Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Nereye gittiğini sanıyorsun?
Gidecek yerin yok ki.
Fare gibi saklanıp laf ebeliği yapacağına karşıma çık hadi.
O uçağa binecektin.
Kararından pişman olacaksın.
Seni bulacağım.
Ne pahasına olursa olsun.
Nereye efendim?
- Seul'a lütfen. - Tabii.
Kusura bakma.
Beş dakika izin verir misin?
Jun-ho.
Jun-ho, beni duyuyor musun?
Doktor! Buraya doktor getirin!
Oğlum gözlerini açtı!
Abi.
SQUID GAME 2
BÖLÜM 1 EKMEK VE PİYANGO
2 YIL SONRA
Niye ya?
Kask takmadan sürüyorsunuz. Ehliyetiniz lütfen.
Eh be! Tuzak kurmuş olmuyor musunuz?
Pusuya yatmak polise yakışmıyor. Fukaranın parasına mı göz koydunuz?
Ehliyetiniz lütfen.
Dur sen.
Amca, bizi salsan olmaz mı? Ben kask taktım.
Olmaz.
Ya sen bayağı hoşmuşsun.
- Adalete engel oluyorsunuz. - Amma da huysuzsun.
Hadi selfie çekelim.
Oha, çok iyi çıktı.
Kask takmama cezası 20.000 won. Geciktirmeden ödeyin.
Bunu paylaşabilir miyim? Instagram hesabın var mı? Takipleşelim.
Hey, sen nereye? Hey! Nereye gidiyorsun?
Ben ne olacağım?
O mal aynasıza söyle, seni polis arabasıyla bıraksın!
Hop!
Şerefsiz! Kahretsin!
Hwang Jun-ho!
"Mal aynasız" densin diye mi buraya tayin oldun?
Amirim.
Buna sirke koyuyor muydunuz?
Çok uzun zaman oldu, hatırlayamıyorum.
Jun-ho, burada zaman harcama. Cinayet Masası'na geri dön.
Durun, soğanlara konmuyordu. Sadece turp turşusuna, değil mi?
Pes yahu! Bana hâlâ kızgın mısın?
Bak, ben elimden geleni yaptım.
Yetkili makamlara kaç defa başvurdum.
- Orayı sahil güvenliğe günlerce arattım. - Biliyorum.
Şu erişteyi bitirin, vıcık vıcık olacak.
Bak, sana inanmak istiyorum. Hatta inanıyorum da.
Ama yolladım dediğin fotoğraflar bize hiç ulaşmadı.
Telefonun denizin dibinde ve o adanın yerini bilmiyorsun.
İzledim dediğin, insanların öldürüldüğü o oyunlar…
Üstlerimi ikna etmeye çalıştım
ama yeterli kanıt yok.
Elimizdeki tek kanıt omzuna girmiş olan kayıt dışı mermi.
Unuttun galiba ukala. İznin olmadan bir tabanca aldın.
Kuralları çiğnedin ve neredeyse ölecektin.
Sana daha önce söylemedim
ama gözünü açtığın zaman
görevden alınman gündemdeydi, güç bela engelledim.
Sizi selamlıyorum.
Hakkınızı asla ödeyemem amirim.
Alaycı hergele seni.
Bak, biz polisiz.
İtfaiyeciler ateşi suyla söndürür. Polisler ise…
"Suçla savaşırken kanıt kullanır."
Biliyorum. O yüzden trafikte çalışıyorum.
Hep kesin kanıtımız oluyor.
Kırmızı ışıkta geçme, hızlı gitme, kask takmama…
Kanıtlarımız fotoğraflanıyor. Kimse itiraz edemiyor.
Jun-ho, sahiden hatırlamıyor musun?
Seni kim vurdu?
Hatırlamıyorum.
Abi.
Benimle gel.
Abi, neden…
Nereye gidiyoruz?
- Burada bir motel var. - Burası mı?
Ne bu?
Pardon.
Kimse var mı?
Açık mısınız?
- Merhaba? - Canım, burada kalmamız şart mı?
Batakhaneye benziyor.
Işığı da yanmıyor. Motel mi kapalı?
İyi ya, ışık yoksa boş oda da yoktur. Başka yere gidelim.
Onu nereden biliyorsun?
- Kim söyledi? - Sormasan olmaz mı? Biliyorum işte.
Demek öyle. Sen motel uzmanı mısın?
