Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Czech
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Downloaded from YTS.MX
Official YIFY movies site: YTS.MX
[uzaktan gelen çığlık sesi]
[gergin müzik]
[su damlası sesleri]
[çığlık]
[Hilal] Babaannemin evine gelişimizin üçüncü günü bugün.
Annem bu ev büyük olduğu için buraya taşındık diyor ama
babamla onları konuşurken duydum.
Babamın işleri kötü gittiği için buraya gelmişiz.
Babaannem beni tanımıyor artık.
Bugün odasına gittim yüzüme boş boş baktı.
Babaannemin hasta olmadığı zamanları hatırlayamıyorum.
Bana bir bebek hediye etmişti, çok sevinmiştim.
Al bakalım, güzel Hilal'im.
Deden almış bunu sana.
[Hilal] Tek o günü hatırlıyorum ama...
...rüya gibi.
Dedemi hiç hatırlamıyorum.
Ben beş yaşımdayken ölmüş.
Babaannem de dedem öldükten sonra hastalanmış.
Hastalandıktan son çok fazla görmedim babaannemi.
Bence babam onu öyle görmemizi istemedi, korkmayalım diye.
Belki de kardeşim ondan korkmasın diye gelmedik.
Ömer gördüğümüz o korkunç şey yüzünden iki yıldır konuşmuyor.
[hüzünlü müzik]
Doktorlar bir çözüm bulamadı Ömer'in durumuna.
Onun için çok üzülüyorum.
Hiç konuşmasa da bulduğumuz oyun sayesinde onu az da olsa anlıyorum.
Bunun ikimizin arasında büyülü bir şey olduğunu düşünüyorum.
Ömer bana bugün bu evden korktuğunu söyledi.
Dedemin bahçedeki mezarı beni de korkutuyor.
Hâle bak, üç gündür buradayız hâlâ yerleşemedik.
Ablacığım, kolay mı taşınmak?
Onca eşya... Olacak o kadar.
Şu düştüğümüz hallere bak, Kübra.
Üzülme bu kadar, güzel ablam.
Allah bir kapıyı kaparsa bin kapı açarmış.
Hem bak, kocaman ev.
Çocuklar için de iyi olur belki.
Vallahi ne olacak bilmiyorum.
Halil'i hiç bu kadar umutsuz görmedim.
E, hayırdır abi? Sen pek uğramazdın buralara.
Hayırdır, Salih.
İşim düştü sana, kardeşim.
Çok düşündüm gelsem mi gelmesem mi diye ama başka çarem kalmadı.
Yardımına ihtiyacım var.
Buyur dinliyorum, abi.
Benim dükkânın son durumundan haberin vardır.
Var, abi, var.
İki aydır maaşları ödeyemiyorum.
Vergi cezasından dolayı da zor duruma düştük.
Toparlayacağız tabii ama...
Neyse lafı fazla uzatmayayım.
Biraz borç paraya ihtiyacım var, Salih.
Bir saniye, abi.
Efendim?
Sağ olun.
Oğlum oynama yemeğinle. Yesene, niye yemiyorsun?
[tabağa çatal vurma sesi]
Ömer, ne oluyor, oğlum?
Ömer!
Anne, tamam. Ben hallederim.
[uzaklaşan ayak sesleri]
[köpek havlıyor]
Al sana. Al sana. Al sana.
Sıfatını siktiğimin pezevengi.
Anne.
Rahime teyzenin yaptığı yemeği yemek istemiyormuş Ömer.
[çığlık sesleri]
Neden sevmedin burayı?
[Ömer kekeleyerek] Dede...
Yatan kadın bakıyor ve görüyor.
Dedeyi getiriyor.
Babaannemden mi korkuyorsun?
O kadın, bakıyor, uyumuyor.
Dedeyi getiriyor.
-Bakıyor... -Kim bakıyor?
Kadın. Babaanne. Karanlık.
Büyük. Bebekler.
Babaannemin yanındaki kadından mı korkuyorsun?
Dedemi getiriyor. Babaannem.
Görüyor. Mezarlık.
Babaanne. Görüyor.
Korkmana gerek yok onlardan.
Yaşlı onlar.
Babaannem bizi çok seviyor.
Rahime teyze de o hasta diye ona bakıyor sadece.
Hadi yatalım artık.
İstersen yanında yatarım bu gece.
Korkarsan gel yanıma ama.
[kapı gıcırdayarak kapanıyor]
Siz hâlâ uyumadınız mı Rahime Abla?
