Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Tutuşuruz el ele
Ve zıplarız güle oynaya
Döndükçe dönelim
- 10. - Bize iki kişi lazım!
Beş kişi lazım. Beş kişi gelsin!
Bize dört kişi lazım. Çabuk gelin!
- Kaç kişisiniz? - Dört.
Toplam dokuz ediyoruz.
Siz de bizim gibi beş kişi misiniz? Bizimle gelin!
Hey! Biz de beş kişiyiz. Hadi, bizimle gelin!
Acele etmeliyiz. Zamanımız az Gi-hun.
Bir kişi lazım!
- 10 kişi olduk! - Oda 44'e! Açık yeşil kapı!
- Bu taraftan! Hadi! - Koşun!
Oda 44'e anne! Hadi anne!
- Koş! - İçeri girin!
Girin hadi!
Durun! Lütfen acıyın bana!
Beni öldürmeyin. Lütfen…
- Benim sayemde hayattasınız! - Yuh, korktum be!
Demek ecelinden uzun yaşamanın bir nedeni varmış.
Seni boşuna buraya getirmemişler.
Şu oyuncular elendi.
Oyuncu 013, 043, 049,
054, 060…
SQUID GAME 2
BÖLÜM 6 O X
Döndükçe dönelim
Daire olup dans edelim
El çırpıp şarkı söyleyelim
Dans ederek eğlenelim
Hep bıcır bıcır
Hep bıcır bıcır
Tutuşuruz el ele
Ve zıplarız güle oynaya
Döndükçe dönelim
Dört.
- Abi. - Gyeong-su, sen çıktın!
- Gyeong-su. - Gidelim!
Gyeong-su…
- Dördünüz gidin! - Olmaz, sen git. Siz gidin.
Üç kişi lazım! Üç kişi!
- Mecburen gideceğiz. Hadi! - Üç kişi var mı? Üç kişi!
- Young-il halleder mi? - On.
Dokuz. Sekiz. Yedi. Altı.
- Beş. Dört. Üç. - Bize iki kişi lazım!
- Gi-hun. - İki. Bir.
Gyeong-su'ya ne oldu Nam-gyu?
Lan! Min-su piçi.
Arkadaşmışız gibi konuşursan bir dahakine seni şutlarım.
Durun!
Adamım Gyeong-su'yu nerede bıraktınız?
Ha siktir! Gyeong-su!
Sorun yok. Galiba fark etmediler.
Oda 33. Elendi.
Ne?
Lütfen. Dur…
Min-su!
Gel aslanım. Gelsene.
- Young-il abi! - Young-il?
Gi-hun.
- Young-il abi! - Şükürler olsun!
- Aman! - Kurtulacağını biliyordum.
Sıradan biri değilsin sen.
Korkmuştum. Sevindim.
Sempatik biri olduğum için böyle oyunlarda başarılıyımdır.
- Peki sen iyi misin? - Evet, iyiyim.
Aramıza dönmenize sevindim.
Durun biraz.
Sıradaki sayı altı olursa kimseyi aramamıza gerek kalmaz.
Neden?
Kızın karnındaki mi?
Doğru, altı eder.
Haklısın. Peki ya ikizse?
Yedi sayılır mı?
Tüm oyuncular, lütfen ortadaki platforma çıkın.
Başlatın.
Döndükçe dönelim
Daire olup dans edelim
El çırpıp şarkı söyleyelim
- Dans… - Üç.
- Ne yapacağız? - Çift olup birer kişi arayalım.
- Hangisi? - Taş, kâğıt, makas!
- Oynayın! - Benimle gel.
Kazanan bizimle gelir! Taş, kâğıt, makas!
Min-su makas yaptı.
Min-su, sen kazandın!
- Gel koçum! - Min-su bizimle. Hadi!
- Siz üçünüz gidin! - Gidin siz! Çabuk!
- Bir kişi! - Bir kişi lazım!
Bize bir kişi lazım!
- Kimse yok mu? - Bir kişi!
Bize bir kişi lazım!
- Bizimle gel! - İki kişiyiz ama.
