Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Czech
Danish
Dutch
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
BİR NETFLIX DİZİSİ
Julia, dur!
"Evim yanıyordu
ve tek bir şeyi kurtarabilirdim.
Ateşi kurtarmayı seçtim."
"Yaşayacak bir yerim yok ama ateş içimde yaşıyor."
Jean Cocteau'nun sözleri.
Keşke ben yazmış olsaydım.
Böyle hissediyorum.
Serbest bırakırsam
yangın kontrolden çıkabilir.
Koleksiyoncunun etkinliğinde
yaşanan her şeyi anlatmanı istiyorum.
Ben dans ettiğim yakışıklı herifte kaldım.
Ateşin güzelliği, çabuk yok olmasıdır.
Julia, sanırım aradığım kişi o.
Bunu istiyorum.
Sen?
Emanuel ile ayrıldın, değil mi?
Julia ya!
Yanmasına izin verdim
ama kontrol altında.
New York'a seni ne getirdi? Aşk, iş, arkadaş?
Babamın Beşinci Cadde'de bir dairesi var.
Julia.
Hayır, unutma, İtalyancada çoğullar hep "i" ile biter.
SELAM MINOU. TELEFONU AÇ.
Ve gülümse.
- Arkadaşlar! - Ne hoş bir gülümseme.
Gündemimize bakalım. Dario, hoş geldin.
Saat 7.00'de Bayan Alemán ile randevun var.
Arabaya gerek yok. Şoförünü gönderiyor.
Başka ne vardı? Martín. Her şey yolunda mı?
Harika Martín. Bugün izinlisin. Tadını çıkar.
Guido. Burada ne işin var Guido?
Yarım saate randevun var. Hazırlan.
Hadi. Gülümsemeyi unutma.
Hadi.
MINOU, BANA 20 BİN DOLAR BORÇLUSUN
Julia prematürdü.
Biraz hastanede kaldı.
Onu kaybetme fikri beni delirtti.
Yine öyle hissediyorum.
Onu her gördüğümde sanki...
...bir yabancıya bakıyorum.
Bu yüzden buradayım.
İçmeyi bırakmak
ve onunla ilişkimi düzeltmek istiyorum.
Paylaştığın için teşekkürler.
Laboratuvar, kıyafetlerden aldığımız
- kan testi sonuçlarını yollasın. - Tamam.
Dikkatli ol lütfen.
Bunun da mı cinayetle ilgisi yok?
O kan geçmişimle alakalı.
Erkek kardeşimle.
FOTOĞRAFÇILIK DERSİ
Bunu açıklar mısın?
Bu başı ve sonu olmayan bir hikâye.
Bu kadar mı?
Sadece bir an. Daha fazlası olması gerekmez, değil mi?
Dinleyin.
Sınıfın ana ödevine dönüyoruz.
Kendi hayat hikâyenize dalmanızı istiyorum.
Bireysel ödeviniz var ama çift hâlinde çalışmalısınız.
Araştırmada birbirinize yardım edin.
Sonraki derste görüşürüz. Teşekkürler.
İyi eğlenceler.
Evde çalışmaya devam edin.
Emanuel.
Efendim?
Önceden tecrüben olduğunu söylemiştin.
- Doğru. - Merak ediyorum.
Öz geçmişini araştırdım ama bulamadım. Bana gönderir misin?
Üzgünüm Facundo ama acelem var.
Ödevle birlikte teslim ederim, söz.
Müdür yardımcısına da beni sorabilirsin.
- Sorarım. - Lütfen. İyi günler.
Kimyasal ve ancestral.
Julia.
Araştırmada ortağım yok. Beraber çalışalım mı?
Hayır. Lino ile çalışıyorum.
Pardon, bölüyorum.
Ben Lola ile çalışacağım.
Anlamı yok zaten.
Başkasını düşünmeden, tek çalışmayı yeğlerim.
Geçen gün için özür dileyeyim. Acil bir durumdu, ayrılmam gerekti.
Bana bir borcun yok.
Umurumda değil.
Julia, birbirimize yardım edebiliriz. Deneyelim bari.
Numaranı versene.
Seninkini ver, düşüneyim.
Alabilir miyim lütfen?
İşte, araştırma ortağının numarası.
Bu çayı dayanışma için içiyorum.
Ciddi olduğumu düşünmüyorsun.
Ana.