Yok oğlum. Annen bugün biraz rahatsızdı.
[gergin müzik başlıyor]
Annemin dolabında bir şeye bakıp çıkacağım.
Bak, oğlum.
-Rahime Abla. -[Rahime] Efendim oğlum?
Annemin yıllardır biriktirdiği parası vardı.
Nereye koyuyordu, biliyor musun?
Bilmiyorum, oğlum.
Nereden bileyim, hiç paradan bahsetmedi bana.
Tamam, sağ olasın.
O Rahime'ye verdiğin parayı söylüyor, anladın mı?
[Halil] Gözümün içine baka baka yalan söyledi pezevenk.
Yok iki milyon borcu varmış. Yok zor durumdaymış, bilmem ne.
[Feyza] Dedim sana şuna güvenme diye.
Ya bu insanları anlamıyorum ki.
O, atölyesini açarken bir sürü yardım ettim vakti zamanında.
Hepsi aynı.
Biraz para görünce hemen değişiyorlar.
Bir de kalkmış akıl veriyor bana.
Göt.
Elemanlara sat diyor. Lan sana ne?
Dünün götü boklu veledi.
Ya tamam takma kafana Halil artık.
Para aldığım adamlardan biraz daha borç alacağım.
Hırsız mıdır, tefeci midir, bilmiyoruz.
Neyse işte.
Bugün aradım, yarın gel veririz dediler.
Başka çarem yok, Feyza.
Hayırlısı olsun.
[anlaşılmaz sesler]
[anlaşılmaz fısıltılar]
[anlaşılmaz ayin sesleri]
[anlaşılmaz ayin sesleri]
Bak, o da geldi.
[çığlık]
Abla!
[Hilal] Ömer.
Ablacığım ne oldu?
Rüya mı gördün?
Annemi çağırmamı ister misin peki?
Gel hadi.
[telefon titriyor]
Hayrola, Salih, gecenin bu saatinde?
[Salih] Halil Abi, kapıdayım abi, aç bir zahmet.
Tamam geliyorum.
Allah Allah.
Kusura bakma, Halil Abi.
Rahatsız ettim gece gece.
Bugün sen gittikten sonra çok düşündüm.
Senin bu paraya ihtiyacın var abi.
Al şunu.
İstediğin zaman ödersin.
Sağ olasın, Salih. Çok sağ olasın.
İyi geceler, abi.
[uzaklaşan ayak sesleri]
[iç çeker]
[Ömer] Baba!
[uzaktan gelen çığlıklar]
Ömer?
Ömer!
[bağırma sesleri]
[Ömer bağırarak] Baba!
-Ömer! -Baba!
Baba!
Baba! -Ömer!
Ömer!
Ömer!
Ömer!
[çığlıklar, bağrışmalar]
[Halil nefes nefese]
[musluktan su akar]
[gürültüler]
[Halil hızlı hızlı nefes alır]
[makasla kesme sesi]
[sinek vızıltıları]
Anne?
Bismillah.
Bismillah.
Bismillah.
[Halil hızlı hızlı nefes alır]
Para yok evde. Hepsini kadına verdim.
[Halil nefes nefese uyanır]
[Halil nefes nefese]
[hüzünlü müzik]
[Halil burnunu çeker, ağlamaya başlar]
Ömer?
Ömer ne yapıyorsun?
Ömer çek elini oradan!
Ömer!
Ömer elini... Ömer!
Ömer aç gözlerini ablacığım. Ömer!
Ömer! Anne, baba gelin!
Ömer ablacım, aç gözlerini, hadi!
Ömer!
Ömer, aç gözlerini! Anne, baba!
Ne oluyor? Ömer?
-Anne, bilmiyorum! -[Feyza] Ömer!
Oğlum!
Ömer.
[Halil] Ömer.
-[Hilal] Ömer. -[Feyza] Ömer.
-[Feyza] Oğlum. -[Halil] Yok, bir şey yok tamam.
[Halil] Elektrik çarptı herhâlde.
[Feyza] Ne yapıyordu ki orada?
Bilmiyorum ki, anne, uyuyordum ben.
Tamam uzatmayın sakin olun.
[Feyza] Oğlum. Oğlum.
Hayırdır, Feyza Hanım?
Yok bir şey Rahime Hanım, merak etmeyin siz.
Biz hallederiz.
Nedir bunlar?
Ömer prizin içinden çıkarttı onları.
Ben ne olduğunu biliyorum.
Anlatırım sonra size.
Bugün beraber çıkalım ha?
Arabayla gezeriz biraz.