Hadi! Öleceğiz yoksa!
- O kadın benim annem! - Hadisene be!
Anne!
Kaçın!
Şu oyuncular elendi.
Oyuncu 034, 038, 104, 109,
291, 309, 335,
345, 347…
İyi misiniz?
İyiyim, teşekkür ederim.
- Hayatımı kurtardınız beyler. - Oğlunuz nerede?
- Pardon? - Sizinle değil miydi?
Ha! Şöyle oldu.
Oğlumu kaybettim.
Bir kişi daha getireceğini söyleyip onu beklememi istedi
ama o hengâmede yönümü şaşırdım.
Geri gelmedi mi?
Benim oğlum öyle biri değildir.
Fakir olabiliriz ama iyi yürekli biridir.
Zorbalığa maruz kalır ama karıncayı bile incitmez.
Kimsenin kılına zarar vermemiştir. Lafını bil de konuş!
Özür dilerim. O anlamda söylemedim.
- Hoş geldiniz kankalar. - Vın!
Jang teyze!
Şükürler olsun! Kurtulmanıza çok sevindim.
Bir yerinize bir şey olmadı, değil mi?
Onun sayesinde kurtulduk.
Çok az zamanımız kalmıştı, bu beyefendi bir anda çıkageldi.
Beyaz atlı prens gibiydi.
Sahiden de prens gibi çocuksun. Çok teşekkür ederiz.
Lafı olmaz. Beni de bu ikisi kurtardı.
Yong-sik nerede?
Anne.
Yok bir şey. Yaşıyorum işte.
Bir yerine bir şey olmadı, değil mi?
Anne.
Ben…
Çok…
- Çok özür dilerim. - Hayır.
- Anne, özür dilerim. - Hayır, geçti artık.
- İkimiz de başardık. - Özür dilerim.
Dileme. İkimiz de başardık. Önemli olan bu.
Anne!
Döndükçe dönelim
Daire olup dans edelim
Altı.
- Dört kadın, iki adam! - Hangi iki adam?
Annemi bırakmam!
- Ben giderim. - Altı! Hadi!
- Tamam, bize iki kişi lazım! - Şu tarafa!
- Ne oluyor? Defolun buradan! - Çıkın dışarı!
Gelin, bu oda boş. Çabuk!
On.
Yedi.
Altı.
- Young-mi? - Abla!
Dört, üç…
- Young-mi! - İki, bir.
Abla!
Young-mi!
Young-mi!
Young-mi…
Hayır!
Young-mi!
- Yapma Young-mi! - Young-mi!
Ne yapacağız Yong-sik?
- Ne yapacağız? Ah be Young-mi… - Senin suçun!
Saçmalama. Ben olmasam sen de ölmüştün.
Senin yüzünden öldü! Onu kurtarabilirdim!
Zaman yoktu!
Onu kurtarmak için dışarı çıktığın an
odada eksik olacağından sen de buradakiler de ölürdü.
Benim sayemde hayattasınız be!
Öyle değil mi? Haksız mıyım? Bir şey desenize!
O…
Doğru söylüyor.
Evet, yeterli zaman yoktu.
Sağ ol.
Yanlış anlama. Dediğinde haklıydın, hepsi bu.
Şimdi oyunun final turu başlıyor.
Döndükçe dönelim
Sence bu sefer kaç diyecek?
- İki. - Neden?
Geriye 126 kişi kaldı.
50 tane de oda var.
Yani oda sayısı yeterli değil, ancak 100 kişi girebilir.
Kalanlar öldürülecek.
İki.
Gi-hun.
Hadi Gi-hun!
Gel!
Ne oluyor be? Bırak beni!
İçeri gir! Gir hadi!
- Çık. - Önce biz geldik.
Kapıyı açın şerefsizler! Önce ben geldim!
- Özür dilerim. - Sekiz.
Yedi. Altı.
Beş. Dört.
Üç. İki.
Bir.
Oyun sona erdi.
Yardım edin…
Dönünce kalanları bir sayalım.
Neden?
