Babam dahi olsa.

Ama içeride kadınlar var.

Kardeşim var, 18 yaşında, abimin çocukları var, küçücükler.

Lütfen.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Silah sesi) (Geçiş sesi)

Baba! Baba! Baba!

(Geçiş sesi)

(Gerilim müziği)

(Müzik)

Teşekkür ederim.

Ömrümün sonuna kadar yaptığın bu mertliği unutmayacağım.

Bittiyse hadi derslerin başına, hadi.

Oğlum, bir şey demeyecek misin?

Çok sevdiğimiz...

...Tarık'ın ölümü beni derinden sarstığı için...

...öfkeme hâkim olamadım.

Bu nedenle hepinizden özür dilerim.

Şimdi eğer müsaade ederseniz gidip Zeynep'ten de özür dileyeyim.

(Gerilim müziği)

Ben sana Zeynep'in odasını göstereyim abi.

Müsaadenizle.

Şu mesela bir kapansın, o kocanla da konuşacağım.

Abi, hiç kusura bakma da kocam haklı yani.

Zeynep'i aldatan, ona el kaldıran sen olmasaydın çoktan ölmüştü.

Gel, gel, burada.

-(Levent) He, he, he. -(Zeynep) Birileri geliyor.

(Kapı vuruldu)

Zeynep, abim özür dileyecek de bir açar mısın canım?

Abinle konuşmak istemiyorum Ayşe.

Zeynep, açar mısın? Bak özür dileyeceğim, aç şunu.

Levent, seni görmek de konuşmak da istemiyorum, gider misin?

Zeynep bak, kapıyı açmazsan her şey daha kötü olacak, aç diyorum sana!

(Kapı vuruldu)

-(Levent) Dur, dur, açacağım. -Abi, ne yapıyorsun?

(Siren çalıyor) Aç girsin.

Levent, jandarma geldi, git onunla ilgilen.

Jandarma mı?

(Gerilim müziği) (Siren çalıyor)

Hayırdır komutan?

Beylere haber verin, evi arayacağız.

Savcı Bey'in haberi var.

İfadelerinizi almak için de karakola gideceğiz.

(Gerilim müziği)

Bunların ne işi var burada?

Ben de bilmiyorum.

Ben aşağı inip neden geldiklerini öğreneceğim.

Sonra da seni buradan çıkaracağım, tamam mı?

Biz bunu şahsi algılarız Sayın Savcı'm.

Peki. Babama ricanız olduğunu iletirim.

(Fikret) Kırılacaktır ama sizi kırmayacaktır Sayın Savcı'm.

Siz de jandarma komutanına bilgi verirsiniz.

İyi günler.

Ne dedi?

Ev aranacak, kadınlar karakola götürülmeyecek.

Sen, ben, Nesim baba, Levent ifade vermeye gideceğiz.

Hadi!

Kim ki bunlar da gidip ifade verecekmiş la?

Devlet oğlum, devlet. Sen tanımazsın.

Ama biz iyi tanırız.

Şimdilik bu kadarı kötü değil Rızvan, ne dersin?

Yarın savcının da jandarma komutanının da icabına bakarız.

Savcıya da karışılmayacak, jandarma komutanına da karışılmayacak Nesim.

Devletle düşman olunmaz. Bizim ifademiz belli.

Konuyla alakamız yok. Burada da söyleriz, karakolda da ifade veririz.

(Rızvan) Bizim için mekân fark etmez.

Anne, ne oldu, niye geldi jandarmalar?

-Beyler ifade vermeye gidecek. -İyi, versinler.

Ben yayla evine gidiyorum, haberiniz olsun.

Sırası mı şimdi yaylanın? Bak, başımızda ne işler var.

Ben de başınızdaki işlere bulaşmamak için gidiyorum zaten.

Tamam kızım, tamam. Senin canın nereye isterse oraya git.

Abla, ben de seninle geleyim.

Ablacığım, ben yalnız kalmak istiyorum.

Tamam abla.

Zey...

(Gerilim müziği)

Halil İbrahim.

-Buradayım ben. -Jandarmalar bizimkiler için gelmiş.

Buradan bir tek benim arabamla çıkabilirsin.

Ben şimdi aşağı inip onları oyalayacağım.

Sen de arkadan dolanıp benim arabama bin, tamam mı?

-Mavi cip. -Tamam.

(Üst üste konuşmalar)

-Zeynep Hanım. -Efendim Şota.

Hayırdır Zeynep Hanım, bir yere mi gidiyoruz?

Evet, ben gidiyorum ama sen gelmiyorsun. Anahtarımı verir misin?

Uşaklar, böyle yukarıya bekleyin de ben size haber edeyim.

Arkadaşım, böyle boşluğa çekelim arabayı da Zeynep Hanım çıksın.

(Şota) Eşlik edin uşaklar, hadi.

(Üst üste konuşmalar)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Hazırsan hareket ediyorum. -İyiyim ben.

(Gerilim müziği)

-Osman. -Efendim?

Karnım acıktı. İnşallah bu uşak evden bir şeyler getirir.

Hah, geldi.

Elleri de boş.

Neredesin lan sen?

-Halil İbrahim yok mu? -Yok.

Ne yapacağız?

Ne ne yapacağız? İki gün burada bekleyeceğiz.

Sonra da neresi varsa havaya uçuracağız.

Ula Bal Osman...

...görende seni eşkıya olmayı bekliyor zanneder.

-Ee? -Nedir bu hâllerin? Biraz sakin.

La benim korkacak neyim var Temel?

Onu seninle bu hanım köylü düşünsün.

Düşünüyorum vallahi.

Beni düşmanlar öldürmese Sema vuracak.

-Hadi, hadi gidelim. -Hadi.

(Gerilim müziği)

Ateşi de ben söndüreyim bari.

Her şeyi ben yapayım, Turan yapsın.

Siz ne iş yaparsınız ya?

Çağırsaydın gelirdik üsteğmenim. Devletin mazotunu boşuna harcadın.

Belki siz bize yardımcı olursunuz...

...devletin mazotu boşuna harcanmaz Rızvan Bey.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Biz buraya kusurumuzun farkındayız demek...

...üzgün olduğumuzu belirtmek için gelmiştik Nedime Hanım.

Zeynep'in amacı nedir, niye böyle yapıyor?

Levent'in pişman olduğuna inanmıyor demek ki Zuhal Hanım.

Yoksa benim Zeynep'im yumuşak kalplidir.

Bağışlar, affeder. İnanmıyor demek ki.

Yeterince uzaklaştık. Şimdi kenarda duracağım.

(Halil) Durma, devam et.

Neden yapıyorsun bunu?

Neyi?

(Halil) Niye kendini riske atıyorsun?

Ailen bu yaptığını duysa seni affetmez.

Sana neden yardım ediyorum diye soruyorsun, öyle mi?

Daha önce niye yardım etmek istediysem o yüzden.

Kan dökülmesin diye yani.

(Halil) Ailen bu dünyayı insanlara zehir etti.

Ben de onların hayatını zindana çevireceğim.

Yani bir şeyin bittiği yok.

Her şey daha yeni başlıyor.

Şu ileride indir beni.

Hayır, inemezsin, benimle geliyorsun.

Benimle geliyorsun derken?

Seni her yerde arıyorlar Halil İbrahim.

Bir tek yerde aramazlar, bizim evde.

-Yaylaya götürüyorum seni. -Delirdin mi sen? Olmaz öyle şey.

Bana delirdin mi diyene bak. Bıraksaydım az önce ölmüştün, farkında mısın?

O iş öyle olmazdı da neyse.

Bizim çocuklar bekler beni, merak ederler, gitmem lazım.

Etsinler.

Hem sen nasıl eşkıyasın ya?

Başına bir şey gelme ihtimaline dair bir plan yapmadın mı?

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalıyor)

"Dağda kızıl ot biter"

"İçinde keklik öter"

"Eşkıyadan da beter"

"Uslan be Halil İbrahim"

"Uslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

-Kimse yoktur, değil mi? -Hayır, yok.

Sen daha önce tek başına geldin mi buraya?

Çok.

Böyle ıssız bir yerde tek başına kalmaktan korkmuyor musun?

Sevdiklerimin zarar görmesinden başka hiçbir şeyden korkmam.

Hadi kimse sana bir şey yapmaya cesaret edemez diye düşünüyorsun.

Kurttan, kuştan, hayvandan, ayıdan da mı korkmuyorsun?

Sen beni unutmuşsun ya.

İlkokuldayken az çektirmediniz bana. Hanginizden korktum ben?

(Halil) Doğru.

(Duygusal müzik)

Geceleri serin oluyor. Ben şömineyi yakayım hemen.

Ben yakarım, sen uğraşma.

Sinirimden bir şey yiyemedim. Yemek hazırlayacağım, yer miyiz?

İyi olur.

Ne kadar zamandır bir şey yemedin?

Açlık bir şey değil de uykusuzluk biraz yordu.

Kaç gündür doğru düzgün uyuyamadım.

Hemen hazırlıyorum.

(Müzik)

Sinirliydim dedin. Ben gelmeden önce bir şey mi oldu?

Oldu.

Nişan attım ama muhatabım bu durumu kabul etmiyor.

Nişanlın Asiye'yle Cevat'ın yeğeniymiş diye duydum.

Eski nişanlın dersek. Ağzımızın tadı kaçmasın.

(Müzik)

Bu Halil İbrahim'e selam veren, onu tanıyan, ona yardım eden...

...her kim varsa analarından doğduklarına pişman edeceğim.

Pişmanlık demişken otur orada!

Levent, bence sen pişman ol!

Bu işten elini ayağını çek artık! Zeynep'le ilgilen, onun gönlünü al!

Rızvan Bey, avukatınız geldi, ifadeniz için hazırız.

Evet ya.

Babamı anlaması zor.

(Zeynep) Anlatmak da.

Aslında annemle birbirlerini severek evlenmişler.

Ama bence Asiye'yi daha çok seviyor.

Tarık mı büyük, sen mi?

Tarık benden bir hafta büyük.

Düşün yani babamın iki karısı aynı anda hamile.

Asiye'yle değilse Cevat'la gizli bir iş çeviriyordu diyeceğim ama...

...o zaman da Tamer'le Leyla'ya anlam veremiyorum.

Biliyorsun bir de benim küçük kardeşim var Tuncay.

Evet.

Abin niye evlenmiş Asiye'nin yeğeniyle?

Onlar seviyorlar birbirlerini.

Tabii Asiye kesin Ayşe'yi doldurmuştur abimi ayartsın diye.

(Zeynep) Ama samimi olarak seviyorlar.

Ayşe pek teyzesine benzemiyor o zaman.

Teyzesine benzemese de dayısı var, annesi var.

