All language subtitles for Silo - 2x08 - The Book of Quinn.WEB.SuccessfulCrab.tr

af Afrikaans
ak Akan
sq Albanian
am Amharic
ar Arabic
hy Armenian
az Azerbaijani
eu Basque
be Belarusian
bem Bemba
bn Bengali
bh Bihari
bs Bosnian
br Breton
bg Bulgarian
km Cambodian
ca Catalan
ceb Cebuano
chr Cherokee
ny Chichewa
zh-CN Chinese (Simplified)
zh-TW Chinese (Traditional)
co Corsican
hr Croatian
cs Czech
da Danish
nl Dutch
en English Download
eo Esperanto
et Estonian
ee Ewe
fo Faroese
tl Filipino
fi Finnish
fr French
fy Frisian
gaa Ga
gl Galician
ka Georgian
de German
el Greek
gn Guarani
gu Gujarati
ht Haitian Creole
ha Hausa
haw Hawaiian
iw Hebrew
hmn Hmong
hu Hungarian
is Icelandic
ig Igbo
id Indonesian
ia Interlingua
ga Irish
it Italian
ja Japanese
jw Javanese
kn Kannada
kk Kazakh
rw Kinyarwanda
rn Kirundi
kg Kongo
ko Korean
kri Krio (Sierra Leone)
ku Kurdish
ckb Kurdish (Soranî)
ky Kyrgyz
lo Laothian
la Latin
lv Latvian
ln Lingala
lt Lithuanian
loz Lozi
lg Luganda
ach Luo
lb Luxembourgish
mk Macedonian
mg Malagasy
ms Malay
ml Malayalam
mt Maltese
mi Maori
mr Marathi
mfe Mauritian Creole
mo Moldavian
mn Mongolian
my Myanmar (Burmese)
sr-ME Montenegrin
ne Nepali
pcm Nigerian Pidgin
nso Northern Sotho
no Norwegian
nn Norwegian (Nynorsk)
oc Occitan
or Oriya
om Oromo
ps Pashto
fa Persian
pl Polish
pt-BR Portuguese (Brazil)
pt Portuguese (Portugal)
pa Punjabi
qu Quechua
ro Romanian
rm Romansh
nyn Runyakitara
ru Russian
sm Samoan
gd Scots Gaelic
sr Serbian
sh Serbo-Croatian
st Sesotho
tn Setswana
crs Seychellois Creole
sn Shona
sd Sindhi
si Sinhalese
sk Slovak
sl Slovenian
so Somali
es Spanish
es-419 Spanish (Latin American) Download
su Sundanese
sw Swahili
sv Swedish
tg Tajik
ta Tamil
tt Tatar
te Telugu
th Thai
ti Tigrinya
to Tonga
lua Tshiluba
tum Tumbuka
tr Turkish
tk Turkmen
tw Twi
ug Uighur
uk Ukrainian
ur Urdu
uz Uzbek
vi Vietnamese
cy Welsh
wo Wolof
xh Xhosa
yi Yiddish
yo Yoruba
zu Zulu

Original subtitles

Hay sikeyim.

Hadi ama.

Tamam.

Hadi ama.

Hadi.

HUGH HOWEY'NİN SİLO KİTAP SERİSİNDEN UYARLANMIŞTIR

GEREÇLER YER POMPASI 90

Burası sahipli mi?

Hayır.

Lütfen otur.

Sen cesur bir adamsın.

Nasıl yani?

Maeve'in bisküvilerini ağırlık yaparız.

İki arkadaşım onları yerken dişlerini kaybetti.

Karım her zaman yemeğimi daha çok çiğnememi söyler.

İyi egzersizdi.

Peki, şimdi ne yapacaksın?

Cevaplar almak için elimden geleni yapacağım.

Burada mı?

- Artık şerif misin ki? - Bana aksi söylenene kadar.

Yani saklanıyor musun?

Hayır.

Belki de.

Bu arada işe yarar bir şey yapsana madem.

Bize yardım et.