"O" ve "X" armalarını sayarsak
sıradaki oylamada kimin avantajlı olduğunu görürüz.
Dua edelim de "O" tarafının kaybı daha çok olsun.
Baksana.
Bu aletin adı neydi?
Ona dron deniyor.
"Drong" mu? Güzelmiş.
Bundan önce hep tek başınaydın ve dürbünle bakıyordun.
Kayalıklara falan tırmanıyordun. Böylesi çok daha kolay oldu.
Alçal. Aradığımızı biliyorlar, daha iyi gizlenmişlerdir.
Tamam.
Ama sen iki yıl arayıp da bulamamışsın. Birkaç günde nasıl bulalım?
Benim baktığım yerleri elersek
çemberi daraltabiliriz.
Hava bozmazsa onları bulabiliriz.
Doğru. Üstelik ikinci bir ekip ve bu "drong" zımbırtısı da var.
- Kaptan. "Dron" onun adı. - Neyse ne.
Koçum Min-su!
Seni tekrar gördüğüme çok sevindim kanka.
Ne kadar endişelendim, haberin var mı Min-su?
Seninle koştuğumu sanıyordum.
Sonra bir baktım, aslında bu hıyarla koşuyormuşum.
Dedim sana abi. Bu hergele kolay kolay ölmez.
Sen de gördün. Se-mi elini uzatınca birden makas yaptı.
O an aklımı başımdan aldı. Tüylerimi diken diken ettin Min-su.
- Bir oyun daha oynayalım, tamam mı? - Oynarsın, değil mi?
Ne söyleyeceksen çabuk söyle.
Jun-hee.
Çıkınca her şeye baştan başlayalım.
"Baştan" mı?
- Nasıl olacakmış o? - Bana son bir kez güven.
Bebeğimizle birlikte yeni bir sayfa açarız.
Kalanlardan bir hesap yaptım. Kişi başı 300 ila 400 milyon düşüyor.
Birçok kişi gitmek isteyeceği için oylamayı kazanabiliriz.
Çıktıktan sonra ne olacak?
Ödülleri birleştirsek epey para ediyor.
Hemen acil borçları kapatırız. Kalanla da yeni bir yatırım bulurum.
Kripto paraya tövbe.
Tanıdığım harika bir borsacı ekibi var.
Ters yatırım fonu ve vadeli işlemlerle ilgililer.
Geçen ay %100'ün üzerinde kâr ettiler.
Gözün benim paramda, değil mi?
- Bende ve bebekte değil. - Alakası yok Jun-hee.
Mutlu yaşamamız için yeterince para kazansam…
"Yeterince" mi?
- Kaç para yeterince oluyor? - Ne?
Borçlarını kendi paranla öde.
Ben çocuğuma kendi paramla bakarım.
Jun-hee.
- Dinle. - Min-su, Nam-su, Gyeong-su, Thanos-su!
Şu ikisine baksana.
- Ne oluyor? - Sevgililer galiba.
Eleman tam çakal çıktı. Burada bile manita yapmış.
Bu kadar üzülme.
Neticede çok yakında sen de o karının kaderini paylaşacaksın.
Her birinizi lanetledim.
Göğün ve yerin tanrılarına tüm kalbimle dua ettim.
Dilerim bana nasip ederler de
burada teker teker öldüğünüzü görürüm!
Hiçbiriniz buradan sağ çıkamayacaksınız.
Birbirinizin gözlerinin içine baka baka
acılar içerisinde öleceksiniz.
Neydi bu…
Bu şaman kadın… Şaman falan değil, düpedüz zırdeli.
Pes yahu!
Sen de tükür.
Gi-hun, devam oyu vermiş 55 kişi var.
- Emin misin? - İki kez saydım.
Ya sen? Kendini de saydın mı?
56 kişiymiş.
Bizim sayımız 44, yani 12 kişi gerideyiz.
Tüh! Herhâlde yine kaybedeceğiz.
Fark büyük gibi görünebilir
ama onlardan altısı taraf değiştirse eşitlik sağlanıyor.
Yedisi taraf değiştirse kazanabiliriz.
