Afrikaans
Akan
Albanian
Amharic
Arabic
Armenian
Azerbaijani
Basque
Belarusian
Bemba
Bengali
Bihari
Bosnian
Breton
Bulgarian
Cambodian
Catalan
Cebuano
Cherokee
Chichewa
Chinese (Simplified)
Chinese (Traditional)
Corsican
Croatian
Danish
Dutch
English
Esperanto
Estonian
Ewe
Faroese
Filipino
Finnish
French
Frisian
Ga
Galician
Georgian
German
Greek
Guarani
Gujarati
Haitian Creole
Hausa
Hawaiian
Hebrew
Hindi
Hmong
Hungarian
Icelandic
Igbo
Indonesian
Interlingua
Irish
Italian
Japanese
Javanese
Kannada
Kazakh
Kinyarwanda
Kirundi
Kongo
Korean
Krio (Sierra Leone)
Kurdish
Kurdish (Soranî)
Kyrgyz
Laothian
Latin
Latvian
Lingala
Lithuanian
Lozi
Luganda
Luo
Luxembourgish
Macedonian
Malagasy
Malay
Malayalam
Maltese
Maori
Marathi
Mauritian Creole
Moldavian
Mongolian
Myanmar (Burmese)
Montenegrin
Nepali
Nigerian Pidgin
Northern Sotho
Norwegian
Norwegian (Nynorsk)
Occitan
Oriya
Oromo
Pashto
Persian
Polish
Portuguese (Brazil)
Portuguese (Portugal)
Punjabi
Quechua
Romanian
Romansh
Runyakitara
Russian
Samoan
Scots Gaelic
Serbian
Serbo-Croatian
Sesotho
Setswana
Seychellois Creole
Shona
Sindhi
Sinhalese
Slovak
Slovenian
Somali
Spanish
Spanish (Latin American)
Sundanese
Swahili
Swedish
Tajik
Tamil
Tatar
Telugu
Thai
Tigrinya
Tonga
Tshiluba
Tumbuka
Turkish
Turkmen
Twi
Uighur
Ukrainian
Urdu
Uzbek
Vietnamese
Welsh
Wolof
Xhosa
Yiddish
Yoruba
Zulu
Felaketler güzel günleri sever.
O gün de çok güzel bir gündü.
Prens adalarının üzerinde tatlı tatlı parlayan
güneş, kuşların sevinç dolu şarkıları, türlü
çiçeklerin, ağaçların birbirine karışmış hoş kokuları.
Böyle bir havada, kimin aklına uğursuz düşünceler gelebilir?
Bu cıvıltılı neşe içinde kim tehlike çanlarını duyabilir?
Şu İsmet 'in sevincine bakın.
Sevgili oğlu Cevataki'si İtalya'dan bugün dönüyor
diye nasıl da etekleri zil çalıyor.
Küçüklüğünden beri böyle diyor oğluna.
Cevataki, ileride herkesin ona Halikarnas
balıkçısı diyeceğinden henüz haberi yok.
Tıpkı dadısının kucağında uslu uslu duran minik
torununun, gelecekte Türk seramik sanatının en
parlak yıldızı olacağından haberi olmadığı gibi.
Füreyya Koran, Aliye Berger, Prenses Fahrel Nisa
Zeyd, Bu üç küçük hanım da dünya çapında büyük
başarılar ve tabii İstanbul Sosyetesi 'ni
sıkıntıdan kurtaracak büyük skandallarla dolu
hayatlarının henüz çok başındalar.
Sabahki ders nasıl geçti?
Annem Cevat abim geliyor diye ders iptal etti.
Ve soksuz işler.
Gelin görün ki Şakir Paşa ne karısı ne de çocukları
kadar memnun görünmüyor.
Sorumsuz ve zübbe oğlunun dönüşünden.
Ama pek çekindiği kocasının memnuniyetsizliği
bile bugün İsmet 'in keyfini kaçırdı.
Mersi Hakiye 'cim.
Sahiden şahane görünüyorsunuz ama.
Sen de ciciğim.
Oysa bilse ki hayatını altüst edecek olaylar
silsilesi bugün başlayacak.
Ne böyle güler ne de duaları kabul oldu diye şükrederdir.
Hala piyanonun başındasın.
Hadi artık.
Anne.
Az sonra Şakir Paşa Köşkü 'nün kapıları açılacak.
Ve Türk tarihinin en renkli ailelerinden birinin
kıyametler ve mucizelerle dolu hikayesi başlayacak.
Nisal Ali 'ye nerede?
Bulamadım.
E peki Mr.
Iber 'a sorsaydın.
Sordum anneciğim.
O da görmemiş.
Nasıl görmemiş müreffiye değil mi bu kadın?
Babacığım artık bırakabilir miyiz?
Ders daha bitmedi.
Ama Cevat abim karşılamaya gidecektik.
Bu dünyadaki en önemli şey duruştur çocuklar.
Duruş.
Duruş insanın ruhunu yansıtır.
Her zaman dik duracaksınız ki başınız dik olsun.
Ama bu demek değildir ki dik başlı olacaksınız.
Bu ne demek ne demektir bu Ali 'ye?
Kızım sana soruyorum.
Ne demektir bu?
Aslında aklımdaydı.
Bunu unuttum.
Sen söyle Fahri Nisa ne demek bu?
Onurlu olun demek babacığım.
Onurlu olun demek değil mi?
Bak ablan ne güzel söyledi sen niye unuttun?
Hı?
Ben de buldum.
Hı?
Kımar şey yok biliyor ya.
Evet devam.
Bir.
Anne.
Hı?
Sarı halam ve Asım abimler niçin gelmediler?
Sözüm ona Asım rahatsızlanmış.
Duy da inanma.
Aman benim canıma minnet.
Onlar da gelip ortalığı karıştırmasın.
Babam bir sabah çok söylendi.
Bu kadar hazırlığa ne gerek var diye kızdı lalaya.
Babam bir haftadır söyleniyor.
E haksız da değil bütün ev indi kalktı abim geliyor diye.
Ay nasıl konuşuyorsun öyle Allah aşkına?
Abin İtalya'dan geliyor.
Üstelik de hiç görmediğimiz karısıyla bebeğiyle.
Hayır bugün hazırlık yapmayacağım da ne zaman
yapacağım ben?
Yapın tabi anneciğim.
Yapın ama bu kadar abartmasaydınız iyiydi.
Zaten babam evde görmek istemiyor onları.
Aylarca uğraştınız dur ikna ettiniz.
Şimdi böyle gözüne sokar gibi hazırlıklar.
Vallahi anlamıyorum.
Anne olunca anlarsın.
Oldum ya.
Demek ki daha tam olamamışsın.
Sen niye kikir diyorsun?
Ne yapayım hoşuma gidiyor böyle şeyler.
Bir de babam dedi ki.
Sus artık.
Yok yok dur tutma.
Söyle ne dedi baba?
Siz Asım abime bir tuhaf diyormuşsunuz.
Ama Asım abim Cevat abimden bin kadar akıllıymış.
Öyle miymiş?
Asım mı akıllıymış?
Duy da inanma.
Yirmi sarı halasının kanatlarının altına ekmek
elden su gölden.
Yıllardır yaşayıp duruyor.
Hadi buyurun.
Akıllıymış.
Hakkıya 'cığım akşam yemekte Emin Bey 'le hoş
şeylerden bahis açın olur mu?
Merak etmeyin anneciğim biz de öyle düşündük zaten.
Aman ilk günden tadımız kaçmasın biliyorsun
babanın boyunu.
Biliyorum ama Cevat abimi de biliyorum.
O da sütten çıkmış akkaşık değil.