Ciddi misin? Tam öküzsün ya.
- "Öküz" mü? - Hani her şeyi bilmemi seviyordun?
Nereden bildiğini söyle. Eski sevgilin mi söyledi?
- Kaybol ya! - Hadi ama! Niye cevap vermiyorsun?
Kim var orada?
Oyuncu 456.
Bunları mı arıyorsun?
Benim.
Sana yiyecek ve ilaç getirdim. Nasıl oldun?
İyiyim.
Yapma, daha iyi görünmüyorsun.
Aşırıya kaçma demiştim, değil mi?
O adamı bulamadan kendini bitireceksin.
Nasıl geçti?
Bugün Hat 1'den 4'e kadarki tüm metro istasyonlarına baktık.
Yine elde var sıfır.
- Arama saatleriniz? - Saat 10.00 ile 22.00 arası.
Öğle ve akşam yemeği aramız birer saat. Sırayla yiyoruz.
Onu aradığını anlayıp başka bir yere gitmiş olmasın?
Adamı iki yıldır arıyoruz ama hiç izine rastlamadık.
Yarın daha çok adamla kapsamı genişlet. İlk trenden son trene kadar.
Tüm hatları aynı anda kontrol edin.
Tüm hatları aynı anda mı?
Bu kadar geniş çaplı bir işte
personel maliyeti acayip yüksek olur.
O kartviziti üç yıl önce bu tarihlerde almıştım.
Oyun hâlâ devam ediyorsa
şu anda oyuncu topluyordur.
Bu fırsatı kaçırırsak bir yıl daha beklememiz gerekebilir.
Tabii. Tamam, anladım.
Bu sefer onu mutlaka bulacağım. Mutlaka.
- Woo-seok. - Evet.
Yarından itibaren tüm çocukları çağır.
Ne? Kaç kişi daha?
Bulabildiğiniz herkesi arayın.
- Ama… - Ayrıca sabah altıda başlıyoruz.
O yüzden kafayı çekmeyin. Eve gidip uyuyun.
Altıda mı?
- Sabahın köründe kim ddakji oynar… - Yavaş ol.
Patron, düşündüm taşındım. Bir türlü mantıklı gelmiyor.
Hayır. Bir işler döndüğü kesin.
Biliyorsunuz, bana borcu olan birçok kişi son yıllarda ortadan kayboldu.
- Tek bir kuruş alamadım… - Tamam.
Yani sana borcu olan herkes bir adaya götürüldü
ve çocuk oyunlarında öldürüldü. Bu…
Eh be! Onun lafına inanmıyorum ama bu işi para için yapıyorum.
Seong Gi-hun borcunu ödemek için
kendiliğinden gelmese ve bana bu işi vermeseydi
ne maaşınızı ödeyebilir ne şirketi çevirebilirdim.
Biliyorum ama…
Öyleyse sus ve gözünü dört açıp aramaya başla.
Olur.
Ddakji oynatan hergeleyi bulursak bize bir milyar won ödül verecekmiş.
Bir milyar mı?
Bir milyar ya. Birden ona inanasınız mı geldi?
- Ama… - Dinleyin!
Adamı hanginiz bulursa paranın yarısı onun. Tamam mı?
- 500 milyon mu? - Aynen!
Ne duruyoruz o zaman?
500 milyon won!
- Kaptan. - Merhaba.
Görüşmeyeli nasılsın?
Bildiğin gibiyim.
Hava iyiyse balık, hava kötüyse kafa çekiyorum.
Her gün içen birine göre harika görünüyorsun Kaptan Park.
Uzatma da giy şunu.
Yine gizemli ada aramaya çıkacağız.
Bugün nereye Kaptan Hwang?
Son bir buçuk yılda neredeyse her yere baktık.
Hâlâ vazgeçmedin. Seni götürebileceğim yer kalmadı.
Neredesin gizemli ada?
Hava koşulları değiştiği
veya gelgit yaşandığı için tam bakamadığımız yerler oldu.
Seçenekleri azalttım.
- Buraları deneyelim. - Hayhay Kaptan Hwang.
Boğulan bir adamı neden kurtardım ki?
Dertsiz başımı derde soktum. Bana da yazık.
Pekâlâ, dinleyin.
Aradığımız kişi
bu adam.
Boyu uzun, herhâlde 1,80'den fazladır.
Takım elbiseli, evrak çantalı, yakışıklı bir adam.