- Antlaşma'nın izin verdiği kadarıyla. - Sana bir sorum var.

Pakt birini kalbinden bıçaklayan ve bunu başkalarının üzerine yıkmaya çalışan

insanlar için ne diyor?

- Kanıta ihtiyacım var. - Hadi oradan be!

Kanıtlanamayacağını biliyorsun.

Başkan ve Sims, onları adalete teslim etmek için yaptığın aciz girişime

kahkahalarla gülecek.

O sırada Walker, Knox ve ben de Yargı'ya giden merdivende sallanacağız.

Kurucular bir süreç oluşturdu,

- adil bir süreç. - Kurucular mı?

Sen hiç Kurucuların...

Onlar her kimlerse artık,

her konuda yalan söylediklerini düşündün mü?

Hayır.

Hayır.

İşlerin düzenine saygı duymazsak o zaman her şey dağılır.

Elimizdeki şey Antlaşma.

O sözlere göre yaşıyoruz.

Ayağa kalkıp saçmalık demen gereken bir zaman gelir.

Pekâlâ.

Hey, sen de kimsin?

Lukas Kyle.

IT'nin başının gölgesi.

- Holland'ın gölgesi yok. - Yani siktirip gidebilirsin.

- Hayır. Benim bir... - Hey, o kibar hâlimizdi.

Diğer tarafa gitmesini ister misin?

Bu mavi.

Evet, renkleri biliyorum.

Burada ne yapıyorsun?

Başkan Holland benden yargıcın dairesinde bir şey bulmamı istedi.

- Neymiş o? - Size söyleyemem.

Yargıç Sims her şeyi toplayıp Yargı'ya getirmemizi emretti.

Ona ne söyleyeceğinizi bilmiyorum

ama yalnız kalmam gerek.

Hemen.

SALVADOR QUINN TORUNLARI

YASAK

Peki ne yapacaksın? Yine keserek yol mu açacaksınız?

Hayır, geç gideceğiz.

Uzak tarafa, Jules ve Coop'un jeneratörde kullandığı sandalyelerle.

Ve bir şekilde,

fark edilmeden Medikal Deposu'na girerek,

kendinizi yakmadan, sihirli bir şekilde işleri yoluna koyacak mısınız?

Her şeyimiz azalıyor Walk.

Bandaj için paçavraları yırtar hâle geldik.

Anestezi için ispirto kullanıyoruz.

Kızın burada olsaydı

bu mankafalara bu planı uygulamanın delilik olduğunu söylerdi.

- Daha iyi bir fikir bulabilir misin? - Tabii ki.

Sargı bezi için Tedarik'e gitmene gerek yok.

McLain'i geri getirmelisin ki bandaj alabilsin.

McLain'i gözaltından çıkarmak Tedarik'e girmekten yüzde 200 daha zor.

İhtimaller umurumda değil. En azından denemeliyiz.

Biz zavallılar için kendini feda etti. Bunun bir anlamı olmalı.

- Tabii ki var. Ama... - Bana ama falan deme.

Devam edin ve bu işi yapın, kendinizi tutuklatın ya da belki öldürtün.

Sonra ne olacak?

McLain hâlâ hapiste ve biz iki kat sıçtık.

Walk, bu işi halletmemiz gerek...

Ne var biliyor musun? Atölyemden defolup gidin.

Aptal oyununuzu başka yerde oynayın. Yapacak gerçek işlerim var.

- Hadi ama Walk! - Beni duydun. Dışarı.

McLain'in senin için önemini hepimiz biliyoruz Walk.

Yürü!

Şaka yapıyor olmalısın.

İki adamım Meadows'un dairesini toplarken

Lukas Kyle, madene gönderdiğimiz o küçük pislik içeri dalmış

yeni mavi kimliğini göstermiş, Bernard'ın adına orada olduğunu söylemiş.

O ne yapıyor?

Bilmiyorum.

Ve bilseydim de sana söyleyemezdim.

En son Yargı için çalışıyordun.

Ve ben Yargıç Sims olduğuma göre, bu benim için çalıştığın anlamına geliyor.