Ay ne yapmış benim oğlum?
Allah aşkına ya ne yapmış benim oğlum?
Bir tutturmuşsunuz babam Oxford 'a yolladı ama
okumadı diye.
Okumadı yarıda bıraktı.
Ama isteyerek gitmedi ki Oxford 'a.
Baban zor mu yolladı?
Orada servet harcamaya da babam mı zorladı?
Git en lüks kıyafetleri al en pahalı yerlerde gez mi dedi?
Hakkıya 'cığım ne yapsın çocuk?
Lordlarım, prenslerin okulunda ne yapsın?
O da çevreye uyum sağladı işte.
Sonra o pek uyum sağladı Oxford 'a yarıda bırakıp
babamdan izin istemeden Roma 'ya gitti.
Ne demek izin istemedi?
İstedi.
İstedi tabii ama babam izin verdi mi?
Vermedi.
Abim buna rağmen yine de gitti Roma 'ya.
Evet.
Resim tahsil için.
Hafif meşrep İtalyan kadınla hamile bırakıp izin
size evlenmesi peki.
Ona ne demek?
Nasıl konuşuyorsun böyle ayıp kızım?
Nasıl konuşuyorsun?
Ne söylüyorsun böyle?
Anne niye söylemeyeyim?
Şimdi Ayşe hamile kalsa?
Tövbe estağfurullah.
Ablacığım beni niye karıştırıyorsun?
Ben niye hamile kalıyorum?
Anne ben kötü kadın...
Ay Allah aşkına.
Ben de bunu diyorum işte.
Ayşe hamile kalınca kötü kadın oluyor.
Ama aynısı hamile kalınca Şakir Paşa 'nın gelini oluyor.
Rica ediyorum beni karıştırma.
Sen hamile kal.
Ben evliyim.
Hamile kalmamda bir beysi yok.
Ay Allah aşkına neyse ne.
Tamam uzatmayın.
Aile dediğin böyledir.
Önce kızar ondan sonra affeder.
Kusur hesabı tutmaz.
Abimin kusurlarını tutmaya defter yetmez.
Hak...
Hakki.
Nerede kaldı bu Aliye ile Fahri Nisa?
Yetişemeyecekler.
Gel.
Paşam Mithat Bey uyandılar.
Gelmesini arzu eder misiniz?
Gelsin.
Gelsin.
Paşam.
Gel Mithat 'cığım gel.
Kusura bakma karşılayamadım seni gece.
Çok geç gelmişsin.
Hoş bulduk paşam.
Olur mu?
Asıl siz kusura bakmayın.
Uyumuş kalmışım bu saate kadar.
Olacak öyle şeyler tabii.
Yol yorgunluğu.
Geç buyur otur gel.
Kızlar.
Evet ciciler.
Hadi bakalım siz odanızla çalışmaya devam edin.
Bizim dayınızla konuşacaklarımız var.
Geç buyur.
Afiyet desiniz inşallah.
İyiyiz nasıl geçti Seyahat?
Hadi çabuk gel.
Bak yetişemeyeceğiz.
Tamam geliyorum.
Hadi biraz daha az ol.
Aliye sessiz ol.
Adam çiçek.
Ha sessizlik.
Koşmayın.
Koşmayın.
Neredesiniz siz?
Babam bırakmadı.
Biz de kaçtık.
O kafandaki ne senin Aliyeş 'e?
Kurdele pırmış öyle.
Anayip yengem için tavırsın.
Apı kurye maskarası gibi olmuşsun.
Çıkar şunu kafadan.
Ben o.
Çıkar Aliyeş 'e.
Çıkar.
Hakçı ablacım.
Sırtöpe ben ne?
Ben çok beğeniyordum.
Lüküstün de ondan beğeniyorsun.
Sırtöpe.
Sırtöpe.
Sırtöpe.
Kıllısı sensin.
Böyle sopa gitti.
Allah 'ım derdine bak.
Olsun sana.
Yengen seni şimdi böyle fare gibi görecek.
Yengesi kendine baksın.
Yemek başkası yapıyor ama ben öyle diyeceğim.
Öyle diyeceğim.
Söyle bir daha.
Elinize sağlık anneciğim.
Çok güzel oldu.
Bravo.
Bravo.
Annem seni çok sevecek.
Baban sevecek.
Babam da sever.
O bir tek beni sevmiyor zaten.
Nedir hadise?
Şehir babasını vurmuş komutan.
Kimmiş?
Şakir Paşa 'nın oğlu.
Cevat Bey komutan.
Şakir Paşa mı?
Evet komutanım.
Özürümüş bu.
Kısım.
Merhaba.
Şükür yarattım.
Geldi baş sonunda.
Abim yine hiçbir masraftan kaçınmamış.
Sandalın bile en lüksünü tutmuş.
İtalyan kontesini.
Abam sandalına bindirecek değil tabi.
Gel.
Sence de kız biraz büyük durmuyor mu abim?
Kâfi artık Hakkı 'yı.
Çok özledim seni.
Bugün benim bayramım.
Hanım.
Tanıştırayım.
Güzeller güzeleyesin.
Aniyeze.
Merhaba.
Hoş geldiniz.
Ve dünyalar tatlısı kızımız bu Tanrı.
Ay.
Ben.
Teşekkür ederim.
Anneciğim izninizle bize sarılalım.
Hadi bakalım buyurun buyurun.
Ayşem.
Canım.
Merhaba.
Canım çok özledim.
Aniyeze.
Merhaba.
Hoş geldiniz abiciğim.
Hoş bulduk.
Hoş bulduk.
Çocuklar siz sarılmıyor musunuz bana?
Ay.
Ay.
Islaklar yapmayın.
Islatacaksınız abinizi.
Olsun olsun.
İki yıldır görmüyorlar.
Sarılacaklar tabi.
Siz niye mı sandınız bakayım?
Stokanat.
Ha.
Aferin.
Aniyeze yengenize merhaba dediniz mi?
Merhaba.
Merhaba.
Ciao.
Ciao.
Ciao.
Bravo.
Hadi buyurun bakalım.
Füreyya.
Ay necim bakayım.
Canım.
Ver bakalım.
Allah 'ım.
Ne kadar büyümüşsün.
Mislinam.
Gözünüz aydın paşam.
Cevat da geliyormuş bugün.
Ablamlar da karşılamaya inmişler.
Allah 'ım.
Sanki Kabe'den geliyor falan.
Ablam peki ehemmiyet verir ya bu karşılığı mı?
Ben vermem efendim.
Ben vermem.
Evet.
Ne var ne yoksa elanekle anlat bakalım.
Acaba Cevat Bey 'in karısı nasıl biri?
Kesin çok güzeldir.
Avrupalı kalınlar çok güzel oluyormuş.
Mesela ne de İtalyanlar.
Böyle sırma saç.
Ay yeter yeter.
Kafa şaşırdın artık.
Senin bu halin ne?
Git hadi temizlen de gel yürü.
Sümbül.
Hı.
Gel bakayım sen şöyle.
Gel gel gel gel gel.
Gel.
Sen bir şey mi sürdün yüzüne?
Yok ne sıracağım.
Niye öyle yanakların kırmızı kırmızı peki?
Bütün gün kavuşturduk her tarafı temizledik bana.
Madem bir şey sürmedin mi bu ne?
Sen kendini Cevat Bey 'e mi beğendirmeye
çalışıyorsun ha?
Senin hiç kafan çalışmıyor mu?
Adam evlenmiş, barklanmış.
Karısı kucağında çocuğuyla buraya geliyor.
Sen yanağına iki tane boya sürdün diye.
Aklı sana mı kayacak yani ha?
Sümbül.