Ama "X" oyu verenler de taraf değiştirebilir.
"X" oyu verenler muhtemelen taraf değiştirmeyecektir.
Neden?
Ödül daha düşükken bile ayrılmak istediler.
Şimdi daha çok parayla ayrılabilirler.
Bir oyun daha oynayıp canlarını riske atmak istemezler.
Bu sefer "X"e basacağım.
Yani beş kişi taraf değiştirse eşitlik, altı kişiyle zafer bizim olacak.
Öyleyse devam oyu verenleri ikna etmeye çalışalım.
Çok tehlikeli.
Onların çoğu oynamaya devam etmek istiyordur.
Burnumuzu sokarsak bizi uzaktan izlemekle kalmazlar.
Yani burada böylece dikilip
fikir değiştirsinler diye dua mı edelim?
Ya yine kaybedersek?
El ele tutuşup sıradaki oyuna mı gideceğiz?
Ne hissettiğini anlıyorum.
Ben de bir an önce çıkmak istiyorum.
Ama şimdi sakin olma zamanı.
Sakin olma zamanı mı?
İki kez oylama yaptık zaten.
Onları ikna edemezsek zorla tutup kendi tarafımıza çekmeliyiz.
Onları şimdi kışkırtırsak
oylama başlamadan büyük bir kavga patlak verebilir.
İstediğin bu mu Gi-hun?
Doğru diyor Gi-hun.
Devam edemeyecek kadar korkuyorum. Benim gibi başkaları da vardır.
Evet. Ben de aynı fikirdeyim.
Beş altı kişiyse bir şansımız var demektir.
Hesaplarıma göre kişi başına 300 milyondan fazla düşüyor.
Bunu düşününce kazanma ihtimalimiz var.
Üçüncü oyunu hepiniz bitirdiniz. Tebrikler.
Üçüncü oyunun sonuçlarını açıklıyorum.
- Dur. Az önce geçtiğin yere döner misin? - Tabii.
Yerde bir şey var.
- Ne o? Kapı mı? - Alçalsana.
- Ağaçlar engel oluyor. - Biz gitsek iyi olacak.
Karaya çıkmaya hazırlan!
356 milyon won.
Eminim ki bu miktar birkaç kişinin fikrini değiştirir.
Altı kişiyle eşitlik, yedi kişiyle zafer bizim olacak.
Oyuncu numaralarınıza göre yine tersten oylayacaksınız.
Oyuncu 456, lütfen oyunuzu kullanın.
Adil ve demokratik bir oylama olması için
şu andan itibaren her türlü müdahale yasaktır.
Bunu lütfen unutmayın.
Oyuncu 388.
Zafere altı kişi kaldı.
Oyuncu 380.
Beş kişi kaldı.
- Oyuncu 377. - Kaltak ya!
11 Numara.
İş birliğine daha önce yanaşsan o güzel yüzün çizilmezdi.
Aynen böyle devam.
Oyuncu 230.
Daire! Hadi millet!
Dört kişi kaldı. Dört kişiyle kazanıyoruz.
Oyuncu 149.
- Yine salaklık yaparsan asarım kendimi. - Tamam.
Oyuncu 145.
- Min-su. Sadece bir oyun daha. - Ben onunla konuştum bile.
Bir oyun daha oynayıp bir milyarla ayrılacağız.
Oyuncu 125.
Hadi Min-su. Göreyim seni.
Üç kişi daha gelse kazanıyoruz.
Oyuncu 124.
Oyuncu 120.
- Sadece iki kişi kaldı! İki! - Oyuncu 119.
İki kaldı. İki kişi daha lazım.
- Galiba yer altına iniyor. - Aç.
Oyuncu 015.
Taraf değiştirdi. Değiştirdi işte!
Altı oldu, eşitlik sağlandı. Bir kişi daha gelse kazanıyoruz.
Gerçekten eve mi dönüyoruz?
Oyuncu 009.
Olsun. Zaten onlardandı.
Oyuncu 007.
Oğlunuz bu kez kesin "X"e basacak, değil mi?