Kızın pek bir kaçış yolu yok yani.

Ama yine de iyi bir insan. En azından iyi bir eş.

Peki Levent?

O iş nasıl oldu?

Mecburiyetten.

Levent sayesinde korkunç bir adamla evlenmekten kurtuldum.

-Kim? -Yavuz.

Babamın amcasının oğlunun oğlu.

Nakliyeciler.

Daha doğrusu silah ticaretinde birlikteler.

Levent ortaya çıkınca Yavuz sesini çıkaramadı.

Yoksa Tarık'a rahmet okutur.

Ben de o yüzden bu zamana kadar katlandım Levent'e ama...

...artık dönüş yok.

Silah ticareti dediğin gayriresmî, değil mi?

Ne kibar kibar dil kırıyorsun gayriresmî falan şehir uşağı?

Bildiğin silah kaçakçılığı yapıyorlar işte.

Madem öyle net olayım sana.

Senin bu amcazadelerinin iş yeri, silah depoları nerededir?

Neden sordun?

Ben bu çatışmayı sürdüreceğim Zeynep.

Ama bana silah ve mühimmat lazım.

Sana deponun yerini gösteririm.

Hem mühimmatınız olur...

...hem de kan dökmeden bizimkilere bir ders vermiş olursunuz.

Hem de belki bana karşı şüphelerin yok olur.

Söylediklerimde samimi miydim, değil miydim onu anlarsın.

(Müzik)

(Müzik devam ediyor)

Beni emretmişsiniz Nedime Hanım.

Şota, Zeynep'imi merak ettim. Telefon da açtım, telefonu kapalı.

Hani bir başına dağ başında ne eder anlamadım.

Bir gidip baksan diyorum. Sever seni, terslemez.

Derhâl gidiyorum Nedime Hanım.

Sağ ol uşağım.

-Sakine, kahve olmadı mı? -Oluyor, oluyor. Köpürsün az.

Of!

-Günaydın. -Günaydın kızım.

Kahve içer misin Ayşe?

Yok Sakine hala, sağ ol.

Bütün gece abimle Zeynep'i düşünmekten uyuyamadım.

Nasıl olacak bu iş Nedime anne?

Abinin ettiklerini görmez misin kızım? Hem suçlu hem güçlü.

Ben de çok kızdım ona ama Zeynep de ters konuştu.

Bir ara abimi sevmiyor diye düşündüm.

Gel bakayım Ayşe sen buraya.

Gel bakayım.

Bak kızım, ben senin yerinde olsam onların arasına girmem.

Bu saatten sonra ne abin değişir ne Zeynep değişir.

Fikret'le çok güzel bir evliliğiniz vardır.

Huzurumuz kaçmasın. Demedi deme bana.

Abim Zeynep'ten vazgeçmez Nedime anne.

Eğer aklınızda böyle bir şey varsa...

Akılla fikirle olacak iş değildir bu Ayşe. Gönül meselesi.

Hani Levent dediyse annesi Asiye'yi bağışladı...

...kızı da benim herzelerime göz yumar, ha? Yummaz.

Zeynep benim gibi değildir. Zeynep boyun eğmez, kabul etmez.

(Nedime) Fikret böyle bir şey sana yapmış olsaydı...

...senin yanında olurdum. Boşa kocanı derdim.

Oğlum bile olsa boşa kocanı derdim.

Bir erkek için değmez derdim. Torunlarımın anasısın derdim.

Benim canım yandı, senin yanmasın derdim.

Demez miydim Sakine?

Vallahi dersin.

Hatta ben bile Fikret'in yüzüne tükürürdüm.

Senin annen tükürdü mü? Tükürmedi. Ee?

Nasıl olacak bu iş kızım?

(Müzik)

Yani Zeynep haklı olduğu için bir şey diyemedim de...

...gittiğimize de pişman oldum Asiye.

Ya hayır, Levent abimin geldiğini ablama nasıl haber vermemişler teyze?

Nedime de belli ki istemiyor kızının Levent'le evlenmesini.

Sakine de onun dediğinin dışına çıkmaz. Ayşe de evde yoktu.

Kim haber versin kızım?

Nedime zil takar oynar kızı Levent'le evlensin diye.

Zeynep'le Levent'in çocuklarıyla...

...Ayşe'yle Fikret'in çocukları ticareti yönetecek.

Hanımağa olacak o Nedime.

Tabii o kadar yaşarsa illetli karı.

Ee, ne diyorsun yani Asiye, Zeynep niye böyle yapıyor?

-Bu kız başka birini mi seviyor? -Hih!

O nereden çıktı anne?

Bir kadın aldatılırsa yıkılır. Öyle Zeynep gibi ayaklanmaz.

Bu işin içinde bir iş var.

O pılını pırtını alıp çoktan Avrupa'ya, Amerika'ya gitmişti...

...her zaman yaptığı gibi.

Oralarda birini mi buldu diyorsun Asiye?

Oralarda mı, buralarda mı ben bilmem, öğreneceğiz.

(Zuhal) İnşallah yoktur böyle bir şey.

İnşallah vardır da öğreniriz.

Rezil rüsva oluruz vallahi.

Biz niye rezil oluyoruz? Nedime rüsva olsun, kızı olsun.

Kahve soğudu.

(Müzik)

-Zeynep. -Halil İbrahim.

Günaydın.

Günaydın.

Ben nasıl uyumuşum ya!

Puding yaptım.

(Zeynep) Sıcak yer misin, yoksa soğusun öyle mi?

Tatlı nereden çıktı?

Ne zaman asabım bozulsa tatlı yaparım.

Pek tatlı düşkünü birine benzemiyorsun.

Yapmayı severim dedim, yemeyi değil.

Sıcak mı, soğuk mu?

Soğuğu sonra yeriz.

Evet.

Anlat bakalım eşkıya.

(Zeynep) Bu işleri nereden öğrendin?

Ailemin bir numaralı gündemi bu.

Nasıl yani?

Ha bu uşak nasıl vuruyor bir başına üç kişiyi, beş kişiyi?

Damarlarımda varmış demek ki.

Ya bırak bu işleri.

İlkokuldan sonra ne yaptın?

Nerede yaşadın, ne yaşadın?

Her şeyi bilmek istiyorum.

(Araba geldi)

(Halil) Biri geldi!

Dur, bir dakika, sakin ol. İçeri kimseyi almam.

Merak etme, benim adamım Şota. Annemler göndermiştir Zeynep'e bak diye.

Sen yukarı çık, ben onu göndereceğim, tamam mı?

Şota.

-Ne oldu, niye geldin? -Günaydın Zeynep Hanım.

Günaydın.

O kadar aradık, telefonunuz kapalı, merak ettik.

Yani kafamı dinlemeye geldim. Telefonum tabii ki kapalı olacak.

Hadi sen git.

Yok, burada arabanın içine bekleyeyim. Belki bir şeye ihtiyacınız olur.

Şota!

Benim tepemin tasını attırma, git diyorsam git!

Soran olursa ben burada olduğunu söylerim.

Hadi.

(Gerilim müziği)

Alo, Elif.

Zeynep Hanım'ın yanında bir erkek var.

Eminim. Emin olmasam arar mıyım seni?

Ne edeceğim ben şimdi?

Tamam, gelebilirsin.

Ben gideyim artık.

Saçmalama, gelmez artık kimse.

-Şato da gelmezdi, geldi. -Tamam o zaman, şöyle yapalım.

Bahçede kahvaltı edelim.

Hem biri gelirse duyarız, sen de rahatça kaçarsın.

Tamam. Sen şimdi elini yüzünü yıka, ben de kahvaltı hazırlayayım.

(Kapı vuruldu) Gel.

Komutanım, Levent Bey'in de ifadesi tamamlandı.

Misafirlerimizi uğurlayalım başçavuşum.

Bunu son ihtar olarak değerlendirin.

Devlete asi olanla mücadele bizim işimiz. Sizin değil.

Tutumunuz değişmezse size de asi muamelesi yapılacağından...

...şüpheniz olmasın.

Kanunlar karşısında Halil İbrahim Karasu'dan...

...herhangi bir farkınız olmadığı gibi bir üstünlüğünüz de yok.

Müsaade edin adalet yerini bulsun.

Adalet elbette yerini bulacak, bundan kuşkumuz yok üsteğmenim.

Adalet mülkün temelidir.

Biz de bu mülkün sahipleriyiz.

(Gerilim müziği)

La havle vela kuvvete!

Neyini anlamıyorsun? Gördüm diyorum da Elif ya!

Yavaş konuş, şimdi çocukları uyandıracaksın!

Hem belki iki kâse tatlı yedi kız.

Uf!

Sence Levent'e kızdığından mı içeri birini aldı diyorsun?

Ben diyorum ki tabancayı çekeyim, kafama sıkayım, Azrail canımı alsın.

Bundan sonra ne olacaksa hiçbir tanesini görmek istemiyorum.

Zeynep kime âşıkmış ben öğrenirim, sen de gider ona göre kafana sıkarsın.

Olur mu kocacığım?

Hem niye boş yere beni dul bırakacakmışsın?

Bu senin rahatlığın ne olacak?

Beni iki çocukla dul bıraktın ya, belki rahatlığım ondandır, ne dersin?

Oh! Ayrıca yaptıysa da iyi yapmış süt kardeşim.

O Levent (Bip)dense herkes daha iyidir.

Ayrıca insan girer içeri bakar, sen ne meraksız adamsın.

Bunu da bana dedin ya.

Bu adam kim ki acaba?

Yok, buralardan değildir kesin.

Yürek yemiş olmak lazım...

...yoksa Zeynep Leto'nun saçının teline dokunmaya kim cesaret edecek?

Aşkım, ben ne diyorum, sen ne diyorsun Allah aşkına!

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

-Aa, günaydın. -Günaydın.

Süt kardeşim, misafirin gitti mi?

Ne misafiri?

Zeyno, Şota sizi görmüş, biliyorum.

Misafirin gitti mi, ona göre içeri gireyim.

Elif, ne saçmalıyorsun, misafir falan yok, gel, geç içeri.

Tüh, ben de cici eniştemle tanışmaya gelmiştim.

Hatta ona simit de getirmiştim.

Hadi geç.

Beş dakika.

Ne zaman gitti?

Elif, sen delirdin mi, çıldırdın mı? Ne oluyor sana?

Çıldırdım. Sen böyle bir şeyi benden nasıl saklarsın? Aşk olsun Zeyno.

Bir şey sakladığım yok, Şota artık ne anlattıysa...

Biliyorsun ki benim kocam uydurmaz. Ayrıca yalan da söylemez.

Seni de çok sever. Bunalıma girdi.

Senden gelecek habere göre canına kıyacakmış.