Ne dersin? Hadi.
[Hilal] Ömer bu sabah beni çok korkuttu.
Dün gece de bana dedemi mezarından çıkarıp babaanneme gösteriyorlar dedi.
Annem Ömer'e çok üzülüyor.
Ben her gün dua ediyorum Ömer iyi olsun diye.
Keşke bu eve hiç gelmeseydik.
[pikap çalışıyor]
[Türk sanat müziği başlıyor]
[şarkı devam ediyor]
[su sesleri]
[iç çeker]
[Türk sanat müziği devam ediyor]
[müzik bozulmaya başlıyor]
[müzik anlaşılmaz biçimde devam ediyor]
[Feyza nefes nefese uyanıyor]
Ömer?
Rahime teyzenin yemeğini yemeyeceğim!
[müzik normale dönüyor]
[müzik kapanıyor]
Bunlar ne ki böyle?
Bilmiyorum.
Rahime Hanım'ın söylediğine göre kayınbabamın işleriymiş.
[Feyza] Evin her tarafına böyle yazılı kâğıtlar yerleştirmiş.
Sağdan soldan çok çıkarmışlar bunlardan.
[Feyza] Anlamadım ki niye böyle şeylerle uğraşmış koskoca adam.
Ver şunları.
Abla?
Ben bileziklerimi bozdurdum.
Kübra neden yaptın böyle bir şeyi, ne gerek vardı?
Abla, saçmalama.
[Kübra] Gel buraya.
Oğlum sen bekle arabada ben iki dakikaya geliyorum, tamam mı?
[fısıltılar]
[demirler tangırdar]
[nefes alır]
[Arapça konuşur]
[Arapça konuşur]
[Arapça konuşur]
[Arapça konuşur]
Sıkıldın mı oğlum?
Hadi şimdi gidip sana istediğin oyuncağı alalım.
[motor çalışır]
[Hilal] Teyze.
[Kübra] Kuzum.
Abla ne diyeceğim, Hilal'i de alıp dışarı çıkalım, hadi.
Açılırsın biraz.
Evet, hadi anne, lütfen çıkalım.
Kızım yemek hazırlamam lazım.
E, hadi siz teyzenle çıkın. Hem kitaplarını da alırsınız belki.
Tamam tatlım hadi biz çıkıp eğlenelim. Annen de burada kalıp çalışsın.
Hadi hazırlan.
Bana bak.
[fincan sesi]
O getirdiğin paradan al tamam mı? Sakın cebinden harcama.
Aman abla sen de.
[Arapça konuşur]
[Orhan] Sabi olanlardan kapısı açık olanlar vardır.
Onlar hiçbir şey yapmadan da karanlıktan ve diğer alemden haber alabilirler.
Ama onlar için büyük tehlike, o karanlık âlemde güçsüzdürler.
Ve çabuk etki altına alınabilirler.
Bu sabileri gözlerinden tanıyabilirsin.
[cırcır böcekleri ötüyor]
[iç çeker]
[öğürme]
[öksürükler]
Rahime Hanım?
[öksürükler]
Rahime Hanım?
[öksürükler devam ediyor]
Anne?
[kusma sesleri]
Rahime Hanım!
Rahime Hanım!
Rahime Hanım?
Rahime Hanım, neredesiniz?
Rahime Hanım?
[uzaktan sesler geliyor]
Rahime Hanım?
[sesli nefesler]
Rahime Hanım?
[uzaktan çığlık sesi]
[nefes nefese]
[cam silme sesi, çığlıklar]
[sinek vızıltısı]
[kapını kilidini zorluyor]
[Feyza acıyla bağırıyor]
[acıyla inliyor]
[acıyla inliyor]
[çığlık atıyor]
[nefes nefese]
Feyza Hanım?
-Ne oldu? -Neredesin sen, Rahime Hanım?
Seni arıyorum her yerde.
Yukarıdaydım. Saadet Hanım'ın yanında.
Yukarı gelip baktım, yoktunuz.
Annem kustu, ne yapacağımı bilemedim.
Ben görmedim geldiğinizi.
Ben hep yanındaydım. Saadet Hanım uyuyor.
[musluk açılır, su akar]
[su kapanıyor]
Bunu boşaltmazsam kızıyor bana.
[sıvı boşaltma sesi]
[kapı gıcırdıyor]
[kapı kapanıyor]
Ah, babaannen yine saçlarını kesmiş bak burada.
[su akıyor]
[Feyza] Halil.
Kübra geldi bugün, para getirdi.