Elini ver. Bana hep güvenebilirsin.
Hep.
Ama bu konuşmayı çok yaptık.
Umarım bu kez ciddisindir.
Senin gibi arkadaşlarımla, şüpheliyim.
Bir şey diyeceğim.
Biliyorsun ki berbat evliliğim sonrası
cinsel özgürlüğü çok savunuyorum.
Sen hariç herkesle yatmayı sevmiyorum, biliyorsun.
Ama sonra Abel çıkageldi.
Tüm ön yargım kayboldu.
- Farklı biri. O... - Burada mı uyudu?
Uyudu, uyandı, yemek yedik. Hayal edebileceğin her şey ve fazlası.
- Eşsiz bir bağlantımız var. - Hadi ama.
- Farklı bu. - Değil. Abel çalışıyor.
Belli ki çok etkili çalışıyor ama çalışıyor o.
Emanuel için ne derdin, hatırlatayım mı?
Gerek yok.
Ondan hiç âşık bir ergen gibi bahsetmedim.
Umarım.
Artık Julia'nın peşinde ya, iyi olmazdı.
- Florencia, şimdi olmaz lütfen. - Emanuel ben.
Gel.
- Florencia hasta olduğunu söyledi. - Yok ya.
Yatak odamda özel bir şeyler yapmak için yalnız kalmak istedim.
Bundan kurtulacağım.
- Niye? Çok seversin. - Çok yer kaplıyor.
Yer mi?
Yine borca girmişsin.
Florencia ile sen hayatıma niye bu kadar karışıyorsunuz?
Seni kendi inançlarımla büyüttüm, şimdi onları bana karşı kullanıyorsun.
Niye?
Çünkü senin için endişeleniyoruz. O yüzden.
Anladım.
Ben de endişeleniyorum.
Román'ın mekânına döndüm.
Ama yemin ederim sadece sana borcumu kazanacaktım. Kazanıyordum...
Minou, bana bir borcun yok. Bana bir hayat verdin.
Bana bir ev, aile vermesen ne olurdu?
Yemin ederim düşünüyorum, keşke tekrar oynamasam diyorum.
Sonuçlarını biliyorum ama bedenim...
- Dene. - Ya...
Birkaç kez dene. Bin kez dene. Olmazsa tekrar dene.
Ama bunu aşacaksın.
Hayatta istediğin her şeyi elde etmedin mi?
- Oğlum ya. - Al, sende kalsın.
Sağ ol oğlum.
Bugün benim için kötü bir gün olabilir
ama önemini unutmadım.
Bu defa iyi şanslar oğlum.
Harika oğlum.
BOLONTE LABORATUVARI
Sadece son derece gerekli olanlar. Başka bir şey söyleme.
- Patrona emir veriyorsun. - Patronum yok benim.
Yok, o Tanrı gibidir.
Her hata davaya dönüşebilir.
Ana ile dostluğu yüzünden dokunulmaz gibi.
Sakin ol. Yakışıklısın.
FACUNDO SOLANO SEROLIXINE YÜZÜNDEN ÖLDÜ
SEROLIXINE = ZEHİR
Hey, sen! Ne yapıyorsun?
Bayan Bolonte. Pardon.
SEROLIXINE
Selam baba.
İmzanız için teşekkürler.
Evet.
- Beni mi görmek istedin? - İlk kez annemle hemfikirim.
Hayır, bekle.
- Açıklayabilirim. - Gerek yok.
- Hayır. - Beni ilgilendirmez.
Bekle Julia. Annenle ben...
Bana yalan söylemeyen var mı?
Gel.
Yine sen. Emanuel Morillo.
- İyi akşamlar Elvira. - Teşekkürler.
Sırf seni sevdiğim için alıyorum.
- İçki alır mısın? - Yok, sağ ol.
Bunu ne zamandır yapıyoruz?
- Sekiz yıl mı? - On. Haber var mı?
Maalesef hayır.
Her ay söylediğim gibi
kardeşin hakkında bilgim yok.
Biliyorum. Kanunları çiğne de demiyorum.
Kocan polis, biliyorum.
Ama Renzo'nun beni aradığı konusunda umudumu kaybetmedim.
Öyle bir şey olsa seni hemen ararım, biliyorsun.
Bir yıl sonra 18 yaşına girecek.
Muhtemelen o zaman iletişime geçer. Daha önce bir şey yapamayız.