Sen kendini kovdurmaya mı çalışıyorsun?
Kızım sen böyle bir işi nereden bulacaksın?
Hem Cevat Bey sana bakar mı hiç?
O İtalyan Aşifte 'ye baktı ya.
Bana bak.
Eğer bir daha böyle bir şey söylersen o dilini
kökünden koparırım senin.
Paşamızın gelini o.
Bak yüzün de ne kadar güzel kızardı.
Överin de ona uysun.
Geliyorlar.
Varmak üzereler.
Hadi hadi hemen gidelim.
Gidemiyordum.
Sen burada mı buydu?
Evet.
Yengecim ne kadar da güzelsiniz.
Ay çok sağ ol.
Sen de sen de çok yakışıklısın.
Yengem ne kadar güzel Türkçe konuşuyor değil mi?
Türkçe bilmiyoruz.
Sen de Fransa konuşurduk.
Yengem Fransızca bilmiyor galiba.
Evet evet bilmiyor.
E olsun.
O zaman biz de anne ile konuşurduk.
Aniyez 'e İngilizce de bilmiyor.
Sadece İtalyanca biliyor ve fevkalade Türkçe.
Ay çok güzel.
Çok güzel.
O zaman iyi ki Türkçe öğrenmiş.
Yoksa nasıl anlaşacaktık biz de İtalyanca bilmiyoruz?
Ünlü beyler İstanbul 'a taşındılar mı anneciğim?
Yok yavrum buradalar.
Ay bahçelerini öyle güzel yaptılar ki cemaz.
İyi gidip görmemiz lazım.
Aniyez 'e İtalyanca'da nasılsın ne demek?
Komestay.
Komestay.
Babam balsız mı?
Yok abim.
Komestay.
Hayır ben oteli sormuyorum.
Oteli sormuyorum.
Selanik'teki bu ahvali soruyorum.
Herkes bir şey söylüyor.
Rumeli'de sular kaynıyormuş.
Her an bir ayaklanma çıkabilirmiş.
Böyle şeyler söylüyorlar.
Paşam ben haylerdir Selanik'teyim.
Yani hiçbir yerin kaynadığı yok.
Sizi de emin ederim.
Hayır orada bir ayaklanma çıkarsa bu bizim mahvumuz olur.
Ben varımı yoğumu bu oteli yatırdım.
Paşam saraya yakın herkes Selanik'te iş yapıyor.
Böyle bir tehlike olsan hiç sarayın dünyadan haberi yok.
Paşam bakın ben Selanik'te her cenahtan yüksek
rütbeli kişilerle temas halindeyim.
Hiçbirinde böyle bir endişe yok.
Paşam oradaki hava bambaşka.
Turizmin gelecekte fevkalade önem kazanacağını
muazzam gelirler getireceğini herkes kavramış durumda.
Bir görseniz paşam.
Bütün zenginler otel yapma derginde.
Ama paşam ikisiniz herkence davranın.
Peki tamam peki.
Peki otel ne durumda?
Çok iyi gidiyor paşam.
Çok iyi.
Böyle giderse iki ayı aşmış oluruz.
Ama dediğim gibi müsaadenizle mimarın bir önerisi var.
Valla ne yalan söyleyeyim ben hayran kaldım bu fikre.
Belki otelimizin açılışını birkaç aya erteleyebilir.
Ama değerine de değer katacağı kesin.
Bakın şurada.
Oho merhaba.
Merhaba merhaba.
Hoş geldiniz.
Nigar Kalfacığım.
Sen sesime bak.
Ah geldiler.
Gitme bir yere konuşuyorsun.
Nereden icap etti bu merdiven?
Özür dilerim paşam.
Evet.
Hepsi burada mı çalışıyorlar?
Merhaba.
Hoş bulduk.
Hoş bulduk.
Hoş bulduk.
Biliyorsunuz aynısı de benziyor.
Benziyor gerçekten.
Bana benzemiyor mu?
Cevat.
Bana da benziyor.
Evet benziyor tabi.
Higar Hanım.
Higar Hanım.
Higar Hanım.
Nasıl özledim?
Teşekkür ederim.
Burnumda tittiniz valla.
Tümbe.
Nasılsın?
İyiyim siz?
İyi.
Ne kadar güzelleşmişsin.
Ne kadar büyümüşsün.
Teşekkür ederim.
Higar Hanım.
Ne yedirip içirdiniz ya Sümbüle?
Tanıştırayım.
Eşim.
Aniyeza.
Merhaba.
Hoş geldiniz Aneğiz Hanım.
Teşekkürler.
Ay Aneğiz Hanım.
Siz bilmezsiniz Cevat Bey.
Oğlum bir yaramazdı.
Bir yaramazdı.
Yaramaz.
Monello.
Monello.
Olur tamam.
Ben konuşuyorum ama Türkçe anlayabilir değil mi?
Yok bilir.
Evet.
Anlıyorum anlıyorum.
Ay ben ne diyordum.
Ay Cevat Bey o kadar yaramazdı.
Bir gün Sümbüle Hanım kızımla birlikte ortadan kayboldular.
Eve geldiler.
Paşam biz de insek mi aşağıya?
Biz onu yok.
Sen söyle bakalım.
Kaça mal olacak bana bu söylediğin değişiklikler?
Tabii ki.
Ben beklenen bütün harcamaları buraya yazdım.
Evet.
Beklenmeyenler de var tabii.
Ah Bire Paşa.
Beklenmeyen harcamalar da var diyorum.
Sen bana sürekli beklenmeyen masraflar
çıkartıyorsun ya bana.
Bir dediğin iki oluyor senin Mithat.
Hep öyle değil mi?
Tamam paşam.
O çok büyük bir para.
Epey para yani.
Ben nereden bulayım bunu?
Yok velemem.
Paşam.
Ben diyorum ki ablamdan mücevherleri isteseniz
epey eder onlar.
Gerisini de peyder pey halledersiniz.
Karımın mücevherlerini mi satayım yani?
Şaşırdın mı sen?
Ya ama otel bitince kat kat daha ellerini alırsınız
paşam onu.
Ben şu hesaplara bir bakayım.
Hepsiyle beraber bir konuşuruz.
Hay hay.
Şurada bir yerde olacaktı.
Haydi.
Abi nasılsın?
Hoş geldiniz.
Babam.
Nerede?
Odasında Cem Akne.
Hadi artık çıkalım.
Düşündüğümüzün iki kata harcamışı sen hala
ekliyorsun ya.
İsmet 'in mücevherlerini satsam da bu zihin rakama yetmez.
Paşam.
İnanılmaz bir gelecek var turizmde.
Ablanı Sarı Hanım da yardım etse.
Hem otel bitince Asım da gelir benimle Selaniye.
Sarı hala.
Sence nasıl biridir bu Cevatın Hanım 'a?
Güzel midir?
Yani güzel olmasına güzeldir belki ama.
Zannetmiyorum ki aklı başında biri olsun Asımcığım.
Nereden vardınız bu kanıya?
Kardeşini tanımıyormuş gibi konuşuyorsun.
Eğer babanı deli etmeyecek bir karar vermediyse
benim de adım Sarı değil.
Ayrıca kızın ailesi hakkında hiçbir şey bilmiyoruz.
Eğer matah bir aile olsaydı şişire şişire
bitiremezdi biliyorsun.
Bilirsin şişirmeyi de pek sever.
Yani hastalığı sıradan alelade bir İtalyan köylü kızı.
Merak etmeyin.
İki gün hanımefendi yaparlar onu da.
Bakın İsmet Hanım 'a.
Babamla evlenmeden önce o da alelade bir Girit kız
değil miydi?