Bileziklerini bozdurmuş.
Elimize geçince öderiz artık.
Sağ olsun.
Çekmeceye koydum al oradan.
Lazım olur sana şimdi.
Halil, çocuklar burada kalmak istemiyor.
Biliyorum, biliyorum da ne yaparız, ne ederiz, nereye gideriz?
Bugün aldığım para, maaşları ödemeye bile yetmedi.
Bakalım.
Avukatla görüşeceğim.
Annem sağken belki evi satabiliriz.
Çok iyi olur. Hepimiz kurtuluruz.
De babamın mezarı buradayken evi nasıl satarız?
Kim alır ki?
[Halil nefes verir]
Halil aşağıdaki oda niye kilitli?
Hangi oda?
Rahime Abla.
Kazan dairesinin kapısı niye kilitli?
Dokunmayın oraya, oğlum.
Annen kilitledi orayı.
Niye, ne var içeride?
Baban hastalığının son zamanlarında hep orada kalıyordu da o yüzden, oğlum.
Hiç böyle bir şeyden haberim yok.
[eşya karıştırma sesleri]
Oğlum girmeyin oraya. Annen istemez oraya girmenizi.
Orayı açmayacağım, anne.
Evin anahtarlarını aldım.
[musluktan su akar, kesilir]
[su damlıyor]
[musluktan su akar, kesilir]
[musluktan su akar]
[kilit zorlanıyor]
[anahtarlar şıngırdıyor]
Anahtarı yok kapının.
Çocuklar uyuyor şimdi.
Gürültü olur kapıyı kırarsam, yarın sabah bakarım.
Halil. Annem ayağa kalkabiliyor mu?
Feyza'cığım yat şimdi, yarın sabah konuşuruz.
[tabağa çatal vurma sesi]
[Ömer ağlıyor]
[tabağa çatal vurma sesi]
[Ömer ağlıyor]
Ömer?
[Ömer ağlıyor]
[tabağa çatal vurma sesi]
[Ömer ağlıyor]
[tabağa çatal vurma sesi]
Ömer?
[tabağa çatal vurma sesi]
[Ömer ağlıyor]
[tabağa çatal vurma sesi]
[Ömer ağlıyor]
[tabağa çatal vurma sesi]
Ömer? Niye dolaba girdin ablacığım korktun mu?
[tabağa çatal vurma sesi] Abla. Acıyor. Acı...
Acıyor. Abla.
Aç. Abla.
Acıyor.
Çıkart.
Abla.
[Hilal bağırır]
Ömer?
[Hilal] Dün gece yaşadıklarımı kimseye anlatamadım.
Annem zaten Ömer'e üzülüyor ve ilaç içiyor.
Benim de kötü olduğumu öğrenirse daha çok üzülür.
Ömer bana bu sabah hiç tanımadığım bir adamdan bahsetti.
Adı Orhan'mış.
Ve geceleri onunla konuşuyorlarmış.
[Orhan] Böyle bir şey mümkün müdür, hocam?
[Hoca] İki farklı zihnin, veya ruhun arasında
iman, fikir, yardım alışverişi mümkündür.
Eski büyük alimlerin eskimez ifadesiyle:
[Arapça konuşur]
Yani kalpten kalbe giden bir hattır bu.
Bu da bir nevi ferasetin kerametidir.
Hz. Ömer'in halifelik yıllarıydı.
Takvimler de hicretin 23'üncü yılını göstermekteydi.
Hz. Ömer, Nihavend bölgesine bir ordu göndermiş,
başına da Sariye isminde bir zatı geçirmişti.
Halife, her cuma olduğu gibi o cuma da Medine'de
Mescid-i Nebevî mimbirinde hutbedeydi.
Hutbeyi okurken, üç defa, "Ya Sariye dağ" diye seslendi.
Daha sonra ordunun habercisi geldi.
Hz. Ömer sordu, o da şöyle anlattı:
"Ey müminlerin emîri, malum olmuştur.
Biz bu vaziyetteyken, bir sesin üç defa,
'Ya Sariye dağ' diye nida ettiğini duyduk.
Bunun üzerine sırtımızı dağa verdik.
Ve böylece Allah, düşmanlarımızı hezimete uğrattı.
Tabiat kanunlarının yaratıcısı Allah olduğuna göre
onların hükmünü değiştirmek de onun kudretindedir.
Göklerin hükümdarlığı Allah'ındır.
Allah her şeye kadirdir.
Onun nezdinde mümkün olmayan bir şey yoktur."