Merak etmeyin. Yong-sik'im bu kez mutlaka basacak.
Taraf değiştirdi! İşte bu!
Yaşasın!
Eve gidelim!
- Aynen! Eve gidelim! - Evet!
- Oyuncu 006. - Yedinci oydu!
Başardık. İkisi de bizim tarafta. Kazandık artık!
Gi-hun.
Efendim?
Young-il var ya…
Ne olmuş ona?
Onunla aynı odada kaldığımda…
Eline sağlık.
- Aferin! Çok iyi yaptın. - Yaşa!
Son olarak da Oyuncu 001.
Lütfen oyunuzu kullanın.
Young-il abi.
Yaparsın!
Yarı yarıya olacak ve eşitlik sağlanacak, değil mi?
Young-il beni biraz korkutuyor.
Nasıl yani?
Nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum.
Hani son oyunda onunla aynı odada kaldım ya?
O…
İşte bu be! Sonunda.
Tanrım!
Başardık.
Başardık. Eşitlik oldu.
Oylama sona erdi.
Eşitlik oldu. Peki şimdi ne olacak?
Onam formunun üçüncü maddesi.
"Eşitlik olması durumunda tekrar oylama yapılır."
Peki ne zaman tekrar oylayacağız?
Tüm oyunculara düşünecek zaman vermek adına
oylama yarın gerçekleştirilecektir.
O an gelene kadar lütfen geleceğinizi iyi düşünün.
Önce limana dönmemiz gerekmez mi?
Adayı birkaç güne bulamazsak oyun sona erecek.
Doğru ama onu hastaneye götürmelisiniz.
Nasılsın? Dayanacak gibi misin?
Evet, bir şeyim yok.
Kanaması durdu. Dikiş de attım. İyileşecektir.
- Tamam ama biri öldü. - Biz devam edelim.
O şerefsizlerden öcünü almazsak huzur içinde uyuyamaz.
Ama bubi tuzağı bile kurmuşlar.
Demek ki yerimizi biliyorlar.
Telsiz frekansımızı her gün değiştirelim. Telefon kullanmak da yasak.
- Adamı duydunuz. - Başüstüne!
İkinci ekip de bilsin.
- Bana ne söyleyecektin? - Ne?
Young-il'in son oyunda yaptığı bir şeydi.
Neyse, boş ver. İnsanlardan ziyade bu mekân garip.
Buradan çıkmamız lazım. Daha çok kalırsam kafayı yiyebilirim.
Baksana.
Young-il abi.
İlk günkü gibi "O"ya basacağını sandım. Öyle gerildim ki bakamadım.
- Jung-bae abi de bir garip konuştu… - Sen yemeğini ye.
Aç değil misin?
Teşekkürler Young-il. Bize bir şans daha verdin.
Canımı kurtarmaya çalışıyordum, hepsi bu.
Yeterince para biriktiğine göre artık buradan çıkmalıyım.
Sağ olarak.
Sizce ikinci oylamayı kazanabilecek miyiz?
Ya öleceğiz ya kalacağız.
Gi-hun'un da dediği gibi.
Yarınki oylamadan önce fikirlerini değiştirmeleri için
bazılarını ikna etmeliyiz.
Değiştirirler mi ki? Paradan başka bir şey düşünmez olmuşlar.
Bence biz kazanmaya daha yakınız.
Yemek namına bir gimbap rulosu verdiler. Yarın herkesin karnı çok aç olacak.
Karnın acıkınca da evini özlemeye başlarsın.
Hey!
Bu kuru gimbap'ı yerken pişmanlık duymayın.
Biriniz bizim tarafa geçsin.
Ondan sonra yarın sabah buradan çıkıp
birlikte sığır eti yiyebiliriz.
Hatta ben ısmarlayacağım be!
- Üstüne erişteler de benden. - Gelin! Bir kişi geçse yeter.
Gelin hadi!
Hepiniz sıradaki oyunda geberirseniz
kişi başı 800 milyonla ayrılırız.
O kadar parayla sığır çiftliği açılır.