O çantanın içinde de
para desteleri ve ddakji oyunu var.
Metroda yabancılara yanaşıp onlarla kıyasıya ddakji oynuyor.
Sonra böyle bir kart veriyor.
- Göremiyorum. - Ne yazıyor?
Böyle birini görür görmez size verdiğimiz numarayı arayın.
Fotoğraflayın.
- Dur, göremiyorum. - Kafanı çek.
- Çekilir misin? - Azıcık kay!
Tamam. Herkes çekti mi?
Görev yerlerinizi söylüyorum.
Grup 1, Hat 1 ve 2. Grup 2, Hat 3 ve 4.
Grup 3, Hat 5 ve 6. Grup 4, Hat 7 ve 8.
Grup 5 de Gyeongui-Jungang Hattı ve Havalimanı Metrosu.
İlk trenden sonuncuya kadar
istasyonları tek tek araştırın.
Baştan sona her birini.
Tek bir istasyon atlamayın.
Başüstüne!
Her istasyonu araştırdıktan sonra
kanıt için fotoğraf çekip sohbet grubuna gönderin.
Yoksa yevmiyeyi unutun. Anlaştık mı?
- Evet! - Bir şey daha var.
Adamı bulan ekibe
500 milyon won ikramiye var.
Vay canına, 500 milyon mu? Gerçekten mi?
Buyur patron.
Hadi 500 milyon won kazanalım!
İstasyonlara gidiyoruz.
Her zamanki yerde beklemedeyim. Beni haberdar edin.
Tamam.
YONGDU'DAYIZ
OKSU'DAYIZ
Böyle bir adam gördünüz mü? Uzun boylu ve…
- Takım elbiseli, evrak çantalı. - Bilmem.
Benimkini böyle döndürürse kaybetmiş oluyorum, tamam mı?
Yani tokadı yiyorum.
Böyle. Gördünüz mü?
Takım elbiseli, tokatçı bir adam.
- Affedersiniz. - Sen kimsin?
Kusura bakmayın.
Affedersiniz. Bir bakayım.
Sıkıntı yok.
Hemen bakıyorum.
Affedersiniz.
- Siz de kimsiniz? - Teftişe geldik.
Nasıl geçti?
Şuraya.
Gülümse.
- Bir. - Ciddi görün.
HANGANGJIN TEMİZ
- Fotoğraf lazım. - Evet.
BUGÜNKÜ ARAMA SONA ERDİ
- Kaptan Hwang, geri dönüyoruz. - Tamam.
Önce bir şeyler yiyelim.
Sıkı tutun!
Hayret bir şey.
Yine selfie zamanı. Fotoğraflı kanıt lazım.
Hadi bakalım.
BUGÜNKÜ ARAMA SONA ERDİ
Bu havada oralara gitmek berbat bir fikir demiştim.
O bölgede girdap oluyor.
Büyük tekneler de dâhil kimse oralara gitmez.
Neyse ki alabora olmadık.
Az kalsın balıklara yem olacaktık.
Özür dilerim.
O gün seni niye sudan çıkardım ki?
Şimdi bedavaya hayatımı riske atmazdım.
Hakkını ödeyemem.
Seni bulduğum yerin 10 kilometre çevresinde kaç ada var?
Yüzlerce.
Orada akıntı da çok güçlüdür.
Kim bilir o şamandırayla ne kadar sürüklendin.
Oyunların oynandığı adayı geçtim,
vurulup düştüğün adayı da hatırlamıyorsun.
Nasıl bulacağız ki?
Öyleyse bırakıyorum.
Yeterince aradık.
Şimdi böyle dersin ama haftaya geri dönersin.
Hayatımı kurtardığın ve benimle aradığın için sağ ol.
Söz, borcumu mutlaka ödeyeceğim.
Gerek yok.
Geri gelmeyeceğini duyduğuma üzüldüm.
Arada ziyarete gelirim.
Tamam. Gel de kalamar yakalayalım.
Bu devirde iyi tayfa bulmak çok zorlaştı.
Polislikten kazandığından fazlasını veririm.
Ne kadar yani?
Karaya dönünce içkileri yudumlarken konuşuruz.
Liman da göründü.
Kapılar açılıyor.
Kapılar kapanıyor.
Al işte.
Şaka falan mı bu?
İnşaat işçileri bile artık düzgün besleniyor.