Şimdi havasına bakın.
Yahu onu ben ele aldım.
Ben adam ettim.
Ben yetiştirdim.
Ve şimdi sizi istemiyor.
İstemiyor mu?
Beni de istemiyor deve.
Giritli İsmet 'e kalmamış beni istememek.
Onlarla Büyükada'da yaşamayı reddeden benim
günlerce yalvardı benim canım kardeşim.
Abla lütfen bizimle yaşa diye.
Ben istemedim.
Bugün o köşke gideyim.
Baş köşede otururum.
Sen de elbette.
Tamam alacığım.
Kızmayın lütfen.
Kızmıyorum.
Yani sen de gerçekten damarıma basar gibi illa...
Ben sana kızabilir miyim Allah aşkına?
Biliyor musunuz?
Yarın bir iş görüşmesine gideceğim.
İş görüşmesi mi?
Hı hı.
Kiminle?
Allah bak bana ne almış.
Nikah kafa.
Baksana.
Ay asıl sen bu çok güzel.
Ay çok güzel.
Ayakkabılarım çok güzel değil mi?
Kapıyanıma bakın.
Rose bombonu.
Ay yaşa.
Biliyor musunuz?
Rose bombonu benim en sevdiğim renktir.
Biliyoruz.
Biliyoruz.
Biliyoruz mademezel.
Biliyoruz.
Ayşe abla.
Hı.
Annesi yengem niye Angola Fransa konuşamıyor?
Mademezeler öğretmemiş mi?
Yani herkes bizim kadar şanslı değil Aljoşacığım.
Herkesin evinde mademezeller olmaz.
Asıl ondan şanslı.
Keşke bizim evimizde de mademezeller olmasa.
Mestriber olmasa.
Dersler olmasa.
Aa o nasıl laf Aljoşacığım?
Bir kere dünyadaki en güzel şey öğrenmek.
Hayır.
Dünyadaki en güzel şey aşıktır.
Aa sen nereden biliyorsun?
Buna herkes bilir.
Allah Allah.
Annesi yengem çok güzel.
Hayatimde çok kadar güzel birini görmedim.
Sana göre her kız güzel zaten Suatçığım.
İnşallah ben de öyle biriyle evlenirim.
Tövbe de.
Niye?
Tövbe de.
Tövbe tamam tövbe ama niye?
Öyle işte.
Ayşe abla.
Annem ağabeyimin sandıklarından birini tavan
arasına yolladı.
Ne vardı o an içinde?
Bilmem.
Doğru zuvurdur.
Ama annemle alaya sakın kimse görmesin bunları.
Hele ki Şakir Paşa dedi.
Ay ne bu Suay?
Nereden bileyim ben annemi öyle uygun görmüş.
Hadi toplanın hediyelerinize çıkın odunuza.
Cevat abinizle teşekkür edin.
Hadi hadi.
Suat sen de.
Koş.
Koş koş.
Bakalım beğenecek misin?
Çok güzel.
Çok güzel değil mi?
Neyiş.
Ay Cevat şuna bak.
Çok tatlı.
Denileyim mi?
Denileyim mi?
Ay canım.
Beğendi.
Ama bak eğer senin beğenmediğin bir şey olursa bana söyle.
Hayır hepsini çok beğendin.
Çok teşekkür ederim anneciğim.
Çok sağ ol.
Ay çok tatlı maşallah.
Ellerinize sağlık anneciğim.
Çok güzel olmuş her şey.
Öyle mi gerçekten?
Ay bilmiyorum yani.
Gönül isterdi ki daha iyi şeyler yapayım.
Fakat depodakilerle acık bu kadar oldu.
Ama her şey çok güzel gerçekten.
Bizim Roma'daki ev kötü.
Çok şey.
Minuskoro.
Yok canım o kadar da kötü değil.
Küçük diyor da.
Yani burayla mukayese kabul etmez tabii.
Haticeciğim.
Onları üst tarafa.
Çekmeyeceğim.
O mutaranın.
Bamine ya.
Ay ne diyor.
Hatice Hanım mutaranın dadısı mı diye soruyor.
Yok değil.
Değil mi anneciğim?
Merve.
Şey yapalım biz.
İsterseniz Hakkıyeciğim sen anneyesiyi biraz al dolaştır.
Olur mu?
Abim belki kendi gezdirmek ister anneciğim.
Yok yok sen gezdir daha iyi.
Tamam.
Ay yok yok böyle olmaz.
Yani seyahatten geldiğin için değiştir.
Böyle biz dışarı çıkalım.
Olur.
Tamam peki.
Biz dışarıda bekleyelim.
Anne bu içerideki beşik.
Sultan Abdülhamid 'in yaptığı beşik mi?
Senin aşağıda beklemen daha mükemmel.
Beni affet oğlum.
Babanı ben dadıya ikna edemedim.
Ama bak merak etme.
Yani o mutarlanın yüzünü görsün.
Yıkmış acık olacak.
İnan.
Bizi görmeye bile gelmedi.
Hoş beklemiyordum zaten gelmesini.
Ama ya odasından çıkıp binme araba bile demedi.
Yahu insan torununu da mı merak etmez?
Allah aşkım olur mu bir şey?
Ama ne olur birazcık babana, samantana.
Her şey yola gelecek.
Ha bu arada.
Hangisi anda?
Karını şey resimlerin olduğu.
Şey.
Anadan Üryam çıplak.
Niye getirdin o resimleri buraya be oğlum ya baban görse?
Ne yapacaktım yani?
Babam görmesin diye atacak mıydım?
Bazıları mühim sanatçıların eserleri.
Sen yapmadın.
Yani bazılarını ben yaptım.
Bazılarını ben yapmadım.
Ben modellik yapmakta utanılacak bir taraf görmüyorum.
Ben görüyorum ama.
Ya bir gören olsa vallahi insan içine çıkamayız.
Ölümü gör kimseyi söyleme bunu.
Yapma oğlum.
Ben herkese sanat mektebinde tanıştılar dedim.
Sen de öyle söyle.
Allah aşkına bak hatırım için.
Tamam anne üzülme.
Tamam.
Kimse görmesin o resimleri.
Fatih 'cığım.
Orası nedan sıyor?
Tüyanlar.
Ne sıyor?
İnsan tıyor.
Kılıç'ta.
Ay.
Ay deme.
Büyünce sende ne olacak?
Sende var mı?
Aloşar.
Böyle sorar sorulmaz.
Bana sorar.
O zaman da deli derler işte.
Desinler.
Kalk.
Gide.
Kaç.
Bak bak şimdi.
Bunları gördüğünüzü sakın kimseye söyleme.
Tamam mı?
Söyleme.
Cevat abim hep çıplak kadınların resmini çizmiş.
Anayız yengemi de çizmiş.
Hem de anadan ürüyen.
Tuni.
Biz gördük değil sahil.
Nerede gördünüz?
Sandığın içinde.
Sandık mı?
Nerede?
Tavan arasında.
Tamam da orası kilitli.
Nasıl girdiniz ki?
Anahtar kapının üstünde.
Burası da mutfak.
Merhaba.
Hoş geldiniz.
Harika görünüyor.
Nigar kalfa, gülperi, sümbül.
Genimiz annesiyle tanışmıştınız zaten.
Şu anda beş çay için hazırlık yapıyorlar.
Annem beş çayına çok önem verir.
Herkesin güzel giysilerini giymesini ister.
Mube neresi güzel?
Sen de güzel görmemişsin.
Allah aşkına sen kendi yan piri bacaklarına baksana.
Aneysi hanım çok güzel.
Peri kızı gibi.
Aneysi hanım değil.
Bayan aneyesi.
Gavuru.