Niye canım?

Levent eniştesini çok mu seviyormuş?

Levent'i gidip derede boğması senin bir işaretine bakar.

Adı ne?

-Ay, Elif! -Hiç bana Elif falan deme.

Biliyorum, sen yalan söylediğinde kulakların kızarır.

Şuraların da böyle alerji döker, evet. Yani yemem Zeynep.

İsmini söyleyecek misin?

-Söylemeyeceğim. -Peki.

O zaman ben de cici enişte derim.

-Bak ya! -Nasıl biri?

Belli ki biraz korkusuz.

Çok.

-Yakışıklı mı peki? -Çok yakışıklı.

Peki, nasıl tanıştınız?

-Yani tesadüf. -Güzel. Levent'i biliyor mu?

-Biliyor. -Ne diyor?

-Onu öldüreceğim diyor. -Gebertsin, aslan cici enişte.

Zengin mi?

Öyle parayla pulla pek işi yok.

Olsun, fakir olsun Zeynep. Sende paradan bol ne var?

-Benden başka bilen var mı? -Kimse bilmiyor tabii ki.

-Annen bile? -Annem de bilmiyor.

Ay... Allah'ım sen bizi bu Tarık Leto belasından kurtardın...

...şu Levent Kulpa'yı da Halil İbrahim Karasu'ya yem et...

...bu çocuk bütün kötülüklerin Azrail'i olsun.

Hatta Asiye Leto'nun da canını alsın. Âmin!

-Sen ne manyaksın! -Ben manyağım ama sen...

"Çapkınım, hovardayım, 24 ayardayım"

"Her gece de yayladayım"

"Hadi lay lay, lilay lay"

Hadi, cici enişteme çok selam söyle. Bizi ne zaman tanıştıracaksın?

Elif! Kapa artık çeneni.

Tamam, kapattım.

-Görüşürüz. -Görüşürüz.

(Müzik)

Halil İbrahim, gitti, gelebilirsin.

Sen beni mi anlattın?

Sen cici enişte misin Halil İbrahim? Saçmalama.

Ben tepsi hazırladım, Elif de simit getirmiş, hadi bahçeye geç.

Zeynep'in birini sevdiği nereden çıktı Leyla? Öyle bir şey yok.

Ben de öyle dedim.

Annem, yok, başka biri var, yoksa Levent'e böyle davranamazdı, diyor.

Oy, bu kadın hepimizi öldürecek.

Öyle şey olur mu? Zeynep öyle biri mi?

Ben de bir şey diyemiyorum ki.

Aman sen ne bileceksin, ablanı ne tanırsın diye beni tersliyor.

-Tamam, sen dur, ben götürürüm. -Tamam.

(Gerilim müziği)

Sağ ol kızım.

Teyze, Leyla bir şeyler dedi ama o işin aslı yok.

Sen nereden biliyorsun?

Teyze, Zeynep ne zaman kimi bulacak da flört edecek?

Eh, insanın gönlü oynaşta olursa adam da bulur zaman da bulur.

Asiye, şöyle konuşma. Levent'in kulağına giderse?

Gitsin, ne var? Adam olsun, erkek olsun da biraz işini bitirsin.

Neyse.

O Zeynep'in ne herze yediğini sen bilmezsin.

Ama o sütü bozuk kız var ya, kız kardeşi Elif, o bilir.

-Git onunla konuş bakalım. -Teyze!

Konuş dedim.

Çay açık olmuş.

Ben o çulsuz Muzaffer'e gideceğim.

Onlar kim?

Bu ölen kızın ailesi.

-Sen de benimle gel. -Gelirim de orada ne edeceğiz?

Sen bir şey etmeyeceksin.

Sen geleceksin, bu hâlinle fakirleri şereflendireceksin.

Asiye ya!

Ben de Karasu yılanının peşine takılan o (Bip)leri engelleyeceğim.

Seni Dursun Leto'nun yerine götüreceğim.

Orayı hem ofis olarak kullanıyorlar hem de depo.

Bence silahlar kesinlikle orada çünkü en güvenli yer orası.

Bütün eşref oraya gidiyor. Hâkimi, polisi, savcısı, siyasetçisi.

Ne iş yaptığını bildiklerini düşünmüyorum ama...

...Dursun Leto'yla oğlu Yavuz'u şu kadarcık tanıyorsam...

...bence silahlar kesinlikle orada.

Lojistikçi oldukları için depo şehrin dışında tabii.

Aynen öyle.

Oraya nasıl girersin çıkarsın bilmiyorum. Saldırı beklemedikleri kesin.

Çünkü kimse onlara bulaşmak istemez.

Asıl dikkat etmen gereken şey kameralar.

Kendi mallarını taşıyan adamlara bile güvenmedikleri için her yerde kamera var.

Peki, başarılı olursam, yani depoyu boşaltırsam?

Yeri kimden öğrendiğimi düşünürler?

Hiçbir şey düşünemeyecek hâle gelirler.

Babama düşman olurlar.

En çok da Kulpalara.

Levent'ten nasıl kurtulmayı düşündüğün belli oldu.

Yavuz'a yem edeceksin.

Öyle deme, ben Levent'in cenazesinde çok üzülürüm. Gerçekten çok ağlarım yani.

Zeynep.

Bu çok tehlikeli bir durum.

Burada bile biriyle birlikte olduğun hemen ortaya çıktı.

Bana yardım etmeyi bırak, benimle görüştüğün bile ortaya çıkarsa...

...sonuçları kötü olur.

(Gerilim müziği)

Bence de.

O yüzden çeteni çok sevsen de benden bahsetme, olur mu?

Hiç kimseye güvenemeyiz.

Herkesin seni satmak için milyonlarca sebebi var.

Ben hariç.

Çay?

Olur.

(Gerilim müziği)

Buyurun.

-(Rızvan) Batum'da işler nasıl? -Gayet iyi Rızvan Bey, sayenizde.

Bu Ocakçı Arif senin teyzenin oğlu mu oluyordu?

Evet Rızvan Bey.

Ama abi kardeş gibiydik, çok yakındık. Beni teyzem büyüttü zaten, biliyorsunuz.

Kadıncağız da mahvoldu Arif abimin ölümüne.

Biz de çok üzüldük.

Yani keşke Batum'a yanına alsaydın.

Buradaki kahvedeki üç, beş kuruştan ne olacaktı?

Kahveden zaten kazandığı bir şey yoktu, ben yolluyordum.

Ben dedim, yanıma gelin diye çok söyledim ama...

...teyzem dinlemedi, inat etti, gelmedi.

Halil İbrahim sebep oldu Arif'e.

Gencecik yaşında öldü gitti garibim.

Bak Rüştü, buradan çıkıp doğruca Kahveci Yusuf'un yanına gideceksin.

Ben abimin intikamını almaya geldim, diyeceksin.

Gerekirse bize küfredeceksin.

Ağlayacaksın, bağıracaksın, çağıracaksın, o Halil İbrahim'in yanına katılacaksın.

Tamam?

Halil İbrahim'in işini bitirdiğin anda değil Batum...

...bütün Gürcistan'ı sana vereceğim.

Ne dersin?

Bak Cevat'a, Halil İbrahim'in babasını öldürdü diye...

...onu Karun gibi zengin yaptım.

Onu Rusya'nın kralı yaptım. Gürcistan'ı da sana vereceğim.

Reşit.

Ne diyorsun?

Bu Lastikçi Rüştü benim dediklerimi yapabilir mi?

Niye yapmasın Rızvan Bey, zor bir şey istemediniz ki.

Lastikçi Rüştü'nün Rızvan Bey'in yanında ne işi var?

Adamın akrabasını daha yeni öldürdüler. Onlar teyzesinin oğluyla çok yakındı.

Oğlum, gözümle gördüm diyorum, aa!

Bana inanmıyorsan kayınbabana sorarsın.

Vay hain (Bip).

Daha iki gün oldu.

İnsan akrabasının kanını satar da ona ihanet eder mi?

Aman, ne şaşırdın bu kadar Şota? Rüştü çocukken de (Bip) tekiydi.

O da doğru.

-Aşkım. -Efendim aşkım?

Bak, Zeynep sana o kadar tembih etti, sakın bu işi anaya bile demeyesin.

Aşkım, hiç söyler miyim!

Bu adam kimdir, meraktan ölüyorum.

Nasıl olsa Zeynep yarın öbür gün koluna takıp bize getirecek.

Gidecek başka yeri mi var?

Kız, sen hâlâ burada mısın?

Çocukları komşuya koydun geldin, öyle analık mı olur?

-Yürü uşakların başına! -Tamam anne, gidiyorum.

Yürü Şota, gidelim.

Babam da bu saatten sonra Zeynep'le Levent'in evlenmesini istemez de...

...ticaretimiz var, işlerimiz var.

Nişan bozulursa ne olacağını hesap edip durur şimdi kafada.

Ben sana ne olacağını diyeyim.

O Asiye yılanı kıyameti koparır.

Ortada ne ortaklık kalır ne ticaret kalır ne iş kalır.

Olan da karınla sana olur.

Ayşe'yle konuştum. Nesim'le, Zuhal'le siz konuşun dedim.

İyi bir evliliğiniz vardır oğlum, bozulmasın.

Niye bozulsun anne? Bize bir şey olmaz, sen merak etme.

Hem Ayşe, Zeynep'le bana hak veriyor.

Şimdilik. Sen nasıl kardeşinden yanaysan, o da abisinden yana olacak.

O olmasa annesi üsteleyecek.

O olmasa teyzesi bulaşacak.

Karım benimle evlenirken bir seçim yaptı anne.

Onun Levent diye bir abisi yok. Zeynep'le Tuncay onun kardeşi.

Annesi sensin, babası da babam.

Onun ne teyzesi var ne de başka bir akrabası. Öyle bir dünya yok.

Oy, benim aslan oğlum.

-Neyse anacığım. -Uşağım benim.

Ben şehre iniyorum, şu Halil İbrahim meselesini halletmeye.

Dışarıdan bir isteğin var mı?

Yok oğlum. İyi ki varsın oğlum benim.

-Sen de anacığım. Hadi selametle. -Hadi selametle.

(Gerilim müziği)

(Zeynep) Yani şimdi buraya alıcı gözle bakınca...

...bu iş dört kişiyle yapılacak iş değilmiş.

Kusura bakma, saçma bir fikir oldu.

Doğru diyorsun.

Biz buraya nasıl girelim, nasıl çıkalım, değil mi?

-Ben ciddiyim Halil İbrahim. -Ben de ciddiyim.

Biz Şahinkaya'da vur kaç yapalım. Burası bizi aşar.

İyi. Böyle düşünmene sevindim.