Burada sadece… Aman be.
Lan zibidi.
Yazın ortasında rahat rahat para kazanıyorsun.
Şükretmeyi bil.
Kaz kafalı. Gidip inşaatta çalış o zaman.
Neyse.
Seong Gi-hun'un hikâyesinin ne kadarına inanıyorsun?
Yazın başından beri her metro istasyonunu araştırdık
ama adamı gören olmadı.
Ben…
- Bir şey düşündüm. - Ne?
Seong Gi-hun kaçık olabilir
ama var olmayan birini aramak için milyarları sokağa atmaz.
Kesinlikle bir bildiği vardır.
Hadi ama patron. Bu istasyonları iki yıldır araştırıyoruz.
Günler değil yıllardır. Tam iki yıldır.
Karım dedi ki o şerefsizi bulursam kendimi oyuna aldırmalı
ve 45,6 milyar won ile eve dönmeliymişim.
Burada ddakji oynayan biri olsaydı onu bulurduk…
İşte bu!
- Alo? - Adamı bulduk. Ta kendisi.
- Emin misin? - Ddakji, tokat ve para. Söylediğin gibi.
Şu anda kartı uzatıyor.
Neredesiniz?
Jonggak'tayız ama adam gidiyor.
Yola çıkıyorum.
Dikkatlice takip edip konumunu bildirin.
Ben gelene kadar onu kaybetmeyin.
Tamam. Haberleşiriz.
JUN-HEE
KADIN DOĞUM VE JİNEKOLOJİ
Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor…
Kim Jun-hee.
Kim Jun-hee burada mı?
- Park Mi-yeong. - Buradayız.
Sizi alabiliriz.
Hepsini mi?
Nasıl? 100 tane kazıkazan mı?
Dün gece rüyanda mı gördün?
- Tapgol Parkı'na girdi. - Oraya geliyorum.
Ona yaklaşmayın. Beni bekleyin.
Tamam. Acele et.
PARKTAKİ ÇARDAĞA GİDİYOR!
Beyefendi.
Merhaba.
Geleceği olmayan bir hayat mücadelesi içindeki size
bugün küçük bir hediye hazırladım.
Hediye mi?
Nedir?
Sadece birini seçebilirsiniz.
Ekmek veya piyango. Birini seçmelisiniz.
ÜZGÜNÜM!
Kaybettiniz.
Paramı alayım.
- Woo-seok. - Evet.
Ne yapıyor bu herif?
Bilmem ki.
Belki iyi biridir. Ben de anlayamadım.
ÜZGÜNÜM!
Tüh ya.
Tüh.
- Tüh. - Kahretsin.
Hadi be! Hay içine!
Bize niye vermiyor?
Bilmem. Dün de rüyamda kısmet görmüştüm.
Ne yapıyor bu?
Neden böyle güzel bir yiyeceği yere atıyorsunuz?
Size bir şans verdim ve seçiminizi yaptınız.
Bunları yere atan ben değilim.
Sizler atıyorsunuz.
Bunun derdi ne?
2071 plakalı araç, sağa çek.
2071 plakalı araç, hemen sağa çek.
- Sen ilgilen. - Ben mi?
Ya görmezden gel diye yalvaracak ya da pusuya yattığımızı söyleyecek.
Kabalaşma ama uzatmasına da izin verme.
Kibar ve profesyonel davran. Tamam mı?
Anladım.
Beyefendi, hız sınırını aştınız. Ehliyetiniz lütfen.
Taksi!
Hadi!
Lütfen şu turuncu taksiyi takip edin.
- Ne? - Aman be.
Onu yakalarsanız iki katını öderim.
Tamamdır!
Nerede kaldın? Geliyor musun?
Birazdan oradayım.
Bu herif manyağın teki.
Şu anda takside. Sana haber vereceğim ama acele et.
Tamam.
Hız yapma cezası 60.000 won. Mutlaka…
Çabuk bitti. Bir şey unutmadın, değil mi?
Ceza tutanağını aldı ve hiçbir şey demeden gitti.
Şüpheli davranmış. Kimliği?
Bir şey çıkmadı.
Nasıl bir iş yapıyorsa
arabasının her yerinde telefon ve tablet vardı.
SEONG GI-HUN SABIKA KAYDI YOK
- Şuradan sağa dönün. - Tamam.
Patron, adam iniyor!
Taksiden indi. Adresi atarım. Varınca ara.