Hadi ama Rob.

Benim işimi yaparken Yargıç Meadows'a kâğıt üzerinde olanın dışında

rapor veriyor muydun?

Walk!

Bekle. Hey, dur.

- Nereye gidiyorsun? - Seni ilgilendirmez.

İlgilendirir.

Çünkü 10 kattan fazla çıkıyorsan korunman gerekir.

Bilgisayarımda bir mesaj vardı.

- Mesajlaşmayı kapatmışlardı. - Benim için açtılar.

- Kim açtı? - Yer altı Suyu Temizleme.

Servis çağrısı talebi var. 90'daki pompa çalışmıyormuş.

Onu en son elden geçirdiğimde senin altın bezliydi.

Bu bir tuzak Walk.

Güvenli geçiş garantim var.

Yargıcı öldürme komplosuyla bağlantılı olduğunu söyledikleri biri için mi?

Pompa bakımının her şeyden üstün olduğunu söylediler.

Bence tuzak.

Beni hücreye atarlarsa belki Carla'nın yanına koyarlar.

En azından sizden ve aptal planlarınızdan uzak birkaç saatim olur.

- Ne var? - Bazı sorularım var.

Aferin sana.

Hayır.

Patronuna söyle, bir sonraki temizlikten önce yününü alacak.

Tamam. Konu yün değil.

Silo için hayati önem taşıyan bir şeyle ilgili.

Yün gibi mi yani?

Salvador Quinn hakkında.

O isimde birini tanımıyorum.

Pekâlâ, Terrance Penbrook burada mı yaşıyor?

O benim kayınpederim ama şu anda çiftlikte, o yüzden...

Tamam. Kayınpederiniz Salvador'un

- soyundan. - Kim o Josey?

IT'den.

Seninle Salvador Quinn hakkında konuşması gerekiyormuş.

O piç hakkında bilmediğin ne var ki?

Efendim, içeri girebilir miyim?

Hayır. Koyunlarla ilgilenmeliyim. Zaten geciktim.

Efendim, buna yakından baktığınızı sanmıyorum.

Rengine.

Resmî bir sorgulama için yukarı çıkarılmak ister misiniz?

Teşekkür ederim.

Temizlik için yün yapıyorsunuz demek?

Evet efendim. Dört nesildir.

Brandon beşinci olacak.

Elbette, daha fazlasını yapıyoruz.

Battaniye de yapıyoruz, çoğunlukla Tepedekiler için.

Ne istiyorsun?

IT'deki arşivlerde kayıp olan bir şey var,

Bay Quinn'in, yetkisi olmadan aldığı

ve hâlâ torunlarının elinde olduğuna inandığımız bir şey.

O konuda bilgim yok.

Hayır.

Kâğıtlar...

...objeler

- kitaplar yok? - Kitaplar mı?

Bütün kitaplar isyanda yok edildi.

Hem neden ona ait bir şeyi saklayalım ki?

"Salvador Quinn" ismi bu aileye sadece utanç ve onursuzluk getirdi.

Sana inanıyorum ve bunun yeterli olmasını isterdim

ama maalesef Yargı arama ekibi çağırmak zorundayım.

- Ne? Hayır, elimizde bir şey yok. - Hey, bir dakika.

Tamam, o zaman belki de emin olmak için kapsamlı bir arama yapmalısınız.

Bir kahve alacağım ve sonra döneceğim.

Hadi ama. Bizde bir şey yok.

Baksana!

- Sana bir tavsiye verebilir miyim? - Efendim, size açıklamıştım...

O rozeti uzun zamandır taşımıyorsun, değil mi?

Sert biri olmak için çok çabaladığını görüyorum

ama öyle değilsin.

Gerçek sert adamlar

neredeyse hiçbir şey söylemez.

Salvador Quinn hakkında konuşmayız.

Ailem o isimden uzun zaman önce kurtuldu.

Tamam.

Temizlik için neden yün yaptığımızı biliyor musun?

Hayır, neden?