Ben Şahinkaya taraflarını pek bilmiyorum.

Belli ki arabanın navigasyonundan girmek doğru değil.

Telefondan bir konum girelim, bakalım harita nereyi verecek.

Zeynep, sen evine dön, ben kendim giderim.

-Nasıl gideceksin gündüz vakti? -Yüzüm o kadar tanınmıyor.

Henüz.

Ormanlık alan zaten, bir şey olmaz.

(Telefon çalıyor)

Kusura bakma, bunu açmazsam elli kere arar.

Ne var Levent?

(Levent ses) Geceden beri senin telefonun niye kapalı bakayım?

-Seni görmek istemediğim için. -Konuşacağız.

Neredesin, yaylada değil misin? Sesin arabadan geliyor.

-Yola çıktım. -Neredesin, nerede?

Yoldayım işte, arabada olduğuma göre.

Neredeysen söyle, geleceğim, konuşacağız diyorum sana.

Yavuz'un ofisine doğru gidiyorum.

-Yavuz? -Yavuz Leto.

Senin Yavuz'la ne işin var?

Benim bir işim yok Levent, sizin işiniz var.

Benim sadece akrabam.

Zeynep, bak saçma... (Meşgul tonu)

Alo, Zeynep!

Zeynep!

Anladım. Sen Yavuz'la Levent'i birbirine kırdıracaksın.

Ben diyorum ki gidince bizim uşaklarla konuşayım, sen de bize katıl.

-Hiçbirimiz senin kadar yaman değiliz. -Kendi kaşındı ama.

Sen gerçekten Şahinkaya'ya gidebilecek misin?

Eğer beni beklersen işim çok uzun sürmez.

Giderim, bir şey olmaz.

Halil İbrahim bak...

...anahtarın yerini gördün. Ev yiyecek dolu.

Kendi evin gibi gör, olur mu?

Tamam.

Sağ ol.

(Gerilim müziği)

Beter olsunlar baba. Dört tane baldırı çıplakla baş edemiyorlar.

Hem karakola gidip de ifade vermek ne demektir?

Jandarma bir şey soracaksa gelir evinde sorar.

Yazık, iki paralık oldular.

Halil İbrahim'e niye pusu kurmuşlar? Zaten teslim olmayacak mıydı?

Sonrasında bir hâl çaresine bakarlardı.

İşte bunlar Levent Kulpa'nın işleri.

Amcam onu bana vermemek için gitti onunla nişanladı ya.

Şimdi karakol kenarlarında el ele otursunlar. Damadıyla.

(Kapı vuruluyor)

-Reis, Zeynep Hanım geldi. -Zeynep Hanım kimdir?

Zeynep Leto.

Ula ne duruyorsun, onu hemen içeri al.

Buyurun.

Buralardan geçiyordum, Dursun amcamı göreyim dedim.

Ne haber Yavuz?

-Sen bizim buralara gelir miydin Zeynep? -Aşk olsun.

Hoş geldin kızım, sefalar getirdin.

-Hoş bulduk Dursun amca. -Geç, geç otur oraya.

Sağ ol.

-Ne içersiniz? -Ben bir su alırım.

Tabii efendim.

Ee, baban nasıl? Bir şeyler olmuş diye duyduk.

Aa!

Levent'le nişan attığımı nereden duydunuz?

Yok, o onu demiyordu.

Levent'le nişan mı attınız? Hayırlısı olsun Zeynep.

Ne olacaksa olsun Yavuz.

Utanmaz herif, kardeşimin cenazesinin olduğu gün âlem yapıyormuş.

Ben de gittim bastım orayı, yüzüğü fırlattım.

Dün özür dilemek için geldiler ama kabul etmedim tabii ki.

Ee, bu işe baban ne diyor?

Ne diyecek amca, affet diyor.

Baban ne diyorsa sen onu yap kızım.

Yapma Allah aşkına amca, senin de kızın var.

Damadın ona el kaldırsa ne yaparsın?

Onun anasını...

...ağlatırım.

(Gerilim müziği)

Teşekkür ederim.

Levent buralardaymış, gelebilir. Gelirse haber verir misiniz?

-Kapıya çıkayım. -Tabii.

O niye geliyor buraya?

Manyak, laftan anlamıyor, konuşmak istiyormuş.

Zeynep, istersen ben onunla konuşurum.

Teşekkür ederim Yavuz.

Ama gerek yok. Ben bu saatten sonra onu dinler miyim sanıyorsun?

Ayşe'nin hatırı için biraz tahammül edeceğiz o kadar.

(Gerilim müziği)

Ne edeceksin? Teyzeni Batum'a götürecek misin?

-Yok Yusuf abi. -Kadın burada bir başına nasıl olacak?

-Ben Batum'a dönmeyeceğim Yusuf abi. -Ne edeceksin?

Arif abimin intikamını alacağım.

O benim öz abim gibiydi.

Senin nasıl onun üstünde hakkın çoksa onun da benim üstümde hakkı çoktur.

Ben Temel abimlere katılacağım, Letolarla savaşacağım.

Temel abinin o taraklarda bezi yok.

Onun yoksa Halil İbrahim Karasu'nun var. Bunlar kan kardeş değil miydi?

Beni alsın, yanına soksun.

O Fikret Leto denen adamın kafasına sıkayım.

Uşağım, Letoların adresi belli, yeri belli.

Ne yapacaksın, illa dağdan mı ineceksin tepelerine?

O kadar kolaysa git ne edeceksen et.

Kolay olmadığını bildiğim için sana geldim.

Benim artık bu yoldan dönüşüm yoktur.

Temel abin geldiği zaman biz sana haber veririz.

O seni Halil İbrahimlerin yanına götürür.

Sen de ortalıklarda dolaşma, Letolar seni görmesin.

(Gerilim müziği)

Siz bekleyin, ben geldiğinizi haber vereyim.

Ver bakayım.

Et beyinli.

-Yengene selam söyle Yavuz. -Söylerim, aleykümselam.

Zeynep Hanım.

-Rica etsem benim arabaya geçer misin? -Benim arabam var.

Biliyorum, senin araban var. Çocuklar onu alır.

Lütfen.

-Levent! -Yavuz!

Bizim aileden kız almak zordur.

Kulağıma bir şeyler geliyor, aklını alırım.

Haddini bil Yavuz.

(Gerilim müziği)

Ah Zeynep ah! Senin burada ne işin var?

Ne demek senin burada ne işin var?

Sen o Yavuz'u bana indirtmek mi istiyorsun, ne istiyorsun?

Bu Yavuz'la senin burada ne işin var, bana onu de!

Levent, benimle düzgün konuş, böyle konuşacaksan sağa çek, ineceğim.

Ah Zeynep ah!

Derviş dayı, kayınbabam, Derviş'e kim bakacak, gelsin bizde kalsın, dedi.

Benim bakılacak bir şeyim yok.

Sizin hatırınıza bunu boynuma astım.

Yoksa sıyrıktır, adamı öldürmez.

Doktoru duydun Derviş dayı, seni istirahat şartıyla taburcu etti.

Doktordur, öyle diyecek tabii.

Kurşun yarasını benim kadar bilmez.

Uşaklardan haber var mı, bana onu deyin.

Hâlâ yok. Biz de merak ediyoruz.

Hayır, Halil İbrahim gidecekti, Zeynep Leto'nun karşısına dikilecekti.

Zeynep Leto ne dedi, Halil İbrahim ne yaptı, hiç bilmiyoruz.

Edanur, bir şey yapsa, bir şey olsa duyardık, değil mi?

Ne yaptı Sema? Halil İbrahim, Letoların evine gitti, çay içti çıktı mı?

Tamam, isim vererek konuşmayın, yerin kulağı vardır.

-Hadi Derviş dayı. -Hadi dayı, gidelim.

Sen de şu röntgenleri falan al.

(Gerilim müziği)

Nereye gittiğimizi söyleyecek misin...

...yoksa böyle sabaha kadar araba mı kullanacaksın?

Ben istiyordum ki birbirini seven iki insan gibi...

...karşılıklı güzelce konuşalım ama nerede!

İlla beni delirteceksin, illa beni çıldırtacaksın!

Levent, durduk yere olay çıkartmışım gibi davranma.

Ben bir hata ettim, kabul ediyorum. Senden binlerce kez özür dilerim.

Sen hiç hata etmez misin?

Herkes hata yapar, sen hatasız mısın?

(Gerilim müziği)

(Ani fren yaptı)

(Gerilim müziği)

Bin lan, bin!

Gel bakalım.

Beni buraya niye getirdin?

Seni buraya niye mi getirdim?

Burayı hatırlamadın, öyle mi?

Neyi hatırlamam lazım?

Şimdi burası senin için hiçbir anlam ifade etmiyor...

...ve sen burayı hatırlamıyorsun, öyle mi?

Levent, söylesene.

Yuvamız bu köprü gibi sağlam...

...aşkımız bu köprü gibi uzun ömürlü olsun diyerek...

...sana evlenme teklifi ettiğim yer burası.

Burası da...

...bu söylediklerin de benim için hiçbir şey ifade etmiyor.

Çünkü sen bu köprüyü kendi ellerinle yıktın.

Zeynep.

Zeynep!

Zeynep, özür dilerim, bir daha yapmayacağım.

-Levent, peşimden gelme. -Zeynep.

-Zeynep, senden asla vazgeçmeyeceğim. -Çıkın lan arabadan!

Senden asla vazgeçemeyeceğim.

Geri zekâlı, yüreğime inecekti.

Geçin lan, geç!

(Gerilim müziği)

Al bakalım.

Lan Turan, bu çiğ mi yoksa bu sefer pişirebildin mi?

Ulan çiğdi de ondan mı kuruttun dereyi?

Hadi ye. Pişmiş.

Ulan biz de Edanur'la çocuğumuz olmuyor diye ne kadar üzülüyorduk.

Demek ki hayırlısı buymuş.

Baksana şimdi bir tane uşağım olsa nasıl bırakıp çıkacağım dağa?

Vallahi ben bırakamazdım uşaklar. Size dürüst konuşayım.

Benim sizin gibi sevdiğim olsa da bırakamazdım.

Halil İbrahim'e git başının çaresine bak, derdim.

Ben nelerle bulmuşum bu karıyı, Letolar ağam paşam, hadi sana uğurlar ola.

Senin hakkında da hayırlısı buymuş demek ki.

(Islık çalıyor)

Halil İbrahim?

Halil, neredeyse jandarmaya haber verecektik.

Kan kardeşimiz kayıp, hayatından endişe ediyoruz diye.

Şükürler olsun.

Neredesin?

-Gel. -Kardeşim.

Bana da sarıl.

-İyisiniz, değil mi? -İyiyiz, aç mısın?

