Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Tajik
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Bu filmin gerçek olaylar veya kişilerle alakası yoktur; tamamen kurmacadır.
Filmde, hassas içerikler mevcuttur.
Filmdeki tüm karakterleri reşit oyuncular canlandırmıştır.
Başlıyoruz, kızlar.
Sol. Sol.
Sol, sağ, sol.
Rahat!
Dikkat!
Ve şimdi, Öğrenci Lideri'ni açıklayacağız.
Her yıl, akademik başarı ve liderlik konusunda...
...örnek teşkil eden bir öğrenci seçiyoruz.
Öğrenci Lideri'miz ilk defa kız yurdundan çıktı.
Mira Kishore.
- Teşekkürler, efendim. - Tebrikler.
- Gurur duyduk! - Teşekkürler.
Gel.
- Okul! - Pardon.
Dikkat!
Merhaba.
Pekâlâ...
Ardımdan andımızı tekrarlayın.
Okulumun bir öğrencisi olarak, asırlık Hint kültürümüzü onurlandıracağıma...
...ve ona göre yaşayacağıma ant içerim.
Okulumdaki kurallara uymaya...
...daima...
...çaba göstereceğim.
Seni dün uyarmıştım. Kaldır kollarını!
- Niye yanlış çorap giydin? - Değiştirmeyi unutmuşum.
- Çorapların yurtta mı? - Evet.
Gidip değiştir lütfen.
O başlattı.
- Yalan söyleme, sen başlattın. - Kapa çeneni!
Kimin başlattığı umurumda değil. Andımız sırasında yapmayın yeter, tamam mı?
Şimdi, alanda iki tur atın.
Saçını da topla.
Tamam, çıkarırım.
- Tebrikler, Mirabai. - Teşekkürler.
Çok gıcıksın.
- Girebilir miyim, efendim? - Gir.
- 11. - Tebrikler, Mira.
Daha sıkı çalış.
Mira.
Sana karşı çok katı olacağım...
...çünkü kurulda bana 100 tam puan kazandırmanı istiyorum.
- Tamam mı? - Tamam, efendim.
20 üzerinden 19.
- En yükseği bu. - En yükseğiymiş!
Mira.
Mira!
- 14. Güzel. - Söylesene, bana bir baksın.
Sınav kağıdına bakabilir miyim?
- Ona uzatabilir misin? - 16...
Güzel.
Srinivas?
- Evet? - 8.
Uluslararası bir okuldan geldiğini sanıyordum.
10... Daha sıkı çalışmalısın.
Duyuru Panosu
- Merhaba. - Merhaba.
Özel güçlerini kullanarak bunu benim için asabilir misin?
Tabii.
Broşürler bir hafta asılı kalır.
Astronomi Kulübü
Yardım edeyim mi?
Bu aslında iki kişilik bir iş değil.
Bekle.
Broşürler bir hafta asılı kalıyor. İstersen ek süre talep edebilirsin.
Teşekkürler.
Öğrenci Lideri
- Merhaba! - Merhaba!
Bir tane al, lütfen.
- Merhaba. - Tebrikler, hanımefendi.
Merhaba, ben Mira'nın annesiyim.
Çok teşekkürler!
Merhaba, gelsene!
Diğer anahtarları daha sonra açıklayacağım.
İşte benim Öğrenci Lideri'm! Merhaba, tatlım! Gel bakalım.
Beni çok gururlandırdın!
Çok gururluyum!
Bazı yaşlı öğretmenler bir kızın bunu başarabileceğini düşünmüyordu.
Yaşlılara birkaç şeker götürüver.
Bizim zamanımızda kızlar hesaba bile katılmazdı.
Hiç şansları yoktu.
Bu, onların yanıldığını kanıtlayacak.
Teşekkürler, hanımefendi.
- Sonra görüşürüz. - Görüşürüz.
Güle güle.
Anne, kapıda beklemelisin.
- Ebeveynlerin kampüse girmesi yasak. - Eski öğrenciler girebiliyor ama!
Tamam, süveterini unutmuşsun.
- Ani Teyze. Merhaba! - Merhaba, canım.
Lider'imiz, nutuk çekmeye başladı şimdiden.
- Aynen! - Babasına çekmiş!
Gidelim.
Bakabilirsin, odaklamana yardımcı olabilirim.
Tamam.
Şuradan...
Vay canına!
- Daha net mi? - Çok güzelmiş!
Pekâlâ, çocuklar. Hadi bakalım!
Tamam, hadi. Hemen toparlanın.
Merhaba, hanımefendi.
- Nasıldı? - Oldukça öğreticiydi.
12'den başka kız geldi mi?
Son sınıftaki kızlara sordum ama...
Sorun değil. Yapacak bir şey yok.
- Merhaba, hanımefendi. - Merhaba.
Gerçekten çok ilgiliydiler, çok fazla soru sordular.
- Teşekkürler. - En iyisi, uygulamalı eğitimdir.
Bazı öğretmenler bunu umursamıyor ama...
Hadi, Nisarg. Gidelim.
Tamam, çocuklar. Hadi bakalım.
O çocukları ben getiririm.
- Kilitlerim de. - Tamam.
- Sadece kapıyı kilitle. - Tamam.
Anahtarı geri getiririm.
Çocuklar, yurda dönme vakti.
Acele edin!
- Üşüyorsun. - Sağ ol.
- Sen üşümüyor musun? - Üşüyorum.
- Paylaşmak ister misin? - Belki oturabiliriz...
- 10 dakika olabilir. - 10 dadika, tamam.
Astronomiye nasıl merak saldın?
Hong Kong'daki okulumda bir kulübümüz vardı.
Oradaki okulunu özlüyor musun?
Bazen.
Burası daha farklı.
Çok fazla kural var.
Ama sen kuralları seviyor gibisin.
Mira...
- Sana bir şey sormak istiyorum. - Tamam.