- Biz burada inelim. - Tamam.
Buyurun. Teşekkürler.
- Seong nerede? - 10 dakikaya gelecek.
Seong'u beklersek adamı kaçırabiliriz. Onu biz yakalayalım.
- Tek başımıza mı? - Evet. Korktun mu?
İkiye karşı tek.
- Yeni evlendin diye tırsma. - Hayır, bu adamda bir gariplik var.
Hem Seong da onu beklememizi söyledi.
Ya adamı kaçırırsak? Ya Seong bize parayı vermezse?
Bir milyar won bu!
Yarısını vereceksin ama.
Bana güvenmiyor musun? Düğününü ben organize ettim.
Hadi.
- Bana bak! Dur! - Dursana!
Sana diyorum!
Patron!
Hadi! Gelsene lan!
Woo-seok.
SEONG GI-HUN
SEONG GI-HUN
Bay Seong.
Lütfen yardım edin.
Abimi bulmalıyım.
Özür dilerim.
Şu anda kimseye yardım edecek durumda değilim.
ARAÇ RUHSATI ARAMA 29H 2071
ISAAC ARAÇ KİRALAMA DONGDAEMUN-GU
DONGDAEMUN-GU
Aradığınız kişiye şu an ulaşılamıyor.
Sinyal sesinden sonra sesli mesaj bırakabilirsiniz.
BAY KIM
Görünüşe göre sorduğunuz araç
bir şirket adına kiralanmış.
Şirket mi? Adı ne?
"Gün Işığı Sermaye" yazıyor.
Adresini alabilir miyim?
Şimdi bir oyun oynayacaksınız.
Taş, kâğıt, makas, eksi bir. Eminim kuralları biliyorsunuzdur.
İki elle şekil yapıp bir eli çekersiniz. Kalan eller sonucu belirler.
Tabii ki kaybedeni bir ceza bekliyor.
Filmlerde görmüşsünüzdür. Buna Rus Ruleti denir.
Altıpatlara bir mermi koyup şarjörü kapatacağım.
Kaybedenin kafasına dayayıp tetiği çekeceğim.
Ölme ihtimaliniz altıda bir.
Yaşama ihtimaliniz altıda beş.
Fena sayılmaz, değil mi?
Tamam. Hadi oynayalım. Ben sayacağım.
Taş, kâğıt, makas.
Siz oynamadınız.
İlk elde kuralları çiğnediniz. Elendiniz.
Şimdi tekrar oynayalım.
Taş, kâğıt, makas.
Eksi bir.
Bu kadar gerilmeyin.
Dediğim gibi, yaşama ihtimaliniz altıda beş.
Bir daha oynayalım.
Taş, kâğıt, makas. Eksi bir.
Biraz sıkıcı olmaya başladı, değil mi?
İhtimalleri tersine çevirelim, olur mu?
Şimdiki yaşama ihtimali altıda bir.
Yapma!
Ölme ihtimaliniz altıda beş.
Tamam, bir daha oynayalım.
Hızlanalım ama.
Taş, kâğıt, makas. Eksi bir.
Taş, kâğıt, makas. Eksi bir.
Taş, kâğıt, makas!
Eksi bir.
Tüh! Bir elinizi çekmediniz.
Elendiniz.
Zaferinizi kutlarım.
Şimdi biraz konuşalım mı?
GÜN IŞIĞI SERMAYE
Aynen. Patron henüz dönmedi. Seong söyledi.
İrtibat kesildiğinde patronla Woo-seok ddakji'li adamı takipteymiş.
Ben nereden bileyim?
Neyse, herkesi toplayıp Daebang'a git.
Ben ofisten birkaç silah alacağım.
Evet.
"Daebang" dedim salak. Sindaebang değil.
Kaç kere söylesem de anlamıyorsun dangalak.
Onu dedim zaten! Herkesi çağır!
Kuş beyinli.
BORÇLAR
SEONG GI-HUN
KİRALIK ARAÇ
İŞLETME TAPU TESCİL BELGESİ PEMBE MOTEL
Orada kan izi vardı.
O ara sokaktan fazla uzaklaşmış olamazlar.
Civardaki güvenlik kayıtlarına ve araç kameralarına bakın.
Sorup soruşturun. Sonra ben de geleceğim.
Hiç görüşemedik Bay Seong Gi-hun.
O gün o uçağa binseydiniz iyi olurdu.