140 yıl geçti ve biz hâlâ Silo'yu neredeyse yok eden adamla

akraba oluşumuzu telafi etmeye çalışıyoruz.

Quinn'in başarısızlık mirası devam ediyor.

Ailesi hiç yardımcı olmadı.

Salvador Quinn başarısız değildi.

İsyancıların sunucuları silmesine ve kitapları yakmasına izin vermiş.

Bize öyle öğretildi ama gerçek o değil.

Salvador Quinn Silo'yu kurtardı.

Ondan önce her 20 yılda bir isyanlar olurdu.

Ve her isyan, basınç odasının açılması

ve 10.000 kişinin ölmesi riskini taşıyordu.

Quinn sorunun bir kısmının

insanların daha önceki isyanları bilmesinden kaynaklandığını fark etti

o yüzden de radikal bir çözüm buldu: Silo'yu geçmişinden koparmak.

Sunuculara erişimi kesti,

kitaplara el koydu,

sonra da isyancıları suçladı.

O zaman nasıl oldu da kimse onun bunu yaptığını bilmiyordu?

- Mutlaka birileri vardır... - Suya bir şey koydu.

Kimyasal bir bileşen.

Bize unutturacak bir ilaç.

Hepsini birden değil.

Haftalar, aylar ve yıllar boyunca.

Ve bunun sonucu...

...140 yıllık barıştı.

Şimdiye kadar.

Lanet olsun.

Tadı kardeşimin koltuk altı gibi.

Kardeşinin koltuk altının tadını nereden bildiğini sormayacağım

- ama yine de içmen gerek. - İçinde ne var ki?

Belki de çok eski zamanlardan beri

nesilden nesle aktarılan eski bir tarif.

Sen ve kocan eski zamanlar hakkında çok şey biliyor gibisiniz.

Nasıl yani?

Bana o sayfayı gösterdi...

Ağaçların olduğu...

Yemyeşil.

Sen ne düşündün?

Güzeldi.

Evet, güzeldi.

Hey!

Nerede olduğunu bilmiyorum ve umurumda da değil, tamam mı?

Ama götürdüğün adamda ihtiyacım olan bir şey var.

Dur!

Kaçırdığın adamda bana lazım olan bir şey var!

- Onu öldürdüm. - Ne?

Gitmezsen seni de öldüreceğim.

Hayır. Dinle, onunla konuşmama izin ver lütfen.

Seni uyarmıştım.

Merhaba yabancı.

Camille.

Fırsatın olduğunda kahve lütfen. Sade.

Tabii.

Bayağı yoğun olmalısın. Sabahtan geceye çalışıyorsun.

Neredeyse 7/24.

Marcy için zor olduğundan eminim.

Evet, o saatleri iyi bilirim.

Rob'un eve ne zaman geleceğini merak etmek kolay değildi.

Gelip gelmeyeceğini de.

Marcy çok fazla şikâyet etmiyor.

İkinizin akşam yemeğine geldiğiniz zamanı hatırlıyorum.

Yeni çıkmaya başlamıştınız.

Evet, o zaman güçlü olduğunu anlamıştım.

Öyle.

Rob'un ajanlarından birini ilk o zaman davet ettiğini biliyor musun?

Peki şimdi ne olacak? Bir çocuğun olmak üzere.

İki ay sonra doğacak.

Bu harika bir şey.

Bir lütuf.

Ama yine de çocuklarımız için korkuyorum.

- Anlayamadım. - Her şey kontrolden çıktı.

- Bunu herkesten iyi sen anlarsın. - Yakında her şeyi düzelteceğiz.

- En-derinden gelen o lanet mekanikçiler... - İşleri kolaylaştırmıyorlar.

Ama asıl sorun IT'de değil mi?

Hayır, sanmıyorum.

Başkanın yeni gölgesi

kısa süre önce madenlerde taş kıran bir adam

ve topyekûn bir isyanın eşiğindeyiz.

- Bernard ne yaptığını biliyor. - Umarım ama insanların şüpheleri var.