- Ama dürüstçe yanıtlayacaksın. - Tamam.
Niye bekledin?
Toplanmana yardım edeyim dedim.
Sanırım beni dinlemedin.
Birbirimize karşı dürüst olmayı...
...bir kural haline getirmeye ne dersin?
Ayak yapmak yok.
Niye bekledin?
Bilmiyorum.
Toplanmana yardım edeyim dedim, ama...
Konuşup...
...birbirimizi tanırız diye de düşünmüştüm.
- Ne bilmek istersin? - Bir sırra ne dersin?
Olur.
Aklıma gelen ilk şeyi söyleyeceğim.
Tam bir ana kuzusuydum.
Ve o, benim için en zeki ve en iyi kişiydi.
Onu sürekli takip ederdim.
Bir keresinde üstünü değiştiriyordu ve ben içeri girdim.
Hayatımda ilk defa çıplak bir kadın görmüştüm.
- Tanrım! - Çığlık atarak hemen dışarı çıktım.
Bu onu son takip edişimdi.
Neden bu olayı seçtim, bilmiyorum.
Peki.
Sıra sende.
Bir şey mi düşünüyorsun?
Ben...
...eşyalarımı hep kaybediyordum...
...ve...
...bu annemi çok kızdırıyordu.
Ve 5. sınıfta süveterimi, mataramı...
...ve yeni süveterimi kaybettim.
Bu yüzden, ona söylemek istemedim.
Gıcık olduğum bir kız vardı, ben de onun süveterini aldım.
Ve o, yanlış üniforma yüzünden ceza aldı.
Ve hâlâ onun için çok üzülüyorum.
- Annenden hâlâ korkuyor musun? - Hayır.
Sadece, artık ona tahammül edemiyorum.
- Annem açarsa sakın konuşma. - Tamam.
- Bir kere çaldırsam? - Olur.
Görüşürüz.
Görüşürüz.
- Seni... öpebilir miyim? - Hayır.
- Niyetim şey değildi... - Sorun değil.
- Sorun olmadığına emin misin? - Eminim!
Peki.
Bu çok tatlıydı!
- Teşekkür ederim. - Rica ederim.
Görüşürüz.
Hangi cehennemdeydin?
Yapamıyorum. Bu gen terapisini anlamıyorum.
Astronomi kulübündeydim.
- Beynim yandı. - Nerede takıldın?
Ver. Yardımcı olayım.
Bu astronomi kulübü de ne?
Bayan Bansal ve bu yeni çocuk Srinivas tarafından açılan yeni bir kulüp.
Günaydın, hanımefendi.
- Günaydın. - Anahtarınız.
Niye dün gece getirmedin?
Sizi rahatsız etmeyeyim dedim, hanımefendi.
Bu anahtarın geceleri öğrencilerde bulunmasına izin verilmediğini biliyorsun.
Özür dilerim, hanımefendi.
Neyse...
- Son sınıf kızlarını çağırabilir misin? - Tabii, hanımefendi.
Priya.
Şu sandalyeyi al ve buraya koy.
Şimdi üstüne çık.
Merdiven çıkarken böyle görünürsünüz.
Mira, diğer sandalyeyi onun yanına koy.
- Üstüne çık, lütfen. - Peki, hanımefendi.
Olması gereken etek boyu budur.
Eteğiniz dizlerinize kadar ulaşmalı.
Çoraplarınızı yukarı çekin.
Hadi.
Hemen! Çoraplarınızı yukarı çekin.
Çoraplarını çek!
Ayrıca kızlar, erkeklere dikkat edin.
Onlarla gerekmedikçe konuşmayın.
Ne kadar saçma.
Büyüyorsunuz, dikkatli olmalısınız.
Anladınız mı?
Bu kadar. İnebilirsiniz. Dağılabilirsiniz.
Hadi.
Çok sıcak.
- Biraz sıcak olması gerekiyor. - Çok sıcak ama!
- Peki daha önce erkek arkadaşın oldu mu? - İlgimi çeken kimse olmadı.
Öğrenci Lideri'nin standartları yüksek olur tabii.
- Ya senin, kız arkadaşın oldu mu? - Hong Kong'da bir kız arkadaşım vardı.
Son sınıf öğrencisiydi.
- Ne kadar süre birlikteydiniz? - Sekiz ay.
- Kıskandın mı? - Umurumda değil.
- Mira?
Mira.
Geliyorum.
- Kiminle konuşuyordun? - Ne?
- Kiminle konuşuyordun? - Ders çalışıyordum.
Seni duydum. Yalan söyleme.
Kimdi o?
Alo?
- Kim bu? - Bir arkadaş.
Bir arkadaş demek?
Bu saatte?
- Yanında dondurma ister misin? - Hayır.
- Bir tane mi iki tane mi? - Bir.
- Bugün hangi testi çözeceksin? - Fizik.
Güzel.
Dün gece kiminle konuşuyordun?
- Bir arkadaşla. - Bana karşı dürüst ol, lütfen.
Bu sabah babanla konuştum.
Bu konuyu konuşmadım. Salak değilim.
Riddhi'yi ikna etmeye çalışıyorlar.
Artık çok geç olduğunu söyledim.
Ona bir sürü yasak koydular o da şimdi eve gelmeyi reddediyor.
Benden bir şey saklamanı istemiyorum.
Senden bir şey sakladığım yok.
O zaman, kimle konuştuğunu söyle.
- Dedim ya, bir arkadaşla konuşuyordum! - Erkek bir arkadaş.
Adı ne?
Sesini değiştirir.
Alo?
Merhaba. Veer Hanesi'nden Srinivas'la konuşabilir miyim?
- Kim arıyor? - Teyzesiyim.
Bir dakika.
Srinivas Ram'ı çağır.
Alo?
Ne oldu?
- Çağırdım. - Tamam.
- Bekleyin, lütfen. - Tamam, sorun değil.
Bekliyorum.