- Doğru! - Bize katılabilirsiniz!
- Aynen! Buraya gelin! - Bizim tarafa gelin!
800 milyon mu? Kimi kandırıyorsun?
Sıradaki oyundan sağ çıkacağını mı sanıyorsun?
Buradan hemen ayrılmazsak hepiniz öleceksiniz!
Bir oyun daha oynayalım işte. Bakalım kim ölüyormuş.
Korkak tavuk gibi kaçmaya çalışmayın.
Ne dedin sen? Gel bakayım.
Gelsene şerefsiz!
- Hadi. - Sıçarım ağzına!
- Siville olmaz. - Gel hadi.
Piyadeydim ben, salak herif!
Sen piyadeysen ben de paraşütçüydüm, dangalak!
Madem eve gitmek istiyorsunuz, niye gimbap yiyorsunuz?
- Keşke aç kalıp geberseniz! - Doğru diyor.
- Hadi lan! - Yavşak!
Min-su.
Bana kızgınsın, biliyorum.
Özür dilerim koçum!
Yine de bana ihanet etmemeliydin. Kalbimi çok kırdın.
- Aç kapıyı. - Min-su.
"Dolandırılıp evimi kaybettim, gidecek yerim yok" demiştin.
Kapıyı aç!
Bir oyun daha oynayalım işte. Yeminle seni koruruz.
Yarınki oylamada "O"ya bas, tamam mı? Gel lan buraya!
Yavaş koçum. Otur lan şöyle!
Beni dinle Min-su.
Buraya gelmeden önce intihar etmek için bir köprüye gitmiştim.
Ama tam köprünün üstündeyken
takım elbiseli bir adam gelip bana o kartı verdi.
- Sana da verdi, değil mi? - Evet.
İnançlı biri değilimdir aslında
ama o an kaderin cilvesi gibi geldi.
Sanki yepyeni bir hayat için bana fırsat verilmişti.
Ben de elimden geleni yapıp annemin göğsünü kabartacaktım.
Ama bunu yapmama izin vermezsen
gerçekten çok sinirleneceğim!
- Acayip öfkeleniyorum dostum! - Kes şunu.
- İşine bak ve siktir ol git. - Oylamaya müdahale ediyorsun.
Efsane Myung-gi gelmiş. Sen kendini ne sanıyorsun?
- Seçim kurulu başkanı mı? - MG Coin.
Sırada sen varsın, o yüzden karışma. Al voltanı ve çık dışarı.
"X" oyu verenler! Bu herifler bizden birini tehdit ediyor!
Yarın "O" oyu vermeye zorluyorlar!
Doğru mu? Hile yapmaktır bu.
Şu yeni yetmelere bakın hele. Yaramazlığı kimden öğrendiniz?
Hey! "O" oyu verenler!
Bu "X" tayfası bize saldırmak üzere!
Hayırdır lan? Bize niye saldırıyorsunuz?
Az bir sus be!
Süt çocukları sizi. Sesinizi kesip çişinizi yapın.
Yaptım zaten yavşak!
Min-su, buraya gel.
MG Coin.
Kafan mı güzel?
Balatayı mı sıyırdın?
O kız yüzünden mi?
Yanında bir kaşarla görmüştük. Sevgili gibilerdi, hatırladın mı?
Çakal seni. Burada bile hatun peşindesin.
Kızı baştan aşağı bir süzdüm.
- Yürüyüşü bir tuhaftı, sanki karnı da… - Onu rahat bırakın piçler!
Hemen de gaza geliyorsun. Demek ki bir şey var.
Kesin var.
MG Coin.
- Bir şey var. - Yarın bir kez daha "X"e bas bakalım.
Senin parmağını kesip o kıza veririm.
Sonra da çıkma teklif ederim.
Acayip sevinir.
Şerefsiz!
Siktirin lan!
Geberteceğim seni!
Hepsinin sahibi benim! Paranın, manitanın, hayatının!
Hepsi de Thanos'a ait!
Ağzına sıçtığımın kahpesi seni!
Alt yazı çevirmeni: Melih Tu-men
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.