Sadece alt katlarda değil, tüm katlarda.

Sadece işimi yapıyorum, tıpkı kocanın da işini yaptığı gibi.

Dikkatli olmazsak hepimiz öleceğiz.

Kocam Silo'nun çıkarlarını düşünüyor. Buna inanmak zorundasın.

Bernard'ın gölgesinin neyin peşinde olduğunu öğrenmeni istiyor.

Yardım edecek olsam bile...

- Bernard öğrenirse... - Tek bir şey.

Tek bir şey istiyor.

- Lukas Kyle'ı takip et. - Bir yemin ettim Camille.

Hepimizin ettiği gibi. Yargıç Sims de dâhil.

Sadece bir adama yemin etmedin.

Silo için yemin ettin.

Şu anda Silo'nun, yardımına ihtiyacı var.

Gitmek zorundayım.

Özür dilerim.

Sayın Başkan.

Pompanın tamire ihtiyacı varmış.

Artık yok.

Bu kolay oldu.

Beni görmek istediğini duydum.

Sana bu fikri veren neydi?

Mesela kameranı açmışsın.

O...

O bir hataydı.

Bunu bir davet olarak algıladım.

Ne daveti? Çok iyi dost olduğumuz için muhabbete mi?

Onlar, evet.

Ama asıl umduğum şey pazarlık yapma şansıydı.

Hadi ama.

YARGIÇ SIMS,

BABAMIN CENAZESİNE GELDİĞİNİZ ZAMANI DÜŞÜNÜYORUM.

ÇOK UZUN ZAMAN ÖNCEYDİ.

BAZEN BU KÜÇÜK ELMA AĞACININ NASIL BÜYÜDÜĞÜNÜ MERAK EDERİM

Bu ağacın meyvesini yemeyi denedim.

Çok acıydı.

Sanırım babam adi bir piç olduğu için normal.

Lukas Kyle'ı takip ettim.

Bunun için çok teşekkür ederim.

Yargıç Meadows'un evinden Orta-Katlardaki Terrance Penbrook'un dairesine gitmiş.

- Sonra da Bernard'ın ofisine. - Ne yapıyormuş?

Bir şey arıyordu. Bir kitap.

Salvador Quinn'e ait.

- Ne kitabı? - Bilmiyorum. Onun da bildiğini sanmam.

Şu anda nerede?

Merdivenlerde, aşağı iniyor.

- Bana nerede olduğunu haber... - Hayır.

İyilik istemek için karını göndermeyi de kes.

Bunu senin için yaptım Yargıç Sims. Bir kereliğine.

Çünkü bunu sana borçluyum.

Ama işimiz bitti.

O inatçı biri. Şu senin McLain.

Hem de çok.

Ama gözaltı çoğu kişi için kolay değildir, özellikle onun yaşındaki biri için.

- Daha ne kadar dayanabilir bilmiyorum. - O zaman sal onu.

- Pekâlâ... - Hayır, ben ciddiyim.

Yanlış zamanda yanlış yerde olan iki yaşlı kadınla neden uğraşıyorsun?

Hadi ama... Durumun öyle olmadığını çok iyi biliyorsun.

Sanırım gerçekten bir şeyler biliyor olsan bu şekilde

etrafta dolanmana gerek kalmazdı.

Bence ne yapacağını ya da nereden başlayacağını bilmiyorsun

ve sadece körlemesine atış yapıp bir şeyler vurmayı umuyorsun.

Silo'yu kurtarmaya çalışıyorum Martha.

Ve bunu yapmak için her yola başvurmak zorundayım.

Bravo sana.

Mekanik'in yaptığı, açık söylemek gerekirse hepimizi öldürtecek.

Sen öyle diyorsun.

Evet ve bunun olmasına izin vermeden önce

karının bu hayatta var olabileceğini

sandığından fazla acı çekeceğini de söylüyorum.

Ölmeyecek

ama Kuruculara ölmesine izin vermeleri için yalvaracak.

Lütfen yapma.

Aşırı dramatik olmak istemem

ama onun hayatı senin ellerinde.