- Merhaba. - Merhaba.
Sadece arkadaş olduğumuzu söyle, tamam mı?
Ne?
Merhaba, teyze. Ben Sri.
Merhaba, ben Mira'nın annesiyim, Anila.
Bu çiçekleri görüp çok güzel olduklarını düşündüm de.
Sağ ol. Mira, bunları vazoya koy.
Geç otur.
- Bir bardak da su getiriver. - Tamam.
Bu kadar harika bir bahçeniz olduğunu bilmiyordum.
Annemin. Burası annemin evi.
Mira, vaktinizi burası ve Haridwar arasında paylaştırdığınızı söylüyordu?
Sınav dönemlerinde hep onunla olurum.
Ama bu yıl çok önemli, o yüzden...
Kurul sınavlarına kadar burada olacağım.
Farkında olsa da olmasa da kızım benim için her şeyden önce gelir.
- İçsene. - Teşekkürler.
- Bu yüzden öğrenmek istediğim... - Haridwar'ı özlüyor musunuz?
Hayır.
Pek özlemiyorum.
- Ailen ne iş yapıyor? - Babam bir diplomat.
Annem de dansçı.
Ayrıca Bharatnatyam hocalığı yapıyor.
- Daha önce Hong Kong'da mıydın? - Evet teyze, üç yıllığına.
Ondan önce de Dubai, Kahire, her yeri gezdim.
Burayı nasıl buldun?
Fena bulmadım. Ama yemekler berbat.
Mira...
- ...git yıkanacak çamaşırlarını hazırla. - Sonra hazırlarım.
Üniforman için erkenden gelecek, git.
Sadece arkadaşız.
- Arkadaşlıktan ötesine izin vermiyorum. - Elbette.
Sadece onu tanımak istiyorum ve...
Burada pek kimseyi tanımıyorum.
Yerel bir velim bile yok.
- Ama bu onun derslerini etkilememeli. - Bunu ben de istemem.
- Bir müdireye uygun bir renk, değil mi? - Evet, ben de beğendim.
Yatılı okulda yeni olmak zordur.
Belki ona yiyecek bir şeyler götürebilirim?
Onu öğle yemeğine davet edebilirsin.
Düzgün bir çocuk.
Yaşına göre oldukça olgun.
Ne fısıldaşıyorsunuz?
Mira.
Ne yaptığına bakmamın sakıncası var mı?
- Kendine gel, yengen o. - Ciddiyim, sadece şaka yapıyorduk.
Dikkatli otur.
Eteğinin altını görebilirler.
Üzgünüm.
Sikik ecnebi!
Mira.
Bu, senin için.
- Aç, lütfen. - Üzgünüm, kabul edemem.
- Niye? - İlgimi çekmiyor.
Arkadaş olduğumuzu sanıyordum. Notlarımı seninle paylaşıyorum.
Ben de notlarımı seninle paylaşıyorum.
Sadece bir düşün? En azından önce bir açsan.
Hayır, Hardik.
Priya.
- Merhaba, Vikrant. - Merhaba.
18. yaşınız kutlu olsun Bayan Mira.
Merhaba, Mira.
Bol bol ye ve ona biraz yardım et. Hoşuna gidecektir.
Teşekkür ederim.
Ev yemeklerini ne kadar özlediğimi tahmin bile edemezsiniz.
O zamanlar okulumuz nasıldı?
Yani...
İki okul vardı: Biri erkekler, diğeri de kızlar için.
Ve sadece Ulusal Spor Günü ve Öğretmenler Günü'nde buluşabiliyorduk.
Öğretmenler Günü'nü biliyorsun, değil mi?
Son sınıflar öğretmen oluyor, değil mi?
Evet, bu yıl sen de öğretmen olacaksın.
Mira da müdire olacak.
Ama erkeklerle yılda sadece iki kez mi bir araya gelebiliyordunuz?
- Şey... - İmkanı yok.
Buna inanmıyorum!
- Bazı kızlar çılgınca şeyler yaptı. - Ne gibi?
- Hadi ama. Bize anlatmalısınız! - Tamam, anlatacağım.
- Ama aklına bir şey gelmesin. - “Mira, aklına bir şey gelmesin!”
Yani... benden hoşlanan bir çocuk vardı.
Ve kız yurdunun bahçesinde saklanıyordu.
Sanırım, çıkma teklif etmek istiyordu.
Ama sonra yağmur yağdı ve onu yakaladılar, ben de onu reddettim.
Annen, oğlan için fazla havalıymış.
- Biraz daha limonlu pilav ister misin? - Evet, biraz daha alayım.
Teşekkürler.
Peki sen, annene mi çekmişsin babana mı?
Bilmem.
Ailemin kendi karakteri var, benim de kendi karakterim var.
Babam 12. sınıfta olduğumu unutmuş bile olabilir...
...ama aramız iyidir.
- Mira kime çekmiş peki? - Babasına çektiğini düşünüyor.
Bence, babasını örnek alıyor.
Almıyor musun?
İyiydi, dostum.
Beğendin mi?
Yakaladık!
Teşekkürler.
Hanımefendi?
Pratik, Vikrant ve Hardik...
...merdivenlerden çıkan kızların fotoğraflarını çekiyor.
Eteğinizin diz boyunda olması konusunda bu kadar ısrar etmemin nedeni bu işte.
Bu konuda bir şey yapabilir miyiz?
Görmezden gelmek en iyisi.
Fazla önemsememek lazım.
Ama küçük kızlar korkuyor.
Dalaşmak, kızların durumunu daha da kötüleştirebilir.
Gece gündüz her yerde olamaz ve bekçilik yapamayız
- Uzaklaştırma verilemez mi? - Uzaklaştırma çok ağır bir cezadır, Mira.
Teşekkürler.
Konuyu, müdürle konuşacağım.
Sen de kızlarla konuş.
O fotoğrafların elden ele dolaşmasını istemezler.