Bayan aneyisi çok güzel.
Peri kızı gibi.
Oldu mu?
Oldu.
Nereye gidiyorsun?
Tuvalete.
Gel canım.
Allah 'ım.
Gül de bir kaş.
Çok teşekkür ederiz.
Hepimize hediyeler getirmişsiniz.
Bir kişiyi bile unutmamışsınız.
Çam sakızı çoban armağanlar Lala.
Nefim olur.
Babam odasında herhalde.
Bithat Bey 'le mühim bir konuya görüşüyorlar.
Sizi akşam yemeğinde görecekmiş.
Oğlunun torununun gelişinden daha mı mühimmiş bu mevzu?
O vakit siz kendilerine takdim edersiniz.
Sen madem burada maliyet etsek de al.
Merhaba dayıcığım.
Ne güzel sizi görmek burada.
Seni de öyle Cevahcığım hoş geldin.
Bunları size getirdim.
Mühim eserler.
Kitabınızı yazarken faydalanırsınız diye
düşündüm kaynak olarak.
O da ne acelesi var?
Bu da torununuz.
Bu da Arra.
Allah bağışlasın.
Ne diyorduk biz?
Madem burada metrekare maliyetini sekiz altından
dört altına indirebiliyorsunuz.
Burası da salon.
Çok güzel.
Bellissimo.
Kralın elf gibi.
Siz nasıl diyor?
Saray.
Burası saray.
Sanki saray gördüm de.
Yatak odaları da üst katta.
Onları da göstereyim.
Evi bitirelim.
Daha sonrasında bahçeyi ve orkide serasını da gezeriz.
Orkide ne?
Babama orkide yetiştiriyor.
Dünyanın her tarafından getirtiyor.
Çiçek orkide ya.
Anladım.
Annemle babamın odası.
Benim odam.
Ayşe 'nin odası.
Suat, Nisa ve Aliye 'nin odaları bu tarafta.
Sizin odayı da gördünüz zaten.
Herkes burada.
Evet.
O zaman biz sessiz olacağız rivetler.
Babamın çalışma odası ve kütüphane yani bibliotek.
Babamdan izinsiz girmek yasaktır.
Babam şimdi yörde.
Evet.
Nereye gidiyorsunuz?
El öpecek ben.
Git de gör gününü.
Baban yok.
Kendisi çıktılar efendim.
Ha.
Tamam ben sonra geleceğim.
Hakkı Allah.
Hakkı Allah.
Annemizin verdi.
Bahçeyi biz gezdireceğiz.
Anne sen.
Ne oldu?
Gel gel.
Çekiştirme Aliye.
Çekiştirme Aliye.
İçeri tut.
Çekiştiriyorsun.
Sen.
Nereye?
Bahçeye.
Ha.
Yavaş yavaş.
Yavaş 'ım zaten.
Aliye.
Teşekkür ederim.
Bir de Asım abim var.
Babamın ilk hanımından.
O Cevat abimden de büyük.
Ama o bizimle yaşamıyor.
Sarı ağlamla birlikte İstanbul 'a yaşıyor.
Yavaş konuşun anlamıyor.
Anladım anladım.
Siz Sarı ağlayı biliyor musunuz?
Eskiden o da bizimle yaşardı.
Ama biz adaya taşınınca o İstanbul'da kalmak istedi.
Ama artık Allah tam bizimle yaşanıyor.
Her şeye karışıyor.
Annem pek sevmez onu.
Onun için hep fark etmiş.
Öyle şey.
Tarık abi.
Sizi buralarda görmek şeref duydum.
Şakir Paşa nasıllar?
Afiyet edirler inşallah.
Çok şükür.
Size selamları var.
Sağ olsunlar.
Kendileriyle tanışma şerefine nail olmadım ama
herkes gibi ben de yakinen bir görüm verdiği hizmetleri.
Böyle kıymetli bir insanın gönderdiği selamı da
almak benim için çok büyük bir onur.
Sağ olun.
Şakir Paşa 'nın sizden bir ricası olacak.
Rica bu.
Ricası değil adı yeter Paşa'mızın.
Asım Bey 'in onun oğlu olduğunu öğrendiğimde hemen
gelsin görüşelim dedim.
Hani görüşelim derken usulden tabii ki.
Kendisinin başımızın üzerinde yeri başladı.
Şakir Paşa 'nın ricası oğlu Asım 'ı yarın işe almanız
değil almamanız.
Ve bu mesele zinhar aramızda kalacak.
Ne o?
Bir aile meselesi diyelim.
Nasıl münnansık görürsünüz.
Sağ olun.
İyi günler.
İyi günler efendim.
Babam mı?
Babam.
Acıktı galiba.
Alabilir.
Çıktın mı sen?
Hoş geldiniz.
Alayım.
Versen.
Cevatlar da geldi.
Aniyesi öyle tatlı öyle güzel ki Paşa'm.
Avrupalı kadınların soğukluğu hiç yok üzerinde.
Boynuma atıldı.
Sonra herkesi kucakladı.
Ama samimiyetle.
İnşallah Paşa'm siz de çok seveceksiniz Aniyesi 'yi.
Diyorum ki inşallah siz de çok seveceksiniz
gelininizi gördüğünüzde.
Bırak İsmet Allah aşkına.
Sırf senin hatırın için gelmelerine müsaade ettim.
Ne yapayım yani?
Bir de seveyim mi?
Hayır ben şeyden dolayı söyledim.
Neden dolayı?
Süt veriyor ya kızcağız.
Siz böyle ters muamele ettiğinizde üzülebilir.
Allah muhafaza.
Sütten kesilir.
Paşa'm Cevat 'a bir şans daha verseniz.
Neden o da mı süt veriyor?
Beni mi çiziyorsun?
Hı.
Nerelerdeydin?
Gezdim.
Gezdik biz.
Evet.
Gezdik.
Yüzdüm bir de.
Hı.
Çok güzeldi.
Cevat burası.
Rüya gibi.
Bu ev.
Paaçe.
Ada.
Deniz.
Deniz müthiş.
Ben hep burada kalmak istiyorum.
Olur mu?
Herkes çok iyi.
Annen.
Dur bakalım peşin hüküm verme şimdiden.
Daha babamla tanışmadım.
Nasıl yaramış sana?
Hı?
Evet.
Çok.
Her şey çok güzel.
Harika idi.
Let's see.
Yemek hazır demek.
En son babam gelir sofraya.
Öyle başlarız yemeye.
Yani modellerin resmedilmesi daha farklı oluyor ama.
İnsan kendi stüdyosuna çıkınca.
Ha tabii.
Yani.
Yani birden fazla tahmin edersiniz ki.
Farklı olacaktır mı?
Elbette.
Ama ben pek tercih etmiyorum.
Takdir edersiniz ki.
Hoş geldiniz.
Hoş bulduk.
Müsaadenizle size gelinimizi takdim etmek istiyorum.
Hani iyisi.
Evet ne bekliyoruz?
Sofraya geçelim.
Afiyet olsun.
Elinize sağlık anneciğim.
Çok güzel olmuş.
Afiyet olsun.
Eee Cevat 'cığım.
Memlekete dönmek nasıl?
Çok güzel.
Çok güzel.
Hakikaten.
Emin Enişteciğim.
Tabii insan.
Dönünce anlıyor ne kadar özlediğini.
Hele annemi görmek.
Dünyalara bedel.
Peki.
Şimdi ne yapacaksın Cevat 'cığım?
Resmi tahsilime burada devam edeceğim.
Sanayi Nefis adı.
Öyle mi?
Evet.
Neden bundan haberim yok?
Sizinle konuşabilmek için fırsat bulabilsem söyleyecektim.