-Balığı düzelt. -Siz balık tutmayı biliyor muydunuz?

-Bak şimdi. -Eski defterleri açtırma Halil İbrahim.

Yeni defterleri aç da anlat bakalım, ne yaptın?

Yerimizi söyleyen Zeynep Leto değilmiş.

Ya kimmiş?

Onu henüz öğrenemedim.

Letolardan birkaç tanesini indirebildin mi?

Jandarma yetişti imdatlarına.

Ama canlarını yakacak bir şey öğrendim. Keşke ölseydik diyecekler.

Ne öğrendin Halil İbrahim, anlat.

-Silah depolarının yerini. -Yemin et.

Ne edeceğiz? Jandarmaya mı ihbar edeceğiz?

Yok kardeşim.

Gidip basacağız.

-Nasıl basacağız? -Basacağız.

Bayağı basacağız.

(Gerilim müziği)

Sen arabada kal.

Anne, bak içeride biri ters bir şey söyler, ben de sizinle geleyim.

O yüzden dedim sana.

İçeri gir.

(Gerilim müziği)

Neden geldiniz?

Sizi istemiyoruz. Hadi gidin.

Başsağlığına geldik Fatma.

Taziyeye gelen insan kovulur mu?

Bizim cenazemiz yoktur.

Size kim ne dediyse yanlış demiş.

Belki de sana yanlış bir şey söylemişlerdir Muzaffer.

Bir de bizden dinleyin.

O Sema'yla Edanur'u çağırın, karşılıklı yüzleşelim.

(Asiye) Hayır, ben yanlış bir şey biliyorsam...

...doğruyu öğreneyim. Siz yanlış bir şey biliyorsanız doğrusunu öğrenin.

Siz ne kadar inkâr etseniz de kızınızı kaybettiniz.

Ben de uşağımı toprağa verdim.

Acımız belki dinmez ama...

...ama karşılıklı...

...birbirimizi anlayabiliriz.

(Gerilim müziği)

(Telefon çalıyor)

Alo, Fatma teyze?

Ne... Onların orada ne işi varmış?

Biz onları görmek istemiyoruz.

O kadını bana verme Fatma teyze, benim konuşacak bir şeyim yok...

Bizim sakladığımız bir şey yok Asiye Hanım.

Edanur da burada. Bizim ne utanacak ne saklayacak bir şeyimiz var.

Eğer sizin yüzünüz bizim yüzümüze bakmaya tutuyorsa...

...bekleyin orada, biz şimdi geliyoruz, tamam mı?

-Asiye dediğin Asiye Leto mu? -Evet.

Ne oluyor?

Fatma teyzelere gelmişler, bizimle yüzleşmek istiyorlarmış. Yürü kız.

Biz ne diye böyle bir iş edelim Sema? Ne desek inanmayacaklar nasılsa.

İnansınlar, inanmasınlar!

Biri de bunların yüzüne artık olan biteni söylesin, öyle değil mi Derviş dayı?

Gidin kızım, gidin. Muzafferleri yalnız bırakmayın.

Asiye çıngıraklı yılandır. Zehirlemesin onları.

(Gerilim müziği)

Ne güzel oldu böyle Ayşe.

İyi ki geldin bunca yıl sonra evime.

Senin çocuklar, benim çocuklar derken zaman geçti.

Senin de işin zor tabii. İki evin arasında kaldın.

Bir taraftan Nedime Hanımlar, bir taraftan Asiye Hanımlar.

Şimdi de Zeynep'le abimin arasında kaldım.

Duydum. Fikret abim sırf senin hatırına Levent'e bir şey yapmamış.

-Yoksa Zeynep'e el kaldırmak ne demekmiş? -Olacak iş değil.

Zeynep yüzük attı, Rızvan babamla bizimkiler bastırıyor devam etsinler diye.

Ama Levent benim abimse, Zeynep de görümcem, kız kardeşim.

Eğer onun bu işte gönlü yoksa hiç boşuna araya girmeyeyim.

Bizimkilere diyeyim ki bu iş bitti. Ne dersin?

Abin Zeynep'ten iyisini nereden bulacak Ayşe?

-Mümkün değil bırakmaz peşini. -Ben konuşursam bırakır.

Zeynep'le seninle konuştuğum gibi konuşamam Elif. Ne olur bana yardım et.

Fikret abim seni aldatsaydı ne yapardın Ayşe?

Vururdum onu.

Şota da beni aldatsa ben de tereddütsüz vururum onu.

Çünkü neden? Biz eşlerimize âşığız.

Zeynep orada Levent'i bastığında Şota'ya sık deseydi...

...Şota'yı biliyorsun, ikiletmeden sıkardı.

Süt kardeşim demek ki senin benim gibi âşık değilmiş Ayşe.

(Duygusal müzik)

Tarık Leto'nun kardeşi işte, ne olacak!

Hoş geldiniz kızlar.

Geç kızım.

Sağ olasın.

Buyurun, deyin ne diyecekseniz. Yaralımız var, yanına gitmemiz lazım.

Kimmiş yaralınız?

Derviş dayı. Kahveyi tarattığınızda yaralandı.

Benim uşağımın cenazesi sırasında tarandı kahve.

-Ben yanlış mı biliyorum? -Doğru.

Ne işi varmış Derviş'in kahvede? Niye cenazeye gelmemiş?

Herkes sizin cenazenize katılmak zorunda mı?

Düşmanımız cenazemize tabii ki katılmayacak.

O Derviş değil mi Karasu yılanına Yasemin'i kaçırsın diye arka çıkan?

Ne büyükmüş ne dervişmiş. Yapma, etme dememiş.

Tarık o kıza talip dememiş.

Böyle iş olmaz dememiş.

Bu işin yolu yordamı bu değil dememiş.

Ne biçim ne büyük dervişmiş o!

Bu Derviş dediğiniz Halil İbrahim'in öz dayısı değil mi?

Annesinin teyzesinin oğlu.

Derviş nereden bilsin senin oğlunun kızımı sevdiğini?

Bunlar biliyor.

Sor. Bunlar biliyor, o nasıl bilmiyormuş?

Mesele o değil. Olduyla öldüye çare yok gördüğünüz gibi.

Ama Allah bilir.

Allah bilir, ben sizin kızınızı hiç istemedim.

Uşağıma hiç sana layık değil dedim ama sevdim anne dedi.

"Sevdim. Ömrümde başka kimseyi böyle sevmedim." dedi.

Babasının, benim evlenmesini istemediğim kızı...

...gidip kaçırmaz mıydı benim oğlum?

Öyle iyi yürekli bir çocuktu benim uşağım.

Kızınızı uzaktan uzağa sevdi.

Hiç rahatsız etmedi.

Sizi de hiç rahatsız etmedi.

Hiç kimseyi incitmezdi benim uşağım.

Çık git evimden!

-Lan! -(Edanur) İmdat!

-İmdat! -Beni kızdırma!

(Edanur bağırdı)

Edanur, duydun mu ne diyor annesi?

Tarık kimselere rahatsızlık vermezmiş.

Siz bir de bizden dinleyin Tarık'ı.

Değil mi Edanur?

(Gerilim müziği)

Benim hiç kimseye söyleyecek bir şeyim yok.

Yok tabii.

Siz her şeyi biliyordunuz.

Yasemin'in abimi aradığına kaç kere şahit oldum.

Madalyonun iki yüzü var Fatma.

Bak, nasıl lal kaldılar.

Nasıl hiçbir şey söyleyemiyorlar, görüyor musun?

O Karasu yılanı, benim uşağımın katilidir.

Sizin kızınızın katilidir.

-Yok öyle bir şey Fatma teyze. -(Asiye) Sus!

Bu acılı insanları daha fazla üzmenin âlemi yok.

Herkes istediği şeye inanabilir.

Nasıl eşleriniz Halil İbrahim'e inanıp onun peşinden gittiyse...

...siz de tabiidir ki sevdiklerinize inanıyorsunuz.

Kız kardeşim büyüklük gösterdi.

Kalktı buraya kadar geldi. Gerisi sizin bileceğiniz iş.

Uşağımın emanetisiniz siz.

Ömrümün sonuna kadar benim evim size açık.

Bunu da böyle bilin.

Hadi.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Öbür kız niye öyle kaçarak gitti Asiye?

Tarık'ım o Karasu yılanının yerini Edanur'dan öğrenmiş anladığım kadarıyla.

Sema da bunu biliyor, kaçtı gitti kız.

Bunlar benim tahminlerim, kimseye bir şey demeyin.

Ben nasılsa işin aslını öğrenirim.

(Gerilim müziği)

(Sessizlik)

(Gerilim müziği)

İçeride kaç kişi var bilmiyoruz, değil mi?

Evet, bilmiyoruz.

Kamera, güvenlik sistemleri nedir, onu da bilmiyoruz.

Evet, bilmiyoruz.

Ama içeri gürültüsüz patırtısız girip ne kadar ne varsa çökmeyi planlıyoruz.

Evet.

Halil İbrahim, biz üçümüz askerliğimizi bahriyeli yaptık.

Ben gemide patates soydum, bu uşaklar da limanda patates soydu.

-Evet. -Açık havada kendimizi savunmak başka...

...burayı organize olup basmak başka. Nasıl edeceğiz bu işi?

Herkes zaaflarından darbe yer.

-Letoların en büyük zaafı nedir? -Nedir?

Kendilerine güvenleri.

Buraya baskını devletten beklemiyorlar ki bizden beklesinler.

Biz onları daima zaaflarından vuracağız.

Vuralım bakalım.

Uşaklar, maskeleri kaldırın. Uluslararası kaçakçılığa darbe vuracağız birazdan.

Bunlar Rusların silahları. Eğer bizi tanırlarsa anamızı ağlatırlar.

-Hadi oğlum. -(Turan) Hadi.

"Dağda kızıl ot biter"

"İçinde keklik öter"

"Dağda kızıl ot biter"

"İçinde keklik öter"

"Eşkıyadan da beter"

"Uslan be Halil İbrahim"

"Uslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

Tır sende.

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalıyor)

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalmaya devam ediyor)

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalmaya devam ediyor)

"Müfreze dağı sarar"

"Dağda kaçaklar arar"

"Müfreze dağı sarar"

"Dağda kaçaklar arar"

(Erkek) Hadi abi, sıra sende.

"Geçit vermez kayalar"

"Hızlan be Halil İbrahim"

Temel, sen yukarı çık.

-Temel, sen vur. -Ben de çift okey var.

Ulan.

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına" Bismillah.

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalıyor)

(Üst üste konuşmalar)

At silahını!

At! Çık!

-Hareket etmeyin, sıkarım kafanıza. -Geç şöyle.

Geç.