Haklısınız, hanımefendi.
Çok teşekkürler, hanımefendi.
Beş bin daha lazım.
Ne? Alışveriş yapmam lazım.
Mira'nın da ihtiyaçları var.
Ne almak istiyorsun, Mira?
- Kitap. - Yaa tabii, kesin kitaptır!
Riddhi'yi bulabildiler mi?
Kuzenin bir adamla kaçtı.
Polis bulur.
Müzik öğretmeniyle kaçtığını biliyorlar.
- Ne fark edecek ki? - Ne demek ne fark edecek?
Hayatını bu şekilde heba edemez.
Haksız mıyım?
- Adamdan hoşlanıyor muydu? - Riddhi daha 21 yaşında.
Neden hoşlandığını bilemez.
Sen de mi bilmiyordun?
Bana evlilik teklifi ettiğinde o da 21 yaşındaydı.
Ben de bilmiyordum.
Biraz kısaymış. Daha uzun bir şey mi denesem?
Hayır, güzel durdu bence.
- Uygun beden değil mi? - Evet.
- Başka renkleri de var. - Gördün mü?
Külodumun hatları belli oluyor mu?
Dur bir bakayım.
Dikişsiz külot giyebilirsin.
Bu kesim senin için iyi.
Ben de bu kaprileri deneyeceğim.
Gel, canım.
Gel, gel.
Dersinizi çalışın.
Bir saate kadar geleceğim, çilekli milkshake getireceğim size.
Vay canına!
Kapı açık kalsın!
Otur.
Ders çalışmaya hazır mısın?
Gördün mü? Odaklanamıyorum!
Tamam, ben soru sorayım sen cevapla ben de cevaplarından bir şeyler öğreneyim.
Hazır mısın?
- İlk yasası... - Mendel!
Mendel'in ilk kalıtım yasası baskınlık yasasıdır.
Doğru.
- Baskın özelliğe bir örnek ver? - Ten pigmentasyonu ve göz rengi.
Aslanağzı veya Mirabilis jalapa çiçeğinin renk özellikleri?
Eksik baskınlık.
Kırmızı çiçekler ve beyaz çiçekler pembe çiçekleri meydana getirir.
Mirabilis jalapa.
- İstemiyorsan yapmam. - İstemediğimden değil.
Neyden o zaman?
Göğüslerim biraz sarkık...
...o yüzden destekli sütyen takıyorum.
Böyle mükemmelsin.
- Üzgünüm. - Sorun değil.
- Bu iyi bir şey, değil mi? - Öyle!
Şaşırdım. Bilmiyordum.
Öğrenmek ister misin?
Önce şu bölümü bitirelim...
...sonra eğleniriz.
Tamam.
Şimdi de ben sana soru soracağım.
Sanırım biraz ara vereceğim.
Döndüğümde bölümü çalışabiliriz.
Sonra sorularını alabilirim.
- Seni yavaşlatıyorum. - Hayır, yavaşlatmıyorsun.
Notlarının düşmemesi gerekiyor, hatırladın mı?
İkimiz de badminton oynuyorduk.
Böylece yarışmalara giderken otobüste buluşup konuşabiliyorduk.
- Ama Harish hep uyuyakalıyordu. - Çok romantik!
Evet, toplum içinde beraber görünmemeliydik.
Annem öğrenseydi beni öldürürdü.
Önce beni, sonra da onu.
- Milkshake'im nerede? - Mutfakta.
- Peki ya öğrendiğinde ne oldu? - Çok sinirlendi.
Anneme, onunla evleneceğimi söyledim ve sonra evi terk ettim.
Bu çok cesurca. Mira, bundan haberin var mıydı?
Beni süzüyor çünkü ders çalışıyor olmam gerekiyordu.
Süzmüyorum.
- Bir bardak daha milkshake ister misin? - Evet, lütfen.
♪ Take it or leave it ♪ ♪ Mary Carewe & George Robertson Mcfarlane ♪
Bu şarkıyı biliyor musunuz?
Mirabilis!
- Ufak adımlarla. - Pardon.
- Elimi böyle tut... - Tamam.
Evet.
Pardon.
Beni takip et.
Mira, elini buraya koy.
Swing biliyor musunuz?
Tamam çekil, göstereyim.
Annen tam bir profesyonel!
Veli toplantısında görüşürüz, tamam mı?
Annenle baban gelecek, değil mi?
Görüşürüz.
Bu Anjali. O da bir Öğrenci Lideri.
- Merhaba. Nasılsın, canım? - İyiyim.
Evet, Müdür Bey. Ben hallederim.
Endişelenmeyin.
Bu da neydi böyle, beni herkesin önünde utandırdın.
Ne oluyor ya!
Neler oluyor?
- Bilmiyorum. - Eve gel de bir hele, terliği suratına ye.
Okula bunun için mi gidiyorsun?
Buraya okumaya mı yoksa fotoğraf çekmeye mi geldin?
Konuş!
Kendime hiçbir şey alamıyorum...
...tüm maaşımı senin eğitimine harcıyorum.
Bir sorun yok.
Harika gidiyor.
En önemlisi dersleri.
Mira?
Priya bugünlerde hep Vikrant'la birlikte. Fark etmişsindir.
Farkındayım, arkadaşlar.
Arkadaşları disipline etmek zordur. Ama adil olmalısın.
- Ayrıcalık yok. - Haklısınız hanımefendi. Anladım.
Onunla konuştum ama sadece arkadaş olduklarını söyledi.
Bu onun için kötü.
Bu çocuğun nasıl biri olduğunu biliyorsun.
- Yani, bilhassa o! - Biliyorum.
Ailesini bu işe bulaştırmak istemiyorum, yoksa ortalık çok karışır.
Doğru.
Lütfen onunla konuş.
- Olur mu? - Tamam, hanımefendi. Onunla konuşacağım.
- Söz mü? - Söz, hanımefendi.