Roma'daki okullardan sonra sanayi Nefis 'e senin
için yeterli olacak mı?
Doğrusunu isterseniz onu ben de bilmiyorum.
Ama ne yapalım?
Memleketin şartları fedakarlık gerektiriyor.
Enteresanmış.
Nedir enteresan olan baba?
Fedakarlık kelimesinin senin lügatında olduğunu
duymak bana bir enteresan geldi.
Kelime aznem sandığınızdan genişmiş demek.
Peki İstanbul mu daha güzel Roma mı?
Tabii ki İstanbul.
Mukayese kabul etmez.
Evvela burada bir deniz var.
Ah evet.
Cevat hakim denize bayılır.
Ama açık denize.
Boğaz -ı Selman mesela Robert Koleji günlerimi hatırlatır.
Ama böyle göz alabildiğine uçsuz bucaksız deniz
müthiş huzur verir.
Allah Allah.
Huzurun denizden geldiğini duymak bana bir ilginç geldi.
Mesela ben vazifelerimi yerine getirdiğim zaman
huzur bulurum.
Bir erkeğin en büyük vazifesi vatanda hizmet etmek
dışında tabii.
Ailesinin geçimini sağlamak.
Eğer bunu yapamıyorsa bir erkek huzur ona hak değildir.
Zemzem denizinde yıkansa bile.
Öyle değil mi Emin Bey?
Baba bir şey mi ima ediyorsunuz?
Açık açık söyleseniz de hepimiz rahat etsek.
İma falan etmiyorum açık açık söylüyorum zaten.
Hani evlenmişsin, çoluğa çocuğa karışmışsın.
Hala resim tahsili peşindesin.
Sesinizi yükseltmeyin lütfen.
Ben çocuk değilim.
Benden harçlık aldığın müddetçe çocuksun.
Asım ağabeyim benden kaç yaş büyük.
Neden onun çalışmamasını sorun etmiyorsunuz?
Asım 'ı karıştırma bu işe.
Neden karıştırmayın?
Yasaklıyorum çünkü.
Sizin o eleştirdiğiniz saraydan ne farkınız var o zaman?
İşte siz de tıpkı onlar gibi gerçeklerden
yasaklarla kaçıyorsunuz.
Benim bu masada gördüğüm bir tek gerçek var.
O da ailesine bakmaktan aciz bir erkek.
Bazağım yapmayın.
Ne yapma?
Bulasından harçlık istemeyi hak görüyor kendisine.
Ama evlenmek için müsaade istemiyor.
Bu mu?
Müsaadenizi istemek için İstanbul 'a geldim.
Ama siz yoktunuz.
Evet korktuğun için ben yokken geldim.
Sahi siz neredeydiniz?
Ben İstanbul 'a geldiğimde.
Hatırlayamadım.
Ha hatırladım.
Belçika 'ya gitmiştiniz.
Değil mi?
Sahi niye gitmiştiniz?
Yoksa birini mi görecektiniz?
Süper.
Anneciğim.
Anneciğim iyi misin?
Anneciğim iyi misin?
Su için.
Teşekkür ederim.
Bence bu konuları konuşarak annemi daha fazla üzmeyelim.
Senin ömrün böyle geçti zaten.
Annene sırtını yaslayarak.
Sizin amcama sırtınızı yasladığınız gibi mi?
Yalan mı?
Rahmetli amcam olmasa ne bu köşk olurdu, ne
İstanbul'daki apartmanlar, ne Afyon'daki
araziler, ne de Selanik'te inşa ettirdiğiniz o
koskoca otel.
Cevac 'cığım.
Hatta adınızın arkasında paşa ünvanı bile olmazdı.
Aşalı.
Seni haysesiz tufeli.
Şimdi geçer.
Korkmayın.
Tamam geçti.
Geçti.
Cevac Mutara.
Tamam sakin ol.
Mutara.
Almanya gidelim hadi.
Tamam uyuyordur endişelenme.
Anne maprenderle dahi.
Uyuyordur.
Uyuyordur.
Uyuyordur.
Sen deli.
Deli.
Niye kavga yapıyorsun?
Babam bizi yatacak evden.
Sen içeride numara mı yaptın?
Gerçekten korkmadın mı?
Duymadın mı bana söylediklerini?
Verdin tabii ki cevabını.
Ne yapacaktım ya?
Bir de susacak mıydın?
Evet sus lütfen.
Niye susayım?
Parma.
Önce o başlattı gördüm sende.
Önce o üstüme geldi.
O bana hakaret etti.
O elif resmen kıskanıyor beni.
Babam seni niye kıskansın ki?
Onun her şeyi var.
Fotoğraf çektiğini söylemiş miydim sana?
Ha?
Babam.
Ne?
Böyle Fransan 'a ödül falan kazandı.
Belki iyi bir fotoğrafçı olacaktı bilmiyorum.
Ama o bütün hayatını amcamın istediği gibi yaşadı.
Ben kendi istediğim gibi yaşıyorum.
Ben onun yapamadıklarını yapıyorum.
Onun cesaret edemediklerine cesaret ediyorum.
Anlatabiliyor muyum?
Anladım.
Anlıyorum ben seni.
Ama bizim bir çocuğumuz var.
Sen bunu anlıyor musun?
Civat ben burada çok kalmak istiyorum.
Bizim Roma'daki ev kötü.
Fahar ödülü.
Bizim paramız yok.
Sen biliyor ne kadar kötü.
Bilmiyor musun?
Ve ben o hayat istemiyorum.
Hem bizim için.
Hem Muhtara için.
Lütfen kavga yapma olur.
Ne yapayım yani?
Sırf parası var diye beni ezmesine müsaade mi edeyim?
Ama onu demedim.
Ne?
O zaman gidelim.
Başka bir hayat kuralım.
Ya da sen çalışırsın.
Ben ressam olacağım Aniyaz 'a.
O zaman babayla kavga yapma.
Gördünüz değil mi Emin Bey?
Abim gelir gelmez evin huzurunu kaçırdı.
Baban da biraz fazla üzerine gitti Civat 'ın.
Daha yeni evine döndü çocuk.
Babam evlenince parasını kesmese dönmezdi ki.
Parasızlıktan döndü.
Özlediğinden değil.
Annemi gizli gizli gönderdikleri de o pervaz sayıat
sürdümüne yetmedi tabii.
Emi Bey dönelim yakınızı düzelteyim.
Aniyaz 'ı beklediğim gibi çıkmadı ama.
İyi birine benziyor.
İyi birine mi?
Ah konuşmalarını bir duysaydınız ne kadar bayağı ne
kadar hafif.
Ok.
Yapma böyle.
Kusur arayan huzur bulamaz.
Haklısınız.
Herkes de senin kadar mükemmel olamaz.
Günaydın.
Günaydın.
Yeni evinde güzel uyudun mu diye merak ettim.
Rahat mıydı yatağın?
Yatak çok rahat.
Ama ben uyumadı.
Onların kavgası.
Ben çok üzüldüm.
Tarra uyudu mu?
Hayır.
Öyledir.
Anne huzursuz olursa bebek de huzursuz olur.
Ram.
Bir kızım.
Bir tanecik kızım benim.
Güzelim.
Bizi çok sevdi.
Biz de onu çok seviyoruz.
Onlar hep böyle kavga yapacaklar.
Neden?
Erkekler böyledir.
Sanırlar ki mühim olan haklı olmaktır.
Oysa ki esas olan mutlu olmaktır.
Hele ki aileysen.
Birbirini çok seversin.
Kusurlarını.
Görmezsen gelirsin.
Anladın.
Evet çok iyi anladın.