Geç şöyle! At lan silahlarını!

"El yerine vurulur"

"Aslan be Halil İbrahim"

"Aslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

Bana bak, akıllı ol. Kafana sıkarım.

Sakin ol.

Beyler, size tek bir soru soracağım.

Doğru cevabı verirseniz hepiniz yaşarsınız.

Silahlar nerede?

(Turan) Yürü!

Nerede bakayım, söyle!

-Şurada hemen. -Ulan nerede?

Forkliftin arkasında.

(Gerilim müziği)

Yürü!

(Gerilim müziği)

Yanlış bir şey yapma.

(Forklift çalıştı)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Vay vay vay.

(Gerilim müziği)

Halil, bu kadar silahı ne yapacağız?

Dışarıda bir kamyonetle tır vardı. Kamyoneti kendimize alacağız.

İşimize yarayacak ne varsa alacağız.

Tır ne olacak?

Siz kamyoneti alın.

Tırı bana bırakın.

(Gerilim müziği)

Başçavuşum.

Biz bu şemayı eksik yaptık.

Nasıl üsteğmenim?

Biz buraya çekirdek aileyi dizdik.

Geçen Letoların evine gittiğimizde Rızvan Leto...

...racon yapıp bizi ezeceğim diye örgütün bütün şemasını verdi.

-Ailesini mi diyorsunuz komutanım? -Evet.

Sen hatırlıyor musun hangi Leto çay işindeydi...

...hangisi lojistik, hangisi inşaat?

Yok da buluruz üsteğmenim.

(Ayata) Siz Letoları karakola aldık, ses çıkmadı diyorsanız...

...yarın öbür gün bu ses çıkar.

Hele ki onlara dokunduysak.

Cehennemler kudursa diye yemin ettik biz başçavuşum. Ses ne gürültü ne?

Gayrimeşruda kim varsa alayına gideceğiz.

(Korna çalıyor)

Başçavuşum, senin beklediğin ses korna olarak düştü.

(Korna çalıyor) (Kapı vuruldu)

Gel.

(Korna çalıyor)

Komutanım, dışarıda acil bir durum var.

(Gerilim müziği)

Şüpheli araç var komutanım.

(Korna çalıyor)

(Gerilim müziği)

Komutanım, dorsenin kapıları açık.

(Gerilim müziği)

Fener.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Oğuz) Başçavuşum, tır kimin, hangi lojistik firmasına ait hemen öğrenelim.

(Ayata) Emredersiniz komutanım.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Ulan kim etti bu işi?

Kim etti bu işi?

(Gerilim müziği)

Bilmiyoruz Yavuz Bey.

Bilmiyorsunuz, öyle mi? Bilmiyorsunuz.

Yüzlerini görmedik Yavuz Bey. Epey kalabalıklardı.

-(Erkek) Bir anda basınca... -Siz de teslim oldunuz, öyle mi?

Anladım.

(Gerilim müziği)

Bunların leşlerini alın, kör bir kuyuya atın.

Üzerine beton da atın. Kimseler bulamasın.

-Anlaşıldı mı? -Anlaşıldı abi.

(Gerilim müziği)

Çocuklar uyudu mu?

(Ayşe) Çok şükür.

Oy.

-Yoruldun mu fıstık? -Bittim.

Gel bakayım buraya. İlacın belli.

Normal, kaç gündür uykusuz uykusuz.

-Yok, ondan değil de... -Ne?

Bu Zeynep'le abim meselesi beni bitirdi.

Sen kendine ne dert ediyorsun bunu benim güzel karım?

Mesele senlik benlik değil ki.

-Fikret. -Efendim?

Galiba Zeynep'in hayatında biri var.

O nasıl laf? (Telefon çalıyor)

(Telefon çalıyor)

Başta ben de yok, olmaz öyle şey dedim ama...

...bugün Elif'le dertleştik. (Telefon çalıyor)

Ne var akşam akşam Yavuz?

-Ee? -Sonra da abimle konuştum.

Zeynep bugün Yavuz Leto'nun yanına gitmiş.

(Ayşe) Belki de Yavuz o yüzden arıyor seni.

Bu kız ne yapmaya çalışıyor?

-Fikret. -Nerede bunlar? Dışarıda mı?

-(Ayşe) Fikret. -Zeynep nerede Ayşe?

Mutfaktalar.

-Zeynep! -Fikret, dur.

(Fikret) Zeynep!

Kızım Amerikalarda unutmamış sarmayı.

-Unutur muyum! -(Fikret) Zeynep!

-Abi, ne oldu? Niye bağırıyorsun? -Fikret.

Sen Yavuz'la mı görüşüyorsun?

-Anne, görüyor musun? -Ne oldu oğlum?

Ne olduğunu... (Telefon çalıyor)

Ne var bu saatte Yavuz?

Ne?

Babam Asiye annelerde.

Ben şimdi yola çıkarım, siz de hemen oraya gelin.

-Ne olmuş? -Silah deposunu basmışlar.

Kim basmış? Jandarma mı?

Jandarma bassa Yavuz beni nasıl arasın Zeynep?

Şu işi öğreneyim, diğer mevzuyu konuşacağız seninle.

(Nedime) Ne oldu ki?

Ben şunu alayım da yayla evinde pişiririm.

-(Nedime) Kızım, bu saatte ne yaylası? -Anne, abimi görmüyor musun?

Anlamadan dinlemeden bağırıp çağırdı.

Artık kim ne anlattıysa.

(Gerilim müziği)

Kaldır şunu, kaldır. Derdiniz bitmiyor ya.

Fikret birileriyle görüşecekti bacanak.

-Netice var mı? -Görüşmüş.

O üsteğmeni ikaz edeceklermiş.

-İyi. -İkaz derken baba? Nasıl?

Ne edeceksin lan?

Kulağını çekeceklermiş böyle.

Sen ne kadar meraklısın bu işlere.

Rızvan Bey, Fikret'le Dursun, bir de Yavuz Leto gelmişler.

(Reşit) Çardakta sizinle görüşmek istiyorlarmış.

Yavuz?

Buyursalarmış. Niye içeri girmemişler?

Nesim Bey de gelsin diyorlar. İşle ilgiliymiş.

Hadi kalkın o zaman.

Tamer, sen otur.

-Anne. -Otur dedim!

Halil İbrahim Karasu bizim mekânımızı nereden bilir?

Silahlarımızın orada olduğunu nereden bilir?

Ben sana diyeyim abi.

Bu işi Levent yapmadıysa ben hiçbir şey bilmiyorum!

Levent kendi malını mı çalacak Yavuz?

Çalar o, yapar. O iblis her şeyi yapar.

Bugün zaten Zeynep meselesinden bana zıtlandı, onun intikamı bu.

Hişt!

Dursun amca, şu Yavuz'a bir şey de.

Bizim mekânımıza başka kim göz dikebilir...

...sen onu bana de ki ben de Yavuz'a bir şey diyeyim.

Otur, otur, otur. Oturun.

Otur bacanak. Ne oldu Fikret?

Dursun amcaların depoyu basmışlar. İki tır silahla mühimmat çalınmış.

-Ne demek bu Dursun? -Olan budur amca oğlu.

Kim bizim mekânımızı basmaya cesaret edebilir, onu sormaya geldik.

-Bana mı soracaksın? -Yok.

Dünürlerine soracağız.

Silahların orada olduğunu başka kimse bilmiyordu.

-Kafayı mı yediniz lan siz? -Ulan babama doğru konuş, sıkarım kafana!

Dur oğlum, dur!

Of.

Bakın, bu işi kimin yaptığını öğrenmeden...

...bu silahların nerede olduğunu bulmadan...

...bu iş dışarı sızmayacak.

Hele Ruslar asla öğrenemeyecek, anlaşıldı mı?

Anlaşıldı mı?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Islıkla "Halil İbrahim" çalıyor)

(Islıkla "Halil İbrahim" çalıyor)

Halil İbrahim.

(Sessizlik)

Burada ne yapıyorsun?

Geldiğimi haber veriyordum.

Bunun için daha pratik yöntemler bulmuşlar.

Zile basıyorsun, kapıyı çalıyorsun mesela.

Ya uyumuş olsaydım?

Burada yatardım. Benim için fark etmez.

Gel eşkıya, gel.

Bu arada ben yeni duş aldım, sıcak su var. İstiyorsan sen de gir.

İyi olur.

Bu arada ben sana ne yaptım, gel.

-Sarma. -Sarma?

-Sen? -Aa, Karadeniz kızıyım oğlum ben.

Gel, tadına bak.

(Sessizlik)

-Eline sağlık, güzel olmuş. -Beğendin, değil mi?

Evet, eline sağlık.

Sen duştan çıkınca sana bir tabak yaparım.

Sen ne yaptın Levent'le?

Ne yapayım? Delirttim Levent'i.

Muhtemelen yakında ya Yavuz Levent'i öldürür ya da Levent onu.

(Zeynep) Ben öyle tahmin ediyorum.

Sen ne yaptın?

Ne yapayım? Dağ bayır. Çocukları gördüm, geldim.

Başka bir şey yapmadın yani.

-Ne gibi? -Sen ne saygısız bir adamsın!

Bir de gözümün içine bakarak yalan söylüyorsun.

Deponun orada da biz buraya dört kişi nasıl girelim falan diyordun.

Bana her şeyi anlatacaksın, her detayı.

Anlatacağım ama bir duş alayım, rahatlayayım. Olur mu?

İyi, tamam. Sana temiz kazak aldım. Yukarıda banyoda, rafta.

-Sana nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum. -Ettin zaten.

Birlikte Letolara gayrimeşrudan el çektiriyoruz.

(Zeynep) Hadi duşa.

(Duygusal müzik)

-Ulan dur lan, yavaş. Düşüreceksin bizi. -Az daha.

Kaldır, kaldır.

Anam anam.

Bu Temel niye eve gitti ben anlamadım.

Ulan ne kıskanç adamsın Turan.

İstiyorsan sen de git, Sema'yı gör gel.

Ula Bal Osman, sanki Sema, Edanur gibi babamın evindedir.

-Nasıl gidip göreyim? -Doğru diyorsun.

Bari Temel'e karışma, o görsün sevdiğini.

Görsün, bir şey demedik ama alacağı olsun!

Ben bu kasaların sırtımdaki, belimdeki acısını nasıl olsa ondan çıkarırım.

-Bittik Turan. -Hadi.

Hadi. Oy!

(Kapı vuruldu)

(Gerilim müziği)

-Kimsin? -(Temel) Benim baba.

O silah ne baba?

Ne bileyim gecenin bu saatinde gelen hırlı mıdır hırsız mıdır?

Hırsız kapıyı tıklatacak ya.