Elhamdülillah, hocam.
[çekiç sesleri devam ediyor]
Duyuyor musun sesleri?
Oğlun da belasını arıyor.
Senin, parayı oraya sakladığını sanıyor.
[kapıyı sertçe açar]
Siktir.
[su sesi]
Bismillahirmanirahim...
Bismillahirmanirahim.
[naylon hışırtısı]
Hasiktir!
Bismillahirmanirahim.
Bismillahirmanirahim.
[kapıyı zorluyor]
[çığlık sesi]
Bismillahirmanirahim.
[çığlık sesi]
[Halil nefes nefese]
Bismillahirmanirahim.
[Halil hızlı hızlı nefes alıyor]
[Halil hızlı hızlı nefes alıyor]
Bismillahirmanirahim.
Bismillahirmanirahim.
Bismillahirmanirahim.
Bismillahirmanirahim.
Bismillahirmanirahim.
Bismillahirmanirahim.
Bismillahirmanirahim.
[Halil şaşırır, sevinir]
Ah, bismillahirmanirahim.
Bismillahirmanirahim.
Bismillahirmanirahim.
[çığlıklar]
[çığlıklar, gürültüler]
Bismillahirmanirahim.
[kadın] Evi satma!
Evi satma!
Evi satma!
Evi satma!
[Halil bağırır]
Evi satma!
[cırcır böcekleri ötüyor]
Kapat gözlerini.
Tamam, aç.
Ömer sen nereden biliyorsun ya?
Bakıyor musun yoksa?
[telefon çalıyor, titreşiyor]
Alo?
Abla sana bir şey söylemem lazım.
Dün prizden çıkan kâğıtların birkaçını almıştım.
Bugün bir hocaya gösterdim.
Kapı açmak içinmiş onlar.
Abla, hoca hemen yakın dedi.
Evde bulundurmamalıymışsın.
İfritlere kapı açıyormuş.
Büyü gibi bir şey dedi.
Tamam, tamam, Kübra, yakarım.
Hadi, iyi akşamlar.
[ezme sesleri]
[derin nefes verir]
[Feyza çığlık atar]
[Feyza nefes nefese]
[Halil] Feyza?
[çığlık]
[Arapça konuşuyor]
[Feyza bağırıyor]
Feyza. Feyza iyi misin? Ne oluyor?
Şşt. Ne oluyor?
Hiç iyi değilim ben!
Tamam, tamam.
Sşt. Tamam.
[Feyza ağlıyor]
Tamam.
[Halil] Şşt. Tamam. Tamam. Sakin. Sakin.
[Arapça selam veriyor]
[Orhan] Kötülüklerden kurtulmak için dua ediyorum.
[Ömer] Kötülüklerden kurtulmak için dua ediyorum.
[Orhan] Karanlıktan çıkmak için ona sığınıyorum.
[Ömer] Karanlıktan çıkmak için ona sığınıyorum.
[Orhan] Bizi cinli şeytanların acımasızlığından koru.
[Ömer] Bizi cinli şeytanların acımasızlığından koru.
[Orhan] Allah'ım, olmasını hükmettiğin şeylerin şerrinden bizi koru.
[Ömer] Allah'ım, olmasını hükmettiğin şeylerin şerrinden bizi koru.
[Orhan] Kötülüklerden kurtulmak için dua ediyorum.
[Ömer] Karanlıktan çıkmak için ona sığınıyorum.
[Salih] Senin bu paraya ihtiyacın var, abi.
[Halil] Annemin yıllardır biriktirdiği parası vardı.
Nereye koyuyordu biliyor musun?
[Rahime] Nereden bileyim, hiç paradan bahsetmedi bana.
[Saadet] Para yok evde. Hepsini kadına verdim.
Rahime Abla, sen odana git.
Ben annemin yanında kalacağım bu gece.
-Oğlum sen bakamazsın. -Bakarım. Sen git yat.
[kapı gıcırdayarak açılır, kapanır]
[Halil bağırıyor]
[kapı gıcırdayarak açılır]
Rahime Abla.
Ben ne zaman geldim annemin odasına?
Demin geldin ya, oğlum.
"Annemin yanında kalacağım, sen git." dedin.
Tamam sen geç annemin yanına.
[kapı açılır]
[kapı kapanır]
[cırcır böcekleri ötüyor]
[uzaktan haykırmalar]
[Feyza] Hilal?
[Feyza] Hilal, kızım!
[Hilal] Ömer?
-[Feyza] Hilal. -[Ömer] Abla.