Bana yardım edebilecek kimse mi yok?
Renzo ile kaldığınız yer çok şikâyet edilmiş, kapatılmış.
Baştakiler için belgeleri kaybetmek kolay olmuş.
Her zamanki gibi.
Üzgünüm Emanuel.
Kardeşinin evlatlık ailesi hakkında bilgi veremem.
Çünkü elimde yok.
Planımı dinle. Fikrim şu.
İnsan, başkalarının hassaslığını taşıyabilir.
İş çıkış saati şehir merkezine gidip turist çantalarına şiir yapıştıracağım.
Planın bir parçası da Emanuel'in senin hassasiyetine girmesiydi
ama belli ki başaramamış.
Altın.
Bunu nasıl buldun?
Odaklanmanı sağlıyor.
Değil mi?
- Bilmem, hiç denemedim. - Deneyelim.
Lütfen.
Lütfen.
Fotoğrafçılık dersi projem için.
- Geçmişinle ne alakası var? - Ailemin laboratuvarı üretiyor.
On yıldır kardeşimi arıyorum.
On yıldır kimse yardım etmedi.
Kavga etmek, her şeyin mahvolmaması için elimdeki tek seçenek.
O gece evde değil de orada olduğuna tanıklık edebilecek birisi var mı?
Bu yerlerde anonimlik çok önemlidir.
İsim olmaz, belge tutulmaz.
Hiç yoktur.
Julia, gelmene sevindim.
Gecikirsin diye korkuyordum.
Ailece yiyelim diye akşam yemeği yaptım.
Victor röportaj verdi. Beraber izleyelim.
- Evet, laboratuvarda gördüm onu. - Evet.
Bu akşam laboratuvardaydı.
Peki.
Nereye?
Julia, lütfen. Beraber yiyelim.
Bu röportajı vermek istedim çünkü Serolixine'e karşı
bu anlamsız saldırıların durmasını istiyoruz.
Bu ilaç, acı çeken yüzlerce hastaya yardım etmekten başka bir şey yapmıyor.
Gördün mü? Bu Ana Miró Sanz'ın kocası.
Onunla nerede tanıştın?
Laboratuvarda. Ana'nın aldığı parçaları koymaya gittim, oradaydı.
Yakışıklı, değil mi? Gözleri güzel.
Benim yaşıma geldiğinde
yaşlılarla vakit geçirdiğin için pişman olacaksın.
Hiç tanışmadığım babamla geçirdiğin gibi mi?
- Öyle miydi? Pişman mı olmuştun? - Lütfen.
Hiçbir şey kaçırmadın. Ölerek sana iyilik etti.
- Anne ya! - Gerçekten iyilik etti ama.
Bu nefret kampanyalarını sürekli reddetmek zor bir şey.
Katiller!
Reçete eden doktorlarla hiçbir ilişkimiz yok.
Her ilacın aşırı kullanımı veya suistimali
bağımlılığa yol açabilir
ama bu ilacın, Serolixine'in suçu değil.
Daha önce dediğim gibi, bu ilaç ihtiyaç duyan
yüzlerce hastaya rahatlama hissi veriyor.
Niye bizi böyle ifşa ettin?
Ne?
Niye bizi böyle ifşa ettin?
Ne yapacaktım? Suçlular gibi sırtım dönük mü konuşsaydım?
Hayır, daha bilgilendirici ve resmî bir konuşma beklemiştim.
Niye Padilla veya Dolores konuşmadı bunu anlamıyorum.
- Niye sen konuştun? - Yardım et.
Neden bahsettiğini bilmediğini göstermek yerine
şirketin için bunu yaptığımdan dolayı minnettar ol.
Benimle böyle konuşma.
Niye kızgınlığının gerçek sebebini söylemiyorsun?
Julia bir şey demiştir kesin.
Söyle.
Hayır, kızgın değilim.
Ailece yemek yemek istedim.
Julia da bir şey demedi çünkü benimle konuşmuyor.
Bilmem gereken bir şey varsa neden sen söylemiyorsun?
Julia öğleden sonra laboratuvara geldi ve...
Ofisime kapıyı çalmadan girince beni Leticia ile gördü.
Bana önemsizmiş gibi söylüyorsun. Vay canına.
Çok komik.
Sanırım onunla yatıyor musun diye defalarca kez sorduğumu unutmuşsun.