Dünyanın düzeni değişmez.
Erkekler savaşır.
Ama kadınlar kazanır.
O yüzden şimdi iş sana düşüyor.
Bana mı?
Ne oldu vaz mı geçtin?
Hayır.
Ben mutara getirdim.
Gördüm.
Siz almak ister misiniz kucak?
Üstüm hep kirli.
Tamam.
Çok güzel değil mi?
Bu örkideler müthiş.
Siz mi bakıyorsunuz onlara?
Aha.
Çok güzel değil mi ki sen bak?
Ben biliyorum siz haklı.
Cevat çalışmak gerek.
Ben de istemiyorum o okula gitsin.
Çünkü artık bizim bir bebek var.
Biz ona bakmamız lazım.
Kocan pek böyle düşünmüyor.
Düşünecek.
Nasıl olacak o?
Sen mi ikna edeceksin?
Evet.
O zaman sana kolay gelsin.
Allah 'ın eskaliye.
Bonjour.
Miss Shriver.
Ben mutfağa gidip su içeceğim.
D 'accord.
Aliye.
Ben de çok susadım.
D 'accord.
Depesce vu.
Bakalım.
Aliye Sengem Roma'da ne yapıyordu?
Resim tersil ediyordu.
Bir de sana akıllı diyorlar.
O kadar aptalsın ki.
Resim falan tahsil etmiyordu.
Çıplak modellik yapıyordu.
Uydurma.
O zaman söyle bakalım çok akıllı Fahra Nisa.
Niye sandıklı ki resimlerde?
Başka başka ressamların imzaları var.
Fark etmediniz değil mi abanaklar?
Fark etmedik.
Çünkü biz senin gibi habere gidip o resimlere bakmıyoruz.
Hayır.
Aptalsınız işte.
Aliye.
Bak.
Beni iyi dinle tamam mı?
Tamam.
Aliye'si Yengemi seviyorsun değil mi?
Evden gitmesini istemiyorsan bu sırrı kimseye söylemeyeceksin.
Tamam mı?
Neyi kimseye söylemiyorsun diye bakalım mı?
Eee hiç.
Aliye'm söyler bana bence.
Ah.
Yusun.
Ben bu anneye sakın.
Gel sen üzülme gel.
Üzülmedim ki acıdı.
Ya üzülmedin olur mu?
Üzüldün tabii.
Oh.
Oy gel.
Kuşum hiç kıyamaz ablası ona.
Hey.
Oh.
Biliyor musun Aliye?
Üzüntü en kötü şey.
Benim dedem üzüntüden öldü.
Aaa.
Bu.
Bir öyle üzüntü işte çok kötü.
Öldü bir insanı.
Bir de ne kötü biliyor musun?
Ne kötü?
Sır saklamak kötü.
Anneciğim de ondan öldü.
Sırı mı tuttu?
Hı hı.
Ne sırrı?
Ben ne bileyim ne sırrı?
Kadıncağız kimseye söyleyemedi ki ölüverdi gitti işte.
Güzelim benim.
Birimize söyleseydi ölmezdi.
Sen sakın sır saklama olur mu?
Yoksa?
Ölür mü ya?
Tövbe Aliye.
Ağzından yel alsın öyle şey olur mu?
A bak biz şöyle yapalım.
Sen ne sırrın olursa gel Sümbül ablana söyle.
Biz seninle sırdaşı oluruz bak ben kimseye söylemem
tamam mı?
O zaman söyle bakalım.
Ablan ne diyeten biliyordu az önce seni?
Yengenin bu evden gitmesini istemiyorsan neyi
kimseye söylemeyecek misin?
Aliye.
Daha gencecik yaşında.
Ölmeye değer mi daha küçücüksün yazık günah.
Söyle bir tanem.
Ne oldu?
Derse geç kaldım.
Abla.
Buldum.
En güzellerini en sona sakladım.
Dur bakayım bakın.
Bu Cevat abi bu da ben.
Siz çok tatlı.
İngiltere Bat'tayız o zamanlar.
Hiç İngiltere'de bulundunuz mu?
No.
Çok güzeldir.
Bakın burası Güney Fransa.
O kadar güzeldi ki.
Çok güzel.
O gün Akki ablam gelememişti hastalandığı için.
Ama yine de çok eğlenmişti.
Hiç Fransa'da bulundunuz mu?
Yok ben sadece Roma gördüm.
Ben de Roma 'yı görmedim.
Esasında görmüşüm ama çok küçük olduğum için hatırlamıyorum.
Ayşe.
Siz de mi buradaydınız?
Eflat 'ın şalımı alacaktı.
Gel ablacığım hoş geldin.
Biz de yeni geciğimle Avrupa seyahatlerimize bakıyorduk.
Sizin aile çok fotoğraflar var.
Tabii rahmetli amcamla babam çok meraklıdırlar fotoğraflara.
Hatta babam Fransa'dan ödül bile kazanmıştı.
Evet ben biliyorum.
Cevat söyledi.
Cevat abim her şeyi anlatmış.
Anlatacak bir şey bulamıyorum artık.
Köşkte karanlık odası bile var fotoğrafların olduğu.
Aa bir gün sizin yaptığınız resimleri de görmek isteriz.
Benim resim?
Evet.
Ama ben resim yapmıyorum.
Nasıl yani?
Siz Cevat abimle sanat okumda tanışmadınız mı?
Evet orada tanıştık ama ben resim yapmıyorum.
Ben şey yapıyorum.
Siz nasıl diyor?
Spetak meselesi işi.
Ha mesela.
Şunu yapıyorum.
Böyle.
Ne iş şey heykel heykel.
Heykel mi?
Sarı hanımlar geldiler.
İsmet hanım anneyesi bebeği de getirsin dedi.
Ay ben daha giyinmedim bile.
Benim düğmelerim 20 dakika sürüyor.
Ne?
Ya benim giyecek hiçbir şeyim yok yine.
Uyandı mı sen?
Uyandı mı kızım?
Kim geldi?
Dedesi mi geldi?
Güzel kızın ama gelmiş.
Hadi gel.
Gidelim mi?
Gidelim.
Maşallah.
Maşallah.
Allah hayırlı ömürler nasip etsin inşallah.
Teşekkür ederiz ablacığım.
Amin.
Geçmiş olsun hastasınız herhalde.
Yo.
Hasta değil.
Nereden çıkardınız ablacığım?
Misafirin yanına terlikleriyle gelmişti.
Hasta zannettim ben.
Henüz adab usulü öğrenmedi tabi ablacığım.
Öğrenir öğrenir.
Sen bile öğrendiğine göre.
Ben Mutara için Agop ustaya bir beşik ısmarladım ama
rahatsızlandığı için yetiştiremedi.
Bir iki güne kadar yetişecek inşallah.
Ne güzel düşünmüşsünüz.
Değil mi Cevacığım?
Evet.
Çok güzel düşünmüşsünüz.
Gerçekten.
Beşik.
Ha evet.
Mutara beşik.
Çok güzel.
Ben hiç görmedim öyle beşik.
Hangi beşik?
Mutara?
İdareten bir beşik koymuştuk da halacığım odaya.
Annesi de beğenince.
Padişah yaptı o beşik değil mi?
Hakiye için.
Bu çocuk Sultan Abdülhamid 'in Hakiye için.
Hakiye için yaptığı beşikte mi uyuyor?
Bana cevap ver İsmet.
Kardeşimin ölümüne sebebiyet veren Sultan
Abdülhamid 'in yaptığı beşikte mi uyuyor bu çocuk?
Evet ablacığım.
Kardeşimin haberi var mı bunda?
Yok.
Sebep?
Bebeği görmek için odaya bile gelmedik.