-Abla, aşağı gel. -Hilal, gel yavrum.
[Feyza] Bak kimler var burada.
[kadın gülüyor]
[Ömer] Abla, aşağı gel.
[Feyza] Hadi kızım aşağıdayız.
[kadın gülmeye devam ediyor]
-[kadın gülmeye devam ediyor] -[Ömer] Abla, aşağı gel.
[kadın gülmeye devam ediyor]
Anne?
Abla, aşağı gel.
Ömer?
Abla, aşağı gel.
[Feyza] Hadi kızım, aşağıdayız.
-[Ömer] Abla hadi. -[Feyza] Bak kimler burada.
[kadın gülmeye devam ediyor]
[anlaşılmaz konuşmalar, gülüşmeler]
[Ömer] Hadi abla, aşağı gel.
[Feyza] Hadi in, hepimiz aşağıdayız.
[gülüşmeler]
[Ömer] Abla! Gel!
Anne.
[Ömer] Baba.
[Feyza] Hilal bak, koş koş.
[kadın gülmeye devam ediyor]
[Feyza] Bak. Ömer yemeğini de yiyor.
Gel sen de ye kızım gel. Hadi Hilal.
[Ömer] Abla, kediyi öldürdüm.
[Ömer] Abla, kediyi öldürdüm.
[Halil gülüyor]
[Rahime gülüyor]
[Ömer] Abla, kediyi öldürdüm.
[gülüşmeler devam ediyor]
[Ömer gülüyor]
Babanın bahçedeki mezarı korkutuyormuş Ömer'i.
Ama o, orada yaşıyor.
Yemekten sonra hep oraya gider.
[herkes gülüyor]
[Feyza] Hilal!
Hilal gel yavrum!
Babacığım, gidip Hilal'e bir bakar mısın?
[sıvı damlama sesleri]
[ıslak zeminde yürüyor gibi ses çıkıyor]
[Hilal] Ömer?
[Ömer, kekeleyerek] Korkma, abla.
[Hilal ağlamaklı oluyor]
[Hilal] Ömer'in durumuna çok üzüldüğüm için bu kâbusları görüyorum belki.
Küçükken de annemle babamın bir gün öleceğini öğrendiğimde
renkli renkli adamlar görürdüm hep geceleri.
Ben yatağımın altına saklanırken onlar yatağımın üzerine oturup konuşurlardı.
Ama ne konuştuklarını hiç anlamazdım.
Bu evi hiç sevmedim.
Bana o adamları hatırlatıyor.
[mesaj sesi]
Çocuklar ben çıkıyorum. Ben yokken annenizi üzmeyin, tamam mı?
Hadi hoşça kalın.
[Halil] Arabaya alıcı çıkmış.
İnşallah iyi para verirler de satarız arabayı.
Ay Halil hadi inşallah.
[Halil] Hoşça kalın.
[Feyza] Hadi güle güle.
Rahime Abla?
Feyza?
-Efendim? -Rahime Abla evde mi?
Az önce annemin yanına çıkıyordu.
Şimdi dışarıda gördüm eve bakıyordu.
Ben görmedim çıkarken.
Allah Allah. Tamam canım. Görüşürüz.
[kuş sesleri]
[yılan tıslıyor]
[kapı sertçe kapanır]
Rahime Abla?
Rahime Abla?
Rahime Abla?
Rahime Abla?
[kapı açılıyor]
Rahime Abla niye açmıyorsun kapıyı?
Hadi içeri girelim artık, Ömer.
[anlaşılmaz fısıltılar]
[Rahime] Biz çok yanlış bir şey yaptık, oğlum.
Şimdi sana anlatacaklarımın çok tehlikeli olduğunu biliyorum.
Ama artık sonucuna razıyım.
Senin çocukların var.
Günahsız onlar.
Annen eskiden beri fala, büyüye, muskaya çok meraklıydı.
Ara sıra beni çağırıp falına baktırırdı.
Muskalar yazdırırdı.
Falcısıydım onun ben.
Babanın hastalığının ilerlediği bir zamanda annen beni arayıp
doktorların babanın derdine bir çare bulamadığını söyledi.
Bana muskalar yazdırdı.
Onu okumamı istedi.
Günlerce, haftalarca uğraştık.
Muhsin biraz daha iyi.
Ama son günlerde biraz tuhaf davranmaya başladı.
Annen başlarda bunu hiç kafasına takmamıştı
ama daha sonra baban annenle konuşmamaya başlamış.