Kaç kez inkâr ettiğini de.
Dahasını da yaptın. Bana deli dedin, uydurduğumu söyledin. Pisliksin.
Sen de bir şeyler yapıyorsun, ben karışmıyorum ama.
Evet ama ben daha ketumum.
Seni öyle ifşa etmiyorum.
Sen beni TV'de, laboratuvarda, her yerde ifşa ediyorsun.
Hayatımı mahvediyorsun.
Ben mi hayatını mahvediyorum?
Hayır tatlım, bu doğru değil.
Bunu kendin yapıyorsun.
Hiç de yardıma ihtiyacın yok.
Bir saniye müsaade eder misin? Uzun sürmez, söz.
Julia, nasılsın?
- Meşgul müsün? - Sorun değil.
Teklifimi düşündün mü?
Araştırma konunu düşündün mü?
Evet, tabii.
Yarın çocukken yaşadığım eve gidip resim çekeceğim.
Hâlâ yerinde mi bilmiyorum. Gittiğimden beri dönmedim.
Benimle gelirsen sevinirim.
Tamam, gelirim.
Sorun şu ki şehir dışında.
Adresini verirsen seni alayım.
Boş ver. Ben gelirim.
- Konumu atarım. - Yarın görüşürüz.
Emanuel.
Su soğuyor.
- Ben götürsem daha hızlı gideriz. - Sağ ol, bisikletle gideceğim.
Ben sürsem?
Görüşürüz.
Selam. Uyuyor musun?
Emanuel?
Emanuel?
Neredesin sen?
GELEN VİDEOLU ÇAĞRI
- Selam Flor. - Selam. Neredesin?
- Ana'ya gidiyorum. - Ana mı?
Ajandan boş görünüyordu.
Onu bilirsin, acil falan dedi.
Flor, araba sürüyorum.
Ne olmuş yani?
Oradan da bana yardım edebilirsin.
- Hadi ama. - Kanepemde misin?
Ne olmuş? Senin evindeyim. Sorun ne?
Niye böyle yapıyorsun? Azgınlığım geçti bak.
Hey.
Bu ne? Ders mi çalışmaya başladın?
Hayır. Anneni bilirsin, eğitimli olalım istiyor.
İlginç bir şey görmek için şifonyer çekmecesine bak.
Çekmece mi?
Bakalım.
Bu ne?
Ahlaksız bir teklif mi? Beğendim.
Bilemiyorum, ben daha çok...
Romantik hissediyorum.
Kaçıyorum ben. Görüşürüz.
Denedim.
Gerçekten denedim.
Bu benden daha güçlü.
Ona yaklaşmaya çalıştım
ve bir duvara çarptım sanki.
Bir gün galip çıkacağımı düşünerek buradan ayrıldım, sonraki gün hâlim bu.
Ana, senin suçun değil.
Bunu hepimiz yaşadık.
Ama iki haftadır buradasın.
- Neredeyse gelmiyordum. - Ama niyetin var.
Gelmişsin.
Kızınla nasıl bağ kurmaya çalıştığını anlatmak ister misin?
Karmaşık bir durum.
Ben karmaşığım.
Ve...
Onun açılmasını istedim,
sevgi her şey olduğundan...
Evet, iyileştiricidir.
Onu biriyle tanıştırmak istedim.
Minou bu anlaşmayı asla öğrenmemeli.
Bir dakika. Bayan Minou, oturun lütfen.
- Hayır, ben... - Sizi bekliyorduk, lütfen.
Gelmişsiniz, oturun.
Ana, devam et lütfen.
Yok, iyi hissetmiyorum.
- Müsaadenizle. - Paylaştığın için sağ ol.
Kendinizi tanıtın ve neden burada olduğunuzu belirtin.
Ben Minou.
Ve...
Daha önce hiç böyle bir grupta bulunmadım.
Ve...
Bir bağımlılığım var.
Ve bu...
...kontrolden çıkıyor.
Yıkıcı bir şey.
Ve...
Kumar bağımlısıyım.
Kumar bağımlısıyım.
İyi misin?
Sakin ol.
Çok hareket etme. Sakin ol.
Kim bilebilirdi?
Kim bilebilirdi.
Hikâyeni böldüğüm için özür dilerim ama...
...dürüst olayım,
burada seni göreceğimi hiç sanmazdım.