- Tamam, iyi tatiller. - Teşekkürler, hanımefendi.
- Haftaya görüşürüz. - Görüşürüz, hanımefendi. Hoşça kalın.
Seks Eğitimi Seks nedir? Seks türleri ve pozisyonları.
Vajinal seks. Oral seks. Erojen temas. Mastürbasyon. Anal seks.
Kadın cinsel organları. 1) Klitoris.
Dur, yukarı çık.
Bu, birinci gelmen gereken bir sınav değil.
Biliyorum.
Ama hazırlıklı olmak istiyorum.
Bunun hakkında düşünmemiştim ama kadınlarda üç delik varmış.
Ben de.
Kulaklıklarınızı takın.
- Üzgünüm. Porno bu işte kilit bir aktivite. - Sorun değil.
- İyi misin? - Evet.
“Klitorisin binlerce sinir ucu vardır...
...ve uyarıldığında şişer.”
Klitorisi biliyor musun?
Öğrenci Lideri Mira!
Erkek anatomisini öğrenmek istiyorum.
O çok kolay!
Prezervatifi öğrenmeliyiz.
Evet, ama...
Ne yapmam gerektiğini bilmek istiyorum.
- Bunu birlikte öğrenmemize sevindim. - Ben de.
- Dışarı mı çıkıyorsun? - Evet.
Priya'yla sinemaya gideceğiz.
Bu kılıkta mı?
- Harish! - Sadece sordum.
Sınavlardan sonra istediğin tüm filmleri izleyebilirsin.
Film sadece 3 saat.
24 saat boyunca ders çalışamam.
- Selam. - Selam, gelsene.
- Eteğin güzelmiş. - Zevkimi takdir edeceğini biliyordum.
Merhaba, Ani Teyze.
Amcana tatlı yapmıştım. Biraz da sana ayırdım.
- Haftaya da, tavuk var. - Sağ ol.
- Su ister misin? - Hayır, böyle iyiyim.
Merhaba, amca.
- Hazır mısın? - Evet, hazır.
Sana güveniyorum, bebeğim. İyi eğlenceler.
- Gidelim. - Görüşürüz.
- Görüşürüz, baba. - Görüşürüz.
Pri, sanırım filmi es geçeceğim.
Biyolojiye çalışmadım. Reader's'a gitmem lazım.
Bu kadar sıkıcı olma.
- Eğlenceli olacak. Gel işte. - Hayır, Pri.
Herkes geliyor.
Ayrıca, Hardik de seninle konuşmak istiyor.
- Niye? - Çünkü onlara uzaklaştırma aldırdın.
Uzaklaştırmayı ben aldırmadım. Bu müdürün tasarrufunda olan bir şey.
Gidip Bansal'a söylediğini biliyorlar. Hardik ne yaptı ki?
Sana iyi seyirler.
- İyi misin? - İyiyim.
- Yanlış bir şey mi yaptım? - Hayır.
- Seni uyardığım için mi? - Hayır.
Ne yapman gerektiğini biliyordun.
Bir yerde alıştırma mı yaptın?
Sana eski kız arkadaşımdan bahsetmiştim.
Değil mi?
- O dönemden yani? - Evet.
Mira, seni tanımadan önceydi.
Ama internet kafede...
...sanki hiçbir şey bilmiyormuşsun gibi davranıyordun.
Ve...
- Ne yapacağını biliyorsun. - Anlamıyorum.
Niye yalan söyledin?
Kendimi aptal gibi hissediyorum.
- İçinden gizlice bana gülüyormuşsun gibi. - Gülmüyordum.
Çok iyi vakit geçiriyordum.
Aldığın notlarla da çok tatlıydın.
Ama bilinçli olarak yalan söylemedim, Mira.
Seni incittiysem gerçekten üzgünüm.
Seni nasıl uyaracağımı öğrenmek istiyorum.
Tamam.
Sana gösterebilirim.
Çok kolay.
Merhaba anne.
Saatten haberin var mı?
Reader's'a gitmiştim.
Babana 3 saat demiştin.
- Sinemaya kim kim gittiniz? - Her zamanki tayfa.
- Priya'yı arasam doğrular mı? - Ara.
Sinemaya gitmedim.
Priya, Hardik ve çocukları davet etmiş.
Uzaklaştırma almalarına sebep olduğum için bana kızgınlardı.
Niye uzaklaştırma aldılar?
Kızların...
...uygunsuz fotoğraflarını çekip onları rahatsız ediyorlardı.
Ben de onları ihbar ettim.
- Nereye gittin o zaman? - Reader's'a gittim.
Yeni deneme testleri vardı.
Bakayım o testlere.
Almadım.
Sadece orada okudum.
Al.
Sri yarın geldiğinde, farklı odalarda ders çalışın.
Tamam mı?
Niye?
Tekrar yapmada birbirimize çok yardımımız dokunuyor.
Mira, derslerin aksarsa baban beni suçlar. Seni değil.
Son sınavımdan tam not aldım.
Sen...
- Anne, şunu kapatır mısın? - Olmaz, yapacak bir sürü işim var.
Derslerimi bahane etme!
Güvenimi suistimal etme, Mira.
Şu eteği kirliye ayır. Giyecek başka bir şeyin yok mu?
Sen...
Zulüm bu!
Yarıda kaldı.
Sri, canım...
Kıyafetlerimi alabilmem için dışarı çıkar mısın?
Tabii.
Aslında, gerek yok. Gözlerini kapaman yeterli.
Tamam.
Açabilirsin.
Onunla birlikte tekrar yapayım dedim, bir bölümü bitirdim.
Kendin tekrar et.
Geç uyuduğunu söyledi. Bırak dinlensin.
- Özür dilerim, kalkabilirim. - Hayır, hayır. Uyu.
Ama ben de biraz uzanacağım. Tamam mı?
Pervaneyi kapat.
O zamanlar kolay değildi.