Baban kazan dairesine girip saatlerce orada kalıyormuş.
Odadan hiç çıkmıyor.
Dükkândan getirdiği eski vitrin mankenlerini
kazan dairesine sokmuş.
Onlarla konuşuyor.
Üzerlerine bir şeyler yazıyor.
Annen artık babanın aklını yitirdiğini düşünmeye başlamış.
Bir akşam, gizlice kazan dairesinin kapısına gidip içeriyi dinlemiş.
İçeriden tuhaf tuhaf sesler geliyormuş.
[anlaşılmaz fısıltılar]
[Şufyezin anlaşılmaz şeyler söylüyor]
[Şufyezin anlaşılmaz şeyler söylüyor]
Baban, annene cin bir karısı olduğunu
ve ondan bir çocuğu olduğunu söylemiş.
Babanın söylediğine göre annenin bana yazdırdığı muskalar yüzünden
öteki âlemdekiler babana musallat olmuş.
Annen bunları öğrenince iyice delirdi.
Babanı bu durumdan kurtarmak için annen benden yine yardım istedi.
Korktum. Eve gitmek istemedim.
Annen, bu duruma birlikte neden olduğumuzu
eğer ona yardım edersem bütün parasını bana vereceğini söyledi.
[Rahime] Babanın ilacına kene otu koyup uyuttuk.
Ona musallat olan öteki âlemdekileri yakmak için
babanı bodrumdaki hamama götürdük.
[Rahime Arapça dua ediyor]
[Rahime Arapça duaya devam ediyor]
[Rahime Arapça duaya devam ediyor]
[Rahime Arapça duaya devam ediyor]
[Rahime Arapça duaya devam ediyor]
[Rahime Arapça duaya devam ediyor]
Onu bir daha uyandıramadık.
Baban bizim yüzümüzden öldü.
[ağlamaklı] O geceden sonra annene musallat oldular.
Babanın öteki âlemden olan karısı her gece annenin yanına gelip
"Kocamı öldürdünüz, çocuğumu yaktınız,
beni sakat bıraktınız." deyip
sen de yaşadığın sürece acılar çekeceksin diyormuş annene.
Annenin kötü bir amacı yoktu, oğlum.
İyilik yapacağız diye bulaştığımız bu musibet
annenin de benim de hayatımızı kararttı.
Yaptığımız o yanlıştan sonra
bana da musallat oldular. Bak.
Büyüler yazdırdılar.
O eve yerleştirmemi istediler.
Benim yardımımla o evi sahiplendiler.
Ondan sonra da benim o eve girmeme hiç izin vermediler.
Rahime Abla sen ne söylüyorsun?
Sen yıllardır anneme bakıcılık yapıyorsun.
Annemin yanında kalıyorsun.
Ben annene hiç bakıcılık yapmadım, oğlum.
Anneni o evde esir tutuyorlar.
Ona büyük acılar yaşatıyorlar. Her gün, intikam almak için.
Babanın evin bahçesine gömülmesini isteyen de onlardı.
Annenin yaptıklarını unutmaması için
her gün babanı mezardan çıkartıp annene gösteriyorlar.
Sizin de o evde kalmanıza izin vermezler.
Anneni de ölene kadar rahat bırakmayacaklar.
Halil?
Geliyorum.
Anne sen ne yaptın?
[Rahime çığlık atıyor]
[görünmeyen cinler bağırıyor]
[darbe sesleri]
Halil.
Ne oldu, iyi misin?
Bu evden gidiyoruz.
Gidiyor muyuz?
Nereye gidiyoruz?
Bilmiyorum.
Yarın bakarız.
Ya da bir yer bulana kadar annenlere gidersiniz.
Halil ne oldu böyle birdenbire?
Arabayı sattın mı?
Rahime hanımdan da haber yok hâlâ.
O artık gelmeyecek.
[yılan tıslıyor]
[uzaktan gelen haykırma sesleri]
[ağlama sesleri]
[Feyza] Anlatmayacak mısın ne olduğunu?
Bu evden çıkmamız lazım, Feyza.
Annemi de yanımıza alacağız.
Onu bu evde yalnız bırakamayız.
[Şufyezin] Seni götüremeyecekler.
Ölene kadar buradasın. Bırakmam!
[Şufyezin bağırıyor]
[Saadet hızlı hızlı nefes alıyor]
Korkma anne. Gidiyoruz buradan.
[anlaşılmaz konuşmalar]
[anlaşılmaz konuşmalar devam ediyor]
[kapı gıcırdayarak açılıyor, kapanıyor]
[Yankılı] Ömer.