İşte.
Beni her hafta burada bulabilirsin.
Hislerime ve görünüşüme bakınca işe yaradığından emin değilim...
Bir şey yapmalıyım çünkü...
Ben...
İyi değilim.
Hep çok güçlü göründüğünü düşünmüştüm.
Sabit, sarsılmaz.
Bu bir numara Ana.
Kimin ne çektiği hiç belli olmaz.
Ana, boku yemiş durumdayım.
Ayrıca kendime kızgınım çünkü
boku yedim ve ne yapacağımı bilmiyorum.
Hepimiz mahvolmuş durumdayız.
Hepimiz boku yedik.
Hakkımda elindeki bilgilerle ne yapmayı planlıyorsun?
Bana şantaj mı yapacaksın? Ya da ne istiyorsun?
Tamam.
Aynı şeyi sen de bana yapabilirsin.
Ben seni böyle boku yemiş hâlde daha çok sevdim.
Şey...
Böyle kalayım o zaman.
Bekle.
- Bekle. Bakayım. - Hayır.
Yoksa seni hastaneye götürürüm.
Bir saniye lütfen.
Bir saniye sürer.
Peki.
Sorun yok.
Ama bak.
Japonya'da, bir seramik parça kırıldığında onu reçine ve altınla onarırlar.
Niye biliyor musun?
Çünkü bu senin ve hayatının bir parçası.
Tahmin et.
Aç.
Laboratuvara göre giysilerdeki kan kurbana ait değil.
İnandınız mı?
Gizli dövüşlere olan tutkun düşünülünce
her yargıç şiddete düşkün biri olduğuna inanır.
Annenin ölümünü diyorum.
Neden buraya gelmek istedin?
Annem mi?
İspanya'dan döndüğümüzde babam bizi çoktan terk etmişti.
Yalnızdık.
Annem hamile kaldı,
sonra kardeşim Renzo doğdu.
Bu ev, ailemden kalan tek anım.
Mükemmel değildi.
Ama ailemdi.
Annemin partnerleri hep sorunluydu.
Sonuncusu onu döverdi.
Bizi döverdi.
Annemle babam birbirini severdi. Gezdiler.
Ibiza'da tanışmışlar.
Uyuşturucu hem tükettiler hem sattılar.
Bu onlara bir sürü sorun getirdi.
Bir gece iki adam geldi
ve ikisini de öldürdü.
Ama araba kazasında birlikte öldüler.
Kardeşimle o evden ayrıldık ve bir daha dönmedik.
Ne katiller ne de silah bulundu.
Ve tek tanık sendin.
Olayla ilgili farklı ifadeler verdin.
Çok farklı.
Bunun konuyla ne alakası var?
Beni neyle suçluyorsunuz?
Reşit değildim ve yetimhanede yaşıyordum.
Üzgünüm.
Endişelenme. Seni eve götüreyim.
Çantanı ver.
Dikkatle.
Gidelim.
Bence seni hastaneye götürmeliyiz yine de.
İyiyim ben, sağ ol.
Sorun yok, gerçekten.
Üzgünüm, seni rahatsız etmek istemedim ama suçlu hissediyorum.
- Merak etme. - Merhaba.
Nasılsın?
Her şey yolunda mı?
Bu Emanuel, sınıf arkadaşım.
Ana, annesiyim.
Memnun oldum.
Gel, bir şeyler iç.
Bisikletten düştüğü için onu eve bıraktım ama gitmeliyim.
- İyi misin? - Evet.
Tamam, gidelim.
- Görüşürüz. - Teşekkürler.
Julia.
Julia, seni seviyorum. Yemin ederim.
- Onunla konuşma. - Seni seviyorum.
- Onunla konuşmayın. - Julia!
- Julia! - Efendim, lütfen.
Harika iş çıkarıyorsun. Eve daha önce kimseyi getirmemişti.
Kutlayalım.
- Dairede görüşürüz. - Bak.
İşler karışıyor. Bu iş bitene dek yatmayalım bence.
Emin misin?
Evet.
Bu şartlar altında görüştüğümüz için üzgünüm.
Açık olayım, burada şüpheli değilsiniz.
Önemli detaylarla soruşturmaya yardım edebilecek bir tanıksınız.
Ne yaptılar ona?
Alt yazı çevirmeni: Anıl Çetinkaya
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.