Birlikte olduğunda, evlenmek zorundaydın.
Ayrılık diye bir kavram yoktu.
İlk kız arkadaşımla evlenseydim çok kötü olurdu.
Niye?
Benden de hoşlanıyordu ama paramdan daha çok hoşlanıyordu.
İyi ki ayrılmışsınız o zaman.
Gençken, bu sadece çocuksu bir sevgidir.
Yani, uzun sürmez.
Sonrasında ne oluyor? Hiçbir şey, romantizm yok.
Selam.
Seni rahatsız mı ettik?
Annen romantizm konusunda bilgeliğini konuşturuyor.
Bu konuda uzman, biliyor musun?
Bunların yüzünden.
- Pekâlâ, bir bakalım. - Kes şunu!
“Cassandra, Brandon'a bakıyordu...
...İçin için yanan gözleri onu yakıp kavuruyordu.”
“Dizlerinin bağı çözüldü.”
- “O takımın içinde çok iyi görünüyor.” - Yeter!
O için için yanan gözlere ne olduğunu bilmek istiyorum.
- Sana hediye edeceğim. Doğum günü hediyesi. - Harish'e hediye et.
İyi fikir.
Bu boktan kitabı onun parasıyla aldın.
Çay içmek ister misin?
- Her zaman. - Gel.
- Anenle baban, doğum günün için gelecek mi? - Hayır, Hong Kong'a gitmeleri gerekiyor.
- Al, az şekerli. - Teşekkürler.
Vay, kakule de eklemişsin.
Doğum gününde ne yapmak istiyorsun?
Yurtta kalmayayım yeter.
Merhaba.
Aklıma bir fikir geldi.
Doğum günü öncesi küçük bir kutlama için dağımıza gidelim mi?
Seni seviyorum.
Bu, çocuksu bir sevgi de olabilir...
...olgun bir sevgi de.
Sri!
Bekle.
Gel.
- Merhaba. - Merhaba.
Şunu bir dinle.
İşimi çabucak bitireceğim, kapıda buluşalım mı?
- Ne için? - Benimle kapıda buluş işte.
Pri? Seninle bir dakika konuşabilir miyim?
- N'oldu? - Gel.
- Şey... - Sorun ne?
Öğretmenler, bugünlerde Vikrant'la çok vakit geçirdiğini fark etmiş.
Ee, beni ihbar mı edeceksin?
Hayır, sadece annene söylemesinler diye sana haber vereyim dedim.
- Bansy kendi işine baksın. - Onunla bu kadar çok takılma.
- O, doğru kişi değil. - Yanlış bir şey yapmıyorum!
Bu yüzden her şey göz önünde.
Peki ya sen ve şu Sri denen çocuk?
- Bana ne zaman söyleyecektin? - Neyi?
Mira, kör değilim.
Bansy'ye bundan niye bahsetmiyorsun peki?
Ne yapacağım ben?
- Bu konuda endişelenme. - Biz hallederiz.
Haddini aşıyor artık.
Kimseye söyleme, tamam mı?
Merhaba, Mira.
- Annen beni kurtardı. - Her zaman yanındayım, biliyorsun değil mi?
Biliyorum, Anila.
Çay yapacağım.
Aç mısın?
Öğretmenler Günü kıyafetimi de denedik.
- Kapıda seni bekledim. - Bayan Bansal'ın nasıl baktığını gördün...
Burada buluşmanın daha güvenli olacağını düşündüm.
- Kaseti dinledin mi? - Walkman'im yanımda değildi.
Ama bu akşam dinleyeceğim.
Kasette ne nediğini söyleyecek misin?
Kaseti dinle.
Ders nasıl geçti?
- Ne hakkında konuşuyordunuz? - Anila'yla mı? Sadece...
...para meselelerini.
Ve ailemi.
Önemli bir şey konuşmuyorduk.
Benimle konuşmak istemiyor musun?
Mira, bu...
Tabii ki istiyorum.
Yardıma ihtiyacım vardı ve bazı şeyleri annenle konuşmak daha kolay.
Eminim bayılmıştır!
Neden ona karşı bu kadar acımasızsın?
Tüm bunları senin için yapıyor.
İyi bir anne olmak için çok çabalıyor.
Onun hakkında çok şey biliyor gibisin.
Ben sadece...
...sevildiğini ve değer gördüğünü hissetmesinin...
...iyi bir şey olduğunu söylüyorum.
Bu şekilde bir araya gelebiliyoruz ve bir araya gelebilmemizin tek yolu da bu.
Kaba davranmanın bize bir faydası olmayacak.
Kaset için de üzgünüm.
Bu akşam dinleyeceğim.
Çay hazır.
Gelin hadi.
- Söz ver, tamam mı? - Gel.
- Alo? -Alo?
Bir gece için Srinivas için izin almak adına aramıştım...
...yarına, Veer Hanesi'nden.
- Ne amaçla? - Doğum günü için.
- Siz nesi oluyorsunuz? - Teyzesiyim.
Tamam, lütfen bekleyin.
Bir dilek tut.
İyi ki doğdun!
19. yaşın kutlu olsun!
- Gece ziyaretçisine hazır ol. - Ne?
Teras.
Bu kanepe hiç rahat değil. Sırtın ağrıyacak.
Yurt odalarına alışkınım. Her yerde uyuyabilirim.
Mira'nın odasında uyu, o benimkinde uyuyabilir.
Herkese yetecek kadar yatak var.
Hayır, Mira kendi odasında uyumalı.
Kanepe harika, gerçekten.
Seninle uyuyamam, horluyorsun.
- Abartma. O kadar da kötü değil. - Kötü.
- Trendeyken çok gürültülü horluyordun. - Bir gece idare edebilirsin.
- Yarın sınavım var. - Mira!
Senin odanda uyumayacağım, anne.
O zaman Sri, sen benim odamda uyuyabilirsin, prenses de kendi odasında uyusun.