[Yankılı] Kalk oğlum.
[Yankılı] Gidiyoruz buradan.
[Arapça konuşuyor]
[Yankılı] Hilal.
[Yankılı] Hilal.
[Yankılı] Kalk kızım, aşağı iniyoruz.
Hadi.
Ömer nerede, baba?
Aşağıda bizi bekliyor.
-Neden aşağı indi ki Ömer? -Şşt. Sessiz ol.
Anneni uyandırmayalım, olur mu?
Hadi, gel benimle.
[Halil] Gel, sessiz ol.
-Ne oluyor, baba? Ne var içeride? -Şşt! Gidiyoruz buradan.
Gel.
[Hilal çığlık atıyor]
Feyza.
Feyza.
Hadi kalk gidiyoruz. Çocuklar bizi bekliyor.
Ne diyorsun, Halil? Nereye gidiyoruz?
Kalk. Çocuklar bizi bekliyor.
Hadi konuşma.
Çocukları bekletmeyelim bodrumda.
Delirdin mi, Halil? Ne işi var çocukların bodrumda?
[Feyza] Ömer?
Hilal?
Aşağıdalar dedim ya.
-Halil... -Gel benimle.
Halil.
Gel.
Halil çocuklar nerede?
[Feyza] Çocuklar nerede?
Nereye... Halil, nereye gidiyoruz?
-Halil? -Şşt.
Ömer'le Hilal bizi bekliyor.
Ne diyorsun sen, Halil?
[Hilal ağzı bağlı bağırır]
[Feyza] Ne yaptın Halil sen?
[Arapça konuşuyor]
[hepsi bağırıyorlar]
[bağırmaya devam ediyorlar]
Bizi burada istemiyorlar.
Baba lütfen!
[Hilal] Anne!
Annemi de alacaktım ama...
[bağırmaya devam ediyorlar]
...izin vermediler.
[bağırmaya devam ediyorlar]
Ne yapalım?
Annemsiz gideriz.
[Hilal anlaşılmaz sesler çıkarıyor]
[çığlık atıyorlar]
[çığlık atıyorlar]
[Hilal bağırıyor]
[bağırmaya devam ediyorlar]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[bağrışmalar devam ediyor]
Tamam.
Gidiyoruz işte.
[Hilal bağırıyor, ağlıyor]
[Hilal ve Feyza bağırıyor]
[bağrışmalar devam ediyor]
[Hilal] Baba lütfen!
[Feyza bağırıyor]
[Hilal] Anne! Anne!
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Çığlıklar]
[bağrışmalar]
[Arapça konuşuyor]
[bağrışmalar]
[Arapça konuşuyor]
Sakin olun.
Sakin olun.
[Arapça konuşuyor]
Keşke annemi de alabilseydik.
Ama izin vermediler.
Annemsiz gideceğiz.
[bağırıyorlar, ağlıyorlar]
Baba!
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça bağırıyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça bağırıyor]
Baba!
[Hilal] Baba lütfen! [ağlıyor]
[Hilal bağırıyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça bağırıyor]
[Hilal ağlıyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça bağırıyor]
[Arapça bağırıyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça bağırıyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Hilal hafif ağlıyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Şufyezin Arapça konuşuyor]
[Şufyezin Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Şufyezin Arapça konuşuyor]
[Şufyezin Arapça konuşuyor]
[Şufyezin Arapça konuşuyor]
[Şufyezin Arapça konuşuyor]
[Şufyezin Arapça konuşuyor]
[Şufyezin Arapça konuşuyor]
[Şufyezin Arapça konuşuyor]
[Şufyezin Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Şufyezin Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Şufyezin Arapça konuşuyor]
[Arapça bağırıyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça konuşuyor]
[Arapça bağırıyor]
[Arapça bağırıyor]
[Ömer kendine gelir]
[öksürür]
[kuş sesleri]
[Hilal] O kötü geceden aylar sonra bugün ilk defa yazıyorum.
O geceden sonra o evden ayrıldık.
Babaannem iki ay sonra aramızdan ayrıldı.
Babam, babaannemin evini sattı.
Dedemin mezarını da evin bahçesinden taşıdılar.
Şu anda her şey güzel görünüyor.
Annemle babam daha mutlu.
Babamın işleri düzeldi.
Ama ona bakarken bazen hâlâ o geceyi hatırlayıp korkuyorum.
Abla...
Ablacığım.
Alt yazı çevirmeni: Orhan Cevher
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.