(Yusuf) Sen boş ver, tedbir iyidir.

Oğlum, açsan Edanur sana bir şey hazırlasın.

Nerede tok olacağım anne? Lokantadan mı geliyorum?

Sorması ayıp niye geldin?

Size anlatmak için yanıp tutuştuğum ama ölsem de anlatmayacağım...

...anlatsam da mümkün değil inanmayacağınız bir yerden geliyorum baba.

Hadi uyu. Allah sana da anama da rahatlık versin.

(Temel) Hadi iyi geceler.

(Gerilim müziği)

(Duygusal müzik)

Lastikçi Rüştü geldi.

-Bizim rahmetli Arif'in yeğeni? -Evet. Size katılacakmış.

Giderken onu da al yanına. Bir kişi bir kişidir.

-İyi, olur ana. -Hadi iyi geceler.

Hadi iyi geceler ana, iyi geceler.

(Temel) Edanur, ne oldu benim hamsi kuşum? İyi misin?

(Duygusal müzik)

İyi ki geldin bir tanem.

Bir şey mi oldu Edanur?

Sana o kadar ihtiyacım vardı ki Temel.

Bir şey olmadı, bir şey olmadı.

Temel, kocam, iyi ki varsın.

Ben bütün gün sana bunu söylemek istedim, biliyor musun?

Sen de iyi ki varsın benim karım.

(Temel) Benim güzelliğim.

Gözümün nuru, kurban olurum ben sana.

Oh, benim nar yüzlüm.

(Duygusal müzik)

(Tıkırtı oldu)

Çok mu ses yaptım? Kusura bakma, uyandırdım seni.

Yo yo, iyi oldu. Kötü bir rüya görüyordum.

Ne görüyordun?

Ben nasıl uyanmamışım ya! Sen ne zamandır mutfaktasın?

Uyku tutmadı niyeyse.

Vakit geçsin, çay demleyeyim derken bunları hazırladım.

Eline sağlık.

Hadi sen elini yüzünü yıka, bahçede kahvaltı edelim.

Olur.

Gelirken bardaklarla çayı alır mısın?

Evde nasıl kıyametler koptu, deli gibi merak ediyorum.

Kahvaltıdan sonra gidip bakacağım.

Fazla meraklı görünme, dikkat çekme.

Kimse benden şüphelenmez de.

Asıl meraklı gözükmezsem dikkat çekerim.

Niye?

-Meraklıyım çünkü ben. -Nasıl meraklısın?

Bayağı, her şeyi merak ederim işte.

Mesela telefonuna bir mesaj gelse...

...sorarım kimden geldi, ne yazdı diye.

İyi, Allah'tan telefonum yok.

(Zeynep) Allah'tan.

Ama içim içimi yemiyor değil.

Buradan gittikten sonra ne yaptın?

Kimsin, nasıl bir adamsın?

(Zeynep) Bu işleri nereden öğrendin?

Yasemin’le irtibatını nasıl sürdürdün...

...neden sürdürdün gibi elli bin tane soru sorasım geliyor...

...ama tutuyorum kendimi.

Hiç meraklı birine benzemiyorsun oysa.

Görünüşle mi oluyormuş canım o? Huy bu, huy.

Ee anlat, o kadar sorduk.

Örnek değil miydi onlar?

Örnekti falan, sen anlat işte.

İş görüşmesi mi ya bu? Allah Allah!

Türk Ceza Kanunu'na göre sana yardım ve yataklık ediyorum.

Sen bana böyle mi cevap veriyorsun gerçekten?

Alacağın olsun.

Akşama kaçarın yok ama.

-(Zeynep) Doydun mu? -Doydum, eline sağlık.

(Zeynep) Ben şimdi gideyim o zaman.

Sen burada kal istersen. İşim çok uzun sürmez.

Yok, ben de gideyim bizim uşaklara bakayım.

Akşam gelir miyim, bilmiyorum.

Ne işin var akşam?

Hakikaten meraklıymışsın.

Yazıklar olsun sana.

Gerçekten bak var ya, boğarım seni.

-Şaka, şaka. -Yemin ederim boğacağım.

-Şaka. -Tamam.

-Ben alayım onu, ağır biraz. -Tamam.

Ne işin var?

-Eline sağlık anacığım. -Afiyet olsun.

Rüştü, seni anlıyorum, acın var. Canın yanıyor da...

...o iş öyle senin dışarıdan gördüğün gibi kolay değildir.

Sen işine gücüne dön kardeşim. İntikamsa intikam.

Arif senin abinse bizim de kardeşimiz.

Biz alırız onun intikamını evelallah.

Temel abi...

...ben Arif abimin intikamını alacağıma yemin etmişim.

Beni geri çevirme.

Müsaade et ben de seninle geleyim.

İyi, sen kaşındın.

(Gerilim müziği)

Hadi gidelim, hadi. Geç kalmayalım, hadi.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Komutanım, haklıymışsınız.

Kahveci Temel, babasının evinden çıktı.

(Gerilim müziği)

Yanında bir adam daha var. Tanımadığımız birisi.

Ben uzak mesafe takip ediyorum komutanım.

(Gerilim müziği)

Emredersiniz komutanım.

(Gerilim müziği)

İki manga asker yeter mi komutanım?

Yeter yeter, fazlası bizi açık eder.

Öncelikle bir yerlerini tespit edelim.

İhtiyaca göre takviye isteriz.

-Duydun çavuşum. -Emredersiniz.

Acar Albay geliyor komutanım.

(Gerilim müziği)

-Günaydın arkadaşlar. -(İkisi birden) Sağ olun.

Komutanım, hoş geldiniz.

Haber verseydiniz kapıda karşılardık.

Merasimlik bir durum yok üsteğmen.

Fikret'le tanışıyorsunuz zaten, yakın arkadaşım.

Evet komutanım.

Başçavuşum, siz hazırlanın.

Ben komutanımdan müsaade isteyip geliyorum.

Emredersiniz komutanım.

Teşrifata lüzum yok dediysek o kadar da değil üsteğmenim.

Fikret'im, otur. Bir durum varsa, başçavuş halletsin.

Komutanım, benim uzman olduğum konu.

Operasyonun bizzat başında bulunmak isterim.

Hem yakın arkadaşınız Fikret Leto da öyle olsun ister kanaatimce.

Konunun ne olduğunu öğrenebilir miyiz üsteğmenim?

Arkadaşlar, Halil İbrahim Karasu’ya dair bir takip yapıyor komutanım.

Peşlerine asker çıkarıyorum. Ben de başlarında bulunmak isterim.

Eğer daha önemli bir emriniz yoksa...

Yaşa, ben de onun için buradayım zaten.

(Acar) Bu şaki niye yakalanamadı diye.

Güzel haberlerini bekliyorum Oğuz'um.

Emredersiniz komutanım.

(Oğuz) Komutanım, çıkmadan bir husus arz etmek istiyorum.

Dün gece mühimmat ve silah dolu bir tır ele geçirildi komutanım.

Ne diyorsun!

Daha doğrusu karakolun önüne bırakılmış.

Silahlar kiminmiş?

Kimin silahları, kim ele geçirdi...

...niye bize teslim etti bilmiyoruz komutanım.

Belki Fikret Bey’in bir bilgisi vardır.

Tabii ki yok.

O nasıl laf Oğuz Bey?

Yanlış anlaşıldıysam kusuruma bakmayın. Şu açıdan söyledim.

Silahların sahibi herhâlde karşımıza geçip...

...ben mallarımı kaybettim diyecek değil.

Ancak belki size gelmişlerdir buranın en büyük ailesi olduğunuz için.

-(Reşit) Afiyet olsun. -Sağ ol Reşit, gel otur.

Sağ ol Rızvan Bey.

Kahvaltınız bittiyse Fikret Bey sizi eve çağırıyor.

Burası ev değil mi Reşit?

Ne diyecekse gelsin burada desin.

İşle ilgili bir sıkıntı var.

Fikret Bey o yüzden babasını eve çağırıyor.

Ne sıkıntısı Reşit?

Silahlar jandarmadaymış.

O ne demek Reşit?

Silahları alan, tırı götürüp karakolun önüne bırakmış.

(Gerilim müziği)

-Senin ne işin var Yavuzların depoda? -Anlamadım abi?

Basit bir soru sordum Zeynep, neyini anlamadın?

Ondan sonra laf söz oluyormuş.

Zeynep'in hayatında biri mi var, sevdiği biri mi var diye.

Yine ben arada kaldım.

Ama yani Yavuz’un sana olan ilgisi bilindiği için Zeynepciğim.

Sen hiç arada kalma yengeciğim.

Kendini de yorma, olur mu?

Ben Levent'i görmek istemediğim için oraya gittim.

Kendisinin de inat edip geleceği tuttu.

Senin söylediğin üzere işlerinizle, ticaretinizle ilgilenmiyorum abi.

Siz de benim aklımdan, kalbimden ne geçtiğiyle ilgilenmeyin, olur mu?

Tek bilmeniz gereken şey Levent’le asla evlenmeyeceğim.

Fikret Bey, Dursun Leto’yla oğlu geldi.

-Rızvan Bey çağırıyor. -Tamam, geliyorum.

-Nereye gidiyorsun? -Yayla evine.

Sonra laf söz oluyor Zeynep, Yavuz’la görüşüyor falan diye.

Bak, zaten canım burnumda benim!

-Tamam! Fikret, tamamdır. -Anne, şu kızına bir şey söyle.

(Nedime) Tamam, hadi git.

Zeyno, ben de seninle geleyim mi kuşum?

Yalnız kalmak istiyorum Elif.

Zaten bilseydim bu kadar laf işiteceğimi hiç gelmezdim.

(Gerilim müziği)

Zeynep’in tavrının seninle bir alakası yok Ayşe. Üstüne alınma.

Hayır ama hoş bir şey mi Yavuz’la görüşmesi?

Dursun’un karısını akşam ben yemeğe alırım.

Hâl münasip bir dille de Zeynep’in böyle bir niyeti olmadığını anlatırım.

Anne, sakın öyle bir şey yapma. Çok yanlış anlaşılır.

Nesi yanlış anlaşılır?

Dursun’la karısını Rızvan’la ben...

...baş başa yemeğe davet etsek yanlış anlaşılır.

Rızvan zaten eve gelmiyor.

Onlarla da Asiye'de görüşür.

Yanlış anlaşılacak hiçbir şey yoktur.

(Gerilim müziği)

Bu işi Halil İbrahim Karasu yaptı diyorsunuz, öyle mi?

Başka kim o kadar silahı jandarmaya bırakır Dursun amca?

Envanterdeki eksiklere baktım.

Kendilerine kadar olan kısmını almışlar, gerisini bırakmışlar.