- Anila, bence buna gerek yok. - Bence en iyisi bu.
Ders çalışmak için sabah beşte kalkmamız gerekiyor.
Seni rahatsız ederiz, burada uyuması en iyisi.
Ben de uyanırım. Size çay yaparım.
- Bu, sence de garip değil mi? - Niye?
Daha önce de orada kestirmiştin, değil mi?
Yatak da gayet rahat, değil mi?
Tamam, gel. Eşyalarını al.
Kalk.
Gel.
Ne olursa olsun beni beşte uyandır.
Terasa çıkacağız.
- Bu taraf senin için uygun mu? - Evet.
İyi geceler.
N'oldu?
- Kapı açık kalsın. - Niye?
Böylece onu uyandırabilirim.
Kapıyı çalabilirsin. Neler olduğunu görmediğimi mi sanıyorsun?
Sri...
Saat 5.
Uyan.
- Tekrar yapmak istiyorsun, değil mi? - Yarım saat daha uyuyayım.
Tamam, 5 buçukta geleceğim.
Saat 5 buçuk. Uyan.
- 5 buçuk oldu mu? - Evet.
15 dakikaya geliyorum.
Hadi ama, saat 6'yı geçti.
- Kalk! - Yavaş ol, lütfen.
Sürekli gelip seni uyandıramam. Ders çalışmam lazım.
- Sen çalış. - Sri!
Bırak uyusun.
“Ne olursa olsun beni uyandır.” demiştin.
Sen git. Ben de geliyorum.
Omlet yaptım.
- Mira nerede? - Dışarıda.
Selam.
Mira, çok üzgünüm.
O kadar yorgundum ki gözlerimi açamadım.
Annenle, geç saatlere kadar sohbet etmiştik.
Üste ben olayım mı?
Mira.
Tahrik olmadığımdan değil. Kesinlikle tahrik oluyorum.
Bir saniye bekle.
Devam et.
100 üzerinden 87.
Yaklaşamamışsın bile.
77.
Hanımefendi, sarimi örtmeme yardım eder misiniz?
Evet, hanımefendi.
- Annenin sarisi mi? - Evet, hanımefendi.
Çok zarifmiş.
Annenin sari giydiğini hiç görmemiştim.
Dön.
- Merhaba, Ani Teyze! - Merhaba!
Ne güzel olmuşsun.
Tekrar dön.
- Mira, takılarını getirdim. - Koy oraya.
Bundan sonrasını ben hallederim. Sen rahatına bak.
- Sorun değil. - Çoktan başladık.
Öğretmenler Günü'nde onu çalıştırma.
Evde, örtüyle prova yapmıştık.
Diğerlerine yardım edeyim.
Bir ihtiyacın olursa söyle.
Denediğimiz gibi mi?
- Sıkıca kıvır. - Bunu yapmana gerek yok.
Dur, ben yapayım.
- Ver. - Ben hallederim.
- Bana bırak. - Ben hallederim.
- Bana bırak! - Ben hallederim.
Ben hallederim.
- Özür dilerim. - Yürü git başımdan!
Buraya bıraktım.
Hoşça kal, sonra görüşürüz.
Şu kıza da bakın. Tamamen yetişkin olmuş!
- Öğretmenler Gününüz kutlu olsun. - Sağ ol.
Küpelerin ne güzelmiş! Geliyor musunuz?
- Oyunlara başlıyorlar. - Geliyoruz.
Sri?
Ceketini getirdim.
- Sağ ol. Görüşürüz. - Görüşürüz.
- Annen, Srinivas'la arkadaş mı? - O herkesle arkadaştır.
Sen de onunla arkadaş mısın?
Benzer amaçları olan arkadaşlara sahip olmak önemlidir.
Ve...
Bunlar da bugünkü anahtarlarınız, Müdire.
Teşekkürler, hanımefendi.
Görüşürüz.
Sınıflar, dikkat!
Rahat!
Müdire, birkaç şey söyleyecek.
- Şimdi konuşacak. - Merhaba.
Bugün öğretmenlerimizi onurlandırıyor ve onların işlerini yürütüyoruz.
Bu yüzden gününüzün tadını çıkarın ve öğretmenlerinizi dinleyin.
Şimdi, andımız.
- Kürsüye gelmek isteyen var mı? - Kimse kürsüye çıkmayacak!
Hayır.
- Andımızı müdire okuyacak. - Aferin, Hardik!
Pekâlâ. Hâlâ öğrenciyim.
- Lütfen, adımdan andımızı tekrarlayın. - Tabii, tabii!
Okulumun bir öğrencisi olarak, asırlık Hint kültürümüzü...
Kimdi o haltı yiyen?
Kapa çeneni.
...onurlandıracağıma ve ona göre yaşayacağıma ant içerim.
Öndeki çocuklar, kapayın çenenizi!
Hadi.
- Okulumdaki kurallara uymaya... - Artık patronun kim olduğunu biliyor!
Bitti. Dağılalım, millet.
Dağılabilirsiniz!
Çok eğlenceliydi.
Nereye kaçıyorsun?
Görüşürüz, müdire.
Gidiyor mu?
İyi işti.
Nereye gidiyorsun, müdirecik?
Mira.
Geldiğimi kimse görmedi. Kontrol ettim.
İyi misin?
O çocuklar geri zekâlı.
- Onları kim sikine takar ki? - Senin takmayacağını biliyorum.
- Andımızı okumadın. - Hiçbir zaman okumadığımı biliyorsun.
Bir şeyleri düzeltecek olsa, okurdum.
- Mira... - Aşağı inmek istemiyorum.
Sana çatının anahtarını getireyim.
- Nerede ki? - Bansal'da.
Senin için aldığımı söylemeyeceğim.
- Sana vermez. - Tabii ki verir.
Niye?
Çünkü, insanların da anahtarları vardır ve Bansal'ınki o kadar da karmaşık değil.