Ne istiyorsun?

Küçük isyancı grubunuzun ne planladığını

bana önceden söyleyebilecek biri olsaydı

o zaman işleri normale döndürme şansım olabilirdi.

Selam.

- Selam. - Claire nerede?

- Uyuyor. - Kahretsin, o kadar geç mi oldu?

Her şey yolunda mı?

Aslında hayır.

Ne var?

- Ne oldu? - Bugün Patrick Kennedy'ye yemek götürdüm.

Tamam.

Ona eski zamanlarda yapılmış bir kitaptan bir sayfa göstermişsin.

Doğru mu?

Bunu kendine saklayamayacağını bilmeliydim.

Doğru mu?

- Evet. - Bana değil de ona mı gösterdin?

Kimseye göstermemeliydim ama onu ihtiyacı olanı söylemeye ikna etmem gerekiyordu.

Sebebi umurumda değil!

Neden bu kadar önemli bir şeyi

- benimle paylaşmaktan çekiniyorsun? - Çünkü tehlikeli.

Ne kadar tehlikeli olduğu umurumda değil!

Doğru mu?

Eskiden dışarıda güzel bir dünya olduğu?

Göster bana.

- Kathleen, sen... - Göster!

Bir kitap dolusu resim var.

İnsanlar.

Gökyüzü.

Hayvanlar.

Çocuklar.

Ne oldu Paul?

Bilmiyorum.

Bilmiyorum.

Ne yapacağımı bilmiyorum canım. Ben...

Ne yapacağımı bilmiyorum.

Olanlar için özür dilemeliyim.

Bir şeyi öğrenmeye çalışıyorum ve bu çok önemli ama...

...bu davranışımı mazur göstermez.

Ben Alt-Orta-Katlar'dan bir çocuğum

ve bu işle havalı bir kimlik aldığım için şanslıyım.

Ve...

...özel biri olduğumu düşünmek gibi bir hata ettim

ama değilim.

Hem de hiç değilim.

Salvador Quinn... O özel biri.

- O bir kahramandı. - Biliyordum.

Bize yalan söyleme evlat.

Efendim, keşke size nasıl bildiğimi söyleyebilsem ama söyleyemem.

Önceden nasıl bir pislik olduğumu düşününce bana güvenmeniz zor olabilir.

Ama size söylüyorum, Silo'yu kurtardı.

Yargıç Meadows bizi ziyaret ettiğinde, o da aynı şeyi anlatmaya çalıştı.

Yargıç Meadows buraya mı geldi?

Ne zaman?

Yıllar önce. Brandon doğmadan önce.

Sanırım Yargıç olmadan önce.

Ne istiyordu?

Kitaplar.

Tıpkı senin gibi. Eski obje olup olmadıklarını önemsemedi.

Başımızın derde girmeyeceğini söyledi.

Senin gibi mavi bir kimliği vardı.

Bir takas yapmak istediğini söyledi.

- Ve siz... - Brandon.

Bunlar için takas ettiğiniz kitaplar hangileriydi?

Sadece bir tane.

Antlaşma'nın eski bir kopyası.

Quinn'indi.

En azından içinde onun adı yazıyordu.

Bu kadar mı?

Tek istediği oydu.

Onu bir daha hiç görmedim.

İki Mekanik tarafından öldürüldüğü doğru mu?

Öyle diyorlar.

Bilmiyorum.

Teşekkür ederim.

10.000 yurttaşınızın iş birliğin için minnettar olacağını bilerek teselli bul.

Onu şimdi görebilir miyim?

Tabii ki.

Anlaşma anlaşmadır.

Geldik.

Hadi.

Burası.

- Ben, sen ilaçları al. - Tamam.

Sarah, sen de...

Ona ne yaptın?

O kendine yaptı.

Carla!

Carla!

Seni duyamaz.

Onu görebileceğini söylemiştim ve gördün.

- Ne? - Hayatta olduğunu görebiliyorsun.

Ve öyle kalmasını istiyorsan

En-Derin'de gözüm ve kulağım olmaya devam edeceksin.