Arabayı hazırlasınlar.
Kalk gidiyoruz Asım.
Hayırdır abla nereye gidiyorsunuz?
Otur.
Otur.
Otur.
Otur.
Hak yeğenin beşiğini Mutara için hazırlamıştık.
Ablan ona sinirlendi.
Benim kabahatim.
Beşik yetişmeyince.
Size de malumat vermemişler.
Her çocuk kendi kısmetiyle dünyaya gelir derler.
Bu çocuğun kısmetine de Abdülhamid Han 'ın yaptığı
beşikte sallanmak düştü.
Siz yenisini getirene kadar tabi.
Ablacığım hoş geldiniz.
Hoş bulduk.
Asım.
Nasılsın oğlum?
İyiyim babacığım.
Siz gördüğünüzde hayır oldun.
Yakında size çok güzel bir haberim olacak inşallah.
Ne hakkında?
İyi.
İyi.
Bir ilişki görüşmen var.
Fevkalade ümitliyim bu defa.
Hayırlı olsun.
Hayırlı olsun.
Yansım inşallah.
Bir de ne söyledi duydun mu?
Kim?
Oğlun Cevat.
Efendim ben Muttal 'ın odasına bir kere bile girmemişim.
Bir kere bile.
Böyle söyledi.
Ablama hem de.
Girmedin ama Şakir.
Yahu neden gireyim?
Yani usulen öyle gerekir.
Senin oğlunun yaptıkları usulen doğru mu acaba?
Kızın Tekin 'i hamile bıraktı.
Peşine taktı getirdi buralara.
Parası bitmeseydi buralara gelir miydi tabi o da
aynı mesele.
Sittin seni Avrupa 'ya giderdi orada avalelik
ederdi biliyorum.
Ama tabi senin ona yolladığın paralar onun o cici
hayatını idame etmesine yetmediyse demek ki böyle
baka baka geri döndü çocuk.
Hayır hayır hayır.
Hayır.
İsmet lütfen yapma ya.
Lütfen.
İsmet lütfen.
Hayır.
İsmet lütfen.
Ben asla Cevat 'a para yollamadım.
Ne münasebet.
Ne münasebet.
Allah rahatlık versin.
İsa biliyor musun?
Susarsam uyuyacağım.
Ben uyuyemiyorum.
Sabah sekiz buçukta piyano dersi var.
Uyu.
Ben büyüdüğümde evimde hiç saat olmayacak.
Hepsini atacağım.
Neyi ne zaman istiyorsam o zaman yapacağım.
Ama ya büyüyemezsem büyüyemeyebilirim.
Sırt tutan çocuklar büyüyemezmiş.
Sen bunu biliyor muydun Nisa?
Günaydın.
Günaydın.
Buldu sana.
Çok karnım ağrıyor.
Sunil abla.
Karnın mı ağrıyor?
Allah Allah.
Şunu koyalım bakalım.
Belki işe yarar.
Dikkat et sıcak.
Gelci.
Anneciğimle işe yaramamıştı.
Ne yaramamıştı?
İşte ne bileyim böyle şeyler falan.
Onu da koyduk da işe yaramadı.
Burada mı?
Hı.
Aynı böyle senin gibi karnı ağrıdı ağrıdı ağrıdı ağrıdı.
Sonra da öldü gitti.
Ne mi öleceğim?
Yok kuzum sen niye öylesin?
Dedim ya o sır tutuyordu.
Ondan öldü.
Ben de sır tutuyorum.
Ne sırrı?
Söyle kuzum bana.
Söyle tutma.
İçinde ne sırrı?
Ben müsaitseniz bir iki bir şey konuşmak istiyorum
da sizinle.
Konuş.
Öncelikle bizi eve kabul ettiğiniz için hakikaten
benimle tarifim.
Ve aslında özür dilemek istiyorum ben.
Geçen gecek muhabbetimizden ötürü biraz ben ileri gittim.
Farkındayım.
Biraz mı gittin?
Evet birazdan biraz daha fazla ileri gittim ama
sonuçta biz baba oğluyuz değil mi?
Ben sizin sıkıntılarınızın farkındayım.
Mali kaygılarınızı görüyorum.
Eğer müsaade ederseniz geleceğe dair bir iki
planımı söylemek isteriniz.
Fazla uzatma.
İstiyorsanız bu konuşmayı bir iki gün sonra da yapabiliriz.
Sizin daha az sinirli olduğunuz bir gün.
Benim birkaç gün sonra sinirimin geçeceğini
nereden biliyorsun sen?
Ben vereceğim güzel haberin size biraz yardımı olur
diye düşündüğüm için öyle söyledim.
Roma'da biriyle tanıştım.
Fransa'da yaşayan bir Türk.
Kendisiyle pek çok kez görüşmeye fırsatı da buldum.
Bütün Avrupa'da büyük işler yapan birinin oğlu.
Selanik'teki otelle ilgileniyor.
Hem de ciddi olarak.
İlgileniyor derken?
Yani satın almak istiyor.
Rumeli bu kadar karışıkken bulunmaz bir fırsat bu baba.
Ben araştırdım soruşturdum çok saygıdeğer çok
dürüst bir aileymiş.
Rumeli madem bu kadar karışık neden bu insanlar bu
oteli satın almak için can atıyorlar acaba?
Aptal mı bu insanlar?
Yapmayın baba.
Bu teklif başımıza konmuş bir talih kuşu.
Yeter herkes hadi uzatma.
Hayatında bir gün bile çalışmamış birinden akıl
alacak birisi değilim ben.
Talih kuşuymuş.
Kazla Leyla 'yı ayırt edemeyecek adam gelmiş burada
bana ahkam kesiyor.
Hem ben anlamıyorum sen bu otelin satılmasıyla niye
bu kadar ilgilisin acaba?
Geleceğim yok diyorsun al sana bu otelde gelecek.
Senin bu otelde kendine uygun yeteneklerine uygun
yapabileceğin pek çok iş var.
Ne gibi?
Valiz taşımak gibi.
Yatış da ortalık karışmış.
Nasıl ölürmüş?
Kek kurşunla kalbinden vurmuş.
Vay hay.
Bu da evlat olacak işte.
Götürün.
Baba.
Geldin mi?
Geldim.
Al bakalım.
Hazır mısın?
Hazırım.
Şu ayağı aç bakalım.
Tamamdır.
Çocuklarım ben.
Çocuklarım.
Çocuklarım.
Cihaz ne oldu iyi misin?
Çık giden yazıyor.
Siz yine kavga yaptınız.
Çık dedim sana.
Çık dışarı.
Neden yine kavga yaptın?
Bak çık yoksa elimden bir kaza çıkacak.
Çık git.
Paçaya gidiyoruz tamam mı?
Oldun mu?
Günaydın.
Günaydın.
Evet.
Hazır mısın?
Evet.
Peki.
Evet biraz solun ha.
Çok güzel.
Evet.
İyi.
Tamam.
Güzel.
Hareket etme.
Öne gelme geri gitme.
Hiçbir şey yapma.
Gülümse.
Çekiyorum.
Çektim.
Teşekkür ediyorum küçük hanım.
Babacım.
Ben de sizin fotoğraflarınızı çekebilir miyim?
Benim fotoğrafımı çekmek istiyorsun.
Nasıl çekildiğini biliyor musun?
Çek bakalım.
Baba.
Çok güzel görünür.
Çok isterim ama.
Uyu.
Fotoğraflarınızı çekeyim.
Babamla.
Evet.
Olursun.
Olursun.
Tabii.
Tabii.
Can't find what you're looking for?
Get subtitles in any language from opensubtitles.com, and translate them here.