Görüşürüz.
İşte orada. Müdireyi bulduk.
Gelin hadi.
Müdire!
Onunla biraz uğraşalım.
Müdire, andımızı okumaya hazırız.
“Okulumun bir öğrencisi olarak...”
“Kurallara uymaya...” böyleydi, değil mi?
Nereye gidiyor bu?
- Mira! - Müdire, ne bu acele?
Baksana, pısırık!
- İşte orada! - Gidelim.
- Mira! - Bana uzaklaştırma aldırırsın, ha?
- Niye kaçıyorsun? - Bekle!
Beyler, koşun!
Beyler, kız yurduna kaçıyor!
Mira, bekle!
İçeri girmeden yakalamalıyız!
Hardik, içeri girme.
Dinle!
Dinle!
Dinle beni. Seninle konuşmak istiyorum.
Sadece seninle konuşmak istiyorum.
Senin ve astronomin hakkında her şeyi biliyorum. Kaşar!
Kapıyı aç, yoksa kırarım!
Şimdi korktun işte!
Kardeşimin kalbini kırdın.
Gününü göreceksin!
- Anne! Gelip beni alabilir misin? -N'oldu, Mira?
Çabuk gel.
- Nereye? Kapıya mı? - Kız yurduna.
- Tamam, geliyorum. - Tamam.
Astronomunu ara!
Cevap versene, kaşar! Yoksa çok mu korktun?
Ne sürtük ama, dostum!
Saklanmayı bırak, ödlek!
Hiçbir yere gitmiyoruz.
Burada ne işiniz var?
Burada olmamalısınız. Neler oluyor?
Mira nerede?
- Ne? - Mira ve şu ecnebi çocuk, Sri.
- Ne olmuş onlara? - Ona sorun, öğrenirsiniz.
Hayır, bana neler olduğunu anlatın. Neden burada olduğunuzu bilmek istiyorum.
Söyleyemiyorum bile hanımefendi, en kötüsünü hayal edin işte
Ne oluyor be!
- Bu ne be, Priya! - Ney ne?
Ne yapıyordunuz?
Bu Sri denen çocuk senin evine mi geliyor?
- Hayır. - Mira...
Seni çok iyi tanıyorum.
Bana yalan söyleme.
Hanımefendi, Hardik bana çıkma teklif etti.
Reddettim, o da intikamını böyle alıyor.
Geliyorum.
Bir dakika.
- N'oldu? - Beni kovaladılar.
Eve gitmek istiyorum.
- İyi misin? - Eve gitmek istiyorum.
Tamam.
- Kim kovaladı seni? - Dışarıdaki çocuklar. Hâlâ oradalar.
Mira daha önce de onlardan şikayetçi olmuştu.
- Hâttâ uzaklaştırma almışlardı. - Bu, farklı bir mesele.
Mira ve Srinivas adındaki çocuğun...
- Sanırım onu tanıyorsun? - Tanıyorum.
Söylediklerine göre...
Mira oldukça uygunsuz davranıyormuş.
- Uygunsuz derken? - Sri'yle ilişkisi varmış.
- Sen de bu söylentilere inandın mı? - Onunla konuşmak istedim.
Doğruysa, bu okuldan atılmasını gerektirir.
Bu çocuklar it kopuk.
Mira, yıllardır buranın en iyi öğrencisi.
Öğrenci Lideri. Mira yerine, onlara nasıl güvenebiliyorsun?
Son sınavlarda notları düştü.
Sadece bir sınavda! Hastaydı.
Görünüşe göre, Sri'yle olan bu durum bir süredir devam ediyor.
- Siri, senin evine de geliyormuş. - Ee n'olmuş geliyorsa?
Evime kimin geleceğine ben karar veririm.
Neyse, sağ ol.
Gel, Mira. Gidelim.
Kalk.
Merhaba, Anila. Nasılsın?
- İyi misin? - İyiyim.
Gel.
Çatıya geri döndüm ama o sırada sen çoktan gitmiştin.
Çatının anahtarını getirmiştim.
- Bayan Bansal'dan mı aldın? - Sana söylemiştim.
Ona ne dedin?
Sadece terasta bir ders vermek istediğimi...
...ve bir şeyler öğrendiğim tek öğretmenin kendisi olduğunu.
- Doğru mu bu? - Hayır.
Ama, bunu duymak hoşuna gitti.
Yani öylece söyledin?
- İçinden gelerek söylemedin mi? - Hayır.
“İnsanların da anahtarları var” derken ne demek istemiştin?
Bu bazen, gerçek bir çatı anahtarı olabiliyor.
Ama o gün bunu söylediğinde, ne demek istedin?
İnsanların karakterini...
...gerçekten ne istediklerini anlayabilme olayı.
Peki ya ben?
- Benim de bir anahtarım var mı? - Var.
- Neymiş o? - Dürüstlük. Senin anahtarın bu.
Güzel bir anahtar.
Anahtar olayını ben de öğrenmek istiyorum. Neymiş o?
Önemli bir şey değil.
Benim anahtarım ne peki?
Yemeğini beğenmemden gerçekten hoşlanıyorsun. Değil mi?
- Benim anahtarım bu mu? - Bence bu.
Yemek mi?
Ne? Bol bol yememi istemiştin.
Ben de öyle yaptım.
Dürüst ol.
Onun anahtarı ne?
Doğruyu söyle.
Onu tanıyorsun...
İlgiye ihtiyacı var.
Bu bizim lehimize.
Yani onu kullanıyorsun?
Hayır! Ama anca bu şekilde görüşebiliyoruz.
Hadi ama, Mira.
Farkında olmadığını söyleme.
Haftaya tekrar gelebilir miyim?
Saçına yağ ister misin?
- Mira! - Pardon, pardon!
Şunu tutsana.
Yüzün yağ olacak.
Çeviri: Dikistutmaz X: iapetos Letterboxd: moandor
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.