"Anlaşma anlaşmadır"a ne oldu?

Sana şu sözü veriyorum.

İş birliğine devam edersen ona zarar gelmeyecek.

Ve bu pislik temizlendikten sonra

gerçek aşkınla yeniden bir araya geleceksin.

Tam bir piçsin, değil mi?

Evet mi, hayır mı?

Evet, lanet olsun.

- Evet. - Güzel.

Ve...

Sana güvenmediğimden değil...

Aslında güvenmiyorum.

Ama En-Derin'de anlaşmanın sana düşen kısmını

yerine getirdiğinden emin olacak gözler ve kulaklar olacak.

Ayrıca kameranı tekrar açmanı istiyorum.

Ve bu iş bitene kadar atölyende kalacaksın.

KURUCULARLA SİLO VATANDAŞLARI ARASINDAKİ ANTLAŞMA

Tamam.

Siktir be!

İ, l, e, r, l, e

İlerle...

20 ad... 20 adım...

20 adım ileri... İleri.

20 adım ilerle, sonra iki adım.

Sayfa 99.

Hadi.

Hadi Lukas.

"Buraya kadar geldiysen oyunun hileli olduğunu biliyorsundur."

Ajanlarımı bu daireden kovdun.

- Çantada ne var? - Bana dokunamazsın.

Ben Bernard Holland'ın gölgesiyim.

Neler yapabileceğim hakkında hiç fikrin yok.

Antlaşma.

- Başkan Holland ona götürmemi istedi. - Neden?

Ona aitti.

Bernard'ın aklındakileri bilir gibi davranmıyorum

en azından sana karşı.

Ama o her neyse, bilmelisin ki istediğini aldıktan sonra

seni madenlere geri atacak.

Yakında bir arkadaşa ihtiyacın olacak.

Senin gibi bir arkadaşa mı?

Onun ne istediğini bildiğini düşünebilirsin.

Ben bildiğimi sanıyordum.

Ama o hep senden dört hamle önde olacak.

Kendine dikkat et.

Bu benim tavsiyem.

Teşekkür ederim. Şimdi sakıncası yoksa, gitmem gerek.

Annen 85'te bakımevinde çalışıyor, değil mi?

Oğlunun, hastası olmasından hoşlanmayacağını sanıyorum.

Nasıl geçti?

Pompada her şey yolunda mı?

Kondansatör yanmış.

Beteri de olabilirdi.

Burada daha kötüsü olamazdı.

Seni dinlemeliydik Walk.

- Hangi konuda? - Tedarik'e girme konusunda.

Onları yakaladılar.

Teddy ve ekibi tutuklandı.

Kimse öldürüldü mü?

Doğrusu bilmiyoruz.

Mümkün ama bilgi alamıyoruz.

Kahretsin.

Knox ve ben, askerlerin nasıl öğrendiğini bilemiyoruz.

Burada birileri olmalı, bir muhbir.

Dikkatli olduğumuzu sanıyorduk ama sanırım değilmişiz.

Sen iyi misin?

Evet, sadece yorgunum.

Uzun bir yürüyüş oldu.

Bunu tekrar yapabileceğimi sanmıyorum.

Bir şey gördün mü?

İnsanların çıldırdığını.

Her katta tepeden tırnağa silahlı askerler var,

birinin yanlış bir hareket yapmasını bekliyorlar.

- O kadar mı? - Senin için yeterli değil mi?

Bak, üzgünüm, çok yorgunum.

- Sana bir şey getireyim mi? - Hayır, ben sadece...

Sadece dinlenmem gerek, tamam mı?

Teşekkürler.

Tamam.

Peki...

- Beni nerede bulacağını biliyorsun. - Her zaman.

Hey!

Bekle! Dur...

Hayır!

Hey!

Zaten omzuna bir ok attım.

Bir hamle daha yaparsan bu, doğrudan kalbine girer.

Alt yazı çevirmeni: Orhan Cevher

www.tvsubtitles.net

Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.