O zaman bu Halil İbrahim’e sizden biri yardım ediyor Fikret abi.

Zaten bu saate kadar hayatta kalması da imkânsızdı.

Bizim içimizden hain çıkmaz Yavuz.

Ben diyeceğimi dedim.

Jandarmalar bu Halil İbrahim’in izini buldu dedin Fikret.

Bu adam yakalandığında, ben bu silahları...

...bu Dursun Leto’nun deposundan aldım derse?

Nasıl olacak o iş?

(Fikret) Aslında biraz da onun için konuşalım dedim sizinle.

Benim düşüncem, babamla ikinizin Batum’a geçmesi.

Ola ki Halil İbrahim böyle bir şey derse, cezaevine girmeyin.

Ben Batum’a gitmem.

Kendime kaçtı dedirtmem.

Halil İbrahim’in bizim depoyu nasıl bulduğuna gelirsek.

Bence Yavuz doğru söylüyor.

Yardım almadan orayı bulması imkânsız.

İçimizde hain var.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Koş Rüştü koş, hadi hızlı.

(Gerilim müziği)

Komutanım, şahıslar araçlarından indiler.

Ormanlık alana doğru ilerliyorlar.

Balım Osman'ım, ben bunaldım.

Bunların geleceği yok. Hadi gidelim balık tutalım.

Ulan, ağzın bal yesin Turan.

Ne iyi dedin, midem sırtıma yapıştı.

Lan, niye baştan demiyorsun? Hadi kalk lan, kalk.

(Gerilim müziği)

-Araç bu mu? -Evet komutanım.

Bu aracın plakasını sorgulatın.

-Temel’in yanındaki kimmiş öğrenelim. -Emredersiniz komutanım.

Beyler, sessiz ve profesyonelce takipte kalıyorsunuz.

Kendinizi açık etmek yok. Mecbur kalmadıkça öldürmeye ateş etmeyin.

Hadi Allah yardımcınız olsun.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Nedime açık etmiş kendini.

Kızı size vermem, Yavuz Leto’ya veririm demiş.

(Gerilim müziği)

Nerede şimdi bu kız? Yaylada mı?

Nerede? Yaylada mı Ayşe?

Evet abi, yaylada.

İyi, hadi bakalım.

Kiminle görüşecekse görüşsün o Zeynep Hanım.

Oğlum, fevri davranıp...

...kendini de bizi de daha fazla kötü duruma düşürme.

Daha ne kötü duruma düşecek Zuhal, ne yapacak?

Uşağın boynuz takıp mı gezecek, ne olacak?

Erkek ol, erkek.

Yaşayacaksan erkek gibi yaşa...

...öleceksen erkek gibi öl.

Aynı Tarık'ım gibi.

(Gerilim müziği)

Oğlum. Asiye!

Ne Asiye, ne oldu?

Bu Asiye fitnesi hayatta olduğu müddetçe bize dirlik yok yeğenim.

Biz kadınlara bir şey yapmayız dayı.

O fitne yaydıkça biz hakikati yayacağız.

Yapacak bir şey yok.

(Derviş) Ben zaten bir şey yapalım demedim yeğenim.

Muzaffer'le Fatma’nın midesi bulandı dedim, o kadar.

Sen iyi ol dayı, gerisi hallolur.

Bir dahaki sefer onlara giderim.

Sakın, orası takip ediliyordur.

Ben gider konuşurum onlarla.

Bu silah işi iyi olmuş yeğenim.

Bu Zeynep Leto demek ki babası tarafına çekmemiş. Aferin ona.

Başta güvenmiyordum...

...ama deponun yerini gösterince şüphem kalmadı.

Şimdi tek bir tek soru kaldı dayı.

Tarık Leto'ya yerimi kim söyledi?

(Gerilim müziği)

Benim o konuda bazı tahminlerim var ama...

...inşallah doğru çıkmaz. -Neymiş?

Emin olmadan bir şey söylemem doğru olmaz.

Peki. Hadi.

-Sema’yla Edanur’a selam söyle. -Aleykümselam.

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

Yeter su içtiğin Rüştü, dalağın şişecek yürürken.

-(Rüştü) Daha yolumuz var mı? -Ne oldu, yoruldun mu? Var.

Biz buna tedbir yürüyüşü diyoruz. Yolu uzatıyoruz, anladın mı?

Siz ne ara öğrendiniz bunları?

(Gerilim müziği)

Hişt!

Rüştü.

-Kahveci Temel huylandı, sessiz. -Sessiz olun lan.

(Gerilim müziği)

Birileri var peşimizde.

Bizimkilere haber vereceğim.

(Silah sesi)

Turan, yürü geriye, yürü. İşaret verdiler, koş.

(Gerilim müziği)

Fark etti bizi. Arkadaşlarına haber verdi. Sarın etrafı.

Başçavuşum, etraflarını sarıyoruz başçavuşum.

(Gerilim müziği)

Görmeden ateş etmek Rüştü, tamam mı?

Büyük ihtimalle evden bu yana jandarmayı peşimize taktık.

Askere sıktı demesinler.

Ne yapacağız? Teslim mi olacağız?

Bizim bir suçumuz yok. Yakalamamız yok, aramamız yok.

Eğer jandarmaysa teslim olacağız ki...

...bizimkileri sıkıntıya sokmayalım, tamam mı?

(Gerilim müziği)

Kahveci Temel, etrafınız sarıldı!

Silahlarınızı bırakıp, teslim olun!

Bırak Rüştü, bırak, bırak.

(Gerilim müziği)

(Oğuz) Sarın etrafını.

(Gerilim müziği)

(Oğuz) Üstünü arayın.

(Gerilim müziği)

Hayırdır komutanım, avlanmak suç mu?

Yo, avlanmak niye suç olsun ki?

Komutanım.

Başçavuşum, bu dünkü silahlardan değil mi?

Yani şimdi biz ne bilelim komutanım...

...onu oraya kim koymuş, kim atmış, kim saklamış?

Doğru, siz koymadıysanız, gökten indiyse...

...üstünde parmak izi de yoktur, değil mi?

(Gerilim müziği)

(Gerilim müziği devam ediyor)

(Islık çalıyor)

(Gerilim müziği)

(Halil ıslık çalıyor)

Halil İbrahim bu.

(Islık çalıyor)

Çok şükür. Halil, ne yaptın?

-(Osman) Lan, ne oluyor? -Temel’i jandarma yakalamış.

Yanında biri daha var ama tanıyamadım.

Sepet baş! Peşine birini takarsa olacağı buydu.

-(Turan) Ne yapacağız şimdi? -Siz ine gidin.

Ben jandarmayı üstüme çekip izimi kaybettireceğim.

-Sonrasına bakarız. -Sen de bizimle gel.

Temel bizi satacak değil ya.

Dediğim gibi yanındakini tanımıyorum. Sizi riske atamam.

Ulan, anca beraber kanca beraber dedik.

Dediğimi yapın hadi.

Hadi Turan.

Devir onları, devir devir.

(Gerilim müziği)

(Turan) Biraz hızlı.

Vallahi dediğim gibi komutanım.

Halil İbrahim nerededir bilmem.

Bilsem de söylemem.

(Silah sesleri)

Arkadaşları karakola alalım.

(Oğuz) Onlara burada ihtiyacımız kalmadı.

Arkadaşları bizi çağırıyor.

(Oğuz) Dört kişi gitsin. İki kişi daha eklensin.

Başçavuşum, askeri iki kişilik timlere bölün.

Ben süreğe tek çıkacağım.

Olmaz öyle komutanım. En azından İlker sizinle gelsin.

Okuldan sonra bütün ömrümüz eşkıya peşinde geçti başçavuşum.

-Sen beni boş ver, dediğimi yap. -Emredersiniz.

(Gerilim müziği)

Allah kahretsin.

(Gerilim müziği)

-Ne işin var senin burada? -Asıl sen ne yapıyorsun bakayım burada?

-Defol git Levent. -Kim var içeride?

(Zeynep) Nereye giriyorsun öyle ya?

-Kim var içeride? -Evime böyle giremezsin!

-Levent, çık dışarı. Levent! -(Levent) (Bip)!

-Levent, çık dedim sana. -Ne bunlar?

Bu ne bu? Kimin için hazırladın bunları?

Kimin için hazırladın bunları? Kimin için hazırladın bunları?

Levent, çık dışarı.

Seni gebertirim, duydun mu? Seni gebertirim!

-Yavuz'u mu bekliyorsun? -Bırak dedim.

Seni öldürürüm bak! Yavuz'u da seni de gebertirim!

-Defol! -Seni öldürürüm, duydun mu?

Bundan sonra senin anladığın dilden konuşacağım (Bip)!

-Bırak dedim, bırak beni! -(Levent) Geç!

(Bip)! Zeynep.

(Gerilim müziği)

(Levent) Gel buraya! Zeynep!

(Gerilim müziği)

(Levent) Zeynep, Zeynep, aç şu kapıyı!

Defol git buradan ruh hastası!

-Aç şu kapıyı Zeynep! -Levent, defol git buradan!

(Levent) Zeynep, aç diyorum sana!

Seni de öldüreceğim bak, o Yavuz'u da öldüreceğim!

Halil İbrahim, Halil İbrahim neredesin?

(Levent) Aç!

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalıyor) "Dağda kızıl ot biter"

"İçinde keklik öter"

"Dağda kızıl ot biter"

"İçinde keklik öter"

"Eşkıyadan da beter"

"Uslan be Halil İbrahim"

"Uslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

(Çıtırtı oldu) "Yaslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

(Gerilim müziği)

(Oğuz) Halil İbrahim, teslim ol.

(Gerilim müziği)

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalıyor) "Müfreze dağı sarar"

"Dağda kaçaklar arar"

"Müfreze dağı sarar"

"Dağda kaçaklar arar"

"Geçit vermez kayalar"

Ne arıyorsun burada?

Belanı mı arıyorsun deli Yörük?

Asıl sen belanı buldun Allah’ın Laz'ı.

Hiç mi uslanman yok be Halil İbrahim?

(Halil) Kardeşim.

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalıyor) "Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

Bu dizinin ayrıntılı altyazısı FOX TV tarafından...

...Sesli Betimleme Derneğine yaptırılmıştır.

www.sebeder.org

Ayrıntılı Altyazı Çevirmenleri: Bülent Temür - Çağıl Doğan...

...Eylül Yılmaz - Gülay Yılmaz

Editör: Beliz Coşar

("Hüseyin Ay - Halil İbrahim" çalıyor) "Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

"Kıvırcık saçlarına"

"Kar düşmüş uçlarına"

"Dağın yamaçlarına"

"Yaslan be Halil İbrahim"

(Jenerik müziği)

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.