Seni orada görünce fikrim değişti.
Beni bulmak için çok uğraşmışsınız.
Teşekkür etmek istedim.
Bana mı?
Beni oyuna davet ettiğin için.
Oyunu kazandım
ve servet sahibi oldum.
Sana teşekkür etmek yapılacak en insani şeydi.
Ben davetiyeleri ulaştıran basit bir elçiyim.
O davetiyeleri kimden aldın?
Tanışmak istiyorum. Ona bir çift lafım var.
Siz söyleyin, mesajınızı ben iletirim.
Senin gibi bir ayakçıyla bu konuyu konuşamam.
Köşeye sıkışmış insanları ağına düşürüp metro istasyonlarında kandırıyorsun.
Senin gibi biri benim diyeceğimi anlayamaz bile.
Bay Seong.
Sizce ben bu konuma nasıl geldim?
Nasıl köpeği olduğun umurumda değil.
Bana sahibini getir.
Gençliğimde oyunlarda çalışırdım.
Sizin gibilerin cesetlerini çıkarıp yakardım.
"Bunlar insan değil.
Hepsi birer çöp, dünyaya hiçbir faydaları yok."
Kendime yıllarca bunu söyleyip çok sıkı çalıştım.
Sonra bana silah verdiler.
Hiç fena bir his değildi.
Sanki hayatta ilk defa varlığım kabul görmüştü.
Şimdi tam yılını hatırlamıyorum.
Bir gün oyunda yenilen bir adamı vurmak üzereydim.
Yüzü tanıdık geldi.
Kimdi dersiniz?
Babam.
Babam birden karşımda belirmişti.
Ağlıyor, canını bağışlamam için bana yalvarıyordu.
Onu alnının çatından vurdum ve bir şeyi fark ettim.
"Hah" dedim.
"Bu iş tam bana göre."
İnsanları ha içeride vurmuşsun,
ha dışarıda kandırmışsın, bir şey fark etmez.
Sen o zaman da onların köpeğiydin…
…hâlâ da onların köpeğisin.
Bay Seong.
Oyunu kazandınız diye kendinizi özel mi görüyorsunuz?
Senin gibi biri
oradan nasıl sağ çıktığımı…
…ne bilebilir
ne de anlama kabiliyetine sahip olabilir.
Keza o oyunu oynamanın…
…nasıl bir his olduğunu da.
Benimle bir oyun oynayın.
Filmlerde görmüşsünüzdür. Buna Rus Ruleti denir.
Genelde silaha bir mermi sürülür, şarjör döndürülür
ve tetik çekilir.
Sonraki ele başlamadan önce şarjör tekrar döndürülür.
İhtimal yeniden altıda bir olur.
Ama ben bu oyunu biraz daha ciddi oynamak isterim.
Çünkü siz özelsiniz Bay Seong.
Lafı uzatma.
Şarjörü tekrar döndürmeden sırayla tetiği çekeceğiz.
Altı elin birinde mermi patlayacak ve oyun sona erecek.
Ne dersiniz?
Hep merak ettim.
Oradan nasıl sağ çıkabildiniz?
Çünkü ddakji'de çok kötüydünüz.
Ne oldu?
Düşüncelere mi daldınız?
Artık ölme ihtimaliniz ikide bir.
Çok yüksek bir oran.
Korkup düşüncelere dalmanız normal.
Şu an ne düşündüğünüzü tahmin edeyim.
"Silah benim elimde.
Kuralları boş ver.
Tetiği bir iki kez çeksem bu herifin suratını dağıtırım."
Haksız mıyım?
Şu sorduğunuz kişiyle tanışmak istiyorsanız anahtar cebimde.
Beni o silahla vurup anahtarı alabilirsiniz.
Ama önce şunu itiraf edin.
Sen de herkes gibi bir çöpsün.
Şansı yaver gidip çöplükten çıkmayı başarmış bir çöp.
Ne oldu? Düşüncelere mi daldın?
Evet.
Kuralları boş ver.
Şimdi tetiği bir kez çekerek…
…beni öldürebilirsin.
Ama…
Önce şunu itiraf et.
Yüzüne maske takar
ve sahibin ne derse onu yaparsın.
Sahibin için koşar, havlar,
kuyruk sallarsın.
Sen sadece sahibinin köpeğisin.
Alt yazı çevirmeni: Melih Tu-men
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.